• Sonuç bulunamadı

YAŞLILARDA BESLENME İLE İLİŞKİLİ ORTAYA ÇIKABİLECEK SAĞLIK SORUNLARI II

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2021

Share "YAŞLILARDA BESLENME İLE İLİŞKİLİ ORTAYA ÇIKABİLECEK SAĞLIK SORUNLARI II"

Copied!
58
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

YAŞLILARDA BESLENME İLE İLİŞKİLİ ORTAYA ÇIKABİLECEK

SAĞLIK SORUNLARI II

(2)

• Anemi yaşlılar arasında önemli bir halk sağlığı sorunudur.

• Anemi tanımı için çalışmalarda farklı hemoglobin değerleri kullanılmıştır. Bu çalışmalarda hasta

popülasyonu da birbirinden farklıdır. Bazı çalışmalarda hastanede yatan hastalar bazı çalışmalarda ise ayaktan izlenen hastalar araştırılmıştır. Yaşlı kabul edilme sınırı da değişken olup bazı çalışmalarda yaşlılık başlangıcı 60, bazı çalışmalarda ise 65 alınmıştır.

• Yaşlılarda anemi sıklığı erkeklerde %2.9 – 61.0, kadınlarda ise %3.3 -41.0 arasında oldukça farklı oranlarda bulunmuştur.

ANEMİ

(3)

Hastanede yatan yaşlılarda aneminin nedenleri;

• kronik hastalıklar (%35),

• nedeni açıklanamayan (%17),

• demir eksikliği (%15),

• kanamalar (%7),

• böbrek yetersizliği,

• karaciğer ve endokrin hastalıklar (%6.5),

• myelodisplazi ya da akut lösemiler (%5.5),

• kronik lösemi veya lenfomalar (%5.5),

• vitamin B 12 veya folat eksikliği (%5.5)

• ve diğer hematolojik hastalıklar (%3) olarak

sıralanmaktadır.

(4)

Ayaktan takip edilen yaşlılarda aneminin nedenleri;

• kronik hastalıklar (%17),

• nedeni açıklanamayan (%36),

• demir eksikliği (%8),

• böbrek ve karaciğer yetersizliği ile endokrin hastalıklar (%8),

• diğer hematolojik hastalıklar (%8),

• ve enfeksiyonlar (%23) olarak

sıralanmaktadır.

(5)

• Amerika Birleşik Devletleri’nde anemilerin

%35’inin nedeninin besinsel eksikliklere bağlı olduğu bildirilmiştir.

• Demir, vitamin B

12

ve/veya folat en sık rastlanılan besinsel eksikliklerdir.

• Demir eksikliği tek başına veya vitamin B

12

ve folat eksikliği ile beraber en sık görülenidir.

Bütün anemilerin %20’sini oluşturur.

(6)

• Diş sorunlarının da yaygın olması dolayısıyla yaşlıların et, balık gibi demirden zengin yiyecekleri yiyememeleri ve demir emilimini kolaylaştıran C vitamininin yetersiz alınması yaşlılarda ortaya çıkan demir eksikliği

anemilerinin başta gelen nedenleri arasındadır.

• Ayrıca fazla içilen çay, kahve ve bitkisel yiyeceklerde bulunan taninler, fitatlar, fosfatlar ve posa demir

emilimini olumsuz etkilemektedir.

• Yaşlılarda sık görülen gastrointestinal sisteme ait hastalıklar da demir emilimini azaltan önemli

nedenlerden bir diğeridir.

(7)

• Gelişmiş ülkelerde yaşlılarda demir

eksikliğine rastlanıldığında sebep genellikle yetersiz demir alımı olmadığı görülmüştür.

• Sıklıkla özafajit, gastrit, peptik ülser, kolon

kanseri, polip ve anjiodisplaziye bağlı kronik

gastrointestinal kanamadan oluşur.

(8)

• Anemi sıklıkla yorgunluk, nefes darlığı, günlük aktiviteleri yapmada zorlanma gibi fonksiyonel bozukluklar ile ilişkilidir ve yaşam kalitesinde azalmaya neden olur.

• Düşme yaşlılarda fonksiyonel düşüklüğün belirtisidir.

Önemli morbidite ve mortalite nedenidir. Eldeki

kanıtlar aneminin anlamlı olarak travmatik düşme

olayları ile ilişkili olduğunu göstermektedir.

(9)

Yaşlılarda aneminin birçok kötü sonuçları vardır.

• Mortalitede artışa, daha sık ve daha ciddi kardiyovasküler hastalığa,

• Kognitif bozukluğa,

• Fiziksel kabiliyetlerde yetersizliğe

• Artmış düşme ve kırık riskine eşlik eder.

(10)

YAŞLILIKTA VİTAMİN YETERSİZLİKLERİ

1.Yaşla fizyolojik değişiklikler söz konusudur.

*Kişisel/kişilerarası farklılık gösterir.

*Genç yaşlıdan ileri yaşlıya değişir.

2.Çoklu kronik durumlar 3.Çoklu ilaç kullanımı 4.Psikososyal etkiler

*Ekonomik durum

*Sağlık bilgisi eksikliği

Yaşlılar hipovitaminozun kötü etkileri açısından risk grubudur.

5.Yetersiz serum düzeyleri

*Emilimin azalması

*Depolama yetersizliği

*Atım fazlalığı 6.Yetersiz kullanım

*Aktif formlara

dönüşmede yetersizlik

*İşlevlerin bozulması (ilaçlar, protein

yetersizliği/mineraller)

*Gereksinimin artması

(11)

• Özellikle dişsizlik ve sindirim sistemi

bozuklukları nedeniyle yaşlıların önemli bir kısmının diyetlerinde taze sebze ve meyveye fazla yer vermedikleri görülmektedir.

• Bu şekilde beslenen yaşlılarda yeterli

miktarda C vitamini ve A vitamini içeren besinleri tüketemedikleri ve bu besin

ögelerinin eksikliğine bağlı bazı hastalıkların

sık görüldüğü bilinmektedir.

(12)

• Yaşlılarda uzun süreli ilaç kullanımı da çeşitli vitaminlerin yetersizliğine yol açmaktadır.

• Ayrıca ilerleyen yaşa paralel olarak folik asit, vitamin B6, tiamin yetersizliği

gözlenebilmektedir.

• Yaşlılarda intestinal mukus salgısının ve enzimlerin azalması folat absorbsiyonu

bozukluklarına neden olarak anemi oluşumuna yol açmaktadır.

• Vitamin B

12

seviyesi düşüklüğü yaşlılarda %10-15 sıklıkta görülmesine rağmen vitamin B

12

eksikliğine bağlı anemi yaşlı hastaların yaklaşık

(13)

• D vitamini eksikliği yaşlılarda sıktır. Yetersiz

beslenme, ciltteki vitamin D sentezinde azalma ve güneş ışığından yararlanmada azalma

yaşlılardaki vitamin D eksikliğinin en önemli

sebepleridir.

(14)

KAS-İSKELET BOZUKLUKLARI

• Osteoartrit,

• Romatoid artrit,

• Gut,

• Osteoporoz

• Eklemlerde ve yumuşak dokularda görülen diğer rahatsızlıklar gibi kronik romatizmal hastalıklar yaşlılarda özürlülüğün başlıca nedenleridir.

• Özürlülük prevalansı 60-64 yaşları arasında 30-44

yaşlarına göre 3-5 kat daha fazladır.

(15)

• Bu bozukluklar hareketliliği ve canlılığı

azaltmakta ve bu yüzden insanların kendi kendilerine bakabilme yetileri

etkilenmektedir.

• Yaşlanan erkek ve kadınlarda egzersiz, belli

başlı bütün iskelet-kas bozukluklarını önleyici

önemli bir etkinliktir.

(16)

• Yaşlanma ile kas dokusunda da atrofi meydana gelmektedir.

• 50 yaşın üzerindeki yaşlıların % 97’sinde az veya çok kas şikayeti vardır.

65 yaşın üstündeki grupta yapılan bir

çalışmada erkeklerin % 10’unun, kadınların

%20’sinin kemik veya kas hastalığı yüzünden

çalışamaz durumda oldukları saptanmıştır.

(17)

Osteoporoz

•Osteoporoz sadece en sık görülen metabolik kemik hastalığı değil aynı zamanda yaşlı popülasyonun en sık karşılaşılan problemlerinden birisidir. Ülkemizde de dünyanın bir çok yerinde olduğu gibi osteoporoz önemli bir halk sağlığı problemidir.

•Tekrarlayan kırıklar sonucu yaşam kalitesinin düşmesi

önemli bir sorundur. D vitamini eksikliği osteoporoz için

bilinen önemli bir risk faktörüdür. Eksikliğe yol açan en

önemli faktörler diyetteki yetersiz alım yanında güneş

ışığından yetersiz yararlanma sonucu deride sentezin

bozulmasıdır .

(18)

• Osteoporoz ve bununla ilgili kırıklar tüm dünyada, önemli bir ölüm, hastalık ve

özürlülük nedeni olduğu gibi tedavi

maliyetlerinde de artışa yol açmaktadır.

• Yaşlandıkça, özellikle kadınlarda sıklıkla osteoporoz görülmektedir.

• Osteoporoz, düşük kemik kitlesi ve kemik dokusunun yapısal bozukluğu sonucu

genellikle, omurga, radius ve kalçada olmak

üzere kırık riskinin yükselmesi ile tanımlanan

sistemik bir kemik hastalığıdır.

(19)

Osteoporoz gelişmesinde;

• yaş,

• cinsiyet,

• vücut yapısı,

• aile hikayesi,

• östrojen kaybı,

• sedanter yaşam ve

• beslenme ile ilgili faktörler önemli rol oynamaktadır.

* Beslenme etmenleri

 Aşırı tuz alımı

 Aşırı kafein alımı

 Yetersiz D vitamini alımı,

 Yetersiz kalsiyum alımı,

 Aşırı fosfor alımı,

 Aşırı posa alımı,

 Yüksek ve düşük flor

 Aşırı zayıflık

 Fazla protein

(20)

• Osteoporozun en önemli komplikasyonu kemiklerde ortaya çıkan kırılmalardır. Yaşlı insanlar arasında en yaygın biçimde görülen kalça kırıklarının sayısında belirgin artış söz konusudur.

• Tüm dünyada kalça kırılması vaka sayısının

2050 yılında 6.3 milyon civarına çıkacağı

tahmin edilmektedir.

(21)

• Bu sorunu yaşayanların % 80’ini kadınlar oluşturmaktadır.

• Kadınların tüm yaşam süresince osteoporotik kırık yaşama riskleri en az % 30, muhtemelen

% 40’a yakındır.

• Erkeklerde ise bu risk % 13’dür.

• Kadınlardaki bu artışın nedeni menopoz sonrasında östrojen hormonunun

yetersizliğidir.

(22)

• A.B.D’de her yıl menopoz sonrası kadınların

%25’i (yaklaşık 5 milyon kadın) kırıklar nedeniyle ortopedik sorunlarla

karşılaşmaktadır.

• 80 yaş ve üzerinde kırıklar nedeni ile 3 ay

hareketsiz yatan yaşlıların % 15’i dolaylı bir

nedenle ölmektedir.

(23)

Osteoporoz tedavisinde ve önlenmesinde kullanılan üç yaygın yaklaşım;

*hormon replasman tedavisi,

*beslenme tedavisi ve

*fiziksel egzersizdir.

• Bu izlenen yollarla kemik kitlesinin veya

stabilizasyonun korunması ve daha sonraki

kayıpların önlenmesi amaçlanmaktadır.

(24)

• Osteoporoz bir kemik hastalığı olduğundan

diyette kalsiyum, fosfor ve D vitamininin yeterli tüketimi oldukça önem taşımaktadır.

• Bunun için her yaş döneminde yeterli kalsiyum

alımına özen gösterilmelidir.

(25)

Sarkopeni

Yaşlılıkta güç ve aerobik kapasite azalmasına bağlı olarak fonksiyonel

kapasite azalmaktadır. Sarkopeni, iskelet kas kütlesinde yaşa bağlı kayıptır.

• Yunanca bir terim olan sarkopeni,

“sarx (kas)” ve “penia (kayıp)” kelimelerinin birleşiminden oluşur.

• Kas kütlesi ve kas gücünün progresif

jeneralize kaybını ifade eder.

(26)

Sarkopeni; yaşa bağlı kemik mineral kaybı, bazal metabolizma hızının azalması ve vücut yağ

içeriğinin artması ile yakından ilişkilidir.

Bir tanıma göre sarkopeni kas kütlesinin boy uzunluğuna (metre) bölünmesiyle elde edilen sonucun gençlerdeki ortalamaya göre 2

standart sapmanın altında olmasıdır.

(27)

Bu tanımı esas alarak yapılan bir çalışmada sarkopeni prevalansı;

• 70 yaş altı erkeklerin %14’ünde,

• 70-74 yaş arası erkeklerin %20’sinde,

• 75-80 yaş arası erkeklerin %27’sinde,

• 80 yaş üzeri erkeklerin ise %53’ünde saptanmıştır.

• Bu sıklık aynı yaş gruplarındaki kadınlarda ise sırasıyla; %23, %33, %36 ve %43 olarak

bulunmuştur.

(28)

Sarkopeniye genellikle;

• fiziksel inaktivite,

• mobilitede azalma,

• yavaş yürüme ve

• zayıf fiziksel dayanıklılık

eşlik eder.

(29)

• Yaşlanmayla birlikte vücut kompozisyonunda meydana gelen değişiklikler, kas kütlesi ve

fonksiyonundaki belirgin azalma fiziksel

performansta azalmaya, güçsüzlüğe, mobilite bozukluklarına, düşmelere ve dizabiliteye

neden olarak sağlık bakım sistemlerine

ciddi bir ekonomik yük oluşturur.

(30)

Yapılan çalışmalarda, sarkopeni;

• mobilite bozuklukları,

• artmış düşme riski,

• temel günlük yaşam aktiviteleri

• ve enstrümental günlük yaşam aktivitelerinde bağımlılık,

• otonomi kaybı ve artmış mortalite ile ilişkili

bulunmuştur

(31)

• Sarkopeni geriatrik bir sendrom olarak tanımlanabilir.

• Çünkü geriatrik popülasyonda prevalans oldukça yüksektir.

Sarkopeni gelişimine birçok faktör katkıda bulunur. Bunlar arasında;

• yaşlanma sürecinin kendisi,

• optimal diyetteki yetersizlikler,

• immobilite/sedanter yaşam,

• kronik hastalıklar ve

• çok sayıda ilaç kullanımı sayılabilir .

(32)

• Sarkopeniyi primer veya sekonder olarak ikiye ayırmak klinik pratikte yararlı olabilir.

• Primer sarkopeni diğer nedenler olmaksızın sadece yaşlanmaya bağlı olarak gelişir.

• Sekonder sarkopenide ise bir veya daha fazla neden vardır.

• Birçok yaşlı insanda sarkopeni etyolojisi

multifaktöriyel olduğu için primer-sekonder

ayırımını yapmak mümkün olmayabilir.

(33)

SARKOPENİNİN KATEGORİLERİ Primer sarkopeni

Yaşa bağlı sarkopeni İleri yaş dışında etken yok Sekonder sarkopeni

Aktivite ilişkili sarkopeni Yatak istirahati, sedanter yaşam

Hastalık ilişkili sarkopeni İleri organ yetmezlikleri (kalp, akciğer, karaciğer, böbrek, beyin), inflamatuvar hastalıklar, malignansi, endokrin hastalıklar

Beslenme ilişkili sarkopeni Diyetle yetersiz enerji ve/veya

protein alımı, malabsorpsiyon, anoreksiye neden olan

hastalıklar veya ilaçlar

(34)

• Egzersiz ile özellikle direnç egzersizleri ile sarkopeni ve osteoporozu önlemek

mümkündür.

• Uygun yoğunluk, süre ve sıklıkla her yaşta kas

gücü ve dayanıklılığı artırılabilmektedir

(35)

• Kadın ve erkekler maksimum kas gücüne 20-30 yaşları arasında erişmekte, 70 yaşına kadar

progresif olarak kas gücü yaşlanmaya bağlı

%30-40 azalmaktadır.

• Yaşlanmaya bağlı kas kütlesinin azalması ise, inaktivite ve yaşlanmaya bağlı olan total kas protein kaybı sonucudur.

• İskelet kaslarının temel rolü güç üretmektir.

Güçteki yaş ve cinsiyete bağlı değişikliklerin

temel belirleyicisi kas kütlesidir. Yaşlanma ile

kas kütle ve gücündeki azalmaya kas lif tipi ve

(36)

ALZHEİMER

Düşünce kontrolü, hafıza ve konuşma yetisi gibi bazı fonksiyonların yer aldığı beyin bölümünde, karmaşık mesajları milyonlarca sinir hücresi arasında taşıyan

kimyasalların düzeyinin azalması ve sinir hücrelerinin yok olması ile, normal düşünme ve hafıza yetilerinin

kaybolduğu, kronik ve ilerleyici bir hastalıktır.

Alzheimer hastalığı (AH) hem zihinsel hem de sağlık

maliyetleri açısından, yıkıcı bir hastalıktır. Ortalama yaşam süresinin uzamasına bağlı olarak AH’li hasta sayısının

giderek artacağı bir gerçektir.

Yaşlı populasyonda görülen nörodejeneratif demansların en

sık nedeni AH’dır.

(37)

Alzheimer, genellikle 60 yaşından sonra etkisini

göstermeye başlar ve hastalık riski bu yaşla birlikte artar

• 65 yaşın üzerinde yaklaşık her 10 kişiden birinde;

• 85 yaşın üzerinde ise yaklaşık her iki kişiden birinde görülmektedir.

Daha genç insanlar da Alzheimer’e yakalanma riski

altındadır.

(38)

Alzheimer hastalığının gelişiminde ortaya konan kesin risk etmenleri;

• yaş,

• aile öyküsü ve

• kişinin ApoE s4 alleline sahip olmasıdır.

Hastalığın patofizyolojisinin ilk adımı yağ,

kolesterol ve oksijen taşıma ile ilgili çok önemli plazma proteinlerinin ileri glikasyon-ürünleri tarafından hasara uğramasıyla temsil

edilmektedir.

(39)

Kolesterol eksikliği;

o nöronların önemli ölçüde işlevlerinin bozulmasına sebep olmaktadır.

o zamanla zincirleme bir tepki ile bozulmuş glutamat sinyalizasyonuna,

o artmış oksidatif hasara,

o mitokondriyal ve lizozomal işlev bozukluklarına,

o artmış mikrobik enfeksiyon riskine, sonuçta

apoptoza yol açabilmektedir.

(40)

Diyetle, o yağ,

o kolesterol,

o antioksidan ve

o polifenol eksikliği yanı sıra,

o diyetle karbonhidrat alımının özellikle de früktoz alımının fazla olmasının,

Alzheimer hastalığının gelişmesine neden

olabileceği düşünülmektedir.

(41)

10 Uyarıcı Belirtisi

• Günlük yaşam işlevlerini etkileyen bellek kaybı

• Günlük yaşam işlevlerini yapmada güçlük

• Kelime bulmada güçlük

• Zaman ve mekan karmaşası

• Yargı ve karar vermede güçlük

• Pratik düşünme becerisinde güçlük

• Sık kullanılan eşyaları yanlış yere koyma

• Ruh hali ya da davranışlarda değişim

• Kişilik değişimleri

• Sorumluluktan kaçınma

(42)

Semptomlar Alzheimer hastasında;

• hafıza kaybı,

• kişilik ve davranış değişiklikleri,

• düşünme ve yorumlamada bozulma,

• konuşurken doğru kelimeleri bulmada güçlük,

• bazı işleri doğru sırayla yapmada zorlanma gibi

bulgular görülür.

(43)

Hastalığın İlerleme Aşamaları

• Başlangıç Evresi;

• İsimleri, tarihleri unutma

• Yolunu şaşırma

• Kelimeleri bulamama

• İşine, çevresine ilgisizlik

• Hastalığını kabul etmeme

• Orta Evre

• Belirgin unutkanlık

• Kişileri tanıyamama

• Yıkanma, giyinme gibi gündelik işlerde yardım ihtiyacı

• Hayaller görme, depresyon gibi ruhsal bozukluklar

• İleri Evre

• Aile üyelerini tanıyamama

• Yemek yeme, yürüme güçlüğü

• İdrarını, dışkısını tutamama

(44)

ALZHEİMER’Lİ BİREYLERDE BESLENME SORUNLARI Alzheimer yaşlılığın beraberinde getirdiği;

• Görme, işitme, koku, tat alma duyularında azalma

• Diş ve çiğneme sorunları

• Susuzluk hissinde azalma

• Hareket aktivitesinde azalma

• Kronik hastalık ve ilaç kullanımı gibi sorunların yanı sıra hastalığın seyrinde görülen;

• Zihinsel fonksiyonlarda azalma, kişilik değişimi, karar

vermede bozulma hastalarda yeterli beslenmenin

sürdürülmesini olumsuz olarak etkilemektedir.

(45)

Hastalar beslenme ile ilgili olarak;

• Alışveriş yapma, yiyecekleri seçme, hazırlama ve ısıtma, mutfak aletlerini güvenli biçimde kullanmada güçlük

• Yiyecekleri besin olarak algılayamama ve yiyeceklerle ilgilenmemeye bağlı olarak gereksinimi olan yeterli besini alamama

• Bozulmuş, kokmuş besinleri buzdolabı ya da çöpten alıp yiyerek zehirlenme

• Kağıt, strafor-köpükten yapılmış bardak, tabak gibi yenilmeyen maddeleri yeme

• Yemek sırasında kullanılan çatal, kaşık, bardak, tabak vb.

gibi ilaçları kullanmada zorlanma gibi sorunlar

yaşayabilirler.

(46)

YAŞLILIKTA GÖRÜLEN BAZI SAĞLIK SORUNLARI VE BESLENME İLİŞKİLERİ

SORUNLAR NEDENLERİ

Zayıflık Tek başına yaşama, iştahsızlık, tat ve

koku alma, sindirim sistemi bozukluğu

Şişmanlık Fazla enerji alımı,

hareket azlığı

Hipertansiyon Şişmanlık, sigara, fazla tuz alımı

Kalp-Damar Hastalıkları Fazla doymuş yağ ve yağlı besin tüketimi, fazla şeker ve saflaştırılmış tahıl

ürünlerinin tüketimi.

Sebze ve meyvelerin az tüketimi.

Sigara ve hareket azlığı.

(47)

YAŞLILIKTA GÖRÜLEN BAZI SAĞLIK SORUNLARI VE BESLENME İLİŞKİLERİ

SORUNLAR NEDENLERİ

Kas Kütlesinde Azalma Protein yetersizliği, hareket azlığı

Kemik-Mineral Kaybı (Osteoporoz) ve kırılmalar

Kalsiyum, fosfor, D vitamini eksikliği, hareket azlığı

Katarakt riski A, E, C vitaminleri yetersizliği

Hastalıklara karşı direnç azalması Protein, vitamin ve mineral eksikliği

Zihinsel işlevlerde bozukluk B grubu vitaminlerinin çoğu, vitamin E, folat eksikliği

(48)

Zayıflık

• Enfeksiyon hastalıklarında artışa neden olur.

• Kas kaybını arttırır.

• Düşme ve buna bağlı kırık riskinde artışa neden olur.

• Kemik mineral yoğunluğu azalır.

• Bilişsel fonksiyonda azalmaya neden olur.

• Anemi gelişebilir.

• Hastalıklara bağlı olarak ölüm riskinde artışa

neden olur.

(49)

Şişmanlık

Kalp krizi, felç, hipertansiyon, tip 2 diyabet, osteoartrit ve bazı kanser türleri için risk faktörüdür.

• Hareketliliği azaltır, düşme olaylarını takiben kırıkların oluşumuna neden olabilmektedir.

• Solunum kapasitesindeki azalma daha kötüye gitmesine neden olur.

• Ter ve deri sekresyonlarının artması sonucu

mantar ve bakteriyel deri enfeksiyonları riskini

artırmaktadır.

(50)

Şişman yaşlılarda ağırlık kaybı

sağlandığında ve egzersiz uygulaması ile

• Plazma kolesterol ve trigliserit düzeyleri azalır.

• Hipertansiyonun kontrolü sağlanır.

• Akciğer fonksiyonu iyileştirebilir. Solunum fonksiyonu düzeltilir.

• Osteoartriti olan hastalarda fonksiyonel durumun iyileşmesine katkıda bulunulur.

Ağrının iyileşmesi sağlanabilir.

• Yaşlanmaya bağlı gelişen glikoz intoleransında,

glikoz düzeyinin kontrolü sağlanabilmektedir.

(51)

Hipertansiyon

• Ağırlık denetimi önemli uygun vücut ağırlığına ulaşılmalı,

• Tuz tüketiminin ve sodyumdan (turşu ve

salamuralar, hazır pastalar) zengin besinlerin sınırlanmalı,

• Besinlerle yeterli kalsiyum ve potasyum alınmalı,

• Düzenli egzersiz yapılmalı,

• Sigara içilmemedir .

(52)

Kalp-damar hastalıkları

Kalp-damar hastalıkları; yaşlı nüfusta sıklıkla görülmekte ve ölüm nedenlerinin başında

gelmektedir. Nedenleri arasında

• Sigara kullanımı

• Kan basıncının yüksek olması (140/90 mmHg’nin üzeri)

• Kan yağlarının yüksek olması-toplam ve LDL kolesterol düzeyinin yüksek olması, HDL kolesterolünün (iyi

kolesterol) düşük olması

• Fiziksel aktivite yetersizliği

• Şişmanlık

• Diyabet olması

• Alkol tüketimi

• Yanlış beslenme alışkanlıkları sayılabilir.

(53)

Kalp-damar hastalıkları’ndan Korunmada

• Margarin, tereyağı, kuyruk yağı gibi katı yağlar ve sakatatlar tüketilmemeli,

• Yeşil yapraklı sebzeler, kırmızı ve turuncu renkli meyveler, balık ve kuru baklagillerin tüketimi artırılmalı,

• Tuz ve sodyumdan zengin besinlerin (turşu ve salamuralar, hazır pastalar) alımı kısıtlanmalı,

• Uygun vücut ağırlığı korunmalı,

• Sigara içilmemeli,

• Düzenli ve uygun egzersiz yapılmalıdır.

(54)

Diyabet

Yaşlanma ile glikozun vücutta kullanımındaki bozulma sonucunda diyabet gelişebilmektedir.

• İdeal vücut ağırlığının sürdürülmesi,

• Öğün atlanılmaması,

• Diyetin toplam yağ ve kolesterol içeriğinin azaltılması,

• Basit şekerlerin (bal, reçel, çay şekeri vb.) yerine

kompleks karbonhidratların (ekmek, makarna,bulgur vb) tercih edilmesi,

• Posa tüketiminin artırılması,

• Fiziksel yönden aktif olunması önem taşımaktadır.

(55)

Osteoporoz

Osteoporoz, kemiklerden kalsiyum kaybının artması sonucunda kırık riskinin arttığı bir hastalıktır.

Dört besin grubundaki besinler (“süt ve süt ürünleri”;

“et-yumurta-kurubaklagiller” “taze sebze ve

meyveler”; “ekmek ve tahıl grubu” ) birlikte aynı öğünde gereksinmeye uygun miktarlarda besin

çeşitliliği sağlanarak tüketilmelidir. Böylece kemik

mineralizasyonu için gerekli besin ögelerinin (kalsiyum, çinko, potasyum,magnezyum vb.) tüketimi sağlanmış

olacaktır.

• İdeal vücut ağırlığı korunmalıdır.

• Düzenli egzersiz yapılmalıdır

.

(56)

Kanserler

• Diyetteki yağ miktarı azaltılmalı,

• Posa tüketimi artırılmalı,

•Bağışıklığı artırıcı vitamin ve minerallerden (A, C, E vitamini, selenyum) ve fitokimyasallardan zengin besinlerin tüketimi artırılmalı,

•Katkı maddesi içeren, özellikle hazır besinlerin (hazır çorba, et suyu, boyalı besinler)

tüketimi kısıtlanmalı,

• Sigara ve alkol tüketilmemelidir.

(57)

Zihinsel Yetersizlik, Hafıza Kaybı, Beyin Hasarları

• ƒYeterli enerji ve protein alımı sağlanmalıdır.

• ƒ Beyin fonksiyonlarını geliştiren vitamin ve minerallerden zengin besinlerin (yeşil yapraklı sebzeler, kırmızı ve turuncu renkli meyveler, balık) tüketiminin artırılmalıdır.

• ƒ Sigara ve alkol tüketilmemesi sağlanmalıdır.

(58)

Bağışıklık Sistemi Zayıflığı / Hastalıklara Karşı Dirençsizlik

• ƒ Protein alımının artırılması sağlanmalıdır.

• ƒ Balık, soya yağı, fındık, ceviz, badem, sebze ve meyve tüketiminin

artırılmalıdır.

• ƒ Düzenli egzersiz yapılmalıdır.

• ƒ Sigara ve alkol tüketilmemelidir.

Referanslar

Benzer Belgeler

• İleri yaş kanser için önemli bir risk faktörü olarak kabul edilse de yaşlanma ve kanser arasında önemli farklılıklar olduğu

onarım ve enerji sağlama faaliyetlerini düzenleyen katalizör maddeler yeterli ve dengeli beslenme yolu ile sağlanır... Yetersizliklerin oluşumu.

 Hasta odasının havalandırılması, aydınlatılması, uygun ısı ve nemde bulunması  Hasta odasının ve eşyasının temiz ve muntazam tutulması.  Hasta

Çalışmamızda bir toplum ruh sağlığı merkezinde uygulanan beceri eğitimlerinin şizofreni, şizoaffektif bozukluk, bipolar bozukluk hastalarının bilişsel fonksiyonlarına

Sonuç: Bu bulgular, üriner inkontinansı olan ve olmayan 65 yaş ve üzeri kadınların günlük yaşam aktivitelerinin iyi düzeyde olduğunu ve inkontinansı olanlarda idrar

Fransa’da yapılan bir çalışmada hastanede yatan 65 yaş üstü hastalardaki anemi sıklığı %53,0 olarak saptanmış olup çalışmamızda ise anemi sıklığı daha fazla

kişinin normal ya da normal altı kiloda olmasına rağmen, yemeyi kısıtlaması ve aktif. olarak

Göğüs ağrısı ve Nefes darlığı gibi durumlarda paniklyen hastalarda ortaya çıkan çarpıntının Sinüzal Taşikardi olduğunun bilinmesi gerekir.. Kahve, çay, sıcak