BEKRİ
CEŞNIC1
H UYAN LOKANTASI
LAIORETTA
La Toretta'da özellikle Franco'nun tatlı ve pastalarım deneyin
G
eçen hafta bu sütunlarda Levent Çalıkuşu sokağında İkincisi açılan nefis İngiliz Pub’ı Nord Shield’en sözet- miştim. Gerçekten yeni Nord Shield yalnız gerçek bir İngiliz Pub’ı ve İstanbul bu alan daki en iyisi olmakla kalmıyor, ama aynı zamanda Ingiltere’de bile eşine az rastlanır yerlerden biri olma özelliğini de kazanmış bulunuyor. Hemen belirteyim ki bu yargı benim değil, işin uzmanı Ingiliz ve Iskoçya- lılar’ın. Nord Shield’i yeniden anlatmaya gerek yok.Belki de iyi bir kıyaslama yapa bilmenin en iyi yolu, Nord Shield’e girme den önce hemen karşısındaki Sherlock
Holmes'a bir uğrayarak aradaki
farkı görmektir.
Geçen hafta sözünü ettiğim,
La Toretta'ya bakalım bu kez.
İngiltere de kimi publarda yal nızca öğlen yemeği verilmekle yetinilmiyor, ama aynı zamanda, pubın yanında arkasında veya üst katında akşamlan da servis yapan restoranlar oluyor ki, bun ların bazıları gerçekten çok hoş yerler. Nitekim geçen yıl Londra publanndan birinin aynı adı ta şıyan lokantasında yediğim por- takallı ördeğin tadını hala unu tamıyorum.
La Toretta da, Nord Shield’in üst katında bir Italyan restoranı.
Yalnız sakın onu, pubm yanın da hizmet veren bir yer olarak kabul etmeyin.
La Toretta başlı başına hoş bir yer. Zaten ilki yine Nord Shield’in sahipleri Teoman
ve Lale Hünal tarafından Ataköy Mari- na’da açılmış olan La Toretta Nord Shi- eld’den ayrı bir kaç dükkan ötede ken di başına bir kurumdu ve İstanbul’un benim gittiklerim içinde de en iyi Ital yan lokantasıydı. Hadi hepsini görme diğimizi de hesaba katarsak, La Toret ta için “İstanbul’un en iyilerinden biri” diyebiliriz.
Levent Çalıkuşu sokaktaki La Toret- ta’nın ise birincisinden de daha iyi ol duğunu söyleyebiliriz.
Herşeyden önce, Ataköy Marina’daki gibi burada yan dükkanların davetsiz müziğine zorunlu kulak misafiri olmak zorunda değilsiniz. Ayrıca, La Toretta 2'nin birincisinden daha küçük, ama yine de 60 - 70 kişiyi ağarlamaya elve rişli salonu çok büyük özenle döşen
miş. Birinci kattaki Pub’daki İngiliz ha vası, ikinci katta yerini tipik bir Ital yan ambiance’ma bırakıveriyor. Mobil yaları birbirlerine çok benzemese de, ben Levent La Toretta’nm salonunda, Roma’nm Via Corso’da bulunan ünlü kahvesi El Greco’nun havasından bazı çağırışımlar yakaladım.
La Toretta’nın titiz mi titiz ahçısı
Franco mesleğe ilk adımlarını Viyana’nın pastalarıyla ünlü Zaher Oteli’nde atmış. Onun için de tatlı ve pasta onun büyük me raklarından biri. Orada yediğim tiramisu şimdiye dek yediklerimin en güzellerinden
biriydi. Ama sakın yalnız onunla sınırla kal mayın.
Neyse dilerseniz işe tersinden başlamaya lım da, konuya yine yeni La Toretta’nın ö- zelliklerinden biri olan açık büfesinde bulu nan antreleri veya anti pastileri ile girelim.
Hemen salonun girişinde, soldaki masa üzerinde sıralanmış olan antrelerin hepsi nefaset. Prosciuttolar gibi, Italyan peynirle ri de orijinal. Soğuk büfede, kimi zaman ne fis hazırlanmış hindi dilimleri, gerçekten iyi yapılmış bir rozbif, posciuttolar balık salata ları salatalarla zengin, ama görgüsüz abartı ürünü olmayan bir açık büfe buluyor ve bundan dilediğinizce yararlanıyorsunuz.
Doğrusunu isterseniz, bu zengin açık bü feden sonra, spagettilerin, tagliettelaların herhangi birini tadarak bitirebilirsiniz.
Ama ben size yine de Franco’nun öbür spesyalitelerine de biraz yer ayırmanızı, başta belirttiğim gibi, özellikle pasta ve tat
lılarını da tadmanızı salık veririm. Ayrıca et yemeklerinden Robespierre’i, Parma jam- bonlu dana eskalop olan Saltinbocca a la Romana’yı veya şarap soslu acılı tavuk but olan Pollo Alla Diavolo’yu da salık veririm.
Bu arada şaraptan sözaçılmışken, hemen belirteyim ki, eğer şansınız var ise, bu ye meğin yanında, Chianti Clasicco sonunda da, gerçekten dışarda bulamayacağınız, bir gorganzola yiyebilirsiniz. Şansımz varsa di yorum, çünkü Türkiye’de bira gibi şarap it haline de TEKEL öylesine engeller koyuyor ki, akıl erdirmek mümkün değil. Herşeyin hem de iyisiyle olduğu kadar en kötüsüyle de ithal edildiği bu ülkede, TE- KEL’in turizm açısından da öne mi olan bu iki maddede sergile diği bürokratik katıkğı anlamak gerçekten çok güç.
Benim La T oretta ’da antre olarak en çok sevdiğim yemek ler, Italyan soğuk etleri ile Car- paccio di manzo.
Doğrusu pastalar, yani hamur işleri içinde bir ayırım yapmak çok güç. Hepsi de güzel.
La Toretta İstanbul’un en gü zel Pub’ının hemen üstünde se kiz on basamak merdivenle bir den Ingiltere’den çıkıp İtalya’ya ulaştığınız bir ortamda zevkli, keyifli, lezzetli bir Italyan resto ranı.
Üstelik şunu açıklıkla söyleye bilirim ki, fiyatları emsali yerle re oranla bayağı ucuz. Eşinin dostunun, i- kazlanna karşın Teoman Bey fiyatları be lirli bir düzeyin üzerine çıkarmamakta, por siyonları da belirli bir miktarın altına indir- memekte direniyor. Belki çok tüccarca bir davranış değil. Ama Nord Shield gibi La To retta da işin keyfini kazancından önce tu tan Hünallar’ın yeri.
Profesyonel ustalığın yanındaki bu ama tör heyecan ve ikram keyfi, müşterinin de keyfini arttıran bir etken.
Geçen hafta, Nord Shield’i yazarken tele fon numarası verememiştim. Çünkü dükka nın telefonları henüz gelmemişti. Şimdilik hiç değilse bir tanesi geldiğine göre onu ve receğim. O telefondan hem La Toretta’yı, hem de Nord Shield’i arayabilirsiniz.
LA TORETTA Çalıkuşu Sok.
Levent/ISTANBUL, Tel: 270 56 11
SAYFA 34 FIESTA - 16 OCAK 1994
Kişisel Arşivlerde İstanbul Belleği Taha Toros Arşivi