Alternatif Su Forumu organizatörü Gökşen Şahin’in açılışını yaptığı toplantıda ilk olarak söz alan Avrupa
Parlamentosu üyesi Roberto Musacchio, su hakkından ve suyun kamusal olmasından bahsederek, su mücadelesinin iklim değişikliğine ve özellikle Kopenhag sürecine bağlanması gerektiğini söyledi.
Küresel su hareketinde sivil toplum örgütlerinin, işçi sendikalarının ve yerel yönetimlerin beraber çalıştığını söylerken su yönetimi için daha demokratik ve katılımcı bir modelin gerekliliğini vurguladı.
Ardından sözü alan ÖDP İstanbul Milletvekili Ufuk Uras katılımcıların Newroz’unu kutladı. “Kimliğimizi ve tarihimizi su ile dolduruyorlar. Uluslararası sermaye ile toplumun çıkarları çatışırsa ne olur? Bizim cevabımız Alternatif Su Forumu” oldu diyen Uras Newroz kutlamasına katılmak üzere forumdan ayrıldı. COMDA (Mexican Committee for the Defense of Water Rights) örgütünden Claudia Campero, 2006 yılında Mexico’da düzenlenen 4. Dünya Su Forumu’na (WWF) karşı büyük bir koalisyon kurduklarını, sadece karşı çıkmakla kalmayıp suyun yönetimine dair önerilerini de sunduklarını belirtti.
SU HAREKETİ BÜYÜYOR
Campero, Meksika ile Türkiye’nin yıkıcı su politikaları ve özelleştirme konusunda benzeştiğine dikkat çekerek “Eğer Dünya Su Forumu Türkiye’ye geldiyse bu boşuna değildir, sizi politikalarınız nedeniyle ödüllendireceklerdir” dedi. World Water Contract’tan Emilio Molinari, suyun ekonomik bir meta haline geldiğini; buna, çokuluslu şirketlerin su politikalarına ve WWF’ye karşı çıkmanın yolunun ASF olduğunu söyledi. “ASF’yi örgütlemeyip sorunları sadece WWF’de dile getirmiş olsaydık WWF’yi meşru kılmış olacaktık” diyen Molinari, su hareketinin alternatif forumları, yerel forumları ve yerel yönetimleri içine alabilmesinin önemine değindi.
ASF’nin, Kürt hareketinin suyla ilgili sorunlarını uluslararası bir topluluk önünde dile getirmesi için önemli bir fırsat olduğunu ve hareketin çokuluslu sirketlere karşı küresel ağlar örgütledigini belirten Molinari, Toprak hareketinin (MST, Via Campesina) Su hareketiyle birleşmesi gerektiğinin altını çizdi.
TARİHİMİZİ SUYA BOĞDURMAYACAĞIZ
Hasankeyf’i Yaşatma İnsiyatifi adına söz alan Diren Özkan, konuşmasına katılımcıların Newroz’unu kutlayarak başladı. “Farklılıklarımızla bir aradayız. Ortak mücadele kararlığını göstermek için buradayız. Birliktelikleri arttırmak ve birbirimizi anlamak için buradayız” diyen Özkan, Hasankeyflilerin hissettiklerini ve mücadelelerini paylaşmak için bir mektup okudu ve şunları söyledi: “Tarihimizi boğdurmayacağız. Ilısu Barajı, insan eliyle hazırlanmış bir Nuh tufanıdır.”
Munzur’u Koruma Kurulu’ndan Yılmaz Yurdakul ise baraj ve özelleştirme karşıtı hareket olarak WWF’in meşru olmadığını ve kendilerini bağlamayacağını söylemek için ASF’de olduklarını belirtti. Yurdakul oldukça kararlı bir şekilde “Suya, ekmeğe ve tarihe sahip çıkacağız su bir meta değildir ve şirketlere devredilemez” diyerek sözlerini bitirdi.
İngiltere Küresel İklim Değişikliğine Karşı Kampanya’ndan, Jonathan Neale, bilimsel tahminlere göre 10-20 yıl içinde iklim değişikliğinin tepe noktasına ulaşacağını söylerek iklim değişikliğinin başlıca sonuçlarının açlık, mülteciler ve savaşlar olacağını iddia etti.
Darfur ile bu sonuçlar arasında özdeşlik kuran Neale, “Darfur 40 yıldır iklim değişikliğini yaşıyor, eğer hızlı davranılmazsa Türkiye ve dünyanın birçok yeri Darfur gibi olacak” dedi. Neale “2009 sonunda Kopenhag’da büyük bir gösteri düzenleyeceğiz, doğrudan eylem yapacağız. Ayrıca tüm başkentlerde de gösteriler düzenleyip
Kopenhag’daki aktivistlerin yalnız olmadıklarını ve tüm dünya için konuştuklarını göstereceğiz” diyerek konuşmasını tamamladı.
BARIŞ GENÇER BAYKAN 24.03.2009 birgün