• Sonuç bulunamadı

Fen Edebiyat Fakültesi. Tarih Bölümü. Eskiçağ Önasya Tarihi. Hattiler 3. Hafta

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2022

Share "Fen Edebiyat Fakültesi. Tarih Bölümü. Eskiçağ Önasya Tarihi. Hattiler 3. Hafta"

Copied!
5
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

T.C.

ONDOKUZ MAYIS ÜNİVERSİTESİ

Fen Edebiyat Fakültesi

Tarih Bölümü

Eskiçağ Önasya Tarihi

Hattiler

3. Hafta

(2)

Anadolu’nun MÖ 3. binyıl medeniyetini yaratan kavimlerden biri Hattiler’dir.

Boğazköy arşivinde yalnız Hattice veya Hattice ve Hititçe olmak üzere çift dilde yazılmış metinler bulunmuştur. Bu metinlerden çoğu liturjik yani dini edebiyat türündedir.

Hattuşa’da çıkan metinler üzerinde ilk defa olarak Emil Forrer çalışmış ve bu dilin Hint- Avrupa dillerinden olduğunu, Kafkas dilleriyle ortak bir kökten geldiğini ve Anadolu’nun yerli halkının dili olduğunu ileri sürmüştür. Daha sonraki çalışmalar da Forrer’in görüşünü destekler mahiyettedir. Örneğin Hattice bazı dua metinleri, daha o zamanlar (Hititler zamanında) Hititli katipler tarafından Hititçe’ye çevrildiği için, Hattice’nin hemen çevrilebileceği düşünülmüş ise de, durum hiç de böyle olmamıştır.

Hititler’in bu tercüme faaliyeti, daha Eski Hitit Devleti zamanında başlamıştı. Yeni Hitit Devleti zamanında ise «Proto Hattice» dediğimiz Hattice, konuşma dili olmaktan çoktan çıkmıştı. Yani liturjik dil olarak (din dili) kullanılıyordu. Böylece Hatti kavminin, Hititler arasında zamanla tamamen eridiğini anlamaktayız. Hattiler, MÖ 2. binyıl başlarında Orta Anadolu’yu istila eden Hititler’den kültürel açıdan çok üstün idiler. Çünkü Hititçe’de, Hattiler’in dilinden alınmış pek çok kültür kelimeleri buluyoruz.

(3)

Örneğin Hititçe’de «insan» anlamına gelen «antuhsa»’nın, Hattice «antuhlil»’den alındığı, filologlar tarafından ispat edilmiştir. Bir tür içki olan «walhi» sözcüğü ile Hattice

«kral» demek olan «tabarna»’nın, Hititçe’de «Labarna» haline dönüştürülmüş olduğu görülmektedir. Yine ayrıca, «ana kraliçe» demek olan «Tavananna» ve veliaht anlamına gelen «Tuhkanti» kelimeleri hep Hattice’dir. Bu kelimelerin varlığı Hattiler’in krallıkla idare olunan bir toplum olduklarının en belirgin ifadesidir. Bunlardan başka saray teşkilatına ait saki, sofracı başı, aşçı başı gibi pek çok meslek adlarının, Hititçe metinlerde Sumerce ideogramlarıyla yazılmış olması, bu kelimelerin Hititçe karşılığının olmadığı ve Hititler’in bu kelimeleri Hattiler’den öğrenmiş olduklarını gösterir.

Hattiler’in maddi kültürü hakkında en iyi bilgiyi, KUB II, 2’de yayınlanan inşaat ritüeli verir. Tanrı için yapılan bir mabet veya tanrı-kral için yapılan bir sarayın inşası anlatılan bu metinde: «Gel, demirden mızrakları, bronzdan çekici al» denilmektedir ki, bu ifade, Hattiler’in meteor demirini tanıdıklarına ve bu sağlam madenden bazı aletler yaptıklarına işaret eder. Gerçekten, Alacahöyük kral mezarlarında, ağzı demirden yapılmış güzel bir hançer bulunmuştur. Hattiler demire «hapalkia» diyorlardı. Hititler bu kelimeyi Sumerce

«AN.BAR» olarak yazıyorlardı. Hattiler’in gümüşü de işlediklerini, Hattuş şehrinin adının ideografik olarak URU.KUBABBAR (=Hattuşaş) şeklinde yazılmasından anlamaktayız.

(4)

Hatti kökenli olduğu ispat edilen Telepinuş mitosunda geçen “kurşundan kapaklı ve bronz kulplu” kap isimleri Hattiler’in maden işleme sanatında ne derece ileri olduklarını gösterir.

Bunlardan başka, güzel sanatlar alanında da Hattiler’in hayli ileri bir kavim olduklarını görüyoruz. Örneğin Hattiler’e ait “Hunzina” denilen bir müzik aletinin adı Hititçe’ye

“GIŠINANNA.GAL” şeklinde geçmiştir ki, bu müzik aletinin mevcudiyeti Hattiler’in ibadet ederken müzik eşliğinde ilahiler okuduklarını akla getirmektedir. Bundan başka Alacahöyük mezarlarında bronz kurslar üzerine takılı halkaları bulunan müzik aletleri ile sistrum ve çalpalalarda da bulunmuştur. Bu da bize Hattiler’in, müziğe büyük önem verdiklerini gösterir.

Hattiler’in dini, çok tanrılı yani politeist bir dindir. Çünkü Hattice metinlerde birçok tanrı adları geçmektedir. Örneğin bir metinde şöyle denilmektedir: “O, onun zevcesini aynı şekilde çağırırsa, rahip (LÚ İMME) selâm sana “TAHATTENAİT” der ve hep bu şekilde olmak üzere birçok Hattice tanrı adları bu metinde sayılır. Tanrıların niteliğini belirlemek için, bu metinlerin yanı sıra arkeolojik buluntular da vardır. Özellikle Konya-Karaköyük, Kayseri-Kültepe, Acemhöyük ve Horoztepe kazılarında bulunan tanrı figürleri veya kurşundan dökülmüş figürlerin taş kalıplarının yanı sıra üzerinde tapınma sahneleri tasvir edilmiş silindir mühür baskıları da bu konuda, bizim en büyük yardımcımızdır. İbadet sahnelerindeki tanrıların, Hattice metinlerde geçen tanrılarla ilgili olduğuna şüphe yoktur.

Bütün mesele, metinlerde bildirilen tanrı sembolleri aracılığı ile mühür baskılarındaki tanrı tasvirlerini tespit edebilmektedir. Örneğin, Horoztepe mezarlık buluntularından olup bu devrin plastik sanatının şaheserlerinden sayılan kucağı bebekli Ana Tanrıça figürünün adını bilmiyoruz. Fakat, Neolitik Devir’den Roma Devri’ne kadar, Magna Mater (Büyük Ana) kültü Anadolu’da mevcudiyetini devam ettirir.

Başka bir deyimle, bu kutsal aile, Hatti panteonunun başında bulunuyordu. Taş kalıplardaki erkek tanrı, elinde çift ağızlı bir balta tuttuğu için bunun bir Fırtına Tanrısı olduğu söylenebilir. Başında bere biçimli bir başlık, boynunda çift sıralı bir kolye ve kucağında çocuğunu taşıyan Horoztepe figürini ise Ana Tanrıça’ydı. Bu Ana Tanrıça’nın, Hititler’in Arinna kentinin Güneş Tanrıçası olduğu da düşünülebilir. Gerçekten, Hititçe bir metinde “Göğün Güneş Tanrısı, Arinna Kentinin Güneş Tanrıçası, Arinna Kentinin Fırtına Tanrısı, Tanrı SAL, Mezullaš ve torunları Zintuhhi” adları geçmektedir: Böylelikle Hattiler’in bir Göğün Güneş Tanrısı, bir de Arinna kentinin Güneş Tanrıçası olmak üzere iki güneş tanrısına taptıklarını öğreniyoruz ki, Hititlerde de üç Güneş Tanrısı vardır.

1) Yerin Güneş Tanrısı

(5)

2) Göğün Güneş Tanrısı

3) Arinna Kentinin Güneş Tanrıçası

Seçilmiş Kaynakça:

L.Gürkan Gökçek – Oğuzhan Abacı, Türkiye’nin Eskiçağ Tarihi. Değişim Yayınları, İstanbul, 2019.

Ekrem Memiş, Eskiçağ Türkiye Tarihi, Çizgi Kitabevi Yayınları, Konya, 2007.

Füruzan Kınal, Eski Anadolu Tarihi, TTK Yayınları, Ankara, 1982.

Referanslar

Benzer Belgeler

Basra Eyaleti: Vilayet nizamnamesi ile vilayete tevdi edilene kadar eyalet olarak Osmanlı mülki taksimatında yerini alan Basra eyaleti Kanuni devrinde teşkil

diğerlerinden

61 İbn Şeddâd, s.. ahalisinin ihtiyaçlarını, yiyeceklerini kış boyunca kullanmaları için üç basta gemisine yüklenmesini emretmiştir. Bu gemiler, Şaban

Bu türlü ritüeller sadece Allaiturahhi’ye ait olmamakla birlikte kişinin üzerindeki büyünün çözülmesi konusunu çok etkileyici bir şekilde ifade

Lagaş Sülalesi hakkında en çok yazılı belgeyi bırakmış olan Ur-Nanşe’den sonra Lagaş tahtına Akurgal geçmiştir.. kralı meşhur «Akbabalar Steli»ni

Daha önce Konya Selçuk Eğitim Enstitüsü ve ardından Konya Yüksek Öğretmen Okulu’nda çalışan yüzlerce öğretmen, birdenbire kendilerini üniversite

2007 yılında lisans eğitimine başlayan bölümümüz, Moleküler Biyoloji ve Genetik bilimlerinin çeşitli alt dallarında teorik ve uygulamalı bilgilerle donatılmış,

İstanbul Kültür Üniversitesi Psikoloji Bölümünde dört yıllık lisans hayatım boyunca kendimi hep bir ailenin parçası olarak hissettim ve mezun olsam da kendimi bu ailenin