Turgay Fişekçi ile ‘Sevdalara Doyulamadı' üzerine
2 *ı
•1
»i
^5
Sevdalara Doyulamadı
‘Nâzım Hikmet çevresinde
paylaşmaya dayalı bir sevgi
yumağı yarattı
Turgay Fişekçi farklı bir
Nâzım Hikmet kitabı
hazırlamış. Nâzım
Hikmet’i yeterince
tanımayan okur
çoğunluğuna ve yeni
kuşaklara onun
hayatını, kendince
önemli bulduğu
yanlarını öne çıkararak
ama genel çizgileriyle
tanıtmak amacını
güden Fişekçi ile
kitabını konuştuk.
□ Nurgül ATEŞ
D
ünya Kitaplarının yaşa- möyküsü dizisinden bir kitabınız yayımlandı. Nâ zım H ikm et’in yaşamını anlatan Sevdalara Doyulamadı. Nâzım Hikmet üzerine şimdiye dek çok sayıda kitap hazırlandı, onun yaşamını çeşitli yönleriyle anlatan kitaplardı bunlar. Si zin bir Nâzım Hikmet kitabı hazırlar ken amacınız neydi? Bu kitabı ötekiler den ayıran özellikler nelerdir?- Bu kitabı edebiyatçılara yönelik bir kitap olarak düşünmedim. Nâzım Hik met’i yeterince tanımayan okur çoğun luğuna ve yeni kuşaklara onun hayatı nı, kendimce önemli bulduğum yanla rını öne çıkararak ama genel çizgileriy le tanıtmaktı amacım. Böyle bir boşlu ğun olduğunu görmüştüm. Memet Fu at, Kemal Sülker, Asım Bezirci, Ekber Babayev, Rady Fish gibi eleştirmen ya da araştırmacıların kitapları hep Nâ zım Hıkmet’in yaşamını, edebiyatçı ki şiliğini genişliğine irdeleyen, tartışan kitaplardı. Edebiyatçılar için yazılmış lardı. Oysa okumaya yeni başlamış, Nâzım Hikm et’in şiirleriyle şöyle ya da böyle ucundan kıyısından tanışmış okurlara yönelik, onun hayatmm temel olaylarmı ve değerlerini aktaracak, şiir lerini okuyanlara yardımcı olacak böy le bir kitap yoktu. Bir de kitabın resim li olmasını istedim. Kolay okunabilsin diye. Almanya’da rororo yayınevinin böyle bir kesindi ve kısa yaşamöyküsü dizisi vardır. Bu biçimde yüzlerce ede biyatçı ve ünlü kişinin yaşamöyküsünü yayımlamışlardır. Biraz o diziyi örnek
aldım diyebilirim. Bir de Memet Fuat öldüğünden beri onun kurduğu www. nazimhikmetran.com adlı internet site sine gelen mektupları ben yanıtlıyo rum. Öyle sorular geliyor ki, Nâzım Hikmet’i seven çoğu insanın bile.onun yaşamı ve düşünceleriyle ilgili çok az bilgiye sahip olduğunu görüyorum. Dolayısıyla hazırladığım kitabın somut bir gereksinimden doğduğunu söyleye bilirim.
TRAJİK BİR HAYAT
- Nâzım Hikmet Kültür ve Sanat Vak fın d a sergilenen, Nâzım H ikm et’in ço
cukluğuna dair eşyaları anlatarak başlı yorsunuz kitaba. "Başka herhangi bir insana ait olduklarında hiçbir anlamı olmayacak bu eşyaların büyük şaire ait olması nasıl da anlamlarını
değiştirive-riyor” diyorsunuz. Sizin için nasıl an lamları var bu eşyaların?
- Nâzım Hikm et’i değerli kdan şeyle rin başında elbette yazdığı şiirler geli yor. Ancak bu şiirlerle öylesine bütün leşmiş bir hayatı var ki, bu özelliği ona ilişkin her şeyi değerli kılıyor. Trajik bir hayat onunki. Bu trajikliğin verdiği bir çekicilik var yaşamında da. Çok acılar çekmiş, çok şey yaşamış ama hiçbir za man teslim olmamış bir yürek. Hep bildiği doğruların peşinde gitmiş. İn san olarak da bulunmaz güzellik ve iyi huylulukta bir insan. Onun kişilik özellikleri, hayatmm trajikliği, şiirleriy le birleştiğinde çok etkileyici bir bü tünlük ortaya çıkıyor. Bu yüzden başka bir insanın bebekliğindeki mama kaşı ğı onun ve ailesinin dışındakiler için bir değer taşımazken, Nâzım Hik
met’in mama kaşığı onun yaşamı ve şi irleriyle kurduğu imgeyle bütünleşerek çok önemli bir objeye dönüşebiliyor.
- On iki yaşında ilk şiirlerini yazmaya başlar Nâzım. “İlk şiirleri vatan sevgisi üzerinedir. Şairin yaşamının sonuna dek şiirlerinde hiç eksilmeden sürecek ana temalardan birini oluşturan yurtseverlik duygusu, onu ta en başta şiir yazmaya yönlendiren ana etken olmuştur’’ diyor sunuz. Bu ne sürprizlerle dolu bir ya şamdır ki, Nâzım H ikm et yaşamının sonraki dönemlerinde vatan haini ola rak nitelendirilecek, şiirleri kendi dilin de yasaklanacaktır.
- Nâzım Hikmet, yaşadığı dönemin en büyük yurtseverlerinden biridir. Yalnızca şiirlerini okuyanlar bile bunu bütün açıldığıyla görebilirler. İlk şiirin den son şiirine dek büyük bir
* verdir. Ona vatan hainliği yakıştırması soğuk savaş dönemindeki toplumsal cinnetin bir görüntüsüdür. Öyle olsa bugün de onu vatan haini olarak anar dık. Oysa son yıllarda en tutucu ikti darlar bile devletçe anılmasına, heykel lerinin dikilmesine karşı çıkmadılar, si yasetçiler konuşmalarında onun şiirle rinden bölümler okudular. Şürlerinin u2un yıllar yasaklanmış olması da onun yaşamındaki trajik boyudardari biridir. Hiç şiir yayımlama olanağı bulamamış bir şairin bunca verimli ürünler vermiş olması da onun hayranlık uyandırıcı özelliklerinden biridir.
- Nâzım H ikm et’in serbest ölçüyle yazdığı ilk şiirdir “Açların Gözbebekle- ri”. Kitapta N âzım ın bu şiir kalıbından etkilenişini ve şiirin ortaya çıkışını an latıyorsunuz. Kısaca burada da söz eder misiniz?
- Bu çok bilinen bir olaydır. Mosko va’ya gitmek üzere Batum’a geldikle rinde burada Rusça bir gazetede bir şi ir görür. Şiirin dizeleri merdiven gibi yukarıdan aşağıya inmektedir. Henüz Rusça bilmediği için şiiri anlayamaz ancak biçiminden etkilenir. Mosko va’ya dek üç günlük tren yolculukları boyunca yollarda iç savaş nedeniyle aç lık çeken çok sayıda insan görür. Bu olayı anlatacağı bir şür yazmak ister. Ancak söyleyeceklerini ge
leneksel şiir kalıplarıyla söyleyemeyeceğini anlaya rak, o gazetede gördüğü merdiven gibi dizeler kur maya başlar. Böylelikle Türk şiirinin ilk serbest öl çülü şiiri olan “Açların Gözbebekleri” ortaya çı kar.
GÜR SESLİ ŞİİRLER
- Nâzım H ikmet’in Türk
şiirine kazandırdığı açılım
ları açıklar mısınız? - Bu çok geniş bir soru. Neredeyse Türk şiirinin 1920’lerden 1970’lere dek tüm gelişmelerini anlat mak gerekir ama kabaca özetleyeyim: Nâzım Hik met 1928’de Türkiye’ye döner. Serbest ölçüyle yaz dığı şiirlerinden oluşan ki tapları peş peşe yayımlanır ve büyük ilgi çeker. O denli ki, Columbia şirketi “Bahri Hazer” ve “Salkım-
söğüt” şürlerinden oluşan bir plağmı yayımlar. Düzenlediği “Pudarı Yıkıyo ruz” kampanyasıyla da eski şiirle kav gaya tutuşur. Bu tartışmalar onu ülke nin en tanınan şairi yapar. Bu dönem şiirleri devrim havasım yansıtan, yük sek perdeden söylenmiş, bağıran, gür sesli, gençlik şiirleridir. 1930’larla bir likte bu şür çizgisinde bir değişim baş lar. 1936’da yayımlanan ve sağlığında ülkesinde yayımlanan son kitabı olan Şeyh Bedreddin Destanı, Türk şür ge leneğindeki pek çok özelhği barındır masıyla önemli bir sentez oluşturur. Destanda Divan şüri, halk şüri, çağdaş şürin unsurları yanında, arı Türkçe de nemeleri, Osmanlıca konuşmalar gibi özellikler de vardır.
1938’de hapse girmesi ve şürlerinin yasaklanması Nâzım Hikmet’in çağdaş Türk şürinin gelişim çizgisiyle bağım kesmiştir. Bu yüzden 1940’lardaki G a rip ile 1950’lerdeki İkinci Yeni akımı Nâzım Hikmet etkisi dışında gelişmiş tir. Ancak bu yıllarda Nâzım Hikmet, başta Memleketimden İnsan Manzara ları olmak üzere kendisini dünya ça pında üne kavuşturan büyük yapıtlar verdi.
1940’larda Nâzım Hikmet etkisiyle
bir toplumcu şairler kuşağı oluşmuş tur.
Nâzım Hikmet’in 1960’k yılların ba şında “Saman Sarısı” vb. şiirlerinden oluşan üçüncü bir yaratıcılık dönemi daha vardır.
Bu dönemlerinin Türk şüri üzerin deki etkisi ancak ölümünden, 1960’la- rm ikinci yarısmda yapıtları yeniden kendi dilinde yayımlanmaya başladık tan sonra ortaya çıkmıştır.
Genel bir sonuç olarak söylersek, Nâzım Hikmet, geleneksel çizgide sü ren Türk şiirini çağdaş şiir düzeyine yükseltmiş bir şairdir. İlk kez onun şi irleriyle Türk şüri dünyaya açılmış, çağdaş dünya şiiriyle arasındaki zaman farkını kapatmaya girişmiştir.
- Siz 80 kuşağının bir şairisiniz. Nâ
zım Hikmet, sizin kuşağınızın şairlerini ve sizi nasıl etkiledi?
- Kendimi bir kuşağın içinde hiç görmedim. Şairler kuşaklar içinde de- ğü, kendi özgünlükleriyle şair olurlar. Nâzım, özelikle toplumcu içerikte şür yazan hemen bütün şairlerimizi etkile miştir. Ancak şür öyle bir şeydir ki, iyi bir şairden etkilenerek iyi şür yaza mazsınız. îyi şür yazabilmek için iyi şa ir olmak gerekir. 70’li ve 80’h yıllarda Nâzım Hükmet’ten etküenmiş ama kö tü şürler yazmış çok sayıda şair oldu
ğunu düşünüyorum. Beni ise her şeyden ön ce insan yanıyla etküe- miştir. Şiiriyle hayatmı bu denli örtüştürebilmiş baş ka bir şair tanımadım. İnanılmaz bir içtenlik. Hiçbir sahteliğe yer ol maması hayatında. Ben de hayatta ve şürde N â zım kadar yalansız olabil meyi istedim her şeyden önce. Şiir böyle bir haya tın arkasından gelebili yorsa güzel bence.
- Nâzım Hikm et düşün celeri ve şiirleriyle bilinen ama çok iyi tanınmayan bir insan diye düşünüyo rum. Siz ne dersiniz? Ki tapta da yer alan, Nâzım Hikm et’in ilginç ve pek çok insanın bilmediği yön lerinden söz eder misiniz?
- Elbette. Çok ilginç bir insan. Onunla ilgili pek çok şeyi, yazılmış kitaplar ve şürlerinden okumamın yanı sıra uzun yıllar Adam Yayıne- vi’nde aynı odada çalıştığım Memet Fuat’tan dinledim. Memet Fuat, anne siyle Nâzım Hikmet’in evlenmesi ne deniyle dört yaşından yirmi beş yaşma kadar onun oğlu olmuş. Bu yirmi yıllık süreye üişkin o denli çok şey anlatmış tır ki, hepsinde de Nâzım Hikmet’in insan yanının benzersizliği ve yüceliği beürir. Sonra onunla cezaevinde yat mış olanların anıları. Kemal Tahir’e, Orhan Kemal’e yazarlıklarının gelişimi için, Balaban’m ressam olması için yol göstermeleri, öteki hükümlülerle dost luk ilişkileri, yurtdışında bulunduğu yıllarda da Yevtuşenko, Voznesenski gibi şairlerin ona üişkin anüarı hep karşımıza çevresinde paylaşmaya daya lı bir sevgi yumağı yaratan Nâzım Hik met’i çıkanr.
Günümüzün bireysel çıkarları önde tutan insanına ve dünyasına aykın bir kişilik Nâzım Hikmet. Ama onu yalan dan tanımanın günümüz insanının ha yatına da çok olumlu insani katküarı- nın olacağım düşünüyorum. ■
Nâzım Hikmet - Sevdalara Doyula m adı/ Turgay Fişekçi/ Dünya Kitapları, Ekim 2004/l l ls .
"Ç
Şairler
kuşaklar içinde
değil, kendi
özgünlükleriyle
şair olurlar.
Nâzım, özellikle
toplumcu içerikte
şiir yazan hemen
bütün şairlerimizi
etkilemiştir.
Ancak şiir öyle bir
şeydir ki, iyi bir
şairden
etkilenerek
iyi şiir
yazamazsınız. İyi
şiir yazabilmek
için iyi şair olmak
gerekir.
ıv
C U M H U R İ Y E T K İ T A P S A Y I 7 8 4
Kişisel Arşivlerde İstanbul Belleği Taha Toros Arşivi