• Sonuç bulunamadı

İlahili İstiklal Marşı

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2021

Share "İlahili İstiklal Marşı"

Copied!
1
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

CUMARTESİ, 19 Eylül 1998

Em in C Ö LA SA N

İlahili

i

« t » ' ■

_ *

y

İstiklal Marsı

9

B

AYRAĞIMIZ nasıl onuru­

muzsa, İstiklal Marşımız da

Türk milletinin onurudur.

Tarım Bakanlığı Daire Başkanı olan

Mükerrem Aydın

isimli bir şahsın, İstiklal Marşı'nı bir

“ilahi”

gibi okuduğunu

Şükrü

Küçükşa-hin

yazmıştı. Gözüyle görüp kulağı ile duymayınca, insan bu gibi du­ rumları tam olarak algılayamıyor. Doğrusunu isterseniz, haberi oku­ yunca ben de algılayamadım.

Bu rezaleti önceki gece televiz­ yon kanallarının haber bültenlerinde izleyince jetonum düştü.

Devletin resmi bir toplantısının açılış töreni yapılıyor. Kürsüye biri çıkmış,

İstiklal Marşı

okumaya başlıyor...

Ve derhal sapıtıyor.

Kürsüde

Kuran

mı okuyor, ilahi mi okuyor, başka bir şey mi yapı­ yor, hiç belli değil.

Ne okuduğu, ne söylediği anlaşıl­ mıyor.

Belli olan tek şey,

İstiklal

Mar-şı'nı orada rezil ediyor.

Elbette ki bunu kasıtlı yapıyor. İlk kez bir girişimde bulunuyor. Kapıyı zorluyor. Eğer tepki gelmezse, bu iş tutarsa,

şeriatçılar

bundan sonra

İstiklal Marşı'nı

böyle okumak için düğmeye basacaklar. Onu da

ilahi

gibi okuyacaklar.

İstiklal M arşı'na saygısızlık

eden bu şahıs, Tarım Bakanlı­

ğında Daire Başkanı.

★★★

Sonra ekrana onun amiri olan

Gürbüz Mızrak

isimli Genel Mü­ dür geliyor. Belli ki o da aynı kafa­ dan. Adamını savunmaya kalkışıyor.

“ O çok iyi Kuran okur”

gibi laflar geveliyor.

Sonuçta, Bakanlık bünyesinde

“soruşturma”

açıldığı açıklanıyor. Biz çok iyi biliriz ki, bu gösterme­ lik soruşturmalardan hiçbir şey çık­ maz. Sonuç alınması beş yılı bulur!

Şahıs önce

Memurin

Muhake-mat Kanunu

uyarınca il falanca kumluna sevk edilir. Bayındırlık Mü­ dürü, Veteriner Müdürü, Sağlık Mü­ dürü gibi kimseler oturup karar ve­ rirler. Eğer suçlu bulunursa, dosya Danıştay'a gider. İki yıl da orada ge­ çer. Suçlu bulunup yargılanmasına karar verilirse, yargıda da birkaç yıl geçer ve sonuçta kim öle, kim kala vaziyetleri olur!

Adına

Memurin Muhakemat

Kanunu

denilen bu ucube,

cum­

huriyet

döneminin hukuk açısından bir utanç belgesidir. Memurlar bu yasa hükümlerine göre yargılanır. Her şey kaynayıp gider.

Ne zaman çıkarılmıştır bu yasa?

Osmanlı İmparatorluğu za­

manında, 1 9 1 3 yılında, Sadra­

zam Mahmut Şevket Paşa dö­

neminde!

Komedidir, komedi!

Onun için, hiç kimse çekinmesin. İsteyen devlet memuru,

İstiklal

Marşı'nı

ilahi gibi okusun, isteyen rezil etsin, alay etsin, ne yaparsa yapsın.

Şeriatçı kesimin bütün

ulusal

değerlerimizi

çiğnemesine yavaş yavaş alışıyoruz. Bugün

İstiklal

Marşı,

yarın başka kutsal değerleri­ miz. Bugüne kadar

İstiklal

Mar-şı'na

saygılı görünürlerdi, şimdi ni­

yetleri ortaya çıktı.

Devam etsinler! Hiçbir şey ol­ maz.

Ama şu olup bitenden artık bir ders alalım.

Hiç değilse devletin, kimle­

rin, hangi kadroların ve hangi

kafaların eline bırakıldığını an­

layalım.

GÜL'ÜN TÜRBANI

Abdullah Gül,

kansını

Dil

Ta-rih'e

kaydettirmek için yanma aldı, okula götürdü. Amacı orada siyasi

şov

yapmaktı. Bu amaçla medyaya haber saldı. Yanına avukatını aldı.

Kameralar, muhabirler, foto mu­ habirleri, verilen saatte oraya gidip

şovu

görüntülediler.

Abdullah

Bey, kansını

türban­

la

getirmişti. Yasalar ve kurallar doğrultusunda, üniversiteye kayıt iş­ lemi

türbansız

yapılıyordu. Atrak­ siyon bu aşamada başladı.

Hanımefendinin kaydı doğal ola­ rak yapılmadı.

Abdullah Gül,

gösteri yapmayı medya önünde sürdürdü:

“ Bu zulümdür. Amerika'da

veya Rusya'da yaşıyor olsay­

dık, bu kayıt yapılırdı.”

En can alıcı sözlerini de sona saklamıştı:

“Şimdi bu konuda Danıştay'­

da dava açıyoruz.”

Maşallah, sözünün eri kişi imiş! Gerçekten de davasını açtı! Yürüt­ menin durdurulması karan verilme­ sini istedi...

Ve Danıştay 8 . Dairesi, Ab­

dullah Gül'ün (daha doğrusu

karısının) bu istemini önceki

gün oybirliği ile reddetti.

Beyefendi şimdi ne yapacak?

“Demek ki biz yasal yönden

haksızmışız”

dem e yürekliliğini gösterebilecek mi?

Yoksa genç kızlarımızın sır­

tından oynanan türban sömü­

rüsü oyunu, olanca hızıyla de­

vam edip gidecek mi?

ŞADAN BEY’İN VİLLASI

Son yazılarımda bazı tiplerin üze­ rine uzunca gittim. Bu yüzden pek çok konuya değinmek mümkün ol­ madı. Örneğin

Necdet Calp

ve ga­ zeteci abimiz

Mehmed Kemal

için

“Allah rahmet eylesin”

diye ya­ zamadım.

ANAP

Milletvekili

Şadan

Tuz-cu'nun villasına da değinemedim. İstanbul'daki bu villa, kaçak inşa edilmişti. Tıpkı

Tayyip'in

villaları gi­ bi!

Sonunda, birkaç yıl önce yıktml- dı. Gazetelerde yıkım resimleri de yayınlandı.

Aaaaa, birkaç gün önce bir

baktık ki, Şadan Bey villasını

aynen ve yeniden yaptırmış!

Bunlar bizi Mecliste temsil eden vekillerimiz! Bizim adımıza yasa çı­ karmakla, denetim yapmakla yü­ kümlü olan kimseler.

Milletin vekili olan

Şadan Tuz­

cu,

yıktınlan kaçak villasını nasıl ol­ muş da yeniden yaptırmış?

İktidar gücünü mü kullan­

mış? Bililerine rüşvet mi yedir­

miş? Yoksa yeni bir villa gök­

ten zembille mi inmiş?

Ayıptır, ayıp.

İstanbul Şehir Üniversitesi Kütüphanesi Taha Toros Arşivi

Referanslar

Benzer Belgeler

Onu alacak kumandan ne mut­ lu kumandan ve onun askerleri ne mutlu asker­ lerdir!» demesi müslümanları büyük bir gayrete getirmiş, Emevîler, Abbasîler,

" Esenboğa Katliamına Türk Ermenile­ rinin in fia li" başlıklı bir deklarasyon yayınlayan Patrik Şinork Kalustyan, deklarasyonunu açıklamadan önce

Hiç yok tanıklık ettiği şeylerden öyle iz : Sünnet, nikâh törenleri, eğlence âlemi; Biz burda sözde hâtıralar beldesindeyiz; Dalgın gözüm seçer gibi

Yüksek öğrenimini, İstanbul Tatbikî Güzel Sanatlar Yüksek Okulu Dekoratif Resim Bölümü’nde sürdüren sanatçı, bu okuldan mezun oldu. İlk kişisel sergisini

nu malumatı veren Şanızaae, ye- mek emrinden sonra bir gün te­ sad ü fe n Hâlet'EfenH{rtfri‘ bir1 Yeme­ ğinde bulunduğunu, çıkarılan ye­ meklerin vakıa yedi

Attığını vurmak kolay değil, boşa atmak da heves kırıcı ya; ormanlarda, daha kuşlar yumurtadayken, geniş alanlar üstüne ag gererlermiş.. Uçuş

[r]

Bilim kurgu filmlerinin vazge- çilmezlerinden olan hologramı herhangi bir gözlük benzeri araç kullanılmadan farklı açı- lardan görülebilen üç boyutlu dijital görüntü