Read Ebook {PDF EPUB} Araba Sevdası by Recaizade Mahmut Ekrem
Araba Sevdası.
Osmanlı Edebiyatının ünlü şairlerinden biri olan Recaizade Mahmud Ekrem’in tek romanı olan Araba Sevdası ilk olarak 1896 yılında yayınlanmış ve büyük beğeni toplamıştır. Türk edebiyat klasikleri arasında yer alan ve tekrar tekrar yayınlanan kitap halen günümüz de okunması gereken romanlar listesinde yer almaktadır.
Bihruz Bey eski vezirlerden (. ) paşanın oğludur. On beş senedir İstanbul'a ayak basmamış olan babasıyla küçük yaşında memleket memleket dolaştığı için Bihruz Bey bir çocuğun öğrenmesi gereken bilgileri on altı yaşına kadar öğrenememişti.
Bihruz Bey yabancı hocalardan ders alıyordu. Bütün hocaları işten çıkarıyordu. Saçlarını kestirir, terzide kıyafetler ısmarlar, kunduracıya ölçü verirdi. Alafrangalığa meraklıdır. Terzilerle, garsonlarla, berberlerle Fransızca konuşur.
Gün gelir babası ölür. Paşanın vefatı üzerine oğluna yirmi sekiz bin liralık miras kalır. Bihruz Bey bu büyük serveti kısa zamanda yok edecek eğlence hayatına koyulur.
Bihruz Bey bir gün at arabasıyla giderken çok güzel sarışın bir kız görür. Bu kızı gördüğü gibi kalbi çarpmaya başlar. Bihruz Beyin yanındaki arkadaşı bu hanımefendiyi tanır. Kız arabadan indiği gibi Bihruz Bey onu takip eder. Kızla konuşmaya çalışır; fakat başarılı olamaz. Kızın adı ise Periveş'tir.
Bihruz Beyin aşık olduğu Periveş Hanım öyle soylu bir aileye mensup değildir. Periveş Hanım, Mağmum Efendi denen adamın eski eşidir. Sonradan ise Zamiye Hanımla yaşamaya başlar. Bihruz Bey , Periveş'e gücenmiştir ve içini dökecek bir mektup yazmak ister. Cuma günü onu bekleyecek ve mektubu ona verecektir. Gece uyuduğunda bile sürekli Periveş'i görmüştü.
Bihruz Bey mektubu yazmaya başladı. Kendini soylu gösterecek şekilde Fransızca kelimeler kullanıyordu. İçindeki aşkı, kederi, özlemi bir bir mektuba aktardı. Mektubu en az on defa okudu. Hiç bir kusur bulamadı.
Mösyö Piyer adlı Bihruz'un yanında çalışan bir adam vardı. Bu adam 65 yaşlarında siyasete ilgi duyan bir Fransızca öğretmeniydi. Menfaatçi birinin tekidir. Bihruz'dan para çekmeye çalışır. Mösyö Piyer zaman zaman Bihruz' a şiirler okuyordu.
Bihruz Bey aradan günlerin geçmesiyle tekrar Çamlıca'ya gitti. Saatlerce kadını bekledi ki mektubu ona verebilsin. Fakat ne kadın göründü ne de landosu. Bihruz Bey bekledikçe umudunu kaybetti. Ona aşkını itiraf etmek istiyordu. Kadını görmediği günler azap çekiyordu.
Bir gün çıkarıp yazdığı mektubu tekrar okudu. Mektupta '' siyah çerde '' adlı bir söz yer alıyordu. Bihruz bunun anlamını merak etti ve Naim Efendiyi çağırdı. Naim Efendi ise Arapça ve Farsçayı çok iyi bilen bir adamdı. Siyah çerdenin anlamına sözlükte baktılar ve anlamının siyah bir at olduğunu gördüler. Bihruz Bey bunu görünce kadının buluşmaya neden gelmediğini anladı. Kadına siyah at demişti ve bunun için üzülüp durdu.
Neyse ki kadına çıkarıp yeni bir mektup yazdı o kelimeyi dediği için affetmesini diledi, kadına yalvardı. Mektubu vermek için günler boyu bekledi ama kadını görmedi. Mektup da cebinde eskiyip gitti.
Bihruz Bey bunun üzerine odasından bile çıkmıyordu. Kadını hayal ediyor, düşlerinde ona kavuşabiliyordu. Periveş Hanımın ise hiç bir şeyden haberi yoktu. Bihruz Bey haftanın her günü mesaiye gider gibi Çamlıca'ya gidiyordu. Bihruz Bey beş dakika rahat olamıyordu. Kırlarda hem araba sürüyor hem de gezinti yaparken hayallerinde Periveş'ten özür diliyordu. Tam bu esnada Bihruz Beye bir mektup geldi ve Mösyö Kondoraki mektubu efendisine verdi. Mektubun içinde eskiden kıyafetlerini aldığı dükkanın parasını vermesi gerektiğini ya da arabasının ve hayvanlarının haciz edileceği yazılıydı. Bihruz Beyin de artık parası kalmamıştı. Bunu nasıl ödeyeceğini düşünüyordu.
Diğer gün arkadaşı Keşfi Beyi gördü. Ona sarışın kadın Periveş Hanımı sordu. Adam kendisinin de artık Periveş Hanımı görmediğini ve onun veremden dolayı öldüğünü söyler. Bu habere Bihruz dayanamaz tüm dünyası başına yıkılır. Bihruz aslında Keşfi'nin dediklerine inanmaz; ama Keşfi bir konuşur ki adamı inandırır.
Keşfi Bey yalancının tekidir. Arkadaşları arasında bu huyuyla ün kazanmıştır. Bihruz Bey yemeden içmeden kesilir, psikolojisi bozulur. Periveş Hanımı görememek ona azaptır. Bir gün dışarda gezerken Periveş Hanım'ı görür, ona seslenir; fakat kadın duymaz. Bihruz Bey, Keşfi’nin yalan attığını anlar. Keşfi'ye gelip bunun hesabını sorar Keşfi ise kızın ikiz kardeşinin olduğunu ancak kardeşini görebileceğini söyleyip yine yalan atmıştır.
Bihruz Bey bu yalana da inanır.
Bihruz Beye diğer ay borcunu ödemediği için haciz gelir. Çoğu malını kaybeder. İstanbul'a taşınır. Bir ramazan akşamı köleler başında dolaşırken birden bire kıza rastlar, onu sevgilisinin kız kardeşi zannederek yanına gider, Periveş'in mezarını sorar. Sonunda, gördüğü kızın Periveş olduğunu, fakat öyle sandığı gibi yüksek bir aileden olmayıp tersine düşkün bir kadın olduğunu anlar ve Periveş'le yanındaki Çengi Hanım'ın hakareti ve gülüşmeleri arasında oradan uzaklaşır.
Araba Sevdası Soru Cevap.
araba sevdası olay örgüsü nedir?
Araba Sevdası bir paşa oğlu olan Bihruz Bey'in gezinti sırasında gördüğü araba ve onun sahibini merak etmesi ile başlar. Arabadan güzel bir bayan inince ona aşık olur ve hislerini ona açmaya çalışır. Fakat umduğu karşılığı alamaz ama bunu da kabullenemez. Kafasında farklı senaryolar üretir ve aşkı tamamen platonik olarak kalır. Güzel bayanı her yerde aramasına rağmen bir türlü bulamaz. Daha sonra yalancılığı ile ünlü arkadaşının sözüne inanıp öldüğüne inanır fakat bu kez de mezarını bulma çabası içine girer. Daha sonra güzel bayanı tekrar görür ama bu seferde yalancı arkadaşının ablası yalanına inanır ve bu kez de ablasını bulup mezarının yerini öğrenme mücadelesi içine gerir. Sonunda şans eseri güzel bayan ile yine karşılaşır
ve aşkının tamamen platonik olduğunu öğrenir.
araba sevdası yazarı kimdir?
Araba Sevdası yazarı Osmanlı Edebiyatının öncülerinden olan Recaizade Mahmud Ekrem'dir.
araba sevdası romanın türü nedir?
Eser Yerli Roman olarak kabul edilir. Konusu itibari ile platonik bir aşkı anlattığı için Dönemsel Aşk Romanı olarak da kabul edilmektedir.
Araba Sevdası.
Araba Sevdası, Tanzimat döneminde rastladığımız diğer roman denemelerinden apayrı, yazarını da benzersiz kılan bir romandır.
Sultan Abdülaziz döneminde yaşanan trajikomik bir aşk hikâyesini, abartılı bir "alafranga züppe" karakterinin etrafında anlatan Araba Sevdası, Türkçe edebiyatın en özgün örneklerinden biridir. Daha sonra pek çok romanda benzer örnekleri yaratılacak, aşırı Batılılaşmış, özenti karakterlerin dramı, en yoğun olarak Araba Sevdası'nın kahramanı Bihruz Bey'in şahsında ete kemiğe bürünür ve bir klasik haline gelir. Bu sadeleştirilmiş basımda, Araba Sevdası'nın orijinalinde yer alan resimlerin yanı sıra romanın kaynaklarını ve göndermelerini belirginleştiren metinlere, haritalara ve resimlere de yer verilmiştir.
"Eğer Tanzimat romanına bir Batılılaşma romanı değil de bir modernleşme romanı olarak bakarsak, Araba Sevdası gerçek anlamda modern ilk romandır."
Araba Sevdası by Recaizade Mahmut Ekrem.
Araba Sevdası.
(Recaizade Mahmut Ekrem)
Kitabın Adı : Araba Sevdası Kitabın Yazarı : Recaizade Mahmut EKREM Yayın Evi – Adresi : İnkılap Kitabevi – Yayın Sanayi Basım Yılı : – Kitabın Konusu.
Bir görüşte aşık olan Fransız hayranı savurgan bir şahsın, kendi kendine gelin-güvey olarak yaşadıklarını anlatmaktadır.
KİTABIN ÖZETİ.
Bihruz Bey zamanındaki İstanbul’da yaşayan, pek şık giyinmesini seven ve validesinin yardımıyla geçinen, kibirli ve kendini dekolte gören, genç bir beydir. Her yıl olduğu gibi, baharın gelmesiyle Bihruz Bey’in de içi hoş olur ve sık sık gezintilere çıkar. Bir gün gelir ve lando diye tabir edilen ve bir o kadar da şık olan sarı renkli at arabasına biner. Arabasından indiğinde güzel bir lando daha gelir ve içerisinden iki hanım iner. Biri Periveş adında güzel, yirmi yaşlarında, sarışın bir hanım ve diğeride Bihruz Bey’in sarışın hanımın hizmetkarı sandığı yaşlıca bir kadındır. Bihruz Bey, blond diye tabir ettiği sarışın hanıma gönlünü kaptırır. Bu hanımların arakalarından yürür ve hanımların bu yere bir sonraki Cuma geleceklerini öğrense de gelecekleri saati öğrenmek nasip olmaz. Bir anda Keyfi Bey’in çıkması ile Periveş hanım hızlıca kaçar ve Bihruz Bey her ne kadar takip etmeye çalışsa da izini kaybeder. O günden sonra bu sarışın güzel, Bihruz Bey’in aklından hiç çıkmaz. Yüz Temel Eser Özetleri , Kitap Özetleri , Roman Özetleri , Yüz Temel Eser , Özet.
Bihruz Bey sarışın hanım için bir mektup ve alıntı bir şiir yazıp, gönderir. Fakat daha sonra şiirde anlamını bilmediği bir sözcüğün, ona değil de sarışın yerine esmere hitap ettiğini öğrenince kahrolur. Bu sırada borçlarının kabarması üzerine paraya ihtiyaç duymaktatır. Bu yüzden köşkü satmayı düşünse de validesi buna izin vermemektedir. Keyfi Bey ile konuşurken Keyfi Bey’in yalandan söylediği sarışın güzelin (blondun) öldüğü haberini alır. Bunun üzerine Bihruz Bey sanki çok büyük bir aşk yaşamışlar gibi kendini kahreder, günlerce ağlar.
Daha yeni kendine geldiği anda dışarı gezintiye çıkmıştır. Üsküdar vapuruna yaklaşır fakat onu kaçırır. Vapur henüz iskeleden ayrıldığı anda Periveş hanımın vapurda oturduğunu görür. Bir anda büyük bir heyecana kapılır ve sevinçten gözleri ışıldar. Keyfi Bey’in yalanını suratına çarpmak hevesiyle Keyfi Bey’in yanına gider fakat Keyfi Bey ikinci bir yalanla o gördüğü kişinin Periveş hanım olmadığını ve ona çok benzeyen bir çalışanı olduğunu söyler. Bunu üzerine Bihruz Bey tekrar yıkılır. Bu esnada alıcaklılar Bihruz Bey’i sıkıştırmaktadır.
Bihruz Bey’in arabacısı olan Andon bir gün Bihruz Bey’in emri üzerine onu bekler ve Bihruz Bey’in geri dönmemesi üzerine köşke doğru yola koyulur. Bu esnada arabayı çizdirerek ufak bir kaza yapar. Bundan Bihruz Bey’in haberi olmadan kurtulmak amacıyla arabayı tamir fabrikasına götürür. Fabrikasında Bihruz Bey’in arabasını gören Kondaraki, onca uyarılara rağmen Bihruz Bey’in borcunu ödememesi üzerine arabaya ve hayvanlara el koyar. Bunun üzerine Andon çaresiz köşke gider ve olanları Bihruz Bey’e anlatınca işten kovulur. Kondaraki daha sonra Bihruz Bey’e nisbet olurcasına Andon’u işe alır. Bihruz Bey validesinin isteği üzerine İstanbul’dan ayrılmayı düşünürken bir yıl daha burda geçirmeye karar verir. Bu esnada Müsyü Piyer ara sıra gelmekte ve beraber çalışmaktadırlar. Bir gün Bihruz Bey çarşıda gezerken o sarışını tekrar görür ve blondunun çalışanı olarak sandığından aşık olduğu sarışın kadının mezarını öğrenmek maksadıyla hanımın peşine koyulur. Ara bir sokaktan geçerken nazik bir şekilde durumu izah eder. Sonra da aşık olduğu o sarışın hanımın aslında o çalışan kadın olduğunu ve o gün geldikleri güzel arabayı kiraladıklarını diyer bir tabir ile zengin olmadıklarını öğrenir. Bunun üzerine yalan aşkından dolayı Bihruz Bey bir daha yıkılır. Sarışın hanım da alay ederek yoluna devam eder.
KİTABIN ANAFİKRİ.
Bu eserden dış görünüşün insanı yanıltabileceği ve dış görünüşe fazla aldanılmaması gerektiği yargısı çıkarılmaktadır. Bunun yanında insanın olayları kendi istediği gibi agılamayıp gerçeği görmesinin gerektiği, o zamanlarda görülen ve yabancı hayranlığından kaynaklanan Fransızca ile karışık bir dil kullanma durumunun kişilerin anlaşmasında zorluklar yarattığı ve önyargılı davranışların insanı ne derece hataya sürüklediği anlatılmaktadır.
KİTAPTAKİ ŞAHISLARIN DEĞERLENDİRİLMESİ.
Bihruz Bey : Şık görünmeyi seven, valide parasını yiyen tutarsız ve savurgan bir gençtir. İnsanların dış görünümüne önem verir. Kendi kendine gelin ve güvey olur. Olayları işine geldiği şekilde algılar. Umursamaz ve düşüncesiz bir karaktere sahiptir. Gittiği heryerde tanıştığı her insanla Fransızca konuşarak tiraj yapmaya çalışır.
Periveş Hanım (blond): Bihruz Beyin zengin bir hanım sanıp, gönlünü kaptırdığı kişidir. Gerçekte zengin değildir. Alaycı bir karaktere sahiptir.
Sarışın, yirmi yaşlarında, orta boylu ve güzel bir kızdır.
Keşfi Bey: Bihruz Bey’e yalan söylemiştir. Şakacı bir yapısı vardır.
Mişel : Bihruz Bey’in hizmetkarıdır. Her zaman kibar görünür ve Bihruz Bey gibi Fransızca ile karışık bir dil konuşur.
Andon: Bihruz Bey’in arabacısıdır. Bihruz Bey’in sarı renkli şık arabasını verilen emirler doğrultusunda kullanır. Bihruz Bey’den oldukça korkar.
Müsyü Piyer : Bihruz Bey’e öğretmenlik yapan, ona kitaplar getirip, okuyan orta halli bir profesördür. Geçimini biraz da Bihruz Bey’in yardımıyla sağlar.
Kondaraki : Araba tamir fabrikasının müdürüdür. Bihruz Bey’in arabasını pek beyenmiş ve göz koymuştur.
KİTAP HAKKINDA ŞAHSİ GÖRÜŞLER.
Kitap yazılan ilk realist roman olmasına rağmen okuyucuyu dili yönünden zorlamaktadır. Kitapta yabancı hayranlığı, dış görünüşe önem verme, maddiyatçılık, önyargılı davranma vb. gibi toplumda o zamanlarda sık görünen sorunlar ele alınmıştır.
YAZAR HAKKINDA KISA BİLGİ.
Recaizade Mahmut EKREM; “Araba Sevdası” romanıyla Türk roman tarihimizde, romantizmden realizme geçen ilk romancımız ünvanını kazanır.
Tanzimat edebiyatımızın en önemli şairleri ve yazarları arasındadır. İsatnbul’da Vaniköy’de doğdu (1 Mart 1847), Takvimhane Nazırı Recai Efendinin oğludur. İlk öğrenmini, zamanın bilim ve sanat adamlarından olan, babasından aldı. Beyzıt Rüştüyesi’nde Harbiye İdadisi’nde okudu.
Hariciye nezareti Mektubi Kalemine memur olarak girdi (1862). Fransızcasını iyice geliştirdi. Namık Kemal’le tanıştı; eski şiirden vazgeçip Batı edebiyatına yöneldi. “Tasvir-i Efkar” gazetesine yazmıya başladı. Namık Kemal Avrupa’ya kaçarken gazatenin idaresini ona bıraktı (1867). Şura-yı Devlet (Danıştay) üyesi oldu (1877); Mekteb-i Mülkiye’de, Mekteb-i Sultani (Galatasaray Lisesi) de edebiyat öğretmenliği yaptı (1880-1887) ve Maarif Nazırlığında bulundu (1908). Ayan Meclisi’ne (Senatoya) seçildikten bir süre sonra öldü (31 Ocak); vasiyeti üzerine, Küçüksu’da oğlu Nijad’ın yanına gömüldü (1914). Reacaizade Mahmut Ekrem; şiir, eleştiri, hatıra, çeviri, inceleme, hikaye, roman, tiyatro alanında 25’i aşkın eser vermiştir. En tanınmışları: Afife Anjelik (piyes, 1870); Yadigar-ı Şebap (Gençlik Hatırası, şiirler, 1872); Atala (çeviri roman, 1872); Vuslat-yahut- süreksiz Sevinç (piyes, 1875); Talim-I Edebiyat (edebiyat bilgileri, 1879); Zemzeme (şiirler, 3 cilt, 1882-85); Takdir-i “Elhan” (eleştiri, 1886);
Muhsin Bey (hikaye, 1890); Pejmürde (şiirler, 1893); Şemsa (hikaye, 1893); Araba Sevdası (roman, 1896); Nijat Ekrem (mensur, manzum şiirler, anılar, 1911); Çok Bilen Çok Yanılır (piyes, 1914).
Araba Sevdası.
Recaizade Mahmut Ekrem' in Araba Sevdası, kendi çağına tanıklık eden bir yazarın, roman aracılığıyla toplumsal bir eleştiriyi dile getirdiği en özgün örneklerden birisidir.
İlk taslağının 1889' da yazıldığı tahmin edilen, 1896' da Servet-i Fünun'da tefrika edilen ve ardından 1898' de kitaplaştırılan Araba Sevdası, Tanzimat sonrası dönemde öne çıkan en önemli Türkçe romandır. Sultan Abdülaziz döneminde geçen romanda, İstanbul'un mirasyedi çevrelerinde görülen "alafranga züppe" tipi abartılarak bir aşk hikâyesinin içine yerleştirilir. Bu eleştirel basımda, Araba Sevdası'nın orijinalinde yer alan resimlerin yanı sıra tefrika ile kitap arasındaki farklara, romanın kaynaklarını ve göndermelerini belirginleştiren metinlere, haritalara ve resimlere de yer verilmiştir.
"Recaizade Ekrem' i çağdaşları arasında benzersiz kılan, tüm eylemleri eylemsizliğe, tüm öykünmeleri başarısızlığa, duyguyu abes duygusallığa ve düşü -ki yaratıcılığı da içerir- yokluğa dönüştüren bir roman yazmış olmasıdır."
Recaizade Mahmut Ekrem Kimdir?
Recaizade Mahmut Ekrem kimdir bu yazımızda detaylı olarak öğreneceksiniz. Recaizade Mahmut Ekrem’in Eserlerine de göz atabilirsiniz.
Recaizade Mahmut Ekrem Türk edebiyatının 19.yüzyılda eserler yazmış en önemli yazarlarından biridir. Araba Sevdası kitabı yazarın en önemli eseridir ve günümüzde halen severek okunmaktadır. Türk edebiyatının önemli kalemlerinden birisi olmayı sürdürmektedir.
Recaizade Mahmut Ekrem’in Hayatı.
1847 yılında İstanbul Vaniköy’de doğan Recaizade Mahmut Ekrem, Tanzimat dönemi erken yazarlarından Mehmet Şakir Recai Efendi’nin çocuğudur. Babası Mehmet Efendi Farsça ve Süryanice dillerindeki bilgi birikimini onunla paylaşmıştır ve yazarlık kariyeri için önemli bir yere sahiptir.
Recaizade Mahmut Ekrem hayatı edebiyat ile tanışması Namık Kemal ile tanışmasından sonra gerçekleşmiştir. Recaize Mahmut Ekrem bu tanışmadan sonra Encümen-i Şuara Topluluğu’na katılmıştır. Bu topluluk aynı zamanda ilk Türk edebiyatı edebi topluluğu olarak da bilinir.
Ercümen-i Şuara’ya katıldıktan sonra Tasvir-i Efkâr gazetesinde yazdığı yazılar yayınlanmaya başlanır.
Yazarlık kariyeri dışında çevirmenlik de yapan Recaizade Mahmut Ekrem, Batı Edebiyatı’na olan ilgisi ile de ön plana çıkar. Çevirmenlik yaptığı dönemlerde Nağme-i Seher isminde ilk şiir kitabını çıkarmıştır. Sadece şiir kitabı çıkarmakla kalmayıp Afife Anjelik isimli ilk tiyatro oyununu da yine bu dönemde yazmıştır.
Recaizade Mahmut Ekrem’in oğlu Nijad’ın vefatından (1 Mart 1898) sonra inzivaya çekildiği bilinmektedir. II. Meşrutiyet’in ilanından sonra
“A’yân Âzalığı”na getirildi (28 Kasım 1908), vefatına kadar da bu görevde kaldı.
Recaizade Mahmut Ekrem’in Eserleri.
Recaizade Mahmut Ekrem Türk edebiyatı için birçok türde eserler vermiştir. Tanzimat döneminden bu yana Türk edebiyatının en önemli isimlerinden biri olmuştur ve hikâye, şiir, roman, tiyatro türlerinde eserler yayınlamıştır.
Recaizade Mahmut Ekrem hece ölçüsü ile yazdığı başarılı şiirleriyle bilinir ve güzel duyguların her zaman şiire aktarabileceği savunur. Şiirlerinde ön plana çıkan hüzünlü doku yazarın en bilinen özelliklerinden biridir. Batı Edebiyatı etkisinde yazdığı romantik şiir eserleri, klasik edebi anlayışla yazdığı tiyatro eserleri vardır.
Araba Sevdası romanı yazarın 1898 yılında yayınladığı kendisinin ve Türk edebiyatının en önemli eserlerinden biridir. Araba Sevdası romanı Türk romanının ilk realist romanı olma özelliği de taşımaktadır. Araba Sevdası aynı zamanda Batı edebiyatından oldukça etkilenen Recaizade Mahmut Ekrem’in batı etkileşimli ilk düz yazı kitabıdır.