• Sonuç bulunamadı

Lisede boykotun patenti, Galatasaraylılar'a aittir

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2021

Share "Lisede boykotun patenti, Galatasaraylılar'a aittir"

Copied!
1
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

ÇARŞAMBA, 12 Şubat 2003

ç ~

r tımtaı TARİH

Tevfik Fikret, Aşiyan'daki çalışma odasında.

Lisede

boykotun

patenti,

Galatasaraylılar'a

aittir

r o

Mekteb-i Sultani, yani

Galatasaray Lisesi

öğrencileri, çok sevdikleri

müdürleri Tevfik Fikret

Bey'in, 1910 yılında

birtakım baskılar sonucu

istifa etmesi üzerine

dersleri boykot etmiş ve

Beyoğlu sokaklarına

dağılmıştı. Günlerce süren

ve hükümet meselesine

dönüşen boykot başarılı

olamadı. Tevfik Fikret

Bey'i görevine geri

getiremeyen öğrenciler,

yine onun telkinleri

sayesinde derslere

girmeye başladılar. Bu

tarz hareketler o zamana

kadar çoğunlukla yüksek

öğretim kademelerinde

olurdu. Bir orta öğrenim

kurumu olarak,

Galatasaray öğrencilerinin

bu eylemi, bir ilkti.

T

-1 * . TüTürk eğitim tarihinde önemli bir yeri olan 'Mekteb-i Sultani', bugünkü ismiyle

Galatasaray Lisesi, 1868 yılında Sultan Abdülaziz'in padişahlığı döneminde kuruldu. Kuruluşundan itibaren modern eğitimin ülkeye girişinde önemli katkıları olan Mekteb-i Sultani, aynı zamanda batıya açılan pencereydi. Gerek eğitici kadrosu, gerekse yetiştirdiği öğrenciler itibariyle hep mükemmeli aradı ve başardı. Birçok öncülüğe imza attı.

Galatasay Lisesi'nde 1910'da yaşanan boykot da, bu tür bir öncülüğü kapsıyor. Çok sevdikleri müdürleri Tevfik Fikret Bey'in, birtakım baskılar neticesinde istifa etmesini kabullenemeyen öğrenciler, dersleri boykot ederek onun tekrar göreve gelmesini sağlamaya çalıştılar. Bazı haklarına sahip çıkmak amacıyla öğrencilerin derslere girmemesi daha önce de rastlanan bir gelişme ise de, bu tarz hareketler çoğunlukla yüksek öğretim kademelerinde olurdu. Bu sebeple bir orta öğretim kurumu olarak Sultani öğrencilerinin bu tavırları o yıllar için oldukça önemliydi.

iktidarının özgürlükçü tutumundan eser kalmamıştı. Politikalarını kabul ettirmek amacıyla baskı uygulamayı bir yöntem olarak benimseyen İttihad ve Terakki, aynı yöntemi eğitim camiasında da gerçekleştirmek istedi. Bu yüzden Tevfik Fikret, Eğitim Bakanı Emrullah Bey ile görüş ayrılığına düştü. Esas itibariyle, bir öğretmen tayini ve konferans salonuyla ilgili tenkitlerden dolayı, öteden beri rahatsızdı. Emrullah Bey'in bakanlığı döneminde

hoşnutsuzluğu arttı. Bakanlığın, okul bütçesinde haksız yere kesintiye gitmesi ve bazı

öğretmenlere maaş kesme cezası verilmesini istemesi ipleri kopardı. Tevfik Fikret, 9 Nisan 1910^ ^ ı ü müdürlükten istifa etti.

A

LİM GELDİ, ŞAİR GİTTİ

S

Vahdettin

ENGİN

¿i,

n | %/..

AİR, B A K A N A KARŞI

Osmanlı Devleti, 1908 yılında Anayasa'nın yürürlüğe konulmasıyla İkinci Meşrutiyet Dönemi'ne girdi. Bir başka ifadeyle, ülkede Jön Türkler'in, yani İttihad ve Terakki Partisi'nin iktidarı başladı. Meşrutiyet'in ilk aylarında ülke genelinde bir coşku ve özgürlük ortamı yaşandı. Bu ortam içinde, Tevfik Fikret, 25 Aralık

1908'de Mekteb-i Sultani müdürlüğüne getirildi. Bir seneyi aşan müdürlük döneminde birçok başarılı uygulamaya imzasını attı. Aynı zamanda, okulda sevgiye ve saygıya dayalı bir idari yapı oluşturdu. Bu sebeple Sultani

öğrencileri kendisine can u gönülden bağlandılar. 1910 yılına gelindiğinde, İttihad ve Terakki

İstifa, öğrenciler üzerinde şok etkisi yaptı. Müdürlerinden son derece memnunlardı ve istifasını kabullenmek istemediler. Bu sebeple istifa ettiği gün, temsilci olarak seçilen 12 öğrenci Bâbıâli'ye, yani hükümete giderek İçişleri ve Eğitim bakanlıkları nezdinde girişimlerde bulundu. İstekleri, 'baba' olarak kabul ettikleri Tevfik Fikret'in istifadan vazgeçirilerek müdürlüğe geri döndürülmesiydi. Kararlı görünüyor, hatta gerekirse dersleri boykot edeceklerini söylüyorlardı.

Girişimleri sonuç vermedi. Tevfik Fikret istifada ısrarlı olunca Eğitim Bakanı Emrullah Bey, Darülfünun müderrisi, yani İstanbul Üniversitesi öğretim üyesi Salih Zeki Bey'i vekâleten Sultani müdürlüğüne getirdi. İstifa haberi 10 Nisan 1910 tarihli gazeteler ile kamuoyuna duyuruldu. O andan itibaren de günlerce sürecek bir tartışma ortamına girildi. Eğitim Bakanlığı'nın istifayı duyururken

Kişisel Arşivlerde İstanbul Belleği Taha Toros Arşivi

Referanslar

Benzer Belgeler

Baskı sırasında hücrelerin kesme kuvvetine maruz kalmasına rağmen, basılan retina ganglion hücrelerinin (optik sinir hücreleri) ve gliyal hücrelerin normal hücreler

Bundan sonra milli hükümet borçla rı hakkmdaki 2 haziran 1929 tarihli ve 1513 numaralı kanuna bir madde tezyi- line dair olan bütçe encümeni mazbata­ sı

Çalışma sonucunda, (1) öğretmenlerinin okul müdürlerine güvenmelerinin; öğretmenlerin okul müdürünün, yeterli, etik davranan ve öğretmene destek davranışı

Ne muazzam, ne taun j sütunlar, ne ihtişamlı kemerler, j Bana öyle geliyor ki Romaiılar eski medeniyetleri unutturmak için böyle muazzam ve muhte­ şem eserler

Bu arada öykülerinde soru tümceleri­ ne yer açtığı da görülmüyor değil onun; bir denemeci tutumuyla öykülerine kat­ tığı soru tümceleri Akbal için olağan el­ bette?.

Hastaya kutanöz leişmanyazis tanısıyla haftada iki kez lezyon kenarından lezyon içine, dört hafta boyunca lez- yon beyazlayana kadar PPD enjektörü ile 2 ml meglu- mine

Aynı anlayış çerçevesinde İzmir örneğinde 3998 sayılı Kanun’un yürürlüğe girmesinden sonra söz konusu yasanın yürürlük tarihinden önce kurulmuş olan

Bir gün böyle güzel nasıl çizi­ yorsun diye sorduğunda, Abidin der ki: “bu tüyü veren kişiye söz verdim, bu bir sırdır söyleyemem.. Ancak bu tüyden bende bir tane