41
Kongre ve Toplantılardan İzlenimler / Meeting Highlights
DO I:10.4274/tnd.92195 Turk J Neurol 2017;23:41-42
52. Ulusal Nöroloji Kongresi’nin Ardından
Following the 52 nd National Neurology Congress
İpek Güngör Doğan
Darıca Farabi Devlet Hastanesi, Nöroloji Kliniği, Kocaeli, Türkiye
52. Ulusal Nöroloji Kongresi bu yıl 25 Kasım-1 Aralık 2016 tarihleri arasında Antalya’da yapıldı. Kongrenin ana teması
“Vasküler Nöroloji” idi. Prof. Dr. Şerefnur Öztürk’ün açılış konuşmasının ardından Türk Nöroloji Derneği Bilim ve Hizmet Ödülleri; Prof. Dr. Aynur Baslo ve Doç. Dr. Arif Çelebi’ye takdim edildi.
Kongrenin birinci günü ana konferansın ilk konuşmacısı Prof. Dr. Turgay Dalkara idi. “İskemik İnme Patogenizinde Gelişmeler” başlıklı sunumunda, trombolitik tedavide zaman vurgusunun kısmen doğru olduğuna dikkat çeken Dalkara, difüzyon-perfüzyon uyumsuzluğu olan hastalarda 6. saatten sonra sağlanan reperfüzyonun da yararlı olduğuna dair kanıtlar sunan
“Diffusion and Perfusion Imaging Evaluation for Understanding Stroke Evolution-2” çalışmasına atıf yaptı. Öte yandan, rekanalizasyon sonrası her zaman başarılı bir reperfüzyonun gerçekleşmeyebileceğini dile getiren Dalkara, bu noktada fokal serebral iskemide rekanalizasyon sonrası ortaya çıkan iskemi- reperfüzyon kaynaklı mikrovasküler hasarın etkilerine değindi.
Rekanalizasyon sırasında ortaya çıkan iskemi-reperfüzyon kaynaklı oksidatif ve nitratif stresin etkin bir şekilde kontrol altına alınmasının, tromboliz ve nöroproteksiyon başarısını arttırmak için gerekli ancak ihmal edilen bir konu olduğunu ifade ederek, genç nörologları bu yönde çalışma yapmaya davet etti.
Kongrenin ikinci günü, girişimsel nörolojinin Türkiye’de ve Dünya’daki tarihçesini katılımcılar ile paylaşan Prof. Dr. Reha Tolun, Girişimsel Vasküler Nöroloji’nin, Nöroloji Anabilim Dalı’nın yan dalı olarak yerini kanıtladığını ve halen gelişimini sürdürdüğünü ifade etti. Vasküler Nöroloji panelinin bu alanda iki yabancı konuğu “time is brain” “zaman beyindir” sloganından yola çıkarak güncel yaklaşımlara değinen Dr. Tudor G. Jovin ve Dr.
Mayank Goyal idi. Jovin, endovasküler trombektomide başarının artmasında gerekli olan kapıdan iğneye kadar geçen zamanın 30 dakikanın altına çekilmesinin ancak konvansiyonel görüntüleme tekniklerinin terkedilmesi ve hastanın doğrudan anjiyografi masasına alınması ile mümkün olacağına dikkat çekerek, girişimsel nörologları yeni bir strateji üzerinde düşünmeye davet etti.
Genç Fabry Hastalarında İnme Çalışması ‘Stroke in Young Fabry Patients’ (SIFAP) kongrede sunulan ilgi çekici çalışmalardan biri oldu. Almanya Rostock Üniversitesi’nden Dr. Arndt Rolfs’un sunduğu çalışma, genç inme hastalarından oluşan bir kohortu tanımlayan, prospektif ve gözlemsel, çok merkezli bir Avrupa çalışmasıydı. Çalışmanın birincil amacı, geniş bir örneklemde Fabry hastalığının sıklığını daha kesin olarak belirlemek; ikincil olarak da genç bir inme kohortunu inme nedenleri ve riskleri yönünde incelemekti. Çalışma, Nisan 2007-Ocak 2010 tarihleri arasında 47 merkezde, yaşları 18-55 arasında değişen iskemik- hemorajik inme ve geçici iskemik atak (GİA) tanılı toplam 5023 hastayı kapsıyordu. Analiz sonuçları, genç inme hastalarının
%1’inde Fabry hastalığının varlığını destekliyordu. Hastalık daha genç hastalarda daha yaygın olup, en sık görülen serebrovasküler hastalık sunumu iskemik inme ve ardından GİA idi. Sonuçlar, Fabry ilişkili mutasyonlardan S126G ve A143T mutasyonlarının yalnızca inme ile seyreden bir fenotiple ilişkili olduğuna dair verileri destekliyor; pek çok organı tutabilen bu hastalığın tek semptomlu olarak seyredebileceğine ve başlangıç tablosunun da inme olabileceğine işaret ediyordu. Rolfs sunumunu özetlerken, Fabry hastalığı için “iceberg” modeli örneğini verdi. İlk klinik sunumu iskemik inme olan olgular kadar, diyabetik olmayan ince lif nöropatili genç kadınlarda ve görüntülemelerinde atipik demyelinizan özellikler gösteren hastalarda Fabry hastalığının
Ya z›fl ma Ad re si/Ad dress for Cor res pon den ce: Dr. İpek Güngör Doğan, Darıca Farabi Devlet Hastanesi, Nöroloji Kliniği, Kocaeli, Türkiye Tel.: +90 535 510 65 77 E-posta: [email protected]
Ge lifl Ta ri hi/Re cei ved: 10.01.2017 Ka bul Ta ri hi/Ac cep ted: 10.01.2017
©Telif Hakkı 2017 Türk Nöroloji Derneği Türk Nöroloji Dergisi, Galenos Yayınevi tarafından basılmıştır.
Turk J Neurol 2017;23:41-42 İpek Güngör Doğan; 52. Ulusal Nöroloji Kongresi’nin Ardından
42
özellikle akılda tutulması gerektiğini vurguladı. Takiben, SIFAP çalışması doğrultusunda, İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’nden Doç. Dr. Derya Uludüz ve arkadaşları, Türkiye’de
<55 yaş inme hastalarının dahil edildiği, YOUNGFAR çalışmasının duyurusunu yaparak, inme merkezi olan klinikleri çalışmalarına davet ettiler.
Temanın Vasküler Nöroloji olduğu kongrede, nörolojinin pek çok alanında yer bulacak heyecan verici çalışmalar da katılımcılarla paylaşıldı.
Sözel sunum birinciliği, ülkemizde konjenital miyastenik sendromlara (KMS) ilişkin en geniş kohortu sunan ve desmin ilişkili bir KMS ile GFTP1 mutasyonuna ikincil distal tutulumun belirgin olduğu yeni bir KMS fenotipini tanımlayan Doç. Dr.
Hacer Durmuş ve arkadaşlarına verildi.
Ümit vaat eden çalışmalardan biri de klinik izole sendromlu (KİS) hastaların beyin omurilik sıvısı (BOS) incelemelerinde, multipl skleroza (MS) dönüşümü güçlü şekilde öngören HOXB3 proteini ilişkili biyobelirteç çalışması oldu. İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi, Demyelinizan Hastalıklar Polikliniği’ne
KİS tanısı ile başvuran, en az 5 yıllık izlemde MS'e dönüşen (n=20) ve dönüşmeyen (n=22) hastaların BOS incelemelerinin karşılaştırıldığı çalışmada; HOXB3 düzeyinin dönüşen grupta anlamlı düzeyde yüksek saptandığı; BOS’ta oligoklonal bant pozitifliği ile birleştirildiğinde, HOXB3 düzeyi yüksek olan hastaların büyük bir kısmının 5 yıl içinde MS geliştirdiği bildirildi.
Bir diğer çalışma, tedavi edilebilir ataksi nedenlerinden biri olan Niemann-Pick tip C’nin (NP-C) tanısında video-okülografi (VOG) çalışmasıydı. NP-C’de klinik sunumun sıklıkla serebellar ataksi ve vertikal supranükleer bakış parezisi (VSBP) olmasından yola çıkılarak, etiyolojisi belirlenememiş 50 dejeneratif ataksili hastanın tarandığı çalışmada, vertikal sakkad hızları horizontale göre anlamlı bozuk olan üç hastadan NP-C ön tanısı ile genetik inceleme istendiği ve incelemenin pozitif sonuçlandığı belirtildi.
Bu sonuç, NP-C’lerde görülen VSBP’yi manuel muayenede tespit edilemediği aşamada VOG ile tanımak, NP-C’lerde erken tanı ve tedavi olanağı sağlamak açısından heyecan verici karşılandı.