T. C.
SELÇUK ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ KAMU YÖNETİMİ ANA BİLİM DALI
KAMU YÖNETİMİ BİLİM DALI
SİYASETE KATILIMIN SOSYO KÜLTÜREL BOYUTLARI:
KARAMAN İL ÖRNEĞİ
YÜKSEK LİSANS TEZİ
DANIŞMAN
DOÇ. DR. M. AKİF ÇUKURÇAYIR
HAZIRLAYAN FATMA OKUR
044228001003
İ
ÇİNDEKİLER
Sayfa No İÇİNDEKİLER………..……….i ŞEKİLLER LİSTESİ……….…vi TABLOLAR LİSTESİ………..vii KISALTMALAR LİSTESİ………..xii GİRİŞ………..1 BİRİNCİ BÖLÜM SİYASET VE DEMOKRASİ 1.1.SİYASET KAVRAMI………... 31.1.1. Bir Kurum Olarak Siyaset………. 6
1.1.2. Siyaset Kurumunun Gelişimi………... 8
1.2. DEMOKRASİ………. 11
1.2.1. Kavram Olarak Demokrasi……….. 11
1.2.2. Demokrasinin Özellikleri………. 12
1.3.. SİYASAL KÜLTÜR VE SİYASAL TOPLUMSALLAŞMA………….. 16
1.3.1. Siyasal Kültür……….. 17
1.3.2. Siyasal Toplumsallaşma……… 21
1.3.2.1. Siyasal Toplumsallaşmada Ailenin Etkisi………. 24
1.3.2.2. Siyasal Toplumsallaşmada Arkadaş Grubunun Etkisi………….. 27 1.3.2.3. Siyasal Toplumsallaşmada Dernek ve Örgütlerin Etkisi………..
1.3.2.4. Siyasal Toplumsallaşmada Kitle İletişim Araçlarının
Etkisi………
28
İKİNCİ BÖLÜM
SİYASAL KATILMA VE SİYASAL KATILMAYA ETKİ EDEN SOSYO KÜLTÜREL FAKTÖRLER
2.1. SİYASAL KATILMA………. 32
2.1.1. Siyasal Katılma Kavramı………. 36
2.1.2. Siyasal Katılma Biçimleri……… 40
2.1.3. Siyasal Katılmanın Niteliği………. 48
2.2. SİYASAL KATILMAYA ETKİ EDEN SOSYO KÜLTÜREL FAKTÖRLER………... 52 2.2.1. Sosyo-Kültürel Faktörler………. 54 2.2.1.1. Gelir Düzeyi……… 55 2.2.1.2. Eğitim Durumu……… 56 2.2.1.3. Mesleki Statü……….. 57 2.2.1.4. Yerleşim Biçimi………. 59 2.2.1.5. Aile Yapısı………. 60
2.2.1.6. Kitle İletişim Araçları……… 61
2.2.1.7. Cinsiyet……….. 63
2.2.1.8. Sivil Toplum Kuruluşları……… 64
2.2.2. Psikolojik Faktörler………. 65 2.2.2.1. Etkenlik Duygusu………. 65 2.2.2.2. Sosyal Girişkenlik……… 66 2.2.2.3. Güven Duygusu……… 67 2.2.2.4. Siyasal İlgi……… 67 2.2.2.5. Siyasal Etkenler……… 68
2.2.2.5.1. Siyasal Sistemin Yapısı ve İşleyişi……… 68 2.2.2.5.2. Siyasal Parti ve Parti Sistemleri………..
2.2.2.5.2.1.Toplumla İlgili İşlevler………. 2.2.2.5.2.2. Siyasal Sistemin İşleyişine İlişkin İşlevler... 2.2.2.5.2.3. Partilerin Kendilerine İlişkin Faaliyetleri…… 2.2.3. Olumsuz Faktörler ve Siyasal Katılma………...
69 72 73 74 75
ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
SİYASAL KATILIMIN SOSYO KÜLTÜREL BOYUTLARI: KARAMAN İL ÖRNEĞİ
3.1.ARAŞTIRMANIN AMACI, KAPSAMI VE YÖNTEMİ………… 78
3.1.1.Araştırmanın Amacı ve Kapsamı……….. 78
3.1.2.Araştırmanın Yöntemi……….. 78
3.1.2.1.Anket Formunun Hazırlanması………. 79
3.1.2.2. Verilerin Kodlanması ve Analizi……….. 80
3.2.KARAMAN İLİNDE GENEL SEÇİMLER……….. 80
3.3.ANKETE KATILAN SEÇMENLERİN DEMOGRAFİK ÖZELLİKLERİ………... 3.3.1.Meslek Durumu……….... 81 81 3.3.2.Yaş Dağılımları……… 82 3.3.3. Eğitim Durumu……….. 82 3.3.4. Gelir Düzeyi ………. 83 3.3.5. Cinsiyet……….. 83
3.3.6. Karaman’daki İkamet Süresi………. 84
3.3.7. Dernek Yada Siyasal Parti Üyeliği……….... 84
3.4. MESLEK DURUMLARI İLE İLGİLİ DEĞERLENDİRMELER... 85
3.4.1. Meslek Durumu Ve Gazete Ve Dergilerden Siyasal Olayları Takip Etme Özellikleri………. 85
3.4.2. Meslek Durumu Ve Televizyondan Siyasal Olayları Takip Etme Özellikleri ……… 86
3.4.3. Meslek Durumu Ve Hükümetin İcraatlarından Memnuniyet Durumu………. 86 3.4.4. Meslek Durumu Ve Hangi Partiye Oy Verileceği……….. 87
3.4.5. Meslek Durumu Ve Siyasal Nitelendirme………. 87
3.4.6. Meslek Durumu Ve Siyasal Tercihin Oluşmasındaki Unsurlar ….. 88
3.4.7. Meslek Durumu Ve Oy Kullanma Sebebi……….. 90
3.4.9. Meslek Durumu Ve Demokrasi İçin Mecliste Olması Gereken
Siyasal Parti Sayısı………... 93
3.4.10. Meslek Durumu Ve Siyasal Görüşün Oluşmasındaki Unsurlar... 94
3.5. EĞİTİM DURUMUYLA İLGİLİ DEĞERLENDİRMELER…………... 97
3.5.1. Eğitim Durumu Ve Gazete Ve Dergilerden Siyasal Olayları Takip Etme Özellikleri……… 97
3.5.2. Eğitim Durumu Ve Televizyondan Siyasal Olayları Takip Etme Özellikleri………. 98
3.5.3. Eğitim Durumu Ve Hangi Partiye Oy Verileceği………... 98
3.5.4. Eğitim Durumu Ve Siyasal Nitelendirme……… 99
3.5.5. Eğitim Durumu Ve Siyasal Tercihin Oluşmasındaki Unsurlar…. 99 3.5.6. Eğitim Durumu Ve Oy Kullanma Sebebi………... 102
3.5.7. Eğitim Durumu Ve Aday-Parti Tercihi……….. 104
3.5.8. Eğitim Durumu Ve Demokrasi İçin Mecliste Olması Gereken Siyasal Parti Sayısı………... 104
3.5.9 Eğitim Durumu Ve Siyasal Görüşün Oluşmasındaki Unsurlar….. 105
3.6. CİNSİYETLE İLGİLİ DEĞERLENDİRMELER……… 107
3.6.1. Cinsiyet Ve Televizyondan Siyasal Olayları Takip Etme Özellikleri………. 107
3.6.2. Cinsiyet Ve Hangi Partiye Oy Verileceği……….. 107
3.6.3. Cinsiyet Ve Siyasal Nitelendirme……….. 108
3.6.4. Cinsiyet Ve Kadın Erkek Eşitliği………... 108
3.7. GENEL DEĞERLENDİRME………. 109
3.7.1. Hükümetin icraatlarından memnun musunuz?... 109
3.7.2. Hangi Partiye Oy Vermeyi Düşünüyorsunuz? ……….. 109
3.7.3. Ailenizde Oy Kullanmaya Dair Ortak Karar Alınır mı?... 110
3.7.4. Karaman ili Millet Vekillerinden Memnuniyet Durumu………… 110
3.7.5. Belediyenin Vermiş Olduğu Hizmetlerden Memnuniyet Durumu………. 111
3.7.6. Siyasal Nitelendirme Durumu 111 3.7.7. Hükümetin İcraatlarından Memnuniyet Durumu ve Hangi
Partiye Oy Verileceği Karşılaştırması………. 112
3.7.8. Hükümetin İcraatlarından ve Karaman İli Milletvekillerinden Memnuniyet Durumu Karşılaştırması……….. 112
3.7.9. Hükümetten Memnun Olma ve Siyasal Nitelendirme Karşılaştırması……….. 113
3.7.10. Katılımcıların Hangi Partiye Oy Verecekleri ve Ailede Ortak Karar Alınıp Alınmadığı Karşılaştırması………. 114
3.7.11. Hangi Partiye Oy Verileceği ve Siyasal Nitelendirme Karşılaştırması……….. 114
3.7.12. Hangi Partiye Oy Verileceği ve Kadın- Erkek Eşitliği Düşüncesinin Karşılaştırılması………. 115
3.7.13. Yaş ve Hangi Partiye Oy Vereceği Karşılaştırması………. 116
SONUÇ……….. 117
KAYNAKÇA……… . 120
Şekiller Listesi
Şekil 1: Siyasal Sosyalizasyonda Etki-Tepki İlişkileri……….…….. 21 Şekil 2: Katılım biçimleri aktif ve pasif sınıflandırması….………….. 46
Tablolar Listesi
Tablo 1: Karaman İli 1991- 2002 Yılları arası Siyasal Partilerin Aldıkları
Oy Oranları……….80
Tablo 2: 2002 Genel Seçimlerinde Karaman ve Türkiye Kıyaslaması……...81
Tablo 3: Ankete katılanların meslek durumları……….81
Tablo 4: Ankete katılanların yaş dağılımları……….82
Tablo 5: Ankete katılanların eğitim durumları……….…82
Tablo 6: Ankete Katılanların Gelir Düzeyleri……….………..83
Tablo 7: Ankete Katılanların Cinsiyetleri……….………83
Tablo 8: Ankete Katılanların Karaman’daki İkamet Süreleri………...84
Tablo 9: Ankete Katılanların Dernek Ya da Siyasal Pati Üyeliği……….84
Tablo 10: Meslek Durumu ve Gazete ve Dergilerden Siyasal Olayları Takip Etme Özellikleri………..………....85
Tablo 11:Meslek Durumu Ve Televizyondan Siyasal Olayları Takip Etme Özellikleri……….……....86
Tablo 12: Meslek Durumu Ve Hükümetin İcraatlarından Memnuniyet Durumu………....86
Tablo 13: Meslek Durumu Ve Hangi Partiye Oy Verileceği………87
Tablo 14: Meslek Durumu Ve Siyasal Nitelendirme……….87
Tablo 15: Meslek Durumu Ve Siyasal Tercihin Oluşmasındaki Unsurlar (Parti Felsefesi)………....88
Tablo 16: Meslek Durumu Ve Siyasal Tercihin Oluşmasındaki Unsurlar (Lider)………..88
Tablo 17: Meslek Durumu Ve Siyasal Tercihin Oluşmasındaki Unsurlar (Aday)……….89
Tablo 18: Meslek Durumu Ve Siyasal Tercihin Oluşmasındaki Unsurlar (Parti Politikaları)………89
Tablo 19: Meslek Durumu Ve Siyasal Tercihin Oluşmasındaki Unsurlar (Parti İcraatları)………...89
Tablo 20: Meslek Durumu Ve Siyasal Tercihin Oluşmasındaki
Unsurlar (Ailevi Gelenekler)………..90
Tablo 21: Meslek Durumu Ve Oy Kullanma Sebebi
(Siyasal Temsilin Sağlanması)………...90
Tablo 22: Meslek Durumu Ve Oy Kullanma Sebebi
(Demokrasinin Gereği)………...91
Tablo 23: Meslek Durumu Ve Oy Kullanma Sebebi
(Vatandaşlık Görevi)……….…91
Tablo 24: Meslek Durumu Ve Oy Kullanma Sebebi
(Protesto Amacıyla)………91
Tablo 25: Meslek Durumu Ve Oy Kullanma Sebebi
(Zorunluluk Sebebiyle)………..….…92
Tablo 26: Meslek Durumu Ve Aday-Parti Tercihi………92 Tablo 27: Meslek Durumu Ve Demokrasi İçin Mecliste Olması
Gereken Siyasal Parti Sayısı………..………93
Tablo 28: Meslek Durumu Ve Siyasal Görüşün Oluşmasındaki
Unsurlar (Aile)……….………..94
Tablo 29: Meslek Durumu Ve Siyasal Görüşün Oluşmasındaki
Unsurlar (Arkadaş çevresi)……….94
Tablo 30: Meslek Durumu Ve Siyasal Görüşün Oluşmasındaki
Unsurlar (STK)………..95
Tablo 31: Meslek Durumu Ve Siyasal Görüşün Oluşmasındaki
Unsurlar (Medya)………..95
Tablo 32: Meslek Durumu Ve Siyasal Görüşün Oluşmasındaki
Unsurlar (Mesleki Çevre)……….……….95
Tablo 33: Meslek Durumu Ve Siyasal Görüşün Oluşmasındaki
Unsurlar (Diğer)………96
Tablo 34: Eğitim Durumu Ve Gazete Ve Dergilerden Siyasal
Olayları Takip Etme Özellikleri……….97
Tablo 35: Eğitim Durumu Ve Televizyondan Siyasal
Tablo 36: Eğitim Durumu Ve Hangi Partiye Oy Verileceği………...98 Tablo 37: Eğitim Durumu Ve Siyasal Nitelendirme………...……...99 Tablo 38: Eğitim Durumu Ve Siyasal Tercihin Oluşmasındaki
Unsurlar (Parti Felsefesi)………99
Tablo 39: Eğitim Durumu Ve Siyasal Tercihin Oluşmasındaki
Unsurlar (Lider)………...100
Tablo 40: Eğitim Durumu Ve Siyasal Tercihin Oluşmasındaki
Unsurlar (Aday)………100
Tablo 41: Eğitim Durumu Ve Siyasal Tercihin Oluşmasındaki
Unsurlar (Parti Politikaları)……….…100
Tablo 42: Eğitim Durumu Ve Siyasal Tercihin Oluşmasındaki
Unsurlar (Parti İcraatları)……….101
Tablo 43: Eğitim Durumu Ve Siyasal Tercihin Oluşmasındaki
Unsurlar (Ailevi Gelenek)………...………101
Tablo 44: Eğitim Durumu Ve Oy Kullanma Sebebi
(Siyasal Temsilin Sağlanması)……….102
Tablo 45: Eğitim Durumu Ve Oy Kullanma Sebebi
(Demokrasinin Gereği)……….102
Tablo 46: Eğitim Durumu Ve Oy Kullanma Sebebi
(Vatandaşlık Görevi)………102
Tablo 47: Eğitim Durumu Ve Oy Kullanma Sebebi
(Protesto Amacıyla)………..…103
Tablo 48: Eğitim Durumu Ve Oy Kullanma Sebebi
(Zorunluluk sebebiyle)………103
Tablo 49: Eğitim Durumu Ve Aday-Parti Tercihi………...104 Tablo 50: Eğitim Durumu Ve Demokrasi İçin Mecliste Olması
Gereken Siyasal Parti Sayısı……….………104
Tablo 51: Eğitim Durumu Ve Siyasal Görüşün Oluşmasındaki
Unsurlar (Aile)………..105
Tablo 52: Eğitim Durumu Ve Siyasal Görüşün Oluşmasındaki
Tablo 53: Eğitim Durumu Ve Siyasal Görüşün Oluşmasındaki
Unsurlar (STK)……….105
Tablo 54: Eğitim Durumu Ve Siyasal Görüşün Oluşmasındaki Unsurlar (Medya)……….106
Tablo 55: Eğitim Durumu Ve Siyasal Görüşün Oluşmasındaki Unsurlar (Mesleki Çevre)……….106
Tablo 56: Eğitim Durumu Ve Siyasal Görüşün Oluşmasındaki Unsurlar (Diğer)………..106
Tablo 57: Cinsiyet Ve Televizyondan Siyasal Olayları Takip Etme Özellikleri………..107
Tablo 58: Cinsiyet Ve Hangi Partiye Oy Verileceği………...…107
Tablo 59: Cinsiyet Ve Siyasal Nitelendirme………...108
Tablo 60: Cinsiyet Ve Kadın Erkek Eşitliği………108
Tablo 61: Hükümetin İcraatlarından Memnun musunuz?...109
Tablo 62: Hangi Partiye Oy Vermeyi Düşünüyorsunuz?...109
Tablo 63: Ailenizde Oy Kullanmaya Dair Ortak Karar Alınır mı?...110
Tablo 64: Karaman İli Millet Vekillerinden Memnuniyet Durumu…………110
Tablo 65: Belediyenin Vermiş Olduğu Hizmetlerden Memnuniyet Durumu………...111
Tablo 66: Siyasal Nitelendirme Durumu……….111
Tablo 67: Hükümetin İcraatlarından Memnuniyet Durumu ve Hangi Partiye Oy Verileceği Karşılaştırması………..112
Tablo 68: Hükümetin İcraatlarından ve Karaman İli Milletvekillerinden Memnuniyet Durumu Karşılaştırması………..112
Tablo 69: Hükümetten Memnun Olma ve Siyasal Nitelendirme Karşılaştırması………...113
Tablo 70: Katılımcıların Hangi Partiye Oy Verecekleri ve Ailede Ortak Karar Alınıp Alınmadığı Karşılaştırması…………...…114
Tablo 71: Hangi Partiye Oy Verileceği ve Siyasal Nitelendirme Karşılaştırması………114
Tablo 72: Hangi Partiye Oy Verileceği ve Kadın-Erkek
Eşitliği Düşüncesinin Karşılaştırılması………115 Tablo 73: Yaş ve Hangi Partiye Oy Vereceği Karşılaştırması……….116
Kısaltmalar Listesi
AKP: Adalet ve Kalkınma Partisi
ANAP: Anavatan Partisi
BBP: Büyük Birlik Partisi
CHP: Cumhuriyet Halk Partisi
DSP: Demokratik Sol Parti
DYP: Doğru Yol Partisi
FP: Fazilet Partisi
GP: Genç Parti İP: İşçi Partisi
MHP: Milliyetçi Hareket Partisi
ÖDP: Özgürlük ve Dayanışma Partisi
RP: Refah Partisi
SHP: Sosyal Demokrat Halkçı Parti
SP: Saadet Partisi
STK: Sivil Toplum Kuruluşları
a.g.e.: Adı Geçen Eser
GİRİŞ
Bireyler bir toplum içerisinde yaşamakta ve karşılıklı etkileşim içerisinde bulunmaktadırlar. Bu etkileşim sürecinde diğer insanlardan etkilendikleri gibi kendileri de diğer insanları etkilemektedirler. Ayrıca bireyler davranışlarıyla tüm toplumu da etkileyebilmektedirler. Bu etkileme alanları içerisinde siyasal davranışlar da yer almaktadır.
İnsanın siyasal davranışı içinde seçimler özellikle demokratik yönetimlerin egemen olduğu toplumlarda önemli bir yere sahiptir. Bu nedenle seçimler, seçmen davranışları ve seçimlere katılım birçok araştırmanın konusunu oluşturmaktadır.
Seçim bir toplumun, siyasi açıdan yönetimini belirleyecek olan kadronun belirlenmesi işidir. Bu olayda en büyük rol seçmen adı verilen ve yönetim kadrosunu belirleme hak ve hürriyetine sahip olan yurttaşlara aittir. Seçmenlerin verecekleri karar toplumun siyasal açıdan yönetimine etki edeceği için, siyaset bilimi için seçmen ve siyasete katılım çok önemli konuları oluşturmaktadır.
Demokrasinin hem bir ilkesi, hem de bir aracı olan siyasal katılım, toplum üyelerinin siyasal sistem karşısındaki durumlarını, tutumlarını ve davranışlarını ifade eden bir kavramdır.
Demokrasi anlayışı ile siyasal katılım arasında yakın bir ilişki vardır. Demokrasi anlayışının davranışa dönüşebildiğinin göstergesi siyasal katılım ve örgütlülük düzeyidir. Ayrıca katılma, toplum düzeni ile uyumlu olabileceği gibi düzene karşı özellikler de taşıyabilir.
Siyasal yaşama katılım, devletin gücünün kaynağının ulus olduğu demokrasilerde, eşit haklara sahip birey sıfatı ile yurttaşın siyasal özgürlüklerden yararlanabilmesine imkan verir. Yurttaşların kendisinden beklenen siyasal yaşamın bütün gereklerini yerine getirebilmeleri siyasal katılım ile olur.
Kentleşme, modernleşme, sanayileşme ve kitle iletişim araçlarındaki gelişmeler, bireyleri sosyal ve kültürel açıdan etkilemiştir. Bireyler, sadece oy kullanmak yöntemiyle değil, mevcut yapıdaki siyasal sistemi değiştirmek adına da siyasetle ilgilenmeye başlamış ve daha farklı katılım yöntemleri geliştirilmiştir.
Bu çalışmada siyasal katılımın ne olduğu, siyasal katılım biçimleri, siyasete katılımı etkileyen sosyal ve kültürel faktörler ayrıntılı olarak incelemiştir
Çalışmanın ilk bölümünde siyaset kavramı, siyaset kurumunun tarihi gelişimi, siyasal kültür ve siyasal toplumsallaşma gibi kavramlar incelenmiştir.
İkinci bölümde siyasete katılım, katılıma etki eden sosyal ve kültürel etkenler incelenerek bir literatür araştırılması yapılmıştır. Bu faktörler arasında gelir düzeyi, eğitim, meslek, yaş, cinsiyet, aile durumları gibi özellikler yer almaktadır.
Son bölümde ise, yapılan anket çalışmasıyla, bireylerin siyasal katılmaya olan ilgi ve bilgileri ölçülmüş, katılım biçimlerinin hangi unsur ve faktörlere göre değişiklik gösterdiği belirlenmeye çalışılmıştır.
BİRİNCİ BÖLÜM SİYASET VE DEMOKRASİ 1.1.SİYASET KAVRAMI
Siyaset aslında Arapça bir kelimedir. Kökü itibariyle, at talimi, at eğitimi anlamlarına gelmektedir.1
“Siyaset” sözcüğünün günümüzdeki anlamı konusunda Prof. Bülent Daver’e katılmak ve siyaseti “ülke, devlet, insan yönetimi” biçiminde tanımlamak olanaklıdır. Üstelik böyle bir tanım, siyaseti aynı zamanda bir bilim ve sanat olarak değerlendirenlere de ters gelmeyecektir.2
Siyaset kelimesi az çok farklı anlamları çağrıştırmaktadır. Bir anlayışa göre siyaset toplumda yaşayan insanlar arasında bir “çatışma” bir mücadele ve kavgadır. İnsanlar yaradılışları, sosyal ve ekonomik durumları bakımından değişik fikirlere ve değişik çıkarlara sahiptirler. Aralarındaki düşünce, çıkar ve psikolojik eğilim farklılıklarından doğan çatışma politikanın temelini oluşturur. Bir bakıma, çatışmanın asıl konusu toplumdaki değerlerin paylaşılmasıdır denilebilir.3
Siyaset; insan için, yurttaş için vardır. Siyasal örgütün uzun erimli, kalıcı siyasal başarıya giden yolu; yurttaş ihtiyaçlarının karşılanmasından geçer. Bu nedenle siyasetin başlangıç noktası; bu ülkede yaşayan insanların, herşeyin en iyisini hakettiğine yürekten inanmak olmalıdır.4
Siyaset potansiyel olarak insan ile birlikte var olmuş olmalıdır. Ancak bağımsız belirgin bir olgu olarak ortaya çıkması da belli toplumsal düzey ve düzen gerektirecek bir sosyal yoğunluğa denk düşmelidir. Bu yoğunluk genel kanaate göre tarım devrimiyle başlar; onunla insanlar, sayıları 25’i geçmeyen gezginci birer aile olmaktan çıkıp yerleşik hale gelirler; kentler oluşur, işbölümü artar; sulama kanalları açmak, ürün fazlasını saklamak ve dağıtmak gibi insanın tek başına üstesinden gelemeyeceği işler için organizasyonlar oluşturulur. Artı
1 Bülent Daver, Siyaset Bilimine Giriş, Siyasal Kitabevi, Ankara, 1993, s.3 2 Ahmet Taner Kışlalı, Siyaset Bilimi, İmge Kitabevi, Ankara, 2002, s.17-18 3 Münci Kapani, Politika Bilimine Giriş, Bilgi Yayınevi, İstanbul, 1997, s.17 4 Gürcan Banger, “Siyasal Kalite” http://www.gurcanbanger.com/, 22.01.2007
ürünün bir kısmının kentlere aktarılmasıyla da siyasal yapının en önemli görünümlerinden biri olan devletler ortaya çıkar.5
Çatışmanın başladığı yerde siyaset de başlar. Bu çatışma ortamının değiştirilmesi, yumuşatılması, kontrol altında tutulması ve hatta ezilerek ortadan kaldırılması o toplumdaki üst yapı kuruluşlarına düşen bir görevdir. Alt yapısal değişme artık kendine uygun üst yapı kurumları oluşturma çabası içindedir.6
Siyaset alanı, çatışmanın varlığında ve yargı vermek için özel ya da bağımsız temellerin yokluğunda bir kamusal eylemlilik ve dolayısıyla makul kamusal seçim zorunluluğu dayatan koşullarla sınırlı olarak görülebilir.7
Siyasetin, iki yüzü vardır: Bir yüzünde çatışma, öbür yüzünde uzlaşma bulunur. Bir tarafta çatışan fikirler, farklı istekler, birbirine zıt çıkarlar galip gelmek için kıyasıya yarışır. Diğer tarafta insanlar ortak kurallar etrafında barış içinde yaşamaya, işbirliği yapmaya ve uzlaşmaya çaba harcar. Bu yüzden siyasetin özü “çatışmaların çözüme kavuşturulma süreci” olarak tarif edilir.8
Toplum için bağlayıcı kararların alındığı ve yürütüldüğü süreç anlamındaki siyaset tanım, siyasi hayatın özellikleri ve siyasi sürecin unsurları hakkında şu temel hususları içermektedir.9
1. Bir faaliyet ya da süreç olarak siyaset, çeşitli somut yapılar tarafından üretilir ve yürütülür.
2. Siyasi kararlar, bütün bir toplumu etkileyecek niteliğe sahiptir. Siyasi kararların yöneldiği alan, birey değil, kamudur.
3. Siyaset, bağlayıcı kararlar almaya yönelik bir faaliyettir. Kararlara karşı itaat, fiziki zorlama korkusuyla beraber, başka nedenlere de dayanmaktadır. 4. Siyasi faaliyetler, değişmeyi, yarışmayı ve işbirliğini gerektirir. Bu da sosyal değişmeye yol açar. Kişiler, başkalarıyla işbirliği yaptıkları zaman, kendileri ve diğerleri için ortak bir kararı gerçekleştirmeye gayret edecekler
5 Bozkurt Güvenç, İnsan ve Kültür, Remzi Kitabevi, İstanbul, 1984, s.193
6 Ahmet N. Yücekök, Siyasetin Toplumsal Tabanı, A.Ü. Siyasal Bilgiler Fakültesi Yayınları No:565, Ankara,
1987, s:11
7 Benjamin R. Barber, Güçlü Demokrasi, Yeni Bir Çağ İçin Katılımcı Siyaset, Çev: Mehmet Beşikçi, Ayrıntı
Yayınları, İstanbul 1995, s:163
8 Mümtaz Er Türköne, Siyaset, Lotus Yayınevi, İstanbul, 2003, s:6 9 Bilal Eryılmaz, Kamu Yönetimi, Erkam Matbaası, İstanbul, 2002, s:41
demektir. Çeşitli amaçlar için işbirliği yapan gruplar, pazarlık ve görüşmeler yoluyla belirli noktalarda uzlaşmaya varırlar. Uzlaşma da fedakarlığı gerektirir. Fedakarlık ise, görüşlerde ve davranışlarda değişmeyi ifade eder.
Siyaset olgusu, ancak topluluk halinde yaşayan insanlar arasında doğar. Bu topluluğun yerleşmiş olduğu doğal çevre vardır. Toplulukla kendisini çevreleyen doğal koşullar arasında sürekli bir etkileşim söz konusudur. Bu etkileşimin ürünü olan teknolojik düzey ve doğal çevrenin doğrudan sağladığı olanaklar, o toplumun ekonomik yapısının belirlenmesinde temel etkeni oluşturur. Ekonomik yapı ise siyasal gelişim üzerinde önemli bir etki yapar.10
Siyasetin yapılabilmesi için gerekli unsurlarda biri olan siyasi parti, en iyi şekilde Burke tarafında şöyle tanımlanmaktadır: “Ulusal çıkarı, tümünün kabul ettiği özel ilkelerden üstün tutmak gayreti için birleşmiş bir insan bütünüdür”. Siyasi parti hem tanımı hem de yapısı yönünden, rakip siyasi partilerin varlığını gerekli görür. Zira, kamu yararını ya da ulusal çıkarı üstün tutmak için en iyi araç hakkında, asla bir ortak uzlaşma olmayacaktır.11
Siyaset bilimini, siyasal otorite ile ilgili kurumların ve bu kurumların oluşmasında ve işlemesinde rol oynayan davranışların bilimi olarak tanımlayabiliriz. Böyle bir tanım, bir yandan siyaset biliminin günümüzde ilgilendiği konuların tümünü kapsarken, öte yandan da oldukça belirgin bir sınır getirmektedir.12
10 Kışlalı, a.g.e., s:37
11 John H. Hallowell, Demokrasinin Ahlaki Temelleri, Çev: Tevfik Bigat, Sami Denker, Selçuk Üniversitesi
Yayınları No:118, Konya 1994, s:50
1.1.1 Bir Kurum Olarak Siyaset
Kurumun adı olarak kullanılan “siyaset” Arapça kökenli bir kelimedir ve sözlük karşılığı, eğitmek, yetiştirmek, düzenlemek anlamına gelir. Eski dilde terim olarak buradan geliştirilmiş şekliyle “yönetme bilgisi ve tekniği” anlamında kullanıla gelmiştir.13 Fransız Akademi sözlüğü siyaseti “devleti yönetme ve diğer
devletlerle olan ilişkilerine yön verme sanatına ait herşeyin bilgisi” olarak tanımlar.14
Siyaset kamu düzenini sağlama ve genel yönetimi gerçekleştirme görevini yerine getiren bir temel kurumdur.15 Bu haliyle de insanlığın varlığıyla paralel bir
olgudur. Diğer kurumlar gibi bir temel kurumun altında onlarla alt kurum sıralanır. Mesela otoriteler, önderler, seçim sistemi, oylama, baskı grupları, bürokrasi, partiler bunlardan sadece bir kaçıdır.
Siyaset, kamuyu veya belirli bir grubu ilgilendiren meselelerde, karar verme, kararları etkileme veya uygulamaya yönelik; mücadele etme veya mensup olma, işbirliği ve dayanışma içerisinde olabildiği gibi çatışma şeklinde de beliren değişen bir sosyal münasebetler bütünüdür.16
Siyasetin temel işlevi yönetim işlerinin yürütülmesi ve kamu düzeninin sağlanmasıdır. Klan/Kabileden günümüz Ulus/Devletlerine kadar bu işlev tüm toplumlarda görülür. Konunun özünü oluşturan “kamu düzeni ve yönetim” evrensel, önemli ve zorunludur. Toplumsal bir farklılaşma ile daha belirgin bir hale gelmiştir. Söz konusu düzen ve yönetim, toplumlarda birleştirme, aracı yapılar oluşturma ve yönlendirilip eğitme gibi işlemleri ihtiva etmiştir. Esasen tüm toplumlar fonksiyonel olarak sert yada yumuşak bir yöneten-yönetilen ayrımına sahip olmuş, yönetim nihayet devlet gibi siyasal alt kurumlarda sonuçlanmıştır.
Siyaset, bir bakıma kimin, neyi, nerede ne zaman nasıl alacağına veya alamayacağına ilişkin kararların bütünüdür. Böyle olunca da, siyasetin en temel
13 Yaşar Kaplan, Siyaset Bilinci, Der Yayınları, İstanbul, 1994, s.11-16
14Maurice Duverger, Siyaset Sosyolojisi, Çev. Şirin Tekeli, Varlık Yayınları, Ankara 2002, s.19 15 Joseph Fichter, Sosyoloji Nedir?, Çev: Nilgün Çelebi, Selçuk Üniversitesi Yayını, Konya, 1990, s.116 16 Taner Tatar, Siyaset Sosyolojisi, Turan Yayıncılık, İstanbul 1997, s:26
özelliklerinden biri, çıkar çatışmaları ile dolu olmasıdır. Siyaset, toplumdaki çelişkileri çözme ve yönlendirme alanıdır.17
İktidarın en önemli özelliği meşruiyetidir. Yani topluluğun onu saygıya değer, itaata layık bulmasıdır. Esasen sosyal kökenli olması salt zora başvurulmaması onun meşruluğunun ilk şartıdır. Ne var ki bu onun için her zaman yeterli değildir ve siyaset sosyolojisinde bu meşruluğun kaynağı çok tartışılmıştır. Modern ve klasik teorilerde buna farklı açıklamalar getirilmiştir. Klasik teorilerde meşruiyetin kaynağı daha çok dinidir ve aşkın niteliklidir. Modern teorilerde ise içkindir, kutsallık alanı bir bakıma “egemenlik” gibi salt toplumsal bir konuma indirilmiştir.18
Siyasal kararlara şiddet, tartışma, gelenek, alışkanlık, pazarlık ve oylama yollarıyla başvurulabilir. Bunların hepsi geniş anlamda siyaset kavramına dahil edilmekle beraber, çağdaş siyaset deyince ilk olarak aklımıza gelenler müzakere, pazarlık ve oylamadır. En azından demokratik siyaset açısından bu böyledir.19
Bir siyasal toplumun, içinde bulunmakta olduğu büyük toplumun tüm şifrelerini çözmüş olması gerekir. Siyasal iletişimin siyaseti bir yönüyle bu toplumsal siyasetin şifrelerini çözme sanatıdır. Siyasi partilerin ve siyasetçilerin toplumsal karşılıklarının olması da bir yönüyle bu şifrelerin çözülmüşlüğü ile ilgilidir. Toplum büyük siyasal akıldır; siyasetçileri, siyasi hareketleri ve partileri çeşitli bakımlardan sınar, siyaset kavramının her anlam kümesini en ince ayrıntısına kadar tahlil eder. Aynı zamanda toplum büyük iletişimsel akıldır. Her iletinin şifrelerini en gizli noktalarına kadar çözer. Toplumun yani büyük siyasal aklın sandık başında gösterdiği siyasal davranış tüm bu çözümlemelerin sonucudur. Siyasetçilerin, siyaset farklı bir şeydir, toplum anlamaz yanılgısının neticesi tam da bu sebeple genelde siyasal mezarlıkta istirahat olmaktadır.20
17 B. Fırat Dayanıklı “Ahlak ve Siyaset”, TBMM Konuşması, 1999’dan akt.Nevzat Saygılıoğlu, Selçuk Arı,
Etkin Devlet, Sabancı Üniversitesi, İstanbul, 2003, s:122
18 Kapani, a.g.e., s.69
19 Atilla Yayla, Siyaset Teorisine Giriş, Siyasal Kitabevi, Ankara, 2004, s:4
20 Mustafa Şen, “Siyasal İletişim Sosyolojisi”, Yerel Siyaset Aylık Bilimsel Siyasi Dergi, http://www.yerelsiyaset.com/v2/index.php?goster=ayrinti&id=584, 01.03.2007
1.1.2. Siyaset Kurumunun Gelişimi
Eski çağdan orta çağa, orta çağdan yeniçağa, yeniçağdan günümüze kadar uzanan uzun zaman şeridi içinde düşün adamları, toplum hayatının esasları, çeşitli yönetim şekilleri, en iyi yönetim şekil ve biçiminin hangisi olduğu ya da olabileceği konularında değişik görüşler ve düşünceler ortaya koymuşlar ve koymaktadırlar.21
Geleneksel ve modern toplumlarda siyaset kurumu önemli farklılıklar göstermektedir. Habermas’a göre geleneksel toplumlarda siyaset, temel ihtiyaçların giderilmesinden arta kalan bir mal fazlalığına dayanıyordu; modern toplumlarda ise önemli bir yapısal değişime uğradı. Üretim geri dönüşlü olarak siyasal hayatı yeniden belirledi. Bu yeni üretim süreci kendini teknik ve bilim gibi uzmanlık alanlarında gösterdiği için eskisi gibi salt siyasal olmayan bu alana halk katılamaz oldu.22
Siyasal bilimin gelişme sürecinde Platon ve Aristo öncüler kategorisi içinde önemli bir yer işgal etmektedir. Özellikle Aristo, yönteme yaptığı katkılarla siyaset biliminin temellerini atmıştır denilebilir. Her iki düşünür Yunan düşüncesini sistemsizlikten kurtararak belirli bir sistem içine sokmuştur.23
Devlet, siyaset ve toplum üzerinde düşünce ve araştırmalar yalnızca eski Yunan ve Roma ile Ortaçağ Avrupası’nda olmamıştır. Yeryüzünün diğer bölgelerinde değişik uygarlıklarda gerek felsefi gerekse bilimsel düzeyde bu kavramları ele alıp araştırmalar ve gözlemler yapan bilim adamları varolmuştur. En önemlilerinden biri olarak Tunus’lu İbn Haldun’u gösterebiliriz. Tarihin yasalarını bulmaya çalışan İbn Haldun’a göre doğal durum zararlı olduğundan insanlar bir liderin emrinde toplanarak toplum halinde yaşarlar ve bir liderin emrinde toplanırlar. Bu görüşüyle Kuzey Afrikalı düşünür, İngiliz Hobbes’dan önce insanın doğal durumundan toplumsal hale geçişi açıklamaktadır.24
21 Ali Öztekin, Siyaset Bilimine Giriş, Siyasal Kitabevi, Ankara, 2003, s:5
22 Jurgen Habermas, İdeoloji Olarak Teknik ve Bilim, Çev. Mustafa Tüzel, Yapı Kredi Yayınları,
İstanbul, 1993, s.45
23 Esat Çam, Siyaset Bilimine Giriş, Der Yayınları, İstanbul, 1995, s:47-48 24 Çam, a.g.e., s:49-50
Onyedinci yüzyıla gelindiğinde ise “Aydınlanma” hareketiyle beraber dinsel otoriteyi temsil eden ruhban sınıfı mensuplarının yerini, dünyevi otoriteyi sembolize eden filozoflar aldı; inancın yerine akıl geçti. Böylece Aydınlanma ile ideal düzen arayışı akli temellere kavuşmuş oldu. İdeal düzen arayışının aklileştirilmesinde bir yüzyıl önce (onaltıncı yüzyılda) Makyavel’in yaptığı düşünsel katkıların izlerini taşımaktadır.25
Fransız ihtilalinin yol açtığı alt üst oluş, siyasal bilimin, yeşereceği mümbit alanı da belirledi. Siyasal ve sosyal dönüşüm yönündeki baskılar öyle artmıştı ki; sosyal-siyasal hayatın doğal düzeninden söz eden teoriler çöktü. Bilim değişmeyi açıklamalıydı. Demokrasinin hızla temel norm haline geldiği dünyada, önlenemez görülen değişmeyi kontrol altına almak, örgütlemek ve rasyonelleştirmek gerektiği savunuluyordu. Ama sosyal değişimi kontrol altına almak için onu incelemek ve değişmeye yön veren kuralları anlamak gerekiyordu. Sosyal bilimlere ihtiyaç vardı ve sosyal-siyasal düzende bir istikrar sağlanacaksa, söz konusu bilimin olabildiğince kesin ya da pozitif olması gerekiyordu.26
Toplumun kendi kendisini yönetmesi, diğer bir ifade ile egemenlik hakkının, yani toplumsal davranışları belirleme, emretme ve ona belli bir şekil kazandırma yetkisinin toplumun kendisinde olduğu idealinin insan tabiatına hoş ve cazip gelen, insanın duygularını okşayan bir özelliği olduğu açıktır. Bu sebeple özellikle 19. yüzyıldan bu yana demokrasinin dünya ölçeğinde bu derece yaygınlık ve etkinlik kazanması yadırganır bir gelişme değildir.27
Özellikle İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra seçme ve seçilme hakkının tüm vatandaşlara tanınması ile çoğulcu ve katılımcı demokrasi işlerlik kazanmış, böylece de geniş halk kitleleri siyaset sahnesine çıkmıştır. Bu anlamda politikayı, ülke, devlet, toplum yönetimi ile ilgili eylem ve işlemler olarak düşünürsek, geniş halk yığınları ve toplumsal katmanlar, siyasetle doğrudan ya da örgütler aracılığıyla dolaylı olarak ilgilenerek çeşitli düzeylerde siyasetle ilgilenmeye başladılar.28
25 Ali Yaşar Sarıbay, Süleyman S. Öğün, Politik Bilim, Alfa Basım Dağıtım, İstanbul, 1997, s:23 26 Türköne, a.g.e., s:24
27 Davut Dursun, Laiklik, Değişim ve Siyaset, İnsan Yayınları, İstanbul, 1995, s:192 28 Öztekin, a.g.e., s:223
Özellikle 19. Yüzyılın ikinci yarısından itibaren devlet-toplum ayrımı üstüne yapılan yoğun tartışmalardan ulaşılan sonuç, devlet yada siyasal olan bir gücün (aynı anlamda kullanmak kaydıyla iktidar, erk, otorite, şiddetin) niteliğidir. Doğasında var olan “kamu düzeni ile birleştirilince siyasal olan kısaca “kamu düzenini sağlayan güç” anlamını ifade etmektedir. Yani onu vurgulayan asıl şey iktidardır. Çünkü sırf düzen ailesel, eğitimsel boyutlarda genel toplumsal olabilir. Siyasal olan, gerisinde bir gücün bulunduğu düzenlemedir. Bu da onu ahlaktan, eğitimden ya da dini olgudan ayırır.29
Günümüzdeki yeni siyaset anlayışı, devlet merkezli olmaktan toplum ve birey merkezli olmaya gitmektedir. Değişen siyaset, demokrasinin, temsilden ve çoğunluğun iradesinden ziyade bireylerin ve azınlıkların farklı yaşam tercihlerine duyarlı katılımcı bir temelde yeniden kurulmasını zorlamaktadır. Böylece demokrasi artık bir yönetim biçimi olarak değil bir yaşam tarzı olarak algılanmaya başlamıştır.30
1.2. DEMOKRASİ
1.2.1. Kavram Olarak Demokrasi
Siyasi düşünceler tarihine göz atıldığında ilk çağlardan günümüze kadar demokrasinin tartışıldığı fark edilmektedir. Aslı Yunanca olan demokrasi sözcüğü, kısaca “halkın yönetimi” anlamına gelmektedir.31
Siyaset sözlüğündeki birçok kelime gibi, “demokrasi” kelimesi de oldukça güçlü duygusal imalar kazanmıştır. Terim, çoğu kere, bir siyasi rejimin belirli özelliklerini tanımlamak olduğu kadar, ona yönelik onaylayıcı bir tutumu teşvik edecek şekilde de kullanılmaktadır. Günümüzde, ciddi farklılıklar gösteren siyasi sistemler hemen her zaman demokratik olarak nitelenmekte ve terim farklı anlamlarda kullanılmaktadır.32
29 İsmail Hakkı Baltacıoğlu, Sosyoloji, Sebat Basımevi, İstanbul 1939, s.335
30 Burhanettin Duran, “Siyasette Değişen Parametreler”, Sivil Toplum Dergisi, Yıl:1,S:4, s:85 31 Suavi Tuncay, Parti İçi Demokrasi ve Türkiye, Gündoğan Yayınları, Ankara 1996, s:21
32 Norman P. Barry, Modern Siyaset Teorisi, Çev: Mustafa Erdoğan, Yusuf Şahin, Liberte Yayınları, Ankara
Demokrasinin siyasal ve toplumsal örgütlenmenin en yüksek biçimi olarak kabul edilmesi, çağdaş, toplumsal ve siyasal kurumların nihai amaçları üzerinde bir temel anlaşmanın belirtisidir.33
Demokrasi kavramının belli ilkelerinin günümüzde tanımı daha da genişletilmiş, bir çok bilim adamı daha geniş tanımları ortaya atmıştır. Bir anlamda demokrasi kelimesi siyasi rejimi belirtmektedir. Rejimin niteliği demokrasi tanımını oluşturmaktadır. Demokrasi, organize bir sosyal faaliyetin amaçları ve araçları hakkında fikirler bütünü olmamakla birlikte, belli bir yönetim sistemi ve onun içinde güçlerin dağılımının tanımıdır.34
Doğrudan demokrasi bir ideal olduğuna göre asıl amaç ona yakın bir yönetim biçimi bulmaktır. Günümüzde demokrasi denildiğinde bundan “temsili demokrasi”yi anlamak gerekir. Temsili demokrasi, dar anlamda halkın temsilcilerini özgür iradesiyle seçmesi anlamına gelmektedir. Yönetilen halk, yöneten ise “halkın temsilcileri”dir.35
Demokrasi için elzem olan ferdin ortaya çıkması, ferdin ihtiyaçları ve beklentilerin belirlenmesidir. Modernite öncesinin hemen bütün devlet ve yönetim biçimleri, bütün toplumsal kurumlar, bireyi ezmiş ve arka plana itmiştir.36
Demokratik yaşamın çoğunluğun katılımı ile gerçekleştirilme amacı, aslında bir ideal olarak hala bulunmaktadır. Ancak, günümüzde birçok temsili demokratik uygulamalarda, hükümetlerin, gerek çoğunluğun katılımı, gerekse de adaletli oy dağılımları sonucu iş başına getirilmeleri garanti altına alınamamaktadır. Oluşturulacak yönetimlerin meşruiyet sorunlarından arınması, kuramsal olarak, aslında, azımsanamayacak bir çoğunluk tarafından tercih edilmelerini gerektirir.37
33 Giovanni Sartori, Demokrasi Teorisine Geri Dönüş, Çev: Tunçer Karamustafaoğlu, Mehmet Turhan, Yetkin
Yayınları, Ankara 1996, s:4
34 A. Burak Kahraman, Siyasal Katılıma Etki Eden Sosyolojik Faktörler, Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi,
Süleyman Demirel Üniversitesi Isparta 2002, s:16
35 C.Can Aktan, “21. Yüzyıl ve Anayasal Demokrasi”, http://www.guvencetin.com/, 14.03.2007 36 Durmuş Hocaoğlu, “Türkiye ve Demokrasi”, Yeni Türkiye Dergisi, S.17, Eylül-Ekim 1997, s:31
37 Meral Öztoprak Sağır, Naci Karkın, “Demokrasinin Güncel Sorunları ve Demokratik Paradokslar” ,Akdeniz
1.2.2. Demokrasinin Özellikleri
Demokrasi, gücünü ve işlevlerini yönetilenin kabulünden almayan bir hükümetin meşru olamayacağı ilkesini benimsemiştir. Hükümet, kendini kabul etmemiş halk üzerinde kuvvet kullanamaz ya da işlevsel olamaz. Toplum bir kez veya her zaman rıza göstermez, ancak rıza göstermek sürekli bir işlem olarak nitelendirilir. Buna ilaveten rıza, pasif uysallık değil, aktif onay olarak kabul edilmektedir.38
Şaylan’a göre “Demokrasi, bir siyasi rejim türü ya da siyasi sistemdir dendiğinde siyasi iktidarı kullanan kurumsal yapı ile ilgili belli bir düzenleme, bu kurumlar arasında belli tür ilişkiler ve kurumların iktidar kullanımı ile ilgili belli sınırlar akla gelmektedir.”39
Dahl’a göre demokrasiyi uygulanabilir herhangi bir alternatiften daha çekici kılan özellikler şunlardır:40
1. Demokrasi zalim ve kötü diktatörlerin yönetime geçmesini engellemeye yardımcı olur.
2. Demokrasi vatandaşlarına demokratik olmayan sistemlerin sağlamadığı ve sağlayamadığı pek çok temel hakkı sağlamayı garanti eder.
3. Demokrasi vatandaşlarına mümkün olan alternatiflerinden daha fazla kişisel özgürlük sağlar.
4. Demokrasi insanların kendi temel çıkarların korumalarına yardımcı olur. 5. Sadece demokratik bir hükümet, insanların kendi kaderlerini tayin özgürlüklerini yaşabilmeleri, yani kendi seçtikleri kanunlar uyarınca yaşayabilmeleri için azami fırsatı tanıyabilir.
6. Sadece demokratik bir hükümet ahlaki sorumlulukların yerine getirilebilmesi için azami fırsatı tanıyabilir.
7. Demokrasi insanı gelişimi mümkün olan herhangi bir alternatifinden daha çok destekler.
38 Hallowell, a.g.e., s:47-48
39 Gencay Şaylan, “Cumhuriyet ve Demokrasi Kavramı Üzerine Düşünceler”, Amme İdaresi Dergisi, 39/4,
Aralık 2006, s:8
8. Sadece demokratik bir yönetim göreceli olarak daha çok politik eşitlik sağlar.
9. Modern temsili demokrasiler birbirleriyle savaşmazlar.
10. Demokratik bir yönetime sahip olan ülkeler demokratik olmayanlardan daha zengindir.
Bir ülkede istikrarlı bir demokrasinin olabilmesi için, eğitim düzeyi, kentleşme oranı, sosyo-ekonomik gelişme düzeyi ve siyasal kültür düzeyi yüksek bir toplumun varolması gerekir.41
Modernizmin hâkim olduğu bir dönemde, temsili demokrasinin yaratabileceği bir çoğunluk sultasından kaçınmanın yolu olarak gelişen çoğulcu
demokrasinin, postmodernist dönemde demokrasiden beklenenleri
karşılamadığını gördük. Modernitenin çoğulcu demokrasi anlayışı içinde bireyin istekleri grup çıkarları içinde yok olmaktadır. Bireyin, yok oluşuna getirilen eleştiriler ve bireylerin doğrudan karar süreçleri içinde yer almak istemeleri, çoğulcu demokrasi pratiği içinden katılımcı demokrasinin doğmasına neden olmuştur. Ama günümüzde demokrasiden söz ederken “çoğulcu katılımcı demokrasi” diye söz ediyoruz. Burada kullanılan çoğulculuk, modernitenin çoğulculuğuyla karıştırılmamalıdır. Bu, postmodernitenin çoğulculuğudur. Aslında katılımcı demokrasi denildiğinde ayrıca çoğulculuğu kullanmaya gerek
olmadığı, katılımcılığın çoğulculuğu içermesinin kaçınılmaz olduğu
söylenebilir.42
Bir siyasal sistemin demokratik olup olmadığının ölçütleri şu şekilde sıralanmaktadır:43
- Her yurttaşın yalnızca bir oya sahip olduğu genel bir oy hakkı aracılığıyla, iktidar halkın elinde olmalıdır.
- En az iki büyük parti, makul aralıklarla yer alan dürüst seçimlerde, adaylarını ve programlarını halkın seçimine sunmalıdır.
41 Sefa Şimşek, “Türk Demokrasisi Küresel Yelpazenin Neresinde?”, Atatürkçü Bakış Dergisi, C.1, S.2, http://kutuphane.uludag.edu.tr/Univder/PDF/ataturk/2002-1(2)/htmpdf/M-3.pdf, 16.03.2007
42 İlhan Tekeli, “Katılımcı Demokrasi”, http://www.felsefeekibi.com/site/default.asp?PG=1664, 20.02.2007 43 Leslie Lipson, Demokratik Uygarlık, Çev: Haldun Gülalp, Türker Alkan, Türkiye İş Bankası Kültür
- Toplum, her üyesinin insan haklarını güvence altına almalıdır.
- Kamu politikası, halkın çıkarlarına yönelik olmalı ve herkesin toplumsal ve ekonomik gönencini yükseltmeye çalışmalıdır.
- Devlet, etkin bir önderlik ile sorumlu bir eleştiriye açıklık arasındaki dengeyi sağlamalıdır.
- Yönetsel sistemin herhangi bir yönünü barışçıl yollarla ve üzerinde anlaşmaya varılmış yöntemlerle değiştirmek olanaklı olmalıdır.
Demokrasinin diğer siyasi rejimlerden farkı, çok sayıda kişinin siyasal kararları doğrudan ya da dolaylı olarak siyasal katılma yoluyla etkilemesidir. Bu bakımdan siyasal katılmadan söz edilemiyorsa, ülkede halkın gerçek iradesinin meclise yansıması mümkün olmayacağından, sistemin tam anlamıyla demokratik olduğu söylenemez.
Katılımcı demokrasinin gerçekleştirilebilmesi için, toplumun tüm kesiminin demokratik çerçeveler dahilinde siyasete katılımının gerçekleşmesi gerekmektedir. Bunun gerçekleştirilebilmesi için Katılımcı demokrasinin toplumsal kaynakları olarak tanımlanabilecek şu unsurların demokrasiler içerisinde bulunması gerekmektedir.
Kuvvetli Bir Sivil Toplum: Katılımcı demokrasi için olmazsa olmaz şart toplumda çok kuvvetli bir sivil bilincin mevcut olmasıdır. Sivil duyarlılığın yüksek seviyede olmadığı toplumlarda katılımcı demokrasinin hayata geçmesi olanaklı değildir. çünkü katılımcı demokrasi olaylar, olgular karşısında kendi haklarını koruyabilecek kadar duyarlılığa ve sivil bilince; bu duyarlılığı harekete geçirecek bir örgütlenmeyi yaratacak sivil kurum-kurumsallaşma kültürüne ve sonunda da tüm bu faaliyetleri yürütecek bilgiye dayalı sivil toplum oluşumlara ihtiyaç duymaktadır.
Katılım-Tartışma-Uzlaşma Kültürü: Katılımcı demokrasinin gelişmesi ve yerleşmesi için toplumda katılım, tartışma ve uzlaşma kültürünün olması gerekmektedir. Katılımcı demokrasi temsili demokrasiden ayrı olarak sorunu tespit etmeyi-sorunun kaynaklarını tespit etmeyi-sorunun taraflarını tespit etmeyi ve soruna bu süreçteki tüm tarafların aktif olarak katılmasını, sorunu tartışmasını
ve uzlaşarak çözümlemesini içeren bir yeni anlayış-model-sistemdir. Geçici ya da kalıcı işbirlikleri katılımcı demokrasinin önemli bir boyutudur.
Bireysel Duyarlılıktan Toplumsal Duyarlılığa Geçmek: Modern toplum bireyin, bireyselliğin ön plana çıktığı; bireyin kutsandığı, fetişleştirildiği bir yapıydı. Klasik demokrasinin bir boyutu da bireyin haklarını korumak olarak şekillenmişti. Bu bireysellik toplumsal duyarlılığın ve bireyin topluma karşı olan sorumluluğunun arka plana atılmasına neden olmuştu. Katılımcı demokrasi bireysellik vurgusunu yaparak toplumsal duyarlılığın yeniden toplumun gündemine gelmesini gerektirmektedir.44
Demokrasi, demokratik siyasal sorunların açıkça ortaya çıkarılması ve hürriyetçi yollardan çözülmesi anlamına gelmektedir. Bunların çözümünde, belli bir kültür düzeyine sahip bilinçli vatandaşların görüşleri hakimdir. Hükümetler, vatandaşlara tabidirler, onların hizmetindedirler.45
1.3. SİYASAL KÜLTÜR VE SİYASAL TOPLUMSALLAŞMA
Kültür kavramı bir toplumun duygu, düşünce ve yargı birliğini saylayan sosyal değerlerin tümü olarak ele alınmaktadır. Bir toplumun geçmişten aldığı ve geleceğe aktardığı değerler bütünü olarak kültür, toplumu diğer toplumlardan ayıran değerler bütünüdür.
Siyasal kültürün gelişmesi ve toplumca benimsenip kabul edilmesi ile oluşacak olan siyasallaşma olgusu, toplumun kendi kendisini yönetmesi dediğimiz gerçek, çoğulcu ve katılımcı demokrasinin toplum tarafından benimsenmesi ve sahip çıkılması ile ortaya çıkacaktır.46
İnsan hakları, demokratik meclis hakları arzular doğrultusuna yöneltecek olan popüler seçimle oluşmuş bir meclisin varlığını gerektirir. Böyle bir meclisin toplumun temsilcisi olduğunu teminat altına almak için temsili eşit olarak bölecek araçlar bulunmalı ve böyle bir meclise seçim hür olmalıdır. Seçme ve iktidar olma
44 Kemal Köprülü, “Katılımcı Demokrasinin Toplumsal Kaynakları”, http://www.elegans.com.tr/arsiv/61/haber029.html, 22.01.2001
45 Tarık Zafer Tunaya, Siyasal Kurumlar ve Anayasa Hukuku, 5. Baskı, Ekin Yayınları, İstanbul 1982, s:435 46 Oya Tokgöz, Siyasal Haberleşme ve Kadın, A.Ü. Basın Yayın Yüksek Okulu Yayınları, Ankara 1979,
için yaş, ikamet ve vatandaşlım gereksinimleri yasal isteklerdir. Seçimlerin serbest ve dürüst olması isteniyorsa, seçmen, zorlama ve rüşvetten mümkün olduğu kadar uzak tutulmalı ve seçim sonuçları hile ve tahriften korunmalıdır.47
1.3.1. Siyasal Kültür
Toplumda birbirleriyle etkileşim sürecinde olan insanlar, ortak eylemleri korusunda fikir ve beklentiler, tutum ve inançlar oluştururlar. Bu fikir; beklentiler, tutum ve inançlar bütününe kültür sistemi denir. Böylelikle her toplumun kendine özgü bir kültür sistemi vardır. Ne var ki, toplum türdeş bir yapı oluşturmadığı ve toplum içerisinde çeşitli ve çoğu kez birbirleriyle rekabet ya da çelişki durumunda olan gruplar var olduğu için, toplumun oluşturduğu genel kültür sisteminde de toplumsal alt gruplara ait alt kültürler vardır. Bu alt kültür sistemlerinin siyasal alanda da önemli etkileri vardır.48
Kültür ve tabii siyasal kültür, sabit değildir zaman içinde mutlak olarak değişmektedir. Kurumların işlemeye başlaması ile siyasal kültürün de demokratikleşme yönünde şu ya da bu hızda değişeceği varsayılabilir. Ama burada önemli olan sorun, en gelişmiş demokrasiler de dahil olmak üzere her ülkede siyasal kültürün sürekli bir değişim içinde olması gerçeğidir.49
Siyasal kültür hem bir toplumun top yekün tarihinin, hem de toplumu meydana getiren insanların sosyo-ekonomik yaşantılarının bir ürünüdür. Böylelikle siyasal kültür eşit olarak hem toplum olaylarında hem de kişisel tecrübe ve davranışlarda kök bulur.50 Siyasal kültürden genellikle, kültürün siyasal yönleri anlaşılmakta ve bunların kendi içerlerinde sistemli bir bütün oluşturduğu düşünülmektedir.51
Bir toplumun siyasal kültürü, o toplumun sosyal mobilizasyonu (toplumsal değişimi) sonucu olarak kendi içinde de değişime uğrayabilir. Sosyal mobilizasyon ya da toplumsal gelişme; eski toplumsal değerlerin, ekonomik,
47 Hallowell, a.g.e., s:48 48 Çam, a.g.e., s:391
49 Gencay Şaylan, Demokrasi ve Demokrasi Düşüncesinin Gelişmesi, TODAİE İnsan Hakları Araştırma ve
Derleme Merkezi, Ankara 1998, s:63
50 Yücekök, a.g.e., s:13 51 Duverger, a.g.e., s:88
hukuksal, psikolojik alışkanlıkların, bağların aşınması, yıkılması sonucu, insanların yeni yeni toplumsal davranışlar, alışkanlıklar kazanmaya başlaması sürecidir.52
Bir toplumun siyasete ilişkin tutum, inanç, duygu ve değer yargılarının oluşturduğu bütünü ifade eden siyasal kültür, toplum üyelerinin siyasal olguları nasıl anlamlandıracağını ya da yorumlayacağını belirler; siyasal hareketlerini ya da davranışlarını şekillendirir.53
Siyasal kültürün bir ortaklık ve uzlaşma ürünü olması, verili bir toplumun demokratik olup olmamasını büyük ölçüde belirler. Siyasal kültür, bir uzlaşma geleneğine değil de yukarıdan aşağıya bir yaptırım geleneğine dayanıyorsa o toplumda uzlaşma kültüründen çok, çatışma kültürü egemendir.54
Siyasal kültür kavramının önemini ortaya koyan yazarlardan ilki, 1956’da yazmış olduğu bir makaleyle Gabriel Almond’dır. Bu tarihten başlayarak çok sayıdaki siyaset bilimci bu kavramın çerçevesi içinde çalışmaya başlamıştır.55
Siyasi kültür araştırmalarının öncülerinden olan Verba kavramı, herhangi bir insan topluluğunun siyasi eylemlerinin içinde gerçekleştiği bütünsel çerçeveyi tayin eden tecrübe, inanç, sembol ve değerlerin oluşturduğu sistem olarak tanımlamaktadır. Yapılan bir tasnife göre siyasi kültür dört ayrı şekilde tanımlanmaktadır.56
1. D. Easton’ın yapmış olduğu “nesnel” kavramlaştırma
2. G. Almond, B. Powel ve S. Verba’nın “psikolojik” veya “öznel” kavramlaştırması
3. L.W. Pye’nın “bulgusal” kavramlaştırması
4. R. R. Fagen ve R. C. Tucker’ın “kapsayıcı” kavramlaştırması
Amerikan siyaset bilimcisi David Easton’ın bir siyasal sistemin kendini devam ettirebilirliliğini toplumsal taleplere cevap verebilme özelliğine
52 Öztekin, a.g.e., s:211
53 İlter Turan, “Cumhuriyetin 75. Yılında Türkiye’de Siyasal Kültür”, Yeni Türkiye, Yıl 4, S:23-24,
Eylül-Aralık 1998, s:836
54 Doğu Ergil, Siyasetini Arayan Ülke, Can Yayınları, İstanbul 2000, s:27-28 55 Sarıbay, Öğün, a.g.e., s:72
bağlamaktadır.57 Easton’ın “nesnel/objektif” siyasi kültür kavramlaştırması, siyasi
sistem ile siyasi kültür arasındaki ilişkiyi esas alır. Her toplum siyasi-kültürel hedeflere sahiptir ve bunlara bir tür kutsallık atfeder. Bir düşünme, hissetme ve davranma kılavuzu olan siyasi kültür, bu bağlamda siyasi sistemin girdi-çıktı ilişkisine etki etmektedir.58 Siyasal sistemi diğer sosyal sistemlerden “analitik” olarak soyutlamamız olanaklı olduğuna göre; çevresel sistemlerin davranışından doğan ve siyasal sisteme gelen etkileri, sistemler arası bir alışveriş olarak görmek de olanaklıdır.59
Siyasal kültür konusunda önemli katkı ve eleştirilerde bulunan G. Almond ve S. Verba da siyasal kültürün boyutlarını ayrıntılı olarak değerlendirmişlerdir. Üzerinde durdukları konuları değerler, inançlar ve duygusal davranışlar olarak ayırmak mümkündür. Bu bileşenler özlü bir biçimde tanımlanacak olursa:60
1. Değerler: Birey siyasal olgular konusunda belirli bir takım değer yargılarına sahiptir. Daha önce de elde edilmiş değerler hiyerarşisine göndermede bulunmak suretiyle yeni siyasal olgular analiz edilerek değerlendirilebilir.
2. İnançlar: Gerçekte siyasi dünyayı oluşturan, halkın kafasında taşıdığı, genel olarak dünyayla ilgili hayaller, tasarımlardır. Kültürel inançlar siyasal kültürle de yakından ilgilidir.
3. Duygusal Davranışlar: Siyasal kültür buzdağının su altında kalan büyük bir kısmıdır. Gördüğümüz kadarıyla bu tutum ve davranışlar politik kültürün tamamını oluşturur.
Almond ve Verba, üç farklı siyasal kültür ve bunlarla örtüşen üç farklı siyasal yapı tespit etmişlerdir.
Dinsel siyasal kültür, merkeziyetçi olmayan geleneksel yapıya uygun düşmektedir. Bağımlılık siyasal kültürü, otoriter ve merkezci bir yapıyla
57 Cem Yaşın, “Siyasal Kampanya Yönetiminde Bütüncül Yaklaşım”, Selçuk Üniversitesi Sosyal Bilimler
Enstitüsü Dergisi, S:15, Yıl:2006, s:635
58 Türköne, a.g.e., s:223
59 Abdullah Dinçkol, “Siyasal Sistem Kuramı Çerçevesinde Kamu Yönetimi Alt Sistemi”, İstanbul Ticaret
Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, Yıl:3 S:6, Temmuz 2004, s:66
60 Ülkü Varlık, “Siyaset ve Kültür”, Trakya Üniversitesi Dergisi Sosyal Bilimler C Serisi, Cilt 1, S:1 Haziran
uyuşmaktadır. Katılımcı siyasal kültür ise demokratik bir yapıya uyum sağlamaktadır.61
L.W. Pye’a göre ise siyasal kültürün ne olduğu ancak araştırma yapılarak bulunabilir. Siyasal kültür bir toplumun geleneklerini, kamu kurumlarının tavrını içermektedir. Pye, araştırma yapmayı vurgularken öznel kavramlaştırmaların işaret ettiği psikolojik eğilimlerin önemini ve değerini yadsımamış, ancak onlar kadar toplumun kolektif tercihinin önemini belirtmiştir. Bu açıdan bakıldığında, siyasal kültür, bir siyasal sistemin hem kolektif tarihinin bir ürünü, hem de o sistemi oluşturan bireylerin yaşam tarihlerinin de bir ürünü olmaktadır.62
R. R. Fagen ve R. C. Tucker’ın “kapsayıcı” kavramlaştırmasında siyasal kültür ise bireylerin davranışları ile zihin yapıları arasındaki bağlılaşmayı hem açık davranışlar ve bunları yönlendirmede etkili psikolojik etkenlerin tümü siyasal kültür kapsamında değerlendirmektedir. Kapsamı en geniş siyasal kültür kavramlaştırması budur.63
Siyasal sosyalizasyon siyasal kültürü meydana getirir. Siyasal kültür ise kurumları ve kurumlar tekrar siyasal sosyalizasyonu etkiler; böylece siyasal kültür üzerinde değişmeler yaratır. Bütün bu etki ve tepki ilişkileri ise siyasal davranışı meydana getirir.64
61 Şimşek, a.g.m.,
62 L.W. Pye, Introduction: Political Culture and Political Development, Political Culture and Political
Development, (Editors: L.W. Pye, S. Verba), Princeton, 1965’den aktaran Akif Emiroğlu, Toplumbilimsel Siyasa, Ekin Kitabevi, Ankara 2006, s:237-238
63 Ali Yaşar Sarıbay, Siyasal Sosyoloji, Der Yayınları, İstanbul 1998 s:49 64 Yücekök, a.g.e., s:13
Siyasal Sosyalizasyon
Siyasal Davranış Siyasal Kültür
Siyasal Kurumlar
Şekil 1:Siyasal Sosyalizasyonda Etki-Tepki İlişkileri:65
Siyasal gelişmenin yönü için kesin bir şey söylemek güçtür. Ancak bu konuda ileri sürülen ilkeler şöyle özetlenebilir.
1. Siyasal hayat, iktidarın belli kişilerin elinde toplanmasından halka yayılmasına doğru bir gelişme göstermiştir.
2. Siyasal hayat dayanakları itibariyle büyüselden dini ve oradan da profanlığa doğru bir değişim geçirmektedir.
3. Başlangıçlarda sadece bir iç veya dış güvenlik kurumu iken gittikçe sosyal hayatın bütününü kapsar hale gelmiştir.66
1.3.2.Siyasal Toplumsallaşma
Yaşadığımız dünya bir karışıklık ve geçiş sürecine sahne olmaktadır. Hem aktörleri olduğumuz hem de yaşam koşullarımızı derinden etkileyen tarihsel
65 Eray Acar, Siyasal Kültür ve Siyasal Katılım İlişkisi ve Kütahya İl Merkezinde Uygulamalı Bir Çalışma,
Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi, Dumlupınar Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Kütahya 2002, s:20
bağlam, gerçekten de, ekonomik, siyasal, kültürel ve söylemsel alanlarda ciddi değişim ve dönüşümleri sergilemektedir.67
Siyasal toplumsallaşma, geniş anlamı ile bireyler için siyasal eğitime benzetilebilir. Siyasal kültürün edinilmesi siyasal toplumsallaşma sürecinde gerçekleşir ve toplumsallaşma üzerine uzman bir kuruluş olan okul, siyasal eğitim vermekte de oldukça önemli bir role sahiptir.
Türker Alkan’ın oluşturduğu tanıma göre siyasal toplumsallaşma; toplumsal-siyasal çevre ile birey arasında yaşam boyu süren dolaylı ve doğrudan etkileşim sonucunda, bireyin siyasal sistemler ile ilgili görüş, davranış, tutum ve değerlerinin gelişmesidir.68
Siyasal toplumsallaşma, genel toplumsallaşma olgusunun ayrılmaz bir parçasıdır; toplumsallaşmanın özel bir biçimidir. Siyasal toplumsallaşma, bireylerin siyasi yönelimlerini, tutumlarını ve davranışlarını edinmelerini sağlayan süreçtir. Bu süreç geniş anlamıyla siyasal eğitime benzetilebilir. Bireylerin toplumun siyasal yapılarıyla bütünleşmeleri, o toplumun siyasal değer, inanç ve davranış kodlarını edinmeleri siyasal toplumsallaşma ile mümkün olur.69
Toplumsallaşmanın bir parçası da siyasal toplumsallaşmadır. Siyasal toplumsallaşma sürecinde birey siyasal çevre ile etkileşim halindedir ve bu etkileşim sonucunda bireyde siyasal sisteme dair bir takım inanç, tutum ve davranışlar gelişir. Bireyin siyasal sistemle etkileşimi doğrudan ya da dolaylı olabilir. Etkileşim şekline göre bireyin tutum, davranışları ve sistemle ilgisi farklı yoğunlukta olacaktır. Yani siyasal toplumsallaşma, toplumsallaşma süreci içerisinde bireyin siyasal kültür edinmesi şeklinde tanımlanabilir.70
Topluma, siyasal sisteme yeni katılan bireylerin siyasal sistemde rol oynayabilecek birer aktör haline gelmeleri “siyasal insan” olarak yetişmeleriyle mümkündür. Siyasal toplumsallaşma ile bireyler, siyasal sistemde rol oynamaya hazır birer “siyasal insan” haline gelirler. Bu süreçle bireyler siyasal sistemin
67 E.Fuat Keyman, Türkiye ve Radikal Demokrasi, Bağlam Yayıncılık, Ankara 1999, s:171 68 Türker Alkan, Siyasal Toplumsallaşma, Kültür Bakanlığı Yayınları, Ankara 1979, s:8
69 İsmail Kaplan, Türkiye’de Milli Eğitim İdeolojisi ve Siyasal Toplumsallaşma Üzerindeki Etkisi, İletişim
Yayınları, İstanbul, 1999, s:14
70 Dilşad Şahin Acar, Siyasal Kültür-İdeoloji-Medya Bağlamında , Ulusan Gazetelerin 2002 Genel
Seçimleri Öncesi Gündem Oluşturan Siyasi Nitelikli Haberleri Üzerine Betimleyici Bir Araştırma, Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi, Dumlupınar Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Kütahya 2006, s:11-12
değerlerini, kurallarını, inançlarını, eğilimlerini ve davranışlarını öğrenir, neler yapmaları gerektiğini kavrar ve ne tür roller oynayacaklarını bilirler.71
Siyasal toplumsallaşma; birey ve toplum-siyasal sistem arasındaki karşılıklı etkileşim sürecidir ve öncelikle bireyin “siyasal insan” olarak rol üstlenme mücadelesinin adıdır. Birey içerisinde doğduğu çevre faktörlerinden etkilenecektir; ama, bireyin siyasal olarak toplumsallaşmasını, salt tek yönlü aktarım ve dayatma olarak algılamak, bireyin “siyasal insan” olma istek, irade ve gücünü hiçe saymak anlamına gelir. Siyasal toplumsallaşma süreci, bu çevre faktörlerinin de etkisi ile, ama mutlak belirleyiciliği altında olmadan bireyin bir siyasal insan olarak ortaya çıkma, bu oluş için mücadele etme ve benliğini oluşturma süreci olarak tanımlanabilir.72
Siyasal toplumsallaşma süreci, bireylerin siyasal kültür konusundaki bilgilenmeleriyle birlikte başlar. Başka bir söyleyişle; toplumlarda siyasal kültür yaygınlaştıkça, siyasal bilinçlenme artacak böyle toplumlar da hızla siyasallaşacaktır. Yani siyasetle her düzeyde ilişkileri artacaktır.73
Siyasal toplumsallaşmanın gelişmesi için eğitim en önemli faktörlerden biridir. İnsanlar eğitildikçe, eğitim seviyeleri yükseldikçe politika ile ilgili yeni gelişmeleri, yeni bilgileri öğrendikçe, kendilerini yöneten eski siyasal sistemdeki düşüncelerini, alışkanlıklarını değiştirmeye başlayacaktır ve yeni yeni alışkanlıklar, davranışlar kazanmaya başlayacaklardır.74
Bazı toplumlarda siyasal kararların nasıl alındığı büyük bir çoğunluğu ilgilendirmez. Burada kişiler, gruplar, yalnızca hükümet uygulaması yararlı olacak mı endişesi içindedirler. Kendilerini devlet uygulamalarına körü körüne bağlı kişiler olarak görürler. Hükümet kararlarına katılma haklarının olabileceğinden kesinlikle haberleri yoktur.75
Bir toplumda siyasal kültürün ve siyasal bilincin gelişmesiyle, toplumun siyasallaşması ya da siyasal toplumsallaşma olgusu gerçekleşecektir. Bu olgu
71 Davut Dursun, Siyaset Bilimi, Beta Yayım Dağıtım, İstanbul 2006, s:217 72 Türköne, a.g.e., s:237-238
73 Öztekin, a.g.e., s:214
74 Samuel P. Hungtington, Jorge Domiqez, Siyasal Gelişme, Çev. Ergun Özbudun, Siyasi İlimler Derneği
Yayınları, Ankara 1985, s:9’dan aktaran Ali Öztekin, Siyaset Bilimine Giriş, Siyasal Kitabevi,. Baskı, Ankara 2003, s:211
sonucu da toplum, siyasal olaylara daha duyarlı olacak, siyasal olaylara daha çok ilgi duyacak, ülkeyi yönetenleri tanımaya çalışacak, kendisinin ve toplumun sorunlarını daha yakından izleyecek, kendisinin ve toplumun sorunlarına daha çok sahip çıkacak, yöneticilerin yanlış ve hatalı uygulamalarına karşı kitlesel olarak tavır alacak, karşı
çıkacak ve onları toplumun istekleri doğrultusunda yönlendirmek isteyecektir.76 Toplumsallaşma sürecinde bireyin öğrendikleri, hayata bakış açısı, olayları ve insanları değerlendirmesi, değişen koşullar ve yeni öğrenilenler nedeniyle değişime uğramaktadır. Değişim süreci içinde, bireyin siyasal dünyaya ait anlamlandırmaları da farklılaşmaktadır. Siyasal hayata ait düşünceler ve yargılardan oluşan siyasal inanç sistemi, insanın bütün hayatını kapsayan bir etkileşim süreci sonucunda ortaya çıkmaktadır. Siyasal kültürün aktarıldığı bir süreç olarak siyasal toplumsallaşma, bir yandan kişinin yaşadığı tüm kültürel değerlerin içselleştirildiği, diğer yandan farklılıkların ve aynılıkların belirginleştiği bir değişim sürecidir. Siyasal dünyaya bakış, bu süreç sonunda belirginleşmektedir.77
1.3.2.1. Siyasal Toplumsallaşmada Ailenin Etkisi
Anne ve babaların çocukları üzerinde çok büyük etkileri vardır. Kültür de çocuk tarafından anne-babanın beklentileri doğrultusunda işselleştirilir. Bu ilk öğrenmeler çocuğun ilerideki gelişmesinin temelini oluşturur. Büyük bir çoğunlukla anne ve babalar başarı için gerekli yolları veya yetenekli bir gelişkin olmanın yollarını çocuklarına aktarırlar.78
Hemen her siyasal sistem, yetişen kuşakların asgari bir örgün eğitim görmesini amaçlamaktadır. Bunun sebepleri arasında, çocukları bir yandan siyasal toplum ve rejim konusunda toplumsallaştırmak, diğer yandan okur, yazar kılarak daha çok kanaldan ulaşılabilir duruma getirmek vardır.79
76 Öztekin, a.g.e., s:215-216
77 Necla Mora, “Siyasal Toplumsallaşmada Kitle İletişim Araçlarının Rolü” http://www.sosyalhizmetuzmani.org/siyasalkitle.htm, 3.4.2007
78 Enver Özkalp, Sosyolojiye Giriş, 14. Baskı, Ekin Kitabevi, Bursa 2005, s:118
Easton ve Dennis (1969) ABD’de çocuklar üzerinde yaptıkları araştırmalarında siyasal toplumsallaşmanın dört temel aşamayı içerdiğini söylemişlerdir.80
1. Politikleşme aşaması: Çocuğun aile ve okul çevresinin dışında, üstün bir otoritenin olduğunu fark etmesi.
2. Otoritenin kişiselleşmesi: Bu aşamada çocuk siyasal otoriteyi bir siyasal liderde simgeleştirir. Bundan sonrasında çocuk açısından bu kişi ile siyasal otorite özdeş görülür.
3. İdealleştirme: Çocuk için bu aşamada, kişiselleşmiş siyasal otorite, hata yapmayan, herkesten daha bilgili, iyiliksever, bir “üstün güç”tür.
4. Kurumsallaşma: Bu aşamada birey siyasal öznelerin kişisel niteliklere indirgenmesi evresini aşar ve siyasal özneler sürekli ve istikrarlı kurumlar haline dönüşür. Bu aşama ergenlik çağında oluşur ve gençlik ile onu izleyen yıllarda da devam eder.
Ailenin siyasal toplumsallaşma üzerindeki etkisi kuşkusuz çok önemlidir. Ailenin demokratik yapıda olup olmaması, örneğin aileyi ilgilendiren kararlarda çocuğun düşüncesinin alınıp alınmaması, çocuğun gelecekteki siyasal davranışlarını etkilemektedir. Görülmüştür ki, bireylerin eğitim düzeyi ve toplumsal statüleri yükseldikçe aile içindeki kararlara katılma oranları, siyasal katılım eğilimleri ve siyasal etkinlik duyguları yükselmektedir. Hatta bazı düşünürler, ailede karar verme sürecine izin vermeyen baskıcı bir ortam doğması ile otoriter siyasal düzenlerin gelişmesi arasında yakın bir ilişki görmektedirler. Aile içindeki demokratik-katılımlı veya otoriter-katılımsız ortam ile siyasal düzendeki benzer ortamlar arasında bir ilişki olduğunu savunan pek çok kişi vardır. Ancak yine de basit genellemelerin tuzağına düşmemek gerekir. Olaya bir tek nedenin etkisi olduğunu varsaymak yerine birçok etmenin (bu arada aile ve siyasal ortamın) birbirini karşılıklı olarak etkilediğini düşünmekte yarar vardır. Gerçeğe en yakın ve yanılgıdan en uzak yaklaşım bu olabilir. Böylece “aile içi
80 David Easton, Jack Dennis , Children in the Political System: Origins of Political Legitimacy, Chicago:
University of Chicago Pres , 1969, p:111-114’den aktaran:Gökhan Zengin, Siyasal Toplumsallaşma Etmenleri ve Siyasal Katılım İlişkileri, Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi, Trakya Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Edirne 2003, s:13