• Sonuç bulunamadı

SUS. Buket Nazan Badem. Editör Ayşe Sağlam Kapak Resmi Buket Nazan Badem Kapak Formatlama Yusuf Anar. ISBN: Ekim 2020

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2022

Share "SUS. Buket Nazan Badem. Editör Ayşe Sağlam Kapak Resmi Buket Nazan Badem Kapak Formatlama Yusuf Anar. ISBN: Ekim 2020"

Copied!
12
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

SUS

Buket Nazan Badem

Editör Ayşe Sağlam Kapak Resmi Buket Nazan Badem

Kapak Formatlama Yusuf Anar

ISBN: 978-625-7237-04-8 Ekim 2020

Bu eserin bütün hakları saklıdır. Yayınevinden ve Yazardan izin al- madan kısmen veya tamamen alıntı yapılamaz, hiçbir şekilde kopya

edilemez, çoğaltılamaz ve yayımlanamaz.

Yazardan Direkt – Türkiye

Yazardan Direkt Elektronik İletişim Tanıtım Paz. ve Tic. Ltd. Şti Kozyatağı mah. Değirmen sk. Nida Kule No:18

Kat 10 Kadiköy-Erenköy/İstanbul Tel: 0216 3011213

Sertifika No.47456 Baskı ve Cilt

Ege Reklam Basım Sanatları San.Tic. Ltd.Şti

Esatpaşa mah. Ziyapaşa caddesi No.4 Ataşehir / İstanbul Tel: 0216 470 44 70 Faks:0216 472 84 05

www.egebasim.com.tr Sertifika No: 45604

(2)

SUS

Daha iyi duyabilmek, hissedebilmek, anlayabilmek için…

BUKET NAZAN BADEM

(3)

Hayatıma dokunan her insana…

Benim ben olmamı sağladıkları için Teşekkür ederim…

(4)

Önsöz

Dünya’daki kurulu düzene uyarak, bir şekilde yaşamına devam eden,

Bu süreçte içindeki karışıklığı çözmeye çalışan milyar- larca kişiden biriyim.

Aradığım cevapların uzaklarda değil bende olduğunu, kendimi dinlemeyi unuttuğumu ve konuşarak kendimi sus- turduğumu fark etmiş biriyim.

Bir ses duydum; bana, ‘SUS!’ dedi.

O an hayata “Sen devam et ben geliyorum.” dedim ve bir mola verdim.

Bir hafta süren keşfim, hayatımda yaşadığım en mutlu hafta oldu. Yaşadıklarımı, hissettiklerimi, bulduklarımı siz- lerle paylaşmak istedim.

İnanıyorum ki karşımıza çıkan her şeyin tamamlanma- mızda bir etkisi var.

Dilerim ki deneyimim, sizlerin de içinizde yatan cevapla- rınızın ortaya çıkmasına yardımcı olur.

(5)

1 SUS

Her şey benim, daha Dünya’ya gözümü ilk açışımla başlamıştı,

Mutlu olmak için tüm donanım ve özelliklere sahiptim.

Anılar ardı ardına birikiyor, zaman hızla akıp gidiyordu.

Üç buçuk yıl önce küçük bir kriz geçirene kadar…

(6)

3 SUS

Üç Buçuk Yıl Önce Bir Gün

Üniversiteyi kazandığımın haberini henüz almıştım, sonunda hayatım şekillenmeye başlamıştı fakat amaçları- mı bir bir yerine getirmenin mutluluğu yanında bir parça buruktu içim. Dört yıl sonra hayata atılacak, belirsizlikler- den kurtulacaktım. Anlam veremiyordum; neden gittikçe huzursuzlaşıyordum…

Okulların açılmasına az kalmıştı, eşyalarımı toparlıyor- dum ki birden ağlamaya başladım. Şaşkınlık içindeydim, durmak bilmiyordu gözyaşlarım; sinirlendim. Gitgide artı- yordu kızgınlığım ama neden? Hırçınlaştım ve birden elim ayağım boşaldı, yere yığıldım. Kendimi kontrol edemiyor- dum, neler oluyordu? Sakinleşmeye çalıştım…

Sırasıyla cereyan etmeye başladı olaylar beynimde.

Kırgınlıklarım, kızgınlıklarım, üzüntülerim, çöküşlerim…

Nereden çıkmıştı tüm bunlar? Artık kalbimde yer kalmamış ve ağırlıktan kımıldayamıyormuş gibi hissediyordum. İlk önce babam geldi aklıma, daha sonra arkadaşlarım, dost bildiklerim, kaybettiklerim, kaçırdıklarım… Neden yapmış- lardı, niçin gitmişlerdi, kandırmalarındaki amaç neydi; ya kullanmalarındaki, peki hayat şartları neden bu kadar katı olmak zorundaydı?

‘Daha kötüleri var!’dı. ‘Şükret!’meliydim. Fakat bu, benim hayatımdı ve daha farklı olabilirdi.

Gözlerimdeki yaşı silerken hatıra kutumu fark ettim.

Kapağını açacak cesareti zor bulurken bir anda canavarlaştım;

tüm hatıra defterlerini, mektupları, fotoğrafları yırttım,

(7)

4

Buket Nazan Badem

(Herkes gülüyordu çünkü fotoğrafçı gülün, demişti.) parça- ladım birer birer, kırdım tüm hediyeleri, attım bir kenara.

Her bir hamlemde rahatlıyordum, bilmiyordum ki kendimi yok ettiğimi.

İşte oradaydı (Yıllardır biriktirdiğim şiirlerim. Her bir kelimeyi, nakkaşın kumaşa duygularını işlediği gibi ince ince işlediğim, yarım bir ajanda dolusu her bir sayfada farklı bir hikâyeyi anlatan, hüznü, sevinci, korkuyu, aşkı, ayrılığı, gururu, en derinlerine sakladığım şiirlerim. Geceleri uyanıp karaladığım, yolda giderken bulduğum fişlerin, peçetelerin üzerine yazdığım şiirlerim,) şiir defterim. Birkaçını paylaş- mıştım, beğenilmişlerdi, hatta hatırlıyorum da bazı arkadaş- larım yaşadıklarını anlatıp hislerine uygun şiirler yazdırmış- lardı… Bana ait olanları ciltletecektim, insanlar okudukça bir parça kendilerini bulacaklardı; söyleyemediklerini ben söyleyecektim, bir tebessüm yaratacaktım yüzlerinde, belki bir damla gözyaşıyla birlikte…

Sayfaları çevirdikçe içim sızlamaya başladı; ne çok bi- rikmişler, ne çok bendiler. Ama fark etmiştim ki bu dünyada manevi hiçbir şeye yer yoktu. Katı olmak gerekiyordu. (Bir kaya gibi sağlam durabilmek için.) Hayat bir okyanustu ve ben bir yosun gibi oradan oraya savrulup yok olmayacaktım fırtınalarda. Kaya gibi katı olmak cazip gelmişti.

Nereden bilebilirdim ki

Çatlaklarımdan içime sızıp yakacağını tuzlu suların, İçten içe ufalayacağını bedenimi?

Meğer yosun gibi esnek ve bir o kadar güçlü olmak,

Dalgalarla dans ederek kıyının tadını çıkarmak gerekiyormuş.

(8)

5 SUS

Sadece beş dakikamı almıştı tek bir harfin bile okunama- yacak kadar küçük bir parçaya dönüşmesi. Yılların birikimi- ni yok etmek ne kadar kısa sürmüştü.

Hayat da böyle değil mi sanki en ufak hatada elimizde ne var ne yoksa kaybedebiliyoruz. O zaman ne için uğraşıyoruz?

Tüm hayatımı iki valize sığdırmıştım, hazırdım.

(9)

6

Buket Nazan Badem

Üç Buçuk Yıl Sonra Bugün

Beyaz bir duvar… Pencere… Balkon… Kitaplar, bir köşede… Televizyon da bir şeyler… Beynimse bomboş…

Hiç bir şeye odaklanamıyor, düşünemiyorum; zamanın nasıl geçtiğini fark edemiyorum. Üniversiteyi bitirmeme son dört ayım kaldı, bir şeyler yapmalıyım ama ne? Uzun zamandır yaptığım tek şey uyumak, uyandığımda ise uyumak isteme- mek çünkü uyuduğumda uyanmak istemiyorum, ama yine uyuyorum.

Bilgisayarımı elime aldım ve resepsiyona indim;

(Pansiyonun 2. katında kaldığım için internet pek iyi çekmi- yor.) bir plan yapmalıyım, yeni bir amaç belirlemeliyim…

Değişen fikirlerimle birlikte sayfalar küçük basket toplarına dönüştü. Saatler peşi sıra benden kaçıyor gibiydiler ki bir anda her şey durdu, şiddetli bir ağrı saplandı başıma. Her şeyi kapatıp hiçbir şey demeden odama çıktım. Sakince ya- tağıma oturdum, dizlerimi kendime doğru çektim. Canımın acıdığını hissediyorum, boğazım düğümleniyor, kalbim sıkışıyor, nefes almak neredeyse imkânsız. Odaklanıyorum, sesim çatallı ve boğazımı yırtarak çıkıyor. O’na ‘Bana bir işaret ver ne yapacağım?’ diyebiliyorum

Hıçkırıklar gök gürültüsü, gözyaşlarım sel olup akıyor, sel ise tüm içimdekileri dışarıya taşıyor. Kendimden uzaklaştırmak için gömdüğüm tüm duygularım gün yüzüne çıktı (Babamla konuşuyorum ama hâlâ içimin sızladığını bilmiyordum; uzun zamandır hiçbir şey his- setmiyordum, eski arkadaşlıklarımı özlediğimi hiç fark

(10)

7 SUS

etmemiştim, ya şimdikilerin boş verdiğim davranışlarına aslında kırıldığımı, beni önemseyenleri ne kadar kırdığımı nasıl görmemiştim. Ben asıl kızdığımın kendim olduğunu anca şimdi anlıyordum.) Üç buçuk yıl önce aldığım karar- dan sonra geçen yıllar; beni bana küstürmüş, özgüvenimi, istikrarımı, heyecanımı, yaşama olan sevgimi yitirmişim.

Boğulacak gibi oluyorum. Duşun musluğunu açtım, suyun sesiyle büyüleniyorum, kalp atışlarımın yavaşladığı- nı hissedebiliyorum ve kendimi suyun altına bırakıyorum.

Tenime hızla çarpan su damlacıkları, akreple yelkovanın bir- birini hâlâ takip ettiğini hatırlattı. Vücudumu saran serinlikle iyice rahatladım. Ne kadar zaman geçtiğini kestiremiyorum.

Aniden ‘Susmalıyım!’ dedim. Bir enerji doldu içime; karar verdim sonunda. Daha sonrasında ne yapacağım önemli değil yıllardır peşime takılan bu sorunları halledeceğim.

Hızlıca hazırlandım adamakıllı adını koymalıyım; belirli çizgileri, sınırları, kuralları olmalı bu suskunluğumun.

Öncelikle tam bir hafta sürecek, gerekli olan durumlar dışında bir kelime bile etmeyeceğim, tam bir inziva söz konusu değil istesem de bir anda hayatımı bir kenara sıyırıp atamam. Peki kendimi nasıl ifade edeceğim? Bu yaptığımın adı nedir? Susacağım; bir sessizlik olmalı, aynı zamanda iyileşmek esas, o zaman bu bir terapi, sessizlik terapisi evet, adı bu olacak.

Not defterimi açıyorum, ilk sayfaya ‘Neden konuşmu- yorsun?’ diye soracak kişiler için ‘Sessizlik terapisi yapı- yorum, özel durumlar hariç konuşmuyorum!’ yazıyorum.

‘Kaç gün sürecek?’ diye soran olursa ikinci sayfaya da ‘Bir hafta sürecek, Pazar günü bitiyor!’ diye not düşüyorum.

(11)

8

Buket Nazan Badem

Başka ne sorabilirler, diye düşünürken nedenini soracakları aklıma geliyor ve üçüncü sayfada ‘Nedeni özel!’ kelime- leri yerini alıyor. E kibar olmak lazım; dördüncü sayfaya

‘Anlayışın için teşekkür ederim!’ derken beşinci sayfam ciddiye almayanlara geliyor. ‘Anlamanızı beklemiyorum!’

Evet, sanırım bu kadar açıklama benim için yeter. Bundan gerisi ellerime, ifadelerime kalmış. Yani tamamen kopama- dığıma göre hayattan, kendimle insanlar arasında köprüyü oluşturacak olan ellerim aynı zamanda terapimde kendime ayırdığım zamanı savunan, insanları idare eden koruyucula- rım olacaklar.

Heyecanlı hissediyorum ama bir şeyler eksik, etrafı- ma bakıyorum, bu kadarı yeterli değil ve işte bu! Birkaç kısıtlama daha ekliyorum; sosyal medya kullanmak yok, boşa harcanan zamanın yanında ulaşamayacağım belki de ulaşsam bile bana istediğim mutluluğu getirip getirmeyece- ğini bilmediğim bir sürü internet sayfası, televizyon izlemek de yok. Tamamen insanı hipnoz eden, hayatımızın çoğunu çalan bir icat; bunların yerine gündemi radyodan takip edebilirim.

İyileşmek, dedim; bunun için de bir şeyler yapmalı.

Öncelikle erken uyuyup erken kalkmalı, belki biraz medi- tasyon, nefes egzersizi… Neden olmasın, elimden geldiğin- ce yapabilirim.

Heyecanımın yanına bir de huzur katıyorum.

Kararımı açıklamak için aşağıya, pansiyon sahiplerinin ve arkadaşımın yanına iniyorum; gün içerisinde en çok karşılaştığım ve iletişim kurduğum insanlar küçük bir açık- lamayı hak ediyorlar.

(12)

9 SUS

Tabii her gün karşılarına, ‘Ben artık konuşmayacağım, nedenini sormayın çünkü ben de bilmiyorum!’ diyen biri çıkmıyor. Akıl erdiremedikleri için de şaşırıyorlar. Ne diye- bilirim ki ben bile tam anlamıyla ne yaptığımı bilmiyorum.

Zamanla onlar da ben de alışacağız. Odama dönüyorum, perdeleri açıyorum ki sabah gün ışığıyla birlikte uyanabi- leyim. Nefes egzersizi yapıyorum ve sabırsızlıkla kendimi uykuya bırakıyorum.

Referanslar

Benzer Belgeler

• Amniyotik katlantı ilk olarak 1985 yılında fetal hareket kısıtlaması veya sonrasında fetal deformite olmaksızın, amniyotik boşluk içinde gözlenen serbest kenarı

Aktif işgücü programlarımız ile 500 binin üzerinde kardeşimize işgücü piyasası gereklerine uygun vasıflar kazandırdık, özellikle dezavantajlı konumda olan engelli,

Eliminating poverty and hunger in the world is one of the main objectives of both the Millennium Development Goals and Sustainable Development Goals. In this study,

Şiirlerimin çevirisini yaparak duygu ve düşüncelerimi daha çok insanla paylaşmamı sağlayan öğrencim Can Kerim Karaoğlan’a, hayalime kavuşma heyecanını benimle

Normalde sayfa numaralarına gözünüz her takıldığında girdiğiniz rasyonel oluş, o “başka dünya”dan sizi alıkoyarak ya ka- lan sayfalarınızı sayarken

Çalışma- mın meyvelerini toplayacağım ve günü geldiğinde; o büyük gün, bir tokat gibi oradakilerin yüzüne çarpaca- ğım gün, hala çok uzak ama bir gün

İşte buna dayanamadılar ve anneme benim hangi meslekten olduğumu sordular: “Yani bu kızımız Fransızca, galiba biraz da İngilizce biliyor, bir de sanki çok seyahat ediyor,

Bana yalnızca Rahibe Margaret yakın olduğu için onun sıcaklığı beni mutlu ederdi.. Yetimhanede ne kadar mutlu olabilirseniz