Hatırlatma

Belgede 1.BÖLÜM ÖLMEK İSTİYORUM (sayfa 69-73)

"Çok mutluyum. Kurtulacağız artık bu pis yerden. Artık bize zarar veremeyecekler" diye Koray sevinerek el çırpıyordu. Araf'ta onun gibi

heyecanlıydı. Tabi bende. Bugün ilk adımımızı atıyorduk. İlk kez cesaretimizi toplayıp kurtulacaktık bu yerden.

"Belki bir evimiz bile olur. Ben çalışırım çok çalışırım sonra belki zengin bile oluruz" diye hayal kurmaya başlamıştık bile. Koridorda yürümeye devam ederken.

"Sessiz olun kimse duymasın bizi yoksa yakalanırız" diye uyarınca ikisi de susmuştu. Burdan kurtulmanın hayalini kuruyorduk. Burdaki insanlar bir hata yaptığımızda bizi dövmekten beter ediyorlardı. Ama artık birşey

yapamayacaklar. Gizli gizli dışarı çıktığımızda kapıya doğru ilerledik. Duvarda demirler vardı. Biz daha önce plan yapıp merdiven bulmuştuk zar zor

taşıyarak getirdik.

"Gerçek oldu. Hayalimiz gerçek oldu kurtuluyoruz" diye bize sarıldı Koray.

Sarılmaya devam ederken. Yanlarından ayrıldım ve merdivenlerden çıkmaya başladım.

"Hadi acele edelim kimse gelmeden" diye uyarınca benim çıkmamı beklediler ben çıkınca Araf'ta çıkmaya başladı. Arkadan iki bekçi bizi gördü ve koşarak buraya doğru gelmeye başladılar. Araf çıkınca Koray hemen merdivenlere çıkmaya başladı.

"Hadi Koray... Acele et geliyorlar" Koray çıkmaya devam ederken. Bekçiler buraya gelip Koray'ın bacağından tuttup düşürdüler. O sırada mecbur benle Araf kaçmaya başladık.

"Gitmeyin... Beni de alın. Yanlız bırakmayın. Gitmeyin..."diye bağıra bağıra ağlıyordu. Ama duramazdık. Peşimizde gelmeye devam ederken. Koray son bir kez daha bağırdı. "Gitmeyin. Eğer beni bırakıp giderseniz. Sizi asla

affetmem"

Günümüz

"Koray..." diye seslenince Araf. Yüzümdeki şaşkın ifadeyi silmeye çalıştım. O günden sonra ilk defa Koray' ı görüyordum. "Sen burdasın. Seni çok aradık"

demesiyle Koray'ın gülmesi bir oldu.

"O zaman kaybetmeseydiniz. Hatırlatırım beni bırakan sizlerdiniz" içimdeki suçluluk duygusu artarken. Koray'ın bakışlarında başka bir şey farkettim öfkeli görünüyordu.

"Biz geldik ama sen yoktun. Gitmiştin" Araf ve Koray' ı izliyordum ne

diyeceğimi bilmiyorum. Suçluyduk evet. Ama o zaman elimizden gelen birşey yoktu.

"Geldiniz evet. 3 sene sonra. Beni 3 sene orda yanlız bıraktınız" suçlu gözlerle bize bakarak. "Her neyse buraya eski günleri hatırlatmak için gelmedim. Eski dostlarımı görmeye geldim. Tabi biraz da iş için" Koray koltuğa oturarak rahat bir şekilde oturup bize baktı. Yerime otururken Araf'ın da oturduğunu fark ettim.

"Nerdeydin bunca zaman. Neden şimdi ortaya çıktın" bakışlarımı Koray'dan ayırmayarak ona bakıyordum. Tanıyamıyordum. Gözlerindeki eski Koray' ı göremiyordum.

"Bulut özlemedin mi beni?" bana bakışı bile eski Koray' ı hatırlatmıyordu.

"Bakın bakalım o eski ağlayan Koray' ı görebiliyor musunuz? Göremezsiniz çünkü ağlayan bir çocuk yerine ağlatan biri geldi karşınıza" yüzünde meydan okuyan güçlü biri gelmişti. Bakışları sinsiceydi.

"Bizim burdan anlamamız gereken tek bir şey var. Sen buraya yanımızda durmaya değil, karşımızda durmaya gelmişsin" açık konuşarak onun da açık konuşmasını bekliyordum. Koray tekrar gülünce bu sefer sinirlenmiştim.

"Yalnız Koray dikkat et. Karşımızda bugüne kadar kimse ayakta kalamadı.

Bence bir kez daha düşün" Araf'ın bu son cümlesinden sonra Koray'ın sırıtması daha çok yayıldı.

‘’İşte tam dişime göre bir rakip. Zaten artık yanınızda olmak söz konusu bile olamaz" işte tam burda başladı eski dostumuzun yeni düşmanımız olduğu...

İntikam almak istiyordu o günün öcünü almak için geldiğini anlamıştım. Ama sorun şu ki ne o eski Koray ne Araf eski Araf ne de ben eski Bulut'um.

"İntikam mı almak istiyorsun. Al o zaman. Yalnız sende şunu iyi bil. Bundan sonra hiç birşey eskisi gibi olmayacak." Kartları açık oynamak gerekiyor.

Sonuçta o da farkında bu işin dönüşü olmayabilir. Ama bu noktaya gelmeyi istemezdim. Bu içimi acıtsada bunu, onun istediği gibi yapmak zorundayım.

"İntikam almak isteseydim alırdım. Sizden sadece ihaleden geri çekilmenizi istiyorum. Kendi sağlığınız için..." son cümlesini vurgulayarak. Şu an

karşımdaki Koray olmasa ona haddini bildirmiştim. Sinirden elimi yumruk yaptım. Ama Araf sinirle bir hışım ayağa kalktı.

"Demek bu kadar nefret ediyorsun bizden. Hatalı olabiliriz ama telafi etmek için geri geldik biz. Senin böyle biri olabileceğini düşünemedik" Araf oldukça sinirli görünüyordu. Haklı bende en az onun kadar sinirliydim. Koray'ın Araf'ı sinirlendirmesi hoşuna gitmişti. Zevk alıyormuş gibiydi.

"Sözlerine dikkat et seni alttan almam. İhale işini de unut. Kimsenin beni tehdit etmesine de izin vermem." Oldukça serttim. Kendime ne kadar hakim olmaya çalışsam da bu kadar olabildim. Araf hala sinirle Koray'a bakıyordu.

Koray kendini dikleştirerek bana baktı.

"Sizi sadece uyarmıştım. Bu kadar sinirlenmenize gerek yoktu. Bundan sonra sık sık karşılaşacağız. İyi anlaşalım derim" hala pişkince durmuş bizi izliyordu.

Onun böyle, bu halde karşımıza çıkması bizim için oldukça zordu. Eski dosttan düşman olur mu? Oluyormuş ne kadar zor olsa da kabullenmek gerekirdi.

Ayağa kalkarak ona baktım.

"Yeter bu kadar başka birşey yoksa gidebilirsin" ona kapının yolunu

göstererek. Koray başını çevirerek ayağa kalktı. Araf'a baktı daha sonra bana bakarak biraz ilerledi.

"Hayat tuhaf değil mi? Geçmiş unutulmuyor böyle karşınıza çıkıyor işte. Size kendimi tanıtmak için gelmiştim. Eski dostu düşman yapan sizlersiniz" Koray daha sonra kapıya ilerledi. Kapıyı açarken birden durup bize baktı.

"Şu ihale işini de tekrar düşünün. Ha bu arada kendinize de iyi bakın. Tekrar görüşücez" dedi ve gitti. Sinirle masaya yumruk attım. Masadaki dosyaları yere fırlattım. Araf yanıma gelmişti. Derin nefes alarak sakinleşmeye çalıştım.

"Ne yapacağız. O Koray bizim kardeşimizdi ama onu yine de düşman olarak kabullenemiyorum" Araf ne yapacağını bilemez haldeydi. Ama güçsüz ve savunmasızda duramazdık.

"Bilmiyorum. Tek bildiğim şey Koray'ın artık düşmanımız olduğu" Zor ama gerçek. Geçmiş, eski günler diye birşey yoktu. Bize zarar vermesine izin vermeyeceğim bunu ona da göstericem...

10. BÖLÜM

KALPSİZ

Araf

Ulan ben bu hayatın ta içine edeyim. Siktiğimin dünyası ne istiyor lan bizden.

Kader mi lan bu insanın çocukluk arkadaşının düşmanı olarak çıkması...

Sinirden ofisten çıktım ve en yakın cafe bara gittim. Masada oturup biramı içerken. Bugünkü olayı unutmak istedim. Telefonum çalınca Bulut'un beni aradığını gördüm. Ama içimden hiç açmak gelmedi. Telefonu kapatıp içmeye devam ettim. Önümde garsonlardan biri içki şişesini koydu daha sonra hala durmaya devam etti. Başımı kaldırıp kim diye baktığımda bir kızdı. İyice baktığımda bu kızı tanıdığımı fark ettim. Bu kız davette bana küfür eden kızdı...

"Işığımı kapatıyorsun kaybol..." elimle git işareti yaparak göndermek istedim.

Ama hala aynı yerde duruyordu bu kız.

"Alya nerde?" başlıyacam şimdi birde Alya nerde diye soruyor. Tekrar ona bakınca o da dik dik bakmaya devam etti.

"Cebimde... Ya kızım bir git bela mısın sen?" bu sefer ellerine beline koydu. Bu kızın canı dayak istiyor kesin.

"Pis ayyaş ne olurda söylesen yerini bir yerine mi batar. Zaten senle muhatap olmak istemiyorum. Söyle de gideyim artık" sabrımı tüketiyor bu kız hala başımda durup çemkiriyor resmen. Üstelik başımı bile ağrıtmıştı.

"Hayatımda ilk defa bir kızı dövmek istiyorum. Eğer çeneni kapatmazsan tabi... "bir an korksa da uzun sürmedi yeniden cadaloz halini geri geldi.

Belgede 1.BÖLÜM ÖLMEK İSTİYORUM (sayfa 69-73)

Benzer Belgeler