Lİ İLE
• • •AHMET TAN
l
KAVUNCU
Arkasındaki kii/e ve ayaklarının dibin deki sepet olmasa bu yüzyılın başındaki İs tanbullu kavuncuları Büyük İskender’in kayınbiraderi sanırdınız. Öylesine gururlu, öylesine havalı edaları vardı ki, kavuncu değil, Exocet füzesi satan bir Fransız silah Fabrikatörü gibi idiler.
Geçmiş zaman İstanbul’da sırtına bir kü fe alıp içine kavun doldurmak, kavuncu ol maya yetmezdi. Her şeyin " bir usulü dairesi vardı". Reşat Ekrem Koçu’nun o dö nemi yaşayanlardan ve öteki kaynaklardan sağladığı bulgulara göre, "kavunculuğun raconu” şöyle idi:
İstanbul’da kavunculuk Müslümanların tekelinde idi. Arada G iritli Rum kavuncu lara da rastlanırdı. Müslüman kavuncular başlarındaki feslerin üzerine renkli çevre sararlardı. Alacalı mintanlarının üzerine “Haydari” yelek giyerlerdi. Üstlerine ise “camedan” veya “cepken” geçirirlerdi. Ba ğırları açık dolaşırlar, gümüş köstek takar lardı. Kösteğin ucunda “piryolsaat” ve ipin ucunda da bir “kese" bulunurdu.
lan ile ahularındaki terleri silip yerlere sil kelerler, kıllı göğüslerini uçarak derin derin soluklanırlardı.
Sesleri çok uzaklardan duyulur, gür ka im ve alabildiğine yüksek perdeden bağı rırlardı:
— Topatan bunlar.. Bal akıyor..
Sırtın d a k i küfenin g ıcırtısı ile
"senkronlanmış ” biçimde ağır ağır yürür lerdi. Bazen, arkalarından seslenenleri duy mazlardı.
Giritli Rum kavuncular ise “mallarını” sırtlarında satmazlar, küfelerini beygirlere veya eşeklere yüklerler, öyle “icrat sanat” ederlerdi.
Ancak, Müslüman mahallelerini dolaş mazlar, Adalarda ve azınlığın yaşadığı Fe riköy, Tepebaşı, Maçka, Teşvikiye gibi mahallelerde gezerlerdi. Müşterilerine Rumca davetiye çıkarırlardı:
— Kala peponi.. Ola Zahari..
AvrupalI ressamlar bu heybetti, uzun boylu, kendinden emin, sakallı küfeli satı cıları çok ilginç bulduklarından tabloları na konu etmişlerdi. Hatta fotoğrafın ve kartpostalın ortaya çıkması He kavuncular “İstanbul Hatırası"yerine kullanılır olmuş lardır.
Sattıkları malın parasını bu keseye, ke selerini de kuşaklarının arasına sokarlar dı. Geçmiş zaman İstanbul’un ünlü kavuncularından biri. (Kartpostal, Ahmet Tan'ın koleksiyonundan)
Koyu renk şalvarlarının altına ise kalın, nalçalı yarım kundura giyerlerdi.
Aralarında gençleri, simsiyah sakallıla rı veya bembeyaz sakalları göbeklerine ka dar uzayanları da vardı.
A ğır yükün altında terledikçe parmak
fstanbul’un kavuncuları işporta tezgâh larının ayaklarına tekerlek takılması ve pehlivan yapılı satıcıların başka sahalara transfer olmaları ile tarih sahnesinden çe kilmişlerdir.
Yerlerini, avurtları çökük, kasketi çarpık ve belediye zabıtası korkusu ile yutkun maktan “guatr" olmuş “demokratik dö nem kavuncularına” terk etmişlerdir.
Kişisel Arşivlerde İstanbul Belleği Taha Toros Arşivi