JAPON BILDIRCINLARINDA SINIRLI YEMLEMENİN BÜYÜME EĞRİSİ ÜZERİNE
ETKİLERİ ABDULLAH ÇULFACI
Yüksek Lisans Tezi Zootekni Anabilim Dalı Yrd. Doç. Dr. Metin SEZER 2. Danışman Doç. Dr. Sefa TARHAN
2008 Her hakkı saklıdır
YÜKSEK LİSANS TEZİ
JAPON BILDIRCINLARINDA SINIRLI YEMLEMENİN BÜYÜME
EĞRİSİ ÜZERİNE ETKİLERİ
ABDULLAH ÇULFACI
TOKAT 2008
Yrd. Doç. Dr. Metin SEZER ve Doç. Dr. Sefa TARHAN danışmanlığında, Abdullah ÇULFACI tarafından hazırlanan bu çalışma 17/12/2008 tarihinde aşağıdaki jüri tarafından oy birliği ile Zootekni Anabilim Dalı’nda yüksek lisans tezi olarak kabul edilmiştir.
Başkan : Yrd. Doç. Dr. Şenay SARICA İmza :
Üye : Yrd. Doç. Dr. Metin SEZER İmza :
Üye : Yrd. Doç. Dr. Oğuz TEKELİOĞLU İmza :
Yukarıdaki sonucu onaylarım
Enstitü Müdürü
ahlak kurallarına uyulduğunu, başkalarının eserlerinden yararlanılması durumunda bilimsel normlara uygun olarak atıfta bulunulduğunu, tezin içerdiği yenilik ve sonuçların başka bir yerden alınmadığını, kullanılan verilerde herhangi bir tahrifat yapılmadığını, tezin herhangi bir kısmının bu üniversite veya başka bir üniversitedeki başka bir tez çalışması olarak sunulmadığını beyan ederim.
ÖZET Yüksek Lisans Tezi
JAPON BILDIRCINLARINDA SINIRLI YEMLEMENİN BÜYÜME EĞRİSİ ÜZERİNE ETKİLERİ
Abdullah ÇULFACI Gaziosmanpaşa Üniversitesi
Fen Bilimleri Enstitüsü Zootekni Anabilim Dalı
Danışmanlar: Yrd. Doç Dr. Metin SEZER Doç. Dr. Sefa TARHAN
Yeterli ve uygun yemleme hayvansal üretime etki eden en önemli faktördür. Sınırlı yemleme hayvansal üretimde farklı birçok sebep için uygulanmaktadır. Bu çalışmada erkek ve dişi Japon bıldırcınlarında serbest yemleme ve hesaplanan büyüme payı yem tüketiminin 1/3’ü ve 2/3’ü kadar yem verilen grupların büyüme eğrisi parametreleri incelenmiştir. Sınırlı yemleme uygulaması, hayvanlar üç haftalık yaşta başlatılmış ve 10 hafta sürmüştür. Erkeklerde, hesaplanan büyüme payı ihtiyacının 1/3’ü kadar sınırlı yemlenen grubun 2/3’ü kadar yemlenen gruptan daha yüksek canlı ağırlığa ulaştığı belirlenmiştir (1/3 grubunda 192 g ve 2/3 grubunda 188,1 g). Kontrol grubu ile sınırlı yemleme yapılan gruplar arasındaki canlı ağırlık farkı dişilerde 23, erkeklerde ise 27. günden itibaren ortaya çıkmıştır. Yemleme grupları ve cinsiyet arasındaki interaksiyon 39. günden itibaren başlamış ve 47. güne kadar devam etmiştir. Sınırlı yemlenen erkek gruplarında 1/3 grubu, dişi sınırlı yemleme gruplarında ise 4 ve 5. haftalarda 2/3 ve 6. haftada 1/3 grubu YYO bakımından en iyi sonucu vermiştir. Çalışmada sınırlı yemleme ile Gompertz büyüme eğrisi parametrelerinin değiştiği de gözlemlenmiştir. Bireyin ulaşabileceği ortalama son ağırlık (Wf) dişi gruplarında erkeklerden daha yüksek bulunmuştur. Tüm gruplar bazında bakıldığında erkeklerin bükülme noktasındaki ağırlıklarının (Wi) dişilerden daha yüksek olduğu belirlenmiştir. Sınırlı yemlenen 2/3 gruplarından dişiler erkeklere göre, 1/3 gruplarında ise erkekler dişilere göre daha erken bir yaşta büküm noktasına (Ti) ulaşmışlardır. Her iki cinsiyette de gelişim hızının (k) kontrol grubunda sınırlı yemlenen gruplara göre daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. Sınırlı yemlenen gruplarda “l” parametresi yem sınırlamasının şiddeti arttıkça düşüş eğilimindedir. Sonuç olarak sınırlı yemleme bıldırcınların yem kullanım etkinliğinin değişmesine ve model parametrelerinin farklılaşmasına sebep olmuştur.
2008, 56 sayfa
Anahtar kelimeler: Japon bıldırcını, sınırlı yemleme, Gompertz modeli, gelişim parametreleri, büyüme eğrisi
ABSTRACT Ms Thesis
THE EFFECT OF RESTRICTED FEEDING ON GROWTH CURVES OF JAPANESE QUAILS
Abdullah ÇULFACI
Gaziosmanpaşa University
Graduate School of Natural and Applied Science Department of Animal Science
Supervisor: Assist. Prof. Dr. Metin SEZER Assoc. Prof. Dr. Sefa TARHAN
Sufficient and appropriate feeding is one of the most important factor affecting to the productivity of animal production practices. Restricted feeding could be applied in animal production for many different reasons. In this study, growth curve parameters of the male and female Japanese quail groups that were fed adlibitum or restricted were studied. Feed restriction were determined as 1/3 and 2/3 of the consumed feed for only growth. Feed restriction were started at the age of three weeks and continued 10 weeks. The 1/3 male group gained more weight than the 2/3 male group, 192 g and 188,1 g respectively. The differences in live weight between control and restricted fed groups were started at the age of 23 and 27 days for females and males, respectively. Feeding groups x sex interactions were detected between 39 and 47 days of age. Feed consumption rate were better for the 1/3 restricted fed group in males and 2/3 restricted fed group at the age of 4 and 5 week and 1/3 restricted fed group at the age of 6 week in females. Restricted feeding changed the Gompertz model parameters. Asymptotic weights (Wf) for females were calculated higher than that for females. Weight at inflection point (Wi) were higher for males than that for females for all groups. In 2/3 group females were reach to age of inflection point (Ti) earlier that males while in 1/3 group females were reach to that age later than males. The growth rates (k) for both of the sexes were low for restricted fed groups compare to control groups. The parameter “l” tents to be get lower when the feed restrictions get severe. Consequently, restricted feeding changed the feed consumption rate and the model parameters of Japanese quail. 2008, 56 pages
Keywords: Japanese quails, restricted feeding, Gompertz models, growth parameters, growth curve.
TEŞEKKÜR
Bu çalışmanın her aşamasında maddi ve manevi destekleri için anneme, bilimsel çalışmalarda edinmiş oldukları üslup ve teknik bilgilerini büyük bir içtenlikle takdir ettiğim ve benimsediğim değerli hocalarım Yrd. Doç. Dr. Metin SEZER’e, Doç. Dr. Sefa TARHAN’a, Yrd. Doç. Dr. Şenay SARICA’ya ve Yrd. Doç. Dr. Oğuz TEKELİOĞLU’na teşekkürlerimi sunarım.
Abdullah ÇULFACI Aralık 2008
İÇİNDEKİLER Sayfa ÖZET………..i ABSTRACT………..ii TEŞEKKÜR……….iii İÇİNDEKİLER……….iv SİMGE ve KISALTMALAR DİZİNİ………...v ŞEKİLLER DİZİNİ………..vi ÇİZELGELER DİZİNİ………vii 1. GİRİŞ...1 2. KAYNAK ÖZETLERİ...4 2.1. Sınırlı Yemleme...4
2.1.1. Nicel (Kantitatif) Sınırlama...5
2.1.2. Nitel (Kalitatif) Sınırlama ...7
2.1.3. Telafi (Geciktirilmiş) Büyümesi...8
2.2. Model Kavramı...9
2.2.1. Matematiksel Modelleme...10
2.2.2. Biyolojik Sistemlerin Modellenmesi ...11
2.3. Kanatlılarda Sınırlı Yemleme Uygulamaları...11
3. MATERYAL VE METOD...13
3.1. Hayvan ve Yem Materyali ...13
3.2. Metod ...13
3.2.1. Denemede Kullanılan Yemleme Gruplarının Oluşturulması...13
3.2.2. Yemleme Gruplarına Verilecek Yem Miktarlarının Tespiti ...14
3.2.3. Parametre Analizleri ...17
4. BULGULAR ve TARTIŞMA...19
4.1. Bıldırcın Canlı Ağırlık Değişimleri ...19
4.2. Bıldırcınların Yem Tüketimi...23
4.3. Parametre Tahminleri ...30
5. SONUÇ ...46
KAYNAKLAR...48 ÖZGEÇMİŞ
SİMGE ve KISALTMALAR DİZİNİ
Simgeler Açıklama
SX Standart Hata Kısaltmalar Açıklama
HP Ham Protein
kcal Kilo kalori
ME Metabolize Olabilir Enerji
BP Büyüme Payı
g Gram
GYM Günlük Verilecek Yem Miktarı
ŞEKİLLER DİZİNİ
Sayfa Şekil 4.1. Gompertz modelinin erkek grupları için tahmin ettiği
zaman-ağırlık değişimi……….30 Şekil 4.2. Gompertz modelinin dişi grupları için tahmin ettiği
zaman-ağırlık değişimi………30 Şekil 4.3. Erkek kontrol grubunun zamana bağlı ağırlık değişimi………...31 Şekil 4.4. Dişi kontrol grubunun zamana bağlı ağırlık değişimi………..32 Şekil 4.5. Sınırlı yemlenen erkek 2/3 grubunun zamana bağlı ağırlık değişimi……...33 Şekil 4.6. Sınırlı yemlenen erkek 1/3 grubunun zamana bağlı ağırlık değişimi……...33 Şekil 4.7. Sınırlı yemlenen dişi 2/3 grubunun zamana bağlı ağırlık değişimi………..34 Şekil 4.8. Sınırlı yemlenen dişi 1/3 grubunun zamana bağlı ağırlık değişimi………..35
ÇİZELGELER DİZİNİ
Sayfa Çizelge 4.1. Deneme gruplarındaki erkek ve dişilerin tartım zamanlarına göre canlı
ağırlıkları………19 Çizelge 4.2. Kontrol grubunun yem tüketimi ve buna göre BP 2/3 ve 1/3 grupları için
hesaplanarak verilen yem miktarları………...23 Çizelge 4.3. Erkek kontrol grubunun haftalara göre yem tüketim miktarları…………..24 Çizelge 4.4. Dişi kontrol grubunun haftalara göre yem tüketim miktarları……..……..24 Çizelge 4.5. Erkek ve dişi grupları için yemden yararlanma oranları (YYO)………….25 Çizelge 4.6. Birey ağırlık ortalamaları üzerinden hesaplanan parametreler………36 Çizelge 4.7. Çeşitli araştırmalardan kullanılan gelişim modellerine göre elde edilen
1. GİRİŞ
Japon bıldırcını (Coturnix coturnix japonica), kısa sürede cinsel olgunluğa ve besi sonu canlı ağırlığa ulaşması, üretim masraflarının az oluşu, generasyonlar arası sürenin kısa oluşu, et ve yumurtasının lezzetli oluşu, hastalıklara karşı dayanıklılığı ile yüksek adaptasyon yeteneği dolayısıyla yetiştiriciliği yaygın olarak yapılan kanatlı türlerinden biridir. Bu önemli özellikleri aynı zamanda ıslah, yemleme, davranış ve genetik konulu bilimsel çalışmalarda da materyal olarak kullanımlarını yaygınlaştırmıştır.
Japon bıldırcınları 17-18 günlük kuluçka süresine sahiptirler. Erkekler yaklaşık 36. günde cinsel olgunluğa, dişiler ise 42 günde yumurtaya gelirler. Bu nedenlerden dolayı yılda dört ya da daha fazla nesil elde etmek mümkündür. Tavuklara nazaran daha az yem tüketmelerine rağmen vücutlarına oranla daha büyük yumurta üretirler. Kısa sürede yumurta üretimi başlar ve pik döneme ulaşır. Diğer kanatlılarla mukayese edildiğinde karkasta kemik ve deri oranı az iken et oranı daha fazladır. Toplumların hayvansal gıda ihtiyacının karşılanmasında çeşitli üretim kaynaklarının harekete geçirilmesi düşüncesiyle son yıllarda bıldırcın yetiştiriciliği üzerinde ciddiyetle durulmaktadır (Alkan, 2008). Bıldırcın yumurtası tavuk yumurtası ile kıyaslandığında protein ve mineral madde miktarının daha fazla olduğu görülür. Ayrıca birim alandan daha fazla ürün elde ediliyor olması ekonomik bir yetiştiricilik açısından da önem arz eder. Yüksek yumurta verimi ve doğal dayanıklılığı da aile tipi işletmeler için tercih sebebidir (Akıncı ve ark., 2005).
Bıldırcınlar gerek et gerek yumurta veriminin yanında, evcil kanatlılar için yapılan denemelerde ideal bir model olması nedeniyle üzerinde yoğun olarak araştırmalar yürütülen bir türdür (Poyraz ve ark., 2002). Bıldırcınlar üzerinde yapılan araştırmaların bir kısmının, ekonomik önem arz eden karakterlerin iyileştirilmesi yönünde olmasına rağmen, önemli bir kısmı da diğer evcil kanatlılar için de geçerli olacak temel bilgilere ışık tutmaya yönelik olmaktadır.
Japon bıldırcınları birim alanda az yer kaplayarak diğer kanatlılara göre daha az yem tüketmektedir. Bilindiği gibi kanatlı üretiminde yem giderleri önemli bir yer teşkil
etmektedir. Bu nedenle kanatlı ürünlerinin maliyeti doğrudan yem maliyetine bağlıdır. Türkiye, kanatlı yem maliyeti en yüksek olan ülkelerdendir (Akbay ve ark., 2005). Kanatlı üretiminde bu ve benzer sebeplerden dolayı sınırlı yemleme uygulamaları bilimsel çalışmalarda ve ticari üretimde dikkate alınmıştır.
Modelleme kavramı bilimsel kanunların sistematik bir biçimde incelenmesi ve tasarlanması maksadıyla kullanılan genel bir kavramdır. Bilimin başlıca amacı, yaşadığımız gerçek dünyayı anlamak ve anlatmaktır. Günlük hayatta karşılaşılan karmaşık yapılar insan zekâsı tarafından ancak belirli bir sınıra kadar anlaşılır. Mevcut sistemlerin karmaşıklığının kişi tarafından tüm yönleriyle kavranmasının olanaksız olmasından ötürü bu sistemlerin parçalar halinde incelenmesi ve bu parçaların modellerinin çıkarılması sistemin tamamını kavrama hakkında büyük bir fayda sağlayacaktır. Modelleme yöntemi insanın, sistemlerin karmaşıklığı karşısında izlediği en eski ve en etkili yoldur. Modellerin kurulma amacı sadece sistemin karmaşıklığını azaltmak yönünde değildir. Modeli kuranlar arasında bir iletişim aracı olarak da görev yaparlar.
Hayvansal üretimde et verimi başta olmak üzere ticari öneme sahip birçok özellik hayvanın cüssesi ve büyüme hızından doğrudan etkilenir. Canlı materyalin en büyük özelliği büyüme olup, canlılarda zaman içinde meydana gelen ağırlık ve boyut artışı olarak tanımlanmaktadır (Tharnley ve Jhonsen 1990). Hayvanların verim dönemine ulaşıncaya kadarki büyüme ve gelişme dönemleri yetiştiricilikte büyük önem taşır (Doğan, 2003). Birim zamandaki büyümenin tanımlanmasında en geçerli yollardan birisi de büyüme eğrileri ve modelleridir. Büyüme eğrileri ile bireyin ileriki zamanlarda büyümesini tahmin etme olanağı olduğu gibi, üzerinde çalışılan konuya göre ideal büyümeye sahip hayvanların erken yaşlarda damızlığa ayrılma olanağını (Tekel, 1998), en uygun kesim yaşını ve genel sağlık durumunu (Çolak ve ark., 2006) ve çeşitli parametreleri tahminleyebilme (Mignon-Grasteau ve ark., 2000) şansı da vardır. Bu nedenle son yıllarda çeşitli çiftlik hayvanlarında belirli dönemlere ait büyüme eğrileri üzerinde çalışılarak bunlardan genetik ve çevresel ıslah programlarında yararlanılmaya çalışılmaktadır (Murthy ve ark., 1972; Mukundan ve ark., 1984; Mc Ewan ve ark.,
1988; Gonzales ve ark., 1992; Bathei ve Leroy 1996; Bananno ve ark., 1997; Tekel, 1998; Yakupoğlu ve Atıl, 1999; Kuzu, 2001 ve Şireli, 2002).
Büyümenin modellendirilmeye çalışıldığı bir biyolojik sistemde, büyüme hızı bakımından üç farklı durum söz konusudur: sabit hızda büyüme, sürekli artan ya da azalan hızlarda büyüme ve değişken hızlarda büyümedir (Bilgin ve Esenbuğa, 2003). Büyüme eğrilerinin şekli canlının türüne, çevre şartlarına ve incelenen özelliğe göre değişiklik gösterdiğinden, uygun modelin seçimi istatistiksel bir karar sürecini gerektirir. Yaşamı boyunca bir canlının genellikle büyüme hızı sabit değildir (Kshirsagar ve Smith, 1995). Büyümenin değişken hızlarda olduğu durumlarda Lojistik, Gompertz, Bertalanffy ve Richards gibi erken dönemde bir bükülme noktasına sahip sigmodial modeller söz konusudur (Bilgin ve Esenbuğa, 2003). Bu modellerin önemi biyolojik bir canlının büyüme potansiyelini ve sürdürülebilir üretimini tahminleyebilecek objektif bir yöntem için temel olabilmeleridir (Fekedulegn, 1999). Bu modellerin birbirlerinden farkı dönüm noktasının konumundan kaynaklanmaktadır. Modeller arasında bu tip ayırıcı farklar olmasına rağmen araştırmacılar büyümenin bir bütün olarak ele alınmasında birleşmişlerdir. Büyüme analizi için tüm modellerin kullanılmasında ortak görüş, büyümenin noktadan noktaya oluşmadığı, değişik hayvan türlerinde azalma ve çoğalmaların bir süreklilik içinde yer aldığıdır (Ersöz ve Alpan 1994). Özellikle tarım bilimlerine formüle edilmiş modellerin dışında diğer alanlarda geliştirilen birçok model tarımsal ürünlerde büyümeyi modellemek için kullanılabilir (Bilgin ve Esenbuğa, 2003).
Japon bıldırcınlarında büyüme eğrisi serbest yemleme şartlarında diğer kanatlılarda da olduğu gibi S şeklinde bir yapı göstermektedir. Hayvanların yem tüketimini tanımlayabilecek biyolojik parametrelere sahip modeller ile tüketilecek yem miktarını tahmin etmek mümkündür. Yem miktarı ile büyüme eğrilerinde ortaya çıkması muhtemel değişiklikleri takip etmek ekonomik yetiştiricilik açısından önemlidir. Bu açıdan çalışmanın amacı 3 haftalık yaştan itibaren Japon bıldırcınlarında sınırlı düzeyde yemlemenin büyüme eğrisi üzerine etkisini belirlemek ve bu şartlardaki büyümenin matematiksel olarak tanımlanmasını sağlamaktır.
2. KAYNAK ÖZETLERİ 2.1. Sınırlı Yemleme
Hayvanlar üzerinde yapılan ıslah çalışmaları neticesinde gelişme hızında ve canlı ağırlıkta bir artış olmuştur. Bu genetik potansiyeli artırıcı çalışmalar et verimini üst düzeye çıkarmıştır (Altan ve ark., 1998). Etçi damızlıklarda gelişme hızına paralel olarak iştah artışı gözlenmiştir. Hızlı büyüme, iştahın artması, yemden yararlanmanın iyileşmesi ile beraber bir takım olumsuzluklar da bu genetik ıslah sonucu ortaya çıkmıştır.
Bazı ırklar tükettikleri yem miktarlarını besin madde ve enerji ihtiyaçlarına göre ayarlayabilirler. Ancak, yarı ağır ve ağır ırklar bu ayarlamayı yapamaz ve ihtiyaçlarından fazla yem tüketmektedirler. Bu nedenle aşırı yağlanma meydana gelmekte ve tüketilen yemin ürüne dönüşme oranı gerilemekte ve hayvanın sağlığı bozulmaktadır (Ödünçsav, 1992). Özellikle de piliç döneminde uygulanan serbest yemlemede, bu durum daha belirgin bir hal almaktadır. Zira serbest yemlenen hayvanlar daha fazla enerji tüketecek, cinsel olgunluğa daha erken gelecek ve ileriki dönemlerde verim özellikleri ve sağlıkları menfi yönde etkilenecektir.
Kısa sürede yüksek kesim ağırlığına ulaşan, yemden yararlanma gücü fazla olan sürülerde yağlanma (Plavnik ve ark., 1986; Yu ve Robinson, 1992), ani ölüm sendromu, ascites (Scheele ve ark., 1991) ve iskelet sistemi bozuklukları (bilhassa bacaklarda meydana gelen olumsuzluklar) gibi yaşama gücünü azaltan hastalıklar (Leeson ve Summers, 1988) meydana gelmektedir. Yüksek iştaha sahip hayvanların ihtiyaçlarından fazla yem tüketmesi sonucu abdominal bölge (Lin, 1981) başta olmak üzere iç organların etrafı, deri altı ve üreme organlarında önemli ölçüde yağlanma olmaktadır. Aşırı yağlanma ile birlikte dişi etlik piliçlerde cinsel olgunluk yaşı gecikmekte ve yumurta verim performansı da düşmektedir (Bomstein ve ark., 1984; McDaniel ve ark., 1981; McDaniel, 1983; Wilson ve Harms, 1984). Damızlık sürülerde aşırı yağlanma ile birlikte üreme performansı da düşüş göstermektedir (Tilki ve İnal, 1999). Tüketici talepleri de göz önüne alındığında karkasta ve abdominal bölgede yağlanmanın az olması istenir. Son yıllarda tüketicinin yağsız ete yönelmesi etlik piliçlerde karın
yağının azaltılmasına yönelik çalışmalara hız kazandırmıştır. Cherry ve ark. (1978), erken yaşlarda yem sınırlamasının karında yağ birikmesi ve telafi edici büyümenin sağlanmasında genotipler arasında farklılığın olduğunu bildirmiştir.
Kanatlı yetiştiriciliğinde üretim maliyetinin %70’ini oluşturan yem giderleri nedeniyle yemden tasarruf sağlanması üretim için önem arz etmektedir (Scheideler ve Baughman, 1993). Bu olumsuzluklar neticesinde üretimdeki kayıplar maliyeti zorlayıcı bir seviyeye ulaştırmıştır. Söz konusu olumsuzlukların giderilmesi yönünde genetik olmayan uygulamalar ön plana çıkmaktadır. Bu nedenle büyüme hızını belirli bir süre yavaşlatan ancak kesim ağırlığını ve karkas kompozisyonunu olumsuz yönde etkilemeyen yemleme programları geliştirilmiştir. Bu tip yemleme programlarından birisi de sınırlı yemleme (restricted feeding) olarak adlandırılır. Hayvansal üretimin amacına uygun olarak en yüksek verim seviyesinde ekonomik bir kazanç sağlayan sınırlı (kısıtlı) yemleme kaçınılmaz bir ekonomik zorunluluk (Ödünçsav, 1992) olarak karşımıza çıkmakta, farklı dönemlerde değişik metotlarla uygulanabilmektedir. Sınırlı yemlemede hayvanların belirli yaşta belirli canlı ağırlığa ulaşmaları için sınırlı miktar ya da kalitede yem tüketmeleri sağlanır (Akşit ve ark., 1988). Sınırlı yemlemede; yemin sınırlama düzeyi ile süresinin, genotipin ve cinsiyetin hayvanların canlı ağırlık artışına olumlu etkisi vardır (Túmova ve ark., 2002). Sınırlı yemleme kanatlı endüstrisinde ekonomik bir yetiştiricilik sağlamaktadır (Scheideler ve Baughman, 1993). Bu tür yemlemede tüketilecek yem miktarını yetiştirici çeşitli metotlar kullanarak belirler.
Günümüzde sınırlı yemleme uygulaması iki farklı şekilde yapılmaktadır. Bunlar nicel ve nitel yem sınırlamalarıdır.
2.1.1. Nicel (Kantitatif) Sınırlama
Nicel sınırlamada hayvanların tüketeceği yem miktarı sınırlandırılır. Yem tüketim zamanının, yem miktarının ve ışık süresinin sınırlandırılması şeklinde uygulanır. Yem tüketim miktarının sınırlandırılmasında hayvanlara belirli aralıklarla yem verilir. Etlik piliçlerde daha çok yemden yararlanmayı iyileştirmek ve karkas yağını azaltmak maksadıyla sınırlı yemleme uygulanır.
Son yıllarda etlik piliçlerde nicel sınırlama yöntemlerinden olan aralıklı ya da öğün yemleme programları uygulanmaktadır. Petersen (1999), günde bir saat ile dört saat aç bırakma şeklinde aralıklı yemleme yapılmasının etlik piliçlerde verimliliği artırdığını, yem dönüşüm oranında 0,04 iyileşme ve ölüm oranında %0,2’lik bir azalma olduğunu ve bacak problemlerinde de gerileme gözlenerek hayvanların konforunun arttığını bildirmiştir. Bu durum, aydınlatma veya aydınlatma süresinin kontrolü ile de sağlanabilir. Ayaşan ve ark. (2000), erken yaştaki Japon bıldırcınlarını günün belirli saatlerinde aç bırakmış ve nicel kısıntılı yemleme yaparak besi performansı ve karkas üzerine olan etkilerini incelemiştir. Araştırma sonunda kontrol grubuna göre kısıntılı yemleme yapılan grupların yemden yararlanma oranlarının daha iyi olduğu bulunmuştur. Yem miktarının sınırlandırılması ile yemlerin sindirim kanalında kalma süresi dolayısıyla sindirim derecelerinin de artacağı (Ak, 2001) bildirilmiştir. Tavuklarda normal günlük yem tüketiminden %7-8 kadar yem kısıtlaması uygulanabilir (Anonim, 2005). Bu şekilde işgücünden tasarruf sağlanır. Hayvanlar günün belirli saatlerinde veya haftada bir, iki ya da üç gün aç bırakılır (Ayhan, 1990). Gökkuşağı alabalığının her gün iki kez yerine gün aşırı yemlendiğinde büyüme açısından en iyi sonucu verdiği belirlenmiştir (Türker ve Dernekbaşı, 2006). Etlik piliçlerin gün aşırı yemlendiği bir çalışmada yem verilen günlerde besin maddelerinin özellikle de yağın depolandığı, yemleme yapılmayan günlerde ise besin maddelerinin katabolize edildiği tespit edilmiştir (Bennett ve ark., 1990). Buna karşılık Costa (1981), her gün yemlenen piliçlerin gün aşırı yemlenenlere nazaran yemden daha etkin bir biçimde yararlandığını bildirmektedir. Aynı araştırmacı her gün yemlenen piliçlerin yemde bulunan karbonhidratı doğrudan enerji kaynağı olarak kullandıklarını, gün aşırı yemlenenlerin besin maddelerini yem verilen günlerde yağ olarak depo ederek yemsiz günlerde bunu yaktıklarını ileri sürmüştür. Bozkurt ve ark. (2001), her gün ve haftada beş gün yemlenen grupların gün aşırı yemlenenlerden çoğunlukla daha iyi sonuçlar verdiğini bildirmiştir. Wilson ve ark. (1989), her gün yemlenen etlik piliçlerin gün aşırı yemlenenlere kıyasla 40 haftalık üretim süresince altı adet daha fazla civciv verdiğini bildirmiştir. Bozkurt ve ark. (2001), gün aşırı yemlenen piliçlerin, her gün ve haftada beş gün yemlenenlere nazaran sırasıyla 1,24 ve 2,70 daha az civciv ürettiğini tespit ederek bu bulguyu desteklemişlerdir.
Yem miktarının sınırlandırılmasında verilecek yem miktarının tespitinde, serbest yemleme şartlarına tabi tutulan hayvanların yem tüketimi baz alınır. Genelde yem miktarının sınırlanmasının yemden yararlanmayı olumlu yönde etkilediği (Plavnik ve Hurwitz, 1988; Washburn, 1990; Ayhan, 1990; Zubair ve Leeson, 1994; Su ve ark., 1999; Petersen, 1999; Bozkurt ve ark., 2001; Túmova ve ark., 2002; Çalışlar ve ark., 2003) ve böylece hayvanların yemi daha yüksek oranda sindirdiği bilinmektedir. Çalışlar ve ark. (2003), etlik piliçlerde bitirme döneminde uygulanan sınırlı yemleme üzerine yaptıkları çalışmada yem kısıtlama oranı arttıkça yemden yararlanma oranının iyileştiğini bildirmişlerdir. Etlik piliçlerde büyütme döneminde uygulanan sınırlı yemleme verim dönemindeki yaşama gücünü ve yavruların yemden yararlanma değerlerini olumlu yönde etkilemiştir (Bozkurt ve ark., 2001).
Ödünçsav (1992), kahverengi yarı ağır tavuklarda verim döneminde yapılan nicel kısıtlamanın % 20 kısıtlama yapılan grupta en iyi sonuçları verdiğini bildirmiştir. Leeson ve Summer (1997), yaşama payı besin gereksinimlerinin kısıtlanmasının yem kullanım etkinliğini iyileştirdiğini bildirmektedir. Fontana ve ark. (1992), yem sınırlamasının ardından yemden yararlanma gücünün iyileştiğini ve bunun sonuca önemli bir şekilde yansıdığını bildirmiştir. Altan ve ark. (1998), etlik piliçlerde 6. haftadan itibaren sınırlı yemleme ile başlayan gelişme geriliğinin telafi edildiğini bildirilmektedir. Çetin ve ark. (2001), kontrol grubuna nazaran %7 daha az yemlenen grubun besi sonu canlı ağırlığının kontrol grubundan daha yüksek olduğunu bildirmiştir.
2.1.2. Nitel (Kalitatif) Sınırlama
Nitel (kalitatif) sınırlama ise hayvanlara verilen karma yemde bir ya da birkaç besin maddesinin oranını hayvanın ihtiyacının altında verilmesi şeklinde uygulanır. Karma yemin genellikle enerji, protein ya da lizin gibi sınırlayıcı bazı aminoasitlerin düzeyi sınırlandırılır (Mollison ve ark., 1984; Leeson ve Summers, 1997). Karma yeme glikolik asit gibi iştahı azaltan kimyasallar (Francher ve Jensen, 1988; Pinchasov ve Jensen, 1989) ya da iyot veya çinko katılır (Nesheim ve ark., 1979; North, 1981). Bu uygulamada genellikle enerji ve protein tüketimi azaltılarak gelişmenin önlenmesi
amaçlanmaktadır. Kanatlılarda hububat cinsi yem maddelerinin daha fazla kullanılarak ve methiyonin ile lizin aminoasitlerinden birini veya her ikisini azaltmak yaygın bir uygulamadır. Protein ve aminoasit sınırlaması yapılan bazı çalışmalarda bacak problemi olan hindilerin sayısında ve bacak problemlerinin şiddetinde azalma saptanmıştır (Ferket ve Sell, 1989; Waldroup ve ark., 1998). Bozkurt ve ark. (2001), etçi damızlık piliçlerde büyütme döneminde uygulanan nitel yem sınırlamasının verim döneminde sadece damızlık yumurta ağırlığına ve erken yaşta üretilen yavruların canlı ağırlığına etki ettiğini bildirmiştir.
2.1.3. Telafi (Geciktirilmiş) Büyümesi
Etlik piliçlerde sınırlı yemleme uygulamasının amacı hızlı büyümenin getirmiş olduğu fizyolojik baskının olumsuz etkilerini azaltmaktır. Bu nedenle etlik piliçlerde erken yaşlarda (0-3 hafta) büyüme hızının baskılanması maksadıyla sınırlı yemleme uygulanır (Altan ve ark., 1998). Büyümenin sınırlı yemleme ile kontrol edilmesinden sonra tekrar serbest yemlemeye geçildiğinde yavaşlayan büyüme telafi edilebilir. Telafi (geciktirilmiş) büyümesi adı verilen bu uygulamada, büyüme bilinçli olarak genetik potansiyelin altında tutulmaktadır. Sonrasında serbest yemlemeyle aynı yaşta aynı genotipte normal gözlenen büyüme hızından fazla bir büyüme hızı (Yu ve ark., 1990) ve yemden yararlanmada hızlı bir şekilde kötüleşme söz konusudur (Moran, 1981; Yazgan, 1987).
Ticari ömürleri oldukça kısa olan broylerlerin bile, yapılan çalışmalarla telafi büyümesi yapacak potansiyele sahip oldukları belirlenmiştir (Plavnik ve Hurwitz, 1985). Etlik piliçlerde sınırlı yemleme sonucu ilk üç hafta sonunda meydana gelen gelişme geriliği 6. haftada telafi edilebilmektedir (Altan ve ark., 1998). Broylerlerin yanı sıra ruminantlar ve diğer kanatlılar da telafi büyümesi yapabilmektedir. Plavnik ve Hurwitz (1985), sınırlı yemleme döneminde sınırlanan gruplarda canlı ağırlıklarda düşme olmasına rağmen daha sonra telafi edici büyüme sağlandığını saptamışlardır. Hindilerin kesim yaşının etlik piliçlere nazaran daha uzun olması nedeniyle tükettikleri yem miktarı da fazladır. Hindilerde yemden tasarruf sağlamak maksadıyla yem sınırlaması
yapılmakta ayrıca ileriki dönemlerde de telafi büyümesi olanaklarından yararlanılmaktadır. Hindilerde değişik yem miktarı veya protein sınırlamasının yapıldığı çalışmaların karşılaştırıldığı bir denemede, sınırlı yemleme ile pazarlama yaşındaki yemden yararlanma oranının kontrol grubuna göre % 3 ile 12 arası iyileştiği belirlenmiştir (Konca, 2001).
Kanatlı ve memelilerde kısıtlı yemlemenin ardından büyümede oluşan telafinin büyüklüğüne birçok faktör etki etmektedir. Kısıtlamanın niteliği, şiddeti ve süresi, kısıtlama sırasında sürünün büyüme düzeyi, cinsiyet, genetik yapı, yem tüketimini etkileyen çevresel faktörler, kısıtlama esnasındaki fiziki olgunluk derecesi ve kısıtlı yemlemenin ardından uygulanacak yemleme programının şekli etki etmektedir (Pesti, 1984; Cabel, 1990). Bazı araştırmacılar erken yaştaki sınırlı yemleme uygulamasının telafi edici büyümeyi olumlu yönde etkilediğini, bazıları ise sınırlı yemlemeye başlama yaşının telafi edici büyümeye etki etmediğini savunmaktadır (Bozkurt, 1996).
Konca (2001), enerji kısıtlamasının sonucunda meydana gelen ağırlık kaybının genellikle telafi edilebildiğini, %10’un üzerinde protein veya aminoasit sınırlamalarında ağırlık kaybının telafi edilemediğini bildirilmiştir. Yu ve ark. (1990), etlik piliçlerde 56 gün boyunca, gün atlayarak yaptıkları yem kısıtlamasında 56. gün sonunda canlı ağırlığın önemli olarak düşük olduğunu ve telafi büyümesinin olmadığını bildirmiştir.
2.2. Model Kavramı
Model, gerçek dünyadaki herhangi bir sistemin özelliklerinin ve işleyişinin bağlı olduğu bilim dalının kurallarına uygun olarak ifade edilmesine denir. Mevcut sistemlerin kolayca anlaşılamayacak yapıda olmaları nedeniyle modeller, anlatılmak isteneni basite indirgeyerek belli varsayımlar ışığında anlatmaktadır. Her model kurma süreci, gerçeğe bağlı kalmak şartı ile bir soyutlama süreci olup, üzerinde çalışılan sistemin tüm ayrıntılarından arındırılmış bir şeklinin farklı yollarla ifade edilmesidir.
Model, var olan bir bilgi yığınına bir düzen getirmeyi hatta bir yapı oluşturmayı amaçlamaktadır. Modeller, üzerinde çalışılan sistemlerin tüm yapı ve işleyişini tam
olarak içermemektedir. Çünkü her model sistemin yalınlaştırılmış bir kopyası konumundadır (Ingham ve Gilbert, 1991). Modeller bizim mekanizmasını bilmediğimiz olayları anlamamıza, kurgulanan hipotezleri test etmeye yardımcı olur (Aydın ve Özgürtaş, 2007). Modeller kapalı, kavramsal, şematik ve matematiksel (simgesel) modeller olmak üzere farklı şekillerde ifade edilebilmektedir (Montgomery, 1969). Bu ifade biçimlerinin içinde en yaygın olanı bilimin ortak dili olan matematiğin kullanılarak yapıldığı matematiksel modellerdir.
2.2.1. Matematiksel Modelleme
Matematiksel model, sistemi matematiksel terimlerle anlatan, açıklama gücü en fazla ve en geçerli olan eşitlikler kümesidir. Matematiksel model en soyut ve en genel model olup üzerinde düzenleme yapmak son derece kolaydır. Matematiksel eşitliklerin geliştirilme faaliyetleri ise matematiksel modelleme olarak tanımlanabilir. Matematiksel modeller kullanılarak fiziksel, kimyasal, biyolojik, jeolojik, sosyolojik ve ekonomik işlemler incelenebilmektedir.
Matematiksel modelleme yaklaşımı, sistemlerin daha iyi kavranması, analiz edilmesi ve dizayn edilmesinin etkin ve ekonomik bir yoludur. Gerçek dünyada bazı konuların deneysel olarak ele alınması çok maliyetli olmakta ya da imkânsız olmaktadır. Gerçek dünyanın deneysel olarak ele alınmasında zorlukların olduğu her durumda sistemlerin nasıl davranacağını öngörebilmek amacıyla matematiksel modellemeye başvurulmaktadır. Matematiksel modelleme sürecinde matematiğin dışından doğan bir konu, matematiksel teknikler kullanılarak öyle bir ifade edilir ki bu teknikler orijinal konuya ışık tutarak konunun yapı ve işleyişi hakkında bilgi verir. Matematiksel modelleme, orijinal problemin anlaşılmasından başlayıp bir model kullanarak öngörüler yapılabilmesine kadar süren bütün süreci kapsar (Stacey, 1989). Matematiksel modellerin başarısı kullanılan matematiğin düzeyine, ölçümlerin niteliğine ve değerlendirilmesine bağlı olarak değişim göstermektedir.
Matematiksel modelleme terimi ilk kez 1950’li yıllarda kullanılmaya başlanmıştır (Stacey, 1989). Bundan önceki süreçte karmaşık endüstriyel, bilimsel ya da ekonomik durumlardaki değişkenler arasındaki ilişki bilinmesine ve ifade edilebilmesine rağmen denklemlerle ilgili olarak bir şey yapılamıyordu. Özellikle bilgisayarın kullanılmaya başlanmasından sonra bu tür karmaşık eşitlik ve eşitsizlikler sayısal olarak çözümlenmeye başlandı. Böylece matematiksel modellemenin kullanım alanı artmış oldu.
2.2.2. Biyolojik Sistemlerin Modellenmesi
Günümüzde biyolojik sistemlerin modellenmesinde en çok gönüllü insanlar, deney hayvanları, organlar, hücreler, dokular, bakteriler, virüsler, mantarlar ve protozoolar kullanılmaktadır (Aydın ve Özgürtaş, 2007). Biyolojik sistem modellenmesi ile zamana bağlı olarak farklı noktalarda elde edilen ve yorumlanması güç olan bilgilerin biyolojik olarak yorumlanabilmesi sağlanır. Bu biyolojik yorum birey ya da populasyonların ilgili parametrelerle incelenen özellik açısından doğru bir şekilde tanımlanmasına yönelik olmalıdır (Akbaş, 1995). Böylece zor ve karmaşık olan bilgiler daha kolay anlaşılabilmektedir.
Hayvansal üretimde canlı ağırlık kazancı, yumurta üretimi ve yem tüketimi ile ilgili çeşitli modeller kullanılmaktadır. Hayvanların yem tüketimini tanımlayabilecek anlamlı biyolojik parametrelere sahip bir yem tüketim modeli ile belirli zamanlarda hayvana verilecek yem miktarını tahmin etme olanağı vardır. Böylece tahmin edilen yem miktarı ile büyüme eğrilerinde ortaya çıkması muhtemel değişiklikleri takip etmek de mümkün olacaktır.
2.3. Kanatlılarda Sınırlı Yemleme Uygulamaları
Sınırlı yemleme uygulaması ilk kez etlik piliçlerde 1937 yılında uygulanmış, cinsel olgunluğun gecikmesi ve dolayısıyla ilk yumurtaların büyük olmasının fark edilmesi nedeniyle günümüze kadar geliştirilerek uygulanmıştır. Daha sonra hindi, bıldırcın ve yumurtacı hibritler üzerinde sınırlı yemleme uygulaması hız kazanmıştır. Sınırlı yemleme uygulaması toplam yumurta verimini (Yeldan, 1972; Efil ve ark., 1984;
Sharma, 1986; Ayhan, 1990; Özkan ve ark., 1991; Ödünçsav, 1992) ve ağırlığını (Macintyre ve Gardiner, 1964; Akayama ve ark., 1984; Özkan ve ark., 1991; Bozkurt ve ark., 2001) artırıcı etki yapar. Yumurtacı piliçlerde beyaz yumurtacı hibritler için sınırlı yemleme tavsiye edilmezken kahverengi hibritlerin daha hızlı büyümelerinden ötürü kahverengi hibritlerde bu uygulama sık görülür (Anonim, 2005).
Yumurtacı tavuklarda pik verim dönemine ulaşıldıktan yaklaşık iki hafta sonra yani yumurta verim döneminde yem kısıtlamaları başlamaktadır. Bu amaçla yem tüketimi yaklaşık 3-5 gün süre ile azaltılır (Anonim, 2005). Yumurta veriminde anormal bir düşüş gerçekleşecek olursa verilecek yem miktarı kısıtlama öncesi ile aynı miktarda olmalıdır (Sharma, 1986). Normal olarak yumurtacılar, kısıtlı yemlemede tam serbest yemlemedekine nazaran % 8-9 daha fazla bir yem kısıtlamasına zorlanmamalıdır (Anonim, 2005).
Hindilerde %14’e kadar sınırlı yemlemenin canlı ağırlık üzerine etkisi yokken %21 seviyesinde sınırlı yemlemenin besi sonu canlı ağırlıklarda önemli düzeyde düşüşler meydana getirdiği gözlenmiştir (Çetin ve ark., 2001). Bu sonuç yüksek derecede sınırlı yemleme uygulamasının hindilerde canlı ağırlık artışının düşmesine neden olduğunu bildiren çalışmalarla uyumludur. Sınırlı yemleme çalışmaları literatürde genellikle broylerler üzerinde yoğunlaşmış olup özellikle de erken dönem sınırlı yemleme programlarını içeren çalışmalar yaygın bir şekilde yapılmıştır (Proudfoot ve ark., 1983; Mollison ve ark., 1984; Pokniak ve ark., 1984; Plavnik ve Hurwitz, 1985, 1988, 1989, 1990; Summers ve ark., 1990; Yu ve ark., 1990; Scheideler ve Baughman, 1993; Zubair ve Leeson, 1994 ve Zhong ve ark., 1995).
3. MATERYAL VE METOD 3.1. Hayvan ve Yem Materyali
Bu çalışmada kullanılan Japon bıldırcınları (Coturnix coturnix japonica) denemenin hayvan materyalini oluşturmaktadır. Hayvanlar, GOÜ, Ziraat Fakültesi, Zootekni Bölümünde bulunan ana populasyondan elde edilmiştir. Civcivler 0,01 g hassasiyetindeki elektronik terazide tartılmış ve kanatlarına numara takılmıştır. Sonra 10’arlı gruplar halinde tesadüfi olarak 37x100x20 cm (en x boy x yükseklik) ebatlarındaki ana makinesine konmuştur. Hayvanlar ana makinesinde yeme ve suya serbestçe ulaşmıştır. Ana makinesinde hayvanlar 20 gün kaldıktan sonra bireysel kafeslere alınmıştır. Bireysel kafesler 25x25x30 cm (en x boy x yükseklik) ebatlarında olup galvanizli telden yapılmıştır. Her bir bölmede nipel suluk bulunmaktadır. Denemede kullanılan yemler ticari bir yem fabrikasından temin edilmiştir. İlk 16 gün boyunca hayvanlar %24 HP ve 3200 kcal/kg ME içeren civciv yemi ile beslenmişlerdir. Ardından %17 HP ve 2750 kcal/kg ME içeren yumurta yemine geçilmiştir.
3.2. Metod
3.2.1. Denemede Kullanılan Yemleme Gruplarının Oluşturulması
Bu çalışma bıldırcınların cinsiyet tayininin doğru bir şekilde yapılabildiği üç haftalık yaşta başlamıştır. Üçüncü haftadan itibaren cinsiyet ayrımı yapıldıktan sonra haftalık tartımları yapılan hayvanlardan ağırlıkça birbirine en yakın olanlar seçilerek denemede kullanılmıştır. Bıldırcınlar erkek ve dişilerden oluşan 6 gruba ayrılıp bireysel kafeslerde çalışma yürütülmüştür. Oluşturulan yemleme grupları aşağıda verilmiştir:
Kısıtlı Yemleme Erkek grupları
Büyüme payı yem ihtiyacının tamamı kadar yemlenen grup BP 3/3 Büyüme payı yem ihtiyacının 2/3’ü kadar yemlenen grup BP 2/3 Büyüme payı yem ihtiyacının 1/3’ü kadar yemlenen grup BP 1/3
Dişi grupları
Büyüme payı yem ihtiyacının tamamı kadar yemlenen grup BP 3/3 Büyüme payı yem ihtiyacının 2/3’ü kadar yemlenen grup BP 2/3 Büyüme payı yem ihtiyacının 1/3’ü kadar yemlenen grup BP 1/3 BP gruplarına 71 günlük yaşa kadar günlük büyüme payı yem ihtiyaçlarının 1/3, 2/3 ve 3/3’ü kadar yem verilmiştir. İhtiyacının tamamının verildiği grup olan 3/3 grubu serbest yemlenen kontrol grubudur.
3.2.2. Yemleme Gruplarına Verilecek Yem Miktarlarının Tespiti
Söz konusu gruplara günlük verilecek yem miktarları Tarhan ve Sezer (2004) tarafından geliştirilen yem tüketim modeline göre hesaplanmıştır. Yem tüketim modeli şu şekildedir:
SFCR=SGR/YF + mF (3.1)
Yukarıda verilen eşitlikte:
SFCR= Özgül yem tüketim oranı (g yem tüketimi/g bıldırcın ağırlığı/gün) SGR= Özgül büyüme oranı (1/gün)
YF= Gerçek ağırlık kazanç katsayısı (g bıldırcın ağırlık kazancı/g yem tüketimi) mF= Yaşam payı katsayısı (g yem tüketimi/g bıldırcın ağırlığı/gün)
Yem tüketim modeli iki parametreli olup bu parametrelerden ilki yaşam payı, diğeri ise gerçek ağırlık kazancı katsayısıdır. Bıldırcınların canlı ağırlıktaki gelişimlerine bağlı olarak günlük yem tüketimi söz konusu modelden tahmin edilebilmektedir. Bu modelde yaşama payı ve büyüme için gerekli olan yem tüketimi dikkate alınmış, yumurta verimi dikkate alınmamıştır.
Üç farklı Japon bıldırcın hattı kullanılarak Tarhan ve Sezer (2004) tarafından geliştirilen yem tüketim modelinden yaşama payını karşılamak için (her gün bir gram canlı ağırlık için) 0,124 g ile 0,134 g arasında yem tüketmeleri gerektiği hesaplanmıştır. Japon
bıldırcınlarının 1 g yem tükettiklerinde elde ettikleri canlı ağırlık kazancı da yine aynı modelden beyaz, kahverengi ve yabani hatlar için sırasıyla 0,92, 1,13 ve 0,74 g olarak hesap edilmiştir.
Sınırlı yemleme uygulamasını konu alan birçok çalışmada da sınırlı yemlenen grubun günlük yem ihtiyacını kontrol grubu belirlemiştir. Bu çalışmada da sınırlı yemlenen gruplara verilecek günlük yem miktarları kontrol grubu baz alınarak tespit edilmiştir. Çetin ve ark., (2001) hindiler üzerinde yaptığı çalışmada kontrol grubunun günlük yem tüketimini belirleyerek sınırlı yemlenen gruba kontrol grubunun tükettiği yemin %7, %14 ve %21 eksiğini vermiştir. Çalışlar ve ark. (2003), bitirme döneminde etlik piliçlere sınırlı yemleme uyguladığı çalışmasında sınırlı yemlenen gruplara kontrol grubunun %90, %80 ve %70’i kadar yem vermiştir. Ödünçsav, (1992) ise kontrol grubunun tükettiği yemin %80 eksiğini sınırlı yemlenen gruba vermiştir.
Literatürde kontrol grubu üzerinden hesap edilen yem miktarlarının yanı sıra hayvanın yaşama payı enerji gereksinimi üzerinden hesap edilen yem tüketim miktarları da çalışmalarda kullanılmıştır. Literatürde en çok kullanılan etlik piliçler için yem tüketim modeli Hurwitz ve ark., (1978)’na aittir. Altan ve ark., (1998) ve Akşit ve ark., (1998), etlik piliçlerde değişik sınırlı yemleme yaptığı çalışmada, Hurwitz ve ark. (1978) tarafından geliştirilen modeli kullanarak sınırlı yemleme uygulanacak gruba verilecek günlük yem tüketim miktarını belirlemişlerdir.
Bu çalışmada, serbest yemlenen olarak adlandırılan grubun (3/3) tartımları iki günde bir, tüm grupların tartımı ise dört günde bir yapılmıştır. İki günde bir yapılan serbest grubun tartımları baz alınmak suretiyle hayvanlara günlük verilecek yem miktarları (GYM) aşağıdaki formül kullanılarak tespit edilmiştir.
GYM = (0,134* x)+(((y*0,743)/2)*z) (3.2)
Yukarıda verilen eşitlikte:
x: İki günde bir tartılan serbest grubun canlı ağırlık ortalaması.
y: Bir önceki serbest grup canlı ağırlık ortalaması ile söz konusu zamandaki serbest grup canlı ağırlık ortalamasının farkı. (y<0 ise y=0 olarak değerlendirildi.)
z: Grubun kısıtlı yemleme oranı (bu değer 2/3 grubu için 0,6666, 1/3 grubu için 0,3333 alındı.)
Kısıtlı yemlenen gruplara yukarıdaki formülden hesaplanan günlük yem miktarları verilirken serbest yemlenen kontrol grubuna ise günlük yem ihtiyacının üzerinde olmak kaydıyla yem verilmiştir. Yem tüketiminin tespiti sadece günlük ihtiyacının üzerinde yem verilen serbest grupta belirlenebilmiştir. Kontrol grubunun kalan yemleri, tartımları iki günde bir yapıldığı için iki günlük verilen toplam yem miktarından çıkarılarak bulunmuştur. Sınırlı yemlenen grupların kalan yemleri olmadığından kalan yem tespiti yapılamamıştır.
Yemden yararlanma oranı (YYO) haftalık olarak tespit edilmiştir. Yemden yaralanma oranının tespitinde aşağıdaki formül kullanılmıştır.
3.2.3. Parametre Analizleri
Büyüme ile alakalı parametrelerin tahmini çiftlik hayvanları ve aynı zamanda Japon bıldırcınları için oldukça önemlidir (Balcıoğlu, 2005). Çünkü bu tip parametreler ekonomik özeliklerin ıslahında önemli bir yer tutmaktadır. Çalışmada, gelişim eğri ve parametreleri Gompertz modeli kullanılarak hesaplanmıştır. Gompertz modeli üç parametreli olup Richards modelinin özel bir halidir (Çamdeviren, 2002). Bu matematiksel fonksiyonlarda yer alan parametreler genetik ve çevre faktörlerinin bir sonucu olarak yorumlanmaktadır. Canlılarda büyüme genellikle maksimum oluncaya kadar artar ve sonra düşüşe geçer. Bu döngüyü en iyi tanımlayan fonksiyonlar literatürde çeşitli araştırmalar sonucu hayvan türleri de baz alınarak bildirilmiştir. Büyümenin Hurwitz ve ark. (1981) hindilerde en iyi Gompertz modeli, Ptak ve ark. (1994) tavşanlarda Bertalanffy modeli, Antony ve ark. (1991) bıldırcın, hindi ve tavuklarda, Yakupoğlu (2000) ve Tzeng ve Becker (1981) etlik piliçlerde Gompertz modeli ile en iyi açıklanabileceğini bildirmişlerdir.
Parametreler mümkün olan üç yolla hesaplanmıştır: 1- Her grup için bireysel olarak hesaplanıp elde edilen parametrelerin ortalamaları alınarak, 2- Gruptaki bireylerin her ölçüm zamanı için ortalamaları alındıktan sonra parametreler hesaplanarak ve 3-Gruptaki tüm bireyler kullanılarak tespit edilmiştir. Çalışmada kullanılan Gompertz modeli ve bu modelin parametreleri şunlardır:
Gompertz modeli:
(
)
− ⋅ ⋅ = ⋅ k e 1 L exp W W t -k 0 t (3.4)Wt = t yaşta hayvanın canlı ağırlığı (g) W0= Çıkış ağırlığı (g)
L= Anlık (t. zamandaki) gelişim oranı k= Büyüme hızı
Bu modelden elde edilen parametreler kullanılarak aşağıdaki değerlerde hesaplanmıştır: e Wf Wi = (3.4a) k / L 0 f W e W = ⋅ (3.4b) ⋅ = k L k Ti 1 ln (3.4c)
Wf= Son canlı ağırlık ya da asimptotik ağırlık
Wi= Gelişim oranının azalmaya başladığı zamandaki ağırlık Ti= Gelişim oranının azalmaya başladığı zamandaki yaş
Çalışmada istatistiki analizler SPSS paket programı kullanılarak yapılmış, model parametreleri ise SigmaPlot paket programı kullanılarak hesaplanmıştır.
4. BULGULAR ve TARTIŞMA
4.1. Bıldırcın Canlı Ağırlık Değişimleri
Yapılan çalışmalar bıldırcınlarda üçüncü haftaya kadar dişi ve erkeklerin canlı ağırlıkları arasında farklılığın olmadığını göstermiştir (Koçak ve ark., 1991; Oğuz ve Türkmut, 1999; Çamdeviren ve Taşdelen, 2002; Kesici ve Özsoy, 2003). Buna karşın Balcıoğlu ve ark. (2005), tüm haftalarda dişilerin erkeklerden daha yüksek canlı ağırlık gösterdiğini bildirmiştir. Bu çalışmada ise erkek ve dişiler arasında canlı ağırlık farkı 3. haftadan sonra tespit edilmiştir (P<0,05).
GRUP E D E D E D E D E D E D 1/3 a8,9±0,45a a8,1±0,34a a19,9±3,43a a17,5±1,26a a45,0±6,80a a44,4±4,39a a67,8±6,89a a60,10±5,51a a84,1±8,55a a74,8±7,56a a81,1±7,23a a70,8±5,39a 2/3 a8,7±0,18a a8,2±0,24a a17,6±1,80a a17,9±0,80a a38,7±5,12a a41,1±1,95a a62,3±4,63a a60,10±2,34a a74,1±7,64a a75,4±3,45a a70,4±3,65a ab73,6±2,57a 3/3 a8,3±0,39a a8,4±0,41a a18,8±1,03a a17,8±0,82a a44,7±1,92a a39,7±1,98a a60,5±3,85a a59,40±3,66a a74,1±4,22a a76,2±4,18a a81,3±3,11a b84,6±3,46a Gr x Cns ÖD ÖD ÖD ÖD ÖD ÖD 27. gün 31. gün 35. gün 39. gün 43. gün 47. gün 1/3 a83,5±5,49a a75,9±4,22a a105,3±5,06a a96,6±4,55a a126,4±4,66a a124,8±4,72a a137,5±4,39a a136,62±4,71a a144,4±6,52a a152,7±4,01a a157,7±11,07a a173,1±5,37a 2/3 a76,1±2,94a a83,1±2,45a a97,9±4,60a b108,9±2,24b a122,4±7,15a b139,3±2,50b a134,3±7,50a b150,46±0,97b a145,6±7,76a b162,4±1,90b a155,7±7,53a a184,0±2,27b 3/3 b110,6±4,04a b111,6±2,46a b135,3±4,62a c145,9±4,31a b153,7±3,26a c171,2±4,97b b165,3±1,92a c190,84±5,69b b173,2±1,89a c214,6±3,67a a173,9±1,33a b225,7±4,70b Gr x Cns ÖD ÖD ÖD * * ** ** ** ** 51. gün 55. gün 59. gün 63. gün 67. gün 71. gün 1/3 a161,2±9,45a a186,7±5,71b a167,0±10,25a a195,2±4,21b a176,7±10,07a a205,6±4,57b a185,1±9,94a a195,44±4,27a a188,9±9,59a a193,1±3,99a a192,0±3,57a a198,8±3,79a 2/3 ab164,2±6,71a a196,0±3,88b a178,5±8,55a a201,0±3,21b a184,5±7,51a a204,4±4,01b a180,2±3,88a a198,87±3,80b a177,0±6,55a a196,3±3,78b a188,1±6,04a a197,1±3,34a 3/3 b179,6±1,17a b225,1±5,85b a184,6±1,44a b225,9±7,52b a184,5±2,69a a220,8±8,03b a188,7±2,85a b219,10±8,04b a190,8±1,95a b217.0±6,82b a192,9±1,17a b224,1±7,19b Gr x Cns ÖD ÖD ÖD ÖD ÖD * *
Gr x Cns: Grup ile cinsiyet arası interaksiyon.
ÖD: 0,05 önem seyisinde yemleme grubu ile cinsiyet arası interaksiyon yok.
* Yemleme grubu ile cinsiyet arası interaksiyon var (P<0,05) ** Yemleme grubu ile cinsiyet arası interaksiyon var (P<0,01)
ab Sağ taraftaki farklı harfler t testine göre aynı gruptaki erkek ve dişiler arasındaki farklılığı göstermektedir (α=0,05). abc Sol taraftaki farklı harfler Duncan testine göre aynı cinsiyetteki gruplar arasındaki farklılığı göstermektedir (α=0,05).
Kontrol grubu ile sınırlı yemleme yapılan gruplar arasındaki canlı ağırlık farkı dişilerde 23 (P<0,05), erkeklerde ise 27. günden itibaren ortaya çıkmıştır (P<0,01). Erkeklerde çalışma boyunca 1/3 ve 2/3 grupları arasında herhangi bir fark tespit edilemezken, bu grupların kontrol grubundan olan farkı da 47. günden itibaren kaybolmuştur (51. günde istisnai olarak 1/3 grubu bu farklılığı muhafaza etmiştir). Gruplar arasındaki farklılıklar özellikle 5. haftadan itibaren belirginleşmeye başlamış 31-43. günler arası yapılan tartımlarda üç grupta yemleme düzeyiyle orantılı olarak birbirinden faklı bulunmuştur. Kontrol grubundaki erkekler çalışma boyunca ağırlık artışına düzenli olarak devam etmiş ve en yüksek canlı ağırlık 192,87 g ile 71. günde tespit edilmiştir. Kontrol grubundaki dişiler, 55. günde en yüksek canlı ağırlığa 225,90 g ile ulaşmış, bundan sonra hafif bir dalgalanmayla birlikte bu ağırlıklarını muhafaza etmişlerdir. Bu dönemde canlı ağırlıkta gözlenen dalgalanma yumurtlama döneminin başlamasından dolayı normal kabul edilmektedir ve muhtemelen bu sebeple 59. günde dişi gruplar arasındaki ağırlık farkı da tespit edilememiştir (P>0,05).
Erkek kontrol grubunun denemenin 7-14. günlerdeki canlı ağırlık değişimi 25,90 gramdır. Bu değer erkek kontrol grubundaki canlı ağırlık değişimlerinden elde edilen en yüksek değerdir (Çizelge 4.1). Bu sonuç Balcıoğlu ve ark. (2005)’in Japon bıldırcınları üzerinde yaptıkları canlı ağırlık artışına ait çalışmadaki bulguyla örtüşmektedir. Bu grupta 47. günde canlı ağırlık kazancı 0,71 g olup sadece 59. günde canlı ağırlık kaybı saptanmıştır.
Dişi kontrol grubunda 31-35. günlerde elde edilen 30,39 g’lık canlı ağırlık kazancı tüm deneme boyunca elde edilen en yüksek canlı ağırlık kazancıdır. Dişi kontrol grubunda 51. günden itibaren canlı ağırlık kaybı başlamış olup bu durum 67. güne kadar devam etmiştir. Söz konusu günlerde dişi kontrol grubunda gözlenen canlı ağırlık kaybının nedeni bu dişilerin yumurtlama dönemine girilmiş olmasından kaynaklanması olarak açıklanmaktadır (Koçak, 1985; Çamdeviren, 2002; Akıncı ve ark., 2005). Bu açıdan canlı ağırlıkta azalmanın sınırlı yemlenen gruplarda gözlenmemesi bu gruplarda yumurtlamaya başlamanın gecikmesinden kaynaklandığı düşünülmektedir. Nitekim ilk
yumurtlama yaş ortalaması kontrol, 2/3 ve 1/3 grupları için sırasıyla 44, 52 ve 54. gün olarak tespit edilmiş olup bu sonucu destekler niteliktedir.
Ayaşan ve ark. (1998), bıldırcınlarda dişilerin 5 ve 6. haftada erkeklerden daha iyi geliştiklerini ve bu haftaki yaşlardaki canlı ağırlık kazançlarının daha yüksek olduğunu bildirmiştir. Bu haftadan sonra dişiler hızla gelişmekte ve canlı ağırlıkları da artmaktadır. Birçok kanatlı türünde olduğu gibi bıldırcınlarda belli bir yaştan sonra canlı ağırlık bakımından iki-tiplilik (dimorfizm) görülür. Bu süre bıldırcınlar için üçüncü ve dördüncü haftadan sonra olarak bildirmiştir (Testik ve ark., 1989; Toelle ve ark., 1991; Özcan ve Akçapınar, 1993; Oğuz ve ark 1996; Kırmızıbayrak ve Altınel, 2001; Kesici ve Özsoy, 2003; Sezer ve ark., 2006).
Genel olarak erkek ve dişi Japon bıldırcınlarında büyümenin 5. haftaya kadar devam ettiği, 6. haftadan sonra yavaşlamaya başladığı bildirilmektedir (Söğüt ve ark., 2002; Sezer ve Tarhan, 2005a,b). Bu çalışmada serbest grup için elde edilen bilgilerde bu görüşlerle paralellik göstermektedir. Söz konusu haftalardan sonra canlı ağırlık artışı her iki cinsiyette de çok az artma eğilimindedir. Dişilerde 35-50. günler arası yumurtlama dönemi olup ağırlıklarında dalgalanma olabileceği bildirilmiştir (Oğuz ve Türkmut., 1999). Nitekim dişi kontrol grubunda 47. günden itibaren canlı ağırlıklarında bir miktar düşme gözlenmektedir (Çizelge 4.1).
Serbest yemlenen erkek ve dişiler arasındaki farklıklar 35. günden itibaren ortaya çıkmıştır. Benzer şekilde 2/3 oranında sınırlandırma uygulanan grupların erkek ve dişileri arasındaki fark 35. günden itibaren gözlenirken bu farklılıklar 1/3 grubunda 51. günden itibaren ortaya çıkmıştır. Yemleme grupları ve cinsiyet arasındaki interaksiyon 39. günden itibaren başlamış ve 47. güne kadar devam etmiştir. Söz konusu interaksiyon denemenin son günü olan 71. günde de tespit edilmiştir. Bu durum erkek ve dişilerin sınırlı yemlemeye olan tepkilerinin ve duruma adaptasyonlarının farklı olduğunu göstermektedir.
Dudley-Cash (1990), iki farklı broyler hattında grubun birini serbest (kontrol) diğerini de 7-14 günlük dönemde bir önceki günün yem tüketiminin %65’i kadar yem vererek
beslemiş, sınırlı yemleme uygulanan grubun 45. gün hariç canlı ağırlıklarının kontrol grubundan daha düşük olduğunu bildirmiştir. Zubair ve Leeson (1996), erkek etlik piliçlerinde erken dönem yem sınırlaması yaparak serbest gruba verilen yemin %50’sini sınırlı yemlenen gruplara vermişler ve 6-12, 12-42 ve 6-42 günlük sınırlı yemleme sonucu ortalama canlı ağırlık kazancını sırasıyla serbest grupta 188 g, 2144 g, 2332 g; sınırlı yemlenen grupta 66 g, 2182 g ve 2248 g belirlemişlerdir. Işık (2000), palaz döneminde hindileri değişik oranlarda sınırlı yemlemeye tabi tutmuş ve 12. hafta sonunda en yüksek düzeyde canlı ağırlık ve toplam canlı ağırlık artışını serbest yemlenen grupta elde etmiştir. Bu da diğer kanatlılar için Wasburn (1990), Konca ve ark. (2000), Kesici ve Özsoy (2003), Çalışlar ve ark, (2003), Atasoy ve Aksoy (2005), tarafından yapılan çalışmalardan elde edilen bulgularla uyum göstermektedir. Kırmızıbayrak ve Altınel (2001), Japon bıldırcınlarında çeşitli büyüme dönemlerinde ilk altı haftada canlı ağırlıkları sırasıyla 7,87 g, 26,39 g, 54,79 g, 96,75 g, 138,91 g, 165,18 g ve 180,91 g olarak tespit etmişlerdir. Palo ve ark. (1995) etlik piliçleri 48 hafta boyunca sınırlı yemlemeye tabi tutmuş ve canlı ağırlıkları 7 hafta boyunca sırasıyla haftalık olarak 130g, 349 g, 714 g, 1188 g, 1788 g, 2312 g ve 2930 g olarak; sınırlı yemlenen grubun canlı ağırlıklarını da sırasıyla 130 g, 170 g, 508 g, 954 g, 1509 g, 2028 g ve 2666 g olarak bildirmiştir.
4.2. Bıldırcınların Yem Tüketimi
Kontrol gruplarının canlı ağırlık artışları arasındaki fark GYM formülünde kullanılarak sınırlı yemleme yapılan grupların tüketecekleri yem miktarları tespit edilmiştir. Kontrol gruplarının canlı ağırlık artışının olmadığı ya da azaldığı durumlarda da sınırlı yemlenen gruplara aynı miktarda yem verilmiştir.
Çizelge 4.2. Kontrol grubunun yem tüketimi ve buna göre BP 2/3 ve 1/3 grupları için hesaplanarak verilen yem miktarları
Erkek Dişi
Hafta Kontrol BP 2/3 BP 1/3 Kontrol BP 2/3 BP 1/3
3 13,74 12,56 11,39 14,18 12,85 11,53 4 21,91 19,75 17,6 19,38 17,9 16,42 5 23,98 22,94 21,9 28,26 26,5 24,74 6 25,38 24,66 23,94 32,28 30,64 29,01 7 25,12 24,85 24,58 30,58 30,51 30,44 8 26,76 26,30 25,85 30,88 30,69 30,50 9 25,46 25,46 25,46 29,40 29,40 29,40 10 E 26,02 25,91 25,80 D 29,12 29,12 29,12 Erkek ve dişi kontrol gruplarının yem tüketim ihtiyacı 3. haftadan itibaren 9. haftaya kadar düzenli bir şekilde artış göstermiştir. Erkek ve dişi kontrol gruplarında bir önceki tartım ile elde edilen farkın 0’dan büyük olması nedeniyle yani canlı ağırlık artışının devam etmesi nedeni ile grupların yem tüketim ihtiyaçları 9. hafta hariç sürekli farklılık göstermektedir. Sınırlı yemlenen erkek gruplarının 6. haftadan itibaren birbirlerine yakın yem ihtiyaçları olduğu tespit edilmiştir. Kontrol grubunda erkekler 6. haftadan sonra yem tüketimini 25,38-26,02 g arasında sabitlerken, dişiler yumurtlamanın başladığı 6. haftadaki bir artıştan sonra 30,58-29,12 g arasında yem tüketimini sabitlemektedir. Sınırlama yapılan gruplarda ise erkekler serbest yemlenen grupla benzer tepkileri göstermiştir. Dişilerde ise büyümenin erkeklerden daha uzun sürmesinden ve sınırlandırmadan kaynaklanan ilk yumurtlama yaşındaki gecikme ve kontrol grubundaki bu dönemde tüketimin artışı sınırlı yemlenen gruplara hesaplanarak verilen yemin artırılmasına yol açmıştır. Bu durum sınırlı yemlenen grupların toparlanmasına ve 7. haftadan sonra sınırlı ve serbest yemlenen gruplar arasında farkın azalmasına, 9. haftadan itibaren de kaybolmasına yol açmıştır.
Çizelge 4.3. Erkek kontrol grubunun haftalara göre yem tüketim miktarları (1 hayvan için)
Hafta Toplam verilen yem (g)
Toplam kalan (g)
Hayvan başına tüketim (g) 4 1460,37 550 113,80 5 2221,08 986,39 154,34 6 2464,64 1031,29 179,17 7 2290,52 1180,90 138,70 8 2356,30 1223,85 141,56 9 1983,17 1124,73 107,31 10 1566,14 557,56 106,07
Çizelge 4.4. Dişi kontrol grubunun haftalara göre yem tüketim miktarları (1 hayvan için) Hafta Toplam verilen yem
(g) Toplam kalan (g) Hayvan başına tüketim (g) 4 1502,26 475,24 128,38 5 2141,41 700,33 180,14 6 2290,68 716,39 196,79 7 2244,86 924,78 165,01 8 2688,56 961,65 215,88 9 2395,83 633,35 220,31 10 2213,98 554,63 207,42
Kontrol gruplarının kümülatif yem tüketimleri incelendiğinde hayvan başına yem tüketimi erkeklerde 6. haftaya kadar artmış sonrasında azalma eğilimine girmiştir. Erkek ve dişi kontrol gruplarının haftalara göre yem tüketimi dikkate alındığında dişiler tüm haftalarda erkeklerden daha fazla yem tüketmişlerdir. Haftalara göre erkek ve dişi kontrol grubunun yem tüketim farkı dişiler lehine 4. haftada 14,58 g, 5. haftada 25,30 g, 6. haftada 17,62 g, 7. haftada 26,31 g, 8. haftada 74,32 g, 9. haftada 113 g ve 10. haftada 101,35 g daha fazladır. Dişilerde özellikle yumurta dönemine girildikten sonraki haftalarda erkeklere göre yem tüketiminin fazla olması dikkat çekmektedir.
Çizelge 4.5. Erkek ve dişi grupları için yemden yararlanma oranları (YYO) YYO n Erkek n Dişi BP 1/3 4 3,15±0,20 8 3,74±0,21 BP 2/3 4 3,52±0,14 11 3,48±0,01 4. hafta BP 3/3 7 2,58±0,08 8 2,79±0,06 BP 1/3 4 3,28±0,13 8 3,36±0,21 BP 2/3 4 3,57±0,22 11 3,34±0,06 5. hafta BP 3/3 7 3,22±0,08 8 3,10±0,04 BP 1/3 4 4,15±0,19 8 4,14±0,19 BP 2/3 4 4,31±0,24 11 4,24±0,05 6. hafta BP 3/3 7 3,82±0,07 8 3,75±0,05
Dördüncü hafta itibariyle erkek gruplarında yemden yararlanma oranları BP 1/3, BP 2/3 ve BP 3/3 gruplarında sırasıyla 3,15, 3,52 ve 2,58 olarak bulunmuştur. Aynı haftada dişilerde ise bu değerler 3,74, 3,48 ve 2,79 olarak tespit edilmiştir. Dördüncü haftada erkeklerde en yüksek değere BP 2/3 grubunda dişilerde de BP 1/3 grubunda rastlanılmıştır. Beşinci haftada yemden yararlanma oranları erkek ve dişilerde sırasıyla 3,28, 3,57, 3,22 ve 3,36, 3,34, 3,10 olarak bulunmuştur. Erkek grubunda tıpkı 4. haftada olduğu gibi en yüksek değere yine BP 2/3 grubunda, dişilerde ise BP 1/3 grubunda rastlanılmıştır. Sınırlı yemlenen gruplar kendi arasında kıyaslandığında erkeklerde BP 1/3 grubu, dişilerde ise 4 ve 5. haftalarda BP 2/3 grubu en iyi yemden yararlanan grup olmuştur. Altıncı haftada her iki cinsiyette de yemden yararlanma oranları artış göstermiş olup erkek ve dişi gruplarında sırasıyla 4,15, 4,31 3,82 ve 4,14, 4,24 3,75 değerleri bulunmuştur. Yemden yararlanma oranlarının tespit edildiği zaman dilimi içerisinde erkek gruplarında BP 2/3 grubu, dişilerde ise 6. hafta hariç BP 1/3 grubu en yüksek değerleri almıştır. Tüm haftalarda her iki cinsiyette de kontrol grubunun yemden yararlanma oranı sınırlı yemlenen grupların daha altında bir değer alarak en iyi yemden yararlanma oranına sahip olmuşlardır.
Nicel sınırlama (zaman, ışık süresi ya da yem içeriğinde yapılan kısıtlama) uygulamalarında en fazla yem tüketimi kontrol grubunda görülmektedir. Bu çalışmada yapılan sınırlama, hesaplanan verim payı üzerinden doğrudan yem miktarını etkilediği için doğal olarak en fazla yem tüketimi her iki cinsiyette de kontrol gruplarında görülmüştür. Ödünçsav (1992), yumurta tavuklarında canlı ağırlık artışının en fazla olduğu grubun serbest yemlenen kontrol grubu olduğunu ve serbest yemlenen grubun en fazla yem tüketen grup olduğunu bildirmiştir. Kılıç (2005), sınırlı yemlemeye tabi tutulan Japon bıldırcınlarında en fazla yem tüketiminin serbest yemlenen grupta gözlemlendiğini bildirmektedir.
Sınırlı yemlenen grupların kontrol gruplarına göre tükettikleri yem miktarının azalmadığını bildiren çalışmalar da mevcuttur. Nitekim Akşit ve ark. (1995) farklı dönemlerde sınırlı yemlenen etlik piliçlerin, Lee ve ark. (1971) ve Washburn ve Bondari (1978) yerde büyütülen ve sınırlı yemlenen etlik piliçlerin yem tüketimlerinin azalmadığını ancak yem kullanım etkinliğinin iyileştiğini bildirmişlerdir.
Çalışlar ve ark. (2003) bitirme dönemindeki etlik piliçlerde uygulanan sınırlı yemlemede gruplar arasındaki farkın en fazla 5. haftada meydana geldiğini bildirmişlerdir. Yaş ilerledikçe yaşama payı enerji ihtiyacına paralel olarak yem tüketimi de artmaktadır. Konca ve ark. (2004) erkek hindilerin 108 gün boyunca sınırlı yemlenmesinin yem tüketimini etkilemediğini ve yemden yararlanma oranı bakımından 10-17. günler hariç serbest ve sınırlı yemlenen gruplar arasında fark bulunmadığını bildirmiştir. Aynı çalışmada en yüksek yem tüketimi 59-108. günlerde gerçekleşmiştir. Altan ve ark. (1998) etlik piliçleri gelişmelerini geciktirmek için hayvanları iki gruba ayırarak (1. grup 7-14 gün, 2. grup 14-21 gün sınırlı yemlenmiş) Hurwitz ve ark. (1978) tarafından geliştirilen formülle sınırlı yemlemişler ve kontrol grubunda yem tüketimini 0-3, 0-6, 0-7, 3-6 ve 6-7. haftada sırasıyla 1025 g, 3832 g, 5135 g, 2807 g ve 1318 g; 1. grupta 947 g, 3648 g, 4681 g, 2701 g ve 1033 g; 2. grupta 936 g, 3639 g, 4651 g 2702 g ve 1011 g olarak bulmuşlardır. Elde edilen bulgulara göre serbest yemlenen grup sadece 6-7. haftalar arasında sınırlı yemlenen gruplardan daha az yem tüketmiştir.
Konca ve ark. (2000) sıcak şartlarda kısıtlı yemleme uygulanan etlik piliçlerin farklı yaş ve sürelerde yem tüketimlerinin farklı olmadığını bildirmişlerdir. Bu sonucu destekler nitelikteki diğer çalışmada ise Özdoğan (2002), günlük 8 saatlik yem kısıtlamasının kısıtlama döneminde yem alımı ve canlı ağırlık kazancını etkilemediğini bildirmiştir. Ödünçsav (1992), yumurta tavuklarında günlük ortalama yem tüketimini %20 sınırlı yemlenen grupta 145 g, haftada 2 gün aç bırakılan grupta 132 g ve serbest grupta 184 g olarak bildirmiştir. Kırmızıbayrak ve Altınel (2001), serbest yemlenen Japon bıldırcınlarında günlük yem tüketimini 1. haftada günlük 4,29 g, 2. haftada 7,71 g, 3. haftada 15,43 g, 4. haftada 18,60 g, 5. haftada 21,62 g ve 6. haftada 23,35 g olarak bildirmiştir. Nazlıgül ve ark. (2001) Japon bıldırcınlarını 40*45*18 cm ebatındaki kafeslere 12,15 ve 18’lik gruplar halinde yerleştirmiş ve serbest olarak yemlemişlerdir. Elde ettikleri bulgulara göre günlük yem tüketimleri gruplara göre farklı bulunmamakla beraber 12 adet bıldırcının bulunduğu kafeste günlük yem tüketimi en yüksek bulunmuşken en az kafes alanı sağlanan grupta ise günlük yem tüketimi en az bulunmuştur. Japon bıldırcınlarında yem tüketimi ile alakalı bir başka çalışma Özcan ve ark. (2001) tarafından yapılmıştır. Bu çalışmada farklı çıkış ağırlıklarına sahip bıldırcınlar A grubu (10 g’dan az), B grubu (10-10,99 g arası), C grubu (11-11,99 g arası) ve D grubu (12 g ve üzeri) olarak sınıflandırılmış ve yem tüketimleri tespit edilmiştir. Altı haftalık periyotta kümülatif yem tüketimleri sırasıyla 706,475 g, 691,397 g, 702,296 g ve 726,250 g olarak; günlük yem tüketimleri sırasıyla 16,821 g, 16,462 g, 16,721 g ve 17,292 g olarak; 1 g canlı ağırlık artışı için tüketilen yem miktarı ise sırasıyla 3,887 g, 3,722 g, 3,793 g ve 3,779 g olarak hesaplanmıştır. Gezen ve Petek (2003), Pharaoh bıldırcınlarında 1 kg canlı ağırlık artışı için tüketilen yem miktarını besin madde içerik oranları farklı olan gruplarda (1. grup=2882 Kkal/kg ME, HP %23,92, mısır %51,47, soya %25, balık unu %3,43; 2. grup= 3185 Kkal/kg ME, HP %89,60, mısır 54,75, soya 24, balık unu 6; 3. grup= 3195 Kkal/kg ME, HP %89,87, mısır 41,86, soya 29,27 ve balık unu 6) denemişlerdir. Sonuç olarak 1 kg canlı ağırlık artışı için tüketilen yem miktarını 1. grup için 2,93 kg, 2. grup için 2,65 kg ve 3. grup için 2,61 kg olarak bildirmiştir. Yine aynı çalışmada serbest yemlenen gruplar için yem tüketimleri 0-35. günler için 1. grupta 512,83 g, 2. grupta 473,70 g ve 3. grupta 474,57 g’dır. Araştırmanın 0-21, 28-35 ve 0-35. günlerinde birim canlı ağırlık kazancı için en yüksek yem tüketimi 1. grupta elde edilmiştir.