geçmiş
zaman
olurki...
BURHAN
FELEK
y e tişm e k iç in ancak birkaç d a kika m ız k a lm ış tı. Ben, m erhum V am ık Ge- zer’e:
— A m an V am ık, sen koş, treni biraz beklet! dedim .
Bu, A lm a n trenleri iç in olm ayacak şe yd i am a, ç a re s iz lik yüzünden ço c u ğu gönderdik.
P assav'd aki A lm a n gü m rükçü leri bize pek yum u şak davran m ad ılar ve valizlerden b irk a çın ı a çm ak iste d ile r. E lle ri ile bizim Ç o ba n M ehm et'in va lizin i g öste rd ile r. Ç o b a n ’ın h iç b ir şeyi yoktu. S ad ece P e şte ’den n iş a n lıs ın a a ld ığ ı b ir-iki ip e k li eşarp g ib i şeyler vardı. K a file m iz in ik in c i başkanı m erhum Fethi T ah sin Bey, Ç o b a n ’ ın a ld ığ ı şe y le ri A lm a n güm rüğü alm a sın diye, tıp kı Ç o b a n ’ ın k in in eşi olan kafile n in bavulunu in d ird i. Fethi T ah sin Bey bunu yaparken bu bavulda hediye verm ek iç in H o lla n d a ’ya g ötür d ü ğü m ü z lü ks sig a ra m am ulatından s ü s lü , y a ld ız lı, teneke sig a ra paket lerini unu tm u ştu. B avul a ç ılır a ç ıl maz, bu güzel sig a ra la r güm rük ban- ko n u su n a “ hurrr” d iy e d ök ü lü n ce A l m anlar:
OLİMPİYAT
OYUNLARI:
---AMSTERDAM
_L_
M
A D E M ki, h atıra la rım ızı o la y la rla paralel yürü tm ekte zaru ret var. Ç ü n kü M o sk o v a O lim p iya tla rı d ü nyanın g ü n ce l b ir h a d ise si o lm akta d ır. O halde, b ir de o is tik a m ette o la y la rı hatırlam aya ç a lış a lım .D oku zu ncu o lim p iy a tla rd a da fu t bol tu rn uvası, m ü sabakalardan iki ay kadar evvel y a p ılm ış ve m erhum Şeref b izim fu tb o l k a file s in i Ç e k o s lo v a k y a ’ ya g ötürü p orada köy köy dolaştıra rak form a so km a k is te m iş ti. A m a ç o c u k lar her hafta b irkaç m aç yapm aktan b ık m ış la r ve futbo ld an âdeta s o ğ u m u şla rd ı. O seb ep le, a s ıl turnuvada ra k ib im iz olan M ıs ırlıla ra 7-1 y e n ile cek kadar b o zu lm u şla rd ı.
İkinci k a file berm utad g ü re şçi, atlet, h alte rci — b e lk i— b is ik le tç ile r den m ürekkepti. B iz bu sefer fu tb o l c u la rın bizden evvel o turd u kla rı, şe hirden e le k trik li tren le 50 d akika m esafede ç o k g ü zel, küçük b ir otele in dik. O tel biraz pahalı, fakat yem ek ten y atakla rın a kadar k u su rsu z bir yerdi. B iz A m ste rd a m ’a Tuna ta rik iy le g ittik . H a tırım d a k a ld ığ ın a göre, ö n ce vapurla K ö s te n c e ’ye, oradan da trenle P e şte 'y e g ittik . P e şte 'd e , D oğu is ta s yonu civa rın d a b ir oteld e kaldık. O d a ia r ik işe r ya ta k lıyd ı. G e ce ç o c u k lar k a ç m a sın diye id arecilerd en b irisi d a im a nöbet beklerdi. A m a b iz yin e ih tiy a tî te d b ir olarak odalara b irb iriy le iyi ğ eçln em eyen sp o rc u la rı, m eselâ, b ir g ü re şç i ile b ir atlet yatırd ık.
H a t ır la d ığ ım a g ö re , güreşlere Tayyar m erhum — g a lib a — 67 k ilo d a iştira k etti. H a lb u k i P e ş te ’ye g ittiğ i m iz zam an Tayyaren a ğ ırlığ ı 80 k ilo yu g e çiy o rd u . M ac arlar Tayyariı k o ştu ra rak ve b ö y le c e ham am a sokm ad an terleterek e rittile r. K e n d ile rine :
— B u ço c u k , bu s ık le t kaybından d o la y ı kuvvetten d ü şm e z m i? d e d iğ i m iz zam an:
— B u n u d e n e riz, e ğ e r ü s t ü s te 5 defa fa s ıla ile güreş ç ık a ra b ilirse for m unu kayb e tm e m iş dem ektir! d e d i ler.
ö y le y ap tık . A ğ u s to s s ıc a ğ ın d a üst ü ste ceketler, p a lto la r giyerek k o şu p eriyen ve 67 k ilo y a düşen Tayyar, hem de o zam an ın n izam ına göre gü nd e y irm iş e r d a kika lık iki güreş ç ık a rd ı. Ç ık a rd ı am a, b ild iğ in iz g ib i g e n ç d e n ile ce k y aşta kalp sekte sin d e n öld ü yd ü . Bu fenom en büyük g ü re ş ç ile rin h e p sin d e g ö rü lm ü ştü r. B u n la rın ço ğ u kalpten g id iy o rla r. Y a ln ız Kara A h m e t’in, hem de 24 ya şın d a ölüm ü kalpten m id ir, yo k sa b e y in k an am asınd an m ıd ır, h atır la m ıyoru m . Ç o b a n M e h m e t’in ölüm ü de kalp te n d ir. D oktor E m in Şükrü — ki k e n d isi de g ü re ş ç iy d i— daha ço k evvelden Ç o b a n ’a kalp h a sta sı te ş h i s in i koym u ştu .
N e yse efend im , ka file m izd e Trak yalI Ekrem (E dirne b e le d iy e başkanı), S ait Ç e le b i, T alât M ith a t g ib i şen şa tır a rka d a şla r old u ğ u halde biz P e ş te ’den kalkan Tuna vapuruyla A lm a n y a ’nın P assa v L im a n ı’ na g ittik. Y o ld a , su la rı ç e k ilm iş olan Tuna N eh- ri’ nde vapurum uz b irkaç defa oturdu. A m a o seyahat fevkalâde b ir tenezzüh seyahati oldu. N ih ayet P assa v Lim a - n ı’na g e ld ik. E lim iz d e k i seyahat tak v im in e g öre b iz P a s s a v ’a, bu şehirden H o lla n d a ’ya hareket edecek olan trenin k a lk ış sa atin de n ik i-ü ç saat evvel varm a lıyd ık. H a lb u k i vapurum uz T un a’da b irka ç d efa oturarak bize v a k it k a y b e t t ir d iğ in d e n P a s s a v ’- dan h ayli ıçerae oıan tren garına
— Ah zon, sig a re tim ! d e d ile r ve b i zim bütün v a lizle rim izi a çm a m ızı is tediler.
Ben çocuklara:
— D urm ayın, a çın ! dedim .
H erkes v a lizin i a çtı. A lm a n la r s ig a raları zaptettiler. B iz orada iş im iz i b itirip o to m o b ille rle trene vard ığ ım ız zam an V am ık m erhum un b ir ayağı trenin basam ağın da, b ir ayağı yerde old uğ u için tren b ir türlü kalka- m a m ıştı.
P a s s a v — H o lla n d a treni üç d akika te h irle kalktı. B iz i karşıla m aya g e lm iş olan o te lim iz in sa h ip ve direktörü olan zat h e p im ize “ H o lla n d a ’ya hoş g e ld in iz !” dedi. B iz b öylece A m ster- dam y o lu n u tuttuk. Zannederim tren Utreht şe h rin e g id iyo rdu .
D e v a m ı v a r
OLİMPİYAT
OYUNLARI:
---AMSTERDAM
2
P
E Ş T E ’ d e y k e n b a z ı m ü h im sp or hareketleri oldu. Tam o g ünlerde P e şte ’de M acaristan A tle tizm Ş a m p iy o n a sı y ap ılıyord u . B izim Ö m er B e sim bu şam p iyon aya girm ek istedi. M acarlar kabul ettiler. 800 m etre koşa ca ktı. Bu m esafenin M acar şa m p iyon u Barji a d ın da m eş hur b ir atletti. O m ü sabakalar yap ı lırken, n iş a n lıs ı da staddaydı. B esim , B a rji'y i s ık ış tırd ı ve eğer geçem ed iyse bu, B a rji’nin şöh re tin d e n korkm asın dan ileri g eld i. Ç ü n kü yarışı Ö m er B e sim , B a rji'n in dört m etre arkasında bitirerek ik in c i oldu ve g üm üş ma d alya a ld ı. A m a iki atletin m üsabaka son u n d a hallerin d en, Ö m er B e s im ’ in daha az yoru ld u ğ un u gösteren alâ m etler vardı.P e şte ’deki ikâ m e tim iz e sn a sın d a biz iki sp orcum u zu iade ettik. Bun lardan b irisi, M u sta fa a d ın d a b ir asker g ü re şçi idi. A ntrenm an sıra sın d a b ile ğ i in cin d i, bu h a liy le ancak 15-20 gün sonra güreş tu tsa da, orada b ir. zayıflık' daim a h iss e d ile c e k ti. Bu ço cu ğ u onun için İstanb u l’a iade ettik. Diğeri b izim arkad aşlarım ızd an ve sürat k o şu cu la rın d a n k o le jli E n is ’- di. O nun da b elin d e bir ağrı peyda oldu. B ir türlü g e çm iy o r ve ço cu ğu n seri hareketler yap m a sın a m ani o lu yordu. Onu da g ön d erd ik. E n is — ki, benim şa h si a rk a d a ş ım d ı— bundan d o la y ı bize, yarv başta ben olduğum halde o lim p iy a t k afile id arecilerin e ço k iç e rle m iştir. - Bu kadar zam an lık b ir atlete b ir o lim p iy a ta girm ek fır sa tın ı v e rm e d iğ im iz için ço k k ızm ıştı.
A m sterd am k a file sin d e b öyle bir seyah ati son derece n e ş e li b ir havaya s o k a b ile ce k birkaç arkadaş vardı. T ecrübelerim bana b öyle n e şeli kim selerin k afiled e b u lu n m a sın d a ç o c u k ları oy a la y ıp m ü sabaka heyecanına v a k itsiz k ap ılm a m aları için fayd alı olu y o rla rd ı. B u nlardan b irisi, o zam an E ğ irn e b eled iye reisi olan TrakyalI Ekrem adındaki a rka d a şım ız için bu zatın an lattığ ı fıkra la r hâlâ hafızam - dadır. Ik ih cisi, S a it Ç e le b i m erhum dur. S a it B e y ’in ne kadar hoş sohbet o ld uğ u nu , hatta hayatta her hareketi ile in sa n lara ne kadar kıym et verdiğin i sö y le m e y i vazife b ilirim . Bu fevkalâde e s p rili zat her ta n ıd ığ ı üzerinde son derece m üsbet te s ir bırakan bir in sa n d ı. H ayat zo ru n lu lu ğ u ile tıb b ı- yenin üçüncü s ın ıfın d a ta h sili bırak m ış, ç a lışm a y a a tılm ış tı. Vefat ettiği zam an zengin d e ğ ils e de, rahatça g e çin e ce k b ir servete sahip olm uştu ve bunu s ırf kendi em eği ve gayreti ile kaza n m ıştı. B ir de bunlara âdeta latife kon usu te şk il eden bizim m eşhur artist M üjdat o ğ lum u zun am cası V am ık G e ze n ’ i katarsak k a file n in neşe grubunu ta m a m la m ış oluruz.
geçmiş
zaman
olurki...
\
h y
\ ,
BURHAN
FELEK
tuz A m ste rd a m ’da Şeref m erhum un fu tb o lc u la r için bu ld uğ u küçük, fakat çok tem iz ve rahat b ir otele indik. O telin bulun d u ğ u kasabanın ad ın ı hatırlayam ayacağım . Vandezee g ib i b ir şey. Şehre e le k trik li trenle 5
dakika. A m a tertem iz b ir kasaba. Sert tuğla d ö şe li soka kla rı her sabah so d a lı su ile yıkan ırd ı. B iz bu otelde ço k rahat ettik. E sasen otel gerçekten b irin ci sın ıf b ir oteld i. Verdiği yem ek ler ancak b irin c i s ın ıf otel ve lokan talarda b u lu n a b ilird i. H iç unutm am , b ir gün rengi koyu ca ve tadı e k şim iş bir çorba içiyo rd u k. S alt b ir kaşık aldıktan sonra ağzı dolu olarak işaretle ço rb an ın ne olduğunu sordu. Yem ek liste s in e baktım A v ru p a ’ nın en lü ks yem eklerinden kaplum bağa çor bası.
— K ap lu m b ağ a ço rb ası Sait! de dim !
S a it ağzı d olu , iğrenm ekten in leyip dururken ben:
— Yut S ait, yut! diyerek ısrar ettim . S a il çorbayı yuttu, arkasından da: — A lla h b e la la rın ı versin! K u cakla para veriyoruz, bize börtü böcek y e d i riyorlar! diye şik a ye t e tm işti.
K a file m izin b a şın d a federasyon reislerinden ayrı olarak ben ve benim yardım cım F eth i T ah sin Bey m erhum vardı. O ço c u k la rla m eşgul olüyor, ben O lim p iy at O yunları Tertip K o m itesi ile tem as ederek o işleri görüyordum .
B iz P aris O lim p iy a tla rı’nda güreşte pek id d ia lı o la m a m ıştık . Fakat A m s- terdam ’da Tayyar g ib i, N uri Boytorun g ib i, Saim g ib i ü m itli ç o c u k la rım ız vardı. B e y n e lm ile l g ü re şle r idaresi de o devirde M acarların e lin d e y d i. B e y n e lm ilel Fed erasyon B a şka n ı M ösyö B lu m i ad ın da M usevi a s ıllı b ir zattı. Y an ın d a yine kendi ırkından Ç ılag adın da gerçekten iş in i iyi b ilen bir de genel sekreter vardı. E sasen o devirde B e yn e lm ile l G ü re ş Federasyon u ya isv e çlile rin , ya M acarların elinde olurdu. G ü reşte bu iki m ille t önde gid iyo rdu .
N itekim A m ste rd a m ’da ilk defa o lim p iy a tla ra ilâve e d ilm iş olan ser best güreş de d ahil old uğ u halde hem grekorom en, hem serb est güreş o lim p iy a t ş a m p iy o n lu ğ u n u R ıh t h o f f e n adında uzun boylu, şa şı b ir İsveçli k azanm ıştı. t
B iz ise, bilm em ne seb eb le e lim izin ço k daha yatkın old uğ u serbest güreşe g irm e m iştik . O gün bizim üm it b a ğ la d ığ ım ız g ü reşçilerd en N u ri’nin güreşi vardı. Fakat F eth i Bey bana — ben güreş m üsabaka sa lon u nd a b u lu n u yo rd u m — telefon ederek, N u ri’nin fena halde s a n c ıla n d ığ ın ı, bu hali ile gü reşe gelem eyeceğ in i b ild ird i. Ç o k üzüldüm . A m a ne yapa b ilird im ? O üzüntü ile güreş m ü saba ka sa lo n u n a g ird im . Aradan yarım saat kadar b ir zam an geçtikten sonra Fethi B e y’den b ir telefon:
I
— Nuri sa n c ıla rın a rağmen güreşe cek, aman geç kalm asın! dedi.
Ben ferah ladım ama, N u ri'nin g ü re şle r b a şla m ıştı.
(D EV A M I V AR )
geçmiş
zafnarí
olurki...
M u .*
BURHAN
FELEK
d a lm a m u htem eld i. B ü tü n bu e n d i şe le rin e rağm en, te sa d ü f bu ya, Y u n a n lı Tayyar’a eş ç ık tı. M erhum Tayyar güreşi iyi bilen , iyi güreşen, te crü b e li ve a k ıllı b ir p eh livand ı. N uri B o ytoru n ve Tayyar g ib i zeki ve n am u slu güreşen pehlivan az gör düm .
Beklenen an g eld i ça ttı. T ayyar’ la Y u n a n lı m in d ere ç ık tıla r. TayyaTı ö yle görü n ce benim ciğ erim p arçalandı. S a p sa n b ir ço cu k, b ir karış sakal. Ü stü n d en dü şen bol ve siya h b ir m ayo. S ırtın d a n kaym asın d iye ar k a sın ı çapraz g iy d irm işle r. E l s ık ış t ı lar. Y u n a n lı b ir-ik i e len se çekti. T ayyar b ir hayal-i fener. Y u n a n lı çe kiyo r, T ayyar g eliyor. Y u n a n lı iti yor, T ayyar g id iy o r. B en im üm idim k e s ild i. Ç o c u ğ u n ta lih s iz liğ in e m üte e s s ir o ld um . B ir şe y d e ğ il, bana:
— Ben Y u n a n lı’y a y e n ilirse m , Tür kiye ’ye dönem em ! d iy e ce k kadar acı s ö y le m iş ti.
Ne yalan söy le y e y im , ben T ayyar’- dan ü m id i k e sm iştim . Ç o c u k ta lih in kahrına uğ ram ış, ü m its iz b ir halde h a sm ın ın k a rş ıs ın d a yaprak g ib i tit reyip duruyorken, birden bire b ir ş im şek ça ktı. Ş im ş e k d e ğ il, TayyaTda ani b ir hareket oldu. Y u n an lr’ nın iki
OLİMPİYAT
OYUNLARI:
AMSTERDAM
3
G
Ü R E Ş L E R E nezaret eden federasyon reisi M ö sy ö B u m ’a g id ip , N u ri’ nin yola ç ık tığ ın ı ve kendi sik le tin d e en son olarak g ü re şin i y ap m a sın ı ric a ettim . Adam a n la y ış lı b ir zattı, kabul etti.Evvelce de sö y le d iğ im g ib i, gü reş lerin y a p ıld ığ ı A m ste rd a m ’ ın içind eki salon u n b ulunduğu yerle b izim otur d u ğu m u z o te lin arası trenle 50 dakika sürüyordu. Ben salon u n k ap ısın d a büyük b ir h eyecanla N u ri’yi beklem e ye b a şla d ım . B ir taraftan da ku lağ ım ı, güreş jü ris in in m ü sab ıkları çağıran se sle rin e verm iştim . Bu beklem enin ne kadar h eyecanlı ve b ir türlü g eç meyen b ir zam an old uğ u nu takdir e d e rsin iz. N ihayet N uri, salon ka p ısın d a n kan ter için d e girdi ve o anda m üsabaka jü ris i de ad ın ı ça ğ ırd ı. Hem en e lb is e s i ile m indere g ötür düm . Bu isbat-ı vücut e d iş, güreş hakkını m uhafazaya kâfiyd i. Jü ri m üsaade etti. N uri soyu nm a oda sın a g itti, soyu n d u ve m indere çık tı. R akibi o anâ kadar her g ü re ştiğ in i perişan e tm iş, Ş p e llin g ad ın da bir A im an g ü re şçi id i. N uri de bu adam ı tanıyordu.
M indere çık tıla r, el s ık ış m a s ın ı m üteakip m inderde b ir fırtın a d ır koptu. K im in kim i kovalad ığ ı, kim in kim i h ırp a la d ığ ı b elli d e ğ ild i. Ş im d i o günün heyecan dolu anların ı olduğu g ib i hatırlam ak m üm kün oe ğ il tabiî. A m a ben kendinden g e çm iş halde güreşi seyrediyordum . D üdük ça ld ı, m inder hakem i etrafa baktı ve N u ri’ nin e lin i kald ırd ı. N uri güreşi kazan m ıştı. T a b iî arkadaşları ve hepim iz N u ri’yi k u c a k la d ık .A lm a n Ş p e llin g de N u ri’nin e lin i sıkm aktan kendini alam adı. G ü reşten son ra soyunm a o d aların d a N uri ile görüştük. Bana a n lattıkla rın d an hatırım da kalan şu y du:
— S an cıd a n kıvranıyordum , a klım a g e ld i. S an cılan a n atları koştururlar, s a n c ıs ı diner. Ben de bunun üzerine s a n c ılı s a n c ılı güreşm eye karar ver dim . A lla h da yardım etti, güreşi kazandık.
— S a n cı?
— B ir şe yim kalm adı! dedi.
O akşam b izim otelde ote lci bize m ükem m el b ir ziyafet çe k m işti. A m s- terdam O lim p iy a tla r ın ın güreş hatıra larında m erhum Tayyar’ ın bir h ad isesi oldu.
Tayyar o sene H a rb lye ’yl b itirm iş ve M u h a fız A la y ı’ na tayin e d ilm iş ti. Bu iyi b ir sp orcu için güzel b ir m ükâfat ve m e sle k î b ir parlak istik b a l vaadiydi. A lla h rahm et eyleye, M u h a fız A la y ı K o m utan ı Ü skü d arlı hem şehrim İs m ail H akkı Bey (sonradan İsm ail H akkı Tekçe Pasa) Tayyar’ ı k ıta sın a
alm akla, onu hem him aye etm iş, hem de ondan k ıta sın a lâyık s p o r başarıları b e k le d iğ in i a ç ık ç a sö y le m işti.
A m ste rd a m ’da T ayyar’ ın sik le tin d e (galiba 62 veya 67 kiloda) b ir Y u n an lı vardı. Bu Y u n a n lı, İstanbul’dan Yuna n ista n ’a g itm iş, m eşh ur güreş hoca ların ın y e tiş tird iğ i b ir A n a d o lu Rum u id i. Tayyar’a daha ön ce y e n ilm iş b ir g ü re şçiy d i.
Fakat Tayyar A m ste rd a m ’da Y u nanlı ile karşıla şm akta n ço k ç e k i niyor, A lla h ’tan kuTaların k end ilerin i b irb irleri ile k a rşıla ştırm a m a sın ı te m enni ediyordu . Ç ü n k ü o devirlerde güreş bugünkü kadar k ısa, puan hesapları daha doğru ve d ikkatli d e ğ ild i. B ir m inder hakem inin b ir köprüden d ön ü şe yenik kararı verm esi
om uzu yerde, b aca kların ı d im d ik ha vaya k a ld ırm ış, Tayyar d iş le rin i s ık m ış, üstün d e ve m in d er hakem ine bakarak kararı b e kliyord u . D üdük ça ld ı, Tayyar hasm ı Y u n a n lı’yı 7 d akika d a — bunu ço k İyi b ilir im — tu ş a getirerek y e n m işti. S onradan Tayyar’ la görü ştü ğ üm zam an bana:
— A k ıllı güreşm em lâ zım d ı. Yunan- lı’ya yorgun ve zayıf old uğ u m in tib a ı nı verdim . 7 d akika hep buna inan d ırd ım . Ta ki, bana göre en m uvafık an g e ld i, b ir kafakol çe k tim ve yere in d ird im . P la n ım da buydu. A lla h ’a şü k ü r başardım ! dedi.
T ayyar b ü yü k ve ç o k n am u slu b ir sp orcu id i. A y n ı sık le tin adam ı ve Tayyar’ ın d en gi olan d o stu m u z Dürri ile A n ka ra ’da y ap tığ ı g ü re şte ki b ir je sti hâlâ hatırım d ad ır, onu da size ilerde a n latırım .
22 HAZİRAN 1980 PAZAR
Taha Toros Arşivi