T.C.
ANKARA ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ
PSİKOLOJİ (SOSYAL PSİKOLOJİ) ANABİLİM DALI
ÜNİVERSİTE ÖĞRENCİLERİNİN YEME TUTUMLARI, BENLİK ALGISI,
VÜCUT ALGISI VE STRES BELİRTİLERİ AÇISINDAN KARŞILAŞTIRILMASI
Yüksek Lisans Tezi
Ayça Hande Kundakcı
Tez Danışmanı Prof Dr Selim Hovardaoğlu
Ankara 2005
T.C.
ANKARA ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ
PSİKOLOJİ (SOSYAL PSİKOLOJİ) ANABİLİM DALI
ÜNİVERSİTE ÖĞRENCİLERİNİN YEME TUTUMLARI, BENLİK ALGISI, VÜCUT ALGISI VE STRES BELİRTİLERİ
AÇISINDAN KARŞILAŞTIRILMASI
Yüksek Lisans Tezi
Tez Danışmanı Prof. Dr. Selim Hovardaoğlu
Tez Jürisi Üyeleri
Adı ve Soyadı İmza
... ...
... ...
... ...
Tez Sınavı Tarihi ...
I TEŞEKKÜR
Bu araştırma süreci boyunca, bana verdiği destek, gösterdiği anlayış ve sabır için danışman hocam Prof Dr Selim Hovardaoğlu’na teşekkürlerimi sunarım.
Katkılarından ve desteklerinden ötürü değerli hocalarım Doç Dr Gülsen Erden’e ve Doç Dr Birgül Piyal’e teşekkür ederim.
Ve son olarak, Anneme ve Babama “her şey için” sonsuz teşekkürler...
II
İÇİNDEKİLER
Sayfa BÖLÜM I
GİRİŞ 1
I.1. Gençlik Döneminde Beslenme Alışkanlıkları...3
I.2. Beslenme Alışkanlıklarının Benlik Algısı ile İlişkisi ...6
I.3. Beslenme Alışkanlıklarının Vücut Algısı ile İlişkisi ...9
I.4. Beslenme Alışkanlıklarının Stres ile İlişkisi ...12
I.5. Araştırmanın Amacı ...16
BÖLÜM II YÖNTEM 18
II.1. Katılımcılar...18
II.2. Veri Toplama Araçları...19
II.2.1. Üniversite Öğrencileri için Benlik Algısı Ölçeği...19
II.2.2. Vücut Algısı Ölçeği ...24
II.2.3. Beslenme Alışkanlıkları Ölçeği ...25
II.2.4. Stres Belirtileri Ölçeği...27
II.2. İşlem...28
III
Sayfa
BÖLÜM III 29
BULGULAR 29
III.1. Benlik Algısı Ölçeği’ne İlişkin Bulgular...29
III.2. Vücut Algısı Ölçeği’ne İlişkin Bulgular...59
III.3. Beslenme Alışkanlıkları Ölçeği’ne İlişkin Bulgular...61
III.4. Stres Belirtileri Ölçeği’ne İlişkin Bulgular...73
III.5. Tüm Toplamlar için Çoklu Regrasyon Analizine İlişkin Bulgular...82
BÖLÜM IV 85
TARTIŞMA 85
IV.1. Benlik Algısı Ölçeği’ne İlişkin Bulguların Tartışılması...86
IV.2. Vücut Algısı Ölçeği’ne İlişkin Bulguların Tartışılması...89
IV.3. Beslenme Alışkanlıkları Ölçeği’ne İlişkin Bulguların Tartışılması...90
IV.4. Stres Belirtileri Ölçeği’ne İlişkin Bulguların Tartışılması...93
IV.5. Tüm Toplamlar için Çoklu Regrasyon Analizine İlişkin Bulguların Tartışılması...95
IV.6. Sonuç ve Öneriler...96
ÖZET 97
SUMMARY 99
KAYNAKÇA 101
IV
EKLER
Sayfa Ek-1 Katılımcıların devam ettikleri üniversiteler ve sınıflarına ilişkin
frekans ve yüzdeler ...113
Ek–2 Benlik algısı, Vücut algısı, Beslenme alışkanlıkları ve Stres belirtileri arasındaki korelasyonlar ...114
Ek–3 Üniversite Öğrencileri için Benlik Algısı Ölçeği ...116
Ek-4 Vücut Algısı Ölçeği ...123
Ek-5 Beslenme Alışkanlıkları Ölçeği ...125
Ek-6 Stres Belirtileri Ölçeği ...130
V
KISALTMALAR
BAÖ: Benlik Algısı Ölçeği
VAÖ: Vücut Algısı Ölçeği
Beslenme AÖ: Beslenme Alışkanlıkları Ölçeği SBÖ: Stres Belirtileri Ölçeği
BKİ: Beden – kitle İndeksi
VI ÇİZELGELER
Sayfa Çizelge III.1.1. BAÖ’nün Akademik Yeterlik alt ölçeğine ilişkin ortalamalar ve
standart sapmalar ...30 Çizelge III.1.2. BAÖ’nün Akademik Yeterlik alt ölçeğine uygulanan
varyans analizi sonuçları...31 Çizelge III.1.3 BAÖ’nün Sosyal Onay alt ölçeğine ilişkin ortalamalar ve standart
sapmalar ...33 Çizelge III.1.4 BAÖ’nün Sosyal Onay alt ölçeğine uygulanan
varyans analizi sonuçları...34 Çizelge III.1.5. BAÖ’nün Atletik Yeterlik alt ölçeğine ilişkin ortalamalar ve
standart sapmalar ...35 Çizelge III.1.6. BAÖ’nün Atletik Yeterlik alt ölçeğine uygulanan
varyans analizi sonuçları...36 Çizelge III.1.7. BAÖ’nün Fiziksel Görünüm alt ölçeğine ilişkin ortalamalar ve
standart sapmalar ...37 Çizelge III.1.8. BAÖ’nün Fiziksel Görünüm alt ölçeğine uygulanan
varyans analizi sonuçları...38 Çizelge III.1.9. BAÖ’nün Yakın Arkadaşlıklar alt ölçeğine ilişkin ortalamalar ve
standart sapmalar ...40 Çizelge III.1.10. BAÖ’nün Yakın Arkadaşlıklar alt ölçeğine uygulanan
varyans analizi sonuçları...41 Çizelge III.1.11. BAÖ’nün Romantik İlişkiler alt ölçeğine ilişkin ortalamalar ve
standart sapmalar...43
VII
Sayfa
Çizelge III.1.12. BAÖ’nün Romantik İlişkiler alt ölçeğine uygulanan
varyans analizi sonuçları...44 Çizelge III.1.13. BAÖ’nün Mesleki Yeterlik alt ölçeğine ilişkin ortalamalar ve
standart sapmalar ...45 Çizelge III.1.14. BAÖ’nün Mesleki Yeterlik alt ölçeğine uygulanan
varyans analizi sonuçları...46 Çizelge III.1.15. BAÖ’nün Yaratıcılık alt ölçeğine ilişkin ortalamalar ve standart
sapmalar ...47 Çizelge III.1.16. BAÖ’nün Yaratıcılık alt ölçeğine uygulanan
varyans analizi sonuçları...48 Çizelge III.1.17. BAÖ’nün Ana-babayla İlişkiler alt ölçeğine ilişkin ortalamalar
ve standart sapmalar ...49 Çizelge III.1.18. BAÖ’nün Ana-Babayla İlişkiler alt ölçeğine uygulanan
varyans analizi sonuçları...50 Çizelge III.1.19. BAÖ’nün Mizah Anlayışı alt ölçeğine ilişkin ortalamalar ve
standart sapmalar ...51 Çizelge III.1.20. BAÖ’nün Mizah Anlayışı alt ölçeğine uygulanan
varyans analizi sonuçları...52 Çizelge III.1.21. BAÖ’nün Ahlaki Standartlar alt ölçeğine ilişkin ortalamalar ve
standart sapmalar ...53 Çizelge III.1.22. BAÖ’nün Ahlaki Standartlar alt ölçeğine uygulanan
varyans analizi sonuçları...54
VIII
Sayfa Çizelge III.1.23. BAÖ’nün Zihinsel Yetenek alt ölçeğine ilişkin ortalamalar ve
standart sapmalar ...55 Çizelge III.1.24. BAÖ’nün Zihinsel Yetenek alt ölçeğine uygulanan
varyans analizi sonuçları...56 Çizelge III.1.25. BAÖ’nün Bütünsel Özdeğer alt ölçeğine ilişkin ortalamalar ve
standart sapmalar ...57 Çizelge III.1.26. BAÖ’nün Bütünsel Özdeğer alt ölçeğine uygulanan
varyans analizi sonuçları...58 Çizelge III.2.1. VAÖ’ye ilişkin ortalamalar ve standart sapmalar...59 Çizelge III.2.2. VAÖ’ye uygulanan varyans analizi sonuçları...60 Çizelge III.3.1. Beslenme AÖ’nün alt ölçeklerine ilişkin ortalamalar ve
standart sapmalar...62 Çizelge III.3.2. Beslenme AÖ’nün Şişmanlığa karşı önyargılar alt ölçeğine
uygulanan varyans analizi sonuçları...63 Çizelge III.3.3 Cinsiyet, Yer ve Bölüme göre öğrencilerin Şişmanlığa Karşı
Önyargılar alt ölçeğinden aldıkları puanlara ilişkin ortalamalar...64 Çizelge III.3.4. Beslenme Alışkanlıkları Ölçeği’nin Şişmanlığın getirdiği
olumlu ve olumsuz düşünceler alt ölçeğine uygulanan
varyans analizi sonuçları...66 Çizelge III.3.5. Beslenme Alışkanlıkları Ölçeği’nin Şişmanlığa karşı kendilik
algıları alt ölçeğine uygulanan varyans analizi sonuçları...67 Çizelge III.3.6. Beslenme Alışkanlıkları Ölçeği’nin Yemek yeme davranışları
alt ölçeğine uygulanan varyans analizi sonuçları...69
IX
Sayfa Çizelge.III.3.7. Cinsiyet ve Yer değişkenlerine göre üniversite öğrencilerinin
Yemek Yeme Davranışları alt ölçeğinden aldıkları puanlara ilişkin ortalamalar...70 Çizelge III.3.8. Yer ve Bölüm değişkenlerine göre üniversite öğrencilerinin
Yemek Yeme Davranışları alt ölçeğinden aldıkları puanlara ilişkin ortalamalar...71 Çizelge III.3.9 Cinsiyet, Yer ve Bölüme göre öğrencilerin Yemek Yeme
Davranışları alt ölçeğinden aldıkları puanlara ilişkin ortalamalar...72 Çizelge III.4.1. SBÖ’nün alt ölçeklerine ilişkin ortalamalar ve
standart sapmalar...74 Çizelge III.4.2. SBÖ’nün Bilişsel-duyusal yakınma alt ölçeğine uygulanan
varyans analizi sonuçları...75 Çizelge III.4.3. Cinsiyet ve Bölüm değişkenlerine göre üniversite öğrencilerinin
Bilişsel-duyusal yakınma alt ölçeğinden aldıkları puanlara ilişkin ortalamalar...76 Çizelge III.4.4. SBÖ’nün Fizyolojik yakınma alt ölçeğine uygulanan
varyans analizi sonuçları...78 Çizelge III.4.5. Cinsiyet ve Yer değişkenlerine göre üniversite öğrencilerinin
Fizyolojik Yakınma alt ölçeğinden aldıkları puanlara ilişkin
ortalamalar...79 Çizelge III.4.6. SBÖ’nün Ağrı yakınma alt ölçeğine uygulanan
varyans analizi sonuçları...81
X
Sayfa Çizelge III.5.1 Aşamalı Çoklu Regrasyon Denklemine Giriş Sırasına göre
Değişkenlerin Etkileri...83
1
BÖLÜM I
GİRİŞ
Günümüzde beslenme alışkanlıkları çeşitli yönleriyle ele alınan ve çok tartışılan bir konu haline gelmiştir. Beslenme alışkanlıkları bir gereksinim olmaktan çok geleneklerle biçimlenmeye başlamakta, bilinçsiz beslenme, dengesiz yeme alışkanlığı, yemek sırasında başka şeylerle ilgilenme, hızlı yemek yeme, zamansızlıktan yakınıp yemek yemenin geçiştirilmesi gibi yeni alışkanlıklara dönüşmektedir. Az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde şişmanlığın yan ısıra zayıflık, bodurluk vb. yetersiz beslenmenin yol açtığı sorunlar vardır. Geçiş ülkeleri olarak tanımlanan ülkelerin pek çoğunda ise şişmanlıktan zayıflığa kadar çok geniş bir boyutu olan sorunlar zinciri görülmektedir (Attila, 1995). Özellikle gelişmiş ülkelerde günümüz insanının hızlı yaşam temposu nedeni ile fast-food tüketiminin yaygınlaşmış ve bu tür beslenme alışkanlıklarına yönelik olarak verilen hizmet bir endüstri haline gelmiştir. Gelişmiş ülkelerde beslenme alışkanlıklarındaki değişimler, beslenme bozukluklarına kadar varan birçok sorunu karşımıza çıkarmaktadır.
Beslenme bozuklukları sonucunda; obezite, yüksek tansiyon, kalp-damar hastalıkları vb. fiziksel sağlık sorunlarının görülme sıklığını artmış ve beraberinde beslenmenin psikolojik yönünün daha fazla ele alınması gerekliliğini doğurmuştur.
Çünkü beslenmenin, fizyolojik yönü kadar psikolojik yönü de vardır. Sağlıklı bir
2
yaşam sürdürebilmek için, kişilerin sağlıklı doğru beslenme davranışlarını erken yaşta öğrenmeleri çok önemlidir. Kişinin yaşamının sonraki dönemlerinde istenen yönde sağlık davranışında bulunması ancak bu durumda sağlanabilecektir ve beslenme bozukluklarının sonucu olan fizyolojik ve psikolojik sorunların önü alınabilecektir. Araştırmalar, beslenme şeklinin seçimine yönelik şemaların gençlik döneminde oluştuğunu ve erişkin dönemde sürdüğünü göstermektedir (Kelder ve ark., 1994). Beslenme alışkanlıkları özellikle gençlerde güzel görünme isteğinin gereklerine göre biçimlendirilmekte, benlik ve vücut algısındaki değişimler, ailenin, toplumun beklentilerine ilişkin algılanan baskının önemini göstermektedir. Beslenme alışkanlıkları ile ilgili araştırmalar, bu alanın tanınmasına ve psikolojik yönünün anlaşılmasına önemli katkılar sağlayacaktır.
I.1. Gençlik Döneminde Beslenme Alışkanlıkları
Yemek yeme dürtüsü ile ilgili bozuklukları, vücut ağırlığı takıntısı, vücudun şekli ile ilgili olumsuz düşünceler ve beraberinde getirdiği duygulanım bozukluklarının olduğu özel bir hastalık grubudur. Yeme bozuklukları toplumda %3- 10 arası sıklıkta görülür. Bu tür bozukluklar kişinin genel vücut sağlığını etkileyecek kadar güçlü olan hastalıklardır. Anorexia Nervosa (Anoreksi), Bulimia Nervosa (Bulimi) ve Sınıflandırılamayan Yeme Bozuklukları olarak ana üç gruba ayrılırlar.
Anoreksi yemek yemeyi tamamen durdurma, Bulimia aşırı yemek yeme ve sonrasında bu yenilenleri çıkarma girişimleri olarak tarif edilebilir.
Sınıflandırılamayan yeme bozuklukları ise aşırı yemek yeme ancak daha sonra bunu
3
çıkarma girişiminde bulunmama, yemeği çiğnedikten sonra yutmadan çıkarma ve diğer normal dışı yemek yeme alışkanlıklarıyla seyreden özel bir yeme bozukluğu türüdür. Kişinin tüm hayatını derinden ve çeşitli yönleriyle etkileyen bu bozuklukların yanısıra, etkileri klinik olarak bu netlikte izlenmeyen, psikolojik ve sosyal yönü ağır basan beslenme bozuklukları da görülmektedir (Ergin, 2000).
Gençlik; fiziksel, biyokimyasal, ruhsal ve sosyal yönden hızlı büyüme, gelişme ve olgunlaşma süreçleri ile çocukluktan yetişkinliğe geçilen dönemdir. Hızlı büyüme ve gelişme besin gereksinimlerini de artırmaktadır. Bu dönemde artan besin gereksinmelerinin karşılanmasında çeşitli sorunlar ortaya çıkabilir. Bu sorunların bir bölümü gencin yaşam şekliyle, diğer bir bölümü bilinçsizlik sonucu edinilen yanlış alışkanlıklarla ilgili olabilir. Bu dönemde edinilen olumlu ve olumsuz alışkanlıklar, bireyin sağlığını yaşam boyu etkileyebilir. Gençlerin beslenme düzenleri ile büyüme durumları arasında doğrusal ilişki bulunmaktadır (Baysal;1985).
Bu dönemde gencin dikkati vücut gelişimi ve estetik görünümü üzerinde yoğunlaşmaktadır. Gençlik çağında beslenmenin yeterli olması, vücut gereksinimlerini karşılayacak besin öğelerinin istenilen miktarlarda alınması genç insanlar için fizyolojik ve psikolojik açıdan önem taşımaktadır. Bu estetik kaygılar nedeniyle kendileri için önemli olan ve vücut gereksinimlerini karşılayacak besinleri yeterli ve dengeli alamayabilirler (Hasipek, 1990; Sakarya, 1984; Ergülen ve ark., 2001; Aslan ve Yeşildal, 2003).
4
Bazı kitle iletişim araçlarında yayınlanan, kişiyi açlık ve dengesiz beslenmeye mahkum edecek zayıflama öneren rejimler büyüme ve gelişmeyi, okul başarısını ve de sağlığı olumsuz etkileyip tedavisi güç hastalıklara yol açabilmektedir. Gençlerin başarılı olabilmesi ve ülke kalkınmasında gereken yeri alabilmesi iyi gelişmiş bir beden yapısı ve akıl gücü ile sağlanabileceği için doğru beslenme alışkanlıklarının kazandırılması gerekmektedir (Baysal, 1985; Kim, 2001). Ayrıca, beslenme alışkanlıklarını da içeren, 12-25 yaş grubundaki gençlerin yeme bozukluklarının, yetişkin yeme bozuklukları ile benzerlik gösterdiği saptanmıştır. Heebink ve arkadaşları, yeme bozukluğu olan ergenlerle olmayan ergenler arasında çok az fark olduğunu göstermişlerdir. Böylece; gençlerdeki yeme alışkanlıklarının, yetişkinlik dönemindeki bozuklukları yordayan bir özellik olduğu da söylenebilir (Heebink ve ark., 1995).
Sağlıklı büyüme ve gelişmenin ön koşullarından biri, yeterli ve dengeli beslenmedir. Yaşam olayları ve büyümenin gerektirdiği enerji ve besin öğeleri yeterli miktarda sağlanmadığında, büyüme yavaşlar, fizyolojik ve psikolojik sağlık bozuklukları artar, çalışanların ve öğrenme çağında olanların verimlilikleri azalır (Politt; 1984). Bu noktada beslenme eğitiminin önemi ortaya çıkmaktadır. Eğitim;
bireyin davranışlarında kendi yaşantısı yoluyla istendik davranışları meydana getirme süreci olarak tanımlanmaktadır (Fidan; 1986). Beslenme eğitimi örgün ve yaygın eğitim hizmetlerinin bir öğesi olarak ele alınmalıdır. Beslenme eğitiminin amacı kişilerin ve toplulukların olumsuz alışkanlıklarını bırakarak olumlu uygulamaları yaşantılarının içine almaları için harekete geçirmek olmalıdır (Aytekin, 2000). Yapılan araştırmalar beslenme eğitim programlarının beslenme bilgisi üzerine
5
etkisi olduğu ve eğitim düzeyi yükseldikçe beslenme bilgisinin de buna paralel olarak arttığını göstermiştir (Allison; 1997, Chapman ve T; 1997, Jeffery; 1997;
Korkmaz, 2004). Başka araştırmalarda da eğitim düzeyi yükseldikçe beslenme bilgisinin arttığı belirlenmiştir (Reifsnider ve Eckhard; 1997, HarveyBorina ve Hood;
1997).
Ülkemizde yükseköğrenim öğrencilerinin önemli bir bölümü ailelerinden uzakta yaşamakta ve bu durum beslenme, barınma, okul masrafları, sosyal durum, boş zamanlarını değerlendirme ve sağlık sorunları açısından güçlükler yaratmaktadır.
Özellikle yurtta kalan öğrenciler için beslenme başlı başına bir sorundur. Gençlerin beslenmesini etkileyen önemli bir etmen de beslenme bilgisinin yetersizliğidir (Arslan ve Pekcan; 1985, Sağlam ve Yürükçü; 1996, Aytekin ve Bulduk, 2000).
Yapılan çok sayıdaki araştırma (örn.; Sakarya, 1984; Onat, 1975; Hasipek, 1990; Şimşek, 1991; Ahsen, 1994; Alpargun, 1995; Pereyra ve Williford; 1997, Williford ve ark.; 1998, Kıran, 1999; Williford ve ark.; 1999, Çetin, 2001; Ergülen ve ark., 2001, Aslan ve Alparslan, 2002; Demir ve ark., 2002; Heşeminia ve ark.;
2002, Worobey, 2002; İzmir ve ark., 2003) özellikle gençlik döneminde, beslenme alışkanlıkları ile ilgili ciddi sorunların yaşandığını göstermektedir. Bu çalışmalar, gençlerin, bilinçsiz besin tüketimlerini ve beslenmedeki bozuklukların vücut algısı, benlik algısı, cinsiyet rolleri vb. psikolojik etmenlerle ilişkilerini ortaya koymuştur.
Ayrıca özellikle üniversitede okuyup yurtta kalan öğrenciler arasında da beslenme ile ilgili sorunların olduğu gözlenmiştir.
6
Özellikle gençlik döneminde yaşanan beslenme bozukluklarının fizyolojik boyutunun yanısıra psikolojik boyutunun da olduğu ve kişinin benlik algısını istenmeyen yönde etkilediği bilinmektedir (Geller ve ark., 2000).
I.1. Beslenme Alışkanlıklarının Benlik Algısı ile İlişkisi
Benlik algısı, bireyin kendi benliğine ilişkin algıları, kendini nasıl gördüğüdür (Özoglu, 1975). Benlik algısı kuramı, bireyin başkalarının davranışlarını yorumlamaya çalışırken yaptığı gibi, kendi davranışlarını duruma ya da kendine yükleme sürecinde karar vermesi ile ilgilidir (Atkinson ve ark. 1995). Benlik çeşitli kişilik kuramlarının temel öğelerinden birini oluşturur. Kişinin öznel yanı olarak tanımlanan benlik, kişiliğin temel gücü olan ve insanın uyumunda önemli rol oynar.
Benlik özellikle ergenin sahip olduğu en değerli varlıktır (Özoglu, 1975).
Benlik kavramını ayrıntılı ve sistematik olarak inceleyen ilk psikolog James’tir. James benliği “görgül ego” ve “salt ego” olarak iki grupta düşünmüştür James’ ten sonra benlik üzerinde duran önemli kişilerden biri de Coley’dir. Coley
“ayna benlik” kavramını getirmiştir. Bu yaklaşımda; bireyin başkalarınca algılanış biçimi ile ilgili kavramlar, başkalarının bireyin bir davranışı hakkında oluşturduğu yargının bireyde yarattığı tepki, benlikle ilgili geliştirilen duygular olan utanma, gurur duyma vb. olmak üzere benlik kavramı üç unsur oluşturmaktadır (akt. Hakan, 2004).
7
Benlik kavramı ile ilgili olarak Mead’de çalışmalarında Coley’in “ayna benlik” yani benliğin toplumsal bir görüntü olduğunu vurgulamış ve benliğinin iki yanından söz etmiştir. Başkalarının tutum ve görüşlerine değer veren (me) ve içinden geldiği gibi davranan yaratıcı etkin yanı ( I ) vardır. Eğer bireyin yasadığı toplum katı ve sınırlayıcı ise (m) ( I )’ın üzerinde egemenlik kurar. benliğin ikinci yanı olan ( I ) toplumsal koşullar iyi olduğunda yaratıcı ve etkin olur. Mead kişiye, benlik kavramını örgütlenmiş toplumsal yapının kazandırdığını da ileri sürmüştür (akt.
Hakan, 2004).
Adler’e göre, benlik yaratıcı bir güçtür. Bütünleşmiş ve bağdaşıklık sağlamış olan yaratıcı ben, kişiliğin öncüsüdür. benliği kişiliğin bütün sistemlerini çevresinde toplayan bir merkez gibi gören Jung bu sistemleri bir arada tutarak kişiliğin bütünlüğünü koruyan bir güç olduğunu da vurgulamaktadır. Horney ise, benliğin yetişkinlik dönemlerde de gelişimini sürdürdüğünü belirtir ve bireylerde doğuştan kendini gerçekleştirme gücü olduğunu da vurgular (akt. Geçtan, 1981).
Allport benliğin gelişimini bebeklik, okul öncesi, okul yılları ve ergenlik dönemleri içinde ele alıp inceler. Benlik ile egoyu eşanlamda kullanır. Rogers ise, benliğe görüngüsel açıdan yaklaşmıştır. Yani toplam algısal alanın bir bölümü giderek benlik olarak ayrımlaştığını belirtir. Rogers’e göre kişilik ile ilgili en önemli kavram benliktir. Benlik tasarımı ya da benlik yapısı, benlik ile ilgili alanların örgütlenmiş bir biçimdir. Benlik konusuna katkıda bulunan Maslow ise her insanda iç varlık diye adlandırılan bir “özben” vardır. Bu “özben” içsel olup, bir dereceye kadar da değişmez. Özben herkes de kendine özgüdür. Özben güven duyma, saygı,
8
sevgi, ait olma ve kendini gerçekleştirme gibi gereksinmeleri içerir (akt. Hakan, 2004).
Bireyin kendi hakkındaki bilgileri hızlı ve etkili bir biçimde işlemesine yardımcı olan benlik şemaları bulunmaktadır. Markus’a göre, birey, her bir olgu için hem kendini tanımlayan hem de benlik kavramı için önemli olan benlik şemalarına sahiptir (Atkinson ve ark., 1995). Böylece, birey, herhangi bir durum karşısında kendi tutumunu hızlı ve güvenli bir şekilde belirleyip, ona göre davranılabilmektedir.
Yeme bozukluğu; genellikle ilk kez bebeklik, çocukluk ya da ergenlikte ortaya çıkan ruhsal etkenlere bağlı fizyolojik işlev bozukluğudur (Curtis, 2000).
Yeme tutumları ise, sürekli tekrarlamalarla yeme bozukluklarının oluşmasına da yol açabilen yeme davranışlarıdır (Garrett, 1996).
Beslenme alışkanlıkları ile ilgili değişimler, bireyin benlik kavramı ile yakından ilişkilidir. Bruch’a göre (akt. Geçtan, 1993); zihnin yiyeceklerle ve beden ağırlığıyla sürekli meşgul tutulması, aslında derinlerde saklı kalmış bir benlik kavramı bozukluğunun gecikmiş bir işaretidir. Low (1994) ve Yüksel (1995) de düşük benlik algısının yeme bozuklukları ile ilintili olduğunu ifade etmişlerdir.
Benlik psikolojisi, yeme tutumlarındaki bozuklukları, dağılma eğiliminde olan iç uyum ve bütünlüğü koruma ve sürdürme amacıyla alınmış acil önlemler olarak tanımlamaktadır (Geçtan, 1993, Geller ve ark., 2000). Araştırmalar, toplumun ideal standartlarına uymayan bireylerin fiziki görünüşlerinden hoşnut olmadıklarını, öz
9
değerlerinin olumsuz etkilendiğini göstermektedir (Kartal, 1996; Geller ve ark., 2000).
II.2. Beslenme Alışkanlıklarının Vücut Algısı ile İlişkisi
Vücut algısı, tarih boyunca süregeldiği gibi günümüzde de standart beğenilerin oluşması sonucu önemli bir kavram olmuştur. Fiziki görünüşe verilen önem, çoğunlukla kitle iletişim araçları kullanılarak, tüm toplumlara, böylece her bir bireye aktarılmış, bireyler ortak bir beğeniye ve bunun gerekliliğine koşullandırılmışlardır. Özellikle Batı toplumunda güzellik kavramı bireyin ağırlığı ve vücudunun şeklinin ideal olarak nitelendirilmiş forma uyması ile ilişkilendirilmektedir (Jones ve ark., 2001; Attie ve Brooks-Gunn, 1992; Levine ve Smolak, 1992).
İdeal olarak nitelendirilen bu forma uyma isteğinin sonucu olarak bir çok kişi diyetler, egzersizler uygulamakta ve tüm dünyada yazılı - görsel basın tarafından ince olmak özendirilmekte, beslenme alışkanlıkları değişmekte, yeme davranışlarında bozukluklar giderek artmaktadır (Ressler, 1998).
Çok yakın bir zamana kadar sadece orta sınıftan beyaz kadınlarda görüldüğüne inanılan yeme bozuklukları tüm sosyal sınıflarda ve tüm ülkelerde artış göstermektedir. Anoreksia Nervoza prevalansı %0.5-1, Bulimia Nervoza prevalans›
%2 iken, Atipik Yeme Bozukluklar› %10-34 oranında görülmektedir (Abraham ve
10
Llewellyn-Jones 1997). Yeme bozukluğunun nasıl başladığı ve ne şekil alacağı kişiye göre değişmekle birlikte tümünün kendi vücut algılarında yanılsama yaşadıklarından söz etmek mümkündür (Ergin, 2000).
Yeme bozukluklarında kişinin yeme tutumu, beden algısı bozulmaktadır.
Yeme bozukluğu olan kişiler bedenini olduğundan şişman ve şekilsiz bulma, çok kısıtlı gıda alımı, yemeklerin ardından kusma veya aşırı egzersiz yapma gibi belirtiler sergileyebilirler. Atipik yeme bozukluğu olan kadınlar yeme tutumlarındaki bozukluğun farkındadırlar. Zihinleri sürekli beden şekilleri ve yiyeceklerle ilişkili düşüncelerle meşguldür. Yeme bozukluklarının günlük yaşamlarını etkilediğini bilirler (Başterzi ve ark., 2003).
Bedenin gelişmesi, büyümesi ve değişmesi diğer insanlar ve çevreyle olan ilişkiler sonucu belirleneceğinden yakınların çocuğun bedenine ve fiziksel özelliklerine karşı tutumu çok önemlidir. Gençlik dönemi bu değişme ve düzenlemelerin yoğun olarak yaşandığı bir dönemdir. Ergen bu dönemde kendisini başkalarıyla karşılaştırır ve başkalarının görüşlerine değer verir. Ancak bedensel değişimlerle nasıl baş edeceği konusunda güçlükler yaşar. Bu dönemde yakınların ilgi ve desteğinin yanısıra gencin bedeninde ortaya çıkan değişiklikler konusunda bilgilendirilmesi de gerekmektedir.
Bireyin beden algısının gelişiminde bedenle ilgili eski ve yeni tüm duygu, tutum ve algıları kadar, başkalarının ya da başkasının bakış açısı da önem taşır. Bu algı, zaman içerisinde değişikliğe uğrayabilir, sosyokültürel değerler beden algısına yansıtılabilir ve beden algısı kişinin gerçek yapısıyla uyumlu olabileceği gibi
11
uyumsuz da olabilir. Örneğin zayıf olduğu halde kendisini olduğundan daha kilolu olarak gören ya da vücudunda herhangi bir ciddi kusur olmadığı halde yine de kendini kusurlu bulup beğenmeyen kişiler vardır. Hemen herkesin beden parçalarına ve onların işlevlerine verdiği anlam ve değer farklıdır. Bu nedenle de bireyin kendi beden imgesi kavramıyla başkalarının onun bedeniyle ilgili değerlendirmeleri farklı olabilir. Yeme tutumlarında bozukluklar olan bireyler, gerçekçi bir vücut imajına sahip değildirler. Bu bireyler kilo durumlarını gerçekçi bir yaklaşımla değerlendiremezler ve İdeal kilo – boy ilişkisini kuramazlar (Waller et al., 1993;
Garrett, 1996; Curtis, 2000, Aslan; 2004).
Yapılan çok sayıdaki araştırma, sağlıklı kadınların yaklaşık %30’unun en az bir kez yeme tutumunda bozukluk yaşadığını göstermektedir. 18 yaşın üstündeki kadınların %3’ü beden şekillerinde bir problem olduğunu düşünmektedirler ve bu kadınlar kilolarını ve beden şekillerini kontrol etmek için tehlikeli yöntemler benimseyebilirler (Abraham ve Llewellyn-Jones, 1997).
Vücut ağırlığının değerlendirilmesi enerji yönünden yeterli beslenmenin en geçerli göstergesidir. Sağlıklı ve düzenli beslenen bireylerin boy uzunlukları ve vücut ağırlıkları arasında uyum bulunmaktadır. Boy uzunluğuna göre olması gereken vücut ağırlığına ideal vücut ağırlığı denilmektedir. İdeal vücut ağırlığı değerini saptamada çeşitli yöntemler ve indeksler kullanılmaktadır. Bunlardan son yıllarda Dünya Sağlık Örgütü tarafından önerilen BKİ – beden kitle indeksi (BMI - body mass index) sıklıkla kullanılan yöntemdir (Köksal,1995).
12
BKİ’de, bireyin şişmanlık – normallik- zayıflık ayrımın yapılmaktadır. BKİ, kilo olarak ağırlığın, metre cinsinden boy uzunluğunun karesine bölünmesiyle elde edilir. Örneğin boyu 1.70 m ve kilosu 60 kg olan birinin BKİ'si, 60/1.702'den 20.76’dır. BKİ’de kadınlar için 18 – 25, erkekler için is 22 – 28 normal sınır olarak kabul edilir. Yani, BKİ’si 18’in altında olan bir kadın zayıf, 25’in üstünde olansa şişmandır. Erkekler için ise 22’nin altı zayıf, 28’in üstü şişman olarak değerlendirilir (Hovardaoğlu, 1996).
Beslenme alışkanlıklarındaki bozuklukların, vücut algısına yönelik olumsuz sonuçlarının yanısıra stres düzeyini de istenmeyen yönde etkilediği bilinmektedir.
Bir sonraki bölümde, stres ile beslenme alışkanlıkları arasındaki ilişkiye değinilecektir.
I.3. Beslenme Alışkanlıklarının Stres ile İlişkisi
Stres kavramı, Latince’de "estrica", eski Fransızca’da "estrece"
sözcüklerinden gelmektedir. Kavram 17. yüzyılda felaket, bela, musibet, dert, elem anlamlarında kullanılmıştır. Daha sonra 18. ve 19. Yüz yıllarda kavramın anlamı değişmiş; güç, baskı, zor gibi anlamlarda objelere, kişiye, organa veya ruhsal yapıya yönelik olarak kullanılmıştır (Baltaş ve Baltaş, 1990).
Kavramı ilk kez ortaya atan Selye (1977); stresi organizmanın her türlü değişmeye karşı özel olmayan (yaygın) tepkisi olarak tanımlamıştır. Yazara göre
13
stres, bir algılama olayıdır, çok fazla seçenek ve birden fazla seçme olanağı olması nedeniyle, insanın üzerine yüklenen aşırı taleplerdir. Selye’nin çok yaygın olarak benimsenen bu tanımına göre stres, "memnuniyet verici olup olmadığına bakılmaksızın her türlü isteme bedenin uyum sağlamak için gösterdiği yaygın tepkisidir".
Stres, bedenin her türlü stres yapıcı etkiye olan tepkisidir ya da insanın dengesini bozan her şeydir. Başka bir deyişle stres, insan bünyesinin termostatını devre dışı bırakan bir unsurdur, insanı dengesizliğe iter (Reiser, 1974). Bir başka tanıma göre stres, bireyin içinde bulunduğu ortam ve iş koşullarının onu etkilemesi sonucunda vücudunda özel biyo-kimyasal salgıların oluşarak, söz konusu koşullara uyum için düşünsel ve bedensel olarak harekete geçmesi durumudur (Eren, 1998).
Stres bireyler üzerine etki yapan ve onların davranışlarını, iş verimini, başka insanlarla ilişkilerini etkileyen bir kavramdır. Stres durup dururken ya da kendiliğinden oluşmaz, insanın içinde bulunduğu ya da hayatını sürdürdüğü ortam veya çevrede meydana gelen değişimlerin insanı etkilemesi sonucu ortaya çıkar (Eren, 1998).
Stres, insanlık tarihi boyunca hayatın vazgeçilmez bir gerçeği olarak karşımıza çıkmakla birlikte, içinde bulunduğumuz yüz yılda sanayileşme ve büyük şehirlere göç nedeniyle değişen sosyal yaşamda kendisinden daha çok bahsettirmektedir (Yıldız, 2000). Günümüzde insanların mutsuz bir yaşam sürmelerine neden olan etkenlerin başında stres gelmektedir. Stres mutsuzluk yarattığı kadar insanların sağlığını da tehlikeye atmakta, aile yaşamında ve kendi iç
14
dünyasında huzursuzluk, tükenmişlik ve bıkkınlık yaşamalarına neden olmaktadır (Artan, 1986). Stresle ilgili çalışmaların oldukça yaygınlaşmasına karşılık, gerçekte stresle yaşama ve stres deneyimi, yeni bir olay ya da olgu değildir. Çünkü kişilerde, gerilim yaratan olaylar daima bulunmakta olup insanlar, eski çağlardan beri gerilim yaratan pek çok olayla karşı karşıya kalmıştır ve kalmaktadırlar. Özellikle günümüzdeki hızlı değişme teknolojik, sosyal, politik ve ekonomik konularda pek çok yeni, bilinmeyen ve çözümü güç sorunlar ortaya çıkarmıştır (Artan, 1986).
İnsanın sağlıklı olması, değişiklikler karşısında dengesini koruyabilmesi, kendisini geliştirebilmesi ve gerektiğinde harekete geçebilmesi demektir. Bu nedenle, tüm canlılar gibi insanlar da hayatta kalabilmek için, sürekli olarak değişen şartlara uyum göstermeye çalışırlar. Bireylerin uyum sağlamak zorunda olduğu değişiklikler kendi bedenlerinden kaynaklanabileceği gibi çevrelerinden de kaynaklanabilmektedir. Bu zorlanmanın uzun süre devam etmesi ciddi fiziksel ve psikolojik sağlık sorunlarına neden olabilmekte, bireyler stres içine girebilmektedir Günümüzde kişinin işinde veya özel yaşamında stresin nereden kaynaklandığını, stres yapıcıların neler olduğu, stresin ne gibi etkiler yaptığı, başka bir deyişle araçlarının neler olduğu ve kişiyi ne gibi psikolojik ve fizyolojik rahatsızlıklara ve hastalıklara sürüklediği, bununla baş etmek için gerek kişinin, gerek sosyal çevrenin ve örgütün ne gibi önlemler alıp, uygulayacağı konuları son derece önem kazanmıştır.
15
Holmes ve Rahe stres kaynaklarına ilişkin sınıflandırmalarında beslenme alışkanlıklarındaki değişmeleri başlı başına stres kaynağı olarak belirtmektedirler (Akt: Store, 1992).
Kişiler, yaşantılarında karşılaştıkları olumsuz durumlara farklı tepkiler vermektedir. Çoğu kişi üzgün olduğumuzda ya da canı sıkıldığında kendini rahatlatmak için yemek yemektedir. Yeme bozukluğu olan pek çok kişide depresif belirtiler gözlenir. Kontrolsüz ve aşırı düzeyde yemeğe başlamanızın nedenleri arasında hissedilen mutsuzlukla başa çıkmaya, yaşanan stres düzeyini azaltmaya yönelik çabalar yer almaktadır. Ancak yemenin sonunda ortaya çıkan "şişmiş olma"
hissi, yeme bozukluğu olan bireylerde duyulan mutsuzluğu arttırmakta ve yaşanılan suçluluk duygusu ile kusma vb. istenilmeyen davranışlarla son bulmaktadır (Heebink ve ark., 1995, Ressler, 1998; Ergin, 2005).
Stres kavramının, çevresel olayların algılanması, değerlendirilmesi ve tepkide bulunulması aşamalarında gündeme geldiğini ileri süren stres konulu çeşitli modeller bulunmaktadır. Kişiyi benlik ve vücut gibi çeşitli algı boyutlarında etkileyen beslenme alışkanlıklarının, kişinin stres belirtilerinin düzeyi ile de ilişkili olacağı açıktır.
16 I.5. Araştırmanın Amacı
Gençlik, fiziksel sorunların yanısıra sosyal ve psikolojik sorunların da yaşandığı bir dönemdir. Bu döneme ilişkin sorunlar ve yaygınlıkları ülkeden ülkeye değişmektedir. Ülkemiz nüfusunun yaklaşık 3/10’unu 12 - 25 yaş grubunun oluşturduğu göz önüne alındığında, sosyal, kültürel vb. pek çok sorunun büyük bir kitleyi etkilediği görülmektedir (Köknel, 1981; Canat, 1998). Bu kitlenin büyük bir kısmını üniversite öğrencileri oluşturmaktadır. Söz konusu grupta, yeme bozukluklarının yüksek oranda görüldüğü ve özellikle kızlar arasında öne çıktığı bilinmektedir. Yeme bozukluklarının, vücut ve benlik algılarındaki sorunlar ile stres düzeyinde yükselme gibi olumsuz sonuçları da beraberinde getirdiği ve böylece çerçevenin genişlediği görülmektedir. Böylece, özellikle genç kitlenin yeme bozukluklarına ilişkin çalışmaların yürütülmesi, toplumdaki başlıca sorunlardan birinin çözülmesi yönünde etkili olacaktır.
Bu araştırmada, beslenme eğitimi alan ve almayan kız ve erkek üniversite öğrencilerinden aile / akraba yanında veya yurtta / evde kalanların benlik algılarının, vücut algılarının, beslenme alışkanlıklarının ve stres belirtilerinin anlamlı farklılık gösterip göstermediğini araştırılması amaçlanmaktadır.
Araştırmanın diğer bir amacı da; üniversite öğrencilerinin benlik algıları, vücut algıları, beslenme alışkanlıkları ve stres belirtileri ile BKİ puanları arasındaki ilişkinin belirlenmesidir.
17 Amaçlar aşağıdaki şekilde ifade edilebilir:
1- Beslenme eğitimi alan ve almayan üniversite öğrencilerinin benlik saygısı, vücut algısı, beslenme alışkanlıkları ve stres belirtileri arasında fark var mıdır?
2- Üniversite öğrencilerinin benlik saygısı, vücut algısı, beslenme alışkanlıkları ve stres belirtileri, cinsiyete göre fark göstermekte midir?
3- Üniversite öğrencilerinin benlik saygısı, vücut algısı, beslenme alışkanlıkları ve stres belirtileri, aile – akraba yanında ve ya yurtta- evde kalmaya göre fark göstermekte midir?
4- Üniversite öğrencilerinin benlik algıları, vücut algıları, beslenme alışkanlıkları ve stres belirtileri ile BKİ puanları arasındaki ilişki var mıdır?
18
BÖLÜM II
YÖNTEM
Bu araştırmada, beslenme eğitimi alan ve almayan üniversite öğrencilerinin benlik saygısı, vücut algısı, beslenme alışkanlıkları ve stres belirtileri açısından farklılık gösterip göstermedikleri incelenmiştir.
Araştırmada, aile / akraba yanında ve yurtta / evde kalan kız ve erkek üniversite öğrencilerinin, benlik saygısı, vücut algısı, beslenme alışkanlıkları ve stres belirtileri açısından farklılık gösterip göstermediklerinin karşılaştırılması yapılmıştır.
Bu araştırmada incelenen diğer bir konu da; üniversite öğrencilerinin benlik algılarının, vücut algılarının, beslenme alışkanlıklarının ve stres belirtilerinin ile BKİ puanları arasındaki ilişkili olup olmadığıdır.
II.1. Katılımcılar
Araştırmaya Ankara, Hacettepe, Gazi ve Orta Doğu Teknik Üniversitesi öğrencilerinden 320 denek katılmıştır. Denekler cinsiyetlerine, bölümlerine (beslenme eğitimi verilen bölümlerde okuyanlar / beslenme eğitimi verilmeyen bölümlerde okuyanlar. Bu iki grubun adı artık beslenme eğitimi alanlar / beslenme eğitimi almayanlar olarak geçecektir.) ve kaldıkları yere (aile – akraba yanında
19
kalanlar / yurtta – evde kalanlar) göre seçkisiz olarak belirlenmiştir. Deneklerin yaşları 18-24 arasında değişmektedir. Kız öğrencilerin yaş ortalaması 22,58 (s=2,23), erkek öğrencilerin yaş ortalaması 23,05 (s=2,23)’tir.
II.2. Veri Toplama Araçları
Araştırmaya veri toplamak amacıyla, katılımcılara Üniversite Öğrencileri için Benlik Algısı Ölçeği (BAÖ), Vücut Algısı Ölçeği, Beslenme Alışkanlıkları Ölçeği ve Stres Belirtileri Ölçeği (SBÖ)’nin bulunduğu bir anket formu kullanılmıştır. Anket formunda ayrıca, bireylerin tanımlayıcı bilgilerini belirlemeye yönelik sorular yer almaktadır.
II.2.1. Üniversite Öğrencileri İçin Benlik Algısı Ölçeği
Bu ölçek, 17-23 yaşları arasındaki üniversite öğrencilerine yönelik olarak Neeman ve Harter (1988) tarafından geliştirilmiştir. Ölçek, benlik algısının çeşitli alanlarını değerlendiren dört dereceli Likert tipi bir ölçme aracıdır. Ölçek, akademik yeterlik, sosyal onay, atletik yeterlik, fiziksel görünüm, yakın arkadaşlıklar, romantik ilişkiler, mesleki yeterlik, yaratıcılık, ana-babayla ilişkiler, mizah anlayışı, ahlaki standartlar, zihinsel yetenek ve bütünsel özdeğer olmak üzere toplam 13 boyut ve 54 maddeden oluşmaktadır. Altı madde içeren bütünsel özdeğer boyutu dışında tüm boyutlar dört madde içermektedir. Aşağıda, ölçeğin alt boyutlarının isimleri, tanımları, madde örnekleri ve ilgili madde numaraları verilmiştir.
20
a) Akademik Yeterlik: Bu alt boyut, bireyin kendisini akademik açıdan ne derece yeterli gördüğünü ölçmeyi amaçlamaktadır. İlgili boyutta “Bazı öğrenciler derslerini başaracaklarına inanırlar oysa bazıları da bu konuda kendilerine pek güvenmezler” gibi ifadeler bulunmaktadır. Ölçekte yer alan 3, 16, 29 ve 42.
maddeler bu alt boyuta aittir.
b) Sosyal Onay: Bireyin sosyal onay yönünden kendini ne durumda gördüğünü ölçmeyi amaçlamaktadır. Bu boyutta “Bazı öğrenciler sosyal ilişki kurmada kendilerini becerikli görmezler oysa bazıları da sosyal ilişki kurmada kendilerini becerikli görürler” gibi ifadeler bulunmaktadır. Ölçekte yer alan 4, 17, 30 ve 43. maddeler bu alt boyuta aittir.
c) Atletik Yeterlik: Bireyin kendisini atletik açıdan ne derece yeterli gördüğünü ölçmeyi amaçlamaktadır. Bu alt boyutta “Bazı öğrenciler daha önce hiç denemedikleri herhangi bir spor faaliyetini başarabileceklerini düşünürler oysa bazıları da daha önce hiç denemedikleri hiçbir spor faaliyetinde başarılı olamamaktan korkarlar” gibi ifadeler bulunmaktadır. Ölçekte yer alan 13, 26, 39 ve 52. maddeler bu alt boyuta aittir.
d) Fiziksel Görünüm: Bu alt boyut, bireyin fiziksel görünümünden ne derece hoşnut olduğunu ölçmeyi amaçlamaktadır. İlgili alt boyutta “Bazı öğrenciler görünüşlerinden memnundurlar oysa bazıları da görünüşlerinden memnun değildirler” gibi ifadeler bulunmaktadır. Ölçekte yer alan 5, 18, 31 ve 44. maddeler bu alt boyuta aittir.
21
e) Yakın Arkadaşlıklar: Bireyin arkadaşlarıyla ne kadar yakın olduğunu ölçmeyi amaçlamaktadır. Bu boyutta “Bazı öğrenciler birçok şeyi paylaşabileceği yakın bir arkadaşları olmadığı için epey yalnızlık çekerler oysa bazıları da birçok şeyi paylaşabilecekleri yakın bir arkadaşları olduğu için pek yalnızlık çekmezler”
gibi ifadeler bulunmaktadır. Ölçekte yer alan 7, 20, 33 ve 46. maddeler bu alt boyuta aittir.
f) Romantik İlişkiler: Bu alt boyut, bireyin kendisini karşı cinsin yanında ne kadar rahat hissettiğini ve karşı cinsle ne kadar romantik ilişki kurabildiğini ölçmeyi amaçlamaktadır. İlgili boyutta “Bazı öğrenciler karşı cinsten hoşlandıkları kişilerin kendilerine ilgi duyacaklarını düşünürler oysa bazıları da karşı cinsten hoşlandıkları kişilerin kendilerine ilgi duyup duymayacaklarından emin değildirler” gibi ifadeler bulunmaktadır. Ölçekte yer alan 10, 23, 36 ve 50. maddeler bu alt boyutu ölçmeyi amaçlamaktadır.
g) Mesleki Yeterlik: Bireyin kendisini mesleki açıdan ne derece yeterli gördüğünü ölçmeyi amaçlamaktadır. Bu boyutta “Bazı öğrenciler çalıştıkları işlerde yaptıklarından pek gurur duymazlar oysa bazıları da çalıştıkları işlerde yaptıklarından çok gurur duyarlar” gibi ifadeler bulunmaktadır. Ölçekte yer alan 2, 15, 28 ve 41. maddeler bu alt boyuta aittir.
h) Yaratıcılık: Bireyin kendisini ne derece yaratıcı algıladığını ölçmeyi amaçlamaktadır. İlgili boyutta “Bazı öğrenciler en az diğer öğrenciler kadar hatta onlardan daha yaratıcı olduklarını düşünürler oysa bazıları da diğer öğrenciler kadar
22
yaratıcı olup olmadıklarından kuşku duyarlar” gibi ifadeler bulunmaktadır. Ölçekte yer alan 12, 25, 38 ve 52. maddeler bu alt boyuta aittir.
ı) Ana-Babayla İlişkiler: bireyin ana-babasının yanında kendini ne kadar rahat ve güvenli hissettiğini, onlarla ne derece iyi anlaştığını ölçektedir. Bu alt boyutta
“Bazı öğrenciler ana-babaları ile birlikteyken kendi davranışlarından hoşnutturlar oysa bazıları da ana-babaları ile birlikteyken daha farklı davranmayı isterler” gibi ifadeler bulunmaktadır. Ölçekte yer alan 6, 19, 32 ve 45. maddeler bu alt boyuta aittir.
i) Mizah Anlayışı: Bu alt boyut, bireyin arkadaşlarıyla şakalaşma yeteneğini ölçmektedir. İlgili alt boyutta “Bazı öğrenciler sonradan çok komik gelen bir şey yaptıkları zaman kendilerine gülmekte güçlük çekerler oysa bazıları da sonradan çok komik gelen aptalca bir şey yaptıkları zaman yaptıkları zaman kendilerine kolayca gülebilirler” gibi ifadeler bulunmaktadır. Ölçekte yer alan 11, 24, 37 ve 51. maddeler bu alt boyuta aittir.
j) Ahlaki Standartlar: Bireyin davranışlarının ahlaki açıdan uygunluğuna ilişkin algılarını ölçmeyi amaçlamaktadır. Bu alt boyutta “Bazı öğrenciler çoğu kez davranışlarının ahlaki yönünü sorgularlar oysa bazıları da davranışlarını genellikle ahlaki yönden doğru bulurlar” gibi ifadeler bulunmaktadır. Ölçekte yer alan 9, 22, 35 ve 49. maddeler bu alt boyuta aittir.
23
k) Zihinsel Yetenek: Bireyin kendini zihinsel açıdan ne derece yeterli bulduğunu ölçmeyi amaçlamaktadır. Bu alt boyutta “Bazı öğrenciler en az diğer öğrenciler kadar akıllı yada onlardan daha akıllı olduklarını düşünürler oysa bazıları da diğer öğrenciler kadar akıllı olup olmadıklarından pek emin değildirler” gibi ifadeler bulunmaktadır. Ölçekte yer alan 8, 21, 34 ve 48. maddeler bu alt boyuta aittir.
l) Bütünsel Özdeğer: bu alt boyut, bireyin özdeğer algılarını ölçmeyi amaçlamaktadır. İlgili alt boyutta “Bazı öğrenciler kendileri gibi biri olmaktan hoşnutturlar oysa bazıları da farklı olmayı isterler” gibi ifadeler bulunmaktadır.
Ölçekte yer alan 1, 14, 27, 40 47 ve 54. maddeler bu alt boyuta aittir.
Ölçekte en olumlu ifade 4 puan, en olumsuz ifade ise 1 puan almaktadır.
Buna göre, bütünsel özdeğer boyutu için alınabilecek en düşük toplam puan 6, en yüksek toplam puan 24, diğer boyutlar için en düşük toplam puan 4, en yüksek toplam puan 16’dır. Ölçeğin ABD’de yapılan güvenirlik çalışmasında, her alt ölçeğin iç tutarlılığı, Cronbach Alpha katsayısı hesaplanarak belirlenmiştir. Buna göre ölçeğin güvenirlik katsayıları akademik yeterlik alt ölçeği için .84, sosyal onay alt ölçeği için .80, atletik yeterlik alt ölçeği için .92, fiziksel görünüm alt ölçeği için .85, yakın arkadaşlıklar alt ölçeği için .82, romantik ilişkiler alt ölçeği için .88, mesleki yeterlik alt ölçeği için .76, yaratıcılık alt ölçeği için .89, ana-babayla ilişkiler alt ölçeği için .88, mizah anlayışı alt ölçeği için 80, ahlaki standartlar alt ölçeği için .86, zihinsel yetenek alt ölçeği için .86 olarak belirlenmiştir.
24
Ölçeğin Türkiye’de geçerlik ve güvenirlik çalışması Güvenç (1996) tarafından yapılmıştır. Tüm ölçeğin test-tekrar test güvenirlik katsayısı .87, Cronbach Alpha iç tutarlılık katsayısı .94 olarak hesaplanmıştır.
II.2.2. Vücut Algısı Ölçeği
Orijinal adı Body-Cathexis Scale (BCS) olan ölçek, 1953 yılında Secard ve Jurard tarafından geliştirilmiş, Kişinin 40 ayrı vücut bölümünden ya da işlevinden memnuniyetini belirleyen bir ölçektir. Secard ve Jourard, kişinin bedeninden sağladığı doyumun benlik kavramı ile ilişkili olduğu düşüncesinden hareketle geliştirdikleri hipotezlerin test edilmesi sonucunda, ölçeklerini iki bölümden oluşturmuşlardır. Orijinal ölçeğin ilk bölümü beden bölümleri ve işlevlerini içeren 46 maddeden oluşmaktadır. Ölçeğin ikinci bölümü benlik ile ilgilidir ve benliğin çeşitli yönlerini (kişilik, kendine güven, ahlak vb.) içeren 55 madde içermektedir (Uğur, 1996). Ölçeğin ülkemizde kullanılan formu, 40 maddeden oluşan beş dereceli Likert tipi bir ölçme aracıdır (1= Oldukça beğeniyorum, 2= Oldukça beğeniyorum, 3=
Kararsızım, 4= Pek beğenmiyorum, 5= Hiç beğenmiyorum). En olumlu ifade 1 puan, en olumsuz ifade ise 5 puan almaktadır. Buna göre, alınabilecek en düşük toplam puan 40, en yüksek toplam puan 200’dür. Ölçekten alınan toplam puanın artması, kişinin vücut bölümlerinden ya da işlevinden duyduğu memnuniyetin azalmasını, puanın azalması ise memnuniyetin artmasını belirtmektedir.
25
Ölçeğin geçerlik ve güvenirlik çalışmaları, 56 kız ve 70 erkek üniversite öğrencisi ile yapılmıştır. Güvenirlik çalışmasında; beden bölümleri ve işlevlerini ile benliğe ilişkin bölümlerden elde edilen puanlar arasındaki inter korelasyon kızlar için r=.66, erkekler için r=.58 olarak bulunmuştur. Testin iki yarım güvenirliği beden doyumu için r=.81, benlik için r=90 olarak elde edilmiştir. Geçerlik çalışması sonucunda; Maslow Psikolojik Güvenlik – Güvensizlik Testi ile beden doyumu korelasyonu r=-.32, benlik puanları ile korelasyonu r= -.52 olarak belirlenmiştir.
Böylece, düşük doyum puanlarının güvensizlikle birleştiği belirlenmiştir (Uğur, 1996).
Ölçek, 1986 yılında Hovardaoğlu tarafından Türkçe’ye çevrilmiş ve üniversite öğrencileri üzerinde yapılan çalışmada iki yarım güvenirliği .75, madde test korelasyonları r=.45 ile r= .89 arasında ve Cronbach Alfa katsayısı r=.91 olarak belirlenmiştir (Hovardaoğlu, 1992).
II.2.3. Beslenme Alışkanlıkları Ölçeği
Orijinal adı Survey of Eating Habits olan ölçek, Byrne ve Kolley (1981) tarafından geliştirilmiştir. Ölçek, şişmanlığa karşı önyargılar, şişmanlığın getirdiği olumlu ve olumsuz düşünceler, şişmanlığa karşı kendilik algıları ve yemek yeme davranışları olmak üzere 4 boyut ve 65 maddeden oluşan beş dereceli bir ölçme aracıdır (1= Tamamıyla karşıyım, 2= Çoğunlukla karşıyım, 3= Kararsızım, 4=
Çoğunlukla Katılıyorum, 5= Tamamıyla katılıyorum). Ölçekten alınabilecek en
26
düşük toplam puan 65, en yüksek toplam puan 325’tir. Tüm ölçeğin Cronbach Alpha iç tutarlılık katsayısı .73 olarak belirlenmiştir. Aşağıda, ölçeğin alt boyutlarının isimleri, tanımları, madde örnekleri ve ilgili madde numaraları verilmiştir.
a) Şişmanlığa Karşı Önyargılar: Bireyin şişmanlığa karşı önyargılarını ölçmeyi amaçlayan bu alt boyutta “Şişmanlar rahatına düşkün insanlardır” gibi ifadeler bulunmaktadır. Ölçekte yer alan 32, 38, 39, 40, 42, 43, 44, 45, 46, 47, 57 ve 59. maddeler ilgili alt boyuta aittir.
b) Şişmanlığın Getirdiği Olumlu ve Olumsuz Düşünceler: Bireyin şişmanlığın getirdiği olumlu ve olumsuz düşüncelere ilişkin tutumunu ölçmeyi amaçlayan alt boyutta “Şişman olmakta bir sakınca görmüyorum” gibi ifadeler bulunmaktadır.
Ölçekte yer alan 15, 18, 19, 20, 23, 28, 29, 31, 41, 48, 50, 54, 56, 58, 60 ve 65.
maddeler ilgili alt boyuta aittir.
c) Şişmanlığa Karşı Kendilik Algıları: Bireyin şişmanlığa karşı kendilik algılarını ölçmeyi amaçlayan bu alt boyutta “Yemek yemek benim için bir zevktir”
gibi ifadeler bulunmaktadır. Ölçekte yer alan 2, 13, 14, 16, 24, 35 ve 37. maddeler ilgili alt boyuta aittir.
d) Yemek Yeme Davranışları: Bireyin yemek yeme davranışlarını ölçmeyi amaçlayan alt boyutta “Pek çok yemeği severim” gibi ifadeler bulunmaktadır.
Ölçekte yer alan 3, 4, 6, 8, 9, 10, 11, 12 ve 63. maddeler ilgili alt boyuta aittir.
27 II.2.4. Stres Belirtileri Ölçeği
Bu ölçek, stres durumundaki belirtilerin saptanması amacıyla 1992 yılında DasGupta tarafından geliştirilmiştir. Ölçek, 38 maddeden oluşan dört dereceli Likert tipi bir ölçme aracıdır (1= Hiç, 2= Ara sıra, 3=Sık sık, 4= Sürekli). Hovardaoğlu (1997) tarafından yapılan faktör analizi sonucunda ölçeğin; bilişsel-duyusal, fizyolojik ve ağrı yakınma olmak üzere 3 faktörden oluştuğu belirlenmiştir. Aşağıda, ölçeğin alt boyutlarının isimleri, tanımları, madde örnekleri ilgili madde numaraları verilmiştir.
a) Bilişsel-Duyusal Yakınma: Bireyin son bir hafta içinde ne sıklıkta bilişsel- duyusal yakınmaları olduğunu belirlemeyi amaçlamaktadır. Bu alt boyutta “sıkıntı verici düşünceler, iletişim kurma güçlüğü, kızgınlık duyguları” gibi maddeler bulunmaktadır. Ölçekte yer alan 2, 8, 9, 14, 15, 16, 20, 23, 28, 33, 34, 35, 36, 37 ve 38. maddeler ilgili alt boyuta aittir.
b) Fizyolojik Yakınma: Bu alt boyut, son bir hafta içinde yaşanan fizyolojik yakınmaların belirlenmesini amaçlamaktadır. İlgili alt boyutta “yüksek tansiyon, ishal, boyun ve sırt ağrıları” gibi maddeler yer bulunmaktadır. Ölçekte yer alan 3, 7, 10, 11, 12, 13, 17, 19, 24, 26 ve 27. maddeler bu alt boyuta aittir.
c) Ağrı Yakınma: Bireyin son bir hafta içinde yaşadığı ağrı yakınmalarının belirlenmesini amaçlamaktadır. Bu alt boyutta “şiddetli baş ağrıları, boyun ve sırt ağrısı, mide ağrısı” gibi maddeler bulunmaktadır. Ölçekte yer alan 1, 5, 18, 21, 25, 29, 30 ve 32. maddeler bu alt boyuta aittir.
28
Katılımcıların, son bir hafta içinde her bir belirtinin kendilerinde ne sıklıkla ortaya çıktığını belirlemeyi amaçlayan ölçekte en olumlu ifade 1 puan, en olumsuz ifade ise 4 puan almaktadır. Buna göre, alınabilecek en düşük toplam puan 38, en yüksek toplam puan 152’dir. Puanlardaki artış, belirtilerin görülme sıklığının arttığı anlamına gelmektedir.
Hovardaoğlu (1997) ölçeğin geçerlik ve güvenirlik çalışmalarını, 14-16 yaş arasında 147’si kız, 106’sı erkek olmak üzere toplam 253 kişi ile gerçekleştirmiştir.
Ölçeğin iki yarım test güvenirliğinin tüm faktörler için .62 - .73 arasında değiştiği bildirilmiştir.
II.3. İşlem
Katılımcılar cinsiyetlerine, bölümlerine ve kaldıkları yere göre 18-24 yaş üniversite öğrencileri arasından seçkisiz olarak belirlenmiştir. Gönüllü olarak katılan 320 katılımcıya, anketin uygulanma amacına ve nasıl yanıtlanacağına ilişkin açıklamalar yapılmış, anketteki bilgilerin gizliliğine özen gösterileceği belirtilmiştir.
Tanımlayıcı bilgilerine ilişkin sorular ile Üniversite Öğrencileri için Benlik Algısı Ölçeği (BAÖ), Vücut Algısı Ölçeği, Beslenme Alışkanlıkları Ölçeği ve Stres Belirtileri Ölçeği (SBÖ)’ni içeren bir anket formu uygulanmıştır. Katılımcıların ölçekleri cevaplandırmaları 30 – 40 dakika sürmüştür.
Katılımcıların devam ettikleri üniversitelerine ve sınıflarına ilişkin genel bilgiler Ek-1’de sunulmuştur.
29
BÖLÜM III
BULGULAR
Araştırmada, üniversite öğrencilerin beslenme alışkanlıklarının, benlik algılarının, vücut algılarının ve stres belirtilerinin, üniversite öğrencilerinin cinsiyetlerine, beslenme eğitimi alıp almamalarına ve aile – akraba yanında veya yurtta - evde kalma durumlarına göre farklılık gösterip göstermediği amaçlanmıştır.
Araştırmanın diğer bir amacı da; üniversite öğrencilerinin benlik algıların, vücut algıların, beslenme alışkanlıkların ve stres belirtilerin ile BKİ puanları arasındaki ilişkinin belirlenmesidir.
Bu bölümde, amaçlar doğrultusunda elde edilen verilere uygulanan varyans analizi ve aşamalı türde çoklu regrasyon analizi sonuçları bulunmaktadır. Analiz sonucunda elde edilen bulgular, alt başlıklar halinde belirtilmiştir.
III.1. Benlik Algısı Ölçeğine İlişkin Bulgular
Bu bölümde katılımcıların Benlik Algısı Ölçeğine ilişkin bulgularına yer verilmiştir. Benlik Algısı Ölçeğine ilişkin ortalamalar arasında anlamlı farklar olup olmadığının belirlenmesi amacıyla, akademik yeterlik, sosyal onay, atletik yeterlik, fiziksel görünüm, yakın arkadaşlıklar, romantik ilişkiler, mesleki yeterlik, yaratıcılık,
30
ana-babayla ilişkiler, mizah anlayışı, ahlaki standartlar, zihinsel yetenek ve bütünsel özdeğer alt ölçeklerinden alınan puanların her birine ayrı ayrı 2 (cinsiyet; kız / erkek) x 2 (yaşanılan yer; aile-akraba yanında / yurtta-evde kalma) x 2 (bölüm; beslenme eğitimi alma / almama) desenine uygun varyans analizi uygulanmıştır.
Üniversite öğrencilerinin cinsiyet, yaşanılan yer ve bölümlerine göre Akademik Yeterlik alt ölçeğinden aldıkları ortalamalar ve standart sapmalar (parantez içinde verilmiştir) Çizelge III.1.1’de gösterilmiştir.
Çizelge III.1.1 BAÖ’nün Akademik Yeterlik alt ölçeğine ilişkin ortalamalar ve standart sapmalar
Beslenme eğitimi
Almayan n= 40 Alan n= 40 Aile-akraba yanında
n= 80
11.87 (1.85)
11.02 (1.94) Kız
n= 160 Yurtta- evde n= 80
10.87 (2.07)
11.52 2.28) Aile-akraba yanında
n= 80
10.25 (1.98)
11.32 (1.16) Erkek
n= 160 Yurtta- evde n= 80
11.00 (1.70)
11.30 (1.63)
Benlik Algısı Ölçeğinin Akademik Yeterlik alt boyutuna uygulanan varyans analizi sonuçları Çizelge III.1.2’de verilmiştir.
31
Çizelge III.1.2. BAÖ’nün Akademik Yeterlik alt ölçeğine uygulanan varyans analizi sonuçları
A: Cinsiyet B: Yaşanılan yer C: Bölüm
*: p<.01
Çizelge III.1.2.’de görüldüğü gibi, BAÖ’nün Akademik Yeterlik alt ölçeğinden alınan puanlara uygulanan varyans analizi sonucunda, cinsiyet, yer ve bölüm üçlü ortak etkisi anlamlı çıkmıştır (F312=7.48; p<.01). Cinsiyet x yer x bölüm ortak etkisini oluşturan ortalamalara ait grafikler Şekil III.1.1’de gösterilmiştir.
Kaynak Kareler Toplamı s.d. Ortalama Kare F
A 10.15 1 10.15 2.93
B .25 1 .25 .07
C 6.90 1 6.90 1.99
AB 7.50 1 7.50 2.17
AC 12.40 1 12.40 3.58
BC 2.62 1 2.62 .76
ABC 25.87 1 25.87 7.48*
Hata 1078.37 312 3.45
Toplam 1144.09 320
32 cinsiyet
kız erkek
12,0
11,5
11,0
10,5
10,0
yer
aile-akraba yurt-ev
yer
yurt-ev aile-akraba
yanýnda 12,0 11,8 11,6 11,4 11,2
11,0 10,8
bölüm
b. eðitimi almayan
b. eğitimi alan
Şekil III.1.1 Şekil III.1.2
Şekil III.1.1 ve Şekil III.1.2’de gösterilen cinsiyet x yer x bölüm ortak etkisinin kaynağı Tukey – HSD testi ile araştırılmıştır. Buna göre; beslenme eğitimi almayan ve aile – akraba yanında kalan kız öğrenciler (11.87), beslenme eğitimi almayan ve yurtta – evde kalan kız öğrencilere (10.87) göre akademik açıdan daha yeterli olduklarını düşünmektedirler (q1-312= 3.40, p<.05). Ayrıca; beslenme eğitimi alan ve aile- akraba yanında kalan erkek öğrenciler (11.32), beslenme eğitimi almayan ve aile – akraba yanında kalan erkek öğrencilere (10.25) göre kendilerini akademik açıdan daha yeterli bulmaktadırlar (q1-312= 3.65, p<.05).
Buna karşılık, akademik yeterlik yönünden cinsiyet, yaşanılan yer ve bölüm temel etkileriyle diğer ortak etkiler anlamlı bulunmamıştır.
Üniversite öğrencilerinin cinsiyet, yaşanılan yer ve bölümlerine göre Sosyal Onay alt ölçeğinden aldıkları ortalamalar ve standart sapmalar (parantez içinde verilmiştir) Çizelge III.1.3’te gösterilmiştir.
33
Çizelge III.1.3. BAÖ’nün Sosyal Onay alt ölçeğine ilişkin ortalamalar ve standart sapmalar
Beslenme eğitimi
Almayan n= 40 Alan n= 40 Aile-akraba yanında
n= 80
12.07 (2.75)
12.00 (2.70) Kız
n= 160 Yurtta- evde n= 80
11.850 (3.27)
13.05 (2.30) Aile-akraba yanında
n= 80
11.97 (2.76)
12.02 (2.39) Erkek
n= 160 Yurtta- evde n= 80
12.47 (2.47)
11.65 (2.74)
Benlik Algısı Ölçeğinin Sosyal Onay alt boyutuna uygulanan varyans analizi sonuçları Çizelge III.1.4‘te verilmiştir.
34
Çizelge III.1.4. BAÖ’nün Sosyal Onay alt ölçeğine uygulanan varyans analizi sonuçları
A: Cinsiyet B: Yer C: Bölüm
Çizelge III.1.4’te görüldüğü gibi, BAÖ’nün Sosyal Onay alt ölçeğinden alınan puanlara uygulanan varyans analizi sonucunda, cinsiyet, yer ve bölüm temel etkileri ile ortak etkilerin anlamlı olmadığı görülmektedir. Bu bulgu, katılımcıların tümünün BAÖ’nün sosyal onay alt ölçeğinden aldıkları puanların anlamlı fark oluşturmadığını göstermektedir.
Üniversite öğrencilerinin cinsiyet, yaşanılan yer ve bölümlerine göre Atletik Yeterlik alt ölçeğinden aldıkları ortalamalar ve standart sapmalar (parantez içinde verilmiştir) Çizelge III.1.5’te gösterilmiştir.
Kaynak Kareler Toplamı s.d. Ortalama Kare F
A 4.51 1 4.51 .62
B 5.51 1 5.51 .76
C .31 1 .31 .04
AB 3.20 1 3.20 .44
AC 16.20 1 16.20 2.23
BC .45 1 .45 .06
ABC 21.01 1 21.01 2.89
Hata 2261.60 312 7.24
Toplam 2312.80 320
35
Çizelge III.1.5. BAÖ’nün Atletik Yeterlik alt ölçeğine ilişkin ortalamalar ve standart sapmalar
Beslenme eğitimi
Almayan n= 40 Alan n= 40 Aile-akraba yanında
n= 80
10.27 (2.53)
10.07 (2.91) Kız
n= 160 Yurtta- evde n= 80
9.92 (3.16)
10.60 (2.82) Aile-akraba yanında
n= 80
12.32 (2.89)
11.85 (2.51) Erkek
n= 160 Yurtta- evde n= 80
11.20 (2.76)
12.15 (2.03)
Benlik Algısı Ölçeğinin Atletik Yeterlik alt boyutuna uygulanan varyans analizi sonuçları Çizelge II.1.6‘da verilmiştir.
36
Çizelge III.1.6. BAÖ’nün Atletik Yeterlik alt ölçeğine uygulanan varyans analizi sonuçları
Kaynak Kareler Toplamı s.d. Ortalama Kare F
A 221.11 1 221.11 29.78*
B 2.11 1 2.11 .28
C 4.51 1 4.51 .60
AB 5.00 1 5.00 .67
AC .00 1 .00 .00
B 26.45 1 26.45 3.56
ABC 1.51 1 1.51 .20
Hata 2316.50 312 7.42
Toplam 2577.20 320
A: Cinsiyet B: Yer C: Bölüm *: p<.001
Çizelge III.1.6.’da görüldüğü gibi, BAÖ’nün Atletik Yeterlik alt ölçeğinden alınan puanlara uygulanan varyans analizi sonucunda, cinsiyet temel etkisi anlamlı çıkmıştır (F312=29.78; p<.001). Atletik yeterlik algısında, kızlar ve erkekler arasında anlamlı fark olduğu görülmektedir. Kızların ortalamasının (10.21), erkeklerin ortalamasının (11.88) olması, erkeklerin atletik açıdan daha yeterli olduklarını düşündüklerini göstermektedir.
37
Buna karşılık, atletik yeterlik yönünden yaşanılan yer ve bölüm temel etkileriyle ortak etkiler anlamlı değildir.
Üniversite öğrencilerinin cinsiyet, yaşanılan yer ve bölümlerine göre Fiziksel Görünüm alt ölçeğinden aldıkları ortalamalar ve standart sapmalar (parantez içinde verilmiştir) Çizelge III.1.7’de gösterilmiştir.
Çizelge III.1.7. BAÖ’nün Fiziksel Görünüm alt ölçeğine ilişkin ortalamalar ve standart sapmalar
Beslenme eğitimi
Almayan n= 40 Alan n= 40 Aile-akraba yanında
n= 80
12.25 (2.88)
(10.97) (3.16) Kız
n= 160 Yurtta- evde n= 80
10.30 (3.36)
12.00 (3.31) Aile-akraba yanında
n= 80
12.30 (2.12)
11.87 (3.08) Erkek
n= 160 Yurtta- evde n= 80
11.97 (3.26)
11.97 (3.08)
Benlik Algısı Ölçeğinin Fiziksel Görünüm alt boyutuna uygulanan varyans analizi sonuçları Çizelge III.1.8‘de verilmiştir.
38
Çizelge III.1.8. BAÖ’nün Fiziksel Görünüm alt ölçeğine uygulanan varyans analizi sonuçları
Kaynak Kareler Toplamı s.d. Ortalama Kare F
A 33.80 1 33.80 3.69
B 6.61 1 6.61 .72
C .00 1 .00 .00
AB 2.45 1 2.45 .26
AC 3.61 1 3.61 .39
BC 57.80 1 57.80 6.31*
ABC 32.51 1 32.51 3.55
Hata 2857.60 312 9.15
Toplam 2994.38 320
A: Cinsiyet B: Yer C: Bölüm *: p<.05
Çizelge III.1.8.’de görüldüğü gibi, BAÖ’nün Fiziksel Görünüm alt ölçeğinden alınan puanlara uygulanan varyans analizi sonucunda, yer ve bölüm ikili ortak etkisi anlamlı çıkmıştır (F312=6.31; p<.001). Yer x bölüm ortak etkisini oluşturan ortalamalara ait grafikler Şekil III.1.2’de gösterilmiştir.