? yıl önce yitirdiğimiz oyun yazarı, oyuncu ve yönetmen Vasıf Öngören’in kızı Aslı Öngören:
Düşünm eyi
HİLMİ ZAFER ŞAHİN
Türk tiyatrosuna oyun yazan, oyun cu, yönetmen ve yönetici olarak önemli katkıları olan Vasıf Öngören’in 9. ölümyıldönümünde, Mimar Sinan Üni versitesi Devlet Konservatuvan Tiyatro Bölümü mezunu kızı Aslı Öngören’le ko nuştuk.
-Vasıf Öngören nasıl bir insandı?
Karizmatik bir kişiliği vardı. Eski dostlan, onun keyifli ve öğretici oldu ğundan dem vururlar. Her konuyu de rinlemesine incelemek ve okunanın özü nü kavramak, kendisini dinletmek gibi özel bir yeteneği vardı. Hummalı bir şe kilde okurdu. Yıllar önce, onu görmeye Berlin’e gittiğimde, Berlin- Amsterdam arası gece yaptığımız tren yolculuğunda, benden getirmemi istediği Uğur Mum- cu’nun bir kitabını kompartmana yerleşir yerleşmez okumaya başladı.
Bütün gece boyunca, her uyanışımda onu hararetle okurken buluyordum. Amsterdam’a varmak üzereyken, nasıl olup da bu kadar ağır okuduğuna şaştığımı söylemiştim. Aldığım yanıt, “ okumak" konusunda yepyeni bir ufuk kazandırmıştı bana...Kitabı tam dört kez okuduğunu, her seferinde önem sı rasına göre farklı yönlerine ağırlık ver diğini ve bazı kitapların ancak bu yolla özümscncbileceğini anlatmıştı. Araştı rma, düşünme ve üretme süreçlerinde sistemli çalışmayı çok önemserdi. Pek- çok bakış açısını dinlemeye, incelemeye özen gösterir, bir bilimadamı titizliğiyle, aşama aşama uygulamaya koyardı. Dü şünmeyi, yaşamak kadar önemseyen bir insandı. Dolu dolu yaşadı, bilinçle üretti.
-Vasıf Öngören’in ti yatrosunu, tiyatro dü şüncesini değerlendirir inisin?
O gerçek bir tiyatro adamıydı. Yaşamında ve çalışmalarında, hiç bir ucuzluğa, kolaycılı ğa ya da rastlantısalhğa yer yoktu. Bilim çağının insanıydı. Bilim çağının tiyatrosuna inanıyor du. Bu nedenle, kızı ola rak değil de, tiyatro dünyasının genç bir üyesi olarak teni etkile- yişini anlatmam daha akılcı olacak sanırım. Ayrıca onun tiyatrosu, tiyatrocu olarak tenim için bir düşünme ve araştırma konusu oldu ğunda kendisi yaşamı yordu.
Ölümünün birinci yılında Dostlar Tiyat- rosu’nda yapılan anma toplantısında Genco Erkal, “ Vasıf Öngören,
Türk Tiyatrosu’nda bir kilometre taşıdır”- demişti. Ne yapmıştı
Vasıf Öngören? Neydi onu önemli kılan? Saldırının eleştirinin hedefi yapan? Her- şeyden önce sosyalist dünya görüşü sa natsal üretiminin ekseniydi. Bundan hiç ödün vermedi. Bir söyleşisinde “ Brecht’i kavrayıp, kavramamak gibi bir sorun yoktur. Asıl sorun Marksizm’i kavrayıp, kavrayamamaktır”demişti...Bu nedenle sanatsal üretiminde akılcı ve tutarlıydı.
k ad ar önemsendi
15 Mayıs 1984’te yitirdiğimiz Vasıf Öngören, kızı Aslı’yla birlikte.
- Sence bu Öngören’in tiyatro düşünce sine nasıl yansıyordu?
Ona göre iki tür tiyatro yapılıyordu. Biri salt eğlendirici olmayı hedefleyen ti yatrolar, diğeri ise işçi sınıfının tiyatrosu olmaya çalışan eğitici tiyatrolar. Her iki tür de idealist bir çaba içindeydiler. Eği tici nitelikli tiyatroların amacı telliydi, “ bilinçlendirmek” . Oysa ona göre bilinç
ve bilimsel bilgi sanatçı lar için gerekliydi. Sa natçı gerçeği değil de, bildiği bilgiyi aktarm a ya çalışırsa işin kolayı na kaçmış olurdu.
Bu nedenle günün slogana tavrına kapı lmadı. O, politik tiyat ronun idealist ko laycılığından her zaman kaçındı. Epik tiyatro es tetiğinin, tiyatromuza uygulanması gibi kalıcı, sistematik ve tiyatro ta rihimiz açısından çok önemli bir sorumluluğu üstlendi.
Brecht’in epik ve di yalektik yöntemini, ül kemizin sosyo-politik konumuyla buluşturma yolunda, insanımızın tüm sıcaklığını ve canlılığını yansıtan yapıtlar verdi, çalış malar yaptı.
-Vasıf Öngören’in
Brecht’in tiyatrosuyla ilişkisinden biraz söz eder misin?
O pekçok çevre ta rafından “ Brecht taklitçi”si olarak kara lanmak istendi. Evet, Vasıf Öngören, Brecht’in yönteminin savunucusudur. Ama asla körükörüne taklitçisi ol mamıştır...Bilim çağının tiyatrosu olan epik tiyatroda, eğlendiriciliğin çağımıza yakışır biçimde düzenlenmesini isterdi. Seyircinin kafasında karışık ve düzensiz olarak bulunan birikimi, bir düzene sok
mayı sorunlarım bilinç düzeyine sıçratıp, açıklamaya yönelen Epik Tiyatro, eğlen- diriciliğinden hiçbir şey yitirmez ona göre. Ayrıca bu bilinçlenmenin getirdiği çağdaş hazdır. Tiyatrosuyla böylesi bir yaklaşıma yakın olan Türk izleyicisini böyle bir alışverişten alıkoymaya çalı şanlara gereken karşılığın verilmesinden yanaydı.
-İstersen biraz da yönetmenlik yanma değinelim...
Bir tiyatro bir düşün adamı, bir oyun yazan ve yönetmen olarak onun çalışma yönteminden öğrenilecek çok şey var... Oyunlannın ilk yazımı ve sahnelenmesi döneminde oyunlanna bitmiş gözüyle bakmazdı. Provalar boyunca her türlü görüşe açık yaklaşırdı. Bütün bakış açı- lannı değerlendirdikten sonra, titizlikle seçtiği tek bir repliği ya da mizanseni de ğiştirmezdi.
Onun bu yaklaşımı şu sözlerinde r güzel somutlanıyor: “Türk Tiyatro' henüz görevinin gerçeği söylemek <
duğunu anlamış değil.” Sanırım bu s< leri yönetmenlik konusundaki düşür sini ortaya koymakta.
- Son olarak söylemek istediğin var
Onun düşünme biçiminin, savunc tiyatro yönteminin Türk Tiyatrosv önemini koruduğuna inanıyorum, şünmeyi yaşamak kadar önemseyeı insandı. Dolu dolu yaşadı, bilinçle i ti... Daha öğrenecek, öğretecek çok vardı. Aydın sanatçı kimliğini ve üret lerini kavramak ve kavratmak bir rumluluktur, mutlaka...Öte yandı yine taze tiyatrocu kimliğiyle, yokl ğunun yarattığı boşluğu ve üretme, vakti kalmadığı o nice yapıtta üzülm mek de elimde değil.