X- ATASÖZLERİ VE DEYİMLER

1- Atasözleri:

Âşıka Bağdat ırak değil: Büyük bir hevesle istenen bir şeyi elde etmek uğruna katlanılacak fedakarlıklar insana güç gelmez.14

Kâhkeşân-ı Diclesine sal bırak Çünkü değil âşıka Bağdad ırak (259)

Erkekliğin onda dokuzu hiledir: Yapılan işlerde bazen hileli davranmak gerekebilir. Bu erkekliğin şanındandır.

Hüsn-i hâyl-i himmet ile biledir Erlik on ise tokuzı hiledir (965)

Her sakallıyı baban mı sanırsın?: Dış görünüşü ile iyi sanılan kişilerin içyüzlerini öğrenmedikçe haklarında kesin yargıya varmak doğru değildir.15

Didi hemân ana o rind-i zarîf

Her köri müfti mi sanursun harîf (2122)

Dikensiz gül olmaz: Her güzel şeyin hoşa gitmeyen yönü de bulunur. Güzel şeyi elde etmek isteyen ya da eden kimse bunun gerektirdiği rahatsız edici şeyleri de hoş görmelidir.”16

14 Ömer Asım AKSOY, Atasözleri ve Deyimler Sözlüğü, İnkılap Kitabevi, 7.Baskı, İstanbul 1993, s.

156.

15 a.g.e., s. 312.

16 a.g.e. s. 241.

Bir gül-i ter var mı ki hâr olmaya Kanı o gencîne ki mâr olmaya (2936)

Su küçüğün, söz büyüğün: Konuşmaya önce büyükler başlamalı, büyükler konuşurken küçükler dinlemeldir.17 Ayrıca ailede geçim kaygısı, çalışma, akzanma büyüğün görevidir. Eski geleneğimizde evin su gereksinimini çocuklar sağlardı. Çocuklar, mahallelerdeki çeşmelerden eve su taşırlardı.

Cam tolar şişeler eyler sadâ

Su küçüğün söz büyüğündür velâ (671)

Edebi edebsizden öğren: Edebsiz insanın yaptıkları edepsiz işler olduğu için, akıllı insan onun yaptıklarından yola çıkarak edebi öğrenebilir.18

İller içinde bu mesel söylenür

Âkil edebsizden edeb öğrenür (3157)

İyilik gibi alemde sermaye olmaz / İyilik et denize at; balık bilmezse Hâlik bilir: İyilik, karşılık beklemeden yapılmalıdır. İnsan, yaptığı iyiliklerin karşılığını hem bu dünyada hem ahirette alacaktır.19

Kendi gider iylüğü bâkî kalur İki cihândan dahi maksûd olur (891)

Zulüm ile dünya harap olur:20 İnsanlara zalimce davranmak, bize hiçbir şey kazandırmaz. Zulüm, bir felakettir. Bütün dünyayı yakıp yıkar.

Zulm verir memlekete zelzele Küfr ile turur turamaz zulm ile (897)

Zorla güzellik olmaz / Zorla büyü çözülmez: İnsanlara zorla bir şey yaptırılamaz. Çirkin olan bir insanı zorla güzel yapamayacağımız gibi, bir işte gönlü olmayan insanlara hiçbir şey yaptıramayız.21

Rey gerek asker-i mansûr ile

Hiç tılısm açıla mı zûr ile (936)

Söz var iş bitirir; söz var, baş yitirir: Öyle sözler vardır ki açılması zor nice kapıların açılmasına bile vesile olur. Akıllıca söylenmiş sözler, insanların gönüllerini kazanmada büyük bir etkiye sahiptir.22

Bir söz ile gâhî olur feth-i bâb

17 a.g.e., s. 434.

18 a.g.e., s. 257.

19 a.g.e., s. 336.

20 Feridun Fazıl TÜLBENDÇİ, Atasözleri ve Deyimler, İnkılap ve Aka Kitabevleri, İstanbul ( 1977 ), s. 580.

21 Ömer Asım AKSOY, a.g.e., s. 485.

22 a.g.e., s. 433.

Kim ider âsâr-ı ketâib-kitâb (937)

Akıllı olan olur olmaz işe karışmaz: Akıllı olan insan, bir olayla karşılaştığında hemen hüküm vermez, her şeye karışmaz. Düşünüp taşınır;

kendisi ve toplum için yararlı işler yapabilecekse olaya el atar.

Kim şererinden yana kevn ü mekân Âkil isen değme tokınma hemân (981)

Altının kıymetini sarraf bilir: Bir kişinin veya bir eşyanın kıymetini, ancak onunla ilgili konularda uzman olan kimseler bilir.23

Cevhere sarrâfdır iden nazar

Gayra sırıtma dişün ey pür-güher (1071)

Her yiğidin gönlünde bir arslan yatar: Her insanın gönlünde, ulaşmak istediği bir hedef vardır.24

Her kişi kalbinde bir arslan yatur Kûşe-i vîrânede sultân yatur (1655)

Akılsız kafaya söz kâr etmez:25 Akıllı olan insana bir söz bile yeter. Ama akıllı olmayanlara istediğiniz kadar öğüt verin fayda etmez.

Pend yeter vâr ise aklın hemân Nükte-i leb-i bahruna lu’bân (2078)

Her koyun kendi bacağından asılır: Herkes kendi yaptığından sorumludur.

26

Çün ayağından asılur her ganem Sen yüri tecrîd ile ol müftenem (2164)

Haddini bilmeyene bildirirler: İnsanları hiçe sayarak kendisini yükseklerde görenlerin birisi hak ettiği şekilde cezasını verir.27

Nice mu’ârız olasın sen bana

Bildüririn haddüni bir gün sana (2679)

Kıssadan hisse almak gerek:28 Anlatılan bir olaydan mutlaka herkes kendine düşen payı almalıdır.

Kande ki bir meclis idi kıssa-hân Kıssadan ol hisse alurdı hemân (2779)

23 Ömer Asım AKSOY, a.g.e., s. 143.

24 a.g.e., s. 313.

25 Feridun Fazıl TÜLBENDÇİ, a.g.e., s. 40.

26 Ömer Asım AKSOY, a.g.e., s. 313.

27 a.g.e., s. 299.

28 Feridun Fazıl TÜLBENDÇİ, a.g.e., s. 364.

2- Deyimler:

Uçmaya kanat açmak: Her an uçacakmış gibi bir görüntü içinde olmak.

Geydi yeşil sûfını sûfî-sıfat

Her birisi uçmağa açdı kanat (452)

Pervane gibi kendini parçalamak: İstediği bir şeyin olmaması karşısında duymuş olduğu üzüntüden üstünü başını parçalamak, yırtınmak.

Râyet-i pür-nûrına divâne-veş

Kendün uran per yaka pervâne-veş (461)

Adam gibi konuşmak: Fazilet sahibi ve olgun insanlara yakışır bir şekilde konuşmak.

Ya’ni olup sohbetinin tâlibi

Sandım anı söyleye âdem gibi (516)

Üf desen uçacak: Çok zayıf, halsiz ve bitkin bir görüntü içerisinde olan insanlar için kullanılır.

Âteş-i gülden kül olup nâtüvân Tâkati yok üf disen uçar hemân (518) Can atmak: Bir şeye ulaşmayı çok istemek.29

Buldı temûz ile harâret cihân

Girmeğe deryâya sular atdı cân (522)

Halini anlatmaya mecali olmamak: Çok yorgun ve bitkin bir halde bulunmak.

Kalmadı hiç hâlümi şerha mecâl Tâbiş ile gelmiş idi başa hâl (530)

Tatlı dil dökmek: İncitmeyen, gönül alıcı sözler söylemek.

Gördüm anı dökdi bana tatlı dil

Düşdüm o dem yanına mânend-i zıll (555)

Adam yerine koymak: Bir kimseye hak etmediği değeri vermek.30 Biz koduk âdem yerine anı heb

Söylemez âdem gibi ol bî-edeb(596)

Canları çıksın: 1- Ölmek. 2- Yaptığı zor bir işten dolayı yorgun ve bitkin bir halde olmak.31

29 a.g.e., s. 671.

30 a.g.e., s. 530.

31 a.g.e., s. 673.

Mersiyesin okumadum anların Cânları çıksun o nâdânların (736)

Ağzının suyu akmak: Bir şeye imrenmek, onu çok beğenmek.32 Kim ki ide bu suhana i’tibâr

Ağzı suyun akıda dîvâne-vâr (836)

Yola gelmek/getirmek: Kötü ve yanlış yolda olan birisinin durumunu düzeltmek.33

Habl-i metin şîme-i peygamberi Çekdi getürdi yola sığmazları (870)

Mat etmek: Karşısındakini yanıt veremez duruma getirmek.34 Böyle olur resm-i şeh-i pür hüner

Düşmeni mansûbe ile mât ider (964)

Aklı başından gitmek/Aklı fitil gibi dağıtmak: Korku veya sevinçten ne yapacağını bilememek.35

Sûziş ile göz yaşın akıtdılar Aklı fitîle gibi dağıtdılar (1022)

Zırıltısı eksik olmamak: Sürekli insanları rahatsız edici sözler söylemek.

Hikmete bir kimse meşârik değül Gerçi zırıldısı da eksik değül (1225)

Ayağına bağ olmak: Bir iş yapmasına, özgürce davranmasına engel olmak.36 Eylememiş biri güle ol pâk-zât

Ana ayak bağı diyü iltifât (1687)

Dünyayı birbirine katmak: İnsanların ve dünyanın düzenini, huzurunu bozmak.

Derdi hemân sîm ü sim ü zeheb Birbirine katmada dünyâyı heb (1739)

Sözüne gelmek: Bir kişinin söylediklerinin başlangıçta aksini düşünüp sonunda kabul etmek.

Dinle ne dir şâ’ir-i şîrîn-i sühan Sözüne gelmezsen eger işte ben (1819) Şişede peri: Peri gibi şişenin içinde bulunmak.37

32 a.g.e., s. 545.

33 a.g.e., s. 1123.

34 a.g.e., s. 963.

35 a.g.e., s. 552.

36 a.g.e., s. 596.

Câmdan ol dahi olur idi ayân Şîşede perî idi gûyâ hemân (2203)

Bir yastığa baş koymak: Karı kocanın acı tatlı günlerde birbirlerine destek olmaları.38

Hasta-i ışk ile olup bed me’âş

Koymadı bir yasdığa hem-ser ile baş (2206)

İçine dert olmak: Yapmak istediği bir şeyi yapmaktan dolayı üzüntü duymak.39

Hâke gömersem bunı mânend-i genc Firkati olur içime gizli renc (2237) Gözüne uyku girmemek: Hiç uyuyamamak.

Tâ ki uğurluk ide deyu eri

Uyhu mı görür idi aceb gözleri (2538)

Yer yarılıp içine girmek: 1- Yitirilen bir nesneyi tüm aramalara rağmen bulamamak. 2- Utancından dolayı insanların içine çıkmak istememek.40

Cûy-sıfat düşdi yüzi yirlere Yir yarılaydı girer idi yire (2812)

Karda gezip izini belli etmemek: Yaptığı nahoş işleri başkalarına sezdirmeden yapmak. 41

Ya’ni ki çün abile-ie rûy-ı yâr Karda yürü itme izün âşikâr (2717)

Kazdığı kuyuya düşmek: Başkaları için hazırladığı tuzağa kendisinin düşmesi.42

Kazdığı kuyuya düşer hışm-nâk

Çoğın ider kendi tüfengin helâk (2039)

Tuz ekmek hakkı: Aşağıdaki beyitte nân u nemek hakkı şeklinde geçen bu deyim, “sofrasında yemek yediği ve iyiliklerini gördüğü kimsenin kendisi üzerinde bulunduğu kabul edilen hak, duygusal borç.”43 anlamındadır.

Didi ki ol çeşmi haramî gazâl

Nân u nemek hakkını itsin helâl (1047)

37 Feridun Fazıl TÜLBENDÇİ, a.g.e., s. 501.

38 Ömer Asım AKSOY, a.g.e., s. 650.

39 a.g.e., s. 870.

40 a.g.e., s. 1118.

41 a.g.e., s. 911.

42 a.g.e., s. 917.

43 a.g.e., s. 1080.

Belgede NEV -ZÂDE ATÂYÎ NN NEFHATÜ L-EZHÂR MESNEVS. Hazırlayan MUHAMMET KUZUBA. Deniz Kültür Samsun Isbn: (sayfa 55-62)