• Sonuç bulunamadı

Parazitlerin çoğu iç organlarda yaşar, Bazıları gözle görülmeyecek kadar küçük, Hastalıklar insanlara, yaptıkları hata / işledikleri suçlar nedeniyle

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2022

Share "Parazitlerin çoğu iç organlarda yaşar, Bazıları gözle görülmeyecek kadar küçük, Hastalıklar insanlara, yaptıkları hata / işledikleri suçlar nedeniyle"

Copied!
49
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

TARİHÇE

Bilgiler, insanlık tarihi kadar eski

Mikroskobun icadı, gelişme hızlanmış

Mikroskoptan önce /sonra gelişmeler ayrı Eski dönem

İlk çağdan mikroskobun keşfine (17.yy) kadar

Söylenceler, tarihi bulgular, fosiller, yazılı kaynaklar

(2)

Parazitlerin çoğu iç organlarda yaşar,

Bazıları gözle görülmeyecek kadar küçük,

Hastalıklar insanlara, yaptıkları hata / işledikleri suçlar nedeniyle Tanrılar tarafından verilen ceza

Hastalıkların nedeni araştırılamamış

Parazitozlarda genelde ateş olmadığı için hastalık etkeni olarak kabul edilmemiş

Günümüzde ilkel insanlar gibi yaşayan çok sayıda kabile var (Amazonlar, Uzakdoğu)

Bunların yaşamı yukarıdaki savları destekliyor

İlk çağlarda insanlar, makro parazitleri tanımışlar

(3)

Hind’de Veda dönemi, (İ.Ö. 1800- 1200) tıbbi belge “Artharea-Veda”

kurtlar (helmint), parazitik insekta, sülükler

20 parazit olan eserde bunların dışkı, kan, vs.den köken aldığı

A.lumricoides, E.vermicularis, şeritleri tanıdıkları

Hind’li tıp eseri “Susruta Samhita”

(İS. 500) 6 zehirli, 6 zehirsiz, 12 sülük

Sivrisinek - sıtma arasında ilişki düşünülmüş ve sıtma tedavisinde tahta kurusu yutmak yararlı ?

(4)

Mısır- hekimliğe ait birçok papirüs

Kahun Papirüs’ü (İÖ.1900) vet.hek.ait,

Kurt yuvası ismiyle köpeklerde bir hastalık

Beşeri hekimlik, Ebers Papirüsü (İÖ.1550)

Filarya, Taenia, kancalıkurt, Dracunculus medinensis

Ektoparazit, pire, bit, sivrisineği tanıdıkları

Sivrisinekten korunmak için çare aramışlar

(5)

Mumya böbreğinde S.haematobium yumurtasına rastlanmış

Kaynaklarda kan işeme (haematuri)

Bir kurdun sebep olduğu anemiden bahsedilmiş

Mısırlılar S.haematobium, Ancylostoma duodenale’yi

tanımasalar bile böyle hastalıkları biliyor

(6)

Sümer, Babil, Asur, vb. Mezopotamya uygarlıkları

Gözle görülen parazitleri tanımış

Tıp bilgileri, astroloji ile bağdaştırılmış

Hastalık, insanlara günahların cezası olarak Tanrılar tarafından verilir

Yanlış inanış İsrail oğullarınca güçlendirilip, batıya ulaşmış, yüzyıllarca bilimin gelişmesini engellemiş

Asur ve Babil hekimleri etkeni bilmeden, uyuzu tanıyıp, bugünde kısmen geçerli olan kükürtle sağaltmış

Hastalık yayılışında bazı küçük canlıların (insekta ?) rol oynayacağından kuşkulanmış

(7)

Filistin hekimliği Babil’den köken almış,

Benzer inanış ve benzer parazitleri tanıdıkları sanılıyor

Besin hijyeni ve koruyucu hekimliğe önem vermiş, sistiserkli et yememişler

Bölgeden köken alan dinler ve kitaplarında (Tevrat: Eski Ahit, İncil) benzer bilgiler var

Tevrat’ın deve, tavşan, domuz etini yasaklaması, bu

hayvanlarda sistiserklerin çok görülmesi ve bunları yiyen insanlarda şerit görülmesinden?

Deniz kabuklularının yasaklanması, çirkin görünüm ve belki hastalık etkeni olarak kuşkulanmak

Aynı inanış ve yasaklar, İslamiyet'te var

(8)

İncil’de doğru bilgi (Kinnim biti, Arob sivrisinekleri, sinekler)

Yanlış, Bitler terden mey. geliyor,

Sirke - bit ilişkisinden kuşkulanılıyor, bit yumurtası olduğu bilinmiyor

Diğer yanlış inanç

Domuzda karın bölgesinde ekzema lezyonlarının, insanlardaki lepra

(cüzzam) kaynağı sanılması

(9)

Eski Yunan, hekimlik Hipokrat’a kadar (İÖ. 460-380) Mezopotamya, Mısır gibi, dinsel kökenli

Hipokrat, ilk kez gözlem, deneye önem vermiş

Hekimliği, felsefe ve dinden ayırmış

Eserlerinde (Corpus Hipocraticum, Aphorisma) birçok parazit (keçilerde kist hidatik, yuvarlak kurtlar,

askaritler) ve hastalıktan (malarya kaşeksisi, quartana sıtması) bahsetmiş

Hastalıkların sınıflandırılması ve epidemiyolojide paraziter hastalıkları da saymış

(10)

Aristo (İÖ. 384-323) hekim olmasa da

A.lumbricoides, E.vermicularis ve şeritleri bildiği gibi, domuz sistiserkinin özellikle boyun ve

omuz kaslarında yaygın olduğunu,

Eşek hariç, diğer hayvanlar ve insanda bit bulunduğunu,

Kanatlı bitlerinin farklı ve domuzlardakinin büyük olduğunu belirtmiş,

Sirkeleri görmüş, bitlerin terden oluştuğuna inanmış, bit-sirke ilişkisini anlamamış

Kene ve tahta kurularını tanıdığı gibi geyiklerin dilindeki Oestrus larvalarını görmüş

(11)

Eski Roma’da hekimlik Yunan etkisine kadar dinsel kökenli, rahip ve sihirbazlarca yapılmış

Cato (İÖ. 233-148, asker- ziraatçı), sığır ve

koyunlardaki uyuzu, açlık ve yağmura bağlamış

Polybius (İÖ. 2.yy) Anibal ordusunu Galya

Sezalpina’da başarısızlığa uğratan at uyuzundan bahsetmiş

Columella (İÖ. 55) kitabında buzağı (T.vitulorum

?) ve atlardaki helmintlerden bahseder, sivrisinek ve uyuzu tanımış, sağaltım için kükürtlü ve yağlı bileşikler önermiş

(12)

C.Pilinus Secundus (İS. 23-79) “Historia Naturalis” adlı 37 cilt, ansiklopedi, yazmış

Celsus, Pliny, Virgin, vb. yazarlar benzer bilgiler vermiş,

Galen (İS. 131-201) birçok insan (malarya) ve hayvan parazitini (Oxyuris equi, Parascaris equorum, şeritler, sistiserkler, kist hitadik) tanımış, bunlarla ilgili bilgi vermiş

Vegetius (İS. 450-500) atlardaki birçok paraziti tanımış, bulaşıcı hastalıkları malleus altında birleştirmiş

(13)

Bizans’ta vet.hekimlikle ilgili bilgiler 5.

yy’dan sonra toplanmaya başlamış, 10.

yy’da “Hippiatrika”

Tarımsal bilgiler “Geoponica” isimli kitapta toplanmış

Bu kitaplarda at ve sığırların çeşitli

parazitleri ve tedavileriyle ilgili bilgiler verilmiş

Bu dönemde yaşamış Trallesli (Aydın,

Güzelhisar) Alexandır (İS.1259-1282)

Sarton’a göre ilk parazitolog

(14)

İslam ülkeleri

Avrupa’da 4.yy’dan sonra Hiristiyanlığın baskılarıyla bilimsel gelişme durur, karanlık çağ başlar

MS, 6-7.yy İslamiyet’le birlikte yeni bir devir başlar

Arap devri, bu devirde Hintli, İranlı ve Türk hekimler olmasına karşın, eserlerini Arapça yazdıkları için tümü Arap kabul edilmiş

Hz. Muhammet’in doktoru İbn-i Çalda ve diğer hekimler sivrisinek - hastalıklar arasındaki ilişkiyi biliyor, büyük helmintleri tanıyor, ancak şeritlerle şerit halkaları

arasındaki ilişkiyi bilmiyorlar

Bu dönemde büyük klinisyen Razi (?) Dracunculus

medinensis’i tanıyor, ancak şerit halkalarını bağırsaklar tarafından oluşturulan ve kabak çekirdeğinin (cucurbitin) gelişmesini sağlayan zar olarak kabul ediyordu

(15)

Al-Tabari (10.yy) uyuz böceğinden ilk kez bahsetmiş

İbn-i Sina (Avi Cenna, 981-1037) ünlü Türk hekimi

Ortaçağın en önemli eseri “Kanun Fi-t-Tıbb” 18.yy kadar Avrupa’da okutulmuş

Bu kitapta 4 çeşit kurt (T.saginata, Oxyure, A.duodenale, cucurbitin ?) bahsetmiş

Memluk hükümdarı Muhammet Nasırın’ın Veterineri Ebu Bekr İbn Bedral Baytar’(Naseri) denen

“Kamil el Sınateyn el Baytara ve Zırtıka“ eserinde Vet.

hekimlikle ilgili güzel bilgiler vermiş (14.yy),

Özellikle at parazitleri (Gasterophilus, durin, sülükler, bağ.helmintleri, uyuz) ve tedavilerinden bahsetmiş

Kitap Fransızca' ya tercüme edilmiş

(16)

İbn Haldun ve Al-

Kualasshandi eserlerinde ilk defa uyku hastalığı

Ali bin Ömer Türk

“Gazaname ve Baytarname”

eserinde ilk kez

Atlarda klinik olarak 2 tip uyuz (uzun kıllı, kısa kıllı bölgeler) bulunduğu,

Atlarda sıtmaya rastlandığı belirtilmekte

(17)

13.yy sonrası İslam aleminde gelişme durdu,

halen duruyor ?

Tek istisna Türkiye, İran

1.5 milyarlık İslam alemindeki bil. çalışmaların 1/6 sı Türkiye’de yapılıyor, ancak kalite düşük

Yayın say., 19 (42.405), mak.başı atıf 0,36, h indeks 368

Iran, Yay. 16 (54.388), mak.baş.atıf 0.53, h 257

Vet.hek. Yayın say. 13, atıf 0.11, h indeks 51

Bilim itibar görmediği yerden kaçar

21.yy Türk devri olmalı, Tek yol çok çalışmak,

(18)
(19)

Yeni Dönem

Tıpla ilgili Arapça eserler Latince'ye tercüme edilmiş, parazitlerle ilgili bilgiler toparlanmış Yeni döneme (Rönesans) hazırlık

Koyunculuğun geliştiği İngiltere’de V.Hek.le

ilgilenenler kepenek hastalığının nemli alanlarda bitkilerdeki sümüklülerle ilgisini anlamış

13.yy. Kral II.Frederick’in emriyle Jordanus Ruffus

“At Tababeti” isimli bir eser yazmış ve eserinde ilk kez nomenklatür kurallarına uymuş.

1379’da daha önce tanımlanmış olsa da, Johan de Brie F.hepatica’yı yeniden tanımlamış

(20)

J.Fitzherbert 1523, Hayvan Yetiştiriciliği kitabında koyunlar için sümüklü tehlikesini yazmış

Fasciola’nın şekli, hastalığın klinik bulgularını tanımlamış, koyunlarda cerebral hydatid, at askaritlerinden bahsetmiş

T.Dunnus 1592, D.latum’u ilk kez tanımlamış,

Felix Plater D.latum ile şeritleri birbirinden ayırmış

16.yy İtalyan vet. Agust Hauptman, ilk kez Sarcoptes scabiei resmi çizmiş

Bu dönemde bilgiler genellikle çıplak gözle görülen parazitlerle ilgili basit bilgiler

Bazı paraziter hastalıklar tanımlanmış, ancak bunların parazitlerden ileri geldiği bilinememiş

(21)

17.yy

Parazitoloji kurucusu Francesco Redi (1626- 97),

1668, Esperienze intorno alla generazione degli insetti: böceklerin kuşak deneyi” adlı eserinde kendiliğinden oluş (Spontaneus generation;

abiyogenezis) teorisini yıkmış

Benzer 6 kaba taze et koymuş, üçünün ağzını tülbentle kapatmış, üçünü açık bırakmış,

Açık olanlar kurtlanmış, diğerleri kurtlanmamış

Sineklerin etten meydana gelmediği, sinek yumurtalarından geliştiği, ancak bu sineklerin etlerde serbest olarak çoğaldığını bildirmiş

Bilimin önünde duran önemli engel aşılmış

(22)

Louis Pasteur (1850), John Tyndall (1877) benzeri deneyleri mo’larla yapmış, bu teoriyi tamamen çürütmüşler

Redi, memeli, kanatlı, balık parazitleri çalışmış,

1668, ilk kez F.hepatica şekli çizmiş,

1684, tavşan, Cysticercus psiformis tanımlamış

Aynı yıl bilinen tüm parazitleri tanımlarıyla birlikte yayınlamış

(23)

16.yy. 2.yarı, Robert Hook, 1655,

30 büyütmeli mikroskobu keşfetmiş, fakat bilimsel değeri olmamış

Mercekleri incelten ve tek mercekli mikroskobu icat eden Antony Van

Leeuwenhoeck (1632-1723) biyolojide kullanmış,

1674’ Eimeria ookistleri,

1681’ insan Giardia intestinalis,

kurbağa Opalina’lar ilk kez saptanmış

(24)

Leuwenhoeck mikroskobu

(25)

Marcello Malpighi (1628-1694) Histolojik çalışmalar yanında Cysticercus cellulosa’yı incelemiş, ilk kez skoleks resmi çizmiş

Mikroskop yaygınlaşmış, çalışmalar hızlanmış

Swammerdan (1637-1680) insekta morfolojisi üzerinde çalışmış

Vücut bitinin biyolojisini açığa çıkarmış,

Kurbağa, Ascaris nigrovenosa’yı tanımlamış ve vivipar tür olduğunu açıklamış

(26)

Hartmann (1648-1707) Cysticercus tenuicollis, C.fasciolaris’i tanımlamış,

sestod larvası olduğunu ortaya koymuş,

1694, köpekte ilk kez Echinococcus görmüş

Nicola Andry (1658-1742) insanlarda birçok parazit tanımlamış, morfolojileri hakkında bilgi vermiş

Carolus Linnaeus (1707-1778), (1762’de Carl von Linné), doğada yaşayan birçok canlı ve paraziti isimlendirmiş

Systema Naturae kitabında canlılar için ikili (binominal) isimlendirmeyi kullanmış

ilk sınıflandırmayı yapmış

(27)

Rudolphi (1771-1832), Helmintolojinin babası

1819’da (Enterozoorum Sive Vermium Intestinalium Historia Naturalis)

eserinde 1100 helmint sıralamış, Linne’nin zoolojide kullandığı sınıflandırmayı Parazitolojide kullanmış, Nematoda deyimini ilk kullanmış

helmintleri Nematoda, Nematoidea, Cestoda, Acantocephala ve Cystica’ya ayırmış

50 yıl sonra Cystica sınıfının cestod larvaları olduğu anlaşılınca (Leuckart, Siebold, Küchenmeister)

kaldırılmış

Bremser, ilk kez renkli resim kullanmış, 1819

T.saginata’yı teşhis etmiş

(28)

1823 1µm çöz. Akromatik objektif

1828 Peacock: İnsan kasında T.spiralis 1835 Owen : “ “ “ (habersiz)

1837 Creplin : D.latum yum. coracidium gelişimi 1841 Valentin : ilk Trypanasoma tanımı

1843 Dubini : A.duodenale morfolojisi

1845 Bilherz : S.haematobium, H.nana ve H.

heterophyes tanımlama 1846 Leidy : Domuz kasında T.spiralis

1850 Beneden: Deniz balıklarında birçok cestod tanımı

(29)

1851 Küchenmeister: T.sag.-T.solium ayrımı 1852 Siebold: E.granulosus biyolojisi

1854 Cobbold: F.gigantica tanım

1857-9 Leuckart-Virchow :T.spiralis biyoloji 1863 Demarquay: Microfiler görülmesi

1870 Lewis: İnsanda bağırsak amipleri 1875 Lösch: Entamoeba hystolitica

1878 İmmersiyon objektif

(30)

1878 Manson: W.bancrofti’nin biyolojisi

1880 Laveran: Plasmodiumun insan alyuvarında ilk kez görülmesi

1883 Thomas-Leuckart: F.hepatica biyolojisi 1885 Addario: Drofilaria conjunctivae tanımı 1886 0.2 µm çöz. Apokromatik objektif

1893 Smith-Kilbourne: Boophilus annulatus’un Babesia bigemina’nın arakonağı olduğu

1895 Bruce: Nagana hastalığının (T.brucei) çeçe sineğiyle (Glossina) taşınması

(31)

1897 Ross: Anopheles’de malarya zigotu görmüş 1901 Forde: T.gambiense’nin uyku hastalığı etkeni

olduğunu saptamış

1904 Looss: Kancalıkurt biyolojisi

1907 Thyzzer: Cryptosporidium tanımı 1908 Nicolle-Manceaux: T. gondii tanımı

1912 Delanoe-Delanoe: Pneumocystis carinii tanım

1913 Miyairi - Suzuki: Schistosoma biyolojisi 1928 Stoll: H.contortus da self-cure

(32)

1939 Müller: DDT’nin insektisit özelliği 1944 Woodword-Doering: Kinin sentezi

1948 Sabin-Feldman: Toxoplasmozda tanı

1951-4 Rausch-Schiller: E.multilocularis gelişimi

1959 Durel ve ark.: Metronidazol Tric.vaginalis’te kullanımı 1960 Gonnert, Schranfstalter: Niclosamid kullanımı

1964 Butt ve ark.: Primary amoebic meningoencephalitis (PAM) tanımı

1970 Frankel ve ark.- Hutchison ve ark.: T.gondii’ gelişimi 1971 Brugmans ve ark.: Mebendazol geliştirilmesi

1976 Nime, Burek, Page: Cryptosporidum’un insanda enfeksiyon yapması

(33)

1979-84 Burg ve ark.: İvermectin’in keşfi, piyasa 1988 Dubey ve ark.: Neospora caninum tanımı 1993 Goudi ve ark.: Doramectin sentezi

1995 Azevedo- Matos: Henneguya adherens tanımı 2001 Dubey ve ark.: Sarcocystis lindsayi tanımı

2004 Gordo ve ark.: Entamoeba struthionis tanımı 2007 Yurakhno ve ark.: Kudoa unicapsula tanım

2008 Du Preez ve Wilkinson: Nanopolystoma lynchi 2010 Kaur ve Singh, Myxobolus slendrii tanım

2012 Boyacı ve ark., Barbaxonella taurusensis 2013 Chisholm, Septesinus gibsoni tanım

2014 Giese ve ark., Rohdella amazonica tanım

2017 Kellerová ve Tachezy, Trichomos brixi tanım

(34)

Dünya Üniversite Tarihi

Unesco, ilk Üniv. Fes şehri, 244 yılı, Kayrevan/Karaviyyun İbn Rüşd, İbn Haldun, İbn Meyman burada yetişmiş

Türklerde Nizamiye Medreseleri (Bağdat 1067) 1900 Darulfunun Şahane

Dünyada ilk üniv. Bologna (1088),

Oxford (1096-1167), Paris (1160, 1208-50), Salamanca (İspanya, 1134), Montpellier (1220), Padua (1222), Naples Federico II Üniversitesi (1224), Siena (1240), Coimbra (Portekiz, 1290) Orleans (1235), Cambridge (1209-15), Napoli (1224), Sorbonne (1257), Prag (1347), Viyana (1365), Heidelberg (1385), Budapeşte (1395), Glasgow (1451), Kopenhag (1475), Harvard (1636), Yale (1701), Göttingen (1736), Princeton (1746), Al-Azhar Üniversitesi (Medrese 970, Üniv.1961)

(35)

Türkiye’de Üniversite

İlkokulların (Sıbyan) ıslahı ve ortaokul (rüştiye) kurulmasından sonra

İlk Üniv. (Darülfünun: Fen evleri) teşebbüsü, 1838

Aynı yıllarda açılan Mekteb-i Maarif-i Adliye ve

Mekteb-i Fünun-ı Edebiye, rüştiye üstünde kurulan okul

İstanbul Üniv. kuruluşuna (1933) kadar Türkiye'de üniversite karşılığı olmuş

1845, maarif komisyonu, eğitimin ıslahı ve üst mektep kurulmasını öğütlemiş

Darülfünun için öğrenci yetiştirecek okul lazım

Önce Darülmaarif, sonra İdadiler kuruldu

(36)

İlk Darülfünun 14 Ocak 1863 de başladı

Devam edenler devlet memuru, sonuç yok

4000 ciltlik kütüphane, Lab. kurulmuş

Kimyager Derviş Paşa, Ahmet Vefik Paşa, hekim Salih Efendi, Cevdet Paşa, Müneccimbaşı

Osman Efendi,vb.

Doğu-Batı kültürünü tanıyan kişiler öğretmenlik yaptı

1865'te Darülfünun Çemberlitaş Nuri Efendi Konağı'na taşınmış,

kısa sürede yanmış, kapanmış

(37)

Maarif Nazırı Saffet Paşa 1870'te 2.Darülfünun binası yaptırmış

Bu kurumun, orta dereceli eğitime dayanması,

Hikmet, edebiyat, hukuk, ulum-i tıbbiye ve riyaziyat bölümlerine ayrılmış olması, fakülte tarzı eğitim

düşünülmesi,

Filoloji, Roma Hukuku, Mat., Geometri dersleri

Dersler Türkçe ve Fransızca verilmiş

Darülfünunun, Osmanlıda ilk gerçek üniversite

Sınavla 450 öğrenci almış, 21 Şubat 1870'te açılmış

Emin Hoca, Tahsin Efendi Türkçe,

Afganlı Cemaleddin Efendi Arapça,

Aristokli Efendi Fransızca konuşma yapmış

Öğrenci sev.yetersiz olunca programa ek dersler konm

(38)

Darülfünun halka pozitif bilim fikrini aşılamak için açık konferanslar düzenlemiş

Afganlı Cemaleddin Efendi "peygamberlik bir sanattır" anlamına gelen söz söylemiş,

Pozitif bilim yolundaki bu adım baltalanmış

Darülfünuna saldırılar sonucu, Sultan Abdülaziz kurumu kapatmış,

Hoca Tahsin Efendi'yi uzaklaştırmış, Afganlı Cemaleddin'i Türkiye dışına çıkarmış

Böylece 2. ve gerçek üniversite kurma girişimi kırılmış (1871)

(39)

Saffet Paşa, GS Lis.Müd. Sava Efendi'yi görevlendirir (1874)

Üç (Beş) fakülteli Darülfünun,

Tıp fak. görevini Mekteb-i Tıbbiye,

İlahiyat Fak. görevini medreseler yaptığından

Hukuk, Mühendislik, Fen–Ed. Fak.den oluşmuş

Türkçe, ders verecek hoca, okutacak kitap yok

Türkçe, Fransızca, Arapça öğretim dili olarak kabul edildi

Darülfünun’a GS Sultanisi mezunları alındı

Latin, Yunan, Arap Dili ve Ed., Arkeoloji’ye yer verilmiş,

Türk Tarihi, edebiyatı, sanatı, kültürüne yer verilmemiş

Bu yüzden Darülfünun üniversite olamamış,

Galatasaray'ın yüksek bölümü olarak kalmış,

Mekatib-i Aliye-i Sultaniye denmiş,

Yıllıklarda fakülteler Edebiyat-ı Aliye Mektebi adı ile geçer

Fakülteler, ilgisizlikten kısa sürede kapanmış

Hukuk 1881'e kadar devam etmiş

(40)

1896'da Darülfünun’un açılması için yeni teşebbüs

8 Nis.1896, Sadrazam Halil Rıfat Paşa hazırlık yapmış,

Teselya Savaşı başlayınca olmamış.

Abdülhamid'in isteğiyle Darülfünûn-ı Şahane adıyla Zühtü Paşa

tarafından 1 Ey.1900 de Cağaloğlu'nda Mekteb-i Mülkiye binasında açılmış

Mülkiye, Hukuk, Tıbbiye, Baytariye YO halinde önceden var

Darülfünun, ulum-ı riyaziye ve tabiiye şubeleriyle Türkçe, Arapça ve Farsça yanında, Fransız, Alman, İngiliz, Rus dillerinden oluşan

filoloji’den meydana gelmişti

İlk yıl 85 öğrenci ile öğretime başlayan Darülfünun’da Osep

Yusufyan, Salih Zeki, Mehmed İzzet gibi Türkler, Fransız ve Alman bilim adamları görev almış

2 yıl öğretim, 1 yıl doktora olmak üzere 3 yıllık eğitim-öğretime dayanan Darülfünun-ı Şahane de yalnız ilahiyat şubesi dört yıldı

İstanbul ve büyük illerde 25 yıldan beri geliştirilen orta dereceli

okullardan çıkan Türk gençlerine yüksek öğretim imkanı sağlayan

Darülfünun-ı Şahane, bu kez büyük ilgi görmüş

(41)

1908'de Meşrutiyet ilanından sonra hızla gelişmiş

Darülfünun 21.09.1908'de Bayezıd'da Zeynep Hanım Konağı'na (Ede.

ve Fen Fak.'nin yeri) getirilmiş

Programlar gözden geçirilmiş, ulum-ı edebiye, ulum-ı şeriye, ulum-ı riyaziye ve tabiiye bölümleri olarak yapılanmış,

Mekteb-i Hukuk Darülfünun içine alınarak Fakülte haline getirilmiş

1912'de Darülfünun’un modern Üniv.haline gelmesi için çalışma yapılmış, ancak Zeynep Hanım Konağı ihtiyaca yetmemiş

Her yıl 2000 öğrenci kabul etmiş,

Yerebatan'da, kimya,

Vefa'da Feyzullah Efendi Konağı'nda jeoloji,

İbrahim Paşa Konağı'nda Doğu Dilleri,

Saffet Paşa Konağı'nda coğrafya enstitüleri kurulmuş

(42)

1.Dünya Savaşı, Almanya'dan 20 Prof. gelmiş

15 Ek.1919, yeni yönetmelik yayınlanmış

Cumhuriyet sonrası Harbiye Nez. binası Darülfünun’a verilmiş

İsmail Hakkı Baltacıoğlu T.C.'nin ilk Darülfünun emini

14 Nis.1925, Darülfünun özerk hale getirilmiş,

Cumhuriyet devrimlerine karşı direnmiş,

Özerk Darülfünun’a kimse karışamıyormuş

Darülfünun’u kaldırıp, Gerçek Üniversite Kurulmuş

31 May.1933, İstanbul Üniv. kurulmuş

1946 Ankara, 1955 Ege, KTÜ, 1956 ODTÜ, 1957 Atatürk, 1958, Anadolu, 1967 Hacettepe, 1971 Boğaziçi, 1973

Çukurova, 1974 Cumhuriyet, Dicle, 1975 Fırat, İnönü, OMÜ, Selçuk, Uludağ

İstanbul 1933, 1453, İTÜ 1773, Mimar Sinan 1882, Marmara 1883, Yıldız Teknik 1911, Gazi 1926, Sakarya 1970, Osman Gazi 1970

(43)

Türkiye'de Parazitoloji

2.Mahmut (1827) tıp öğrenimi modernleşti,

1838’de Mektebi Tıbbiye Adliyei Şahane ve sonra kurulan Mektebi Tıbbiyei Askerei Şahane’de

İstefanaki, Pavlaki, Abdullah (Macarlı), Hüseyin Remzi, Ali İhsan, Hulusi Reşit Bey,

Zooloji ve Parazitoloji derslerini okutmuş

1842 Vet.Okulu (Mektebi Baytari Ali)

Parazitoloji dersi; 1874’e kadar tıp fak. hocaları, bu tarihten 1896’ya kadar Dr.Hüseyin Remzi

(44)

Macarlı Miralay Dr. Abdullah Beyin bazı kitapları mevcut

Ülkemizde Entomoloji’nin kurucusu

Dr.Hüseyin Remzi (1839-1896),

Kuduz, aşılama üzerine Fransa’da çalışmış

Bazı tıp, halk sağlığı eserleri yanında 1893 de

“Gayri Fikariye ve Tufeylatı Hayvaniye” eserini yayınlamış

(45)

İsmail Hakkı Çelebi

D, 1873, Beşiktaş (Ö.1939)

Çok başarılı, Askeri Vet. Okulu,

Paris Alfort Veteriner Ok.

Blanchard’ın öğrencisi,

Railliet’in çalışma arkadaşı,

1895 pekiyi ile mezun, Yurda dönüş (1898)

Mülkiye Baytar Mektebi “İlmi Hayvanatı Tıbbiye”

(Tıbbi Zooloji)

1899, Askeri Baytar Mektebi Tıbbı Zooloji hocalığı

1909 iki okul birleşince, Tıbbi Zooloji, Müderris,

1910, Profesör

(46)

1912 “İlmi Hayvanatı Tıbbiye ve Ziraiye” üç cilt

1914 “İlmi Tüfeylat (Parazitoloji) da Tatbikatı Hurdebiniye”

Cumhuriyet dön., Tıp fakültesi kurulunca Parazitoloji Profesörü olmuş

1928 “İlmi Tufeylat” (Parazitoloji) yayınlamış,

1933 Ordinaryüs Profesör

1896’dan 1933 yılına kadar,

ilk Vet.Hekim Türk parazitolog İsmail Hakkı

Çelebi (6 kitap, 37 makale) tarafından verilmiş

(47)

İstanbul Yüksek Veteriner Okulu kaldırılıp

1933, Ankara Yüksek Ziraat Ens. bünyesinde

Veteriner Fak., 1946 Ankara Üniv.

Parazitoloji Enst.Direktörlüğüne Nazilerden kaçan patolog Prof. Anton Koegel atanmış, 1 yıl (1933-34)

Prof. Curt Sprehn 3 yıl (1934-37) çalışmış,

1937-40 arası bilinmiyor , Sonra Türkler

Hasan Şükrü Oytun (Aslan Hoca,1936) ve

Ahmet Nevzat Tüzdil (1937) Vet.Parazitoloji de ilk doçent

1952 de Enstitü,

“Parazitoloji ve Helmintoloji” (H.Ş.Oytun, 1940-1969’a kadar başkan, 11 kitap 67 makale)

“Protozooloji, Tıbbi Artropodoloji ve Paraziter Hast.Savaş”

kürsüleri (Nevzat Tüzdil, 1965 e kadar başkan, 15 kitap broşür, 82 makale)

(48)

Tıp fakültesinde Parazitoloji Oytun’un çabasıyla müfredata girmiş,

uzun yıllar Vet.Hekim Parazitologlarca verilmiş

Oytun, İnönü’nün sohbet arkadaşı, idealist, aydın

“Beşeri hekimlik veteriner hekimlik yanında okyanusa karşı bir iç denizdir”

“Beşeri Hekimlik insan için, oysa Vet.Hekimlik insanlık içindir“

‘’Çünkü bir tecrübe etsen senin aklın da yatar.

Bize insan hekiminden daha lazım Baytar’’ M.Akif

Çoğu Tıp Fak.de parazitologlar Vet.hekim kökenli

(49)

Emekli, vefat etmiş hocalarımız

Hasan Şükrü Oytun Ahmet Nevzat Tüzdil

Şevket Yaşarol, Ahmet Merdivenci,

Ekrem Kadri Unat, Nevzat Güralp,

Nermin Tolgay, Kamil Göksu,

Hasip Kurtpınar, Turan Oğuz

Yılmaz Tiğin, Erol Taşan

Sıtkı Güler, Galip Kaya

Fahri Sayın Şükran Dinçer,

Ahmet Celep, Hasan Zeybek,

Gülandame Saygı, Mehmet Ali Özcel,

Rıfat Cantoray Ayşe Burgu

Referanslar

Benzer Belgeler

Bir metin dikkatle okunduğunda bir tümceden diğerine, bir sözceden diğerine geçilirken anlamsal bir süreklilik oluşturularak ortak bir yerdeşliğe (anlam izi)

Milas Belediye Başkanı Mu- hammet Tokat, belediyenin ta- şınmazlarıyla ilgili alınan satış kararlarının istenildiği gibi bir sonuç alamayacaklarını ve bu yüzden 10

Arama ruhsatı veya işletme ruhsatı almaksızın petrol işlemi yapanlara 250 bin lira, araştırma izni ve arama ruhsatı almadan araştırma yapanlara 100 bin lira, verilen bir

Konuk Cumhurbaşkanı onuruna verilen yemekli toplantıya Türk Dünyası Belediyeler Birliği (TDBB) ve Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı İbrahim Karaosmanoğlu, Tataristan

Her yönüyle iç içe geçmiş Türk-Arap kültürünün engin mirası, tarihte yaşanan tüm olumsuzluklara rağmen, pek çok değerli çalışmayla bugüne kadar gelmiş

Buna göre, hazine gelir-gider dengesinin gözetilmesi amacına yönelik olarak, bütçe gelirlerinde önemli bir paya

Araştırma yapma yetenekleri (kaynaklara ulaşabilme, bilgi ve kaynakları etkili kullanabilme, bilgileri organize edebilme, bilgileri yorumlayıp sonuca ulaşabilme, özet

Tüm makina fonksiyonlarını stop etmek ve motoru kapatmak için zemin kumandaları veya platform kumandaları üzerindeki kırmızı Acil Stop butonunu kapalı (OFF) konuma doğru