• Sonuç bulunamadı

ANKARA ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ DOKTORA TEZİ TUZ GÖLÜ NÜN ZOOPLANKTON YAPISI VE BAZI SU KALİTE ÖZELLİKLERİNİN BELİRLENMESİ.

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2022

Share "ANKARA ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ DOKTORA TEZİ TUZ GÖLÜ NÜN ZOOPLANKTON YAPISI VE BAZI SU KALİTE ÖZELLİKLERİNİN BELİRLENMESİ."

Copied!
79
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

ANKARA ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ

DOKTORA TEZİ

TUZ GÖLÜ’NÜN ZOOPLANKTON YAPISI VE BAZI SU KALİTE ÖZELLİKLERİNİN BELİRLENMESİ

Göktuğ YOKUŞ

SU ÜRÜNLERİ ANABİLİM DALI

ANKARA 2018

Her hakkı saklıdır

(2)
(3)
(4)

ii ÖZET

Doktora Tezi

TUZ GÖLÜ’NÜN ZOOPLANKTON YAPISI VE BAZI SU KALĠTE ÖZELLĠKLERĠNĠN BELĠRLENMESĠ

Göktuğ YOKUġ

Ankara Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Su Ürünleri Anabilim Dalı

DanıĢman: Prof. Dr. Mine KIRKAĞAÇ

Tuz Gölü'nün zooplankton yapısının ve bazı su kalite özelliklerinin belirlenmesinin amaçlandığı tez çalıĢması, Ekim 2014-Eylül 2015 tarihleri arasında yürütülmüĢtür. Zooplankton ve su örnekleri sonbahar ve kıĢ döneminde mevsimlik, ilkbahar ve yaz döneminde aylık olarak toplam 3 istasyondan alınmıĢtır. Bu bağlamda sadece 3. istasyonda zooplanktondan Artemia Mayıs, Haziran ve Temmuz aylarında saptanmıĢ, toplam bollukları 3,2±0,2 - 42±5 adetx10³/m³ arasında değiĢmiĢtir. Planktonik kistlerinin yoğunluğu ise 960±110 - 271200±97000 adetx10³/m³ olarak belirlenmiĢtir. En yüksek kist yoğunluğu popülasyonun kaybolmak üzere olduğu ve erginlerin baskın olduğu Temmuz ayında gözlemlenmiĢtir. En yüksek kist çapı değeri Mayıs ayında hidrasyona maruz kalan kistlerde ölçülmüĢtür. AraĢtırmada, Tuz Gölü'nde su sıcaklığı 6,40±0,10 °C - 29,4±1,00 °C, çözünmüĢ oksijen 1,26±0,08 mg/L - 6,27±0,24 mg/L, tuzluluk 226±5,77 g/L - 366±20,13 g/L, elektriksel iletkenlik 116±10,06 mS/cm - 215±10,78 mS/cm, pH 7,37±0,00 - 8,12±0,01, su derinliği 8±1,00 cm - 35±1,5 cm, ıĢık geçirgenliği değeri 7.66±0,60 cm - 35±1,50 cm, alkalinite 102±4,00 mg/L - 272±12,00 mg/L, toplam sertlik 1044±18 °FS- 3517±32 °FS, nitrit azotu 0,0010±0,00 mg/L - 0,140±0,00 mg/L, nitrat azotu 0,016±0,00 mg/L - 0,090±0,00 mg/L, klorofil a 0,18±0,02 mg/L - 2,70±0,00 mg/L arasında değiĢmiĢtir. Tuz Gölü'nde 1994-2017 yılları arasında yapılan çalıĢmalarda Artemia popülasyonlarındaki dalgalanmaların iklimsel farklılıklardan kaynaklandığı düĢünülmektedir. Bununla birlikte göldeki insan etkileri kontrol altına alınmalı ve göl fiziksel, kimyasal ve biyolojik olarak uzun dönemli izlenmelidir.

Şubat 2018, 68 sayfa

Anahtar Kelimeler: Tuz Gölü, su kalitesi, zooplankton, tuzluluk, sıcaklık, çözünmüĢ oksijen, pH, elektriksel iletkenlik, ıĢık geçirgenliği.

(5)

iii ABSTRACT

Pht Thesis

THE ZOOPLANKTON STRUCTURE OF THE TUZ LAKE AND DETERMINATION OF SOME WATER QUALITY PARAMETERS

Göktuğ YOKUġ

Ankara University

Graduate School of Natural and Applied Sciences Department of Fisheries and Aquaculture

Supervisor: Prof. Dr. Mine KIRKAĞAÇ

The thesis study was aimed to determine the structure of zooplancton and some water quality features of Tuz Lake and was carried out between October 2014 and September 2015. The samples of zooplancton and water were taken seasonally in autumn and winter, monthly in spring and summer from 3 stations. In Tuz Lake only Artemia from zooplankton was found, in 3 th station in May, June and July. Total abundance has been identified 3.2±0.2 – 42±5 number x103/m3. The density of Artemia’s planktonic cysts has been identified 960±110 – 271200±97000 number x103/m3. The highest cysts was observed in July when the population was about to disappear and matures were dominant. The highest cysts diameter value was measured in May on hydrated cysts. In the research at Tuz Lake, water temperature was 6.40±0.10 oC - 29.4±1.00 oC, dissolved oxygen was 1.26±0.08 mg/L, salinity was 226±5.77 g/L - 366±20.13 g/L, electrical conductivity was 116±10.06 mS/cm - 215±10.78 mS/cm, pH was 7.37±0.00 - 8.12±0.01, water depth was 8±1.00 cm - 35±1.5 cm, transparency was 7.66±0.60 cm - 35±1.50 cm, alkalinity was 102±4.00 mg/L - 272±12.00 mg/L, total hardness value was 1044±18 °FS - 3517±32 °FS, nitrite nitrogen was 0.0010±000 mg/L - 0.140±0.00 mg/L, nitrate nitrogen was 0.016±0.00 mg/L - 0.90±0.00 mg/L, chlorophyll a values was 0.18±0.02 mg/L - 2.70±0.00 mg/L. In the researches at Tuz Lake between the 1994-2017 years, the fluctuations in Artemia population was observed due to climatic differences. From this point of view, human effects should be take under control observed in Tuz Lake and the Lake should be monitored physically, chemically and biologically in long term.

February 2018, 68 pages

Key Words: Tuz Lake, water quality, zooplanckton, salinity, temperature, dissolved oxygen, pH, electrical conductivity, transparency.

(6)

iv TEŞEKKÜR

ÇalıĢmam süresince bana destek olan, yol gösteren değerli danıĢman hocam Sayın Prof.

Dr. Mine KIRKAĞAÇ’a (Ankara Üniversitesi Su Ürünleri Anabilim Dalı), Anabilim Dalı baĢkanımız Sayın Prof. Dr. Hasan Hüseyin ATAR’a (Ankara Üniversitesi Su Ürünleri Anabilim Dalı), Sayın Prof. Dr. Serap PULATSÜ (Ankara Üniversitesi Su Ürünleri Anabilim Dalı) ve Sayın Prof. Dr. Sibel ATASAĞUN’a (Ankara Üniversitesi Biyoloji Anabilim Dalı), tür tespitindeki desteklerinden ötürü Doç. Dr. Emre KESKĠN’e (Ankara Üniversitesi Su Ürünleri Anabilim Dalı), çalıĢmam boyunca desteğini ve yardımını her zaman yanımda hissettiğim Sayın Gökalp Kadri YENTÜR’e (Sağlık Bakanlığı), beni her zaman destekleyen sevgili eĢim, annem ve babama en içten teĢekkürlerimi sunarım.

Göktuğ YOKUġ Ankara, ġubat 2018

(7)

v

İÇİNDEKİLER

TEZ ONAY SAYFASI

ETİK ... .i

ÖZET ... ii

ABSTRACT ... iii

TEŞEKKÜR ... iv

SİMGELER DİZİNİ ... vii

ŞEKİLLER DİZİNİ... .... ...viii

ÇİZELGELER DİZİNİ ... ix

1. GİRİŞ ... 1

2. KAYNAK ARAŞTIRMASI ... 4

2.1 Tuz Göllerinin Genel Özellikleri... .4

2.2 Tuz Göllerinin Biyolojik Özellikleri. ... 7

2.2.1 Tuz göllerinin canlı toplulukları.. ... 7

2.2.2 Tuz göllerinin canlı topluluklarının yapısını etkileyen bazı faktörler ... 9

2.2.2.1 Oksijen ... 9

2.2.2.2 İyon kompozisyonu ... 9

2.2.2.3 pH ... 10

2.2.2.4 Hidrolojik koşullar ... 10

2.2.2.5 Coğrafi konum ... 12

2.2.2.6 Paleoiklimsel olaylar ... 12

2.2.2.7 Antropojenik etkiler ... 12

2.2.2.8 Biyolojik etkileşimler ... 13

2.2.2.9 Tuzluluk ... 14

2.3 Tuz Göllerinin Zooplanktonu. ... 14

2.3.1 Tuz göllerinin zooplanktonundan Artemia’nın önemi ... 17

2.3.2 Tuz göllerinde zooplankton kompozisyonu ve çevresel faktörlere ilişkin çalışmalar...19

2.3.3 Tuz Gölü'nün zooplankton yapısı ve limnolojik özelliklerine ilişkin yapılan araştırmalar ... 24

3. MATERYAL ve YÖNTEM ... 30

3.1 Materyal ... 30

3.1.1 Araştırma alanı ... 30

3.1.2 Arazide kullanılan araçlar ... 30

3.1.3 Laboratuarda kullanılan araçlar ve malzemeler ... 31

3.2 Yöntem ... 31

3.2.1 Zooplankton örneklerinin alınması ve incelenmesi ... 32

3.2.2 Su örneklerinin alınması ve analizi ... 32

3.3 İstatistik Analizleri ... 33

4. BULGULAR ... 34

4.1 Tuz Gölü’ndeki Zooplankton Türleri ... 34

4.2 Tuz Gölü’nün Fiziksel ve Kimyasal Özelliklerine İlişkin Sonuçlar ... 36

4.2.1 Su sıcaklığı ... 36

4.2.2 Çözünmüş oksijen... 37

4.2.3 Tuzluluk ... 41

4.2.4 Elektriksel iletkenlik ... 42

(8)

vi

4.2.5 pH ... 43

4.2.6 Su derinliği ... 44

4.2.7 Işık geçirgenliği ... 45

4.2.8 Alkalinite ... 48

4.2.9 Toplam sertlik ... 49

4.2.10 Nitritazotu ... 50

4.2.11 Nitrat azotu ... 51

4.2.12 Klorofil a ... 52

4.2.13 Amonyum azotu, ortofosfat fosforu ve silikat ... 53

5. TARTIŞMA ve SONUÇ ... 54

KAYNAKLAR ... 63

ÖZGEÇMİŞ ... 68

(9)

vii

SİMGELER DİZİNİ

% Yüzde oran

≤ Küçük eĢittir

< Küçüktür

> Büyüktür

± Artı eksi

Pi sayısı (3,141592) adet/m3 Metreküpteki birey sayısı adet/L Litredeki birey sayısı

oC Santigrat derece Ca Kalsiyum

cm Santimetre

Cl Klor CO3 Karbonat

EC Elektriksel iletkenlik

°FS Fransız sertliği (toplam sertlik birimi) g/L Litrede 1 gram

h Plankton kepçesinin çekim mesafesi (m)

ha Hektar

km Kilometre

km2 Kilometre kare

km3 Kilometre küp

m Metre

m² Metrekare

m3 Metreküp

mg/L Litrede 1 miligram ml Mililitre

Mg Magnezyum

mS Milisaniye

Na:Cl Sodyum Klorür Na:HCO3 Sodyum Bikarbonat

μg Mikrogram

µg/L Litrede 1 mikrogram μs/cm Santimetrede mikrosiemens

pH Hidrojen iyonu deriĢiminin 10 tabanında logoritması r Plankton kepçesinin yarıçapı (cm)

SO4 Sülfat

(10)

viii

ŞEKİLLER DİZİNİ

ġekil 3.1 AraĢtırma alanı ve istasyonlar ... 31 ġekil 4.1 Tuz Gölü'nde bulunan Artemia parthenogenetica'nın (adetx10³/m³) aylara göre dağılımı...34 ġekil 4.2 Tuz Gölü’nde Artemia parthenogenetica (adetx10³/m³) ortalama bolluk değerleri ve ortalama sıcaklık değerlerinin aylara göre değiĢimi...37 ġekil 4.3 Tuz Gölü’nde çözünmüĢ oksijenin (mg/L) ve Artemia parthenogenetica (adetx10³/m³) bolluğunun aylara göre değiĢimi...39 ġekil 4.4 Tuz Gölü’nde 1. istasyonda ortalama sıcaklık (°C) ve çözünmüĢ oksijenin (mg/L) aylara göre değiĢimi...39 ġekil 4.5 Tuz Gölü’nde 2. istasyonda ortalama sıcaklık (°C) ve çözünmüĢ oksijenin (mg/L) aylara göre değiĢimi...40 ġekil 4.6 Tuz Gölü’nde 3. istasyonda ortalama sıcaklık (°C) ve çözünmüĢ oksijenin (mg/L) aylara göre değiĢimi...40 ġekil 4.7 Tuz Gölü’nde tuzluluk (g/L) ve Artemia parthenogenetica bolluğunun

(adetx10³/m³) aylara göre değiĢimi...42 ġekil 4.8 Tuz Gölü'nde elektriksel iletkenlik (EC) ile Artemia parthenogenetica bolluğunun (adet/m³) aylara göre değiĢimi...43 ġekil 4.9 Tuz Gölü’nde 1. istasyonda ortalama derinlik (cm) ve ıĢık geçirgenliğinin (cm) aylara göre değiĢimi...47 ġekil 4.10 Tuz Gölü’nde 2. istasyonda ortalama derinlik (cm) ve ıĢık geçirgenliğinin (cm) aylara göre değiĢimi...47 ġekil 4.11 Tuz Gölü’nde 3. istasyonda ortalama derinlik (cm) ve ıĢık geçirgenliğinin (cm) aylara göre değiĢimi...48

(11)

ix

ÇİZELGELER DİZİNİ

Çizelge 2.1 Bazı tuz göllerinin kimyasal kompozisyonları...6 Çizelge 3.1 Tuz Gölü'nde seçilen istasyonların koordinatları...31 Çizelge 4.1 Tuz Gölü'nde ortalama Artemia parthenogenetica ve kist bolluğunun aylara bağlı değiĢimi, adetx10³/m³ (Ortalama ± standart sapma)...34 Çizelge 4.2 Tuz Gölü'nde ortalama Artemia parthenogenetica kist çapının aylara

bağlı değiĢimi, minimum-maksimum çap aralıkları, (mm)...35 Çizelge 4.3 Tuz Gölü'nde ortalama ergin ve genç Artemia parthenogenetica

bolluğunun aylara bağlı oransal değiĢimi (%) ve minimum-maksimum boy aralıkları (mm)...35 Çizelge 4.4 Tuz Gölü'nde ortalama su sıcaklığı değerlerinin aylara ve istasyonlara bağlı değiĢimi (Ortalama ± standart sapma,°C)...36 Çizelge 4.5 Tuz Gölü'nde ortalama çözünmüĢ oksijen değerlerinin aylara ve

istasyonlara bağlı değiĢimi (Ortalama ± standart sapma mg/L)...38 Çizelge 4.6 Tuz Gölü'nde ortalama tuzluluk değerlerinin aylara ve istasyonlara

bağlı değiĢimi (Ortalama ± standart sapma, g/L)...41 Çizelge 4.7 Tuz Gölü'nde ortalama elektriksel iletkenlik değerlerinin aylara ve

istasyonlara bağlı değiĢimi (Ortalama ± standart sapma, mS/cm)...42 Çizelge 4.8 Tuz Gölü'nde ortalama pH değerlerinin aylara ve istasyonlara bağlı

değiĢimi (Ortalama ± standart sapma ...44 Çizelge 4.9 Tuz Gölü'nde ortalama su derinliği değerlerinin aylara ve istasyonlara bağlı değiĢimi (Ortalama ± standart sapma, cm)...45 Çizelge 4.10 Tuz Gölü'nde ortalama ıĢık geçirgenliği değerlerinin aylara ve

istasyonlara bağlı değiĢimi (Ortalama ± standart sapma)...46 Çizelge 4.11 Tuz Gölü'nde ortalama alkalinite değerlerinin aylara ve istasyonlara bağlı değiĢimi (Ortalama ± standart sapma, mg/L)...49 Çizelge 4.12 Tuz Gölü'nde ortalama toplam sertlik değerlerinin aylara ve

istasyonlara bağlı değiĢimi (Ortalama ± standart sapma, °FS)...50 Çizelge 4.13 Tuz Gölü'nde ortalama nitrit azotu değerlerinin aylara ve istasyonlara bağlı değiĢimi (Ortalama ± standart sapma, mg/L ...51 Çizelge 4.14 Tuz Gölü'nde ortalama nitrat azotu değerlerinin aylara ve istasyonlara bağlı değiĢimi (Ortalama ± standart sapma, mg/L)...52 Çizelge 4.15 Tuz Gölü'nde ortalama klorofil a değerlerinin aylara ve istasyonlara bağlı değiĢimi (Ortalama ± standart sapma, µg/L)...53

(12)

1 1. GİRİŞ

Dünyadaki suyun % 97,5'i tuzlu, % 2,5‟i ise tatlısudur. Tatlısuların % 68,9‟u buz halinde, % 30,8‟i yeraltı suyu olarak, % 0,3‟ü ise göl ve akarsularda bulunmaktadır.

Dünyadaki tatlı su rezervlerinin % 93‟ünü büyük göller (500 km²‟den büyük göller) oluşturmaktadır (Kazancı 2008).

Gerçek “tatlısu” sadece oksijen ve hidrojen kombinasyonundan oluşur. Çoğu kimyasallar atmosferden geçerken yağmur suyunda çözünür, nehir ve göllere sürüklenmeden önce bitki ve kayaları yıkayarak, yeraltı suyuna karışırlar. Göl suyundaki çözünmüş kimyasal madde miktarı, suyun geçiş yolundaki kayaların yapısı ve göle giren-çıkan kimyasal madde miktarı arasındaki dengeyle ilgilidir (Burgis ve Morris 1987).

Bazı tatlısu göllerinde, özellikle tropikal ülkelerde, buharlaşma ile su kaybı olur ancak suda bulunan çözünmüş kimyasallar gölde kalır. Bir gölde çıkış olmadığı durumda su toplama havzasına gelen su ve kimyasal maddelerin vardığı son nokta göl havzasıdır.

Yer şekillerinin oluşumu ve iklimin etkili olduğu ve genellikle kurak iklim bölgelerinde ortaya çıkan bu tip göller „„kapalı havza‟‟ olarak isimlendirilir. Kapalı havza göllerine gelen sular kimyasal madde açısından zengin olduğunda ve göl suyunun büyük bir kısmı buharlaştığında, kimyasal maddeler gölde kalır. Bu durumdaki göller tuzlu ya da sodalı göllerdir.

Tuz gölleri dünyanın birçok yerinde görülmektedir. Tuz göllerinin bir kısmı eski deniz yatakları olabileceği gibi bazıları da geniş yer çöküntülerinde, civar bölgelerindeki kaya tuzlarından geçerek, bu çukurlarda toplanan tuzlu sulardan meydana gelirler (İnandık 1955). Tuz göllerinin bir kısmı sığdır ve kapalı havzaya sahiptir ancak bu göllerin hepsi yüksek kimyasal madde konsantrasyonuna sahip değildir (Burgis ve Morris 1987). En bilinen örnekleri ve tuzluluk değerleri; Amerika‟da Büyük Tuz Gölü (150-180 g/L), İsrail‟de Lut Gölü (277 g/L), İran‟da Urmia Gölü (200 g/L), ülkemizde ise Tuz Gölü (>300 g/L)‟dür. Su teminindeki değişimlerden dolayı bu göllerde tuz konsantrasyonları yıllar içinde değişimler gösterir. Özellikle kurak mevsimlerde tuz konsantrasyonlarında

(13)

2

yükselme meydana gelir ve çözelti olarak kalmaz ve gözle görülebilir çeşitli büyüklüklerde beyaz kristaller oluşturur. Bu durumdaki göllerden tuz temin edilir (Burgis ve Morris 1987).

İnsanlığın ilk çağlarından beri gıda maddesi olarak tüketilen tuzun kullanım alanı çağımızda genişleyip, sanayide gelişmiş ülkelerde klor alkali endüstrisi (PVC, kâğıt hamuru ve kâğıt, organik kimyasallar, klorofloro karbonlar), soda külü, metalik sodyum imalatı, yollarda buzlanmaya karşı kullanılması ve birçok kimyasal işlemin önemli bir hammaddesi olarak tuz tüketimi kimya sanayinin % 60-70‟ni oluşturmaktadır (http://saltinstitute.org 2000). Tuz, gelişmekte olan ülkeler arasında yer alan ülkemizde de önemlidir.

Tuz üretimi için, deniz suyundan tuz elde etmek gibi, dünyanın her yerinde çeşitli bölgesel metotlar geliştirilmiştir. Yönetim teknikleri; buharlaşmayı maksimuma ulaştırmak, sonuçta sodyum klorürü toplamak için karbonat ve sülfatların çökelmesini sağlamaktır. Bu alanlarda çeşitli nedenlerle artan organik ve inorganik besin maddelerinin neden olduğu alg çoğalmaları, daha hızlı buharlaşma ve tuz miktarının artması ile sonuçlanan ısı absorbsiyonunun artışını sağlar. Bu durumda ortamda artan çözünmüş karbonhidratlar kimyasal tuzaklar gibi davranırlar, kalsiyum sülfatın erken çökmesini önlerler ve tuz kalitesini düşürürler. Tuzlu suların zooplanktonu olan Artemia sp., bu alanlarda alg patlamalarını kontrol etmenin yanı sıra, Halobakterium‟un gelişimi için gereklidir. Yüksek miktarlardaki bu kırmızı halofilik bakteriler ısı absorbsiyonunu artırırken, buharlaşmayı hızlandırır, çözünmüş organik madde konsantrasyonunu azaltır, daha büyük tuz kristallerinin formasyonunu artırır ve dolayısıyla tuz göllerinin önemli zooplanktonu olan Artemia sp. dolaylı olarak tuz kalitesini iyileştirir. Bu bağlamda, dünyada önemli tuz göllerinde zooplankton topluluk yapısına ilişkin çeşitli çalışmalar yapılmıştır (Persoone ve Sorgeloos 1980a, Başbuğ 1996).

Türkiye‟deki tuz üretiminin çoğu, Tuz Gölü ve İzmir Çamaltı Tuzlası‟ndan sağlanır.

Tuz Gölü, tuzluluk oranı % 32 civarında olan, dışarıya akıntısı olmayan, ikinci büyük gölümüz olup, çevresindeki bitki örtüsü ve canlı türleriyle dünyanın en önemli doğal alanlarından birisi kabul edilen ve yaklaşık 90 yerleşim birimini içerisine alan Tuz Gölü

(14)

3

Özel Çevre Koruma Bölgesi, aynı zamanda 1. Derecede Sit Alanı, Önemli Bitki Alanı (ÖBA), Önemli Doğa Alanı (ÖDA), Önemli Kuş Alanı (ÖKA) olmak gibi çeşitli statülere sahiptir. Tuz Gölü kapladığı geniş su alanı itibariyle su kuşları için önemli bir kışlama alanı olup, biyoçeşitliliğin muhafazası açısından büyük önem taşıyan ve RAMSAR sözleşmesine göre A sınıfına giren bir sulak alandır. Tuz Gölü gerek değerli tuzcul, step habitatlarını barındırması, gerek biyoçeşitliliğin muhafazası, endüstriyel üretim merkezi olması bakımından giderek büyük önem kazanmaktadır. Ülkemizin tuz gereksiniminin yaklaşık % 70‟i bu gölden karşılanmaktadır. Ayrıca yörede yoğun olarak tarımın yapılması açısından da ülke endüstrisi içinde artı bir değer taşımaktadır. Havza, doğal değerlerin sürdürebilirliği için 2000 yılında Özel Çevre Koruma alanı içerisine alınmasına rağmen yıllardır doğal kaynakların yanlış kullanımı nedeni ile bölge çeşitli sorunlar ile karşı karşıya gelmiştir. Bu sorunlar arasında arıtma yapılmadan kentsel atıkların göle tahliyesi, kirlilik ve aşırı yeraltı suyu kullanımı en önemlileri sayılabilir.

Tuz Gölü‟nde son 18 yıl içerisinde yer altı su seviyesindeki azalma, gölü besleyen yüzey sularının azalması ve iklimin kurak gitmesi ile gölde yaklaşık % 60 oranında küçülme belirlenmiştir. Bu durum son yıllarda ortaya çıkan küresel ısınma ile birlikte gölü tehdit etmektedir (Anonim 2007).

Sucul ortamlarda besin zincirini oluşturan canlı topluluklarının yapısı tuzluluğun derecelerine göre şekillenmektedir. Yukarıda açıklandığı gibi, özellikle tuz kristallerinin kalitesi açısından zooplankton önemlidir. Tuz göllerinin başlıca zooplanktonu olan Artemia sp.‟ya ilişkin ilk çalışma Tuz Gölü‟nde Başbuğ (1994) tarafından yapılmıştır.

Bu tez çalışması ile günümüze kadar geçen 20 yıllık sürede, Tuz Gölü‟nün maruz kaldığı çevresel etkiler sonucunda zooplankton yapısının ve su kalitesinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Bu bağlamda Tuz Gölü‟nün; zooplankton kompozisyonu ve bolluğu ile bazı fiziksel ve kimyasal özellikleri (su sıcaklığı, çözünmüş oksijen, tuzluluk, elektriksel iletkenlik, pH, su derinliği, ışık geçirgenliği, alkalinite, toplam sertlik, nitrit azotu, nitrat azotu, klorofil a, amonyum azotu, ortofosfat fosforu, silikat) belirlenmiştir.

(15)

4 2. KAYNAK ARAŞTIRMASI

2.1 Tuz Göllerinin Genel Özellikleri

Tatlısu göllerinin çoğunda içerdikleri çözünmüş kimyasal maddeler, çıkış suyu ile akarsulara karışırlar ve toplam çıkan su ve içindeki çözünmüş kimyasal maddeler giriş suyu ile az çok dengededir. Bazı sular (özellikle tropikal bölgelerde), gölün yüzeyinden buharlaşma yolu ile kaybedilir, ancak çözünmüş kimyasallar gölde kalır (Burgis ve Morris 1987).

Tuz gölleri her kıtada kurak bölgelerde, çoğunlukla yarı kurak iklimin olduğu yerlerde buharlaşmanın yağıştan fazla olduğu iç akışlı drenaj alanlarında bulunmaktadır. Aşırı buharlaşma bu göllerde tuz konsantrasyonunun artışına neden olur. İç akışlı bölgelerdeki göller kapalı havza gölleri oldukları için, bu göllerde bulunan kimyasallar buharlaşma ile kaybolmaz ve nadiren çıkış görülür. Kurak ve aşırı kurak iklim koşullarında, göllerin sürekliliği yoktur ve yağış değişkenliği yüksektir. Aşırı yağışların olduğu bu bölgelerde ortaya çıkan kısa ömürlü göller, çabucak buharlaşma eğilimindedir. Kışın ve yazın maksimum sıcaklıklarla karşılaştırılan farklı yağış modelleri ile mevsimsellik gölde suyun tutulmasını etkiler.

Tuz göllerinin çoğunluğu yeryüzünün tektonik hareketleri ile oluşmuştur. Tektonik hareketler alçalma, çökelme, yükselme, farklı tiplerde fay hareketleri ve dağ oluşumlarını kapsar. Bu göller yüksek hacimli derin göllerdir. Tektonik olarak oluşan göl çukurları buzul hareketleri ve aşındırıcı güçlerle şekillenmiştir.

Dünya‟da tuz gölleri çoğunlukla 30°-55°N ve 3°-42°S enlemler arasında yer alır.

Dünyadaki tuz göllerinin hacmi tatlı su göllerine yakın olup, tuz göllerinin toplam hacmi 104000 km3, tatlısu göllerinin toplam hacmi ise 125000 km3 kadardır. Derinliği 10 m‟yi aşan tuz gölü sayısı çok azdır; Rusya‟da Issyk ve Karakul Gölleri, Ölü Deniz (derinlik 100 m). Alanı 1000 m2'yi geçen birkaç tuz gölü vardır; Balkash Gölü (17000

(16)

5

km2). Bu göllerin ¾‟ü Asya‟da bulunur. Çoğu tuz gölü küçüktür, sığdır, kısa ömürlü ve statik değildir (Hammer 1986).

Tuz göllerinin seviyeleri, özellikle sığ göllerde mevsimlere ve yıllara göre değişmektedir. Değişim oranı yağışların düzenliliğine bağlıdır. Tuzluluğu düşük olan göllerde derinlik dalgalanmaları azdır. Göllerin drenaj alanları büyüklük açısından farklılık gösterir ve bu alanların büyüklüğü göl seviyesini etkiler (Hammer 1986).

Tuz gölleri, derinliği yeterli ise polimiktik, monomiktik ve dimiktik olabilir. Oksijen konsantrasyonu tabakalaşmanın tipine ve derecesine göre değişir. Artan tuzluluk suyun oksijen miktarını azaltır. Bununla birlikte suyun donma noktası tuzluluk arttıkça baskılanır. Klorür içeren göller donmadan önce çok düşük sıcaklıklara ulaşırlar. Isı bütçesi gölün ortalama derinliğinden doğrudan etkilenir (Hammer 1986).

Tuzluluğun göllerde atmosferik, drenaj alanlarında toprak ve kayaçların aşınması ve yeraltı kaynakları olmak üzere üç esas kaynağı vardır.

Kapalı göllerde tuzluluğun esas kaynağı kayaçların aşınması, tuzların çözünmesi ve sulardan göllere nakledilmesidir. Kayaçların ve toprağın doğası ve orijini mevcut tuzluluğun çeşidini belirler. Nakil ve birikme erken jeolojik zamanlarda, buharlaşmalar ise sonraki zamanlarda ortaya çıkmış olabilir. Bazı durumlarda tuzlar, göl çanağını oluşturan alüvyon içinde biriktirilir. Bu durumda alüvyondan geçen sızıntı suları tuzları göllere taşır. Yeraltı sularının da yüksek tuz içeriği olabilir. Okyanus sularıyla taşkına uğrayan alanlardan sular geri çekildikten sonra deniz tuzları sedimentte kalır ve buharlaşır. İkinci büyük kaynak, havada uçuşan tuzlardır ve okyanuslardan karasal alanlara uzaklık arttıkça azalarak taşınırlar. Tuzlar, kuru tuz yataklarından ve topraklardan diğer drenaj alanlarına taşınabilirler. Rüzgarlar bu taşınımda miktar ve uzaklık açısından önemlidir. Yağışlar tuzu atmosferden indirirler. Üçüncü kaynak, yeraltı veya toprak altı kayalardan ve sedimentten gelen yüksek miktarda mineralleri taşıyan kaynak suları olup, göllere sızıntı ile gelen sular bu kategoride incelenebilir (Hammer 1986).

(17)

6

Karada bulunan tuz gölleri karbonat, sülfat ve klorür anyonlarının baskınlığına bağlı olarak üç tiptedir. Karbonatlı olanlar karbonat ve bikarbonat anyonlarını içerir ve alkali sular olarak ifade edilebilir. Dünyada en yaygın olan klorür içeren tuz gölleridir. Çok bilinen Büyük Tuz Gölü (Amerika), Ölü Deniz, Urmia Gölü bu gruptandır. Bununla birlikte, katyon dominantlığının olduğu üç büyük (sodyum, magnezyum, kalsiyum) ve altı ara (NaMg, NaCa, CaMg, MgNa, CaMgNa, NaK) tip tuz gölü vardır. Bunların içinde sodyum en yaygın dominant katyondur. Tuz göllerinin yarısından fazlasında sodyum; sodyum karbonat, sodyum klorür ve sodyum sülfat öne çıkan katyondur (Çizelge 2.1) (Hammer 1986).

Çizelge 2.1 Bazı tuz göllerinin kimyasal kompozisyonları (Hammer 1986)

Göllerdeki tuz konsantrasyonları su teminindeki değişimler nedeniyle yıllar içinde değişkenlik gösterir. Ancak binlerce yıl biriken tuzlar nedeniyle, ağır yağmurlara rağmen, asla tatlı su gölleri haline gelmezler. Tatlı ve tuzlu göl suyu ayrımında tuz konsantrasyonunun 3-5 mg/L olduğu bildirilmiştir (Burgis ve Morris 1987). Aynı şekilde Hammer (1986) kıtalar içi tuzlu suların tuzluluğunu ≤ 3g/L, tatlı su göllerinin çözünmüş tuz konsantrasyonunu ≤ 500 mg/L olarak bildirmiştir. Tuz göllerini ise tuzluluklarına göre; hiposalin (3-20 g/L), mesosalin (20-50 g/L) ve hipersalin (>50 g/L ) göller olmak üzere üç kategoride toplamaktadır.

Sodyum mg/L

Potasyum mg/L

Kalsiyum mg/L

Magnezyum mg/L

Klorür mg/L

Karbonat Bikarbonat mg/L

Okyanus 10713 388 406 1291 19264 14,3

Büyük Tuz Gölü (Amerika)

100667 3378 346 5616 112896 183

Eyre Gölü (Avustralya)

43780 10 910 300 67960 40

Bogoria Gölü

(Doğu Afrika) 28400 387 Veri yok 2.2 6390 57900

Ölü Deniz (Hazar)

25176 5469 9876 30781 149996 Veri yok

Nakuru Gölü (Doğu Afrika)

3300 237 Veri yok 0.9 1020 7296

(18)

7 2.2 Tuz Göllerinin Biyolojik Özellikleri

Tuzlu suların canlı toplulukları kompozisyon açısından önemli farklılıklar gösterir.

Tuzlu sulardaki farklı tuzluluk dereceleri de doğrudan veya dolaylı olarak tuz göllerinin canlı topluluk yapılarının belirleyicisidir (Williams 1998).

Tuz göllerinde tuzluluk 3 g/L‟nin üzerinde olduğunda biyota kompozisyonu tatlı sulardakinden uzaklaşıp, tür, cins ve familya düzeyinde farklılaşır. Tuzluluğun 3-20 g/L olduğu hiposalin sularda, biyota tuzluluğa toleranslı tatlı su formlarından oluşur.

Tuzluluğun 20-50 g/L olduğu mesosalin sularda tuzluluğa toleranslı tatlı su formlarının oranı azalır, ancak tamamen kaybolmazlar. Tuzluluk 50 g/L‟nin üzerinde olduğu hipersalin sularda biyota yüksek tuzlulukta görülen birkaç cins ve türden oluşur.

Tuzluluğun 350 g/L‟ye ulaştığı belirli göllerde ise biyota tamamen farklıdır (Hammer 1986).

2.2.1 Tuz göllerinin canlı toplulukları

Arkeler; altı cinsi bulunmaktadır: Halobacterium (3 tür), Haloferax (3 tür), Haloarcula (2 tür), Halococcus (1 tür), Natrobacterium (3tür) ve Natronococcus (1 tür) olup, çoğunlukla termal sularda bulunur (Williams 1998).

Fototrofik mor ve yeşil bakteriler; Rhodospirillum-mor bakteri, Chromatium ve Ectothiorhodospira-sülfür bakterisi, Prosthecochloris-yeşil bakteri ve fototrofik olmayan tuzluluğa toleranslı bakterilerdir (Williams 1998).

Tuzlu su karidesleri; Artemia sp.‟nın en az 5 türü (A.persimilis, A.franciscana, A.tunisiana, A.urmia ve A.parthenogenetica) ve sadece Avustralya‟da bulunan Parartemia’nın 8 türü. Copepodlar (ör; Arctodiaptomus salinus, Calamoecia salina, Cletocamptus albuquerquensis), Cladoceralar (ör; Moina mongolica, Daphniopsis pusilla), ve ostrakodlar‟dır (ör; Australocypris rectangularis, Diacypris compacta) (Williams 1998).

(19)

8

Böcekler; Diptera‟nın yüksek tuzlulukta yaşayan türleri; Ephydra (Ephydridae), Tanytarsus (Chironomidae), Culicoides (Ceratopogonidae), Aedes (Culicidae) ve Hydrophorus (Dolichopodidae)‟dur. Diğer bazı böcekler de orta derecedeki tuzlu sularda bulunmaktadır özellikle; Hemiptera (Corixidae), Odonata ve Coleoptera‟nın bazı temsilcileridir (Williams 1998).

Diğer omurgasızlar; Rotiferler (ör; Brachionus plicatilis), Knitliler veya sölenterler (ör;

Cordylophora caspia), mollusklar (ör; Coxiella striata), nematodlar (yuvarlak solucanlar), planaryalar (yassı solucan, turbellaria) ve protozoalardır (Williams 1998).

Omurgalılar; Flamingolar (5 tür; Phoenicopterus ruber, P. chilensis, Phoeniconaias minor, Phoenicoparrus andius ve P. jamesi) ve bantlı uzunbacak (Cladorhynchus leucocephalus) kuşları ve balıklardan Oreochromis alcalicus grahami bulunmaktadır.

Tuz konsantrasyonunun 100 g/L olduğu bazı tuz göllerinde de ya çok tuzluluğa toleranslı tatlı su formları (ör; Cyprinodon türü) ya da kıyı tuz göllerinde bulunan denizel formlar (ör; Atherinosoma microstomum) bulunmaktadır (Williams 1998).

Algler; tatlı sularda bulunan tüm önemli alg gruplarının da tuz göllerinde temsilcileri vardır. Amphora, Navicula ve Nitzschia hiposalin ve mesosalin göllerde sık karşılaşılan Bacillariophyta‟lardandır. En önemli tuzluluğa tolerans gösteren Chlorophyta;

Dunaliella salina‟dır (<50 ile >300 g/L) ancak Enteromorpha intestinalis ve Ctenocladus circinotus (200 g/L) türleri de önemlidir. Orta derecede tuzlulukta (<50 g/L) Charophyta cinsleri de sık bulunmaktadır bunlar; Tolypella ve Chara ve yüksek tuzlulukta (~150 g/L) bulunan tür Lamprothamnium populosum (Williams 1998).

Siyanobakteri veya mavi-yeşil algler; Aphanothece, Spirulina, Oscillatoria, Microcoleus, Dactylococcopsis ve Nodularia gibi önemli siyanobakteri veya mavi-yeşil alg cinsleri 100 g/L tuzluluğu tolere edebilmektedirler (Williams 1998).

Makrofitler; Orta derece tuzluluktaki tuz göllerinde tuzluluğa toleranslı bazı tatlı su makrofit türleri bulunmaktadır (ör; Potamogeton pectinatus, Phragmites australis yeni

(20)

9

ortaya çıkan formlardır). Yüksek derece tuzluluktaki tuz göllerinde sadece Ruppia ve Leliana bulunmaktadır. Bunlar tamamen sualtı bitkilerdir (Williams 1998).

Tuz göllerinde bulunan canlı toplulukları tatlı sulardakinden oldukça farklıdır. Tuzluluk arttıkça bu farklılık daha belirginleşir. Artan tuzluluk, tür zenginliğinin azalmasına neden olmaktadır (Williams 1998).

2.2.2 Tuz göllerinin canlı topluluklarının yapısını etkileyen bazı faktörler

2.2.2.1 Oksijen

Tuzluluk, oksijenin sudaki eriyebilme oranını azaltır. 20 °C‟de sodyum klorür çözeltileri, iyonik bileşim, sıcaklık, hava basıncı ve toplam iyon konsantrasyonuna bağlıdır. Sodyum klorürün bulunduğu ve sıcaklığın 20 °C olduğu sularda, çözünmüş oksijen miktarı; 5 g/L tuzlulukta 8,85 mg/L, 20 g/L tuzlulukta 8,1 mg/L, 50 g/L tuzlulukta 6,8 mg/L, 100 g/L tuzlulukta 5,0 mg/L, 200 g/L tuzlulukta 2,6 mg/L ve 260 g/L tuzlulukta 1,7 mg/L‟dir. Aynı sıcaklıktaki tatlı sularda çözünmüş oksijen miktarı 9,1 mg/L'dir. Yüksek tuzluluklarda mevcut çoğu sucul omurgasızların solunumu için kritik çözünmüş oksijen miktarı 2 mg/L‟dir. Dolayısıyla yüksek tuzluluktaki göllerde çözünmüş oksijen miktarı sucul organizmaların topluluk yapısının şekillenmesinde önemlidir (Williams 1998).

2.2.2.2 İyon kompozisyonu

Tuz Gölleri‟nde çok çeşitli iyonik bileşimler ortaya çıkar, bununla beraber genellikle beş kombinasyonla karşılaşılır (Na:Cl, Na:Cl>CO3, Na:Cl>SO4, Na:HCO3+CO3 ve Na:HCO3+CO3>Cl). En yaygın görülen Na:Cl kombinasyonudur. Farklı iyon kombinasyonlarının, türlerin varlığına ve bol olmasına ne ölçüde etki ettiğinin araştırıldığı çalışmalarda; iki değerlikli katyonların halobakteriyum dağılımında önemli olduğu sonucuna varılmıştır. Ca ve Mg iyonlarının nisbi ve mutlak konsantrasyonlarının, yüksek derecede tuzlu bölgelerde bakteri ve Dunaliella

(21)

10

yoğunluğununun belirlenmesinde bilinmesi gerekmektedir. Loffler‟e (1961) göre, bazı kopepod dağılımlarının, iyon oranlarına göre belirlendiğini belirtilmiştir (Williams 1998). Bayly (1969) aynı şekilde, yüksek bikarbonat konsantrasyonlarında Boeckella triarticulata (kopepod) türünün 22 g/L tuzluluğa dirençli olduğunu, aksi durumda düşük tuzluluğa sahip sularda sınırlı bulunduğunu belirtmiştir (Williams 1998). Bromley vd.

(1983), iyon kompozisyonunun topluluk yapısını etkileyebileceğini, bununla birlikte geniş bir tuzluluk aralığında omurgasız topluluk yapısını belirleyen baskın faktörün dengeli bir habitat olduğunu ifade etmişlerdir. Tuzluluğun doğrudan etkisi ekstrem tatlı su türleri için yüksek tuzluluk veya tuzlu su türleri için düşük tuzluluk değerlerinde önemlidir. Orta düzey tuzluluk değerleri olduğunda topluluk yapısını belirlemede dengeli bir habitatdan çok iyon kompozisyonunun daha önemli olduğunu bildirmişlerdir.

2.2.2.3 pH

Tuz Gölleri‟nde pH aralığı 3 ile 11 arasında olup oldukça geniştir. Bikarbonat gibi daha yaygın bulunan iyonları içeren sularda pH‟nın yüksek değerlerdeki etkilerini ayırt etmek zordur. Düşük pH‟lı sularda bunu yapmak daha kolaydır (Williams 1998). pH değeri düşük sular, alkali tuz gölleri ile karşılaştırıldığında faunal çeşitliliğin zayıf olduğu bildirilmiştir. Ostracoda, cladocera, copepoda, gastropod ve böcekler alkali tuzlu sularda yoğun bulunurken, asidik tuz göllerinde bulunmazlar (Conte ve Geddes 1988).

Geddes (1980) benzer iyon bileşimi ve tuzluluk oranı bulunan bir dizi su kütlesinde, sadece düşük pH bulunan yerlerde tek bir omurgasıza (Parartemia contracta) rastlanırken, diğer lokasyonlarda ise geniş bir çeşitlilik saptadıklarını bildirmişlerdir (Belk vd. 1995).

2.2.2.4 Hidrolojik koşullar

Tuz Gölleri‟nde suyun bulunma durumuna göre, kalıcı ve geçici olan göller olmak üzere bir ayrım yapılabilir. Geçici olan tuz gölleri ya mevsimsel olarak (intermittent) ya da öngörülemeyen yağışlardan sonra (epizodik) ortaya çıkarlar. Kalıcı (sürekli) olan tuz gölleri genellikle derindir ve yarı kurak bölgelerdedir. Bir tuz gölünde canlı

(22)

11

topluluğunun yapısını etkileyen hidrolojik koşullardaki farklılıkların hangi ölçüde olduğunu belirlemek için aynı kıtadan alınan verilerin birlikte değerlendirilmesi gerekir.

İlk olarak, tuzluluğa toleranslı tatlı su türleri kalıcı tuz göllerinde bulunur, ancak taşkınlarla birlikte balıklarla geçici göllere taşınabilirler. Örneğin, Avustralya‟da Corangamite Gölü‟nde yaşayan Galaxias maculatus büyük ve kalıcı bir gölde ortaya çıkarken, yanındaki geçici tuz gölünde tuzluluğu tolere edebilse de görülmez.

İkinci olarak, yağışlar sonrası oluşan tuz göllerinde omurgasız faunasının dağılım mekanizması iyi olup, muhtemelen küçük bir bölgesel endemiklikten söz edilebilir ve mevsimsel veya geçici tuz göllerinin faunasından çeşitliliği azdır ve kurumaya karşı sınırlı dirençli formlar içermez. Omurgasızlar; Hexartra fennica, Branchionus plicatilis gibi kozmopolit dağılım gösteren türlerden oluşur.

Üçüncü olarak, öngörülemeyen yağışlarla oluşan epizodik tuz göllerinde bulunan omurgasızların dağılma mekanizmaları iyidir ve endemiklik göstermektedir. Kalıcı tuz gölleri ile intermittent tuz göllerinde zayıf dağılım gücü gösteren ve bölgeye özgü, Haloniscus searlei, Coxiella sp. gibi kurumaya karşı sınırlı yaşama kabiliyeti bulunan türlerdir. Türlerin hepsinde göl kuruduğunda hayatta kalabilme özelliği vardır.

Mevsimlik göllerdeki Ruppia polycarpa, R. tuberosa gibi makrofit türleri kaynaklarının önemli kısımlarını üremeye ayırırlar.

Dördüncüsü kalıcı tuz göllerinin faunası çoğu mevsimlik tuz göllerinden farklıdır ve bir chironomid olan Tanytarsus barbitarsis gibi sadece sucul dönemlerinde veya balıklar gibi yaşamlarının herhangi bir döneminde kurumaya karşı direnç gösteremeyecek bazı ilave türler içerir. Dolayısıyla, farklı hidrolojik koşulları olan göllerde ortaya çıkan kompozisyon farklılıkları değerlendirilirken hidrolojik farklılıklar öncelikle dikkate alınmalıdır (Williams 1998).

(23)

12 2.2.2.5 Coğrafi konum

Williams (1998), aynı kıta içinde dahi bölgesel fauna farklılıklarının bulunduğunu ve Avustralya‟nın güney batısında ve güney doğusundaki mevsimsel tuz göllerindeki çalışmalarla önemli biocoğrafik farklılıkları ortaya koymuştur. Bu çalışmaya göre, güneybatı da bulunan birkaç Parartemia türünün güneydoğuda bulunmadığı ve aynı şekilde güneydoğuda bulunan Parartemia zietziana türünün güneybatıda bulunmadığını bildirmiştir.

2.2.2.6 Paleoiklimsel olaylar

Tuz göllerinde omurgasız faunasındaki bölgesel farklılıkların iklimsel değişikliklerin sonucu olduğu bildirilmiştir (Williams 1998). İklim değiştikçe, tuz göllerinin lokasyonu tuzluluk, sıcaklık ve hidrolojinin farklılaştığı geçici durumların olduğu bölgelere taşınırlar. Buna Türkiye'den örnek verebiliriz. Altı bin yıl önce, Toros Dağları‟ndan gelen yüzey ve yeraltı suları ve sınırlı buharlaşma kayıplarından daha fazla miktarda su girdisiyle oluşan Konya Alt Havzası‟nda maksimum derinliği 20-25 m olan tatlı su içeren Eski Konya Gölü bulunmakta idi, zamanla iklimin günümüzdeki benzer yapıya dönüşmesi ile bu göl kurumuş ve tamamen kaybolmuştur. Bu dönemde havzanın kuzey bölümünde, maksimum su derinliği 15 m civarında acı su içeren Eski Tuz Gölü ortaya çıkmıştır. Eski Konya Gölü‟nde olduğu gibi, Eski Tuz Gölü de iklimde negatif su bütçesi koşullarının etkili olması sonucu zamanla küçülmüş ve günümüzdeki Tuz Gölü sınırlarına çekilmiştir. Bu değişiklikler jeolojik zaman ölçeklerinde evrimsel ayrışmayı getirir ve bölgesel farklılaşmayı oluşturur (Anonim 2012).

2.2.2.7 Antropojenik etkiler

Tuz göllerindeki insanın biyota üzerine doğrudan etkisi, aşılama olup, en çok görülen geniş ve kontrolsüz dağılım gösteren Artemia sp. türleridir. Bu türler tuz havuzlarında biyolojik yönetim aracı olarak kullanılır. Bu konu ile ilgili çalışmalar, genellikle tek bir tuz gölü olan yerlerde yapılmaktadır. Bu bağlamda, özellikle Aral Gölü‟nün

(24)

13

biyotasındaki temel değişiklikler, 1960‟larda henüz gölde tuzluluk başlamadan önce yapılmıştır. 1927 yılından itibaren ekonomik değeri artırmak amacı ile göle çeşitli balık türleri ve daha sonra çeşitli omurgasızlar aşılanmıştır. Başarısız olunmasına rağmen gölde artmakta olan tuzlulukla birlikte canlı topluluğunu tekrar yapılandırmaya çalışmışlar, aşılamalar tuzluluk arttıktan sonra da devam etmiş ve sonuç olarak göl kompozisyonunun yoğunluk ve biyokütlesinde önemli değişiklikler meydana gelmiştir (Williams 1998).

2.2.2.8 Biyolojik etkileşimler

Tuz göllerinde predasyon dışında diğer biyolojik etkileşimlerin canlı topluluklarının yapısını ne ölçüde etkilediği konusunda net bir şey söylenemez. Balık ve Artemia sp.

parazitleri ile ilgili olarak bir çok vaka bildirilmesine rağmen, parazitlerin canlı topluluklarının yapısını ne derecede etkilediği bilinmemektedir. Bir cestod olan Flamingolepis liguloides'in flamingolarda ve Artemia sp.'da (ara konak) ağır infestasyonu, bu türlerin birlikte ortaya çıkışı ile tuz göllerinde otlanma baskısı ile alg yoğunlukları ve ışık penetrasyonu üzerinde değişikliklere neden olur. Canlı topluluklarının yapılandırılmasında, rekabetin etkisi olduğu da söylenebilir. Tuz göllerinde predasyon, canlı topluluklarının oluşumunu ile türlerin bolluğunu ve dağılımlarını belirleyen bir biyolojik etkileşimdir (Williams 1998).

Wurtsbaugh‟un (1990), Utah‟da bulunan Büyük Tuz Gölü‟nde predatör olan Trichocorixa verticalis‟in (corixid) gölün ekolojisine etkilerini incelediği çalışmada, gölde tuzluluğun azalmasını takiben T. verticalis‟in azalan tuzluluk seviyesini tolere edebildiği ve geniş popülasyonlar oluşturduğu belirlenmiştir. Buna bağlı olarak, Artemia sp. popülasyonlarının azaldığı; iki kopepod türü ve bir rotifer türünün ortaya çıktığı; alg üzerinde azalmasına sebep olacak baskı yarattığı; dip sularının mevsimsel ısınmasını önleyen ışık penetrasyonunda değişimler ve çözünmüş fosfat konsantrasyonlarında artışlar olduğu bildirilmiştir.

(25)

14 2.2.2.9 Tuzluluk

Williams (1998), orta düzey tuzluluktaki göllerde (20-50 g/L) toleransı düşük türlerin, yüksek tuzluluktaki göllerde (tuzluluk>50 g/L) ise toleransı geniş türlerin yaşadığını, bununla birlikte, biyotayı oluşturan türlerin belirleyicisinin sadece tuzluluk olmadığını predasyon, besin varlığı ve kullanılabilirliği, rekabet, biyolojik etkileşim ve özellikle fiziksel ve kimyasal faktörlerin de etkili olduğunu bildirmiştir.

Hammer (1986), tatlı sulardan, tuzlu sulara doğru tuzluluk arttıkça tür sayılarının kademeli olarak azaldığını bildirmiştir.

Tuz göllerinde topluluk yapısının belirleyicisi olması bakımından, tuzluluk 50 g/L‟nin üzerinde olduğunda, canlı topluluklarının yapısı üzerinde tuzluluğun etkisi çok küçük olurken, tuzluluğun 50 g/L‟den az olduğu sularda etkisi büyüktür (Williams 1998).

2.3 Tuz Göllerinin Zooplanktonu

Sucul bir ortamın organik madde yönünden zenginliği, tam olarak besin zincirine bağlıdır. Besin zincirinde ilk halkayı fitoplankton türleri, ikinci halkayı ise zooplankton türleri oluşturmaktadır (Atıcı ve Obalı 2002). Zooplanktonun herbivor olanları alg, detritus ve bakteri olmak üzere karışık bioseston süspansiyonlarını filtre ederek, karnivor olanları ise ilk üreticileri tüketenlerle beslenmektedir. Zooplankton içinde ekosistem üzerinde özellikle önemli etkisi olan protozoanlar, rotiferler ve crustacealardır. Tuz göllerinde ise planktonik crustacealardan copepodlar ve cladoceralar çok önemli olabilmektedir (Hammer 1986).

Ruttner-Kalisko‟ya (1980) göre, rotiferlerin tür sayısı bakımından tuzlu ve tuzlu olmayan göller arasında farklılık vardır ve artan tuzlulukla tür sayısı azalmaktadır.

Rotiferler, su tiplerine göre dört grup altında toplanır. Su tipleri; tatlı sular (<1500 mg/L), zayıf tuzlu sular, konsantre tuzlu sular (Cl+SO4) ve sodalı sular olup, zayıf tuzlu suların türlerini; Anuraeopsis fissa, Asplanchna brightwelli, Brachionus calciflorus,

(26)

15

Branchionus quadridentatus, Euchlanis dilatata, Filinia longiseta, Hexarthra fennica, Keratella quadrata, Polyarthra vulgaris, daha tuzlu suların türlerini; Branchionus plicatilis, Cephalodella catellina, Colurella adriatica, Eosphora najas, Hexarthra fennica, Monostyla lamellate ve Testudinella patina oluşturmaktadır. Sodalı sularda yaşayan türler ise B. plicatilis, B. novaezelandiae, H. jenkinae ve M. lamellate‟dır.

Bunların içinde Branchionus dinitiatus, B. plicatilis, Hexarthra fennica, H. jenkinae hipersalin sulara toleranslı türlerdir.

Crustaceae‟dan Anostraca takımına ait yaygın bir cins olan Artemia sp. ve Parartemia (Avustralya‟ya özgü) gibi branchiopodlar, tropikal, subtropikal ve sıcak klimatik zonda deniz kıyı hattı boyunca lagünlerde ve karasal tuzlu göllerde hipersalin suların organizmaları olup, osmoregülasyon sistemlerinin gelişmiş olması, düşük oksijen konsantrasyonlarında özellikle Artemia sp.‟nın hemoglobini etkin sentezleyebilmesi ve geniş sıcaklık aralığına toleransları ekstrem tuzluluktaki sulara adaptasyonlarını sağlamaktadır. Artemia sp., tuzun kristalize olduğu sularda bulunurken, Parartemia zietziana en fazla % 300 tuzluluktaki sularda doğal olarak bulunmaktadır (Persoone ve Sorgeloos 1980b, Hammer 1986). Kopepodlar bu habitatlarda bulunmazlar, Artemia sp.‟nın düşük tuzluluğu tolere edebilmesine rağmen, predatör copepodların varlığı, Artemia sp.‟nın bu habitatlarda ortaya çıkışını engelleyecektir (Hammer 1986).

Cladoceralarda sadece 5 türün; Daphnia similis, Daphniopsis pusilla, Moina hutchinsoni, M. microcephala ve M. mongolica hipersalin sularda görüldüğü bildirilmektedir. Daphnia atkinsoni, D. magna, D. dolichocephala, Daphniopsis australis, Macrothrix hirsuticornis, Moina brachata, M. baylyi, M.macrocopa, Scaphaloberis mucronata türleri mesosalin sulara tolerans göstermektedirler. Cladocera kıtaların hepsinde bulunmakla birlikte Rotifera ve Anastroca‟ya göre daha az kozmopolit olup, spesifik toleransları dağılımlarını sınırlıyor olabilir. Bu açıdan tuzlu sularda Cladocera‟ya ilişkin ekolojik çalışmaların yeterli olmadığı bildirilmektedir (Hammer 1986).

Copepoda besin zincirinde bakteri, alg, protozoa ve daha üst besin düzeyleri arasında ara trofik düzeyde dönüştürücüdür. Planktonik faunanın önemli ve bol bulunan

(27)

16

üyeleridir. Kalanoidler çoğunlukla primer tüketici olurken, cyclopoidler predatör eğilimlidir. Harpaktikoitler ise iki cins dışında litoral ve bentik habitatlarda bulunurlar.

Dolayısıyla diğer gruplar gibi belli habitatı seçmekten çok farklı türler farklı habitatlarda yaşarlar. Bir kaç kopepod türü kozmopolit olup, Paracyclops fimbriatus ve Megacyclops viridis dört kıtada da bulunur. Tuzluluğa toleransı olan Asya kıtasında 24 tür bulunduğu bunun yarısının Rusya‟da olduğu, Avrupa‟da 23 tür, Afrika‟da ise 20 tür tesbit edildiği, Amerika (27 tür) ve Avustralya (9 tür) kıtalarında ise tür sayısının daha az olduğu bildirilmiştir (Hammer 1986).

Tuzluluğun yüksek olduğu sularda (tuzluluk>100g/L) kalanoidlerden Calamoecia clitellata, C. salina, Diaptomus connexus, cyclopoidlerden Cyclops furcifer, Diacyclops thomasi, Microcyclops türleri, harpaktikoitlerden Cleyocamptus albuquerquensis, C.retrogressus olmak üzere 8 tür, hipersalin sularda 12 tür (4 kalanoid, 4 cyclopoid, 4 harpaktikoit), mesosalin sularda da 13 tür (7 kalanoid, 4 cyclopoid, 2 harpaktikoit), hiposalin sularda ise 20 tür (8 kalanoid, 12 cyclopoid) kopepod tespit edilmiştir. Çoğu tür düşük tuzluluk içeren subsalin sularda dağılım gösterirken, sadece birkaç tür yüksek alkaliniteyi tolere edebilir. Artan tuzluluk, klor ve alkalinite konsantrasyonları ile tür sayısında belirgin bir düzeyde azalma ortaya çıkar (Hammer 1986).

Sonuç olarak, tuz gölleri sanayii, ziraat ve tıp alanlarında önemli ham madde (lityum, magnezyum, bor, kaya tuzu, alçı taşı, kalsiyum klorür ve zeolit gibi) kaynaklarıdır. Aynı şekilde tuz göllerinde Brachionus plicatilis, Moino mongolica ve Artemia sp. gibi zooplanktonların ekonomik ve bilimsel değeri önemlidir. Artemia sp.‟nın dağılımını belirleyen predatörlerin etkileri konusunda çok çalışılmıştır. Tuzluluğu yüksek göllerde, balık predasyonunun yanısıra omurgasız predatörlerin etkililiği de son yıllarda belirlenmiştir. Boeckella poopoensis (kopepod) Artemia sp.‟nın predatörü olarak, Güney Amerika‟da Altiplano‟daki tuz gölünden Artemia sp.‟yı uzaklaştırmıştır. Aynı şekilde Cyclops dimorphus, C. thomasi, Trichocorixa reticulata, T. interores, Diaptomus connexus, D. nevadensis, Enallagma clausum ve muhtemelen Cletocamptus albuauerquensis Kuzey Amerika‟da Artemia sp. dağılımını belirleyici olup, tuz göllerinde tolere edebildiği tuzluluklarda Artemia sp. kolonizasyonunu önler (Hammer 1986).

(28)

17

2.3.1 Tuz göllerinin zooplanktonundan Artemia sp.’nın önemi

Artemia sp. beş kıtada 80‟den fazla doğal ve yapay tuz gölünde yaşayan bir Crustacea türüdür. Artemia sp. çevresel koşullara toleransları yüksek olan bir zooplankton olup, balık larvalarının beslenmesinde de çok önemlidir. Artemia sp.‟nın çevresel koşullar bozulduğunda dayanıklı kistler (yumurta) oluşturması ve koşullar uygun olduğunda gelişimine kaldığı yerden devam etmesi, onun mükemmel bir canlı yem kaynağı olmasını sağlar. Bu kistler, tuz göllerinin ve lagünlerin kıyısında toplanır. Buradan toplanan kistler belli işlemlerden geçirilerek paketlenir ve dünyaya dağıtılır (Persoone ve Sorgeloos 1980a).

Dünyada en önemli Artemia sp. ticari üretim alanı Amerika‟da Büyük Tuz Gölü‟dür.

Kist hasatının % 90‟dan fazlası Büyük Tuz Gölü‟nden sağlanır ve yüksek kalitede olan ürün bütün pazar ihtiyacını karşılamaktadır. Büyük Tuz Gölü‟nden bir yılda ortalama 4000 ton ham, ıslak kist toplanır. İşleme bu ham hasatı açılma kalitesi iyi ticari ürün olan 1200 tona indirir. Bu bölgede herhangi bir yılda hasatın yetersiz olma olasılığı, Artemia sp. kist fiyatlarını artıracağı ve larva endüstrisini etkileyeceğinden dolayı oldukça kritik görünmektedir. Dünya kist talebinin %10‟u da hasatı ve işleme kapasitesi sınırlı olan, Güney ve Kuzey Çin, Güney Sibirya ve yarı doğal yönetilen alanlar olan San Fransisko körfezi, Vietnam, Kolombiya ve Güney Brezilya‟dan temin edilmektedir.

Bunun dışında, Asya ve Latin Amerika ülkelerinde, lokal olarak ancak kendi kuluçka endüstrilerini geliştirmede önemli olan kist hasatı yapılmaktadır (Dhont ve Van Stappen 2003).

Artemia sp. 1 cm uzunluğunda olup, süzerek beslenmekte ve besinini algler, bakteriler ve organik detritus oluşturmaktadır. Besin değerinin yüksek olmasından dolayı deniz ve tatlı su kabuklularının ve balık larvalarının önemli bir canlı besin kaynağıdır. Küçük bir crustacea olan Artemia sp. dünyanın her yerinde hipersalin biyotoplarda (örn; tuzlalar, tuz gölleri, klorid ve sülfatlı sularda) bulunmaktadır. Artemia sp.‟nın gelişimini ve çoğalmasını etkileyen önemli faktörler tuzluluk (çoğunlukla 100 g/L‟nin üzerinde) ve su sıcaklığıdır (Sorgeloos vd. 1987).

(29)

18

Optimal çevre koşullarında olgun bir dişi ovovivipar olarak her 4 günde 200-300 serbest-yüzen nauplius üretir. Artemia sp. nauplius‟u 2 haftadan kısa bir sürede ergin olur. Çevre koşullarındaki oksijen stresi, yüksek tuzluluk, sıcaklıktaki farklılıklar, sınırlı besin gibi çevresel koşullardaki olumsuz değişiklikler ovipar üremeye ortam sağlar;

döllenmiş yumurtalar, metabolizmanın durakladığı, her bir embriyonun koruyucu kabukla çevrilerek kist olarak adlandırıldığı, gastrula safhasının sonuna kadar gelişir.

Artemia sp.‟nın su yüzeyine bıraktığı bu ametabolik kistler rüzgarın etkisiyle kuru formda kıyılarda toplanır. Çoğu Artemia sp. kıyı biyotopları, çok sığ olup, fiziksel, kimyasal ve biyolojik özellikleri birbirinden çok farklı değildir. Bunun aksine, iç sulardaki Artemia sp. habitatları olan göller, derinlik, fiziksel, kimyasal ve biyolojik özellikleri bakımından farklılıklar göstermektedir. Dünyanın birçok yerinde Artemia sp.‟nın dağılımı sürekli değildir. Artemia sp.‟nın coğrafik dağılma mekanizmasının esası; rüzgar ve flamingolar başta olmak üzere bazı ördek ve martı gibi su kuşlarıdır (Dhont ve Van Stappen 2003).

Artemia sp.‟nın yaşadığı optimal sıcaklık değerleri 25-35 °C‟dir. Tuzluluk açısından fizyolojik olarak deniz suyuna ve acı sulara adapte olabilmesine rağmen predatörlerinden dolayı 45 ppt‟in altında nadiren bulunmaktadır. Genel bir kural olarak, Artemia sp.‟nın bulunduğu en düşük tuzluluk değeri bölgeden bölgeye değişmekle birlikte predatörlerinin dayanabildiği en yüksek değer olarak belirtilmektedir. Bu değer bazı deniz balıkları türleri ve omurgasızları için 80-100 ppt iken bazı balık için 100-130 ppt olabilmektedir. Artemia sp. en çok 250 ppt‟a dayanabilir. Tuzluluğu yüksek olan alanlarda Artemia sp. ile beslenen organizmaların başında kuşlar, böceklerden; Odonata larvaları, sucul Hemiptera (Corixidae ve Notonectidae) ve Coleoptera, bunun yanı sıra balıklardan en fazla 120 ppt tuzlulukta bulunabilen bazı Aphanius ve Tilapia türleri gelmektedir (Van Stappen 2002).

Dünya‟da, tuz göllerinde Artemia sp. popülasyonlarının durumunu, dağılımlarını etkileyen faktörleri ortaya koymak için birçok çalışma yapılmıştır.

(30)

19

2.3.2 Tuz göllerinde zooplankton kompozisyonu ve çevresel faktörlere ilişkin çalışmalar

Derry vd. (2003), tuz göllerinde zooplankton türleri ile çevresel faktörlerin ilişkisini ortaya koymak için 12 gölde yaptıkları araştırmada, 3 gölde dominant anyon SO4-

ve CO3-, 4 gölde Cl- olmuş, çeşitli anyonları içeren diğer 5 göl ise subsalin olup, toplam çözünmüş katı madde miktarı 0,5-3 g/L olarak bildirilmiştir. Kimyasal yapısı farklı olan sadece 2 gölde, zooplankton kompozisyonu açısından farklılık bulunmuştur.

Rotifera‟dan Branchionus pilicatilis, harpaktikoitlerden Cletocamptus sp. iletkenliğin 10-52 mS/cm ve Cl iyonunun baskın olduğu mesosalin gölde, kalanoid kopepod Leptodiaptomus sicilis, Diaptomus nevadensis ve Cladocera‟dan Daphnia similis toplam fosfor konsantrasyonunun 1322-2915 μg/L olduğu SO4/CO3 baskın hiposalin gölde saptanmıştır. Araştırıcılar tarafından büyük crustacea zooplanktonunun balık predatörlerinin bulunmadığı sadece SO4/CO3 baskın göllerde olduğunu bildirilirken, büyük calanoid copepod ve cladoceranın yüksek yoğunlukta predatör corixidlerin ve balık bulunan klorür baskın göllerde rastlanmadığı belirtilmiştir. Sülfat baskın göllerin balık larvalarının osmoregülasyonu açısından Clˉ baskın göllere göre daha stresli olduğu ve bu iyon farklılığının tuz göllerindeki zooplankton üzerinde oluşacak seçiciliği etkileyebileceği düşünülmektedir. Artemia franciscana gibi hipersalin sularda osmoregülasyona adapte olabilen büyük crustaceae ve Leptodiaptomus sicilis, Diaptomus nevadensis ve Daphnia similis gibi organizmalar, ekstrem çevresel koşullarda mevcut predasyon baskısından kurtulmak için SO4 baskın tuzluluktaki sulara tolerans geliştirebilirler.

Kanada‟nın Alberta bölgesinde 17, Saskatchewan bölgesinde ise 3 tuz gölünde 1985- 1989 yıllarında zooplankton dağılımı ve bolluğu çalışılmıştır. Bu göllerde tuzluluk aralığı 2,8 ile 269 g/L arasında olmuştur. Araştırmada toplam 4 takson ve 35 türe rastlanmıştır; Anostraca 3 tür, Cladocera 11 tür, Copepoda 7 tür, Rotifera 14 türdür.

Tuzluluğu 7 g/L'den düşük olan göllerde, tür zenginliği 15-16 türle en yüksek olmuştur.

Tuzluluğu 7-100 g/L olan göllerde, 6-8 zooplankton türü, 100 g/L‟den fazla olan göllerde ise 2-5 tür bulunmuştur. En fazla zooplankton bolluğu tuzluluğu 30 g/L'den az olan göllerde bulunurken, Brachionus plicatilis, Hexarthra polyodonta, Artemia franciscana, Diaptomus connexus gibi bazı türlerin bolluğu tuzluluğun 50 g/L‟den fazla

(31)

20

olduğu göllerde de yüksektir. Euryhalin türlerden, Asplanchna girodi 3-111 g/L tuzlulukta, Brachionus plicatilis 13-146 g/L tuzlulukta, Keratella quadrata 2,8-103 g/L tuzlulukta, Artemia franciscana 33-269 g/L tuzlulukta, Daphnia similis 3-104 g/L tuzlulukta, D. connexus 9-82 g/L tuzlulukta, Diacyclops thomasi 3-72 g/L tuzlulukta, Cletocamptus albuqerquensis 17-126 g/L tuzlulukta bulunmuştur. Sonuç olarak, araştırmada artan tuzlulukla tür zenginliğinin azaldığı bildirilmiştir (Hammer 1993).

Wen vd. (2005), Çin‟de Kuzey Tibet Bölgesi‟nde tuzlulukları 1 ile 390 g/L arasında değişen, 22 tuz gölünün biyolojik ve ekolojik özelliklerini Mayıs-Temmuz 2001 tarihleri arasında incelemişlerdir. Göllerin pH aralığı 7,5-11,1 dir. Araştırmada 132 örnek toplanmış ve 42 takson zooplankton kaydedilmiştir. Baskın katyon sodyum, alt baskın katyon magnezyumdur. Düşük tuzlulukta dominant anyon karbonat, artan tuzlulukta ise klorür baskın anyondur. Zooplankton tür kompozisyonu; Vorticella campanula, Epistylis sp. (Protozoa), Keratella quadrata, Brachionus plicatilis (Rotifer), Artemia sp. (Anostraca), Daphniopsis tibetana (Cladocera), Cletocamptus dertersi, Cyclops vicinus‟dan (Copepod) oluşmuştur. Hipersalin sularda 10 türe rastlanmıştır;

Cyclidium sp. Litonotus fasciola, Euplotes terricola, Strombilidium viride (Protista), Brachionus variablis, Keratella cochlearis, Colurella adriatica (Rotifer), Moina mongolica (Cladocera) ve Cyclops sp. (Copepod). Araştırmada zooplankton tür sayısı 0- 18 arasında değişmiş ve artan tuzlulukla azalma eğilimi göstermiştir. Zooplankton biyoması 0-22,5 mg/L; toplam bolluk en fazla 943 birey/L kadar değişmiştir.

Zooplankton çeşitlilik indeksi 0-3,17 olmuştur. Yüksek ve değişken tuzluluk ve alkalinite değerleri gösteren tuz göllerinde tuzluluk yükseldikçe plankton birkaç türden oluşurken, çeşitlilik indeksi ve toplam tür sayısının azaldığı bildirilmiştir. Bununla birlikte, tuzluluğun plankton kompozisyonunu belirleyen yegane parametre olmadığı, iyon kompozisyonu, alkalinite, pH ve bazı biyolojik faktörlerin de etkin olduğu belirtilmektedir.

Arora ve Mehra (2009), Hindistan Delhi‟de sığ rekreasyonel olan hiposalin bir gölde iki yıl aylık örneklemelerle zooplanktonun mevsimsel dinamiğini incelemişlerdir. Gölde 52 zooplankton kaydedilmiştir. Rotiferler nicel ve nitel olarak baskın olmuşlardır. Alkali özellikte olan gölde pH 8,3-9,4, toplam sertlik 1,420-3,720 mg/L, iletkenlik 4,9-10,6

(32)

21

mS/cm arasında değişmiştir. Anyon ortalama konsantrasyonları SO42-

>Cl->HCO3-

olup, katyonlar içinde de Mg++ değerleri Ca++ değerlerinden yüksek olmuştur. Gölde NO3-N konsantrasyonu yüksek, PO4-P konsantrasyonu düşük ölçülmüştür. Gölde çalışma süresince çözünmüş oksijen ve silikat yüksek ölçülmüştür. Araştırmada yapılan istatistiki analizde Rotaria macroceros, Alona rectangular, Branchionus plicatilis ve Hexartra sp. türlerinin NO2-N'nin yüksek düzeyleri ile ilişkili bulunurken, Brachionus angularis, B. quadridentatus, B. calciflorus, Lecane bulla, Moina micrura ve Asplanchna intermedia yüksek PO4-P, NH3-N, silikat, COD ve BOD konsantrasyonları ile ilişkili bulunmuştur. Araştırıcılar, yeraltı suyu ile beslenen göldeki tür çeşitliliğinin düşük olmasını, gölün makrofit içermemesi, çanağının küçük olması ve yüksek iyon konsantrasyonuna sahip olması ile açıklamaktadırlar.

Torrentera ve Dodson (2004), Meksika‟nın Yucatan Bölgesi‟ndeki ekstrem alkalinite, salinite, sıcaklık koşulları olan toplam dört hipersalin havuz ve tuzlada Artemia sp.‟nın ekolojisini bir yıl süreyle çalışmışlardır. Dört araştırma alanı su sıcaklığı, nitrit, fosfor açısından benzerlik gösterirken, tuzlulukları, oksijen içeriği, su derinliği, nitrat, amonyak, silikat, karbonat, sülfat ve pH değerleri açısından farklılık göstermiştir. Bu hipersalin sularda yaşayan Artemia sp.‟nın bolluğu ve üreme stratejisinin, su sıcaklığı, tuzluluk ve oksijen konsantrasyonu gibi spesifik çevresel koşullar ile korelasyon gösterdiği saptanmıştır. Araştırma sonuçları, yüksek tuzlulukta popülasyonların bolluğunun düşük olduğunu ve kuru dönem süresince yüksek tuzlulukta kist üretiminin pik yaptığını ortaya koymuştur.

Vignatti vd. (2012), Arjantin‟de geçici bir tuz gölünde 11 ay süreyle zooplankton çeşitliliğini ve çevresel faktörlerle ilişkisini araştırmışlar ve tuzluluğun tür zenginliğini ve bolluğu negatif, biyoması ise pozitif etkilediği hipotezini test etmişlerdir. Gölde;

derinlik 1,6-1,24 m, ortalama pH değeri 9,47±0,21, ortalama çözünmüş oksijen konsantrasyonu 10,12±1,3 mg/L, ortalama berraklık değeri 1,28±0,36 m, ortalama klorofil a konsantrasyonu 1,89±3,7 mg/m3, ortalama toplam fosfor konsantrasyonu 4,6±1,9 mg/L, ortalama toplam azot konsantrasyonu 7,79±2,46 mg/L ölçülmüştür.

Tuzluluk gölün ilk dolduğu Eylül ayında hiposalin (tuzluluk 5,7 g/L civarında), Aralık ayında ise mesosalin (tuzluluk 20,7 g/L civarında) özelliktedir. Gölde, 52 zooplankton

(33)

22

türü (46 tür Rotifer, 5 tür Cladocera, 1 tür Cyclopoid Copepod) kaydedilmiştir.

Araştırmanın başında düşük tuzlulukla, klorofil a konsantrasyonu yükselmiş, zooplankton çeşitliliği toleransı düşük türlerden oluşarak, en yüksek değerine ulaşmıştır.

Tuzluluk arttıkça; makrofit Ruppia cirrhosa gelişmiş, göl yüzeyinin % 90‟nını kaplamıştır, klorofil a değeri düşmüş, suyun berraklığı artmıştır. Zooplankton zenginliği azalmıştır, zooplankton topluluğu tuzluluğa toleranslı türlerden oluşmuştur. İlk iki ayda türler yüksek oranda değişmiştir, yoğunluk artmıştır ve kompozisyonda mikrozooplankton baskın olmuş ve biyomas nisbeten azalmıştır. Sonrasında bolluk belirgin şekilde azalmış, makrozooplankton baskın olmuş ve biyomas artmıştır.

Tuzluluk 11 g/L olduğunda ekolojik değeri olan halofilik Daphnia menucoensis baskınolmuş ve fitoplankton üzerinde otlama baskısı yaratmıştır.

İran‟da hipersalin olan Urmia Tuz Gölü, endemik Artemia sp. türü ve kuşların yumurtlama alanı olarak, UNESCO tarafından ulusal park olarak ilan edilmiştir. 1994- 1996 yıllarında Artemia sp. popülasyon yapısının araştırıldığı çalışmada, tuzluluk değeri 150-180 g/L ve ortalama derinlik 6m, maksimum derinlik 16 m olarak saptanmış ve 36 istasyondan alınan örneklerde; kistlerin gölde yıl boyunca bulunduğu bahar ve yaz aylarında minimuma düştüğü belirtilmiştir. 1994 yazında; nauplius ve metanauplius safhalarının örneklerin % 70‟ini oluşturduğu, bu oranın sonbaharda azaldığı, kışın minimuma ulaştığı, 1995 yılının Mart ve Nisan aylarında kistlerin açılmadan dolayı, toplanan örneğin ancak % 40‟ını oluşturarak tekrar pik yaptığı saptanmıştır. İkinci pik Temmuz/Ağustos aylarında tespit edilmiştir. 1995 yılında sonbahar ve kış aylarındaki kist miktarındaki azalma bir önceki yıla göre daha fazla olmuştur. 1996 yılı Ocak ayında çok az sayıda nauplius gözlenmiştir. Urmia Gölü‟nde uzun dönemli çalışmada, klimatolojik faktörlerden kaynaklanan su seviyesinde değişimler olduğu, 1994-1996 yıllarında yağış miktarının arttığı ve kışın su sıcaklığının normal koşulların üstünde olduğu, Artemia sp. popülasyonun varlığı ile alg patlamasının olmadığı ancak iklimsel değişiklikler dikkate alındığında Artemia sp. popülasyonlarının örneklenmesine devam edilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır (Van Stappen vd. 2009).

Eimanifar ve Feridon (2007), Urmia Gölü‟nün durumunu ortaya koyan derleme çalışmalarında, gölün tuzluluğunun son yıllarda 300 g/L‟ye ulaştığını, göl yatağı

Referanslar

Benzer Belgeler

Araştırma bölgesine yakın diğer çalışmalar şunlardır; Obruk Yaylası ve Karacadağ (Karapınar) Florası (Dural 1985), Başarakavak, Tatköy ve Altınapa Barajı (Konya)

defa beyaz ayarlarının yapılması için çalışıyorlar ve bunun için Tuz Gölü’nden yararlanmayı planlıyorlar.. Bu sene Ağustos ayında Brezilya, Fransa, İngiltere, Güney

taklidle ilgili değerlendirmelerde iki farklı yön ortaya çıkmaktadır: &#34;T aklid · ümmet içi ihtilafları çoğaltmı§tır. Bunun doğal bir sonucu olarak

ortalama minimum sıcaklık, ortalama maksimum sıcaklık, yıllık ortalama sıcaklık ve ekstrem sıcaklıklar incelenmiş, temel kuraklık indislerinden De Martonne

Tuz Gölü ile yeraltı suyu arasında 15 metreye kadar azalan kot farkı nedeniyle, birkaç yıl içinde gölden yeraltı suyuna do ğru akışın başlayacağı, bu durumda ise

Sonuç: Ponseti yöntemi ile DÇA tedavisinde başarılı bir sonuç için yöntemin kurallarına uygun şekilde titizlikle uygulanması, olguların sık ve yakın-.. dan takibi ve

Yaşargil (15) tarafından yapılan sınıflandırmaya göre tentorial menenjiyomlarda yerleşime göre kullanılacak cerrahi yakla- şımlar; pterional-transsilvian,

Patients with any history of liver and/or renal failure, hyperlipidemia, malignity, dermatological or systemic diseases which cause pigmentation such as diabetes mellitus,