• Sonuç bulunamadı

Çeşmeler, bendler, kuyular

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2021

Share "Çeşmeler, bendler, kuyular"

Copied!
1
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

26

= = = = =

Eski Istanbul:

TÜRKİYE TURİNG

Çeşmeler,

Su meselesi, çeşmeler, beudler, kuyular bu gün dahi günün önemli işleri arasında bulunan su meselesi, 16 ncı, 17 nci ve 18 inci asırda da İstanbul un en önemli derdi idi.

İlk devirlerde su sıkıntısına rağmen İstanbu- la su getirilmesine karşı gelen bile vardı. Sadrâ­ zam Rüstem Paşa, Kanunî’nin emrile Kâğıthane sırtlarından İstanbul a su getirileceği zaman, bu işe sebep sen oldun diye devrin mimarını hapse sokmuştu.

Rtistem Paşa şu fikirde bulunuyordu: “is­ tanbula su getirilecek olursa, herkes istanbula can atar. Kalabalık artar. Halka et, ekmek, za­ hire yetiştirmek güçleşir. Bu yüzden ordunun ia­ şesi zorlaşır. İstanbulun erzak ve zahire narhları bozulur. İstanbul çift bozanlarla dolar. Eker bi­ çer taifesi yerleri boş koyup terketseler gerek­ tir.”

Bütün bu düşünce ve mütalâalarla İstanbula su getirilmesine mâni olmak istedi ise de her şeyde Kanunîye sözünü geçiren Rüıstem Paşa, bu işde söziinii geçiremedi. Mimar Sınanın yüksek dehâsile yollar açıldı, kemerler yapıldı. Acemi- oğlanlar, ırgadlar, hattâ Mısırdan getirilen renç- berler harıl harıl çalıştılar.

İstanbulda hemen her mahallede birer çeşme yapıldı. Az bir zamanda Kâğıdhane sırtlarından sızıp akan sular İstanbul halkına sebil edildi. Çeşmelere, musluk takmak nedir kimsenin aklı­ na gelmedi. O zaman musluğa “Bu rina lüle” der­ lerdi. Sular o kadar bol akıyordu ki, halk bun­ dan iki türlü istifade ediyordu. İstanbulun müt­ hiş yangınları bu sularla söndürülüyor, bahçeler ve bostanlar bu sularla sulanıyordu. İstanbul su yolcular, at ve arka sakalarile doldu. Bunları igare İçin de bir Nazırlık ihdas edildi, Suyolcu­ lar Nazırı.. Mimar Sinan, mimar Davud, mimar Dalgıç Ahrned Çavuş, Su Nazırlığı ettiler ve o yolda yetiştiler.

Çeşmelerin gece gündüz devamlı surette ak­ ması yüzünden burmaklar ortaya çıktı, çünkü “çeşmeler gece gündüz akıp sokakları balçık” ediyordu. Fakat çeşmelere musluk takılması Is- •tanbulda mühim bir hâdise oldu. Bundan kimse memnun olmadı. Her mahallenin imamı ve

ce-kuyular

maatıi adetâ isyan ettiler. Meclisi şer’e koşarak: “Akan su, bahçelerimize ve bostanlarımıza ak­ mak için bize verilmiştir. Yabana akarsa aksın, burmnluya rizamız yoktur.” diye şikâyette bulun- dularsa da bu iddiaya kimse kulak asmadı. Maa- mafih halk ta inadından geri durmadı. Musluk­ ları bozanlar, kırıp atanlar, geceleri açık bırakan­ lar da oldu.

Nihayet divandan çıkan şiddetli bir bükün] bu zorlukların önünü aldı. Su Yolu Nazırına hita­ ben emirler yazıldı.. (1564) bununla beraber çı­ kan hükümde halkı, daha doğrusu kesesine güve­ nenleri serbest bırakan bir nokta vardı, istiyen kendi p araşit e çeşme ve musluk yaptırabilecekti.

O tarihten itibaren İstanbulda çeşme yaptı­ ranlar çoğaldı. Ebüssuud Efendi, Yazıcı çiftliği civarında bulduğu suyu İstanbula getirtti. Hassa sulardan Turunçtuk suyuna karıştırarak Istanbul- da güzel bir çeşme yaptırdı.

İstanbul'da su bollaşınca hamamlar da ço- ğalmıya başladı. Mlhrimah Sultanın Edirnekapı- sında, Ebüssuud Efendinin Macuncu Mescidi ci­ varında, Kılıçali Paşanın Tophanede, Hoca Sa- deddiıı Efendinin Beşiktaş ta yaptırdıkları hamam­ lar, hep su bolluğu sayesinde inşa edilebilmişti. Su, İstanbul bahçelerini ve bostanilarını ye­ şillendiren, İstanbul halkının ateşini söndüren ve yüzünü güldüren, İstanbul'u yangınlardan kurta­ ran biricik hayat kaynağı oldu. Bu kaynağın da­ ima feyizli, daima bol, daima çoşkun olmasına o derece ihtimam ediliyordu ki, akacağı yollar, geçeceği uzak bağlar ve tarlalar hakkında bile divandan Suyolu Nazırına sık sık emirler, hüküm­ ler çıkıyordu: Su yollarının geçtiği yerlerde bağ ve bahçe yapanlar olunsa, yolun üç zürra üstün­ de ve üç zürra altındaki yerlere tesadüf eden bağlar bozulurdu. Oralarda ev, bağ, bahçe, hat­ tâ ziraat bile yasaktı.

İstanbula gelen sulardan hiç bir kimse ni­ zama aykırı faydalanamazdı. Hattâ devletin en i- leri gelen adamları bile... Koca Mimar Sinan, Kâğıthane suyundan bir lüle su almış, aslanbaşı oluk yaptırmış, suyu çeşmesine biriktiriyor diye divana şikâyetler olmuştur. Bunun için İstanbul kadısına gönderilen bir hükümde: “Filvaki

ima--bendler,

Kişisel Arşivlerde İstanbul Belleği Taha Toros Arşivi

IIIIIII

Referanslar

Benzer Belgeler

-->erkekler dişilere göre X-e bağlı çekinik genlerin oluşturduğu kalıtsal hastalıklardan daha çok etkilenirler... • Doğan erkekler

Matematiksel Sistemler, Direkt

SP180032 YENAL Yüksek Sıcaklığa Dayanıklı Mat Siyah 6 4,30.

(1) Philippson (A. Philippson) nun k çük Asya'nın jeolojisi — Sayfa 56 — (Han buch der regionalen Geologie Vo.. Ova toprakları cüz'î ıslâh edilecek olursa her nevi

İmar işleri Reisliği mütehassıs mimarı ola- rak vazife görmüş, 1948- 1951 yılları ara- sında Büyük Millet Meclisi inşaatı Kontrol Şefliğini yapmış, tekrar Nafia Vekâleti

Alt sıralar dar olup sık bir şekilde yan yana dizilmiş ve kısmen sıva ile dol- durulmuş olan bu delikler ancak çatının orta parçasının kaldırılmasıyla incelenebil-

SP180032 YENAL Yüksek Sıcaklığa Dayanıklı Mat Siyah 6 4,30.

Güzman: Dona Elvire’nin uşağı, Sganarel anlattıktan sonra Don Civani’nin nasıl bir adam olduğunu öğrenmiştir.. Don Karlo: Dona Elvire’nin kardeşi, Don