22 Haziran 1997
İlk ilk ilk... Öncesi yok. Sonra ar ka arkaya diğerleri geldi. O dö nem çok ünlü 'El Bimbo'nun Türkçe versiyonu 'Şerefe', birkaç Demiş Roussos parçası... Bütün bunlar Tanju için. Sonra, Anne Marie David için 'Hayat ve Ben’ ile 'Sil Baştan', Neco için bazı şar kılar... Bu arada Tanju ve Ne- co’nun fahri menajerliğini yapı yorum filan. Ve 'Kadınım' geldi sonra. 'Kadınım' biliyorsunuz patladı... Çok tuttu... Bir gün Ak saray Lunapark gazinosundayız. Bir genç kız geldi yanıma ve "Ben de 'Kadınım' gibi bir şarkı istiyorum" dedi. Kimse tanıştır mamış, tanımıyorum, kimdir ne dir diyorum kendime... Nükhet Duru diye genç bir şarkıcıymış, onalh onyedi yaşlarında... "Beni dinlemelisiniz" dedi bana. Karar lılığı ve kendine güveni etkiledi beni, davetini kabul ettim ve ça lıştığı Sanyer Urcan gazinosuna dinlemeye gittim onu... Ve çarpıl dım. Tamamen isimsiz biri, sah nede Ajda Pekkan şarkıları söy lüyor ama bütün starlarda var olup da adını koyamadığımız, o tuhaf sihiri yayıp duruyor sahne ye. 'Tamam' dedim, 'işte bu’ de dim. Tam da yalnızca söz yaz manın bana yetmediğini düşün meye başladığım dönemlerdi. Proje olsun istiyordum, tam bir proje. Şarkılar - şarkıcı - sahne ve diğer unsurlar hep birlikte olsun istiyordum. İşin görsel yanı beni her zaman çok heyecanlandır mıştır... İşte ışıklar, ayrıntılar, şunlar bunlar... Başından beri be nim planladığım, her ayrıntısına benim karar verdiğim, görsel ve işitsel birtakım şeyler yapmak is tiyordum ve işte Nükhet de bana çok uygundu, bütün planlarım da yer alan her şeye uyacak, al tından rahatça kalkabilecek, yıl madan yorulmadan çalışabilecek biriydi.
Ve başladınız...
Hemen... Tabu aklımıza ilk gelen yola başvurduk. Yabana parçala rı seçmeye başladık. İşte S. Lama, G. Moustaki şu bu... Yüzlerce longplay dinlendi. Ve biz plak yapmak için değil, stüdyoya gi rip kaydetmek için değil, tama men sahnede söyleyebilmesi için şarkı hazırlıyoruz. İlk adımımız Nükhet'in sahne repertuarım de ğiştirmek oldu. Sahnede kendi şarkılarını söylemesini istiyor dum. Bu önemliydi, sahnede Aj da Pekkan ya da bir başkasmm şarkılarım söylemesini istemiyor dum. Kendine ait ve tamamen onun olan şarkılar.
Bu da 'ilk' gibi görünüyor. O dö nem, albümü olmayan bir şarkıcı nın kendi şarkısı da olamazdı...
Mehmet Teoman
N Ü K H E T D U R U , A YŞ EG Ü L
A L D İN Ç , C A N D A N ERÇETİN,
Z U H A L O L C A Y 'L A _ _
M Ü Z İK Ç A LIŞM A LA R I,
M ENECERLİK VE
O R G A N İZ A T Ö R L Ü K ...
Son günlerde piyasaya çıkan
Hümeyra'nın albümü 'Beyhude' ve
yakında piyasaya çıkacak olan
Nükhet Duru'nun albümü 'Mühür'ün
arkasındaki insan Mehmet Teoman.
Türk pop müziğinin önemli
isimlerinden biri. Bu iki albümün
dışında 'Kadınım', 'Bir Nefes Gibi'
adlı şarkıların yaratıcısı. Söz yazarı,
aranjör, organizatör, menajer...
Nairn DİLMENER
T
ürk Popu’nun temel taşların dan biri. Türk popunun baş mimarlarından biri. Türk po punda, derli toplu, dört başı mamur yapılmış bir dolu şe yin arkasındaki isim. Türk popu üe çok ilgili olup ama aynı zamanda çok da farklı şeyler arayan benim gibi insanların, hep peşinden gittiği, admı altında gördüğü her şeyi ka yıtsız şartsız alıp dinlediği bir isim Mehmet Teoman. O da hiçbir za man yanıltmadı bizi. TOFAŞ'ın Gü neydoğu Bölge Müdürü iken, çok yakın arkadaşı Tanju Okan'm ısrar ları ile ilk şarkı sözünü yazmış. Yıl 1972. Tam 25 yıl sonra Mehmet Te oman şimdi de, duyulduğu günden beri her müzikseverin ağzırun suyu nu akıtan, heyecanlandıran bir pro jenin içinde. 'Emsalsiz Üçlü’ yeni den bir arada. Nükhet Duru - Meh met Teoman - Cenk Taşkan üçlüsü, yayınlandığı günden beri neredeyse herkes tarafından Türk popunun 'en iyi albümü' olarak kabul edilen 'Bir Nefes Gibi'nin tadında yeni biralbüm yaratmak için bir aradalar. Editörüm Murat Çelikkan "M eh met Teoman'la bir röportaj yapmam istiyorum" dediğinde, heyecandan başım döndü. En çok tanışmak iste diğim; en çok merak ettiğim insan ların başında geliyordu Mehmet Te oman.
Başlangıç noktalarını hep merak ederim. İlk yazdığınız şarkı sözü hangisi?
1972 yılında. Tamamen tesadüf ve ısrar sonucu. TOFAŞ'ın Gü neydoğu Bölge Müdürü iken, ya kın arkadaşım Tanju Okan'ın ıs rarı ile yazdım ilk şarkı sözümü. 'Nasıl olur, ben hiç yazmadım ki, yazabilir miyim, yazamaz mı yım' derken Tanju'nun ısrarlarına dayanamadım ve yazmaya karar verdim. G. Moustaki'nin bir par çasıydı. Tanju o zamanlar, Nino Varon'la bir başka Moustaki par çasını 'Hasret' olarak yapmış ve çok tutmuştu, bir Moustaki daha istiyorlardı, işte ben de sonunda buna söz yazdım. 'Danset'. ilk yazdığım söz budur.
'Danset' ilk şarkı sözünüz...
Doğru... Bir de şunu eklemek is terim. Neden beste de yapmıyo ruz? Söz yazıyorum, her şey en ince ayrıntısına kadar planlanı yor, neden beste yok? Açıklaya yım: Bir 'Derya' olarak tanımla yacağım, şimdi Paris'te yaşayan ünlü üstadımız Ali Altıntaş'la ben 29 yaşmdayken tanıştım. Ha yatımı müthiş ölçüde etkilemiş biridir. Bir gün "nota öğrenmeli yim, beste de yapmalıyım" diye dert yandığımda "Sakm ha" de mişti, "Nota öğrenmen yaptıkla rını sınırlar, böyle kal" dedi. Ve ben dinledim onu bir sürü başka şeyde olduğu gibi. İyi de etmi şim, kısa bir süre sonra Cenk Taşkan'la tanıştık.
Ben de onu merak ediyordum. Sanki bu üçlü başından beri bir likte yola çıkmışlar gibi gelirdi ba na. Demek sonra tanıştınız?
Epey sonra... İşte biz sahne reper tuarımızı oluşturmuşuz. Nükhet gayet memnun, kendi şarkılarım söylüyor. Harbiye Gülizar gazi nosundaki sahne çalışmasını renklendirmeye, farklılaştırmaya
17
çalışıyoruz. İşte davulda Okay Temiz var artık. Okay eşlik edi yor Nükhet'e. Vokaller için Şeh- razat'ı koyduk.
Mükemmel bir ekip...
Her şeyi deniyoruz işte. Giili- zar'm patronu ile anlaştık. Bütün programı biz yapalım dedik. Bir birini İliç tanımayan beş altı şar kıcı çıkacağına, programı biz ayarlayalım dedik. Yine klasik gazino programı havasmda, dan söz var, arabesk var, türkücü var... Ama bir tür müzikal sahne ler gibi. Programı Nükhet açıyor, Nükhet kapatıyor. Feci yorulu yor Nükhet o zamanlar, üstelik de çok daha az kazanıyor artık. Çünkü bir gecede birkaç yerde sahneye çıkıp, bir sürü para ka- zanıyorken artık mecburen yal nızca Gülizar'da çalışabiliyor ve tek yevmiye alıyor. Ama hiç şikâ yetçi değil, canını dişine takmış çalışıyor. Bu arada birlikte yaşa maya başladık. Aşık olmuştuk birbirimize. Nasıl, ne zaman der seniz bilmem. Kendiliğinden başladı, bir şarkı gibi. Evde bera beriz, dışarıda beraberiz, hep ça lışma, hep farklı şeyler deneme ve hep 'en iyi nasıl yaparız?’
Ve Cenk Taşkan...
Ve Cenk Taşkan... Salim (Dün dar) epeydir ısrar edip duruyor du, "abi birini tanıştıracağım sa na, öyle böyle değil" diyordu. Ve tanıştırdı bizi: Cenk Taşkan. Ne redeyse doğuştan müzisyen, Erol Büyükburç Orkestrası'nda yıllar yılı çalışmış, bir dolu bestesi hazır ve o da sağlam bir ekip anyor.
Çok da denk gelmiş...
Tamamen öyle. Hemen Nükhet'i götürdüm, tanıştılar ve başladık çalışmaya. Dört koldan neredey se. Bir yandan benim daha önce yabancı parçalar için yazdığım sözleri veriyorum Cenk Taş- kan'a, onları besteliyor. Bir yan dan da ben tamamlanmış beste leri alıyorum söz yazıyorum. Mesela 'Gerisi Vız Gelir Bana' bir Fransız parçası için yazdığım bir sözdü ve Cenk besteledi onu. Her şey birikmeye başladı ve biz Ali Kocatepe’nin T Numara'sı ile anlaştık, önce 45'likler ve sonra 'Bir Nefes Gibi.' Gerisini bitiyor sunuz.
Ayrılık geldi. Türk popunun en önemli takımı ayrıldı. Neden?
Çok yorulmuştuk. Üçümüz de. Çok fazla çalıştık, insanüstü bir gayretle çalıştık, türlü sorunlar ve gerginlikler çıkıyordu ve bun lar da aşkımızı tırmalamaya, tör- pülemeye başlamıştı. Bitirmeye karar verdik. Çok zor bir proje nin altından kalkmayı becermiş tik. Neredeyse tamamen isimsiz bir şarkıcı, Türk popunun sü- perstan Ajda Pekkan kadar ünlü oluyor, üstelik tamamen farklı ve tamamen yeni 'kendi yolu' ile. Ona özel yazılmış, ona özel bes telenmiş şarkılar ile. Ama 'iş' açı sından büyük bir başarı ile yol alıp dururken duygusal anlamda bitmişiz. Aşkımız nasıl kendili ğinden başlamışsa kendiliğinden bitmişti de. Bir gecede ayrıldık.
Çok önemli bir başarı var ortada. Aşk bitiyor, fakat neden iş arka daşlığı sürmüyor?
Ben yapamazdım. Benim yapabi leceğim bir şey değildi. Bu kadar çok şeyin, bu kadar mükemmel şeylerin paylaşıldığı bir ilişkiyi yalnızca iş ilişkisine indirgeye- mezdim ve tamamen koptuk. Sonraları bensiz Cenk - Nükhet bir müddet çalıştılar.
'Her Şey Yeni'yi hatırlıyorum, şarkıdaki gibi yeni bir başlangıç olsun istemişti herhalde Nük het Duru.
Evet evet... Yeşil Giresunlu ile birlikte yapıldı albüm. Tutmadı, zaten iş olarak da tatmin etme mişti beni. Ben hiçbir zaman ken dimi yalnızca bir şarkı sözü ya zarı olarak görmedim. Projenin tamamında olmak isterim ben. Herşeyi ben yönlendirmeliyim.
Peki Nükhet Duru gitti, o zaman
ben yeni birini bulup yeni bir star yaratmalıyım diye düşünmediniz mi?
Dedim tabii... Öyle dedim. Ayşe gül Aldinç tanıştırılmıştı bana. Önu çok fazla beğeniyordum za ten. Çok yetenekli ve çok güzel di. 'Ben bunu star yaparım' de dim.
Ama olmadı. Ayşegül Aldinç'ten bir star yaratamadınız.
Olmadı, neden olmadı anlatma ya çalışayım. Ayşegül'e ben deli riyordum neredeyse ve evlendik. Evlendik ama o ara ben Egemen Bostancı ile çalışmaya başlamı şım. Açık Hava'da Ajda Pekkan için o günlere kadar sahneye konmuş en büyük müzikal gös teriyi hazırlamakla meşgulüz. Büyük bir şov, Neco var, siyahi şarkıcı Linda'yı getirtmişiz, Bra- zil Tropical filan. Büyük bir başa rı oldu bu şov, arkasından İzmir, Ankara turneleri ve ben tabii Ay şegül Aldinç için hiçbir şey yapa- madun. Ama bir yandan da 'bu benim karım' diyordum, 'acele etmenin bir alemi yok.' Ama Ay şegül'ün öyle düşünmediğini far- kettim. O bir an önce bir şeyler yapılsın istiyordu. Bir an bana öyle geldi ki, sanki yalnızca bu nun için benimle evlenmiş. Ve ta bii bu çok tehlikeli bir düşünce dir, altı ay sonra ayrıldık.
Benim kişisel fikrim; çok alımlı, çok becerikli, sesi hoş, albümleri hoş biri olmasına rağmen Ayşegül Aldinç'ten hâlâ bir star yaratılabil miş değil, neden?
İşte o Nükhet'i Urcan’da dinler ken beni derhal sarıp sarmala yan, o adını koyamadığımız si hir... Bir tür yetenek mi demeti yiz, çok az insanda vardır bu ve bunun varlığı star yapabiliyor in şam. İşte Michael Jackson'da var dır, Madonna'da vardır, şimdi lerde bizden de Tarkan'da var.
Peki bu son projeye gelelim. Her kesi heyecanlandırdınız. 20 yıl sonra bir araya geldiniz. İyi ki ol muş ama nasıl oldu?
Ben o gün bugün Cenk Taşkan'la hiçbir şekilde görüşememiştim. Zaten bizim takım çahşması sona erince, o da bu işlerde tat kalma dı diye Kanada'ya yerleşmişti. Tuhaftır birbirimizi hiç arama dık. Sevgimiz sürüp durmuş ama hiç haberleşememiştik. Ama Nükhet, ikimizle de ayrı ayrı ba ğım sürdürüyor. İşte ben burada yım, arıyoruz birbirimizi, görü şüyoruz. Cenk'le haberleşiyor, te lefonlaşıyor. Arada bana da ha ber veriyor, konuştum iyiymiş diyor. Orada Cenk'in çalışmaları na devam ettiğini öğreniyorum Nükhet'ten. Besteler birikmiş fi lan. Bir gün telefon, Nükhet. 'Na sılsın, ne var ne yok' derken 'bak kimi vereceğim' diyor. Cenk Taş kan. Dizlerimin bağı çözüldü. Nasıl bir heyecan, nasıl bir mut luluk anlatamam. Nükhet, T iz deyiz hadi gel' dedi, ben de 'ta mam geliyorum ve hemen başlı yoruz’ dedim. Daha çalışma, iş güç hiçbir şeyden bahsedilme mişken hem de. Gittim ve kimse nin bir şey söylemesine kalma dan, başladık.
İnanılmaz...
Birbirimizi o kadar iyi tanıyor duk ki, kimsenin birşey söyleme sine gerek kalmadı. Zamanı gel miş demek ki. Zamanı gelmiş ki, bu kadar yıl sonra Cenk Kana- da'dan kalkıp geliyor. Büyük bir hevesle sarıldık, büyük bir keyif le çalıştık. Çok özlemişiz birbiri mizi ve 'Mühür' nihayet hazır.
Cenk Taşkan tamamen mi döndü? Ben bu çalışmanın sürüp sürmeye ceğini merak ediyorum. Tek al büm mü, yoksa arkası gelecek mi?
'Mühür' bitti. Cenk geri döndü Kanada'ya. İşlerini toparlayıp ge liyor temelli olarak. Önu razı et tik. Anladığım kadarı ile o da pek rahat edememiş oralarda, geliyor. Bu albüm bir başlangıç. Sadece bir başlangıç. Artık hep bir aradayız.
İstanbul Şehir Üniversitesi Kütüphanesi Taha Toros Arşivi