Vedd- Suvâ’-Yeğûs-Yeûk-Nesr Putlarını Tanrı Edinme

In document Kur'ân'da insanların ilâh olarak edindikleri objeler (Page 53-57)

41

yerde sahilde dikili olan bir kaya parçasıydı.173 Evs ve Hazreç kabileleri tarafından kader tanrı(ça)sı olarak kabul edilip, kendisine tapılmaktaydı.174 Ezdî ve Gassânî’lerin tapındığı put olduğu175 ya da bütün Arapların ona ta’zimde bulunduğu rivâyet edilmiştir. Mekke fethinden sonra Hz. Peygamber (as) Ebu Süfyan Sahr b. Harb’ı veya Hz. Ali’yi gönderip Menât’ı yıktırmış ve onun yerine bir mescit yaptırmıştır. Hz. Ali’nin Menât’a ait hediyelerin bulunduğu yerde, “resub ve mihzen” adlı iki kılıcı ganimet olarak Hz.

Peygambere (as.) getirdiği nakledilmiştir.176

42

ve tuzak kurmadaki aşırılıklarını göstermektedir. Konu ile ilgili bazı rivâyetlerde, Hz.

Nûh’un kavminden bir kısım kimselerin, nasihatçıların elbisesini giyip insanların geçtiği yollar üzerine oturduğu ve gelen geçenleri konuşturup atalarının yolunu takip etmede zayıf olanları tespit ederek, onları bu düşüncelerinden vaz geçirmek için çeşitli yollara başvurdukları aktarılmıştır.179 Böylece insanların, Hz. Nûh’un tebliğ ettiği dine girmelerinin önüne geçmeye çalıştıkları anlatılmaktadır. Âyetin, bu gibi kimselerin yaptıkları bu gayrete ve halkı sapık inançları üzere kalmaya teşvik etmek için onların yaptıkları telkinlere işaret ettiği söylenmiştir.

Hz. Nûh’un kavminden ileri gelenler tebaaya (ayak takımına) Vedd'i (erkek suretindeki put), Suvâ’ı (kadın suretindeki put), Yeğûs'u (aslan suretindeki put), Yeûk'u (kısrak suretindeki put) ve Nesr'i (kartal suretindeki put) sakın bırakmayın dediler. Bu isimlerin, Hz. Âdem ile Hz. Nûh arasında yaşamış olan ve insanların önder olarak kabul ettiği sâlih kimselerin isimleri olduğu, ancak ölümlerinden sonra bu kimselerin suretlerini kendilerini ibadet etmeye teşvik etsin diye yaptıkları halde geçen zaman içinde Şeytanın saptırmasıyla, bu heykellere tapmaya başladıkları söylenmiştir.180 Bir başka görüşe göre ise, bu sâlih kimselerin oturdukları yerlere her birinin adına dikme taş diktikleri ve onların ismiyle bu yerleri andıkları, vahiy bilgisi kaybolunca bu dikmelere tapmaya başladıkları rivâyet edilmiştir. Bunların Hz. Âdem’in çocuklarının isimleri olduğu da söylenmiştir.181 Diğer bir görüşe göre, Vedd, Suvâ’, Yeğûs, Yeûk ve Nesr dindar kimselerdi, hepsi de aynı ayda ölünce akrabaları çok üzülmüş, bunu gören Kâbil oğullarından biri, “isterseniz size onların suretlerinde beş put yaparım, ama onlara can veremem” demiş, teklifi kabul görünce adı geçen bu putları yapmıştır. Herkes o putlara saygı duymaya başlamıştır.

Tapınmaya dönüşen bu saygı, Nûh tufanıyla bu putların ortadan kalkmasına kadar devam etmiştir.182

Bu isim(lendirme)ler, Hz. Nûh’un kavminin en büyük putlarıydı, onların nazarında en azametlileriydi. Bundan dolayı “sakın ilâhlarınızı bırakmayın” sözünden sonra özellikle bunlar isim olarak belirtilmiştir. Bu sanemler, Nûh kavminden Araplara

179 es-Sâbûnî, Safvetu’t-Tefâsir, 3: 710.

180 en-Nesefî, Medâriku’t-Tenzil ve Hakâiku’t-Te’vil, 1285.

181 İbni Kesîr, Tefsiru’l-Kur’ani’l-Azîm, 4: 426.

182 Ömer Faruk Harman, “Put”, İslam’da İnanç İbadet ve Günlük Yaşayış Ansiklopedisi” (İstanbul:

M.Ü. İ.F.A.V. Yayınları, 1997), 3: 567.

43

intikal etmiştir.183 Bunların kendi aralarında üstünlük bakımından derece farkları vardı.184 Muhtemelen tufandan kurtulan inançlı kimselerden çocuklarına aktarılan anılar vasıtasıyla bu putların bilgisi Mekke halkına ulaşmıştır. Hz. Nûh ile birlikte gemide taşınan muvahhit kimselerin nesillerinden, sapıtıp vahiy bilgisinden uzaklaşan kimseler, zamanla eski inançlarına geri dönmüşler ve bu putlara yeniden tapmaya başlamışlardır.185 1.2.1 Vedd Putu

Vedd, Kelb kabilesinin putuydu. Vedd veya vudd kelime olarak sevgi, dostluk ve meyil anlamına gelir, ancak put ismi olarak “seven, arkadaş” anlamında olması daha kuvvetli bir ihtimaldir.186 Vedd isminin, Hz. Âdem’in çocuklarının en büyüğünün ve en iyisinin ismi olduğu ve Allâh dışında ilâh olarak edinilen varlıkların ilki olduğu söylenmiştir. Başka bir görüşe göre Vedd, kavmi içinde çok sevilen müslüman bir kimseydi. Vefat edince, Babil toprağında kabrinin etrafında sevenleri yas tutmaya başladı, İblis bunu gördü ve insan suretine girip onlara “size onun bir suretini yapsam, toplantı yerlerinize koyar onu anarsınız” dedi, onlar da kabul etti. Şeytan dediğini yaptı.

Zamanla “evlerinizde anasınız diye onun tasvirlerini yapayım” dedi ve bunu yaptı, böylece evlerine bu tasvirleri koyup Vedd’i andılar, çocukları onların bu yaptıklarını görüyorlardı, nesil değiştikçe bu anma işini niçin yaptıkları unutuldu ve bu timsallere tapmaya başladılar.187 Bu put (Ved), iriyarı yapılı, kılıç kuşanmış, omuzlarında yay, elinde mızrak ve ok taşıyan heybetli bir erkek şeklinde tasvir edilmiştir.188 Dumet’ul-Cendel’de onun için bir tapınak yapılmıştır. Araplar, buna “Vud” derlerdi. Kudaa kabilesinin bir kolu olan Benî Kelüb b. Vebure “Vedd” putunu ilâh kabul ederdi.189 1.2.2 Suvâ’ Putu

Suvâ’, Huzeyl kabilesinin tanrıçası idi. Kadın suretinde tasvir edilmiştir. Yanbu yakınlarında Ruhat mevkiinde tapınağı vardı.190 Yanbu’, Medine civarında bir yerdir.

Suvâ’ putu burada bulunurdu. Bekçisi, Lihyân oğullarıydı.191 Kadın suretinde tasvir

183 Ez-Zemahşerî, el-Keşşâf, 4: 621.

184 Yazır, Hak Dini Kur’an Dili,8: 5376.

185 Mevdûdî, Tefhimu’l-Kur’an, 4: 435.

186 İbnü’l-Kelbî, Kitâbü’l-Esnam, 39.

187 Yazır, Hak Dini Kur’an Dili, 8: 5377.

188 Şevket Yavuz, “Ved”, T.D.V. İslam Ansiklopedisi (İstanbul: T.D.V. Yayınları, 2012), 42: 589.

189 Mevdûdî, Tefhimu’l-Kur’an, 4: 435.

190 Mevdûdî, Tefhimu’l-Kur’an, 4: 435.

191 İbnü’l-Kelbî, Kitâbü’l-Esnam, 38, 39.

44

edilen, Mekke ile Tâif arasındaki Batn-ı Nahle’de Ruhât denilen yerde bulunan Suvâ’

putuna, Hüzeyl, Kinâne, Müzeyne ve Hemdân kabileleri tapardı. Suvâ’ isminin, Arapça

“se’a” kelimesinin kökünden türetildiği serbest, başıboş kalma anlamına geldiği söylenmiştir. Kadın suretinde tasvir edilmiş olması ve “Vedd” ile ardarda zikredilmesi sebebiyle, Vedd’in eşi olması ihtimalini akla getirmektedir.192

1.2.3 Yeğûs Putu

Yeğûs, Tay kabilesinin putu idi, bu kabilenin şubeleri Enum ve Mezhiç’in bazı kolları da bu putu ilâh kabul ederlerdi. Yemen ile Hicaz arasındaki “Curş” mevkiinde bulunmaktaydı. Dişi aslan şeklinde tasvir edilmiştir.193 Aslan-ilâh olarak adlandırılan Yeğûs, belki de Mezhiç kabilesinin zamanla ilâhlaşmış totem hayvanıydı. Curaş halkı da bu puta tapardı. Yeğûs, yardım eden anlamında, “ğâse-yeğûsu-ğavs” kelimesinden türetilmiştir194 veya İbranice Yeuş kelimesinin Arapçalaşmış halidir. Tevrat’a göre emir Yeuş, Hz. Âdem’in oğlu Esav’ın Oholibaman adlı karısından olan oğludur.195 Emir Yeuş’un Arapça’ya geçen ismi olması halinde, onun mertliği, atılganlığı ve cengâverliği sebebiyle aslanla temsil edilmiş olması muhtemeldir.

1.2.4 Yeûk Putu

Yeûk, merkezî Arabistan’ın en eski putlarındandır. Kelimenin kökeni ve anlamı kesin olarak bilinmemekle birlikte, Arapça “avk” köküyle bağlantılı olabileceği, dolayısıyla “koruyucu” manasına geldiği söylenmiştir. Bu puta tapanlar, putun kendilerini kötülük, saplantı ve musibetlerden koruduğuna inanırlardı. Bu ismin kökünün

“muhafaza etmek” anlamında Habeşçe’ye dayandığını söyleyenler de olmuştur. Ancak,

“menetmek” anlamıyla Arapça kökten de bu anlam verilebilmektedir. Müşrikler Yeûk putunun, kabilelerine karşı yapılan düşman saldırılarını engellediğine inanırlardı.196 Murad kabilesi 197 ve Hemdân kabilesinin bir kolu olan Heyvan kabilesi bu putu ilâh edinmişti ve onu at şeklinde tasvir etmişlerdir. Yeûk putu, Yemen’in Hemdân

192 Şinasi Gündüz, “Süvâ’” T.D.V. İslam Ansiklopedisi (İstanbul: T.D.V. Yayınları, 2010), 38: 182, 183.

193 Mevdûdî, Tefhimu’l-Kur’an, 4: 435.

194 İbnü’l-Kelbî, Kitâbü’l-Esnam, 39, 40.

195 Kitab-ı Mukaddes (İstanbul: yalçın Ofset, 1993), Tekvin, 36: 14, 18.

196 Ömer Faruk Harman, “Yeûk”, T.D.V. İslam Ansiklopedisi (İstanbul: T.D.V. Yayınları, 2013), 43: 508.

197 Ez-Zemahşerî, el-Keşşâf, 4: 621.

45

bölgesinde,198 Mekke yönünden San’a kentine iki gecelik uzaklıktaki Hayvan köyünde bulunmaktaydı. Çöl sıcağı sebebiyle Araplar gece yolculuğunu tercih ettikleri için “iki gecelik” ifadesi kullanılmış olmalıdır.199

1.2.5 Nesr Putu

Nesr, Himyer kabilesinin Âl-i Zulkula kolunun putuydu, Beluhe mevkiinde bulunmaktaydı ve akbaba şeklinde tasvir edilmişti.200 Nesr, kartal ve akbaba anlamlarına gelmektedir. Kartal-ilâh olarak adlandırabileceğimiz Nesr’in de Himyerlilerin totem hayvanı olması muhtemeldir. Ayrıca Suriye bölgesinde kartala tapma anlayışı yaygındı.201 Mezopotamyalılar da birçok tanrısını güçlü kuşlarla, özellikle kartalla tasvir etmişlerdir. “Aslan başlı kartal” bunlardan birisidir.202 Aramice’deki “Niştra” (kartal) kelimesinin Arapça’ya “Nesr” şeklinde geçmiş olması da ihtimal dâhilindedir. Ayrıca Eski Ahit’te, Kudüs’e saldıran Aşur (Asur) kralı Sanherib’in Rabbin melekleri tarafından hezimete uğratılmasının anlatıldığı olayda, adı geçen Aşur (Asur) tanrısı “Nisrok”203 isminin Arapça’ya geçmiş hali olması da muhtemeldir.

In document Kur'ân'da insanların ilâh olarak edindikleri objeler (Page 53-57)