10 Kasım 1988 Perşembe 5
• AN ¡ Ü NCELEME • ARAŞTIRMA
ARTIK, YORGUN VE SAĞLIKSIZ
ölüm ünden ^ ay kadar önce, ^Atatürk'ün /■ yaptığı son kabullerden biri. Büyük Ata' nm son derece yorgun ve sağlıksız olduğu her halinden belli oluyor. Soldan üçüncü, ism et Paşa dair sonra Başbakanlığa geleli henüz birkaç ayı geçm eyen Celal Bayar.
M ^ ü r k ’ûn Dışişleri Bakam TevfikRüştü A ra s’ın anılarından
Öksüz y ılla r
• 10 Kasım sabahı, Başbakan Celal Bayar,
İstanbul’dan Ankara’y ı arar; D ışişleri Ba
kam Dr. Tevfik Rüştü Aras’a, ‘ M aalesef
Atatürk’ümüzü kaybettik’ der. Hükümet
üyeleri, Ankara’da hem en İçişleri Bakam
Şükrü Kaya’n ın evine çağrılır, bir durum
değerlendirm esi yapılır. Ulu Önder’in ölü
müyle devletin kuruluş devri kapanmıştır.
AŞBAKAN Celal Bayar. 1938 yı lının 10 Kasım sa- İbahı, İstanbul'dan "Ankara'yı arar; Dışişleri Bakanı Dr. Tevfik Rüştü Aras'a, “Maalesef Atatürk’ümüzü kaybettik” der. A n kara’daki hükümet üyeleri, hemen İçişleri Baka nı Şükrü K aya’nın evine çağrılır, bir durum değerlen dirmesi yapılır ve ilk iş ola rak, Atatürk'ün ölümüyle il gili bir hükümet beyanname si kaleme alınır; İstanbul’da bulunan Başbakan’m telefon la mutabakatı sağlandıktan, sonra beyanname. Anadolu Ajansı’na verilir.
Artık Cumhuriyet'in ku rucusu ebediyete intikal et miş. O nun ölümüyle devletin kuruluş ve yükseliş devri ka panmıştır.
Şimdi, yeni bir devir baş layacaktır.
11 Kasım sabahı, Dr. Tev fik Rüştü Araş, Meclis’e git meden önce İsmet Paşa'nm evine uğrar. Paşa, kalkmış, giyinmiş, evinin iç kapısı önünde bir ileri bir geri gidip gelmektedir Dr. Araş, “ Ök süz kaldık Paşam” der ve hükümetçe zeminini hazırla dıkları,. “ Cum hurbaşkan- lığı'na İsmet Paşa'nın seçil mesi” toplantısına katılmak üzere Meclis'e hareket.eder.
Oylama yapılır. İsm et İnönü, Atatürk'ten sonra ikinci Cumhurbaşkanı seçil miştir. Büyük Millet Meclisi Reisi A b d ü lh â lik Renda hem karan bildirmek, hem de Meclis'teki yemin törenine davet etmek üzere Pembe Köşk’e gider. Paşa, frakının göğsünde İstiklal Madalyası ve Birinci Dünya Savaşı'nda kazandığı nişanlarla kürsüye çıkıp yemin eder. Hüzünlü bir ortamda tebrikler yapılır ve eski .Meclis binasının yan odalarından birinde, Baş bakan Celal Bayar arkadaş larına, hükümet olarak istifa larını Paşa'ya takdim edece ğini söyler. Bu, usul gereği dir. Yeni başbakanı tayin ko nusunda devlet başkanını serbest bırakmak, hükümete düşen tabii bir görevdir.
ÖNCE. DEĞİŞEN BİR ŞEY YOK GİBİDİR
B
AYAR, istifa kararını bildirdikten sonra, ar kadaşlarının ..yüreğine su serpmek için, “ Öyle zan nediyorum ki. Paşa hazret leri yeni hükümeti kurma ya beni memur edecekler dir. Bu takdirde pek büyük bir değişiklik olmayacak demektir; yine hep beraber görevim izi sürdüreceğiz” der. Öyle anlaşılmaktadır ki; Paşa ile Bayar arasında bir öngörüşme yapılmıştır. Ba yar da bir yıl önce Atatürk' ün sağlığında teşkil ettiği hükümeti sürdürmeyi düşün mektedir. Zaten, Atatürk devrinin klasikleşmiş bir hü kümet .modeli vardır. Baş bakan İsmet Paşa olacaktır. İçişleri'nde Şükrü Kaya. Dı şişlerinde Dr. Tevfik Rüştü Araş değişmez. Böyle birkaç “değişmez" daha vardır..Ma liye'de Fuat Ağralı, Milli Sa- vunma'da Kâzım Özalp. Ba yındırlık ve Miinakalat’ta Ali Çetinkaya (Kel Ali), Sıh- hiye'de (Sağlık) Dr. Refik Saydam, Gümrük Tekel’de Ali Ranâ Tarhan, Adalet’te Şükrü Saraçoğlu, Milli Eği- tim’de (son yıllarda) Saffet Arıkan hükümetin temel taş larıdırlar. Atatürk'le İsmet Paşa'nın arasına soğukluk girdikten sonra Bayar'a kur durulan yeni hükümette de bu güvenilir şahsiyetler ay nen muhafaza edilmişlerdir. (Sadece Refik Saydam kabi neye girmek istememiştir.) Dolayısıyla. Bayar'ın dediği, "Görev alırsam, yine bera ber olacağız" teminatı, hep sine olağan gelmektedir. Arı Çhamhurbaşkajılıgma, Eski Başbakan İsmet
İnönü seçilir... Y en i hükümeti, yine Celal
Bayar kuracaktır. Tevfik Rüştü Araş ve
Şükrü Kaya, Cum hurbaşkanının isteği üze
rine, kabine dışı kalırlar... Tevfik Rüştü, bu
tavra fena halde kırılır... Artık, Londra Bü
yükelçisi olarak hizm et verecektir. Avru
pa’da sıcak savaş rüzgârları esmektedir.
YENİ YAZI DİZİSİ
□
Hazırlayan:
Sadun TANJU
Diziyi Sunarken
A TATÜRK devrinin D ışişleri Hakanı Dr. T evfik Rüştü A raş in . A tatü rk'ün ölüm ünden sonraki kritik d ört yılı anlatan bu antlarını. H ü rriyetin h er ya şta ki oku yu cu ları, büyük bir ilgiyle takip ed ecek -
terdir.
Dr. A raş, A ta tü rk 'ün ölüm ünden yaklaşık 10 av sonra patlatan tkin ci Dünya Savaşı nın alevleriyle sarılm ış bir Türkiye 'de, ü lkeyi yön etm e sorum lulu ğunu yü klen m iş bulunan İsm et İnönü inin dış p oli tikadaki y en i arayışlarını eleştirici bir dille anlat m akta: iç ve dış politikadaki kişileri, onların rol oynadığı olayları başarıb bir film sen aryosu gibi g özler önünde canlandırm aktadır. H ürriyet oku yu cuları, D r. T evfik Rüştü A n isin anlattıklarıyla, cum huriyet tarihim izin bu bölüm ü hakkında yen i bilgiler edin eceklerd ir.
Bu diziyle A tatü rk'ün D ışişleri Bakanı Dr. T ev fik R ü ştü iıün anıları tam am lanm ış oluyor. Daha ön cek i iki bölüm , A ta tü rk 'le İlgili A nılar (Kasını 19H7) ve A tatü rk D evri İç ve Dış Politika Anıları (M art 1988) d izileriyle H ü rriyet'te yayınlanm ıştı. A ta tü rk 'ün ölüm ünün 50'nci yıldönüm ü m ünasebe tiyle yayınladığım ız bu sotı bölüm le, özellikle g en ç kuşaklara, yakın tarihim izin önem li bir tanığının duygu ve düşüncelerini aktarabildiğim iz için m em nunuz. Dr. Araş in anlattıklarının olaylara ve in sanlara kişisel bir bakış olduğunu da hatırlatm ak isteriz. A ta tü rk 'ün d eğer veıd iği çok yakın bir çabş- m a arkadaşının bakışıdır bu dizide anlatılanlar...
R F I f t F Başbakan Celal Bayar’ın. Dr. Tevfik Rüştü Aras'a kabine dışı kaldı- u f c u u i l tın ı bildiren veda m ektubu (en üstte). İsmet Paşa'nın Dr. Aras'a çok güvendiği günlerin birinde, İnönü'nün kolu, Dr. A rasın omzunda... İsmet Paşa, Cumhurbaşkanı olur olm az. Celal Bayar’dan, Aras'ın görevden alınmasını istemişti... tık Atatürk ölmüş, kırgınlık
diye ortada bir şey de kalma mıştır. ismet Paşa, bıraktığı yerden devleti yönetmeye de vam edecektir.
Derken, ilk “şok” herkesi şöyle bir sarsar. Gerçekten de Paşa, hükümeti kurma işi ni Bayar'a vermiştir ama
İNGİLTERE'DE M İLLİ MAÇLARDA CMNAYAN E N YAŞLI FUTBOLCU W ILLIA M HENRY B ILLY M E R E D /m : D tR. (1874.1958) B U FUTBOLCU 1920 YILININ M A R T AYINDA 45 YAŞINDAYKEN İN G İLTE R E - GALLER MAÇINDA S A Ğ A C IK O Y U N C U SU O LA R A K YER ALM IŞTI. WILLIAM N EN RV M EREO m IB 9 5 T E N t9 Z 0 ’Y£ K AD AR TAM 2 6
V I MİLLİ TAKIM IM YER ALDI.
kendisine sunulan listeye bir göz atıp “Tevfik Rüştü Bey ve Şükrü Kaya Bey arkadaş larımız çok yorulmuşlar dır, onları biraz dinlendi relim” demiştir. Demek ki, İsmet Paşa, devletin iç ve dış politikasında yeni bir tavır takınmak düşüncesindedir. N ORM U N UYHITES/DE/SE FUTBOL TARİHİN. D E İN GİLİZ MİLLİ TAKIMIN. D A YER A L A N E N GE N Ç OYUN. C U OLARAK AN/L/R. B U TUT. B O LC U Y7HAZİ R A N 1982 ’ D E K U ZE Y İRLANDA- YUGOSLAVYA M İL L İ MAÇINDA K U Z E Y İRLANDA TAKIM IND A OY N AD IĞ IN D A H E N Ü Z 17 YAŞINDAYDI. Şimdi Dr. T e v fik Rüştü Aras'ı dinliyoruz._________ DR. TEVFİK RÜŞTÜ ARAS ANLATIYOR
TENİ devlet reisin in idaresindeki ilk hükü metin k u ru lu şu n u n
ertesi günü, yeni Dışişleri Bakanı olan Saraçoğlu Şük rü Bey ziyaretime geldi. İs met Paşa’nın beni Londra Büyükelçiliği'ne tayin et mek istediğini söyledi. Ka bul ederim dedim. Konuş ma esnasında edindiğim kanaate göre Şükrü Kaya Bey’e bir görev verilmesi henüz dü şü nü lm üyordu. Vaktiyle, Fethi Bey Kabi nesi düştüğü zaman, ismet Paşa ile Şükrü Kaya Bey ve Şükrü Saraçoğlu Bey arasın da bir kırgınlık olmuştu ve ben her ikisini de evime davet ederek, birkaç kez İs met Paşa ile buluşmalarını sağlam ış, araların ı b u l muştum. Şimdi Şükrü Sara çoğlu Bey. İsmet Paşa’nın bu kadar güvenini kazandı ğına göre -onu benim ye rime Dışişleri Bakanı yap mıştı-, Şükrü Kaya Bey'le de aradaki buzlar zamanla çözülür diye düşünüyor dum.
“Ben, yeni İçişleri Ba k a n lığ ın a getirilen Fethi Okyar Bey’in yerine düşü nülmüştüm. Londra’ya ha reket etmeden önce İsmet Paşa’yı birkaç kez ziyarete
gittim. Bu ziyaretlerin bi rinde, Paşa’nın evinde baş başa çay içiyorduk. İçim den sitem etm ek g eld i. 'Sizin devlet reisi olduğunuz bir sırada benim hükümetin dışında kalmam ne kadar ha zin değil mi Paşam' deyince, İnönü bir süre sustu, sonra, 'Sizi uzun müddet Londra'da bırakmam’ cevabını verdi. A rtık h a zırlık la rım ı ta mamlamıştım. Hem veda etm ek, hem de görevim hakkında son talimatı al mak m ak sadıyla Devlet Başkanı’ nı evinde son bir ziyarete gittim. 1939 yılba şından sonraki ikinci gü nün gecesiydi. Paşa, Dışiş leri Bakanı Şükrü Saraçoğ lu ’ nu da ç a ğ ır m ış t ı. Üçümüz baş başa vererek dünyanın siyasal durumu nu mütalaa ettik. Dünya nın gidişatının ikinci bir cihan savaşına doğru yö neldiğini, zaten eski gö revim sırasın da Paşa’ ya pek çok defa yazılı ve şi fahi olarak izah etmiştim. Yeniden bir durum değer lendirmesi yaptım. Alman ların acele fakat cok iyi bir (Devamı Sa.14. Sü.î'de)
Y eşil sahalardan.
M İLLİ M A Ç L A R H E R Z A M A N BÜ YÜ K SE YİR C İ TOP. LA M fYD R . Ö R N E Ğ İN 27 M A Y IS [9 B Z D E
VTREKM AM 'DAKİ YARIŞ SAHASIN DA OYNANAN G A L L E R . K U ZE Y İRLAN DA M A Ç IN I SA D E C E
2 3 İ5 SE --- ---Hiç yaln ız
yürümeyeceksin... J
Çizen: DICK MILLINGTON
D ünkü çö zü m
1
2 3
4
5 6 7
8
9 10 11 12
1 2 3 4 5 6 7 8
1
sokian sofla
|
1 - Güzel ses çıkarmak ve öt mek (terennüm etmek)... Gü nün karanlık kısmı, 2 - Kıyamet te toplanılacak olan meydan (mahşer meydanı)... Kireçle zeytinyağı dövülerek yapılan bir macun, 3 - Afrika'da bir ülke... Tasfiyehane (arıtımevl), 4 - Bir çalgı... Ateşli ve bulaşıcı bir hastalık... Bir nota, S- Boliv ya'nın başkenti... Yumuşak, yu varlakça ve irice... Boru sesi,
6- Vücudun orta kısmı... Bir
gezegen adı, 7 - Kimi nefesli çalgılarda titreşerek ses çıka ran madeni İnce levha... Es kiden içki âlemlerinde içki d a ğıtan kimse... Ced, 8*- Yaşayan
şeylerde doğup çoğalmak...
Havaalanlarında bulunan ve çevredeki uçak uçuşlarını de- 2I ^
netlemeye yarayan sistem, 9 - 3 Boğa güreşçisi... Kuzu sesi, 4
1 0- Yanağın alt kısmı... Adana- 5
nın bir ilçesi. J
■ 7
8
Yukarıdan aşağıya
1 - Bal konulan ufak tekne... Daha doğurmamış genç İnek, 2 - Bazı bazı (seyrek olarak), 3 - Adale... Irmaklarda işleyen, altı düz kayık, 4 - Sahip... De nizli'nin bir ilçesi... Bir mastar eki, 5 - Hastalıklı... Ateşli silah larda namlu içindeki dolam baçlı çıkıntılar, 8-Atalardan ge
len... Orta boy bir şebek cinsi, 7 - Talihleri çizdiği sanılan ola ğanüstü güç... Bir nota, 8- Kimi
□ H E n n i E i ı u r a ısta
B E i a n B H H n E E
p u s b o h m
raısfiH
B H I3EIE1E1B RİO
I
1
CQ UROE
3
F
3
O H E3I3 I3 BP1I3
s b h b h b
raraao
a s nntiHO
ms
B
t a a c a C T E fa a e !B H H L 3 E 3 B U C M I
M £ Jbalıkların İste kurutularak yapı lan pastırması, 9 - Tabaklanmış kalın deri... Matematikte bir sayı adı... Fasıla, 1 0 - Tohum ekme aygıtı (mibzer)... ince tiiy, 1 1 - C esaret ve yiğitlik... Eksik siz, 1 2 - Genişliği... Göz, kaş veya parmakla gösterme.
için , S ov y et R u sy a ’ n ın , İtalya’nın hatta Japonya’ nın bir harp vukuunda na sıl hareket ed ecek lerin i mütalaa etmeden, çok ta raflı dostluk politikasını terk etmek hatalı olurdu. Tarafsızlık dışında bir si yasetin Balkan Antantını dağıtm asından, Sadabad manzumesine zarar verme sinden korkuyordum. Yeni bir politikfî tayin edecek sek, bu iki gruptaki dost devletlerle durumu birlik te incelemek gerekir diye düşünüyordum. Bu yoldaki g örü şlerim , zaten İsmet Paşa tarafından da eski ka bine arkadaşım Şükrü Sara çoğlu tarafından da bütün ayrıntılarıyla biliniyor ve tasvip ediliyordu. O gece de aynı görüşte birleştik. İs met Paşa, küçük bir kâğıt aldı ve bana verdiği tali matı kendi eliyle not etti:
1) Hitler Almanyası ile Polonya arasındaki Danzing ve koridor ihtilafından dolayı Avrupa’da muhtemel harbin zuhuru halinde Türkiye ta rafsız kalacaktır.
2) Türkiye taarruza uğrar
3) Türkiye'nin takip ede ceği böyle bir siyasete, dost İngiltere’nin ne gibi bir yar dımı olacaktır? Bu cihetin öğ renilmesine çalışılmalıdır.
Bu ta lim atı aldık tan sonra ertesi gün İstanbul’a hareket ettim. Oradaki iş lerimizi de bitirdikten son ra en geç şubatın birinci günü Londra'da bulunmak üzere Viyana üzerinden yola çıktım.
“
LONDRA'DA SICAKKARŞILANIYORUM"
I
NGİLİZ Dışişleri Bakanı Lord Halifax, ben Dışiş- leri’nden ayrıldığım za man çok sitayişti bir mesaj g ö n d e r m işti. B ü y ü k elçi olarak Londra’ya gelişimi o ve İngiliz Dışişleri çok sıcak k a rşılad ı. Kral ve Kraliçe tarafından kabul edildikten sonra Lord Ha lifax ile bir öğle yemeği ye dik ve dünyanın endişe ve rici gidişatı üzerinde fikir lerim izi söyledik. Lord’u makamında ziyarete gidi şimde, bana, İngiltere’ninğunu açıkladı ve düşün cemi öğrenmek istedi. ‘Bu, j geçici bir zaman için de olsa Hitler’le Stalin’i yaklaştıra bilir’ dedim. ‘O takdirde siz ce ne yapılmalı?’ diye sordu. ‘Polonya ile Romanya arasın da Sovyetler’e karşı bir sa vunma antlaşması vardır, belki Sovyetler bu antlaş maya dahil edilebilir; bu tak dirde, iki cephe karşısında kalacak Almanya, barış yolu nu tercih edecektir sanı yorum’ cevabın ı verdim . Lord Halifax: Böyle bir teşeb büsü başarıya ulaştırmak hayli uzun zaman ister’ dedi ve ekledi: ‘Zaten, Başbakan Chamberlain, Polonya Dışiş leri Bakam Kolonel Bek’e söylediğim ittifakı vaat etmiş bulunuyor.’
“ ‘öyleyse, yapacak pek bir şey kalmamış Ekselans’ dedim. Aramızdaki konuş maları bütün tafsilatıyla Ankara’ya rapor ettim.”
YARIN:ANKARA DAN GELEN ZILGIT
13 Kasım 1987 Cuma ( s )
A tatü rk ün
kayb ettiği
tek savas
ilk
komayı atlatan Atatürk,
beni yanma çağırıp fısıldadı:
*Ölüm,
çok
kolay bir $eymi$
Y a y ı n a h a z ı r l a y a n : S a c lu n TANJU
A ta tü rk , çırp m ışla r içinde geçirdiği ilk kom adan son ra TevAk Rüştü A ras’a şöyle diyordu: ‘ İşte görü yorsu n ki, ölüm den geri geldim , on u yakından g ör düm. A rtık benim için üzülm ene gerek y o k Tevflk R üştü... H içb ir elem ve ıs tıra p d u y m a d ım ...”
A ra ş, a m la m ın en acı sayfalarında şöyle diyor. “İstanbul’dan Celal Bey (B ayar) aradı, ‘A tatü rk’ü kaybettik’ dedi. Hüküm et b ild irisin i baz ir lama gö revi bana v erild i. Beyannam eyi kalem e adarken,
1 9 3 8 yılan ın o kasım günü, M ustafa Kem al’le geçen 3 0 yılan bat ıra la rı gözümün önünde canlandı...*
in ö n ü , oybirliği ile Cumhurreisligi’ne seçildi. Paşa, göğsünün sağında ve solunda İstiklal Madalyası ve Bi rin ci Dünya Harbi’nden kalma madalyası ile kürsüye çıktı. ‘Milletimizi anarşiden ve cebirden uzak, bütün vatandaşlar için müsavi emniyet havası içinde bulun durmayı, Curnhuriyet’ln en kıym etli nim eti biliyoruz’ dedi Doğrusu, bu beyanatı hoşum a gitm em işti..’
bulunmadığı için yalnızlıktan iirktüm, Dahiliye Vekili Şük rü Kaya Bey'in evine misafir oldum. Şükrü Kaya, benden önce Ankara'ya gelmişti. Ara dan kaç gün geçti bilmiyorum. İstanbul'dan Celal Bey (Ba- yar) telefonla aradı. “ Atatür k'ü kaybettik" dedi. Kaşım ayının 10'uncu günüydü. İcra Vekilleri Heyeti arkadaşları mızı Bakanlar Kurulu: Şük rü Kaya Bey'in evine çağır dık. Memleketimize ve vazife lerimize ait işieri konuştuk. Önce bir hükümet beyanname si yazılması kararlaştırıldı ve vazife bana verildi. Arkadaşlarda tasvip ettikten sonra hükümet beyannamesini telefonla başve kile geçtik. Hiçbir noktasına dokunmadan “ aynen okun s u n " dedi ve beyann am e
Anadolu Ajansı'na verildi.
(Devamı Sa.19, Sü.S'de) “ L T A T Ü R K 'ü n A I y a ta ğ ın ın y a -/ » I r a n d a y d ım .
f
J O I Beni işletmişti. Tam o sırada. P rofesör A k il Muhtar Bey geldi. Atatürk,en büyük sıkıntısının karnın daki gazdan olduğunu söyle yince, profesör, yeni tertip et tikleri ilacın iyi geleceğini bir kaç defa tekrarladı. Hatta has taya güven vermek için yemin biİe etti. Atatürk, kendisine yaklaşmamı işaret ederek kula ğıma yavaşça:
“ Profesör vallahi ile beni inandırmaya çalışıyor” dedi.
Acılar içindeyken bile nük te yapmasını biliyordu.
“ Ö U jM Ü O Ö R D Ü M "
B
İRİNCİ komaya girdiği zamanı hatırlıyorum. Be nim için karanlık ve acı dolu saatlerdi. Bir köşeye bü zülüp kalmıştım. Atatürk'ünaçıldığını ve beni çağırdığını söylediler. Sevinerek yanma k o ş tu m . Y a v a ş b ir ses le
“ otu r” dedi ve:
" İ ş t e , g örü y orsu n k i, ölümden geri geldim, ölümü yakından gördüm . Artık be nim için üzülmene sebep yok Tevfık Rüştü, ölüm çok kolay bir şeym iş” diyerek sustu.
Bu mucizeden sonra arlık iyi olmasını beklediğimizi, açıl masının bize saadet verdiğini söyledim. Çok yorgun görünü yordu. Koma esnasındaki çır pınmalar onu son derece halsiz, bitkin bir hale getirmişti. H al buki, onun bundan hiç haberi yoktu. Bana:
" D e r i n b ir u y k u d a n uyandım Tevfik Rüştü, hiç bir elem ve ıstırap duy madım , şimdi sadece isti ra h a t e tm ek is tiy o ru m ”
dedi.
Birkaç gün sonra yine ya nma çağırdı. Zaten bir vere ayrılamıvorduk. “ Ben iyiyim Tevfik Rüştü, sen de diğer arkadaşlar da Ankara'ya iş lerinizin başına dönünüz"
dedi. Sadece başvekilin İstan bul'da kalmasını yeterli bulu yordu. Sıhhati hakkında bize sık sık malumat verdireceğini söyledi ve “ Hemen bu akşam treniyle Ankara'ya gitm e lisin^ dedi. Kasımın ilk haf tası içindeydik. Ama hangi gündü şim d i h a tırla y a m ı yorum. Sadece, bunun Ata türk'le son görüşmem olduğu nu derin bir sızıyla hissettiğimi biliyorum.
CELAL BEY DEN HABER
A
N K A R A va d ö n d ü m . Hariciye Köşkü'nde ta mirat dolayısıyla kimseMustafa Kemal, Anafartalar da Boğazlar ve İstanbul u kurtarıyor
M .
ingilizlerden
konserve
kutuları
4
D
i i îBugün yaşadığımız ülkenin , I kurucusu Atatürk'tü. O'nun ¡dye'nin kaderini İnönü çizdi. Tevfik Rüştü, büyük görevin ilk yıllarında, kabinede sorum lu luk alm am akla birlikte, yine ülkenin önde gelen kişilerindendi.
MİLLİ ŞEF VE ARKADAŞI
i
vakitsiz ölümünden sonra, Türk iv.
• “Çadırda b iri vardı. U yandır
m ak için om zu m dan sa rsıy o r
du b e n i G özlerim i a çtım B aşu
cum da M ustafa K em al duru
y o rd u ‘Çabuk giyin , cep h ey i
dolaşacağız...’ diye em retti!...’
»
EVLETİM İZ.bır emrivaki ile harbe soku lunca, bunu önlemek için çok çırpınmışM ustafa Kemal gibi bir vatanperverin yapabileceği tek şey, memleketin hizmetine koş maktı. Sofya Ataşemiliteri M ustafa K em a l, muharebede vazife istemesi üzerine, Gelibolu'da yeni teşkil edilmekte olan bir fırkanın kuman danlığına tayin edildi. Ben de, Birinci Ordu Hıfzıssılıha M üşavirliğinde bulunuyordum.
Boğazlar'ı ve İstanbul'u düşman istilasından kurtaran Mustafa Kemal'in Anafartalar Zaferi üzerine, o sırada İstanbul'da bulunan Sofya Elçimiz Fethi Bey (Okyar) ile birlikte, A t a
türk'ü tebrik için Anafarta'daki karargâhını zi yaret etmeyi kararlaştırdık. Doktor B ahaettin
Şakir Bey de bize katıldı. Keşan'da, Ordu Kumandanı Vehip Paşa'nın karargâhında bir
(Duamı Sa.D. Sü.â da)
Çizgilerle Hayattan Rekorlar
uımmıs
7
7
yılda
8 0
rekor...
YAŞAC AK İÇ İN VERİLEN .SAVAŞ, SPORUN
--- YATAR. OKÇULUK M İLAT.
DA KÖKENİN TAN ON DONEM, _ Su n öR G ı DAM A SO N> R A ST LA R . B İN YILLARINDA M ESOÜTİK E VARDI. AN C AK O K ÇULU . • " " SPO R CİM İ ASİ COK
. ü t W " 1 T u t 'VI K U R A L L A R ! B E LİR LE N M E D E N Ö N C E E N YAVAŞ SPO R 6L /R E Ş . Ti. B İR K E Z . TE K B İR D E V R E S İ V I S A A T A O D A K İK A S U R . MOSTÜ. EN A Z ZAMANDA ENFAZLA REKOR KIRAET İNSAN İSE SOV.
YETLER B İR L İ. G İ'N D E N H AL. TERCİ V A S İL İ A L E Y E Y E V 'DİR. ŞAM PİYON HALTERCİ % OCAK 1 970 İLE i K A S IM 1977 AR A SIN D A TAM 8 0 DÜNYA REKORU KIRMIŞTIR.
BULMACA
Şoktan soda
1 - Sucuk, sosis, salam, sala ta ve bazı hazır soğuk ye meklerin satıldığı dükkân. Su, 2 - önemli değil, 3 - Kesici
D ünkü ç ö z ü m
aletlerin kılıfı... Em... Muğla - nın bir ilçesi, 4 - Rütbesiz asker... Tembellik veya işle- meziik (eski dil)... Anlamlı iz (bellilik, işaret), 5 - Rey... Bir çeşit kalın ve ağır battaniye, 6 - Doku teli... Ping-pong, te nis, voleybol gibi oyunlarda maçın her bir bölümü... Sod yumun simgesi, 7 - Bir din ve mezhebin inanma yönü... Bir erkek ismi, 8 - Yüzyıl... Bir doğa olayı... Bir sıfat eki, 9 - Lanlan madeninin simge si... Fiyaka ve gösteriş (argo)... Bir hayvan, 10- Ata lardan gelen... Uygunluk ve benzerlik.________________
| Yukortaon aşoflıyo |
1 - İçinde şeker bulunan...Bir nota, 2 - Bir tür hayvan barınağı... Söz dinleme (emre uyma), 3 - Bir geyik cinsi... Büro. 4 - Kilometrenin kısa yazılışı... Bir zaman öl çüsü birimi... Kışın sisli za manlarda ağaç dallarını, te lefon direklerini kaplayan buz tabakası, S- Ummaktan doğan iç ferahlığı... Yilbik de denilen sinir hastalığı, 6 - Güzel sesle ve usulüyle Ku-.. ran okuma .. Bakırın simgesi, 7 - Bir çeşit büyük ii... Nesep veya sülale, 8 - Şekerle kay natılmış meyve... Yapı, 9 - Batı Sibirya'da bir göl adı... Bir spor dalı, 10- Başlıca içeceğimiz... Uğur sayılır... Hile, 11- Orduya yardımcı olarak toplanan halk kuvve ti... Bir sayı, 12- Büyük (ya da, kibirli).
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10 11 12
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
= ! a = = ;
m
\
V
.■
4
■
= ; ■
E
Ingilizler'den kalan
konserve kutuları
gece misafir kaldık. Vehip
Paşa'nın Erkanıharbiye Reisi
İsmet Bey'i de (İnönü) bu arada ziyaret ettik. İsmet Bey
'C ephede g iy ersin iz' diye bana bir kabalak hediye etti.
Fethi Bey ve doktor Bahaet- tin Şakir Bey, Anafartaiar cephesini teslim almaya giden
Fevzi Paşa (Çakmak) ile ön den hareket etmiş oldukların dan; ~en. Mustafa Kemal'in
yaveri Cevat Abbas Bey'le onları takip ettim. Gecenin ka ranlığında bir ara yolumuzu da kaybettiğim izden karargâha sabaha karşı vardık. Bana tah sis edilen odada henüz uykuya dalmıştım ki, birisinin beni uyandırmak istediğini fark et tim. Baktım başucumda Mus tafa Kemal duruyordu. Bana
“ 'Çabuk giyin, cepheyi dola şacağız' dedi. Diğer arkadaş lar da hazır bekliyorlardı. A t lara bindik ve cepheyi dolaş maya başladık. Etrafımıza şa rapnel parçaları düşüyordu. Mitralyözlerin taradığı yerler den, “ Şimdi kovan değiştiri- y orla rd ır” diyen M ustafa Kemal'in işaretiyle hızla geçi yorduk. Başımızın üzerinde ke şif tayyarelerini de görünce, cephenin fırka kumandanı, at ları bırakmamızı rica etti. Y o lumuza yaya olarak devam e t tik. Cepheyi yakından görmek için girdiğimiz tarassut mevki- iııdeki nöbetçi neferi, biraz önce aldığı tam isabetle vurul muş yatıyordu.
“ BURADA İŞİM ________K A L M A D I"
0
akşam, diğer arkadaşlar çe kildikten sonra, Mustafa Kemal'in odasında ikimiz yal nız kaldık. “ Kazandığınız za- feri neticelendirmeden ne den izin abp İstanbul'a gidiyorsunuz?” dedim. “ Burada oldukça mühim sayıda İngi liz kuvveti var ve artık o n ların yarımadada kalmaları olsa olsa Alm anlar'm işine yarar; bunu anlayacaklar ve mutlaka bu kuvvetleri Çekeceklerdir” dedi. Sonra şu izahatı verdi:
“ Bir kumandan olarak bana düşen şey, sık sık keşif yaptırarak Ingiliz çekilm e sini vaktinde öğrenm ek ve bu kuvvetlerin vapurlara bindirilmeden imhası yolu na gitmektir. Bu keşifler küçük kuvvetlerle yapıldığı zaman aldatıcı olur, büyük kuvvetlerle yaptığınız za man da çok zayiat veriyor sunuz. Bu harbin ne zaman biteceğini bilmiyorum. Za ruri olmadıkça insan feda etmekten çekinirim . Hal buki burada kalırsam, tngi- lizler'in çekilmelerine razı olamayacağım ve elimdeki kuvvetleri de büyük zayiata u ğ ra ta ca ğ ım . E lim izdek i kuvvetlere, ne zaman bite ceğini bilem ediğim savaş boyunca ve savaştan sonra ihtiyacımız olacaktır. Böy- lece benim için burada yapı lacak bir şey kalmadığına karar verdim. Bir müddet İstanbul'da d in len eceğim . Ingilizler ilk fırsatta çekilip gideceklerdir.”
Takriben 20 gün sonra bir sabah, Sıhhiye Müfettişi Umu miliği Dairesi'ne vazifemin ba şına geldiğim vakit, odamda
Mustafa Kemal'i beni bekli yor buldum. Ziyaretinden pek memnun olduğumu söylemeye bile vakit bırakmadan yüksek bir sesle şu haberi verdi:
“ Ingilizler gitmişler. A r kalarında sadece konserve kutuları kalm ış.”
Ölüm çok kolay bir şeymiş
Böylece bütün Türkiye ve dünya kamuoyu A tatürk'ü n hayata veda ettiğini öğrenmiş oldu.
Ş Ü K R Ü KAYANIN SIRA SINI NASIL ATLATTILAR?
E
RTESİ sabah, Meclis'egiderken İsmet Paşa'nın evine uğradım. Bahçede kapısının önünde geziniyordu.
“ Başımız sağolsun Paşanı, milletçe öksüz kaldık” de dim ve “ Meclis'e gidiyorum ”
diyerek ayrıldım. Meclis top lantı halindeydi. Yeni Cum- hurreisi'nin intihabına geçildi. İsimler okunarak rey veriliyor du. Dahiliye Vekili Şükrü
Kaya ile yah yana oturuyor duk. Bir memur elinde bir telg rafla geldi. Şükrü Kaya telg rafla meşgulken kürsüden adı nın okunduğunu du ym adı. Kendisini ikaz ettiğim zaman, okuduğu telgrafı kapayıp kür süye doğru ilerleyen ve reyini kullanm ak isteyen Ş ü k rü
Kaya'ya Meclis Reisi Abdül- halik Renda Bey “ Sıranız g e çti e fe n d im ” dedi. Bu olayı, çok yakın şahidi .bulun duğum için anlatıyorum.
İS M E T P A Ş A SEÇİLDİKTEN SONRA
İ
SMET İnönü oybirliği ile Cum hurreisliği'ne seçildi.Abdülhalik Bey, evine gi dip Meclis'in kararını kendisi ne bildirdi ve İnönü'yü alıp getirdi. Paşa, göğsünün sağın da ve solunda İstiklal M adal yası ve Birinci Dünya Harbi'n- den kalma madalyası takılı ol duğu halde kürsüye çık tı. Cumhurreisliği'ne seçilişi mü nasebetiyle verdiği beyanat, doğrusu hoşuma gitmemişti. Bu beyanat gazetelerde çıktı. Benim kanaatime göre eksik bir konuşmaydı ve o günlerin memleket efkârında pek de iyi bir tesir uyandıracak mahiyet te değildi. İsmet Paşa, şöyle dem işti ‘ M illetim izi a n a r
şiden. ve cesirden uzak, bü tün vatandaşların için m ü savi emniyet havası içinde bu lu n durm ayı, C u m h u ri yetin en kıymetli nimeti bi liyoruz." ‘ Düşüncemi Büyük Millet Meclisi Reisi Abdül halik Renda'va da söyledim.
“ Paşa, ikinci bir beyanatla bu eksiği gidermelidir” de dim. Yeni Cumhurreisi'nin ye min merasiminden sonra, Baş vekil Celal Bayar'ın Meclis teki odasında icra Vekilleri Heyeti bir toplantı yaptı. Ba- yar: “ Yeni Devlet Reisine usulü veçhile müşterek isti famızı arz edeceğim ” dedi ve başvekilliğin yine kendisine teklif edilmesi ihtimalinden b ahsederek: “ O ta k d ird e Cumhurreisimi'zc aynı kabi neyi teklif etm em e mıjvaka- tinizi rica ediyorum ” j|Sfy.lı- rini ekledi. Ben. “ Kendnîlesa- bıma yeni hükümette bu lunmak mı yoksa bulunm a mak mı hayırkdır, bunu ta yin edem iyorum ” dedikten sonra:
“ A ncak, dünya ahvalinin ikinci bir dünya harbine doğru sürüklendiği böyle bir sırada, istenilirse, vazifeden kaçamayacağımı da söyle m eliyim .” şeklinde kendi d ü -1 şüncemi ifade ettim.
Aynı gün, öğleden sonra.
Celal Bayar ziyaretime geldi. Yeni Devlet Reisi'nin, benim uzun yıllar boyunca iyi işler gördüğümü fakat çok yoruldu ğumu düşünerek bir müddet istirahat etmemin iyi olacağını söylediğini nakletti. Daha son ra, Şükrü Kaya'nın da aynı mülahazalarla yeni kabinede yer alamadığını gördük.
Hükümet ilan edildi. Ertesi gün, yeni Hariciye Vekili Şü k rü Saraçoğlu ziyaretime gel di. “ Paşa, sizin Londra Bü yükelçiliğine tayininizi dü şünüyor” dedi. “ Peki Fethi Bey n e o lu y o r ? ” ded im
YARIN:
14 Kasım 1987 Cumartesi ( s )
Dışişleri Bakanı Dr. Tevfik Rüştü Aras ın anıları
A ta tü rk ü n
kaybettiği
tek savaş
yaym a hazırlayan: Sahan TANJU
İsm et Paşa, Londra
Büyükelçiliği ne atandığım da
tarihsel talim atını veriyor:
K İR İŞİMİSİYIIKFİ
1*1 ®r ' Tevfik Rüştü, Londra'ya gittiğinde diplomatik çevrelerce çok l u n i l N l B U I U l t t U y l sıcak karşılandı. Ne var ki Avrupa'da savaş rüa^ârları esiyordu ve özellikle İngiliz Dışişleri, Atatürk'ün Dışişleri Bakanı nın görüşlerine büyük önem veriyordu.KAYDEDİLEN E N YÜKSEK HIZI SAATTE 4 0 9 KİLOMETREDİR
- İN A -k^n iu m z P T Zy çK K ^ ^ K B İ R HIZI O . r ' / P ^ P ^ L A N B U B A L I. / / â YAKALAMAK P i ¡ L P P b îR ÇOK BALIKÇI İÇİN j P P Z O R L U B İR SINAV OLSA L L E M BALIKÇILIK KULÜBÜDÜR.
‘ Türkiye, savaşta
tarafsız
• “Londra’ya Büyükelçi olacak giderken, ism et
Paşa’ya beni kabine dışı bıraktığı için kırgın
dım” diyor Dr. Tevfik Rüştü Araş ve şöyle
devam ediyor anılarına * ‘Paşam, sizin Devlet
Reisi olm anız üzerine benim hüküm etin dı
şında kalmam hazin değil m i?’ diye sordum,
İn ön ü ‘Evet, h azin dir’ k arşılığın ı verdi.”
• T evfik Rüştü’nün Londra B üyü kelçiliği,
Avrupa’da savaşın sıcak rüzgârlarının es
tiğ i günlere rastlam aktadır. A tatürk’ün
D ışişle ri Bakanı o gü n leri anlatırken “İn
giltere H ariciye N a zırı Lord H alifaz’a en
büyük teh lik en in H itle r Aim anyası ile
Stalin’in b irbirlerin e y a k la ştırılm a la n ol
duğunu söyledim . Bu önlenm eliydi.” diyor.
• Üzerinde Atatürk resm i bulunan eski para
kalıpları, Londra D arphanesinde im ha edile
cektir. Dışişleri, Büyükelçilikten b ir görev
lin in im ha sırasında hazır bulunm asını ister.
0 günü, şöyle yazıyor Dr. Araş ‘ Büyükelçilik
M üsteşarinı darphaneye yollarken, içimde
b ir şeylerin im ha edildiğini hissettim!...*
İNÖNÜ KÜRSÜDE
hesi Kum andanı” İsmet Paşa, Cumhuriyetin kurulmasından sonra da Büyük Millet M ec lisinde görev alıyor ve sık sık kürsüye çıkarak Türk Dev letinin sorunların üstesinden nasıl geleceğini anlatıyordu.L ETH İ O k y a r
I . ’ I Bey mebus in-M ■ tih a p e d ilip ■ * ■ Meclis'e girince.
Şükrü Saraç-
oğlu'nun daha önce haber verdiği gibi Londra Büyükelçiliğine tayinim çıktı.
İsmet Paşa beni bir akşamüs tü çaya davet etti. İçimdeki kırgınlığı:
“ Sizin Devlet Reisi olmanız üzerine, benim hükümetin dışında kalmam hazin değil m i?” sözleriyle ifade etmeye çalıştım. Paşa “ Evet, hazin dir” dedikten sonra hemen şunları ilave etti:
“ Kısa bir müddet için gi diyorsunuz, sizi uzun zaman Londra'da bırakm am .”
Londra'ya gitmek için ha zırlık la rım ı ta m a m la yın ca , hem veda ziyaretinde bulun mak. hem de yeni vazifemle ilgili son talimatı almak üzere yine İnönü'yü ziyaret ettim. 1939 Ocak ayının ikinci gecesi idi. Yeni Hariciye Vekili Şük rü Saraçoğlu da orada hazır bulunuyordu. Üçümüz, dünya durumunu mütalaa ettik. Ben daha önce de, Hariciye Vekili olarak dünya ahvali hakkında geniş bir rapor vermiştim. H a diselerin İkinci Cihan Harbi'ne doğru hızla ilerlediğini tekrar ifade ettim. Vukuu muhtemel harbin çok uzun sürebileceğini. Almanlar'm acele bir hazırlık içinde bulunduğunu anlattım.
Almanya hududu üzerinde bulunan B a lk an A n ta n tı
m ü ttefiklerim izin de bizim gibi, tarafsızlık dışında bir si yasete müsait bulunmadıkla rını söyledim. 'Aksi halde Balkan Antantı kolayca da ğdır’ dedim. Sâdâbat g ö rüşmelerinde detarafsızlık iste niyordu. Bizim için; Sovyet Rusya'nın, İtalya'nın, hatta Japonya'nın çıkacak bir harpte takınacakları tavrı öğrenmek son derece ehemmiyetli idi. T a rafsızlık dışında bir politikayı mütalaa edebilmemiz için hem Balkan müttefiklerimizin hem de Sâdâbat M isakı'ndaki refiklerimizin birer birer m ü talaalarını almaklığımız, onlar la birlikte bir durum değerlen dirmesi yapmamız gerekirdi.
İSMET PAŞA NİN TALİMATI * I
İ
SMET Paşa da. Şükrü Saraçoğlu da aynı görüşte olduklarını belirttiler. Paşa,kendi el yazısı İle küçük bir kâğıt üzerine bana şu talimatı not etti:
•i Hitler Aimanyası ile Po-I lonya arasında Danzing ve koridor ihtilafından do ğacak bir harpte Türkiye tarafsız kalacaktır.
2
M uhtem el bir A vru pa harbinde Türkiye taar ruza uğrarsa kendini m ü dafaa edecektir.3
T ü rk iy e 'n in izley eceğ i böyle bir siyasete Ingilte re nasıl yardım edebilir?Paşa “ Bu cihetin öğ re nilmesi mühim dir” dedi..
Bu sarih talimatı aldıktan sonra İstanbul'a gittim. Ora dan da şubat başında Londra' da bulunmak üzere, Viyana ta rikiyle yola çıktım.
SICAK BİR MUHİTTE SOĞUK RÜ ZGÂRLAR
L
O N D R A 'da İngiliz Hü kümeti tarafından çok iyi karşılandım. Hariciye Ve- killiği'nden ayrıldığım zaman, İngiliz Hariciye Nazırı Lord Halifax sitayiş dolu bir mesaj göndermişti. Londra'daki dipu r n i İÇ U C C İ l h f C M I E R İM D E ism et Paşa Büyük Millet Meclisi'nden çıkıyor. Birkaç basamak arkasında I f lC I f L I O I f l t f l U l I C I V L C n illU E . Meclis Başkam Kazım Özalp (solda gözlüklü) ve Tevfik Rüştü Araş (sağ başta) duruyor. İnönü, Cumhurreisi olduktan sonra, Aras'a hükümette yer verm eyecek ve Londra'ya büyükelçi gönderecektir...
lomatik mehafil de büyük sem pati gösterdi. Böylece sıcak bir muhite girmiş oldum. Ancak Avrupa olayları gün geçtikçe soğuk rüzgârlar estiriyor, İkin ci Cihan Harbi’ne doğru adım adım yaklaşıldığı artık açıkça görülüyordu.
Kral ve kraliçe tarafından kabul olunduktan sonra. H ari ciye Nazırı Lord Halifax’ın
verdiği öğle yemeğinde ve ye mek sonrasında hep siyasi du rumun vehameti üzerinde du ruldu. Lord Halifax'ı maka mında ziyarete gittiğim de, dost bir memleketin, dost bir Büyükelçisi olarak bana bir açıklamada bulundu. İngiltere ile Fransa'nın Polonya ile it tifak akdetmeyi düşündüğünü söyledi. Bunun çok tehlikeli olacağını ifade ettim. “ Ni çin?” diye sordu. “ Stalin ile
Hitler'i, muvakkat bir za
man için de olsa, yaklaştır masından korkarım ; işte o zaman İkinci Dünya Harbi kaçınılmaz hale gelir” de dim. Lord Halifax, “ öyleyse, sizce ne yapmah?” diye ikin ci bir soru sordu. “ Polonya ile Romanya arasında Sovyet- ler'e karşı bir müdafaa it tifak antlaşması vardır” de dim, “ Bence yapılacak şey, bu antlaşmayı Sovyetler’e karşı açmak, yani Sovyet- ler'i de içine almak lazım dır. 0 zaman Alm anlar, iki cephe karşısında kalırlar ve barışçı yollar ararlar.” Lord Halifax “ Böyle bir teşebbüse Türkiye de katıhr m ı?” diye sordu. “ Ingiltere katılırsa, ben de hükümetime katılma tavsiyesinde bulunabilirim”
dedim. Halifax: “ İleri sürdü ğünüz fikir bana da faydalı ve isabetli görünüyor, fakat
Başvekil Neville Chamberlain
Polonya Hariciye Vekili Ko- lonel Bek'e sözünü ettiğim ittifakı vaat etmiş bulundu; h em sizin düşündüğünüz tertibi yapabilmek uzun za man ister” deyince konuyu şöyle kapattım: “ Demek ki yapılacak bir şey kalm a m ış.”
VE SAVAŞ BAŞLADIKTAN SONRA
H
İT L E R A lm anyası'm n Çekoslovakya'yı işgal ve Avusturya'yı ilhak ettiği günlerde, Mussolini Italyası da, hudutlarını emniyete alma bahanesiyle Amavutluk'a as ker çıkardı. Birden Atatürk'ün sözlerini hatırladım. Ata türk bana:
“ Eğer bir gün faşist İtal ya, Balkanlar'a saldırmak
isterse, işe Arnavutluk iş gali ile başlayacaktır” de mişti.
Hemen, çok yakın dostum olan Yugoslavya'nın Paris Bü yükelçisini telefonla aradım. ,
“ M adem İtalya, Arnavutluk' ı tâki anarşiden rahatsız ol duğunu ileri sürüyor, Yu goslavya da aynı mütalaa ile Arnavutluk'a bir iki fırka soksun; böylece karşılıklı olarak kuvvetlerin geriye çekilmesi sağlanabilir” de dim. Bana, aynı görüşte oldu ğunu ve Belgrad'a mütalaasını bildirdiğini haber verdi.Lond ra'da bulunan Balkan Elçile- : rine ve İngiliz dostlanma da düşüncelerimi söyledim. Tabii, bu konuda düşündüklerimi ve söylenenleri de Ankara'ya H â riciyemize bildirdim.
(Devamı Sa.20, Sü.8'de)
Ç izg ile rle Hayattan R e k o rla r
«
iiin n k s
En hızlı balık
D Ü N YA N IN E N ZEHİRLİ B A L IĞ I BİR TUR K AY AB ALI& I O LA N S Y N A N C E ÎÜ A E D İR .
OLTA İLE YA K A LA N A N E N BÜYÜK B ALIK İN SAN YİYEN B R BEYAZ K O PE K B ALIĞ IYD I 2 / N İSAN 4 9 6 9 ■ D A &ÜNEY AVUSTRALYA' D A CEDUNA
YAKIN LARIN D A DENİAL K Ö R F E Z İ'N D E A L F D E A N TA R AFIN D A N Y A K A L A N A N B A L IĞ IN
UZL/n luğcj S m . 4 3 cm . Ağ/Rl iğ i
1 2 0 8 K İLO G R A M D I.
U
R
D ünkü ç ö z ü m
1 - Yaygın söylenti... Öğle ile akşam arasındaki namaz vakti. 2 - Tasdik etme... Ses, 3 - Göğüs (eski dil)... Dans etmeyi meslek edinmiş olan kadın, 4 - Tavır... Ucu sivri iri tahta çivi (takoz)... Yerme ve çekiştirme (eski dil), 5 - At ların bir çeşit hızlı yürü yüşü... Medyumların ruh ile ilişki kurdukları zaman gir dikleri hal, 6 - Manda yavru su... Vilayet, 7 - Sinirli... Başı zürafayı andıran, at büyüklü ğünde bir Afrika hayvanı, 8 - Molibden madeninin simge si.. İsparta'nın bir ilçesi... Bir nota, 9 - Küçük... Bale yapan
kadın sanatçı, 10- Bir kümes hayvanı... Bir akarsu çeşidi... Duvarın içine yapılmış ka- paksız dolap. _________
| Y u n a n d a n « s a ğ u y a ]
1 - Trafiğe uygun olarak ya pılmış yol... Bir yana doğru eğik, 2 - Bir anda... Hol, 3 - Geçici işçi, rençber veya uşak... Cıiz'i, 4 - Sahip... Bir çeşit Türk halk çalgısı, 5 - Bir renk... Anahtarla isleyen kapamaç, 6 - Bir ilimiz... Kaba yün kumaştan yapılmış hırka, 7 - Müslümanlıkta bir din görevlisi... Hint domuzu da denilen bir laboratuvar hayvanı, 8 - Uçmayı sağla yan organlar... Ağaçsız ve
çıplak, 9 - Yabancı bir harfin okunuşu... Gözetme, sayma ve değer verme, 10- Van'ın bir ilçesi... Bir güneş tanrısı, 11- Nizam ve tertip... Düğme deliği, 12- Küçük mağara... Milli Savunma Bakanlığı an lamındaki harfler... Çocuklu dişi.
Yıl 1934, Balkan Paktı konusunda İsmet
Bey le çatışıyor ve intiharı düşünüyorum
Y a y m a H a z ı r l a y a n : S a d u n TANJU
ItT A T I I D I f 'I I M D İ K İ T l i f İ R İ İ Y İ S P Ü İ I İ C l i Gazi Mustafa Kem al, Dr. Tevfik Rüştü'nün Dışişleri Bakanlığı'm onayla- H I H I U n R y ı l U U d I « U n u I U U U L U u U diktan sonra kendisine “ Sana her zaman yardımcı ola ca ğım " demişti ve bu sözünü hayatının sonuna kadar da tuttu... Gerçekten de Dr.Tevfik Rüştü, sıkıntıya düştüğü ya da Başvekil İsmet Paşayla sürtüşmeye girdiği her dönem de, Atatürk'ün dost, koruyucu desteğini arkasında hissetti. Haydarpaşa G arı'nda bir uğurlama töreni sırasında Atatürk, İsm et Paşa ile yan yana dururken Tevfik Rüştü (üstte, ok la işaretli) güven içinde...
L EN İM milletle-I
M
■ rarası münase- ■ betlerde vazife | ■ ■ a lış ım , ¡9 2 0 E k im 'in d e M u stafa K e mal'den aldığım acele bir telg rafla başlar.Birinci M eclis'te Muğla Mebusu olarak vazife görüyor dum ve Kastamonu İstiklal Mahkemesi Reisi olarak Anka ra dışında çalışıyordum. Mus tafa Kemal'in davetine uya rak acele Ankara'ya geldiğim zaman. Garp Cephesi Kum an danı Ali Fuat Paşa'nın (Ce- besoy) Moskova Büyükelçili- ği'ne gönderileceğini, yerine de
İsmet Bey'in tayin edildiğini öğrendim.
Yeni vazifem, Moskova'ya gidecek elçilik heyetiyle yola çıkıp Rus ihtilali hakkında, mahallinde doğru bilgiler top lamaktı.
O tarihten sonra tam 18 yıl, Mustafa Kemal'in itima dına mazhar olarak memleke timin dış politika meselelerinde birinci derecede roller o y nadım . M ü b a d ele K om is- yonu'ndaki Türk H eyeti'ne başkanlık yaptım . Derken, 1925 yılı M art başında bir gün
ismet Paşa'dan bir telgraf geldi. Alelacele Ankara'ya koş tuğum zaman. Paşa gülerek bana, “ 48 saatten beri yeni kabinede Hariciye Vekili bu lunuyorsunuz.” dedi. D oğru r su pek şaşırmıştım. Tam da
6
günlerde mübadele işleri için Cenevre'ye gitme hazırlıkları yapıyordum. Kimse bana bir şey söylememiş; hatta fikrimi almak lüzumu bile hissedilme m işti. İsm et P aşa, bana“ Gazi'yi ziyaret ettiğiniz za man hepsini öğrenirsiniz.”
dedi. Teşekkür için Gazi'ye gittim.
“ ism et Paşa, hükümeti teşkil ederken, çalışacağı arkadaşlarıyla teker teker g örü ştü , m u vafak atlerin i aldı; senin için muvafakat cevabım ben verdim .” dedi.
• Balkan Paktı’nm hazırlandığı günlerdeki sı
kıntılarını şöyle anlatıyor Tevfik Rüştü; “Fa
şist İtalya ve Ingiltere anlaşm ayı engellemek
için baskı yapıyorlardı. Yunanistan, Rom anya
ve Yugoslavya hariciye vekilleri ise henim
im zam ı bekliyorlardı. Her şey tamamdı. Am a
İsm et Paşa beni imzadan önce Ankara’ya ça
ğırıyordu... Ne yapacağım ı bilemiyordum...*
• “Anlaşm ayı imzalasam İsm et Paşa ne der?
Imzalamasam, dostlarım ızın durumu ne
o lu r?
diye düşünüyor ve bu. olayın so
nuna şöyle anlatıyor A raş: “im zalayayım ,
Paşa k ızarsa in tih ar ederim , diye düşün
m eye başladığım sırada A tatürk’ten b ir
telgraf aldım . ’Konya’dan Ankara’y a geçi
yorum . A tin a ’da em rim i b e z e y in iz !... An
laşm ayı imzaladığım için ism et Paşa’dan
da, hüküm etten de çok övgü alm ıştım ...”
• İsm et Paşa, 1925 yılında “48 saatten beri
hariciye vekilisiniz’ deyince Tevfik Rüştü çok
şaşırır. Mustafa Kemal, Başvekili İsm et Bey’
in Tevfik Rüştü’yle görüşm esine gerek g ör
meden, onun bakanlığım onaylam ıştır. A raş
anılarında olayı anlatırken ‘ Gazi bana ‘Sana
kelim enin tam m anasıyla yardım edeceğim
Tevfik Rüştü’ dedi Ellerine sarılıp m innetle
öptüm. Ve bana hep yardım cı oldu” diyor...
A
TATÜRK'ün bana yaptı ğı ilk büyük vardım, Bal kan Antantı Misakı'ntn imzası sırasında oldu. 1934 yılı Ocak ayında Atina’da Rom an ya, Yugoslavya ve Yunan hari ciye vekilleriyle toplanmıştık-. Tam bu sırada, Faşist İtalya Hükümeti, Moskova'ya baş vurdu: Ruslar da kendileriyle ilgili bir konuda pek de önemli olmayan bir tadilat istedikleri ni Ankara'ya bildirdi. Ben bunu, imza için her şeyin hazır olduğu bir sırada öğrendim, is met Paşa bana “ imzadan önce Ankara'ya gel, görü şelim .” diyordu. Atina'dan . ayrılırsam, imza için oradaPaşa'nın davetine uyup Anka ra'ya gitmekle sonunu kestire- mediğim gelişmelere sebep ola caktım. Tam “ im za ederim, hükümet kabul etmezse in tihar ederim ” gibi dramatik bir karar almıştım ki, A ta tü rk'ten bir telgraf geldi. Konya'dan göndermişti. “ An kara'ya hareket ediyorum, ben d en ik in c i bir h aber abneaya kadar oradan ay rılm ayınız.” diyordu.
Bir gece içinde saçlarım bembeyaz olmuştu ve Atatürk
beni büyük bir sıkıntıdan kur tarmıştı. Balkan Antantı Mi- sakı'nı imzaladım, başvekilden ve hükümet azalarından çok iltifatlı tebrik telgrafları aldım.
toplanmış üç devletin hariciye vekillerini ve heyetlerini bek letmem çok zor olacaktı. Kaldı ki, İtalya ve İngiltere açıkça bu vesikanın imzalanm asını önleyebilmek için diplomatik faaliyet gösteriyorlardı. Atina' daki Sovyet Büyükelçisi kana lıyla, Ruslar ın talebi konusun da bilgi edinmiş; Sovvetler le hine hazırlanan kayd i ihtirazi (bazı hakları saklı tu tm a ) mektubunda yazılacak formül de yapılacak bir küçük değişik liğin, esası değiştirmeyeceğim de görmüştüm. Bu şartlar için de bir karar vermem gereki yordu. Ya oturup vesikayı imza edecek, ya da ismet
BANA İMZANI GERİ A L ' DENDİ
B
UNA benzer bir olayı da,, ertesi yıl yaşadım. Yugos lavya ile aramızda sınırlı bir askeri ittifak anlaşması ya pılacaktı. Yugoslav Hariciye Nazırı, tam imza sırasında R o manya'nın da dahil edilmesini istedi, “ Aynı anlaşmayı R o manya ile de yapınız.” dedi. Yeni durumu, Balkan Antantı Misakı'mn icabına uygun bul duğum için imzalamakta beis görmedim; sadece imzamı hü kümetimin muvafakati şartına bağladım. Cenevre'den Anka ra'ya durumu bildirir bildir mez, ism et Paşa'dan, “ R o manya Hariciye Nazırı ile hazırladığınız vesikadan im zanızı geri alm ız.” talimatı geldi. Ben zaten imzalarken ih tiyati bir şart ileri sürmüştüm. Durum karşısında şaşıran R o manya Hariciye Nazırı Titü- lesko'va da, “ Size söylem iş tim, benim cebimde sizde olduğu gibi kral tarafından verilmiş geniş bir salahiyetm ek tu b u y o k ; h er işim i Devlet Reisim e, h ü k ü m e time, mensubu bulunduğum fırkaya ve Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne izaha m ec burum .” dedim.
Ben imzamı geri alınca, Yugoslavya Hariciye Nazırı da aramızdaki vesikadan imzasını sildi. Pek de hoş olmayan bir durum ortaya çıktı.
.Ankara'da, durumu kendi sine izah ettiğim ism et Paşa, “ Demek ki Yugoslavya, Ro- manya'sız bizimle bu askeri ittifak anlaşmasını imza et m iyor...” dedi.
Ben, “ Takdir buyurur sunuz k i, bu askeri anlaş m alar olm a d ık ça Balkan Misakı'ntn kıymeti de kal m ayacaktır.” şeklinde düşün cemi ifade ettim.
ism et Paşa, “ O halde, her iki askeri anlaşmayı da C enevre'de imza ettiğiniz tarihte tanzim edilmiş gibi im zalamalıyız.” dedi.
Y in e A t a t ü r k 'ü n elin i bana uzattığını hissettim.
YARIN. İSMET PAŞA “ İS T İR A H A T A
ÇEKİLİYOR.”
e Hayattan Rekorlar
g ijin n e s
Ş
/
Film var, film cik var
“ SANA YARDIM EDECEĞİM”
L
O Z A N M u a h ed esi'n in Meclis'te müzakere edildi ği günlerde, yine bir günGazi beni çağırmış, “ Sen a r
tık Hariciye E ncüm eninde çalış” demişti. O vakte kadar m untazam an B ü tçe E n cü m eninde vazife görürdüm.
Gazi, halimden, bu deği şikliğin sebebini öğrenmek iste diğimi anlamış olacak ki. şu izahatta bulundu:
“ Hariciye E ncüm eninde mazbata muharrirliğini ka bul etmeni ve Lozan Barış M uahedesini Meclis'e senin arz etmeni istiyorum ."
Ben bunları hep zihnimde birleştiriyordum.
Lozan'a gidecek heyet tes pit olunurken benim de adım geçmiş; Gazi listeden benim adımı çizerek, “ Sen burada, benim yanımda kal.” demiş ti
Bütün bunlardan bir netice hası! oluyordu.
A t a t ü r k 'ü n it im a d ın a mazhar olarak, memleketin o günkü şartlarında çok ağır ve mesuliyetli bir vazifeye getiril mem, yüreğimi sevinçle ve memnuniyetle dolduruyordu; ama içimde “ Başarabilecek m iyim ?” diye bir huzursuzluk da vardı.
G a zi b e n i y a t ış t ır d ı;
“ Sana kelimenin tam m a nası ile vardım edeceğim Tevfik Rüştü.” dedi.
Duyduğum minnetle yüre ğimin kabardığını hissettim, teşekkürlerle elini alıp öptüm. Ve bana hep yardım etti.
l6 l$ E REKORU İSE ‘ RÜZGAR GİBİ GEÇTİ "TE AİT. SıM- ' DİYE KADAR HİÇBİR FİLM İN ELDE EDEMEDİĞİ HAS/.. LATİN SAHİBİ OLAN B U FİLMDE BAŞROLLERİ CLARS 2 8 0 MİLYAR aOOMİLYON TL) TOPLADI._____________
SİNEMA TARİHİNDE ÖDENEN E N ,
y ü k s e k ü c r e t, m a r l o nb r a n d o.
z ç ö b in m l a r'/s^m h
>5...
Ra WíSE T¿a\ ¿.lPÁ&-Q4.H4
50M-y/zen . viL ,r\ iv iil l iiv ij I U N
•SİMDTYE KAD AR ÇEVRİLEN FİLMLER ARASIN DA E N YÜKSEK BÜTÇEYE SAHİP O LA N FİLM ‘ U ZAT YOLU“ DUR. i ARA. ^ r n m ^ r STÜDYOLARI AS MİLYON DOLAR t YAK LAŞIK 4 h d . MİL YAR TL.) HARTAM! Ş7/.
t x YAP İMİ -R,
" 7 / 3 İNGUZ İN KURTAR. HUNİNE L/Ş/" 7 .İ31NG1U Z STERLİN (t/B /N TL.) MAL OLDU. .Patron, borcunu adamazsak, kasap Rovar'i keseceğini söylüyor /
1 - Az çok kömürleşmiş bitki kalıntılarından oluşan yakıt... Yerindelik ve yanılmazlık, 2 - “Polis" anlamında argo bir sözcük... Sual, 3 - Magnez yumun simgesi... Ölen bir kimsenin kalan malı (tere ke), 4 - Nefesli bakır bir çal gı... Bir tür hayvan barı nağı... Başlıca içeceğimiz, 5 - Hatıra... Akıcı... Asya'da bir ülke. 6 - Kur'an'ın bölünmüş olduğu otuz kısımdan her biri. Kaygı, dert veya gam, 7 - Kesici bir alet... Müzikte sesleri gösteren özel işaret ler, 8- Rutubet veya nem (halk dili)... Donuk renkli...
Bir sayı, 9 - İlave., Üstü ka laylanmış ince demir levha... Bir nota, 10- Karın zarı ilti habı... Kus ve balık tutma
İŞ'- _________________
Yukarıdan aşağıya
1 - Afrika yerlilerine özgü davul... Daima, 2 - Yaraşır ve elverişli... Şampiyon, 3 - Ra- -don gazının simgesi... Aşık kemiğinin altında bulunan küçük bir kemiğin adı. 4 -Çocuğu olan erkek... Bir sayı... Boru sesi, 5- Kâr ve tayda... Büyüklük ve kibir, 6 - Asya'da bir ülke... Kürekle yürütülen bir kayık çeşidi, 7 - Açıklama... İnsan vücudunun dış yüzü, 8 - Dağ sırtı...
Bağ-D ü n k ü ç ö z ü m
iantı edatı, 9 - Yüzyıl... Kısa çorap (soset), 10- Küçük gemi... Yapılarda kiremitieri tutan meyilli örtü, 11- Er ken... Bir nota... Maden üze rine kazıma yapmak için kul lanılan çelik kalem, 12- Por takalı andıran bir meyve... Yerip çekiştirme.
1
2 3
4 5
6
7
8
9 10 11 12
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
, : F
f
■ ■
j
%
*
. Ü!
16 Kasım 1987 Pazartesi ®
ESKİ DOSTLAR
Atatürk Dönem i nde, Türkiye'nin dış politikasını tek başına belirleyen ve Büyük Önder in tam desteğine sahip bir devlet adamı olan Dr .Tevfik Rüştü Aı-as (solda). İnönü ile 1920'li yılların başından beri, birbirleriyle uyum içinde çalışan iki dosttu (sağda)... Ne var ki. İsmet Paşa nın, son başbakanlık döneminde, dış politikanın gidişini beğenmemeye başlaması aralarını açacak ve bu kırgınlık Ata'nm ölümünden sonra da sürecektir. Sonuçta, Milli Şef, A ıas'ı hükümetine alm ayacaktı...
A t a t ü r k ü n
k a y b e ttiğ i
te k s a v a ş
Y a y ı n a h a z ı r l a y a n : S a d u n TA N JU
İs m e t P a ş a 'y a “A dam Y iyici"
d e rle rd i, tam sıran ın b an a
g e ld iğ in i düşünüyordum k i;
A
■ ■
■ ■
lıtonu,
istirahata' (ekiliyor
• Akdeniz’in güvenliği, 1937 ya
zında Çanakkale Boğazı açık- '
lannda meçhul bir denizaltının
bir Rus vapurunu batırmasıyla
tehlikeye giriyor, uluslararası
bir konferans toplanıyor. Araş,
anılarında şöyle anlatıyor son
rasını: “Niyon Mukavelesi’ni
imzalamıştım İsmet Paşa’dan
‘A cele etm e’ ik a zı g e ld i.”
• Araus ‘Sızaktan sorguya çekil
diği” izlenim ine kapılhrak
şunları yazıyor anılarında;
Herkes ismet Paşa’ya karşı
dikkatli olunmasını söylerdi.
Şimdi bir zamanlar çok ya
kın olduğum Paşa’dan güve
nilm ezlik damgası yiyordum
bu hayra alamet değildi...”
• Atatürk’ün koruyuculuğu bü
kere daha devreye giriyor ve
Tevfik Rüştü.Araş anılarında
‘ Cenevre’den İsmet Paşaya ve
rilecek cevabı, Atatürk bana
Ankara’dan yazdırdı. Sonra An
kara’dan bü telgraf aldım İs
met Paşa’mn ‘istüahata’ çekil
diğini, yerine Celal Bayar’ın ve
kâlet ettiğini yazıyordu’ diyor...
İNÖNÜ GERİ ÇEKİLİYOR
ölümüne kadar genç Cumhuri yetin kaderini çizen 4 kişi bir arada; (Soldan) Celal Bayar. Dr.
Tevfik Rüştü Araş, Atatürk ve biraz gerilerinde İsmet İnönü... Atatürk'ün son günlerinde Bayar ön plana çıkarken, ism et Paşa geri çekiliyor. Bu geri çekilişte. Aras a güvensizliğinin etkisi var. NEMLİ buldu
ğum b ir ' olayı daha anlatm a lıyım. 1937 yaz m e v s im in d e y - dik. Çanakkale Boğazı açıklarında meçhul bir denizaltı bir Rus vapurunu ba tırdı. Canımız sıkıldı tabii. İs panya İhtilali'nin serpintileri
Bozcaada
ihmaller
yüzünden
kalkınamadı
S
AYIN İçişleri Bakan lığı'na dıı vuru muzdur: Birler Çanakkale'nin Boz caada K azası yerlilerin- denız. Buraya, son yıllarda Cumhurbaşkanımızın ilgi ve talimatlarıyla birazcık hizmet gelmiş: böylece ada halkı biraz rahatlamıştır.Ada, T ü rkiye'nin en küçük kazasıdır. Nüfusu 1700'ü geçmemektedir, d o layısıyla politikacılar bura lara uzun yıllar uğramaz lar. En büyük sebebi de seçmeninin az oluşudur. Bugüne kadar adadın bele ■diye başkanlığı görevlerin de bulananlar, adaya hiçbir katkıda bulunm am ışlar, batta zararları olmuştur ve hâlâ da olmaktadır. Bu adada da devletin temsilcisi
Kaymakam bulunmakta dır. Adalarda iş hacmi az olduğundan ve politikanın da dışında tutulduğundan zaten bu adalar için özel bazı kanunlar da vardır belediye başkanlığı görevi.
Kaymakamlıkla birleştiri- lirse; ja n i Kaymakam,
hem Belediye Başkanı hem de Kaymakam olarak da imi görev yaparsa, geri kal mış bu adacıklara politika girmemiş olur.
Şerh' Ali YAKAR Bozcaada/Ç. KALE
ta bizim sularımıza kadar sıç ratılmak isteniyor gibi bir en dişese kapıldık. Birdenbire Ak deniz'in emniyeti meselesi or taya çıkıvermişti.
Eylül ayında Cenevre'ye, M ille t le r C e m iy e ti Asambleşi'ne giderken aldığım talimat gereğince; Akdeniz'de emniyetin korunması meselesi ni. dost ve müttefik memleket lerle konuşacaktım.
Cenevre'de. Balkan mütte
fiklerimizle; İngiltere, Fransa ve Sovyet hariciye nazırlarıyla g ö r ü ş t ü m . İ n g ilt e r e ve Fransa'nın bir proje hazırla dıklarını öğrenince, hüküme time malumat verdim. Görüş meler sırasında. Balkan Antan tı teklifi de ele alındı ve verdi ğimiz değişikliklerle, bu pro jeye son şekli verildi. Ayrıca Cenevre yakınındaki Niyon Kasabası'ııda bir konferans toplanması kararlaştırıldı.
T
ELEFON ve telgrafla Ankara'ya bilgiler vererek konferansın gelişmelerini hüküm ete aksettiriyordum . Son olarak Niyon Mukavelesi' nin imzalanması için telefonla salahiyet de almıştım ve hazır lanan vesikayı diğer taraflar gibi ben de imzaladım.Ertesi gün. Ankara'dan bir telgraf geldi. Bazı hak ların kullanılması konusun da mukaveleye ekler yapıl
ması ileri sürülerek aksi h a ld e v e s ik a y ı im z a la mamam isteniyordu.
Yunanistan'ın bile endişe etmediği bir konuda, bizim için vehim sayılabilecek bu istek ler, gerçekten çok önemsizdi ve zaten iş olup bitmişti. Hükü mete verdiğim cevapta bunları belirttim ve istenilen husus ların anlaşmanın manasında mevcut bulunduğunu; İngiliz
ve Fransız hariciye nazırlarıyla yapılan konuşmalarda bu m ev zularda mutabakat sağlandığı nı bildirdim.
Ankara'dan İsmet Paşa' dan şu talimat geldi:
“ O h a ld e , İn g iliz ve Fransız hariciye nazırların dan bu mutabakatı belirtir m a h iy ette b ire r m ek tu p alınız.”
(Devamı Sa.19, Sü. 1 'de)
Ç izgilerle Hayattan Rekorlar
«
u i n n e s s
En şirin dağcı...
DASCILIK SPORUNA A İT KAYITLAR / 8 5 A YILINDAN BERİ DÜZENLİ OLARAK
TUTULUYOR. A N C A K i3 . YÜZYILDA B i. LE B U SPORUN YAPILDIĞINA DAİR BU LG U_
LAR VAR.
DICK MILLINGTON
E N UZUN DİK TIRM ANIŞ İSE A N N A PU R N A 1 DAĞININ GÜNEY CEPHESİNDE 3 0 9 / METRE. DE GERÇEKLEŞTİRİLDİ. C R R İS BONİNSTON ÖNDERLİĞİNDEKİ B İR İNGİLİZ E K İB İN İN 2 N İS A N - 2 7 M A YIS 1 9 7 0 ' TE YAP.L TIKLARI TIRMANIŞTA S B İN 5 0 0 M ETRE İP KULLANILDI.
Soklan soBa
J
1 - Jeton veya bilet ile teker teker geçmeyi sağlayan dö ner dolaptı geçit... Dinlen mek için duraklama, 2 - Av rupa da bir ülke, 3 - Bir işa ret zamiri... Şarap (eski dil)... Bir tatlı çeşidi. 4 - Bir sayı... Tanrı'ya yakarış... Keder veya üzüntü, 5 - Ba yağı... Kötülük... Bizmut m a deninin simgesi, 6 - Ağa bey... Bir mevsim... Çok ol muş incirin dışına sızan tat lısı, 7 - Susama benzeyen tohumları acı olan, beyaz çiçekli bir bitki... Kar fırtı
nası. 8 - Bir nota... Ticaret eşyası... Ensiz, 9 - Yıkıntı... Maksat ve amaç, 1 0 - Ta mir... Güç.
i Yukorıdan aşağıya
1 - Rüya yorumu... Pay, 2 - Kabile... Namaz çağrısı, 3 - Radon gazının sim gesi... Geri verm e (geri çevirme)... Komak'tan bir istek sözü, 4 - Şan ve şöhret... Kuvvet ve takat, 5 - Acele... Bal tek nesi. 6 - Su katmanına va rıncaya kadar kazılan derin çukur... Bir toprak cinsi, 7 - Bir besin çeşidi... Saz çala rak gezeri halk ozanı... BirD ün kü ç ö z ü m
soru eki, 8 - Lantan madeni nin simgesi... Benzer... Çağ ve zam an, 9 - Bir çeşit tes tere... Telli bir çalgı, 10 - Mektep... Azıcık, 1 1 - Yaylı bir saz... Molibdenin simge si, 1 2 - Toyluk.