«Kandilli Bahçe» köyünün eskiden kalma «Kandilli Bahçe Aralığı». İki yerde daha bu isim eski halini mu hafaza ediyor: «Kandilli Bahçe So kağı» ve çeşme kitabesindeki tarih manzumesinin ikinci mısrasında. - The words «Kandilli Garden» are to be found in the name of a street and in the second couplet of the
YUSUF MARDİN
Fotoğraflar : Sami GÜNER Tancan BALTALI
Kandilli köyünün eskiliğini koru yan son eserleri: eski evler. - The past of the vil- lage of Kandilli is stili enshron- ed in its old houses.
K
andilli, İstanbul Boğazı'nın Anadolu yakasında, Üsküdarın sekiz ki lometre kuzey doğusunda, Vaniköy ile Küçüksu köyleri arasında ku rulu ve Eminönü rıhtımından 10,50 kilometre kadar uzaklıkta bu lunan şirin bir semttir. Havası kışın sert, yazın lâtif olarak tanınır. Kendi adını taşıyan burunda Boğaz akıntısı bir hayli şiddetlidir.Üçüncü Murat havasından ve manzarasından hoşlandığı için sık sık ziyaret ettiği Has Bahçede Göksu mesiresinden dönen saltanat kayıklarının selâmeti bakımından kandil yaktırdığından, bir başka söylentiye göre Dördüncü Mu- rad’ın buradaki bahçesi geceleri kandillerle donatıldığı için köye Kandilli de nilmiştir. Divan Edebiyatının ünlü hiciv şairi Nef’i (1582-1636) bahçenin gü zelliğini :
«Bülbülü âşık-l sermest-l gazelhan gibi şûh Gülleri dilber-l rânâ gibi pür çîn-l cebin Reng-i ruhsârı gülü lâlesi bir mertebe kim Medhinl fikredenin ölür edâsi rengin Cennet altında ya üstünde demek caiz idi Bu letafette eğer cennet olaydı tâyin...»
mısralarıyla dile getirirken, Dördüncü Murad'ın Kandilli'de yaptırdığı, güneş vurduğu zaman sırma işlenmiş duygusunu uyandıran benzersiz kasrı, düşür düğü tarihte şu mısralarıyla gözler önüne seriyordu :
«Ol kadar rûşen kİ farkolmazdı hiç Âna câmı revzen olsa âfitâb Sanki bir beyt-i musannâdır felek 18
Ravza-i cennetten etmiş intlhâb Flkreder Nef'i dedi tarihini Kasrı zerendûd-i Şâh-ı kâmyâb.
Eskiden bir hayli Sultan sarayı ve yabancılara ait köşkleri ve yalıları vardı. Birkaç kez yangın geçirdiğinden bunların bugün pek azı ayakta kalabilmiştir, ikinci Mahmud'un kızı Adile Sultana ait olan saray bugün Kandilli Kız Lisesi ni barındırmaktadır.
Onsekizinci yüzyılda Sadrazam Nevşehirli Damad İbrahim Paşa, yabancı dev let Büyükelçilerine iyi ve olumlu bir etki yapması düşüncesiyle Kandilli sa rayını restore etmişti. Daha sonra Birinci Mahmut zamanında, 1751 tarihinde saray yeniden yapıldığı gibi cami, hamam ve dükkânlar da inşa edilerek bu semte Nevâbâd adı verilmişti. Kandilli sarayı zamanla harap olduğu için Bi rinci Abdülhamid’in emriyle satıldı ve burasını vakfı hümayun aldı. Kandilli iskelesi karşısında İkinci Mahmud’un koydurttuğu bir binek taşı bulunduğu gibi Divittar Mehmet Paşa'nın 1765 de yaptırttığı bir çeşmesi vardır. Üzerin de Şair Vahidin :
«Mü(de-i feyzoldu itmamında târih-l Vahîd Varsa atşâne sala bu ayn-i zemzem aktı mâ.»
1119 (1765)
tarihini gösteren Feyzullah Efendi çeşmesiyle camiin üst tarafında çarşı i- çersinde yüzü mermerle kaplanmış Birinci Mahmut çeşmesi semte ayrı bir güzellik vermektedir. Birinci Mahmut Çeşmesinin kitabesi şöyledir:
«Hazreti Sultan Mahmud-üş-şlyem âsar İle Eyledi Kandilli bahçe câylgâhın pür ziya Nlmetâ sükkânını Irvaya zîba tarh ile Yaptı dllkeş çeşme icra eyledi âb-ı sefâ.»
Kandilli 'de Mısırlı ve Jön Türklerin koruyucusu Mustafa Fazıl Paşa tarafın dan yaptırılan Cemile Sultan yalısı, Sadrıazam Kıbrıslı Mehmet Ali Paşa ya lısı, 19’cu yüzyıl başlarında yapılan Bâbıâli Adlî Müşaviri Kont Ostrorog ya lısı en ünlü yalılardı. Pierre Loti 1910 yılında istanbulu ziyaret ettiği zaman bir süre aşı boyalı Kont Ostrorog yalısında kalmış ve özellikle yalının denize oturtulmuş hissini veren yazı odasını çok sevmiştir. Beykoz çayırında yaptığı gibi Küçüksu çayırında da nargile çekmekten zevk alan Loti, Boğaziçiyle içli dışlı yaşantısını ömrü boyunca unutamamıştır. Kendisi gibi bir deniz subayı ve yazar olan ve Loti'nin maiyetinde çalışan Claude Farröre de bir süre bu yalıda konuk olarak kalmıştır.
Akıntı burnunda, lebi deryada 1850 yıllarında inşa edilmiş ve selâmlık kısmı Vaniköyü'nde, harem kısmı Kandilll’de olmak üzere iki bölümden oluşan Edip Efendi yalısı da semte özellik yeren yapılardandı, içinde sofa tertibatı olmı- yan yalının, oda kapıları açık bulunduğu zaman bir ucundan öbür ucuna deniz görülür ve insan kendini su üstünde sanırdı. İlk sahibi Muammer Paşa'dan Kâni Paşaya geçmiş ve 1887 yılında Rüsumat Emini Edip Efendi yalıyı satın almıştı. Bugün sadece harem kısmı ayaktadır.
Divan şairlerinden «Harâbât» yazarı ve «Zafername» adlı ilk modern Türk hicvinin ölmez yapımcısı Ziya Paşa da gençlik yıllarını Kandilli'de geçirmiş tir. Bir zamanlar Fransız ve Ingiliz ailelerinin pek rağbet ettiği Kandilli, ge çirdiği iki yangından sonra eski muhteşem halini bir daha kazanamamıştır. Keçeci Zade izzet Molla'nın :
«Yeter bir mısra-ı berceste İzzet zabt-ı târihe Yeniden şûlebâr-ı sâhll oldu köhne Kandilli.»
Postahane önündeki ıhlamur ağacının dibinde bulunan kuyu bileziği. Şimdi kör ku yudur. Ağzı kapalıdır. Bilezikteki kitâbe şöyledir: «Sahib’ül-Hayrât, taundan vefat eden Hlsarlı Hadice Hatun ruhuna fatiha» Sene 1169 (1755). - The well stone lying beneath the lime tree in front of the post office. The well is now blocked and the opening closed. The date is given as 1169 (1755).
mısralar, şiire susamış ruhlara çok beğenilen rahmet gibi bol bol yağarak hülya döker:
«Olmiya Kandilli saraya nazır Çarh-ı sevâbitle slplhru esir.»
Nev'i Zade Atai «Gece Kandllli’de gök kandil olup ol mehrû Mâhitâb eyiliyerek eyledi azmî Göksu.»
Esrar Dede «Sâger çekerek şevkile Kandilli suyundan Göksuya gel ey çeşm-i kebûd âlemi âb et.»
Enderunlu Vasıf «Buldum henüz eyyâmını zevrakçe-i sahbâ Orsa boça Kandilliyecek çektirelim tâ Gök kandil olup suphadek ey mahı şeb ârâ Bir âlemi mehtâb edelim biz de felekte.»
Enderunlu Vasıf «Bu saffet-i deryâ nedir ey nûr-ı mücessem Aks-i kad-i nâzın mı gümüş selvi mi bilmem Kandilliye bâsıp ayağı bir kadem akdem Gel âlem-i âb îdelim ey meh bu havada.» Enderunlu Vasıf «Bağrımın yâğın eritti beli her etvârı Hele Kandillide bir câm ile yıktım yâri.»
Fenni Mehmet Dede
Fakat Boğaziçini dile getiren Yahya Kemal’in aruz vezinli şiirlerini okumak,
Kandilli’de Birinci Mahmut’un yaptırdığı çeşme kitabesi. Üzerindeki tarih «Nimet»indir. 1165 (1751) yazılıdır. Inscription on the fountain erected at Kandilli by Mahmut I. The date is given as 1165 (1751 A.D.).
V
Kandilli'de, Sultan Mahmut tarafından iskele meydanına getirtilen çeşme. Ayna taşında, ön ve arka cephede iki musluk vardır. Tuğra’nın boşluğunda «Adlî* alâmeti ve yalnız deniz tarafında 1233 (1817) tarihi bulunmakta dır. - Kandilli. The fountain brought to the landig-stage square by Sultan Mahmut. There are two tapa, one on the front and the other on the back of the ornamental slab. The space in the centre of the tughra is occupied by the «Adli» sign, and on the side tacing the sea is to be found the date 1233 (1817).
Boğaziçine bir büyü ülkesi niteliği serpen ay ışığında sandalla dolaşmak gibi insana bir zevk tiryakiliği v e rir:
«Kandilli yüzerken uykularda Mehtabı sürükledik sularda.»
«
«Kandillide eski bahçelerde Akşam kapanınca perde perde Bir hâtıra zevki var kederde.»
«I
«Kandilliden Çubukluya çıktık gezintiye Yalnız kürek sadası gelen bir kayıktayız.»
<?
«Birden kapandı birbiri ardınca perdeler... Kandilli, Göksü, Kanlıca, Istinye nerdeler?»
Cahit Sıtkı Tarancı’nın «Bir Saadet» adını taşıyan şiiri bu semtin hâlâ insanı çoktan bilip hoşlandığı bir şiir ve hayal iklimine götürmektedir:
«Ne kelime konuştuk, Ne işaret çektik birbirimize, Fakat gerçekti seviştiğimiz Vapur kalkıncaya dek Gözgöze gelmekle sade. Bir saadet gibi hatırlıyorum Yasemin kokusu ondan Teneffüsü benden. Bir yaz akşamı, Kandilli iskelesinde!.» 22
Kişisel Arşivlerde İstanbul Belleği Taha Toros Arşivi