• Sonuç bulunamadı

AKP Hükümeti'nin Anayasa'n

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2021

Share "AKP Hükümeti'nin Anayasa'n"

Copied!
2
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

AKP Hükümeti'nin Anayasa'nın 169. ve 170. maddelerini değiştirmek suretiyle uzun zamandır üzerinde çalıştığı '2B' arazilerinin satışına ilişkin yasa tasarısında sona gelindi.

AKP Hükümeti tarafından 25 milyar dolar getirisi olması nedeniyle anayasa maddelerinin dahi değiştirilmek istendiği ve 2003 yılından bu yana Meclis'ten geçirilmeye çalışılan "Orman vasfını yitirmiş arazi" olarak tanımlanan "2B Yasası"nda sona gelindi. çalışmaları 3 bakanlıkça yürütülmesine rağmen, halk tarafından çok fazla bilinmeyen yasanın, rant dışında ne sosyal ne siyasal ne de ekolojik yaşama faydası var.

AKP Hükümeti'nin Anayasa'nın 169. ve 170. maddelerini değiştirmek suretiyle uzun zamandır üzerinde çalıştığı '2B' arazilerinin satışına ilişkin yasa tasarısında sona gelindi. 25 milyar Dolar gelir getirecek 2B ile ilgili taslak çalışmasını yürüten Maliye, Çevre ve Orman ile Bayındırlık ve İskân Bakanlıkları'nın hazırlayacağı taslağın, Bakanlar Kurulu'nda görüşüldükten sonra yılbaşına kadar Meclis'e gönderilmesi öngörülüyor. Bir önceki Cumhurbaşkanı tarafından iki kez veto edilmesine rağmen, AKP Hükümeti'nin 2003 yılından beridir ısrarla çalışmalarını yürütmeye devam ettiği ve Meclis'ten geçirmek istediği '2B Yasası' yani "orman vasfını yitirmiş" 473 bin hektar büyüklüğündeki orman arazisinin satışının yeniden gündeme gelmesi bu konudaki tartışmaları yeniden alevlendirmeye yetti.

Orman arazileri artık birer rant kapısı olacak

Hükümetin ısrarla üstünde durduğu, Türk Mühendisler ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) başta olmak üzere meslek ve çevre örgütlerinin ise, tüm güçleriyle karşı çıkmaya çalıştığı namı değer '2B Yasası'nın hukuksal bir kavram olması açısından kafalarda yarattığı geniş muğlâklığın dışında yönlendirilmiş bilgi olarak, "orman vasfını yitirmiş" olarak adlandırılması itibariyle halkın büyük bir bölümü tarafından çokta sorun olarak görülmüyor. Buna rağmen kadastro ve güncelleme işlemleri tamamlanan ve büyük bölümü sahil şeridinde yer alan Adana, Amasya, Ankara, Antalya, Aydın, Balıkesir, Bilecik, Bolu, Burdur, Bursa, Çanakkale, Çankırı, Denizli, Düzce, Edirne, Gaziantep, Hatay, Isparta, İstanbul, İzmir, Kahramanmaraş, Karabük, Kırıkkale, Kırklareli, Kocaeli, Kütahya, Manisa, Mersin, Muğla, Osmaniye, Sakarya, Samsun, Sinop, Tokat, Trabzon ve Yalova olmak üzere 36 ilde 2B arazileri satışa çıkarılacak. 2B nedir?

2B tanımı, orman arazilerinin önemli bir bölümünü için kullanılan 6831 sayılı Orman Yasası'nın 2. maddesinin (b) bendi'nin kısa adı aslında. Yani diğer anlamda söz konusu kanunun belirtilen bendine dayanılarak, "Devlet ormanı" sayılan, ancak orman kadastrosu çalışmaları sırasında "orman niteliğini kaybettiği" gerekçesiyle, Hazine adına "ormancılık düzeni dışına çıkarılan" arazilere kısaca 2B deniliyor. "Orman vasfını yitirmiş, kadastro marifetiyle orman alanları dışına çıkartılmış, bir daha geri kazanılamayan ve ıslah edilemeyen arazileri" 2B olarak tanımlayan Çevre ve Orman Bakanlığı'na göre; "2B" arazilerinin Türkiye'de kapsadığı alan 473.000 hektar. Orman Genel Müdürlüğü'nün 2004 yılı başı verilerine göre bu ise, bu rakamdan daha yüksek.

2B arazilerinin hukuksal serüveni

Ormanla ilgili politikalara ilk kez yer veren 1961 Anayasası'nın 131. maddesi'nin 2. fıkrası; "Devlet Ormanları, kanuna göre Devletçe yönetilir ve isletilir. Devlet Ormanlarının mülkiyeti, yönetimi ve isletilmesi özel kişilere devrolunamaz. Bu ormanlar zamanaşımıyla mülk edinilemez ve kamu yararı dışında irtifak hakkına konu olamaz" seklinde.

Ormanların güvence altına alındığı Anayasa'nın bu hükmüne karşın 1970'te çıkarılan 1255 sayılı Yasa ile;

"Anayasanın yürürlüğe girdiği tarihten önce bilim ve fen bakımından orman niteliğini tam olarak kaybetmiş olan tarla, bağ, meyvelik, zeytinlik gibi çeşitli tarım alanlarında veya hayvancılıkta kullanılmasında yarar bulunan topraklarla; şehir, kasaba ve köy yapılarının toplu olarak bulunduğu yerler dışında orman sınırlarında hiçbir daraltma yapılamaz" şeklinde değiştirildi. Yapılan bu ilk değişiklikle birlikte yasal güvence altındaki ormanlardan, orman dışına çıkarılma işlemleri de başlatıldı. Söz konusu yasayla kapının aralanmasının hemen akabinde 1973 yılında çıkarılan sınırlarının daraltılmasına olanak sağlayan 1744 sayılı Yasa'yla da ormanlara hukuksal manada 'ilk balta' vurulmuş oldu. Zaten yasanın beraberinde getirdiği, "Su ve toprak rejimine zarar vermeme" ile "orman bütünlüğünü bozmama" gibi bilimsel ölçütler de, daha sonra yapılan yasal değişikliklerle ortadan kaldırıldı.

(2)

1982 yılına gelindiğinde ise, yapılan yeni Anayasası'nın 169. maddesinde yapılan açıklamayla; "Orman olarak muhafazasında bilim ve fen bakımından hiçbir yarar görülmeyen aksine tarım alanlarına dönüştürülmesinde kesin yarar olduğu tespit edilen yerler ile, 31.12.1981 tarihinden önce bilim ve fen bakımından orman niteliğini tam olarak kaybetmiş olan tarla, bağ, meyvelik, zeytinlik gibi çeşitli tarım alanlarında veya hayvancılıkta kullanılmasında yarar olduğu tespit edilen araziler, şehir, kasaba ve köy yapılarının toplu olarak bulunduğu yerler dışında orman sınırlarında daraltma yapılamaz" denildi. 170. madde de ise bir önceki maddeye ek olarak: "31.12.1981 tarihinden önce bilim ve fen bakımından orman niteliğini tamamen kaybetmiş yerlerin değerlendirilmesi; bilim ve fen bakımından orman olarak muhafazasında yarar görülmeyen yerlerin tespiti ve orman içindeki köyler halkının kısmen veya tamamen bu yerlere yerleştirilmesi için Devlet eliyle anılan yerlerin ihya edilerek bu halkın yararlanmasına tahsisi kanunla düzenlenir" yaptırımı getirildi.

Söz konusu 170. Madde'de belirtildiği gibi 2B arazilerinin çok çeşitli seçenekleri içeren "değerlendirilmesi" hükmü, bugün AKP tarafından ise, sadece "satma" seçeneği olarak ele alınıyor ve sunuluyor. AKP'nin değiştirmek için yedi yıldır canla başla mücadele ettiği maddelerden 169. Madde siyasi muhalefet ve STÖ'lerin etkisiyle hükümet tarafından değiştirilmekten vazgeçilirken, 170. Madde değişikliği için hazırlanan iki yasa ise bir önceki Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer tarafından iki kez veto edilmişti.

Sosyal ve siyasal boyut

Arazilerin satılmasında halkın genel olarak göreceği zararın dışında en çok etkilenecek olanlara baktığımızda da karşımıza orman köylüleri çıkıyor. Geçim sıkıntılarını giderecek toprağı ormandan sağlayan, yıllık gelirleri 200-300 Dolar'ı geçmeyen orman köylülerinin satın alamayacağı bu arazileri ne yazık ki; yine onların ismi kullanılarak

yandaşlara satılıyor. Orman köylerinin kalkındırılmasına yönelik olarak, 1744 sayılı Yasa ile getirilen ve 6831 sayılı Orman Yasası'na eklenen Geçici 3. Madde; "Her yıl genel bütçenin binde birinden az olmamak üzere genel bütçeden yapılacak yardım" yapılmasını öngörmesine rağmen bu güne kadar hiçbir siyasi iktidar, bunu yerine getirmedi. Yoksul ve yoksun olarak nitelendirilebilinecek orman köylüsüne yönelik yasaların öngördüğü yatırımları yeterince yerine getirmeyen iktidarların ormanlara bakış açısı da 'oy ve para kazanma aracı' olmanın ötesine geçemedi.

Ekolojik yansımaları

Tüm bunların dışında 2B arazilerinin en büyük yıkımı ekolojik alanda göstereceği ise tahminin ötesinde bilinen bir sonuç. Sanki yalıtılmış, etkisiz, ayrı bir arazi parçasıymış gibi gösterilmekte olan bu arazilerin bitişiğinde bulunan milli park, tabiatı koruma alanı, orman, sulak alan vb. ekosistemlerin parçalanmasına neden olabileceği hususu bilinçli bir şekilde göz ardı ediliyor. Yine, bu alanların çeşitli amaçlarla yapılaşmaya açılması ve yapılaşma sonrasında çevreye salacağı katı, sıvı ve gaz atıkların ekosistemlere yapacağı olumsuz etkiler hesaba katılmıyor hali hazırda. Bu alanların yapılaşmaya açılması durumunda, gerekli altyapı hizmetlerinin götürülmesi için yeniden orman tahribine

yönelinecek. Bu alanların flora ve fauna özellikleri, katkıları ortadan kaldırılacak. Yani ekolojik felaket insan eliyle başlatılmış olacak.

Referanslar

Benzer Belgeler

[r]

muhafazas ında yarar görülmeyen yerler ise ancak orman köylülerine tarım arazisi olarak tahsis edilebiliyor. 31 Aralık 1981'den önce orman niteliğini kaybetmiş yerlerin

Türkiye'nin yıllık şeker gereksiniminin 2.5 milyon ton olduğunu ifade eden Tuncer, bunun yüzde 85'i şeker pancar ından, yüzde 15'i ise NBŞ'den karşılandığını belirterek,

Şavşat’ta Tigrat Deresi üzerinde suyun arıtmasını kolaylaştırmak ve su miktarını kontrol etmek için Devlet Su İşleri (DS İ) ekiplerince oluşturulan bentler

AKP hükümeti uluslararası gıda tekellerinin talebi doğrultusunda insan sağlığına zararlı olan ve genetiği değiştirilen m ısırdan üretilen nişasta bazlı şeker

fıkrasındaki "Bilim ve fen bakımından orman olarak muhafazasında yarar görülmeyen, aksine tarım alanına dönüştürülmesinde yarar olan alanlar ormancılık rejimi dışına

kullanılmasında yarar olduğu tespit edilen araziler ile şehir kasaba ve köy yapılarının toplu olarak bulunduğu yerleşim alanlar ının orman sınırları

Kuzey Kıbrıs Asgari Ücret Tespit Komisyonu, geçen yıl 950 YTL olarak uygulanan asgari ücreti, 1 Ocak 2008'den itibaren 1060 YTL olarak belirledi.. Kuzey K ıbrıs çalışma ve Sosyal