• Sonuç bulunamadı

Erkeklerde genital siğile bağlı seksüel disfonksiyonu araştıran prospektif kesitsel çalışma

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2021

Share "Erkeklerde genital siğile bağlı seksüel disfonksiyonu araştıran prospektif kesitsel çalışma"

Copied!
2
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

Erkeklerde genital siğile bağlı seksüel disfonksiyonu araştıran prospektif kesitsel çalışma

Seksüel disfonksiyon her kültürden her yaş ve etnisi- tiden gelen erkekler arasında sıklıkla görülür. Çeşitli me- dikal, psikolojik ve yaşam tarzı faktörleri etiyolojide suç- lanan faktörlerdir. Seksüel disfonksiyon sonucu yaşam kalitesi ve insanlar arası ilişkilerde negatif etkiler ortaya çı- kabilmektedir. Erkek seksüel disfonksiyonu için olası altta yatan organik ve psikolojik faktörlerin araştırılmasında son yıllarda büyük ilerleme sağlanmıştır.

Çoğu çalışmalar kadınlar üzerine yoğunlaşmıştır çün- kü HPV enfeksiyonları ile rahim ağzı kanserleri arasında ilişki vardır. Fakat tüm dünyada erkeklerde yılda yaklaşık üç ila dört milyon yeni genital siğil vakası görülür ve hem erkeklerdeki hastalık için hem de kadınlara bulaşma riski açısından önemli bir endişe kaynağıdır. Erkeklerde görü- len genital siğiller genellikle HPV’nin nadiren karsinoje- nik tipleri olmasına ve hayatı tehdit etmemesine rağmen yüksek morbidite (psikolojik etkiler, psikososyal bir kusur, psikoseksüel disfonksiyon ve düşük yaşam kalitesi) ile ilişkilidir. Genital siğillerin psikolojik etkileri fiziksel etki- lerinden daha büyük bir problemdir; anogenital siğilleri olan insanlar anksiyete, depresyon ve seksüel zorluklarla karşılaşabilirler. Literatürde seksüel yolla bulaşan enfeksi- yonların pskiyatrik problemlere ve seksüel disfonksiyona neden olabilecekleri rapor edilmiştir. Halen sadece birkaç çalışmada genital siğillerin psikoseksüel etkisi araştırılmış- tır. Bildiğimiz kadarı ile genital siğiller ve erkek seksüel dis- fonksiyonu arasındaki korelasyon daha önceki çalışmalar- da ispatlanamamıştır.

Bu çalışmanın amacı iki hipotezi test etmek olarak bil- dirilmiştir ki bunlar, I - genital siğillere bağlı erkek hasta- larda ortaya çıkan seksüel disfonksiyon ve (II) eğer erkek hastalarda seksüel disfonksiyon ortaya çıkmışsa, bunun depresyon veya anksiyete ile olabilecek ilişkisi.

Çalışmaya 187 erkek katılımcı alınmış bunlardan 116’sı genital siğili olan hasta grubunu oluşturmuş ve 71 sağlık- lı gönüllü de kontrol grubuna dâhil edilmiştir (gönüllüler Küçükünal A, Kıvanç İ, Mercan S.

The Journal of Sexual Medicine 2013; 10: 1585-1591

hastane personeli veya hastalarla birlikte gelen yakınların- dan seçilmiş).

Her iki grup katılımcılar için dışlanma kriterleri: ek psikiyatrik rahatsızlığın olması ve/veya katılımcıların şu hastalıklardan birine sahip olması; endokrin, müsküler, nörolojik, kardiyovasküler, renal hastalıklar veya hipogo- nadizm; geçirilmiş pelvik ya da abdominal cerrahi; sigara kullanımı, seksüel foksiyonu etkileyen ilaç kullanımı; der- matolojik rahatsızlığın ortaya çıkmasından önce herhangi bir seksüel rahatsızlığın bulunması. Kontrol grubu için dış- lanma kriterleri herhangi bir dermatolojik rahatsızlığın bu- lunması olarak belirlenmiştir. Sosyodemografik bilgi: yaş, eğitim durumu, medeni hal, iş, cinsel geçmişi ve şimdiki cinsel aktivitesi (hastanın ilk cinsel ilişki yaşı, halen sabit cinsel partnerinin mevcudiyeti), bununla birlikte partne- rinde seksüel, fiziksel ve psikolojik problemin mevcudi- yeti sorgulanmış ve dermatolojik bulgular kaydedilmiştir.

İstatistiksel olarak grupların homojenliği karşılaştırılmış ve 3 tane onaylanmış sorgu-ASEX (Arizona seksüel de- neyim skalası), BDI (Beck depresyon envanteri) ve BAI (Beck Anksiyete envanteri)-katılımcıların seksüel sağlığını belirlemek için kullanılmıştır.

Hasta ve kontrol grubunda yaş, eğitim, medeni du- rum, iş, ilk cinsel ilişki yaşı, seksüel partner mevcudiyeti ve cinsel partnerinde seksüel, fiziksel ve psikolojik problem mevcudiyeti arasında istatistiksel olarak anlamlı fark bu- lunmamış. Hastaların ve kontrol grubunun ortalama yaşı sırası ile 32.25+-9.8 ve 29.89+-6.51 dir. Çalışma grupla- rı için vajinal penetrasyon, cinsel istek, orgazma ulaşma yeteneği ve orgazmdan duyulan hazzı içeren Asex total ve subtotal skorları istatistiksel olarak anlamlı şekilde bir- birinden faklı bulunmuş, hasta grubunda skorlar kontrol grubuna göre belirgin şekilde daha yüksek bulunmuştur (P=0.000). BDI ve BAI skorları da hasta grubunda kontrol grubuna göre istatistiksel olarak daha yüksek bulunmuş- tur (P=0.000<0.001). Seksüel disfonksiyon, anksiyete ve

116

Güncel Makale Özeti

ERKEK CİNSEL SAĞLIĞI

(2)

depresyon hasta grubunda kontrol grubuna göre anlamlı olarak daha sık gözlenmiştir.

Bu sonuçlar göstermiştir ki genital siğillerin seksüel disfonksiyon, depresyon ve anksiyete ile anlamlı ilişkisi vardır. Genital Siğiller ASEX skorlarını psikolojik alanda ne-

gatif etkiler ve bozuk ASEX skorları BAI ve BDI skorlarında düşüşe sebep olur.

Çeviri

Dr. Arif Kalkanlı, Doç. Dr. Memduh Aydın

GOP Taksim Eğitim ve Araştırma Hastanesi Üroloji Kliniği

Güncel Makale Özeti ERKEK CİNSEL SAĞLIĞI

117

Referanslar

Benzer Belgeler

Seksüel istek dışında iki grup arasında seksüel fonksiyon- lar (ilişki sayısı, ejakülasyon ve ereksiyon fonksiyonları), uykusuzluk düzeyi, SF-36 ve FOSQ yaşam

Bu çalışmada hastaların %79’unda uyku bozukluğu saptanmıştır, ortalama PSQI skoru seksüel disfonksiyonu olan kadınlarda, olmayanlara göre anlamlı olarak yüksek

Sonuç olarak denebilir ki, artan yaş, daha az eğitim, obezite ve daha ciddi alt üriner sistem semptomları, AÜSS/BPH olan erkeklerde daha kötü cinsel fonksiyonu ile

Evli- lik ve infertilite süresi 3 yıl ve üzerinde olması ve daha önce infertilite tedavisi görmüş olması, infertil kadında seksüel disfonksiyon için primer risk

Ayrıca, konstipasyonu olan kadınlarda daha az uyarılma skorları, nefes alma ile ilgili şikâyetleri olanlarda daha az istek, lub- rikasyon, orgazm ve ağrı skorları,

Metabolik sendrom komponentlerinden DM ile kadın seksüel fonksiyon bozukluğu arasındaki ilişki obeziteye oranla daha nettir ve kadın cinsel işlev bozukluğu için risk

Ek olarak orgazmik disfonk- siyonun eğitim düzeyi ve ırk (Çinlilerin Malezyaylılardan daha düşük risk altında olduğu) ile istatistik anlamlı olarak ilişkili olduğu

Bu oran ciddi psoriasiste, Gupta ve Gupta’nın artan hastalık ciddiyetiyle seksüel etkinin daha yaygın olduğunu rapor etmesi ile aynı görüşte olarak, far- kın