• Sonuç bulunamadı

YTL değer kazanırken ihracat artışının hızlanması nasıl açıklanabilir?

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2022

Share "YTL değer kazanırken ihracat artışının hızlanması nasıl açıklanabilir?"

Copied!
6
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

Türk Ekonomi Bankası

Makro Yorum

Emin Öztürk

(212) 251 21 21 (1671) 14 Mayıs 2007 [email protected]

YTL değer kazanırken ihracat artışının hızlanması nasıl açıklanabilir?

Son dönemde Türkiye’nin gündeminde siyaset ön planda olmakla birlikte ekonomide ve piyasalarda da ilginç gelişmeler görülmektedir. Bunlardan bir tanesi, YTL/$ kurunun bu yılın ilk dört ayında neredeyse 2006 yılının aynı dönemindeki düşük seviyelere inmesine karşılık ihracat artışının tekrar hız kazanmasıdır. Son bir yıllık dönemde yurt içi enflasyonun yüzde 11 civarında gerçekleşmesi ve dolayısıyla ihracatçıların üretim maliyetlerinin en azından bir bölümünün enflasyona paralel olarak artmış olmasına karşılık ihracat performansının güçlenerek devam etmesi şaşırtıcı görünmektedir.

Nisan 2006’da %10’a kadar inen ihracat artışı son aylarda tekrar %20’ye yükseldi

Aşağıdaki grafikte de görülebileceği üzere, 12 aylık birikimli ihracat artış hızı 2003 ortasından 2005 ortalarına kadar olan dönemde yüzde 30 civarında seyrettikten sonra düşmeye başlamış ve Nisan 2006 itibarıyla yüzde 10 civarına inmiştir. Ancak takip eden aylarda ihracat yeniden hızlanmış ve artış hızı bu yılın Mart ayı itibarıyla yüzde 20 civarına yükselmiştir. İthalat ise 2001 krizindeki daralmadan kaynaklanan düşük baz etkisi nedeniyle 2002 yılından itibaren hızla artmıştır. İthalatın artış hızı 2004 yılı Kasım ayında yüzde 43.4’e ulaştıktan sonra ihracata paralel olarak 2006 Nisan ayına kadar olan dönemde düşüş göstermiş ve yüzde 17- 18 civarına gerilemiştir. Ancak, ihracattan farklı olarak, ithalatın artış hızının Nisan 2006 sonrasında tekrar hızlanmadığı ve genellikle 20’nin biraz altında yatay kaldığı görülmektedir.

İhracat ve ithalat performansı (son 12 ayda yıllık % artış)

-30.0 -20.0 -10.0 0.0 10.0 20.0 30.0 40.0 50.0

Ara.01 Mar.02 Haz.02 Eyl.02 Ara.02 Mar.03 Haz.03 Eyl.03 Ara.03 Mar.04 Haz.04 Eyl.04 Ara.04 Mar.05 Haz.05 Eyl.05 Ara.05 Mar.06 Haz.06 Eyl.06 Ara.06 Mar.07

İhracat İthalat

(2)

İhracat artışının Nisan 2006 sonrasındaki birkaç ayda tekrar hız kazanmasını aynı yılın Mayıs- Haziran döneminde görülen dalgalanmanın yol açtığı kur artışları ile açıklamak mümkündür.

Ancak şaşırtıcı olan nokta, geçen yılın son aylarında ve bu yılın ilk aylarında YTL hızla değer kazanırken ihracat artışının hızlanmasıdır.

Ara malı ve hammadde ithalat artışı Nisan 2006 sonrasında da ihracata paralel

Diğer taraftan, Nisan 2006 sonrasında ihracatın hızlanmasına rağmen ithalat artışının yatay seyretmesi de ilginç olmakla birlikte bu durumun izahı daha kolaydır: Mayıs-Haziran dalgalanması sonrasında yurt içi talebin duraklama göstermesine paralel olarak hem tüketim malları hem de yatırım malları ithalatındaki büyüme durduğu için toplam ithalattaki artış yalnızca ara malı ve hammadde ithalatındaki artışa bağlı kalmıştır. Nitekim ilk grafikteki toplam ithalat yerine aşağıdaki ikinci grafikte yalnızca ara malı ve hammadde ithalatı konulduğunda Nisan 2006 sonrasında da paralelliğin devam ettiği görülmektedir. Bir başka deyişle, ihracatın ara malı ve hammadde ithalatına bağımlılığı Nisan 2006 sonrasında da devam etmektedir.

İthalatın son aylardaki seyrine ve ihracat ile ithalat arasındaki paralelliğe ilişkin bu açıklamadan sonra makro yorum notumuzun kalan bölümlerinde son aylardaki ihracat performansını izah etmeye çalışmaktayız.

İhracat artışını açıklayan klasik etkenler, güçlü dış talep ile zayıflayan iç talep

İhracat performansı söz konusu olduğunda ilk akla gelen açıklamalardan bir tanesi yurt dışı talebin canlılığıdır. Son yıllarda dünyanın hemen hemen tüm bölgelerinde ekonomik aktivite canlı seyrettiği için Türk ihracatçıların en azından bir talep sorunu ile karşılaşmadıkları söylenebilir. Son aylarda ABD ekonomisinde yavaşlama işaretleri görülmekle birlikte Türkiye açısından asıl önem taşıyan AB pazarında henüz bir yavaşlama belirtisi yoktur. Ancak, Türkiye açısından bakıldığında, toplam dış talepte son aylarda çok önemli bir artış olmadığı için ihracat performansının tekrar güçlenmesinin arkasındaki diğer nedenlere bakılmasında yarar vardır.

Bu noktada akla gelen ikinci açıklama, 2006 yılının Mayıs-Haziran dönemindeki dalgalanma sonrasında yurt içi talebin yavaşlamış olmasıdır. Dolayısıyla, yurt içi piyasadaki satışlarını yetersiz bulan üreticilerin üretim kapasitelerini artan oranda ihracata yönlendirmiş olmaları ihtimali de akla gelmektedir. Ayrıca, 2003 yılından başlayarak 2006 yılındaki dalgalanmaya kadar olan dönemde Türkiye’de sabit yatırımların çok hızlı artış gösterdiği dikkate alındığında

İhracat ve ara malları ithalatı(son 12 ayda yıllık % artış)

10 15 20 25 30 35 40

01-03 03-03 05-03 07-03 09-03 11-03 01-04 03-04 05-04 07-04 09-04 11-04 01-05 03-05 05-05 07-05 09-05 11-05 01-06 03-06 05-06 07-06 09-06 11-06 01-07 03-07

Ara malları ithalatı İhracat

(3)

pek çok sektörde toplam üretim kapasitesinin hızla büyüdüğü ve ihracat artışını destekleyecek seviyelere ulaşmış olduğu da hatırlanmalıdır. Örneğin, özel sektörün brüt sabit sermaye yatırımları 2004, 2005 ve 2006 yıllarında reel olarak sırasıyla yüzde 45.4, yüzde 23.6 ve yüzde 17.4 artmıştır. Özetle, son yıllarda toplam üretim kapasitesinin arttığı ve aynı zamanda son aylarda iç talebin yavaşlaması nedeniyle bu kapasitenin daha fazla bir bölümünün ihracat amaçlı kullanıldığı söylenebilir.

Aşağıdaki tabloda otomotiv ve beyaz eşya sektörlerinde Mayıs-Haziran 2006 dalgalanması sonrasındaki dokuz ayda toplam üretimin, yurt içi satışların ve ihracatın seyri verilmektedir.

Görüldüğü üzere, otomotiv sektöründe son dokuz ayda yurt içi satışlar yüzde 27.4 daraldığı halde toplam üretim yüzde 11.7 büyümüştür. Bu durumun açıklaması ise aynı dönemde otomotiv ihracatının yüzde 31.8 artış göstermesidir. Otomotiv sektöründeki kadar çarpıcı olmasa bile beyaz eşya sektöründe de benzer bir durum söz konusudur. Beyaz eşya sektörünün yurt içi satışları son dokuz ayda sadece yüzde 3.8 arttığı halde toplam üretimdeki artış yüzde 22.3 olmuştur. Yüzde 31.8 oranındaki ihracat artışı üretimdeki büyümenin nasıl mümkün olabildiğini açıklamaktadır.

Diğer sektörler için aynı detayda üretim, yurt içi satış ve ihracat verileri olmadığı için otomotiv ve beyaz eşya sektörlerine ilişkin olarak yukarıda yapılan saptamaları ekonominin tüm sektörlerine kesin olarak genellemek mümkün değildir. Ancak, iç talebin daraldığı ya da ciddi ölçüde yavaşladığı diğer sektörlerin de son aylarda ihracata daha fazla yöneldiği düşünülebilir.

Bunun bir adım daha ötesinde akla gelen soru ise yerli paranın değer kazanmasına rağmen ihracatta son birkaç ayda görülen hızlanmanın yurt içi talepteki yavaşlamanın artarak devam etmesinden kaynaklanıp kaynaklanmadığıdır. Kapasite kullanımı ve sanayi üretimine ilişkin aylık göstergeler yurt içi talepte son birkaç ayda ilave bir yavaşlama olduğuna işaret etmemekle birlikte sözü edilen aylık verilerin dalgalı niteliği bu konuda net bir yargıya varılmasını engellemektedir.

Sadece dolar kuruna bakılması YTL değerlenmesi konusunda yanlış fikir veriyor

Bu noktada sorulması gereken bir başka önemli soru, iç talebin düşüklüğü ve diğer nedenlerle daha fazla ihracata yönelen firmaların dalgalanma sonrasında yükselen yurt içi enflasyona ve yerli paranın yeniden değer kazanma eğilimine girmesine rağmen karlılıklarını koruyup korumadıklarıdır. Bu sorunun cevabının bir firmadan ötekine çok farklı olabileceği son derece açıktır. Ancak son bir yılda gerçekleşen kur hareketlerine dikkatlice bakıldığında, sadece YTL/$ kurunun dikkate alınmasının yanıltıcı bir izlenim yaratmış olduğu ortaya çıkmaktadır.

Geçen yıl Nisan ayında ortalama 1.3309 olan YTL/$ kurunun dalgalanma sırasında 1.70 seviyesinin üzerine çıktıktan sonra bu yılın Nisan ayında ortalama 1.3550 civarına kadar inmiş olması kur konusundaki yanılsamanın temel nedenidir. Oysa dalgalanma öncesinde, geçen yılın Nisan ayında, ortalama 1.6289 olan YTL/€ kuru bu yılın aynı ayında 1.8278 olmuştur.

Dolayısıyla, son aylardaki değer kazanma eğilimine rağmen YTL’nin Euro karşısında nominal bazda yüzde 12.2 değer kaybettiği ortaya çıkmaktadır. Son bir yıldaki TÜFE ve ÜFE enflasyon

Otomotiv ve beyaz eşya sektörlerinin türbülanstan sonra performansı

(Yıllık % değişim)

Tem Ağu Eyl Eki Kas Ara Oca Şub Mar Tem-Mar Üretim 33.8 -24.8 8.1 -0.4 35.6 8.3 26.1 7.5 0.7 11.7 Otomotiv Yurt içi satış -36.9 -31.0 -25.2 -34.5 -15.0 -25.5 -16.7 -28.9 -29.8 -27.4 İhracat 28.7 32.0 31.6 24.2 61.2 34.7 41.5 26.4 16.5 31.8 Üretim 19.0 19.3 11.8 19.4 45.7 11.6 40.3 23.0 17.7 22.3 Beyaz eşya Yurt içi satış -4.6 -8.3 10.8 21.2 10.4 -2.9 21.5 -7.8 -0.6 3.8

İhracat 25.6 33.3 42.5 32.6 46.5 13.8 46.7 25.0 25.2 31.8

(4)

oranlarının sırasıyla yüzde 10.72 ve 9.68 olduğu dikkate alındığında, YTL’nin Euro karşısında yalnızca nominal olarak değil reel bazda da bir miktar değer kaybetmiş olduğu söylenebilir.

Yalnızca Nisan ayına değil de Ocak-Nisan döneminin tümüne bakıldığında da benzer bir durum söz konusudur: Geçen yılın ilk dört ayında ortalama 1.6022 olan YTL/€ kuru yüzde 14.6 artarak bu yılın aynı döneminde 1.8365 olmuştur. Bu yılın ilk dört ayındaki ortalama TÜFE ve ÜFE enflasyonunun yüzde 10 civarında olduğu dikkate alındığında YTL’nin Euro karşısında reel olarak değer kaybettiği görülmektedir.

Merkez Bankası tarafından hesaplanan ve Euro ile ABD dolarına ek olarak Türkiye’nin dış ticaretindeki ağırlıklarına göre diğer para birimlerinin de dikkate alındığı reel efektif döviz kuru endekslerinin son dönemdeki gelişimi ise aşağıdaki grafiktedir. Görüldüğü üzere, gerek TÜFE gerekse ÜFE bazlı reel kur endekslerine göre yerli paradaki değerlenme 2006 yılının Şubat ayında maksimum düzeye çıktıktan sonra Mayıs-Haziran dalgalanması sırasında önemli ölçüde azalmıştır. YTL son aylarda tekrar değer kazanmış olmakla birlikte geçen yılın Şubat ayındaki düzeyine ulaşabilmiş değildir. Dolayısıyla, ihracat sektörünün tümü için bir genelleme yapmak gerekirse, kurların seviyesi ve karlılık açısından 2006 yılının ilk aylarına göre bir miktar rahatlama olduğunu söylemek mümkündür.

Çapraz kur hareketlerinden arındırıldığında ihracat artışı aslında daha düşük

Bir önceki bölümdeki temel tespit, ihracatın son aylardaki performansını değerlendirirken sadece YTL/$ kurundaki gelişmelere bakılmasının yanıltıcı olduğudur. Bunun nedeni son bir yıl boyunca Euro’nun ABD doları karşısında önemli ölçüde değer kazanmış olmasıdır. Geçen yılın Nisan ayında ortalama 1.2239 olan $/€ kurunun bu yılın aynı ayındaki ortalaması yüzde 10 kadar bir artışla 1.3488’e yükselmiştir. Ancak ABD dolarının değer kaybı Euro karşısındaki düşüşü ile sınırlı değildir. Son bir yılda $/£ kurunun da yüzde 12 kadar İngiliz Sterlini lehine değiştiği, ABD dolarının genelde değer kaybı eğiliminde olan Japon Yeni karşısında bile bir miktar değer kaybına uğradığı görülmektedir.

Çapraz kurlarda ABD doları aleyhine gerçekleşen bu artışların bir yan etkisi, geleneksel olarak dolar cinsinden ifade edilmekte olan toplam ihracatın artış hızının olduğundan yüksek görünmesine yol açmasıdır. Örneğin, Türkiye’nin bu yılın ilk üç ayında Euro cinsinden yaptığı ihracat cari çapraz kurdan ABD dolarına çevrildiğinde 11.8 milyar dolar olarak dış ticaret istatistiklerine yansımıştır. Oysa geçen yılın Ocak-Mart döneminde geçerli olan $/€ kuru bu yılın ilk üç ayında da geçerli olsa Türkiye’nin Euro cinsinden yapmış olduğu ithalatın dolara

1993'ten İtibaren Reel Efektif Döviz Kuru Endeksleri

70 90 110 130 150 170

1993 1993 1994 1994 1995 1995 1996 1996 1997 1997 1998 1998 1999 1999 2000 2000 2001 2001 2002 2002 2003 2003 2004 2004 2005 2005 2006 2006 2007

TÜFE Bazlı Reel Efektif Döviz Kuru ÜFE Bazlı Reel Efektif Döviz Kuru

(5)

çevrildiğinde istatistiklere 10.8 milyar dolar yansıması söz konusu olacaktı. Arada geçen sürede çapraz kur Euro lehine arttığı için dolara çevrilen Euro bazındaki ihracat yaklaşık 1 milyar dolar daha yüksek görünmektedir.

İhracatın artış hızı çapraz kurda gerçekleşen değişimlerden arındırılarak (bir başka deyişle, 12 ay önceki çapraz kurların cari ayda da geçerli olduğu varsayılarak) yeniden hesaplandığında bu yılın Mart ayı itibarıyla yüzde 20.2 olarak görünen son 12 aydaki ihracat artış hızının aslında yüzde 14.6 olduğu ortaya çıkmaktadır. Aşağıdaki grafikte görüldüğü üzere, Nisan 2006 sonrasında tekrar yükselmekte olduğu izlenimini veren ihracat artış hızının (yeşil çizgi), çapraz kur etkisinden arındırıldığında (sarı kesik çizgi), Mayıs-Haziran dalgalanmasını takiben kısa bir süre yukarıya döndüğü ama daha sonra tekrar düşmeye devam ettiği görülmektedir.

Özetle, çapraz kur hareketleri ihmal edilerek sadece YTL/$ kuruna bakılması, son bir yılda yerli paranın çok hızlı değerlendiği şeklinde bir yanılsama yarattığı gibi ihracat artış hızının da olduğundan daha yüksek görünmesi şeklinde ikinci bir yanılsamaya daha yol açmaktadır. Dış ticaret verilerine çapraz kur hareketlerinden kaynaklanan bu yanılsamalardan kaçınılarak yeniden bakıldığında ihracatın son aylardaki performansının ilk bakışta göründüğü kadar şaşırtıcı olmadığı söylenebilir.

Doların düşmesi ihracat ve enflasyon açısından olumlu ama dış açık değişmiyor

Bu noktada hatırlanması gereken bir husus, Euro’nun ABD doları karşısında değer kazanmasının ithalat artış hızını da olduğundan yüksek göstermesidir. Ancak döviz kuru kompozisyonu açısından Türkiye’nin ihracatı ile ithalatı oldukça farklıdır:

Bu yılın Mart ayı itibarıyla toplam ihracat içinde Euro’nun payı yüzde 51 iken ABD dolarının payı yüzde 41.6’dır. İngiliz Sterlini ve Euro dışındaki diğer Avrupa paraları da dahil edildiğinde Avrupa pazarının payı yüzde 60’a yaklaşmaktadır. Oysa ithalatta tersi bir durum söz konusu olup Mart ayı itibarıyla ABD dolarının payı yüzde 60.2, Euro’nun payı ise yüzde 36’dır.

Dolayısıyla, ABD dolarının Euro ve diğer yabancı paralar karşısında değer kaybetmesi hem ihracatın hem de ithalatın artış hızını yükseltmekle birlikte bu etki Euro’nun payının görece yüksek olduğu ihracat üzerinde daha kuvvetlidir.

Parite etkisinden arındırılmış ihracat (son 12 ayda yıllık % artış)

0.0 10.0 20.0 30.0 40.0

Ara.01 Mar.02 Haz.02 Eyl.02 Ara.02 Mar.03 Haz.03 Eyl.03 Ara.03 Mar.04 Haz.04 Eyl.04 Ara.04 Mar.05 Haz.05 Eyl.05 Ara.05 Mar.06 Haz.06 Eyl.06 Ara.06 Mar.07

İhracat

Parite etkisinden arındırılmış ihracat

(6)

Aşağıdaki grafikte görüldüğü üzere, bu yılın Mart ayı itibarıyla son 12 ayda yüzde 19 olan ithalat artış hızı çapraz kur etkisinden arındırıldığında yüzde 15.1’e düşmektedir. Nisan 2006 sonrasında yatay görünen eğilimin ise aslında aşağı yönde olduğu ortaya çıkmaktadır.

Ancak, son dönemde doların Euro karşısındaki değer kaybının ihracat artış hızı üzerindeki olumlu oransal etkisi ithalata göre daha fazla olmakla birlikte, ithalatın mutlak büyüklüğü ihracattan daha fazla olduğu için dış ticaret açığı hemen hemen hiç etkilenmemiştir: Bu yılın Ocak-Mart döneminde ihracat ve ithalat sırasıyla 23.1 ve 34.8 milyar dolar, açık ise 11.7 milyar dolar olmuştur. İhracat ve ithalat çapraz kurların değişmemiş olması varsayımı ile yeniden hesaplandığında ise sırasıyla 22 ve 33.7 milyar dolar çıkmaktadır. Dolayısıyla dış ticaret açığı değişmeyerek yine 11.7 milyar dolar olmaktadır.

Son olarak, YTL’nın sepet bazındaki değer kaybı ya da kazancı veri olarak alındığında, Türkiye’nin ithalatı içinde doların payının yüzde 60 civarında olması nedeniyle, çapraz kurun Euro lehine yükseldiği dönemlerde ithal hammadde ve ara malı kullanan sektörlerde maliyet baskısı azaldığı için enflasyonla mücadelede Merkez Bankası’nın işinin görece kolaylaştığından söz etmek mümkündür.

Her hakkı saklıdır. İzinsiz çoğaltılamaz. Bu raporda yer alan bilgi ve veriler güvenilir olduğu düşünülen kamuya açık kaynaklara dayanmaktadır. İfade edilen görüşler, tahminler ve beklentiler bu raporun yazıldığı tarih itibariyle yazarın vardığı sonuçları yansıtmaktadır. Türk Ekonomi Bankası’nı bağlamaz. Ticari kararlar için veya yatırım tercihi

yapmak amacıyla kullanılması durumunda Türk Ekonomi Bankası hiç bir sorumluluk üstlenmez.

Parite etkisinden arındırılmış ithalat (son 12 ayda yıllık % artış)

-30.0 -20.0 -10.0 0.0 10.0 20.0 30.0 40.0 50.0

Ara.01 Mar.02 Haz.02 Eyl.02 Ara.02 Mar.03 Haz.03 Eyl.03 Ara.03 Mar.04 Haz.04 Eyl.04 Ara.04 Mar.05 Haz.05 Eyl.05 Ara.05 Mar.06 Haz.06 Eyl.06 Ara.06 Mar.07

İthalat

Parite etkisinden arındırılmış ithalat

Referanslar

Benzer Belgeler

Uludağ Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği’nin ihracatı 2021 Nisan ayında bir önceki yılın aynı ayına göre %21 oranında artış ile 7,9 milyon dolar

Sadece Gümrük Çıkış Beyannamesi ile yurtdışına çıkan malın faturası ihracat e- faturası şeklinde düzenlenmeli GÇB ekinde çıkmayan fatura eskisi gibi kağıt

Başta tekstil ve hammaddeleri olmak üzere ihracat sektörlerimizin önemli bir pazarı olan Ortadoğu ülke grubundaki Suriye’de yaşanan iç karmaşa ve bu ülke ile

İSTANBUL İHRACATÇI BİRLİKLERİ GENEL SEKRETERLİĞİ.. BALIK İŞLEYEN

YÜK TAŞIYAN MEKANİK İTME TERTİBATI BULUNMAYAN DİĞER GEMİLER. 18.934 5,0 DENİZDE SEYRETMEYE MAHSUS KURTARMA GEMİLERİ(SİVİL

(3) İhracatçı Birlikleri Genel Sekreterliğince kayda alınmış gümrük beyannamesinin gümrük idarelerine sunulma süresi, İhracatçı Birlikleri Genel Sekreterliğinin

İhracat talepleri sayesinde ihracatçı firmalar zaman kaybetmeden hedef ülkeleri ve hazır alıcı listeleri ile ihracat yapma rsa elde etmiş olur.. İhracat taleplerinin

TAHİN – TÜRKİYE, BİRLEŞİK KRALLIK, HOLLANDA, ALMANYA, İSVEÇ TAHİN HELVASI – BİRLEŞİK KRALLIK, BAE, SUUDİ ARABİSTAN, KATAR ESPRESSO, FİLTRE VE TÜRK KAHVESİ – BİRLEŞİK