YAŞLILARDA BESLENME İLE İLİŞKİLİ ORTAYA ÇIKABİLECEK
SAĞLIK SORUNLARI II
• Anemi yaşlılar arasında önemli bir halk sağlığı sorunudur.
• Anemi tanımı için çalışmalarda farklı hemoglobin değerleri kullanılmıştır. Bu çalışmalarda hasta
popülasyonu da birbirinden farklıdır. Bazı çalışmalarda hastanede yatan hastalar bazı çalışmalarda ise ayaktan izlenen hastalar araştırılmıştır. Yaşlı kabul edilme sınırı da değişken olup bazı çalışmalarda yaşlılık başlangıcı 60, bazı çalışmalarda ise 65 alınmıştır.
• Yaşlılarda anemi sıklığı erkeklerde %2.9 – 61.0, kadınlarda ise %3.3 -41.0 arasında oldukça farklı oranlarda bulunmuştur.
ANEMİ
Hastanede yatan yaşlılarda aneminin nedenleri;
• kronik hastalıklar (%35),
• nedeni açıklanamayan (%17),
• demir eksikliği (%15),
• kanamalar (%7),
• böbrek yetersizliği,
• karaciğer ve endokrin hastalıklar (%6.5),
• myelodisplazi ya da akut lösemiler (%5.5),
• kronik lösemi veya lenfomalar (%5.5),
• vitamin B 12 veya folat eksikliği (%5.5)
• ve diğer hematolojik hastalıklar (%3) olarak
sıralanmaktadır.
Ayaktan takip edilen yaşlılarda aneminin nedenleri;
• kronik hastalıklar (%17),
• nedeni açıklanamayan (%36),
• demir eksikliği (%8),
• böbrek ve karaciğer yetersizliği ile endokrin hastalıklar (%8),
• diğer hematolojik hastalıklar (%8),
• ve enfeksiyonlar (%23) olarak
sıralanmaktadır.
• Amerika Birleşik Devletleri’nde anemilerin
%35’inin nedeninin besinsel eksikliklere bağlı olduğu bildirilmiştir.
• Demir, vitamin B
12ve/veya folat en sık rastlanılan besinsel eksikliklerdir.
• Demir eksikliği tek başına veya vitamin B
12ve folat eksikliği ile beraber en sık görülenidir.
Bütün anemilerin %20’sini oluşturur.
• Diş sorunlarının da yaygın olması dolayısıyla yaşlıların et, balık gibi demirden zengin yiyecekleri yiyememeleri ve demir emilimini kolaylaştıran C vitamininin yetersiz alınması yaşlılarda ortaya çıkan demir eksikliği
anemilerinin başta gelen nedenleri arasındadır.
• Ayrıca fazla içilen çay, kahve ve bitkisel yiyeceklerde bulunan taninler, fitatlar, fosfatlar ve posa demir
emilimini olumsuz etkilemektedir.
• Yaşlılarda sık görülen gastrointestinal sisteme ait hastalıklar da demir emilimini azaltan önemli
nedenlerden bir diğeridir.
• Gelişmiş ülkelerde yaşlılarda demir
eksikliğine rastlanıldığında sebep genellikle yetersiz demir alımı olmadığı görülmüştür.
• Sıklıkla özafajit, gastrit, peptik ülser, kolon
kanseri, polip ve anjiodisplaziye bağlı kronik
gastrointestinal kanamadan oluşur.
• Anemi sıklıkla yorgunluk, nefes darlığı, günlük aktiviteleri yapmada zorlanma gibi fonksiyonel bozukluklar ile ilişkilidir ve yaşam kalitesinde azalmaya neden olur.
• Düşme yaşlılarda fonksiyonel düşüklüğün belirtisidir.
Önemli morbidite ve mortalite nedenidir. Eldeki
kanıtlar aneminin anlamlı olarak travmatik düşme
olayları ile ilişkili olduğunu göstermektedir.
Yaşlılarda aneminin birçok kötü sonuçları vardır.
• Mortalitede artışa, daha sık ve daha ciddi kardiyovasküler hastalığa,
• Kognitif bozukluğa,
• Fiziksel kabiliyetlerde yetersizliğe
• Artmış düşme ve kırık riskine eşlik eder.
YAŞLILIKTA VİTAMİN YETERSİZLİKLERİ
1.Yaşla fizyolojik değişiklikler söz konusudur.
*Kişisel/kişilerarası farklılık gösterir.
*Genç yaşlıdan ileri yaşlıya değişir.
2.Çoklu kronik durumlar 3.Çoklu ilaç kullanımı 4.Psikososyal etkiler
*Ekonomik durum
*Sağlık bilgisi eksikliği
Yaşlılar hipovitaminozun kötü etkileri açısından risk grubudur.
5.Yetersiz serum düzeyleri
*Emilimin azalması
*Depolama yetersizliği
*Atım fazlalığı 6.Yetersiz kullanım
*Aktif formlara
dönüşmede yetersizlik
*İşlevlerin bozulması (ilaçlar, protein
yetersizliği/mineraller)
*Gereksinimin artması
• Özellikle dişsizlik ve sindirim sistemi
bozuklukları nedeniyle yaşlıların önemli bir kısmının diyetlerinde taze sebze ve meyveye fazla yer vermedikleri görülmektedir.
• Bu şekilde beslenen yaşlılarda yeterli
miktarda C vitamini ve A vitamini içeren besinleri tüketemedikleri ve bu besin
ögelerinin eksikliğine bağlı bazı hastalıkların
sık görüldüğü bilinmektedir.
• Yaşlılarda uzun süreli ilaç kullanımı da çeşitli vitaminlerin yetersizliğine yol açmaktadır.
• Ayrıca ilerleyen yaşa paralel olarak folik asit, vitamin B6, tiamin yetersizliği
gözlenebilmektedir.
• Yaşlılarda intestinal mukus salgısının ve enzimlerin azalması folat absorbsiyonu
bozukluklarına neden olarak anemi oluşumuna yol açmaktadır.
• Vitamin B
12seviyesi düşüklüğü yaşlılarda %10-15 sıklıkta görülmesine rağmen vitamin B
12eksikliğine bağlı anemi yaşlı hastaların yaklaşık
• D vitamini eksikliği yaşlılarda sıktır. Yetersiz
beslenme, ciltteki vitamin D sentezinde azalma ve güneş ışığından yararlanmada azalma
yaşlılardaki vitamin D eksikliğinin en önemli
sebepleridir.
KAS-İSKELET BOZUKLUKLARI
• Osteoartrit,
• Romatoid artrit,
• Gut,
• Osteoporoz
• Eklemlerde ve yumuşak dokularda görülen diğer rahatsızlıklar gibi kronik romatizmal hastalıklar yaşlılarda özürlülüğün başlıca nedenleridir.
• Özürlülük prevalansı 60-64 yaşları arasında 30-44
yaşlarına göre 3-5 kat daha fazladır.
• Bu bozukluklar hareketliliği ve canlılığı
azaltmakta ve bu yüzden insanların kendi kendilerine bakabilme yetileri
etkilenmektedir.
• Yaşlanan erkek ve kadınlarda egzersiz, belli
başlı bütün iskelet-kas bozukluklarını önleyici
önemli bir etkinliktir.
• Yaşlanma ile kas dokusunda da atrofi meydana gelmektedir.
• 50 yaşın üzerindeki yaşlıların % 97’sinde az veya çok kas şikayeti vardır.
65 yaşın üstündeki grupta yapılan bir
çalışmada erkeklerin % 10’unun, kadınların
%20’sinin kemik veya kas hastalığı yüzünden
çalışamaz durumda oldukları saptanmıştır.
Osteoporoz
•Osteoporoz sadece en sık görülen metabolik kemik hastalığı değil aynı zamanda yaşlı popülasyonun en sık karşılaşılan problemlerinden birisidir. Ülkemizde de dünyanın bir çok yerinde olduğu gibi osteoporoz önemli bir halk sağlığı problemidir.
•Tekrarlayan kırıklar sonucu yaşam kalitesinin düşmesi
önemli bir sorundur. D vitamini eksikliği osteoporoz için
bilinen önemli bir risk faktörüdür. Eksikliğe yol açan en
önemli faktörler diyetteki yetersiz alım yanında güneş
ışığından yetersiz yararlanma sonucu deride sentezin
bozulmasıdır .
• Osteoporoz ve bununla ilgili kırıklar tüm dünyada, önemli bir ölüm, hastalık ve
özürlülük nedeni olduğu gibi tedavi
maliyetlerinde de artışa yol açmaktadır.
• Yaşlandıkça, özellikle kadınlarda sıklıkla osteoporoz görülmektedir.
• Osteoporoz, düşük kemik kitlesi ve kemik dokusunun yapısal bozukluğu sonucu
genellikle, omurga, radius ve kalçada olmak
üzere kırık riskinin yükselmesi ile tanımlanan
sistemik bir kemik hastalığıdır.
Osteoporoz gelişmesinde;
• yaş,
• cinsiyet,
• vücut yapısı,
• aile hikayesi,
• östrojen kaybı,
• sedanter yaşam ve
• beslenme ile ilgili faktörler önemli rol oynamaktadır.
* Beslenme etmenleri
Aşırı tuz alımı
Aşırı kafein alımı
Yetersiz D vitamini alımı,
Yetersiz kalsiyum alımı,
Aşırı fosfor alımı,
Aşırı posa alımı,
Yüksek ve düşük flor
Aşırı zayıflık
Fazla protein
• Osteoporozun en önemli komplikasyonu kemiklerde ortaya çıkan kırılmalardır. Yaşlı insanlar arasında en yaygın biçimde görülen kalça kırıklarının sayısında belirgin artış söz konusudur.
• Tüm dünyada kalça kırılması vaka sayısının
2050 yılında 6.3 milyon civarına çıkacağı
tahmin edilmektedir.
• Bu sorunu yaşayanların % 80’ini kadınlar oluşturmaktadır.
• Kadınların tüm yaşam süresince osteoporotik kırık yaşama riskleri en az % 30, muhtemelen
% 40’a yakındır.
• Erkeklerde ise bu risk % 13’dür.
• Kadınlardaki bu artışın nedeni menopoz sonrasında östrojen hormonunun
yetersizliğidir.
• A.B.D’de her yıl menopoz sonrası kadınların
%25’i (yaklaşık 5 milyon kadın) kırıklar nedeniyle ortopedik sorunlarla
karşılaşmaktadır.
• 80 yaş ve üzerinde kırıklar nedeni ile 3 ay
hareketsiz yatan yaşlıların % 15’i dolaylı bir
nedenle ölmektedir.
Osteoporoz tedavisinde ve önlenmesinde kullanılan üç yaygın yaklaşım;
*hormon replasman tedavisi,
*beslenme tedavisi ve
*fiziksel egzersizdir.
• Bu izlenen yollarla kemik kitlesinin veya
stabilizasyonun korunması ve daha sonraki
kayıpların önlenmesi amaçlanmaktadır.
• Osteoporoz bir kemik hastalığı olduğundan
diyette kalsiyum, fosfor ve D vitamininin yeterli tüketimi oldukça önem taşımaktadır.
• Bunun için her yaş döneminde yeterli kalsiyum
alımına özen gösterilmelidir.
Sarkopeni
Yaşlılıkta güç ve aerobik kapasite azalmasına bağlı olarak fonksiyonel
kapasite azalmaktadır. Sarkopeni, iskelet kas kütlesinde yaşa bağlı kayıptır.
• Yunanca bir terim olan sarkopeni,
“sarx (kas)” ve “penia (kayıp)” kelimelerinin birleşiminden oluşur.
• Kas kütlesi ve kas gücünün progresif
jeneralize kaybını ifade eder.
Sarkopeni; yaşa bağlı kemik mineral kaybı, bazal metabolizma hızının azalması ve vücut yağ
içeriğinin artması ile yakından ilişkilidir.
Bir tanıma göre sarkopeni kas kütlesinin boy uzunluğuna (metre) bölünmesiyle elde edilen sonucun gençlerdeki ortalamaya göre 2
standart sapmanın altında olmasıdır.
Bu tanımı esas alarak yapılan bir çalışmada sarkopeni prevalansı;
• 70 yaş altı erkeklerin %14’ünde,
• 70-74 yaş arası erkeklerin %20’sinde,
• 75-80 yaş arası erkeklerin %27’sinde,
• 80 yaş üzeri erkeklerin ise %53’ünde saptanmıştır.
• Bu sıklık aynı yaş gruplarındaki kadınlarda ise sırasıyla; %23, %33, %36 ve %43 olarak
bulunmuştur.
Sarkopeniye genellikle;
• fiziksel inaktivite,
• mobilitede azalma,
• yavaş yürüme ve
• zayıf fiziksel dayanıklılık
eşlik eder.
• Yaşlanmayla birlikte vücut kompozisyonunda meydana gelen değişiklikler, kas kütlesi ve
fonksiyonundaki belirgin azalma fiziksel
performansta azalmaya, güçsüzlüğe, mobilite bozukluklarına, düşmelere ve dizabiliteye
neden olarak sağlık bakım sistemlerine
ciddi bir ekonomik yük oluşturur.
Yapılan çalışmalarda, sarkopeni;
• mobilite bozuklukları,
• artmış düşme riski,
• temel günlük yaşam aktiviteleri
• ve enstrümental günlük yaşam aktivitelerinde bağımlılık,
• otonomi kaybı ve artmış mortalite ile ilişkili
bulunmuştur
• Sarkopeni geriatrik bir sendrom olarak tanımlanabilir.
• Çünkü geriatrik popülasyonda prevalans oldukça yüksektir.
Sarkopeni gelişimine birçok faktör katkıda bulunur. Bunlar arasında;
• yaşlanma sürecinin kendisi,
• optimal diyetteki yetersizlikler,
• immobilite/sedanter yaşam,
• kronik hastalıklar ve
• çok sayıda ilaç kullanımı sayılabilir .
• Sarkopeniyi primer veya sekonder olarak ikiye ayırmak klinik pratikte yararlı olabilir.
• Primer sarkopeni diğer nedenler olmaksızın sadece yaşlanmaya bağlı olarak gelişir.
• Sekonder sarkopenide ise bir veya daha fazla neden vardır.
• Birçok yaşlı insanda sarkopeni etyolojisi
multifaktöriyel olduğu için primer-sekonder
ayırımını yapmak mümkün olmayabilir.
SARKOPENİNİN KATEGORİLERİ Primer sarkopeni
Yaşa bağlı sarkopeni İleri yaş dışında etken yok Sekonder sarkopeni
Aktivite ilişkili sarkopeni Yatak istirahati, sedanter yaşam
Hastalık ilişkili sarkopeni İleri organ yetmezlikleri (kalp, akciğer, karaciğer, böbrek, beyin), inflamatuvar hastalıklar, malignansi, endokrin hastalıklar
Beslenme ilişkili sarkopeni Diyetle yetersiz enerji ve/veya
protein alımı, malabsorpsiyon, anoreksiye neden olan
hastalıklar veya ilaçlar
• Egzersiz ile özellikle direnç egzersizleri ile sarkopeni ve osteoporozu önlemek
mümkündür.
• Uygun yoğunluk, süre ve sıklıkla her yaşta kas
gücü ve dayanıklılığı artırılabilmektedir
• Kadın ve erkekler maksimum kas gücüne 20-30 yaşları arasında erişmekte, 70 yaşına kadar
progresif olarak kas gücü yaşlanmaya bağlı
%30-40 azalmaktadır.
• Yaşlanmaya bağlı kas kütlesinin azalması ise, inaktivite ve yaşlanmaya bağlı olan total kas protein kaybı sonucudur.
• İskelet kaslarının temel rolü güç üretmektir.
Güçteki yaş ve cinsiyete bağlı değişikliklerin
temel belirleyicisi kas kütlesidir. Yaşlanma ile
kas kütle ve gücündeki azalmaya kas lif tipi ve
ALZHEİMER
Düşünce kontrolü, hafıza ve konuşma yetisi gibi bazı fonksiyonların yer aldığı beyin bölümünde, karmaşık mesajları milyonlarca sinir hücresi arasında taşıyan
kimyasalların düzeyinin azalması ve sinir hücrelerinin yok olması ile, normal düşünme ve hafıza yetilerinin
kaybolduğu, kronik ve ilerleyici bir hastalıktır.
Alzheimer hastalığı (AH) hem zihinsel hem de sağlık
maliyetleri açısından, yıkıcı bir hastalıktır. Ortalama yaşam süresinin uzamasına bağlı olarak AH’li hasta sayısının
giderek artacağı bir gerçektir.
Yaşlı populasyonda görülen nörodejeneratif demansların en
sık nedeni AH’dır.
Alzheimer, genellikle 60 yaşından sonra etkisini
göstermeye başlar ve hastalık riski bu yaşla birlikte artar
• 65 yaşın üzerinde yaklaşık her 10 kişiden birinde;
• 85 yaşın üzerinde ise yaklaşık her iki kişiden birinde görülmektedir.
Daha genç insanlar da Alzheimer’e yakalanma riski
altındadır.
Alzheimer hastalığının gelişiminde ortaya konan kesin risk etmenleri;
• yaş,
• aile öyküsü ve
• kişinin ApoE s4 alleline sahip olmasıdır.
Hastalığın patofizyolojisinin ilk adımı yağ,
kolesterol ve oksijen taşıma ile ilgili çok önemli plazma proteinlerinin ileri glikasyon-ürünleri tarafından hasara uğramasıyla temsil
edilmektedir.
Kolesterol eksikliği;
o nöronların önemli ölçüde işlevlerinin bozulmasına sebep olmaktadır.
o zamanla zincirleme bir tepki ile bozulmuş glutamat sinyalizasyonuna,
o artmış oksidatif hasara,
o mitokondriyal ve lizozomal işlev bozukluklarına,
o artmış mikrobik enfeksiyon riskine, sonuçta
apoptoza yol açabilmektedir.
Diyetle, o yağ,
o kolesterol,
o antioksidan ve
o polifenol eksikliği yanı sıra,
o diyetle karbonhidrat alımının özellikle de früktoz alımının fazla olmasının,
Alzheimer hastalığının gelişmesine neden
olabileceği düşünülmektedir.
10 Uyarıcı Belirtisi
• Günlük yaşam işlevlerini etkileyen bellek kaybı
• Günlük yaşam işlevlerini yapmada güçlük
• Kelime bulmada güçlük
• Zaman ve mekan karmaşası
• Yargı ve karar vermede güçlük
• Pratik düşünme becerisinde güçlük
• Sık kullanılan eşyaları yanlış yere koyma
• Ruh hali ya da davranışlarda değişim
• Kişilik değişimleri
• Sorumluluktan kaçınma
Semptomlar Alzheimer hastasında;
• hafıza kaybı,
• kişilik ve davranış değişiklikleri,
• düşünme ve yorumlamada bozulma,
• konuşurken doğru kelimeleri bulmada güçlük,
• bazı işleri doğru sırayla yapmada zorlanma gibi
bulgular görülür.
Hastalığın İlerleme Aşamaları
• Başlangıç Evresi;
• İsimleri, tarihleri unutma
• Yolunu şaşırma
• Kelimeleri bulamama
• İşine, çevresine ilgisizlik
• Hastalığını kabul etmeme
• Orta Evre
• Belirgin unutkanlık
• Kişileri tanıyamama
• Yıkanma, giyinme gibi gündelik işlerde yardım ihtiyacı
• Hayaller görme, depresyon gibi ruhsal bozukluklar
• İleri Evre
• Aile üyelerini tanıyamama
• Yemek yeme, yürüme güçlüğü
• İdrarını, dışkısını tutamama
ALZHEİMER’Lİ BİREYLERDE BESLENME SORUNLARI Alzheimer yaşlılığın beraberinde getirdiği;
• Görme, işitme, koku, tat alma duyularında azalma
• Diş ve çiğneme sorunları
• Susuzluk hissinde azalma
• Hareket aktivitesinde azalma
• Kronik hastalık ve ilaç kullanımı gibi sorunların yanı sıra hastalığın seyrinde görülen;
• Zihinsel fonksiyonlarda azalma, kişilik değişimi, karar
vermede bozulma hastalarda yeterli beslenmenin
sürdürülmesini olumsuz olarak etkilemektedir.
Hastalar beslenme ile ilgili olarak;
• Alışveriş yapma, yiyecekleri seçme, hazırlama ve ısıtma, mutfak aletlerini güvenli biçimde kullanmada güçlük
• Yiyecekleri besin olarak algılayamama ve yiyeceklerle ilgilenmemeye bağlı olarak gereksinimi olan yeterli besini alamama
• Bozulmuş, kokmuş besinleri buzdolabı ya da çöpten alıp yiyerek zehirlenme
• Kağıt, strafor-köpükten yapılmış bardak, tabak gibi yenilmeyen maddeleri yeme
• Yemek sırasında kullanılan çatal, kaşık, bardak, tabak vb.
gibi ilaçları kullanmada zorlanma gibi sorunlar
yaşayabilirler.
YAŞLILIKTA GÖRÜLEN BAZI SAĞLIK SORUNLARI VE BESLENME İLİŞKİLERİ
SORUNLAR NEDENLERİ
Zayıflık Tek başına yaşama, iştahsızlık, tat ve
koku alma, sindirim sistemi bozukluğu
Şişmanlık Fazla enerji alımı,
hareket azlığı
Hipertansiyon Şişmanlık, sigara, fazla tuz alımı
Kalp-Damar Hastalıkları Fazla doymuş yağ ve yağlı besin tüketimi, fazla şeker ve saflaştırılmış tahıl
ürünlerinin tüketimi.
Sebze ve meyvelerin az tüketimi.
Sigara ve hareket azlığı.
YAŞLILIKTA GÖRÜLEN BAZI SAĞLIK SORUNLARI VE BESLENME İLİŞKİLERİ
SORUNLAR NEDENLERİ
Kas Kütlesinde Azalma Protein yetersizliği, hareket azlığı
Kemik-Mineral Kaybı (Osteoporoz) ve kırılmalar
Kalsiyum, fosfor, D vitamini eksikliği, hareket azlığı
Katarakt riski A, E, C vitaminleri yetersizliği
Hastalıklara karşı direnç azalması Protein, vitamin ve mineral eksikliği
Zihinsel işlevlerde bozukluk B grubu vitaminlerinin çoğu, vitamin E, folat eksikliği
Zayıflık
• Enfeksiyon hastalıklarında artışa neden olur.
• Kas kaybını arttırır.
• Düşme ve buna bağlı kırık riskinde artışa neden olur.
• Kemik mineral yoğunluğu azalır.
• Bilişsel fonksiyonda azalmaya neden olur.
• Anemi gelişebilir.
• Hastalıklara bağlı olarak ölüm riskinde artışa
neden olur.
Şişmanlık
Kalp krizi, felç, hipertansiyon, tip 2 diyabet, osteoartrit ve bazı kanser türleri için risk faktörüdür.
• Hareketliliği azaltır, düşme olaylarını takiben kırıkların oluşumuna neden olabilmektedir.
• Solunum kapasitesindeki azalma daha kötüye gitmesine neden olur.
• Ter ve deri sekresyonlarının artması sonucu
mantar ve bakteriyel deri enfeksiyonları riskini
artırmaktadır.
Şişman yaşlılarda ağırlık kaybı
sağlandığında ve egzersiz uygulaması ile
• Plazma kolesterol ve trigliserit düzeyleri azalır.
• Hipertansiyonun kontrolü sağlanır.
• Akciğer fonksiyonu iyileştirebilir. Solunum fonksiyonu düzeltilir.
• Osteoartriti olan hastalarda fonksiyonel durumun iyileşmesine katkıda bulunulur.
Ağrının iyileşmesi sağlanabilir.
• Yaşlanmaya bağlı gelişen glikoz intoleransında,
glikoz düzeyinin kontrolü sağlanabilmektedir.
Hipertansiyon
• Ağırlık denetimi önemli uygun vücut ağırlığına ulaşılmalı,
• Tuz tüketiminin ve sodyumdan (turşu ve
salamuralar, hazır pastalar) zengin besinlerin sınırlanmalı,
• Besinlerle yeterli kalsiyum ve potasyum alınmalı,
• Düzenli egzersiz yapılmalı,
• Sigara içilmemedir .
Kalp-damar hastalıkları
Kalp-damar hastalıkları; yaşlı nüfusta sıklıkla görülmekte ve ölüm nedenlerinin başında
gelmektedir. Nedenleri arasında
• Sigara kullanımı
• Kan basıncının yüksek olması (140/90 mmHg’nin üzeri)
• Kan yağlarının yüksek olması-toplam ve LDL kolesterol düzeyinin yüksek olması, HDL kolesterolünün (iyi
kolesterol) düşük olması
• Fiziksel aktivite yetersizliği
• Şişmanlık
• Diyabet olması
• Alkol tüketimi
• Yanlış beslenme alışkanlıkları sayılabilir.
Kalp-damar hastalıkları’ndan Korunmada
• Margarin, tereyağı, kuyruk yağı gibi katı yağlar ve sakatatlar tüketilmemeli,
• Yeşil yapraklı sebzeler, kırmızı ve turuncu renkli meyveler, balık ve kuru baklagillerin tüketimi artırılmalı,
• Tuz ve sodyumdan zengin besinlerin (turşu ve salamuralar, hazır pastalar) alımı kısıtlanmalı,
• Uygun vücut ağırlığı korunmalı,
• Sigara içilmemeli,
• Düzenli ve uygun egzersiz yapılmalıdır.
Diyabet
Yaşlanma ile glikozun vücutta kullanımındaki bozulma sonucunda diyabet gelişebilmektedir.
• İdeal vücut ağırlığının sürdürülmesi,
• Öğün atlanılmaması,
• Diyetin toplam yağ ve kolesterol içeriğinin azaltılması,
• Basit şekerlerin (bal, reçel, çay şekeri vb.) yerine
kompleks karbonhidratların (ekmek, makarna,bulgur vb) tercih edilmesi,
• Posa tüketiminin artırılması,
• Fiziksel yönden aktif olunması önem taşımaktadır.
Osteoporoz
Osteoporoz, kemiklerden kalsiyum kaybının artması sonucunda kırık riskinin arttığı bir hastalıktır.
Dört besin grubundaki besinler (“süt ve süt ürünleri”;
“et-yumurta-kurubaklagiller” “taze sebze ve
meyveler”; “ekmek ve tahıl grubu” ) birlikte aynı öğünde gereksinmeye uygun miktarlarda besin
çeşitliliği sağlanarak tüketilmelidir. Böylece kemik
mineralizasyonu için gerekli besin ögelerinin (kalsiyum, çinko, potasyum,magnezyum vb.) tüketimi sağlanmış
olacaktır.
• İdeal vücut ağırlığı korunmalıdır.
• Düzenli egzersiz yapılmalıdır