TARİHÇE
Bilgiler, insanlık tarihi kadar eski
Mikroskobun icadı, gelişme hızlanmış
Mikroskoptan önce /sonra gelişmeler ayrı Eski dönem
İlk çağdan mikroskobun keşfine (17.yy) kadar
Söylenceler, tarihi bulgular, fosiller, yazılı kaynaklar
Parazitlerin çoğu iç organlarda yaşar,
Bazıları gözle görülmeyecek kadar küçük,
Hastalıklar insanlara, yaptıkları hata / işledikleri suçlar nedeniyle Tanrılar tarafından verilen ceza
Hastalıkların nedeni araştırılamamış
Parazitozlarda genelde ateş olmadığı için hastalık etkeni olarak kabul edilmemiş
Günümüzde ilkel insanlar gibi yaşayan çok sayıda kabile var (Amazonlar, Uzakdoğu)
Bunların yaşamı yukarıdaki savları destekliyor
İlk çağlarda insanlar, makro parazitleri tanımışlar
Hind’de Veda dönemi, (İ.Ö. 1800- 1200) tıbbi belge “Artharea-Veda”
kurtlar (helmint), parazitik insekta, sülükler
20 parazit olan eserde bunların dışkı, kan, vs.den köken aldığı
A.lumricoides, E.vermicularis, şeritleri tanıdıkları
Hind’li tıp eseri “Susruta Samhita”
(İS. 500) 6 zehirli, 6 zehirsiz, 12 sülük
Sivrisinek - sıtma arasında ilişki düşünülmüş ve sıtma tedavisinde tahta kurusu yutmak yararlı ?
Mısır- hekimliğe ait birçok papirüs
Kahun Papirüs’ü (İÖ.1900) vet.hek.ait,
Kurt yuvası ismiyle köpeklerde bir hastalık
Beşeri hekimlik, Ebers Papirüsü (İÖ.1550)
Filarya, Taenia, kancalıkurt, Dracunculus medinensis
Ektoparazit, pire, bit, sivrisineği tanıdıkları
Sivrisinekten korunmak için çare aramışlar
Mumya böbreğinde S.haematobium yumurtasına rastlanmış
Kaynaklarda kan işeme (haematuri)
Bir kurdun sebep olduğu anemiden bahsedilmiş
Mısırlılar S.haematobium, Ancylostoma duodenale’yi
tanımasalar bile böyle hastalıkları biliyor
Sümer, Babil, Asur, vb. Mezopotamya uygarlıkları
Gözle görülen parazitleri tanımış
Tıp bilgileri, astroloji ile bağdaştırılmış
Hastalık, insanlara günahların cezası olarak Tanrılar tarafından verilir
Yanlış inanış İsrail oğullarınca güçlendirilip, batıya ulaşmış, yüzyıllarca bilimin gelişmesini engellemiş
Asur ve Babil hekimleri etkeni bilmeden, uyuzu tanıyıp, bugünde kısmen geçerli olan kükürtle sağaltmış
Hastalık yayılışında bazı küçük canlıların (insekta ?) rol oynayacağından kuşkulanmış
Filistin hekimliği Babil’den köken almış,
Benzer inanış ve benzer parazitleri tanıdıkları sanılıyor
Besin hijyeni ve koruyucu hekimliğe önem vermiş, sistiserkli et yememişler
Bölgeden köken alan dinler ve kitaplarında (Tevrat: Eski Ahit, İncil) benzer bilgiler var
Tevrat’ın deve, tavşan, domuz etini yasaklaması, bu
hayvanlarda sistiserklerin çok görülmesi ve bunları yiyen insanlarda şerit görülmesinden?
Deniz kabuklularının yasaklanması, çirkin görünüm ve belki hastalık etkeni olarak kuşkulanmak
Aynı inanış ve yasaklar, İslamiyet'te var
İncil’de doğru bilgi (Kinnim biti, Arob sivrisinekleri, sinekler)
Yanlış, Bitler terden mey. geliyor,
Sirke - bit ilişkisinden kuşkulanılıyor, bit yumurtası olduğu bilinmiyor
Diğer yanlış inanç
Domuzda karın bölgesinde ekzema lezyonlarının, insanlardaki lepra
(cüzzam) kaynağı sanılması
Eski Yunan, hekimlik Hipokrat’a kadar (İÖ. 460-380) Mezopotamya, Mısır gibi, dinsel kökenli
Hipokrat, ilk kez gözlem, deneye önem vermiş
Hekimliği, felsefe ve dinden ayırmış
Eserlerinde (Corpus Hipocraticum, Aphorisma) birçok parazit (keçilerde kist hidatik, yuvarlak kurtlar,
askaritler) ve hastalıktan (malarya kaşeksisi, quartana sıtması) bahsetmiş
Hastalıkların sınıflandırılması ve epidemiyolojide paraziter hastalıkları da saymış
Aristo (İÖ. 384-323) hekim olmasa da
A.lumbricoides, E.vermicularis ve şeritleri bildiği gibi, domuz sistiserkinin özellikle boyun ve
omuz kaslarında yaygın olduğunu,
Eşek hariç, diğer hayvanlar ve insanda bit bulunduğunu,
Kanatlı bitlerinin farklı ve domuzlardakinin büyük olduğunu belirtmiş,
Sirkeleri görmüş, bitlerin terden oluştuğuna inanmış, bit-sirke ilişkisini anlamamış
Kene ve tahta kurularını tanıdığı gibi geyiklerin dilindeki Oestrus larvalarını görmüş
Eski Roma’da hekimlik Yunan etkisine kadar dinsel kökenli, rahip ve sihirbazlarca yapılmış
Cato (İÖ. 233-148, asker- ziraatçı), sığır ve
koyunlardaki uyuzu, açlık ve yağmura bağlamış
Polybius (İÖ. 2.yy) Anibal ordusunu Galya
Sezalpina’da başarısızlığa uğratan at uyuzundan bahsetmiş
Columella (İÖ. 55) kitabında buzağı (T.vitulorum
?) ve atlardaki helmintlerden bahseder, sivrisinek ve uyuzu tanımış, sağaltım için kükürtlü ve yağlı bileşikler önermiş
C.Pilinus Secundus (İS. 23-79) “Historia Naturalis” adlı 37 cilt, ansiklopedi, yazmış
Celsus, Pliny, Virgin, vb. yazarlar benzer bilgiler vermiş,
Galen (İS. 131-201) birçok insan (malarya) ve hayvan parazitini (Oxyuris equi, Parascaris equorum, şeritler, sistiserkler, kist hitadik) tanımış, bunlarla ilgili bilgi vermiş
Vegetius (İS. 450-500) atlardaki birçok paraziti tanımış, bulaşıcı hastalıkları malleus altında birleştirmiş
Bizans’ta vet.hekimlikle ilgili bilgiler 5.
yy’dan sonra toplanmaya başlamış, 10.
yy’da “Hippiatrika”
Tarımsal bilgiler “Geoponica” isimli kitapta toplanmış
Bu kitaplarda at ve sığırların çeşitli
parazitleri ve tedavileriyle ilgili bilgiler verilmiş
Bu dönemde yaşamış Trallesli (Aydın,
Güzelhisar) Alexandır (İS.1259-1282)
Sarton’a göre ilk parazitolog
İslam ülkeleri
Avrupa’da 4.yy’dan sonra Hiristiyanlığın baskılarıyla bilimsel gelişme durur, karanlık çağ başlar
MS, 6-7.yy İslamiyet’le birlikte yeni bir devir başlar
Arap devri, bu devirde Hintli, İranlı ve Türk hekimler olmasına karşın, eserlerini Arapça yazdıkları için tümü Arap kabul edilmiş
Hz. Muhammet’in doktoru İbn-i Çalda ve diğer hekimler sivrisinek - hastalıklar arasındaki ilişkiyi biliyor, büyük helmintleri tanıyor, ancak şeritlerle şerit halkaları
arasındaki ilişkiyi bilmiyorlar
Bu dönemde büyük klinisyen Razi (?) Dracunculus
medinensis’i tanıyor, ancak şerit halkalarını bağırsaklar tarafından oluşturulan ve kabak çekirdeğinin (cucurbitin) gelişmesini sağlayan zar olarak kabul ediyordu
Al-Tabari (10.yy) uyuz böceğinden ilk kez bahsetmiş
İbn-i Sina (Avi Cenna, 981-1037) ünlü Türk hekimi
Ortaçağın en önemli eseri “Kanun Fi-t-Tıbb” 18.yy kadar Avrupa’da okutulmuş
Bu kitapta 4 çeşit kurt (T.saginata, Oxyure, A.duodenale, cucurbitin ?) bahsetmiş
Memluk hükümdarı Muhammet Nasırın’ın Veterineri Ebu Bekr İbn Bedral Baytar’(Naseri) denen
“Kamil el Sınateyn el Baytara ve Zırtıka“ eserinde Vet.
hekimlikle ilgili güzel bilgiler vermiş (14.yy),
Özellikle at parazitleri (Gasterophilus, durin, sülükler, bağ.helmintleri, uyuz) ve tedavilerinden bahsetmiş
Kitap Fransızca' ya tercüme edilmiş
İbn Haldun ve Al-
Kualasshandi eserlerinde ilk defa uyku hastalığı
Ali bin Ömer Türk
“Gazaname ve Baytarname”
eserinde ilk kez
Atlarda klinik olarak 2 tip uyuz (uzun kıllı, kısa kıllı bölgeler) bulunduğu,
Atlarda sıtmaya rastlandığı belirtilmekte
13.yy sonrası İslam aleminde gelişme durdu,
halen duruyor ?
Tek istisna Türkiye, İran
1.5 milyarlık İslam alemindeki bil. çalışmaların 1/6 sı Türkiye’de yapılıyor, ancak kalite düşük
Yayın say., 19 (42.405), mak.başı atıf 0,36, h indeks 368
Iran, Yay. 16 (54.388), mak.baş.atıf 0.53, h 257
Vet.hek. Yayın say. 13, atıf 0.11, h indeks 51
Bilim itibar görmediği yerden kaçar
21.yy Türk devri olmalı, Tek yol çok çalışmak,
Yeni Dönem
Tıpla ilgili Arapça eserler Latince'ye tercüme edilmiş, parazitlerle ilgili bilgiler toparlanmış Yeni döneme (Rönesans) hazırlık
Koyunculuğun geliştiği İngiltere’de V.Hek.le
ilgilenenler kepenek hastalığının nemli alanlarda bitkilerdeki sümüklülerle ilgisini anlamış
13.yy. Kral II.Frederick’in emriyle Jordanus Ruffus
“At Tababeti” isimli bir eser yazmış ve eserinde ilk kez nomenklatür kurallarına uymuş.
1379’da daha önce tanımlanmış olsa da, Johan de Brie F.hepatica’yı yeniden tanımlamış
J.Fitzherbert 1523, Hayvan Yetiştiriciliği kitabında koyunlar için sümüklü tehlikesini yazmış
Fasciola’nın şekli, hastalığın klinik bulgularını tanımlamış, koyunlarda cerebral hydatid, at askaritlerinden bahsetmiş
T.Dunnus 1592, D.latum’u ilk kez tanımlamış,
Felix Plater D.latum ile şeritleri birbirinden ayırmış
16.yy İtalyan vet. Agust Hauptman, ilk kez Sarcoptes scabiei resmi çizmiş
Bu dönemde bilgiler genellikle çıplak gözle görülen parazitlerle ilgili basit bilgiler
Bazı paraziter hastalıklar tanımlanmış, ancak bunların parazitlerden ileri geldiği bilinememiş
17.yy
Parazitoloji kurucusu Francesco Redi (1626- 97),
1668, Esperienze intorno alla generazione degli insetti: böceklerin kuşak deneyi” adlı eserinde kendiliğinden oluş (Spontaneus generation;
abiyogenezis) teorisini yıkmış
Benzer 6 kaba taze et koymuş, üçünün ağzını tülbentle kapatmış, üçünü açık bırakmış,
Açık olanlar kurtlanmış, diğerleri kurtlanmamış
Sineklerin etten meydana gelmediği, sinek yumurtalarından geliştiği, ancak bu sineklerin etlerde serbest olarak çoğaldığını bildirmiş
Bilimin önünde duran önemli engel aşılmış
Louis Pasteur (1850), John Tyndall (1877) benzeri deneyleri mo’larla yapmış, bu teoriyi tamamen çürütmüşler
Redi, memeli, kanatlı, balık parazitleri çalışmış,
1668, ilk kez F.hepatica şekli çizmiş,
1684, tavşan, Cysticercus psiformis tanımlamış
Aynı yıl bilinen tüm parazitleri tanımlarıyla birlikte yayınlamış
16.yy. 2.yarı, Robert Hook, 1655,
30 büyütmeli mikroskobu keşfetmiş, fakat bilimsel değeri olmamış
Mercekleri incelten ve tek mercekli mikroskobu icat eden Antony Van
Leeuwenhoeck (1632-1723) biyolojide kullanmış,
1674’ Eimeria ookistleri,
1681’ insan Giardia intestinalis,
kurbağa Opalina’lar ilk kez saptanmış
Leuwenhoeck mikroskobu
Marcello Malpighi (1628-1694) Histolojik çalışmalar yanında Cysticercus cellulosa’yı incelemiş, ilk kez skoleks resmi çizmiş
Mikroskop yaygınlaşmış, çalışmalar hızlanmış
Swammerdan (1637-1680) insekta morfolojisi üzerinde çalışmış
Vücut bitinin biyolojisini açığa çıkarmış,
Kurbağa, Ascaris nigrovenosa’yı tanımlamış ve vivipar tür olduğunu açıklamış
Hartmann (1648-1707) Cysticercus tenuicollis, C.fasciolaris’i tanımlamış,
sestod larvası olduğunu ortaya koymuş,
1694, köpekte ilk kez Echinococcus görmüş
Nicola Andry (1658-1742) insanlarda birçok parazit tanımlamış, morfolojileri hakkında bilgi vermiş
Carolus Linnaeus (1707-1778), (1762’de Carl von Linné), doğada yaşayan birçok canlı ve paraziti isimlendirmiş
Systema Naturae kitabında canlılar için ikili (binominal) isimlendirmeyi kullanmış
ilk sınıflandırmayı yapmış
Rudolphi (1771-1832), Helmintolojinin babası
1819’da (Enterozoorum Sive Vermium Intestinalium Historia Naturalis)
eserinde 1100 helmint sıralamış, Linne’nin zoolojide kullandığı sınıflandırmayı Parazitolojide kullanmış, Nematoda deyimini ilk kullanmış
helmintleri Nematoda, Nematoidea, Cestoda, Acantocephala ve Cystica’ya ayırmış
50 yıl sonra Cystica sınıfının cestod larvaları olduğu anlaşılınca (Leuckart, Siebold, Küchenmeister)
kaldırılmış
Bremser, ilk kez renkli resim kullanmış, 1819
T.saginata’yı teşhis etmiş
1823 1µm çöz. Akromatik objektif
1828 Peacock: İnsan kasında T.spiralis 1835 Owen : “ “ “ (habersiz)
1837 Creplin : D.latum yum. coracidium gelişimi 1841 Valentin : ilk Trypanasoma tanımı
1843 Dubini : A.duodenale morfolojisi
1845 Bilherz : S.haematobium, H.nana ve H.
heterophyes tanımlama 1846 Leidy : Domuz kasında T.spiralis
1850 Beneden: Deniz balıklarında birçok cestod tanımı
1851 Küchenmeister: T.sag.-T.solium ayrımı 1852 Siebold: E.granulosus biyolojisi
1854 Cobbold: F.gigantica tanım
1857-9 Leuckart-Virchow :T.spiralis biyoloji 1863 Demarquay: Microfiler görülmesi
1870 Lewis: İnsanda bağırsak amipleri 1875 Lösch: Entamoeba hystolitica
1878 İmmersiyon objektif
1878 Manson: W.bancrofti’nin biyolojisi
1880 Laveran: Plasmodiumun insan alyuvarında ilk kez görülmesi
1883 Thomas-Leuckart: F.hepatica biyolojisi 1885 Addario: Drofilaria conjunctivae tanımı 1886 0.2 µm çöz. Apokromatik objektif
1893 Smith-Kilbourne: Boophilus annulatus’un Babesia bigemina’nın arakonağı olduğu
1895 Bruce: Nagana hastalığının (T.brucei) çeçe sineğiyle (Glossina) taşınması
1897 Ross: Anopheles’de malarya zigotu görmüş 1901 Forde: T.gambiense’nin uyku hastalığı etkeni
olduğunu saptamış
1904 Looss: Kancalıkurt biyolojisi
1907 Thyzzer: Cryptosporidium tanımı 1908 Nicolle-Manceaux: T. gondii tanımı
1912 Delanoe-Delanoe: Pneumocystis carinii tanım
1913 Miyairi - Suzuki: Schistosoma biyolojisi 1928 Stoll: H.contortus da self-cure
1939 Müller: DDT’nin insektisit özelliği 1944 Woodword-Doering: Kinin sentezi
1948 Sabin-Feldman: Toxoplasmozda tanı
1951-4 Rausch-Schiller: E.multilocularis gelişimi
1959 Durel ve ark.: Metronidazol Tric.vaginalis’te kullanımı 1960 Gonnert, Schranfstalter: Niclosamid kullanımı
1964 Butt ve ark.: Primary amoebic meningoencephalitis (PAM) tanımı
1970 Frankel ve ark.- Hutchison ve ark.: T.gondii’ gelişimi 1971 Brugmans ve ark.: Mebendazol geliştirilmesi
1976 Nime, Burek, Page: Cryptosporidum’un insanda enfeksiyon yapması
1979-84 Burg ve ark.: İvermectin’in keşfi, piyasa 1988 Dubey ve ark.: Neospora caninum tanımı 1993 Goudi ve ark.: Doramectin sentezi
1995 Azevedo- Matos: Henneguya adherens tanımı 2001 Dubey ve ark.: Sarcocystis lindsayi tanımı
2004 Gordo ve ark.: Entamoeba struthionis tanımı 2007 Yurakhno ve ark.: Kudoa unicapsula tanım
2008 Du Preez ve Wilkinson: Nanopolystoma lynchi 2010 Kaur ve Singh, Myxobolus slendrii tanım
2012 Boyacı ve ark., Barbaxonella taurusensis 2013 Chisholm, Septesinus gibsoni tanım
2014 Giese ve ark., Rohdella amazonica tanım
2017 Kellerová ve Tachezy, Trichomos brixi tanım
Dünya Üniversite Tarihi
Unesco, ilk Üniv. Fes şehri, 244 yılı, Kayrevan/Karaviyyun İbn Rüşd, İbn Haldun, İbn Meyman burada yetişmiş
Türklerde Nizamiye Medreseleri (Bağdat 1067) 1900 Darulfunun Şahane
Dünyada ilk üniv. Bologna (1088),
Oxford (1096-1167), Paris (1160, 1208-50), Salamanca (İspanya, 1134), Montpellier (1220), Padua (1222), Naples Federico II Üniversitesi (1224), Siena (1240), Coimbra (Portekiz, 1290) Orleans (1235), Cambridge (1209-15), Napoli (1224), Sorbonne (1257), Prag (1347), Viyana (1365), Heidelberg (1385), Budapeşte (1395), Glasgow (1451), Kopenhag (1475), Harvard (1636), Yale (1701), Göttingen (1736), Princeton (1746), Al-Azhar Üniversitesi (Medrese 970, Üniv.1961)
Türkiye’de Üniversite
İlkokulların (Sıbyan) ıslahı ve ortaokul (rüştiye) kurulmasından sonra
İlk Üniv. (Darülfünun: Fen evleri) teşebbüsü, 1838
Aynı yıllarda açılan Mekteb-i Maarif-i Adliye ve
Mekteb-i Fünun-ı Edebiye, rüştiye üstünde kurulan okul
İstanbul Üniv. kuruluşuna (1933) kadar Türkiye'de üniversite karşılığı olmuş
1845, maarif komisyonu, eğitimin ıslahı ve üst mektep kurulmasını öğütlemiş
Darülfünun için öğrenci yetiştirecek okul lazım
Önce Darülmaarif, sonra İdadiler kuruldu
İlk Darülfünun 14 Ocak 1863 de başladı
Devam edenler devlet memuru, sonuç yok
4000 ciltlik kütüphane, Lab. kurulmuş
Kimyager Derviş Paşa, Ahmet Vefik Paşa, hekim Salih Efendi, Cevdet Paşa, Müneccimbaşı
Osman Efendi,vb.
Doğu-Batı kültürünü tanıyan kişiler öğretmenlik yaptı
1865'te Darülfünun Çemberlitaş Nuri Efendi Konağı'na taşınmış,
kısa sürede yanmış, kapanmış
Maarif Nazırı Saffet Paşa 1870'te 2.Darülfünun binası yaptırmış
Bu kurumun, orta dereceli eğitime dayanması,
Hikmet, edebiyat, hukuk, ulum-i tıbbiye ve riyaziyat bölümlerine ayrılmış olması, fakülte tarzı eğitim
düşünülmesi,
Filoloji, Roma Hukuku, Mat., Geometri dersleri
Dersler Türkçe ve Fransızca verilmiş
Darülfünunun, Osmanlıda ilk gerçek üniversite
Sınavla 450 öğrenci almış, 21 Şubat 1870'te açılmış
Emin Hoca, Tahsin Efendi Türkçe,
Afganlı Cemaleddin Efendi Arapça,
Aristokli Efendi Fransızca konuşma yapmış
Öğrenci sev.yetersiz olunca programa ek dersler konmuş
Darülfünun halka pozitif bilim fikrini aşılamak için açık konferanslar düzenlemiş
Afganlı Cemaleddin Efendi "peygamberlik bir sanattır" anlamına gelen söz söylemiş,
Pozitif bilim yolundaki bu adım baltalanmış
Darülfünuna saldırılar sonucu, Sultan Abdülaziz kurumu kapatmış,
Hoca Tahsin Efendi'yi uzaklaştırmış, Afganlı Cemaleddin'i Türkiye dışına çıkarmış
Böylece 2. ve gerçek üniversite kurma girişimi kırılmış (1871)
Saffet Paşa, GS Lis.Müd. Sava Efendi'yi görevlendirir (1874)
Üç (Beş) fakülteli Darülfünun,
Tıp fak. görevini Mekteb-i Tıbbiye,
İlahiyat Fak. görevini medreseler yaptığından
Hukuk, Mühendislik, Fen–Ed. Fak.den oluşmuş
Türkçe, ders verecek hoca, okutacak kitap yok
Türkçe, Fransızca, Arapça öğretim dili olarak kabul edildi
Darülfünun’a GS Sultanisi mezunları alındı
Latin, Yunan, Arap Dili ve Ed., Arkeoloji’ye yer verilmiş,
Türk Tarihi, edebiyatı, sanatı, kültürüne yer verilmemiş
Bu yüzden Darülfünun üniversite olamamış,
Galatasaray'ın yüksek bölümü olarak kalmış,
Mekatib-i Aliye-i Sultaniye denmiş,
Yıllıklarda fakülteler Edebiyat-ı Aliye Mektebi adı ile geçer
Fakülteler, ilgisizlikten kısa sürede kapanmış
Hukuk 1881'e kadar devam etmiş
1896'da Darülfünun’un açılması için yeni teşebbüs
8 Nis.1896, Sadrazam Halil Rıfat Paşa hazırlık yapmış,
Teselya Savaşı başlayınca olmamış.
Abdülhamid'in isteğiyle Darülfünûn-ı Şahane adıyla Zühtü Paşa
tarafından 1 Ey.1900 de Cağaloğlu'nda Mekteb-i Mülkiye binasında açılmış
Mülkiye, Hukuk, Tıbbiye, Baytariye YO halinde önceden var
Darülfünun, ulum-ı riyaziye ve tabiiye şubeleriyle Türkçe, Arapça ve Farsça yanında, Fransız, Alman, İngiliz, Rus dillerinden oluşan
filoloji’den meydana gelmişti
İlk yıl 85 öğrenci ile öğretime başlayan Darülfünun’da Osep
Yusufyan, Salih Zeki, Mehmed İzzet gibi Türkler, Fransız ve Alman bilim adamları görev almış
2 yıl öğretim, 1 yıl doktora olmak üzere 3 yıllık eğitim-öğretime dayanan Darülfünun-ı Şahane de yalnız ilahiyat şubesi dört yıldı
İstanbul ve büyük illerde 25 yıldan beri geliştirilen orta dereceli
okullardan çıkan Türk gençlerine yüksek öğretim imkanı sağlayan
Darülfünun-ı Şahane, bu kez büyük ilgi görmüş
1908'de Meşrutiyet ilanından sonra hızla gelişmiş
Darülfünun 21.09.1908'de Bayezıd'da Zeynep Hanım Konağı'na (Ede.
ve Fen Fak.'nin yeri) getirilmiş
Programlar gözden geçirilmiş, ulum-ı edebiye, ulum-ı şeriye, ulum-ı riyaziye ve tabiiye bölümleri olarak yapılanmış,
Mekteb-i Hukuk Darülfünun içine alınarak Fakülte haline getirilmiş
1912'de Darülfünun’un modern Üniv.haline gelmesi için çalışma yapılmış, ancak Zeynep Hanım Konağı ihtiyaca yetmemiş
Her yıl 2000 öğrenci kabul etmiş,
Yerebatan'da, kimya,
Vefa'da Feyzullah Efendi Konağı'nda jeoloji,
İbrahim Paşa Konağı'nda Doğu Dilleri,
Saffet Paşa Konağı'nda coğrafya enstitüleri kurulmuş
1.Dünya Savaşı, Almanya'dan 20 Prof. gelmiş
15 Ek.1919, yeni yönetmelik yayınlanmış
Cumhuriyet sonrası Harbiye Nez. binası Darülfünun’a verilmiş
İsmail Hakkı Baltacıoğlu T.C.'nin ilk Darülfünun emini
14 Nis.1925, Darülfünun özerk hale getirilmiş,
Cumhuriyet devrimlerine karşı direnmiş,
Özerk Darülfünun’a kimse karışamıyormuş
Darülfünun’u kaldırıp, Gerçek Üniversite Kurulmuş
31 May.1933, İstanbul Üniv. kurulmuş
1946 Ankara, 1955 Ege, KTÜ, 1956 ODTÜ, 1957 Atatürk, 1958, Anadolu, 1967 Hacettepe, 1971 Boğaziçi, 1973
Çukurova, 1974 Cumhuriyet, Dicle, 1975 Fırat, İnönü, OMÜ, Selçuk, Uludağ
İstanbul 1933, 1453, İTÜ 1773, Mimar Sinan 1882, Marmara 1883, Yıldız Teknik 1911, Gazi 1926, Sakarya 1970, Osman Gazi 1970
Türkiye'de Parazitoloji
2.Mahmut (1827) tıp öğrenimi modernleşti,
1838’de Mektebi Tıbbiye Adliyei Şahane ve sonra kurulan Mektebi Tıbbiyei Askerei Şahane’de
İstefanaki, Pavlaki, Abdullah (Macarlı), Hüseyin Remzi, Ali İhsan, Hulusi Reşit Bey,
Zooloji ve Parazitoloji derslerini okutmuş
1842 Vet.Okulu (Mektebi Baytari Ali)
Parazitoloji dersi; 1874’e kadar tıp fak. hocaları, bu tarihten 1896’ya kadar Dr.Hüseyin Remzi
Macarlı Miralay Dr. Abdullah Beyin bazı kitapları mevcut
Ülkemizde Entomoloji’nin kurucusu
Dr.Hüseyin Remzi (1839-1896),
Kuduz, aşılama üzerine Fransa’da çalışmış
Bazı tıp, halk sağlığı eserleri yanında 1893 de
“Gayri Fikariye ve Tufeylatı Hayvaniye” eserini yayınlamış
İsmail Hakkı Çelebi
D, 1873, Beşiktaş (Ö.1939)
Çok başarılı, Askeri Vet. Okulu,
Paris Alfort Veteriner Ok.
Blanchard’ın öğrencisi,
Railliet’in çalışma arkadaşı,
1895 pekiyi ile mezun, Yurda dönüş (1898)
Mülkiye Baytar Mektebi “İlmi Hayvanatı Tıbbiye”
(Tıbbi Zooloji)
1899, Askeri Baytar Mektebi Tıbbı Zooloji hocalığı
1909 iki okul birleşince, Tıbbi Zooloji, Müderris,
1910, Profesör
1912 “İlmi Hayvanatı Tıbbiye ve Ziraiye” üç cilt
1914 “İlmi Tüfeylat (Parazitoloji) da Tatbikatı Hurdebiniye”
Cumhuriyet dön., Tıp fakültesi kurulunca Parazitoloji Profesörü olmuş
1928 “İlmi Tufeylat” (Parazitoloji) yayınlamış,
1933 Ordinaryüs Profesör
1896’dan 1933 yılına kadar,
ilk Vet.Hekim Türk parazitolog İsmail Hakkı
Çelebi (6 kitap, 37 makale) tarafından verilmiş
İstanbul Yüksek Veteriner Okulu kaldırılıp
1933, Ankara Yüksek Ziraat Ens. bünyesinde
Veteriner Fak., 1946 Ankara Üniv.
Parazitoloji Enst.Direktörlüğüne Nazilerden kaçan patolog Prof. Anton Koegel atanmış, 1 yıl (1933-34)
Prof. Curt Sprehn 3 yıl (1934-37) çalışmış,
1937-40 arası bilinmiyor , Sonra Türkler
Hasan Şükrü Oytun (Aslan Hoca,1936) ve
Ahmet Nevzat Tüzdil (1937) Vet.Parazitoloji de ilk doçent
1952 de Enstitü,
“Parazitoloji ve Helmintoloji” (H.Ş.Oytun, 1940-1969’a kadar başkan, 11 kitap 67 makale)
“Protozooloji, Tıbbi Artropodoloji ve Paraziter Hast.Savaş”
kürsüleri (Nevzat Tüzdil, 1965 e kadar başkan, 15 kitap broşür, 82 makale)
Tıp fakültesinde Parazitoloji Oytun’un çabasıyla müfredata girmiş,
uzun yıllar Vet.Hekim Parazitologlarca verilmiş
Oytun, İnönü’nün sohbet arkadaşı, idealist, aydın
“Beşeri hekimlik veteriner hekimlik yanında okyanusa karşı bir iç denizdir”
“Beşeri Hekimlik insan için, oysa Vet.Hekimlik insanlık içindir“
‘’Çünkü bir tecrübe etsen senin aklın da yatar.
Bize insan hekiminden daha lazım Baytar’’ M.Akif
Çoğu Tıp Fak.de parazitologlar Vet.hekim kökenli
Emekli, vefat etmiş hocalarımız
Hasan Şükrü Oytun Ahmet Nevzat Tüzdil
Şevket Yaşarol, Ahmet Merdivenci,
Ekrem Kadri Unat, Nevzat Güralp,
Nermin Tolgay, Kamil Göksu,
Hasip Kurtpınar, Turan Oğuz
Yılmaz Tiğin, Erol Taşan
Sıtkı Güler, Galip Kaya
Fahri Sayın Şükran Dinçer,
Ahmet Celep, Hasan Zeybek,
Gülandame Saygı, Mehmet Ali Özcel,
Rıfat Cantoray Ayşe Burgu