• Sonuç bulunamadı

Şehir Tiyatrosu hakkındaki görüş ve düşüncelerim

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2021

Share "Şehir Tiyatrosu hakkındaki görüş ve düşüncelerim"

Copied!
1
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

Şehir Tiyatrosu hakkındaki

• ■ ■ ■ j »• ■■ a a ' 1 u

goruş ve düşüncelerim

Yazan: Halit Fahri O zansoy

Her ata sözü her zaman hakikati ak­

settir emez. Her eski hükmün bir aca - bası olabilir. Meselâ iki karpuz bir kol- ,tuğa sığmaz derlerse lymen inanma - ym. Usulünü bilince bazan dördünü bile bir koltuğa sığdırmak pekâlâ mümkündür. Misali işte Şehir Tiyat - .rosu... Bakın, ne yaptığını bilen ve da­ ha ne yapacağını pek iyi tayin edebi­ den kuvvetli bir rejisörün himmetile .nasıl durmadan çalışıyor ve eser üs - .tüne eser çıkarıyor. Bu sahnede klâ - sik, romantik, modem her nevi eserin temsili, her şeyden evvel bu metodlu .çalışmanın neticesidir.

Trajedi ve dramdan komedi ve vod­ vile, vodvilden de operete ve nihayet pıüzikli çocuk piyeslerine geçebilmek, ilk nazarda, bir isim ve bir idare al - tında çalışan bir artist grupunun ko * .layca başaracağı bir iş değildir. Öyle iken bunda muvaffak olunması Şehir Tiyatrosu kadrosu içinde sarfolunan e- .nerji ve zekânın derecesini pekâlâ an­

latabilir. Bunda, yaptığı az çok geniş yardımdan dolayı İstanbul belediye - sine de şerefli bir hisse düşmektedir. Çünkü daha dün Türk tiyatrosunun te­ melini asıl şimdi attık, asıl bundan gonra istediğimiz ufka yaklaşacağız di­

ye sevinirken bugün o temelin üstün­ de umduğumuzdan daha az bir zaman­ da yeni ışıklar parladığını görüyoruz. Vakıa pek deıin bir arzu ile özlediği - ,miz bina, taş, yer yer, sütun ve heykel şeklinde henüz gözlerimizinı önünde yükselmemiştir, fakat manevî sahada, jnizansen, temsil, tam kadrolu artist ve dekorasyon sahasında hiç şüphesiz ki dünden çok fazla yol almışızdır. înki - lâbın daima ileriye, tekâmüle atılan bütün şuurlu hamleleri gibi sahnemi - zin - maddî müşküllere rağmen - bu hiç durmadan ilerleyişinden de hakkile iftihar duyabiliriz. Bu iftihar tam ye- rindedir. Çünkü tiyatro gibi bir san’at '•e kültür hareketinin ehemmiyetini dünden daha fazla tasdik ettiğimizi gösterir. Bu hakikat karşısında da Şe­ hir tiyatrosunun yeni parlamağa baş - jıyan istidatları yarma ümit dolu göz­ lerle bakabilirler. Hele bir de bu sah - nenin vaktile uzun yıllar bin türlü mahrumiyetlere katlanmış olan emek­ tarlarını düşünün. Son yirmi beş yılın yetiştirdiği o kıymetli ve olgun Türk artistleri de artık emeklerinin hiçe gitmevişinden muhakkak ki memnun­

durlar. Burada şunu da itiraf edeyim ki, son çağdaki Türk tiyatrosu tarihin­ de tam manasile Avrupa sahne tekni - ğini ve en modem sahne zevkini ya - yatmakta ve bu yarattığı yüksek eseıi yaşatmakta hemen hemen biricik âmil olan bu müessese, dünkü Darülbedayi ve bugünkü Şehir Tiyatrosu karşısm - da duyduğum bu hayranlık, onun ilk

.emekleme adımlarına ayak uyduran

eski bir piyes muharriri sıfatile benim de en samimî bir duygumdur. Bu san'at ocağının hazırlayıp ortaya çı - .kardığı her esere karşı ayrı bir alâka .duyuşum da bundan ileri gelmektedir. Bilhassa Tepebaşmdaki dram ve ko - medi kısmındaki temsillere hiç diye - cek sözüm yok. Meselâ bu yıl Maksim Gorkinin meşhur eseri Ayak Takımı Arasında ne muhteşem şekilde oynan­ dı! Gerek mizansen ve temsil, gerek dekor ve ışık ne ince, ne üstat bir zevk­ le hazırlanmıştı! Hele temsilin gittik - çe açılan en hafif tonlardan başlıyarak safha safha değişip genişliyen ve se - yircileri sürekli bir heyecan kaynağı içinde neticeye kadar nefes nefese sü- rükliyen fevkalâdeliği karşısında - bü­ tün samimiyetle söylüyorum - ortaya atılacak ne tenkit bulunabilirdi? Ben­ ce, Avrupamn en ileriye gitmiş sahne­ lerinde bile bu eser ancak bu kadar iyi oynanabilirdi. En küçük rol en büyük rolle atbaşı beraber yürüyordu. Diye - biliriz ki bu temsil, Türk sahnesi için tam bir tekâmül ve rüşdün delili ol - muştu. Yalnız dramda mı va?.. Bu yıl Büyük Hala isimli komedide de ar - tistlerin muvaffakiyeti çok yüksek de­ recede idi. Hele bu komedinin üçüncü perdesindeki kalabalık davet gecesin - de gördüğümüz hiç aksamıyan kuvvet­ li vodvil hareketi bütün tiplerin azamî

Rejisör Ertuğrul Muhsin

gülünçlüğünü göstermek hususunda cidden büyük bir muvaffakiyetti.

Şimdi operet sahnesine geçiyorum ve hissediyorum ki burada biraz meyilli ve bir parça dikenli bir yol üstündeyim, fakat düşüncelerimi açıkça söyliyece- ğim. Bu, biraz tenkit, biraz da serzeniş olacak. Amma ne ziyam var? Dost si - temi ne incitir, ne de yaralar sanırım.

işte son oynanan operet: Aşk Mek­ tebi.

Önce şunu söyliyeyim ki Binnaz şair ri Yusuf Ziyanın bu eseri hiç şüphesiz bu sene operet sahnesinde bundan ev* vel oynanmış olanlardan daha güzel bir eserdir. Belki operetten ziyade, çok ince bir zevkle yazılmış bir revü müzi­ kaldir, fakat her halde nev’inin bizde her zaman hatırlanacak bir nümunesi- dir. Niçin mi?.. îzah edeyim:

Action’undaki ittırada rağmen yüz * de yüz şaşmaz ve okunu hedefe İsa » bet ettirir bir mevzuu var. En hayal düşkünü kimselerle en maddî ve pra­ tik düşünceliler bu mevzudan kendi zevklerine göre bir eğlence, hattâ - ha- fif müzikli bir oyun için mübalâğa sayılmazsa - bir hisse çıkarabilirler. Aşk bir zamanlar insanlar için ne idi? şimdi nasıldır? varın nasıl olmalıdır? İlk perde bir müzik ve espri dalgası içinde bu davayı ortaya sürüyor ve o- tuz sene evvelki İstanbulda gün gör - müş. safa sürmüş, hâsılı maruf tabiriie felekten kâm almasını bilmiş iki yaşlı zevk ve gönül ehlinin Bay Meftun’ıa, Bayan Fettan’m mazi aşklarını yük - selten, zemane aşklarını ise mübalâğa­ lı bir şekilde yerin dibine geçiren hü - kümlerini bildiriyor. Nihayet karar ve­ riyorlar: Bir aşk mektebi açacakla.' ve aşkı pek yavan bir maddiliğe sürükli - yen bugünün gençlerine sevmek ve sevilmekteki en ince gönül ürpermele­ rini öğretecekler. Bir zamanlar eski Boğaziçi âlemlerinde Göksu’dan san - dalla süzülerek ay ışığı ile gümüşlen - miş sulara yanık gönüllerinin kü !e - rini savurmuş olan bu iki sevda a-ma­ sı bugün yeniden tutuşmağa başlamış­ lardır. Hayatlarında güz mevsimi baş­ larken kışı hatırlamak bile istemiyor - lar. Mümkün olsa da yıllar geri geri gitse ve mazideki ismile Meftun Bey göğsüne eski plâstron kıravatını takıp eline ucu gümüş saplı bastonunu aisa, fettan Hanım da beyaz maşlahına, ya­ hut pembe yeldirmesine hürünse kini bilir ne mes’ut olacaklar, nasıl karşı - dan karşıya birbirlerine göz süzüp nıa- palı işaretler edecekler, renkli ipek .mendillerle nasıl gizlice selâmlaşacak­

lar, biri fesini yana eğip pomadiı va gür bıyıklarını bükerek, öteki, sandal kıyı kıyı geçerken, bir yalının rıhtı *

mmdaki dildadesine maşlahının bol

yenlerinden süt gibi bembeyaz kolla - rım taşırıp dolgun göğsünü rüzgârın bir şakasile yarı açarak nasıl ilk genç­ lik ve sevda demlerini vaşıyacaklarî Fakat madem ki bu artık kabil değil * dir. Madem ki yıllar ikisinin de yüzle­ rine yaşlılığın hüzünlü çizgilerini çek­ miştir, o halde hiç olmazsa bir şeye ya­ rasınlar, inceliği gittikçe kaybolan aş­ kı yeniden başka kalblerde yarats nlar!

(Arkası var)

Taha Toros Arşivi

Referanslar

Benzer Belgeler

Fındık faaliyetine yönelik söz konusu desteklerin fındık üretim sürecinde karşılaşılan maliyetleri karşılama yetisini ve çiftçilerin bu desteklerden

In this study we performed a medical audit of our screening mammography practice between 1st December 1999- 1st December 2000 and evaluated the usefulness of BI-RADS

RESULTS AND DISCUSSION Virulence genes frequencies and complexities obtained from powdery mildew population in barley field of Çukurova Region are presented in Table 2 and Table

科學家藉由腦波儀器找出大腦和生理之間的相關區域,藉由測試實驗 者的反應找出大腦控制其行為的區塊,由此可以衍生出控制大腦進而控制性犯罪 者的行為,減少性被害的人數。

人體試驗/研究的進行,受到許多法規的規 範,基於對人的尊重,人體研究/試驗進 行,必須透過人體試驗委員會(Institutional Review

Material and Methods: Parameters such as age, duration of marriage, number of pregnancies and births, socioeconomic status, education level, and preferred contraceptive method

Çıplak GC, DDPHC ve DDPHC-DAS modifiye GC elektrot yüzeyleri için HCF(III)* redoks prob kullanılarak susuz ortamda alınmıĢ olan voltamogramların çakıĢtırılmıĢ

Tabii, çok doğru söylüyor Bir buçuk yıldan beri pek çok kimsenin yüzlerce-binlerce defa dite ge­.. tirdiği bir