• Sonuç bulunamadı

Seyitbek Destan zerine

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2021

Share "Seyitbek Destan zerine"

Copied!
8
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

·

~

~

lV!ç

~y~ ~us~ar f.a!»Ha~b~m~e~S~

..

International and Quarterly Journalaf Folklore

Revue Internatianale et Trime striette du Folklore

iÇ.iNDEKiLEU.i Coneenes i So".,..ai.-..

Hakem Kurulu /Editorial Board / Comili! d'Experts 3

Birkaç Söz!ParL'editeur .4

M. ÖcalOGUZ

Halk HikayelerindeİmtihanMotifiKompleksi/Motif complexeci'cxa.nıendans

les recits populaires 5

Prof. Dr. Ensar ASLAN

Celali Revoltsand the Epic Story ofKöroğlulCelali İsyanlarıve

Köroğlu Destanı : 15

Doç. Dr. MetinEKİcİ <t

SeyitbekDestanıÜzerine/Sur l'epopee "Seyitbek" 28

• Doç. Dr. Nerin KOSE

Köroğlu Destanının Türkmen Benzer Metninde Genç Kahramanlar Hakkında

Hiküyelcr/Recızssur les herosadolesearıtsdans la version

Turhmône del'epopşe "Kôroğlu" 42

Yard, Doç/Dr.Mustafa ARSLAN

Alpamış DestanıveBey Böyrek HikayesiArasındaBir

Karşılaştırına/Comparasionentre l'epopee "Alpanuş"et le recit "BeyBôyrelı 51"

SelamıFEDAKAR

Yirtöşlik DestanınınSibirya (Tümen) TürkleriEşMetnindekiOlağanüstü YardırncıKahramanlar Motili Üzerine Bir DenemelA StıuiyOn The Motif Of UnworldIlelpiııgCharactersIııThe VariantOfYirtöşlikEpos

OfSiberiatı(Tümen) Turhic People 65

(2)

Yıl:

13

Sayı:

51

• EgeÜ.Edebiyat Fakültesi Türk Dili veEdebiyatıBölümü.

Sur

I'epopee "Seyitbek"

Doç. Dr. Nerin KÖSE*

SEviTBEK

DESTANı

ÜZERiNE

256-257). Oğuzlar'daki "levirat geleneği"ni

köklerinidayandırabileceğimiz"kahn'tın (Kö-se III, ss. 16-17) ailenin devamıkonusunda önemli bir yerivardı.Çünkükalınverilen ge-linkocası kısırya daiktidarsız çıkarsa soru-nun çözümü ancakaldığı kalınıgeri vermesi ya da kendikız kardeşlerindenbirinioğlan tarafınagöndermesi ile mümkün olabilir; er-kek isekarısını "verdiği kalınıgeri almamak"

şartıile boşayabilirdi. "Aileninsigortası"

di-yebileceğimizveboşanmayıönleyen(Ögel,ss. 260-261) bu lidetin Oğuzlar'da19. yüzyılda

Ulu Yüz Türkleri ile Türkmenler'de (Ögel, ss. 256-259) günümüzse ise, Kazaklar'da (Köse III, ss. 16-17) ve dejenereedilmiş şekli

diyebi-leceğimiz "başlık"olarak Anadolu'da hala

ya-şadığınıbilmekteyiz.

"Kalın"ın karşıtı ise, gelinin getirdiği

"çeyiz"dir. Eski Türkler'de erkek evlada oran-la üçte bir miktardeğerindeolan vekıza

evle-neceği zaman verilen çeyiz, birkızın, "baba-dan kendine düşecekpay" olup, en az kalııı

kadardeğerliidi. Çeyizinialıpgidenkızın ba-ba evinde hiçbir mirashakkıkalmaz ancak

is-terlersedayılanndanda"yeğenlik hakkı" is-teyebilirlerdi(Ögel,ss. 263-264).

Gelini alanoğlan tarafıbirkadınve bir

işgücükazandığı, kız tarafıise bunu

kaybet-tiğiiçin "çeyiz","kalından"daha az tutulurdu. Bunarağmen"çeyiz"i yüksek tutmak,kız ba-basıiçin bir onursayılırdı (Ögel,ss. 264).

Eskiden hayvan sürüleri, kadınve er-kekişçiler,yengeler, gelininkırkcariyesi vb.

şeklinde gördüğümüz(Ögel, s. 265) ve buşe­

kilde günümüzde Kazaklar'da bu adla hala

varlığınısürdüren bu gelenek (Köse, ss.

5B-62) Kırgızlar'dada aynıadla yaygın olduğıı

halde, Eski Türkler'de sadece "sep" diye

bilin-miş; İslamiyet'teki"rnehrin birkısmınınçeyiz terisindekullanılması"prensibi ilebirleştiri­

lerekkalınınçeyizedönüşmesibile söz konu-suolmuştur (Ögel, s. 265). '

İşte adı,yeri,uygulanışveveriliş şekli

ne olursa olsun"kalınve "çeyiz" en renkli ha-liyle temeliniteşkileden tarihi vebaşka çeşit­

ten pek çok olayla birlikteanlatıcı,dinleyici ve çevre üçgeninin bu konudaki beklentilerini vedeğer yargılarınıda aksettirendestanı ar-basma, bu yolla edindiği kadınları~ı saydık­

tan sonra:

Kısalganday bolbodum,

Kısıkoynun körbödüm(Yıldız,s. 613)

şeklinde seslenmesinden anlıyoruzki,

Ma-nas'ın Kanıkey'denönce de kadınları olmuş

ve yukarıdasöz konusuettiğimiz şekillerde

elde edilmişlerdir.Manas bu kıi'aınları boyu-naalıpgötürürken hiçbir tören veyaanlaşma

dayapmamıştır (Yıldız,ss. 367-370). O sebep-le bukadınlardan doğacak çocukların tahta geçmeleri ve babadan kalacak mirastan pay

almalarıbileşart değildir(Spuler, s. 428).Kı­ sacası,ManasKanıkeyile evlenene kadar

dü-nürgidilerekalınmışhiçbireşi olmamıştır.

Ailenin annelikdeğildebabalık(pederi semiyye)esasınagöre kurulmayabaşlanma­ sıylabirliktedüğünadetleri de ortayaçıkma­

ya başlamıştır. Daha önceden böyle birşeye

elbette gerek yoktu. Çünküçocuğıınannesine olanakrabalığını, doğıırma olayı sağlıyordu.

Ancak babaya olan akrabalığınbu tür, tabi bir olayadayandırılmaması bazı formalitele-rin ve merasimleformalitele-rin

uygula:ımasına

sebep01-'

du. çünkü ancaksatınalma yoluyla(nişan­

lanma)yapılan birleşmelerdekarı-kocadanı­ şıklı (kararlaştırılmış)birtakım formaİ\teler­ le birbirlerine bağlanmış; kadın, dolayısıyla

ondandoğacakçocuklar dababanın mülkiye-tialtına geçmiş olacaktı(Gökalp, ss. 305·307).

İşte babanınbu şekilde elde ettiği

"ço-cukları üzerindeki mülkiyeti", zamanla

mal-larınıbirkısmınıona vermek zorunda

kalma-sına,yanievlsdınmirashakkınıelde etmesi-. ne yolaçmış;bugünTür~ Dünyası'nın çeşitli bölgelerinde halayaşayan kalın(veyabaşlık) ve çeyiz geleneğininortaya çıkmasını sağla­ mıştır(Köse III, ss.16-1B).

Eski Türklerdekalın babanın oğullarına verdiğibir evlenmepayı,birbaşkaifadeyle

oğulunbabamalındanalacağıpay (miras) idi.

Kalını verilen gelin, katılacağı'yeni ailenin

eşitüyesi veyamalıolur; aile fertlerinin yeni gelin üzerinde bir mirashakkıelde etmesini

sağlardı. İştebu sebeple büyükkardeşölünce dul kalan gelinkayınbiraderine düşer;koca malından iki payın varisi olurdu (Ögel, ss.

\

!

ı

i

r

t

i

ı

i,

j

ren, birbaşkaifadeyleanlatının yaygın

oldu-ğubölgenin folkloru da demek olanbazı özel-liklerin Seyitbek Destanı'ndakigörüntüleri olarak tespitetmişbulunuyoruz. Oruzbay Ur-mam?etov'unanlattığıve 1971yılında Kırgız

SSR IlimderAkademiyasıtarafından bastırı­

lan varyantaraştırmamız sırasındaSeyitbek

Destanı'ndabelli başlı motif ve epizotlarmı

incelerken buhususlarınhemKırgızFolkloru vediğer Kırgız Destanlarındakiakislerini de-ğerlendirecek,hem deTürkfllünyasıFolklor ve HalkEdebiyatı'ndakiörnekleri ortaya ko-nulmayaçalışılacaktır.

• SeyitbekDestanı'ndakien önemli hu-suslardan bir tanesi"kalın"ve "çeyiz"

gelene-ğidir.Daha önceki ikiaraştırmamızdada söz konusu ettiğimizüzere (Köse I, ss. 123-130, ss.56-5B)bu gelenek, ailenin evlenrne yoluyla

kurulmasıylabirlikte ortayaçıkmıştır.Çünkü Türkler'in eskihayatlarındabirkadınla

erke-ğinbirlikteolmaları,ya erkeğin kadmızorla veya kendiisteğiyle kaçırması,ya

akrabala-rındanbirini ya dakız kardeşini kadının kar-deşine veya akrabalarından birine vermesi ya da

karşılığında

para vermesi yoluyla

ger-çekleşirdi.Elbette bu tarzda gerçekleştirilen birleşmelere"evlenme",kurularıbubirliğede "aile" dernek mümkün değildi.Çünkü ayın kadın, yukarıdabelirtilen yollardan birivası­ tasıylabirbaşka erkeğinde olabilirdi. Bugün maderi semiyyenin (ailenin, annelikesasları­

na görekurulması)hakimolduğıı topluluklar-da halayaşayan(Gökalp, ss. 304-305) ve ge-nellikle"kadına savaşganimeti olarak sahip

çıkma" şeklindeortayaçıkanbugeleneğe Ma-sanDestanı'ndadarastlıyoruz. Manas'ın ba-Büyük savaşlar,zaferler, fetihler,

fela-ketler, yenilgiler, göçler bir devletinkuruluşu

ve

yıkılışı

vb. milletleri derinden etkileyen' olaylarla buolayların başındaki kahramanla-rmyaptıkları işler, taşıdıklarıkuvvet ve

ola-ğanüstüyönleri hikaye eden destanlarda yeni birolayıneski bil' kahramanaaitmişgibi

an-latıldığı veya eski bir olayındaha sonraki olaylardan birinin kahramanına aitmişgibi

anlatıldığı,çoksıkgörülen bir durumdur (Ti-murtaş,ss. 578·579). Bir yerdedestanların

te-şekkülünüde izah eden bu durum (Thgan, ss. 4·5) oldukçagenişbir zaman dilimini içine

al-dığıve kendisinin meydana getiren topluluk

tarafındangerçek olarak kabul edildiğiiçin söz konusuanlatıtürünün özellikleyazının yaygın olmadığıdönemlerde tarilıibir belge görevini üstlenmesine ve oşekilde değerlendi­

rilmesine yol açmıştır. çevresinin arzu ve beklentilerini sembolize eden kahramanın

içindeyaşadığıtoplumundışındaki kuvvetler-le mücadekuvvetler-lesinianlatmasısebebiyleolayların halktabıraktığıizleri,halkınonlarhakkında­

kidüşüncelerinivehükümlerini. kahraman-lara olanşahsiyetlerekarşısempati ya da an-tipatilerini,değer yargılarınıaksettiren des-tanlar epik döneminanfatı ihtiyacını karşıla­

yan bugünün "romanları'tdırlar(Boratav, s. 73). Bütün bunlara anlatıcınınbilgisi, ilgisi ve beklentilerinin (Dundes, ss.10B-109) etki-sini de ilave edecek olursak destanlarda

ola-yınrealitesiyanında anlatınınaitolduğıı top-lumun zaman içindegeçirdiğipsikolojik, siya-si ve kültüreldeğişlikleri bulabileceğimiz ko-laycaanlaşılmış olacaktır.

İştebütün bunlara dayanarakyazımızın

(3)

aksetti-da (Dundea, ss. 108-109; Türkmen. s. 170) aksetti-da

karşımıza.çıkmaktadır. Nitekim Seyitbeko kendileriylesavaşmanınbir yarar

getirmeye-ceğinianlayan Kalmuk pehlivamTorka'nın,

Kalbekadlıelçi aracılığıyla "savaşganimeti vebarışteklifi" alarakyolladığıve destanda

"sansız kızılnargaaltın kümüş artıp" (Seyit-bek, s. 274)şeklindeverilen hediyelerinyarı­ sını(Seyitbek, s. 280), Torka'nınbüyükkızı Sancırgalile evlenmesi içinkalınolarak ver-dikten sonra (Seyitbek, ss. 285-287) sevgilisi Möl ile evlenmek içinkızın babasıVazilkan'a

"Kıtay'dın kızılsurusunankırk,kara man

co-ğıman kırk tündük, beşkobat barmet, altı

anan, on atlasşayıoramal" (Seyitbek, s. 299) götürür. Möl'üngetirdiğiceyiz ise hikayede: Tokuz narga separttı,

Kızbuyumu eken dep,

Dünüyönüköparttı(Seyitbek,s. 300)

şeklindeifadeedildiğigibi dokuz devenin üs-tündeşimdiyekadar hiçgörülmemişderecede zengin (düynölük) olarak tarif edilmektedir.

Bu gelenekdiğerdestanlarda da karşı­ mıza çıkmaktadır.Mesela, Ooganhükümdarı Bakburhan'ın.üzerine:

Menisayıpkimçıksa, Kanışaydıberem dep,

Kaalap cürgünşartıbar (Kurmanbek, s. 56) diye yeminettiğive destanda:

Bakburduncalgız kızı. Adamzattın cıldızı! Corugıın aytıpkörgöndör

Coruy kelse nurkızı!(Kurmanbek, s. 56) diye tarif edilen güzellergüzeli.kızı Kanı­ şay'ın,Ürgönç Suyu'nu geçerekbabasını ye-nen Kurmanbek'le evlenince otuz deve yükü eşyasıile Kırgız-KıpçakEli'nedoğruyolaçı­ karlar(Kıırmanbek,s: 82).KırgıZıar'ın günü-müzeyakın teşekkülettiğinitahminettiğimiz Ak :-'1001'Destanı(Köse IV.55.19-35)nın Ku-day Bergenov-BököçevvaryarıtındaAkMöör iÇ=i~~...~t adayındank-tenenkalın:

Yıl:

13

Sayı:

51

Üç cüzcı1kıbir aydap,

Kızılkuyruk nar aydap,

Altımışbee bir aydap,

Ayrıörköçtüü töö aydap,

Altımış cılkıbir aydap,

Ayrıörköçtüünar aydap,(AkMöör,ss. 14-15)

Baatırbek varyantındaise:

Altmışcargacabdıktap.,

Altmışatan zarartıp, Altıminçecılkıaydap,

Cetimişcargacabdıktap, Cetimişatan zarartıp,

Ceti minçecılkıaydap.(AkMöör, ss. 131-132)

tutarındadır.

SeyitbekDestanı'nda kalıngibi

kayna-ğınıTürkleri'in' eski hayatlarında bulduğu­

muz ve günümüzde hem Orta Asya Türkle-ri'nde, hem de Anadolu'dayaşayanbirbaşka gelenek ise, "dünür gezme" meselesidir. Daha önce "Ak MöörDestanı'ndaki Çeşitli Tabaka-lar Üzerine" (KöseII.ss. 60-63) konuluçalış­ mamızdada üzerindedurduğumuzüzere "dü-nür gezme"ya da"dünürgitme", Türk Ailesi-ninkurulmasıvekurumlaşmasındakendine önemli bir yeri edinmiştir. Çünkü hiçbir

dü-ğünmerasiminin görülmediğive eş edinme-ninkaçırma,takas veya ganimet yoluyla

ger-çekleştiği"anaerkil" düzen, yerinibabanın ço-cuk üzerine velayethakkınıeldeettiği "ataer-kil" düzenebıraktığızamançeşitlipratik ve gelenekleri de' beraberinde,getirınişti (Gö-kalp, ss. 305-3061. Böylece birerkeğinne ka-darkad~~olursa olsun "ak nikah"la, yani

dü-nürgezilipkalınıödenerek vebeğenilerek al-dığı eşi, asıl eşi olarak k~bul edilmeye başlan­

dı.Eski usullerle elde edileneşlerin"baybiçe", "türkan", veya "konçuy";çocuklarınında hü-kümdar ve baba malınavarisolmamalarını

sebebi buydu (Spuler, s. 426). Bugün Kazak-lar'da"koıdatüsüv" (Köse VI. s... ; Köse VII.

55...),Kırgızlaida"cuuçu tü.,"ÖÖ" ya da

jru-daboluv~ denilen bu geleneğe göre. oğlana

...

....,...-,.-,

,,--,~--i

ı:

i

i

i

i

l

i

Yıl:

13

Sayı:

51

r

hem sosyal statüsü. hem de fiziki ve psikolo-jikyapısı bakımındandenk olan (Gökalp, s. 326, 255) birkızbulmaişiise"kalın"m

mikta-rınıtespit etmeye yetkili akrabadan veya ai-leden birinin, ya da oğlan tarafındanbu yol-daki beceri ve yeteneğine güvendiği "aksa-kal"lar, "uslu"larüstlerıirdi(Ögel,s. 255).

Bu durumun en güzel örneğiniManas

Destanı'nda görmekteyiz. ~iteldm Cakıp

Han,oğluManas'm kendisine':

Kayıptm kısınkaraBörük

Karmapaldımtaladan. Sooruktunkısın Akılay

Oleolopaldımkorgondon,

Kısalganday bolbodum

Kısıkoynun körbödüm (Radloff, s. 69)

dediğini duyıınca atınaatlar ve oğlunadenk birkızaramayaçıkar. Nilıayetbirçobanın:

Kıstıncönün bilemin.

Temir-Kan'dınkısı Kanıkey

Manaskatentiş kısede: Cekenbarındaycelpingen, Cescıgadaycefiilgen,

Altındansökökogıçı,

Kaymatası Cakıp-Kangacagıçı, Caksıkelin boloçu (Radloff, s.71)

demesi üzerine Temir Han'a gider ve ona:

Temir-Kandegen kan bar, Aska salgan tuzu bar.

Kanıkeydegenkısıbar; Körökö kiyse,cenfeş deyt, olKanıkeydegenkıs,i

Bu Manaskatefideşdeyt

Kanıkeygacuuçu tüsö keldim (Radloff, ss ..72-73)

diyerekkızma oğluiçindünürolduğımu belir-tir.

SeyitbekDestanı'ndaisebuişin

kahra-manın "yengesi" ve "aile dostu" tarafından gerçekleştiğinigörüyoruz. Gerçek hayata

ben-zerliğiylede dikkati çeken bu duruma göre Seyitbek'in yengesi Fatımaile babası

Kur-manbak'in ölümü üzerine kendisini büyüten

Kaşkar Hanı Akkan, Möl'ünbabasıVazil· kan'a giderek usulüncekızıisterler. Seyitbek içlerinde aile büyükleri. beyleri, vezirleri,

yi-ğitlerinindebulunduğubu dünürgrubunun

başına,kendisiniKaşkar'agelerekarayıp bu-lan Zayırbek'iise "dünür başı"tayin eder. Destanda "AkkanVeziıkanmenen kep keüe-şipbütürüp ....Vezilkandınordusuna aksa-kal, bekteri, vazir, cigiti menen Zayırbekti kudabaşı kılıp,küyööcoldasın caüdatıp, Se-yitbekBaatırdı alıp, kaada-saltı kılıp. tüşüp kaldı"(Seyitbek, s. 299)satırlarıylaverilen bu

geleneğin uygulanması, destan kahramanı­ nınsosyal statüsü ve ekonomik durumu ile de

yakındanilgili bir görünüm arz etmektedir. KurmanbekDestanı'ndaise, birazfarklı

bir durum söz konusudur. Söz konusufarklı­ lığın"dünür gitme" meselesine zemin teşkil

eden"eşseçme" ve "bu seçimihazırlayan şart­

lar"da görüldüğübu durum, Kurmanbek'in

babasıTeyitbek'in"oğlununbireşseçme

za-manın geldiğini" söylediğibölümleilgili ola-rakkarşımıza çıkmaktadır.Nitekim Kuman-bek, babası Teyitbek'in, veziri aracılığıyla "Kazı muptularınel biylegenmıktıların köü-gülü süygönün köbünçü biylerinçakırıb alıp:

Siler Kurmanbekke söylöşkölü, Kırgız Kıp­

çaktankıztandasm, koldsan kelet emespi, öz elden degencaksıbolot" (Kurmanbek,B. 52)

dediğiniduyunca ona:

Han Teyitbek atama,

Kaytıp bargın Zayırbek,

Kan kuzguruü bolboyt dep,

Aytıp bargın Zayırbek(Kurmanbek,B.56)

diyerek bu teklifi kabuletmeyeceğini;

Soodargerden,kerbenden,

Ugııp,körüp kelgenden, Urunda cakkızuktum,

Baktıluu baatırerlerden.

Kabarıcörek degdetti, Kakoşo kızdıalam men. OoganhanıBakburhan Opsuzbaatırdep ugam.

(4)

Oşagabaram men mından

Bakburduncalgızbirkızı, Adamzattıncıldızı! Bakburhandınantıbar; "Menisayıpkimçıksa, Kanışaydıberem dep, Kaalapcürgöndartıbar.

Kenışaydıberem dep, Kanday köçtüü er keçet,

Ü rgönçtün suusu tereü, - dep (Kurrnanbek, ss. 56-57)

diyerek degüzelliğini duyduğu Kamşay'ı

ala-cağınıbelirtir.Babasının "ihtiyatlı olması" yo-lundakiuyarılarındansonrakırk yiğidive Za-yırbek'lebirlikte yolaçıkar. Ürgönç Suyu'nu geçen Kurmanbak Zayırbek'i Bakburhan'a yollar.Zayırbek,Bakburhan'a:

Kız alışıp, kızbergen,

Kudalıkka kandaysıü? Izaattaşıpötüügö,

'I\ıuralıkka kandaysıfı? Kudalıkkabiz kelip Kolkuuşurupturubuz.

Kuday nasip buyursa

Kurmanbek bolot uulufiuz (Kurınanbek,s. 66)

şeklindebir haberyollayıncaBakbur'un buna

cevabı:

BaatırbolsoKurmanbek

Bastırıpkelsin körömün.

Saydınpkoysamoşoga

Balada bolsabagınam!(Kurmanbek, ss. 67-68)

şeklindede "teke teksavaşmateklifi" olur. Sonunda Kurmanbek"yiğitliğinikalınolarak

sunduğu Kamşay'Taevlenmeye hak kazanır

(Kurmanbek, s. 82). KurmanbekDestanı'nın

bu yönüyleYaralıMahmut ile Mahbub

Ha-Yıl:

13

Sayı:

51

mm Hikayesi'nde Mahmut ile Mahbub

Ha-nım'ın karşılaşmasebep veşekilleriyle evlen-melerini andırmasınıise, ortak bir geçmişe dayandırınayı,bu ortakgeçmişin mirası ola-rakdeğerlendirrneyiuygıınbuluyoruz.

"Ak Möör Destanı"nda ise bu gelenek

anlatınınkonusuna veteşekkültarihine (Kö-seIV, ss. 19-24) paralel bir durum arz etmek-tedir. Nitekim, elimizde toplam yedi

varyan-tınher birindefarklı şekillerde karşımıza çı­

kan ve daha çok "anlatıcı-dinleyici-çev­

re"(Türkmen, s. 170; Dundes, ss. 108-110) üç-geninde değerlendirebileceğimizbu duruma göre "Kudaybergenev-Bököcev", "Baatırbek"

ve"Eşbetov" varyantlarındadamatadayı

ya-şımam Cantay, bazen sukenarındatoplanan

kızlarıniçinde görüp aşık Olduğu(Ak Möör, s.12), bazen güzelliğini duyduğuMöör'e (Ak Möör, s. 127-115) önceyiğitleriniyollar;

onla-rınkendisi için:

Alamındegenküyööriüz

Altmış beşteçal eken.

Alamındegen küyööfi

Cetimiş yaşarçal eken (Ak Möör, s. 14)

veya "Möörcan, Cantay,Baatırdegençıkkan, dalaydı çıkkan,saga keliptir agam deoatayın

özü.Cetimişke cakındapbargankişi,seni me-nenbeşööbolmak boldu. Baram desen haram de, cok desen cok de" (Ak Möör, s. II7) diye-rek, yahut da:

Kümüş çınarbay terek Kalafidabarbı kız-kelin?

Kün

ca~alduu

Möörkan

Arandabarbı kız-keliıı?(Alt Möör, s. 127)

diye su kenannda bayanlarla söyleşir dura-rakkızıistemelerininarkasından"bizzat ken-disinin buişi yapmasınındahadoğru olacağı"

(Ak Möör, ss. 115-117, 128-129)düşüncesiyle

yolaçıkar.Ô:

Söz konusu destanda Cantay'ın Mööı;'e

dünür olarak"aracı" yolladığı(Ak Möör, s.32)

t

t

i

i

i !

!

i

i

i

i

i

i

i

i

ı

i

i

i

i

[1

Yıl:

13.

Sayı:

51' ,

ya da aracıolarakgönderdiği kişilerden baş­

ka kendisinin dearkasından gittiği(Ak Möör, s. 21) iseanlatıcınınünlü bir destan musanni-fiolmasıkadar epikgeleneğin,günümüze

ya-kınzamandateşekküleden yeni ürünlere et-kisi olarakdüşünmekteyiz.

Bu konuda sonuç olarak diyebiliriz ki SeyitbekDestanı'nda"dünür gezme (kuda bo-luv) geleneği örnekler verdiğimiz diğer

des-tanıarda

da

olduğu

gibi

anriıtının

konusuna veteşekkül tarihine, dolayısıylasöz konusu ürününyaygın olduğubölgeninyargılarıyla

büyük bir paralellik göstermekte; sözlü türle-rin gerçekhayatın çeşitli şartlarınaolanbağ­ lılığını açıkçaifade etmektedir.

• Destan dikkatimizi çeken en önemli noktalardan biri de "antgeleneği"dir.İnsanla­ rıntarih sahnesineçıkıpbelirli bir düzen için-deyaşamaya başlamaları ya da söz konusu düzeni oturtmak için başvurdukları durum-lardan olan antbaşlarda"iki boy ya da kabile

arasındakidostluk vekardeşliğikurmak" için

yapılan bir tören iken giderek kutsal kabul edilenvarlıklarve unsurlar(Tanrı,totem, di-ni kitap, gücüne inandıklarıhayvan ya da nesneler ve maddeler vb) üzerineyapılanbir kargış(beddua,ilenıne)halinialmıştır. "I'ır­ nak yalamak", "bir yeri veya nesnegi kertme" (bugün Anadolu'da hala varlığınısürdüren

"beşikkertme" de birçeşitand içmek demek-tir ki,bozulması rahatlıklakandavasına

dö-nüşebilmektedir), "kan içme" (Hünkar keli, mesinin "hun-har", yani "kan içen"anlamını taşıdığı unutulmamalıdır), "karşılıklı hediye

alıpverme':(kız alıpverme, ikitarafın giysile-rini değiştirmelerivb.) gibiçeşitli şekillerde karşımıza' çıkan bu gelenek (İnan, ss, 317-330), halk hikayelerimizde (Köse V, ss. 173-183) vedestanlarımızdada yerini almakta

ge-cikmemiştir.

SeyitbekDestanı'nda"and içme", çok

çe-şitli şekillerde karşımıza çıkmakta olup, ba-zennasıl ve hangi kutsalvarlıkya da nesne

üzeriııe olduğu açıklanmadantaraflardan bi-rinin andverdiğindenbahsedilmesişeklinde­

dir. Nitekim Dölön Han'ın gözcüsü, Zayır­

bek'in "Seyitbek'in,yokluğunda aldığı

toprak-larınıgeri vermesi yolundaki emirlerini hü-kümdarınailetmesi"isteğinibelirtmesi üzeri-ne ant verir (Seyitbek, ss. 246-247).

Bazen antlaşma,eski Kazak veKırgız­

lar'dayaygın olduğugibi"kılıçucu yalamak"

şeklinde de gerçekleşebilmektedir. Nitekim demirkültü ile ilgili bir durumolduğunu tah-minettiğimizbu husus destarıda"Akkan'm ömür boyu dostolmalarıiçin Seyitbek ile Dö-lön'ün dokuzyaşındaki oğluDege'yekılıcının

ucunuyalatması"(Seyitbek, s. 287) ve yine "Seyitbek'in uzunyıllarel sürülmeyen, anne-siKanışayilebabasıKurmanbek'in

mezarla-rınıtamir ettikten sonra kendikılıcınm ucu-nu yalayarak babasının adını yaşatacağına

dair söz vermesi" (Seyitbek, ss. 227-228)şek­

lindedir. Verilen sözün bir ant, bir yemin

oldu-ğundan bahsedildiği de olmaktadır. Mesela Seyitbek, kendisini korkutmak isteyen Dölön

Han'ınbu yoldaki sözlerini duyunca

"toprak-larınave özgürlüklerine engelolacak kimseye aman vermeyeceklerine dair:

Erke menenTorkogo. Cekeleşip sayışıp,

Möröy koysok ortaga.

Kıyşayıpattan kalganda,

Kılçektap başınkeseli, Bul aytganım şartboIsun,

Ortada katuu ant bolsun (Seyitbek, s. 259)

diyerek, "söz" üzerine yemin eder.

En güzelörneğiniDede Kotkut'ta "Bey-rek and içdi: Kılıcuma togranayın, ohuma

sançılayın,yil' gibi kertileyin, toprak gibi

sav-rılayın, saglıg ile varaçak olur isem Oğuza,

gelüp seni halallıgaalmaz isem" (Ergin, s, 135)satırlarında bulduğumuzve demirin

ka-tılığı, sertliği, soğukluğu yanında keskinliği

ve ölümü hatırlatmasısebebiyle "kılıç"veya "bıçak" üzerine yemin etme motifiyle, Manas Destam'nda da karşılaşmaktayız. Nitekim Kökçö'nünçoralarınınaraya fitne sokup Kök-çö ile Alman Bet'indostluğunu bozmalarıve Kökçö'nün Alman Bet'e at, elbise ne istiyorsa

(5)

Atın arıkyeri yokl Elbisemdeyırtıkyok!

Fesatların işibozulsun! Fesatkişi çatlasın!

Atgereğiyok, dedi, Elbisegereğiyok, dedi. Yere birişaretçizdi,

Bıçağınıtekrarkınınakoydu.(Yıldız,s. 259)

şeklindetepki gösterir.

Verdiğimizbirkaç örnekten de anlaşıla­ cağıüzerebaştaSeyitbek vediğerTürk

des-tanıarında antlaşma, taraflarınve içinde

ya-şadıklarıtoplumundeğerverdikleri nesne ya davarlıklarüzerineyapılmaktaancak mutla-ka ant içenin veyaantlaşan taraflarınhayatı­ nıortayakoyduğugörülmektedir. çünkü in-san hayatı, canı bütün değerlerinüzerinde yeralmaktadır.

*

Araştırma konumuz olan Seyitbek

Destanıeski birdüğünadetini deyaşatmakta

olup, bu adetin Orta Asya Türk

Destanla-rı'nda,bir .anlamda da günümüz Türk

Boyla-rı'ndaki varlığına işaret etmektedir. "Gelin koltuklarna" ya da "Gelinikoltuğaalma"adıy­

la bugün Anadolu'nunbazıbölgelerinde hala

yaşayanbu gelenek daha çokyerleşikhayata has özellikleri yansıtmasına rağınen Türk-ler'in eskihayatlarındanda izlertaşıması se-bebiyle ilginç bir görünüm arz etmektedir.

Bilindiğiüzere Eski Türklerde aile bir

erkeğinbirkadını kaçırarak,ganimet olarak ya da onunakrabalarındanbir delikanlıya,

kendiakrabalarındanbirkadınıvererek

ger-çekleşirdi. Aslında"aile" olarak nitelendiril-mesi mümkün olmayan bu tür birlikteliklerde anneesastıvedoğacak çocuklarınaile büyük-' lerine olanyakınlığıveyauzaklığı, doğum

ola-yıile belirleniyordu. Anneliğinve doğurma­ nınesasolduğububirleşmelerde bazı forma-litelerin ortayaçıkmasıylaçocuğunmülkiyeti babayageçmiş olacaktı(Gökalp, ss. 305-307).

İştebütün bu formaliteler, aileninsatınalma veya akitleşme (söz, nişan, kalın, çeyiz vb.) yoluylakurulması düğün olayının, dolayısıyla'

pek çokdüğünadetinin de ortayaçıkmasına

sebepolmuştur.Bunlardan en önemlisi dekı­ zınbaba evini terk ederkengördüğümüz

"kı-Yıl:

13

Sayı:

51

zın uğurlanması" sırasında başvurulan pra-tiklerdir. Nitekim güveyindostlarıveyakın­ larıylabirlikte gelini almak üzeregeldiğinde kayınpederininonun boynuna bir yazma

sar-ması; kızınıbu olaydan sonra güveye verme-si, bunların en önemlisi olup "babanın kızı

üzerindeki velayet hakkının artıkdamada

geçtiği" anlamınıifade etmektedir.Kısacası,

buyazmanın önenıibüyüktür. O sebeple da-mat,kızınevdenayrıldığı sırada kızınevine

komşuolan gençlerin almak için uğraşacağı yazmayı, vermemesi gerekmektedir. Bu yüz-den boynuna uzanan ellereçeşitlihediyeler, paralar vermesi, adettendir (Gökalp, ss. 304-309). Günümüzde "gelin arabasının yolunu kesme" şeklinde yaşadığını düşündüğümüz

bu formaliteler zincirindedüğüngününün en önemlihalkasıda "Koltuklama geleneği"dir.

Bugün Kazaklarda "tüye murundık"(Köse . VU, ss. 46-47, s. 177)adıyla yaşayan;Ege Böl-gesi'nde ise"koltuğaalma", "gelin alma" ya da sadece "koltuk"adıylada bilinen bu adet,

ge-leneğegöredüğüngününün en sonpratiğidir. Düğün eğlencelerininvehazırlıklarınıngerek

kız,gerekseoğlanevinde sonbulduğugünün

akşamsaatlerinde (tamhavanın karardığı sı­

rada) erkeklerintoplandığıköy veya

kasaba-nınengeniş meydanındaoyunlaroynanmış,

yenilipiçilmiştir.En son, damatadayıortaya

çıkarve davetlilerden daha uzun bir süre oy-nar. Onun yerineoturmasıylabirlikte zurna

ağırbir hava çalmayabaşlar(Bu hava, adetin tespit edildiğiyörelere has bir özelliktaşı­

makta olup, sadece "gelin alma"sırasında

ça-lınır. Düğünüseyretmeyenler bile bu havayı duyduklarında "gelinin alındığını"anlarlar.) damatadayıvedüğün alayıdavul zurnaeşli­

ğinde kızevinedoğruyolaçıkarlar.

Koltukhavasının çalınması,gelinin son dakikalarını geçirdiği, baba evinde de bir çok

hazırlığın yapılmasınasebep olur. Nitekim o ana kadaraçıkolanduvağıörtülür,yanına

al-masıgerekenşeyleribir daha kontrol edilir. Davulun ve zurnanınsesinden düğün alayı­ nın yaklaştığınıanlayan gelinsağındave so-lunda, kolunagirmişyengeleri (bunlar, geli-nin gerçek yengeleriolabileceğigibi, ailenin' sevilen ve bu işlerde tecrübeli kadmları d.~

Yıl:

13

Sayı:

51 .

yengelik görevini üstlenebilirler) arasmda

ka-pıdabekler;düğün alayıgelince de kolundan davetlilerdenayrılıpkendisinedoğruyürüyen güveytarafındankoluna girilerek yeni evine götürülür.

Bundankırk yılöncesine kadar Anado-lu'nun pek çok bölgesinde, özellikle deMuğla,

Manisa,Aydın, Balıkesirçevresindeyaşayan,

"yeni salondüğünleri"nin~"nikahtan

bala-yınagitme" gibi pratiklerin, formaliteleri az olan evlenmelerin ortaya çıkmasıylabugün sadece söz konusu çevrelerin sadecekırsal ke-simlerinde can çekişen"koltuk geleneği"nin

SeyitbekDestanı'ndakigörüntüsü ise, Kırgız düğünadetleriyle büyük bir paralellik göster-mektedir. Çünkü Torko'nunkızı Sancırgal Bö-rü'yeteslim edilirkenyanındaki kızlaronun hizmetini görmekte; BörüBaatır'ın yanındaki beş yiğitise ona yoldaşolmakta, heyecanını yatıştırmaktadırlar. Anlatıda: "Sancırgaldı

biykeçter candaşıp,Börü Baatırga beş cigit küyöö coldaşbolup..." ( Seyitbek, s. 287) ola-rak gördüğümüzbu durum Kocaeaş

Desta-nı'ndada söz konusudur. Nitekim "kendi hu-yuna, suyuna denkolanı alacağı"yolunda bü-tün kabile ve boylara habersalıp atıcılığına

veyakışıklılığına vurulduğuZulayka, kabile-sinekararınıbildirmek vekayınplk!eri Karıp­ bay'ınülkesine gitmek üzere meydanaçıktı­ ğında sırtındagelin elbisesi,yanındadakırk kızı vardır; Kocaeaşise içeridedamatlığın

ku-rallarının öğretildiğive koltuklayarakdışarı çıkarıldığı düğün çadırınınönünde, atın üs-tündeZulayka'yıbeklemektedir. Destanda:

Kırk kıznöökörkoşçu alıp, Kızdinturgan cerine.

Küyöölük cönün bilgizip Örgöödünsırtim çıgarıp,

Koltuktap atga mingizip

Koşuluşup kızkelin(Kocacaş,s. 27)

satırlarıylaverilen bu gelenekle Kurmanbek

Destanı'ndadakarşılaşıyoruz.Hikayedeki. Bütün cibek kiyingen,

Töymölörüasıl taş.

Tunuk suluuKanışay

Onaltıdaözüeaş

Ceüesi menenburalıp Basıpkeldicanaşa. TunuşaturduKanışay

Köz ciberip karasa Oyun, külkü,tamaşa

Kırkcigitincırgatkan KızıgandaKurmanbek

Kanışaykaçan kelet dep (Kurmanbek, s. 81)

satırlarındandaanlaşılacağıüzeredüğün eğ­

lencesinin bitiminde gelin Kanışay, yanında

yengesinin kolundaKurınanbek'in kırk yiği­

diyle bulunduğu düğün çadırının yakınında

beklemektedir.

Ak MöörDestanı'ndaise destanaadını

veren Möör,eşi Cantay'ın bulunduğugerdek

odasınayengelerinin kolundagötürülür,

An-latıda, "Ayıldanceüeleriçogıılup,Möördü as-tmasalıpküyöönüncanına alıp bardı(Ak Mö-ör, s. 15)satırlarıylatespit ettiğimizbu du-rumdan sonra "koltuğa alma" geleneğinin destanlarımızdakigörüntüsü ve izleri

hak-kında"söz konusu adetinuygulandığı

zama-nıngünümüzdekine paralel bir özellik göster-mesinerağınengelininyanındakikimse ya da kimselerin zaman zaman epik geleneğehas unsurlarlakarşımızaçıktığını"söylemek

yan-lışolmaz kanaatindeyiz.

.*

Üzerindeçalıştığımızdestanda dikka-ti çeken birbaşkahusus da "ölüaşı

gelene-ği"dir. Eski Türklerin hayatınıdüzenleyen, dini ve sihribirtakımpratikleri de beraberin-de getiren, "seylan" (şölen), "sığır" (av) ve

"yuğ"(matem) adıverilen üç büyük törenin (Köprülü, s. 72) en önemlisi,kuşkusuz "yuğ"

idi. Çünkü bu ayin giderek zaman içinde"sı­ ğır"ve "seylan'idagördüğümüz bazı pratikle-rin de yepratikle-rinegetirildiğibir gösteri halini

al-mıştır. Oğuzlardan Çin Türkistanı Türkle-ri'ne, Göktürkler'den Kafkasya TürkleTürkle-ri'ne, Kazak, Kırgız ve Türkmenlerden Anadolu Türkleri'ne kadargenişbircoğrafyaya yayıl­ mışolan bu merasimde ölenin ruhuna dualar okunur, kurbanlar kesilip yemekler yenir; öle-ninyaptıkları kahramanlıklarıanlatan

(6)

mer-"'.

siyeler, destanlar okunarak kopuzlarçalınır­ dı.Zaman içinde yeni kültürlerin, yeni dinle- . rin etkisiyle defalarca (3., 7., 40., 52. günler. de) tekrarlanan bu merasimlerden enönemli- ' si, ölümünı. yılında yapılanidi. Bu da en az ilki kadarmuhteşemolur, misafirlerçağırılır, yarışlartertip edilir, yenilir içilirdi (Köprülü, ss. 87·100; Ögel, s. 760).

Ölenin sosyal statüsü ve ekonomik yö-nüyle yakındanilgili olan, günlerce devam edebilen(Köprülü, s. 99) bu ayinde merhu-munatınınserbest(ıduk) bırakıldığı, sahibiy-le birliktegömüldüğüya dakuyruğunun kesi-lerek veyabağlanaraksürünündiğer atların­

danayrıldığı, mezarın yanınaölününsevdiği

yiyecek,takıvb.konulduğu düşünülecekolur-, sa ilkel bir kurban ziyafetindenbaşkabirşey olmadığı anlaşılanmatem törenlerinin (Köp-rülü, ss. 93-95) engörkenılisi şüphesiki Türk kağanlarıiçinyapılanlarıidi.İlk örneğini Or-hun Yazıtları'nda gördüğümüzüzere yakın

(yerli) ve uzak(yabancı)devletlerdenağlayı­ cılar (yuğçılar) getirildiği,(Ögel,s. 760; Köp-rülü, ss. 89-91), ordunun, yabancıelçilerin,

boylarıngeçityaptıkları,"ölenin ruhuna

say-gıve ibadetyanındaonun yerine tahta geçeni kabul etme ve ona bağlılığınıbelirtme"

an-lamlarınada gelenyıığtörenleri adeta ulus-lar arasıbir özellik taşımaktaydı(Ögel, s. 759). Bugün Anadolu'da "ölü aşı"ya da "ölü aşıverme" adıyla(eskisi kadar görkemli ol-masa da) halayaşadığıbilinen vekatılmama­ nınasi olarak bilinipsavaşabile sebebiyet

ve-rebileceği bu tören(Ögel, s. 769)in özellikle ölümü takip eden gün, ay veyayıllarda yapı­ lanları;öleni ve onunyaptıklarıgüzelişleri

(olay,yapıvb.)hatırlama,ruhunu rahatlatma kısacasıataya, aile büyüklerinesaygıvebağ­ lılık anlanılarını taşımakta olup" Seyitbek Destanı'ndada aynıözelliktekarşımıza çık. maktadır.Nitekim Seyitbek sevgilisi Möl ile evlenip de ülkesine döndükten sonraaklına güvendiği adamlarınıtoplayarak "babam, de-dem ölünce memleketibaşsız,babam daaşsız kaldı.Yedi göbekakrabalarımıtoplayarak

ba-bamınruhuna duaokutayım"der ve her tara-fa haber yollar. Destarıda"Kelerki küzde ke-fieşteş kişilerin ayıp akıl saldı. Kurmanbek,

Yıl:

13

Sayı:

51,

Teyitölgöndöelbaşsız,Kurmanbekaşsız kal-gan Ceti kan elinçoğultup,Kurmanbektin

ar-bagınaduba okutupkoyıımun-dep, 'Seyitbek sözsaldıele" (Seyitbek, ss. 302-303) şeklinde

verilen buaşırı dağılan boylarıbir araya top-lamak, .bozulan birliğiyeniden kurmak gibi görevleri olduğunu da görmekteyiz. Çünkü Seyitbek Kızay, Kara Kalmak, Kaşkar,Ko· kan, Sayak, Bugıı, Sarbagış,Kumçu, Saruk ve Munduzlar'dan (Seyithek, s. 306) sayısız

devletin olduğu dönemde Teyışkan'ın (eski

yaptıklarından utandığıiçin) gelmediğini

an-lamasıüzerineyazdırdığıbir mektupta: Kurmanbek atamaşına,

Cergen menen kel aba, Ceti kan eliçogulgan, Saltanatınkör, aba. '

Başınaturup bel', aba.

Turkun-oyıın·zooktun

Baygesin özün böl aba (Seyitbek, s.s 305)

diyerek orluçağırırveÇoü Bagış'ınidaresini emrine verir (Seyitbek, s. 306). Teyişkan'ın

gelmesiyletörenebaşlanırve"aş"onun: "Ba-lamaşa karıbaydegen, dubasıkabul bolsun, bul senin ata-enefidinarbagın sıylap,

urmat-tanıfibolot, kançacılötüp ketse da duba oku-tupkoygonuüoydogıı cumuş.Al kezde elçabı­ lıp,cancaüırıp,el bülünüp,esincıyaalhay cürgöndöcıldan cılötüp,Kurmanbek murun-kuça duba kaada menen okulbay kalgan. Emi deleeşkeç emes,dubaükabılbolsuü" (Seyit-bek, ss. 305-306)duasıyla sona erer.

ManasDestanı'ndada benzer bir du-rum söz konusudur. Nitekim Kökötey Han ih-tiyarlamış; kan tükürıneye başlayınca'Bok Murun'u vehalkını çağırarakonlara: Enkeykendenkarımbar,

Emgektegencaşımbar,

Başıtuulukanımbar,

Biylep turgan biym bar (Radloff, s. lll)

diye seslenir ve ölür. Bunun üzerine Bok Mu-'run beş çocuğunu yanına çağırarakonlara

"Manas'ı,ErKoşay'ı,Alman Bet'i, ErBagış.,>

Kon Kocabaşta olmak üzere Semerkand'da'n

'Yıl:

13

Sayı:

51

Rusya'ya, Kaşgar'danAfganistan'a, Kara Köl'den Büyük ve KüçükKUıca'yakadar olan

salıadakibütüntoplulukları babasının ruhu-na vereceği aşadavet etmesini" söyler (Rad-loff, ss. 111-114). Davet edilenlerarasında ka-fir ile müslümanayrımı yapılmadığı(Radloff, ss. 115-116) ve enbaştaErKoşay'ın çağmldı­ ğıbuaşkonusunda Bok Murun:

Özü armandakalbasın! Bulaşımakelbese! Körünbösün kösümöl Tarınbasınözümö! Künçıgardınkeyninde Tötögölü bas üyün Tüşkösüröy salbasam, Tör tolturgan suluun Aç bilekten albasam,

At sonunansalbasanı(Radloff, s. 112) diyerek"aşagelmeyenleri itraatsiz kabul

ede-ceğinive onlarasavaş açacağını"belirtir. Dikkatedileceğiüzere Manas ve Seyit-bekDestanları'nda"ölenin ruhuna aşverme

geleneği",Türklerin gerçek hayatta (eski ve-ya yeni olsun)uyguladıklarıpratiklerle takip ettikleri protokol e büyük bir paralellikteşkil

etmektedir. Bunu damiİ1etinıizin dünden bu-güne değer verdiğikonulara ve liJestan türü-nün,anlatının yaygın olduğuçevrenin ve

an-latıcının değer yargılarına sıkı sıkıya bağlı 01-masıylaaçıklamayı uygun buluyoruz.

*

Üzerindeduracağımızbirbaşkakonu ise"evlatlıkkurumu" ile ilgili gelenek ve gö-reneklerdir.

Bilindiğiüzere' çocuk, ailenin temelidir. Çünkü "ana-baba-çocuktan meydana gelmiş

olan en küçük insantopluluğu"olarak tarif ettikleriiaile içinçocuk sadece sevilipokşana-, cak birvarlık değil, aynızamanda ileriye dö-nükyatırımıdırda. Onun aileninişgücünü

arttıran,bir yerde ekonomisini güçlendiren,

boyıınkuvvetlenmesini Ba/Tl':::iil, :;"yatşart­ larının anne-babaya yüklediği sıkıntıları

azaltan bir umuduolmasısebebiyledir ki

Ba-yındırHan"Kimüfikioğlı kızıyok karaotağa

kondurun. kara kiçealtına döşeü,kara koyun

yahnisinderıöüine getürüfi,yil' ise yisüü,

yi-Milli Folldor

,mez ise tursun gitsün (Ergin, s. 78) diye emir

vermiştir; Pay Püre'nin "Oğuldaortacum, kartasda kaderim yok" (Ergin s. 116) diyeağ­ laması bundandır.O sebeple kendikanından olmayanınkabile içine kabul edilmemesini ve seçilecekeşlerinildışındanancak boy içinden

olması gerektiğiniöngören, kurban törenleri-neyabancılan iştirakettirmeyen atalarkültü

kurallarınınilkel dönemin hayat şartlarını

hafifletecek,boyıınvesoyıınkuvvetlenmesini

sağlayacak bazıtedbirlere yönelmesi;evlatlık

kurumunun da bu tedbirlerden nasibini al-,ması kaçınılmazdı (İnan,s. 310).

Eski Türklerde evlat edinmeyle ilgili

yollarınatalar kültüne ters düşmemesiiçin kabilenin bir çeşit muhafızı sayılan şamanın

"ata ruhu"nu"evlatlığınöz soyundanolduğu­

nainandırmakya da onun bu soyaalınması

için" ayin yapmasıgerekmekteydi. Nitekim, yenibabasının çadırındaki ocağıbir parçayağ atmasıve onunkülahınıgiymesişerefine kur-ban(alnı akılmalı)kesilmesi ve kendisine ve-rilenaşıklı kemiğiniyemesi,analığın meme-lerini emmesi ya da emer gibiyapmasıveya

dokunmasıgibi pratiklerlegerçekleştirilenbu törenden(İnan,ss. 308-312) sonra çocuk,

ba-banın kütüğüne yazılmış sayılırdı. ,

Evlatlık, (varsa) ailenin diğer çocukla-nylaaynıhukuka sahipti. O da diğerçocuk veya çocuklar gibi babanın exogami dairesi

dışındanevlenebilir, onlar gibi aile veya kabi-letarafındantartedilebilirdi. Ancak tartedil-mebabanın çocuğu olmasıhalinde eski ailesi-ne döailesi-nebilen evlatlıkbabadan hissesine

dü-şenpara, mal (hayvan v.b.)mirasıda alabilir-di(İnan,s. 109). Saray çevresindeki kişiler

söz konusu olduğundadaha çok soylularm tercihedildiği (İnan,s. 449) evlat edinmeişi­

ninuşak(hizmetçi) edinmek("uşak" kelimesi-nin Eski Türkçe'de "çocuk"anlamına geldiği unutulmamalıdır)ilekarıştırılmasıise, geli.

şenve değişen hayatla beraber çok dar bir çerçeveye oturanakrabalık anlayışıylailgili olmalıdır (İnan,ss. 314-316).

Evlat edinmeişininözel veyazılı şekilde yapılmasına, bunların siyasete atılıp tahta

çıkmalarıise ilk defa Uygıır Kağanlığı'nda

söz konusu olabilmiştir. Uygurlar'ın"Tutunç

(7)

oğul"dedikleri (Ögel, s. 449)evlatlıldann baş­ ta"kafisık"(''ka" akrabalıkbelirtir), giderek "ögey" olarak.adlandırılmalarımrı.COgel,s. 246) ise tamamen ataerkil aileanlayışına ge-l'igittiğinitahmin ediyoruz.

SeyitbekDestanı'ndaise bu durum.Il-ginç bir özellik göstermektedir. Nitekim

anla-tının karmanıolan Seyitbek,babası Kurman-bek'in Kalmuk Ham Dölön tarafından öldü-rülmesi (Kurmanbek, s. 130) veannesiKanı­ şay'ında intihan (Kurmanbek, s. 130; Seyit-bek, s. 135) üzel'ineoğlununölümüne sebep olan dedesi Teyitbek'i öldüren aile dostlan Akkantarafından hükümdarlık yaptığı Kaş­

kar'a götürülür (Kurmanbek, s. 139). Çünkü Kurmanbeköleceğini anladığı sırada yanı

ba-şındaolan dostu Akkan Han'a; Ardaktapcakşı bagıpal

Arkamdacalgız balamdı(Kurmanbek, s. 128)

diyerek"oğlunuevlat adinmesini" vasiyet

et-miştir.

Gerçekten de Akkanaltı yaşındaki Se-yitbek'i kendi özoğlundan ayırt etmemiş;onu bir Kaşkarlıgibi büyütüpeğitmiştir.Tam on iki yılona babalıkyapan (Seyitbek, ss. 201-203)Akkan'ın yanındaSeyitbek, Kurmanbek gibi heybetli,yakışıklı.güçlü kuvvetli bir

de-likanlı olmuştur.Destanda: "Akkan Seyitbek-ti öz uulunan kem körboy erkinasıragan, Se-yitbek Kurmanbektey albetüü, sürdüü, er münözdüü boyga cetip, bolumduu cigit boldu' (Seyitbek, s. 203)şeklindeverilen bu dönem-den sonra Akkan babalığınıgösterir. Seyit-bek'e Möl'ü isteyen de (Seyitbek, s. 299), iki sevgiliyi evlendiren de (Seyitbek, s. 301) Ak-kan Bey'dir.

Kocaeaş Destanı'nda ise Kocaeaş'ın da böyle bir kardeşi vardır. Nasılve ne şekilde Karıpbay tarafındanevlatedinildiğibelli ol-mayanSartkoşçu'nunbu konumu, destanda:

Aytpassınbir ooz inim dep; Atam enem sizdenbaşkabı?

Aytıpbel' mergen enemdi,

Cat eline könömbü?(Kocacaş,s. 111)

38

,Yıl:

13

Sayı:

51

. Eske albas mendey cetimdin. ,.Ata, ene bölök ,can bolsam,

Özcönümö kelirgifl;:' ;,' Kança adam aytıpeürsö da, Bir tuugan emesekenınin,

.Birtuuganımcok bolsa, '

Akınbölök ekenmin....•(Kocacaş,s. 112)

satırlarındatespitettiğimiz evlatlık Sartkoş­

çu,Kocaeaşileaynıhaklara sahip olarak

kar-şımıza çıkar. Nitekim ağabeyi KocaeaşSur Eçki tarafındanöldürüldükten iki yıl sonra

Zulayka'yı:

"Agadan kalsa ini" dep,

Artındakalgan cesirdi,

Aganın zaybınini olmak(Kocacaş,s. 121)

sözleriyle belirtilen "ağabeyindul kalan eşi

ile, kayınbiraderinevlenmesi geleneği"

uya-rınca Sartkoşçu ile evlenirler (Kocacaş, s. 122).

Evlat edinmegeleneğininManas

Desta-nı'ndakigörüntüsü ise,Kocaeaş Destanı'ndan

oldukçafarklıbirşekildedir. Kocaeaş'ınmitik unsurlarla yüklü bir anlatı olması yanında

sadece(AliınkulÜsönbayevvaryantı)bir tek anlamda tespit edilmesinin tamamenanlatı­ cıylailgili bir durum olup hikayenindevamı­ nı sağlamakiçin sonradaneklendiğine (çün-kü destanın baş kısmında Sartkoşçu'danhiç bahsedilmemektedir) bağlayabildiğimizbu durumun aksine Manas'ta evlat edinme, gele-neklere ve eskiKırgız-Kazak hayatındaki uy-gulamalara paralel bir görünüm arz etmekte-, dir. Nitekim KalmukHam'nın oğluAlmam­

bet'inCakıpHan veeşiÇakanım tarafından

evlat edinilmesi.Almambet'inManas'ın anne-sinin memesini emmesi ilegerçekleşmektedir.

Destanda:

Almambet attantüştüdeyt, , Manas tatüşö kaldıdeyt.

Çakammın katıpkalgan ak emçek Aa süttür baydaboldu deyt. Ti;'kirep

agıp

turdu deyt.

Andan Almambetbatır ayttıdeyt: ,/

Milli FOlllflür

Yıl:

13

Sayı:

51

"Enekeünin ak emçek

Agıpturat, Martas kan! Bir emçegin sen emgin, Bil' emçegin men emeynl Belimdi kanday buulayn!

Cakıpbaydan tuuayn!

Seni minen bir tuugan adam bolayn! Bir emçegin Almambet emdi deyt. Bir emçegin Manas emdi deyt! Emi üyünöbardıdeyt, "

Cırgap-kulap cattıdeyt, Manas minen Almambet

Ököö bir tuugan adam boldu deyt (Radloff, ss. 56-57;İnan,s. 311)

şeklindeverilen bu gelenek günümüzde Ana-dolu'dagördüğümüz uygıılamalaraolan

ben-zerliğiile dikkati çekmektedir. Çünkü iki

ço-cuğunaymkişi tarafındanemzirilip "süt

kar-deşi" olmalarımeselesi sadece Almambet ile Manas arasında değil, "Semetey'in düşman çocuklarını kardeş yapmak için annesinin memesini emzrrmesi'tnde de karşımıza çık­

makta(İnan,s. 312); bu durum hikayede:

Acıbaydın katını

Boyunda kalgan eken deyt Almambetinkatını

Boyunda kalgan eken deyt

Ekikatıntuudu deyt

Kanıkeydicetelep

Emşegin ooşandırıp aldı: "Canıtuugan eki bu bala

Emekteşpolup alam deyt (Radloff, ss. 228-229;İnan,s. 312)

satırlarında tespit' edilen ve Kazaklar'da da görülen (KöseVII~ ss. 75-79) bu geleneğide

"anlatı türlerimizin,'yaygın oldukları, yaşa­ dıklarıçevreden kopukolamayacakları"görüş

vegerçeğine bağlamayı tercih ediyoruz. • Seyitbek Destam'yla ilgili özellikler konusunda üzerinde duracağımız hususlar-dan sonuncusu "boz"kavramıüzerinedir. Sa-dece söz konusu destandadeğilhemen bütün sözlü tür ve ürünlerimizde karşımıza çıkan

Milli Folklor

bukavramınSeyitbekDestanı'ndaki

görüntü-sünüvermeden önce bu terimin ortayaçıkış

sebebi ile folklorumuz özellikle de halk hika-yelerimiz vedestanlarımıziçin ifadeettiği de-ğer üzerinde durmayı düşünüyoruz.Çünkü' ancak buşekildeboz kelimesinin Türkdüşün­

ceyapısıve Türk dini ileyakındanilgisi, orta-yaçıkarılabilecektir.

Bilindiği üzereOğuz Han'ınordusu iki kolaayrılmış;her kol da bir beylerbeyinin

ku-mandasına verilmişti, Bu iki kolun her biri 3'er emirlik, her emirlik de 4'er boyaayrılmış,

tı, İkikolun birini BozoklardiğeriniÜçoklar temsil etmekte olup Bozoklar'ın üç emirini

Oğuz'unilk eşinden olan oğullarıGün, Ay,

Yıldız; Üçoklar'ırıüç emirini iseadıgeçen

hü-kümdarın ikincieşindenolan diğer oğulları

Gök, Dağ, Deniz teşkil etmekteydi (Gökalp, ss. 48-50). Bozoklar"sağkol"u, Üçoklar ise "soı'kol"u teşkil; sağkolu "erkek", sol kolu da

"kadın"temsil ediyordu. Çin'de de görülen bu ikili tasniftebaştataraflar birbirlerineeşit

ol-duğu(Gökalp II, ss. 132-134), bir başka ifa-deyle toplumdaki sosyal sınıflarınhenüz

te-şekkül etmediğidönemlerde busmıfların ma-but ya da totem olarak kabul ettiklerivarlık­

lar ve timsalleriarasındada bireşitlik vardı.

Ne zaman ki sosyalsınıflarve fertler söz ko-nusu oldu,işteo günden itibaren her zümre-nin totemi ve mabudu da, o zümrezümre-nin, toplum içindeki yeri ve önemiile.eş değerde tutulma-ya başlandı (Gökalp II, ss. 63-68; 146-148). Eski Türkler'de dini tasnilin, sosyal hayatta-ki tasnifinaynısıolup, ondandoğması sebe-biyle dini pratik veinançlarında sosyal

daya-nışmayı ve sosyal hayatı güçlendiren bir normlakarşımıza çıkacağı(Gökalp II, s. 46), bu duruma göre de ikili tasnifte "üst"(yukarı)

ve "alt"(aşağı)tasniflerini temsil eden erkek (ak) vekadın(kara) (Gökalp II, s. 52) sembol-lerinin üst-erkek-ak_ :gök· ve alt-kadın-ka­

ra_"yer" değerlendirileceği, Tanrılar alemin-deki "göktanrı"ve "yer tanrı" inancındabu dengenin gök tanri lehinebozulacağıda ke-sindi.

Kültiginanıtında karşımıza çıkan"Üza kök tangri. asrayagızyir" (Çağatay,s. 6) ve "öza Türk tangrisi"(Çağatay,s. 7)

(8)

satırlarm-Yıl:

13

Sayı:

51

Yıl:

13

Sayı:

51

ıvrm,FnlklOl'

KaÇıP bardıSur Eçki,

Atoyııok, Taldı Bıılakka (Kocacaş,s. 94)

Askanınorta çeninde

Kargaday bolupturabı (Kocacaş,s. 96)

ÖGEL, Bahaeddin I; Dünden Bugüne Türk Kültürünün Gelişme Çağlan1988,İstanbul:Türk Dünyası araştırmaları Vakfı.

ÖGEL, BahaeddinII;Türk Mitolojisi I, 1993, Ankara: Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kuru-mu, Türk Tarih Kurumu Yayınları:VII, Dizi: Sa: 102, TTKBasımevi.

RADLOFF, Wilhelm; ManasDestanı(Türkiye Türkçesi'ne Aktaran Emine Gürsoy Naskali) 1995, İstanbul:TürksoyYayınları,No: 1.

Seyitbek; CoodarBeşim-Seyitbek1971. Frun-ze,KırgızSSRİlimder Akademiyası.Til Cana Ade-biyatİnstitutu.

SPULER, Berthold; İran Moğollan. Siyaset, İdareve Kültür. İlhanlılarDevri: 1220-1320 (Çev: Cemal Köprülü) 1987, Ankara: Atatürk Kültür, Dil ve Tarih YüksekKurumu,Türk Tarih Kurumu Ya·

yınlan:IV,Dizi: Sa 4aTTKBasımevi.

TİMURTAŞ, Faruk K.; "Tü~k Destanlan". Türk Kültürü, Türk KültürünüAraştırma Enstitü· süYayınları.Ankara 1965, S. 135, ss. 577-582.

TOGAN, Zeki Velidi;"TürkDestanının Tasni-li",AtsızMecmua,İstanbul,1931, S. 1.

TÜRKMEN,Fikret; Tahir ile Zühre, 1983,An-kara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınlan: 477. Kültür Eserleri Dizisi: 12.

'YILDIZ, Naciye; Manas Destam(W.Radloff) veKırgızKültürü ileİlgiliTespit ve Tahliller, 1995, Ankara: Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kuru-mu, Türk Dil KurumuYayınları:623.

ması.

41

malar III, 1998 Ankara: Milli, FalklorYayınlan:11, FolklorDizisi: 7.

.. KÖSE, Nerin V;"TürkHalk Hikayelerinde And", Türk Dili veEdebiyatı AraştırmalarıDergisi, "İzmir,1991,S. V,ss. 169-183.

KÖSE, Nerin VI; KazakDüğünü,2000. Anka-ra: Milli FolklorYayınlan:13,FolklorDizisi: 3.

KÖSE, Nerin VII;Kazakları Gelenek Göre-nekleri ileİnançve Pratikleri, 2001, Ankara: Milli FolklorYayınları:14, Folklor Dizisi: 4.

Kurmanbek; (Aytkan: Kalık Akiyev) 1957. Frunze:KırgızSSRİlimder Akademiyası.Til Cana Adebiyat İnstiıutu. Kırgızistan Mamlekattik

Bas-Milli FoIklar

KAYNAI{ÇA:

Ak Möör; (Basmaga dayardagan: S. Zakirov), . '1971, Frunze:KırgızSSRİlırnder Akademiyası.Til Cana Adebiyatİnstitutu. İlim Basması.

BORATAV, Pertev Naili;Folklorve Edebiyat, Ci1t:II,1982,İstanbul,AdamYayınlan.

ÇAGATAY,Ş.Saadet; Türk Lehçeleri Örnekle-ri, 1963, Ankara: Ankara Üniversitesi, Dil Tarih ve

CoğrafyaFakültesiYayınları,No: 62, Türk Dili ve EdebiyatıEnstitüsü No: 9. ....

DUNDES, Alan; "Doku, Metin veKorıteks",

(Çeviren: Doç Dr. Metin Ekici), Milli Falklor Dergisi, Ankara 1998, S. 38.

ERGİN,Muharrem; Dede Korkut Kitabı, ı.

cm(Giriş-Metin-Faksimile)1994, Ankara: Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu, Türk Dil Ku-rumuYayınları. Sayı:169.

GÖKALP, Ziya i; Türk Medeniyeti Tarihi, II.

cm,DördüncüKitap:İslamiyettenEvvel Türk Aile-si, (Hazırlayan: Fikret Şahoğlu), 1974,İstanbul: Türk KülturYayını:5.

GÖKALP, Ziya II;Tüı:kMedeniyeti Tarihi,İs­ lamiyetten Evvel Türk Medeniyeti(İslamiyetten Ev-vel Türk Dini) Ci\t: I, Birinci Kitap. 1974.İstanbul, (Haz. FikretŞahoğlu)Türk Kültüryayını:5.

İNAN,Abdülkadir; Makaleler veİncelemeler 1987, Ankara: Atatürk Kültfu, Dil ve Tarih Yüksek KurumuYayınlanVIL Dizi: ·Sa.51a

Kocaeaş;(Aytkan:AlımkulÜsönba:ev) 1956, Frunze: Kırgız RespuklikasınınUluttuk İlimder

Akademiyası.Manastaanu Cana Körköm

Madani-yattınUluttuk Borboru. EIAdelıiyatı Seriyası.1. Tom.

KÖPRÜLÜ, M. Fuat; Edebiyataraştırmaları I, 1989,İstanbul:ÖtükenYayını,No: 186, Kültür Se-risi: 52.

KÖSE, Nerin I; "Anayurttan Anadolu'ya Dü-nürGeleneği,", Araştır~ıiılarII,1997, Ankara: Milli FalklorYayınları:10, HalkEdebiyatıDizisi: 6.

KÖSE, NerinII; "Ak.MöörDestanı'ndaki Çe-şitliTabakalar Üzerine",AraştırmalarIII,1998,Ark.; kara: Milli FolklorYayınları:11;HalkEdebiyatı

Di-zisi:7.

KÖSE, Nerin III; KazakDüğünü2000, Anka-ra: Milli, FalklorYayınları:13, Folklor Dizisi: 3.

KÖSE,Neri~IV; "Ak Möör'ün Varyantlarıa'ın Tür veYapı Bakımından Karşılaştırılması"

Araştır-.~

,I

c

mısralarındanda anlaşılacağıüzere keçinin

çıkardığıduman (sis),Kocaeaş'ın etrafını gör-mesine engeldir; zatenKoeacaş'ı kayalıklara çekebilmesinde budumanınrolü büyüktür.

. Makalemizin başındada belirttiğimiz üzere, SeyitbekDestanı'ndatespitettiğimiz .bazı unsurlarınortayaçıkışı yanındadünden bugünegeçirdiği değişikliklerilebazı destan-.larımızdakigörüntülerihakkındadiyebiliriz ki; ortaya koymayaçalıştığımızbütün bu ge-lenek, görenekve özellikler Türk Destarıla­ rı'mn dolayısıylaTürkDünyası'nınortak nok-talarıolup,geçmişteki ortakhayatımızınsöz konusuanlatıtüründeki izlerinden sadece bir kaçını teşkiletmektedir.

Too etektep Sur Eçki

Kümüş taştıördödü,

Destanı'ndada rastlamaktayız. Nitekim hi-kayeninasıl kahramanıolanavcı Kocaeaş va-kanın başındasadece yirmi hanelikboyunu

doyurmayı düşünürkenZulayka ile evlendik-ten sonraolayların akışı değişirve gerek

Ko-cacaş'ın,gerekse onun ölümünden sonra gör-düğümüz oğlu Moldacaş'ınbütün mücadelele-ri Sur Eçki'yiyakalayıpöldürmekle ilgili ola-rak ortayaçıkar. Anlatıda:

. Kapalangan eçkinin Kabıl boldıtilegi. Mergendin:turganaskası, Meltiregen zoo bolup, AsmagacakıntireIdi. Açıldısalgantumanı,' Kocaeaştiktep karasa,

satırlarındadagörüldüğüüzere Sur Eçki, Ko-cacaş'ızordururndabırakmakiçin onudolaş­ tırırdurur; nihayet onudağınen yüksek tepe, . sine, birkayanınüzerine çekmeyibaşarırve:

Kök ala sakalkalkıdap(Seyitbek, s. 254) ve:

Cefie cürgönsur meneri

Kamaarabaybarıüız(Seyitbek, s. 255)

şeklinde karşımıza çıkanbu ifadelereKocaeaş

dO

da dagörüldüğüüzere"tengri"ve "kök" ifade-leri, aynı anlamlarda kullanılmış (Çağatay, ss. 26-29), günümüze kadar da öşekilde mu-hafaza edilegelmiştir.Bugün de

(gök-mavi-tanrı) kavramlarınıbenzer ya daayrı durum-lardakullanılmasında"gök"ün,dünyanınbir parçasıolarakdüşünülmesininde büyük bir payı olmalıdır.NitekimOğuz Kağan'ıngökten ışıkiçinde inen ilkeşindenolançocuklarına "Gün", "Ay","Yıldız" adını vermesinin (Ögel III, ss. 140-141) sebebini, budüşünce siste-minde aramak gerekmektedir.

İşte bütün bu hususlarTürkler'inkendi sembolleri olan kutsal kurda "KökBöri", en büyük ve tektanrılarına"Kök-Ten gri", Oğuz­ name'deki Oğuz'ayol gösteren kurda "Gök tüylü, gök yeleli", koyun ve kuzu sürülerinin önünde giden ihtiyar,tecrübeli,genellikle de yaşlı koç ve tekelere "Kökteke"veya "Kök serke",hattabazımasallardaki bu tür köpek-lere "Kök kuyruklu köpek", kurtlara da "Kök-cal" denmesine (Ögel II, ss. 42-43); bu tür ifa-de ve benzetmelerinakislerivefarklı şekiller­ desöylenişleriolan "boz","kır"veKırgız Des-lanları'nda gördüğümüz"sur" kelimelerinin anlatıtürlerimizde de yerinialmasınayol aç-mıştır. Mesela, halk hikayelerimizde kahra-manı atınınterkisine alarak gözaçıp kapaya-na kadargideceğiyereıılaştıran Hızır"Boz Atlı Hızır"olarakadlandırılır, kısacası"gök", "boz", "sur" kelimelerinin hepsi dekutsallığı ifade eder.

Aynıdurum SeyitbekDestanı'ndada söz konusudur. Nitekim Erke ileTorko'nunkök alasakallarıat üstünde giderlerken bir o ya-na, bir bu yanasallanmaktadırve kendilerin-den öncekiyiğitlerin savaşagittikleri zaman yüzlerinde fark edilenkararlı,azimli, ne iste-diklerini bilen buuğurdaherşeyi yapabile-ceklerini aıılatandonuk, hissizbir ifadeyle durmaktadırlar.Destanda:

Referanslar

Benzer Belgeler

Bunu bir örnekle açıklayalım: Kaçırılan, araba kazası geçiren ya· da cinsel saldırıya uğrayan bir çocuk, çeşitli korkular ve bunalımlar geliştirir.

&#34;Gökçek istifa&#34; yazılı tişörtlerle Kızılay Metrosu'ndaki turnikelere kendilerini zincirleyen öğrenciler, &#34;Gökçek istifa et&#34; diye slogan attı..

İnsanın vejetaryen olduğuna dair görüş ve kanıt bildirilirken en büyük yanılma biyolojik sınıflandırma bilimi (taxonomy) ile beslenme tipine göre yapılan

Göllerin, istek üzerine süresi uzatılacak şekilde, 15 yıllığına özel şirketlere kiralanacağı belirtiliyor.Burada &#34;göl geliştirme&#34; adı verilen faaliyet,

l~yların sakinleşmesine ramen yine de evden pek fazla çıkmak 1emiyorduk. 1974'de Rumlar tarafından esir alındık. Bütün köyde aşayanları camiye topladılar. Daha sonra

,ldy&#34;ryon ordı, ırnığ rd.n ölcüm cihazlan uy.nş ü.rinc. saİıtrd fıatiycılcri

Basbakan'in 17 ocak'taki açiklamasina göre, nükleer, enerji tedarik sorunlarina &#34;en basit çözüm&#34; gibi görünse de,hala ciddi bir sorun olan, etkili bir çözümü

Yazara göre 12 Mart sonrasında AP, kişi hak ve özgürlükleri karşısında devlet otoritesini güçlendirmeyi amaçlayan ara rejimin sivil destekçiliğine soyunmuş, sola