DEYİMLER
Deyimler, birden fazla sözcüğün belli bir durumu, bir davranışı, bir duyguyu anlatmak için kendi temel (gerçek) anlamlarından uzaklaşarak oluşturduğu kalıplardır. Türkçe, deyimler bakımından zengin bir dildir.
Deyimlerin özellikleri şunlardır:
• Genellikle mecaz anlamlı sözlerdir.
• Anlatımı güçlendirmek ve güzelleştirmek için kullanılır.
• Deyimleri oluşturan sözcüklerin yerleri değiştirilemez.
• Deyimleri oluşturan sözcüklerin yerine bu sözcüklerin eş anlamlıları kullanılamaz.
Örnekler:
Ağzından kaçırmak: istemediği halde boş bulunup söyleyivermek.
Adını ağzına almamak: Dargınlık, kırgınlık, kızgınlık vb. sebeple bir kimseden söz etmemek.
Ağırdan almak: Bir işi gereken süre içinde bitirmemek, geciktirmek.
Ağrına gitmek: Onuruna dokunmak veya gücüne gitmek.
Ağız açtırmamak :Çok konuşarak başkalarının söz söylemesine, konuşmasına engel olmak.
Akan sular durmak: İtiraz edememek, söyleyecek sözü kalmamak.
Akıllara durgunluk vermek: Hayranlık uyandırmak.
Akıl yürütmek:Herhangi bir konuda fikir vermek: Tahminde bulunmak.
Aklı çıkmak: Sonucun kötü olacağını düşünerek korkuya kapılmak.
Aklı kesmemek: 1 Anlayamamak, idrak edememek, Sonucu tahmin edememek.
Aklına yatmak: Doğru olduğunu kabul etmek.
Ayaklarına kara sular inmek: Çok yorulmak, güçsüz, dermansız kalmak.
Ayak yapmak: Birini aldatmak, kandırmak için dalavere çevirmek.
Aynı ağzı kullanmak: Aynı şeyi söylemek, aynı düşünceyi ileri sürmek.
Ayakları üstünde durmak: Başkasının yardımına ihtiyaç duymadan güçlü bir biçimde sorunları çözebilecek durumda olmak. . Başını taştan taşa vurmak: Çaresiz kalarak çok pişman olmak.
Bin dereden su getirmek: Birini kandırmak için birçok sebep ileri sürmek, dil dökmek.
Bir çuval inciri berbat etmek: Düzelmekte olan bir durumu yersiz, yanlış davranışlarla bozmak.
Bir kulağından girip öbür kulağından çıkmak: Söylenen söze önem vermemek.
Burnundan solumak: Çok öfkelenmiş olmak.
Burun kıvırmak: Önem vermemek, küçümsemek, beğenmemek.
Çıkmaz ayın son çarşambası: İşin hiçbir zaman yapılmayacağını anlatan bir söz.
Çizmeyi aşmak: Bilmediği, aklının ermediği, yetkisi dışındaki bir işe karışmak.
Çorap söküğü gibi gitmek (gelmek): Başlayan bir iş veya birbirine bağlı birçok iş arka arkaya ve kolayca sürüp gitmek.
Çorbada tuzu (maydanozu) bulunmak: Bir iş veya görevde az da olsa emeği geçmiş olmak.
Çürük tahtaya basmak: Tedbirsizlik edip sonu tehlikeli olabilecek bir işe girişmek.
Dizginleri ele almak: Yönetimi eline geçirmek.
Dinini dövmek: Pişmanlık duymak.
Dizlerinin bağı çözülmek: Korkudan ayakta duramayacak duruma gelmek.
Dört ayak üstüne düşmek: 1) Tehlikeli bir durumdan zarar görmeden kurtulmak; 2) İşi rast gitmek.
Dört duvar arasında kalmak: Evde, kapalı bir yerde kalmak zorunda olmak.
Dört gözle beklemek: Çok isteyerek veya özleyerek beklemek.
Dut yemiş bülbüle dönmek: Neşe ve konuşkanlığını yitirmek, susmak.
ATASÖZÜ
Atasözleri, az sözcükle çok şey anlatan, bir toplumun değer yargılarını yansıtan, akılda kalıcı, özlü, kalıplaşmış cümlelerdir.
Atasözlerinin özellikleri şunlardır:
• Cümle şeklindedir.
• Bir yargı bildirir.
• Birçoğunda mecaz vardır.
• Atasözlerini oluşturan sözcüklerin yerleri değiştirilemez.
Örnekler:
Dost, dostun eyerlenmiş atıdır: Gerçek dost arkadaşının sıkışık zamanında yardımına koşmaya hazır durumdadır.
Ayağını yorganına göre uzat: Harcamalar eldeki paranın üzerinde olmamalıdır, imkanlar zorlanmamalıdır. Aksi durumda insan maddi anlamda sıkıntıya düşer.
Aza kanaat etmeyen, çoğu bulamaz: İnsanlar, elindekiler az da olsa onları azımsamamalıdır. Çünkü küçük şeylerin birikmesi çoğu oluşturur. Kazanç küçük de olsa geri çevrilmemelidir.
Bal bal demekte ağız tatlanmaz: Sözde kalan dilek ve tasarıların iş bitirmede hiçbir etkisi olmaz. Bir şeyin yalnızca adını etmekle o şeye kavuşulmaz. Önemli olan, o şeyi elde etmek için uğraşmaktır.
Balık baştan kokar: Bir işte ortaya çıkan aksaklıklar başta olanlardan kaynaklanır.
Baş başa vermeyince taş yerinden kalkmaz: Birtakım işleri yapabilmek için birden çok kimsenin birlikte hareket etmesi gerekir.
Yoksa o iş yapılamaz.
Bedava sirke baldan tatlıdır:Masrafsız ve emeksiz elde edilen şeyler insana hoş gelir.
Hamama giren terler: Bir işe girişen, o işin güçlüklerini veya masraflarını göze almalıdır.
Hayır dile komşuna, hayır gele başına: Sen başkaları için iyi şeyler dile ve yap ki başkaları da senin için iyi şeyler dilesin, yapsın.
Her horoz kendi çöplüğünde öter: Herkes ancak kendi çevresinde bir değer taşır ve sözünü orada geçirebilir.
Her yiğidin bir yoğurt yiyişi vardır: Herkesin kendine özgü bir çalışma yöntemi, bir iş yapma biçimi vardır.
Huylu huyundan vazgeçmez: Bir huy edinmiş olan kişiyi bu huyundan vazgeçirmek imkânsızdır.
Denize düşen yılana sarılır: Güç bir duruma düşenlerin bundan kurtulmak için her türlü çareye başvurmaları olağandır.
Derdini söylemeyen derman bulamaz: Dertlerin ve sıkın-tının altından insanın tek başına kalkması zordur. İnsan, sıkıntısını başkasına açıklayarak giderebilir.
Deveyi yardan uçuran bir tutam ottur: Gözü doymayan hırslı insanlar küçük bir çıkar için bütün varlığını tehlikeye atar.
Dost acı söyler: Yakınlarımız, bize kusurlarımız çekinme-den söylerler.
Dost ile ye iç, alışveriş etme: Alışverişte iki taraf da kendi çıkarını düşündüğünden iki dost arasındaki alışveriş dostluğu bozabilir.
Kara haber tez duyulur: Ölüm gibi kötü haberler çabuk yayılır.
Kaynayan kazan kapak tutmaz: içten içe, gizlice gelişen olaylar veya duygular bir yerde patlak verir, ortaya çıkar.
Kaza geliyorum demez: Kazalar beklenmedik bir zamanda, ansızın olur. Bu yüzden dikkatli olunmalıdır.
Keçiyi yardan uçuran bir tutam ottur: Gözü doymayan hırslı insanlar küçük bir çıkar için bütün varlığını tehlikeye atar.
ÖZDEYİŞ
Bir düşünceyi, duyguyu, ilkeyi kısa ve kesin bir biçimde anlatan, genellikle kim tarafından söylendiği bilinen özlü söze özdeyiş denir.
Özdeyişlerin özellikleri şunlardır:
• Sanatçılar, bilim insanları, düşünürler, devlet adamları ya da bir toplumun ileri gelenleri tarafından söylenmiştir.
• Kısa ve özlü sözlerdir.
• Bir yargı bildirir.
• Doğruyu ve güzeli anlatır.
Örnekler:
Bir iş yapmak için neden yarını bekliyorsun. Bugün de dünün bir yarını değil midir? (Omer Hayyam) Bir okul açan, bir hapishane kapatır. (Victor Hugo)
Bütün büyük işler, küçük başlangıçlarla olur. (Cicero) Cesaret insanı zafere, korkaklık ölüme götürür. Seneca)
Bencil insan, tek başına kalmış meyvesiz bir ağaç gibi kurur gider (Turgenyev) Beni isterseniz dövün ama bırakın istediğim gibi güleyim. (Moliere)
Beşikten mezara kadar ilim ögrenin. (Hz. Muhammed)
Bilgi büyük adamı alçak gönüllü yapar, normal adamı şaşırtır, küçük adamı ise kibirlendirir. (Brigitte) Bilgili olduğumuz oranda özgür oluruz. (Sokrates)
Çocuklarınıza dilini tutmasını öğretin. Konuşmasını nasıl olsa öğrenecektir. (Franklin) Deney, aklın babası, belleğin anasıdır. (Thomas Fuller)
Ders alınmış başarısızlık, başarı demektir. (M.s. Forbey)
Doğru düşündüğüne inanan, yanlış fikirlerle savaşmak zorunda kalır. (Mehmet Kaplan)
İSİM
Varlıkların, duyguların, düşüncelerin, kavramların veya durumların karşılığı olan sözcüklere isim (ad) denir.
Varlıklara Verilişlerine Göre İsimler 1. Özel isimler
Tek olan, diğer varlıklara benzemeyen varlıkları karşılayan adlardır.
Babam İzmir'deki evimizi çok uygun fiyata satmış.
Manavdan aldığım Amasya elması sulu ve sertti.
Bugün arkadaşım Ebru'ya gideceğim.
Kişi adları: Merve Ballı, Murat Temelci, Hamza Gürer...
Hayvanlara verilen özel adlar: Karabaş, Fındık, Minnoş...
Millet, boy, oymak adları: Alman, Kazak, Kırgız, Oğuzı, Özbek...
Dil ve lehçe adları: Türkçe, Almanca, İngilizce,
Devlet adları: Türkiye Cumhuriyeti, Amerika Birleşik Devletleri, Azerbaycan...
Din ve mezhep adları: Müslümanlık, Hanefilik, Katoliklik...
Gezegen ve yıldız adları: Merkür, Neptün, Satürn, Halley._
Yer adları (kıta, bölge, il, ilçe, köy, semt vb.) : Afrika, Asya, Güneydoğu Anadolu, İstanbul, Taşkent, Turgutlu, Ürgüp, Bahçelievler..
Yer adlarında ilk isimden sonra gelen ve deniz, nehir, göl, dağ, boğaz vb. tür bildiren ikinci isimler: Ağrı Dağı, Aral Gölü, Çanakkale Boğazı, Ege Denizi...
Mahalle, meydan, bulvar, cadde, sokak adlarında geçen mahalle, meydan, bulvar, cadde, sokak adları: Yunus Emre Mahallesi, Karaköy Meydanı, Gazi Mustafa Kemal Bulvarı, Nene Hatun Caddesi...
Saray, köşk, han, kale, köprü, kule, anıt vb. yapı adları: Dolmabahçe Sarayı , Çankaya Köşkü, Horozlu Han, Ankara Kalesi, Beyazıt Kulesi...
Kurum, kuruluş ve kurul adları: Türkiye Büyük Millet Meclisi, Türk Dil Kurumu, Milli Kütüphane, Çocuk Esirgeme Kurumu._
Kanun, tüzük, yönetmelik, yönerge, genelge adları: Medeni Kanun, Türk Bayrağı Tüzüğü, Telif Hakkı Yayın ve Satış Yönetmeliği...
Kitap,dergi, gazete ve sanat eserlerinin (tablo, heykel, beste vb.) adları: Nutuk, Safahat, Sinekli Bakkal, Türk Dili, Türk Kültürü, Varlık, Resmi Gazete, Hürriyet..
Ulusal, resmi ve dini bayram adları: Cumhuriyet Bayramı, Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı, Ramazan Bayramı...
Tarihi olay, çağ ve dönem adları: Kurtuluş Savaşı, MiIli Mücadele, Cilalı Taş Devri, İlk Çağ, Lale Devri, Cahiliye
Not: Özel isimlerin ilk harfi büyük yazılır ve gelen çekim ekleri kesme işaretiyle ayrılır.
Bursa'nın Mudanya ilçesinde doğdum.
2. Cins isimler
Aynı türden olan varlıkların ,kavramların ortak isimlerine cins isim denir.
Çiftçiler fındık bahçelerinde çalışıyor.
Geçim sıkıntısı çekince ek iş yapmaya başladı.
Bazı cins isimler özel isim olarak kullanılabilmektedir.
Deniz, her sabah erkenden uyanır. (Deniz içinde yüzdüğümüz bir su kütlesidir ve her yerde bulunabilir ancak burda bir kişiye isim olarak verildiği için artık özel isim olmuştur.)
Varlıkların Oluşlarına Göre isimler 1. Somut İsim
Beş duyu organımızdan en az biriyle algılayabildiğimiz varlıklara verilen isimlerdir.
Beş duyu organımız şunlardır:
Göz (görme), kulak (işitme), burun (koklama), dil (tatma), ten (dokunma, hissetme) Yoldaki iri taşlar aracın tekerine zarar vermişti.
Balkonda otururken keskin bir fren sesi duydum.
Hava düne göre oldukça soğuk, dikkat et.
2. Soyut isim
Beş duyu organımızdan her-hangi biriyle algılayamadığımız kavramları ifade eden sözcüklerdir.
*Yasemin'in hayal dünyası çok karışıktı.
Kenan umutluydu, kazanacağını biliyordu.
Somut isimler cümledeki anlamına bağlı olarak soyut isim, soyut isimler de somut isim olabilir.
Konuşmaya başlayınca salonun havası bir anda değişti. (Soyut isim) Biz manzarayı seyrederken Umut da resim çiziyordu. (Somut isim)
Varlıkların Sayılarına Göre isimler 1. Tekil isimler
Aynı türden varlığın bir tanesini karşılayan isimlerdir.
Sarsıntıyla birlikte raftaki bardaklar yere düştü.
Metro istasyonunda beş dakika bekledim.
2. Çoğul isimler
Aynı türden olan birden çok varlığı karşılayan isimlerdir. Sözcüklere çoğul anlamı "-lar / -ler" ekiyle kazandırılır.
Haberler başlamış, herkes televizyona dikkat kesilmişti.
Satıcının bana uzattığı paralar sahteydi.
3. Topluluk isimleri
-lar / -ler çoğul eki almadığı halde anlam olarak birden fazla varlığı ifade eden isimlerdir.
Zeynep, kurul kararıyla bir üst sınıfa geçti.
Suat'ın elindeki çantada birkaç deste para vardı.
Not: Çoğul eki (-lar / -ler) bazen cümleye farklı anlamlar kazandırabilir
Musa Beyler az önce toplantıya girdi. (Saygı) On yaşlarında bir çocuk yanımdan geçti. (Yaklaşık) Türkler tarih boyunca birçok devlet kur-muştur. (Millet) Çok sevinmiş, dünyalar onun olmuştu. (Abartma)
TAMLAMALAR
İSİM TAMLAMALARI
İki veya daha fazla isimle kuruIan tamlamalara isim tamlaması denir.
İsim tamlamalarında birinci unsura tamlayan, ikinci unsura da tamlanan denir.
Okul-un bahce - s -i Tamlayan Tamlanan
İsim tamlamaları üçe ayrılır:
1. Belirtili İsim Tamlaması
Tamlayanın "-in (nin)" ilgi ekini, tamlananın da "-i, si"( üçüncü tekil kisi) iyelik ekini aldığı tamlamalardır.
Köyün yollan onarıldı.
Hikayenin sonu komikti.
2. Belirtisiz isim Tamlaması
Tamlayanı yalın halde bulunan, tamlananı "-i, si" (üçüncü tekil kişi) iyelik ekini alan tamlamalardır.
Annem masa örtüsü aldı.
* Gerekli başvuruları yapıp basketbol lisansı almak istiyorum.
Bahadır, gördüğü her seyi polis memuruna anlattı.
3. Zincirleme İsim Tamlaması
Üç ya da daha fazla isimden oluşan tamlamalardır.
Papatya çiçeğinin kokusu burnumuza kadar geliyordu.
Türkiye'nin tarım ürünleri dünyaya ihraç ediliyor.
Kar küreme araçları yolun sağında bekliyor.