• Sonuç bulunamadı

§ içtihat İ?AB. DJ. IDr. Kaya |şDr. izzeddin İ'

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2021

Share "§ içtihat İ?AB. DJ. IDr. Kaya |şDr. izzeddin İ'"

Copied!
12
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

Savı

290

I Kurus

• Türkiye Coğrafyası - müellifi Coğrafya mütehassisımız FA’İK SABRİ BEY

1

İÇİNDEKİLER

j t

O) ' H

9i Zencin olmanın yolu

^ Türkiye coğrafyası

p Ağız Hif zussihhası

5 Tevfik Fikret

p Kıt’a

9

>; Gustave Ee Bon un yeni kitabı

8 Şehname

pj Ormanda Yangın (şi’ir)

$ Fikir Don Kişotları

İçtihat

g

Dr. AB. Cevdet (6

Dr. Nuri Fehmi S

Dr. İzzeddin

Dr. AB. DJ.

§

içtihat

İ?

AB. DJ.

I

Dr. Kaya

Dr. izzeddin

İ '

“IŞ„ Matbaası

(2)

«İCHAT» abonelerine ikram

Muhterem abonelerimize bir ikram olmak üzre aşağıda isimleri yazılı kitab- lar üzerinden yüzde yirmi nisbetinde ten­ zilât yapacağımız gibi Türkiye cumhu­ riyeti dahilinden vaki, olacak siparişler- dede posta ücreti istemeyerek ta ’ahhüdlii olarak göndereceğiz: Ayni tenzilatı bütün mekteb talebesile efrad ve zabıtana da yapacağız:

Kuruş

Akli selim (Eski harflerle)527 sahifeli 100 Aklı selim (yeni Türk harflerde)

548 sahifeli 135

Ruhulekvam (Eski harflerle) 274 „ 50

Dün ve yarm( „ „ ) 264 M 50

İlmi ruhi içtimai (Eski harflerle)

287 sahifeli 50

Adabı müaşeret rehberi (Resimli, eski

harflerle) 509 sahifeli 150

Dilmestfî Mevlana (Eski harflerle 30

Bir zekâyi feyyaz (Eski harf ve resimli) 25 Mekârimi ahlakiyye ve din (Esk ¡harf­

lerle sahifelik 25

Harp ve sözde eyilikleri (Eski harf­

lerle) 219 sahifelik 75

Âdi kâğıdlısı 50

Asırların panoraması (Eski harflerle,

resimli) sahifelik 50

Felsefe’i istibdad (Eski harf) Aitlerinin

resmile 272 sahifeli 50

Ruba’İyyatı Khayyam ve Ttirkceye

tercümeleri. (Eski harflerle resimli

453 sahifeli 100

Avrupa harbinin psikolocyast (Eski

harflerle resimli) 708 sahifelik 100 *

Bankalar ve muamelatı (Eski harf­

lerle) 86 sahifelik 50

Yollar ve İzler Dr. Kaya Beyin

şiirleri, 96 sahifelik 50

Bir filosofun şiirleri (Yeni Türk

harflerde) 100

M. ÜTÜCİYAN ~ Çinkoğraf

Fincancılarda Kalifidi Han

Posta kutusu

Ankarada M. F aik Beye: Türkçülüğün menşe'i hakkındaki yazılarınızı dere ederiz ancak her nıekale İçtihadın 2 sahifesini geç- memeli.Mustaîa Celâleddin paşayi unutmuşsunuz

Kadı zade Lııtii ef.ye: Manzumeler geldi. Ali Cemal ef, ye: Manzumeleriniz geldi. Dr. Nureddin Emin Beye: Manzume ve şarkılarınızı aldık, Içtihad tezadımı şiirlerinin gayri sıhhî olduğuna ka'il._________________

Dr. AlxiuJlah Cevdet

. Cuma ve Pazardan başka her gün

(töz has!alan m kabul eder. Cığal oğlu

ıctihad Evi, daire No. 6. Telefon : Is. 865

LAZARO FRÂNkO VE

MAHDUMLARI

1860 SENESİNDE MÜ'ESSİS TİCARETHANEDİR

MERKEZİ: İstanbulda fincancılar yo­

kuşunda Şeref ham karşısında, No. 33-37 ŞUBELERİ: Bey oğlunda Abbas Paşa hanı tahtında — Galatada Tünel ittisalinde Tefrişat kumaşları — Mantarlı yer mu­ şambaları — Renkli duvar kâğıtları—Per­ deler — Tüller — Estorlar — Kanage ve koltuklar — Lake ve bronz karyolalar— Her cins şilteler — Yünlü battaniyeler— Yorganlar — Yastıklar — Yatak çarşafları Yastık örtüleri — Sofra örtüleri v. s... MÜ’ESSESE TARAFINDAN, OTEL YE

YAZIHANELERİN TEFRİSATI MÜKEMMELESİ TAHÜD OLUNUR

Galatada Tünel ittisalindeki şubede:

Bilhassa hanımlara mahsus san’atkâ rane işlenmiş ince ve zarif çamaşır ve cihaz takımları, Tohafiye levazımat’ı, Şap­ kalar ve ıtıriyyat dahi bulunur.

DAİMİ BEYAZ TAKIMLARI _ ^SERGİSİNİ ZİYARET İDİNİZ

T A S H İ H

Geçen nüshamızın ilk sahifesitıde mevcut ve hakiki vatanperver işler ve nefsini ilân etmez “demek olan arabca ibaresinde «<~* ¿/- jJUjY, yi»

kelimesi ¿ 0

¿j*L şeklinde dizilmişdir tashih edilir. Kıt'ada “yüksek bir dağ başında kara benzedi saçırn,, misraındaki benzerdi ke­ limesi “benzedi olacaktır,,

(3)

ABONEMENT A B ÖNEM ANT:

Pour un an D . 2 Edition spéciale500Ptrs.

ADRESSE

Seneliği [24Nüsha]Türki- ye için 21/2, hariç için 2 D. Âlâ kâğıdlısı 5Liradır İDAREHANESİ “Idjtihad„Constantinople Téléph. St. 865 XXV ème ANNÉE 1 Février 1930

Türkçe ve Fransızca

İLMÎ, EDEBÎ, İKTİSADÎ

No: 290 •

Cığaloğlunda İçtihat Evi Tarihi Te’sisi: 1904 — Genève Yirmi beşinci sene

1 Şubat 1930

Zengin olmak için muhtaç

olduğumuz

Vatanın zengin olması, merde, namer­ de muhtaç olmaması gayesine varan mü­ lahaza ve münakaşaların arasına ben de? kelimelerimi tevdi’ ediyorum:

Bize her şeyden ziyade ve her şeyden evvel lazım olan, daha derin hasbî vatan sevgisidir. Hasbî ve daha derin, va­ tan sevgisi bizim devayi küllümüzdür.

Tam itikatımca bizim istinad noktamız ancak bu sevgidir. Eğer biz muhkem, mes’ud, zengin değilsek bu istinad nok­ tamızın zaifllığndandır. Bu feyyaz ve na­ ram muhabbet mevcut ve metin olunca tasarruf etmeyi, ihracatı çoğaltmayı, istih­ sali çoğaltmayı, harice verdiğimiz para mikdarını azaltmayı vatandaşlarımıza tav­ siye etmeye hiç lüzum kalmaz. Şüurlu, şüursuz vatan sevgisi bunu mükemmelen yapar. Bir ferd vücudundan kan zayi’i et- diği vakit nasıl muztarip ve mütelaşi olursa sevgili vatanı seven bir milletde parasının, millî servetin ecnebi memle­ ketlere akup gittiğini görmekten öylece muztarip ve mıiptelaşı olur. İdhalatı ih­ racatından fazla olan bir millet bir millî nezf, millî bir “Hémorragie,, karşısındadır.

Bir ferd kanının akup gittiğine lakeyd kalırsa o ferd nefsini ve hayatını sevmi­ yor ve ölmeyi istiyor demelidir. Bir millet kanının akup gittiğini lakeyd seyr ederse o millet vatanını, istiklalini, hur- riyyetini, haysiyetini tam vè derin bir suretde sevmiyor demektir.

Ecdadımızın “mal canın yongasıdır,,

sözü bu gün kâfi kuvvetde değildir. Ca­ nını ve canının şeref ve haysiyeti olan istiklalim seven kimse malını sever. Çün- ki bunsuz başını yüksek tutamaz.

Bir çok yüksek kimselerde para sev­ gisi, hurriyyet, istiklâl ve haysiyet sev­ gisidir. Hisset sayılan bu hal onlarda mekduh değil memduhdur; bunlar için paraya merbutiyet haysiyet ve istiklale derin merbutiyetdir. Bu vaziyetde insanlar haysiyet ve istiklallerini muhafazaye kâfi miktardan fazla paraye itibar etmemişdirler.

Can bir ağaç ise mal onun nüsgudur hulaseten, bence mevzuu, balıs vatanı sev- mekdir; Soğukdan, sıcakdan, yağmurdan, kardan, hırsızdan, teaddadan bizi muhafa za eden evimize alakamızdan daha yük­ sek bir alake ile vatana merbut oldu­ ğumuz gün, yerine yirmi para gelmeksi­ zin harice on paramızın gittiği vakit yü­ reğimizden kan akdığını his ederiz. O zeman iktisat cem’iyyeti teşkil etmeyi çok ayıp ve hatta milletin haysiyet ve ah- lakıyyetine karşı bir hürmetsizlik sayarız, zira röyeti tam olan bir kimseye a ’ma muamelesi yapılırsa onun basirlik hay­ siyetine dokunvlmuş olmazmı? Vatan sev­ gisi ve vatan saygısı bize üç emir ve­ rir:

İmar etî imal et! istihsal et!

Ben vali olarak anadoluya giden ar­ kadaşlar gitdikleri yerlerde yapacakları işlere dair benimle görüşdükleri, benden rey sordukları vakit onlara üç Uknum ola­ rak 1.1.î. yani üç kelimenin ilk harflerini teşkil eden Uç harfi remz olarak verirdim.

(4)

5328 i ç t i h a t

israf eden vatan sevgisile vatan saygı­ sıdır.

Her yanlış anlamayı bertaraf etmek için şunu ilave etmeliyim: Biz vatanini seven ve unun için kanini sel gibi akit- mis bir milletiz. Simdi onu daha derindeni ı sevmek, onun refah ve İktisadî şevketi için alın terlerimizi ve beyin terlerimizi de sel gibi akitmamiz ve medeniyyetin ve hayatin bu mücadelesinde muzaffer ol- mamiz bizden isteniyor ve bunu, bu Va­ tani esaretde kurtarmiş olan Büyük Pişu- va ve onda teşahhus eden hur Vatan

istiyor.

17 Kânuni sani 1930

AB. DJ.

T (ırkiye coğra f iy a sı

----sss----Yazan : Faik sabri B.

Bir rubu’ asır evvele kadar coğrafiya şehir, nehir, dağ, körfez, deniz, boğaz, yanar dağ isimlerinden ibaret gibiydi, bu sebeble coğrafiya bolbol deniz, göl, nehir isimlerine rağmen en kuru bir ilm mevzuu idi; bu iş yalnız hafıza işi idi, hafızai basariyyenin hiç rolü yokdu. Ezberciler eyi coğrafiya bilirdi. Son za­ manlarda coğrafiy canlandı, cazip bir ilm oldu. Fransada Elisée Reclus un otuz küsur büyük cildden müteşekkil Géog-

rapie universelle i bu canlı arz ilmine

da’ir yazılan kitabların en üstadane ola­ nıdır. Bu gün, bir az eskimiş ve bir çok memleket hududları değişmiş olmakla beraber kıymeti yüksek kalmakdadır. Bizde coğrafya inkilabını hükümet tara­ fından coğrafyada ihtisas kesb etmek üzre Avrupaya gönderilen Parisin Sorbonne Üniversitesinde tahsilini ikmal eden ve ba­ zıları gibi eli boş dönmeyen Fa’ik Sabri Bey yapmışdır. Bu gün neşr etmiş olduğu

“Türkiye coğrafyası,, her nokta’i nazar­

dan nefis, mükemmel bir kitabdır. Bu kitab hususî ve hasren memleketimizi istihdaf eden uzun ve i’tinalı bir tedkik ve tetebbü’ mahsûlüdür.

Vatanımızın, İktisadî, zira’i coğraf­ yası bizim ihsa’iyyatımızın eksikliği se- bebile, ne kadar mükemmel olmak müm­ künse o kadar mükemmeldir.

Türkiyede ziraat faslı çok ders ve­ rici ve uyandırıcıdır. Pamuk istihsal eden 8 memleket içinde Türkiye en az pamuk istihsal edenidir. Müttehide’i Amerika 3.500.000, Hindistan 1,000,000, Mısır 350.000, Türkistan 170,000, Brezilya 130,000 Canada 35,000, Türkiye 26,000 ton pamuk istihsal ederler. Halbuki bi­ zim Adanamız hem kemiyet hem keyfi­ yet itibarîle Mısırdan çok fazla pamuk istihsal etmek isti’dadm dadır. [ 1 ] Türkiyede tütün istihsali 1910 da 70,000 tona çıkmış 1925 de 50,000 tona enmiş- dir. Fakat 1910 Tiirkiyasında “Avrupayı Osmanî,, de vardı. K itabın, iskân ve ma’işet tarzları unvanlı . bahsi de çok cazibdir. Cümhııriyyet inkılabımızı ta ’kib eden asrileşme ve medenileşme hareketi miz bol resimlerle pek canlı bir surette gösterilmişdir. Bu resimlerden bir kaçını gelecek nüshalarımıza müellifinin müsade- sile dere etmek isteriz. Kitabın 203, 223 üncü sahifelerine bakın.

Fa’ik Sabri Bey ma’denlerimiz için­ de i’tinali malumat toplamıştır. Avrupalı müelliflerin Türkiyeye da’ir sahifeleri ek­ seriya çok za’if ve kusurludur. Mesela Parisin Unieersitesinin coğrafya ve tarih Professörleri olan Marcel Dubois ve J.- G. Kergomard taraflarından yazılan 861 sahifelik Géographie Economiquede bizim Zonguldak Héraclée Kömür ma’denlerimi- zin isimlerini bile zikr etmemişdirler. ve şu satırları yazmışlardın.

L ’Asie Mineure, qui a tant de point de ressemllance avec les autres pénin­ sules méditerraèennes, n'tsl pas plus quelles un pays d’industrie. Tout fait défaut: la houille, le bois, les bras, les routes; on se contente seulement de mettre en valeur une partie des

1*1 Adana ferdamı «Mısr» i adli mekalemize ba­ kın. İçtihad No 24 ve 25

(5)

İÇTİHAT

produits de l'élevage: laines, sois, pe­ aux... (Mezkûr kitab sahiîe 404)

Hülasa Fa’ik Sabri Beyin kitabı ba- siliş i’tibarile Avrupa kitaplarından fark- sızdır. Devlet Matbaasının en eyi bas- dığı kitabdır. Fa’ik sabri Bey, kitabını Lise III üncü sınıf için yazmışdır fakat her okur yazar Türke gögsümü gere geıe tavsiye etdigim bir k itâb d ır. Okuyucu­ larımıza tavsiye ederken kıymetli mü­ ellifi Fa’ik Sabri Beyi de yürekden teb­ rik ederiz. 21 K- SiE‘ 930

Dr. AB. Djevdet ---—*cg©5 ' - ”

Ağız hıfsussıhhası

Hali tabiide sağlam insanların aği- zında sayısız mikroplar mevcuttur. Bu mikropların bir kısmı zararsız, diğer biı kısmı ise hastalık yapan cinstendir.

Zararsız mrkroplar, ağızdaki hazım işinde mühim bir rol oynar; baznarı Al- buminli ve unlu maddeleri sulandırır ve şişirir, diğer bazılarıda nişastayi tah’vil, sütü tah’sir ve nihayet süt şekerini ( A- cide lactique) e teb’dil eder.

Zararsız mikroplar her zeman böyle hazma yardım etmezler, bazen cibilliyet­ lerini değiştirerek zehir yapmaya başlar- larki bu keyfiyet ağız kokusile kendini gösterir. Bazı kere daha ileriye giderek hastalık yapan mikroplarla birleşirler ve — ağızdaki ekşiliği artırmak suretile — ağız iltihaplarinde, diş çüriimelarinde â- mil olurlar.

Hastalık yapan mikroplara gelince: bunlarda mütenevvidir. Zatiiı ıie, Kuş palazı, grip, yilancık ve nihayet verem mikropları bu cümledendir. Bütün bu mik­ roplar vücutta en müthiş hastalıkları yap­ tıktan sonra ağızda, salya içinde kalıtlar, binaen aleyh bu hastalıklar geçtikden sonra dahi ağızın temizliğine dikkat etmek icap eder ve bu suretle hem bu hastalıkların nııks etmemesine, hemde dişleı in çürü­ mesine mümaneat edilmiş oluı. Unutma- yalımki bu diş çürümeleri bademcik v e

cuyup ( yüzdeki kemik boşluklarinın ilti­ haplarına, yüzdeki sinir ağrılarına ve

bu

çok göz hastalıklarına sebebiyet vere­ bilir; nihayet çürük dişler vereme dahi açık kapı teşkil edebilir. İşte bu itibaı- ladırki ağız temizliği her insan için za­ ruri bir keyfiyettir.

Bunun için ne yapmalıdır?

Ağız, fırçalanmak ve mikrop öldürücü ilaçlarla yıkamak suretile iki türlü temiz- lene bilir.

Fırça, ağızda kalan ve mikroplara mükemmel bir vasat teşkil eden yemek kırıntılarını silüp süpürmesi itibarile fev- kelâde mühim bir temizlik vasıtasıdır.

Fırçayı yalnız büyükler değil, küçük çocuklarda kullanmalıdır. Ziıa süı dış.c- rinin çürümesi çocukta tevlit edeceği tahammülsiz ağrılardan başka, ikinci dişlerede sui te ’sir eder.

Ekmek, unlu yemekler ve bilhassa Pasta ve şekerleme yedikten sonra ağı- zm fırçalanma ve temizlenmesi şarttır.

Zira şekerli ve yağlı maddelerin baka­ yası tahammür ederek dişlerin mınası- nı bozar ve çürümelerine yol açar. Fır­ çalar ya kavuçuktan yahut kıldad olur, sert olması şarttır. Fırça ekseriya sa­ bunla birlikte kullanılır. Sabunların en

iyisi ve en temizi yerli beyaz sabun ¡se­ de bunun lezzet ve kokusuna biı çok kimseler tahammül etmezler, bu sebep­ ten diş için bir çok sabun formüheri yapılmıştır. Bunları kayt etmeden evvel şunu hatırlatalımki dişleri yalnız dışından değil,

taraftanda sabunlamalıdır; bir çokları bum ihmal ederler. Diş sabunla­ rından atideki tertipler şayanı tavsiyedir :

A— Savon de magnsie 10 gram

Corbonate de chaux precipité 9 gram

Essence de rose aa x gouttes

„ de menth Essence de lavante 1. gr Carmin 0. 10 B — Thymol 1. gr Ext. de ratanhia 4. gr Glycerine 24. gr 5329

(6)

5330 İÇTİHAT

Magneesie Calcinée 2. gr

Borax 10 gr

Essence de menth 4 gr Savon médicinal 80 gr

Piyasada mevcut olan diş tozlarile diş macunlarının hemen kâffesi terkiple­ rinde bulunan Şeker ve glycerin gibi maddeler dolayisile dişlere zarar verdiği için bunların istimalini tavsiye edemiye- ceğiz.

Dişleri sabunla ve ya sabunsız fırça- ladıkdan sonra muzadıteaffün ( Mikrop öldürücü) bir mahlül ile yikamak lazım­ dır; bunun için bir çok maddeler var­ dır, bu meyanda Acide Phenique, acide thymique, acide salicylique, sulblimé, Permangante, de patasse, Eau oxygénée, resorcine, Phenosalyl Menthol, Formol mahlülleri sayılabilir. Aşağıdaki formüller şâyanı istifadedir: 1 — Acide Thymique 0,25 „ benzoïque 5. gr. Teinture de ratanhia 15 Alcool g,5 100 gr. Essence de menthe 0,75

Bir bardak suya bir kahve kaşığı

2 — Menthol 4. gr

Acide Phénique 10. 0

Teinture d ’eucalyptus 100. 0 Bir bardak suya bir kaç damla

3 — Phenosalol 3,0

Alcololat de menthe 250.0 Teinture de benjoin XXX goutte Bir kahve kaşığı bir bardak suya

Sağlam insanlar bu ihtimamı yapar­ ken hastalarıda unutmamak temizliğine dikkat lâzımdır. Hastaların günde 2 - 3 defa ağızlarını borakslı gliserine batırıl­ mış pamuk ile güzelce silmeli sorada mü­ nasip bir gargara ile ağızlarını çalkalama- lıdır. Keza meme emen çocukların her memeden sora kaynamış acid borikli su

ile diş etlerini silmelidir.

Tevfik Fikret

ve

Psychanalyse Tetkikleri

Doktor A. İzzettin

— T —

Senelerden sonra, büluğ devresinde bu afacan çocuğun birden sükunet bul­ duğunu göreceyiz., bu ande meydana çı­ kan aksulamel, ma’küs istikamette olacak askerlere, kuvvete karsı ilk düşmanlıklar baş gösterecektir. Artık ( Kılıç ) dan ( Tarihi kadime ) atlaya bilmek içün u- zun zeman beklemek lazım değildir, Fik- retin hayatında o kadar mühim yer tu­ tan Hak ve kuvvet mücadelesi bu kah­ ramanlık daiyesinden doğacaktır!

Validenin şiddetli şefkati ve bilahare> > madumiyeti bize bir çocuk manzumeleri izah ediyor. [1]

Halukun Vedainda, Haluk ( Fikretin genç identifi kasioni ) vatanını ( valide­ sini ) terk edip, sisli iskoçiaya ( sis man­ zumesindeki vatan = İstanbul ) giderken Şair ona

“Şu sahi to p rak ...

..bakımsız harap olup gidecek* diyor. Sonra yavaş yavaş, gayri meşur tedailerin ianesile “Bağrı yanık baltala­ nan bir çınar ağacı* (Validenin harabiyeti) hayalı oyanıyor!

Takip eden mısralar hep psy kanaly- sın tenasüli telekki ettiği hayaller le do ludur.

“İşte bir yol ki hep çakıl ve diken,, olarak merhalei hayatı tamsil ediyor, ordan geçenler elleri şerhe şerhe kalbi hun ( Ihsa — mutilation mudılası ) olarak kurtula biliyorlar.

Fakat, yene meşhur, koşiyorlar buna rağmen o gaddar eme! ( valide şefkati),

seyal kaçıyor.

“Kolların açık meshuf.,,

“atılırsın; o ta uzakda mahuf„ “bir dikenlikte, gizlenir, ve güler*

(7)

i ç t i h a t 5331

“Sen koşarsın, kırık ezik, muğber,, “ellerin şerhe şerhe, bağrın hun„ “büsbütün te ş n e . . . „

Burapa ki dikenlikli çalı, Valideyi temsil etmesi itiparile en kıymettar bir anahtardır. Ru’ya ve şiirde, dikenli yer, hemen daima valide uzve tenasülisin de­ lalet eder. Eğer bu müşahedeyi, bir az sağıda gelen:

“Koşan elbet varır.,,,

“Kara taşdan su damla damla akar,, “Birikir sonra bir gümüş göl olur,, Satırlarını ilave edersek, ( Ey taş. ) manzumesindeki, Sfenks hayalinin ana­ sırlarını izah eder ve evvelce serd etti­ ğimiz mutaleatın sihhatini isbat etmiş o- luruz. [1] Her ne kadar, bir satır sonra

akla getiriyor. Böyle bir hatıraya şiddetli bir valide tesebbüti ilave eder, ve buluğ çağında, uyanan şehvet dalgasına karşı gencin şiddetli bir (refoulement) tart ve teb’it aksiilâmeli ile cevap verdiği göz önüne getirilirse, Fikretin hayatıda şeh­ vet ve kadının neden okaadar sönük kaldığı kolayca anlaşılır. Filhakika, ev­ velce ele avuca sığmayan Fikret, bulûğ çağlarında, ağır başlı, münzevi bir halde çekilüp tezyin ettiği odasında yaşar ol­ muştur. Derslerine fevkalâde mukayet, harita ve yazılarını hiç bir lekesiz, ola­ rak hazırlar her kese, ilhamı hörmet eder, veya etmeye çalışırdı. Evvelki haşeriiiği- ne mukabil, husule gelen bu mevsimsiz ağır başlılık, şahısda husule gelen bulûğ

- - 1 ' 1 O c

şaiı, galayan eden ; ^ &&m-.r&.^ , - f e m dalgalarının uyan gençlik ümidile1 |g a a arwHV1^ ^ g dırdığı bir

aksül-Bizim dinimiz

Bir yüksek rü’ya için bin hakikatden geçdik Taliimiz karedir, lâkin yüzümüz akdır; Yaşatmakdır vazife, öldürmemek yetişmez. Senin dinin yaşamak bizimki yaşatmakdır.

| j

12 Nisan 1918 A. DJ.

u x r i Z r L ? ü t t u tİtırîjri j Tj JFür j

$¡3^ îW W 3W W ! .-ÎĞ7 7

muammeyi kâinatı (sfenks efsanesi) hal edeceğimi sa- niyorsada:

“Arayan hak­ ki en sonunda bu­ lur*

Kayalardaki taş­

ın onu tekzip ettiği görülüyor. Sahneye hakim olan daima valide tesebbiitü ve ona merbut olan bakür tecessüstidir.

Alelumuma mukareneti cinsiyeye ve erkekde kadına, kadın uzvü tenasüline karşı his edilen nefretin men’bai bu eşhasın küçüklüklerinde ebeveynleri­ nin mukarenetine şahit olup meseleyi yanlış, ( nevima validenin katlı şeklinde) tefsir etmeleridir.

Fikretin bazı [2] şiirlerinde uzviyet be­ şere karşi görülen münaferet hissi şairin böyle ruhi bir darbeye hedef olduğu fikrini

İl! Dağ, göî, ve dikenin delaletleri hakkında İTra ite psyhanalyse O. Ranka müracaat!

121 Bir cevap. *K »çantan bir karın küçük bir baş « Her gülüş bir teşenniicü asabı » Rubab 282.

121 Abdurrahman Şeref D işju c;y i tn i n c u t .

âmelden ibarettir. Hadit ve titiz, ça­ buk kızar bir pe­ dere, karsı Tevfik Fikret hilim, sükû­ net, ve inziva â- razlarını tenbih ederek tefev - vukıınu isbata çalışıyor; valide te- sebbiitünün el’an ve ilel’ebet tahtı tesi­ rinde olarak evvelâ (kâtip) pedere (asker) olarak karşı koymak istediği gibi, şim­ di de Fikir ve muvazenei ruhiyesinin re- sanetile galip gelmeye uğraşıyordu. Artık bu devreden itibaren Fikretin se­ ciyesi tesebbüt etmiş yaşadığı cemiyet ve ünsiyette olduğu insanlara karşı ala­ cağı vasiyet takarrür etmişti.

* * *

Bu tetkikten bir netice istihraç olu­ nup olunmayacağım kariler bize ve ken­ di kendilerine sormakta pek haklıdırlar. Maal’esef derhal söyleyeyim ki psic- hanalyse istinaden bir eser veya bir mellifin kıymeti hakkında fikir edinmeye

(8)

5332 'ÇT'H A 1,

Gustave Le Bon

Mühim yeni bir eser hazırladi. Sene başı münasebetile büyük iistaddan aldı­ ğımız bir mektupda :

Bases scientifiq!ies d’une philosophie de l’Histoire Yani Bir tarih felsefesinin

İlmî esasları,, ismile bir eseri itmam

et-Dr. OU STAVE LE BON

miş olduğunu, bir kaç ay sonra alacağı­ mızı bildirmektedir. Dr. G. Le Bon 1841 de doğmuş olduğundan bu gün 88 ya şmda olduğu halde fikri faaliyetinde gençliği asİa solmamakdadır. Bir zekâ- yayı feyyaz aldı ve üstadın nayat ve asarını tahlil eden küçük kitabımızı okuyun.

- 0 D---- ~

Şehname

TÜRKÇE MANZUM TERCÜMESİ Şehname dünyanın en muazzam das- tanidir. Büyük milletlerin meşhur şair­ leri uzun seneler çalışarak dillerine bu­ nu tercüme etmişlerdir. Almanların hâ­ kim şa’iri Rückert şehnameyi manzum olarak Almancaya tercüme ve bu eser için fikri hayştınının yarısını sarf etmış- dir. İngilizceye j. Atkinson 1832 de

şehnameyi hulasa ve nesi olarak,

E. W arner 1905 de manzum tercümesini

kısmen yapmış A. Rogers 1907 de

en büyük kısmını İngilizceye nakl ve

itmam etmişdir.

W. Jans Firdevsi hakkında: “Ho-mere rekabet eden bir şahsiyetdir ve

Şehnamesi şarkın bilgisinin ve dehası­ nın en sanlı âbidesidir „ d ^ e k d e d ır.

ENCŸCLOPAEDIA BRITANNICA ince yazılı 3 büyük sahifesini irdevsi ye

tahsis etmiştir.

Fransızjules Mohl 1831den 1868 e ka­ dar yani 37 sene çalışarak Şehnameyi temamen fıransızcaya nakletmiştır. Jules Mohl un tercümesinin iki basılışı var­ dır. Biri büyük kıtada ve aslı nefis bir ta’lik yaziyle karsında bulnuan lüks tabı’dır; diğeri küçük kıt’adadır. Şu bu kaç kelime Sehmanenin cihanşumu. ehem- miyyeti hakkında bir fikir vermeye kafidir.

Şehnamenin türkcemizde manzum ve tam bir tercümesinin bulunduğunu, fazıl dostlarından Tahir Nadi efendi söylediği vakit inanamadım ve nihayet kendısıle Süleymaniyye kütiiphanei umumisine git­ tik, kitabı ziyaret ettik, kitab L>amad

İbrahim Pasa kütüphanesi kısmındadır; mükerrer 983 numruludur ve üzerinde şu şerh vardır: “Düsturi ekrem ve muşun müfehhem sahibülhayrat velhasanat sadrı azam sabık Damat Mahmud Paşa mer­ humun vaktidir. „

4 siitnn üzerine yazılmıştır.

Şehnamenin bu türkçeye tercümesini o devirde zihnî tevettürün şiddeti ve devam kudreti hakkında bir fıkır vermesi itibarile çok mühim görmelideyim. Bu­ nunla ileride sureti mahsusada meşgul olacağım ve okuyucularıma neticelerimi söyleyeceğim.

ORMANDA YANGIN

Ufukda bir Allahın gazapları gürlüyor Karanlığın bağrını şimşekler hançerliyor.. Bir alev fışkırıyor göklere yangınını var? Ağaçlarda haşyetli, çiğlikli solumalar, Kullarda çırpınışlar.. Kurtlarda ulumalar. Kıyamet mi, tufan mı, isyan mı, akınım var. Bu korkunç uğultu ne? dağların yanışında.. Bu şaşkın iztirap ne? Köyün uyanışında.. Günah şeyler mi sezdin ormanda yoksa Allatı. Bilmemki cemadatda hak yoldaın saparlarını ? Onlar da bizim gibi bizlere taparlar mı. Bilmem ki yakandamı yakılaııdamı günah. Ateşdeki bu hırsın aşk olacak sebebi !. Erkek dive kudurmuş azgın bir kadın gıb Ormanla boğuşarak hıncmı aldı yangın. Nihayet bir dereye duştu bayıldı yangın ■

(9)

İÇTİHAT 5333

Fikir Don Kişotları

Eğer istanbula Lale devrinde hicret etmiş eski bir Kastanbolu ailesine men­ sup olmasaydim ispaniyol teb’asına geçer Servantes ismini alırdım. Çünkü bahis et­ mek istediğin tipler don kişotun yirmin­ ci asra intikal etmiş birer numunesinden başk bir şey değildir. Ellerinde mızrak yerine kalem, ayaklarında kotürn yerine sivri burunlu iskarpin bulunuyor.. Don ki- ŞOtın uzun bıyıkları keçi sakalı asra uya­ rak yontulmuş lâkin çehre yene o çehre, aynı kuru iskelet asla çehre, aynı kemik­ lerin arkasında saklanan aynı dimağ, aynı dimağın akşamından olmak üzre aynı te- lafif, bir az daha nufuz ederde faraziye sahasına girersek ayni telafifin içinde aynı biinyei nesciye!

İsmini tahttür edemediğim bir akliyci don kişotı paranoid tipler arasına sok­ muştu. Bana kalırsa don kişot ve hem ayarları, dimağları tenemmüv edememiş oligofreni gurubuna mensup, ihatalarının yetişemediği bir derekei içtimaiyeye çık­ mak isteyen budalalardan ibarettir.

Tabii bunları basit eşkâl arasına sok- mayiz, bunlar ne belih, ne sahif, nede fedim dir,fakat her ne olursa olsun oli­ gofreni gurubuna dahildirler. Esasen oli­ gofreni gurubunun hududunu genişletmek, bir zarurettir. Bu hususda İngiliz edebi­ yatı tıbbıyesine hak vermemek kabil de­ ğildir. Etrafımıza şöyle bir bakarsak don kişot devrine ait tiplerin vücudunu seçmekte güçlük çekmeyiz.

Sönmüş şövalivelik zihniyetine mer­ but, o devri tekrar yaşatmak için uğra­ şan başlarındaki miğrefi bir berberin ti- raş leğeninden intihap ederek, yel değir­ menlerinin hain şövaliyeler sanarak hücum ede., ve han hizmetçilerini eski bir şato­ nun asıl sahibesi yerine koyarak reverans­ larla el öpen şövaliye taslakları, şimdi, belli elbiseleri içinde, sivri bnrunlu dar polinlerinin ucunda zıplayarak oynayorlar Ellerindeki çay fincanına ince

gevjekle-rini batırarak, bir yudum ve bir lokma arasında aşk ve freudisimden dem uran, “3ALONİDÎOI „[ları bu tabir benim değil­ dir] heryerde rast gelinen tiplerdir.

Bunlar kendi zekâlarına meftun, ilim­ lerinin vLisatına aşik, ekseriyetle tokat ter- bizesinden mahrum almış şimank çocuk­ lardır. Zira oligofreni gurubunun en mü­ him vasfı terbiyeye mukavim olmakdır.

Pıransızca bir tabir, her budala ken­ disini göye uçuracak bir diğer budala bulmakta güçlük çekmez, diyor. İşte dik­ kat e d i 1 i ı s e bu salonidio larının günahının kendilerinin oldığı kadar etraflarında budalaların omuzlarına yüklendiği görülür,

Bu sebeble onlara her şey ve her fikir hakkında mütalaa dermeyan etmek cesareti gelmiştir.

Pikri küstahlik (Aroğans) denilen hal ikinci vasflarıdır. Lâkin zekâlarının azlı­ ğından kendilerinden bir şey ibda’ ede­ mezler, serd ettikleri düşünceler şuradan buradan kapm, Clement Vautelden aşır­ ma ve ya DEKOBRADAN çalmadır.

Kızarmadan yalan uydurmak, bugün iddea ettiklerini yarın red etmek, bun­ ların en mühim barizesidir. Şu halde hissei hicap ve azabı' vicdanının fıkdanı bir kelimede içtimai kontrolün noksanı üçüncü arazı vücuda getirir.

Bu sebeple etraflarındakileri daima aldatır, daha doğ usu teshir ederler.

Cemiyet onları kimetli zan eder, ve kıy­ met verir. O kadrki, akıllı adamları bile tu­ zağa düşürürler,KREAPEL1N in (“dolandı­ rıcılarını,,) buraya soka biliriz [1] Güzel bir misal olmak üzre söyleyeyim: Bor­ cundan dolayı tevkif edildiği gün gaze­ telere iktisadi makale karalayan bir ha­ nım tanıyorumki, en basit bir faiz hesa­ bını yapmakdan acizdi.

111 Burada zengin yaşlı dullara; Çirkin ve sahibi yasar aile Kızlarına musallat olan, ve salon saıon «servet avculuğunda» bulunanları da sokarız. Esasen kendi vaziyeti içtimaiyelerini tesbit i-çin asıl ailelere sokulan bu gibi eşhası romanlar bile müşahede etmiş­ tir.

(10)

İÇTİHAT

Bunlar nadiren cemiyetle münafirete düşerler, lâkin bu muhite uydıklarından değil, muhitlerine ehemmiyet vermedik- lerindendir . Yanioliğoîreni gurubunu -scehizoid lerin aksi olarak- muhitten aryi olarak tetkik edebiliriz,

Halk arasında, kurnaz, açık göz, de- nilenler, daima muvazenei ikballerini mu­ hafaza ederek günlerini gün eden şah­ siyetler, işte bunlardan mürekkepdir.

Talim cidden yaver olmadığı zeman- larda blie, şayanı hayret bir surette ken- lerini toplarlar. En koyu burjuva oldık- ları hald bazen sosıyalist, faşist, veya ismi parlak, calibi dikkat modalara ta- rafdar olurlar... Fakat nazariyelerini asla asla tetbık etmezler.

. Derhal şunu söyleyeyimki, bunları HYSTEPİK, lerle karıştırmak hatadır.

Vakaa,hysterinin mühim bir vasfı o- lan, kabiliyeti ielkiniye, zekâ ile ma’kii- mütenasipdir: Fakat bunlardaki, kabiliyeti telkiniye değildir.

G arabeti' ehvalları nazari dikkati celp içünde olsa meşrudur, bil’iltizam yapılır.

Hiç bir baltaya sap olmazlar. Her şeyin parlak, tarafını alır, en mühim mes’ele- leri derhal hal ederler.

Hafızalarının kudreti yiiksekdir; ken- dileride farkında olmadan, ezbercilik eder, bir kitap veya bir muadelenin ma’nasıni idrâk etmeden şeklini zihinle­ rine yerleşdirir. Sonra başkalarına satar­ lar. Bu gibiler mektepte tabi, pek mu­ vaffak olur.

Anlamadıkları şey onlar için mevcut değildir. Çünkü bunlar her şeyi bilirler, binbenaleyh dünya yüzünde bilmedikleri bir şeyin vücudu onlarca kabil değildir. Bu cihetle çocuklara, etfal zihniyetine pek yakındırlar . Bu noktaya bilhassa nazarı dikkati celb ederim. Bu gurup bir hastalık değil, bir tevekkufu nüma gu­ rubudur, arz ettiği eşhas kâhil olmamış insanlardır.

Şu halde her hanki bir dahili

hasta-5334

lığa miisap alabildikleri gibi akıl hasta­ lığında müsabiyetleri kabildir. Erken bu­ nama, cinneti maniyayı inhitatiye, ilah .,. gibi. Bir kelimede: bunlar hasta değil, seciye malulüdür.

Bu gurup oldukça vasidir, eski de­ genere supérieur, bünyevi psikopatianın bazı şekilleri buraya dahildi, bence Fo- rel in (pseudologia fantastikası) bu gu­ rubu pek güzel tavsif eder.

Fikir don kişotlarım çocukluk ve ya gençlk devresinden ziyade kahalette ara­ mak lazımdır. Vakıa mekteplerde sınıf birincileri, ve ya şarlatanlıkla göz boya­ yarak terfi edenler, mümeyyizleri ceple­ rine koyan, her kese dahi, müstakbel bir büyük hissini verenler istikbalin fikir don kişotları, salonidiolardır, fakat gurubun hakiki evsafı ancak kehalet devresinde numayan olur, sebebi de neşvü nümayı ölçebilmek için şahsın yaşça terakki etmiş olması lazimesidir.

Her sınıfı içtimai bu gurubu arzede- bilir, lâkin bilhassa fikiri sahada araşdır- mak lazımdır. Bazi edebi cereyanlar, si­ yaset sahasının her dem muvafıkları, id- mancılığın büyük bir kısmı bunları, en fazla yetişdiren vasatlardır. Keza taba­ bet ve askerlik gibi gösteriş temin eden mesleklerde elverişli bir muhit ibrazeder. Ticaret, sahası istilzam ettiği “realist,, lik dolayısile nisbeten bunları kolaylıkla ıtrah eder.

Velhasıl bunlar cemiyetin her sınıfın­ da bulunurlar.

Bu cihetle tebabete adliye noktai na­ zarından tanınmaları pek mühimdir, ve­ raset, vesayet işleri, hırsız memurların sui istimalları , “chevaliersd’industrie„ denilenler mevzuu bahis oldıği vaki bu gurubu unutmamak lazımdır. Zira bun­ lar uzun müddet eserlerini gizlemeye “minareye kılıf yapmaya kadirdir«.

imtiyaz sahibi : Dr. Abdullah Djevdet Mes’ul müdürü : Dr. Abdîl Hüsnü

(11)

Diş Tabiin

Mehmet R ifatB..

Cağal oğlu kapalı Furun karşısında her gün hasta kabul eder.

Telefon : İstanbul 264

Prof. Dr. Selâhattin Mehmet

Röntgen Laboratuvari Mahmudiye Caddasi No. 28

Muhit

Aylık ve resimli mecmuadır, çok müke­ mmel ve müte’kâmil olarak çikıyor. Her nü­ shası 80 sahifalik güzel ve amelî ma’lûmat ile dolu bir kitab halinde çıkar. Abonnemet bedeli 6 liradıı. Adres : Istanbulda Dilsiz zade hanında No 2.

Kephaİgine

kaşeleri baş ağrısı ve her nevi ağrı için müessirdir.

19. Avenue de VHhers

u * * s

gpfİN^

ROGIER

Mesane ve böbrek rahatsızlıklarında müessir ilâçtır. Ta’mı hoştur ilk istimalinde tebeuvülde, idrar yullarında rahatlık his olunur.

Gliserofosfatli Şark Malt

Hulâsası

Eczacı Ekrem Beyin nezareti altında sureti hususiyede imal edilmektedir.

Deposu Ekrem Necip ecza deposu Telefon : İstanbul, 78

A p ra ha m Ek si ya n

kerestecilerde No 412

Depot de bois de construction en tous genres Telefon : Stanboul, 2827 öksürük ve boğaz hastalıkiari

()XymenthoJ Peraudin

Pastillerini alınız.

içtihadın 24 üncü senesi

kolleksiyonu

Bir kaç tam kolleksiyoıı var

2 1/2 lira gönderenlere taahud-

lu olarak gönderiyoruz.

BILE YL

Safra ifrazı azalan hastaliklarda sarilıkda yarım baş ağrılarında, uykıtsuzlukda, zihin tembelliğinde, kanın ve bağırsakların bo­ zukluğunda, karaciğer kum sancılarında

1 kapsül alınır. ' .

BİOLACTYL

Ferment lactipue sélectionne

Mide ve bağırsaklardaki tahamiir ve tesemmiimün maniidir. Çocuk ishallerinde eyi ilâçtır. Yemeklerden evvel 3—5 kap­

sül alınmalıdır.

Kimosine Rogier

Çocukların hazımsızlıklarında süte taham­ mül etmeyen her mi’e için müessir deva. 200 gram süte bir ölçü kaşığı KIMOSİN

kâfidir.

Dr. SEMİRAİS HANIM

Çocuk Hastalıkları

Dr. EKREM BEHÇET

Etfal hastahanesi kulak, burun, boğaz mütahassısı

App.. Lorando—Tepe başı

Telefon: Fera 2496

GÜNDE 10 PARA

Anadolunun, her köşesinde birer Çocuk sarayının yükselmesi için Uimaıjeı Eifalırı

hepimizden beklediği yardım.

Endoc r i si ne Fou r nier

Hasta ve yorğun uzuvları ayni cins a’za- nın cevheriyle tâmir etmek esasına mü- stenid opotherapia devalarmdandır. Kaşe,

pudra ve kompirime halinde kullandır.

Cumhuriyet Mücelithanesi

Babı Âlî caddesinde “kara göz,, ittisalinde kitablarını hem metin bir surette hem mu’tedil fiyatla citletmek isteyenle­

(12)

Akşehir Bankası

Sermayesi 1 Milyon Bilumum banka muamelesiyle

İştigal eder Merkezi : AKŞEHİR

Şubeleri : İSTANBUL ve İZMİR

Müsait şartla mevduat kabul eder . Af­ yon, ~iftik gibi ihracat üzerine mubayaa ve sa­ tışa tevessüt eder. Her nevi emtia üzerine komisiyon ile muamele yapar .

Telefon : İstanbul 3341

Osmanlı Bankası

Banque Ottomane

Sermayesi İÜ milyon Ingiliz lirası Umumî merkez: Galata

Telefon : Beyoğlu 36

1 iirkiyenin her şehrinde şubeleri vardır.

CT)

<L>

Veremin her derdinde en müessir deva

Türkiye Sanayi ye Maadin

Bankasına Merbut

Hereke, Beykoz, Bakırköy fabrikaları satış mağazası:

İstanbul, Bahçe Kapu I ramvay caddesi Numero 12

Telefon: İstanbul, 517

Mağazada miinhasiren bankaya merbut fabrikalar mamulatından ipekliler ve döşeme­ likler, yünlüler, battaniyeler, kostümlük ku­ maşlar, şallar, ipekli mendiller, ince ve ka­ lın bezler, metin ve zarif bavul, çanta, kon-duralar, ve saire topdan ve perakende olarak satılır.

“iş„ MATBAASI

UCUZLUK, TEMİZ İŞ, SÜR’AT

İstanbul Düyunu umumiye Karşısında

ADAPAZARI TÜRK .*

Ticaret Bankası

TÜRK ANONİM ŞİRKETİ

Sermayesi: 1,003,000 Türk lirası

Merke-zi : ADAPAZARI

İSTANBUL ŞUBESİ: yeni postahane karşısı. Telefon : İstanbul — 2042

BİR FİLOZOFUN Şİ'İRLERİ

Ş a’iri: j. M. Guyau

Devlet Matbaasında basılmakda olan bu çok netıs kitabın bilhassa genç şa'irlerimiz

tarafından hirzi can edilmesini temenni

Diş tabibi

MualHm

h

. HAMİT B.

Muayenehanesi

Beyoglunda Lilrarire Mondiale karşısında

Telefon B. 725

Dr Yorği Fotaki Mavromatis

Emrazı dahiliye

Beıjofjlıı YenedikSokafji No 5

Cıınra ve Cum’a İrtesinden başka Hergün H dan 7 ye kadar.’ Çarşamba giihleri parasızdır.

Telefon : p. 4707.

Şâiri Âzami Tebcil

Güzide şaiı Flonnali Nazım Beyin Abdulhak Hamid Beyi ateşli bir ihlas ile tebcil eben yeni eseridir.

Mutala’asını tavsiye ederiz bir Cok resimleri muhtevidir.

Adabı Muaşeret rehberi

[SAVOİR VİVRE1

Dr. Abdullah Cevdet Beyin bu yeni kitabı mühim bir ihtiyacı tatmin ediyor. 500 kiisiir sahıfalı ve resimlidir.

Cildlisi 175, ciltsizi 150 k rus posta na- tası yüzde 20 nisbetinde zam edilir.

Müderris İsmail Hakkı Beyin"

kitablan

içtimaiyat noktaî nazarından terbiye ^2QU^

Kalbin gözü 2(J

İzmir konferansları gn

Terbiye ve iman 25

Bu eserlerin nüshaları tükenmek üzere­ dir idarehanemizde ve kitabçılarda bulunur.

Kişisel Arşivlerde İstanbul Belleği Taha Toros Arşivi

Referanslar

Benzer Belgeler

Oklüzal yüzeyleri uygun hale getirilen 16 adet dentin örneği, iki farklı hassasiyet giderici ajanın adeziv siman- tasyondaki bağlantıya etkisinin karşılaştırılmalı

• Eserin adı, müellifi, te'lif tarihi gibi hususlar tesbit Eserin adı, müellifi, te'lif tarihi gibi hususlar tesbit.. edildikten sonra kaynak olarak kıymetinin

Diş hekimliği biliminin bütün dallarına ait bilgi ve teknikleri; adli olguların dental özelliklerini tanımlamak, modern insan ve arkeolojik kalıntılara ait

elastikiyetini kaybedeceğinden diş izleri deride kalıcı olabilir.Ancak bu durumda da ölüm sonrası değişiklikler nedeniyle bozulur..

Yetişkin çocuklarda ısırık izleri kavga veya cinsel saldırı sırasında oluşur.. Çocuklarda cinsel saldırı sırasında oluşan ısırık izlerinde emme izi

yüksek ısı, nem, asidik toprak şartları ve tuzlu sudan etkilenmezler, bu nedenle çok değerli delil kaynaklarıdır.. Dişlerden kimliklendirmede; her insanda bir tür

 İnsanlarda süt dişleri 20 adet (her bir çene yarımında incisive 2, canine 1, molar 2 adet) iken, erişkinlerde 32 adet (her bir çene yarımında incisive 2, canine 1, premolar

(2007) tarafından yapılan bir diğer çalışmada; epitel hücre kültürleri düşük ve yüksek konsantrasyonlarda SLS’e maruz bırakılmış olup, düşük