İÇ İN DE KİL ER
• Akut Hastalıkların Çocuk ve Aile Üzerine Etkisi
• Akut Hastalık Durumlarında Çocuklarda Görülen
Davranış Problemleri
• Kronik Hastalıkların Çocuk ve Aile Üzerine Etkisi
• Kronik Hastalık
Durumlarında Çocuklarda Görülen Davranış
Problemleri
AKUT VE KRONİK HASTALIĞIN ÇOCUK VE
AİLEYE ETKİSİ
ÇOCUK SAĞLIĞI VE HASTALIKLARI
Dr. Öğr. Üyesi Nesrin ŞEN CELASİN
ÜNİTE
5
HED EF LER
•Bu üniteyi çalıştıktan sonra;
•Akut ve kronik hastalığın tanımını yapabilecek,
•Farklı yaş gruplarındaki çocukların akut ve kronik hastalık nedeniyle hastanede yatmaya tepkilerini ve bunu etkileyen faktörleri
açıklayabilecek,
•Çocuğun akut ve kronik hastalık nedeniyle hastanede yatmasının aile üzerindeki etkilerini
açıklayabilecek,
•Çocukların akut ve kronik hastalık nedeniyle hastanede yatmaya bağlı stresini azaltmaya yönelik
girişimleri açıklayabilecek,
•Kronik hastalığı olan çocuğun ebeveynlerinin, tanıdan itibaren geçirdikleri aşamaları
tanımlayabileceksiniz.
ÇO CUK LA RI N HA ST AN EYE Y ATI ŞI
Akut Hastalık Nedeniyle Hastaneye Yatma
Akut hastalığın çocuğa etkisi
Akut hastalığın aileye etkisi
Ebeveynlere etkisi
Kardeşlere etkisi
Kronik Hastalık Nedeniyle Hastaneye Yatma
Kronik hastalığın çocuğa etkisi
Kronik hastalığın aileye etkisi
Ebeveynlere etkisi
Kardeşlere etkisi
Akut hastalıklar, olayın ciddiyeti ve çocukta oluşabilecek fiziksel
problemlerin derecesine göre tedavi
süresi tam olarak belirlenemeyen
durumlardır.
GİRİŞ
Sağlığı koruma ve geliştirme uygulamalarındaki ilerlemelere rağmen bazı çocuklar hasta olmakta ve hastanede yatması gerekebilmektedir. Hastanede yatma planlı da olsa, acil bir durum nedeniyle de olsa, tüm yaşlardaki çocuklar ve aileleri için stresli bir deneyimdir [1].
Hastanede yatma, çocuğun yaşına ve yatış nedenine bağlı olarak değişik ölçülerde rahatsız edici bir durumdur. Çünkü çocuk evinden, güven içinde olduğu bir ortamdan uzaklaşmaktadır. Anne-baba desteğinden yoksun kalmak onu tedirgin etmektedir [2,3]. Ayrıca hastane, çocuk için bilinmeyenlerle dolu, ürkütücü bir yerdir. Hastanede yatan çocuklar bilinmeyen ortam, bu ortamda bulunan tanımadıkları kişiler (hekim, hemşire vs.), bilinmeyen araç-gereçler (tansiyon aleti, monitör, derece, iğneler, mezure vs.), korkutucu sesler ve kokular nedeniyle farklı duygular yaşarlar. Çocuklar için hasta olma ve hastanede yatma kolaylıkla krize neden olabilmektedir [1,2,3].
Kronik hastalıklar ise akut hastalıklardan farklı olarak, yaşamı uzun süre etkileyen ve kısıtlamalar getiren durumlardır. Çocuğun yaşı, içinde bulunduğu koşullar, kişiliği, hastalığın tipi ve süresi gibi çeşitli etkenlere bağlı olarak çok hafiften önemli düzeylere kadar sıkıntı oluşturabilmekte; bu sıkıntı çocukta geçici ya da tüm yaşamı boyunca sürecek izler bırakabilmektedir. Kronik hastalıklarda genellikle tam bir tedavi yoktur. Tedavinin amacı, kronik hastalığın olumsuz etkilerini olabildiğince azaltarak çocuk ve aileyi desteklemek, güçlendirmek ve yaşam kalitesini yükseltmektir. Kronik hastalıklar birçok sorunu da beraberinde getirdiğinden aile ve çocuk için zor bir deneyimdir ve aile bireylerinin ciddi düzeyde stres yaşamalarına neden olur [1,4].
AKUT HASTALIKLARIN ÇOCUK VE AİLEYE ETKİSİ
Akut hastalıklar, çocukların bağışıklık sisteminin tam olarak gelişmemesi nedeniyle yaşamın ilk yıllarında sık görüldüğü gibi çocukluk çağının herhangi bir döneminde de görülebilmektedir [3,5].
Akut Hastalığın Tanımı
Akut hastalık; aniden gelişen, herhangi bir kaza, yaralanma sonucu ortaya çıkan, kısa süreli devam eden, tedavisi mümkün olan hastalıktır [3,5,6].
“Akut” terimi, pek çok hastalığın tanımının bir parçasıdır ve bu yüzden bu hastalıkların isimlerinin önünde yer alır. Örneğin; akut faranjit, akut tonsillit, akut apandisit, akut lösemi, akut gastroenterit, akut zehirlenme, akut romatizmal ateş vb. gibi.
Akut hastalıklar, olayın ciddiyeti ve çocukta oluşabilecek fiziksel
problemlerin derecesine göre tedavi süresi tam olarak belirlenemeyen durumları tanımlamaktadır. Bu durum, çocuğun bir trafik kazası sonucunda bacağındaki kırığın iyileşme süreci olabileceği gibi, çocuğun korozif (yanıcı) madde içimine bağlı olarak oluşabilecek problemlerin uzun süre izlemini de gerektirebilmektedir [5,6].
Akut hastalıklarda çocuklar kendilerine ne yapılacağını bilmedikleri
için kaygıları daha yüksektir ve çocuklarda
çeşitli davranış problemleri görülebilmektedir.
Akut hastalık nedeniyle takip edilen bir çocuk, hastalığının şiddetine ve etkisine göre ayaktan ya da hastanede yatarak tedavi edilebilmektedir. Ayaktan tedavi edilen çocuk, hekimin önerdiği ilaçları evde düzenli olarak kullanarak ve önerilen aralıklarda hastaneye kontrollere çağrılarak takip edilmektedir.
Hastanede yatarak tedavi edilen çocuk ise genellikle anne refakatinde, hastalık tanısına göre (Örneğin; Kardiyoloji servisi, Nöroloji servisi gibi) veya yaş dönemine uygun bir çocuk servisine (Örneğin; Yenidoğan Servisi, Süt çocuğu Servisi, Büyük Çocuk Servisi gibi) yatırılarak tedavi edilmektedir. Ancak akut hastalıklarda hastane yatışları kronik (süreğen) hastalıklarda olduğu gibi uzun süreli değil, kısa sürelidir [5,6].
Akut Hastalıkların Çocuklara Etkisi
Akut hastalık nedeniyle hastaneye yatırılan çocukların ve ailelerinin, kronik hastalık nedeniyle hastaneye yatırılan çocuklar ve ailelerine göre hastane
deneyimleri daha az olduğu için, durumluk kaygı düzeyleri daha yüksektir. Kronik hastalığı olan çocuklar, tecrübeleri nedeniyle yapılan tıbbi işlemlere öngörü sağlayabilmektedir. Fakat akut hastalıklarda çocuklar kendilerine ne yapılacağını bilmedikleri için kaygıları daha yüksek olabilmektedir ve çocuklarda çeşitli davranış problemleri görülebilmektedir [1,4].
Akut hastalık durumlarında çocuklarda görülen davranış problemleri
Akut hastalık durumunda çocuklarda;
• Regresyon (strese bağlı yaş grubuna özgü olmayan) davranışlar (Örneğin;
parmak emme, tırnak yeme, idrar kaçırma),
• Depresyon,
• Anormal hızlı ve derin soluk alma,
• Kalbin atım hızının artması,
• Konversiyon reaksiyonları (çeşitli ruhsal sıkıntıların [örneğin; üzüntü, korku, utanç, öfke] bedensel sorunlara (örneğin; konuşamama, bayılma, felç, güçsüzlük, duyu kaybı vb. dönüşmesi durumu),
• Huzursuzluk nöbetleri,
• Gece yatmaya giderken ve yemek yerken huysuzluk yapma,
• Gece yatağını ıslatma,
• Ayrılık kaygısı,
• Ebeveyne aşırı bağlanma,
• Kendi başına yapabileceği işler için yardım isteme,
• Yeni ortam/kişi ve eşyalardan korkma,
• Doktor/hemşire ve hastane korkusu,
• Karanlık korkusu,
• Kötü rüyalar görme ve ağlayarak uyanma,
• Dışkılamada düzensizlik (ishal),
• Uykusuzluk,
• İştahsızlık,
• Ebeveyne karşı agresif davranışlar,
Yaş dönemlerine göre çocukların hastanede
yatmaya tepkileri farklıdır.
Bebeklik döneminde hastaneye yatma,
travmatik bir deneyimdir ve bebeğin
temel güven duygusunun gelişimini
zedelemektedir.
• Cinsel organıyla oynamada artma,
• Evde oyuncakları ile hastane ortamını anlatan oyunlar oynama gibi davranış problemleri görülebilmektedir [1,3,4,6].
Akut hastalık durumunda çocukların hastanede yatmaya tepkisini etkileyen faktörler
Çocukların akut hastalık durumunda hastanede yatmaya tepkisini;
• Yaşı ve gelişim düzeyi (olayları anlaması, yapılan işlemlerin anlatılması)
• Çocuğun mizacı (Dışa dönük çocuklar içe dönük çocuklara göre daha az etkilenir.)
• Daha önceki hastalık deneyimleri
• Hastalığı ve hastanede yatmayı algılayışı (Örneğin; bir davranışı nedeniyle cezalandırılma)
• Hastalık tanısının ciddiyeti
• Hastalığın süresi ve tipi
• Ağrı ve hareket kısıtlılığının derecesi
• Tanı ve tedavi amacıyla yapılan işlemlerin tipi ve sıklığı
• Ebeveynlerin hastalığı algılayışı ve stres düzeyleri
• Önceki stres nedenleri
• Çocuk ve ailenin sahip olduğu destek sistemleri
• Sağlık ekibinin davranışları
• Hastanede yatmaya hazırlanıp hazırlanmadığı gibi faktörler etkilemektedir [1,3].
Hastaneye yatmanın çocuk için taşıdığı anlam
Hastaneye yatma çocuk için;
• Yabancı ortam, tanımadığı kişiler
• Bağımlı olma, kontrol ve mahremiyetin kaybı
• Acı veren işlemler, ameliyat, ağrı, sakat kalma, ölüm
• Aileden, arkadaşlarından ve diğer önemli kişilerden ayrılma
• Rutinlerinin bozulması anlamını taşımaktadır [1].
Farklı yaş dönemlerindeki çocukların hastanede yatmaya tepkileri 0-1 Ay (Yenidoğan dönemi)
Yenidoğan döneminde hastanede yatma, bebek-anne ilişkisinin erken dönemde kesintiye uğramasına neden olur. Yenidoğan döneminde hastaneye yatış gerektiğinde, Yenidoğan Yoğun Bakım Ünitesi’ne yatırılır. Yenidoğan Yoğun Bakım Ünitesi’nde ebeveynler bebekleri ile daha az temas halindedirler. Ayrıca
yenidoğan bebeğin durumuna bağlı olarak teknolojik girişimler (bebeğin solunum cihazına ve monitöre bağlı olması, beslenme tüpünün olması, serumunun olması, vb.) ebeveynlerin bebeğe bağlanma süreçlerini olumsuz yönde etkileyebilmektedir [1,4].
1 Ay -1 Yaş (Bebeklik dönemi)
Bebeklik döneminde hastaneye yatma, özellikle ebeveynler bebeğin yanında değillerse, travmatik bir deneyimdir. Ağrılı işlemler, kol ve bacakların
sabitlenmesi, uyku ve beslenme alışkanlığının bozulması ve rutinlerinin aksaması bebek için önemli stres nedenleridir. Bebek için rutinlerin kesintiye uğraması, bebeğin “temel güven duygusunun” gelişimini zedeleyen bir durumdur. En önemli stresör ise ebeveynlerinden ayrılma ve ayrılık kaygısıdır. Bebeklik döneminde hastaneye yatma özellikle 6-18. aylar arasında ise ayrılık kaygısına ek olarak yabancı kaygısı da yaşanmaktadır. Ayrıca bebekler, ebeveynlerinin kaygısından da etkilenmektedirler [1,4].
1-3 Yaş (Oyun çocukluğu dönemi)
Otonomi (özerklik) 1-3 yaş dönemindeki çocuğun gelişimsel bir özelliğidir ve akut hastalık durumunda aktivitelerinin kısıtlanması, otonomiyi tehdit edici olarak algılanır. Bu dönemdeki çocuklar; meraklı, taklitçi ve hareketlidir. Hareket eden ya da ses çıkaran her şeyin (aspiratör, monitör gibi) canlı olduğunu düşünür ve korkuları yoğundur. Ebeveynlerden ayrılma büyük bir stres nedenidir ve ayrılık kaygısının yaşanmasına neden olur. Bu yaş grubundaki çocuklar, stresli durumu kontrol etmeye çalışırken regresyon ve agresif davranışları bir baş etme yöntemi olarak kullanabilmektedirler [1,4].
3-6 Yaş (Okul öncesi dönem)
Bu dönemde çocuk girişimcidir, meraklıdır, hareketlidir ve bağımsızlığı önemlidir. Sihirli ve egosentrik (benmerkezci) düşündüğü için hastanede kendisine yapılan işlemleri ceza olarak algılayabilir. Hastanede yatan okul öncesi dönemdeki çocuk için en önemli stres nedenleri; yalnız kalma, terk edilme, karanlık, bedeni ve duyguları üzerindeki kontrolünü kaybetme, yaralanma ve kastrasyon korkusudur (erkek çocukların penisini kaybetme korkusu). 3-6 yaş grubundaki çocuklar hastanede yatma yaşantısı ile baş etmede; regresyon, agresyon, bastırma, yansıtma, inkar, içe dönme gibi savunma mekanizmalarını kullanırlar. Bir önceki yaş döneminde olduğu gibi ayrılık kaygısı yaşayabilirler [1,4].
6-12 Yaş (Okul çocukluğu dönemi)
Bu yaş döneminde başarı, cesaret, gizlilik, bağımsızlık ve arkadaş grupları önem taşır. Hasta olan ve hastanede yatan okul çocukları için beden fonksiyonları ile ilgili kontrolün kaybı, mahremiyete özen gösterilmemesi, ağrı, yaralanma, ölüm, arkadaşlarından ve ebeveynlerinden ayrılma kaygıya neden olur. Hastalık ve hastanede yatma, çocuğu arkadaş grubundan ayırır ve çocuğun yakın çevresinden ayrılma kaygısı duymasına neden olur. 6-12 yaş grubu çocuklarda hastanede yatma, kontrol kaybı ve bağımlılık duygularına neden olabilir. Buna bağlı olarak bazılarında içe kapanma ve pasif bir şekilde her şeye boyun eğme görülürken, bazılarında ise agresif davranışlar görülebilmektedir [1,4].
12- 18 Yaş (Adölesan dönemi)
Benlik saygısı, beden imgesi, bağımsızlık, akran grubuna ait olma, gizlilik ve cinsellik adölesan dönemi için önemli kavramlardır. Kontrol kaybı ve yabancı bir ortamda bulunma adölesanın kaygı duymasına neden olur. Hastanede yatma ebeveynlere bağımlılığı arttırabileceği için çaresizlik ve öfke yaşamalarına yol açar.
Fonksiyon kaybı ve fiziksel görünümündeki değişiklikler adölesan için son derece
Bir çocuğun hastalanması ve hastaneye yatırılması
tüm aile üyelerini fiziksel, duygusal, sosyal, zihinsel ve spiritüel (manevi)
yönlerden etkilemektedir.
Çocuğu akut bir hastalık nedeniyle hastaneye yatırılan ebeveynlerin
tepkileri; hastalığın ciddiyeti, tanı ve tedavi
işlemleri, hastalık deneyimi vb.
nedenlerden etkilenmektedir.
travmatize edici bir durumdur. Bu değişiklikler beden imgesinin bozulmasına ve akran grubu tarafından reddedilme korkusunun oluşmasına neden olabilmektedir.
Adölesanlar hastanede yatma stresi ile baş etmek için erişkinlerin kullandığı baş etme yöntemlerini kullanabilirler (içe kapanma, inkar, karşıt tepki verme vb.).
Örneğin, agresif ve küçümseyici davranan adölesan aslında çok korkuyor olabilir (karşıt tepki verme) [1,4].
Bu nedenle akut hastalık nedeniyle hastaneye getirilen çocuklara gelişim dönemleri dikkate alınarak;
• Neden hastaneye gitmeleri gerektiğinin anlatılması,
• Hastanede yapılacak olan tıbbi işlemler sırasında ebeveynlerden en az birinin çocuğun yanında olması,
• Sağlık profesyonellerinin (hekim, hemşire) açıklayıcı ifadeler kullanması, çocuk ve aileye karşı hoşgörülü davranması çok önemlidir.
Halk arasında akut hastalıkların genelde çocuğun gelişimi ve davranışları üzerinde dikkate değer etkilerinin olmadığı bilinse de, akut hastalıkların önemsiz olduğunu düşünmek hatalıdır. Çocuk hastaların değerlendirilmesinde iki ana psiko- sosyal prensip mutlaka akla gelmelidir. Bunlar:
• Her yaş grubunda ve her çocukta farklı bir psiko-sosyal yapı ve algılama kapasitesi vardır.
• Her çocuk ailesi ile birlikte bir sistem olarak ele alınmalıdır.
Çünkü hastaneye yatma, çocuk ve ailesi için travmatik (örseleyici/rahatsiz edici) bir durumdur ve hastanede kısa süreli kalış bile ebeveynlerden/ aileden ayrı kalma, çaresizlik ve kan alma gibi ağrılı işlemler çocuk için korkutucu olabilir.
Akut hastalık nedeniyle hastanede uzun süre yatan çocuklarda, kısa süreli yatışlarda gözlenen tüm bulgular görülmekte, ayrıca çocuğun zaman kavramı ve bulgulardır. Sık ve uzun süreli yatışlar çocukların öğrenme düzeylerini, dolayısıyla akademik başarılarını da etkileyebilmektedir [1,3,4].
Akut Hastalık Nedeniyle Çocuğun Hastanede Yatmasının Aileye Etkileri
Çocuğun hastanede yatması, ailenin alışageldiği yaşantısını ve aile bireylerinin rollerini etkileyen bir durumdur [1]. Çocuğun hastalanması ve hastaneye yatırılması tüm aile üyelerini fiziksel, duygusal, sosyal, zihinsel ve spiritüel (manevi) yönlerden etkiler. Özellikle Yoğun Bakım Ünitelerine yatırılan çocukların aileleri “kriz” yönünden risk altındadır [4].
Ebeveynlere etkisi
Çocuğu akut bir hastalık nedeniyle hastaneye yatırılan ebeveynlerin tepkileri; çocuğun hastalığının ciddiyeti, tanı ve tedavi işlemleri, daha önceki hastalık ve hastaneye yatış deneyimleri, baş etme yetenekleri, benlik güçleri, aile içi iletişim örnekleri ve ilave stres nedenlerinden etkilenir. Özellikle ciddi akut hastalıklarda ebeveynler ilk olarak inanmama/ inkar etme tepkisi verirler. Hastalık gerçeğinin anlaşılması ile öfke, suçlama, suçluluk tepkileri ön plana çıkar.
Ebeveynler çocuğun hastalığında kendileri ya da başkalarının ihmali olup
Ailede bir çocuğun hastalığı sağlıklı
kardeşleri de etkilemektedir.
olmadığını sorgularlar. Hayati risk yaratmayan hastalıklarda da ebeveynler kendi rollerini gerçekleştirme yeterliliklerini sorgulayıp, çocuğun hastalığı nedeniyle suçluluk yaşayabilirler. Çocuklarının acı çekmesini engelleyemeyen ebeveynlerde yoğun kaygı ve acı çekme tepkisi görülür [4].
Kaygılı ebeveynler; huzursuz ve irritedirler, öfkelidirler, yüksek sesle
bağırabilirler ya da içe dönebilirler. Agresif davranışlarını çocuğa bakım verenlere yöneltebilirler. Ebeveynlerin tepkileri kültürel inançlarından ve değerlerinden de etkilenir. Çocuğun hastalığı nedeniyle kendilerini suçlayabilirler ya da tanrının verdiği bir ceza olarak algılayabilirler [1].
Çocuğunun bakımında hekim ve hemşireye göre ikinci plana düştüğünü hisseden ebeveynler ise; kontrol kaybı, güçsüzlük, çaresizlik yaşarlar [4,5].
Hastanede yatan çocuğun ebeveynlerinin kaygı ve hayal kırıklığı duymalarına neden olan faktörler:
• Tanı süreci
• Çocuğun tedaviye verdiği yanıt
• Sağlık personelinin yaklaşımları
• Yabancı bir ortamda bulunma ve hastane kuralları
• Çocuktan ayrı kalma
• Kimlerden ne bekleyeceklerini ve kendilerinden ne beklendiğini bilmeme
• Suçluluk duygusu
• Rollerinin değişmesi
• Çocuğun acı çekmesi
• Çocuğun durumuna yönelik bilgilenme ve kararlara katılma düzeyi
• Çocuğun enfeksiyonu varsa, enfeksiyonun diğer aile bireylerine de yayılması
• Ekonomik güçlükler
• Evde kalan diğer aile bireylerinin bakım sorunları [1,4].
Hasta çocuğun yanı sıra ailede bakım gerektiren başka üyesi bulunan, çalışan ve zorlu iş yaşamına sahip olan, destek kaynakları ve baş etme yetenekleri ile ekonomik güçleri zayıf ebeveynlerde, tükenme ve depresyon sık görülmektedir [1].
Kardeşlere etkisi
Çocuğun hastalığı kardeşleri de etkiler. Ebeveynlerin çoğunlukla hastanede olması kardeşlerin yaşam biçimlerinde değişiklik yaratarak strese neden olur.
Kardeşlerinin hasta olmasına üzülme, durumuna yönelik yeterli bilgiye sahip olmama nedeniyle sağlıklı kardeşlerde;
• Kontrol kaybı,
• Çaresizlik,
• Benzer hastalığın kendilerinde de olma olasılığına bağlı kaygı,
• Geçmişte hasta kardeşle yaşanan olumsuz ilişkiler nedeniyle suçluluk,
• Ebeveynlerin hasta kardeşle ilgilenmelerini kıskanma ve öfke hissetme sık yaşanan duygusal tepkilerdendir.
Kronik hastalıklar, akut hastalıklardan farklı olarak, yaşamı uzun süre etkileyen ve kısıtlamalar getiren
durumlardır.
Ebeveynler genellikle hasta çocukları ile ilgilendiklerinden, sağlıklı
çocuklarının neler yaşadıklarını fark edemeyebilirler. Bu durum sağlıklı çocukların bilgisizlik, desteksizlik, yalnızlık, suçluluk, suçlama, çaresizlik, öfke, kıskançlık yaşamasına neden olur [4,5].
Akut Hastalığı Olan Çocuğun Hastaneye Yatmaya Hazırlanması
Çocuklar gelişimleri süresince birçok hastalıkla karşı karşıya kalabilmektedir ve akut veya kronik hastalıklar nedeniyle hastaneye yatmaları gerekebilir.
Hastaneye yatma çocuk için tramvatik bir durumdur ve çocuklar bu durumdan olumsuz etkilenebilirler. Bu olumsuzlukları en aza indirgemek için dikkatli davranılması bir zorunluluktur. Çocukların hastaneye yatırılmaları durumunda yaşları ve gelişim düzeyleri, sosyo-ekonomik ve kültürel durumları dikkate alınarak hastaneye hazırlayıcı eğitim verilmelidir. Hastaneye hazırlayıcı eğitim programları;
sağlık, hastane, hastane yaşamı, hastane personeli, hastanede kullanılan aletler, hastanede yapılan tıbbi işlemler konularını içermelidir [1,3,4].
Akut hastalığı olan çocuğun hastaneye yatmaya hazırlanması için çok az zamanı vardır. Eğer hastalık yaşamı tehdit edici nitelikte ise ebeveynlerin ve çocuğun kaygı düzeyleri önemli ölçüde yüksektir. Ailenin kaygısını azaltmak için ebeveynlere ve çocuğa bir birey olarak davranılmalıdır. Sağlık profesyonelleri (hekim ve hemşire) iletişimi açık tutmalı ve sık aralıklarla çocuğun durumu hakkında çocuğa ve ebeveynlerine bilgi vermelidir. Çünkü yapılacak tedavi ve işlemler konusunda çocuklara bilgi verilmemesi, onların korku ve kaygılarını arttırmaktadır. Sağlık profesyonellerinin, çocuğu işlemlere hazırlayabilmesi için her yaş grubundaki çocuğun bilişsel gelişim özelliklerini, endişelerini ve beklentilerini bilmesi gereklidir [3].
Çocuğun hastaneye yatmadan önce, hastaneye yatmaya hazırlama işlemi ebeveynler yardımıyla yapılması çok önemlidir. Çünkü bu durum uzun süreli olumsuz duygusal ve davranışsal sorunların azalmasını sağlamaktadır. Hastaneye yatmaya hazırlamada, ebeveynler tarafından çocuğa yapılacak açıklamalarda;
hastaneye yatışın bir ceza olmadığı, anne-babasının kendisini sevdiği, terk
edilmediği ve iyileşmesi için hastaneye yatırıldığı üzerinde odaklanılmalıdır. Ayrıca anaokulu veya ilkokul gibi eğitim kurumlarında öğrencilere gruplar halinde hastane gezileri düzenlenerek; hastanenin, sağlık ekibinin ve hastanede kullanılan malzemelerin (Örneğin; tansiyon aleti, derece, mezure, boy ölçer, tartı, maske, bone, abeslang (dil basacağı) vb.) tanıtılması çok önemlidir [4].
KRONİK HASTALIKLARIN ÇOCUK VE AİLEYE ETKİSİ
Günümüzde dünyanın birçok ülkesinde kronik hastalıklar, özellikle çocuk ve ergenler için giderek artan bir sağlık sorunu haline gelmektedir [1,7,8,9]. Dünya ile paralel olarak ülkemizde de kronik hastalıklar en önemli sağlık sorununu
oluşturmaktadır [1,9]. Bu durumdan hasta çocuklarla birlikte; anne-babalar, sağlıklı kardeşler ve yakın akrabalar da birinci derecede etkilenmektedir. Kronik hastalıklar hem hasta hem hasta yakınları hem de hastane çalışanları için yıpratıcı bir durumdur [1,7,10,11].
Kronik hastalık durumlarında çocuklarda; bilgi ve beceri eksikliği, sosyal
gelişimde gerileme, uyum zorlukları gibi
çeşitli davranış problemleri görülmektedir.
Kronik Hastalığın Tanımı
Kronik hastalık; Dünya Sağlık Örgütü tarafından “normalden sapma veya bozukluk gösteren, kalıcı yetersizlik bırakan, geriye dönüşü olmayan, patolojik değişiklikler sonucu oluşan, hastanın rehabilitasyonu için özel eğitim gerektiren, öz bakımında kişinin işlevini ve sorumluluğunu en üst düzeye çıkarmak için periyodik izlem ve destek bakım gerektiren durum” olarak tanımlanmaktadır [1,7,10].
Kronik Hastalıkların Çocuklara Etkisi
Kronik hastalıklar, akut hastalıklardan farklı olarak, yaşamı uzun süre etkileyen ve kısıtlamalar getiren durumlardır. Çocuğun yaşı, içinde bulunduğu koşullar, kişiliği, hastalığın tipi ve süresi gibi çeşitli etkenlere bağlı olarak çok hafiften önemli düzeylere kadar sıkıntı oluşturabilmektedir. Bu sıkıntı çocukta geçici ya da tüm yaşamı boyunca sürecek izler bırakabilmektedir. Kronik
hastalıklarda genellikle tam bir tedavi yoktur. Tedavinin amacı, kronik hastalığın olumsuz etkilerini olabildiğince azaltarak çocuk ve aileyi desteklemek,
güçlendirmek ve yaşam kalitelerini yükseltmektir. Kronik hastalıklar, hasta ve/veya aileye sürekli danışmanlık ve bakım için özel bir ekip gerektirir [1,7].
Kronik hastalık durumlarında çocuklarda görülen davranış problemleri
Kronik hastalığı olan çocuklar, aşırı koruyucu/kollayıcı aile yapısı olan toplumumuzda, özellikle annenin bu doğrultuda aşırı koruyucu/kollayıcı bakımı nedeniyle, sıklıkla bilgi ve beceri eksikliği ile büyümektedirler. Bu tavır nedeniyle çocukların sosyal gelişimi geriler.Sağlıklı çocuklarda çocuk büyüdükçe bakım verme azalırken, kronik hastalığı olan çocuklarda ise bakım, kollama ve engelleme artar. Bu nedenle kronik hastalığı olan çocuklarda;
• Ebeveynlere bağımlılık, ayrılık kaygısı, yoğun korkular,
• Dürtü denetimsizliği ve öfke nöbetleri,
• Uyum zorlukları,
• Yaşıtları ile iletişim kuramama,
• Oyun becerilerinde azalma sık görülmektedir [8].
Kronik hastalıklar, çocuğun bilişsel ve duygusal gelişimi üzerinde de kalıcı etkiler bırakabilir. Kronik hastalığa ilişkin çocuklarda ortaya çıkan duygusal tepkiler arasında;
• Yalnızlık,
• Ayrılık kaygısı,
• İzolasyon,
• Üzüntü,
• Kaygı,
• Gelecek korkusu,
• Çaresizlik,
• Depresyon,
• Öfke ve
• Ölüm korkusu en önde gelenleridir [7].
• Kronik hastalığı olan bir çocukta, yaşam tarzındaki değişiklikler:
Çocukların kronik hastalık nedeniyle hastanede yatmaya
tepkileri, yaş dönemlerine göre
değişmektedir.
• Benlik saygısında azalmaya neden olur.
Hastalığın sosyal ilişkilere getirdiği yükler, hastalığa uyum sağlama, komplikasyonlarla (bir ilacın ya da bir hastalığın doğuracağı yan etkiler) ilgili duyulan korku gibi faktörler;
• Depresyon gelişmesinde etkili olabilmektedir.
• Kronik hastalığı olan çocukların, hastalığın başlangıcında, alevlenme döneminde (rölaps) ve kötü prognoz sürecinde;
• Ölümle ilgili korku ve kaygıları da artabilir [7].
Çocukların kronik hastalığa özgü genel tepkilerini etkileyen faktörler
• Çocuğun duygusal ve bilişsel gelişim süreci
• Çocuğun hastalıktan önceki kişilik özellikleri ve önceki uyum yeteneği
• Çocuğun ayrılıklara gösterdiği psikolojik tepkiler
• Hastalığın ve sakatlığın ciddiyeti
• Hastalığın çocuğun fiziksel, psikolojik işlevlerine getirdiği sınırlamalar
• Hastalığın yarattığı kalıcı etki
• Hastalığın çocuk ve ailesi için taşıdığı anlam
• Hastalığın okul yaşantısına etkisi
• Ebeveyn-çocuk ilişkisinin hastalık öncesindeki düzeyi
• Ebeveyn-çocuk ilişkisinin kalitesi
• Sosyal destek sistemlerinin bulunup bulunmaması (1,7).
Farklı yaş dönemlerindeki çocukların kronik hastalık nedeniyle hastanede yatmaya tepkileri
0-1 Yaş (Bebeklik dönemi)
• Rutinleri bozulur.
• Motor gelişimi gecikebilir.
• Uyaran eksikliği yaşayabilir.
• Anne-bebek ilişkisi yeterli düzeyde olmayabilir (Anne hastalığı nedeni ile bebeğinden uzak durabilir.).
• Sık hastaneye yatışlarda ebeveyn-bebek ilişkisi kesintiye uğrar.
• Çevre ile iletişim sınırlanır.
• Temel güven duygusu gelişimi engellenebilir.
• Fiziksel rahatsızlık nedeni ile hareketlilik, uyku, beslenme üzerinde olumsuz etkiler olabilir [1,7,13].
1-3 Yaş (Oyun çocukluğu dönemi)
• Kronik hastalık nedeniyle artan kısıtlılıklar, çocuğun otonomi (özerklik) duygusunun gelişmesini etkileyebilir. Bu durumdaki çocuklar apatik (ilgisiz), pasif ve ebeveyne bağımlı olurlar. Ebeveynler bu durumda daha fazla koruyucu ve sınırlayıcı bir tutum içine girebilirler. Çocuğun motor becerilerini kullanmasını, hareket etme, konuşma ve çevreyi keşfetme yeteneklerini kısıtlayabilirler. Ebeveynlerin bu tutumu, çocuğun otonomi geliştirme yeteneğini etkiler ve çocuk daha bağımlı hale gelir. Benlik saygısı azalabilir ve kendisini ayrı bir birey olarak görmesi güçleşir.
Okul öncesi dönemdeki çocuklar kronik hastalığı, olumsuz davranışları için verilen
bir ceza olarak algılayabileceğinden, kızgınlık ve küskünlüğe
neden olabilir.
• Çocuk aşırı sınırlamalarla edilgen olabileceği gibi, ailenin sınırsız tutumu nedeniyle dürtü kontrol bozuklukları da sergileyebilir.
• Bu yaş grubunda kronik hastalık; tuvalet, beslenme ve hijyen alışkanlıklarında sorunlar yaşanmasına neden olabilir.
• Egosentrik (benmerkezci) ve animistik düşünce (çocukların cansız nesnelere canlı muamelesi çekip oyuncaklarla konuşmaları) nedeniyle, 3 yaşın sonunda, “Hastalık benim yüzümden oldu.” şeklinde düşünebilir.
• Ebeveynlerden ayrıldığı zaman çocuk yoğun kaygı yaşar [1,7,13].
3-6 Yaş (Okul öncesi dönem)
• Kronik hastalık, bu yaş grubu çocukların akranlarıyla olan etkileşimlerini, çevreyi ve sosyal becerileri öğrenmelerini engelleyebilir. Çocuğun
bağımsızlığı ve girişimciliği etkilenebilir.
• Bu yaş grubundaki çocuklar hastalığı, olumsuz davranışları için verilen bir ceza olarak algılayabilirler. Bu algıyla birlikte gelen kısıtlamalar kızgınlık ve küskünlükle sonuçlanabilir.
• Disiplin yöntemlerinin uygulanmamasıyla beraber olgunlaşmamış
davranışlar görülebilir. Çocuk, aynı yaş grubundaki diğer çocuklarla birlikte olduğunda ya da okulda, nasıl davranması gerektiğini bilemeyebilir.
Arkadaş grubu tarafından “bebek” diye nitelendirilebilir. Akran ilişkileri aracılığı ile iş birliği yapmayı ve öfkesini uygun şekilde ifade etmeyi öğrenmediği zaman sosyal izolasyon ve yalnızlık görülebilir.
• Hastalığa bağlı fiziksel kısıtlılıklar ve enerjinin azalması, çocuğun motor ve sosyal beceriler geliştirme yeteneğini ve normal bilişsel gelişimini
sınırlayabilir.
• Bedeninin zarar göreceği endişesi, özellikle genital bölgeyi ilgilendiren işlemler kastrasyon korkusunu (erkek çocukların penisini kaybetme korkusu) arttırabilir. Bunun yanı sıra, hastalık nedeniyle belirli vücut fonksiyonlarının kontrolünü kaybeden çocuklarda (Örneğin, yürüyememe) aşağılık duygusu gelişebilir.
• Yetersiz rol modeli olduğunda cinsel kimliğini kazanması gecikebilir [1,7,13].
6-12 Yaş (Okul çocukluğu dönemi)
• Bu yaşlarda bağımsızlık ve akran grubu önemlidir. Çocuktaki fiziksel yetersizlik, onun bir gruba ait olma duygularını etkileyebilir.
Yetersizliklerini saklamak için sosyal ilişkilerden uzak durabilir, yalnızlık ve izolasyon duyguları yaşayabilir.
• 7-10 yaş arasındaki çocuklar hastalığı anlar, tedavinin gerekliliğini bilir;
ancak tedavi ekibinin kendisini anlamadıklarını, çektiği acıyı ve sıkıntıyı değerlendiremediklerini düşünür.
• Bu yaş grubundaki çocukların; çalışkanlık, girişkenlik ve başarı duygularını geliştirmeye gereksinimleri vardır. Çocukların bu duygularını
geliştirememesi, düşük benlik saygısına neden olabilir.
• Çocuğun fiziksel yetersizliği varsa spor aktivitelerine katılımını etkileyebilir.
Hastalık nedeniyle okula devam edememe, çocuğun akademik sorunlar
Kronik hastalık adölesanların bağımsızlıklarını, cinsel
gelişimlerini, meslek seçimlerini ve
eğitimlerini etkileyebileceğinden
ergenlik döneminde yaşanan güçlükleri daha
da arttırır.
yaşamasına yol açabilir. Bazen aileler çocuklarının hastalığını gizleyebilirler. Bu nedenle öğretmenlerine ve arkadaş grubuna bilgi verilmesi gereklidir. Okul, aile ve çocuk arasındaki ilişkinin kurulmasına yardım edilmelidir.
• Kronik hastalığı olan çocuğun duygularını ifade etmesi desteklenmelidir.
Çocuğun kendi durumuyla baş etmesine yardım edilmeli ve diğer olumlu yönlerini görmesi sağlanmalıdır [1,7,13].
12-18 Yaş (Adölesan dönemi)
• Ergenlik dönemi, doğası gereği zor bir dönemken, eklenen kronik bir hastalık yaşanan güçlükleri daha da arttırır.
• Kronik hastalık adölesanların bağımsızlıklarını, cinsel gelişimlerini, meslek seçimlerini ve eğitimlerini etkileyebilir.
• Adölesan için fiziksel görünüm, beceriler ve yetenekler, akran grubuna kendini kabul ettirebilmesi için önemlidir. Bu alanlardaki yetersizlikler nedeniyle adölesan kendini gruptan ayrılmış hissedebilir. Benlik kavramı ve benlik saygısı önemli ölçüde etkilenebilir. Özellikle gözle görülen fiziksel defektlerde, adölesanlar yoğun keder ve öfke yaşarlar. Kendilerini
akranlarından farklı hissederler.
• Kronik hastalığı olan adölesanlar, hastalıklarını gizlemeye çalışabilirler ve bu nedenle kendilerine zarar verebilirler. Örneğin; diyabetli bir çocuğun okulda insülin iğnesini yapmaması, diyetine dikkat etmemesi. Bu nedenle çocuğun hastalığı hakkında okuldaki öğretmenlerine bilgi verilmelidir.
Çocuk, benzer hastalığı olan ve hastalığına iyi uyum yapmış akranlarıyla tanıştırılmalı ve hastalığı ile en iyi şekilde yaşamasını öğrenmesine yardım edilmelidir.
• Bağımsızlığını kazanmaya çalışan adölesan, hastalığı nedeniyle kendini bağımlı hissedebilir. Bu nedenle, adölesanın bağımsız olabileceği alanlar belirlenmeli ve bakım becerisini geliştirmesine yardım edilmelidir.
• Adölesan, sorunların yaşam süresini azalttığını düşünebilir. Bu durum depresyon ve intihar düşüncelerine yol açabilir. Bazen tedavi ekibi ile sürtüşme ve tedaviye uyumsuzluk, ergenin intihar düşüncelerinin bir nedeni olabilir [1,7,13].
Kronik Hastalıkların Aileye Etkileri
Tüm aileler çocuklarının fiziksel ve duygusal sorunları olmaksızın
büyüyeceğini ve gelişeceğini ümit eder. Ailede kronik hastalığa sahip bir çocuğun bulunması tüm aileyi etkiler ve aile bireylerinin ciddi düzeyde stres yaşamalarına neden olur [1].
Ebeveynlere etkisi
Kronik hastalığı olan bir çocuğa sahip olmak ailenin tüm hayallerinin yıkılmasına neden olur. Aile bir kayıp yaşar. Çocuğa kronik hastalık tanısı konulduğunda ebeveynler çeşitli aşamalardan geçer:
1- Şok ve inkar, 2- Keder/uyum ve
Ailede kronik hastalığa sahip bir çocuğun bulunması, tüm aileyi ve ailenin döngüsünü
etkiler.
3- Kabullenme aşamalarını yaşar [1,7,13].
Hastalık sırasında komplikasyonlar ortaya çıktıkça ya da çocuk ciddi sorunlar ile karşılaştıkça bu aşamalar tekrarlayabilir, bir önceki aşamaya tekrar dönülebilir ya da bir aşamada kalabilir. Bu gibi durumlarda ebeveynler, profesyonel yardıma gereksinim duyabilir [1,7].
Kronik hastalık tanısı, aileler için çeşitli kayıpların yanında, yaşamlarını kronik hastalığın getirdiği değişime göre yeniden düzenlemeleri anlamındadır.
Değişen koşullara göre aile üyeleri, günlük yaşamlarını ve ailedeki rollerini yeniden tanımlar ve bu değişime optimum düzeyde uyum yapma çabasını gösterir. Ailenin uyum sürecinde birçok faktör etkilidir. Ailenin uyum sürecinde etkili olan faktörler Tablo 5.1.’de verilmiştir [7].
Tablo 5.1. Ailenin Kronik Hastalığa Uyumunu Etkileyen Faktörler
•
Ebeveynlerin yaşı•
Ailenin yaşam biçimi•
Ailenin yapısı•
Ailenin eğitim düzeyi•
Ailenin ekonomik kaynakları•
Aile bireyleri arasındaki ilişki•
Ailenin problem çözme yetenekleri•
Evlilik ilişkileri ve evlilik sorunları•
Sosyal ve profesyonel destek sistemleri•
Toplumun kültürel özellikleri•
Diğer kardeşler arasındaki ilişki•
Geçmiş deneyimleri•
Çocuğun yaşı•
Çocuğun sağlık durumu•
Hastalığı anlayabilme düzeyleri•
Hastalığın şiddeti ve süresi•
Hastalığın ölümcül oluşu•
Hastalığın ölümcül olmayışıKronik hastalıklar nedeniyle takip edilen çocuklar genellikle hastalıklarının şiddetine ve etkilerine göre yatarak tedavi edilebilmektedirler. Ancak klinik durumlarına göre tedavilerini ayaktan da alabilmektedirler. Ayaktan tedavi edilen çocuklar hekimin önerdiği ilaçları düzenli bir şekilde kullanarak önerilen
periyotlarda kontrollere çağrılarak takip edilir. Yatarak tedavi edilmesi gereken çocuklar ise genellikle anne refakatinde, tanısına veya yaş dönemine uygun bir servise yatırılarak tedavi edilir. Ancak kronik hastalıklarda hastane yatışları akut hastalıklarda olduğu gibi kısa süreli değil daha uzun süreli yatışlar şeklindedir.
Hastane yatışlarının uzun olması nedeniyle çocuk-aile ve sağlık personelinin uyum içerisinde olması gerekmektedir [1,9].
Ailede kronik hastalığa sahip bir çocuğun bulunması, tüm aileyi ve ailenin döngüsünü etkiler. Ailenin fiziksel, duygusal ve ekonomik dengelerini değiştirir, ailenin yaşamdan doyum almasını engeller ve yaşam kalitesini düşürür [7,11].
Kronik hastalık tanısı aileler için çeşitli kayıpların yanında, günlük
yaşamlarında farklı uygulamalar ve değişiklikler yapmaları gerektiği anlamındadır.
Tüm kronik hastalıklar ailenin ekonomik kaynaklarının tüketimini arttırmaktadır.
Uyum sorunları, ekonomik güçlükleri olan ailelerde daha çok görülmektedir.
Kronik hastalık ailenin sosyal yaşamını ve sosyal ilişkilerini de etkiler. Sosyal izolasyona yol açabilir. Kronik hastalığı olan çocuklar çevrelerindeki insanlarda;
Kronik hastalığın çeşidine ve şiddetine
bağlı olarak ve çocuklarının bakımından günde 24 saat sorumlu olmaları, aile üyelerinin “bakım yükünü” arttırmaktadır.
korku, kaygı ve ebeveynlerde utanç duygularına yol açabilirler. Ailenin sosyal yaşamı kısıtlanabilir ve aile içi aktiviteleri organize etmek güçleşebilir.
Çocuğun bakımının zaman alması nedeniyle eşlerin birbirlerine zaman ayıramamaları, birbirlerini suçlamaları ve ekonomik güçlükler evlilik ilişkilerini de etkileyebilir. Kronik bir hastalığı olan çocuğa sahip ailelerde eşler arası çatışma ve zorlanmalar daha sık yaşanmakla birlikte, boşanma oranı öteki ailelerden daha yüksek değildir [1,7,12].
Kronik hastalığın çeşidine ve şiddetine bağlı olarak aile üyeleri, çocukların bakımından günde 24 saat sorumlu olabilmektedir. Bu durum aile üyelerinin
“bakım yükünü” arttırmakta ve bunaltıcı olabilmektedir. “Bakım yükü” terimi, kronik hastalığı olan çocuğa bakmanın getirdiği zorluk ve taleplerin etkisini tanımlamak için kullanılmaktadır. Aile içinde ebeveynler sorumluluklarını yerine getirirken, kronik hastalığı olan çocuğun günlük bakımını sürdürmede zaman zaman zorlanırlar ve bu durum ebeveynlerin kendilerini yetersiz hissetmelerine neden olur. Kronik hastalığı olan çocuğun bakımında özellikle anneler, daha fazla sorumluluk almaktadır ve daha fazla yorulmaktadır. Bu durum da annenin tükenmişlik ve bazı ruhsal sorunları yaşamasına neden olmaktadır [7,12].
Aileler, kronik hastalığın aile sistemine girmesiyle birlikte pek çok kayıp yaşarlar. Hasta bireyin yaşadığı fiziksel ve işlevsel kayıpların yanı sıra, tüm aile için;
• Umutların,
• Geleceğe yönelik hayallerin,
• Rol tanımlarının,
• Hastalık öncesinde sahip olunan aile kimliğinin,
• Eklenen sorumluluklar nedeniyle özgürlüklerin kaybı yaşanır [12].
Çocuğun bakımıyla baş etmeye çalışan aile bireyleri hem fiziksel hem de ruhsal sorunlar yaşayabilirler. Aile bireylerinde çaresizlik, hayal kırıklığı ve depresyon oluşabilir. Aile için kronik hastalığı kabul etmek ve öncesinde sahip olduklarını değiştirmek zorunda kalmak büyük sıkıntı yaratabilir. Çocuğun gereksinimlerinin arttığı dönemler, ebeveynlerin de duygusal gereksinimlerinin arttığı kritik dönemlerdir. Bu dönemlerde ailenin iç ortamı ve dengesi bozulur.
Çocuğun her yeni kriz döneminde aile bireylerinde: kızgınlık, korku, endişe ve depresyon oluşabilir [7,12].
Kronik hastalığı olan çocukların, ebeveynleri ile sıklıkla bağımlı ve
olgunlaşmamış bir ilişkileri vardır. Aile bireylerinin çocuğa karşı aşırı koruyucu ve kollayıcı tutumları çocuğun bağımlılığını daha da destekler. Hastalığı nedeniyle akranlarından farklı davranan çocuğun ebeveynleri onu korumak için, çocuğu sorunları gizlemesi konusunda yönlendirebilir. Bu çaba, çocuğun utanılacak bir durumu olduğu ve bunu gizlemesi gerektiği duygusunu güçlendirir. Çocuğa
yüklenen bu zorlayıcı etkiler, onun olumsuz duygular geliştirmesine neden olabilir.
Kronik hastalığı olan bir çocukla yaşamaya uyum sağlayabilen ebeveynler ise, çocuk üzerinde gerekli ve gerçekçi sınırlamalar getirirler. Çocuğun öz bakımını, okul düzenini destekler ve yaşıtları ile ilişkisini geliştirirler [7,12].
Kronik hastalığın kardeşler üzerinde ”ilgi
ve statü kaybı”gibi olumsuz etkileri yanı sıra “empati kurabilme,
sabırlı olabilme” gibi olumlu etkileri de
vardır.
Sağlıklı kardeşler, kronik hastalığı olan
çocuk yetişkin olduğunda kendi başına
fonksiyon gösteremezse kendi
geleceklerinin nasıl etkileneceğinden de
endişe duyabilmektedirler.
Kardeşlere etkisi
Kronik hastalıkların, sağlıklı kardeşler üzerinde olumsuz etkiler yanı sıra olumlu etkileri de vardır.
1-Olumsuz etkiler: Bir çocuğa, “kronik hastalık” tanısı konması ile birlikte sağlıklı kardeş, kendisini alışkın olmadığı bir sürecin içinde bulur. Bu sürecin başlarında sağlıklı kardeşler; ilgi ve statü kaybı, kendi aileleri ve kendilerine ait alışkın
oldukları etkinliklerin ve rutinlerin kaybedilmesi, güvenlik kaybı, belirsizlik ve hasta kardeşin arkadaşlığının kaybı gibi çok çeşitli kayıplar ile karşı karşıya kalırlar.
Bununla birlikte ebeveynler de çoğu zaman; şok, inkar, keder aşamalarında sağlıklı kardeşi ihmal edebilirler.
Kardeşler, ciddi hastalık döneminde aile üyelerinin en mutsuz ve duygusal olarak en ihmal edilmiş bireyleridir. Sağlıklı kardeşler hastalık durumuna karşı;
depresyon, kızgınlık, kaygı, suçluluk duygusu ve sosyal izolasyon yaşarlar. Tüm ilgi kronik hastalığı olan kardeşe yöneltildiğinden, sağlıklı olan kardeşin duygusal gereksinimleri göz ardı edilebilirmiş gibi düşünülür. Bu düşünce sağlıklı kardeşte;
yalnızlık, üzüntü, kıskançlık ve ebeveynlerine ulaşamama duygularının yaşanmasına neden olur. Sağlıklı kardeşin hastalık sürecinde yaşayabileceği olumsuz yaşantılarda, ebeveynlerin depresyonu, evliliğin dengesi ve ebeveynlerle sağlıklı kardeşin iletişimi gibi etkenle etkilidir.
Hasta çocuğun hastaneye yatırıldığı dönemlerde, akrabalara, komşulara veya arkadaşlara bırakılan sağlıklı kardeşler öfke ve güvensizlik hissedebilir. Ayrıca ebeveynlerin sağlıklı kardeşten (yaşına ve bilişsel gelişimine bağlı olarak) ev işi yapma, küçük kardeşe bakma ve hasta kardeşin bakım sorumluluğunun verilmesi gibi beklentileri de olabilmektedir. Bu gibi beklentiler sağlıklı kardeşin ebeveynlere ve hasta çocuğa karşı kızgınlık ve öfke yaşamasına neden olabilir.
Yine kronik hastalıklar konusunda yeterli bilgi verilmeyen sağlıklı kardeşler, kardeşlerinin hastalığından dolayı kendilerini suçlayabilir, hastalığın bulaşıcı olacağını düşünebilir ve bundan dolayı da kaygı yaşayabilir.
Sağlıklı kardeşler hasta kardeşleri nedeniyle arkadaşları tarafından
reddedilmekten korkarlar. Ayrıca toplumun hastalıklar hakkındaki bilgisizliğinden kaynaklı, kardeşler arasındaki yakın özdeşim nedeniyle kronik hastalığı olan çocuğun özellikleri sağlıklı kardeşiyle de ilişkilendirilebilir. Bu nedenle sağlıklı kardeş de hasta çocuğun karşılaştığı damgalanmadan (stigmadan) etkilenir.
Sağlıklı kardeşler, kronik hastalığı olan çocuk yetişkin olduğunda kendi başına fonksiyon gösteremezse kendi geleceklerinin nasıl etkileneceğinden de endişe duyabilirler [1,7].
2- Olumlu etkiler: Kronik hastalığı olan bir kardeşe sahip olmak, sağlıklı kardeş üzerinde birçok olumsuz etkiler yaratmanın yanında; duyarlılığın artması, hastalar ve diğerlerine karşı empati kurabilme, sabırlı olabilme ve yaşamın değerini bilme gibi olumlu etkileri de olabilmektedir [7].
Ör nek
•Akut bir hastalık nedeniyle bir hafta hastanede yattıktan sonra tırnak yeme ve altını ıslatma davranışları başlayan beş yaşındaki çocukta ne olabilir?
•Bir okulun anaokulu öğrencilerine hastane gezisi düzenlenerek;
hastane, sağlık ekibi ve kullanılan malzemeler (Örneğin: tansiyon aleti, ateş ölçer, mezure, boy ölçer, tartı, maske, bone, abeslang (dil basacağı) vb.) tanıtılmış ve çocukların hastane, doktor, hemşire korkusunun azalması sağlanmıştır.
Bi re ys el Et kin lik
• Akut hastalık durumlarında çocuklarda görülen davranış problemlerini sıralayınız.
• Akut hastalık durumunda çocukların hastanede yatmaya tepkisini etkileyen faktörler nelerdir? Açıklayınız.
• Hastaneye yatma çocuk için ne anlam taşır?
• Sağlıklı çocuklara nasıl bir hastaneye hazırlayıcı eğitim programı sunabilirsiniz?
• Kronik hastalık durumlarında çocuklarda görülen davranış problemlerini sıralayınız.
• Bebeklik dönemindeki çocukların kronik hastalık nedeniyle hastanede yatmaya tepkilerini sıralayınız.
• Çocuğuna kronik hastalık tanısı konulan ebeveynlerin geçtiği aşamaları açıklayınız.
• Kronik hastalığın sağlıklı kardeşler üzerindeki olumsuz etkileri
sıralayınız.
Öze t
•AKUT HASTALIKLARIN ÇOCUK VE AİLE ÜZERİNE ETKİSİ
•Akut hastalıklar; aniden gelişen, herhangi bir kaza, yaralanma sonucu ortaya çıkan, kısa süreli devam eden, tedavisi mümkün olan hastalıklar olarak tanımlanmaktadır.
•AKUT HASTALIKLARIN ÇOCUKLAR ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ
•Akut hastalık nedeniyle hastaneye yatış, çocuğun yaşına ve yatış nedenine bağlı olarak çocuklar ve aileleri için değişik ölçülerde travmatik bir
durumdur ve çocuklar bu durumdan olumsuz etkilenebilirler.
•Akut Hastalık Durumlarında Çocuklarda Görülen Davranış Problemleri
•Çocuğun akut bir hastalık nedeniyle hastaneye yatması sonucu, strese bağlı yaş grubuna özgü olmayan çeşitli davranışlara (regresyon) ve davranış değişikliklerine neden olduğu gibi, çocuğun büyüme ve gelişmesi üzerine de olumsuz etkileri vardır.
•Akut Hastalık Durumunda Çocukların Hastanede Yatmaya Tepkisini Etkileyen Faktörler
•Çocukların hastanede yatmaya tepkisini etkileyen faktörler; çocuğun yaşı ve gelişim düzeyi , çocuğun mizacı, daha önceki hastalık deneyimleri, hastalığı ve hastanede yatmayı algılayışı, hastalık tanısının ciddiyeti, hastalığın süresi ve tipi, hastanede yatmaya hazırlanıp hazırlanmadığı, vb. şeklinde
açıklanabilir.
•Farklı Yaş Dönemlerindeki Çocukların Hastanede Yatmaya Tepkileri
•Akut hastalık nedeniyle çocukların hastanede yatmaya tepkileri, yaş dönemlerine göre farklıdır.
•AKUT HASTALIK NEDENİYLE ÇOCUĞUN HASTANEDE YATMASININ AİLEYE ETKİLERİ
•Çocuğun hastalanması ve hastaneye yatırılması tüm ailenin yaşantısında önemli değişikliklere neden olmaktadır.
•Ebeveynlere Etkisi
•Akut hastalık nedeniyle hastaneye yatırılan çocukların ebeveynlerinin, hastane deneyimleri az olduğu için, durumluk kaygı düzeyleri yüksektir.
•Kardeşlere Etkisi
•Çocuğun hastalığı sağlıklı kardeşleri de etkilemektedir. Ebeveynlerin çoğunlukla hastanede olması sağlıklı kardeşlerin yaşam biçimlerinde de değişiklik yaratarak, sağlıklı kardeşlerde strese neden olmaktadır.
•Akut Hastalığı Olan Çocuğun Hastaneye Yatmaya Hazırlanması
•Akut hastalığı olan çocuğun hastaneye yatmaya hazırlanması için çok az zamanı vardır. Çocuğun hastaneye yatmadan önce hazırlama işlemi, uzun süreli olumsuz duygusal ve davranışsal sorunların azalmasını
sağlayacağından, ebeveynler yardımıyla yapılması çok önemlidir.
•Ayrıca, anaokulu veya İlkokul gibi eğitim kurumlarında öğrencilere gruplar halinde hastane gezileri yapılarak; sağlık, hastane, hastane yaşamı, hastane personeli, hastanede kullanılan aletler, hastanede yapılan tıbbi işlemler konularını içeren hastaneye hazırlayıcı eğitim programları düzenlenmelidir.
•KRONİK HASTALIKLARIN ÇOCUK VE AİLE ÜZERİNE ETKİSİ
•Kronik hastalıklar; normalden sapma veya bozukluk gösteren, kalıcı yetersizlik bırakan, geriye dönüşü olmayan, patolojik değişiklikler sonucu oluşan, hastanın rehabilitasyonu için özel eğitim gerektiren, öz bakımında kişinin işlevini ve sorumluluğunu en üst düzeye çıkarmak için periyodik izlem ve destek bakım gerektiren bir durum olarak tanımlanmaktadır.
Öze t (d ev amı )
• KRONİK HASTALIKLARIN ÇOCUKLAR ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ
•Kronik hastalıklar, yaşamı uzun süre etkileyen ve kısıtlamalar getiren durumlardır. Çocuğun yaşı, içinde bulunduğu koşullar, kişiliği, hastalığın tipi ve süresi gibi çeşitli etkenlere bağlı olarak çok hafiften önemli düzeylere kadar sıkıntı oluşturabilmektedir. Kronik hastalıklarda genellikle tam bir tedavi yoktur.
•Kronik Hastalık Durumlarında Çocuklarda Görülen Davranış Problemleri
•Kronik hastalıklar, cocuğun bilişsel ve duygusal gelişimi uzerinde kalıcı etkiler bırakabilir. Özellikle aşırı koruyucu kollayıcı aile yapısı olan toplumumuzda kronik hastalığı olan çocukların: sosyal gelişimi geriler ve daha çok ebeveyne bağımlı olarak, ayrılma kaygıları ve yoğun korkular ile büyürler. Bu kaygı ve korkular ise kronik hastalığı olan çocuklarda; dürtü denetimsizliği ve öfke nöbetlerine, uyum zorluklarına, yaşıtları ile iletişim kuramamaya ve oyun becerilerinde azalmaya neden olmaktadır.
•Çocukların Kronik Hastalığa Özgü Genel Tepkilerini Etkileyen Faktörler
•Bu faktörler: çocuğun duygusal ve bilişsel gelişim süreci, hastalıktan önceki kişilik özellikleri ve önceki uyum yeteneği, ayrılıklara gösterdiği psikolojik tepkiler, hastalığın ciddiyeti, hastalığın çocuğun fiziksel, psikolojik işlevlerine getirdiği sınırlamalar, hastalığın yarattığı kalıcı etki, hastalığın okul
yaşantısına etkisi, vb. şeklinde açıklanabilir.
•Farklı Yaş Dönemlerindeki Çocukların Kronik Hastalık Nedeniyle Hastanede Yatmaya Tepkileri
•Çocukların kronik hastalık nedeniyle hastanede yatmaya tepkileri yaş dönemlerine göre değişmektedir.
•KRONİK HASTALIKLARIN AİLE ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ
•Ailede kronik hastalığa sahip bir çocuğun bulunması tüm aileyi etkiler ve aile bireylerinin ciddi düzeyde stres yaşamalarına neden olur.
•Ebeveynlere Etkisi
•Kronik hastalığı olan bir cocuğa sahip olmak ailenin tum hayallerinin yıkılmasına neden olur. Aile bir kayıp yaşar. Çocuğa kronik hastalık tanısı konulduğunda ebeveynler; şok ve inkar, keder/uyum ve kabullenme gibi çeşitli aşamalardan geçer. Hastalık sırasında komplikasyonlar ortaya çıktıkca ya da çocuk ciddi sorunlar ile karşılaştıkca bu aşamalar tekrarlayabilir.
•Kardeşler Üzerindeki Etkileri
•Kronik hastalıkların sağlıklı kardeşler üzerinde olumsuz etkiler yanısıra olumlu etkileri de vardır. Bir çocuğa, “kronik hastalık” tanısı konması ile birlikte sağlıklı kardeş, kendisini alışkın olmadığı bir sürecin içinde bulur. Bu sürecin başlarında sağlıklı kardeşler; ilgi ve statü kaybı, kendi aileleri ve kendilerine ait alışkın oldukları etkinliklerin ve rutinlerin kaybedilmesi, vb.
gibi çok çeşitli kayıplar ile karşı karşıya kalmaktadır.
•Sağlıklı kardeşler, ciddi hastalık döneminde aile üyelerinin en mutsuz ve duygusal olarak en ihmal edilmiş bireyleridir. Tüm ilgi kronik hastalığı olan kardeşe yöneltildiğinden, sağlıklı kardeşte; yalnızlık, üzüntü, kıskançlık ve ebeveynlerine ulaşamama gibi duyguların yaşanmasına neden olur.
•Bunun yanısıra, kronik hastalığı olan bir kardeşe sahip olmak, sağlıklı kardeş üzerinde bir çok olumsuz etkiler yaratmanın yanında; duyarlılığın artması, hastalar ve diğerlerine karşı empati kurabilme, sabırlı olabilme ve yaşamın değerini bilme gibi olumlu etkileri de olabilmektedir.
DEĞERLENDİRME SORULARI
1. Akut Hastalıkların özellikleri arasında aşağıdakilerden hangisi bulunmaz?
a) Hastaneye yatırılan çocukların ve ailelerinin durumluk kaygı düzeyleri daha yüksektir.
b) Hastane yatışları kısa süreli değil, uzun sürelidir.
c) Çocuk, hastalığının şiddetine ve etkisine göre ayaktan ya da hastanede yatarak tedavi edilebilmektedir.
d) Aniden gelişen, herhangi bir kaza, yaralanma sonucu ortaya çıkan ve tedavisi mümkün olan hastalıktır.
e) Olayın ciddiyeti ve çocukta oluşabilecek fiziksel problemlerin derecesine göre tedavi süresi tam olarak belirlenemeyen durumlardır.
2. Akut hastalık durumlarında çocuklarda görülen davranış problemleri arasında aşağıdakilerden hangisi yer alır?
a) Dürtü denetimsizliği b) Öfke nöbetleri c) Uyum zorlukları d) Regresyon
e) Yaşıtları ile iletişim kuramama
3. Çocuk için hastaneye yatmanın taşıdığı anlamlar arasında aşağıdakilerden hangisi yer almaz?
a) Yabancı ortam
b) Bağımlı olma, kontrol ve mahremiyetin kaybı c) Yeni arkadaşların edinildiği ortam
d) Acı veren işlemler e) Rutinlerinin bozulması
4. Fiziksel görünümündeki değişiklikler sonucu beden imgesinde bozulma, hangi yaş döneminin hastanede yatmaya tepkilerindendir?
a) Bebeklik dönemi (0-1 yaş)
b) Oyun çocukluğu dönemi (1-3 yaş) c) Okul öncesi dönem (3-6 yaş) d) Okul çocukluğu dönemi (6-12 yaş) e) Adölesan dönemi (12-18 yaş)
5. Hastanede yatan çocuğun ebeveynlerinin kaygı ve hayal kırıklığı duymalarına neden olan faktörler arasında aşağıdakilerden hangisi bulunmaz?
a) Tanı süreci
b) Çocuğun tedaviye verdiği yanıt c) Çocuğun cinsiyeti
d) Sağlık personelinin yaklaşımları e) Çocuğun acı çekmesi
6. Akut hastalık durumunda ebeveynler genellikle hasta çocukları ile ilgilendiklerinden, sağlıklı çocuklarının neler yaşadıklarını fark edemeyebilirler. Aşağıdakilerden hangisi bu durumda olan sağlıklı çocukların yaşadığı duygular arasında yer almamaktadır?
a) Kıskançlık b) Öfke c) Çaresizlik d) Özgürlük e) Suçluluk
7. Çocukların kronik hastalığa özgü genel tepkilerini etkileyen faktörler arasında aşağıdakilerden hangisi bulunmaz?
a) Çocuğun duygusal ve bilişsel gelişim süreci b) Çocuğun cinsiyeti
c) Hastalığın ve sakatlığın ciddiyeti
d) Hastalığın çocuk ve ailesi için taşıdığı anlam e) Hastalığın okul yaşantısına etkisi
8. Ailenin kronik hastalığa uyumunu etkileyen faktörler arasında aşağıdakilerden hangisi yer almaz?
a) Ebeveynlerin yaşı b) Ailenin yaşam biçimi c) Çocuğun yaşı
d) Aile bireyleri arasındaki ilişki e) Çocuğun doğum sırası
9. Kronik hastalığı olan çocuğa bakmanın getirdiği zorluğu ve taleplerin etkisini tanımlamak için kullanılan terim aşağıdakilerden hangisidir?
a) Bakım yükü b) Ekonomik yük c) Korku
d) Tükenmişlik e) Ruhsal sorunlar
10. Kronik hastalığı olan bir kardeşe sahip olmak, sağlıklı kardeş üzerinde birçok olumsuz etki yaratmanın yanında olumlu etkilere de neden olmaktadır. Aşağıdakilerden hangisi olumlu etkiler arasında yer almaz?
a) Duyarlılığın artması b) Empati kurabilme c) Sabırlı olabilme d) Kendilerini suçlama e) Yaşamın değerini bilme
Cevap Anahtarı 1.b, 2.d, 3.c, 4.e, 5.c, 6.d, 7.b, 8.e, 9.a, 10.d
YARARLANILAN KAYNAKLAR
[1] Törüner, E., Büyükgönenç, L. (2015). Hastanede Yatan Çocuk. Bölüm 6 ve Kronik ve Yaşamı Tehdit Edici Hastalığı Olan Çocuk. Bölüm 7. E. Törüner ve L. Büyükgönenç (Ed.), Çocuk Sağlığı Temel Hemşirelik Yaklaşımları içinde (s.
182-218). Ankara: Nobel Tıp Kitabevi.
[2] Melnyk, B.M. (1994). Coping with unplanned childhood hospitalization: effects of informational interventions on mothers and children. Nurs Res, 43, 50- 55.
[3] Başbakkal, Z., Sönmez, S., Şen Celasin, N., Esenay, F. (2010). 3-6 Yaş grubu çocuğun akut bir hastalık nedeniyle hastaneye yatışa karşı davranışsal tepkilerinin belirlenmesi. Uluslararası İnsan Bilimleri Dergisi, 7(1), 456-468.
[4] Cimete, G., Kuğuoğlu, S., Dede Çınar, N. (2013). Çocuk, Hastalık Ve Hastane Ortamı. Bölüm 3. Z. Conk, Z. Başbakal, H. Bal Yılmaz ve B. Bolışık (Ed.), Pediatri Hemşireliği içinde (s. 101-160). Ankara: Akademisyen Tıp Kitabevi.
[5] Er, M. (2006). Çocuk, hastalık, anne-babalar ve kardeşler. Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Dergisi, Nisan-Haziran, 49(2), 155-168.
[6] Gültekin, G., Baran, G. (2005). Hastalık ve çocuk. Aile ve Toplum, Ocak-Mart, 2(9), 61-68.
[7] Ak, B. (2013). Kronik ve Yaşamı Tehdit Edici/Ölümcül Hastalığı Olan Çocuk ve Hemşirelik Yaklaşımı. Bölüm 24. Z. Conk, Z. Başbakal, H. Bal Yılmaz ve B.
Bolışık (Ed.), Pediatri Hemşireliği içinde (s. 905-940). Ankara: Akademisyen Tıp Kitabevi.
[8] Avcı, A.(2018). Kronik Hastalığı Olan Cocuk ve Ergene Yaklaşım. Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Ders notları. (Erişim tarihi: 28.05.2018).
[9] Çavuşoğlu, H. (2013). Hastaneye yatmanın çocuk ve aile üzerindeki etkileri. H.
Çavuşoğlu (Ed.), Çocuk Sağlığı Hemşireliği-Cilt 1. Genişletilmiş 10. Baskı içinde. Ankara: Sistem Ofset Basımevi.
[10] Özdemir, Ü., Taşcı, S. (2013). Kronik hastalıklarda psikososyal sorunlar ve bakım. Erciyes Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Dergisi, 1(1), 57-72.
[11] Yüzer, S., Yiğit, R., Taşdelen, B. (2006). Çocuğu hastanede yatan annelerin aldığı sosyal destek ile depresyon düzeyleri arasındaki ilişki. Atatürk Üniversitesi Hemşirelik Yüksekokulu Dergisi , 9(4), 54-62.
[12] Atagün, M.İ., Balaban, Ö.D., Atagün, Z., Elagöz, M., Özpolat, A.Y. (2011).
Kronik hastalıklarda bakım veren yükü. Psikiyatride Güncel Yaklaşımlar, 3(3), 513-552.
[13] İnal Emiroğlu, F.N., Pekcanlar Akay, A. (2008). Kronik hastalıklar, hastaneye yatış ve çocuk. DEÜ Tıp Fakültesi Dergisi, 22(2), 99-105.