• Sonuç bulunamadı

Mütûn-i Erbaa'da İmam Ebü Yûsuf'a atfedilen ibâdetle ilgili görüşlerin tahkiki

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2021

Share "Mütûn-i Erbaa'da İmam Ebü Yûsuf'a atfedilen ibâdetle ilgili görüşlerin tahkiki"

Copied!
210
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

T.C.

SELÇUK ÜNİVERSİTESİ

SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ

TEMEL İSLÂM BİLİMLERİ ANABİLİM DALI

İSLÂM HUKUKU BİLİM DALI

MÜTÛN-İ ERBAÂ’DA

İMÂM EBÛ YÛSUF’A ATFEDİLEN

İBÂDETLE İLGİLİ GÖRÜŞLERİN TAHKİKİ

YÜKSEK LİSANS TEZİ

DANIŞMAN

PROF. DR. ORHAN ÇEKER

HAZIRLAYAN

MEHMET EKİNCİ 074244032001

(2)
(3)

T.C.

SELÇUK ÜNİVERSİTESİ Sosyal Bilimler Enstitüsü Müdürlüğü

BİLİMSEL ETİK SAYFASI

Ö ğ re n c in in

Adı Soyadı MEHMET EKİNCİ

Numarası 074244032001

Ana Bilim / Bilim Dalı TEMEL İSLAM BİLİMLERİ/İSLAM HUKUKU Programı Tezli Yüksek Lisans Doktora

Tezin Adı

MÜTÛN-İ ERBAÂ’DA İMÂM EBÛ YÛSUF’A ATFEDİLEN İBÂDETLE İLGİLİ GÖRÜŞLERİN TAHKİKİ

Bu tezin proje safhasından sonuçlanmasına kadarki bütün süreçlerde bilimsel etiğe ve akademik kurallara özenle riayet edildiğini, tez içindeki bütün bilgilerin etik davranış ve akademik kurallar çerçevesinde elde edilerek sunulduğunu, ayrıca tez yazım kurallarına uygun olarak hazırlanan bu çalışmada başkalarının eserlerinden yararlanılması durumunda bilimsel kurallara uygun olarak atıf yapıldığını bildiririm.

(4)
(5)

ÖNSÖZ

İslam dininin ilme teşvikinin etkisiyle bir çok alanda ilmi faaliyetler başlamış ve bu alana emek veren her fert, selefinden devraldığı birikimi daha da ilerletme gayreti içerisinde olmuştur. İslam Hukuku’da bundan nasibini almış gerek usûl ve gerekse furû alanında tarihin her döneminde çok kıymetli eserler yazılmış ve bu eserler nesilden nesile aktarılmak suretiyle günümüze kadar ulaşmıştır.

Ancak ilmi birikim nesilden nesile aktarılırken, dalgınlık, acelecilik veya karıştırma gibi sebeplerle doğru bilgilerin yanı sıra, bazen hatalı bilgilerde iyice tetkik edilmeden, aktarılabilmiştir. Dolayısıyla alimler -nadiren de olsa- bir alime ait olmayan bir bilgiyi bazen ona aitmiş gibi kitaplarında nispette bulunmuş; daha sonraki alimler de, kitabında o bilgiye yer veren alime olan güvenleri sebebiyle, verilen bilgiyi tetkik etme ihtiyacı hissetmemiş; böylece hatalı bilgiler zamanla şöhret bularak ilk sahibine mal edilir olmuştur.

Bu çalışma, Hanefi mezhebindeki ilmi mirasın sıhhatini tespite yönelik bir çabanın ürünüdür. Kuşkusuz mezhepteki tüm naklin sıhhatini tespit, kronolojik olarak mezhebin tüm kitaplarını incelemeyi gerektireceğinden neredeyse mümkün değildir. Bu sebeple Hanefi mezhebinin muteber kitapları arasında olan Mütûn-i Erbaa’nın ibadetler bölümünde İmam Ebû Yûsuf’a atfedilen görüşler özelinde bir sıhhat tespiti çalışması yapmayı uygun gördük. Amacımız sürekli başvurulan ve el altı kitaplarından olan bu eserlerin güvenilirliğini teyit ve tesbit etmek olup, hata aramak değildir.

Çalışmamız bir giriş ve üç ana bölümden oluşmaktadır: Giriş bölümünde çalışmanın amacını ve sıhhat tespiti için takip ettiğimiz yöntemi anlattık.

Birinci bölümde, görüşlerinin doğru aktarılıp aktarılmadığını tespit etmeyi amaçladığımız İmam Ebû Yûsuf (v.182/798) hakkında kısaca bilgi verip; hayatı, ilmi kişiliği ve eserlerinden bahsettik.

İkinci bölümde hemen hemen tüm İslami ilimlerde örneklerine rastladığımız metin tarzı eserlerin Hanefi furû-i fıkıh alanındaki tarihi seyrini ve -tespit edebildiğimiz ölçüde- metinlerin temel özelliklerini anlattık. Ardından mütûn-i

(6)

erbaa’yı oluşturan dört metin kitabının tanıtımını yapıp, bu kitapların müellifleri hakkında kısaca bilgi verdik.

Üçüncü bölümde ibadetler bölümü özelinde Mütûn-i Erbaa’da İmam Ebû Yûsuf’a atfedilen görüşleri ele aldık. Klasik kitaplarda “kitâb” veya “bâb” denilen başlıkların her birinin, bir ana başlığı oluşturduğu bu bölümde, ele alınan görüşleri “nispeti isabetli olan görüşler”, “nispeti hatalı olan görüşler” ve “isabeti tespit edilemeyen görüşler” şeklinde üçlü bir taksime tabi tuttuk. Daha sonrada belli bir sıralamayla Hanefi mezhebi kaynaklarını tarayarak bu görüşleri tahkik etmeye çalıştık.

Sonuç bölümünde ise çalışma neticesinde elde edilen istatistiksel bilgileri sunup, Mütûn-i Erbaa’nın ibadetler bölümünde İmam Ebû Yûsuf’a nispet edilen görüşler özelinde, Hanefi mezhebinin ilmi tevarüsünün sıhhati ile ilgili ulaştığımız sonuçları zikrettik.

Tezi hazırlamamda konunun tespitinden çalışmanın tamamlanmasına kadar beni yönlendiren ve yardımını esirgemeyen danışman hocam Prof. Dr. Orhan ÇEKER’e, yüksek ilim ve tecrübelerinden istifade ettiğim İslam Hukuku dalındaki değerli hocalarıma şükranlarımı sunarım. Ayrıca benzer konu çalışmasından dolayı müşterek çalıştığımız ve emeği geçen değerli arkadaşım Huzeyfe ÇEKER’e, eğitimime destek verip, huzurlu bir çalışma ortamı sağlayan aileme ve emeği geçen tüm arkadaşlarıma teşekkür eder; çalışmamızın bu alanla ilgilenenlere faydalı olmasını Cenab-ı Hak’tan niyaz ederim.

Mehmet EKİNCİ Konya – 2011

(7)

T.C.

SELÇUK ÜNİVERSİTESİ Sosyal Bilimler Enstitüsü Müdürlüğü

Ö ğ re n c in in

Adı Soyadı MEHMET EKİNCİ

Numarası 074244032001

Ana Bilim / Bilim Dalı TEMEL İSLAM BİLİMLERİ/İSLAM HUKUKU Programı Tezli Yüksek Lisans Doktora

Tez Danışmanı PROF. DR. ORHAN ÇEKER

Tezin Adı

MÜTÛN-İ ERBAÂ’DA İMÂM EBÛ YÛSUF’A ATFEDİLEN İBÂDETLE İLGİLİ GÖRÜŞLERİN TAHKİKİ

ÖZET

Bu çalışma; Hanefi mezhebinin muteber kitapları arasında olan mütûn~i erbaa'nın ibadetler bölümünde İmam Ebü Yûsuf a nispet edilen görüşler özelinde, bir sıhhat tespiti çalışmasıdır.

Çalışmamız, bir giriş ve üç bölümden oluşmaktadır: Gîriş bölümünde çalışmanın amacını ve sıhhat tespiti için takip ettiğimiz yöntemi anlattık.

Birinci bölümde, görüşlerinin doğru aktarılıp aktarılmadığını tespit etmeyi amaçladığımız İmam Ebû Yûsuf (v. 182/798) hakkında kısaca bilgi verip; hayatı, ilmi kişiliği ve eserlerinden bahsettik.

İkinci bölümde, Hanefi furû-i fıkıh alanındaki tarihi seyrini ve metinlerin temel özelliklerini anlattık. Ardından mütûn-i erbaa'yı oluşturan dört metin kitabı ile bu kitapların müellifleri hakkında bilgi verdik.

Üçüncü bölümde, ibadetler bölümü özelinde mütûn-i erbaa'da İmam Yûsufa nispet edilen görüşleri ele aldık. Bu görüşleri "nispeti isabetli olan görüşler", "nispeti hatalı olan görüşler" ve "isabeti tespit edilemeyen görüşler" şeklinde üçlü bir taksime tabi tuttuk. Daha sonrada hanefi mezhebi kaynaklarını tarayarak bu görüşleri tahkik etmeye çalıştık.

Sonuç bölümünde ise çalışma neticesinde elde edilen istatistiksel bilgileri sunup, ulaştığımız sonuçları zikrettik.

(8)

T.C.

SELÇUK ÜNİVERSİTESİ Sosyal Bilimler Enstitüsü Müdürlüğü

Ö ğ re n c in in

Adı Soyadı MEHMET EKİNCİ

Numarası 074244032001

Ana Bilim / Bilim Dalı TEMEL İSLAM BİLİMLERİ/İSLAM HUKUKU Programı Tezli Yüksek Lisans Doktora

Tez Danışmanı PROF. DR. ORHAN ÇEKER

Tezin İngilizce Adı

THE EXA MIN ATION OF THE VTEWS ATTRIBUTED TO İMAM ABU YÛSUF TN THE FOUR CLASSICAL HANAFÎ TEXT BOOKS (AL-MUTUN AL-'ARBA'A)

SUMMARY

This dissertation aims to determine how healthy the pass of knowledge in the Hanafî school of law took place by focusing on the views of îmam Abu Yusuf in the 'Ibadat (rituals) sections of the four most prominent text books in the Hanafî school (Al-Mutun Al-'Arba'a).

The dissertation consists of an introduction, three chapters and a conclusion.

In the introduction, we have explained our goal in choosing this topic and the method we have pursued during our research.

In the first chapter, we have given information about imam Abu Yusuf’s (d. 182/798) life, scholarship and works.

In the second chapter we cxamined the historical development of the text books in the Hanafî fiqh literature and their common characteristics. We have also given detailed information about the four most known text books (AI-Mutun Al-'Arba'a) and their authors.

In the third chapter we examined the vievvs attributed to imam Abu Yusuf in the 'Ibadat (rituals) sections of the four Hanafi text books. Every sub-chapter examines the quoted views and categorizes them to "correctly quoted", "misquoted" and "unknown/undeterminable" views.

In the conclusion we've given the statistics and listed the results we've reached by this research.

(9)

İÇİNDEKİLER

Bilimsel Etik Sayfası...I Yüksek Lisans Tezi Kabul Formu ...II Önsöz ... III Özet ... V Summary ... VI

İÇİNDEKİLER ... VII KISALTMALAR ... XI

GİRİŞ: ÇALIŞMANIN AMACI KAPSAMI VE YÖNTEMİ ...1

A.Çalışmanın Amacı ...1

B. Çalışmanın Kapsamı ...1

C. Çalışmada İzlenen Yöntem ...2

BİRİNCİ BÖLÜM: İMÂM EBÛ YÛSUF’UN HAYATI İLMİ KİŞİLİĞİ VE ESERLERİ ...7

A.HAYATI ...8 1. Nesebi ve Doğumu ...8 2. Hocaları...9 3. Talebeleri ... 10 4. Kâdılık Hayatı ... 10 5. Vefatı ... 11 B.İLMİ KİŞİLİĞİ ... 11 1. Fıkıh İlmindeki Yeri ... 11 2. İctihad Metodu ... 13 C.ESERLERİ ... 15

1. Günümüze ulaşan eserleri ... 15

2. Günümüze Ulaşamayan Eserleri ... 17

İKİNCİ BÖLÜM: HANEFİ FIKIH METİNLERİ VE MÜTÛN-İ ERBAA ... 21

I.METİNLER ... 22

A. Tarihi Süreç İçerisinde Hanefi Fıkıh Metinleri ... 22

B. Metinlerin Temel Özellikleri ... 25

(10)

A. Mütûn-i Erbaa’nın Özellikleri ... 27

1.Vikâyetü’r-rivâye fî mesâili’l-Hidâye ... 27

2. el-Muhtâr li’l-fetvâ ... 27

3. Mecmau’l-bahrayn ve mülteka’n-neyyirayn ... 28

4. Kenzü’d-dekâik ... 31

B. Mütûn-i Erbaa Müellifleri ... 32

1. Tâcü’ş-Şerîa Mahmûd el-Mahbûbî (v. 673/1274-1275 (?)) ... 32

a. Adı ... 32

b. Hayatı ve İlmi Kişiliği ... 34

c. Eserleri ... 35

2. Ahmed b. Mahmûd el-Mevsılî (599-683/1203-1284) ... 35

a. Hayatı ... 35

b. İlmi Kişiliği ... 36

c. Eserleri ... 36

3. Muzafferuddîn İbnü’s-Sââtî (651-694/1254-1295) ... 37

a. Hayatı ve İlmi Kişiliği ... 37

b. Eserleri ... 39

4. Ebu’l-Berakât en-Nesefî (620(?)-710/1223(?)-1310) ... 40

a. Hayatı ... 40

b. İlmi Kişiliği ... 41

c. Eserleri ... 41

ÜÇÜNCÜ BÖLÜM: İMÂM EBÛ YÛSUF’A NİSPET EDİLEN GÖRÜŞLERİN TAHKİKİ ... 45

A.TEMİZLİK ... 46

1. Nispeti İsabetli Olan Görüşler ... 46

a. Abdest ... 46 b. Gusül ... 49 c. Sular ... 50 d. Kuyular ... 52 e. Artıklar ... 54 f. Teyemmüm ... 54

g. Mest Üzerine Mesh ... 59

h. Kadınların Özel Halleri ... 61

i. Necasetler ve Temizlenmesi ... 65

(11)

B.NAMAZ ... 71

1. Nispeti İsabetli Olan Görüşler ... 71

a. Namaz Vakitleri ... 71

b. Ezan ... 73

c. Namazın Şartları ... 80

d. Namazın Rükunları ve Sünnetleri ... 74

e. Vitir Namazı ... 89

f. Cemaatle Namaz... 83

g. Namazı Bozan Şeyler ve Namazın Mekruhları ... 86

h. Namaz Esnasında Namaza Mani Durumların Meydana Gelmesi ... 90

i. Kaza Namazı ... 91 j. Nafile Namazlar ... 99 k. Sehiv Secdesi ... 105 l. Hasta Namazı ... 99 m. Tilavet Secdesi ... 99 n. Yolcu Namazı ... 101 o. Cuma Namazı... 102

p. Bayram Namazı ve Teşrik Tekbirleri ... 107

r. Kusûf Namazı ... 116

s. Yağmur Duası ... 110

t. Korku Namazı ... 110

u. Cenaze Namazı ve Techiz-Tekfin İşleri ... 111

2. Nispeti Hatalı Olan Görüşler... 114

3. İsabeti Tespit Edilemeyen Görüşler ... 117

C.ZEKAT ... 120

1. Nispeti İsabetli Olan Görüşler ... 120

a. Zekatla İlgili Genel Meseleler ... 120

b. Hayvanların Zekatı ... 125

c. Altın ve Gümüşün Zekatı... 127

d. Toprak Mahsullerinin Zekatı (Öşür) ... 129

e. Âşir... 136

f. Madenlerin ve Gömülerin Zekatı ... 138

g. Zekat Verilecek Yerler ... 140

h. Fitre (Fıtır Sadakası) ... 142

(12)

D. ORUÇ ... 153

1. Nispeti İsabetli Olan Görüşler ... 153

a. Oruca Niyet ... 147

b. Hilalin Görülmesi... 148

c. Orucu Kaza Etmeyi Gerektiren Durumlar ... 149

d. Oruç Kefareti ... 154

e. İtikaf ... 156

2. Nispeti Hatalı Olan Görüşler... 157

3. İsabeti Tespit Edilemeyen Görüşler ... 159

E.HAC ... 161

1. Nispeti İsabetli Olan Görüşler ... 161

a. Haccın Farziyeti ... 161

b. İhrama Giriş ... 161

c. Haccın Yapılışı ... 163

d. Başkasının Yerine Hac ... 166

e. Temettu Haccı... 170

f. İhram Cezaları ... 173

g. İhramlının Avlanması ... 177

h. Muhsar ... 180

i. Hac Kurbanı (Hedy) ... 181

2. Nispeti Hatalı Olan Görüşler... 182

SONUÇ ... 184

BİBLİYOGRAFYA ... 18787

(13)

KISALTMALAR

a.g.e. : adı geçen eser

Âsâr : Kitâbu’l-Âsâr Asl : el-Asl

Bedâi’ : Bedâiu’s-sanâi’ bkz. : bakınız

c. : cilt

DİA : Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi edt. : editör

Harâc : Kitâbu’l-Harâc

Hucce : el-Hucce alâ ehli’l-Medîne

İA : Milli Eğitim Bakanlığı İslam Ansiklopedisi İhtilâf : İhtilâfu Ebî Hanîfe ve’bni Ebî Leylâ

Mecma : Mecmau’l-bahrayn ve mülteka’n-neyyirayn md. : madde

Muhtâr : el-Muhtâr li’l-fetvâ nşr. : neşreden

Red : er-Reddü alâ Siyeri’l-Evzâî thk. : tahkik eden

ts. : tarihsiz v. : vefatı

Vikâye : Vikâyetü’r-rivâye fî mesâili’l-Hidâye yy. : yayım yeri yok

(14)
(15)

GİRİŞ

A. Çalışmanın Amacı

İlmi birikimin nesilden nesile aktarımı esnasında hataya düşülme ihtimali mevcuttur. Geçmişte olduğu gibi günümüzde de, ders kitabı olarak okutulan metin tarzı eserlerin de bu tür hataları barındırıyor olmaları ihtimal dâhilindedir. Biz de çalışmamızda bu tür eserlerin doğru bilgi ihtiva etme noktasında ne derece güvenilir olduklarını tespit etmeyi amaçladık.

Ancak şu dikkatten kaçmamalıdır ki çalışma esnasında Mütûn-i Erbaa’da hata bulma gayreti içerisinde olunmamıştır. Çalışmanın amacı; İmam Ebû Yûsuf’a yapılmış nispetlerin isabetli olanlarının geçtiği yerleri kendi kitaplarından veya mezhebin diğer güvenilir kaynaklarından göstermek, hatalı olanların neden hatalı olduğunu açıklamak, nihayetinde isabetli olanlar ile hatalı olanların oranını bulup kitaplardaki bilgilerin sıhhati ile ilgili bir tespit yapmaktır.

B. Çalışmanın Kapsamı

Mütûn-i erbaa’nın ele aldığımız bölümlerinde İmam Ebû Yûsuf’a nispet edilen görüşler üç türlüdür:

- İmam Ebu Hanife ile İmam Muhammed’in hılafına olup sadece İmam Ebu Yusuf tarafından benimsenen görüşler

- Diğer iki imamdan sadece biri ile görüş birliği içerisinde olup, diğerine muhalif olduğu görüşler

(16)

Çalışmanın amacı ile ilgili çok fazla veri sunmayacağı ve çalışmanın hacmini fazlaca artıracağı gerekçesiyle üç imamın ittifak ettiği konular çalışmamız kapsamına dahil değildir. Çalışmada sadece üç imam arasında ihtilafın bulunduğu görüşler ele alınmıştır.

C. Çalışmada İzlenen Yöntem

Çalışmamız esnasında, bizim bu çalışmamızdan önce yapılan “Mutûnî Erbaa’da İmam Muhammed’e Yapılan Nispetlerin Tahkîki (İbadât Bölümü)”1 adlı çalışmadan büyük ölçüde istifade ettik ve bu çalışmamızı da aynı metodla hazırladık.

Mecmau’l-bahrayn, hılaf ilminin önemli eserlerinden el-Manzûmetü’n-Nesefîyye’den büyük ölçüde istifade edilerek hazırlandığı için, mütûn-i erbaa içerisinde mezhep içi ihtilafın en fazla mevzubahis olduğu eserdir. Dolayısıyla İmam Ebû Yûsuf’a nispetin de en yoğun olduğu kaynak olması hasebiyle, çalışmamızda Mecmau’l-bahrayn’ı esas aldık.

Öncelikle bu eserde zikredilen mezhep içi ihtilafları ve İmam Ebû Yûsuf’un bu ihtilaflı meselelerdeki görüşlerini tespit ettik. Daha sonra diğer üç kitapta geçen görüşleri belirledik. Her ne kadar Kenz’de görüşler isim söylenmeden zikredilmişse de Mütûn-i Erbaa’dan sayıldığı için onu da çalışmamıza dahil ettik.Bu işlem için mütûn-i erbaa’nın şu baskılarını esas aldık:

- Vikâyetü’r-rivâye fî mesâili’l-Hidâye (Şerhu’l-Vikâye ve Müntehe’n-nukâye ile birlikte), thk. Salâh Muhammed Ebu’l-Hâc, 2 mücelledde I-V, Dâru’l-Verâk, Amman 2006.

- el-Muhtâr li’l-fetvâ (el-İhtiyâr ile birlikte), 1 mücelledde I-V, ta’lik: Mahmûd Ebû Dakîka, Çağrı Yayınları, İstanbul 1996.

- Mecmau’l-bahrayn ve mülteka’n-neyyirayn, thk. İlyas Kaplan, Dâru’l-Kütübi’l-ilmiyye, Beyrut 2005.

1

Çeker, Huzeyfe, Mutûnî Erbaa’da İmam Muhammed’e Yapılan Nispetlerin Tahkîki (İbadât Bölümü), Yüksek Lisans Tezi, Selçuk Üniversitresi, Konya, 2010.

(17)

- Kenzü’d-dekâik, nşr. Râşid Mustafâ el-Halîlî, el-Mektebetü’l-Asriyye, Beyrut 2005.

Mütûn-i Erbaa’nın ibadetler bölümünde İmam Ebû Yûsuf’a yapılan nispetleri bu şekilde tespit ettikten sonra, İmam Ebû Yûsuf’un kitaplarının ilgili bölümlerini baştan sona tarayarak not ettiğimiz görüşlerin geçtiği yerleri belirledik.

Çalışmamızda İmam Ebû Yûsuf’un kitaplarının şu baskılarını tercih ettik: - İhtilâfu Ebî Hanîfe ve İbn-i Ebî Leylâ, nşr. Ebu’l-Vefâ el-Efğanî, Matbaatu’l-Vefâ, Mısır 1357.

- er-Reddu alâ Siyeri’l-Evzâî, nşr. Ebu’l-Vefâ el-Efğanî, Dâru’l-Kütübi’l-ilmiyye, Beyrût, ty

- Kitâbü’l-Harâc, el-Matbaatu’s-Selefiyye, Kahire 1396.

- Kitabu’l-Âsâr, nşr. Ebu’l-Vefâ el-Efğanî, Daru’l-Kütübi’l-İlmiyyye, Beyrut ty. Ebû Yûsuf’un kitaplarında bulamadığımız görüşleri, mezhep içindeki görüşlerin neredeyse tümü kendisi tarafından yazılıp nakledilen İmam Muhammed’in kitaplarında bulmaya çalıştık. Bunun için de İmam Muhammed’in kitaplarının şu baskılarını tercih ettik:

- Kitâbü’l-Asl, tashih ve ta’lik: Ebu’l-Vefâ el-Efgânî, I-V, Âlemü’l-Kütüb, Beyrut 1990.

- Kitâbü’s-Siyer ve’l-harâc ve’l-uşr min kitâbi’l-Asl, thk. Mecîd Haddûrî, İdâratü’l-Kur’ân ve’l-ulûmi’l-İslâmiyye, Karatşi 1417/1997.

- el-Câmiu’s-sağîr (en-Nâfiu’l-kebîr ile birlikte), İdâratü’l-Kur’ân ve’l-ulûmi’l-İslâmiyye, Karatşi 1990.

- el-Câmiu’l-kebîr, nşr. Ebu’l-Vefâ el-Efgânî, Dâru’l-Meârifi’n-Nu’mâniyye, Lahor 1981.

(18)

- el-Hucce alâ ehli’l-Medîne, tashih ve ta’lik: Ebu’l-Vefâ el-Efgânî, I-IV, Âlemü’l-Kütüb, Beyrut ty.

- Kitâbü’l-Âsâr (el-Îsâr bi ma’rifeti ruvâti’l-Âsâr ile birlikte), İdâratü’l-Kur’ân ve’l-ulûmi’l-İslâmiyye, Karatşi 1411/1991.

Zâhirü’r-rivâye eserlerden olmalarına rağmen es-Siyeru’l-kebîr, es-Siyeru’s-sağîr ve Ziyâdât, sadece şerhleriyle karışık olarak günümüze gelmeleri ve metin ile şerhi birbirinden ayırma problemi ihtiva etmeleri nedeniyle çalışmamızda dikkate alınmamıştır.

İmam Ebû Yûsuf’un, İmam Muhammed’in kitaplarından veya diğer kaynaklardan görüşleri tespit ettikten sonra çalışmanın yazımına geçtik.

Mütûn-i erbaa’da İmam Ebû Yûsuf’a nispet edilen görüşleri ele alırken her yeni görüşe geçildiğinde ● işaretini kullanmayı tercih ettik. Bu işaretin ardından ele alacağımız görüşü mütûn-i erbaa’da geçtiği şekilde belirttik. Cümlenin sonundaki dipnotta, mütûn-i erbaa’da bu görüşün geçtiği yerleri zikrettik. Eğer İmam Ebû Yûsuf’a nispet edilen görüş; Vikâye, Muhtâr ve Kenzü’d-dekâik’te isim zikredilmeden benimsenmişse, aynı dipnotun devamında “Ayrıca bkz.” diyerek bu yerlere de işaret ettik.

Sonraki paragrafta İmam Ebû Yûsuf’un kitaplarında -mevcutsa- bu görüşün nasıl geçtiğini anlatarak, geçtiği yeri dipnotta belirttik. Eğer nispet edilen görüşe İmam Ebû Yûsuf’un mevcut kitaplarında rastlayamadıysak, İmam Muhammed’in kitaplarına müracaat ettik. İmam Muhammed’in kitaplarında da bulamadıysak, muhtasar metinlerin ilki olan Tahâvî’nin (v. 321/933) Muhtasar’ına, Mütûn-i erbaa’dan yaklaşık 2-3 asır daha erken yazılmış ve “ümmü’l-mütûn” (metinlerin anası/temeli) diye nitelendirilen Kudurî’nin (v. 428/1037) Muhtasar’ına ve en geniş Hanefi kaynaklarından olan Serahsî’nin (v. 483/1090) Mebsût’u ile Kâsânî’nin (v. 587/1191) Bedâiu’s-sanâi’ine müracaat ettik. Mütûn-i erbaa’da yapılan nispet bu eserlerden birinde doğrulanıyorsa, bu bilgiyi esas alarak nispeti doğru kabul ettik.

Aynı şekilde imameynin kitaplarında bilgi bulduğumuz durumlarda da müracaat ettiğimiz Muhtasaru’t-Tahâvî, Muhtasaru’l-Kudûrî, Mebsût ile Bedâiu’s-sanâi’, yaptığımız tespiti teyit ediyorsa, bu eserlere de atıfta bulunarak tespitimizi

(19)

kuvvetlendirme yoluna gittik. Ancak Mebsût ile Bedâi’i baştan sona taramadığımız için, teyit amacıyla bu kitaplardan bahsetmediğimiz durumlarda, bu görüşün bu kitaplarda geçmediği sonucu çıkarılmamalıdır.

Çalışmamız esnasında, rumuz kullanarak mezhep içi ihtilafları gösterme gayretinde olan Muhtâr’da bazen rumuzun hatalı yerde kullanıldığı, rumuz kullanılması gerektiği halde kullanılmadığı veya rumuz kullanılmaması gerektiği halde kullanıldığı yerler olduğunu gördük. Bu şekilde rumuzla ilgili hataların olduğu yerleri tespit ettikçe, doğrusunu paragrafın sonunda belirttik.

Çalışmada sık sık adı geçen bazı eserlerin isimlerini, kolaylık olsun diye kısaltma yoluna gittik.

Ayrıca sözlü ifadede kullanılmadığı için, alimlerin ve kitapların isimlerinin başındaki lâm-i ta’rifleri (لا) kullanmamayı tercih ettik. Sadece alimlerin tam adı verilirken, kitapların tanıtımı yapılırken, dipnotlarda ve bibliyografyadaki kitap isimlerinde aslına uygun olarak lâm-i ta’rifleri de zikrettik.

Görüşlerin sunulduğu bölümlerin tasnifinde en geniş metin olması nedeniyle Mecmau’l-bahrayn’ı esas aldık. Eserde ibadetler bölümü Temizlik, Namaz, Zekat, Oruç ve Hac şeklinde beş ana bölümden oluştuğu için biz de “Nispet Edilen Görüşlerin Tahkiki” bölümünü beş kısma ayırdık. “Nispeti İsabetli Olan Görüşler” alt başlığında, çalışma sonucunda mütûn-i erbaa’da yapılan nispetin isabetli olduğu sonucuna vardığımız görüşleri topladık. Buradaki konu başlıklarında genellikle yine Mecmau’l-bahrayn’ı esas aldık. Gerekli gördüğümüz durumlarda küçük tasarruflarda bulunduk.

Ardından “Nispeti Hatalı Olan Görüşler” alt başlığında İmam Ebû Yûsuf’a nispeti hatalı olan görüşlere yer verdik. “İsabeti Tespit Edilemeyen Görüşler” alt başlığında ise, İmam Ebû Yûsuf ile İmam Muhammed’in kitaplarında ve diğer kaynaklarda hakkında bilgiye rastlayamadığımız görüşleri sıraladık. Bu bölümlerdeki görüşleri yazarken ilgili oldukları konuları bildiren başlıkları kullanmamayı tercih ettik.

Hiçbir çalışma, eksiklikten ve hatadan münezzeh değildir. Bizimde bu çalışmamızda gözden kaçan görüşler olabilir. Müelliflere hata nispet etmemek için

(20)

hatalı görüşleri değişik Hanefi kaynaklardan bulmaya çaba sarfettik ve bunun içinde müracaat kaynaklarımızı geniş tutmaya çalıştık. Müracaat kaynakların tespitinde ise kronolojik olarak mütûn-i erbaa’dan önce yazılan eserlere başvurduk. Nispetinde zayıflık tesbit ettiğimiz görüşlerde daha fazla kaynaktan teyit etme yoluna başvurduk.

(21)

BİRİNCİ BÖLÜM

İMÂM EBÛ YÛSUF

(22)

A. Hayatı

1. Nesebi ve Doğumu

Tam adı Ebû Yûsuf Ya’kûb b. İbrâhîm b. Habîb b. Huneys b. Sa’d b. Hapte el-Kûfî’ el-Ensârî’ dir. Kendisine en büyük oğlu Yûsuf’tan dolayı Ebû Yûsuf künyesi verilmiştir.2 İhtilaflı olmakla beraber 113(731) yılında Kûfe’de dünyaya gelmiştir.3 Babası, Becile adlı bir Arap kabilesine mensuptur. Annesi ise Ensâr’dandır. Bu yüzden ailesi Ensârî adıyla bilinmektedir.

Büyük dedesi Sa’d b. Büceyr sahabeden olup henüz küçük yaşta bulunduğu için Uhud Gazvesi’ne iştirak etmekten alıkonulmuş, genş yaşta katıldığı Hendek Gazvesi’nde ise büyük yararlıklar göstermiştir. Bu sebeple Hz. Peygamber’in onu çağırtıp hem kendisi hemde soyu için hayır duada bulunduğu rivayet edilir. Ebû Yûsuf bu hadiseyi övünçle hatırlar ve, “O anın bereketi şu an bizimle beraberdir” derdi. Sa’d b. Büceyr daha sonra Kûfe şehrine yerleşti. Hz. Ali’nin hilafeti döneminde düşünce ve siyaset hayatında öemli roller üstlenmiş olan Kûfe, aynı zamanda bir ilim merkezi haline geldi. Bu şehir bazı sahabi ve tabiîlerin gayretleriyle oluşan zengin bir ilmi miras ve geleneğe sahip bulunmaktaydı. Başta Ebû Hanîfe ve olmak üzere çeşitli alimlerinde katkılarıyla Kûfe Abbasîler döneminde gelişme göstermiş ve o bölgenin diğer ilim merkezlerinden Basra’yı bir hayli geride bırakmıştır. Ebû Yûsuf’un

2 Ebû Yûsuf’un Hayatı ve Eserleri için geniş açıklama bkz. Bezzâzî, Menâkibü Ebî Hanîfe, II, 365-370;

Buhârî, Tarîhu’l-Kebîr, VIII, 397; Hatîb, Târîhu Bağdâd, XIV, 242-262; İbnü’n-Nedîm, el-Fihrist, 256-257; İbn Kutluboğâ, Tâcü’t-terâcim, s. 81; İbn Sa’d, et-Tabakâtu’l-kübrâ, VI, 52; İbn’i Abdilber, el-İntikâ, 173; İbn el İmâd, Şezerâtu’z-zeheb, I, 298,300,321; İbn Hallikân, Vefeyât, VI, 378; Kâtip Çelebî, Keşfu’z-Zunûn,46, 164, 1581; Kehhâle, Mu’cemü’l-müellifîn, XIII, 240; Kerderî, Menâkıbü Ebî Hanîfe, II, 117-145; Kuraşî, el-Cevâhiru’l-mudıyye, zeyl, 519; Leknevî, el-Fevâidu’l-Behiyye, 225; Saymerî, Âhbâru Ebî Hanîfe ve Ashâbihi, 90-102; Şirâzî, Tabâkâtu’l-Fukahâ, 134; Taşköprîzâde, Miftâhu’s-seâde, II, 234-241; Temîmî, et-Tabakâtu’s-Seniyye, I, 160-169; Vekî, Âhbâru’l-Kudât, III, 254-265; Zehebî, Menâkibu Ebî Yûsuf (nşr. Zâhid el-Kevserî ve Ebu’l-Vefâ el-Efgânî); Zehebî, Siyeru A’lâmu’n -Nübelâ, VIII, 535-539; Zehebî, Tezkiretu’l-Huffaz, I, 293; Ziriklî, el-A’lâm, IX, 252; Hudârî, Tarîhu’t-teşrîi’l-İslamî, 170; Bilmen, Hukuku İslâmiyye Istılâhâtı Fıkhiyye Kâmûsu, I, 392; Kevserî, Hüsnu’t-Tekâdî fî Sîreti’l-İmam Ebî Yûsuf el-Kâdî, 7; Matlûb, Ebû Yûsuf Hayatuhu Âsâruhu ve Ârâuhu’l-Fıkhiyye, 11-19; Ahmed Emîn, Duha’l-İslâm,II, 198-203; ,Sâlim Öğüt, “Ebû Yûsuf”, DİA, X, 260-265; Kâsım Kufrâlı, “Ebû Yûsuf”, İA, IV, 59-60; Ebû Zehrâ, Ebû Hanîfe, 224-225; Özel, Hanefi Fıkıh Âlimleri, 20.

(23)

yetişmesinde şahsi kabiliyet ve arzusunun yanı sıra, ilmi gelenek ve mirasa sahip böyle bir ortamda doğup büyümüş olmasının da önemli bir payı vardır.4

Ebû Yûsuf fakir bir ailede yetişmiştir. İhtiyaç onu çalışmak zorunda bırakmış, ilim aşkı da onu okumaya sevketmiştir. Kaynaklar onun çocukluk ve gençlik yıllarının büyük sıkıntılar içinde geçtiğini, kendisi daha küçük yaşta iken babası vefat ettiğinden, annesi tarafından evin geçimi için çalışmaya zorlandığını, hatta bir terzinin yanında meslek sahibi olması ve ailenin bütçesine katkıda bulunması için çırak olarak verildiğini, ama tüm bu olumsuzlukların onun okumaya olan sevgisinin önüne geçemediğini ve buna rağmen tahsil hayatını devam ettirdiğini kaydederler.5

Ebû Yûsuf’un çok zeki ve güçlü bir hafızaya sahip olduğunu ve ondaki büyük bu ilmi iştiyakı farkeden Ebû Hanîfe, hem kendisinin hem de ailesinin geçimini üzerine alarak, kendisini sadece ilme vermesini istemiş ve başka işlerde çalışmasına engel olmuştur.

2. Hocaları

Ebû Yûsuf Kûfe’de çok sayıda alimden ders aldı. Tahsil hayatının başında Hadis ilmine yöneldi. Süleyman et-Temimî, Yahyâ b, Said el-A’meş el-Ensârî, Hişam b.Urve, Atâ b. es-Sâib, Muhammed b. İshak b. Yesâr, Haccâc b. Ertât ve Leys b. Sa’d gibi devrinin muhaddislerinin derslerine devam etti. Hadis ilminde en büyük hocası, Husayn b. Abdurrahman’dır.6

Fıkıhta en önemli hocası Ebû Hanîfe olmakla birlikte, ilk olarak Kûfe’nin ileri gelenlerinden Kâdı Muhammed b. Abdurrahman b. Ebî Leylâ’nın derslerine katıldı. Uzun bir süre onda kazâ (yargı) hukuku okudu, daha sonra Ebû Hanîfe’nin ders halkasına katıldı. Bu ayrılışın sebebi olarak muhtelif sebepler gösterilse de içlerinden en makul olanı, çeşitli vesilelerle hakkında bilgi sahibi olduğu Ebû Hanîfe’nin fıkıh metodunun kendisine daha uygun gelmesidir.7 Bu iki hocası dışında, Ebû İshak

4 Matlûb, a.g.e. 13-14; Öğüt, “Ebû Yûsuf”, DİA, X, 260; 5

Ebû Zehrâ, Ebû Hanîfe, 224; Matlûb, a.g.e. 19-20.

6

Matlûb, a.g.e. 23-24; Öğüt, “Ebû Yûsuf”, DİA, X, 261; Özel, Hanefi Fıkıh Âlimleri, 20.

(24)

Şeybânî, Süleyman et-Teymî, Yahyâ b. el-Ensârî, Süleymân el-A’meş, Ubeydullah b. Ömer el-Ömerî, Hanzala b. Ebî Süfyan, Hasan b. Dinâr ve Eyyûb b. Utbe gibi alimlerden de ders dinledi. 8

Yine bu süre zarfında Kûfe’ye gelen, İbn-i İshak’tan İslam Tarihi (meğâzî) okudu.

3. Talebeleri

Ebû Yûsuf’un ders halkasına ve ilim meclislerine bir çok kimse katılmıştır. Kendisinden fıkıh öğrenmek veya hadis rivayet etmek suretiyle ilim tahsil eden talebelerin en tanınmışları Ahmed b. Hanbel, Muhammed b. Hasan eş-Şeybânî, Bişr b. Velîd el-Kindî, Ali b. el-Ca’d, Bişr b. Ğiyas, Yahyâ b. Maîn, Hilal b. Yahyâ er-Rey’, Cafer b. Yahyâ el-Bermekî, Hasan b. Ziyâd el-Lü’lüî, Esed b. Furât Yahyâ b. Adem, Ali b. Müslim et-Tûsî ve Ahmed b. Menî’dir.9

4. Kâdılık Hayatı

Hocası Ebû Hanîfe’nin vefatına kadar onun yanında derslere devam etmiştir. Ebû Hanîfe’nin vefatı üzerine ailesiyle beraber Bağdat’a yerleşti. Burada Halîfe Mehdî ile tanıştı ve onun tarafından 166 (782) yılında kâdılık görevine getirildi. Hâdî ve Harûn Reşid devirlerinde de kâdılık görevine devam etti. Halîfe Harun Reşîd zamanında ilk defa “Kâdılkudât (Baş Kadı)” kurumu oluşturulmuş ve Ebû Yûsuf’ta İslam tarihinin ilk kâdıl-kudâtı olmuştur. Ebû Yûsuf’un bu makama gelmesinden sonra Abbâsî hilâfetine bağlı bütün bölgelerdeki kadıları tayin ve azletme yetkisine sahip olmuştur. Halife Harûn Reşid ile birlikte bazı seyahatlere katıldı. Mekke’de

8 Hatîb, Târîhu Bağdad, XIV, 242. İbnü’n-Nedîm, el-Fihrist, 300; Bağdâdî, Târîhu Bağdâd, IV, 242;

Kerderî, Menâkıbü Ebî Hanîfe, II, 118;; Taşköprîzâde, Miftâhu’s-seâde, II, 100; Kehhâle, Mu’cemü’l-müellifîn, XIII, 240; Özel, Hanefi Fıkıh Âlimleri, 20.

9

Matlûb, a.g.e. 64; Öğüt, “Ebû Yûsuf”, DİA, X, 262; Özel, Hanefi Fıkıh Âlimleri, 20; Ebû Yûsuf, el-Harac, çvr. Ali Özek, 11-12.

(25)

İmam Şafiî, Medîne’de İmam Mâlik ile ilmî toplantılar, sohbetler ve münakaşalar yapmıştır.10

5. Vefatı

Hayatının sonuna kadar bu görevde kalan Ebû Yûsuf, 5 Rebiulevvel 182 (26 Nisan 798) tarihinde altmış dokuz yaşnda iken Bağdat’ta vefat etti. Seksen dokuz yaşında, 172 (788) veya 181 (797) yılında vefat ettiğine dair rivayetler varsa da tabâkât alimleri arasında pek kabul görmemiştir.11

Cenaze namazını Harûn Reşid bizzat kıldırmış ve onu kendi aile kabristanına defnettirmiştir. Kabri Bağdat’ın Kâzimiye bölgesinde, Kâzimeyn Türbesine bitişik olan ve kendi adıyla anılan caminin yanındadır.12

B. İlmi Kişiliği

1. Fıkıh İlmindeki Yeri

Gerek çağdaşları gerekse daha sonra ki dönemlere mensup alimler Ebû Yûsuf’un ilminden, şahsiyetinden, ahlak ve karakterinden övgüyle söz ederler. Üstün bir zekaya, güçlü bir hafızaya ve intikal yeteneğine sahipti. İbni Cerîr Taberî der ki: “Kâdı Ebû Yûsuf, fakih ve alim idi. Hadis bilirdi. Hadisleri ezbere bilmekle tanınmıştı. Muhaddislerin dersine gelir, bir derste elli, altmış hadis ezberler, sonra da bunları yazdırırdı.” 13

10

Ez-Zehebî, Tezkiretu’l-Huffâz, I, 292; İbnü’n-Nedîm, el-Fihrist, 295; Kevserî, Husnu’t-Tekâdî fî Sîreti’l-İmam Ebî Yûsuf el-Kâdî, 38-40; Matlûb, a.g.e. 83-89; Özel, Hanefi Fıkıh Âlimleri, 20; Öğüt, “Ebû Yûsuf”, DİA, X, 261.

11 Bağdâdî, Târîhu Bağdâd, XIV, 242; İbnü’n-Nedîm, el-Fihrist, 300; Kerderî, Menâkıbü Ebî Hanîfe, II,

117; Taşköprîzâde, Miftâhu’s-seâde, II, 105; Matlûb, a.g.e. 19-20. ; “Öğüt, “Ebû Yûsuf”, DİA, X, 261.

12

Öğüt, “Ebû Yûsuf”, DİA, X, 261.

(26)

Ebû Yûsuf, hadis ve fıkıh bilgisinin yanı sıra tefsir, siyer, meğâzî ve eyyâmü’l-Arab sahalarında da dönemin seçkin alimlerindendi. Devlet adamlarıyla yakından görüşmeye başladığı günlerde Harun Reşîd’in veziri el-Bermekî’nin Ebû Yûsuf’a, eyyâmü’l-Arâbı bilmediği için sultanlarla sohbetin tam olarak hakkını vermediğini söylemesi üzerine bir ay eve kapanarak bu konuda çalışmış, neticede edindiği bilgiler onu dinleyenleri hayrete düşürmüştür.14

Ebû Yûsuf, ilmin ve ilim sahibinin üstünlüğünü insanlara göstermek düşüncesiyle en güzel yerde oturur, en güzel şekilde giyinir, en değerli atlara binerdi. Bu davranışını yadırgayanlara da “Bir terzi çocuğunun ilim sayesinde nerelere kadar yükselebildiğinin herkes tarafından görülmesini istiyorum” diye cevap verirdi.15

Ebû Yûsuf güçlü hukuk mantığı ve ince zekasıyla kendisine gelen fıkıh problemlerini rahatlıkla çözüyordu. Harûn Reşid’e Ebû Yûsuf’a niye bu kadar çok değer verildiği sorulduğunda, ”İlimdeki kemâli, hafıza gücündeki üstünlüğü, mezhepteki istikameti ve dindeki muhafazakarlığı sebebiyle” derdi.16

İmam Ebû Yûsuf içtihadlarında hadise önem vermekle beraber, daha çok re’ye bağlı idi. Hakkında nass bulunmayan meselelerde sahabenin, daha sonrada Ebû Hanîfe’nin içtihadlarına başvurur, eğer bunlarla bir çözüm bulamazsa kendi re’yi ve kıyası ile hareket ederdi. Ebû Yûsuf, re’ylerini Hadisle takviye eden re’y fukahasının birincisi olmuştur. Böylelikle ehli re’y yoluyla ehl-i Hadis yolu arasını bir arada toplamıştır.17

Ondan az hadis rivâyet edilmesinin sebebini ise Taberî şöyle açıklıyor: “Re’y taraftarı olduğundan, fürû’ meseleleri ve ahkam ile meşgul olmasıyla beraber, ayrıca sultanla sohbette bulunması ve kâdılığı kabul etmesi yüzünden bazı hadis erbâbı ondan hadis rivayetinden çekinmişlerdir.”18

Ebû Yûsuf’un kadılık vazifesini alarak Devletin Başkadısı olması, Hanefi mezhebine büyük bir nüfuz sağlamış ve Hanefi fıkhı, onun sayesinde yaygınlaşmıştır. Çünkü o, kadılık görevini üstlenmekle Hanefi mezhebinin bizzat uygulamasını

14 Öğüt, “Ebû Yûsuf”, DİA, X, 261. 15 Öğüt, “Ebû Yûsuf”, DİA, X, 261. 16

Matlûb, Ebû Yusuf Hayatuhu…;42.

17

Ebû Zehra, Ebû Hanîfe, çvr. Osman Keskioğlu, 225.

(27)

sağlamıştır. Zira kadılık esnasında halkın çözülmesi gereken problemleri ile karşı karşıya gelmiş, bunları çözme yollarını araştırmıştır. Bu yüzden onun istihsanları ve kıyasları bizzat hayattan alınmıştır.19 Ebû Hanîfe onun için şöyle demiştir: “Hem baş kadılığa hem fetvâ makamına layık iki talebem vardır. Bunlar Ebû Yûsuf ile Züfer’dir.”20

Ebû Yûsuf’un olayları Ebû Hanîfe’ye göre daha farklı bir açıdan değerlendirmesini sağlayan bazı sebepler vardır. Bunların başında çok sayıda hadis alimiyle görüşmesi, onlardan hadis alması ve Ebû Hanîfe zamanında tevsik edilmeyen bir çok hadisin onun zamanında tevsik edilmesi gelebilir. Ayrıca önce kadı daha sonra da kadılkudat sıfatıyla yargı görevinde bulunmuş olması ona önemli ölçüde tecrübe kazandırmış, nazari hükümleri uygulama imkanı sağlamış, sonuçtada özellikle kazai fıkhın onda bir meleke haline gelmesini sağlamıştır.21

Ebû Yûsuf, o dönemde revaçta olan akaid ve kelam konularında da zaman zaman tartışmalara katılmış, döneminin tartışmalı kelami meseleleri hakkında daha çok selefi bir tavır sergilemiştir. Mesela Kur’an’ın mahlûk olduğu görüşünü benimseyenleri sert bir dille tenkit etmiş, böyle kimselerle konuşup selamlaşmanın bile doğru olmadığını söylemiştir.22

2. İctihad Metodu

Ebû Yûsuf’un mutlak (bağımsız) bir müctehid sayılıp sayılmayacağı konusunda tartışmalar olmuş, İbn-i Kayyım el-Cevziyye, İbn-i Kemâl İbn-i Abidîn gibi bazı alimler onun mutlak müctehid olmayıp mezhepte müctehid olduğunu ileri sürerlerken, Serâhsî, İbn-i Hazm, Şehabeddin Mercanî ve son dönemde Ali el-Hafif, Muhammed Ebû Zehre ve M.Zahid el-Kevserî gibi alimler onun mutlak müctehid olduğunu savunmuşlardır. Ebû Yûsuf ve arkadaşları, kabul ettikleri her konuyu taklit yoluyla değil, araştırma sonucu ulaştıkları ve ilmi kanaatleri sebebiyle

19 Şamil, İA, 30; Ebû Zehra, Ebû Hanîfe, çvr. Osman Keskioğlu, 225. 20

İbn-i Bezzâzî, Menâkibu’l-İmam Âzam, II,125.

21

Kevserî, a.g.e. 27; Öğüt, “Ebû Yûsuf”, DİA, X, 264.

(28)

benimsemişlerdir. Ebû Hanîfe ile uygunluk arzeden görüşleri de ona ters düşen görüşleri kadar taklitten uzak olup delile dayanmaktadır.23

Ebû Yûsuf’un ictihadda bulunurken takip ettiği usûlünü ancak vermiş olduğu fetvalardan ve bazı sözlerinden çıkarmak mümkün olabilir. Kaynaklarda Ebû Yûsuf’un son günlerinde şu şekilde dua ettiği belirtilir: “Allahım! Sen biliyorsun ki önüme çıkan her hadisenin hükmü için önce senin kitabına baktım ve orada bir çıkış yolu bulduysam aldım. Eğer bulamadıysam peygamberinin sünnetine baktım. Orada da bir çıkış yolu bulamadıysam ashabın sözlerine baktım.”24

Bu ifadeden, re’y ekolünün seçkin bir imamı olarak kıyasa sıkça başvurduğu bilinen Ebû Yûsuf’un sahabi kavlini kıyasa tercih ettiği anlaşılmaktadır. Uzun süre siyasi mekanizma ve idari mekanizma ile iç içe olan yargı kurumunda görev yapmış olduğundan bazen istihsânı da ön planda tuttuğu da görülmektedir. Ebû Yûsuf’un, zamanın değişmesiyle hükümlerinde değişebileceğini ifade eden külli fıkıh kuralına göre hareket ettiği, bazen zaruret prensibine dayanarak fetva verdiği ve zaruretlerin kendi mikdarınca takdir edilmesi gerektiği görüşünde olduğu, ayrıca nâdir olana değil yaygın olana itibar edilir kuralına uygun olarak hareket ettiği, vermiş olduğu fetvalardan anlaşılmaktadır. Ebû Yûsuf, Kitap ve Sünnete bağlılığının yanı sıra hikmet-i teşriiyyeyiiyi iyi kavramış bir müctehiddir; bu şekilde yetişmesinde, hocası Ebû Hanîfe’nin hem bir müctehid-imam olmasının hem de medresesini bir fıkıh komisyonu gibi görüp derslerini buna göre yapmasının büyük katkısı olmuştur.25

Ebû Yûsuf Kitap, Sünnet ve İcma’da kesin bir delil bulamadığı durumlarda re’ye başvurmuş bununla beraber sadece re’y ehli olmayıp aynı zamanda hadis ehli olduğundan Irak ekolü ile Hicaz ekolünü birarada tutmuştur. Yine onun delilleri arasında kıyasla beraber istihsan ve şer’u men kablena vardır. Hocasını taklitle yetinmeyip yeri gelince hocasının usûl ve furû’ kaidelerine muhalefet etmiştir. Yeminler konusunda örfü göz önünde bulundurmuş ve çoğu zaman muamelat konusunda kolaylaştırma prensibini işleterek tasarruflarda tashihe meyletmiştir.26

23 Serâhsî, Usûlü’s-Serâhsî, I, 10, II, 105; Matlûb, Mahmûd, a.g.e. 127-128; Öğüt, “Ebû Yûsuf”, DİA, X,

262.

24

Matlûb, Mahmûd, a.g.e. 129.

25

Öğüt, “Ebû Yûsuf”, DİA, X, 262.

(29)

C. Eserleri

Kaynaklar Ebû Yûsuf’un eserlerini iki kısma ayırırlar. Bunlardan birincisini Ebû Yûsuf tarafından yazılan ve günümüze kadar ulaşan eserleri, ikincisini de Ebû Yûsuf’un yazdığı rivayet edilen, fakat günümüze ulaşamayan eserler oluşturur.27

1. Günümüze ulaşan eserleri

a. Kitâbu’l-Harâc

İmam Ebû Yûsuf’un günümüze ulaşan eserleri içerisinde üzerinde en çok durulan, özellikle Batılı araştırmacılar tarafından en çok çalışılan eseri Kitâbu’l-Harâc’tır. Gerçekten Kitâbu’l-Harâc, İslam Maliye Hukuku alanında ilk telif edilen ve günümüze kadar gelen kıymetli bir hazinedir. Sadece fıkha dair bir eser olmayıp edebî, iktisâdî, ictimâî yönüde vardır. İslam Maliye Hukukuyla ilgili bu eserde, incelenen konulara dair, gerek Müslim gerekse gayr-i Müslim vatandaşlar ile İslam ülkesine izin (vize-emân) alarak giren yabancılar hakkında uygulanacak ilkeleri ayet, hadis ve sahabi (Hulefây’ı Râşidîn dönemi) uygulamalarıyla delillendirerek açıklar. Kendisinden sonra aynı muhteva ile birçok eser yazılmıştır. Başta İbnu’n-Nedim olmak üzere kaynaklar bu eserler hakkında bilgi verirler28.

Bu eserin adının “Kitâbu’Harac” şeklinde belirlenmesinde, genel manada İslam Kamu Hukukuna dair bir eser olması, dönemin ihtiyaçları gereği maliye ve de arazi hukukuna ağırlık vermesi gibi hususlar tecih sebebi olmuştur. Bu kitap aslında, genel anlamda İslam Kamu Hukukuna dair (vergiler, vergi mahiyetli ibadetler, arazi ve eşya hukuku, devletler genel ve özel hukuku, ceza hukuku ve idare hukukuna dair bir doktrin ve uygulama kitabı) eser olmakla birlikte, incelenen konuların gereği bazen özel hukuk ve bu kapsamda borçlar hukukunu (ortaklıklar gibi) ilgilendiren

27 Matlûb, a.g.e, 99-117; Ebû Zehra, Ebû Hanîfe, çvr. Osman Keskioğlu, 225; Öğüt, “Ebû Yûsuf”, DİA, X,

262; Özel, Hanefi Fıkıh Âlimleri, 20-21.

28

İbnü’n-Nedîm, el-Fihrist, 203; Matlûb, a.g.e, 99; Kallek, “Kitâbu’l-Harâc”, DİA, XXVI, 101-104; Kallek, Cengiz, “Ebû Yûsuf’un İktisâdî Görüşleri” İslâm Araştırmaları Dergisi, I, 1997, s. 1-18.

(30)

konulara da yer vermektedir.29

Ebû Yûsuf bu eserinde sade bir râvi konumunda olmayıp, yeri geldiğinde ictihad etmiş, hükmü dayandırdığı hadisin sebeb-i vürudunu incelemiş ve maslahat-ı âmmeyi göz önünde bulundurmuştur. Bunun içinde bazen, Hz. Ömer’in yasalaştırdığı bazı vergi kurallarını, içinde yaşadığı toplumun ve yerin fiziki şartlarına göre değiştirmiştir.30

Tespit edildiği kadarıyla bu kitabın bir çok baskısı yapılmış, ona şerhler yapılmış, birden fazla batı diline tercüme edilmiş, üzerinde çalışmalar yapılmış, eski ve yeni harflerle Türkçe tercümeleri de yayınlanmıştır.31

b. Kitâbu İhtilâfi Ebî Hanîfe ve’bni Ebî Leylâ

Adından da anlaşılacağı üzere Ebû Yûsuf bu eserinde hocaları Ebû Hanîfe ile İbn Ebî Leylâ’nın ihtilaf ettiği konuları, çözüm şekillerini ve tercihlerini zikretmektedir. Kitabı, Ebû Yûsuf’tan Muhammed b. Hasan eş-Şeybânî rivayet etmiştir. Serahsî İmam Muhammed tarafından bazı ilaveler yapıldığını söylemişse de İslam Hukuk araştırmacıları böyle bir ilaveye rastlamadıklarını söylemişlerdir.32

Çok sayıda fıkıh babını ihtiva eden eser Ebu’l-Vefa el-Efgânî tarafından neşredilmiştir. Ayrıca İmam Şafiî’nin el-Ümm adlı eserinin sonunda Hâzâ ma’htelefe fîhi Ebû Hanîfe ve ibn Ebî Leylâ ‘an Ebî Yûsuf adıyla ve Serahsî’nin (v.483) el-Mebsût adlı eserinin 30. Cüzünde de aynı isimle mevcuttur.33

c. Kitâbu’r Reddi alâ Siyeri’l-Evzâî

İmam Muhammed kendisine nispet edilen Devletler Hukuku (siyer) alanındaki eseri es-Siyeru’s-sağîr’i Hocası Ebû Hanîfe’den imlâ yoluyla yazmıştır. İmam Evzâî Kitâbu siyeri’l-Evzâî adında bu kitabı tenkit eden bir eser yazınca Ebû Yûsuf’ta ona cevab amacıyla söz konusu eseri telif etmiştir. Bu eser de Ebu’l-Vefa el-Efgânî

29

Ebû Yûsuf, Kitabu’l-Harâc; Kelebek, Mustafa,”Ebû Yûsuf’un İslam Borçlar Hukukundaki Yeri” Basılmamış doktora tezi, Erzurum, 2008.

30

Matlûb, a.g.e. 445.

31

Özel, Hanefi Fıkıh Âlimleri, 20-21; Öğüt, “Ebû Yûsuf”, DİA, X, 261; Kallek, “Ebû Yûsuf’un İktisadi Görüşleri”, İslam Araştırmaları Dergisi, Sayı, I, İstanbul, 1997; Kallek, “Kitâbu’l-Harâc”, DİA, XXVI, 101-104.

32

Matlûb, a.g.e. 109.

33

Ebû Yûsuf, İhtlâfu Ebî Hanîfe ve’bni Ebî Leylâ, “Mukaddime”, 5; İbnü’n-Nedîm, el-Fihrist, 257; Öğüt, “Ebû Yûsuf”, 264.

(31)

tarafından neşredilmiş, ayrıca İmam Şafiî’nin el-Ümm adlı eserinin içinde Kitâbü Siyeri’l- Evzâî başlığıyla mevcuttur.34

d. Kitâbu’l- Âsâr

Oğlu Yûsuf’un, babası kanalıyla Ebû Hanîfe’den rivayet ettiği bazı hadisleri ve fıkhî görüşleri ihtivâ edip Ebû Hanîfe’nin Müsnedi mahiyetindedir. Ebû Yûsuf’un bu eseri aynı zamanda, Ebû Hanîfe’nin sadece 17 hadisle amel ettiğini söyleyenlere en güzel bir reddiye olduğu gibi aynı zamanda Irak ekolünün mürsel hadis ve sahabe kavliyle amel ettiklerinin de en güzel delilidir.35 Eser Ebu’l-Vefâ el-Efgânî tarafından neşredilmiştir.36

Ayrıca üzerine yüksek lisans çalışmaları da yapılmıştır.37

2. Günümüze Ulaşamayan Eserleri

a. Kitâb fî Edebi’l-Kâdî

Bazı kaynaklar Ebû Yûsuf’a ait böyle bir telifin varlığını zikretmektedirler.38

Üzerinde Ebû Yûsuf’a ait olduğuna dair bir ibare bulunan bir nüshasının Tunus Milli Kütüphanesi’nde bulunduğu söylenmişse de Mahmûd Matlûb tarafından yapılan incelemede ona ait olmadığı kanaatine varılmıştır.39

b. Kitâb fî Usûli’l- Fıkıh

İslam hukuk usûlu alanında ilk eser yazan müellifin Ebû Yûsuf olduğuna dair tarihçilerin ortak aktarımlarına rağmen40 bu eser orijinal haliyle günümüze kadar ulaşmamıştır.41

34 İbnü’n-Nedîm, el-Fihrist, 257; Matlûb, a.g.e. 112; Öğüt, “Ebû Yûsuf”, 264. 35

Matlûb, a.g.e., 445.

36 Matlûb, a.g.e., 115; Öğüt, “Ebû Yûsuf”, 264. 37

bk. Fatih Bayram, “Ebû Yûsuf’un Kitâbu’l-Âsâr’ının Hadis İlmi Açısından Değerlendirilmesi”, Basılmamış Yük. Lisans Tezi, İstanbul, 2009.

38 Katip çelebi, Keşfu’z-Zunûn, I, 46; Kehhâle, Mu’cemu’l-Müellifîn, XIII, 240. 39 Matlûb, a.g.e. 100.

40

el-Hatîb Bağdâdî, Tarîhu Bağdâd, XIV, 245; İbn Hallikan, Vefeyâtu’l- A’yân, V, 424; İbn Kutluboğa, Tacu’Terâcim, 81.

(32)

c. Kitabu’l-Mehâric

M. Zâhid Kevserî, J. Schacht tarafından Muhammed b. Hasan’a nisbet edilerek basılan Kitâbu’l-Mehâric’in Ebû Yûsuf’a ait olduğunu söylemekteyse de bu görüşünü teyit edecek bir delil bulunmamaktadır.42

d. Kitâbu’l-Mebsût

Kaynaklarda Ebû Yûsuf’a nispet edilen böyle bir eserin adı zikredilse de, böyle bir eser günümüze ulaşmamıştır.43

e. Kitâbu’l-Cevâmi’

Bu kitaptan furû-i fıkıh ve ihtilaflı meseleleri izah etmek üzere Yahyâ b. Halîd için yazılmış olup, 40 bölümden oluşan hacimli bir fıkıh mecmuası olarak söz edilmektedir.44

Ancak günümüze ulaşmamıştır.

f. Kitâbu’r-Raddi alâ Mâlik b. Enes

Ebû Yûsuf, Medîne’ye giderek Mâlik b. Enes ile görüşmüş ve onun fıkhî metodu hakkında bilgi almıştır. Muhtemel ki onun Hanefî mezhebine ait itiraz ve ihtilaflarına cevaben böyle bir eser yazmıştır. Kaynaklarda bu eserin adı zikredilse de günümüze ulaşamamıştır. 45

g. Kitâbu İhtilâfi’l-Emsâr

Kaynaklarda, özellikle İbnu’n-Nedim tarafından Ebû Yûsuf’a nispet edilen böyle bir eserin adı zikredilse46

de günümüze ulaşamamıştır. el-Kevserî, bu eserin İslam beldelerindeki farklı hukûk ekolüne bağlı fukahânın ihtilafının Ebû Yûsuf tarafından kendi döneminde ele aldığı bir eseri olduğuna işaret eder.47

42 Matlûb, Ebû Yûsuf, 102. Ayrıca bkz. Köse, Saffet, “Fıkıh Literatürünün Tartışmalı İki Eseri:

el-Mecmû’ul-Kebîr ve el-Mehâric fi’l-Hiyel”, İslam Hukuku Araştırmaları Dergisi, sy. 3, s. 311.

43

Kâtip Çelebî, Keşfu’z-Zunûn, II, 1581; İsmail Paşa el-Bağdadî, Hediyyetu’l-Arifîn, II, 536; Matlûb, a.g.e. 102.

44 İbnü’n-Nedîm, el_Fihrist, 300; Matlûb, Ebû Yûsuf, 102. 45

İbnü’n-Nedîm, el_Fihrist, 300; Matlûb, Ebû Yûsuf, 102.

46

İbnü’n-Nedîm, el_Fihrist, 300.

(33)

h. Kitâbu’l-Emâlî

Ebû Yûsuf’un müteahhirin tarafından me’haz alınan el-Emâlî adlı bir eserinin varlığından bahseden müellifler incelendiğinde, başta ibadetler olmak üzere furû-ı fıkha dair olan bu eserin orijinal haliyle günümüze ulaşmadığı, ancak ihtiva ettiği konuların, İmam Muhammed’in telifatıyla işlendiği ve dolayısıyla eserin kendisi ulaşmasa bile muhtevasının ulaştığı kanaati hakimdir. Bu eserin üç yüz cüzden oluştuğu nakledilmektedir.48

İbnu’n-Nedîm, bu eserin 36 bölümden oluştuğunu, ibadet, borçlar fıkhını ve diğer fıkıh konularını anlattığını belirtir.49

El-Mebsût’un müellifi Serahsî de, bir çok yerde el-Emâlî’ye atıfta bulunur.50

Ayrıca, İbnu’l-Hümam ve ibn Abidîn de bu esere atıfta bulunurlar.51

i. Kitâbu’n-Nevâdir

Kaynaklarda özellikle Kuraşî ve Leknevî tarafından Ebû Yûsuf’a nispet edilen böyle bir eserin adı zikredilse de günümüze ulaşmamıştır.52

j. Müsnedu’l-İmâm Ebî Yûsuf

Kâtip Çelebî’nin Ebû Yûsuf’a nispet ettiği bu eser de günümüze ulaşamamıştır.53

48

bk. Kevserî, Husnu’t-Tekâdî.

49 İbnü’n-Nedîm, el_Fihrist, 300.

50 Örnek için bk. Serahsî, el-Mebsût, I, 166. 51

Örnek için bk. İbnu’l-Hümam, Fethu’l-Kadîr, ı, 313; İbn Abidîn, Mecmûatu’r-Resail, I, 17.

52

Kuraşî, el-Cevâhiru’l-mudıyye, II, 220; Leknevî, el-Fevâidü’l-behiyye, 225; Matlûb, Ebû Yûsuf, 102.

(34)
(35)

İKİNCİ BÖLÜM

HANEFİ FIKIH METİNLERİ

Ve

(36)

I. METİNLER

A. Tarihi Süreç İçerisinde Hanefi Fıkıh Metinleri54

Hanefi mezhebinin kurucusu İmam-ı Azam Ebu Hanife, birçok meselede ictihat etmiş olmasına rağmen, bu ictihatlarını bir eserde toplamamış; daha çok öğrenci yetiştirmekle meşgul olmuştur. Mezhebin tedvini, öğrencilerine yazdırdığı (imlâ) bilgilerin bir araya getirilmesi ile daha sonraki dönemde gerçekleşmiştir.55 Bu aşamada özellikle İmam Muhammed’in eserlerinin önemi büyüktür.

Hanefi mezhebinin ilk döneminde yazılan eserler, genelde ya geniş hacimlidir, ya da bu eserlerin eksikliklerini tamamlayacak tekmile mahiyetindedir. Bu dönemde mezhebin tüm konularına delil zikretmeksizin değinen özlü kısa eserler yazıldığı bilinmemektedir.56

Metin tarzında kaleme alınmış bilinen ilk eser, Ebû Ca’fer Ahmed b. Muhammed et-Tahâvî’nin el-Muhtasar’ıdır.57 İttifak edilen hususların yanı sıra, mezhep imamlarının ihtilaf ettiği hususlarda müellifin tercihlerde bulunması, yeri geldiği zaman kendi özgün görüşünü söylemesi, eseri önemli kılan özelliklerdendir.58 Eserin tertibi, müellifin dayısı olan Şafii alim Müzenî’nin (v. 264/878) Muhtasar’ına benzemektedir.59

Hanefi mezhebinin bir diğer önemli metni, el-Hâkim eş-Şehid Muhammed b. Muhammed el-Mervezî'nin el-Kâfî’sidir. Samanoğullarının veziri olan müellif, kadıların hüküm verirken yararlanmaları ve günlük işlerinde halkın müracaat etmesi

54 Bu bölümde bu konuda daha önce yapılan Huzeyfe ÇEKER’in “Mutûni Erbaa’da İmam

Muhammed’in Görüşleri (İbâdât Bölümü)” adlı basılmamış Yüksek Lisans Tezinden istifade edilmiştir

55

Özel, “Hanefî Mezhebi”, DİA, XVI, 21.

56 İlk döneme ait İsâm b. Yûsuf (v. 210) tarafından yazılmış el-Muhtasar adında bir eser, kitaplarda

zikrediliyor (Bkz. Kâsânî, Bedâiu’s-sanâi’, II, 288; Zeylaî, Tebyînü’l-hakâik, I, 127) olsa da, bugün bu eser elimizde mevcut değildir. İçeriği bilinmediğinden dolayı, metin tarzı bir eser olup olmadığı meçhuldür.

57 Tahâvî, el-Muhtasar, Neşredenin girişi, 4; Yaman, “Ebu’l-Berakât en-Nesefî ve Bir Fıkıh Klasiği

Kenzü’d-dekâık”, 356; Özel, “Fıkıh”, DİA, VII, 15; Özel, “Hanefî Mezhebi”, DİA, XVI, 21.

58

Tahâvî, el-Muhtasar, Neşredenin girişi, 4.

(37)

amacıyla,60 İmam Muhammed’in eserlerinden istifade ederek bu eseri meydana getirmiştir.61 Bu metni önemli kılan bir diğer özellik, Hanefi külliyatının en geniş kaynaklarından biri olan Mebsût’un metni olmasıdır. Mervezî, İmam Muhammed’in nâdiru’r-rivâye eserlerini bir araya getirip derlediği el-Müntekâ adında bir metin de kaleme almıştır;62 ancak el-Kâfî kadar meşhur olmamıştır.

İlk dönem metinlerinden bir diğeri Ubeydullâh b. el-Hüseyn el-Kerhî (340/951)'nin el-Muhtasar’ıdır. Müellif küçük bir muhtasar yazma niyetiyle esere başlamış, ibadetler bölümünden sonra eseri genişletmiş, rehin bölümünden sonra konuları oldukça geniş bir şekilde ele almaya başlamıştır.63 Bu itibarla eserin başı metin tarzında iken, sonları için aynı şeyi söylemek mümkün değildir.

İlk dönemde yazılmış olup kendisinden sonraki kitapları en çok etkileyen metin şüphesiz Ebü’l-Hüseyn Ahmed b. Muhammed Kudûrî’ye ait olan el-Muhtasar’dır. Hanefi mezhebinde mutlak olarak el-Kitâb kullanılırsa bu eser anlaşılır.64 Eser, ana başlık ve alt başlıklar halinde 12000 meseleyi sistematik olarak ele alır.65 Mezhep içi ihtilafların meşhur olanları görüş sahibinin ismi zikredilerek aktarılmış,66 diğer mezheplerin görüşlerine değinilmemiştir. Muhtasar’ı önemli kılan özelliklerinden biri de, sonraki dönemdeki birçok esere kaynaklık etmiş olmasıdır. Alâüddîn Semerkandî’nin (v. 539/1144) Tuhfetü’l-fukahâ’sı, Hidâye’nin metni olan Merğınânî’nin (v. 593/1197) Bidâyetü’l-mübtedî’si, mütûn-i erbaa’nın en kapsamlısı olan İbnü’s-Sââtî’nin (v. 694/1295) Mecmau’l-bahrayn’ı, Kenzü’d-dekâik’in kendisinden ihtisar edildiği Vâfî, İbrâhîm Halebî’nin (v. 956/1549) Mülteka’l-ebhur’u Kudûri’nin Muhtasar’ından istifade edilerek hazırlanmış eserlerdendir.67 Tâcü’ş-şerîa’nın (v. 673/1274-1275 (?)) Vikâye’si Hidâye’deki meselelerin ihtisarı olduğundan, Hidâye’nin metninin de Muhtasar’dan istifade edilerek hazırlandığından, Kudurî’nin bu eserinin dolaylı olarak Vikâye’ye de kaynaklık ettiğini söylemek

60 Köse, “Fetvâ Kavramı”, 19. 61

Özel, “Fıkıh”, DİA, VII, 15; Özel, “Hanefî Mezhebi”, DİA, XVI, 21.

62 Kâtip Çelebi, Keşfü’z-zunûn, II, 1851-1852. 63

Güney, Kudûrî’nin Şerhu Muhtasari’l-Kerhî Adlı Eserinin Siyer Bölümünün Edisyon Kritiği, 70.

64

Kâtip Çelebi, Keşfü’z-zunûn, II, 1631. Kudûrî’nin el-Muhtasar’ına şerh yazanlardan el-Meydânî (v. 1298/1881) el-Kitâb’ı tercih ederek eserine el-Lübâb fî Şerhi’l-Kitâb ismini vermiştir.

65 Kâtip Çelebi, Keşfü’z-zunûn, II, 1631. 66

Nispet Edilen Görüşlerin Değerlendirilmesi bölümünde örnekleri zikredilecektir.

67

Güney, Kudûrî’nin Şerhu Muhtasari’l-Kerhî Adlı Eserinin Siyer Bölümünün Edisyon Kritiği, 47; Koca, “el-Muhtasar”, DİA, XXXI, 65.

(38)

mümkündür. Dolayısıyla Muhtasar, mütûn-i erbaa’nın üç tanesinin (Vikâye, Mecmau’l-bahrayn ve Kenzü’d-dekâik) doğrudan veya dolaylı kaynağı olmaktadır.

Buraya kadar bahsi geçen dört eserden üçünün adının da Muhtasar olması nedeniyle, eserler daha çok Muhtasaru’t-Tahâvî, Kerhî ve Muhtasaru’l-Kudûrî diye müellifine nispet edilerek anılmaktadır.

Hicri 7. yüzyıl, mütûn-i erbaa’nın teşekkül ettiği dönemdir. Müelliflerinin yaşadığı coğrafyalara bakıldığı zaman, Muhtâr ve Mecmau’l-bahrayn‘ın Irak’ta, Vikâye ile Kenzü’d-dekâik’in ise Maveraünnehr bölgesinde telif edildiği görülmektedir. Her bir metin ile ilgili geniş bilgi ilerde müstakil bir başlık altında sunulacaktır.

Mütûn-i erbaa’dan sonraki dönemde dikkat çeken metinlerden biri Molla Hüsrev (v. 885/1480) tarafından yazılmış Gureru’l-ahkâm’dır. Kısa ve özlü içeriği ile maddeleştirilmemiş bir kanun metni hüviyetinde olan eser, uzun yıllar kadılar tarafından gayrı resmi kanun metni olarak kullanılmıştır.68

İbrahim b. Muhammed el-Halebî tarafından kaleme alınan Mülteka’l-ebhur, Osmanlı alimleri arasında yaygın olan metinler arasındadır. Hanefi mezhebi içerisindeki ihtilaflı konularda uygulamaya esas kabul edilecek hükümleri nihai bir şekilde tespit etme amacıyla kaleme alınmıştır.69 Eserin telifinde öncelikle Muhtasaru’l-Kudûrî, Vikâye, Muhtâr, Kenzü’d-dekâik gibi önemli metinlerden istifade edilmiş; bu eserlerde yer almayan mevzularda ise Hidâye ve Mecmau’l-bahrayn’a müracaat edilmiştir.70 İhtilaflı mevzularda isabetli tercihlerde bulunulmuş olması nedeniyle Mülteka’l-ebhur, Osmanlı döneminin en çok tutulan ve okutulan eserleri arasına girmeyi başarmıştır. İlk ilmihallerde ve Mecelle-i Ahkâm-i Adliye’nin maddelerinde Mülteka’l-ebhur’un etkisini görmek mümkündür.71 Eserin elliye yakın şerhi arasında Dâmâd Efendi’ye (v. 1078/1668) ait olan Mecmau’l-enhur önemli bir kitaptır.

Şemsüddîn et-Timurtâşî’ye (v. 1004/1596) ait olan Tenvîru’l-ebsâr da, son dönemde kaleme alınmış zikre değer bir diğer metindir. Eseri önemli kılan, Alâüddîn

68 Akgündüz, “Dürerü’l-hükkâm”, DİA, X, 27. 69

Has, “Mülteka’l-ebhur”, DİA, XXXI, 549.

70

Özel, “Fıkıh”, DİA, VII, 16; Has, “Mülteka’l-ebhur”, DİA, XXXI, 549-550.

(39)

Muhammed b. Ali el-Haskefî (v. 1088/1677) tarafından yazılmış ed-Dürru’l-muhtâr adlı şerhine İbn Âbidîn’in (v. 1252/1836) yazdığı Reddü’l-muhtâr adlı haşiyedir. Yazıldığı döneme kadarki hemen hemen bütün kaynaklardan istifade edilerek hazırlanması, tüm görüşlere delilleriyle işaret etmesi, önceki eserlerdeki yanlışlıkları düzeltmesi gibi özellikleriyle bu haşiye önem arz etmektedir.72

B. Metinlerin Temel Özellikleri

Yukarıda da görüleceği üzere metin tarzı eserler, ilmi camiada daima etkili olmuş; kendisinden sonraki çalışmalara kaynaklık etmiştir. Metinlerin bu derecede etkili olmasının nedenine bir nebze ışık tutar ümidiyle, tespit edebildiğimiz kadarıyla, bu tarz eserlerin dikkat çeken özelliklerinden bir kısmını zikretmeye çalışacağız:

1. Metinler ders kitabı mahiyetinde eserlerdir. Uzun geniş kaynaklar ders okutmaya elverişli olmadığı için, medrese tedrisatında metin tarzı eserler tercih edilmiştir.

2. Metinler çok okutuldukları için diğer kitaplara göre daha fazla şerh edilmişlerdir. Zira okutan her hocanın metnin haricinde söyleyeceği bilgiler olacaktır. Bu bilgiler zamanla kitaplaşarak şerhler meydana gelmiştir.

3. Metinler yazıldığı alanın bir özeti olduğu için hacim itibariyle küçüktür. Bu özelliği sebebiyle hacimli eserlerden kaçan insan psikolojisine hitap eder.73 Ancak her

ne kadar hacim itibariyle küçük olsa da yılların oluşturduğu büyük bir fıkhi birikimin ürünüdür.

4. Metinler, öğrencilerin ezberlemesi amacıyla kaleme alınır.74 Klasik eğitimde her ilim dalına ait bir metin ezberleme adeti vardır. Bir metnin ezberlenmesi, insanda o ilim dalına ait bir meleke meydana getirir. Ezberleme işi genelde küçükken yapıldığı için kalıcı olur, kişiye hayat boyu ihtiyacını görecek temel materyali sağlar.

72

Özel, “Fıkıh”, DİA, VII, 16; Özel, “Hanefî Mezhebi”, DİA, XVI, 23.

73 Yaman, “Ebu’l-Berakât en-Nesefî ve Bir Fıkıh Klasiği Kenzü’d-dekâık”, 354; Yaman, “Kenzü’d-dekâik”,

DİA, XXV, 261.

74

Örneğin Vikâye müellifinin torunu Sadru’ş-şerîa sânî, Vikâye’nin kendisinin ezberlemesi için kaleme alındığını, dedesi yazdıkça kendisinin ezberlediğini söylemektedir (Sadru’ş-şerîa, Muhtasaru’l-Vikâye, 2.)

(40)

Uzun kitaplar ezberlenmeye uygun değildir. Dolayısıyla ezber materyali ihtiyacını karşılamak üzere metinler telif edilir.

5. Metinler genelde mezhep içerisindeki tercih edilen (müftâ bih) görüşleri toplama amacı ile telif edilir.75 Mecmau’l-bahrayn gibi ihtilafların yoğun olarak

zikredildiği metinler bu genellemenin istisnasıdır. Muhtasaru’l-Kudurî, Vikâye ve Kenzü’d-dekâik’te nadiren imameynin farklı görüşleri de zikredilir. Veyahut Muhtâr’da olduğu gibi farklı görüşlere rumuzlarla işaret edilmekle yetinilir.

6. Metinler, müftâ bih ictihatları en kısa yoldan mezhep müntesibine ulaştırmayı amaçlar. Dolayısıyla mezhebin korunmasını ve yaşamasını temin etmiş olur. Bu bakımdan metinlerin mezhep müdafaasına yönelik çalışmalardan olduğu söylenebilir.

7. Metinler, bir cümle ile de olsa, yazıldığı alanın hemen hemen tüm konularına temas eder. Belirli bir konuya özgü değildir.

8. Metinlerde sadece hükümler zikredilir, delillerine yer verilmez. Bu genel kuralın istisnası olarak bazı metinlerde nadiren delil zikredildiği de görülmektedir.76

II. MÜTÛN-İ ERBAA

Hanefi mezhebi alimleri arasında Muhtasaru’l-Kudûrî, Vikâye ve Kenzü’d-dekâik “mütûn-i selâse”77 olarak şöhret bulmuşken; bu üç metinden Vikâye ile Kenzü’d-dekâik, Muhtâr ve Mecmau’l-bahrayn ile birlikte “mütûn-i erbaa” olarak anılır olmuştur. Çalışmamızda ele alacağımız bu dört metnin özelliklerini ve bu metinlerin müelliflerini kısaca tanıtmayı uygun gördük.

75

Yaman, “Ebu’l-Berakât en-Nesefî ve Bir Fıkıh Klasiği Kenzü’d-dekâık”, 354.

76

Örnekleri için bkz. Kudûrî, el-Muhtasar, I, 30-31, 32, 44; Mevsılî, el-Muhtâr, I, 65.

77 “Mütûn-i selâse” isimlendirmesinde muhtemelen coğrafyanın etkisi söz konusudur. Zira üç

metinden ikisi Mâverâünnehr bölgesinde kaleme alınmıştır. Muhtasaru’l-Kudûrî müellifi ise Bağdatlıdır. Bağdat’ta kaleme alınan bu eserin -diğer metinlerden yaklaşık 2-3 asır önce yazıldığı için- zamanla Mâverâünnehr bölgesine ulaştığı, daha sonra orada kaleme alınan Vikâye ve Kenzü’d-dekâik ile birlikte “mütûn-i selâse” ismini aldığı söylenebilir.

(41)

A. Mütûn-i Erbaa’nın Özellikleri

Her ne kadar metin tarzında kaleme alınan eserler olsa da, Mütûn-i Erbaa’nın her birinin kendine özgü özellikler ihtiva ettiği görülmektedir. Müelliflerinin vefat tarihlerine göre sırasıyla bu dört metnin özelliklerinden -tespit edebildiğimiz ölçüde- bahsetmeye çalışacağız.

1.Vikâyetü’r-rivâye fî mesâili’l-Hidâye

Tâcü’ş-şerîa tarafından yazılan Vikâye, Merğınânî’nin Hidâye’sindeki meselelerin kısa bir şekilde ifade edilmesi ile meydana getirilmiştir.78 Müellif eserini, Sadru’ş-şerîa sânî diye bilinen torunu Ubeydullâh b. Mes’ûd b. Mahmûd’un (v. 747/1346) ezberlemesi için kaleme almıştır.79 Metin tarzında yazıldığı için sonraki dönemde çokça okutulmuş ve mütûn-i erbaa arasına girmeyi başarmıştır.

Vikâye’de Hanefî mezhebinde muteber olan görüşler esas alınmış, yer yer mezhep içi ihtilaflara yer verilmiştir. Muhtâr ve Kenzü’d-dekâik’e göre ihtiva ettiği konular daha zengindir.

Tâcü’ş-şerîa’nın torunu Sadru’ş-şerîa sânî, Vikâye’yi hem Şerhu’l-Vikâye adıyla şerh etmiş; hem de en-Nukâye adıyla ihtisar etmiştir.80

2. el-Muhtâr li’l-fetvâ

Mevsılî’nin (v. 683/1284) henüz gençken yeni başlayan ilim taliplerine Ebu Hanife’nin fıkhını derlemek için yazdığı eserdir.81 Genel itibarla İmam-ı Azam’ın görüşlerinin esas alındığı eserde; İmam Züfer (v. 158/775), İmam Ebu Yusuf, İmam Muhammed ve İmam Şafiî’nin farklı görüşlerine (ز) (س) (م) ve (ف) rumuzları ile

78

Yazarı ile ilgili tartışma hakkında, hayatı anlatılırken bilgi verilecektir.

79 Kâtip Çelebi, Keşfü’z-zunûn, II, 2020; Leknevî, el-Fevâidü’l-behiyye, 338-339; Leknevî,

en-Nâfiu’l-kebîr, 23.

80

Leknevî, el-Fevâidü’l-behiyye, 185; Bağdatlı İsmail Paşa, Hediyyetü’l-ârifîn, V, 650. Vikâye ile ilgili eserler için bkz. Kâtip Çelebi, Keşfü’z-zunûn, II, 2020-2024.

Referanslar

Benzer Belgeler

Ebu Said Muhammed Hadimi Hazretleri, her $eyden on~e; iyi bir alim ve ayru zamanda bir Nak$1 ~eyhi olan babas1 Fahrii 'r-Rfim Kara 'Hac1 Mustafa Efendi' den, babasmm

Şafiî, yüce Allah‟ın çocuklara acı ve elem çektirmesini, hayvanları da karşılıksız olarak insanın emrine (musahhar) vermesini, O‟ndan sadır olan güzel ve adil

[r]

The purpose of this study was to explore the relationship between organization culture and nurses Incident reporting attitude.. This cross-sectional study investigated 4 hospitals

Her ne kadar bu miktar çok az olsa da, evimizde prizlere takılı olan ve aktif olarak kullanılmayan cihaz ve aletleri düşündüğünüzde, toplamda ne kadar çok elektriğin boşa

 Bitümlü sıcak karıĢımlar için kritik özellikler olan Marshall stabilitesi, mekanik batırma deneyi sonrası Marshall stabilite kaybı, en yüksek yoğunluk, Ģartname

a) Kaynak Kullanımı: Eğitim bölgesi olarak belirlenen sınırlar içerisinde; insan gücünün, eğitim kurumlarının ve sosyal tesislerin fizikî kapasitesi ile eğitim araç

Hanife'nin konuyla ilgili olarak Vasıyye'de istişhad ettiği ayetler de şunlardır. "Onlar cennelliklerdir, orada ebedi