MAYIS - HAZİRAN 2021 / May - June 2021 / CİLT 31 - VOLUME 31
Sahibi İSMMMO Adına - Owner on behalf of the ISMMMO l YÜCEL AKDEMİR Genel Yayın Yönetmeni - Editor l HALİM BURSALI
Sorumlu Yazı İşleri Müdürü - Editorial Assistant l SENEM DURSUN ONARAN
DANIŞMA KURULU Advisory Board
YAYIN KURULU Publication Board
Prof. Dr. Rüstem HACIRÜSTEMOĞLU (Galatasaray Üniversitesi) Prof. Dr. S. Ateş OKTAR (İstanbul Üniversitesi)
Prof. Dr. Cemal İBİŞ (Işık Üniversitesi) Prof. Dr. Serdar ÖZKAN (İzmir Ekonomi Üniversitesi)
Prof. Dr. Volkan DEMİR (Galatasaray Üniversitesi)
Doç. Dr. İsmail Ufuk MISIRLIOĞLU (University of the West of England, UK)
Halim BURSALI (Genel Yayın Yönetmeni) Senem DURSUN ONARAN (Sorumlu Yazı İşleri Müdürü)
Tayyar GÜLER (Üye) Gülser ERTEKİN (Üye)
Hasgül BAL (Üye) Erdal AYDIN (Üye)
ÇÖZÜM
MALİ
İ K İ A Y L I K M E S L E K İ D E R G İ
®
ISSN: 1303-5444 E-ISSN: 2667-6737
Net 500 adet basılmıştır.
Dergi Adı: Mali Çözüm®
Dergimiz Proquest ABI/INFORM Global, EBSCO Business Source Complete ve ULAKBİM Sosyal Bilimler Veritabanları tarafından taranmaktadır.
İmtiyaz Sahibinin Adı, Soyadı ve Adresi: Yücel AKDEMİR Kurtuluş Caddesi No: 114 A Blok Kat:7 Kurtuluş-Şişli/İSTANBUL Genel Yayın Yönetmeni: Halim BURSALI
Kurtuluş Caddesi No: 114 A Blok Kat:5 Kurtuluş-Şişli/İSTANBUL Yazı İçerik-Teknik Sorumlusu: İlkim MENGÜLEREK Kurtuluş Caddesi No: 114 B Blok Kat:5 Kurtuluş-Şişli/İSTANBUL Grafik Tasarım ve Dizgi: Alican SEZER
Kurtuluş Caddesi No: 114 A Blok Kat:6 Kurtuluş-Şişli/İSTANBUL Yönetim Yeri Adresi: Kurtuluş Caddesi No: 114 Kurtuluş-Şişli/İSTANBUL Basımı Yapanın Adı, Soyadı ve Adresi:
Yayın Türü: Yerel-Süreli, 2 aylık
Dergimiz HAKEMLİ DERGİ olma özelliği taşımaktadır.
Dergimize gönderilen yazılar, hakem değerlendirmesine tabi tutulduğundan yayımında gecikmeler olabilmektedir.
Dergimizde yayınlanan yazılar kaynak gösterilerek kullanılabilir.
Yazılardaki görüşler yazarlarına aittir.
Mali Çözüm (Financal Analyze) is bimonthly journal of Chamber of Certified Public Accountants of Istanbul. It is a peer-reviewed Journal publishing refered articles, opinion papers, letters, reviews, news, questions and answers, law decisions on accounting.
Yönetim Merkezi ve Yazışma Adresi:
İSMMMO
Kurtuluş Caddesi No: 114 Kurtuluş-Şişli/İSTANBUL Telefon: (0212) 315 84 00 pbx Faks: (0212) 343 47 80
HAKEM KURULU (Alfabetik Sıraya Göre) Editorial Advisory Board (Alphabetical orders)
Prof. Dr. Nalan AKDOĞAN (Başkent Üniversitesi) Prof. Dr. Tamer AKSOY (İbn Haldun Üniversitesi) Doç. Dr. Halil İbrahim ALPASLAN (Marmara Üni.) Prof. Dr. Erdinç ALTAY (İstanbul Üniversitesi) Prof. Dr. Dursun ARIKBOĞA (İstanbul Üniversitesi) Prof. Dr. Doğan ARGUN (Marmara Üniversitesi) Prof. Dr. Başak ATAMAN (Marmara Üniversitesi) Doç. Dr. Oğuzhan BAHADIR (Galatasaray Üniversitesi) Prof. Dr. Refika BAKOĞLU (Marmara Üniversitesi) Prof. Dr. Ercan BAYAZITLI (Ankara Üniversitesi) Prof. Dr. Nejat BOZKURT (Marmara Üniversitesi) Prof. Dr. Emre BURÇKİN (Marmara Üniversitesi) Prof. Dr. Nurşen CANİKLİOĞLU (Marmara Üniversitesi) Prof. Dr. Nuran CÖMERT (Marmara Üniversitesi) Prof. Dr. Murat ÇİNKO (Marmara Üniversitesi) Dr. Öğr. Üyesı̇ Ali ÇOŞKUN (Boğaziçi Üniversitesi) Prof. Dr. Volkan DEMİR (Galatasaray Üniversitesi) Prof. Dr. Erhan DEMİRELİ (Dokuz Eylül Üniversitesi) Doç. Dr. Banu DİNÇER (Galatasaray Üniversitesi) Dr. A. Bumin DOĞRUSÖZ (Marmara Üniversitesi) Dr. Öğr. Üyesi Ali DURAL (Galatasaray Üniversitesi) Prof. Dr. M. Banu DURUKAN (Dokuz Eylül Üniversitesi) Prof. Dr. Mehmet Hasan EKEN (Kırklareli Üniversitesi) Prof. Dr. Melih ERDOĞAN (Anadolu Üniversitesi) Dr. Öğr. Üyesi Diğdem GÖÇ ( Marmara Üniversitesi) Prof. Dr. Gürbüz GÖKÇEN (Marmara Üniversitesi) Doç. Dr. Ömer Faruk GÖRÇÜN (Kadir Has Üniversitesi) Dr. Öğr. Üyesi Ender GÜLVER (İstanbul Üniversitesi) Prof. Dr. Recep GÜNEŞ (İnönü Üniversitesi) Prof. Dr. Rüstem HACIRÜSTEMOĞLU (Galatasaray Ünv.) Prof. Dr. Cemal İBİŞ (Işık Üniversitesi)
Prof. Dr. Süleyman Serdar KARACA (Gaziosmanpaşa Üniversitesi) Doç. Dr. Arman Azı̇z KARAGÜL (Anadolu Üniversitesi) Prof. Dr. Seval KARDEŞ SELİMOĞLU (AnadoluÜnv.) Dr. Ahmet KAVAK (Yeminli Mali Müşavir) Prof. Dr. Lerzan KAVUT (İstanbul Üniversitesi)
Doç. Dr. Duygu ANIL KESKİN (İstanbul Üniversitesi) Prof. Dr. Yüksel KOÇ YALKIN (E.Öğretim Üyesi) Dr. Resul KURT (Sosyal Güvenlik Uzmanı)
Dr. Öğr. Üyesı̇ Hand KÜÇÜKÖNDER (Bartın Üniversitesi) Prof. Dr. Ömer LALİK (İst.Ticaret Üniversitesi) Prof. Dr. Haluk LEVENT (Kemerburgaz Üniversitesi) Mehmet MAÇ (Yeminli Mali Müşavir)
Doç. Dr. İsmail Ufuk MISIRLIOĞLU (UWE Bristol Üniversitesi) Prof. Dr. Fatma Naciye Can MUĞAN (İzmir Ekonomi Üniversitesi) Prof. Dr. S. Ateş OKTAR (İstanbul Üniversitesi)
Prof. Dr. Mehmet ÖZBİRECİKLİ (Mustafa Kemal Üniversitesi) Prof. Dr. Serdar ÖZKAN (İzmir Ekonomi Üniversitesi) Prof. Dr. Korkut ÖZKORKUT (Ankara Üniversitesi) Prof. Dr. Fatma PAMUKÇU (Marmara Üniversitesi) Prof. Dr. Recep PEKDEMİR (İstanbul Üniversitesi)
Dr. Öğr. Üyesi Meltem ULUSAN POLAT (Marmara Üniversitesi) Prof. Dr. Kerem SARIOĞLU (İstanbul Üniversitesi) Doç. Dr. A.R Zafer SAYAR (TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniv.) Dr. Veysi SEVİĞ
Prof. Dr. Barış SİPAHİ (Marmara Üniversitesi) Prof. Dr. Fevzi SÜRMELİ (Anadolu Üniversitesi) Prof. Dr. Münir ŞAKRAK (E.Öğretim Üyesi)
Prof.. Dr. İlker KIYMETLİ ŞEN (İstanbul Ticaret Üniversitesi) Prof. Dr. Oktay TAŞ (İstanbul Teknik Üniversitesi) Dr. Öğr. Üyesı̇ Mehmet Sabri TOPAK (İstanbul Üniversitesi) Prof. Dr. Tuğrul TÜFEKÇİOĞLU (E.Öğretim Üyesi) Prof. Dr. Nuri UMAN (Koç Üniversitesi) Prof. Dr. Selçuk USLU (Bilkent Üniversitesi) Prof. Dr. Halit Targan ÜNAL (Okan Üniversitesi) Prof. Dr. Hakan ÜZELTÜRK (Yeditepe Üniversitesi) Prof. Dr. Serhat YANIK (İstanbul Üniversitesi) Doç. Dr. Şebnem YAŞAR (Dokuz Eylül Üniversitesi) Prof. Dr. Ferda YERDELEN TATOĞLU (İstanbul Üniversitesi) Dr. Öğr. Üyesi Doğan YILDIZ (Yıldız Teknik Üniversitesi) Prof. Dr. Göksel YÜCEL (İstanbul Üniversitesi) Prof. Dr. Süleyman YÜKÇÜ (Dokuz Eylül Üniversitesi)
ÇÖZÜM
MALİ
İ K İ A Y L I K M E S L E K İ D E R G İ
®
SUNUŞ
Değerli Mali Çözüm okuyucuları,
Covid 19 ile mücadelede, kısmi kısıtlamaların katkıları ve aşılamanın sağladığı avantajla vaka sayılarında gözle görülen azalmaların morali ile yaz aylarına girmiş bulunmaktayız. Pandeminin yayılma hızının en yüksek olduğu dönemlerle, mesleki yoğunluğun en fazla olduğu dönemlerin çakışması nedeniyle meslektaşlarımız çok zorlu bir dönem geçirmek durumunda kalmıştır. Meslektaşlarımız, yaşadıkları her türlü zorluğa rağmen meslek sevdası, ülke sevdası uğruna her türlü riskleri alarak çalışmaya, üretmeye devam etmişlerdir.
İş dünyasının nabzını en iyi tutan, ekonomik gelişmeleri en iyi takip eden bir camia olarak; meslek mensuplarımız, esnafın ve iş insanlarının yanında olarak onlara destek vermiştir. Ayrıca; çalışma hayatında salgından büyük zarar gören çalışanların, devletin sağlamış olduğu desteklemeleri zamanında alabilmeleri için büyük özveri göstermişlerdir.
Azalan ticari faaliyetler nedeniyle sigorta prim borçlarını, vergilerini zamanında ödeyemeyen iş yeri sahipleri bu borçlarının yeniden yapılandırılması, bununla birlikte ekonomik kayıpların telafi edilmesi amacı ile kasa, stok, vb. kayıtların düzeltilmesi ve matrah artırımı gibi konularda beklenti içerisine girmiştir. Bu beklentiler karşısında yapılandırma ve matrah artırımı konusunda kanun düzenlemesi yapılmıştır. Bu yapılan düzenlemelerle meslektaşlarımızın yaz döneminde de mesleki yoğunluğunun devam edeceği anlaşılmaktadır.
İSMMMO olarak yaşanacak gelişmeler doğrultusunda meslektaşlarımızın bu iş yoğunluğunda ihtiyacı olabilecek eğitimleri ve seminerleri her zamanki özen ve titizlikle oluşturmak amacı ile hazırlıklara başlamış bulunmaktayız.
Saygılarımızla Yücel AKDEMİR Başkan Ayrıca, bu zorlu şartlarda, kısıtlı imkanlarla Mali Çözüm dergimizi hazırlamak, sizlerle buluşturmak için büyük bir gayret içerisindeyiz.
Dergimizde yer alan makaleleri yazan, bu makalelerini yayımlamak için bizim dergimizi tercih eden tüm yazarlarımıza, hakem heyetimize, dergimizin hazırlanmasında emeği geçen yayın kurulu üyelerimize, oda çalışanlarımıza tüm emeği geçenlere camiamız adına teşekkürlerimi sunuyorum.
Siz değerli meslektaşlarıma sağlıklı, başarılı bir çalışma dönemi diliyorum.
Uzaydaki Gelişmeler Doğrultusunda Yeni Bir Muhasebe Uzmanlığı Önerisi:
Uzay Muhasebesi
A New Accounting Expertise Proposal In Accordance With Developments In The Space: Space Accounting
İsmail TEKBAŞ - Arzu AKTAŞ-Prof. Dr. Murat AZALTUN- Doç. Dr. Ersin KURNA
Covıd-19 Salgını Döneminde Türkiye Finansal Piyasalarındaki Değişimlerin Tahmin Edilmesinde Volatilite Endeksinin Rolünün Analizi
Analysis Of The Role Of Volatility Index In Predicting Changes In Turkish Financial Markets During The Covid-19 Pandemic
Doç. Dr. Esra N. KILCI
Lojistik Regresyon Analizi İle İşletmelerde Finansal Başarısızlığın Tahmin Edilmesi: BİST Sınai Endeksi’nde Bir Uygulama
Esiımating Financial Failure In Business With Logistics Regression Analysis:
An Application In BİST Industrial Index
Doç. Dr. Kadir TUTKAVUL-Dr. Öğr. Üyesi Ferit KARAHAN
Covıd-19 Pandemisinin Finansal Raporlama Üzerindeki Etkisi: Finansal Dayanıklılık Kapsamında Değerlendirme
The Impact Of Covıd-19 Pandemic On Financial Reporting: Evaluation In Scope Of Financial Resilience
Doç. Dr. Begüm ÖKTEM-Dr. Öğr. Üyesi Recep ÖKTEM
Covid-19 Pandemisinin Turizm Ve Havayolu Sektörlerine Mali Etkileri Üzerine Bir Araştırma
A Research On The Financial Effects Of The Covid-19 Pandemic On Tourism And Airlines Sectors
Dr. Öğr. Üyesi Ozan ÖZDEMİR - Dr. Öğr. Üyesi Özen AKÇAKANAT
13
25
45
61
89
HAKEMLİ YAZILAR REFEREED PAPERS
DERLEME MAKALE
ARAŞTIRMA MAKALESİ
ARAŞTIRMA MAKALESİ
ARAŞTIRMA MAKALESİ
ARAŞTIRMA MAKALESİ
Seçilmiş OECD Ülkeleri Bağlamında Plastik Poşet Vergisi Üzerine Bir Değerlendirme
An Evaluation On Plastic Bag Tax In The Context Of Selected OECD Countries Dr. Öğr. Üyesi Orçun AVCI - Arş. Gör. Hüseyin DİRİCAN
Şerefiye Değer Düşüklüğü Açıklama Gereklilikleri Üzerine Bir İnceleme A Review On Goodwill Impairment Disclosure Requirements
Arş. Gör. Dr. Caner AKBABA
Negatif Dışsallıkların İçselleştirilmesinde Plastik Poşet Vergisi: Türkiye’de Ücretli Poşet Uygulamasının Değerlendirilmesi
Plastic Bag Tax For Internalization Of Negative Externalities:
Evaluation Of Plastic Bag Fee In Turkey Arş. Gör. Çağlayan TABAR
Mali Çözüm Dergisinde Yayınlanmış Muhasebe Ve Denetim Makalelerinin İçerik Analizi: 2010-2020
A Content Analysis Of The Accounting&Auditing Papers Published In The Journal Of Mali Çözüm: 2010-2020
N. Gözde BİRCAN
121
145
167
187
HAKEMLİ YAZILAR REFEREED PAPERS
DERLEME MAKALE
DERLEME MAKALE
DERLEME MAKALE
ARAŞTIRMA MAKALESİ
Teknopark Bölgesine Taşınılmadan Önce Başlanan ve Teknopark Bölgesinde Devam Edilen Faaliyetlerin Vergilendirilmesi
Ufuk ÜNLÜ
Sigorta Aracılık Hizmeti Karşılığında Alınan Bedelin Vergisel Boyutu Ertan AYDOĞAN
Vergi Hukukunda Tarhiyat Öncesi Uzlaşma Müessesesi Nevzat ŞENSES
Türk Uluslararası Gemi Siciline Kayıtlı Gemilerin İşletilmesinden ve Devrinden Elde Edilen Kazançlarda Vergi İstisnası
Fahrettin AÇAR
Tasfiye Sürecine Dâhil Edilmeyen Aktifler Nedeniyle Gerçekleştirilen Ek Tasfiyenin Vergisel Sonuçları
Salih ÇALAL
7262 Sayılı Kanunla Suç Gelirlerinin Aklanmasının Önlenmesine Dair Kanunda Yapılan Değişiklikler
Mustafa YAVUZ
Sahte Çek İçin Açılan Ceza Davasına Göre Şüpheli Alacaklar Karşılığı Ayrılması
Mustafa ŞEN
Atm Alanı Kiralama İşlemlerinin İş Yeri Kiralama Hizmetleri Kapsamında Değerlendirilmesi
Kenan AKBULUT
Kıdem Tazminatının Genel Esasları Ve Hizmet Akdi Devam Ederken Yapılan Kıdem Tazminatı Ödemelerinin Mahiyeti
Semih BİTİRMİŞ - Süleyman YILMAZ Yayın Politikası İlkeleri
HAKEMSİZ YAZILAR OPINION PAPERS
207 217
225
233
237
247
259
265
273 283
11
DERLEME MAKALE
UZAYDAKİ GELİŞMELER DOĞRULTUSUNDA YENİ BİR MUHASEBE UZMANLIĞI ÖNERİSİ: UZAY MUHASEBESİ1 A NEW ACCOUNTING EXPERTISE PROPOSAL IN ACCORDANCE WITH DEVELOPMENTS IN THE SPACE: SPACE ACCOUNTING
İsmail TEKBAŞ2 Arzu AKTAŞ3 Prof. Dr. Murat AZALTUN4 Doç. Dr. Ersin KURNAZ5 ÖZ
Son dönemde uzay araştırma ve çalışmalarında büyük gelişmeler yaşanmaktadır. Uzay araştırmalarının ve faaliyetlerinin hesaplanması, belgelendirilmesi, analiz edilmesi ve raporlanması gibi özellikli konularda mevcut muhasebe bilgi sisteminin ortaya çıkabilecek ihtiyaçları tam olarak karşılayıp karşılamayacağı tartışma konusudur. Bu doğrultuda özellikli konuları içeren yeni bir muhasebe uzmanlık alanı olan “Uzay Muhasebesi”
tartışılmaya değerdir. Uzay muhasebesi, genel olarak uzayla ilgili gelişmelerin muhasebe mesleğini ve muhasebe uygulamalarını nasıl etkileyeceğini ele alır.
Uzay muhasebesi ile muhasebe uygulamalarını uzayda yaşanan gelişmeler çerçevesinde geliştirmek, ortaya çıkacak olan muhtemel muhasebe sorunlarını çözerek söz konusu gelişmelerin muhasebe uygulamalarına etkilerini değerlendirmek mümkün olabilecektir. Bu çalışmada uzay muhasebesinin tanımı, gerekliliği, önemi, amacı ve kapsamı teorik olarak belirlenmeye çalışılacaktır.
Anahtar Sözcükler: Uzay Madenciliği, Asteroit, Uzay Turizmi, Uzay Muhasebesi.
1 Bu çalışma, 23-25 Ekim 2019 tarihleri arasında düzenlenen 6. Uluslararası Muhasebe ve Finans Araştır- maları Kongresinde sunulan bildiriden türetilmiştir.
2 SMMM, Okan Üniversitesi Muhasebe ve Denetim Bölümü, , ORCID: https://orcid.org/0000-0002- 6520-0754
3 YMM, Uludağ Üniversitesi, İktisat Bölümü, , ORCID: https://orcid.org/000-0002-7840-7922 4 Yalova Üniversitesi, İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi, , ORCID: https://orcid.org/0000-0003- 1892-3279
5 ** Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi, İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi, , ORCID: https://orcid.
org/ 0000-0002-6787-5368
*
**
***
****
*
*****
****
ABSTRACT
Recently, there have been great developments in space research and studies. It is debatable whether the current accounting information system will fully meet the needs that may arise in specific topics such as the calculation, documentation, analysis and reporting of space research and activities. In this context, Space Accounting, which is a new accounting specialization that includes these special topics, is worth discussing. Space Accounting examines how developments in space affect the accounting profession and accounting practices. It will be possible to improve the accounting applications with space accounting in the framework of the developments in space and solve the possible accounting problems and evaluate the effects of these developments on the accounting applications. In this study, the definition, necessity, importance, aim and scope of Space Accounting will be determined theoretically.
Keywords: Space Mining, Asteroid, Space Tourism, Space Accounting.
1. GİRİŞ
Tarih boyunca Antik Maya’nın astronomisinden Galileo’ya kadar insanlığın uzaya olan merakı ve ilgisi sürekli artmıştır. Uzaya gitme düşüncesi ve arzusu, insanlık tarihi kadar eskidir. Aslında insan ırkının yıldızların ötesine ulaşma fikri ve diğer gezegenlerde yaşama arzusu ilk başlarda imkânsız bir düşünce olarak kabul edilmiş olsa da 20. yüzyılın başlarına gelindiğinde teknoloji, uzay yolcuğunu ve keşiflerini gerçekleştirilebilecek seviyeye getirmiştir. Zira bazı uzay araştırmacıları, uzay uçuşunun önümüzdeki 50 yıl içinde gezegende günlük seyahatlerimizin düzenli bir parçası haline gelebileceğini ifade etmektedirler (Redd, 2017).
Uzay endüstrisi, uzay çalışmaları kapsamında yer istasyonları, fırlatma araçları ve uydular gibi ürün ve hizmetlerin geliştirilmesi ve üretimi aşamasındaki ekonomik faaliyetlerin düzenlenmesini içermektedir.
Günümüzde küresel uzay endüstrisi, yüksek teknoloji pazarının hızlı büyüyen bir alanı olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu kapsamda 2016 yılında 345 milyar dolar değerinde olan küresel uzay ekonomisi her geçen gün daha da büyümektedir. 2016 yılındaki söz konusu rakamın önümüzdeki yıllarda uzay madenciliği, uzayda üretim, uzayda yaşam ve uzay turizmiyle birlikte daha da artması beklenmektedir. Uzay pazarı ile ilgilenen ekonomistlerin genel tahminine göre uzay ekonomisi önümüzdeki yıllarda artarak büyümeye devam
edecektir (Bryce, 2019, s.10). Ayrıca mühendislik, mimarlık ve avukatlık gibi birçok mesleğinde uzay boyutunda tartışılabilecek duruma geldiğini söylemek mümkündür.
Zamanla değişen iktisadi ve teknolojik koşullar muhasebe uygulamalarının değişmesine ve yeni süreçlere uyum sağlamasına neden olmuştur. Bu kapsamda muhasebe biliminin de uzayda yaşanması beklenen söz konusu gelişmelerin uzağında kalması mümkün değildir. Örneğin, 2019 yılında Amerikalı astronot Anne Mcclain’ın boşanmak üzere olduğu eşinin uluslararası uzay istasyonundan banka hesaplarına eriştiği iddiası, uzayda işlenen ilk finansal suç olarak tarihe geçmiştir (Ireland-Piper, 2019). Bu olay Amerikalı astronotun hangi yasalara göre ve nasıl yargılanması gerektiği sorularını da gündeme getirmiştir. Bu bağlamda uzaydaki benzer nitelikteki mali olay ve sorunların muhasebe ile ilgili sonuçları olacaktır. Nihayetinde uzay mühendisliği ve uzay hukuku gibi muhasebenin de uzay faaliyetlerini kendi alanında incelemesi, değerlendirmesi ve raporlaması gerekliliği ortaya çıkacaktır.
Zamanla evrilen ve yeni süreçlere uyum sağlayan muhasebe uygulamalarındaki değişime karşılık, muhasebe meslek mensupları geleneksel muhasebe uygulamalarının yanında finansal tablo kullanıcılarının farklı talepleri doğrultusunda ortaya çıkan yeni uzmanlık alanlarına uyum sağlamak zorunda kalmışlardır (Pepe, 2011). Uzay ekonomisinin boyutu büyüdükçe muhasebe bilimi de bundan etkilenecek ve pek çok sorunun yanıtı aranacaktır.
Bu kapsamda muhasebe bilimi açısından yanıtlanması gereken soruların bazıları şunlardır:
• Uzay ekonomisi muhasebe bilimini ve mesleğini nasıl etkileyecektir?
• Sürdürülebilir uzay faaliyetleri için muhasebenin yeri ve önemi nedir?
• Uzaydaki ekonomik faaliyetlerin muhasebeleştirilmesi ve raporlanması özelinde ortaya çıkacak sorunlar mevcut muhasebe sistemiyle çözülebilecek midir?
Uzay endüstrisindeki ekonomik faaliyetlerin yapısal özellikleri nedeniyle günümüz muhasebe uygulamalarının ve sistemlerinin yetersiz kalacağı öngörülebilir. Bu nedenle uzaydaki faaliyetlerin gerçek mahiyetlerine uygun olarak sağlıklı ve güvenilir bir biçimde muhasebeleştirilmesi ve raporlanması için yeni ölçümleme yöntem ve ölçü birimlerini de içeren uluslararası bir muhasebe uzmanlığına ihtiyaç duyulacağı düşünülmektedir.
2. UZAY EKONOMİSİ
Uzay madenciliği sayesinde dünya üzerindeki kaynakların kıtlık olgusu her an değişebilecek durumdadır. Uzay madenciliği, dünyada nadir bulunan kıymetli metallerin dünyaya yakın küçük gezegenlerden çıkarılması işlemi şeklinde tanımlanabilir (Wetz ve Larson, 1996, s.30). Diğer bir ifadeyle uzay madenciliği; asteroitlerden mineral ve gaz, uzayda inşa edilecek yapılarda kullanmak üzere demir, nikel ve titanyum, astronotların bu yapılarda çalışmalarını devam ettirebilmeleri için gerekli su ve oksijen, roket yakıtında kullanmak için hidrojen ve oksijen temin etmek gibi iş ve işlemleri kapsar. Günümüze kadar tespiti yapılan 9.000 asteroitin dünyaya yakın bir yörüngede dolaştığı ve her yıl yaklaşık 1.000 yeni asteroitin daha keşfedildiği bilinmektedir. Yapılan araştırmalar, bir kilometrelik çaptaki bir asteroitin, 150 milyar doların üzerinde ekonomik değeri olan 7.500 ton kıymetli metal içerdiğini göstermektedir (Dormehl, 2018).
Uzaydaki diğer gezegenlerden, asteroit ve benzer yapılardan elde edilen ekonomik değerler dünyanın dışında uzayda gerçekleşen ilk madencilik faaliyeti olarak kabul edilebilir. Aslında ‘Uzay Madenciliği’ kavramı 90’lı yılların başında gelişmeye başlamıştır. Asteroitler gibi gök cisimleri de, platin, demir, altın ve elmas gibi değerli metallere sahiptir. Dünyaya yakın yörüngedeki asteoritlerin %10’una ulaşmanın Ay’a ulaşmaktan daha kolay olduğu düşünülmektedir. Bazı asteroitlerin, dünya tarihinin tamamında elde edilen tüm platinleri içerebileceği ve 3.000 yıl boyunca dünyanın ihtiyaçlarını karşılamak için yeterli miktarda demir, nikel veya kobalt içerdiği tahmin edilmektedir. Bu kapsamda, gelişmiş ülkeler ve ticari kuruluşlar bu kaynakları kâr amacıyla çıkarmayı ve Mars’ta insan kolonileri kurmayı planlamaktadırlar (Kaşıkara, 2020). Ayrıca bazı girişimciler asteroit madenciliğinin, kaynakların kıtlığını ortadan kaldırmaya yardımcı olabileceğini belirtmektedir. Bu durum dünyadaki kıt kaynaklar ile sınırsız olduğu varsayılan insan ihtiyaçlarının karşılanmasını inceleyen ‘ekonomi’ biliminin en önemli dayanaklarından biri olan ‘kıtlık’ kavramının tekrar tartışılmasına yol açabilir.
Uzayda üretim yapmak, maliyet, hammaddelere ulaşım gibi faktörler açısından avantajlar sağlayabilir. Zira dünyanın dışındaki ortamlarda gerçekleşen uzay faaliyetlerinin icrası sırasında ihtiyaç duyulacak hammadde ve malzemelerin ‘yerinde kaynak temini’ yöntemiyle elde edilmesi bu kaynakların elde edildiği yerlerde inşa edilecek yapılarda kullanılması maliyet avantajı sağlayacaktır. Böylece dünyadan uzaya malzeme taşımak
yerine, gerekli malzemeler doğrudan uzayda üretilip kullanılabilecektir.
Diğer bir husus, dünya ve uzaydaki malzemelerin temelde aynı yapıda olduğu düşünülse de içeriklerinde bazı farklılıklar olma ihtimalidir. Örneğin, dünyadaki demir madeninin bileşenleri ile uzaydaki demirin bileşenleri farklı olabilir. Bu farklılıklar yeni üretim reçeteleri ve tekniklerinin gelişimine olanak sağlayabilecektir (Webber, 2006, s.190-194).
Uzay turizmi, belli ücretler karşılığında insanları keşif ve benzeri amaçlardan ziyade dinlenme ve eğlenme amaçlarıyla belirli bir süreliğine uzaya götürüp getirme faaliyetleri bütünüdür (Kaşıkçı, 2016). Uzay turizminin önemli bir bileşeni olan uzay yolculuğu, birçok kişi için bilim kurgu olarak algılanan bir konu iken yaşanan gelişmelerle, uzayın yakın zamanda uygun bir tatil yeri olabileceğini göstermektedir (Abitzsch, 1996, s.11). Bu durum, uzay endüstrisindeki turizm faaliyetlerine katılan ve ilgi duyan işletme sayısını da artırmıştır. Örneğin Richard Branson’un Virgin Galactic şirketi, Tesla elektrikli otomobil şirketinin kurucu ortağı olan Elon Musk’ın kurduğu SpaceX ve Amazon kurucusu Jeff Bezos’a ait olan Blue Origin gibi şirketler insanları uzaya götürmek için çalışmalar yapmaktadırlar (Wall, 2011).
Uzay keşiflerinin fiili yönü başlangıçta her ne kadar mühendislik, matematik ve fizik gibi bilim dallarıyla ilgili olarak gelişse de muhasebe bilimini de yakından ilgilendirmektedir. Uzayda gerçekleşecek olan ekonomik faaliyetlerin muhasebe mesleğini etkilemesi kaçınılmazdır. Bu doğrultuda
‘inşaat muhasebesi’, ‘sigorta muhasebesi’ uzmanlık alanları gibi ‘uzay muhasebesinin de ayrı bir uzmanlık alanı olarak önerilmesi tartışmaya değer bir konudur.
Yukarıdaki değerlendirilmeler ışığında uygulanmakta olan muhasebe, denetim ve raporlama standartlarının, uzay endüstrisiyle birlikte gerçekleşmesi hayal edilen ve yakın gelecekte mümkün görülen yeni ekonomik faaliyetlerin doğru ve ihtiyaca yönelik raporlanması konusunda yetersiz kalacağı söylenebilir. Bu bağlamda uzay muhasebesi, uzay keşifleri alanında çalışan kurumların ticari faaliyetlerinin finansal tablolara tutarlı ve eşgüdüm sağlayacak şekilde kaydedilmesini böylece benzer olayların benzer şekilde anlaşılıp yorumlanmasını sağlayacak ve finansal tablolara bir standart getirecektir.
3. UZAY MUHASEBESİ
Muhasebe, temelde gerçeğe ve ihtiyaca uygun finansal raporlamanın gerçekleştirilmesinde kullanılan bir dizi varsayım, çerçeve ve metodolojidir.
Muhasebe sürekli gelişen bir bilimsel alandır ve yeni iş yapma yollarına, yeni teknolojik gelişmelere ve yeni bilgi taleplerine uyum sağlamalıdır (Watts ve Zimmerman, 1990, s.131-156). Özellikle uzay araştırmaları asteroit madenciliği, uzay turizmi ve uzay üretimi gibi alanlara ilerlemeler oldukça, muhasebe açısından sorun yaratacak konular net şekilde ortaya çıkacaktır. Bu bağlamda uzayda gerçekleşecek ekonomik faaliyetlerin, muhasebeye etkilerini bilimsel yönden inceleyen çalışmalara ihtiyaç vardır.
Muhasebe Dünya gezegeni dışındaki faaliyetlerle ilgilendiğinde çok mu farklı mı çalışacaktır sorusunun yanıtı ‘hayır’dır. Ancak Dünya sınırları terk edildiğinde finansal raporlamanın nasıl yapılacağı, hangi muhasebe ölçümlerinin ve değerleme yöntemlerinin kullanılacağı, finansal tabloların hangi para biriminde sunulacağı gibi temel konular üzerinde düşünülmesi gerekir. Özellikle uzaydaki keşifler sonrasında uzay üretimine başlanmasıyla ne tür maliyetlendirme modellerine, finansal raporlama standartlarına ve muhasebeciler için hangi becerilere ihtiyaç duyulacağının araştırılması ve incelenmesi gerekir. Bu durum sürdürebilir uzay faaliyetleri açısından önemlidir. Uzay ekonomisi ve uzay keşifleriyle birlikte muhasebe biliminde ortaya çıkabilecek sorunları ilgilendiren kilit konulara Şekil-1’de yer verilmiştir.
Şekil 1. Uzay Keşifleriyle Birlikte Muhasebe Biliminde Ortaya Çıkabilecek Kilit Konular
Muhasebenin uzay boyutuna dönüşümü, sadece muhasebe uygulamaları ve finansal raporlamayı değil aynı zamanda iş süreçleri ve denetimle ilgili konuları da içermelidir. Şekil 1’de görüldüğü üzere uzay muhasebesi ile ilişkilendirilen sorunlar yeni kavram, ilke ve interdisipliner yaklaşımlar yardımıyla çözülebilecek konuları içermektedir. Bu durum muhasebecilerin disiplinler arası bir yaklaşımla iş yapmaya hazır olmaları gerektiğini göstermektedir. Daha açık bir ifade ile muhasebenin bu gelişmeleri dikkate alarak yeniden tasarım süreci muhasebe teknik ve standartlarında yaşanacak bir değişimden çok daha fazlasını kapsayan bütünsel bir anlayış gerektirmektedir.
Uzay muhasebesi şu şekilde tanımlanabilir: “Uzayı keşfetme, araştırma, anlama, yönetme ve kullanma sırasında ortaya çıkan tüm ekonomik faaliyetlerin izlenmesi, raporlanması ve uzay faaliyetleri konusunda kurumların bilinçli kararlar vermelerini ve sürdürebilirliği sağlamak amacıyla muhasebe standartlarının ve bilgi sistemlerinin oluşturulmasını sağlayan muhasebenin alt uzmanlık dalıdır. Uzay muhasebesindeki uzay kelimesi yeryüzünde uzay ile ilgili yapılan çalışmalardan ziyade fiilen uzayda gerçekleştirilen çalışmaları ifade eder. Uzaydaki ekonomik faaliyetlerin gelişmesiyle birlikte uzay muhasebesi de şekillenmeye devam edecektir (Tekbaş, 2019).
Genel amacı bilgi üretmek ve bu üretilen bilgilerle uzay faaliyetleri ve ekonomi arasındaki etkileşimi açıklamaya çalışmaktır. Uzay muhasebesi, uzay araştırmaları ve uzay endüstrisinin büyümesi için bir katalizördür.
Uzay muhasebesi, muhasebe ve uzay bilimlerinden oluşan çok disiplinli bir kavramdır. Elbette bu uzmanlık, işletmelerin mali verileri yanında mali nitelikte olmayan verilerini de dikkate alan ve sürdürülebilirlik çerçevesinde durumunu açıklayan entegre raporlamaya da olanak sağlayacaktır.
Tüm bu değerlendirmeler ışığında uzay muhasebesinin genel çerçevesi aşağıdaki şekilde belirlenebilir:
• Uzay muhasebesi, bir muhasebe türevidir.
• Uzay muhasebesi, uzay faaliyetleri ile muhasebe uygulamalarını uyumlaştırmak ve yaşanabilecek muhtemel sorunları çözmek için geliştirilmiş bir uzmanlık olarak kabul edilebilir.
• Uzay muhasebesi, uzaydaki ekonomik işlemlere odaklanmakta ve hem makro hem de mikro boyutta uygulama alanlarına sahiptir.
• Geleneksel muhasebe uygulamalarına göre daha karmaşık olacağı düşünülebilir.
• Uzay ve asteroit madenciliğinin yanı sıra uzay araştırmaları harcamalarının muhasebe uygulamalarını ve bilgi sistemlerini nasıl etkileyeceğini de kapsamına alır.
• Uzay muhasebesi sayesinde, uzay endüstrisindeki maliyetleri ve diğer harcamaları doğru ve etkin bir şekilde takip edebilmek, raporlayabilmek ve kategorilere ayırabilmek mümkün olacaktır.
• Kurumların uzay araştırmalarının ve uzayla ilgili yatırımlarının doğru ve etkin yönetilmesine yardımcı olacaktır.
• Uzay muhasebesi uzmanlığı, bu noktada uzay keşiflerinin sağlıklı yönetilmesi ve ortaya çıkacak muhasebe sorunlarını çözmek için;
uzay faaliyetlerinin sayılarla ifade edilmesi yanında bunların finansal olmayan diğer verilerle birlikte yorumlanıp analiz edilerek karşılaştırılabilir bir bilgiye dönüştürülmesini sağlayacak, ilgili kurumlara ve paydaşlara kararlarında yol gösterecektir.
4. TARTIŞMA VE SONUÇ
Uzay keşifleri, insanları ve toplumları tüm yönleriyle derinden dönüştürecektir. Bu dönüşüm, bilim ve mühendislik uygulamaları arasında bir kesişme noktası sağlar. Küresel uzay araştırmaları çağımızın birçok modern teknolojisinin alt yapısını oluşturduğu gibi muhasebe mesleğini de doğrudan etkilemekte ve yeni muhasebe uygulamalarına kapı açmaktadır (Alewine, 2020, s.991). Uzaydaki gelişmeler hem muhasebe uygulama süreçlerini hem de ihtiyaç duyulacak yetenek setlerini değiştirmektedir. Sürdürülebilir uzay faaliyetleri için oluşturulacak stratejiler; ekonomi ve muhasebe arasında var olan karşılıklı etkileşimlere dayalı bilgilere yöneliktir. Uzay muhasebesinin asıl amacı; uzay keşiflerini ve ekonomik verileri sürdürülebilirlik amacını gözeterek, bir arada ve karşılaştırılabilir şekilde sunmaktır.
Uzaydaki ekonomik faaliyetlerin muhasebe kayıtları nasıl olacak, gelir ve varlıklar hangi hesaplarda, nasıl takip edilecektir? Maliyetlendirme işlemlerinde hangi yöntem ve prensipler kullanılacaktır? Vergilendirme ne şekilde yapılacaktır? Bu sektörün kendine has ölçü ve değer birimleri, hatta uzay parası şeklinde yepyeni bir para birimi mi oluşacaktır? Uzay faaliyetlerinin çeşitli aşamalarındaki işe başlama, izin, yetkilendirme, sınıflandırma, sınırlandırma ile denetim ve gözetimi gibi konularda ticaret veya sanayi odaları benzeri birlik veya kuruluşların oluşturulması gerekli midir?
Söz konusu kuruluşların yapısı hakkındaki karar ve düzenlemeler kimler
tarafından nasıl yapılacaktır? İşte tüm bu sorular uzay muhasebesi ile ilgili makul bir düşünce ve tartışma zemini oluşturmak amacıyla çoğaltılabilecektir.
Örneğin Houston merkezli Orion Span şirketi, 2021’in sonlarına kadar
“uzaydaki ilk lüks oteli inşa etmeyi planlamaktadır (Neagu, 2018, s.23).
İnşa edilecek bu otelin varlıkları için uygulanacak amortisman yöntemi, stokların değerleme ve maliyetleme yöntemleri gibi uzayda gerçekleşmesi düşünülen mali olay ve işlemlerin hangi değerlerle kaydedileceği, nasıl sınıflandırılacağı ve hangi raporlarla sunulacağını belirleyen kurallar bütününün oluşturulması gerekmektedir.
Bu tartışmaların odağında bugün uygulanmakta olan muhasebe, denetim ve raporlama standartlarının, uzay endüstrisiyle birlikte gerçekleşmesi hayal edilen ve yakın gelecekte mümkün görülen yeni ekonomik faaliyetlerin doğru ve ihtiyaca yönelik raporlanması konusunda yeterli olmayacağının kuvvetle muhtemel olması düşüncesi yatmaktadır. Zira uzay endüstrisi içinde yer alması beklenen ekonomik faaliyetler ve kavramlar çerçevesinde düşünülürse; uzaya yolcu götürecek taşıtların aktifleştirilmesi, uzayda herhangi bir gezegende veya yıldız üzerinde kurulacak yaşam alanlarının, konaklama yapılacak otellerin, yakıt alınacak uydu istasyonlarının inşası, aktifleştirilmesi ve maliyetlerinin belirlenmesi, takibi ve raporlanması söz konusu olacaktır. Bu bağlamda uzay muhasebesi uzmanlık alanı, uzaydaki faaliyetlerin finansal tablolara tutarlı ve gerçeğe uygun şekilde yansıtılmasını, finansal tabloların tüm taraflarca aynı şekilde anlaşılabilmesi ve benzer olayların benzer şekilde yorumlanmasını sağlayacaktır. Uzay faaliyetleri mevcut uluslararası muhasebe standartlarına ekleme ve değişikliklerin yapılmasını, hatta yeni standartların geliştirilme ihtiyacını da ortaya çıkaracaktır.
Yeni bir uzmanlık alanı olarak ileri sürülen uzay muhasebesinin etkin bir işlev görmesi ve fayda sağlaması için aşağıdaki öneriler geliştirilebilir:
• Uzay muhasebesinin kapsamını oluşturacağı düşünülen teknolojik alt yapısı, sözleşmeler ve insan kaynakları, kullanılacak para birimi, değerleme yöntemleri, uluslararası anlaşmalar, maliyetlendirme modelleri, denetim, yetenek setleri, vergilendirme, sürdürülebilirlik ve entegre raporlama gibi kilit muhasebe sorunlarının çözümü noktasında uzaya özgü nitelikleri dikkate alarak bütünlük ve yeknesaklığı sağlayacak muhasebe, denetim ve raporlama standartlarını düzenleyecek otoriteye ihtiyaç duyulacaktır.
• Uluslararası Muhasebe Standartları mali tabloların biçimini ve içeriğini belirleyen bir kurallar ve ilkeler sistemi sağlar. Standartlar uzaydaki stokların nasıl muhasebeleştirileceğini, amortisman, araştırma ve geliştirme maliyetlerini, gelir vergilerini, yatırımları, maddi ve maddi olmayan varlıklar gibi konuları kapsar. Sonuç olarak etkin, anlaşılabilir ve uygulanabilir bir uzay muhasebesi standartları seti, uzayda faaliyet yürüten işletmelere ve ülkelere katma değer sağlayacaktır.
• Muhasebe her ne kadar gerçekleşen ve var olan mali işlemleri ve olayları kaydedip raporlayan bir sistem olsa da; uzayda gerçekleşmesi beklenen olası senaryolar yardımıyla uzay faaliyetlerinin anlaşılıp yorumlanması ve muhasebe süreçlerine sağlıklı şekilde uyarlanması gerekecektir. Bu amaçla uzaydaki karmaşık ekonomik faaliyetleri gerçeğe yaklaştırma noktasında gerekli simülasyonları, projeksiyonları ve modellemeleri oluşturacak çalışma gruplarına ihtiyaç duyulabilecektir. Bu uzay muhasebesi çalışma gruplarında uzay turizmi, uzay yaşamı, uzay üretimi, uzay lojistiği, uzay asansörü, asteroit madenciliği, uzay keşifleri gibi tartışmaya ve incelemeye açılan konularda bilgi, tecrübe ve yorum yapacak yetkinliğe sahip kişiler yer almalıdır. Bu özellikleri taşıyan kişiler uzay muhasebesi uzmanı olarak adlandırılabilir. Uzaydaki ekonomik faaliyetleri yakından takip etmek için oluşturulacak çalışma gruplarının faaliyetlerini, görev alacak kişilerin seçimini ve yetkilendirilmesini sağlayacak otorite olarak Uluslararası Uzay Muhasebesi Standartları Kurulu önerilebilir.
Dolayısıyla mühendislik, astronomi ve fizik bilimleri gibi uzaydaki ekonomik gelişmeler de muhasebe bilimi, açısından daha yakından takip ve analiz edilebilir.
• Uzay muhasebesi uzmanları, uzay muhasebesinin alanına giren uzay faaliyetleri ile ilgili kullanılan terim, kavram, ölçü, ağırlık ve hesaplamaları bilmeli, tüm süreçleri yönetecek yetkinliğe sahip olmalıdır. Bu bağlamda uzay muhasebesi uzmanları için, uzay muhasebesi alanında uluslararası geçerliliği olan bir profesyonel yetkinlik sertifikası gerekecektir. Sertifika eğitim programı belirlenirken sadece muhasebe biliminden değil, uzay araştırmaları için ihtiyaç duyulan en temel becerileri sağlayacak fizik, biyoloji, matematik, mühendislik, internet ve bilgi teknolojileri gibi bilim veya disiplinlerden yararlanılmalıdır.
• Uzay Muhasebesi ekonomi, fizik, psikoloji, coğrafya, mimarlık, mühendislik, felsefe, tarih, sosyoloji gibi bilimlerin kesişme noktasında mekansal, sosyal ve zamansal ilişkiye dayalı interdisipliner bir çalışma alanı olarak önerilebilir. Bu nedenle muhasebeciler ancak söz konusu bilim dallarından yararlanarak interdisipliner bir yaklaşım ile uzaydaki sorunlarına cevap bulabilirler.
Mevlana der ki; iki güzel akıl bir araya gelirse bir ayak gökyüzünde olur.
Bu çalışma, muhasebe mesleğinin uzay yolculuğunda atmosferin üzerinde yükselerek gökyüzüne doğru bir adım atan muhasebe bilimine katkı sunacak kavramları geliştirme noktasında muhasebeye gönül veren tüm meslektaş ve akademisyenlerimiz ile nice güzel akıllara feyz olabilme umudunu taşımaktadır.
KAYNAKÇA
Abitzsch, S. (1996). Prospects of Space Tourism, 9th European Aerospace Congress – Visions and Limits of Long-term Aerospace Developments.
Proceedings of 43 IAF Congress. Erişim Adresi: http://www.spacefuture.
com/archive/prospects_of_space_tourism.shtm. Erişim Tarihi: 02.01.2021.
Alewine, H. C. (2020). Space accounting. Accounting, Auditing &
Accountability Journal, 33(5), 991-1018.
Bryce, (2019). Global Space Strategies and Best Practices. Erişim adresi:
https://www.industry.gov.au/sites/default
/files/2019-03/global_space_strategies_and_best_practices_-_research_
paper.pdf. Erişim Tarihi: 01.01.2021.
Dormehl, L. (2018). Asteroid Mining is Almost Reality. What to Know About the Gold Rush in Space.Eişim Adresi: https://www.sciencebuddies.org/
science-fair-projects/project-ideas/Astro_p038/astronomy/asteroid-mining- gold-rush-in-space. Erişim Tarihi: 05.01.2021.
Ireland-Piper, D. (2019). Star Laws: What Happens If You Commit A Crime in Space? The Conversation. Erişim adresi: https://theconversation.
com/star-laws-what-happens-if-you-commit-a-crime-in-space-122456.
Erişim Tarihi: 13.01.2021.
Kaşıkara, M. S. (2020). Uzaydaki Enerji, Uzay Madenciliği ve Gelecek Vizyonları. Erişim Adresi: https://www.globalsavunma.com.tr/uzaydaki- enerji-uzay-madenciligi-ve-gelecek-vizyonlari.html, Erişim Tarihi:
17.12.2020.
Kaşıkçı, E. (2016). Uzay Yolcusu Kalmasın! Soru ve Cevaplarla Uzay Turizmi Hakkında Bilmeniz Gereken Her Şey. Erişim Adresi: https://
onedio.com/haber/uzay-yolcusu-kalmasin-soru-ve-cevaplarla-uzay-turizmi- hakkinda-bilmeniz-gereken-her-sey-708100, Erişim tarihi: 03.01.2021.
Neagu, A. L. (2018). Space Tourism: A New Way of Tourism not so Distant in Time or Space. (Thesis) Universitat Jaume, Espana. Erişim Adresi:
http://repositori.uji.es/xmlui/bitstream/handle/10234/ 177115/TFM_2018_
Neagu__Andreea_Larisa.pdf?sequence=1&isAllowed=y, Erişim Tarihi:
03.01.2021.
Pepe, A. A. (2011). The Evolution of Technology for the Accounting Profession. CPA Practice Advisor, (April). Erişim Adresi: http://www.
cpapracticeadvisor.com/article/10263076/the-evolutionof-technology-for- the-accounting-profession[APR 19, 2011]. Erişim Tarihi: 25.12.2020.
Redd, N. T. (2017). Famous Astronomers - List of Great Scientists in Astronomy. Erişim Adresi: https://www.space.com/16095-famous- astronomers.html. Erişim Tarihi: 14.01.2021.
Tekbas, İ. (2019, 30 Eylül) Muhasebe Endüstrisinin Yeni Çağı: Uzay Muhasebesi Erişim Adresi: https://hbrturkiye.com/blog/muhasebe- endustrisinin-yeni-cagi-uzay muhasebesi. Erişim Tarihi: 20.12.2020.
Wall, M. (2011). First Space Tourist: How a U.S. Millionaire Bought a Ticket to Orbit. Erişim Adresi: https://www.space.com/11492-space-tourism- pioneer-dennis-tito.html. Erişim Tarihi: 18.12.2020.
Watts, R. L. ve Zimmerman, J. L. (1990). Positive Accounting Theory: A Ten Year Perspective. Accounting Review, 65(1), 131-156.
Webber, D. (2006). The Changing Role of Spaceports, Beyond Earth: The Future of Humans in Space, 190-194.
Wetz, J. R. and Larson, W. J. (1996). Reducing Space Mission Cost, London: Microcosm Press and Kluwer Academic Publishers.
ARAŞTIRMA MAKALESİ
COVID-19 SALGINI DÖNEMİNDE TÜRKİYE FİNANSAL PİYASALARINDAKİ DEĞİŞİMLERİN TAHMİN EDİLMESİNDE
VOLATİLİTE ENDEKSİNİN ROLÜNÜN ANALİZİ ANALYSIS OF THE ROLE OF VOLATILITY INDEX IN PREDICTING CHANGES IN TURKISH FINANCIAL MARKETS
DURING THE COVID-19 PANDEMIC
Doç. Dr. Esra N. KILCI6* ÖZ
Volatilite endeksi, finansal piyasalarda stresin arttığına işaret eden ve yatırımcılar tarafından takip edilen önemli bir indikatördür. Bu çalışmanın amacı, 16.03.2011-16.12.2020 döneminde, CBOE Volatilite Endeksi ve CBOE Gelişmekte Olan Piyasalar ETF Volatilite Endeksi’nin BIST100 hisse senedi endeksi ve USD/TRY kuru üzerindeki etkisinin varlığının araştırılmasıdır.
Analizde, serilerin durağanlığının test edilmesi amacıyla geleneksel ADF birimkök testi ve Im ve diğ. (2014) tarafından geliştirilen RALS (Residual Augmented Least Squares) ADF birimkök testi kullanılmaktadır. İzleyen aşamada ise, volatilite endekslerinin hisse senedi endeksi ve döviz kuru üzerindeki kısa dönemli etkisinin varlığının test edilmesi amacıyla, Enders ve Jones (2016) tarafından geliştirilen Fourier nedensellik testinden yararlanılmaktadır. Analiz sonuçları, volatilite endekslerinin BIST100 endeksi ve USD/TRY döviz kuru üzerinde kısa dönemde etkiye sahip olduğuna işaret etmektedir.
Anahtar Sözcükler: volatilite, hisse senedi endeksi, döviz kuru, COVID-19
ABSTRACT
The volatility index is one of the major indicators which points to increased stress in financial markets and is followed by investors. The objective of this study is to examine the impact of the CBOE Volatility Index and CBOE Emerging Markets ETF Volatility Index on the BIST100 stock market index
6 İstanbul Üniversitesi - Cerrahpaşa S.B.F., Sağlık Ekonomisi Bölümü, [email protected] ORCID: https://orcid.org/0000-0002-2239-4560.
*
*
and USD/TRY parity in the period of 16.03.2011-16.12.2020. In the analysis, the traditional ADF unit root test and the RALS (Residual Augmented Least Squares) unit root test proposed by Im et al. (2014) is employed to test the stationary of the variables. In the following stage, the Fourier causality test developed by Enders and Jones (2016) is used to test the causality relationship from volatility indexes to stock market index and foreign exchange rate. Our findings support the evidence of the short-term impact of volatility indexes on the BIST100 stock market index and USD/TRY rate.
Keywords: volatility, stock market index, foreign exchange rate, COVID-19
1. GİRİŞ
Finansal piyasaların etkin bir şekilde işlediğine dair önemli bir gösterge olan volatilite, finansal riskin, stresin ve belirsizliğin bir barometresi rolünü üstlenmekte ve dolayısıyla, bireysel yatırımcılar, fon yöneticileri, şirket yöneticileri, düzenleyici-denetleyici kurumlar ve politika yapıcılar açısından büyük önem arz etmektedir. (Baek ve diğ., 2020; Zaremba ve diğ. 2020). 2019 yılının son çeyreğinde Çin’de ortaya çıkan ve çok kısa bir zaman diliminde küresel bir salgın haline gelen COVID-19 salgını, Kasım 2020 itibariyle, 58 milyonun üzerinde insanın enfekte olmasına ve 1,4 milyonun üzerinde insanın ölümüne yol açmıştır (World Health Organization, 2020). Salgının yayılmasını önleyebilmek için ülkeler, sosyal izolasyon, restoran, kafe vb. işletmelerin kapatılması, uluslararası seyahat yasaklarının getirilmesi, okul ve üniversitelerin uzaktan eğitime geçmesi gibi birtakım kısıtlamalara başvurmuşlardır. Vaka sayısındaki belirgin artış ve ölüm sayılarının artması ile birlikte alınan bu önlemler, volatilitenin belirgin şekilde artmasıyla, gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler finansal piyasalarında şiddetli dalgalanmalara yol açmıştır. A.B.D’de Mart 2020 döneminde volatilite seviyesi, 2008-09 Global Finansal Kriz döneminde görülen seviyeleri aşmış; Nisan ayında gerileme eğilimine girmesine rağmen, pandemi öncesi seviyesinin üzerinde kalmaya devam etmiştir. Bu doğrultuda, Mart 2020’de, CBOE Volatilite Endeksi (VIX)’nin 80 seviyesine yükselmesine paralel olarak, S&P, Nasdaq ve diğer dünya endekslerinde şiddetli düşüşler yaşandığı görülmektedir (Federal Reserve Bank of St. Louis, 2020). Dolayısıyla son dönemde, COVID-19 pandemisi ile finansal piyasalarda yaşanan volatilite arasında güçlü bir ilişki olduğuna işaret eden çalışmaların sayısı artmaktadır (Baker ve diğ., 2020;
Zaremba ve diğ., 2020; Onali, 2020; Haroon ve Rizvi, 2020, Albulescu, 2020, Lopatta, 2020).
Kowalewski ve Śpiewanowski (2020), Bash ve Alsaifi (2019), Chen ve diğ. (2009), Ichev ve Marinč (2018) hisse senedi fiyatlarının, doğal afetler, politik olaylar ve salgınlar gibi olumsuz gelişmelere sert düşüşlerle karşılık verdiğine işaret etmektedir. Benzer şekilde, COVID-19 salgınına hisse senedi endekslerinin tepkisini inceleyen Baker ve diğ. (2020), COVID-19 salgınının hisse senedi piyasalarındaki güçlü etkilere sahip olmasının nedenlerinden birinin, bu salgının kamu sağlığını büyük ölçüde tehdit etmesi olduğunu belirtmiştir. Buna göre, örneğin 1918 yılında görülen İspanyol Gribi, günümüzde yaşanan salgından çok farklı sosyal, politik ve ekonomik bir yapıya sahiptir. Günümüzde, COVID-19 salgınına ilişkin bilgiler çok daha zengindir ve hızlı bir şekilde yayılmaktadır. Ayrıca, uluslararası ticaretteki entegrasyon, İspanyol Gribi’nin yaşandığı yüzyıla göre çok daha güçlüdür.
Aynı zamanda, salgınla mücadelede alınan önlemler çok daha geniş ölçektedir ve güçlü etkilere sahiptir. Tüm bu faktörler, COVID-19 salgınının etkilerinin ekonomiler ve finansal piyasalar için çok daha güçlü ve yıkıcı olması sonucunu beraberinde getirmektedir.
COVID-19 salgını, gelecek dönemde ekonomik büyümeye ilişkin göreceli beklentileri değiştirdiği için, hisse senedi piyasalarına benzer şekilde, döviz kurları üzerinde de olumsuz etkilere sahiptir. Salgın nedeniyle oluşsan yüksek belirsizlik nedeniyle, gelişmekte olan ülke ekonomilerinden yoğun sermaye çıkışları yaşanmakta ve olumsuz sermaye akımları, döviz kurları üzerinde baskı oluşturmaktadır. Salgın, bir ülkeyi etkilediği zaman, ekonomik aktivitede beklenen daralma nedeniyle, ekonomik büyüme beklentilerinde kötümserlik hakim olacaktır. Diğer yandan, bir ülkede salgının kontrol edilme yeteneği arttıkça ve vaka sayılarında düşüş gözlemleniyorsa, ekonomik aktivitenin canlanacağı konusunda oluşacak iyimserlik, ulusal para biriminin değerini olumlu etkileyecektir (CME Group, 2020). Mart 2020 döneminde, COVID-19 salgınının küresel ölçekte şiddetini arttırması sonucunda finansal piyasalarda yaşanan türbülans, döviz kurlarındaki volatilitenin belirgin şekilde artmasına yol açmıştır. Bu süreçte, net yatırımcı konumunda olan ülkelerin para birimleri, Japon yeni ve Euro gibi, dolar karşısında değer kazanırken, Türkiye ve Brezilya gibi net borçlu ülkelerin para birimleri dolar karşısında zayıflamıştır. Dolar endeksinin iki haftalık zaman dilimi içerisinde %8 oranında yükselmesiyle, yabancı kurumlar, A.B.D Merkez Bankası Federal
Reserve (FED) dolar likiditesi swap kanallarını kullanarak, dolar likiditesi sağlamaya çalışmışlardır (Cetorelli ve diğ., 2020; Bahaj ve Reis, 2020; Liao ve Zhang, 2020).
Kaynak: OECD (2020).
Şekil 1. Gelişmekte olan ülke ekonomileri döviz kurları; Ocak-Mayıs 2020 COVID-19 salgını, tüm dünya ülkelerini etkileyen şiddetli bir krize dönüşmüş; Brezilya reali (BRL), Meksika pesosu (MXN), Rusya rublesi (RUB), Güney Afrika randı (ZAR), Endonezya rupisi (IDR) ve Türk lirası (TRY)’nin içerisinde olduğu majör gelişmekte olan ülke ekonomilerinin para birimlerinin Mart-Mayıs döneminde şiddetli şekilde değer kaybetmesine yol açmıştır. COVID-19 vakalarının aşırı seviyede arttığı ülkelerin para birimlerinde önemli değer kayıpları görülmüştür. Şekil 1’de, söz konusu ülkelerin para birimlerindeki değer kaybı görünmektedir (OECD, 2020).
Türkiye, net borçlu ülke pozisyonundadır ve Türk lirasında, salgının şiddetini arttırmasına paralel olarak, belirgin değer kayıpları yaşanmıştır. 2019 yıl sonu itibariyle, USD/TRY kuru 5,96 seviyesinde iken, 2020 yılı Mart-Mayıs döneminde, USD/TRY kuru 7 liranın üzerine çıkmıştır. Aynı zamanda, finansal piyasalarda belirsizliğin ve volatilitenin artmasıyla, dünya borsalarına
paralel olarak, Türkiye hisse senedi endekslerinde belirgin bir satış trendi görülmüştür. 2019 yıl sonu itibariyle, BİST100 ve BİST Mali Endeks değeri, sırasıyla, 1.147,54 ve 1.359,77 seviyesinde iken, Mart-Mayıs döneminde, sırasıyla, 855,77 ve 974,38 seviyelerine gerilemiştir (Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası, 2020).
Bu çalışmada, COVID-19 salgını nedeniyle artan volatilitenin Türkiye finansal piyasalar üzerinde kısa dönemdeki etkisinin varlığı araştırılmaktadır.
Bu doğrultuda, çalışmada, finansal piyasalarda volatiliteyi temsilen CBOE Volatilite Endeksi (VIX) ve CBOE Gelişmekte Olan Piyasalar ETF Volatilite Endeksi (VIXEM) kullanılmaktadır. Yatırımcıların kısa dönemli piyasa riskinin artığına işaret eden beklentilerini yansıtan volatilite endeksi, finansal stres döneminde artarken, yatırımcılar ihtiyatlı davranmakta ve hisse senedi pozisyonlarını azaltma eğiliminde olmaktadır. Volatilite endeksinin aşırı yükselmesi, yatırımcıların korku ve panik düzeyinin arttığına işaret etmekte iken, endeksteki belirgin düşüşler, yatırımcılar açısından aşırı iyimserliği ve hisse senedi fiyatlarının yukarı yöndeki hareketlerine işaret eden boğa piyasasının varlığını beraberinde getirecektir. Analizde, finansal piyasaları temsilen, BIST100, ve USD/TRY kuru kullanılmaktadır. Analizde kullanılan veriler, Federal Reserve Bank of St. Louis ve TCMB elektronik veri dağıtım sisteminden alınmış olup; 16.03.2011-16.12.2020 dönemini kapsamaktadır.
Akademik literatür incelendiğinde, özellikle 2020 yılının ikinci yarısında, COVID-19 salgınının finansal piyasalar üzerindeki etkilerini inceleyen çalışmalarının sayısının hızlı bir şekilde arttığı görülmektedir. Diğer yandan, bu çalışmaların önemli bir kısmı, A.B.D endeksleri üzerine yoğunlaşmaktadır.
Türkiye’de, söz konusu pandeminin, hisse senedi endeksi ve döviz kurlarına olan kısa dönemli etkisinin test edilmesi açısından, çalışmanın araştırmacılara katkı sağlayacağı düşünülmektedir. Ayrıca, ampirik analizde, geleneksel ADF birimkök testine ek olarak serilerin kalıntılarında normal dağılmayan bilginin varlığını dikkate alan ve Im ve diğ. (2014) tarafından geliştirilen RALS ADF birimkök testi ve değişkenler arasındaki ilişkilerde var olan yapısal kırılmaları dikkate alan ve Enders ve Jones (2016) tarafından geliştirilen Fourier nedensellik testi kullanılmakta; böylelikle, testlerin gücü arttırılmaya çalışılmaktadır.
Çalışma şu şekilde ilerlemektedir: 2. bölümde COVID-19 salgınının finansal piyasalarda etkilerini araştıran güncel çalışmalara yer verilmesinin ardından, 3. bölümde, söz konusu salgın nedeniyle ortaya çıkan volatilitenin,
Türkiye finansal piyasalarındaki kısa dönemli etkisinin varlığını test etmek amacıyla ampirik bir analiz yapılmakta ve analiz sonuçları paylaşılmaktadır.
4. bölümde ise, konuya ilişkin genel bir değerlendirme yapılmakta ve öneriler geliştirilmektedir.
2. LİTERATÜR ARAŞTIRMASI
COVID-19 pandemisinin ekonomik ve finansal etkilerini araştıran çalışmaların sayısında 2020 yılı ikinci çeyreğinden hızlı bir artış yaşanmıştır.
Bu doğrultuda, Ashraf (2020), Alfaro ve diğ. (2020), Baker ve diğ. (2020), Liu ve diğ. (2020), Zhang ve diğ. (2020), salgının hisse senedi piyasalarının performansını olumsuz etkilediğine işaret etmiştir. Liu ve diğ. (2020), Covid-19 pandemisinin Japonya, Kore, Singapur, A.B.D, Almanya, İtalya ve Birleşik Krallık’ın içerisinde yer aldığı 21 ülkenin hisse senedi endeksleri üzerindeki kısa dönemli etkisini araştırmış; tüm ülke endekslerinin salgından olumsuz etkilenmesine rağmen; Asya ülkelerinin diğer ülkelere göre çok daha eksi getirilerle karşılaştığını belirtmiştir. Hisse senedi getirilerinin aşırı dalgalanmasında, geleceğe yönelik fiyatlara ilişkin yatırımcıların olumsuz beklentilerinin ve belirsizlik endişelerinin önemli bir rol üstlendiğini vurgulamıştır. Finansal piyasalarda stresin ve belirsizliğin arttığına ilişkin olarak dikkatle takip edilen volatilite endeksi, COVID-19 salgının küresel anlamda şiddetini arttırmasıyla belirgin şekilde artmıştır.
Kaynak: Altig ve diğ. (2020).
Şekil 2. Volatilite endeksi (1 ay ve 24 ay), 2000-2020
Altig ve diğ. (2020), tahmin edilen volatilitenin Şubat 2020 sonu itibariyle hızlı bir şekilde arttığını, Mart 2020 ortasında zirveye ulaştığını ve Mart sonu itibariyle gerilemeye başladığını belirtmiştir. Yukarıdaki şekilde, 1 ay ve 24 ay için volatilite endeks değerleri yer almaktadır. 24 aylık değerin yukarı hareketi 1 aylık değere göre belirgin şekilde küçük olmasına rağmen, her iki serinin, 2008 Ekim dönemindeki hareketine benzer şekilde, 2020 Mart döneminde benzer şekilde hareket ettiği görülmektedir.
Baker ve diğ. (2020), Liu ve diğ. (2020), Zhang ve diğ. (2020) tarafından yapılan çalışmaların COVID-19 pandemisinin hisse senedi piyasalarındaki kısa dönemde etkilerine odaklandığına işaret eden Just ve Echaust (2020), A.B.D hisse senedi piyasası getirileri (S&P 500) ile hisse senedi piyasasına ilişkin üç temel gösterge; beklenen volatilite, beklenen korelasyon ve piyasa likiditesi arasındaki ilişkileri ve yapısal kırılmaları analiz etmiştir. Analiz sonuçları, hisse senedi getirileri ile volatilite ve korelasyon arasında güçlü bir bağımlılık olduğunu göstermektedir. COVID-19 vaka ve ölüm sayılarının A.B.D hisse senedi piyasası (Dow Jones ve S&P 500 endeksleri) üzerindeki etkisini araştıran Onali (2020), Nisan 2019-Nisan 2020 döneminde, vaka ve ölüm sayılarındaki değişimin, hisse senedi piyasası getirilerinde etkiye sahip olmadığına; diğer yandan Şubat 2020 sonunda VIX indeksinin hisse senedi piyasası getirilerindeki negatif etkisinin büyüklüğüne işaret etmiştir. Benzer şekilde, Yilmazkuday (2020), COVID-19 pandemisinin etkilerinin S&P 500 üzerindeki etkisini, 2020:01-2020:08 dönemi günlük verilerinden yararlanarak araştırmış; A.B.D’de COVID-19 vakalarındaki %1’lik bir artışın, ilerleyen günde %0,01 oranında ve ilerleyen ayda %0,03 oranında bir düşüşe yol açtığı sonucunu bulmuştur. Ayrıca, COVID-19 pandemisinin olumsuz etkilerinin en şiddetli hissedildiği dönemin Mart-2020 dönemi olduğuna işaret etmiştir.
Şekil 3, sırasıyla, Çin, Hong-Kong, Tayvan, Singapur, Japonya, Güney Kore, Almanya, Birleşik Krallık, Fransa, İspanya, İtalya, A.B.D ve Avustralya hisse senedi endekslerinde, 2020:01 ve 2020:06 döneminde yaşanan kümülatif kayıpları göstermektedir. Cao ve diğ. (2020), COVID-19 pandemisine söz konusu borsa endekslerinin reaksiyonunu ölçmeye çalışmış; COVID-19 pandemisinin lokal yayılma şiddetine bağlı olarak hisse senedi endekslerinin gerilediğini, A.B.D, Birleşik Krallık, İspanya ve İtalya’nın salgına en sert tepki veren ülkeler olduğu sonucunu bulmuştur. COVID-19 pandemisinin, Avrupa hisse senedi piyasaları üzerindeki etkilerine odaklanan Li ve diğ. (2020), Baker ve diğ. (2020) tarafından geliştirilen IDEMV (Infectious Disease EMV
Tracker) ve VIX endeksinin, pandemi döneminde, Fransa, Birleşik Krallık ve Almanya hisse senedi piyasalarındaki volatiliteyi tahmin etme gücünü ölçmeye çalışmıştır. Buna göre, IDEMV göstergesinin Fransa ve Birleşik Krallık hisse senedi piyasalarındaki dalgalanmanın güçlü bir tahmincisi olduğunu ve VIX endeksinin de üç ülke piyasası için önemli bir belirleyici güce sahip olduğunu bulmuştur. Hang Seng ve Shanghai endekslerinde yer alan hisse senetlerinin COVID-19 pandemisi dönemindeki fiyat değişimlerine odaklanan Al-Awadhi ve diğ. (2020), hisse senedi getirilerinin vaka sayısındaki ve ölüm sayısındaki artıştan negatif şekilde etkilendiğini bulmuştur. COVID-19 pandemisinin yayılmasını önlemeye yönelik yapılan devlet müdahalelerinin hisse senedi piyasasındaki volatiliteyi etkileyip etkilemediği sorusunun cevabını arayan Zaremba ve diğ. (2020), 67 ülkeye ait verileri kapsayan analizlerinde, sıkı politika uygulamalarının uluslararası piyasalarda getirilerdeki volatiliteyi arttırdığı sonucuna ulaşmıştır.
Kaynak: Cao ve diğ. (2020).
Şekil 3. Dünya hisse senedi piyasalarında yaşanan kümülatif kayıplar; 2020:01-2020:06
COVID-19 pandemisi, dünya borsaları ile benzer şekilde, özellikle vakaların görülmeye başlandığı ve hızla arttığı Mart-Nisan döneminde, Türkiye hisse senedi piyasalarında önemli değer kayıplarına ve döviz kurlarında aşırı dalgalanmalara yol açmıştır. Bu duruma paralel olarak, COVID-19 salgınının Türkiye makroekonomik görünümü ve finansal piyasaları üzerindeki etkilerini araştıran çalışmaların sayısının arttığı görülmektedir. COVID-19 salgınının, hisse senetleri, döviz kurları ve faiz oranlarının yanı sıra, bir ülkenin riskliliğine
ilişkin dikkatle takip edilen önemli bir gösterge olan CDS (credit default swap) primleri üzerinde de olumsuz bir fiyatlamaya yol açtığını belirten Demirhan (2020), A.B.D, Çin, İtalya ve Türkiye için hisse senedi endeksleri ve CDS primlerini karşılaştırmalı olarak incelemiş ve COVID-19 salgınının Türkiye finansal piyasaları üzerindeki etkisini görebilmek için 5 yıl vadeli CDS primleri ve BİST100 endeksindeki volatiliteyi araştırmıştır. Buna göre, her iki gösterge için volatilitenin, salgın öncesi döneme göre belirgin şekilde arttığı ve CDS primlerinin ve hisse senedi endeksinin benzer bir davranışa sahip olduğu sonucuna ulaşmıştır.
COVID-19 salgını, gelişmekte olan ülkelerden yoğun sermaye çıkışlarına neden olmuştur. Yüksek dış borcu, diğer yandan azalan döviz rezervleri, para politikasının kredibilitesi konusundaki endişelerle birleşince, diğer gelişmekte olan ülkelere benzer şekilde, Türkiye ekonomik performansı, salgından çok olumsuz etkilenmiştir. Çakmaklı ve diğ. (2020), COVID-19 salgınının arz ve talep kanalları ile ülke ekonomisi üzerindeki etkilerini araştırmış, COVID-19 salgınının maliyetinin Türkiye GSYİH’sının %4,5’una tekabül ettiğine işaret etmiş; ekonominin kapanması ve sermaye çıkışları neticesinde GSYİH’da yaşanan bu düşüşün nasıl finanse edilebileceği sorusunun cevabını aramış ve döviz cinsinden borç ödemelerinin GSYİH’nın %23’üne denk geldiği göz önünde bulundurulduğunda, Türkiye’nin ciddi bir finansal stres altına girebileceğini vurgulamıştır. Çetin (2020), hisse senetlerinin fiyat performanslarına ilişkin BİST-100 endeksi ve genel ekonomik faaliyete ilişkin olarak satın alma yöneticileri endeksi verilerinden yararlanarak, 23 Mart-24 Nisan 2020 dönemi için, COVID-19 salgını ile alınan kısıtlama kararlarının ve para ve maliye politikası uygulamalarının, ekonomi ve hisse senedi piyasasındaki etkilerini analiz etmiştir. Elde ettiği sonuçlar, salgın nedeniyle alınan önlemlerin, para politikası kararlarının ve mali genişlemenin ekonomik faaliyet ve hisse senedi piyasası üzerinde etkiye sahip olduğuna işaret etmiştir.
Bir diğer çalışmada, Borsa İstanbul’da işlem gören sektör endekslerinin Haziran 2019 ve Temmuz 2020 dönemlerindeki oynaklık seviyelerine odaklanan Özkan (2020), söz konusu dönemde en şiddetli oynaklık artışının spor şirketlerinin hisse senetlerinde yaşandığını, diğer yandan, sigorta şirketlerinin senetlerinin ise minimum oynaklığa sahip olduğunu belirtmiştir.
Ayrıca, Mart 2020 dönemindeki şiddetli değer kayıplarından sonra, tüm sektör endekslerinde oynaklık değerlerinin normal seviyelerine yaklaştığına ve dolayısıyla, salgının Türkiye hisse senedi piyasasındaki oynaklığa etkisinin kaybolduğunu vurgulamıştır.
3. VOLATİLİTE ENDEKSİNİN FİNANSAL PİYASALAR ÜZERİNDEKİ ETKİSİNİN AMPİRİK ANALİZİ
Bu çalışmada, Türkiye için, 16.03.2011-16.12.2020 döneminde, volatilitenin finansal piyasalar üzerindeki etkisinin varlığı araştırılmaktadır.
Bu doğrultuda, CBOE Volatilite Endeksi (VIX) ve CBOE Gelişmekte Olan Piyasalar ETF Volatilite Endeksi (VIXEM)’nin BIST100 endeksi ve USD/TRY kuru üzerindeki etkisi test edilmektedir. Öncelikle, Im ve diğ. (2014) tarafından geliştirilen RALS (Residuals Augmented Least Squares) ADF birim kök testi kullanılarak, serilerin durağanlığı test edilmektedir. Analizde, geleneksel ADF testinin yanı sıra, RALS ADF birimkök testi kullanılarak, geleneksel ADF testine göre testin gücü arttırılmaya çalışılmaktadır. Elde edilen değerlerin, Im ve diğ. (2014)’ün çalışmasında yer alan kritik değerlerden büyük olması, değişkenlerimizin durağan olduğunu göstermektedir. Diğer yandan, ulaşılan değerler, belirtilen çalışmada yer alan değerlerden küçükse, değişkenlerimiz birim köklüdür. İzleyen aşamada, volatilite endekslerinden BİST 100 ve USD/TRY kuruna olan nedensellik ilişkisi Enders ve Jones (2016) tarafından geliştirilen Fourier nedensellik testi kullanılarak araştırılmaktadır.
3.1 VERİ VE YÖNTEM
Analizde, CBOE Volatilite Endeksi (VIX) ve CBOE Gelişmekte Olan Piyasalar ETF Volatilite Endeksi (VIXEM) bağımlı değişkenler olarak, BIST100, USD/TRY kuru ise bağımsız değişkenler olarak kullanılmaktadır.
Tablo 1’de, ampirik analizde kullanılan değişkenlere ilişkin bilgi verilmekte olup; volatilite endekslerine ilişkin veriler St. Louis FED, BİST100 ve USD/
TRY kuruna ilişkin veriler ise TCMB elektronik veri dağıtım sisteminden sağlanmıştır. VIXEM veri setine, 16.03.2011 tarihinden itibaren ulaşılabildiği için, analizde, 16.03.2011 tarihi başlangıç noktası olarak alınmaktadır.
Bununla beraber, 16.03.2011-16.12.2020 dönemi örneklem sayısı, analizin etkinliği açısından oldukça yeterli görünmektedir.
Tablo 1. Uygulamada Kullanılan Bağımlı ve Bağımsız Değişkenler
Değişkenler Kısaltma Kaynak
Bağımlı değişken CBOE Volatilite endeksi VIX St. Louis FED Bağımlı değişken EM ETF Volatilite endeksi VIXEM St. Louis FED Bağımsız değişken Hisse senedi endeksi BIST100 TCMB EVDS Bağımsız değişken Döviz kuru USD/TRY TCMB EVDS
Şekil 4. VIX, VIXEM, BIST100 ve USD/TRY değişkenlerine ait grafikler
Şekil 4’de, 2020 yılı Mart-Nisan döneminde, volatilite endekslerinde yaşanan şiddetli yükseliş; hisse senedi endeksinde yaşanan belirgin gerileme ve aynı zamanda döviz kurunda Türk lirası aleyhine yaşanan değerlenme açıkça görülmektedir.
Analizde öncelikle, değişkenlerin durağanlığı RALS ADF birimkök testi kullanılarak araştırılmaktadır. Geleneksel birimkök testlerinde genellikle, normal dağılmayan kalıntıların gözardı edildiği görülmektedir.
Bu durumun temel sebeplerinden biri, normal dağılmayan kalıntıların dikkate alınmamasının, geleneksel birimkök testlerinde sınırlı dağılımı etkilememesidir. Im ve diğ. (2014), geleneksel birimkök testlerinin göreceli olarak gücünün düşük kaldığını vurgulayarak, normal dağılmayan kalıntılara ait bilgiyi analizlerine dahil ederek, yeni bir birimkök testi önermektedir. Bu şekilde, testin gücü arttırılmaya çalışılarak, test sonuçlarının anlamlılığının artması amaçlanmaktadır. Im ve diğ. (2014), bu bilginin kullanılmasının, açık bir şekilde birimkök testinin sonuçlarının gücünü arttırdığına işaret etmiş ve bu bilginin analizlerinde nasıl kullanılabileceğini araştırmıştır. Finansal