AİLE: Karşılıksız sevginin olduğu, içindeki kişilerin kendisini huzurlu ve mutlu hissettiği,bireylerin
birbirlerinden emin olduğu, ne olursa olsun aile bireylerinin
sığınabileceği yuvaya biz aile
diyoruz .
Sağlıklı aile olabilmek için gerçekleşmesi gereken
gereksinimler vardır.
Bu gereksinimler ailedeki bütün bireylerle ilgilidir.
SİZCE BU GEREKSİNİMLER NELERDİR?
AİLENİN TEMEL
GEREKSİNİNLERİ
Değerli olma duygusu
Güven ortamı
Yakınlık ve dayanışma ,duygu paylaşımı
Sorumluluk duygusu
Zorluklarla mücadele ederek üstesinden gelmeyi öğrenme
Takdir ifadeleri
Sağlıklı manevi yaşam
Mutluluk ve kendini gerçekleştirme.
Değerli Olma Duygusu:
Aile içindeki etkileşim çocukları ya “ben
değerliyim” ya da “değersizim” duygusuna götürür.Bu gereksinim aile içinde
karşılanmazsa çocuk her türlü davranışla bu duyguyu elde etmeye çalışır.
Peki ne yapmalısınız?
Çocuğunuzun varlığından mutlu
olduğunuzu,onun sizin için değerli olduğunu sözlerinizle ve davranışlarınızla gösterin.
Güven Ortamı:
Çocuk aile içinde kendini güvende
hissetmelidir.Dışarıdaki tehlikeli olayların aile içine girmeyeceğinden emin olmalıdır.Eğer çocuk aile içinde kendini güvende
hissetmezse , dışarıdaki güçlere yönelir.
Çocuğunuza dışarıda ne yaşanırsa yaşansın evde emniyette olduğunu hissettirin.
Yakınlık–Dayanışma ve Duygu Paylaşımı:
Aile içinde yakınlık, dayanışma ve duygu
paylaşımı varsa aile dışında bireyin karşılaştığı stres getirici olumsuz olaylar yıkıcı etkisini pek gösteremez. Birey yaşadığı olumsuz bir durum karşısında dayanışma ve duygu paylaşımına gider ve problemini çözebilir.
Bazen seni üzen durumlarla karşılaşabilirsin.
Bana her şeyi anlatabilirsin.
Kim ne derse desin ben sana inanacağım.
Senin beni aldatmayacağına inanıyorum.
Sorumluluk Duygusu:
Aile içinde sadece anne baba değil
herkes sorumluluk almalı ve bu duyguyu yaşamalıdır.Tüm sorumluluğu üzerine alan, çocuğunu sorumluluktan kurtaran anne ve babalar kendi yaşamlarını
biçimlendirmekten aciz, sürekli
başkalarının yönetiminde olmaya muhtaç bireyler yetiştirirler.Bu tür bir ailede yetişen kişiler yaşamlarında olan olaylardan sürekli başkalarını sorumlu tutarlar.
Her yaşta çocuğun yerine getirebileceği sorumluluğu olmalıdır.Sorumluluk
kazandırma küçük yaşlarda başlar.2
yaşında oyuncaklarını toplamayan çocuk 17 yaşında da odasını toplamaz.
Zorluklarla Mücadele Ederek Onların Üstesinden Gelmeyi Öğrenme:
Çocuğa her şey hazır verilmemelidir. Çocuğun içinde bulunduğu gelişimsel dönem göz önünde bulundurularak çocuk kendi sorunları ile baş başa bırakılmalıdır.
Bırakın çocuğunuz hayatın her yönünü görsün.Başarısızlığı,acıyı,hüznü tatsın.
Takdir İfadeleri:
İnsanların yaptıkları herhangi bir güzel iş için olumlu sözler duymaya ihtiyacı vardır.
Yaptıklarının fark edilmesini isterler. Bu istek çocuklarda daha fazladır. Duydukları
olumlu bir ifade onların aynı tür güzel
davranışları tekrar yapmalarını ve daha
güzel şeyler yapmaya çalışmalarını sağlar.
Mutluluk ve Kendini Gerçekleştirme:
Aile bir mutluluk ortamı olmalıdır. Mutlu olan kişi yaptığı şeylerden zevk alır. Kendini
gerçekleştirme olanağı bulur. Yeteneklerini kullanma cesaretini gösterir. Kendini ispatlar.
Şimdi ve burada olanı görme ve duyma özgürlüğü
Kendi duygularını ve düşüncelerini olduğu gibi ifade edebilme özgürlüğü
Kendi arzularına göre bir şeyi isteme ya da reddetme özgürlüğü
Olmak istediği yönde gelişerek kendi özünü gerçekleştirme özgürlüğü1.ÇEKİRDEK AİLE 2.GENİŞ AİLE
3.ATAERKİL AİLE 4.ANAERKİL AİLE 5.EŞİTLİKÇİ AİLE
Aile kurumunun temel görevlerinden biri de, herkesin en verimli biçimde gelişimini sağlamaktır. Bunun için; aile içindeki bireylerin aralarında iletişim kopukluğunun olmaması, herkesin çekinmeden, korkmadan iletişime geçebilmesidir. Birinci şart, önce anne ve babanın arasındaki iletişimin sağlıklı olmasıdır.
Aile sorunları gizli saklı kalmayıp, ortaklaşa çözüm yolları aranıyorsa sağlıklı bir aile iletişiminden söz edebiliriz. Eşler birbirleriyle konuşurken, çocuklarına da konuşma fırsatı vermelidir. Böylece çocuk;
bu ailenin bir bireyi olduğunu algılar, fikirlerini rahatça ifade edebilir.
Ses tonumuzu konuya göre ayarlamayı bilmeliyiz. Ses tonumuzda sevgimiz hissedilmelidir. Ses tonumuzdaki vurgu, çocuğumuza ne yapması ya da ne yapmaması gerektiğini bir parça anlatabilmelidir.
Aile fertlerimizi dikkatle dinlemeliyiz.
Yüzümüzü onlara yöneltmeli, onlar konuşurken müdahale etmemeliyiz. Bir ailede ne kadar olumlu iletişim varsa aile birbirine o kadar bağlıdır. Bu pozitif olgu, insanlarla olan münasebetlerde ve iş hayatında da etkisini gösterir.
-emir almaktan
-dayaktan
-kıyaslanmaktan
-haksız yere suçlanmaktan
-aşağılanmaktan
-yemek probleminden
-eleştirilmekten
-tutarsızlıklardan
-kardeşler arası ilişkilerden
-çocuğun yerine konuşulmasından
-çocuğun yanında kavga edilmesinden
-kötü söz ve hakaretlerden
-başkalarının yanında küçük düşürülmekten
-anlaşılmamaktan
-ilgisizlikten
-anne babanın hata yaptığında özür dilememesinden
-yargılamayın
-emir vermeyin
-açık olun
-örnek olun
-çocuğunuzla konuşun
-çocuğunuzu dinleyin
-kendinizi çocuğunuzun yerine koyarak onun duygularını kabul edin
a) Överek,
b) Gülümseyerek, sarılarak, öperek,
c) Sevdiği bir işi yaparak ( Tv' de sevdiği bir programı izlemesine izin vererek, ),
d) Küçük bir hediye vererek ,
-kendi davranışlarınızla örnek olun
-olumlu ve olumsuz davranışları ve sonuçlarını uygun zamanlarda anlatın
-iyi alışkanlıklar kazanmasına yardımcı olun
-sorunun neden kaynaklandığını düşünün
-çocuğunuzun duygularını anlamaya çalışın
-alternatif davranışlar önerin
-kendi duygularınızı ifade edin
-yaptığı davranışın sonuçlarını gösterin
-yaptığı davranışın sonuçlarını yaşamasına ve sorumluluğunu almasına izin verin
1. O andaki duygunuzu çocuğun kişiliğine saldırmadan net şekilde anlatın:
“ Notlarının düşük olmasına çok üzüldüm.”
2. Kendi beklentinizi ifade edin:
“ İkinci dönem notlarının daha yükseleceğini umarım.”
3. Çocuğa kendini affettirme yolu gösterin:
“ Derslerine daha fazla zaman ayırarak bunu halledebilirsin.”
4. Çocuğunuza seçme şansı verin:
“ Kendin çalışabilirsin ya da sana derslerinde yardımcı olacak birisi olabilir, nasıl istersin?”
5. Problemi çözmek için birlikte çalışın
Çocukla yaşına uygun bir dille konuşarak iyi
iletişim kurun. Olaylara çocuğun gözüyle bakıp, kendinizi onun yerine koyabilmeye çalışın. Size çok kabul edilemez görünen bir durum
çocuğun gözünde tamamen farklı olabilir.
Çocuğa yaşına uygun, kabul edilebilir, kesin ve tutarlı sınırlar çizin, belli kurallar koyun. Bunların
aşılmasını istemediğinizi kesin bir dille ifade edin.
Çocuk sınırları aştığında ya da kurallara
uymadığında sonuçları ile yüzleştirin. Örneğin, yeri kirleten çocuktan orayı temizlemesini, birini inciten çocuktan özür dilemesini isteyin.
Çocuğa konuşma ve davranışlarınızla örnek olun. “Lütfen, teşekkür ederim” gibi kelimelerin kullanılmasını özendirin. Sabır, nezaket, saygı gibi kavramları anlatarak değil
davranışlarınızla öğretin.
Çocuğun birden fazla istenmeyen davranışı varsa hepsini bir anda ele almayın, birer birer ilgilenin. Bu davranışın neden sorun yarattığını açıkça anlatın, değiştirdiğinde onu iyi
davranışından dolayı kutlayın.
Çocuğun olumlu davranışlarını onayladığınızı beden dilinizle de gösterin. Bazen bir küçük gülümseme, sırt sıvazlama ya da bir baş
hareketi bir çok söze bedeldir.
Fiziksel cezalandırmayla terbiye
edildiği düşünülen çocuklar, kaba
gücün sorunları çözmek için etkin bir yöntem olduğuna inanarak büyürler ve erişkin yaşlarda kendileri de
başka çocukları istismar eden
erişkinlere dönüşebilirler, böylece
istismar olayları kuşaktan kuşağa
sürüp gider.
Çocuklara sorunlara çözümler üretme,
sorunlarla başa çıkma konusunda destek olun, ancak onların yerine kararlar vermeyin. Bırakın kendi kararlarını verip, davranışlarını kendileri belirlesinler; bu özgüvenleri için çok yararlıdır.
Yaşamak, sağlıklı büyümek ve gelişmek, eğitim olanaklarına sahip olmak gibi hakların yanı sıra bu haklarını kullanırken huzurlu ve mutlu
olmak, şiddete maruz kalmamakta çocukların en doğal hakkıdır. Bu hakka sahip olmak için onların en büyük yardımcıları ise öğretmenler olacaktır.