• Sonuç bulunamadı

T.C. EGE ÜNİVERSİTESİ SAĞLIK BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ HEMŞİRELERİN İŞ DOYUMUNDA DUYGUSAL ZEKÂNIN ROLÜ

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2022

Share "T.C. EGE ÜNİVERSİTESİ SAĞLIK BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ HEMŞİRELERİN İŞ DOYUMUNDA DUYGUSAL ZEKÂNIN ROLÜ"

Copied!
145
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

T.C.

EGE ÜNİVERSİTESİ

SAĞLIK BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ

HEMŞİRELERİN İŞ DOYUMUNDA DUYGUSAL ZEKÂNIN ROLÜ

HEMŞİRELİK PROGRAMI

RUH SAĞLIĞI VE HASTALIKLARI HEMŞİRELİĞİ ANA BİLİM DALI

YÜKSEK LİSANS TEZİ

Ayşe BÜYÜKBAYRAM

İZMİR- 2009

(2)

T.C.

EGE ÜNİVERSİTESİ

SAĞLIK BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ

HEMŞİRELERİN İŞ DOYUMUNDA DUYGUSAL ZEKÂNIN ROLÜ

HEMŞİRELİK PROGRAMI

RUH SAĞLIĞI VE HASTALIKLARI HEMŞİRELİĞİ ANA BİLİM DALI

YÜKSEK LİSANS TEZİ

Ayşe BÜYÜKBAYRAM

TEZ DANIŞMANI

Yard. Doç. Dr. Ayça GÜRKAN

İZMİR- 2009

(3)
(4)

DEĞERLENDİRME KURULU ÜYELERİ

(Adı Soyadı)

(İmza)

Başkan : Yard. Doç. Dr. Ayça GÜRKAN (Danışman)

Üye : Prof. Dr. Olcay ÇAM

Üye : Yard. Doç. Dr. Aynur UYSAL

Yüksek Lisans Tezinin kabul edildiği tarih: 10 .09. 2009

(5)

ÖNSÖZ

Eğitimimde ve araştırmanın her aşamasında bilimsel katkılarıyla rehberlik eden, bu süreçte destek, zaman ve özveri gösteren çok değerli tez danışmanım Yard.

Doç. Dr. Ayça GÜRKAN’a,

Bu süreçte bilgilerini, deneyimlerini ve desteklerini esirgemeyen Yard. Doç.

Dr. Gönül ÖZGÜR’e,

Araştırmanın uygulanmasında destek ve katkılarını esirgemeyen, araştırmaya katılmayı kabul eden, İzmir Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde çalışan meslektaşlarıma,

Çalışmam boyunca benden desteklerini esirgemeyen arkadaşlarım Öğr. Gör.

Gülcan BAKAN’a, Arş. Gör. Nazmiye ÇIRAY’a, Fatma İLTUŞ’a, Fatma ÇETİNKAYA’ ya, Uğur DOĞAN’a,

Araştırmanın her aşamasında maddi manevi desteklerini esirgemeyen, her zaman yanımda olan anneme, babama ve kardeşlerime sonsuz teşekkürlerimi sunarım.

Ayşe BÜYÜKBAYRAM İZMİR

Eylül/2009

(6)

İÇİNDEKİLER

Sayfa no:

ÖNSÖZ……… ……….. ii

İÇİNDEKİLER…...………...iii

TABLOLAR DİZİNİ……...………...vii

ŞEKİLLER DİZİNİ………...………...viii

BÖLÜM I 1.GİRİŞ 1.1.Problemin Tanımı………...1

1.2. Araştırmanın Amacı ……. ……… .……...2

1.3. Araştırmanın Önemi ………... ...2

1.4. Araştırmanın Hipotezleri ……….……..3

1.5.Varsayımlar ………..……….……...4

1.6. Araştırmanın Sınırlılıklar ………...4

1.7 Tanımlar ………..….…5

1.8.Genel Bilgiler ……….………..5

1.8.1. Duygusal Zekâ ……… ………...5

1.8.1.1.Duygusal Zekâ Modeller……….….10

1.8.1.1.1. John D. Mayer & Peter Salovey Modeli ………..…10

1.8.1.1.2.Reuven Bar-On Modeli………...…………..12

1.8.1.1.3. Daniel Goleman Modeli ……...18

1.8.1.1.4. Robert K. Cooper & Ayman Sawaf Modeli …...…..19

1.8.1.2.İş Yaşamında Duygusal Zekâ İle Kullanılan Kavramlar……..22

1.8.1.2.1. İş Yerinde Duygu………..………22

1.8.1.2.1.1. Duygusal Emek……….….….……29

1.8.1.2.1.2. Duygusal Uyumsuzluk...30

1.8.1.3. İş Yerinde Duygusal Zekâ……….……….… 31

1.8.1.3.1. Duygusal Zekâ Ve Liderlik……….……….……….34

1.8.1.3.2. Duygusal Zekâ Ve İş Kontrolü….……….…………37

1.8.2. İş Doyumu……….………..37

1.8.2.1. İş Doyumunu Etkileyen Faktörler ………….…...40

1.8.2.2. İş Doyumu Sağlanmasının İş Ortamına Sağladığı Faydalar...44

(7)

1.8.2.3. İş Doyumu Sağlanamadığında Ortaya Çıkacak

Olumsuzluklar………..45

1.8.3. Duygusal Zekâ Ve İş Doyumu………..46

1.8.4. Hemşirelerde Duygusal Zekâ Ve İş Doyumu………48

1.8.5. Duygusal Zekâ Ve İş Doyumu Alanında Yapılan Çalışmalar………...53

BÖLÜM II 2. GEREÇ VE YÖNTEM 2.1. Araştırmanın Tipi ……….………...62

2.2. Araştırmanın Yeri Ve Zamanı ……….………62

2.2.1. Araştırmanın Yerinin Tanımı……….………62

2.3. Araştırmanın Evreni……….………...62

2.4. Araştırmanın Örneklemi……….………...62

2.5. Bağımlı / Bağımsız Değişkenler……….………...63

2.5.1. Bağımlı Değişkeler……….………....63

2.5.2. Bağımsız Değişkenler……….………....63

2.6. Veri Toplama Yöntemi……….…………...63

2.5.1. Sosyo Demografik Soru Anketi……….…………...63

2.5.2. Duygusal Zekâ Ölçeği……….………64

2.5.3. İş Doyumu Ölçeği……….…………...67

2.7. Verilerin Analizi………….……….…………..…68

2.8. Süre Ve Olanaklar ……….…………....68

2.9. Etik Uygulamalar ……….……….69

BÖLÜM III 3.BULGULAR 3.1. Hemşirelerin Demoğrafik Özelliklerine İlişkin Bulgular…….………71

3.2.Hemşirelerin İş Doyumu Ortalamalarına İlişkin Bulgular……….…………74

3.3. Hemşirelerin Toplam Duygusal Zeka Ve Duygusal Zeka Alt Boyutları Toplam Puan Ortalamaları Ve Madde Puan Ortalamalarına İlişkin Bulgular…...………...…75

3.4. Hemşirelerin Toplam Duygusal Zekâ, Duygusal Zekâ Alt Boyutları Ve İş Doyumu Alt Boyutları Aralarındaki İlişkinin İncelenmesi…………..……….……..76

(8)

3.5. Hemşirelerin Sosyo Demografik Özellikleri İle İş Doyum Ortalamalarının Karşılaştırılmasına İlişkin Bulgular………...………….…….78

BÖLÜM IV 4. TARTIŞMA

4.1.Hemşirelerin Tanımlayıcı Özelliklerine İlişkin Bulgular …………..………...….88 4.1.1. Hemşirelerin Sosyo- Demografik Özelliklerine Göre Dağılımı…...…..88 4.1.2. Hemşirelerin Mesleki Özelliklerinin İncelenmesi………...88 4.2. Hemşirelerin İş Doyumu Puan Ortalamalarına İlişkin Bulgular………...89 4.3. Hemşirelerin Toplam Duygusal Zekâ Ve Duygusal Zeka Alt Boyutları Madde Puan Ortalamalarına İlişkin Bulgular……….………..90 4.4. Hemşirelerin Toplam Duygusal Zekâ ve Duygusal Zekâ Alt Boyutları ile İş Doyumu Alt Boyutları Aralarındaki İlişkinin İncelenmesi……...………...…91 4.5. Hemşirelerin Sosyo Demografik Özellikleri İle Duygusal Zekâ Ortalamalarının Karşılaştırılması………....97 4.5.1.Hemşirelerin Duygusal Zekâ Puan Ortalaması İle Cinsiyetlerinin Karşılaştırılması………...97

4.5.2. Hemşirelerin Yaş Grupları ile İş Doyumu Alt Boyutları Ortalamalarının Karşılaştırılması………...………97

4.5.3. Hemşirelerin Eğitim Durumları ile İş Doyumu Alt Boyutları Ortalamalarının Karşılaştırılması………..………..…...99 4.5.4. Hemşirelerin Medeni Durumları ile İş Doyumu Alt Boyutları Ortalamalarının Karşılaştırılması……….99 4.5.5. Hemşirelerin Çocuk Sahibi Olma Durumları ile İş Doyumu Alt Boyutları Ortalamalarının Karşılaştırılması………..…...100 4.5.6. Hemşirelerin Mesleği İsteyerek Seçme Durumları ile İş Doyumu Alt Boyutları Ortalamalarının Karşılaştırılması ………..…...101

4.5.7. Hemşirelerin Meslekten Memnun Olma Durumları İle İş Doyumu Alt Boyutları Ortalamalarının Karşılaştırılması……….…..…....102 4.5.8. Hemşirelerin Meslekte Çalışma Süreleri İle İş Doyumu Alt Boyutları Ortalamalarının Karşılaştırılması……….…………..…102 4.5.9. Hemşirelerin Klinikte Çalışma Süreleri İle İş Doyumu Alt Boyutları Ortalamalarının Karşılaştırılması………..….104

(9)

BÖLÜM V

5. SONUÇ Ve ÖNERİLER

5.1.Sonuçlar………...………..……….……...….105

5.2. Öneriler………...………...……….……….….….107

BÖLÜM VI 6.ÖZET VE ABSRACT 6.1. Özet………..………..………110

6.2. Abstract………..…….…..………..112

BÖLÜM VII 7. KAYNAKÇA... ………...………....114

EKLER EK I. Sosyo Demografik Soru Anketi………...…………. …124

EK II. Duygusal Zekâ Ölçeği ………...……….……….126

EK III. İş Doyumu Ölçeği ………..129

EK IV Duygusal Zekâ Ölçeği Kullanılabilmesi İçin İzin yazısı………. 130

EK V. Ege Üniversitesi Hemşirelik Yüksek Okulu Etik Kurulu İzin Yazısı…….. 131

EK VI. İzmir Atatürk Eğitim Ve Araştırma Hastanesi Başhemşire Onayı……...132

EK VII. İzmir Atatürk Eğitim Ve Araştırma Hastanesi Kurum İzin yazısı……....133

ÖZGEÇMİŞ………...……….134

(10)

TABLOLAR DİZİNİ

Tablo No: Sayfa No:

1. John D.Mayer & Peter Salovay'ın Dört Boyutlu Duygusal Zeki Modeli ...……….12 2. Bar-On Modelindeki Duygusal Zekâ Boyutları Ve Onları Oluşturan Yetenekler.. 14 3. Bar-On Modelinin Yeniden Gruplandırmış Biçimi ……….18 4. Duygusal Zekâyı Sınıflandıran Üç Model ………..….…21 5. Yönetici Hemşirelerin Becerileri……….….…36 6. Bar-On Duygusal Zeka Anketi Boyutları, Alt Boyutları Ve Maddeleri ...…..……65 7. Araştırma Planı Çizelgesi ………...……...……….………..….70 8. Hemşirelerin Sosyo- Demografik Özelliklerine Göre Dağılımı ……….71 9. Hemşirelerin Mesleki Özelliklerine Göre Dağılımı………...…………..72 10.Hemşirelerin İş Doyumu Toplam Puanı Ve Madde Puan Ortalamalarına İlişkin Bulgular………....74 11.Hemşirelerin Toplam Duygusal Zeka Ve Duygusal Zeka Alt Boyutları Puan Ortalamaları Ve Madde Puan Ortalamalarına İlişkin Bulgular………...75 12. Hemşirelerin Duygusal Zekâ, Duygusal Zekâ Alt Boyutları ve İş Doyumu Alt Boyutları Aralarındaki İlişkileri…….……….…….76 13. Hemşirelerin Cinsiyetleri İle İş Doyumu Alt Boyutları Ortalamalarının Karşılaştırılması……….………...78 14. Hemşirelerin Yaş Gruplarına ile İş Doyumu Alt Boyutları Ortalamalarının Karşılaştırılması……….……….…..79 15. Hemşirelerin Eğitim Durumları ile İş Doyumu Alt Boyutları Ortalamalarının Karşılaştırılması………..……….…80 16. Hemşirelerin Medeni Durumlarına ile İş Doyumu Alt Boyutları Ortalamalarının Karşılaştırılması……….…..81 17. Hemşirelerin Çocuk Sahibi Olma Durumları ile İş Doyumu Alt Boyutları Ortalamalarının Karşılaştırılması……….…82 18. Hemşirelerin Mesleği İsteyerek Seçme Durumları ile İş Doyumu Alt Boyutları Ortalamalarının Karşılaştırılması……….……83 19. Hemşirelerin Meslekten Memnun Olma Durumları İle İş Doyumu Alt Boyutları Ortalamalarının Karşılaştırılması……….……84

(11)

20. Hemşirelerin Meslekte Çalışma Süreleri İle İş Doyumu Alt Boyutları Ortalamalarının Karşılaştırılması……….85 21. Hemşirelerin Klinikte Çalışma Süreleri İle İş Doyumu Alt Boyutları Ortalamalarının Karşılaştırılması……….86

ŞEKİLLER DİZİNİ

Şekil No: Sayfa No:

Şekil 1. Homans'ın İnsan Grubu Yaklaşımı……… 23 Şekil 2. Duygusal Emeğin Dört Boyutu Arasındaki Karşılıklı İlişkiler…...29

(12)

I. BÖLÜM

1.GİRİŞ

1.1.PROBLEMİN TANIMI

Çağdaş yönetim anlayışının önemli faktörlerinden olan ve çalışanların fiziksel, ruhsal ve sosyal gereksinimlerinin, beklentileri doğrultusunda karşılanma düzeyini ifade eden iş doyumu, çalışanın işini ve iş çevresini değerlendirmesi sonucunda geliştirdiği duygusal bir tepki olarak tanımlanmaktadır. Başka bir şekilde iş doyumu, işin bireye sağladıklarının algılanmasıyla oluşan hoşnutluk duygusudur (33).

İş doyumunun kişilerin başarılı, mutlu ve üretken olabilmelerinin en önemli gereklerinden biri olduğu düşünüldüğünde, özellikle meslek dışı yaşamları doğrudan etkilenen ve sürekli özveri gerektiren hemşirelik mesleğinde iş doyumu büyük önem taşımaktadır (15). Özellikle hemşirelik mesleğinde, çalışma koşullarının ağır olması, düzensiz çalışma saatleri, düşük ücretle çalışma, mesleki saygınlığın yetersizliği gibi faktörler, iş doyumunun düşük olmasına neden olabilmektedir (39).

İş yaşamında, zararlı sosyal yargılar, iş kayıpları, tatmin etmeyen duygusal ilişkiler, duygusal çatışmalar, iletişim sorunları, fiziksel ve davranışsal rahatsızlıklar gibi birçok sorun hızla artmaktadır. Çalışanın üretkenliğinin, örgüte katkısının ve bir değer yaratmasının, olumlu bir iş ortamı oluşturmasının, iş doyumunun yüksek olmasının; kişinin duygusal yeterliliğinin farkında olması ve bunu kullanabilme becerisiyle yani duygusal zeka becerileriyle ilgili olduğu belirtilmektedir (12, 60).

Duygusal zeka kavramını günümüze taşıyan kuramcılardan Goleman (2001)’a göre duygusal zeka, bireylerin öncelikle kendi duygularını anlamalarını ve yönetebilmelerini sağlayan, bunun yanında başkalarının duygularını anlayabilme, empati kurabilme, motivasyon artırma ve özgüven duygusunu geliştirme olanağı tanıyan bir kavramdır (44).

Duygusal zekâ; kendi duyguların ve başkalarının duygularının farkında olma ve iyi kişiler arası ilişkiler kurma, problemli durumlarda esnek, gerçekçi ve etkin çözümlerle sonuca ulaşma, stresle baş etme, yaşamdan nasıl zevk alınacağını bilme becerilerini kapsamaktadır (3, 43). Profesyonel hemşirelik uygulamalarının bu becerileri içerdiği belirtilmektedir (38, 68).

(13)

Sağlık alanında özellikle hasta odaklı anlayışın önem kazanması yaygınlaşması ve iş doyumuna yönelik ölçümlerde, duygusal zekâ ölçümü yüksek olan çalışanların ve örgütlerin başarılı oldukları görülmüştür (12).

Duygusal zekâ, özellikle yöneticileri, çalışma arkadaşları ve hizmet edilen kişilerle sürekli iletişim halinde olması gereken hizmet sektörlerinde daha çok önem taşımaktadır. Türkiye’de özellikle sağlık sektöründe duygusal zekâsı yüksek bireylere her alanda gereksinim duyulmaktadır (10).

Bir çok çalışmada, hemşirelerin duygusal zeka düzeylerinin ve etkilerinin incelendiği araştırmaların az sayıda olduğu belirtilmektedir (38, 43, 56, 94).

Ülkemizde de önemli bir yere sahip olan hemşirelik alanında, duygusal zeka ve duygusal zekanın iş doyumuna etkisiyle ilgili çalışmaların literatürde sınırlı olduğu görülmüştür.

1.2. ARAŞTIRMANIN AMACI

Bu çalışma, hemşirelerin iş doyumlarında duygusal zekânın etkisini incelemek amacıyla planlanmıştır. Bu genel amaç altında, hemşirelerin bazı soysa- demografik özelliklerinin iş doyumlarına etkisi incelenmiştir.

1.3. ARAŞTIRMANIN ÖNEMİ

Duygusal zekâ, bireylerin günlük yaşamlarının ötesinde iş yaşamlarındaki performanslarını ölçebilen, başarılarını arttıran/azaltan, yöneticilik niteliklerinin ölçülmesine katkı sağlayan, örgüt içi iletişimi ve etkileşimi geliştiren önemli bir faktör olarak karşımıza çıkmaktadır (36). Yapılan bir çok çalışmada bir organizasyonun başarısını yorumlamada, istatistiksel analizler, mantıksal bakış ve kavramsal yetkinlik gibi bilişsel zekaya dayanan yeterliliklerin değil; işyerinde sinerji, bağlılık, motivasyon, olumlu etkileşim, yaratıcılık ve yenilik gibi işbirliğini geliştirmeyi sağlayan, duygusal zeka yeterliliklerinin güvenilir bir değişken olduğu kabul edilmektedir (91).

Duygusal zekâ; bireyin kendisini ve diğerlerini anlamasını kişilerle ilişki kurmasını ve o anda içinde bulunduğu çevreye uyum sağlayıp, o çevreyle başa çıkabilmesini sağlayan yeteneklerden oluşmakta ve bu sayede çevresel uyum gücünü artırarak başarıyı yakalamaktadır (17). Hemşirelerde duygusal zekâ ile ilgili yapılmış çalışmalarda, hastalara bütüncül yaklaşımı uygulayan, gizliliğe uyum sağlayan, hastalarını kişisel ve duygusal olarak tanıyan profesyonel hemşirelerin, hastaların

(14)

gereksinimlerini karşılarken hem fiziksel hemde duygusal sıkıntılarla karşı karşıya kaldıkları ve bu sıkıntılarla baş ederken duygusal zekâ yeteneklerini kullandıkları saptanmıştır (68, 77).

Otonomi ve sorumluluk sahibi olma, kişiler arası iyi ilişkiler kurma, sorunlara etkin ve pratik çözümler bulma, sorunlarla baş etme, terapatik ortam oluşturma, danışmanlık, saygılı, güvenilir, bilgili ve aktif olma gibi duygusal zeka becerileri gerektiren sorumluluklara sahip profesyonel hemşireler; bireylere, ailelere veya gruplara kaliteli hemşirelik bakımı sağlamayı hedeflemektedir. Profesyonel hemşirelik uygulamasının sonucu, kaliteli hasta bakımı ve iş doyumudur ve hemşirelerin iş performansı ve yaşam doyumu artmaktadır (56, 73).

McQueen (2004), duygusal zekânın kişiler arası beceri eğitimi sayesinde zamanla geliştiğini ve insanları kayıt öncesi hemşirelik programlarına almadan önce duygusal zekâ değerlendirmesinin yapılması gerektiğini öne sürmektedirler (68).

Hemşirelik literatüründe hemşirelerin kendi duygularını kontrol altına alma ve hastalarının duygularını anlama yeteneklerinin, hizmet sunmada çok önemli olduğu, ancak hemşirelik ders programında genellikle duygusal zekânın göz ardı edildiği belirtmektedir (68, 77).

Türkiye’de özellikle sağlık sektöründe, bu konuda yapılan çalışmaların yetersizliği nedeniyle hemşirelerin iş doyumunda duygusal zekânın etkisinin araştırılmasının önemli olduğu düşünülmüştür.

Araştırma sonunda hemşirelerin iş doyumlarında duygusal zekânın ne ölçüde etkili olduğu saptanacak, hemşirelerde duygusal zekânın önemi bir kez daha ortaya çıkacak, araştırma sonucu dikkate alındığı takdirde duygusal zeka beceri eğitimleri uygulamaya geçecek ve bu alanda yapılacak çalışmalara katkıda bulunulacaktır.

1.4. ARAŞTIRMANIN HİPOTEZLERİ

H1: Hemşirelerin cinsiyeti, iş doyum düzeylerini etkiler.

H2:Hemşirelerin yaşı, iş doyum düzeylerini etkiler.

H3: Hemşirelerin medeni durumu, iş doyum düzeylerini etkiler.

H4: Hemşirelerin eğitim durumu, iş doyum düzeylerini etkiler.

H5: Hemşirelerin çocuk sahibi olma durumu, iş doyum düzeylerini etkiler.

H6: Hemşirelerin mesleği isteyerek seçme durumu, iş doyum düzeylerini etkiler.

(15)

H7: Hemşirelerin meslekten memnun olma durumu, iş doyum düzeylerini etkiler.

H8: Hemşirelerin meslekte çalışma süresi, iş doyum düzeylerini etkiler.

H9: Hemşirelerin klinikte çalışma süresi, iş doyum düzeylerini etkiler.

H10: Hemşirelerin duygusal zekâ ortalamaları, iş doyum düzeylerini etkiler.

1.5.VARSAYIMLAR

Evren, örneklem, veri toplama teknikleri, kullanılan araç ve gereçler araştırmanın amacını gerçekleştirebilecek niteliktedir.

1.6. ARAŞTIRMANIN SINIRLILIKLARI

Diğer hastanelerede ekonomik koşullar, ulaşım sorunları nedeniyle ulaşılamamıştır.

Araştırma, İzmir Atatürk Eğitim ve Araştırma hastanesinde çalışmakta olan tüm hemşireleri kapsamaktadır.

Araştırmada örneklem, tüm evreni kapsamaktadır. Fakat çalışmada, başhemşire ve başhemşire yardımcıları (9 kişi); sempt polikliniğinde (35 kişi);

doğum salonunda çalışan ebeler (15 kişi); diğer bölümlerde (sterilizasyon, fatura, eczane, radyoloji, kreş) çalışan (30 kişi) hemşireler, araştırma sonucunu etkileyeceği düşünülerek araştırma kapsamına alınmamıştır.

Örneklemdeki hemşire grubuna, 02 Mayıs 2007 tarih ve 26510 sayılı resmi gazetede yayınlanan hemşirelik kanununun geçici 2. maddesine göre; en az 3 yıldır servislerde hemşire olarak ebelere hemşirelik yetkisi verilmiştir. Bu nedenle servislerde ebe kadrosuyla çalışanlar, hemşire olarak araştırma kapsamına alınmıştır.

Resmi olarak hemşirelik yetkisi verilmemiş fakat servis hemşiresi olarak görev yapan sağlık memurları da hemşire olarak araştırmaya dahil edilmiştir.

Hastane kadrosunda görülen fakat çevre semt polikliniklerinde ve diğer hastanelerde görev yapmakta olan 35 hemşireye ekonomik nedenler ve ulaşım sorunu nedeniyle ulaşılamamıştır.

Elde edilecek bulgulardan yola çıkılarak varılan sonuçlar, araştırmanının kapsadığı alan için geçerlidir.

Araştırma, veri toplamada kullanılan ölçme araçlarının ve değerlendirmede kullanılan istatistiksel tekniklerin yeterlilikleri ile sınırlıdır.

(16)

Sağlık çalışanlarının duygusal zekâ yeteneklerinin ölçümü “Bar-On-İ Duygusal Zekâ Ölçüm Anketi” ile sınırlıdır.

Ölçümdeki kişilerin duygusal zekâ ve iş doyumu değerleri, onların duygusal zekâ ve iş doyumu boyutlarını ölçen maddeleri ne şekilde algıladıklarına bağlıdır.

Başka bir ifadeyle, kişilerin duygusal zekâsı ve iş doyumu hakkında bildiklerimiz, onların maddeleri algılayışlarıyla sınırlıdır.

1.7 TANIMLAR

Duygusal Zekâ: Duygusal zeka, kişinin kendi duygularını anlaması, başkalarının duygularına empati beslemesi ve duygularını yaşamı zenginleştirecek biçimde düzenleyebilme yetisidir (44).

İş Doyumu: İş doyumu, çalışanın işini ve iş çevresini değerlendirmesi sonucunda geliştirdiği duygusal bir tepkidir (39).

1.8.GENEL BİLGİLER

1.8.1 DUYGUSAL ZEKÂ

Goleman (2001), duyguyu, “Bir his ve bu hisse özgü belirli düşünceler, psikolojik ve biyolojik haller ve bir dizi hareket eğilimi”olarak tanımlamıştır (44). Goleman (2005)'a göre bireyleri eyleme geçiren bu biyolojik eylemler, deneyimler ve kültür tarafından şekillenmektedir. Ayrıca Goleman (2005) duyguları, bireyin öğrenme potansiyelini harekete geçirerek öğrenmesini sağlayan, soru sormasını sağlayarak bilinmeyeni aramaya iten, kapasitesini geliştiren ve öğrenileni pratiğe geçirerek tavır almasını sağlayan özellikler olarak tanımlamaktadır (45).

Tüm duygular harekete geçmemizi sağlayan dürtülerdir. Duygu (emotion) sözcüğünün kökü "motere"dir. Latince hareket etmek anlamına gelen fiile, "e-" öneki getirildiğinde anlamı "uzaklaşmak" olur ki, bu her duygunun bir hareket oluşturduğu fikrini vermektedir. Kendine has biyolojik izlerinden belli olduğu üzere bireylerin duygusal birikimindeki her duygunun özgün bir rolü vardır (45).

Goleman (2001), belli başlı duygularımızın öfke, üzüntü, korku, zevk, sevgi, şaşkınlık, iğrenme ve utanç olduğunu belirtmiştir. Paul Ekman’ın keşfine göre belirli yüz ifadelerinden dördünün (korku, öfke, üzüntü, zevk) sinema ya da televizyonla karşılaşmamış oldukları tahmin edilen, okuma yazma bilmeyenlerde dâhil olmak üzere, dünyanın değişik kültürlerinden insanlar tarafından tanınması duygularının evrenselliğini göstermektedir (44).

(17)

Duygular, yaşamın akışı içinde alınabilecek sonsuz sayıda kişisel karar arasından seçim yapılmasında çok önemli bir rol oynarlar. Hangi mesleğin seçileceği, nerede yaşanacağı, kiminle evlenileceği gibi pek çok karar sadece mantığa dayanarak alınamaz. Bu tip konularda sadece biçimsel mantık işe yaramaz, doğru kararların verilebilmesi için kişinin güdülerine ve geçmiş yaşantılarından derlenmiş duygusal bilgeliğe ihtiyacı vardır. Duyguların farkında olmamak ise, verilecek kararların seçiminde yanılgılara yol açabilir (87).

Duygular, muhakeme etme ve düşünceyi geliştirme yeteneğidir. Doğru bir şekilde duyguları algılama, düşüncelere yardımcı olmak için duygulara ulaşma ve üretme, duyguları ve duygusal bilgiyi anlama, duygusal ve zihinsel gelişimin ilerlemesi için duyguları düzenleme yeteneğini kapsamaktadır (64).

“Duygu” sözcüğü, “ Bireyin amaçlarını başarmada yardım ettiği için bireyin davranışlarına ve hizmetlerine rehberlik eden cevaplar” şeklinde tanımlanmaktadır.

Bir kişinin hissettiklerinin beyin tarafından yorumlandığını ve daha sonra o kişiyi davranışa motive etmek için kullanıldığını duyguların üç öğesi olduğunu belirtilmiştir. Bunlar;

—Bireyin düşünceleri ve duygusal durumunun farkındalıkları

—Konuşma, vücut hareketleri, yüz ifadeleri, tavırlar, el kol harekeleri gibi bireyin duygularını gösterebilir işaretleri

—Bireyin aktiviteleri, kalp atış oranı, duyuşsal gücü, hormon seviyeleri gibi ölçülebilen fiziksel durumu

Duygunun bu tanımları düşünüldüğünde, duyguların önemi ve bir kişinin hayatı üzerindeki etkilerinin açık olduğu görülebilir. Bir kişinin duygularını anlaması, onları düşünmeye ve davranışa yol gösterecek şekilde kullanması, duygusal zekâ açısından temel oluşturmaktadır (71).

En basit tanımıyla duygusal zekâ, duyguların akıllıca kullanımıdır. Diğer bir ifade ile duygularımızdan kendi davranışlarımızı yönlendirmek için yararlanarak olumlu sonuçlar elde edebilmektir. Duygular, Latince’de öylesine derinlik ve güce sahip olan birer unsur olarak; motus anima yani “bizi harekete geçiren ruh” olarak tanımlanmaktadır. Son nörolojik çalışmalara göre duygunun, beynin daha yüksek bir performansa ulaşması için vazgeçilmez bir yakıt olduğu, sadece duygulara sahip olmak yeterli olmadığı belirtilmektedir. Duygusal zekâ, kendimizin ve başkalarının duygularını tanımayı ve değerlendirmeyi öğrenmemizin yanı sıra duygulara ilişkin bilgileri ve duyguların enerjisini günlük yaşamımıza ve işimize etkin bir biçimde

(18)

yansıtarak, onlara uygun tepkiler vermemizi de sağlamaktadır (91).

Yoğun ve hızlı değişimin şekillendirdiği çağımızın bireyleri, geçmişe nazaran çok sayıda ve farklı insanlarla değişik alanlarda bir arada yaşamaya başlamıştır. Bu durum, bireylere farklı durum ve senaryolarda kapsamlı roller yüklemiştir. Bireylerin bu rolleri başarıyla yerine getirebilmesi yaşamının her alanını etkileyebilmektedir.

Bu rolleri başarıyla yerine getirmede klasik zekâ potansiyelinin yetersiz kaldığı, bunu destekleyici zekânın bireyin duygusal zekâsı olduğu kabul görmüş bir gerçektir (37).

Mayer ve Salovey (1999) tarafından ortaya atılan duygusal zekâ kavramı, 1920 yılında Thorndike tarafından oluşturulan sosyal zekâ kavramının temeline dayanmaktadır. Mayer ve Salovey duygusal zekâyı “Sosyal zekânın bir formu olarak bireyin kendine ve başkalarına ait duyguları izleyebilme, bunlar arasında ayrım yapabilme ve bu süreçlerden elde ettiği bilgiyi düşünce ve davranışlarında kullanabilme yeteneği” olarak tanımlamaktadırlar (62).

Salovey ve Mayer (1999)’in duygusal zekâ konusunda yapmış oldukları çalışmanın temel varsayımına göre, “Bireylerin duyguları algılama, anlama ve bu duygusal bilgiyi kullanabilme yetenekleri birbirinden farklıdır ve bireyin duygusal zekâ seviyesi, gerek entelektüel gerekse duygusal başarısına ve gelişimine çok önemli katkı sağlar.” Bununla birlikte duygusal zeka, sadece tek bir özellik veya yeteneği ifade etmez, bireyin kendinin ve başkalarının duygularını değerlendirmeye ve ifade etmeye katkıda bulunan, kendilerinin ve başkalarının duygularını kontrol etmeye yardımcı olan ve bireyin kendi yaşamında motivasyon ve başarıyı sağlayıcı duyguları kullanmayı sağlayan çok sayıdaki yeteneklerin bir kombinasyonudur (63).

Salovey ve ark.(1995)’ın aktardığına göre, Gardner(1983) Çoklu Zekâ Teorisi’nde, “kişinin içsel dünyasını bilmesi” ile “sosyal beceri” ayrımını tanımlayarak duygusal zekâ teorilerinin gelişiminin temelini oluşturmaktadır (63).

Duygusal zekâ konusunda, Gardner (1983)’in çoklu zekâ kuramı da önemli bir yere sahiptir. Gardner çalışmasında kişilerarası zekâ ve içsel zeka kavramlarını ortaya atmıştır (63). Kişiler arası zekâ; iletişim kurulan insanların niyet, güdü ve isteklerini anlama kapasitesi ve bunun sonucunda diğer kişilerle etkin çalışabilme yeteneğidir.

İçsel zekâ ise; bireyin etkili bir çalışma modeline sahip olması, kendi istek, korku ve kapasitesini görebilmesi ve bu bilgiyi yaşamını yönlendirmede etkili bir şekilde kullanabilmesidir (63, 79).

Bu sosyal ve bilimsel gelişmelerin ışığında Mayer ve Salovey (1990)

(19)

duygusal yeteneklerinde zihinsel bir yetenek olduğunu ifade etmişler ve duygusal zekâ kavramını akademik çevrelerde incelenmeye başlamışlardır. Bu yaklaşımın getirdiği en önemli yenilik, duyguları değişmesi zor olan kişisel özellikler olarak değil, geliştirilebilir yetenekler şeklinde ele alınmasıdır. Kavramın yaygınlaşmasını ve akademik çevrelerin dışına yayılmasını sağlayan ise Daniel Goleman'ın 1995 yılında çıkarttığı "Duygusal Zeka, Neden IQ'dan Önemlidir?" adlı kitap olmuştur.

Kitap kamuoyunun ilgisini çekmiş ve konuyla ilgili pek çok çalışma yayınlanmaya başlamıştır (32).

Goleman (2001) duygusal zekayı; azim, sebat, kendi kendini harekete geçirebilmeyi kapsayan, diğerlerinin ne hissettiğini anlayabilme ve dürtülere hakim olabilmeyi sağlayan temel yaşam becerisi olarak tanımlamıştır (44).

Demiral ve Doğan (2007)’ın belirttiğine göre, Doğan (2005) Duygusal zekâ kavramını, “bireyin yasamdaki başarısını büyük ölçüde belirleyen bir beceriler bütünü” olarak tanımlamıştır. “Başarı” sözü ile kastedilenin, yalnızca statü, kariyer veya zenginlik olmadığı, bireyin kendisini iyi hissetmesi, başkalarıyla ilişkileri, yaşamdan keyif alıp almadığı, yaşamın niteliğinden memnun olup olmadığı, yaşamda başarıyı belirleyen faktörler olarak ön plana çıktığı belirtilmiştir (36).

Duygusal zekâ sadece “iyi davranmak”, hisleri başıboş bırakmak veya içini boşaltmak anlamına anlamına gelmemektedir. Aksine hisleri uygun ve etkili bir biçimde ifade edebilecek şekilde yöneterek, insanların ortak amaçları doğrultusunda birlik ve uyum içinde çalışmalarını sağlamaktır (21).

Psikoanaliz kuramcılarından Erik Erikson duygusal zekâyı, “Kişiliğin çeşitli yönlerini başarılı bir şekilde bütünleştirme yeteneği” olarak tanımlamış ve benlik bütünlüğü olarak adlandırmıştır (4).

Duygusal zekâ kavramı, bireyin yaşamdaki başarısını büyük ölçüde belirleyen bir beceriler bütünüdür.“Başarı” sözü ile kastedilen ise, yalnızca statü, kariyer veya zenginlik değildir. Bireyin kendisini iyi hissetmesi, başkalarıyla ilişkileri, yaşamdan keyif alıp almadığı, yaşamın niteliğinden memnun olup olmadığı, yaşamda başarıyı belirleyen faktörler olarak ön plana çıkmaktadır (36).

Yapılan araştırmalar duygusal zekâ kavramının birbirinden farklı birçok alanda hızla ve geniş çapta yayıldığını göstermiştir. American Dialect Society duygusal zekâ kelimesini 1900’ lı yılların sonlarının en faydalı yeni kelimesi olarak seçmiştir. İlk başlarda temel psikoloji alanında duygusal zeka kavramı yayılırken zamanla uygulamalı psikoloji alanında da bu kavram yerini almış ve duygusal zeka

(20)

yaklaşımları modern iş ve eğitim alanlarında problemlere bir çare olarak görülmüştür (37).

Tezcan (2004)’ın araştırmasında duygusal zekânın davranış ve psikoloji araştırmalarına konu olmasının altında yatan nedenler şu başlıklar altında belirtilmiştir:

—Bugünün yeni örgütleri, empati, başkalarının duygularına duyarlılık, stres ve duyguların yönetimi, kendi duygularının farkında olma gibi bir çok duygusal yetenekleri gerekli kılmaktadır.

—Bu beceriler, bireylerin geçmiş yaşamlarından aldıkları ve geliştirmeye devam ettikleri süreci gösterirler.

—Ancak yüksek duygusal zekâya sahip insanlar kendi duygularını farkına varıp başkalarının duygularına duyarlı davranarak diğerlerine önderlik edebilir, doğru ilişkiler kurabilirler.

—Bilişsel zekâ, geliştirilmeye müsait olmamasına karşın, duygusal zekâ duyarlılık paketleri ve rol oyunları gibi değişik eğitim programlarıyla geliştirilebilir.

—Eğer duygusal zekâ öğrenilebiliyor ise çalışanların motivasyonun arttırılması, yaşanan hayal kırıklıklarının kontrol edilmesi, kaygıların azaltılması ve bireyler arası duygusal ilişkilerin öğrenilmesi mümkün olacaktır (86).

İnsan davranışlarını yönlendiren, iletişim ve ilişkilerin kalitesini belirleyen, yaşamın anlam ve yaşanabilirliğini ortaya koyan bilişsel zekâ değil, ağırlıklı olarak duygusal zekâdır. Araştırmacılar bilişsel zekânın zor öğrenilebilir olduğunu, duygusal zekâ’nın hem öğrenilebilir hem de uzun süre sürdürülebilir olduğunu, böylece etkili iletişime önemli katkısı olacağını ileri sürmektedirler (4).

Yapılan araştırmalar, insanın duygusal zekâsının doğuştan var olan bir yetenek olmadığını tam tersine doğuştan gelen mevcut kabiliyeti öğrenme ve çevreden edindiği tecrübeler sayesinde beceri ve zekâya dönüştürdüğünü göstermiştir. Zekânın gelişiminin insanın büyümesiyle birlikte sadece biyolojik olgunlaşma sürecine bağlı olmadığı, çevredeki uyarı ve heyecan dürtülerine karşı koymanın da bu konuda belirleyici bir faktör olduğu açıklanmıştır (71).

Zekâ sadece öğrenmenin temel şartı değil öğrenme sürecinin bir sonucudur.

Bunun haricinde zihinsel başarı, öğrenme hırsı, başarı sevinci ve öğrenme hevesi gibi çeşitli faktörlere de bağlıdır. Bu davranışlar genelde erken çocukluk dönemlerinde geliştiği için gelişim konusunda aileye büyük görevler düşmektedir (71).

(21)

Doğuştan var olan kabiliyetlerin gelişmesi konusunda özellikle etkisi olan çevre tecrübeleri su şekilde sıralanmıştır: İlgili şahışların sevgi dolu yaklaşımı, soru sormaya teşvik etmek, çevresindeki araç gereçleri kullanabilmesi için izin vermek, yanlış davranışını cezalandırma yerine anlayış göstermek, kendi kendine karar vermesini beklemek, yetişkinlerle düzenli sözlü ilişkilerde bulunmasını sağlamak, maddi açıdan gerekli emniyeti sağlamak ve son olarak az başarı sağladığı olaylarda bile övgüde bulunmak (71).

Yapılan çalışmalar incelendiğinde duygusal zekânın iki temel yaklaşımla ele alındığı görülmektedir; yetenek modeli ve karma model. Bu modeller Cobb ve Mayer (2000) tarafından şu şekilde tanımlamaktadır;

Yetenek Modeli; duygusal zekâyı bir yetenekler grubu olarak tanımlamaktadır ve duygusal zekânın önemi ve duygulardan yararlanarak mantık yürütmenin potansiyel kullanımları üzerinde durmaktadır. Empati, iyimserlik gibi belirli yeteneklere odaklanmıştır (32, 98).

Karma Model; yetenek modeline göre daha popüler bir yönelimdir. Duygusal zekâ yeteneğini sosyal beceriler, özellikler ve davranışlarla harmanlayan bu modeller duygusal zekânın bizi ulaştırabileceği başarılara ilişkin parlak vaatlerde bulunmaktadır. Bu yaklaşım, duyguların gösterilmesi, tanımlanması gibi iletişim süreçlerine odaklanmıştır (32, 98).

Bu çalışmada incelenecek dört ana modelden “Mayer & Salovey modeli”

yetenek; “Bar-On, Cooper & Sawaf, Goleman modeli” karma modellerdir.

1.8.1.1. DUYGUSAL ZEKÂ MODELLERİ 1.8.1.1.1. John D. Mayer & Peter Salovey Modeli

Mayer ve Salovey (1993), oluşturdukları bu modelin duygusal yeterlilik olarak isimlendirebileceğini fakat çerçevelerini zekâ üzerine olan tarihsel literatüre bağlamak için zekâ kavramını seçtiklerini belirtmişlerdir. Kurdukları modelin Gardner'in kişisel zekâ kavramıyla benzeşmektedir. Mayer ve Salovey 1997'de bu tanımı daha da geliştirerek " ...duyguları algılama ve ifade etme, duyguları düşüncenin içinde asimile etme, duyguyu anlama ve onunla mantık yürütme ve kişinin kendisinde ve diğerlerindeki duyguyu düzenleme yeteneği" olarak tanımlamışlardır (32, 64).

Yazarlara göre kişinin etkin bir şekilde duyguları algılaması ve ifade edebilmesi için kendi fiziksel durumlarındaki, hislerindeki ve düşüncelerindeki

(22)

duyguları tanıması ifade edebilmesi ve bunun yanı sıra diğer insanlardaki, sanat eserlerindeki, dildeki gibi duyguları tanıması ve ifade edebilmesi gerekmektedir. Bu yetenek alanı duygusal açıdan bir tür hissedebilme ve tanımlayabilme becerisidir (79, 98).

Mayer ve Salovey (2004)'in tanımı, duygusal zekânın faaliyet alanı duyguların sözlü ve sözsüz değerlendirilmesi ve ifadesi, kişinin kendisindeki ve diğerlerindeki duyguları düzenleyebilmesi ve duygusal içerik problemlerin çözümünde duygulardan faydalanılmasını içermektedir (32, 64).

Sonuç olarak bu dört yetenek alanında oluşan duygusal zekâ modeli ve bu boyutların kişilikle olan ilişkisi Tablo 1.' de görülmektedir. Tabloda da görüldüğü gibi Mayer ve Salovey'in modeli bir yetenek modelidir; mutluluk, sıcaklık gibi yeteneğe dayanmayan faktörler modelde yer almamaktadır. Bu yaklaşım yeteneğe dayalı olmayan faktörlerin önemli olduğunu kabul etmekle beraber bunların duygusal zekâdan bağımsız olduklarını varsaymaktadır. Mayer ve Salovey modeli bu yanıyla karma modellerden ayrılmaktadır (64, 79).

Salovey ve Mayer öğrenme ve tecrübeyle geliştirilebilecek duygusal beceriler üzerinde durmuşlar ve bu alanda yapılacak araştırmalara kolaylık sağlaması açısından Caruso ile birlikte duygusal becerilerin değerlendirilmesine yönelik 1998 yılında “MEIS”(Multifactor Emotional Intelligence Test- Çok Faktörlü Duygusal Zekâ Testi) adlı bir duygusal zekâ testi ortaya koymuşlardır (79, 98).

Son on yılda bu test geliştirilerek daha güvenilir hale getirilmiş ve

“MSCEIT” (Mayer, Salovey and Caruso Emotional Intelligence Test- Mayer, Salovey ve Caruso Duygusal Zekâ Testi) olarak adlandırılmıştır. Geliştirilen bu test duyguların anlaşılması ve yönetilmesi becerilerine ek olarak yüz ifadelerini okuyabilme, duyguların dinamiğini anlayabilme, bireylerarası problemleri çözebilme becerilerini de içermekte ve bunların ölçülmesini sağlamaktadır (28, 32, 79, 98).

(23)

Tablo 1. John D.Mayer& Peter Salovay'ın Dört Boyutlu Duygusal Zeki Modeli

BOYUTLAR TANIMI ZEKÂ

VE

KİŞİLİKLE İLİŞKİSİ

1. Duyguyu Algılamak Duyguları yüzlerde ve resimlerde

tanıma becerisi Zekâya bilgi girdisi sağlar

2. Duyguyu Anlamak

İlişkiler, bir duygudan diğerine geçişler ve duygular hakkındaki dilbilimsel bilgilere ilişkin duygusal

bilgiyi değerlendirme becerisi

Duygular ve duygusal bilgi hakkında soyut değerlendirme ve mantık yürütme merkezidir

3. Duyguyla Düşünceleri Canlandırmak

Duygusal bilgiyi kontrol edebilmek ve düşünceyi zenginleştirebilmek için

duygusal bilgiye yön verebilme becerisi

Bilişsel görevlerde duygusal ilgiden yararlanmak çın

düşünceyi düzenler

4. Duyguyu Yönetmek

Kişisel ve kişilerarası gelişmeyi sağlayabilmek için duyguları ve duygusal ilişkileri yönetme becerisi

Kişilik ve amaçlarla etkileşim içindedir

ÇAKAR U., ARBAK Y, “Modern Yaklaşımlar Işığında Değişen Duygu-Zeka İlişkisi Ve Duygusal Zeka.”, Dokuz Eylül Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi,2004: 6:3 : 37

1.8.1.1.2. Reuven Bar-On Modeli

Bar-On, duygusal zekâyı “Bireyin çevresinden gelen baskı ve taleplerle başarılı şekilde baş edebilmesinde bireye yardımcı olacak, kişisel, duygusal ve sosyal yeterlilik ve beceriler dizini” şeklinde tanımlamaktadır (3,18).

Acar (2001)’ın belirttiğine göre duygusal zekâyı ölçen duygusal zeka bilişsel zeka yeteneklerinin karşıtı değildir. Gerçek yaşamda bu iki kavram etkileşim halindedir ve birbirini destekler. Reuvon Bar-On, gerçek zeki insanı, sadece

“cogtelligent” (bilişsel zekâya sahip) değil aynı zamanda “entelligent” (duygusal zekâya sahip) olan kişi olarak tanımlamaktadır (3, 18).

Duygusal zekâ konusunda, Reuven Bar-On’un çalışmaları 1980’li yıllarda başlamıştır. Bar-On, merak ettiği birçok soruyla karşı karşıya kalmıştır. Niçin bazı insanlar duygusal açıdan kendilerini diğerlerine göre daha sık iyi hissetmektedir?

Neden bazıları çok daha başarılı olmaktadır? En önemlisi, bazı kişiler tanrı vergisi yetenekleri veya zekâlarına rağmen başarılı olamazken, diğerleri çeşitli yeteneklerden yoksun olmalarına rağmen başarılı olmaktadır (88).

(24)

Bar-On, 1985 yılında “Duygusal Alan” olarak adlandırdığı bir zeka bölümünü düşünerek kafasındaki bu soruların yanıtları üzerinde paralellikler keşfetmeye başlamıştır. Bu yeni kavram, bilişsel zekâya (IQ) “Zekâ Alanı”

kavramına yakın bir kavram olarak ortaya çıkmıştır. Bu ilginç bir hipotez olmakla birlikte “Reuven The Bar-On Emotional Quotient Inventory” (Baron EQ-i) adlı bir ölçüm geliştirinceye kadar deneyselleşememiştir. Bu ölçüm aracı “Duygusal Alan Keşfi” olarak adlandırılmaktadır (88). Baron EQ-i, duygusal zekayı yeteneklerini ölçen tanınmış en iyi ölçektir (28, 96, 98).

Bar-On duygusal zekâ modeli; duygusal zekâ ve sosyal zeka modellerini kapsayan bir modeldir. Çünkü Bar-On’un temel olarak yoğunlaştığı konu bilişsel olmayan zekâ faktörleridir. Bu faktörler; zekânın kişisel, duygusal, sosyal, hayatta kalma boyutlarını içermektedir. Bu faktörlerin ortak paydası; kişinin gündelik hayatla başa çıkabilmesi açısından bilişsel zekâdan daha etkin olmalarıdır. Bar-On bu unsurları ölçebi1mek için Duygusal Katsayı Envanter'ini (EQ-i) geliştirmiştir. Bu envanteriyle kişilerin başarı potansiyelini ölçmeyi ve bilişsel zeka ölçümlerinin eksik bıraktığı yanları tamamlamayı hedeflemiştir (17, 18, 92).

Bar-On oluşturduğu modelin geçerlilik ve güvenilirlik ölçümlemelerini 6 ayrı ülkede (Kanada, A.B.D., Arjantin, Almanya, Güney Afrika ve İsrail) 12 yıllık bir süreç (1985- 1997) içinde yapmıştır (Çakar ve Arbak, 2004). Bar-On beş yıl içerisinde de 36 ülkede 42,000 kişi arasında yaptığı çalışmalarla 1997 yılında testinin ilk tanıtımını gerçekleştirmiştir (88).

Yapılan bu incelemelerde Bar-On duygusal zekânın bilişsel zekâyla ilişkili olmadığı saptanmıştır Bununla birlikte Bar-On'un envanterinin aynı anda pek çok farklı kavramı ölçmeye çalışmak gibi önemli bir sakıncası vardır. Nitekim sorunu dikkate alan Bar-On, modelini 2000 yılında yeniden düzenlemiştir (32).

Bar-On duygusal zekâ modeli; zekânın kişisel, duygusal, sosyal ve hayatta kalma boyutları gibi bilişsel olmayan zekâ faktörlerini içermektedir. Bu faktörlerin ortak paydası; kişinin gündelik yaşamla başa çıkabilmesi açısından bilişsel zekâdan daha etkin olmalarıdır. Bu açıdan Bar-On'un modeli zihinsel yeteneklerle (kişinin kendinin farkında olması gibi) zihinsel yeteneklerden ayrı olarak kabul edilen bazı özellikleri (kişisel bağımsızlık, kendine saygı ve ruh hali) birleştiren karma bir modeldir (32, 56).

(25)

Bryan (2005)’ çalışmasında Bar-On duygusal zekâ modelinin Thorndike’ın (1920) bilişsel yeteneklerden ayrı düşündüğü sosyal zekânın bir türünü çağrıştırdığını belirtmektedir (20).

Bryan (2005), Thorndike modelini temel alan geçmiş kavramların anlatımında Bar-On duygusal zekâ modelinin birçok benzerliklere sahip olduğu tezini savunmaktadır. Bu benzerliklerin, kişinin duygularını tanıması ve duygularını ifade etmesi; duygularının başkalarını nasıl etkilediğini sezinlemesi ve etkili bir davranışta bu duygularını yönetme becerisi olduğu şeklinde belirtilmektedir (20).

Bar-On’un duygusal zekâ tanımı içerisinde kişisel, kişiler arası, şartlara ve çevreye uyumu, stres yönetimi unsurları, genel ruh hali olmak üzere beş ana boyut ve on beş alt boyuttan oluşmaktadır (34). Bu boyutları oluşturan alt yetenek grupları Tablo 2’de verilmektedir.

Tablo 2. Bar-On Modelindeki Duygusal Zekâ Boyutları ve Onları Oluşturan yetenekler

DUYGUSAL ZEKÂ BOYUTU BOYUTU OLUŞTURAN

YETENEKLER

Kişisel Farkındalık

Öz-Saygı, Duygusal Farkındalık, Kendini İfade Etme, Bağımsızlık, Öz-

Gerçekleştirme

Kişiler Arası İlişkiler Empati, Sosyal Sorumluluk, Kişiler Arası İlişkiler

Şartlara Ve Çevreye Uyum Özne/ Nesnel Farkındalığı, Esneklik, Problem Çözme

Stres Yönetimi Strese Tolerans, Tepki Kontrolü

Genel Ruh Hali Mutluluk, Optimizm

ÇAKAR U., ARBAK Y., “Modern Yaklaşımlar Işığında Değişen Duygu-Zeka İlişkisi Ve Duygusal Zeka.”, Dokuz Eylül Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi,2004: 6:3 : 38

1-Kişisel Farkındalık Boyutu: Kişinin kendi iç dünyasını tanıması, tercihlerini yapabilmesi, sahip olduğu kaynakların ve gücün farkında olması anlamına gelmektedir. Başka bir tanıma göre duygusal farkındalık, duyguları ayırt etme, belirleme, kişinin ne hissettiğini ve neden öyle hissettiğini anlama becerisidir.

“Kişinin kendine saygısı, kendini duygusal olarak bilebilme, ısrarcı birşekilde

(26)

kendini ifade edebilme, bağımsız olabilme ve kendi potansiyelini hayata gecirebilme becerileri bu boyutun kapsamındadır”. Bu boyut beş alt boyutu içermektedir;

Duygusal Benlik Bilinci: Kişinin kendi duygularını ve bunların doğurduğu sonuçları fark etmesi, bunları dile getirmesi anlamına gelmektedir. Sadece duyguların farkında olmak değil, bu duyguların nedenlerini de anlayabilme, bunlar arasındaki farkları anlayabilme yeteneğidir. Bu alandaki eksiklikler, aleksitmi (düşünceleri sözle ifade edememe) hastalığındaki eksikliklere benzemektedir.

Kararlılık: Duygularını, inançlarını ve düşüncelerini ifade edebilme ve haklarını yıkıcı olmayacak şekilde savunabilme yeteneğidir. Girişken insanlar ne cok kontrollü, ne de utangaçtırlar. Genelde direkt olarak duygularını çekinmeden ifade ederler.

Kendine Saygı: “Kişinin kendisini özünde iyi hissetmesi, saygı duyması ve olduğu gibi kabul etmesidir.” Yani kişinin kendisine saygı duyması ve temelde kendini iyi olarak kabul etmesidir. Kendini kabul etmek, pozitif ve negatif tarafları kadar limitlerini ve kapasitesini kabul etmek yeteneğidir. Duygusal zekânın bu boyutu güvenlik duygusu ile de ilişkilidir. “özsaygısı yüksek kişiler, olumsuz durumlar karşısında kendilerini değersiz hissetmez, nesnel bir durum değerlendirmesi yapar, sonuçlardan ders çıkarır, durumu bir gelişme fırsatı olarak ele alır ve geleceğe daha güçlü hazırlanırlar”.

Kendini Gerçekleştirme: “Potansiyel kapasitesini belirleme becerisidir.

Duygusal zekânın bu öğesi anlamlı ve dolu bir hayat yaşama şeklinde kendisini gösterir.” Yani kendini gercekleştirme, kişinin kendi gücünü ve zayıflıklarını bilmesi, sınırlarının nereden geçtiğini fark etmesi ve bunu kabullenmesi anlamına gelmektedir. Bu insanlar potansiyellerini anlamlı ve hoş uğraşlarla ve uzun vadeli hedefler koyarak gercekleştirirler. Kapasitesini ve yeteneklerini sürekli geliştirmek üzere hiç bitmeyen, dinamik bir süreçtir. Yapabileceğinin en iyisini yapmak ve kendini genelde geliştirmeye çalışmakla yakından ilişkilidir.

Bağımsızlık : “Kişinin düşünce ve eylemlerinde kendini kontrol etme ve yönlendirme becerisidir.” Bağımsız insan tipleri planlama ve önemli karar almada kendilerine güvenirler. Zor kararlar aşamasında rahattırlar. Buna rağmen doğru karar almadan önce başkalarının fikirlerini de sorar ve dikkate alırlar. Başkalarından danışmanlık almak bu anlamda bağımlılık işareti sayılmaz. Bağımsız olma becerisi, kendine guven, içsel güç ve beklentileri onlara esir olmadan karşılayabilme becerisine dayanır (17, 18, 56).

(27)

2- Kişiler Arası İlişkiler Boyutu: “Kişinin kişiler arası ilişkilerdeki kapasitesi ve faaliyetlerini içermektedir. Kişinin olaylara empatiyle yaklaşabilme (Başkalarının düşünce ve duygularının ve bunların muhtemel anlamlarının objektif bir şekilde farkında olma; karşısındakinin duygu ve düşüncelerini temsili olarak yaşama), sosyal sorumluluk sahip olabilme ve kişiler arası iyi ilişkiler kurabilme becerisi bu boyutu oluşturmaktadır.”

Empati: “Empati, kişin diyalog sırasında karşısındakinin duygu ve düşüncelerini anlayarak, duyarlı bir yaklaşım içerisinde olmak demektir.” Yani empati, başkalarının duygularının farkında olmak ve anlamak, insanların bazı duyguları nasıl ve ne sebeple hissettiğini anlamaktır.

Kişiler Arası İlişki: “Paylaşım üzerine kurulu, tarafların memnun olduğu, yakınlık içeren ilişkiler kurma ve bu ilişkileri devam ettirme becerisidir.” Sempatik ilişkiler olarak da kullanılan pozitif bir kişiler arası ilişki, sevgi ve sıcaklığı hem alma hem verme yeteneği ve bu muhabbeti başka bir insana iletmek becerisi ile karakterize edilir.

Sosyal Sorumluluk: “Sosyal bir grup içerisinde işbirliği, birlik ve beraberlik duygusuyla etkili bir üye olabilme becerisidir.” Yani sosyal bir grubun icinde, kendini yapıcı, paylaşımcı, işbirlikçi gösterme yeteneğidir. Kişisel bir çıkarı olmadan da sorumlu davranabilme becerisini icerir. Sosyal sorumluluğu olan insanlar, sosyal bilince sahiptirler.

Bu boyut, bir şeyleri başkaları icin ve başkaları ile yapabilme, sosyal kuralları desteklemek yeteneği ile de ilgilidir. Yeteneklerin sadece kendileri için değil kolektif amaçlar icin kullanırlar (17, 18, 56).

3-Şartlara ve Çevreye Uyum Boyutu: “Kişinin cevrenin talepleriyle başa çıkma becerilerini icermektedir. Kişinin gercekliği test edebilme (öznel olan ile gerçek olan arasındaki farkı ayırt edebilme), esnek olabilme ve problemleri çözebilme becerileri bu boyutu oluşturmaktadır”.

Problem Çözme: Problem çözme yeteneği, “sorunları belirleme ve etkili çözümler üretme becerisidir .” Bu boyut vicdanlı olma, disiplinli ve sistematik olma ve problemlere metodik yaklaşımla ile de yakından ilgilidir.

Gerçeklik: “Gerçek gibi görünen ile asıl gerçek arasındaki farkı tespit etme ve tanımlama becerisidir.” Ani durumlara çabuk uyum sağlayabilme, olaylara doğru

(28)

pencereden bakabilme, hayal kurup abartmadan olayları oldukları gibi yaşayabilme becerilerini kapsar.

Esneklik: Duygu, düşünce ve davranışlarını değişen durumlara uydurabilme becerisidir. Bu insanlar, göstergeler onların yanlış yaptıklarını gösterdikleri zaman, fikirlerini değiştirebilme yetisine sahiptirler. Farklı görüş, durum ve uygulamalara genelde açıktırlar (17, 18, 56).

4-Stres Yönetimi Boyutu: Kişinin stresle başa çıkma becerilerini içermektedir.

Kişinin strese tolerans ve tepki kontrolu (bir şeye tepki duyduğu halde bu tepkisini kontrol ederek bu tepkiye direnmek ya da ertelemek) becerileri bu boyutu oluşturmaktadır.

Strese Dayanıklılık: Stresli durumlarda ve üzücü durumlarla başa çıkabilme yeteneğidir. Strese dayanıklılık yetisi yüksek olan kişiler, zor durumlardan cok fazla ezilmeden problemlerin üstesinden gelebilirler.

Dürtü Kontrolü: Dürtülere direnç gösterebilme veya erteleyebilme, onları kontrol edebilme becerisidir. Bu agresif dürtülerini, hoş olmayan davranışları kabul ederek bunu kontrol edebilmeyi sağlar. Dürtülerini kontrol edemeyenler, gerilimlerle başa cıkamama, kızgınlığını kontrol edememe, kendini kontrol edememe, taşkın hareket etme gibi durumlar yaşarlar (17, 18, 56).

5-Genel Ruh Hali Boyutu: “Kişinin yaşam hakkındaki memnuniyeti ve yaşama genel bakışını içermektedir. Kişinin iyimser olabilme becerisi ve yaşamdan duyduğu mutluluk bu boyutu oluşturmaktadır.”

Mutluluk: Kendi hayatından tatminkar olma, kendinden ve başkalarından memnun olma ve eğlenebilme becerisidir. Mutlu insanlar sık sık kendilerini iyi hissederler ve çalışırken ve boş zamanlarında içleri rahattır. Eğlenmenin getirdiği fırsatları kullanırlar.

Bu yetiden yoksun olan kişiler gelecek konusunda umutsuz, sosyal geri cekilme, isteksizlik, suçluluk duygusu, yaşamda başarısız hissetme, hatta daha ileri safhalarda intihara meyil gibi belirtiler gösterebilirler.

İyimserlik: “yaşamın aydınlık yönünü görebilmek ve zorlayıcı zamanlarda dahi olumlu bir yaklaşım içerisinde olmak becerisidir.” Yani, sıkıntılı durumlarda bile hayatın daha parlak tarafından bakma ve pozitif düşünceyi devam ettirebilme yeteneğidir. Günlük hayata pozitif bir yaklaşımdır (17, 18, 56).

(29)

Tablo 3' te görüldüğü gib Bar-On, duygusal zekayı becerilerini, duygusal ve sosyal zekâyı harekete geçiren yetenekler olmak üzere iki ayrı grupta toplamıştır (32).

Tablo 2 ve 3’ te görüldüğü gibi Bar-On ‘un modelinde bulunan öznel / nesnel farkındalığı, stres yönetimi gibi unsurlar itibariyle duygu ve zekânın sahip olduğu bu karma yapıyla araştırmacılara alternatif bir duygusal zekâ modeli sunmaktadır (32).

Tablo 3. Bar-on Modelinin Yeniden Gruplandırmış Biçimi

ÇAKAR U., ARBAK Y., “Modern Yaklaşımlar Işığında Değişen Duygu-Zeka İlişkisi Ve Duygusal Zeka.”, Dokuz Eylül Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi,2004: 6:3 : 38

1.8.1.1.3. Daniel Goleman Modeli

Goleman (2001), modelinde Mayer ve Salovey'in modelini temel olarak almakta ve bunu geliştirerek duygusal zekânın kendimizin ve başkalarının hislerini tanıma, kendimizi motive etme, içimizdeki ve ilişkilerimizdeki duyguları iyi yönetme yetisinden oluştuğunu ifade etmiştir (44). Yazar tarafından oluşturulan bu beş ana boyut ve yapı taşları Tablo 4'te görülmektedir.

Duygusal zekâ beş boyutuyla yirmi beş duygusal yeterlilik arasındaki ilişkiyi göstermektedir. Goleman (2005) tarafından duygusal yeterlilik şöyle tanımlanmaktadır; "işbaşında olağandışı bir performansla sonuçlanan, duygusal zekâya dayalı olan ve öğrenilen bir beceridir". Duygusal zekâ, beş temel nitelikteki pratik becerileri öğrenme potansiyelini belirler (45, 98).

GRUP GRUBU OLUŞTURAN YETENEKLER

Duygusal ve Sosyal Zekânın Temel Öğeleri

öz-saygı, duygusal farkındalık, kendini ifade edebilme, empati, kişiler arası ilişkiler, strese tolerans, tepki kontrolü öznel/nesnel

farkındalığı, esneklik, problem çözme

Duygusal Zekâ ve Sosyal Zekâyı Harekete Geçiren

Anahtar Unsurlar

İyimserlik, öz-gerçekleştirme, mutluluk, bağımsızlık, sosyal sorumluluk

(30)

Duygusal zekâ, iki yetkinliğin bileşkesidir; kişisel yetkinlik ve sosyal yetkinlik. Kişisel yetkinlik; kendiyle ilgili farkındalık (özbilinç), kendini yönetmek ve motivasyondur. Sosyal yetkinlik ise; Empati ve sosyal becerilerdir (81).

Kişisel Yetkinlik

1. Kendi Duygularını Bilme (Özbilinç): Kendini tanıma, bir duyguyu oluşurken fark edebilme duygusal zekânın temelidir. Duygularını tanıyan kişiler, hayatlarını daha iyi idare ederler. Kişisel karar gerektiren konularda ne düşündüklerinden çok daha emindirler.

2. Duyguları yönetimi: Duyguları uygun biçimde idare yeteneği, özbilinç temeli üstünde gelişir. Bu yeteneği zayıf olan kişiler sürekli huzursuzlukla mücadele ederken, kuvvetli olanlar ise hayatın tatsız sürprizleri ve terslikleriyle karşılaştıktan sonra kendilerini daha kolay toparlayabilmektedir.

3. Kendini harekete geçirmek: Duyguları bir amaç doğrultusunda toparlayabilmek, dikkat edebilme, kendini harekete geçirebilme, kendine hâkim olabilme ve yaratıcılık için gereklidir. Bu beceriye sahip kişiler yaptıkları her işte daha üretken ve etkili olabilmektedir.

Sosyal yetkinlik

4. Diğerlerinin duygularını anlamak (Empati): Empati yeteneğidir. Empatik kişiler başkalarının neye ihtiyacı olduğunu, ne istediğini gösteren belli belirsiz sosyal sinyallere karşı daha duyarlıdır.

5. İlişkileri yürütebilmek (Sosyal Beceriler): Büyük ölçüde, başkalarının duygularını idare etme becerisidir (44, 98).

1.8.1.1.4. Robert K. Cooper & Ayman Sawaf Modeli

Duygusal zekâ, duyguların gücünü ve hızlı algılayışını, insan enerjisi bilgisini, ilişkilerini ve etkisinin bir kaynağı olarak duyumsama, anlama ve etkin bir biçimde kullanma yeteneğidir (25).

Copper ve Sawaf (1998)’a göre duygular güven, bütünlük, empati, esneklik, güvenilirlik, yaratıcılık, işbirliği ve insiyatifi harekete geçirir. Duygular motive edicidir; duygular gidilecek yönü tayin eder; duygular insanı iş gören makineler olmaktan çıkarıp insan yapar, yapılan işe amaç ve anlam katar; duyguyla inşa edilen

(31)

her şey kalıcıdır. Yeni bilişsel zeka başarının bir ayağıysa, duygusal zeka onu dengeye getiren sağlamlık ve kalıcılık katan diğer ayaktır (24).

Cooper & Sawaf'ın modeli de Bar-on'un modeli gibi zihinsel yeteneklerine duygusal dürüstlük gibi) yanı sıra bunların dışındaki bazı kavramları (geleceği yaratmak gibi) içermekte olduğu için karma bir modeldir. Cooper ve Sawaf modelinin boyutları pek çok zaman birbirlerini ya da benzer kavramları içermektedir (örneğin; fırsatı sezinlemek ve pratik sezgi gibi). Bu model kuramsal sorunlara sahip olmakla beraber işletmelerde duygusal zekânın yerine dair önemli kimi bilgiler sunmaktadır (32).

Cooper & Sawaf’ın modelinde duygusal zekâ, duyguları öğrenmek, duygusal zindelik, duygusal derinlik, duygusal simya olmak üzere dört boyuttan oluşmaktadır (24).

Duyguları öğrenmek; kişinin duygusal potansiyelinin farkında olması ve bunu ilişkilerde değerlendirmesi üzerine kuruludur. Bunun için kişi duygusal dürüstlüğe (duygusal gerçeği tarafsız olarak algılama), duygusal enerjiye ( kişinin enerjisi ve duyguları arasındaki bağı algılaması), duygusal geri bildirime (duyguların verdiği mesajları algılama) ve pratik sezgiye (duyguları pratik bir şekilde sezebilme) sahip olmalıdır.

Duygusal zindeliğin oluşması; kişi; öz var1ığa (kişinin duygusal açıdan öz varlığı), güven çemberine (kişinin oluşturduğu güven alanı), yapıcı hoşnutsuzluğa (hoşnutsuzlukların yapıcı birer bilgi ve eylem kaynağına dönüştürülmesi) ve esneklik ve yenilenmeye sahip olmalıdır

Duygusal derinlik boyutu; kişinin içsel amaçlarını tam olarak belirlemesi bunlara kendisini adaması ve bunu örgütün amaçları ile koordine etmesi, dürüstlüğü yaşaması ve insanlarda yetkisi olmadan etki uyandırması üzerine kuruludur.

Duygusal simya; duygusal zekânın kişinin potansiyelini ve özellikle yaratıcılığını artıran özelliğine yoğunlaşmıştır. Nasıl simya, değeri düşük olan bir maddeyi daha değerli bir şey haline getirmenin gücüyse, duygusal simya da önem verilmeyen duyguların daha değerli bir hale gelmesi ve onların güçlerinden yararlanma sürecidir (24).

(32)

Tablo 4. Duygusal Zekâyı Sınıflandıran Üç Model

Duygusal Zekâyı Sınıflandıran Üç Model

Mayer&Salovey (1997) Bar-On (1997) Goleman (1995) Ayrıntılı Tanım

“ Duygusal zekâ insanların kendi doğrularındaki duygusal algı ve anlama değişikliğinin açıklamasını yapan yetenekler bütünüdür. Daha biçimsel olarak duygusal zekâ şu şekilde tanımlanabilir: Duyguları anlama ve ifade etme, duyguları düşüncede özümseme, duygu ile

anlama ve muhakeme etme, kendinde ve diğerlerinde duyguları

düzenleyebilmedir” (Mayer

&Salovey, 1997)

Ayrıntılı Tanım

“Duygusal zekâ kişinin çevresel talepler ve baskılar

ile başa çıkarak başarıya ulaşma yeteneğini etkileyen

istidadı, bilişsel olmayan kapasiteleri ve becerileridir”

(Bar-On 1997).

Ayrıntılı Tanım (lar)

“Burada duygusal zekâ denen beceriler kişisel kontrolü, heves ve ısrarı ve kendini harekete geçirme becerisini

içerir.”(Goleman 1995:12).

“Duygusal zekânın temsil ettiği beceriler yapısı için

eski moda bir kelime vardır: karakter”

( Goleman 1995)

Temel Beceri Alanları ve Spesifik Örnekler Duyguyu Anlama ve İfade

Etme

*Kişinin fiziksel durumlarında, hislerinde ve düşüncelerinde duyguları tanımlama ve ifade etme

* Başkalarıyla, sanat çalışmalarında, dilde vs. duyguları

tanımlamak ve ifade etmek Duyguları Düşüncede

Özümseme

* Duygular düşünceyi üretici yollarda önem sırasına göre

düzenler.

* Duygular karar vermeye ve hatırlamaya yardımcı olarak

vücut bulur Duyguyu Anlama ve Analiz

Etme

* Karışık duygular ve eşzamanlı hisleri de kapsayan duyguları

sınıflama becerisi

* Duygunun değişimiyle alakalı ilişkileri anlama becerisi

Duygunun Reflektif Düzenlenmesi

* Hislere açık olma becerisi

* Entelektüel ve duygusal büyümeyi yükseltecek şekilde

duyguları yansıtıcı olarak düzenleyebilme becerisi (Mayer &

Salovey, 1997)

Temel Beceri Alanları ve Spesifik Beceriler Kişiyle İlgili Beceriler

* Duygusal öz-farkındalık

* Girişkenlik

* Kendini kabul

* Kendini gerçekleştirme

* Bağımsızlık Kişilerarası Beceriler

* Kişilerarası İlişkiler

* Sosyal sorumluluk

* Empati

Uyum Yeteneği Dereceleri

* Problem çözme

* Gerçeklik testi

* Esneklik Stres Yönetimi Dereceleri

* Stres Toleransı

* Dürtü kontrolü Genel Ruhsal Durum

* Mutluluk

* İyimserlik

Temel Beceri Alanları ve Spesifik Örnekler

Kendi Duygularını Bilme(Öz Bilinç)

*Olduğu anda bir duyguyu tanıyabilmek

* Andan ana duyguları kontrol etme Duyguların Yönetimi

* Duyguları idare edebilmek ve böylece uygun hale getirmek

* Kendini yatıştırma becerisi

* Önlemesi güç olan kaygı, sıkıntı, asabiyeti ortadan kaldırma Kendini Harekete Geçirme

* Amaca hizmet doğrultusunda duyguları düzenleme

* Doyumu erteleyebilme ve düşünmeden hareket etmeyi engelleme

Diğerlerindeki Duyguları Tanıma

* Empatik farkındalık

* Diğerlerinin neye ihtiyacı olduğuna ve neyi istediğine uyum sağlama

İlişkileri İdare edebilme

* Diğerlerindeki duyguların yönetiminde beceri

* Diğerleri ile rahatlıkla karşılıklı etkileşimde bulunabilme

Model Tipi Model Tipi Model Tipi

Yetenek Karma Karma

Mayer, J. D., Salovey, P., & Caruso, D. R. (2000a), “Models Of Emotional İntelligence” In R. J.

Sternberg(Ed.), Handbook Of İntelligence, Cambridge, England: Cambridge University Pres, 396–420

Referanslar

Benzer Belgeler

Ebeveynlerin eğitim düzeylerinin, ekonomik durumlarının ve evlilik sürelerinin arttıkça ebeveynliğe hazırbulunuĢluklarının da arttığı; ilk kez çocuk sahibi olan, aile

Çocuğunuz için evinize yakın olan ana okulu mu yoksa uzak fakat özel bir müessese mi daha uygun olup olmadığını tartmada, size kliniğinizin psiko-sosyal elemanları veya

bazı özel genetik geçişli epilepsi tipleri haricinde genetik bir hastalık olduğu, zihinsel kapasitelerinin düşük olduğu için evlendiğinde ve çocuk sahibi olduğunda eşine

Hemşirelerin çalıştıkları birimlere göre iş doyum düzeyi puan ortalamaları incelendiğinde, dâhili birimlerde görev yapan hemşirelerin iş doyum

Çünkü baþkalarýnýn duygu ve düþüncelerini bilmeyi, onlara daha faydalý olmak kaydýyla veya bazý musibetlere meydan vermemek için kullanabilmek, her þeyden önce iyi ve

Araştırma kapsamına alınan bireyler eğitim düzeylerine göre aldıkları semptom puanları ortalamaları istatistiksel olarak incelendiğinde; psikolojik, genel yaşam kalitesi alt

- Özgeçmiş, kapak yazısı ve teşekkür mektubu hazırlama yöntemleri hakkında bilgi sahibi olma.. - İş başvurularında kullanmak üzere

İnsan Kaynakları Yönetimi'nin tanımı, önemi, temel ilkeleri, örgütlenme biçimi, kurum kültürü ve çalışan memnuniyeti, insan kaynakları planlaması, iş