YAPILARIMIZ NEDEN YIKILIYOR?
Yazan: Prof. Y. Müh. Turgan SÂBİS
(Cumhuriyet) den
Son senelerde bir kısmı umumî ef-kârı alâkadar eden, bir kısmı da yalnız meslek adamları arasında tartışma ko-nusu olan bir kaç büyük yapı yıkıldı veya ârızaya uğradı. Bunların başında Ankara Spor Salonu, Küçükyalıdaki si-nema, İstanbul Üniversitesi inşaatındaki bir istinad duvarı, Çorum çimento fab-kasındaki bir silo, Şişlideki bir sinema Ataköy plâjındaki gazino çatısı, Kaba-taşta sed üzerindeki istinat duvarı ve bir kaç apartman bulunmaktadır. Bun-ların bir kısmı tamamen çökmüş, diğer-lerindeki ârızalarm da zamanında farkı-na varılarak, yıkılmalarının önüne ge-çilmiştir. Kısa bir zamanda bu kadar çok yapının kazaya uğraması, memleke-timizde yapı işlerinin normal gitmedi-ğini göstermektedir.
Malzemenin mukavemetsiz ve işçiliğin kusurlu oluşu.
2) İnşaatın projeye uygun olmaya-rak hatalı yapılışı.
3) Temel zemininin yanının yük-lerini taşıvamaması,
4) Yapının statik ve mukavemet he-saplarının yanlış olması.
1) Yapıların taşıyıcı kısımlarının inşasında kullanılan malzeme demir, be-ton, taş, tuğla ve ahşaptır. Sağlam ol-mayan bir malzeme ile inşa edilen bir yapının, üzerine gelen yüklere dayana-mıyacağı âşikârdır. Umumiyetle demir-lerde malzemenin mukavemetsiz veya ku-surlu oluşuna hemen hiç rastlanmaz. Küçük ve orta boydaki yapılarda kulla-nılan taş, tuğla veya ahşapta, üzerlerine gelen yükleri taşıyacak kadar mukave-meti hemen daima haizdirler. Bunlarda dikkat edilecek nokta, kullanılacak har-cın kâfi derecede çimento veya kireci hâvi olması ve iyice mukavemet elde etmeden yapıların yüklenmemesidir. Ge-riye kalan betonda iş değişmektedir. Beton, imalinde kullanılan kum, çakıl, çimento ve suyun miktarlarına ve imal tarzına göre, mukavemeti pek büyük
sınırlar içinde değişen bir malzemedir. Beton imalinde az çimento veya pek fazla su kullanılması, kum ve çakılın tesbit edilen nisbetlerde konması, beto-nun iyi karıştırılmadan yerine dökülme-si, bunun mukavemetini çok azalttığı gibi, betonun imalinden sonra ilk zaman-larda haiz olduğu mukavemetle, bir ay sonraki mukavemeti arasında da büyük farklar vardır. Malzeme kusurundan do-layı yıkılan yapılarda hemen daima se-bep. kullanılan betonun, statik hesaplar-da kabul edilen beton mukavemetini haiz olmamasıdır. Şu halde beton imaline çok ehemmiyet vermek, dikkatli ve beton tekniğine uygun hareket etmek lâzım-dır. Büyük yapılarda imâl edilen beton-dan sık, sık tecrübe mikâpları alarak ve bunların malzeme lâboratuvarların-da kırılma tecrübelerini yaptırarak, dö-külen betonun, hakikaten istenilen mu-kavemeti daimî surette haiz olduğu tes-bit ve kontrol edilmelidir. Bütün bun-]nrı temin edecek elemanlar da Yapı, Usta Okullarının sayılarını sür'atle art-görmüş ustalardır. Ancak bu gibi mek-tep görmüş ustalar, mühendislerin ver-dikleri direktifler dairesinde, bu direk-tiflerin ehemmiyet ve mahiyetini kav-rayarak yapıları inşa edebilirler. Yapı, Usta Okullarının sayılarını süratle art-tırmak lâzımdır.
2) Bir yapının projesi ve hesap-ları ne kadar itina ile yapılırsa yapılsın, bunları tatbik edenler kâfi derecede bilgi ve tecrübeye sahip teknik eleman-lar olmadıkça, daimî surette inşaat es-nasında hatalar ve kusurlar olabilir ve bunlar da bir çok kere yapının yıkılma-sına sebep olur ve daima emniyeti azal-tırlar. Proje tatbikini yapacak olanlar teknikler ve mühendislerdir. Bunların yetişeceği müesseseler de Teknik Okul-larıdır. Teknik okulların sayılarını da artırmak lâzımdır. Bugün olduğu gibi proje tatbiki cahil kalfalar elinde kal-dıkça ve buna mani olunmakal-dıkça, hiç bir
yapıda tam bir emniyet temin etmek mümkün değildir.
3) Temel zemininin, bilhassa bü-yük yapılarda, üzerine gelen bü-yükleri ta-şıyıp, taşıyamayacağı, inşaata başlama-dan evvel mutlaka tetkik edilmeli ve te-mel sistemi ona göre tesbit olunmalıdır. Bu ihmal edildiği takdirde çok nâhoş ve ekseriya giderilmesi imkânsız veya çok külfetli netice ve ârızalarla karşılaşılir. Bir çok yapılardaki çatlaklar veya yıkıl-maların sebeplerini temellerde aramak lâzımdır.
4) Bir yapının, üzerine gelen yük-lere dayanabilecek sağlamlıkta olmasını statik hesaplar temin ederler. Bütün dış tesirler nazarı itibara alınarak yapılan statik hesapların verdiği büyüklüklerde inşa edilen bir yapının, bu tesirlerin dı-şında başka kuvvetler yapıyı yükleme-dikçe veya mukavemet hesaplarında ka-bul edilen malzemeden çok daha çürük malzeme kullanılmadıkça, yıkılması im-kânsızdır. Statik hesaplar yorucu, uzun ve oldukça zordur.
Bunları yapan mühendisin bilgisi-nin yeter derecede olması şarttır, yoksa esaslı prensip hatalarına düşmesi kabil-dir. Fakat bu kâfi değilkabil-dir. Bu hesap-lar uzun ve yorucu oldukhesap-larından daima âdi hesap hataları, yapmak da imkân içindedir. Buna karşı da mühendisin her zaman kendi kendini kontrol edebi-lecek bir sağduyuya sahip olması lâzım-dır. Ayrıca bu hesapların doğruluğunu kontrol ve tasdik edecek, devlet dairele-rine ve belediyelere bağlı inşaat zabıtası teşkilâtı olmalıdır. Statik hesaplarda yanlışlıklara mâni olmak için çok sayı-da, iyi yüksek mühendisler yetiştirmek, yani Teknik Üniversiteler ve Yüksek Mühendis Okullarının sayılarını çoğalt-mak ve seviyelerini yüksek tutçoğalt-mak ge-rektir. Bütün bu tedbirler pek uzun vâ-delidir. Bugün yapıların yıkılmaması için alınacak en pratik tedbir şudur:
TETKİK MÜHENDİSLERİ Statik hesapları yapanlar da, bunları kontrol edenler de çok kere, muhtelif sebeplerle, lâzım gelen itinayı göstere-memektedirler. Muhtelif devlet teşkilâ-tında pek kıymetli elemanlardan kurul-muş statik kontrol büroları mevcutsa da, buralardaki elemanların sayıları, her bi-ri yüzlerce sahife tutan bir çok statik hesabının her tarafını kontrol etmeğe yetecek kadar değildir. Esasen bu kon-trol teşkilâtına, hesaplar tamamen bit-miş bir halde verilmekte, bu da tetkiki büsbütün zorlaştırmaktadır. Yapılarımı-zın yıkılma tehlikesini mühim miktarda önleyecek ve bunların iktisadî olmaları-nı temin ile, boş yere malzeme israfıolmaları-nı bertaraf edecek en âcil tedbir memleke-timizde de, Almanyada olduğu gibi tet-kik mühendisleri = Prüfingenieure sis-teminin kabul olunmasıdır. Almanyada malzeme iyi, ustalar ve teknisyenler eh-liyetli olduğu gibi ve pek geniş inşaat zabıtası teşkilâtı bulunduğu halde, gene de bunlarla iktifa olunmamış ve tetkik mühendisliği sistemi kabul olunmuştur. Bu sistem şudur:
Her yapıya statik hesapları yapan bir statikci ve onun yaptığı hesapları da-baştan ve yapılış esnasında tetkik eden bir tetkik mühendisi temin etmek. Bu tetkik mühendisleri, âdeta bir nevi
no-terdirler. Statik hesapları yapan mühen-dis daha işin başında bu yapıya tayin olunan tetkik mühendisiyle görüşür, prensipler üzerinde mutabık kalırlar, sonra hesaplar yapılmağa başlanır ve ya-pıldıkça ceste, ceste tetkik mühendisinin tetkikinden geçer ve tasdik olunur. Bu suretle tam bir kontrol mevcud oldu-ğundan hesap hatâları imkânsızlaşır. Her yapıya serbest mühendisler arasından ayrı bir tetkik mühendisi temin oluna-cağından, bunun, hesapları hakikaten tetkike zamanı olur. Bütün mesuliyet tetkik mühendisine yükletildiğinden, o da hesapları lâyıkile kontrol eden, hesapla-rı yapan statikçi, hesabının her sahife-sinin tam bir kontroldan geçeceğini bil-diğinden işini daha ciddî tutar ve he-sapları daha itinalı yapar. Ayrıca tetkik mühendisinin vazifesi hesapların bitme-siyle sona ermez. Bu hesaplara göre çi-zilen projeleri tasdik ettiği gibi, bilhassa bunların doğru olarak tatbik edilip edil-mediğini, inşaat yerinde sık, sık yapaca-ğı teftişlerle kontrol eder. Bu usul sa-yesinde, bugünkü gibi hesapların ya kontrolsuz kalması ve yahud da devlet dairelerine götürülen yüzlerce sahifelik bir hesapta bulunan bir kaç hata yüzün-den projelerin tamamen baştan yapıl-ması mecburiyeti gibi, boşuna zahmetler, zaman ve emek israfları önlenir. Her yapıya serbest mühendisler arasından
bir tetkik mühendisi tayin olunması, devlet teşkilâtının bu yapılar üzerindeki kontrol salâhiyetlerini kaldırmaz. Bu teşkilât daima hesapları da, inşaatı da kontrol edebilirler ve görecekleri aksak-lıklarda ilk mesuliyeti tetkik mühendisi-ne yüklerler. Bugün Almanyada bu sis-tem tatbik olunmaktadır. Bir yapının statik hesabını yapan mühendis isterse memleketin en şöhretli statikcilerinden biri olsun, gene de o yapıya diğer bir mü-hendis, tetkik mühendisi olarak tayin olunmakta ve bu suretle herkesten sâdır olabilecek insanî hataların ve yapılarda çok kere lüzumsuz malzeme israfının önüne geçilmektedir.
Tetkik mühendisleri sisteminin mem-leketimizde tatbik edilmemesinden bü-yük zararlar doğmaktadır.
Netice olarak şunu söyliyebiliriz: Her yapıya statik hesapları ve pro-jeleri, daha başlangıçtan itibaren birer, birer kontrol edecek ve projeler bittik-ten sonra da bunların ayniyle tatbik edil-mesini. vapıda yapacağı teftişlerle te-min edecek, bir tetkik mühendisi tete-min olunursa, bir çok kazaların ve malzeme israfının önüne geçilebilir. Bu iş o kadar külfetli ve tatbibiki imkânsız da değil-dir. Halen memleketimizde tetkik hendisliğini ehliyetle yapabilecek mü-hendis sayısı, yapıların sayısından faz-la.dır. İSTANBUL"
E L K A
Sun'i tahtaL E V H A L A R I
Kalınlık: 4 - 6 - 8 - 1 0 - 1 5 mm. E Yad: 1 2 2 x 2 4 4 cm.İNŞAATTA
•
MOBİLYADA f DEKORASYONDA ,H AMBALAJDA
İTİMAD ve EMNİYETLE
Kullanabileceğiniz yegâne tahtadır. İDARE ve SATIŞ MERKEZİ;
Garanti han Bahçekapı, İstanbul