ANKARA ÜNİVERSİTESİ

50  Download (0)

Tam metin

(1)

i

ANKARA ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ

DÖNEM PROJESİ

775 SAYILI GECEKONDU KANUNU UYGULAMASININ GENEL VE KAYSERİ İLİ SELÇUKLU MAHALLESİ ÖRNEĞİ YÖNLERİNDEN

DEĞERLENDİRİLMESİ

Veysel KARAYEL

GAYRİMENKUL GELİŞTİRME VE YÖNETİMİ ANABİLİM DALI

ANKARA 2019

Her hakkı saklıdır

(2)

i ÖZET Dönem Projesi

775 SAYILI GECEKONDU KANUNU UYGULAMASININ GENEL OLARAK VE KAYSERİ İLİ SELÇUKLU MAHALLESİ ÖRNEĞİ YÖNLERİNDEN

DEĞERLENDİRİLMESİ

Veysel KARAYEL Ankara Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü

Gayrimenkul Geliştirme ve Yönetimi Anabilim Dalı Danışman: Prof. Dr. Muharrem ÖZEN

Bu çalışmada, Türkiye’de hızlı kentsel gelişmenin bir sonucu olarak ortaya çıkan gecekondu sorunu ve bu sorunun alternatif çözümü için uygulamaya konulan 775 sayılı Gecekondu Kanunu’nun hem gene, hem de seçilmiş proje alanındaki uygulama sonuçları tartışılmıştır.

Özellikle nüfusu hızlı artan kentlerde, göçlerle kente gelen nüfusun barınma gereksinimleri meşru yollarla karşılanamadığı zaman, “gecekondulaşma” sorunu kentsel mekânda yeni boyut kazanmakta ve dolayısıyla göç, kentleşme ve gecekondulaşma arasında yakın bir ilişkinin olduğu dikkati çekmektedir. Gecekondulaşma sürecinde, gecekondu ve gecekondulunun sorunlarının etkin olarak çözümünden uzak, etkin olmayan politikalar ve yasal düzenlemelerle sorunun çözümü hedeflenmiş, ancak yapılan düzenleme ve uygulamalarla gecekondu yapımının önüne geçilememiş olduğu görülmektedir. Bu çerçevede çalışma kapsamında kentsel dönüşümden ziyade halen yürürlükte olan 775 sayılı Gecekondu Kanunu’nun uygulanmasıyla gecekondu sorununa farklı bir yaklaşım sunan Melikgazi Belediyesinin yapmış olduğu proje sonuçları incelenmiştir. Eskişehir Bağları Gecekondu Önleme Bölgesi Projesinin genel olarak ele alınmış ve 3. Eskişehir Mahallesi 846 numaralı ada sınırları içinde oluşturulan parsellerin uygulama öncesi ve sonrası nasıl oluşturuldukları, kadastro parsel malikleri ile yeni uygulama sonucu oluşan imar parseli mülkiyet dağılımının nasıl tespit edildiği, imar parsellerinin yer seçim kriterlerinin neler olduğu, uygulama öncesi ve sonrası oluşan parsellerin değer tespitlerinin yapılış şekilleri, projenin amaçlarının neler olduğu ve amaçlanan hedeflere ulaşıp ulaşmadığı gibi sorulara cevap bulmak amaçlanmıştır. Uygulamada eski ve yeni maliklerin irdelenmesi ve yapılan kentsel dönüşümün zaten çoğu köy yaşamını sürdürmekte olan gecekondu insanı için kendine yabancı olan yeni yerleşim yerleri yerine, kültürlerini yaşatabilecekleri müstakil, bahçeli, çok katlı olmayan, komşuluk ilişkilerini eskisi gibi devam ettirdikleri, hayattan kopmadan, yabancılaşmadan ve soylulaştırmaya tabi tutulmadan yapılabildiği vurgulanmıştır. Gecekondu sorunu ve afet riskli alanlarda kentsel dönüşüm projesi gereksinimi ve mevcut durum analizi, proje geliştirme, hak sahipliği tespiti, değerleme, izleme- değerlendirme ve etki değerleme gibi çalışmaların yapılması, gayrimenkul geliştirme ve yönetimi uzmanlarının çalışma alanlarına girdiği için, kentsel gelişim ve dönüşüm projelerini başarılı olarak uygulamayı hedefleyen bütün merkezi ve yerel yönetim birimlerinde söz konusu uzmanların istihdam edilmesine önem ve öncelik verilmesi gerekli ve yararlı görülmektedir.

Mart 2018, 44 sayfa

Anahtar Kelimeler: Kentleşme, gecekondu yerleşimleri, taşınmaz mülkiyeti, malik, parsel ve 775 Sayılı Gecekondu Kanunu uygulamaları.

(3)

ii ABSTRACT

Term Project

ASSESSMENT OF SLUM LAW NO. 775 IN GENERAL AND CASE OF THE SELJUK NEIGBOURHOOD OF KAYSERI PROVINCE IN THIS DIRECTION

Veysel KARAYEL Ankara University

Graduate School of Natural and Applied Sciences Department of Real Estate Development and Management

Advisor: Prof. Dr. Muharrem ÖZEN

The slum problem has emerged as a result of rapid urban development in Turkey and came into effect as an alternative solution to solve the problem of the slums Law No. 775 both in general and the implementation results in the selected project area have been discussed in this study. Especially cities with a rapidly increasing population, the housing needs of the migrants cannot be met in legitimate ways, therefore, the problem of “slums” gains a new dimension of urban space as there is a close relationship between migration, urbanization and slums. During the slum settlement process it has been observed that the problems of slums, and the slums are away from the effective solution, but the problem is solved with inactive policies and legal regulations, but the construction of slums could not prevented with such arrangements and practices. Within this framework, the project results of Melikgazi Municipality presents a different approach to the slum problem with the implementation of the slum Law No. 775, which is still in practice, rather than urban transformation were examined. In this study, the Eskisehir Vineyards Slum Prevention Zone project has been discussed in general and has aimed to find answers to the questions such as how parcels created before and after the application of 846 number island in Eskişehir neighbourhood, how the distribution of zoning parcel property was determined as a result of the new application with Cadastral parcel owners, what the site selection criteria of zoning parcels, how the value determination of parcels formed before and after the application is made. In practice, it has been emphasized that the examination of old and new owners and the urban transformation can be done without breaking away from life, alienation and gentrification instead of the new settlements that are foreign to the slum people who are already living in most villages where they can live with their culture and where they can continue their neighbourly relations as before. The need for Urban transformation project and existing situation analysis, project development, determination of deed, valuation, monitoring-evaluation and impact assessment have been carried out in slum problem and disaster risky areas. It has been considered necessary and useful to give priority and the importance to the employment of these experts in all central and local government units aiming to implement them successfully.

March 2018, 44 pages

Key words: Urbanisation, slum settlements, real estate ownership, owner, urban plot and application of slum Law No. 775.

(4)

iii TEŞEKKÜR

Kamu kesiminde mesleki gelişme ve kariyer uzmanlığının günümüzde önem kazandığı dikkate alınarak disiplinlerarası bir alan olan gayrimenkul geliştirme dalında lisansüstü eğitim yapma olanağı elde ettim. Gayrimenkul geliştirme ve yönetimi alanında lisansüstü eğitim yapmamıza olanak veren Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü üst yönetimi ile Ankara Üniversitesi Rektörlüğüne öncelikle teşekkür etmeyi bir borç bilirim. Programdan mezuniyet aşamasında hazırladığım projeye destek ve katkıları için değerli danışman hocam sayın Prof. Dr. Muharrem ÖZEN’e, lisansüstü dersler ve proje çalışmaları aşamasında yol gösteren, yardımlarını esirgemeyen ve gayrimenkul sektörüne bakış açımızı tamamen değiştiren Ankara Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Gayrimenkul Geliştirme ve Yönetimi Anabilim Dalı Başkanı sayın Prof. Dr. Harun TANRIVERMİŞ’e, bilgi dağarcığımın gelişmesinde büyük katkıları olan Gayrimenkul Geliştirme ve Yönetimi Anabilim Dalının bütün öğretim elemanları ile bütün idari ve teknik personeline, Melikgazi Belediyesi Kentsel Dönüşüm Müdürü sayın Ethem MEZGİTLİ’ye, Melikgazi Belediyesi Başkan Yardımcısı sayın Mehmet YEREBASAR’a ve çalışmalarım süresince bir çok fedakarlık göstererek beni destekleyen eşim ve çocuklarıma teşekkürü bir borç bilirim.

Veysel KARAYEL Ankara, Mart 2018

(5)

iv

İÇİNDEKİLER

ÖZET ... i

ABSTRACT ... ii

TEŞEKKÜR ... iii

İÇİNDEKİLER ... iv

ŞEKİLLER DİZİNİ ... v

1. GİRİŞ ... 1

2. KAVRAMSAL TEMELLER ... 4

2.1 Kentleşme ... 4

2.2 Kentsel Mekan ... 6

2.3 Kentleşme Sürecinde Konut Sorunu ... 8

2.4 Kentsel Dönüşüm ve Uygulama Biçimleri ... 9

2.5 Gecekondu ... 11

3. GECEKONDU ÖNLEME BÖLGESİ DÖNÜŞÜM UYGULAMALARI ... 15

3.1 Tapulandırma Yöntemiyle Gecekondu Önleme ... 17

3.2 Arsa Tahsisi Yöntemiyle Gecekondu Önleme ... 18

3.3 Konut Tahsisi Yöntemiyle Gecekondu Önleme ... 20

4. KAYSERİ İLİ ESKİŞEHİR GECEKONDU ÖNLEME BÖLGESİ ... 23

4.1 Eskişehir Gecekondu Önleme Bölgesi Projesinin Amacı ... 24

4.2 Melikgaziİlçesi Eskişehir Gecekondu Önleme Bölgesi Hakkında Bilgiler ... 25

4.3 Projenin Konumu ... 26

4.4 Proje ile İlgili Çalışalar ... 27

4.5 Arsa Tahsisleri ... 30

4.6 Gecekondu Sahiplerinin Hak Sahipliği ... 31

4.7 Gecekondu Önleme Bölgesi Alanının Tahsisi ... 32

5. TARTIŞMA VE SONUÇ ... 38

KAYNAKLAR ... 42

ÖZGEÇMİŞ ... 44

(6)

v

ŞEKİLLER DİZİNİ

Şekil 3.1 Vatandaş görüşmesi (1995) ... 16

Şekil 3.2 Tapu dağıtımı (2005) ... 17

Şekil 3.3 Eskişehir gecekondu önleme bölgesindeki sosyal konutlar ... 22

Şekil 4.1 Kayseri ili genel görünümü (2015) ... 23

Şekil 4.2 Selçuklu mahallesi gecekondu önleme bölgesi genel görünüm ... 26

Şekil 4.3 Eskişehir gecekondu önleme bölgesi ... 26

Şekil 4.4 Selçuklu mahallesi GÖB ilk hali ... 27

Şekil 4.5 Selçuklu mahallesi GÖB yapılaşmış hali ... 28

Şekil 4.6 Selçuklu mahallesi GÖB ilk yapılaşma çalışmaları ... 29

Şekil 4.7 Selçuklu mahallesi GÖB yapılaşma çalışmaları ... 30

Şekil 4.8 Vatandaş kendi evini inşa ederken ... 33

Şekil 4.9 Kadastro parselleri tevhit ifraz beyannamesi ... 34

Şekil 4.10 Çalışma alanına ait eski tapu sureti ve kadastro tutanağı ... 34

Şekil 4.11 Kamulaştırma tebligatları... 35

Şekil 4.12 Kamulaştırma kıymet takdir komisyonu raporu ... 35

Şekil 4.13 Yeni oluşan imar parselleri beyannamesi ... 36

Şekil 4.14 Yeni oluşan imar parselleri beyannamesi ... 36

Şekil 4.15 Çalışma alanı imar paftası ile kadastro parsellerinin çakıştırılması ... 37

(7)

1 1. GİRİŞ

Türkiye’de hızlı artan nüfusla birlikte çarpık kentleşmede artmış ve bunun sonucunda birçok sorunla birlikte gecekondu sorunu ortaya çıkmıştır. Artan nüfus ile birlikte konut, ulaşım, eğitim, altyapı, sağlık gibi alanlarda birtakım ihtiyaçlar ortaya çıkmış ve bu ihtiyaçların karşılanması için bazı tedbirlerin alınması zorunlu olmuştur. Nüfusu hızlı artan kentler, göçlerle kente gelen nüfusun barınma gereksinimlerini meşru yollarla karşılayamayınca “gecekondu” alanlarının oluşumu, kentsel mekânda hızla artış göstermiştir. Birçok kentte hızla yaygınlaşan göç, kentleşme ve gecekondulaşma arasında yakın bir ilişkinin olduğu açıkça dikkati çekmekte olup, gecekondu ve göç sorunları ile etkin mücadele yollarının tespiti ve uygulanması da söz konusu ilişkinin tutarlı analizine dayalı bulunmaktadır.

Gecekondulaşma süreci içerisinde, gecekondu ve gecekondulunun sorunları çözümden uzak, etkin olmayan politikalarla ve yasal düzenlemelerle halledilmeye çalışılmış;

ancak, gecekondu yapımının önüne geçilememiştir. Nüfusun hızla artmasına rağmen buna uygun imar planlarının üretilememesi, artan nüfusun kırdan kente göçü ve kentlerde yetersiz kalan konut stoku ve göç ile gelen nüfusun ekonomik sıkıntıları sonucu çarpık kentleşme artmış, sağlıksız yapılaşma çoğalmış fen ve sanat kurallarına aykırı olarak şahıs, hazine ve vakıf arazileri üzerine izinsiz yapılar yapılmıştır. Bu yapılar herhangi bir kurumun izni ve denetimi olmadan yapılmıştır. Zamanla vatandaşlar kendi ihtiyaçları dışında da konut yaparak kiraya vermiş, gelir elde etmeye başlamışlar ve gecekondu yapımı ticari bir amaca dönüşmüştür.

Merkezi ve yerel yönetimler bu sorunu siyasi olarak ele almış, oy kaygısı nedeniyle bu çarpıklığa çözüm olarak cezadan vazgeçme, cezanın uygulanmaması, kamu davalarının düşürülmesi gibi imar aflarını gündeme getirmişlerdir. Ancak bu aflar sorunu çözmek yerine kaçak yapılaşmayı hızlandırmıştır. Kentsel alanlarda kaçak yapılaşmayı körükleyen en önemli etkenlerden biri de uygulamaya alınan imar afları olmuştur. Bu çerçevede 1966 yılında çarpık yapılaşmanın önüne geçebilmek için 775 sayılı Gecekondu Kanunu yürürlüğe konulmuş olup, 775 Sayılı Kanun ile mevcut gecekonduların ıslahı, tasfiyesi, yeniden gecekondu yapımının önlenmesi

(8)

2

amaçlanmıştır. 775 Sayılı Kanun ile gecekondunun tanımı yapılmış ve kanunun yürürlüğe girdiği tarihten sonra; “belediyelere, hazineye, özel idarelere, katma bütçeli dairelere ait arazi ve arsalarda veya Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerde yapılacak, daimî veya geçici bütün izinsiz yapılar, inşa sırasında olsun veya iskân edilmiş bulunsun, hiçbir karar alınmasına lüzum kalmaksızın, belediye veya Devlet zabıtası tarafından derhal yıktırılması” hükme bağlanmış ve böylece bu Kanun ile aynı zamanda gecekondu yapımının önlenmesi amaçlanmıştır.

Türkiye’de kentleşme ve özellikle gecekondu alanlarının dönüşümünün yapılması ve kentsel yaşam kalitesinin yükseltilmesine yönelik olarak birçok araştırma ve uygulama çalışmasının yapıldığı tespit edilmiştir (Kongar 1973, Ceritli 2003, Karaman 2003, Polat ve Dostoğlu 2007, Aliefendioğlu ve Tarıvermiş 2015, Tanrıvermiş vd. 2017). Önceki çalışmalardan farklı olarak bu çalışmada 775 sayılı Gecekondu Kanunu’nun uygulanması ile gecekondu sorununa farklı bir yaklaşım sunan Melikgazi Belediyesi’nin yaptığı örnek bir proje olan Eskişehir Bağları Gecekondu Önleme Bölgesi Projesi uygulama sonuçları değerlendirilmiş ve genel olarak gecekondu dönüşümü alanlarında yaşanan temel sorunların analizi yapılmıştır. İdari kayıtlarda Selçuklu Mahallesi olarak geçen bölgede 846 numaralı ada dahilinde oluşturulan parsellerin uygulama öncesi ve sonrası nasıl oluşturuldukları kadastro parsel malikleri ile yeni uygulama sonucu oluşan imar parseli mülkiyet dağılımının nasıl tespit edildiği, imar parsellerinin yer seçim kriterlerinin neler olduğu, uygulama öncesi ve sonrası oluşan parsellerin değer tespitlerinin yapılış şekli, projenin amaçlarının neler olduğu ve amaçlanan hedeflere ulaşıp ulaşmadığı gibi sorulara cevap bulmak amaçlanmıştır.

Çalışmanın ilk bölümünde kentleşme, kentleşmede konut sorunu ve gecekondu kavramları, kavramsal çerçeve içerisinde ortaya konulmuştur. Gecekondu önleme bölgesi dönüşüm uygulamaları açıklanarak, uygulama yöntemlerine yer verilmiştir.

Çalışmanın ikinci bölümünde örneklem olarak seçilen Kayseri ili Eskişehir Gecekondu Önleme Bölgesi’nde 775 sayılı Gecekondu Kanunu’nun uygulama aşamaları incelenmiştir. Araştırmada Kayseri’de yoğun olarak yaşanan göçler sebebiyle ortaya çıkan gecekondu sorununun çözümü amaçlanmış, şehrin merkezinde olan ancak imar planı olmasına rağmen imar uygulaması yapılmayan, Kayseri’nin ekonomik ve sosyal bütünlüğünü bozan, kentin çöküntü alanlarını oluşturan yerlerin temizlenerek belediye

(9)

3

arsaları, şahıs arsaları, hazine arsaları ve vakıf mülkiyetinde olan arsaların işgali engellenerek, işgalci ve gecekondu sahibi vatandaşları o bölgeden uzaklaştırıp, Eskişehir Gecekondu Önleme Bölgesinden arsa verip yatırım yollarının açılması ve üzerinde hiçbir yapının bulunmadığı, alt yapı hizmetlerinin belediye tarafından yapıldığı modern bir yerleşim yerinin kurulması olanakları değerlendirilmiş ve başlıca sorunlar için çözüm yolları ortaya konulmuştur.

(10)

4 2. KAVRAMSAL TEMELLER

2.1 Kentleşme

Kent; tarihin farklı dönemlerine ait fiziksel, sosyal ve kültürel katmanların tarihsel süreklilik içinde üst üste yığılması sonucu oluşan fiziksel, mekânsal, sosyal bir ortamdır (Keleş 1998). Kent, tarımsal olmayan üretimin egemen olduğu, hem tarımsal hem tarım dışı üretimin dağıtım ve denetim işlevlerinin toplandığı, örgütleşme, bütünleşme, ayrı cinstenlik derecelerinin yüksek düzeyde bulunduğu yoğun bir nüfus odağıdır. Bir yerin kent olabilmesi için;

1.Savunma amaçlı kalesi, 2. Pazarı,

3. Mahkemesi ve Otonom yasaları,

4. Kısmi bir ekonomi ve özerkliği olması gerekmektedir (Susmaz 2009).

Kent; sürekli toplumsal gelişme içerisinde bulunan ve toplumun yerleşme, gidiş-geliş, çalışma, dinlenme gibi ihtiyaçlarının karşılandığı, pek az kimsenin tarım kesiminde çalıştığı, köylere oranla nüfus yönünden daha yoğun olan yerleşme biçimidir. Bir başka yaklaşımda ise kent; sosyo-ekonomik ve kültürel özellikleri, yönetim durumu ve nüfusu bakımından kırsal alanlardan ayırt edilen, hem tarımsal hem de tarım dışı üretim, dağıtım ve denetim işlevlerinin toplandığı, teknolojik gelişme derecelerine göre belirli bir büyüklük, heterojenlik ve bütünleşme düzeyine ulaşmış; cemiyet tipi ilişkilerin olduğu, doğurganlık oranının kırsal kesime göre düşük kaldığı; çekirdek aile tipinin, ikincil toplumsal ilişkilerin, toplumsal farklılaşma, uzmanlaşma ve hareketliliğin yaygın olduğu, eğitim ve öğretimin yoğunlukla yapıldığı yerleşim alanları olarak tanımlanabilir (Susmaz 2009).

Kentleşme dar anlamda, kent sayısının ve şehirlerde yaşayan nüfusun artmasını ifade eder. Kentsel nüfus, doğumlarla ölümler arasındaki farkın doğumların lehine olması sonucunda ve aynı zamanda köyler ile kasabalardan gelenlerle, yani göçlerle artar.

(11)

5

Gelişmekte olan ülkelerin şehirlerinde, doğurganlık eğilimleri azaldığından, şehirleşme daha çok köylerden şehirlere olan nüfus akımıyla beslenir. Kentleşme yalnızca bir nüfus hareketi değildir. Toplumun, sosyal ve ekonomik değişmelere de ayak uydurmasıdır. Şu halde kentleşme için sadece demografik bir tanım vermek yanlıştır. Kentleşme geniş anlamıyla; sanayileşmeye ve ekonomik gelişmeye koşut olarak şehir sayısının artması ve bugünkü şehirlerin büyümesi sonucunu doğuran; toplum yapısında artan oranda örgütleşme, iş bölümü ve uzmanlaşma yaratan, insan davranış ve ilişkilerinde şehirlere özgü değişikliklere yol açan bir nüfus birikimidir (Keleş 2001).

Kentleşme toplumsal değişme sürecinin bir boyutudur. Batı da sanayi devrimiyle başlayan bu değişim az gelişmiş ülkelerde farklı bir biçimde gelişmiş ve en dinamik toplumsal gerçeklerin başında yer almıştır. Toplumsal değişme süreci içerisinde hem bağımlı hem de bağımsız değişken olan kentleşme, neden ve sonuçları bakımından oldukça karmaşık bir özellik göstermektedir. Üretimin, ticaretlerin ve hizmetlerin süratle büyümesini sağlayan sanayileşmenin etkisiyle dağılım oranının fazla olması ve bu fazlalığın kentin dışı da yerleşme yerlerinde iskan edilmeleri nedeniyle nüfusun kentlerde birikmesine ve kent sayısının artmasına neden olan aynı zamanda da buralarda yaşayanların özel hayatlarında, ekonomik, sosyal ve siyasal davranış açısından etkileyen ve devletin de belirli bir takım faaliyetlerini gerektiren değişiklikler (İşbir 1982) olarak tanımlanan kentleşme, nedenleri ve sonuçları açısından, pek çok toplumsal soruna kaynaklık ettiği için, planlı ve programlı müdahaleyi gerektiren bir değişme sürecinin, toplumsal boyutu olarak ortaya çıkmaktadır.

Kentleşmenin nedenleri üç ana başlık altında toplanabilir. Bunlar itici nedenler, çekici nedenler ve iletici nedenlerdir. Kentleşmenin itici nedeni ağırlıklı olarak kırsal alanda ya da tarım toplumunda meydana gelen teknolojik değişimlerdir. Bu da köylünün tarımdan kopmasını hızlandırmıştır. Ayrıca, tarımsal verimliliğin düşüklüğü, tarımsal gelirin azlığı gelirin ve toprak mülkiyetinin adaletsiz dağılımı, toprağın parçalanmış yapısı gibi nedenlerde kır toplumunu kentlere itmiştir. Çekici nedenler ise ekonomik imkanların yüksek olması, eğitim imkanlarının gelişmiş olması, kentin sosyal ve kültürel cazibesi istihdam imkanlarının yüksek olması, teknolojik olanakların yaşamsal faaliyetleri kolaylaştırması ve ulaşılabilirliğin daha kolay olmasıdır. İletici nedenler; ulaşım

(12)

6

imkanlarının gelişmesi olup, mal ve hizmet taşımacılığının ve iletişim imkanlarının yerleşmelerde yoğunlaşması anlaşılmalıdır. Ayrıca, kentleşme sürecinin bizzat kendisi de iletici bir nedendir (Ceritli 2003). Kentleşmenin belli başlı özelliklerini Keleş (1993) şöyle sıralamıştır:

- Kentleşmenin, demografik bir süreç olarak sanayileşmiş ülkelerle oranla, hızla artan bir yol izlemesi.

- Büyük kentlerin orta büyüklükteki ve küçük kentlere oranla daha hızlı büyümesi.

- Kentleşme hareketlerinin kimi coğrafi bölgelerdeki kentlere yönelmiş olması nedeniyle kimi bölgelerin kentleşme oranının düşük düzeyde kalması.

- Kentleşen nüfusun kent ve kamu hizmetleri gereksinimlerinin karşılanmasında yetersizlikler.

- Kentleşen nüfusun çalıştırılmasında olanak verecek temel sanayi yatırımlarının yapılamaması yüzünden, iş gücünün marjinal mesleklerde ve türlü hizmet dallarında yığılması (Keleş 1993).

2.2 Kentsel Mekan

Mekan, çeşitli yaklaşımlarca farklı ele alınmakla beraber geniş bir anlatım ile tüm nesneleri çevreleyen, insanın insanla, insanın nesneyle ve nesnenin nesneyle olan ilişkilerinin sürdürmesine elverişli olan boşluk olarak tanımlanabilir. Bir yerin mekan olabilmesi için en önemli özellik tanımlı olmasıdır. Yeri tanımlı hale getirmek başka bir deyişle mekana dönüştürmek için bazı sınırlamalar gerekir. Mekan sınırlayıcılar tarafından oluşturulur ve sınırlayıcıların özellikleri ve birbirleri ile olan ilişkileri mekanın algılanmasını sağlar.

Birçok kuramcı, mekanın farklı türlerinin olduğunu belirtmektedir. Örneğin Prak (1977) dört ayrı mekan türünü ifade etmektedir:

- Görsel mekan (visual space): Şu an görülen mekan.

(13)

7

- Kavramsal mekan (conceptual space): Olguların insan tarafından algılanması ve algılanan olguların yorumlanması sonucu zihinde oluşan mekan imgesi.

- Davranışsal mekan (behavioural space): Kullanıcılarının içindeki hareketiyle biçimlenen ve kazandığı biçimle de onların hareketlerini belirleyen mekan.

- Fiziksel mekan (physical space): Her türlü öznel etkiden bağımsız, nesnel ve ölçülebilir mekan.

Mekan, içinde yaşayanların topluluk olarak isteklerine ve kültürel gelişmelerine karşılık vermeye çalışmaktadır. Kentin oluşumu sırasında ortaya çıkan meydanlar, yollar o yerleşmedeki kültürel gelişmeyi yansıtarak geçmişteki yaşanmışlıkları anlatan mekanlardır. Mekan kentlerden, kentsel mekanlara, kent mekanı içinde var olan kamusal alanlara ve özel alana varana kadar ait olduğu kültürlerin sentezidir. Sonuç olarak, “mekan belirli bir işleve hizmet etmek amacı ile oluşturulmuş tanımlı bir boşluktur’’ demektedir (Prak 1977).

Aldo Rossi (2006) Şehrin Mimarisi kitabında, kentsel mekanı meydanlar ve sokaklar olarak ele almış ve bunların doğru ve tanımlı kurulmasıyla, kentsel mekanların niteliklerinin artacağını belirtmiştir. Toplumsal yaşam gereği kent mekanını oluşturan yapılanmış ya da yapılanmamış mekanlarda, toplumsal gereksinmelerin karşılanması için çözümler üretilmelidir. Bu gereksinimlerin karşılanması yollar, meydanlar veya serbest alanlarda yer alan kentsel mobilyaların oluşturulmasıyla gerçekleştirilebilmektedir.

Kentsel mekanın tanımını yapmak, herhangi bir mekanın tanımını yapmaktan farklı olarak çok boyutlu bir yaklaşım gerektirmektedir. Çünkü kentsel mekanın tanımı, sadece hacimsel ve algısal bir boyutta ele almaktan çok toplumsal birçok konuyu içinde barındıran bir tanımdır. Kentler insanların barınma gereksinmelerini karşılayan yapılardan oluşmakla birlikte, kentsel mekan tüm kentsel olayların kentlinin algı çevresi içinde birbiriyle ilişkilendirildiği bir bütündür.

(14)

8 2.3 Kentleşme Sürecinde Konut Sorunu

Konut, insanın barınağı, bir insanın yatıp kalktığı, iş zamanı dışında vakit geçirdiği veya tüzel kişiliği olan bir kuruluşun ev, apartman gibi yeri, ailenin barındığı, güvenlik içinde yaşadığı, ahlak ve kültürünün geliştiği yuvası, toplumsal sistem içinde en küçük ölçekteki bir mekân planlama birimi olarak tanımlanabilir (Gökçeer 1997).

Konut sorunu denince, ilk anlaşılan konut açığı olmaktadır. Konut açığı ise, mevcut konut sayısı ile hane sayısı arasındaki farka denilmektedir. Bir başka deyişle, bir ülkede mevcut konut sayısı, mevcut hane sayısından az ise o ülkede aradaki fark kadar konut açığı vardır. Bir de gizli konut açığından bahsetmek gerekirse, sadece bir kısım ailelerin uygun olmayan şartlarda barınmaları şeklinde bir etki yapmamakta, aynı zamanda nitelikli konut arzının talebi karşılamaması, nitelikli konutların kiralarının çok yüksek düzeyde teşekkül etmesine yol açarak, birçok ailelerin gelirlerinin büyük kısmını barınma ihtiyaçlarına ayırmak zorunda kalmaları gibi sorun da doğurmaktadır (Eronat 1977).

Gelişmiş ülkelerde Sanayi Devrimi ile başlayan ve I. ve II. Dünya Savaşları’ndan sonra şiddetlenen konut ve gecekondu sorunları 1945-1970 yılları arasında ortaya çıkan beşikten mezara kadar tüm vatandaşlara sosyal yardımlar ve sosyal koruma olgusu vaat eden refah devleti döneminde geliştirilen sosyal konut politikaları ile önemli ölçüde çözülmüştür. Gelişmiş ülkelerde nüfus artışı, kırdan kente göç ve kentleşme eğilimlerinin durması, hatta gerilemeye başlaması bu ülkelerde yakın gelecekte bir konut kıtlığı yaşanmayacağını göstermektedir. Buna karşın, gelişmekte olan ülkelerdeki hızlı nüfus artışı, göç ve kentleşme halen devam etmektedir. Bu ülkelerde hükümetlerin, göç edenlere konut veya altyapılı arsa sağlama imkânları sınırlıdır. Bu durum, kente yeni gelenleri gecekondu yapmaya teşvik etmekte, hükümetler ise, vatandaşın devlete yük olmadan kendi kendilerine buldukları bu çözüme göz yummak durumunda kalmaktadırlar. Bu nedenle, konut sorunu ve gecekondulaşmanın gelişmekte olan ülke kentlerinde gelecekte de sorun olmaya devam edeceği aşikârdır (Eser vd. 2011).

(15)

9 2.4 Kentsel Dönüşüm ve Uygulama Biçimleri

Kentsel dönüşüm, mevcut kent yapısının yenilenmesi için yapılan uygulamaları kapsayan bir üst kavramdır. Kentsel dönüşümün içerisinde barındırdığı farklı uygulamaları yenileme, soylulaştırma, sağlıklaştırma, koruma, yeniden canlandırma, yeniden geliştirme, düzenleme, temizleme, boşlukları doldurarak geliştirme ve tazeleme- parlatma şeklinde sıralamak mümkündür.

Yenileme: Gerek yerleşme düzeni, gerekse mevcut yapıların durumu bakımından yaşama ve sağlık koşullarının iyileştirilmesi olanağı bulunmayan alanlardaki yapıların tümünün veya bir bölümünün ortadan kaldırılarak yeniden imar edilmesi yenileme olarak tanımlanmaktadır (Polat ve Dostoğlu 2007).

Soylulaştırma: Kent merkezindeki arazi değerlerinin artmasıyla birlikte, fiziksel ve sosyal köhnemenin yaşandığı konut alanlarının fiziksel yapısının rehabilitasyonu sonucunda, yerleşim genelinde, sosyal sınıfın ve mülkiyet değişiminin gerçekleşmesidir.

Bu süreçte konutların birer birer el değiştirmesiyle düşük gelirli kişilerin yerini yüksek gelirli kişiler almaktadır (Polat ve Dostoğlu 2007).

Sağlıklaştırma: Eski kent dokusunun ve çöküntü alanlarının kısmi yenileme ile kullanıma açılması olarak ifade edilmektedir. Sağlıklaştırma projeleri, yenileme projelerine göre daha dar kapsamlı, düşük maliyetli ve kısa sürede gerçekleştirilen projeler olduklarından halkı tedirgin etmeyen projelerdir (Polat ve Dostoğlu 2007).

Koruma: Toplumun geçmişteki sosyal ve ekonomik koşullarını, kültürel değerlerini yansıtan fiziksel yapısının, yaşanan değişim ve gelişimler nedeniyle yok olmasının engellenmesi, kentsel dokunun çağdaş yaşamla bütünleştirilmesi, kültürel varlıkların topluma faydalı, ekonomik ve işlevsel koşullarla sağlıklaştırılması şeklinde tanımlanmaktadır (Polat ve Dostoğlu 2007).

(16)

10

Yeniden canlandırma: Sosyal, kültürel, ekonomik ya da fiziksel açılardan bir çöküntü sürecine girmiş olan kentsel alan parçalarının, çöküntüye neden olan faktörlerin ortadan kaldırılması ya da değiştirilmesi yolu ile yeniden canlılık kazanmalarının sağlanmasıdır (Polat ve Dostoğlu 2007).

Yeniden geliştirme: Ekonomik ve yapısal özellikleri, iyileştirilmesine olanak vermeyecek ölçüde kötüleşmiş olan alt gelir gruplarının konutlarının yıkılması ve bu bölgelerin farklı bir tasarlama düzeni içinde yeniden geliştirilmesidir (Polat ve Dostoğlu 2007).

Düzenleme: Bir kentin, bir kasabanın tümünün veya bir yerleşim yerinin bir bölümünün kendiliğinden gelişmesine engel olmak, bu gelişmeye toplum yararına yön vermek amacıyla, yerleşim yerinin işlevleriyle toprak kullanımı arasında bir ilişki kurmayı öngören, geleceğe dönük kamusal bir eylem türüdür (Polat ve Dostoğlu 2007).

Temizleme: Alt gelir gruplarının yaşadığı bölgelerdeki standart dışında kalan konut alanlarının yıkılarak bu bölgelerin kaçak yapılardan arındırılmasıdır (Polat ve Dostoğlu 2007).

Boşlukları doldurarak geliştirme: Bir bölgedeki mevcut yapısal dokuya yeni aktivitelerin ve binaların eklenmesiyle o bölgenin geliştirilmesidir (Polat ve Dostoğlu 2007).

Tazeleme-parlatma: Kentsel imaj ve karakterin sağlanmasında önemli rol oynayan peyzaj elemanlarının ve kent mobilyalarının kullanımıyla tarihi canlılığını yitirmeye bağlayan kent bölgelerinin yeniden canlandırılmasının sağlanmasıdır (Polat ve Dostoğlu 2007).

Çeşitli nedenlerle canlılığını yitirerek bozulma ve köhneleşme sürecine girmiş olan kent parçalarının kente yeniden kazandırılmasında kentsel yenileme, yeniden canlandırma, yeniden yaratma, yeniden doğuş, yeniden geliştirme veya imar, yeniden yapılandırma,

(17)

11

koruma, soylulaştırma gibi farklı uygulama biçimlerinden yararlanılmaktadır. Bu farklı uygulama biçimleri arasında bazı önemli farklılıklar olmasına karşın, kentsel dönüşüm tüm bu uygulamaları kapsayıcı terim olarak kullanılmaktadır.

2.5 Gecekondu

Gecekondu, Türkiye’de II. Dünya Savaşından sonra ortaya çıkmış bir kavramdır.

Devlet, birtakım yasal düzenlemelerle II. Dünya Savaşının son bulduğu yıllardan itibaren gecekondu sorununu çözmeye çalışmıştır. İlk kanun, 1948 tarihli ve 5218 sayılı Ankara Belediyesine, Arsa ve Arazisinden Belli Bir Kısmını Mesken Yapacaklara 2490 Sayılı Kanun Hükümlerine Bağlı Olmaksızın ve Muayyen Şartlarla Tahsis ve Temlik Yetkisi Verilmesi Hakkında Kanun’dur. İkinci kanun, aynı yıl çıkarılan 5228 Sayılı Bina Yapımını Teşvik Kanunu’dur. Bundan bir yıl sonra, gecekondulaşmanın hızlanması üzerine gecekondu yapmanın önlenmesini, yapılanların da yıkılmasını öngören 5431 Sayılı Ruhsatsız Yapıların Yıktırılmasına Dair Kanun çıkarılmıştır. 1953 tarihli ve 6188 Sayılı Bina Yapımını Teşvik ve İzinsiz Yapılan Binalara ait kanunda bu yıla kadar yaptırılmış bulunan gecekonduları yasallaştırmış, o tarihten sonra gecekondu yapmayı yasaklamıştır. 1959 yılında çıkarılan 7367 Sayılı Hazineden Belediyelere Devredilecek Arazi ve Arsalar Hakkındaki Kanun da olumlu sonuç vermemiştir.

Gecekondu sorunu ile ilgili olarak I. Beşlik Yıllık Kalkınma Planında bazı politikalar önerilmiştir. Önerilen politikalar, gecekonduların içinde yaşayanlara yer bulmadan yıkılmaması ilkesinden yola çıkmış ve başlıca üç amaca yönelmiştir. Bunlar; İyileştirme (ıslah), ortadan kaldırma (tasfiye) ve yeniden gecekondu yapılmasını önlemek olarak belirlenmiştir. I. Beş Yıllık Kalkınma Planındaki ilkeler doğrultusunda 1966 yılında 775 sayılı Gecekondu Kanunu1 çıkarılmıştır. Bu Kanun’un işleyişinde yer tutan önemli bir unsur, yeniden gecekondu yapımının önlenmesini amaçlayan arsa tahsis uygulamasıdır.

Arsa tahsis uygulamasında, dar gelirli ve konutsuz olmak şartıyla gerek şahıslara münferit olarak, gerekse konut yapı kooperatifleri eliyle üyelerine arsa tahsis

1www.mevzuat.gov.tr (775 sayılı Gecekondu Kanunu)

(18)

12

edilmektedir. Gecekondu Kanunu, gecekondu yıkma işlerini etkin kılacak tedbirler almasına rağmen, gecekondu sayısı sürekli olarak artmıştır. Bu Kanun çerçevesinde tahsis edilen arsalar, gecekondulaşmayı önleme ve dar gelirli ve konutsuz kimselerin ev sahibi olma amacına hizmet etmek için tasarlanmıştır.

1966 yılında kabul edilmiş olan 775 sayılı Gecekondu Kanunu’nun 2. maddesinde gecekondu şöyle açıklanmıştır: “Gecekondu deyimiyle imar ve yapı işlerini düzenleyen mevzuata ve genel hükümlere bağlı kalınmaksızın, kendisine ait olmayan arazi veya arsalar üzerinde, sahibinin rızası alınmadan izinsiz yapılar kastedilmektedir”.

İlk zamanlarda oluşan ve kelime anlamı itibarıyla da gecekondu olarak nitelenen yapılar kalıcı konutlar olarak düşünülmemiştir. Kalıcı konutlarda işçilik masrafları % 30 ile % 40 arasında değişirken bu gecekondularda % 15’in altındadır. Bu durum gecekonduda çalışan insanların gecekondu sahipleri ile akraba olmasından kaynaklandığı gibi inşaat ustalarının da hafta sonları veya akşam iş çıkışı bunların inşaatında çalışmalarından kaynaklanmaktadır. Köyden kente göç üç şekilde gerçekleşmektedir (Duben 2002):

1-Tek yönlü göç 2-Dönüşümlü göç 3-Dairevi göç

Türkiye’de gecekonduların oluşmasına neden olan göç tek yanlı göçtür. Yani olağandışı durumlar söz konusu edilmezse tekrar köye dönüş söz konusu değildir. Bu durum sorunların da kalıcı olmasını beraberinde getirmektedir. Gecekondu, Türkiye’de sağlıksız ve plânsız şehirleşmenin bir sonucu olarak ortaya çıkmış yerleşim yerleri ile bu bölgelerin yaşam tarzlarını ifade eden bir olgudur. Gecekondular, Batı’da benzer şartlardan doğan yerleşim yerlerinden, hem yapı hem de işlev yönünden farklı anlamlar taşımaktadır. Genellikle, akraba ve hemşeri kümelenmeleriyle oluşan gecekondularda yaşayanlar, güçlü dayanışma sistemleri ve sosyal kontrol mekanizmalarıyla, şehirleşmeden kaynaklanan bazı olumsuzluklara karşı direnç gösterebilmektedirler.

Gecekonduları, Batı’daki benzerlerinden ayıran belki de en temel özellik ise; bu

(19)

13

yerleşim yerlerinde yaşayanların oldukça yüksek düzeyde şehirlileşme eğilimi gösterilmesidir (Karaman 2003).

Gecekondulaşmanın meydana getirdiği bir diğer sorun da bunların yıkılması sonucu milli ekonomi açısından uğranılan zarardır. Ayrıca bu durum ekonomik olduğu kadar sosyal birtakım problemlere de neden olmaktadır. Gecekonduların imar mevzuatına aykırı yapılması dolayısıyla kentin görünümü açısından da olumsuz bir manzara arz etmektedir. Kentin etrafını yeşil bir kuşak yerine bu gecekondular sarmıştır. Bu bölgelerde yaşayan nüfus kent nüfusu içinde önemli bir siyasi güç haline gelmesine neden olmuştur. Ortaya çıkan uyumsuzluk kentlileşememe sorunları bu sebepten dolayı daha büyük boyutlara ulaşmaktadır.

Kentleşme ve gecekondulaşma, birbirine bağlı iki olgudur. Hatta, gecekondulaşma, kentleşmenin kötü anlamda özel bir biçimi olarak görülebilir. Kongar (1973), gecekondulaşmayı, azgelişmiş ya da gelişen ülkelerde, özellikle Türkiye’de kesin bir kentleşme niteliği taşıyan bir tarzda gördüğünü ifade etmiştir.

Gecekondular, ilk başlarda barınma amaçlı bir ihtiyaçtan doğan, adında da anlaşılacağı üzere basit ve kötü malzemelerle yapılan ve adeta bir gecede yapıp bitirilen niteliksiz, derme çatma yapılardır. 20 Temmuz 1966 tarihli 775 sayılı Gecekondu Kanunu’nda gecekondu, ilk kez yasal anlamda tanımlanmıştır. Buna göre: “Gecekondu deyimi ile imar ve yapı işlerini düzenleyen mevzuata ve genel hükümlere bağlı kalınmaksızın, kendisine ait olmayan arazi ve arsalar üzerinde sahibinin rızası alınmaksızın yapılan izinsiz yapılar kastedilmektedir. Yasal tanıma göre, bir kimsenin, kendi arazisi üzerinde yaptırdığı gecekondu niteliklerini taşıyan yapılar gecekondu sayılmamaktadır. Bu nedenle bazı sosyologlar, arsaya sahip olmamanın, gecekonduyu belirtmekte bir ölçü olamayacağı düşüncesindedirler. Sosyologların tanımı benimsendiğinde de Türkiye’deki konutların büyük bir çoğunluğunu gecekondu saymak gerekebilir. Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliğinin kaçak yapılaşmaya ilişkin raporunda, gecekondu ifadesinin Kanundaki tanımında “kendisine ait olmayan arazi ve arsalar” deyimi ile hazine, belediye, vakıflar ve şahıslar arazilerinin üzerinde yaptıkları ruhsatsız yapıların da katılması gerektiği ifade edilmektedir. Bu tespitten yola çıkarak gecekondu, zaman

(20)

14

içinde içeriği ve niteliği değişerek, daha çok hazine arazileri ya da başkasının arazisi üzerine imar mevzuatına aykırı olarak yapılan yapılar olarak tanımlanmıştır.

Kent Bilim Terimleri Sözlüğü’nde gecekondu “Bayındırlık ve yapı kurallarına aykırı olarak, gerçek ya da tüzel, kamusal ve özel kişilerin arazileri üzerine arazi malikinin istenç ve bilgisi dışında onamsız olarak yapılan barınma gereksinmeleri devletçe ve kent yönetimlerince karşılanmayan yoksul ya da dar gelirli ailelerin yaşadığı barınak türü’’

olarak tanımlanmaktadır (Keleş 1998). Kendisine ait olmayan arsalar üzerinde konut yapan kişiler, kolluk güçlerinin gecekondu yapım işine karışmasını önlemek ve bunu hızlı bir şekilde bitirebilmek amacıyla geceleri hızlı bir şekilde çalışmışlardır.

Kongar’da (1978) bunu temel alarak “Bu süreçte, bir gecede bile bitirilen konutlar vardır. Hatta gün ışımadan perdesi takılıp, içine taşınılır ya da taşınılmış görüntüsü verilir. Sabah olduğu zaman polis için konutu hemen yıkmak artık imkansız hale gelmiştir. İşte bu süreçte ortaya çıkan yeni konut biçimi gecekondudur” şeklinde tanımlama getirmiştir.

(21)

15

3. GECEKONDU ÖNLEME BÖLGESİ DÖNÜŞÜM UYGULAMALARI

Melikgazi İlçesi sınırları içerisinde yapılan gecekondu dönüşüm uygulamaları dört modelde gerçekleştirilmiştir. Bunlar; yerinde toplandırma, arsa tahsisi, konut tahsisi ve kamulaştırma yöntemleridir. 1994’ten önce Kayseri’de 40 mahalle gecekondu ve kaçak yapılardan oluşmaktadır. Dönemin Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet ÖZHASEKİ bu 40 mahallede 45.000 kaçak yapı ve gecekondu bulunduğunu ve gecekondu ile mücadelede öncelikli olarak kaçak yapılaşmanın önünün kesilmesi gerektiğini belirterek belediyenin ilk icraatının imar planlama çalışmaları ile Eskişehir Bölgesinde 16.500 konutluk arsa üretilmesinin elzem olduğunu belirterek çalışmalarına başlamış ve çalışmanın konusu olan genel olarak Eskişehir Gecekondu Önleme Bölgesi adıyla özelde ise Selçuklu, Danışmentgazi ve Osmanlı Mahallelerinden oluşan bölgelerde gecekondu ile mücadelede vatandaşlara arsa tahsisi yapılarak kendi evini yapmak isteyen insanlara, her an yıkılma riski altında, altyapısız alanlarda inşaat yapmak yerine, çok ucuz fiyatlara verilen parsellerde belediyece hazırlanmış projelerle ruhsatlı olarak kendi evlerini yapma imkanı tanınmıştır.

Melikgazi Belediyesi gecekondu dönüşümü veya tasfiyesinde öncelikle 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planları çerçevesinde 3194 sayılı İmar Kanunu’nun 18. maddesine göre imar uygulaması (şuyulandırması) tamamlanmış alanlarda uygulanmaktadır. İmar uygulaması tamamlanan alanlarda mevcut yapılar yıkılarak imar planındaki kat adetleri dikkate alınarak binalar yaptırılmaktadır. Vatandaşların yapıları, donatı alanları (yol, yeşil alan, park alanı, sağlık alanı, belediye hizmet alanı vb.) üzerinde ise bu gecekondular, mülkiyeti belediyeye ait olan arsa, konut veya ücreti mukabilinde kamulaştırma yapılarak imar uygulaması yapılmaktadır. Süreçlerin başlatılmasından önce vatandaş birebir görüşmelerle bilgilendirilerek, dönüşüm veya tasfiye sürecine katılımı sağlanmaya çalışılmıştır (Şekil 3.1). Melikgazi Belediyesi İmar Müdürlüğü ile yapılan görüşmelerde, gecekondu önleme sürecinde gecekondu sahipleri ile yapılacak görüşmelerle sürece katılım sağlanmasının, toplumsal olayların engellenmesinde en önemli adım olduğu ve vatandaş memnuniyetinin maksimum seviyede gerçekleşmesi için çalışılmış ve kimsenin mağduriyet yaşamaması için azami çaba sarf edildiği belirtilmiştir.

(22)

16 Şekil 3.1 Vatandaş görüşmesi (1995)

Uygulanan gecekondu önleme ve imar uygulaması süreçlerinde genel olarak dört çeşit yöntem kullanılmıştır.

1. Tapulandırma yöntemi 2. Arsa tahsis yöntemi 3. Konut tahsisi yöntemi 4. Kamulaştırma yöntemi

Belirtilen dört yöntem uygulanırken farklı kanun maddelerinden yararlanılmaktadır. Bu kanunlardan bazıları aşağıdaki gibi sıralanabilir:

a) 08.03.1984 tarihli 2981 sayılı İmar ve Gecekondu Mevzuatına Aykırı Yapılara Uygulanacak Bazı İşlemler Hakkındaki Kanun,

b) 30.07.1966 tarih ve 775 sayılı Gecekondu Kanunu, c) 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu.

(23)

17

3.1 Tapulandırma Yöntemiyle Gecekondu Önleme

Melikgazi Belediyesi sınırları içerisinde imar planlarının yapılmadığı ve yeterli teknik donanım ve alt yapının bulunmadığı, köylerden şehre göçün yoğun olduğu yıllarda şehrin girişleri yoğun bir şekilde gecekondulaşmaya maruz kalmıştır. Bu gecekondulaşma ilerleyen zamanda sosyal sorunları da beraberinde getirmiştir. Bu sorunları gidermek amacıyla öncelikle plansız alanlara imar planları yapılarak imar planına uygun yapılaşma talep edilmiştir. Ancak ilerleyen zaman içerisinde istenilen ve beklenen imar uygulaması yapılamamıştır. Bunun nedeni büyük ölçekli kadastro parsellerinin, hisseli tapuların bulunması ve kadastro parselindeki hissedarların bir araya gelerek imar uygulamasını yaptıramadıklarından umulan imar uygulaması gerçekleşememiştir. Bu durumu tespit eden Melikgazi Belediyesi, Kadastro Müdürlüğü ile irtibata geçerek 08.03.1984 tarihli 2981 sayılı İmar ve Gecekondu Mevzuatına Aykırı Yapılara Uygulanacak Bazı İşlemler Hakkındaki Kanun’un 10-b maddesi uygulaması için yetkisini Kadastro Müdürlüğüne devretmiştir. Kadastro Müdürlüğü mahallinde bütün binaları ve fiili kullanımları tespit ederek mevcut tapu hisseleri ile karşılaştırıp tapu maliklerinin hisseleri oranında fiili kullanımlarını da dikkate alarak şahıslara ferdi tapularını vermiştir (Şekil 3.2). Bu işlem sonucunda çok hisseli kadastro parsellerinden müstakil hisseli parsellere dönüştüğü için imar uygulaması hız kazanmış ve şehrin köhneleşmiş mahalleleri yeniden imar edilmiştir.

Şekil 3.2 Tapu dağıtımı (2005)

(24)

18 3.2 Arsa Tahsisi Yöntemiyle Gecekondu Önleme

Melikgazi Belediyesi Plan ve Proje Müdürlüğü tarafından mülkiyeti belediyeye, hazineye ve şahıslara ait olan parseller hazırlanan 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planı çerçevesinde gecekondu önleme bölgesi olarak ilan edilmiştir. Gecekondu Önleme Bölgesi olarak ilan edilen bu alanlar, Melikgazi Belediyesi Plan ve Proje Müdürlüğü tarafından 210 m2 ve 250 m2 arasında değişen parsel çalışmaları tevhit ifraz işlemleri yapılarak hak sahibi statüsü kazanan vatandaşlara tahsis edilebilecek hale getirilmiştir.

Parselasyon çalışmaları tamamlanan gecekondu önleme bölgesi parselleri için Melikgazi Belediyesi İmar ve Şehircilik Müdürlüğü tarafından tip proje çalışması yapılarak tüm parseller inşaat yapım aşamasına getirilmiştir. Melikgazi Belediyesi tarafından tahsis edilecek vatandaşa bina proje desteği sağlanmıştır. Hazır hale getirilmiş olan bina projeleri ada bazlı ve bitişik nizam olarak sıra evler şeklinde hazırlanmıştır. Proje 100 m2 taban oturumlu olup, toplam 210 m2 yaşam alanı tasarlanmıştır. Konutun 100 m2 bodrum, 100 m2 zemin kat ve 100 m2 birinci normal katı olacak biçimde projelenmesi ve inşaatı yapılacaktır. Parsel üzerine sıra evler şeklinde oturtulan projelerde ön ve arka bahçe çekme mesafeleri 5 metre olarak planlanmıştır.

Gecekondu Kanunu’nun 25’nci maddesine istinaden sözü geçen arsalar yönetmelikte belirtilen şekil ve esaslar dahilinde ve tespit olunacak bedellerle kendilerine arsa verilmesi gerekenlere dağıtılmıştır. Arsa ve binaların hali hazır durumları ile şahıslara veya kamu kurum ve kuruluşlarına tahsis veya satışları Valilik Makamı tarafından tespit ve Toplu Konut İdaresi Başkanlığınca onaylanan emsal bedel üzerinden yapılmıştır.

Şahıslara veya kamu kurum ve kuruluşlarına, arsaların ve binaların satış veya tahsisine dair esaslar Toplu Konut İdaresi Başkanlığınca hazırlanacak yönetmelikle belirlenmiştir.

Gecekondu sahibinin dilekçesi üzerine tahsis işlemlerinin başlatılması için başkanlık makamına yazısı yazılarak onay alınmıştır. Aynı zamanda tasfiye edilecek gecekondu veya yapının tespit çalışmaları ve enkaz bedeli ile ağaç bedellerinin tespiti Fen İşleri Müdürlüğü ve Park Bahçeler Müdürlüğü tarafından Çevre ve Şehircilik Bakanlığının birim fiyatları üzerinden tespit edilmiştir. Tasfiye edilecek gecekondu veya yapının

(25)

19

tespit edilen enkaz bedelleri ilgili müdürlükler tarafından Gecekondu ve Sosyal Konutlar Müdürlüğüne yazı ile bildirilmiştir.

Tasfiye edilecek gecekondu veya yapının tespit çalışmalarına eş zamanlı olarak gecekondu sahibine tahsis edilecek parselin değerleme çalışması için kıymet takdir komisyonuna yazı yazılarak ilgili parselin değeri serbest piyasa değeri yerine vatandaşın fakirlik belgesi göz önünde bulundurularak emlak vergi değeri üzerinden belirlenmiştir.

Belirlenen kıymet takdir komisyonu yazısı, tasfiye edilecek gecekondu veya yapının enkaz bedeli yazısı ve diğer evraklar ile hazırlanan encümen dosyası başkanlık makamının onayına sunulmuştur. Onayın ardından dosya encümene gönderilip Belediye Encümeni’nin gerekli belge ve bilgi incelemelerinin ardından gecekondu sahibine yapılacak taşınmaz parselin tahsisi ve gecekondu sahibi tarafından 5 yılda eşit taksitlerle ödenecek şekilde ödeme planı yapılmıştır.

Plan ve Proje Müdürlüğü, Belediye Encümeni’nin vermiş olduğu karar çerçevesinde taşınmaz parselin ödeme planını tasfiyesi yapılacak gecekondu sahibine bildirilerek, 775 sayılı Gecekondu Kanunu ve Uygulama Yönetmeliği gereği olarak noterden taahhütname vermesi istenmiştir. Taahhütnamenin getirilmesinden sonra bayındırlık birim fiyatları üzerinden tespit edilen enkaz bedelinin ödemesi gecekondu sahibine yapılmıştır.

Plan ve Proje Müdürlüğü yazı ile İmar ve Şehircilik Müdürlüğüne taşınmaz parselin inşaat ruhsatı ve eklerinin tasfiyesi yapılacak olan gecekondu sahibine verilmesini talep etmiştir. Ruhsat ve ekleri vatandaşa teslim edildikten sonra Plan ve Proje Müdürlüğü tarafından gecekondu sahibi adına tapu işlemlerinin yapılabilmesi için Melikgazi Tapu Müdürlüğüne yazı ile bildirilmiştir. Taşınmaz parselin bedelinin ödenmesi için tanınan 5 yıllık süre içinde tapu kaydı üzerine Melikgazi Belediyesi adına şerh konularak 775 sayılı Gecekondu Kanunu’nun 34. maddesi gereğince takyitli olarak tapunun verilmesi talep edilmiştir.

Yukarıda anılan iş ve işlemler tamamlandıktan sonra vatandaşa belediyeden almış olduğu enkaz bedeli, inşaat ruhsatı ve projesi ile inşaatına başlaması ve öncelikle

(26)

20

bodrum ve zemin katın tamamlanarak mevcut gecekondunun boşaltılması için süre verilmiştir. Verilen sürenin bitiminde gecekondunun elektrik, telefon, su vb. bağlantıları ilgili kurumlar tarafından kesilmesi talep edilmiştir. Bu işlemlerin ardından gecekondu yıkılarak süreç tamamlanmıştır.

3.3 Konut Tahsisi Yöntemiyle Gecekondu Önleme

Melikgazi Belediyesi Plan ve Proje Müdürlüğü tarafından mülkiyeti Melikgazi Belediyesi’ne ait olan parsellerde, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu çerçevesinde tasfiye edilecek gecekondu sahiplerine tahsis edilmek üzere Selçuklu Mahallesi sınırları içinde toplam 3.500 adet konut üretimi yapılmıştır. Melikgazi Belediyesi kamu yararı ve 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planları çerçevesinde imar uygulaması (şuyulandırma) tamamlanmış, yol, yeşil alan, park alanı, sağlık alanı, belediye hizmet alanı gibi kamusal alanlar ile mülkiyeti şahsa ait ancak imar uygulaması yaptıramamış gecekondu sahipleri ile gecekonduların tasfiye edilmesi gerektiği hakkında gerekli ön görüşmeler yapılarak vatandaş bilgilendirilmiştir.

Bilgilendirme sonrasında 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu gereğince gecekondu sahiplerinden alınan; (i) gecekondusunun tasfiye edilmesi ve kendisine 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun 8. maddesi gereğince konut tahsis edilmesi ile ilgili dilekçe, (ii) gecekondulara ait emlak vergisi makbuzları, (iii) gecekondulara ait elektrik, su, telefon faturalarının makbuzları, (iv) aile durumunu gösteren beyanname, (v) muhtarlıktan fakirlik belgesi ve (vi) nüfus cüzdan örneği gibi belgeleriyle tahsis ve tasfiye süreci başlatılmıştır.

Gecekondu sahibinin dilekçesi üzerine tahsis işlemlerinin başlatılabilmesi için Başkanlık makamına onay yazısı yazılarak onay alınmıştır. Aynı zamanda tasfiye edilecek gecekondu veya yapının tespit çalışmaları ve enkaz bedeli ile ağaç bedellerinin tespiti Fen İşleri Müdürlüğü ve Park Bahçeler Müdürlüğü tarafından Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın birim fiyatları üzerinden tespit edilmiştir. Tasfiye edilecek gecekondu veya yapının tespit edilen enkaz bedelleri ilgili müdürlükler tarafından Plan ve Proje Müdürlüğü’ne yazı ile bildirilmiştir. Tasfiye edilecek gecekondu veya yapının tespit

(27)

21

çalışmalarına eş zamanlı olarak gecekondu sahibine tahsis edilecek sosyal konutun değer tespiti için kıymet takdir komisyonuna yazı yazılarak ilgili sosyal konutun değeri belirlenmiştir. Belirlenen kıymet takdir komisyonu yazısı, tasfiye edilecek gecekondu veya yapının enkaz bedeli yazısı ve diğer evraklar ile hazırlanan encümen dosyası Başkanlık makamının onayına sunulmuştur. Onayın ardından dosya encümene gönderilmiştir. Belediye Encümeni’nin gerekli belge ve bilgi incelemelerinin ardından gecekondu sahibine yapılacak sosyal konutun tahsisi ve gecekondu sahibi tarafından 10 yılda eşit taksitlerle ödenecek şekilde ödeme planı ile beraber kararı verilerek dosya Plan ve Proje Müdürlüğü’ne iletilmiştir.

Plan ve Proje Müdürlüğü, Belediye Encümeni’nin vermiş olduğu karar çerçevesinde sosyal konutun ödeme planını tasfiyesi yapılacak gecekondu sahibine bildirilerek, süresi içerisinde ödeme yapılmasını bildirmiştir. Plan ve Proje Müdürlüğü tarafından gecekondu sahibi adına tahsis işlemi yapılan sosyal konutun tapu işlemlerinin yapılması için Melikgazi Tapu Müdürlüğüne yazılan yazı ile bilgi verilmiştir. Ayrıca sosyal konutun bedelinin ödenmesi için tanınan on yıllık süre içinde tapu kaydı üzerine Melikgazi Belediyesi adına 775 sayılı Gecekondu Kanunu’nun 34. maddesi gereğince takyidat şerhi konularak tahsis işleminin yapılması talep edilmiştir.

Yukarda belirtilen iş ve işlemler tamamlandıktan sonra vatandaşın Belediyeden almış olduğu sosyal konuta taşınma işlemleri için verilen sürenin bitiminde, gecekondunun elektrik, telefon, su gibi bağlantılarının ilgili kurumlar tarafından kesilmesi talep edilmiştir. Bu işlemlerin ardından gecekondu yıkılarak süreç tamamlanmıştır. Melikgazi Belediyesi bugüne kadar 3.500 adet sosyal konut tahsisi gerçekleştirmiştir. Ayrıca Kayseri Büyükşehir Belediyesi tarafından Melikgazi ilçesi sınırlarında kaldırılan gecekondular için 1994 – 2014 yılları arasında 1.500 adet sosyal konut tahsisi gerçekleştirilmiş (Şekil 3.3) olup, söz konusu konutların mevcut gecekondu alanlarındaki konutlara oranla çok daha iyi koşullarda olduğu ve kalitesinin de oldukça yüksek olduğu değerlendirilmiştir.

(28)

22

Şekil 3.3 Eskişehir gecekondu önleme bölgesindeki sosyal konutlar

(29)

23

4. KAYSERİ İLİ ESKİŞEHİR GECEKONDU ÖNLEME BÖLGESİ

Kayseri’nin mevcut konumundan önceki konumu, sönmüş yaşlı bir volkan olan Erciyes’in alçak kuzey eteklerinde bulunduğu kabul edilmektedir. Ayrıca o dönemde ovanın bataklık halinde olması ve savunma kaygıları insanları bu alanda yerleşmeye zorlamıştır. İlk ismi Mazaka olan şehrin, Tontar Tepesi’nden Taşlıburun’a kadar geniş bir alana yayıldığı, antik dönemlere ait stadyum, bina yıkıntıları, sütun ve sütun başları, falluslar, sarnıçlar ve çok miktardaki mezar vb. kalıntılardan anlaşılmaktadır. Arka arkaya gelen işgaller ve o sıralarda vukuu bulan depremler, büyük ve güzel bir şehir olan Mazaka’nın yakılıp yıkılmasına sebep olmuşsa da şehir hiçbir zaman terk edilmemiş ve yıkılan yapıların yerlerine yenileri yapılarak çok geçmeden yeniden kalkınmıştır. Ancak bir zaman sonra, “Eskişehir” yerleştiği bu tepelerden kuzeydeki ovaya doğru yayılmaya başlamıştır. Ovaya inişin, Saint Basile’nin (Büyük Basileios) manastırını ve kilisesini eski şehrin kuzey kapısının önüne, yani şimdiki şehrin bulunduğu ovanın başlangıcına kurmasıyla başladığı söylenmektedir. Başka bir ifade ile şehrin bu manastırın etrafında gelişerek düzlüğe indiği anlaşılmaktadır (Şekil 4.1).

Şekil 4.1 Kayseri ili genel görünümü (2015)

Daha sonra şehir Eusebia, Caeseria ve Kayseri isimlerini alarak Bizans, Selçuklu ve Osmanlı şehri olarak kaderini yaşamıştır. Halen ismi “Eskişehir” olan bu bölgeler, bağlık bahçelik iken 1994 yılında “Eskişehir Gecekondu Önleme Bölgesi” adı altında

(30)

24

16.500 konutluk bir projeyle imara açılmış ve genellikle dar gelirli vatandaşların oturduğu, 80 – 100 bin kişiyi barındıran mahallelerden oluşan büyük bir semt halini almıştır (Anonim, 2015).

Kayseri sanayi ve ticaret bakımından gelişirken bir yandan da hızla göç alan Orta Anadolu’nun önemli şehirlerinden birisidir. Türkiye’de ilk kez uygulanan ve 1994 yılında kurulmaya başlanan Eskişehir Gecekondu Önleme Bölgesi’nde 3 milyon metrekarelik alanda 7200 adet parsel oluşturulmuş ve vatandaşlara tahsis edilmiştir.

Projeyle birlikte 6000 adet parsel yapılaşmış olup, tamamlandığında 150 bin nüfusun yaşayacağı bir yer olacaktır.

4.1 Eskişehir Gecekondu Önleme Bölgesi Projesinin Amacı

Kayseri ili Melikgazi ilçesi Eskişehir Gecekondu Önleme Bölgesi alanında Selçuklu Mahallesi oluşturulmuş ve halen 775 Sayılı Kanun kapsamında uygulamalarına devam eden Selçuklu Mahallesi’nde arsa tahsis edilenlerin sosyo-ekonomik ve demografik durumları incelenmiş, ayrıca arsa tahsisleri ile ilgili durumları da değerlendirilmiştir.

Selçuklu Mahallesi’nin çalışmada seçilmesinin nedeni, bu bölgenin halen faal olması, bilgilerine olan ulaşılabilirlik, bu bölgede imar planında konut alanı tanımlı olan arsaların tümünün tahsis yöntemiyle edinilmiş olması, tahsis edilen arsaların ve bu bölgede arsa tahsisinden faydalananların sayısal çokluğu ve arsa spekülasyonunun görüldüğü alanlardan biri olmasıdır.

İncelenen proje ile Kayseri’de yoğun olarak yaşanan göçler dolayısıyla ortaya çıkan gecekondu sorunun çözümü amaçlanmış, merkezde olan ancak imarlı olmasına rağmen imara açılamayan Kayseri’nin ekonomik ve sosyal bütünlüğünü bozan kentin çöküntü alanlarını oluşturan yerlerin temizlenerek belediye arsaları, şahıs arsaları, hazine arsaları ve vakıf mülkiyetinde olan arsaların işgali engellenerek işgalci ve gecekondu sahibi vatandaşları o bölgeden uzaklaştırıp Eskişehir Gecekondu Önleme Bölgesi’nden arsa verip yatırım yollarını açmak ve üzerinde hiçbir yapının bulunmadığı, altyapı hizmetlerinin belediye tarafından yapıldığı modern bir yerleşim yerinin kurulması amaçlanmıştır.

(31)

25

4.2 Melikgaziİlçesi Eskişehir Gecekondu Önleme Bölgesi Hakkında Bilgiler

Kayseri Eskişehir Gecekondu Önleme Bölgesi 1994 yılında kurulmaya başlanan 3 milyon metrekarelik alanda 7.200 adet parselden oluşan 6.000 adet parselin yapılaşarak 150 bine yakın nüfusun yaşayacağı Kayseri manzaralı geniş bir alanda kalmaktadır (Şekil 4.2). Gecekondu Önleme Bölgesi’nin tamamı üzerinden referans olarak alınan 846 nolu kadastro adasının yapılaşmasında geçirdiği evreler ve oluşan imar parsellerinin gelişim süreci incelenmiştir. Uygulama adası olan 846 ada içinde 31 adet kadastro parseli bulunmakta ve toplam yüzölçümü 83.500 m2 olarak tespit edilmiştir. Gecekondu Önleme Alanı ilan edilmeden önce bu parsellerin bir kısmı bağ, bir kısmı boş, bir kısmı da tarla olarak kullanılmıştır. Boş parsellerin üzerinde herhangi bir yapılaşmanın olmadığı tespit edilmiştir. Eskişehir Bölgesi’nin tercih edilme sebebinin bölgede yapılaşmanın olmayışı ve boş araziler üzerinde alt yapı ve üst yapının yapılaşmış arazilere oranla daha kolay, pratik ve zaman kaybı olmadan yapılabilmesidir.

Gecekondu projesine uygun olarak alt yapısı tamamlanan yerler vatandaşlara tahsis edilerek kısa zamanda projenin uygulanması hedeflenmiştir.

Belediye yetkilileri ile yapılan görüşmelerde 1994 yılından önce birçok mahallede gecekondu ve kaçak yapı bulunduğu ve Eskişehir Gecekondu Önleme Bölgesi’nin Kayseri’de gecekonduyu önlemek için ortaya çıktığı, o dönemde belediye bürokratlarının dahi bu fikre karşı çıktıklarını ve bu projenin belediye bütçesini zorlayacağını söylediklerini ifade eden yetkililer, dönemin Belediye Başkanının 01/03/2014 tarihli şu sözleri söylediğini ifade ettiler; “Burası zenginlere iyi villa olur diyenler dahi oldu. Ancak biz burayı çok ucuz fiyata evi olmayanlara verdik. Belki de Melikgazi Belediyesi’nin 2-3 yıllık bütçesi olduğu gibi buraya harcandı. Ama sonuçta burada tamamıyla imarlı, altyapısı yapılmış yeni bir şehir doğdu. Birçok büyükşehirde yaşanan gecekondu problemi ve kavgalı ortam bitti” (Milliyet, 2014).

(32)

26

Şekil 4.2 Selçuklu mahallesi gecekondu önleme bölgesi genel görünüm

4.3 Projenin Konumu

Kayseri’nin güneybatı kısmında bulunan Eskişehir Gecekondu Önleme Bölgesi eski Tontar Tepesi’nden Taşlıburun’a, Kayseri asri mezarlığı ile Erciyes dağının etekleri ve Hacılar İlçe sınırlarına kadar yayılan geniş bir alanı kaplamakta olup Kayseri manzaralı bağ ve sayfiye yerlerindendir (Şekil 4.3).

Şekil 4.3 Eskişehir gecekondu önleme bölgesi

(33)

27 4.4 Proje ile İlgili Çalışalar

Proje ilk olarak 1992 yıllarında dönemin Melikgazi Belediye Başkanı Mehmet Özhaseki tarafından dile getirilmiş ancak aynı yıllarda gecekondulaşmayı önlemek için yapılan belediyenin himayesindeki Bel-Sin Yapı Kooperatifi’nin bitirilmesine rağmen düşük gelirli vatandaşların rağbet etmediği aksine orta ve yüksek gelirli kişilerin talep ettiği ve kooperatif usulü ile yapılıp müteahhitlere rant sağlayan bir durum ortaya çıktığından farklı bir proje olması gerektiği savunulmuş ve arsa dağıtım fikri ortaya çıkmıştır.

Böylelikle Eskişehir bölgesinde yapılaşmanın olmadığı yerlerde parseller üretilmiştir (Şekil 4.4).

Şekil 4.4 Selçuklu mahallesi GÖB ilk hali

Belediye bu bölgede 4 odalı 100 m2’lik daire ve 50 m2’lik 2 odalı daire olmak üzere 2 tip proje üretmiştir. Ancak vatandaşlar 50 m2’lik projeye ilgi göstermemiş, 4 odalı 100 m2’lik daire projesine rağbet etmişlerdir. Çünkü bu gecekondu önleme alanında yaşayan insanlar Kayseri’ye göç yolu ile gelmiş, genelde Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesinde yaşamış, aile yapısı geniş olan dede, nine, anne, baba, çocuk ve kardeşlerin

(34)

28

bir arada yaşadığı kültürden gelmişlerdir. Bu yüzden projeye uygun olarak yapılan yapılar bu ailelerin ihtiyacına cevap verememiştir. Her seçim zamanı vatandaş baskısı ve siyasi baskıdan dolayı belediye meclis kararı alınarak bu alanlara 1 kat daha verilmiştir. Tek katlı projeler 2 katlı duruma gelmiştir. Benzer şekilde 2002 yerel seçimlerinden önce 775 sayılı Gecekondu Kanunu Uygulama Yönetmeliğinde yapılan bir değişiklikle çatı katları eğimi % 30’dan % 45’e çıkarılıp çatı arası bir kat daha yapılmasına müsaade edilmiştir. Halbuki projenin aslı tek katlı iken siyasi baskı ve vatandaş baskısı yüzünden böylece 4 katlı konutlar oluşmuştur (Şekil 4.5).

Şekil 4.5 Selçuklu mahallesi GÖB yapılaşmış hali

Parsellerin ön bahçe mesafesi, komşu bahçe mesafesi ve arka bahçe mesafeleri tek kata göre oluşturulmuş ancak eklenen kat sayılarıyla 4 katlı konutlar tek katlı konut çekme mesafesi üzerine yapılmış ve birbirine bitişik, yeşil alanı az beton yığınlarının oluşmasına engel olunamamıştır. Tek katlı konut projesine uygun olarak planlanan okul, camii, yeşil alan ve ticaret alanları yapıldıktan sonra artan kat sayısı ile bölgede yoğun nüfus artışı olmuştur. 20 - 25 kişilik sınıflar olarak planlanan okullarda öğrenci sayısı artmış, sınıflarda 50 - 60 kişi eğitim öğretim yapmaya başlamış ve belediye yeni okul alanları aramak zorunda kalmıştır. Vatandaşların kendi başlarına yaptıkları evler

(35)

29

maalesef herhangi bir yapı denetimine tabi tutulmamış ve vatandaşlar ekonomik durumlarına göre evler yapmıştır. Yığma ve betonarme yapıların bir kısmı beton yığınlarından öteye gidememiştir. Yapılan yapıların üretim aşamasında yapının projesi ile maliyeti arasında herhangi bir bağlantı kurulmamış, tamamen vatandaşın ekonomik durumuna bırakılmıştır (Şekil 4.6).

Şekil 4.6 Selçuklu mahallesi GÖB ilk yapılaşma çalışmaları

Proje alanında inşa edilen konutlar üretim amacına uygun olarak yapılmamış, yapılarda aranması gereken; fonksiyonellik, dayanıklılık, ekonomiklilik, estetiklik ve ekolojiklik özelliklerinden sadece ekonomiklilik kavramı önem kazanmış, diğer özelliklere gereken önem ve öncelik verilmemiştir. Yapılar geleneksel yapım yöntemlerine göre kargir taşıyıcı ve betonarme taşıyıcı sistemli yapılar olarak inşa edilmiştir. İnşaatta kullanılan donatılar vatandaşların takdirine bırakılmış, maddi imkanları kısıtlı olan vatandaşlar ise inşaat yapım tekniklerini gözardı ederek konutunu inşa etmiş ve Belediye herhangi bir müdahalede bulunmayarak yapım tekniklerine uygun olmayan yapıların inşa edilerek kullanıma açılmasına göz yummuştur (Şekil 4.7).

(36)

30

Şekil 4.7 Selçuklu mahallesi GÖB yapılaşma çalışmaları

4.5 Arsa Tahsisleri

Gecekondu Kanunu’nun 25. maddesinde, “7’nci madde gereğince tespit olunan önleme bölgelerindeki arsalar, öncelikle gecekonduların ıslahı ve tasfiyesi sebepleriyle açıkta kalacaklara ve diğer konutsuz vatandaşlara verilir. Bu arsalardan, ıslah ve tasfiye bölgelerinde bulunan diğer yapı sahiplerinden yapısının tasfiyesini isteyenler de faydalanabilirler. Her ne sebeple olursa olsun, bu kanun hükümlerince arsa tahsis edilecek kimselerin, yoksul veya dar gelirli olması, kendisinin, eşinin veya ergin olmayan çocuğunun herhangi bir belediye sınırı içinde ev yapmaya müsait arsaya veya herhangi bir yerde bir ev veya apartmanın ayrı bir dairesine karşılık olan payına sahip bulunmaması şarttır” denilmektedir.

Kimlerin yoksul ve dar gelirli sayılacağı, kendisine arsa tahsis edileceklerin öncelik sırası ve yukarda sözü geçen diğer hususların esasları yönetmelikte belirtilmiştir.

Melikgazi Belediyesi Plan ve Proje Müdürlüğü tarafından mülkiyeti belediyeye,

Şekil

Updating...

Referanslar

Benzer konular :