Öğrenme ortamlarında yüksek kalite sağlama konusundaki büyük rolü nedeniyle Yüksek Performanslı Okul Birliği (CHPS - Colloborative High Performance School) ölçütleri arasına akustiği de katmıştır. Brundtland Kuruluna göre akustik ortamda bulunanların beklentilerinin karşılanmasının bir parçasıdır. Öğrencilerin öğretmenlerini ve diğer öğrencileri duyabileceği bir sınıf ortamı oldukça önemlidir (Gelfand ve Freed, 2010: 16). Eberhard (2008)'a göre konuşma ve dinleme, çoğu eğitim ortamında temel iletişim modelidir. Bu nedenle gürültü seviyesi ve yankı miktarı öğretmen ve öğrencilerin konuşmalarının anlaşılmasını engellemeyecek seviyede olmalıdır. Ne yazık ki çoğu öğrenme alanı çok gürültülüdür (Ford, 2008: 9). Özellikle kalabalık sınıf ortamlarında gürültü seviyesinin makul seviyenin üzerinde olması, hem öğretmenin hem de öğrencilerin sınıf içindeki etkililiğini olumsuz yönde etkileyen bir olgudur. Bu konuda yeşil okulun akustiğe verdiği önem ve bakış açısı hem öğretmenlere hem de öğrencilere kolaylık sağlayacaktır.

Sınıftaki akustik kalitesi, öğrencilerin öğrenmeleri üzerinde kritik öneme sahiptir. Araştırmalar gürültünün öğrenme üzerinde olumsuz etkiye sahip olduğunu göstermiştir. Konuşmanın anlaşılabilirliği konusunda yapılan çalışmalar, ortalama bir çevresel sesin bile, öğrencilerin konuşulanları anlama becerilerini azalttığını ortaya koymuştur. Gürültülü ortamlarda da konuşulanları, çocuklara göre daha iyi

73 anlayabilecekleri için, bu sorun yetişkinler tarafından çok fark edilmez. Yeni kavramlar öğrendikleri ya da öğretmelerin yeni ve karmaşık bir bilgi sundukları zaman olduğu gibi, yüksek zihinsel süreçler gerektiren etkinliklerle meşgul olduklarında da öğrencilerin dikkatlerini verebilmeleri çok önemlidir. Hygge (2003)’ye göre aşırı gürültü hafızayı etkileyerek öğrenme zorlukları yaşanmasına neden olur ve dikkat dağınıklığı yarattığı için öğrencilerin odaklanmasını zorlaştırır (NRC, 2007: 94).

Schneider (2002) ve Dunne (2006)’e göre öğrenciler iyi duyamadıklarında öğrenemezler ve gürültü strese neden olur. Gürültü ve zayıf akademik gelişim arasında bir bağlantı vardır. Okullar dışarıdan gelen arka plan gürültüsüne, öğrencilerin kendilerinden kaynaklanan içerideki gürültüye, HVAC sistemlerinden kaynaklanan gürültüye ve yankılanmaya maruz kalabilir. Bunlar, duyma güçlüğü olsun olmasın, bütün öğrencilerin öğrenmelerini olumsuz yönde etkiler. Sıradan okul aktiviteleri sırasındaki çevresel gürültü seviyesi yaklaşık 4 ile 38 desibel arasındadır ve bu seviye işitme sorunu olmayan öğrencilerin konuşmaları algılamaları için belirlenen seviyenin üzerindedir. Bu koşullarda birinci sınıf öğrencileri öğretmenin sarf ettiği kelimelerin yalnızca %66’sını algılayabilir. Picard ve Bradley gürültülü ortamların öğretmenlerde ses yorgunluğu ve asabiyete neden olduğunu belirtmişlerdir. Smith (2002) yankılanma arttıkça kelimelerin ayırt edilebilirliğinin azaldığını ve öğrencilerin duyma becerileri ve söylenenleri doğru algılamalarını etkilediğini belirtir. Gürültü karmaşanın akustik karşılığı olan “ kakofonidir” (Lackney, 2009: 128).

Sınıfta ideal akustik kaliteyi sağlayabilmek için sınıftaki dışarıdan kaynaklı gürültü seviyesini kabul edilebilir seviyede tutacak önlemlerin alınması gerekir. İnsanların konuşmaları anlayabilme becerisi, konuşma sesinin ortamdaki gürültüye oranla biraz daha fazla olmasını gerektirir. Akustik tasarım yapılırken sınıftaki konuşma sesini öne çıkarmak amaçlanmalıdır. Odaklanılan nokta öncelikle istenmeyen sesi azaltmak olmalıdır, daha sonra aşırı yankılanmanın engellenmesi gerekir. Goodland (1983)’a göre özellikle de küçük çocuklar için okullardaki öğrenme etkinlikleri konuşma ve dinleme üzerine kuruludur. Öğrenciler öğretmenlerini ve birbirlerini dinleyerek öğrenirler. Aşırı gürültü ve yankılanma, konuşulanı anlamaya engel olabilir ve öğrenme sürecine zarar verir. (NRC, 2007: 92) Akustik tasarım gereksinimlerine dikkat etmek etkin bir öğrenme ortamı sağlama konusunda önemlidir.

74 Makineler, hava hareketleri, zemin gürültüye neden olarak akustiği etkiler. Gürültü Ölçütü (The Noise Criteria – NC) insan kulağının çeşitli frekanslardaki sesleri ne şekilde algıladığını gösteren yalnızca bir sayısal değerdir. Bazı tasarım kılavuzları çeşitli mekânların tasarımı için farklı NC limitleri belirlemişlerdir. Örneğin kütüphaneler ve sınıfların NC değeri 30 ile 35 arasında, spor salonun NC değeri ise 35 ile 40 arasında olabilir (Gelfand ve Freed, 2010: 137). Günümüz okullarında sınıflar kullanım amaçlarına göre değişiklik göstermektedir. Bu bağlamda kullanılan salonların amacına göre akustik düzeyleri farklı olacaktır. Öğrencilere ve çalışanlara hizmet edecek olan bu alanların tasarımında akustik seviyeleri göz önünde bulundurulmalıdır.

Öğrencilerin bireysel çalışılabilecekleri, düşünebilecekleri, sessiz okuma yapabilecekleri ve yaratıcılıklarını destekleyen etkinlikleri gerçekleştirebilecekleri yerler okullarda azdır. Okumaya ve bağımsız çalışmaya teşvik etmek için çoğu okulun kütüphanesinin olduğu doğrudur, fakat kütüphanelerle ilgili problem, kütüphanelerin yetişkinlerin sessiz bir yer nasıl olmalıdır algısına göre tasarlanmış olmasıdır. Kütüphaneleri sessiz kılmak için koyulan kurallar bazen öğrenciler üzerinde baskı yaratır. Çalışma alanları yaratırken öğrencilerin gelişim süreçleri ve yaşları göz önünde bulundurulmalıdır. Yetişkinlerin çalışma alanları için gerekli olan mutlak sessizlik çocuklarda ve ergenlerde dikkat dağıtan bir olgu haline gelebilir.

Okullarda tamamen sessiz olmayan fakat öğrencilere özel kuytu bir alan sağlayan, kişisel çalışmalarını sürdürebilecek yarı açık alanlar “mağara alan” olarak tanımlanabilir. Okullar kütüphaneler dışında “mağara alan” görevini görebilecek başka alanlar keşfetmelidir. Bütün mağara alanların sessiz olması gerekmediğini anlamak önemlidir. Bir çeşmenin yanındaki küçük bir alan, oyun alanının yakınındaki banklar ya da bir kafeteryanın kuytu bir köşesi mükemmel bir mağara alan olabilir. Hatta koridorun kuytu köşeleri de mağara alan olarak kullanılabilir (Şekil 12). Farklı öğrenciler farklı türlerde mağara alanlarda daha iyi yoğunlaşabildikleri ve daha açık düşünebildikleri için önemli olan çeşitli köşelerin sağlanmasıdır (Nair, 2007: 67). Bu alanların oluşturulabilmesi için yetişkinler ile çocuklar arasındaki öğrenme farklılıkları akılda tutularak mutlak sessizliğin öğrenci üzerinde olumsuz etkilerinin olabileceğini kabul etmek gerekir.

75

Şekil 12. Mağara Alan (Nair, 2007: 67)

Sınıf içi öğrenmeyi yönlendirme ve diğer sözel iletişimleri duymak, normal duyma yeteneğine sahip çocuklar için zor olabilir. Fakat duyma bozuklukları yaşayan öğrenciler için bu durum çok daha zordur. Amerika’da 39 milyon öğrencinin 8 milyonu çeşitli derecelerde duyma bozukluklarına sahiptir. İlköğretimi bitiren bu çocukların çoğu akademik olarak iki ya da daha fazla yıl geriden gelmektedir. Quigley ve Thomure (1968) duyma bozukluklarının okul performansına olan etkilerini ölçen Stanford Başarı Testi’nin (Stanford Achievement Test) sonuçlarını incelemişlerdir. İncelenen öğrenci grubu, ortalama sosyoekonomik düzeyin üzerinde olmasına rağmen, duyma kaybı arttıkça akademik başarının azaldığını göstermiştir (Bruick, 2009: 43).

Ekolojik ses tasarım prensipleri, doğrudan ya da dolaylı olarak akustiğe işaret eder. Amerikan Ulusal Standartlar Enstitüsü (The American National Standarts Instıtude – ANSI) sınıfların ve diğer temel öğrenim alanlarının yankılanma ve akustik performansı karşılayacak standartlara sahip olmasını öngörür. Bu standartlar, dışarıdan gelen sesi engelleyecek kalın duvarları ve çatıyı, yalıtımı, yüzey bakımını ve gürültülü ortamları gürültüsüz ortamlardan ayıracak düzenlemelerin sağlanmasını içerir (Taylor, 2009: 128). Gürültüyü tanımlarken yalnızca öğrenmeyi olumsuz yönden etkileyen bir olgu olarak kabul etmek eksik olacaktır. İşitme ile ilişkili olarak öğrencilerin fiziksel gelişimini de etkilediği göz ardı edilmemelidir.

Sınıfta çevre gürültüsü, bina dışından (uçak, trafik, çim biçme makineleri ve diğer makineler, spor etkinlikleri ile meşgul olan öğrenciler), bina içinden (ısıtma,

Kapalı ortam algısı yaratan 2 ya da 3 tarafı kapatan duvarlar

76 havalandırma, klima, tesisat sisteminden, bitişik sınıflardan, koridorlardan, spor salonlarından ya da müzik odalarından) hatta öğrencilerin kendilerinden de kaynaklanıyor olabilir. Öğrencilerden kaynaklanan gürültü seviyesi baskın olabilir, aynı zamanda bu gürültü sınıf içindeki ortamın gürültüsü ile de güçlü bir ilişkiye sahiptir. Bu genel gürültü arttıkça öğrencilerin birbirleri ile konuşmalarının artacağı anlamına geleceği savunulur. Bu nedenle, öğrenciden kaynaklanan gürültüyü azaltmak için diğer bütün gürültü kaynaklarının en aza indirgenmesi gerekir. Öğretmenlerin de gürültünün sınıfta konuşmaya olan olumsuz etkileri konusunda da eğitilmeleri gerekir. Yetişkinler olarak öğretmenler, küçük yaştaki dinleyicileri için gürültünün neden olduğu bir sorunun ortaya çıkmasından hoşlanmazlar (NRC, 2007: 94). Sınıfta ideal akustik kaliteyi sağlayabilmek için hem sınıftaki hem de dışarıdan kaynaklanan gürültü seviyesini kabul edilebilir seviyede tutacak önlemlerin alınması gerekir.

Tasarımla ilgili olarak, bütünleşik yaklaşıma göre akustik performans bina dış kabuğunun, HVAC sisteminin, sınıf eşyalarının ve havalandırma sistemlerinin seçimi ile ilgilidir. HVAC sistemleri çalıştığı zaman öğrencilerin ya da öğretmenin sesini bastırmayacak şekilde tasarlanmalıdır. Havalandırma sessiz alanlara bakan pencerelerden sağlanacak biçimde tasarlanmalıdır. Eğer okul gürültülü bir otoyola ya da demiryoluna yakınsa, duvarlar ve kapalı pencereler çevreden gelen sesi engelleyecek biçimde iyileştirilmelidir (Gelfand ve Freed, 2010: 17). Bina tasarımı yapılırken binanın konumu gürültüye maruz kalma durumu dikkate alınarak en akılcı çözümlerin uygulanması gerekir.

Gürültüye neden olan dış etmenlerin yanında, bina içindeki sistemler de gürültüye neden olur. Ulusal Araştırma Kurulu (NRC - National Research Council) (2007) HVAC’tan kaynaklanabilecek arka plan gürültüsünü azaltabilmek için özellikle de gürültüyü absorbe eden kanallar kullanılmıyorsa, dikkatli HVAC tasarımları ve kurulumunun yapılması gerektiğini belirtir. Tasarımcıların sessiz fanlar, fan susturucuları, kanal titreşim kırıcıları ve sınıfa temiz havayı düşük hızda etkin bir şekilde vererek hava akımı gürültüsünü azaltan kanal sistemleri kullanmayı göz önünde bulundurmaları gerekir.

Sınıf için kabul edilebilir akustik koşulların belirlenmesi HVAC sistemleri için uygun tasarımları gerektirir. Sınıfları ve koridorları birbirinden ayıran duvarların ve kapıların tasarımı, dışarıya bağlanan duvar ve pencerelerin akustik kalitesi

77 belirlenmelidir. Bu öneriler en kolay, yeşil okulların Amerikan Ulusal Standart Enstitüsü’nün belirlediği 12.60’lık standardın karşılanması ile sağlanabilir (NRC, 2007: 104).

LEED sertifikalı tasarımlar sınıfların ve diğer temel öğrenim alanlarının Amerikan ulusal standartlar enstitüsünün 12,60 – 2002 numaralı standardını karşılaması gerekir. Bu alanlar sınıfın ses geçirmezlik gerekliliklerini karşılarlar. Bu ölçütler binaların, öğretmenlerin seslerini yormadan konuşabilecekleri, öğrencilerin birbirleri ve öğretmen ile etkili iletişim kurabilecekleri, dışarıdan kaynaklanan arka plan seslerinden etkilenmeyecek yerlere konulmasını, duvar ve çatılarda kalın malzemelerin kullanımı ile bu seslerin en aza indirildiği sınıflar elde edilmesi için belirlenmiştir (Bruick, 2009: 42). Yeşil okulların tasarımlarında gürültü seviyeleri belirlenen standartlara uygun hale getirilir. Hem öğrencilerin hem de öğretmenlerin sağlıkları ve etkili bir öğrenme ortamının yaratılmasında göz ardı edilmemesi gereken bir öğe olan akustik okul tasarımı yapılırken dikkatlice planlanmalıdır.

Belgede Yeşil okul: Çevre, sağlık ve eğitime etkileri (sayfa 84-89)