• Sonuç bulunamadı

Ermenilerin sevk ve iskânı hakkında yapılan uygulama ve yardımlar (1915-1917)

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2021

Share "Ermenilerin sevk ve iskânı hakkında yapılan uygulama ve yardımlar (1915-1917)"

Copied!
292
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

T.C.

SELÇUK ÜNİVERSİTESİ

SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ

TARİH ANABİLİM DALI

YAKINÇAĞ TARİHİ BİLİM DALI

ERMENİLERİN SEVK VE İSKÂNI HAKKINDA YAPILAN

UYGULAMA VE YARDIMLAR (1915-1917)

CEMAL SEZER

DOKTORA TEZİ

DANIŞMAN

Yrd. Doç. Dr. Mehmet YILMAZ

Bu çalışma BAP tarafından 09203005 Nolu Doktora tez projesi olarak desteklenmiştir.

(2)

T.C.

SELÇUK ÜNVERSTES Sosyal Bilimler Enstitüsü Müdürlüü

Alaaddin Keykubat Kampüsü Selçuklu/ KONYA Tel: 0 332 223 2446 Fax: 0 332 241 05 24

http://www.sosyalbil.selcuk.edu.tr/

BLMSEL ETK SAYFASI

Örencinin

Ad Soyad: Cemal SEZER

Numaras: 054102041004 Ana Bilim / Bilim Dal: Tarih/ Yaknça Tarihi

Program: Tezli Yüksek Lisans Doktora

Tezin Ad: Ermenilerin Sevk ve skân Hakknda Yaplan Uygulama ve

Yardmlar(1915-1917)

Bu tezin proje safhasndan sonuçlanmasna kadarki bütün süreçlerde bilimsel etie ve akademik kurallara özenle riayet edildiini, tez içindeki bütün bilgilerin etik davran ve akademik kurallar çerçevesinde elde edilerek sunulduunu, ayrca tez yazm kurallarna uygun olarak hazrlanan bu çalmada bakalarnn eserlerinden yararlanlmas durumunda bilimsel kurallara uygun olarak atf yapldn bildiririm.

Örencinin imzas (mza)

(3)

Ermenilerin Sevk ve İskânı Hakkında Yapılan Uygulama ve Yardımlar (1915-1917)

(4)

I

İÇİNDEKİLER

Bilimsel Etik Sayfası Tez Kabul Formu

Önsöz………IV Özet………...VI Summary………VIII Kısaltmalar……….X

GİRİŞ………...1

A. Araştırmanın Amacı, Kapsamı ve Önemi………..1

B. Kaynaklar………...2

C. Sevk ve İskân Kanunu’na Kadar Türk-Ermeni İlişkilerine Kısa Bir Bakış……...8

BİRİNCİ BÖLÜM SEVK VE İSKÂN KANUNU’NUN ÇIKARILMASI VE OSMANLI DEVLETİ’NİN ERMENİLER HAKKINDAKİ UYGULAMALARI……….…20

1.1.SEVK VE İSKÂN KANUNU’NUN ÇIKARILMASI ……….20

1.2. OSMANLI DEVLETİ’NİN YAPMIŞ OLDUĞU UYGULAMALAR…..…..29

1.2.1. NAKİL UYGULAMALARI……..………..34 1.2.1.1.Vapur……….36 1.2.1.2. Şahtur……...………...37 1.2.1.3. Tren………...38 1.2.1.4. Araba…………... ……….44 1.2.2. EKONOMİK UYGULAMALAR………...……47

1.2.2.1. Merkezden Vilayet ve Mutasarrıflıklara Gönderilen Paralar…...47

1.2.2.2. Yevmiyeler……….………60

1.2.2.3. Vergi Muafiyeti………..62

(5)

II

1.2.2.5. Yanlarında Para ve Eşya Götürmelerine İzin Verilmesi…...……….64

1.2.2.6. Eşya Satımına İzin Verilmesi………...……….67

1.2.3. SOSYAL UYGULAMALAR……….………71

1.2.3.1. Yiyecek, Giyecek ve Barınma İhtiyaçlarının Giderilmesi………...……..71

1.2.3.2. Dul Kadınlar ve Yetim Çocuklara Yönelik Uygulamalar………...…...87

1.2.3.3. İşe Yerleştirilmeleri………..102

1.2.4. SAĞLIK UYGULAMALAR…..………...105

1.2.4.1. Hastanelerde Tedavileri………....105

1.2.4.2.Nekahethânelerde Bakılmaları………..110

1.2.4.3. Salgın Hastalıklarla Mücadele……….113

1.2.5. HUKUKSAL UYGULAMALAR...121

1.2.5.1. Emvâl-i Metrûke Komisyonu’nun Faaliyetleri...121

1.2.5.2.Yargılamaların ve Cezaların Ertelenmesi……….129

1.2.5.3. İbadetlerinin Sağlanması………..130

1.2.6. GÜVENLİK UYGULAMALARI...132

İKİNCİ BÖLÜM ERMENİLERE YÖNELİK YARDIMLAR 2.1.YABANCILAR TARAFINDAN YAPILAN YARDIMLAR...151

2.1.1. AMERİKAN MİSYONER YARDIM KURULUŞLARININ YARDIMLARI………...152

2.1.1.1. Yardım Toplamak İçin Yapılan Amerikan Propaganda Faaliyetleri…161 2.1.1.2.Yardımların Toplandığı Yerler………...176

2.1.1.3. Yapılan Yardımlar……….………....178

2.1.1.3.1.Yiyecek, Giyecek ve Barınma Yardımları………181

2.1.1.3.2. Para Yardımları.………...195

2.1.1.3.3. İşe Yerleştirme ve Meslek Öğretme (Rehabilitasyon)……….205

2.1.1.3.4. Değerli Eşyaların Misyonerlere Emanet Edilmesi………...207

(6)

III

2.1.1.3.6. Sağlık Yardımları………...211

2.1.2. ALMAN VE İSVİÇRELİ MİSYONER YARDIM KURULUŞLARININ YARDIMLARI………...218

2.1.3. İNGİLTERE’DEN GELEN YARDIMLAR………...236

2.2. ERMENİLER TARAFINDAN YAPILAN YARDIMLAR………238

SONUÇ………...242

Bibliyografya………...245

Ekler...263 Özgeçmiş

(7)

IV

ÖNSÖZ

Ermeni meselesi, 19. yy.nin ikinci yarısından sonra ortaya çıkmıştır. Osmanlı Devleti savaşın getirdiği güvenlik tedbirlerinden dolayı, 27 Mayıs 1915 tarihinde Ermenilerin bir kısmı için, Tehcir olarak bilinen “Sevk ve İskân Kanunu” çıkarmıştır. Tehcirin üzerinden uzun bir zaman geçmesine rağmen hâlâ gündemi meşgul etmektedir. Bu konu, yerli ve yabancı medya tarafından sıkça işlendiği gibi akademik ya da akademik olmayan çevrelerce de tartışılmaktadır. Tartışmalar, Ermenilerin sevk ve iskânı sırasında yaşamış oldukları olaylar hakkındadır.

Batı’da ortaya konan çalışmaların kaynağını; duyumlara dayalı, ikinci ya da üçüncü şahısların aktardıklarını içeren dönemin misyoner ve konsolosluk raporları oluşturmaktadır. Bu bakımdan Batı’daki çalışmalar katletme, öldürme, yok etme gibi esaslara dayanmaktadır. Kaynağı sorgulanmamış, Osmanlı arşiv belgeleriyle karşılaştırılmadan yapılan bu çalışmalar, öne sürülen bilgileri güvenilir olmaktan uzaklaştırmaktadır.

Türkiye’de bu konuyla ilgili son zamanlarda yoğun çalışmalar sürdürülmektedir. Fakat bu çalışmalar genellikle birbirinin tekrarı olup, yeni bilgiler içermemektedir. Bu araştırmada mevcut durumun farkında olarak, “sorumlu tarihçilik” anlayışına bağlı, objektif bir şekilde ilgili kaynakların irdelendiği özgün bir çalışma meydana getirilmeye çalışılmıştır.

Araştırma giriş ve iki bölümden oluşmaktadır. Giriş kısmında; araştırmanın amacı, kapsamı ve önemine değinilmiş, kaynakların tahlili yapılmış ve Ermenilerin 1915 yılına kadar Türk tarihindeki yeri kısaca ele alınmıştır. Birinci bölümde; Sevk ve İskân Kanunu’nun çıkarılmasına neden olan Ermenilerin I. Dünya Savaşı sırasındaki davranışları ile sevk ve iskân sırasında Osmanlı Devleti’nin Ermenilere karşı uygulamaları incelenmiştir. İkinci bölümde; yabancıların ve Ermenilerin yaptıkları yardımlar belirtilmiştir. Bunun yanı sıra, yardımların artması için hem Amerika’da hem de Avrupa’daki propaganda sürecinden de bahsedilmiştir.

Beni bu çalışmaya sevk eden, araştırma ve yazım safhalarında yardımlarını esirgemeyen, değerlendirmeleriyle yol gösteren danışman hocam Yrd. Doç. Dr. Mehmet YILMAZ ile Prof. Dr. Bayram ÜREKLİ’ye çok teşekkür ederim. Çalışma sırasında

(8)

V tavsiye ve eleştirilerinden faydalandığım Prof. Dr. Nuri KÖSTÜKLÜ’ye, Doç. Dr. İbrahim Ethem ATNUR’a ve değerlendirmelerinin yanı sıra tez konusunun belirlenmesinde yardımcı olan ve Amerikan kızılhaçına ait arşiv belgelerini veren TTK Ermeni Araştırmaları Masası Başkanı Prof. Dr. Kemal Çiçek’e teşekkür ederim. Ayrıca çalışmaya katkı sağlayan Almanca belgelerin Türkçeye tercüme edilmesindeki yardımlarından dolayı Prof. Dr. Mustafa GENCER’e teşekkürlerimi bir borç bilirim.

Belirtildiği üzere, araştırmanın mümkün olduğunca belgelere dayalı olmasına dikkat edilmiştir. Bu nedenle, arşiv malzemelerinin elde edilmesinde gösterdikleri anlayış ve desteklerinden dolayı Başbakanlık Osmanlı ve Cumhuriyet Arşivleri, Genelkurmay ATASE Arşivi ve Kızılay Arşivi çalışanlarına, yine yerli ve yabancı birçok eserden faydalanma olanağı bulduğum TTK kütüphanesi çalışanlarına; ayrıca çalışmaya maddi açıdan katkı sağlayan Selçuk Üniversitesi Bilimsel Araştırma Projeleri Koordinatörlüğü’ne teşekkür ederim.

(9)

T.C.

SELÇUK ÜNİVERSİTESİ Sosyal Bilimler Enstitüsü Müdürlüğü

Alaaddin Keykubat Kampüsü Selçuklu/ KONYA Tel: 0 332 223 2446 Fax: 0 332 241 05 24 http://www.sosyalbil.selcuk.edu.tr/ VI Ö ğrencinin

Adı Soyadı: Cemal SEZER Numarası: 054102041004 Ana Bilim / Bilim Dalı: Tarih/ Yakınçağ Tarihi

Programı: Tezli Yüksek Lisans Doktora Tez Danışmanı: Yard.Doç.Dr. Mehmet YILMAZ

Tezin Adı: Ermenilerin Sevk ve İskânı Hakkında Yapılan Uygulama ve Yardımlar(1915-1917) ÖZET

Osmanlı toplumuna uyum sağlamış, uzun yıllar boyunca rahat ve güvenli bir yaşam sürdüren Ermenilere, Osmanlı yönetimine olan bağlılıklarından dolayı “Millet-i Sadıka” denmiştir. Ancak Batılı devletlerin ve Rusya’nın siyasi emelleri, Fransız İhtilali’nin etkileri, Ermeni Kilisesi’nin kışkırtmaları, misyonerlerin -özellikle Amerikan misyonerlerinin- Ermeniler üzerindeki faaliyetleri gibi nedenler, Ermenilerin zihinlerinde bağımsızlık fikirleri oluşturmuştur. Ermeniler, bu fikirleri hayata geçirebilmek için hem Osmanlı sınırları içinde hem de dışarıda ihtilal komiteleri ve cemiyetleri kurarak, etkinliklerde bulunmuşlardır. 1860 yılından itibaren başlayan bu etkinlikler, I. Dünya Savaşı’nın başlarına kadar devam etmiştir. Kendilerine, İtilaf Devletleri tarafından bağımsızlık vaadinin verilmesiyle; Anadolu’nun çeşitli yerlerinde isyanlar çıkaran, casusluk faaliyetlerinde bulunan, Osmanlı ordusunun ikmal yollarını kesip, askerlere yardım götürülmesini engelleyen, Müslüman halka mezalimlerde bulunan Ermeniler, bu gibi davranışlarla da yetinmeyip I. Dünya Savaşı sırasında Rus ve Fransız ordularında, Osmanlı Devleti’ne karşı savaşmışlardır. I. Dünya Savaşı’nın başlarında, Ermeni temsilcileri, yukarıda belirtilen davranışlardan vazgeçmeleri için Osmanlı yöneticileri tarafından defalarca uyarılmıştır. Bu uyarıların işe yaramaması üzerine Ermenilerin bir kısmı, 27 Mayıs 1915 tarihinde çıkarılan geçici “Sevk ve İskân Kanunu”yla, bulundukları yerlerden, ülkenin Halep, Şam, Zor, Musul gibi yerlerine sevk edilmiş ve onların oralarda iskân edilmeleri sağlanmıştır.

Osmanlı Devleti, sevk ve iskânın mümkün olduğunca sağlıklı, düzenli, hızlı bir şekilde gerçekleşmesi ve bu süreç içerisinde beliren ihtiyaçların karşılanması için tüm imkânlarını seferber etmiştir. Bu amaçla yapılacak masraflar; Muhacirîn Tahsisatı’ndan, daha sonra Seferberlik ve Harbiye Tahsisatı’ndan ve hatta bazı zamanlar Gizli Ödenek’ten karşılanmıştır.

(10)

T.C.

SELÇUK ÜNİVERSİTESİ Sosyal Bilimler Enstitüsü Müdürlüğü

Alaaddin Keykubat Kampüsü Selçuklu/ KONYA Tel: 0 332 223 2446 Fax: 0 332 241 05 24

http://www.sosyalbil.selcuk.edu.tr/

VII

Bu sürecin başlarında, sevk edilen Ermenilerin en önemli

ihtiyaçları yiyecek, giyecek ve barınma olmuştur. Devlet, sevke uğrayanlara yevmiyeler vererek, vilayet ve mutasarrıflıklara paralar göndererek bu ihtiyaçların giderilmesine çalışmıştır. Sevk sırasında yetim kalan çocuklar yetimhanelerde bakılmıştır. Bulaşıcı hastalıklara yakalanan ya da hasta olan Ermeniler, hastaneler ve nekahethânelerde tedavi edilmiştir.

Ermenilerin sevk ve iskânı sırasında Amerikalı, Alman ve İsviçreli misyonerler ile hem Osmanlı Devleti’nde hem de Osmanlı sınırları dışında yaşayan Ermeniler yardımlarda bulunmuştur. Ayrıca İngiltere’deki yardım cemiyetleri Ermeniler için yardım toplamıştır. Osmanlı Devleti ise, dışarıdan gelen yardımlara ilk başta pek sıcak bakmamıştır. Çünkü bu durumu ülkenin bir iç sorunu olarak görmüş ve bu soruna karışılmasını istememiştir. Fakat daha sonra savaşın getirdiği ekonomik sıkıntılar yüzünden dış yardımların yapılmasına izin vermiştir. Hatta bazı zamanlar Kızılay ile Kızılhaç, yardım malzemelerini ihtiyaç sahiplerine birlikte dağıtmışlardır.

(11)

T.C.

SELÇUK ÜNİVERSİTESİ Sosyal Bilimler Enstitüsü Müdürlüğü

Alaaddin Keykubat Kampüsü Selçuklu/ KONYA Tel: 0 332 223 2446 Fax: 0 332 241 05 24 http://www.sosyalbil.selcuk.edu.tr/ VIII Ö ğrencinin

Adı Soyadı: Cemal SEZER Numarası: 054102041004 Ana Bilim / Bilim Dalı: Tarih/ Yakınçağ Tarihi

Programı: Tezli Yüksek Lisans Doktora TezDanışmanı: Yard.Doç.Dr. Mehmet YILMAZ

Tezin İngilizce Adı: Application and Helps about Armenian Transfer and Settlement (1915-1917) SUMMARY

Armenians who always adopted to Ottoman society and having a safe and comfortable life, called themselves “Millet-i Sadıka” because of their loyalty to Ottoman government. However, some reasons such as political goals of European States and Russia, the effects of French Revolution, provocation of Armenian Church, actions of missionaries-especially American missionaries- created a sovereignty idea among Armenians. Armenians involved some activities like founding revolutionary comities and societies both within and out of Ottoman borders to realize their idea. These activities beginning in 1860 continued until the early periods of World War I. With the sovereignty promise of allied states, they rebelled and spied, and they blocked the road of Ottoman Army so prevented the help to soldiers, and tortured Muslim people in various territories of Anatolia. Moreover, they fought against Ottoman state in Russian and French armies in World War I.. Although Armenians were warned to dispense with these activities by Ottoman officials at the beginning of World war I, some of the Armenians were transferred to Halep, Şam, Zor, Musul with a temporary “Sevk ve İskân Kanunu” went into operation on 27 May 1915, as they continued these kinds of activities.

Ottoman state used all his power in order to make the transfer in a healthy and secure way. The expenses were met by Muhacirîn Tahsisatı, later Seferberlik ve Harbiye Tahsisatı and discretionary fund. The first needs of the Armenians transferred are clothing and accommodation. The Ottoman state fulfilled these needs by giving wages and sending money to cities and governors. The children who became orphan during the transfer were brought to the orphanages. The Armenians who were ill or suffered from epidemic disease were cured in hospitals.

(12)

T.C.

SELÇUK ÜNİVERSİTESİ Sosyal Bilimler Enstitüsü Müdürlüğü

Alaaddin Keykubat Kampüsü Selçuklu/ KONYA Tel: 0 332 223 2446 Fax: 0 332 241 05 24

http://www.sosyalbil.selcuk.edu.tr/

IX

Armenians were assisted by the America, German, and Swiss missionaries, and other Armenians living in/out the Ottoman borders. Furthermore, charity associations collected help for Armenians. At first, Ottoman State did not lean towards these assists because it was regarded as a domestic issue and no other nations were expected to involve. However, the Ottoman state then permitted the assists because of the economical problems brought by the war. Even sometimes Red Crescent and Red Cross delivered the assists to the poor people together.

(13)

X

KISALTMALAR

ATASE : Genelkurmay Askerî Tarih ve Stratejik Etüd Başkanlığı BCA : Başbakanlık Cumhuriyet Arşivi

BDH : Birinci Dünya Harbi Kataloğu Bkz. (bkz.) : Bakınız

BOA : Başbakanlık Osmanlı Arşivi Çev. : Çeviren

DH.EUM.KLH :Dâhiliye Nezareti Emniyet-i Umûmîye Kalem-i Mahsus Müdüriyeti

DH.EUM.MH : Dâhiliye Nezareti Muhâsebe Kalemi

DH.EUM.SSM : Dâhiliye Nezareti Emniyet-i Umûmîye Seyrüsefer Kalemi DH.EUM.UMVM : Dâhiliye Nezareti Umûr-ı Mahalliye-i Vilâyât Müdüriyeti DH.EUM.2.şb. : Dâhiliye Nezareti Emniyet-i Umûmîye Müdüriyeti 2.Şube

Belgeleri

DH.EUM.VRK : Dâhiliye Nezareti Emniyet-i Umûmîye Müdüriyeti Evrak Odası

DH.İUM : Dâhiliye Nezareti İdare-i Umûmîye

DH.KMS : Dâhiliye Nezareti Kalem-i Mahsûs Müdüriyeti

DH.MB.HPS.M : Dâhiliye Nezareti Mebân-i Emîriye Hapishaneler Müdüriyeti DH.ŞFR : Dâhiliye Nezareti Şifre Kalemi

DİA : Diyanet İslam Ansiklopedisi Dos. : Dosya

DUİT : Dosya Usûl-ı İradeler Tasnifi Fih. : Fihrist

Haz. : Hazırlayan

HR.SYS : Hâriciye Nezareti Tasnifi Siyasî Kısım Evrakı KA : Kızılay Arşivi

(14)

XI Kls. : Klasör

MF.MKT : Maârif Nezareti Mektubî Kalemi MV : Meclis-i Vükelâ Mazbataları No, nr., Nu : Numara

P.A.B.C.F.M. : Papers of the American Board of Commissioners for Foreign Mission,

s. : Sayfa

şb. : Şube

TBMM : Türkiye Büyük Millet Meclisi TDV : Türkiye Diyanet Vakfı

TİGM : Toprak İskân Genel Müdürlüğü TTK : Türk Tarih Kurumu

vb. : ve benzeri Vol. : Volume

Y.EE : Yıldız Tasnifi Esas Evrak

Y.PRK.ASK : Yıldız Tasnifi Perakende Evrakı Askerî Marûzat

(15)

1

GİRİŞ

A. Araştırmanın Amacı, Kapsamı ve Önemi

Ermeniler, Osmanlı-Türk toplumuna uyum sağlamış bir hâldeydiler. Osmanlı Devleti’nin her yerinde Ermenilere rastlamak mümkündü. Fakat hiçbir yerde Türklere nazaran nüfus çoğunluğunu teşkil etmiyorlardı. Genellikle çiftçilik, ticaret, sarraflık gibi işlerle meşgul oluyorlardı.

Ermeniler, Osmanlı Devleti’nde kendi mahkemelerini kurmuş, devlet içinde özellikle hâriciyede önemli mevkilere getirilmişlerdi. Ayrıca askerlikten muaf tutuldukları için ticarette kesintiye uğramadan devamlı olarak kazançları artmış ve ekonomik alanda ilerleme kaydetmişlerdi. Bütün bu olumlu durumlar sayesinde Osmanlı Devleti’nde oldukça rahat bir yaşam sürdürmelerine rağmen, Ermenilere ne oldu da belli bir zaman sonra devlete isyan eden unsur hâline geldiler. Bunun nedenini, ilk defa 1815 yılında Viyana Kongresi’nde kullanılan “Şark Meselesi” kavramında aramak gerekir. Şark meselesinin aktörleri olan emperyalist Avrupa devletleri, çıkarları doğrultusunda, Osmanlı Devleti’ni parçalamak için özellikle Gayrimüslim tebaa arasında başlayan milliyetçi ve ayrılıkçı hareketleri desteklediler. Bunun sonucu olarak, 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı’ndan sonra Osmanlı Devleti’nin Balkanlar ve Kafkasya’daki hâkimiyeti iyice zayıfladı. Artık sıra Anadolu’ya gelmişti. Balkanlarda Sırpların, Yunanların, Bulgarların yaptıklarını Anadolu’da Ermeniler üstlendi. Bu amaçla emperyalist devletlerin kışkırtmalarıyla Anadolu’nun her yerinde ayaklanma çıkardılar. Bu ayaklanmalar, I. Dünya Savaşı’nın başlarında da görüldü. Osmanlı Devleti, ayaklanmalara son verebilmek ve Anadolu’da huzuru sağlayabilmek için geçici olarak Sevk ve İskân Kanunu’nu çıkardı.

Emperyalist devletlerin, Şark meselesinin son aşaması olan Türklerin Anadolu’daki hâkimiyetini sona erdirme hedefi Milli Mücadele ile başarıya ulaşamamıştır. Bu defa askeri olmayan yöntemlere başvurdular. Sevk ve

(16)

2 iskân sırasında yaşanan olaylar gündeme getirilerek, Osmanlı Devleti sözde “soykırım” yapmakla suçlanmakta ve Osmanlı Devleti’nin yerine kurulan Türkiye Cumhuriyeti mahkûm edilmek istenmektedir. Sözde Ermeni soykırım tezi, Birleşmiş Milletler’in çıkardığı sözleşmenin 2. maddesi (c) fıkrasına dayandırılmaktadır1. Buna göre, Osmanlı Devleti’nin Ermenileri

açıkça yok etmekten çekindikleri için tehcirden yararlanıp, Ermenilerin yok olmalarını sağlayacak yaşam şartlarını onlara dayattıkları, tehcir sırasında saldırılardan koruma, güvenli ulaşım sağlama, gıda ve ilaç tedarik etme, tedavilerini yapma, barınak ihtiyaçlarını karşılama gibi görevlerini yerine getiremeyerek ölümleri hızlandırdıkları ileri sürülmektedir. Bu anlamda doğrudan öldürme gibi fiillerin yanında, devletin görevi ihmal ederek ölümlere bilerek neden olması da soykırım fiili sayılmaktadır. Dolayısıyla bu tezi savunanların; kısaca sırasıyla tanıma, tazminat ve toprak şeklinde talepleri bulunmaktadır. İlkinin kabul edildiği bir durumda diğerlerinin de kabul edileceği gerçeğiyle, Tanımanın gerçekleşmemesi için sevk ve iskân sırasında yaşananların çok iyi bilinmesi gerekmektedir. İşte bu araştırmanın amacı ve önemi buradadır. Araştırma, sevkin başlangıç ve bitiş tarihleri (27 Mayıs 1915 - 20 Haziran 1917) arasında Osmanlı Devleti’nin Ermenilere yönelik uygulamalarını, yabancılar ile Ermenilerin yaptıkları yardımlar ve bu yardımlara karşı Osmanlı Devleti’nin bakışını, Arşiv belgeleri referans gösterilerek, objektif bir şekilde ortaya koymayı amaçlamaktadır.

B. Kaynaklar

Araştırma, arşiv belgelerine dayandırılarak ele alınmaya çalışılmıştır. Bunlar Genelkurmay ATASE, Başbakanlık Cumhuriyet ve Osmanlı Arşivleri,

1 “Soykırım Suçunun Önlenmesi ve Cezalandırılmasına Dair Sözleşme” Birleşmiş Milletler tarafından 9 Aralık 1948 tarihinde oluşturulmuş ve 12 Ocak 1951’de yürürlüğe girmiştir. Soykırım Sözleşmesi’nin 2. maddesi şöyle tanımlanmaktadır: Soykırım, bir milli, etnik, ırkî veya dini grubu olarak kısmen veya tümüyle yok etmek kastıyla şu fiillerin işlenmesidir: a) Grubun mesuplarını katletmek, b) Grubun mensuplarına ciddi bedensel ve psikolojik zarar vermek, c) Grubun bedeni varlığının kısmen veya tamamen yok olmasına yol açacak hayat şartlarına kasten tabi tutmak, d) Grup içinde doğumları önlemek kastıyla önlemler dayatmak, e) Grubun çocuklarını bir başka gruba zorla nakletmektir. Bkz. Gündüz Aktan, “Devletler Hukukuna Göre Ermeni Meselesi”, Ermeni Soykırım İddiaları Yanlış Hesap Talat Paşa’dan

(17)

3 Kızılay Arşivi ve Amerikan Kızılhaç ile Board arşiv belgeleridir2. ATASE arşivinde Birinci Dünya Harbi (BDH) fonu içerisinde yer alan belgeler kullanılmıştır. BOA’da yaptığımız katalog taraması sonucunda temin edip yararlandıklarımız şunlardır:

Dâhiliye Nezareti Emniyet-i Umûmîye Kalem-i Mahsus Müdüriyeti (DH.EUM. KLH)

Dâhiliye Nezareti Emniyet-i Umûmîye Müdiriyeti 2. Şube Belgeleri (DH.EUM. 2.şb)

Dâhiliye Nezareti Muhâsebe Kalemi (DH.EUM.MH)

Dâhiliye Nezareti Emniyet-i Umûmîye Seyrüsefer Kalemi (DH.EUM.SSM)

Dâhiliye Nezareti Umûr-ı Mahalliye-i Vilâyât Müdüriyeti (DH.EUM.UMVM)

Dâhiliye Nezareti Emniyet-i Umûmîye Müdüriyeti Evrak Odası (DH.EUM.VRK)

Dâhiliye Nezareti İdare-i Umûmîye (DH.İUM)

Dâhiliye Nezareti Mebân-i Emîriye Hapishaneler Müdüriyeti (DH.MB.HPS.M)

Dâhiliye Nezareti Şifre Kalemi (DH.ŞFR) Dosya Usûl-ı İradeler Tasnifi (DUİT)

Hâriciye Nezareti Tasnifi Siyasi Kısım Evrakı (HR.SYS) Maârif Nezareti Mektubi Kalemi (MF.MKT)

2 Amerikan Kızılhaçına ait resmi yazışmaları içeren Amerikan arşiv belgelerini veren TTK Ermeni Araştırmaları Masası Başkanı Prof. Dr. Kemal Çiçek’e ve TTK’ya çok teşekkür ederim.

(18)

4 Meclis-i Vükelâ Mazbataları (MV)

Yıldız Tasnifi Esas Evrak (Y.EE)

Yıldız Tasnifi Perakende Evrakı Askerî Maruzat (Y.PRK.ASK)

Yıldız Tasnifi Perakende Evrakı Maârif Nezareti Maruzat (Y.PRK.MF) Araştırmada, hepsi kullanılmakla beraber, Dâhiliye Nezareti’nden vilayet ve mutasarıflıklara gönderilen yazışmaları ihtiva eden Dâhiliye Nezareti Şifre Kalemi belgelerinden özellikle faydalanılmıştır. Yalnız bu belgeleri de kullanırken bir eksiklikle karşılaşılmıştır. Şöyle ki, Dâhiliye Nezareti’nden vilayet ve mutasarrıflıklara Ermenilere yönelik nakdi, yiyecek, giyecek, barınma vb. konularına dair şifre telgrafnameler gönderilirken, vilayet ve mutasarrıflıkların nasıl davranışlar sergilediğine yönelik merkeze yazmış oldukları cevapları içeren yazışmalar azdır. Olanlar da genellikle Nezaret’in Emniyet-i Umûmîye Müdüriyeti’nin 1-5. arası şubeleri içesinde yer almaktadır. Araştırmada 2. şube belgelerinden yararlanılmıştır. Dolayısıyla merkeze gönderilen yazışmalar tasnif edilir ve araştırmacılara sunulursa devletin Ermenilere yönelik uygulamaların boyutunun ortaya çıkarılmasında çok büyük katkı sağlayacaktır.

BCA’da iâşe, iskân, tedavi, nakil gibi konuların olduğu Toprak İskân Genel Müdürlüğü (272.0.0.0) fonundaki belgelerden istifade edilmiştir. Bu tasnifte Ermenilerin sevk ve iskânı sırasında iâşelerinin sağlanması, bu amaçla vilayet ve mutasarrıflıklara gönderilen paralarla ilgili belgelerden yararlanılmıştır. Araştırmada kullanılan bir diğer arşiv, Kızılay’dır. Arşivdeki en eski belge, 1868 yılına ait İstanbul’da Osmanlı Devleti Yaralı Kara ve Deniz Askerleri için Merkez Yardım Derneği’nin örgütlenmesine dair geçici komite oluşturmasına ilişkin karardır. 1868 yılından 1911 yılına kadar belgelerin büyük bir bölümü transkript edilmiştir. Maalesef Ermenilere yapılan yardımlarla ilgili çok az belgeye rastlanılmıştır. Hâlbuki Hilal-i Ahmer Cemiyeti yani Kızılay’ın Ermenilere yönelik yardımları olmuştur. Bu

(19)

5 anlamda dileğimiz Kızılay Arşivi’ndeki Ermenilerle ilgili bütün belgelerin bir an önce tasnif edilip, araştırmacıların hizmetine sunulmasıdır.

Ayrıca Amerikan arşivlerinde bulunan ve Amerikan Kızılhaçının 1881-1916 yılları arasındaki kayıtlarını ihtiva eden arşiv belgelerinden, 1915 ve 1916 yıllarını kapsayan belgeler kullanılmıştır. Amerikan Kızılhaçının Ermenilere yiyecek ve giyecek yardımlarının yanı sıra Amerikan misyoner kuruluşlarıyla yaptıkları ortak çalışmalara ilşkin önemli bilgilere rastlanılmıştır. Amerikan Başkanı Woodrow Wilson’un Ermeni ve Suriyelilere yönelik Amerikan halkına yaptığı yardım çağrısını içeren bildirisi, Kızılhaç belgelerinde görülmüştür. Hatta bu bildiriyi çalışmamızın ekler kısmına koymayı uygun bulduk. Amerikan Kızılhaçıyla birlikte Protestan misyonerlerin de Ermenilere sevk ve iskân sırasında yardımları olmuştur. Misyonerler, 1810 yılında Boston’da kurulan ve 1820’de Osmanlı Devleti’nde faaliyet gösteren “American Board of Commissioners for Foreign Missions” adlı Amerikan misyoner örgütüne bağlı olarak çalışmaktadırlar. Bu misyoner örgütüne kısaca “Board” ya da ”ABCFM” denilmektedir. Misyonerlerin Board yöneticileriyle veya Board yöneticilerinin ABD hükümet temsilcileriyle yaptıkları yazışmalar, araştırmamızda kullanılmıştır. Yazışmalar, sevk ve iskân sırasında Ermenilerin ihtiyaçları ve Ermenilere yapılan para, yiyecek, giyecek, barınma, ilaç gibi yardımları kapsamaktadır.

Yayımlanmış arşiv belgeleri tezde kullanılmıştır. Bunlar arasında Başbakanlık Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü Osmanlı Arşivi Daire Başkanlığı’nın yayınladığı “Osmanlı Belgelerinde Ermeniler (1915–1920)” ve “Osmanlı Belgelerinde Ermenilerin Sevk ve İskânı (1878–1920)”, TBMM’nin yayınladığı ve editörlüğünü Hikmet Özdemir ile Yusuf Sarınay’ın yaptığı “Türk-Ermeni İhtilafı Belgeler”, Genelkurmay ATASE’nin çıkardığı Askerî Tarih Belgeleri Dergisi’nin 81 ve 83 sayılı yayınlarından, yine Genelkurmay ATASE tarafından yayınlanan sekiz ciltlik,

(20)

6 “Arşiv Belgelerine Göre Ermeni Faaliyetleri 1914-1918” adlı eserlerin I, II, VII ve VIII. ciltlerinden faydalanılmıştır.

Ayrıca Amerikan misyonerlerinin konsolosluklarla, konsolosların İstanbul Büyükelçiliği, Büyükelçiliğin de Amerikan Dışişleri Bakanlığı’yla yaptığı yazışmaları ihtiva eden ve Ara Sarafian tarafından derlenen üç ciltlik “United States Official Documents on the Armenian Genocide” isimli eseri ifade etmek gerekir. Ancak bu eser, dikkatlice incelenip ve iç ve dış tenkit süzgecinden geçirildikten sonra kullanılmıştır. Çünkü misyoner veya konsolosluk raporları genelde taraflı, önyargılı ve duyumlara dayalı olarak yazılmıştır. Buna rağmen, çalışmamıza önemli katkılar sağlamıştır. 1929 ve 1933’te Amerikan hükümeti tarafından yayınlanan ve I. Dünya Savaşı sırasında Amerika Birleşik Devletleri’nin dış ülkelerle yaptıkları yazışmaları içeren ilki “Papers Relating to the Foreign Relations of the United States, The World War 1916, Supplement The World War’’ ve diğeri “Papers Relating to the Foreign Relations of the United States, Supplement 2 The World War, 1918” isimli eserlerde yer alan Ermenilere yapılan yardımlara ilişkin bilgilerden yararlanılmıştır.

Araştırmada, resmî yayınlar içerisinde, geçici Sevk ve İskân Kanunu’yla birlikte devamında çıkarılmış kanunların yer aldığı “Takvim-i Vekayi Gazetesi”nden ve “Düstur”dan faydalanılmıştır. Takvim-i Vekayi dışında herhangi bir gazeteden yararlanılamamıştır. Bunun nedeni de, I. Dünya Savaşı sırasında basına karşı uygulanan sıkı sansürdür. Zaten geçici Sevk ve İskân Kanunu’nun çıktığı 27 Mayıs 1915 tarihinden 1917 yılı sonlarına kadar Osmanlı basınında Ermeni sevkiyle ilgili haberlerin basında pek yer almadığı görülmektedir3.

3 1915-1917 yılları arasında Ermeni sevkiyle ilgili Osmanlı basın- yayın organlarında çok az haber çıkmıştır. Çıkan haberlerde de Osmanlı Devleti’nin Ermenilere yönelik uygulamalarından bahsedilmemektedir. Basın yayın organlarıyla ilgili yapılmış çalışmalar için bkz. Münevver Güneş Eroğlu, Armenians in the Ottoman Empire according to Ikdam, Ortadoğu Teknik Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi, Ankara 2003; Yusuf Taratmış, Türk Basınında Ermeni Meselesi (1914-1919) (Alemdar, Ati

(21)

7 1915-1922 yılları arasında Amerikan gazeteleri ve dergilerinde Ermeni meselesiyle ilgili çıkan yazıları derleyen Richard Diron Kloan’ın “The Armenian Genocide, News Accounts From the American Press: 1915-1922” adlı eserinden yararlanılmıştır. Bu eser Amerikan gazete ve dergilerinde, misyoner raporlarına dayanılarak Ermenilerin içinde bulunduğu şartları anlatıp, yardımların toplanılmasında kullanılan ilgi çekici başlıkları, yardımların nasıl dağıtıldığı ve Amerikan basınının meseleye bakışını ortaya koyması bakımından önemlidir. Fakat Amerikan basınının Ermeni meselesiyle ilgili propaganda içerikli yayınları nedeniyle bu eser eleştirel bir yaklaşım sonucunda çalışmada kullanılmıştır.

Araştırmada, yerli yabancı hatıra ve günlüklerden yararlanılmıştır. Bunlardan bazıları Alpay Kabacalı tarafından hazırlanan Talat Paşa’nın Anıları, Cemal Paşa’nın Hatıralar, Ali Fuad Erden’in Birinci Dünya Savaşı’nda Suriye Hatıraları, Tacy Atkinson’un, The German, The Turk and the Devil Made a Triple Alliance, Harpoot Diaries 1908-1917, Bertha Morley’in Marsovan 1915: The Diaries of Bertha’dır. Talat Paşa, Ermenilerin sevk ve iskânı sırasında Dâhiliye Nâzırı olarak görev yapmıştır. Hatıralarında sevk kararının neden alındığı, Osmanlı Devleti’nin uygulamaları ve görevlerini kötüye kullananlara karşı nasıl cezalar verildiği, yabancıların Ermeni meselesine taraflı bakışını anlatmaktadır.

Cemal Paşa, I. Dünya Savaşı’nda IV. Ordu Kumandanı olarak Yakındoğu’da bulunmuştur. Devletin Ermenilere yönelik uygulamaları ve kendi inisiyatifiyle gerçekleştirdiği yardımlardan az da olsa bahsetmektedir. Paşa’nın, hatıralarında yardımlarından söz etmemesinin nedeni, insani hislerle yaptığı yardımların bir kıymetinin kalmayacağı endişesidir. Fakat hem arşiv belgeleri hem de yerli yabancı kaynaklar Paşa’nın Ermenilere yardımlarını

Gazetelerine Göre), Erciyes Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Yayınlanmamış Yüksek

Lisans Tezi, Kayseri 2005; Bengi Kümbül, Tercüman-ı Hakîkat Gazetesi’ne Göre Osmanlı

Ermenileri (1914-1918), Osmangazi Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Yayınlanmamış

Yüksek Lisans Tezi, Eskişehir 2005; Serkan Gül, Armenian Question in Tasvir-i Efkar

Between 1914 And 1918, Ortadoğu Doğu Teknik Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü

(22)

8 ortaya koymaktadır. Zaten Ermeniler de ona “Ermenilerin Paşası” lakabını takmışlardır. IV. Ordu Kurmay Başkanlığı yapan Ali Fuad (Erden) hatıralarında Cemal Paşa’nın Ermeniler için yaptığı yardımları ifade etmektedir. Atkinson’ın Harput’la, Morley’in Merzifon’la ilgili günlükleri birbirinin benzerleridir. Yani asma, kesme, boğma, öldürme gibi propaganda amaçlı yazılmış eserlerdir. Fakat eserlerin bu yönleri dikkate alınmamıştır. Yalnız eserlerde yer alan misyoner yardımları çalışmaya yansıtılmıştır.

Ayrıca şimdiye kadar belirttiğimiz kaynakların dışında, çalışmayla ilgili mevcut araştırmalar, kitaplar ve makaleler de gözden geçirilmiş olup, bibliyografyada gösterilmiştir. Yalnız bunlar içerisinde, Yakındoğu’daki insanlara yardım etmek amacıyla 1915 yılında kurulan ve ilk olarak “American Committee for Armenian and Syrian Relief” kısaca “ACASR”, daha sonra 1918 yılında “American Committee for Relief in the Near East” yani “ACRNE” , 1919’da da “Near East Relief” adını alan ve “NER” olarak bilinen yardım teşkilatının başında bulunan James L. Barton’un yazdığı Story of Near East Relief adlı eserin önemini ayrıca ifade etmek gerekir. Eserde, Yardım Komitesi’nin 1915-1930 yılları arasında yaptıkları yardımlar anlatılmaktadır. Araştırmada, eserin özellikle 1915-1917 yıllarına ait yardım faaliyetleriyle ilgili bilgilerinden yararlanılmıştır.

C. Sevk ve İskân Kanunu’na Kadar Türk-Ermeni İlişkilerine Kısa Bir Bakış

Selçuklu Devleti’nin önce Kafkasya ardından Anadolu’ya girmeye başlamasıyla hem Ermenistan denilen coğrafi bölgede4 Türk egemenliği, hem

4 Ermenistan denilen yerin çevresi kuzeyden Karadeniz ve Gürcistan, güneyden İran, El-cezire, Suriye ve Akdeniz’den kuşatılmıştır. Ermenistan’ın arazisi Mezopotamya’dan başlayarak Kur nehrine kadar yavaş yavaş yükselir ve Karadeniz, Hazar denizi arasında yüksek bir yayla şeklini alır. Bu sebeple Ermenistan’ın etrafı nispetle bir dağ adası hâlinde görünür. Ermenistan’ı Fırat nehri ikiye böler. Bunun doğu kısmına Büyük Ermenistan, batıya doğru uzanan kısmına Küçük Ermenistan denir. Ermenistan adı bugün Ermeni dediğimiz kimselerin oturduğu ülke anlamında değil, Anadolu, Mezopotamya gibi sadece bir coğrafî bölge adı olarak kullanılmaktadır. Dolayısıyla Ermenistan adı, bölgeye bugünkü Ermeni toplumu gelmeden önce de vardı. Benzer bir örnek Türkler Anadolu’ya geldikten sonra görülmektedir. Bilindiği gibi Rum adı “Romalı” anlamına gelmektedir. Daha sonra bu kelime

(23)

9 de Türklerle Ermenilerin ortak yaşayışları başlamıştır. Ermenistan bölgesi 1157 yılına kadar Büyük Selçuklular, 1194’e kadar Irak Selçuklularının daha sonra Harzemşahların ve İlhanlıların yönetiminde kalmıştır. İlhanlılardan sonra sırasıyla Celayirliler, Timurlular, Karakoyunlular, Akkoyunlular ve Safeviler bölgeye egemen olmuştur. Özellikle Selçuklu yönetimi sırasında Türklerin Ermenilere karşı tutum ve davranışları hakkında Ermeni tarihçi Urfalı Mateos şunu söylemiştir: “ İnsanların en âdili, en akıllı ve kudretlisi olan Melikşah bütün insanlara ve Hıristiyanlara karşı baba gibiydi. Bütün Rum ve Ermeniler kendi istekleriyle onun yönetimine girdiler.” Yine Sultan Melikşah’ın ölümü üzerine de, “Herkesin babası, bütün insanlara karşı merhametli ve hüsnüniyet sahibi sultanın ölümü, bütün dünyayı büyük bir matem içine düşürdü.” demiştir5.

Anadolu Selçukluları zamanında ise merkezi Sis (Kozan) olan Çukurova Ermeni Krallığı XII. yy. sonlarına doğru kuruldu. Çukurova Ermeni Krallığı ile Anadolu Selçuklu Devleti arasındaki ilişkiler daima Türklerin güçlü olup olmadıkları durumuna göre farklılaşmıştır. Bu devlet, I. İzzettin Keykavus (1210-1217) ve I. Alâeddin Keykubad (1220-1237) zamanlarında vergiye bağlandı. Devletin zayıf dönemlerinde Ermeni Krallığı topraklarını genişletmeye çalıştı. I. Gıyaseddin Keyhüsrev (1192-1196, 1204-1210), 1196’da ağabeyi lehine tahttan feragat edip, Sis’e gittiğinde Ermeni Kralı kendisine büyük itibar gösterdi. Fakat 1243 Kösedağ Savaşı’nda Anadolu Selçuklularının bozguna uğramasından sonra Halep’e kaçan Yunanlaşmış Bizansı ifade etmeye başlamıştır. Giderek tamamen coğrafî bir terim hüviyeti taşıyan Rum kelimesi Türkleri ifade etmek için de kullanılmıştır. Örneğin Anadolu için

“Bilâd-ı Rum”, Selçuklu sultanları için “Sultan-ı Rum” denmiştir. Bkz. Esat Uras, Tarihte Ermeniler ve Ermeni Meselesi, İstanbul 1987, s.16; Yavuz Ercan, “Tarihi Belgelerin Işığında

Ermeni İddiaları”, Tarih Boyunca Türklerin Ermeni Toplumu İle İlişkileri (8-12 Ekim 1984

Erzurum), Ankara 1985, s.208. Dolayısıyla buralar Ermenilerin hâkimiyet bölgesi değil

sadece yayılma alanlarıydı.

5 Ali Sevim, Genel Çizgileriyle Selçuklu-Ermeni İlişkileri, Ankara 2002, s.13; Mehmet Ersan, “Selçuklular Döneminde Türk-Ermeni İlişkileri”, Yeni Türkiye Ermeni Sorunu Özel Sayısı II, Sayı: 38, Yeni Türkiye Yayınları, Ankara 2001, s.604; Urfalı Mateos Vekai-Nâmesi

(952-1136) ve Papaz Grigor’un Zeyli (1136-1162), Türkçeye Çev. Hrant D. Andreasyan, Notlar:

Edouard Duburer, Çev. M. Halil Yınaç, Ankara 1987, s.146; Ercan, “Ermeni İddiaları”, s.210; ayrıca Selçuklu Devleti ile Ermeniler arasındaki ilişkilerle ilgili geniş bilgi için bkz. Sevim,

(24)

10 Anadolu zenginlerine Ermeni Krallığı tarafından saldırılar düzenlendi. Ayrıca Ermeni Krallığı, kendisine sığınan II. Gıyaseddin Keyhüsrev (1237-1246)’in annesini Moğollara teslim etti. Devamlı olarak Moğolların tarafını tutan bu Krallığa 1375’te Türkmenlerin desteği ile Mısır Memlük Devleti son verdi6.

Ermenilerin Osmanlı Devleti zamanında müreffeh bir yaşam sürdürdüklerini söyleyebiliriz. Yüzyıllarca Osmanlı toplumuna uyum sağlamış, şehir, kasaba ve köylerde yaşayan Ermeniler; ziraat, ticaret, sarraflık, zanaat gibi işlerle meşgul olmuşlardı. Osmanlı Devleti’nde Ermenilere o kadar güven duyuluyordu ki onlara “Millet-i Sadıka” denilmekteydi7. Fatih Sultan Mehmet’in İstanbul’u fethi sırasında biri Kudüs, diğeri Eçmiazin’de iki Gregoryen Ermeni Patrikhanesi vardı. İstanbul’un fethinden sonra Fatih Sultan Mehmet, 1461 yılında İstanbul’da bir Ermeni Patrikhanesi kurulmasını sağladı. Patrikhanenin başına da Bursa Metropoliti Ovakim’i getirdi. Patrik Ovakim’den sonra İstanbul’a gelen Ermeniler Kumkapı, Yenikapı, Samatya, Narlıkapı ve Edirnekapı çevresine yerleştirildiler. 1479’da Karaman Ermenileri, İstanbul’a getirtildi ve Samatya taraflarına oturtuldu. Osmanlı Devleti’nde Ermenilerle ilgili önemli bir durum da Yavuz Sultan Selim zamanında ortaya çıktı. 1516 yılında Mısır Seferi’ne çıkan Yavuz, Suriye ve Filistin ile birlikte Kudüs’ü de Osmanlı yönetimine kattı. Sultan, Kudüs’ü bizzat ziyaret ettiğinde, kendisini şehrin dışında diğer bütün rahipler ve halk ile birlikte Ermeni Patriği III. Serkis de karşıladı.

6 Nejat Göyünç, Türkler ve Ermeniler, Haz. Kemal Çiçek, Ankara 2005, s.37-38; ayrıca Anadolu Selçuklu Devleti ile Ermeniler arasındaki ilişkilerle ilgili geniş bilgi için bkz. Sevim,

Selçuklu-Ermeni, s.19-32; Ersan, “Selçuklular”, s.604-619.

7 Yusuf Hikmet Bayur, Armenians, Edited by: Kemal Çiçek- Pınar Eray, Ankara 2010, s.3; Enver Ziya Karal, Osmanlı Tarihi, VIII, Ankara 1995, s.126, Fahir Armaoğlu, 19. Yüzyıl

Siyasi Tarihi (1789-1914), Ankara 2003, s.566; gerek devlete sadakatleri, gerekse iyi Türkçe

ve yabancı dil konuşmaları ve Türk adetlerini benimsemeleri Ermenilerin Osmanlı Devleti’nde çeşitli hizmetlere atanmalarına sebep olmuştur. Özellikle Hâriciyede önemli görevlere getirilmişlerdir. Hâriciye dışında bu hizmetlerden bazıları, Darphane Emirliği, Darphane Meskûkât Nâzırlığı, Meclis-i Maârif Müsteşarlığı, nafia, orman ve maadin ve maliye gibi alanlarda Nâzırlıklar ve Meclis-i Ayan azalıklarıdır. Bunun için bkz. Rahip G. Çarkçıyan, Türk Devleti Hizmetinde Ermeniler, İstanbul 2006, s.97-152; Göyünç, Ermeniler, s.78-84.

(25)

11 Osmanlı Sultanı, 9 Kasım 1517 tarihinde Ermeni Patriği’ne Ermenilere tanıdığı hak ve imtiyazları belirten bir ferman verdi8.

Kanuni Sultan Süleyman devrinde, Erzurum Beylerbeyliği kuruldu. Kanunnâmenin de yayınlanmasıyla hem Türk hem de Hıristiyan ahâlinin hakları korundu. İranlı ve Osmanlı tüccarları yanında Ermeniler de ırki yetenekleri dolayısıyla hem ticarette ve hem de bulundukları şehrin sosyal hayatında kendilerini gösterdi. XVII. yüzyılın başlarında, Celâli olayları nedeniyle Ermeniler arasında da huzursuzluklar oluştu. Erzurum, Erzincan, Harput, Malatya, Kayseri, Sivas gibi yerlerde yaşayan Ermeniler, 1595-1640 yılları arasında, bulundukları yerleri terk ederek İstanbul ve Tekirdağ’a yerleşmeye başladılar. Fakat devlet, 1609 ve 1635 yıllarında Ermenileri, eski yerlerine geri gönderdi. 1635 yılındaki göç, Sultan IV. Murat’ın teşebbüsüyle başladı ve Ermeniler Erzincan, Kemah, Eğin ve Divriği taraflarına sevk edildi9.

XVII. yüzyıl sonlarında Çar Büyük Petro’nun başa geçmesiyle beraber Ruslar, güneye inme siyasetlerinde büyük bir engel olarak gördükleri Osmanlı Devleti’ni yıkabilmek için, başta Ermeniler olmak üzere, Gayrimüslimleri bu devlet aleyhine kışkırttılar. Çar Büyük Petro döneminde taraflar arasındaki bu münasebetler kısa zamanda gelişerek XVIII. yüzyılın ilk çeyreğinin sonlarında ittifaka dönüştü. Nitekim Rusya’nın 1723-1724’te Kafkaslara inmesi ile Rus hükümeti, Gürcü ve Ermenilerle bu iki topluluğun ileri gelenlerinin çocuklarının okutulması üzerine bir antlaşma yaptı. Taraflar arasındaki bu antlaşmanın 1753 yılında içeriği değiştirildi. Buna göre Ruslar, Gürcü ve Ermenileri İran ve Osmanlı Devleti’ne karşı korumayı vaat ediyordu. Bu arada daha önce Rusya’ya tahsile gönderilen Ermeni ve Gürcü gençlerinden bir kısmı cemaatlerine dönmelerine karşılık, çoğunluğu Rus ordularına subay olarak katıldı. Rusların 1828-1829’da Osmanlı Devleti’ne

8 Uras, Ermeni Meselesi, s.149; Ercan, “Ermeni İddiaları”, s.211.

9 Enver Konukçu, ”Osmanlılar ve Millet-i Sâdıkadan Ermeniler”, Yeni Türkiye Ermeni Sorunu Özel Sayısı II, Sayı: 38, Ankara 2001, s.622-623.

(26)

12 karşı Kafkaslarda yaptığı savaşlarda Ermeni ve Gürcü asıllı subayların büyük rolü olmuştur10.

Bilindiği gibi 1789 yılında Fransız İhtilali’nin patlak vermesiyle milliyetçilik dünyaya yayılmaya başlamıştır. Bu etki kendisini Osmanlı Devleti’nde de göstermiştir. Nitekim Balkanlardaki Hıristiyan topluluklardan Sırplar, Yunanlar, Rumlar ve Bulgarların bağımsızlık yolunda hızla ilerlemeleri Ermenilere örnek olmuştur. Ancak Ermeniler, Balkan milletlerinin aksine Osmanlı Devleti’nin her tarafına yayılmış bir durumdaydı. Hatta Ermeniler, daha yoğun olarak yaşadıkları Doğu Anadolu’da bile, Müslümanlara oranla azınlıktaydılar.

Osmanlı Devleti, yeniden eski güce kavuşmak, merkezi otoriteyi tahsis etmek, ülkede nizam ve intizam sağlamak için 1839’da Tanzimat Fermanı’nı ilan etmiştir. Fermanı’nın ilan edilmesi, Ermeni cemaatinde canlı bir ıslahat hareketi görülmesine sebebiyet vermiştir. Eğitim seferberliğine girişildiği gibi merkezde ve taşrada Ermenice gazeteler çıkarılmıştır. Ermeni Gregoryen cemaatinin dinî reisi olan Patriğin danışma meclisi yeniden düzenlenmiştir. Böylece 1847 yılında 14 üyeli Ruhanî Meclis ile 20 üyeli Yüksek Meclis kurulmuştur. Ticaret ve zanaat erbabından teşekkül eden bu ikinci meclis zamanla cemaatin en nüfuzlu müessesesi hâline gelmiştir11.

1856 yılında Islahat Fermanı’nın ilan edilmesinden yararlanılarak Mart 1863 tarihinde “Ermeni Millet Nizamnâmesi12” yürürlüğe girdi. Nizamnâme 99 maddeden oluşuyordu. Nizamnâmeye göre, 140 temsilciden meydana gelen yeni bir meclis kuruldu. Meclisin 20 üyesi İstanbul Ruhbanı arasından, 40’ı taşradan, 80’i İstanbul’dan seçilecekti. Eskiden mevcut olan 14 üyeli dinî

10 Kemal Beydilli, 1828-1829 Osmanlı-Rus Savaşında Doğu Anadolu’dan Rusya’ya Göçürülen Ermeniler, Türk Tarih Belgeleri Dergisi, XIII/17’ den Ayrıbasım, Türk Tarih

Kurumu Basımevi, Ankara 1988, s.383-393; Mehmet Saray, “Türk-Sovyet Münasebetleri ve Ermeni Meselesi”, Tarih Boyunca Türklerin Ermeni Toplumu İle İlişkileri (8-12 Ekim 1984

Erzurum), Ankara 1985, s.127.

11 Kamuran Gürün, Ermeni Dosyası, İstanbul 2005, s.102; Uras, Ermeni Meselesi, s.159. 12 Ermeni Millet Nizamnâmesi’nin maddeleriyle ilgili değerlendirme için bkz. Uras, Ermeni Meselesi, s.165-171.

(27)

13 meclis ile 20 üyeli Yüksek Meclis muhafaza ediliyor, ancak bunların seçiminin Milli Meclis tarafından yapılması hükmü getiriliyordu. Ayrıca Ermeniler arasında basın-yayın faaliyetleri arttı. 1839-1866 arasında Ermenilerin İstanbul’da çıkardıkları günlük gazete sayısı 14’tü. Öyle ki Ermeniler, Van’da bile gazete çıkarıyorlardı13.

Ermenilerin, Osmanlı Devleti’nden ayrılma isteğinin ilk açık belirtisi 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı sonucunda ortaya çıkmıştır. Ermeni Patriği Nerses Varjabedyan, Yeşilköy’e kadar ilerleyen Rus ordusunun Başkumandanlık karargâhına gitmiş ve Rus Çarı’nın himayesinde Doğu Anadolu’da bir Ermeni devleti kurulmasını teklif etmiştir. Patriğin teklifi, Rusya’nın menfaatine uygundur. Bu sebeple, 3 Mart 1878 tarihinde imzalanan Ayastefanos Antlaşması’nın 16. maddesi, Doğu Anadolu’da Ermenilerin oturduğu yerlerde ıslahat yapılmasını şart koşuyordu. Rusların Osmanlılara karşı kazandığı zafer Yakındoğu’da devletlerarası dengeyi bozmuştu. Bu nedenle İngiltere’nin müdahalesi sonucunda 13 Haziran 1878 tarihinde Berlin’de konferans düzenlendi. Ermenilerle ilgili olarak, bir yandan Mısırlı Bogos Nubar Paşa diğer yandan da Ermeni Patrikliği konferansa farklı tasarılar sundu14. Sonuçta 13 Temmuz 1878’de Berlin Antlaşması imzalandı. Berlin Antlaşması’nın 61. maddesi Ermenilerle alakalıdır. Bu maddeyle Osmanlı yönetimi, Ermenilerin oturdukları altı vilayette (Erzurum, Bitlis, Van, Sivas, Harput ve Diyarbakır) ıslahat yapılmasını ve Ermenilerin Çerkez ve Kürtlere karşı korunmalarını benimsemişti. Fakat Ermeniler, bağımsız bir devlet kurabilme amaçlarına ulaşamamışlardı15. Bu durum Ermenilerin bağımsızlık heveslerini azaltmayacak, bağımsızlık hedeflerine XIX. yüzyılın ikinci yarısından sonra kurdukları cemiyetler ve komiteler vasıtasıyla ulaşmaya çalışacaklardır.

13 Bayur, Armenians, s.2-3; Gürün, Ermeni Dosyası, s.102.

14 Hem Mısırlı Bogos Nubar Paşa’nın hem de Ermeni Patrikliği’nin tasarıları için bkz. Uras, Ermeni Meselesi, s.209-226.

(28)

14 Ermenilerin kurdukları cemiyetlerden ilki 1860 yılında Hayırsever Cemiyeti’dir. Daha sonra Fedâkarlar Cemiyeti ve 1870-1880 yılları arasında da Araratlı, Okul Sevenler, Şarklı ve Kilikyacemiyetleri kurulmuştur. Şarklı ve Okul Sevenler Muş ve civarında, Araratlı Cemiyeti ise özellikle Van dolaylarında çalışıyordu. Araratlı, Okul Sevenler, Şarklı ve Kilikya cemiyetleri birleşerek “Ermeni Birleşik Cemiyeti” adını aldı. 1879 yılında Üsküdar’da Milliyetçi Kadınlar Cemiyeti, Madmazel Zabel Hancıyan ile diğer bazı Ermeni kadınlar tarafından kuruldu. 1880’de Erzurum’da Silâhlılar Cemiyeti faaliyet göstermeye başladı. Ancak bu cemiyet faaliyetlerini 1883 yılına kadar sürdürebildi. Üyelerinin bir kısmının tutuklanmasıyla cemiyet dağılmıştır. Daha sonra Ermenistana Doğru Cemiyeti, Kafkasya’da Genç Ermenistan Cemiyeti, 1883’te Van’da Karahaç Cemiyeti kuruldu. 1881’de Erzurum’da kurulan Şura-yı Ali Cemiyeti bir süre sonra adını değiştirerek Müdâfi Vatandaşlar Cemiyeti oldu16.

Yukarıda saydığımız cemiyetlerden başka asıl üç tane büyük ihtilalci komite vardı. Bunlar Armenekan, Hınçak ve Taşnaksutyun’dur. Armenekan’ın kurucuları Mığırdıç Portakalyan’ın öğrencileridir17. Armenekan’ın hedefi, ihtilal yolu ile Ermenileri kendi kendilerini idare edecek bir siyasi teşekküle kavuşturmaktır. Komite’nin ABD’de ve Türkiye’de Muş, Bitlis, Trabzon ve İstanbul’da, İran’da Tebriz ve Salmas’ta şubeleri vardı. Hınçak (Çan) Komitesi’ni ise Rusya’yı terk ederek Avrupa üniversitelerinde öğrenimlerini devam ettirmeye çalışan yirmili yaşlarda iyi aile çocukları olan yedi Ermeni genci kurmuştur. Ağustos 1887 tarihinde Cenevre’de kurulan bu komitenin amacı Armenekanla aynıdır. Önce

16 Davut Kılıç, Osmanlı Ermenileri, Arasında Dini ve Siyasi Mücadeleler, Ankara 2006, s.249-250; Uras, Ermeni Meselesi, s.421.

17 Mığırdıç Portakalyan, 1848’de İstanbul Kumkapı’da doğmuştur. Babası gençliğinde Paris’e tahsile gitmiş ve dönüşünde 1858 yılında bir süre Babıâli Tercüme Odası’nda çalışmış, 1866’da Maliye Nezareti’nde danışmanlık, daha sonra Ziraat Bankası’nda müdürlük yapmış olan Mikael Portakal Paşa’dır. Mığırdıç, İstanbul’da Ermeni okullarında öğrenim görmüş, genç yaşta siyasi faaliyetlere girişerek Ermeni Millî Meclisi çalışmalarına katılmış, 1867-1869 arasında Tokat’ta öğretmen olarak çalışmıştır. 1876 yılında yayın ve öğretim faaliyetlerinden ötürü Ararat Cemiyeti’nin önde gelen üyelerinden birisi olmuştur. 1885’te Marsilya’ya giderek Armenia Gazetesi’ni yayımlamaya başlamıştır. Bkz. Göyünç, Ermeniler, s.98-99.

(29)

15 İstanbul’da, sonra da Anadolu’da Amasya, Arapkir, Bafra, Eğin (Kemaliye), Merzifon, Tokat ve Yozgat’ta örgütlendiler. Üçüncü Ermeni İhtilal Komitesi olan Taşnaksutyun da 1890 yılında Tiflis’te kurulmuştur. Komitenin yayın organı “Droşak” yani “Bayrak”tır. Tebriz, Hoy, Salmas gibi Osmanlı Devleti’nin doğu sınırlarına yakın yerleri eylem mıntıkası olarak seçmiş, Van etrafındaki Darık Manastırı da Türkiye’ye girecek Ermeni tedhişçilerin üssü olmuştur18.

Önce özerkliğe, daha sonra da bağımsızlığa kavuşmak amacında olan Ermeniler, Berlin Antlaşması’yla bu amaçlarını gerçekleştiremeyince bu sefer hedeflerine ulaşmak için Osmanlı Devleti’nde isyanlar çıkarmaya başlamışlardır. Ancak isyanlar bastırılınca ABDli ve Avrupalı Ermeni sempatizanlarının da desteğiyle Türkler katliam yapıyor propagandasını yaparak, dünya kamuoyunu Osmanlı Devleti’nin aleyhine döndürmek istemişler ve onların da müdahalesiyle nihaî hedefleri olan bağımsızlıklarına ulaşacaklarını zannetmişlerdir.

Bu anlamda Anadolu’da ilk ciddi olaylar, 1890 yılında Erzurum’da19 “Anavatan Müdâfileri Cemiyeti” üyelerinin ve İstanbul Kumkapı’da Hınçak Komitesi’nin kışkırtmalarıyla çıktı. İki taraftan da insanların öldüğü bu olaylarda, iki topluluk arasında karşılıklı düşmanlıklar doğdu. Avrupa basınının bu olayları Ermenilere yapılmış bir katliam olarak vermesi ve onları

18 Gürün, Ermeni Dosyası, s.186-195. Göyünç, Ermeniler, s.99-100; ayrıca Hınçak ve Taşnaksutyan komiteleriyle ilgili geniş bilgi için bkz. Uras, Ermeni Meselesi, s.426-457. 19 1890 yılında Erzurum’da Ermeni isyanlarının başlamasında Ermeni Kilisesi’nin çok büyük rolü vardır. Rusya’dan getirilen silâhlar, Ermenilere ait kilise mahzenlerinde saklanmış. Erzurum’da her an Ermeni İsyanı’nın başlayabileceğinin farkına varan yerel yöneticiler, Ermeni Kilisesi’nin etrafını askerlerle çevrilmesini sağlamış. Bunun üzerine isyancılar kilise içerisinden Osmanlı askerlerine ateş etmiştir. Böylece Erzurum’daki Ermeni olayları kiliseden açılan ateş sonucunda başlamış ve şehir geneline yayılmıştır. Aynı zamanda Ermeni Kilisesi ve Okulu’nun (Sanasaryan) silâhların imal edildiği yerler olduğu güvenilir bir Ermeni muhbir tarafından Erzurum Merkez Kumandanlığı’na bildirilmiştir. Bu bilgiler için bkz. BOA,

Y.PRK.ASK, nr.62/97, Lef 1; nr.62/30. Ayrıca Ermeni cemaatinin açtıkları okullarda Ermeni

öğrencilerinin kafalarına bağımsızlık fikri de sokulmuştur. Osmanlı yetkilileri tarafından bu okullarda yapılan aramada el ile işlenmiş bir Osmanlı haritası bulunmuştur. Haritada, Rusya’ya bağlı Van ve Erzurum vilayetleriyle Türkistan’ın bir kısmını içine alan büyük harflerle yazılı “Bağımsız Ermenistan” gösteriliyordu. Osmanlı yetkilileri, böyle bir durumun gerçekleşmemesi için Ermeni Patrikliği’ni uyarmış. Patriklik de Osmanlı yetkililerine bir daha bu tür faaliyetlerin olmayacağı yönünde karşılık vermiştir. Bkz. BOA, Y.PRK.MF, nr.3/15.

(30)

16 ezilen bir toplum olarak göstermesi Ermenilerin cesaretlenmelerine yol açtı. Bunun üzerine Ermeniler, Aralık 1892’de Van valisine suikast düzenledi. Eylül 1893’te komitecilerin Merzifon’da faaliyet gösterdikleri ev, hükümet yetkililerince öğrenilip basıldı. Ev içindeki komiteciler tarafından açılan ateş sonucunda 25 asker yaralandı. Hatta bunlar içerisinde şehit olanlar vardı. Ağustos 1894’te Sasun’daki Ermeni isyanları, Hınçak komite üyelerinden ve Kumkapı Olayı’nın faillerinden Haçinli Hamparsum Boyacıyan’ın tahrikleri sonucu Ermeniler ile Müslümanların arasındaki çatışmalarla başladı ve isyan 23 Ağustos 1894 tarihinde Osmanlı kuvvetleri tarafından bastırılmasıyla son buldu20.

10 Ekim 1895’te Zeytun’un (Süleymanlı) Alabaş köyüne bir tahkikat için giden iki jandarma, Ermeniler tarafından öldürüldü. 24 Ekim’de bir grup Ermeni, Zeytun’a geldi ve burada Türkleri esir alarak öldürdü. Bu olaya Ermeni kadınları da katıldı. İsyanı çıkartanların elebaşları yakalandı. Lâkin Rus, Fransız ve İngilizlerin Halep’teki konsoloslarının girişimleri ile serbest bırakıldılar. 15-24 Haziran 1896 tarihleri arasında Van’da meydana gelen Ermeni isyanları sonucunda 418 Müslüman, 1.715 Ermeni hayatını kaybetti. 363 Müslüman’la 71 Ermeni de yaralandı21. 26 Ağustos 1896’da İstanbul’da Osmanlı Bankası işgal edildi. 1904’te Sasun’da ikinci kez isyan meydana geldi. Nisan-Temmuz ayları arasındaki olaylarda 1.000 civarında Türk ve 19 Ermeni öldü. 21 Temmuz 1905 tarihinde cuma günü Yıldız Sarayı önünde II. Abdülhamid’e suikast düzenlendi22. Bunlar, Ermenilerin gerçekleştirdikleri olaylardan bazılarıdır.

20 Gürün, Ermeni Dosyası, s.212-216; Uras, Ermeni Meselesi, s.471-478; Göyünç, Ermeniler, s.108-109.

21 Uras, Ermeni Meselesi, s.491-506. Gürün, Ermeni Dosyası, s.227-235; Göyünç, Ermeniler, s.109-111; ayrıca Zeytun isyanlarıyla ilgili geniş bilgi için bkz. Nejla Günay, Maraş’ta

Ermeniler ve Zeytun İsyanları, İstanbul 2007; 1896 yılında Van’daki Ermeni isyanlarıyla ilgili

geniş bilgi için bkz. Dilşen İnce Erdoğan, Amerikan Misyonerlerinin Faaliyetleri ve Van

Ermeni İsyanları, (1896), İstanbul 2008.

22 Bu olaylarla ilgili geniş bilgiler için bkz. Gürün, Ermeni Dosyası, s.235-241; Göyünç, Ermeniler, s.111; Uras, Ermeni Meselesi, s.506-531.

(31)

17 Bunun yanında Berlin Antlaşması’ndan sonra Ermenilerin oturdukları bölgelerde ıslahat yapılacağı belirtilmişti. Ermenilerin Rus etkisinde olmaları ve böylece Rusların güneye inebilme fırsatı vereceğinden, İngiliz hükümetinin Ermeni ıslahat hareketine sıkı sıkıya sarılmasına sebebiyet vermiştir. Hatta İngilizler, meselenin önderi durumuna gelmiştir.

1880-1894 yılları arasında Doğu Anadolu’da gerçekleştirilmeye çalışılan ıslahat girişimleri sonucunda polis teşkilatında görev alan Gayrimüslimlerin sayısı arttı. Nüfus yapısına göre nahiye meclislerine yöneticiler Müslim ve Gayrimüslimlerden seçildi. Bu dönemde şikâyetlerin ve suçların azaldığı, bayındırlık ve okullaşma alanlarında yol ve köprü yapımı, okul inşâ ve tamiri gibi gelişmelerin olduğu gözlemlendi. İngiltere’nin öncülüğünde Ermenilerin oturdukları vilayetlerde ıslahat görüşmeleri 1897’ye kadar sürdü. Ayrıca bunun için Şakir Paşa, Genel Müfettiş olarak atandı23. 1897’de Osmanlı-Yunan Savaşı, 1909 Adana Olayları24, 13 Nisan 1909 tarihinde meydana gelen ve 31 Mart Vakası diye anılan olay ile asıl dikkatler II. Abdülhamid’in tahttan indirilmesi üzerine oldu. 1910’da Arnavutluk’ta başlayan isyan, 1911’de İtalya ile Trablusgarp Savaşı’nın yapılması ve nihayet 8 Ekim 1912 tarihinde Balkan savaşlarının patlak vermesi, Ermeni vilayetindeki ıslahat hareketlerini gündemden çıkarttı25.

30 Haziran 1913 tarihinde başlayan yeni görüşmelere İstanbul’daki Rus, Fransız, İngiliz ve Alman büyükelçileri katıldı. En kıdemli olan Avusturya-Macaristan Büyükelçisi Başkanlığı’nda, onun Yeniköy’deki yalısında toplanıldı. Bu toplantıda, Rus-İngiliz ve Fransız uzmanlarınca hazırlanan ortak metin görüşülmeye başlandı. Vilâyat-ı Sitte’yi ihtiva edecek tek bir

23 Şakir Paşa’nın Genel Müfettişliği’yle ilgili bilgi için bkz. Ali Karaca, Anadolu Islahatı ve Şakir Paşa, 1838-1899, İstanbul 1993.

24 Olaylarla ilgili geniş bilgi için bkz. Mehmed Asaf, 1909 Adana Ermeni Olayları ve Anılarım, Haz. İsmet Parmaksızoğlu, Ankara 2002; Cemal Paşa, Hatıralar, Tamamlayan ve

Tertipleyen: Behçet Cemal, İstanbul 1959, s.348-355; Uras, Ermeni Meselesi, s.550-568. 25 Gürün, Ermeni Dosyası, s.255; Göyünç, Ermeniler, s.103; Ercüment Kuran, “Ermeni Meselesinin Milletlerarası Boyutu (1877-1897)”, Tarih Boyunca Türklerin Ermeni Toplumu

(32)

18 Ermeni vilayeti kurulacak, başına da beş yıl için geniş yetkilerle donatılmış bir Osmanlı Hıristiyanı veya bir Avrupalı vali tayin edilecekti. Neticede uzun süren görüşmeler ve tartışmalardan sonra 8 Şubat 1914 tarihinde yeni bir metin üzerinde anlaşmaya varıldı. “Yeniköy Antlaşması” Osmanlı Sadrazamı ve Hâriciye Nâzırı Sait Halim Paşa ve İstanbul’daki Rus Maslahatgüzarı Constantin Goulkevitch arasında imzalandı. İmzalanan bu antlaşma ile yapılması düşünülen ıslahat konusu ayrıntılı olarak ele alındı. Buna göre Erzurum, Trabzon ve Sivas’ı kapsayan bölgeye Hollanda’dan Westenek; Van, Harput ve Diyarbakır çevresine de Norveç’ten Hoff Genel Müfettiş olarak atandı26.

Osmanlı Devleti, bu anlaşmayı Rusya ile imzaladığından Ermeni meselesinin takipçisi de tek başına Rusya oluyordu. Böylece Doğu Anadolu vilayetlerinde Ermeniler üzerinde yapılan ıslahat hareketlerine Avrupa devletleri artık müdahil olamayacaklardı. Yapılan bu antlaşma, Osmanlı Devleti tarafından hemen halka açıklanmadı. Bununla ilgili bilgiler ancak 11 Şubat 1914 tarihinde gazetelerde yayımlanarak halka duyuruldu. Nitekim antlaşmanın imzalanmasından sonra, İstanbul’da Fransızca olarak yayımlanan ve daha çok Alman görüşlerini yansıtan Lloyd Ottoman Gazetesi’nin 20 Mayıs 1914 tarihli nüshasında, Rusya ile böyle bir antlaşmanın imzalanmasıyla, Yakındoğu’daki Alman menfaatlerinin zarara uğradığı belirtiliyor, Türk devlet adamlarının devletlerarası ilişkilerde siyasetlerini geçici hislerle değil, kendi devletlerinin yüksek menfaatlerine göre belirlemeleri tavsiye ediliyordu. Rusya, bu antlaşmayı imzalamakla, Osmanlı Devleti’ni âdeta bir çember içine alarak Kafkasya’daki Müslüman topluluklarla Türklerin münasebetlerini kesmek ve yakın bir gelecekte de İstanbul hakkındaki geleneksel hedeflerini uygulamaya koymak istiyordu. Goulkevitch, antlaşma imzalandıktan bir gün sonra, yani 9 Şubat 1914 tarihinde, Rusya Dışişleri Bakanı’na gönderdiği mektupta imzalanan bu projenin Ermeni milletinin tarihinde yeni bir devir açtığını belirtiyor;

26 Zekeriya Türkmen, Vilayât-ı Şarkiye (Doğu Anadolu Vilayetleri) Islahat Müfettişliği 1913-1914, Ankara 2006, s.53; Gürün, Ermeni Dosyası, s.268; Göyünç, Ermeniler, s.103-104.

(33)

19 Ermenilerin Türk boyunduruğundan kurtulacağını ifade ediyordu. Goulkevitch, mektubunda, bu antlaşma ile Ayestefanos Antlaşması’nın 16. maddesinin yürürlüğe girmiş olduğunu ve Rusya’nın uluslararası alanda prestijinin arttığını da ileri sürüyordu. Mektubunda ayrıca, Rusya’nın tarihî isteklerinden bahsederek, İstanbul’a hâkim olmak arzusunda olan Rusya’nın İstanbul’da bulunan Ermenilerle burada tutunmasının mümkün olabileceğini de dile getiriyordu. Bu sırada Rusya’daki gazetelerde anlaşmanın Rusya açısından büyük bir başarı olduğu yazılıyordu27.

Yalnız 28 Haziran 1914 tarihinde Avusturya-Macaristan Veliahdı Arşidük Ferdinand’ın Bosna’da bir suikast sonucu öldürülmesi, I. Dünya Savaşı’na giden yola girildiğini gösteriyordu. Osmanlı Devleti de 1 Kasım 1914 tarihinde savaşa dâhil olduğu zaman Yeniköy Antlaşması’yla belirlenen Genel Müfettişler henüz göreve başlamamışlardı. Babıâli, 31 Aralık 1914’te bunların işlerine son verildiğini ilan etti. Böylece Ermeniler lehine ıslahat konusu da kapanmış oldu28.

27 Türkmen, Vilayât-ı Şarkiye, s.55-56; ayrıca antlaşmanın maddeleri için bkz. Gürün, Ermeni Dosyası, s.273-277; Yusuf Hikmet Bayur, Türk İnkılâbı Tarihi, 2/III, Ankara 1991,

s.169-172.

(34)

20 BİRİNCİ BÖLÜM

SEVK VE İSKÂN KANUNU’NUN ÇIKARILMASI

VE OSMANLI DEVLETİ’NİN ERMENİLER

HAKKINDAKİ UYGULAMALARI

1.1. SEVK VE İSKÂN KANUNU’NUN ÇIKARILMASI

I. Dünya Savaşı başlarında emperyalist devletlerin bağımsızlık vaatleriyle Ermeniler, Osmanlı Devleti’ne karşı zararlı faaliyetlerini sürdürmeye devam etmiştir29. Ermenilerin, Osmanlı ordularına ait cephe önlerinde ve gerilerinde gerçekleştirdikleri ayaklanmalarla Rus zaferinde büyük payları olmuştur. Ayrıca bu dönem içerisinde İstanbul Patrikhanesi, bir taraftan Ermenilerin Osmanlı Devleti’ne sadık kalmaları, askeri vazifelerini yapmaları, dış etkilere kapılmamaları şeklinde karar almasına rağmen diğer taraftan Rusya’yı desteklemişti30.

Osmanlı egemenliği altında bulunmak istemeyen Zeytunlu Ermeniler, kendi subaylarının yönetiminde bir Zeytun Fedai Alayı kurarak 30 Ağustos 1914’te isyan ettiler31. Osmanlı Devleti’nin 1 Kasım’da savaşa girmesinden sonra, Şubat 1915’te Zeytun’a Maraş’tan asker ve cephane sevk edilirken saldıran Ermeniler, jandarmalardan altısını öldürüp, ikisini de yaralayarak kaçtılar. Bu arada telgraf tellerini kopararak Maraşla bağlantıyı kestiler. Zeytun İsyanı sonrasında yapılan takiplerde 713 tüfek, 21 çifte, 12 mavzer ele geçirildi. Tutuklananlar arasında başlarında papazların da olduğu toplam 61 kişi vardı.

29 Nuri Köstüklü, Vatan Savunmasında Mevlevîhaneler (Balkan Savaşlarından Milli Mücadeleye), Konya 2005, s.63.

30 Yusuf Hikmet Bayur, Türk İnkilabı Tarihi, II/3, s.12-13; Stanford J. Shaw, The Ottoman Empire in World I, 2, Ankara 2008, s.1029.

31 Zeytun’da başlayan isyanlar Bitlis, Diyarbekir, Mamuratü’l- aziz, Sivas, Kayseri, Erzurum, Trabzon, Ankara, İzmit, Adana, Hüdavendigâr, Adapazarı, İzmir, Halep ve Canik’te devam etmiştir. Bkz. Ermeni Komitelerinin Amaçları ve Eylemleri (Meşrutiyet’in İlanından Önce ve

(35)

21 23 Şubat 1915 tarihinde Avusturya-Macaristan İmparatorluğu İstanbul Büyükelçisi’nin Dışişleri Bakanlığı’na yazdığı rapora göre 75.000 Ermeni, Türk ordusunu terk ederek Rus ordusuna katılmış ve Türklere karşı savaşmıştır32. Ayrıca Ermeniler, İtilaf Devletleri’ne casusluk hizmetinde de bulunmuştur33.

I. Dünya Savaşı başlangıcında rahat durmayan Ermeniler, ülkenin her yerinde devlet aleyhinde faaliyetlerine devam etmiştir. Ermeniler bütün bu olayları gerçekleştirirken, Osmanlı Devleti’nin 21 Aralık 1914 tarihinde başlayıp, 15 Ocak 1915 tarihine kadar süren ve hezimetle sonuçlanan Kafkas Harekâtı vuku bulmuştur. Dolayısıyla Dâhiliye Nâzırı Talat Bey, Taşnak Komitesi’nin tanınmış üyelerine ve özellikle Ermeni Mebusu Varteks Efendi’ye, Ermenilerin isyan ve ihtilal hareketlerine yöneldikleri takdirde çok şiddetli tedbirlerle karşılaşacaklarını bildirmiştir34. Başkumandanvekili Enver Paşa da aynı şekilde Ermeni Patriği’ni davet ederek uyarılarda bulunmuştur35. Hatta Hükümet bir tedbir olarak Zeytun, Maraş ve civarlarındaki bazı zararlı faaliyetlerde bulunan Ermenileri Konya’ya sevk etmiştir. Fakat burada da toplu hâlde bulunmaları, bir süre sonra o bölgedeki Ermenilerle birleşmeleri ve tehlike teşkil etmeleri üzerine bundan vazgeçmiştir. Bunun üzerine Ermenileri Halep’in güneydoğusu ile Zor ve Urfa havalisine sevk etmiştir36. Dâhiliye Nâzırı Talat Bey, Zeytun Ermenilerinin başlattığı olayların bir türlü

32 Artem Ohandjanian, Avusturya-Macaristan ve Ermeni Meselesi (1914-1915), No.986; HAPA XL 272 No.80, VI A, Viyana 2004.

33 Ahmet Rüstem, The World War and the Turco-Armenian Question, Berne (Tarihsiz), s.58. Ayrıca Ermenilerin casusluk faaliyetleriyle ilgili olarak bkz. ATASE, BDH, Kls.310, Dos.1260, Fih.12; Kls.310, Dos.1260, Fih.9-6; Kls.310, Dos.1260, Fih.12-3; Kls.310, Dos.1260, Fih.12-2.

34 Talat Paşa’nın Anıları, Haz. Alpay Kabacalı, İstanbul 1994, s.71. 35 Ahmet Rüstem, Armenian Question, s.59.

36 Dâhiliye Nezareti’nden, Adana ve Halep vilayetleriyle Maraş mutasarrıflığına çekilen 24 Nisan 1915 tarihli şifre için bkz. BOA, DH.ŞFR, nr.52/122; Recep Karacakaya, Türk

Kamuoyu ve Ermeni Meselesi (1908-1923), İstanbul 2005, s.250-251. Dâhiliye Nezareti’nden

Konya vilayetine çekilen 5 Mayıs 1915 tarihli şifrede, Konya’ya gönderilen Ermenilerin iskân ve iâşe masraflarının karşılanması için Maliye Nezareti’ne tebligat yapıldığı, bunun için gerekli miktarın ve ne kadar Ermeni bulunduğunun tespit edilerek bildirilmesi isteniyordu. Bkz. Osmanlı Belgelerinde Ermenilerin Sevk ve İskânı (1878-1920), Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü, Ankara 2007, s.130.

(36)

22 yatışmaması üzerine 6 Mayıs 1915 tarihinde Maraş mutasarrıfına bir telgraf göndererek, Zeytunluların bölgeden tamamen çıkmasını istemiştir37.

Ermenilerin sevke tâbi tutulmasına sebebiyet verecek olan asıl son olay Van’daki Ermeni isyanıdır38. Van Valisi Cevdet Bey tarafından Mart 1915 başlarında Van’da ayaklanmanın başlamak üzere olduğu, I. Ordu Kumandanı Halil Bey ile merkezdeki Başkumandanlığa bildirilmişti. Ermeniler, 15 Nisan’da Van dışında, 17’sinde Çatak’da, 18’inde Bitlis’te ayaklandı. Çatak’ta memur ve jandarmalar öldürüldü. 20 Nisan’da da Van’ın içinde Ermeni ayaklanması başladı. Burada Türk evlerine ve karakollarına saldırıldı, Düyûn-ı Umûmiye Dairesi, postahane gibi yerler yakıldı39. Ermeni saldırılarının devam etmesi üzerine, Osmanlı hükümeti seferberlik ilanından 9 ay sonra Ermenilerle ilgili köklü tedbirlere başvurdu. Van’daki isyanı bastırmak ve Ermeni komitelerini dağıtmak amacıyla 24 Nisan 1915’te vilayet ve mutasarrıflıklara gizli bir tamim yolladı. Bu tamimde, Ermeni komite merkezlerinin kapatılması, evraklarına el konulması ve komite elebaşlarının tutuklanması istendi. 26 Nisan’da da Başkumandanlık birliklerine aynı anlamda bir tamim gönderilerek, elebaşların askeri mahkemelere sevk edilmesi, suçluların cezalandırılması belirtilmişti. Bunların sonucunda İstanbul’da 235 kişi tutuklandı. Bu tutuklulardan bir kısmı Haydarpaşa’dan trenle Ankara ve Çankırı’ya gönderildi40.

Bütün bunlara rağmen Van’daki isyanın devam etmesi, diğer bölgelerde Ermeni faaliyetlerinin hız kazanması ve Müslüman köylerinin basılması sebebiyle Başkumandanvekili Enver Paşa, toplu halde bulunan Ermenilerin

37 Sevk ve İskân, s.133-134. 38 BOA, HR.SYS, nr.2873/5, Lef 11.

39 Yusuf Hikmet Bayur, Türk İnkılâbı Tarihi, III/3, Ankara 1991, s.3.

40 Ermenilerin her yıl katliam tarihi diye gösteri yaptıkları 24 Nisan, bu 235 kişinin tutuklanma günüdür . Bkz. Yusuf Sarınay, “24 Nisan 1915 Ermeni Tutuklamaları”,

Cumhuriyet Tarihi Araştırmaları Dergisi, Yıl: 2, Sayı: 4, Ankara 2006, s.25. Aslında bu bir

anlamda tutuklama değildir. Sadece etki alanlarından uzaklaştırarak bir nevi kontrol altında tutmaktır, diyebiliriz. Çünkü Dâhiliye Nezareti’nin Kastamonu vilayetine gönderdiği 2 Mayıs 1915 tarihli şifresinde, Çankırı’ya gönderilen Ermenilerin tutuklu olmadıklarından kışlada tutulmamaları ve kasaba dâhilinde serbest bırakılarak muhafazalarına özen gösterilmesi gerektiği belirtiliyordu. Bkz. Sevk ve İskân, s.128-129.

Şekil

TABLO III: Merkezden Vilayet ve Mutasarrıflıklara Gönderilen Paralar            (19 Eylül 1916)
TABLO IV: Merkezden Vilayet ve Mutasarrıflıklara Gönderilen Paralar            (20 Mart 1917)
TABLO V: Merkezden Vilayet ve Mutasarrıflıklara Gönderilen Paralar              (22 Mart 1917)
TABLO VIII: İstanbul Hilâl-i Ahmer Fukara Aşhanelerinde Çıkarılan Yemek  Listesi (Aralık 1917)
+4

Referanslar

Benzer Belgeler

Eğitim Bakanı Saffet A n- kan’ı eğitimde doruğa çıkar­ tan başarıları ilköğretimdeki uygulamalarından geçer. Nüfusu 400’den aşağı olan 32 bin köy bunlardan

Yeni vergiler içinde Şeker üzerine yapıla­ cağı söylenen zamma itirazımız yerindedir. Hükümet, bu zam neticesi olarak memlekette bir çok verem dispanseri daha

Yoğun askerlik yaşamında, 1930-1932 yıllarında, Akademi’ye dışardan devam ederek İbrahim Çallı atölyesinde sanat bilgisini geliştirdi, ancak bu ilgisi,

öncelikleriyle belediyenin gündemi farklılaşır, belediyeler yaptıkları çalışmaları vatandaşa anlatmakta zorlanırlar. Kaynaklar harcanmasına rağmen beklentiler

Bezelye çeşit ve genotiplerine ait bitkide bakla sayısı (adet/bitki) değerlerine ilişkin ortalama, standart hata, en düşük ve en yüksek değerler ile varyasyon

Nitekim Enver Paşa, Dâhiliye Nazırı Talat Paşa’ya 9 Mayıs 1916 tarihinde çektiği bir telgrafta, tehcir sırasında yetim kalmış kız ve erkek Ermeni çocukların

tutulmamaları ve kasaba dâhilinde serbest bırakılarak muhafazalarına özen gösterilmesi gerektiği belirtiliyordu. Ertan, “Ayastefanos’tan Lozan’a Siyasal

Maddesi, Rusya tarafından Osmanlı Devleti’ne Ģu Ģekilde kabul ettirilmiĢtir; “Osmanlı Devleti, Ermenilerin yerleşmiş oldukları eyâletlerde bölge menfaatlerinin