• Sonuç bulunamadı

Olimpiyat oyunları:Amsterdam

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2021

Share "Olimpiyat oyunları:Amsterdam"

Copied!
3
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

geçmiş

zaman

olurki...

BURHAN

FELEK

y e tişm e k iç in ancak birkaç d a kika m ız k a lm ış tı. Ben, m erhum V am ık Ge- zer’e:

— A m an V am ık, sen koş, treni biraz beklet! dedim .

Bu, A lm a n trenleri iç in olm ayacak şe yd i am a, ç a re s iz lik yüzünden ço c u ­ ğu gönderdik.

P assav'd aki A lm a n gü m rükçü leri bize pek yum u şak davran m ad ılar ve valizlerden b irk a çın ı a çm ak iste d ile r. E lle ri ile bizim Ç o ba n M ehm et'in va­ lizin i g öste rd ile r. Ç o b a n ’ın h iç b ir şeyi yoktu. S ad ece P e şte ’den n iş a n lıs ın a a ld ığ ı b ir-iki ip e k li eşarp g ib i şeyler vardı. K a file m iz in ik in c i başkanı m erhum Fethi T ah sin Bey, Ç o b a n ’ ın a ld ığ ı şe y le ri A lm a n güm rüğü alm a­ sın diye, tıp kı Ç o b a n ’ ın k in in eşi olan kafile n in bavulunu in d ird i. Fethi T ah sin Bey bunu yaparken bu bavulda hediye verm ek iç in H o lla n d a ’ya g ötür­ d ü ğü m ü z lü ks sig a ra m am ulatından s ü s lü , y a ld ız lı, teneke sig a ra paket­ lerini unu tm u ştu. B avul a ç ılır a ç ıl­ maz, bu güzel sig a ra la r güm rük ban- ko n u su n a “ hurrr” d iy e d ök ü lü n ce A l­ m anlar:

OLİMPİYAT

OYUNLARI:

---AMSTERDAM

_L_

M

A D E M ki, h atıra la rım ızı o la y ­ la rla paralel yürü tm ekte zaru­ ret var. Ç ü n kü M o sk o v a O lim ­ p iya tla rı d ü nyanın g ü n ce l b ir h a d ise si o lm akta d ır. O halde, b ir de o is tik a ­ m ette o la y la rı hatırlam aya ç a lış a lım .

D oku zu ncu o lim p iy a tla rd a da fu t­ bol tu rn uvası, m ü sabakalardan iki ay kadar evvel y a p ılm ış ve m erhum Şeref b izim fu tb o l k a file s in i Ç e k o s lo v a k y a ’­ ya g ötürü p orada köy köy dolaştıra rak form a so km a k is te m iş ti. A m a ç o c u k ­ lar her hafta b irkaç m aç yapm aktan b ık m ış la r ve futbo ld an âdeta s o ğ u ­ m u şla rd ı. O seb ep le, a s ıl turnuvada ra k ib im iz olan M ıs ırlıla ra 7-1 y e n ile ­ cek kadar b o zu lm u şla rd ı.

İkinci k a file berm utad g ü re şçi, atlet, h alte rci — b e lk i— b is ik le tç ile r­ den m ürekkepti. B iz bu sefer fu tb o l­ c u la rın bizden evvel o turd u kla rı, şe­ hirden e le k trik li tren le 50 d akika m esafede ç o k g ü zel, küçük b ir otele in dik. O tel biraz pahalı, fakat yem ek­ ten y atakla rın a kadar k u su rsu z bir yerdi. B iz A m ste rd a m ’a Tuna ta rik iy le g ittik . H a tırım d a k a ld ığ ın a göre, ö n ce vapurla K ö s te n c e ’ye, oradan da trenle P e şte 'y e g ittik . P e şte 'd e , D oğu is ta s ­ yonu civa rın d a b ir oteld e kaldık. O d a ia r ik işe r ya ta k lıyd ı. G e ce ç o c u k ­ lar k a ç m a sın diye id arecilerd en b irisi d a im a nöbet beklerdi. A m a b iz yin e ih tiy a tî te d b ir olarak odalara b irb iriy le iyi ğ eçln em eyen sp o rc u la rı, m eselâ, b ir g ü re şç i ile b ir atlet yatırd ık.

H a t ır la d ığ ım a g ö re , güreşlere Tayyar m erhum — g a lib a — 67 k ilo d a iştira k etti. H a lb u k i P e ş te ’ye g ittiğ i­ m iz zam an Tayyaren a ğ ırlığ ı 80 k ilo yu g e çiy o rd u . M ac arlar Tayyariı k o ştu ra ­ rak ve b ö y le c e ham am a sokm ad an terleterek e rittile r. K e n d ile rine :

— B u ço c u k , bu s ık le t kaybından d o la y ı kuvvetten d ü şm e z m i? d e d iğ i­ m iz zam an:

— B u n u d e n e riz, e ğ e r ü s t ü s te 5 defa fa s ıla ile güreş ç ık a ra b ilirse for­ m unu kayb e tm e m iş dem ektir! d e d i­ ler.

ö y le y ap tık . A ğ u s to s s ıc a ğ ın d a üst ü ste ceketler, p a lto la r giyerek k o şu p eriyen ve 67 k ilo y a düşen Tayyar, hem de o zam an ın n izam ına göre gü nd e y irm iş e r d a kika lık iki güreş ç ık a rd ı. Ç ık a rd ı am a, b ild iğ in iz g ib i g e n ç d e n ile ce k y aşta kalp sekte­ sin d e n öld ü yd ü . Bu fenom en büyük g ü re ş ç ile rin h e p sin d e g ö rü lm ü ştü r. B u n la rın ço ğ u kalpten g id iy o rla r. Y a ln ız Kara A h m e t’in, hem de 24 ya şın d a ölüm ü kalpten m id ir, yo k sa b e y in k an am asınd an m ıd ır, h atır­ la m ıyoru m . Ç o b a n M e h m e t’in ölüm ü de kalp te n d ir. D oktor E m in Şükrü — ki k e n d isi de g ü re ş ç iy d i— daha ço k evvelden Ç o b a n ’a kalp h a sta sı te ş h i­ s in i koym u ştu .

N e yse efend im , ka file m izd e Trak­ yalI Ekrem (E dirne b e le d iy e başkanı), S ait Ç e le b i, T alât M ith a t g ib i şen şa tır a rka d a şla r old u ğ u halde biz P e ş te ’den kalkan Tuna vapuruyla A lm a n y a ’nın P assa v L im a n ı’ na g ittik. Y o ld a , su la rı ç e k ilm iş olan Tuna N eh- ri’ nde vapurum uz b irkaç defa oturdu. A m a o seyahat fevkalâde b ir tenezzüh seyahati oldu. N ih ayet P assa v Lim a - n ı’na g e ld ik. E lim iz d e k i seyahat tak­ v im in e g öre b iz P a s s a v ’a, bu şehirden H o lla n d a ’ya hareket edecek olan trenin k a lk ış sa atin de n ik i-ü ç saat evvel varm a lıyd ık. H a lb u k i vapurum uz T un a’da b irka ç d efa oturarak bize v a k it k a y b e t t ir d iğ in d e n P a s s a v ’- dan h ayli ıçerae oıan tren garına

— Ah zon, sig a re tim ! d e d ile r ve b i­ zim bütün v a lizle rim izi a çm a m ızı is ­ tediler.

Ben çocuklara:

— D urm ayın, a çın ! dedim .

H erkes v a lizin i a çtı. A lm a n la r s ig a ­ raları zaptettiler. B iz orada iş im iz i b itirip o to m o b ille rle trene vard ığ ım ız zam an V am ık m erhum un b ir ayağı trenin basam ağın da, b ir ayağı yerde old uğ u için tren b ir türlü kalka- m a m ıştı.

P a s s a v — H o lla n d a treni üç d akika te h irle kalktı. B iz i karşıla m aya g e lm iş olan o te lim iz in sa h ip ve direktörü olan zat h e p im ize “ H o lla n d a ’ya hoş g e ld in iz !” dedi. B iz b öylece A m ster- dam y o lu n u tuttuk. Zannederim tren Utreht şe h rin e g id iyo rdu .

D e v a m ı v a r

(2)

OLİMPİYAT

OYUNLARI:

---AMSTERDAM

2

P

E Ş T E ’ d e y k e n b a z ı m ü h im sp or hareketleri oldu. Tam o g ünlerde P e şte ’de M acaristan A tle tizm Ş a m p iy o n a sı y ap ılıyord u . B izim Ö m er B e sim bu şam p iyon aya girm ek istedi. M acarlar kabul ettiler. 800 m etre koşa ca ktı. Bu m esafenin M acar şa m p iyon u Barji a d ın da m eş­ hur b ir atletti. O m ü sabakalar yap ı­ lırken, n iş a n lıs ı da staddaydı. B esim , B a rji'y i s ık ış tırd ı ve eğer geçem ed iyse bu, B a rji’nin şöh re tin d e n korkm asın ­ dan ileri g eld i. Ç ü n kü yarışı Ö m er B e sim , B a rji'n in dört m etre arkasında bitirerek ik in c i oldu ve g üm üş ma­ d alya a ld ı. A m a iki atletin m üsabaka son u n d a hallerin d en, Ö m er B e s im ’ in daha az yoru ld u ğ un u gösteren alâ­ m etler vardı.

P e şte ’deki ikâ m e tim iz e sn a sın d a biz iki sp orcum u zu iade ettik. Bun­ lardan b irisi, M u sta fa a d ın d a b ir asker g ü re şçi idi. A ntrenm an sıra sın d a b ile ğ i in cin d i, bu h a liy le ancak 15-20 gün sonra güreş tu tsa da, orada b ir. zayıflık' daim a h iss e d ile c e k ti. Bu ço cu ğ u onun için İstanb u l’a iade ettik. Diğeri b izim arkad aşlarım ızd an ve sürat k o şu cu la rın d a n k o le jli E n is ’- di. O nun da b elin d e bir ağrı peyda oldu. B ir türlü g e çm iy o r ve ço cu ğu n seri hareketler yap m a sın a m ani o lu ­ yordu. Onu da g ön d erd ik. E n is — ki, benim şa h si a rk a d a ş ım d ı— bundan d o la y ı bize, yarv başta ben olduğum halde o lim p iy a t k afile id arecilerin e ço k iç e rle m iştir. - Bu kadar zam an lık b ir atlete b ir o lim p iy a ta girm ek fır­ sa tın ı v e rm e d iğ im iz için ço k k ızm ıştı.

A m sterd am k a file sin d e b öyle bir seyah ati son derece n e ş e li b ir havaya s o k a b ile ce k birkaç arkadaş vardı. T ecrübelerim bana b öyle n e şeli kim ­ selerin k afiled e b u lu n m a sın d a ç o c u k ­ ları oy a la y ıp m ü sabaka heyecanına v a k itsiz k ap ılm a m aları için fayd alı olu y o rla rd ı. B u nlardan b irisi, o zam an E ğ irn e b eled iye reisi olan TrakyalI Ekrem adındaki a rka d a şım ız için bu zatın an lattığ ı fıkra la r hâlâ hafızam - dadır. Ik ih cisi, S a it Ç e le b i m erhum ­ dur. S a it B e y ’in ne kadar hoş sohbet o ld uğ u nu , hatta hayatta her hareketi ile in sa n lara ne kadar kıym et verdiğin i sö y le m e y i vazife b ilirim . Bu fevkalâde e s p rili zat her ta n ıd ığ ı üzerinde son derece m üsbet te s ir bırakan bir in sa n d ı. H ayat zo ru n lu lu ğ u ile tıb b ı- yenin üçüncü s ın ıfın d a ta h sili bırak­ m ış, ç a lışm a y a a tılm ış tı. Vefat ettiği zam an zengin d e ğ ils e de, rahatça g e çin e ce k b ir servete sahip olm uştu ve bunu s ırf kendi em eği ve gayreti ile kaza n m ıştı. B ir de bunlara âdeta latife kon usu te şk il eden bizim m eşhur artist M üjdat o ğ lum u zun am cası V am ık G e ze n ’ i katarsak k a file n in neşe grubunu ta m a m la m ış oluruz.

geçmiş

zaman

olurki...

\

h y

\ ,

BURHAN

FELEK

tuz A m ste rd a m ’da Şeref m erhum un fu tb o lc u la r için bu ld uğ u küçük, fakat çok tem iz ve rahat b ir otele indik. O telin bulun d u ğ u kasabanın ad ın ı hatırlayam ayacağım . Vandezee g ib i b ir şey. Şehre e le k trik li trenle 5

dakika. A m a tertem iz b ir kasaba. Sert tuğla d ö şe li soka kla rı her sabah so d a lı su ile yıkan ırd ı. B iz bu otelde ço k rahat ettik. E sasen otel gerçekten b irin ci sın ıf b ir oteld i. Verdiği yem ek­ ler ancak b irin c i s ın ıf otel ve lokan­ talarda b u lu n a b ilird i. H iç unutm am , b ir gün rengi koyu ca ve tadı e k şim iş bir çorba içiyo rd u k. S alt b ir kaşık aldıktan sonra ağzı dolu olarak işaretle ço rb an ın ne olduğunu sordu. Yem ek liste s in e baktım A v ru p a ’ nın en lü ks yem eklerinden kaplum bağa çor­ bası.

— K ap lu m b ağ a ço rb ası Sait! de­ dim !

S a it ağzı d olu , iğrenm ekten in leyip dururken ben:

— Yut S ait, yut! diyerek ısrar ettim . S a il çorbayı yuttu, arkasından da: — A lla h b e la la rın ı versin! K u cakla para veriyoruz, bize börtü böcek y e d i­ riyorlar! diye şik a ye t e tm işti.

K a file m izin b a şın d a federasyon reislerinden ayrı olarak ben ve benim yardım cım F eth i T ah sin Bey m erhum vardı. O ço c u k la rla m eşgul olüyor, ben O lim p iy at O yunları Tertip K o ­ m itesi ile tem as ederek o işleri görüyordum .

B iz P aris O lim p iy a tla rı’nda güreşte pek id d ia lı o la m a m ıştık . Fakat A m s- terdam ’da Tayyar g ib i, N uri Boytorun g ib i, Saim g ib i ü m itli ç o c u k la rım ız vardı. B e y n e lm ile l g ü re şle r idaresi de o devirde M acarların e lin d e y d i. B e y­ n e lm ilel Fed erasyon B a şka n ı M ösyö B lu m i ad ın da M usevi a s ıllı b ir zattı. Y an ın d a yine kendi ırkından Ç ılag adın da gerçekten iş in i iyi b ilen bir de genel sekreter vardı. E sasen o devirde B e yn e lm ile l G ü re ş Federasyon u ya isv e çlile rin , ya M acarların elinde olurdu. G ü reşte bu iki m ille t önde gid iyo rdu .

N itekim A m ste rd a m ’da ilk defa o lim p iy a tla ra ilâve e d ilm iş olan ser­ best güreş de d ahil old uğ u halde hem grekorom en, hem serb est güreş o lim ­ p iy a t ş a m p iy o n lu ğ u n u R ıh t h o f f e n adında uzun boylu, şa şı b ir İsveçli k azanm ıştı. t

B iz ise, bilm em ne seb eb le e lim izin ço k daha yatkın old uğ u serbest güreşe g irm e m iştik . O gün bizim üm it b a ğ la d ığ ım ız g ü reşçilerd en N u ri’nin güreşi vardı. Fakat F eth i Bey bana — ben güreş m üsabaka sa lon u nd a b u lu n u yo rd u m — telefon ederek, N u ­ ri’nin fena halde s a n c ıla n d ığ ın ı, bu hali ile gü reşe gelem eyeceğ in i b ild ird i. Ç o k üzüldüm . A m a ne yapa­ b ilird im ? O üzüntü ile güreş m ü saba­ ka sa lo n u n a g ird im . Aradan yarım saat kadar b ir zam an geçtikten sonra Fethi B e y’den b ir telefon:

I

— Nuri sa n c ıla rın a rağmen güreşe­ cek, aman geç kalm asın! dedi.

Ben ferah ladım ama, N u ri'nin g ü re şle r b a şla m ıştı.

(D EV A M I V AR )

(3)

geçmiş

zafnarí

olurki...

M u .*

BURHAN

FELEK

d a lm a m u htem eld i. B ü tü n bu e n d i­ şe le rin e rağm en, te sa d ü f bu ya, Y u n a n lı Tayyar’a eş ç ık tı. M erhum Tayyar güreşi iyi bilen , iyi güreşen, te crü b e li ve a k ıllı b ir p eh livand ı. N uri B o ytoru n ve Tayyar g ib i zeki ve n am u slu güreşen pehlivan az gör­ düm .

Beklenen an g eld i ça ttı. T ayyar’ la Y u n a n lı m in d ere ç ık tıla r. TayyaTı ö yle görü n ce benim ciğ erim p arçalandı. S a p sa n b ir ço cu k, b ir karış sakal. Ü stü n d en dü şen bol ve siya h b ir m ayo. S ırtın d a n kaym asın d iye ar­ k a sın ı çapraz g iy d irm işle r. E l s ık ış t ı­ lar. Y u n a n lı b ir-ik i e len se çekti. T ayyar b ir hayal-i fener. Y u n a n lı çe kiyo r, T ayyar g eliyor. Y u n a n lı iti­ yor, T ayyar g id iy o r. B en im üm idim k e s ild i. Ç o c u ğ u n ta lih s iz liğ in e m üte­ e s s ir o ld um . B ir şe y d e ğ il, bana:

— Ben Y u n a n lı’y a y e n ilirse m , Tür­ kiye ’ye dönem em ! d iy e ce k kadar acı s ö y le m iş ti.

Ne yalan söy le y e y im , ben T ayyar’- dan ü m id i k e sm iştim . Ç o c u k ta lih in kahrına uğ ram ış, ü m its iz b ir halde h a sm ın ın k a rş ıs ın d a yaprak g ib i tit­ reyip duruyorken, birden bire b ir ş im ­ şek ça ktı. Ş im ş e k d e ğ il, TayyaTda ani b ir hareket oldu. Y u n an lr’ nın iki

OLİMPİYAT

OYUNLARI:

AMSTERDAM

3

G

Ü R E Ş L E R E nezaret eden fe­derasyon reisi M ö sy ö B u m ’a g id ip , N u ri’ nin yola ç ık tığ ın ı ve kendi sik le tin d e en son olarak g ü re şin i y ap m a sın ı ric a ettim . Adam a n la y ış lı b ir zattı, kabul etti.

Evvelce de sö y le d iğ im g ib i, gü reş­ lerin y a p ıld ığ ı A m ste rd a m ’ ın içind eki salon u n b ulunduğu yerle b izim otur­ d u ğu m u z o te lin arası trenle 50 dakika sürüyordu. Ben salon u n k ap ısın d a büyük b ir h eyecanla N u ri’yi beklem e­ ye b a şla d ım . B ir taraftan da ku lağ ım ı, güreş jü ris in in m ü sab ıkları çağıran se sle rin e verm iştim . Bu beklem enin ne kadar h eyecanlı ve b ir türlü g eç­ meyen b ir zam an old uğ u nu takdir e d e rsin iz. N ihayet N uri, salon ka­ p ısın d a n kan ter için d e girdi ve o anda m üsabaka jü ris i de ad ın ı ça ğ ırd ı. Hem en e lb is e s i ile m indere g ötür­ düm . Bu isbat-ı vücut e d iş, güreş hakkını m uhafazaya kâfiyd i. Jü ri m üsaade etti. N uri soyu nm a oda­ sın a g itti, soyu n d u ve m indere çık tı. R akibi o anâ kadar her g ü re ştiğ in i perişan e tm iş, Ş p e llin g ad ın da bir A im an g ü re şçi id i. N uri de bu adam ı tanıyordu.

M indere çık tıla r, el s ık ış m a s ın ı m üteakip m inderde b ir fırtın a d ır koptu. K im in kim i kovalad ığ ı, kim in kim i h ırp a la d ığ ı b elli d e ğ ild i. Ş im d i o günün heyecan dolu anların ı olduğu g ib i hatırlam ak m üm kün oe ğ il tabiî. A m a ben kendinden g e çm iş halde güreşi seyrediyordum . D üdük ça ld ı, m inder hakem i etrafa baktı ve N u ri’­ nin e lin i kald ırd ı. N uri güreşi kazan­ m ıştı. T a b iî arkadaşları ve hepim iz N u ri’yi k u c a k la d ık .A lm a n Ş p e llin g de N u ri’nin e lin i sıkm aktan kendini alam adı. G ü reşten son ra soyunm a o d aların d a N uri ile görüştük. Bana a n lattıkla rın d an hatırım da kalan şu y­ du:

— S an cıd a n kıvranıyordum , a klım a g e ld i. S an cılan a n atları koştururlar, s a n c ıs ı diner. Ben de bunun üzerine s a n c ılı s a n c ılı güreşm eye karar ver­ dim . A lla h da yardım etti, güreşi kazandık.

— S a n cı?

— B ir şe yim kalm adı! dedi.

O akşam b izim otelde ote lci bize m ükem m el b ir ziyafet çe k m işti. A m s- terdam O lim p iy a tla r ın ın güreş hatıra­ larında m erhum Tayyar’ ın bir h ad isesi oldu.

Tayyar o sene H a rb lye ’yl b itirm iş ve M u h a fız A la y ı’ na tayin e d ilm iş ti. Bu iyi b ir sp orcu için güzel b ir m ükâfat ve m e sle k î b ir parlak istik b a l vaadiydi. A lla h rahm et eyleye, M u h a fız A la y ı K o m utan ı Ü skü d arlı hem şehrim İs­ m ail H akkı Bey (sonradan İsm ail H akkı Tekçe Pasa) Tayyar’ ı k ıta sın a

alm akla, onu hem him aye etm iş, hem de ondan k ıta sın a lâyık s p o r başarıları b e k le d iğ in i a ç ık ç a sö y le m işti.

A m ste rd a m ’da T ayyar’ ın sik le tin d e (galiba 62 veya 67 kiloda) b ir Y u n an lı vardı. Bu Y u n a n lı, İstanbul’dan Yuna­ n ista n ’a g itm iş, m eşh ur güreş hoca­ ların ın y e tiş tird iğ i b ir A n a d o lu Rum u id i. Tayyar’a daha ön ce y e n ilm iş b ir g ü re şçiy d i.

Fakat Tayyar A m ste rd a m ’da Y u ­ nanlı ile karşıla şm akta n ço k ç e k i­ niyor, A lla h ’tan kuTaların k end ilerin i b irb irleri ile k a rşıla ştırm a m a sın ı te­ m enni ediyordu . Ç ü n k ü o devirlerde güreş bugünkü kadar k ısa, puan hesapları daha doğru ve d ikkatli d e ğ ild i. B ir m inder hakem inin b ir köprüden d ön ü şe yenik kararı verm esi

om uzu yerde, b aca kların ı d im d ik ha­ vaya k a ld ırm ış, Tayyar d iş le rin i s ık ­ m ış, üstün d e ve m in d er hakem ine bakarak kararı b e kliyord u . D üdük ça ld ı, Tayyar hasm ı Y u n a n lı’yı 7 d akika d a — bunu ço k İyi b ilir im — tu ş a getirerek y e n m işti. S onradan Tayyar’ la görü ştü ğ üm zam an bana:

— A k ıllı güreşm em lâ zım d ı. Yunan- lı’ya yorgun ve zayıf old uğ u m in tib a ı­ nı verdim . 7 d akika hep buna inan­ d ırd ım . Ta ki, bana göre en m uvafık an g e ld i, b ir kafakol çe k tim ve yere in d ird im . P la n ım da buydu. A lla h ’a şü k ü r başardım ! dedi.

T ayyar b ü yü k ve ç o k n am u slu b ir sp orcu id i. A y n ı sık le tin adam ı ve Tayyar’ ın d en gi olan d o stu m u z Dürri ile A n ka ra ’da y ap tığ ı g ü re şte ki b ir je sti hâlâ hatırım d ad ır, onu da size ilerde a n latırım .

22 HAZİRAN 1980 PAZAR

Taha Toros Arşivi

10

Referanslar

Benzer Belgeler

Kömür çıkarmak için önce belde genelinde 1 milyon metrekare arazi istimlak edildi, ardından merkezdeki evlerin tamamı kamulaştırma kapsamına alındı.. Tütün ve

Because the sample kept at constant temperature during flash sintering, power dissipation values and specimen temperature values are very close to each other

iktisadî ve teknik bakımdan diz- ginsiz terakkinin, arsa spekülâsyonlarının, imar ve inşaattaki anarşinin sebep olduğu aşikâr o'.un, bugünün şehir planlayıcısı

(İdare, çamaşırhane, hastabakıcı dershanesi, müs- tahdem lojmanları gibi..) Her üniteyi çok katlı bir binaya sığdırmaktan kaçınılmış, bilâkis çevrenin

Çünkü aksi tesir- lerin bu tarzda hesabında döşemenin kenarlarının istinadlandırma tarzları (Dört kenarın serbest veya mütedahil, iki kenarın serbest, diğer ikisinin

Bu ocaklara bağlanacak yine bu fabrikanın lâtından olan su haznesi (BOİLER) tertibatile bir e' litre 40 derece sıcaklıkda suyu temin edilir, her tipe bir su haznesi bağlanabilir

Evin plânına, haricî mimarisine, renklerine ve detaylarına itina edilerek muvaffak olmuş bir bina tesiri elde

Bir şair için şiir dışındaki uğraşı alanları da şiir dilinin malzemesi olur çoğu kez. Musiki ve resim bu konuda başı çeker denilebilir. Eloğlu, belki de ressam