• Sonuç bulunamadı

Nitel analizlerin sonucunda akademisyenlerin, yabancı dilin akademik yazma tutukluğuna sebep olmasını yabancı dilde akademik yazmanın zorlukları, yabancı dil becerileri eksikliğinin yazmaya ayrılması gereken zamanı ve motivasyonu azaltması ve yazma kaygısını arttırması bağlamında değerlendirmişlerdir. Yazmayı seven ve yazmaktan zevk alan akademisyen bile İngilizce yazması gerektiğinde yazmaktan uzak durduğunu ifade etmektedir. Doçentlik öncesinde akademisyenlerin yayınları akademik yükselme şartlarını taşısa da yeterli yabancı dil puanı yoksa kariyerinde ilerlemesi mümkün değildir. Dolayısıyla yabancı dilde akademik yazmada yaşanan yetersizliğin ve yükselme ve atanma için gerekli yabancı dil puanını elde etmek amacıyla harcanan zamanın akademisyenlerin enerjisini tükettiği ve yılgınlığa sebep olduğu da anlaşılmaktadır. Bir başka deyişle destek, teşvik ve motivasyon eksikliği ile zaman yetersizliği akademisyenlerin yayın üretkenliğini olumsuz etkilemektedir (Mengi ve Schreglmann, 2013, s. 13). Bu sonuçla örtüşen bir başka çalışmada Karahan (2013) sosyal bilimler alanında çalışan Türk akademisyenlerin İngilizce yayımlanan dergilerde yayın yapma gerekçelerinden birisi olarak doçentliğe yükselmeyi ifade ettiklerine değinmiştir. Akademisyen yabancı dil ile ilgili yeterli eğitim altyapısına sahip değilse isteksizliğe karamsarlık ve ümitsizlik de eşlik etmektedir. Bu süreçte yabancı dil baskısı, yabancı dil sınavına yönelik hazırlıklar ve endişeler akademisyenleri yormakta ve yazmasını engellemektedir.

Bu araştırmada akademisyenler yabancı dil bilmek gerekliğini vurgulamaktadır. Bununla birlikte gerek akademik yazmada gerekse dil sınavından yeterli puan almada yabancı dil yetersizliğinden kaynaklanan zaman kaybına değinmişlerdir. Bu görüşlerle örtüşen bir çalışmada Yavuzer ve Göver (2012) katılımcı akademisyenlerin tamamına yakınının yabancı dil bilmenin bilimsel çalışmalarına katkı sağladığı düşüncesinde olduğunu ifade etmektedir. Ayrıca Yavuzer ve Göver’e (2012) göre yabancı dil sınavları, akademisyenleri akademik çalışma yapmaktan alıkoymakta ve akademisyenler kendi alanları ile ilgili yeterli çalışma yapamamaktadır. Bu araştırmada yabancı dil puan şartını sağlamış doçent ve profesörlerin de yabancı dilde akademik yazmada tutukluk

yaşadıklarına değindikleri görülmüştür. Başka bir çalışmada (Demir, Demir ve Özdemir, 2017) katılımcı akademisyenlerin tamamına yakını yabancı dil ölçütü olarak niteliğin ön plana alınması gerektiğini belirtmiş; yarısından fazlası da uygulamadaki yabancı dil sınavının gerçek dil becerisini ölçmediğini belirtmiştir. Akademisyenler bu sınavlardan başarılı olanların yabancı dilde makale yazmakta zorlandıklarını ve çeviri uzmanlarından yardım aldıklarını ifade etmişlerdir.

Akademisyenlerin yazma kaygısını arttıran sebeplerle ile ilgili yurt dışı literatüründen farklı olarak Türkiye’de akademik yükselme için uluslararası indeksli dergilerde makale yayımlama ve yabancı dil sınav şartını yerine getirme şartı söz konusudur (Poyrazlı ve Şahin, 2009). Bununla birlikte yeterli yayınlara sahip olduğu hâlde yabancı dil sınavlarından gerekli puanı alamadığı için yükselemeyerek uzun süre araştırma görevlisi doktor, öğretim görevlisi doktor veya doktor öğretim üyesi unvanında bekleyen akademisyenler vardır. Bu çalışmada doktor akademisyenlerin akademik yazma tutukluğu düzeylerinin anlamlı derecede kendisinden ileride olan unvanlardan yüksek çıkması fazla sayıda yayına sahip akademisyenlerin sayısının fazla olmadığı veya bu araştırmanın sonuçlarını etkileyecek sayıda araştırmaya dâhil olmadıkları söylenebilir.

Karakütük ve diğerleri (2008) araştırmasında, yabancı dilin, eğitim fakültelerindeki öğretim elemanlarının en başta vurguladıkları sorun olduğunu ifade etmektedir. Tok ve Gönülal (2016) öğretim elemanlarının akademik yazma sürecinde karşılaştıkları zorluklar arasında yabandı dil bilgisini göstermişlerdir. Bu araştırmada yabancı dilin akademik yazma tutukluğu ile ilişkisine değinen akademisyenlerin alanları Eğitim Bilimleri ve Öğretmen Yetiştirme, Fen Bilimleri ve Matematik, Mühendislik ve Sağlık Bilimleridir. Fen Bilimleri ve Matematik, Mühendislik ve Sağlık Bilimleri gibi alanlarda uluslararası literatürü takip etmek daha fazla önemlidir ve yayınların neredeyse tamamının yabancı dilde yazılması gerekmektedir. Eğitim Bilimleri ve Öğretmen Yetiştirme alanında ise yabancı literatürün takip edilmesi ve uluslararası indeksli dergilerde yayın yapılması büyük önem taşımaktadır.

Özdemir (2006) “Türkiye’de Öğretim Elemanları” başlıklı çalışmasının katılımcı akademisyenlerin %58’inin yabancı dil eksikliğinin olduğunu, %46’sının yurt dışına hiç çıkmadığını, yurt dışına çıkan akademisyenlerin %31’inin ise eğitim ve araştırma dışındaki sebeplerle yurt dışına gittiğini tespit etmiştir. Güven (2006) İngilizce yayın yapan dergilere gönderilen makalelerin özellikle İngilizce yazmaktan kaynaklanan eksiklik ve hatalar sebebiyle reddedildiğini belirtmektedir. Olkun (2006) uluslararası dergilerin editörlerini kapsayan araştırmasında editörlerin, gelişmekte olan ülkelerden gelen makalelerin yazım tekniklerine dikkat edilmeden ve kötü bir İngilizce ile yazılmasından yakındıklarını vurgulamaktadır.

Üniversitelerarası Kurulun bazı doçentlik alanlarında doçentliğe yükseltme şartı olarak alan indeksleri kapsamındaki dergilerde yayın yapılmış olmasını istemektedir. Mesela Eğitim Bilimleri ve Öğretmen Yetiştirme alanı için Üniversitelerarası Kurulun belirlediği alan indekslerindeki neredeyse tamamı İngilizcedir (Güven, 2006, s. 150) ve bu durum, alan dizinlerinde İngilizce yayın yapma şartı anlamına gelmektedir. Üniversitelerarası Kurulca belirlenen dizinlerde yüksek sayıda dergi bulunmasına rağmen, tüm alt alanlar ve bu alanlarda çalışan akademisyenler dikkate alındığında, makale gönderebilecek dergi sayısının oldukça sınırlanmaktadır. Dolayısıyla Türk akademisyenler ana dili İngilizce olan akademisyenlerle rekabet içinde yayın yapmaya çalışmaktadır (Poyrazlı ve Şahin, 2009, s. 120).