Osmanlı Düşüncesi
Kaynakları ve Tartışma ' Konuları
Editör ler:
Fuat Aydın-Metin Aydın-Muhammed Yetim
MAHVAYAYlNCillK 85
Osmanlı Düşüncesi
Kaynaklan ve Tarhşma Konulan
Yayma Hazula yanlar
Fuat Aydın-Metin Aydın-Muhammed Yetim
Kapak Tasarımı 1 Sayfa Düzeni [email protected]
Baskı/ Cilt
Step Ajans Rek. Matbaacılık Tan. ve Örg. Ltd. Şti..
Göztepe Mah. Bosna Cad. No: ll Bağcılar /İstanbul Serti.fik.a No: 12266 T (0212) 446 88 46
1. Baskı, İstanbul, Eylül2019 . ISBN 978-605-5222-78-9
© Mahya Yayıncılık, 2018
Tarutım için yapılacak kısa alıntılar dışında yayınorun yazılı izni olmaksızın çoğaltılamaz.
Mahya Yayınalık ve Eğitim Hizmetleri San. Tic. A. Ş.
Karagümrük Mah. Adnan Menderes Blv. No: 76/29 Fatih/İstanbul Sertifika No: 40658 T: (0212) 531 25 25
,.,
.
,., ,.,.
CELALEDDIN DEVV ANI'NIN NEFSÜ'L-EMR ANLAYlŞI
Hacer ERGiN·
GİRİŞ
Nefsü'l-eı:hr, İslam düşünce geleneğinde külli akıl, faal akıl gibi kav- ramlarla irtibatlı olarak ele alınmış ve zihin ile dış dünya arasındaki ilişki bağlamında değerlendirilmiştir. Nefs~ 'l-emrin, felsefi bir problem olarak ortaya çıkışı Nasirüddin Tt1Sı'ye (ö. 672/ 1274) dayandırılmaktaclırPl Tt1s1,
~isale
fi
isbati'l-akli'l-mücerred isimli risalesinde bu konuyu ele almış br.Tüsi'nin bahsi geçen risalesi üzerinden şekillenen bir şerh ve haşiye ge- lene~den bahsetmek mümkündür. I<lşı,ııı Devvan.l'}ll Herev1)4l bu risale üzerine şerh yazan isimler olarak zilcredilebilir. Osmanlı düşüncesinin kaynaklarını ve tartışma konularını merkeze alar~_bir değerlendirme yap- mak istediğimizde Celaleddin Devvaru'nin (ö. 908/1502) şerhi üzerinden nefsü'l-emr meselesini ele almak isabetli olacakbr: Zira felsefe ile kelamm
mezcedilÇ-iği dönemin tanınmış simalarından olan Devvaru", Osmanlı
medreselerinde eserleri okutula_n bir isim olarak karşımıza çıkmaktadır.
Onun kaleme almış olduğu Şerhu Risaleti isbati'l-akli'l-miicerred isimli risale- si, ~ci Klasik Dönem olarak adlandırılan zaman diliminde hangi konu-
ların tartışıldığı sorusuna cevap ~erme noktasında bizim için yol gösterici
* Arş. Gör., Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi İslami İlimler Fakültesi ([email protected]) [1] İhsan Fazlıoglu, ''Hakikat ve itibar: Dış-Dünya'run Bilgisinin Doğası Üzerine- XV.
yüzyıl Doğa Felsefesi ve Matematik AÇlSından Bir İnceleme", Naznriyat 1/1 (2014): 20-21.
[2] Şemseddin Muhammed bin Ahmed el-Kişi, "Şerhu Risaleti isbati'l-akli'l-mücerred", Risale İsbati akli'l-milcerred Naslruddln Tiısi ve şurUJı, tsh. ve thk. Arif Niya (Tahran: Miras
Mektup Yayınları, 2014): 11-44. -
[3} Celaleddin Devviinl, "Şerhu Risaleti isbati'l-akli'l-mücerred", Ristile isbtiti iıkli'l-miicerred NasirııcJdiıı Tıisi ve şurOiı, tsh. ve thk ArifNiya (Tahran: Miras Mektup Yayınları, 2014): 47-60.
[4} Muhammed Hanefr He~evi' (Tebriz!), "Şerlııı Ristileti isbiiti'l-akli'l-miicerred", Risale isbtiti akli'l-miicerred Nasirııdditı Tfls1 ve şıırUJı, tsh. ve thk. Arif Ni ya (Tahran: Miras Mektup Yayın
ları, 2014): 91-117.
88 · OSMANLI DÜŞÜNCESi: Kaynaklan ve Tartışma Konulan
olacaktır. Bu çalışmanın amacı, "I:fısi'den Devvaru'ye uzanan süreçte, nef- sü'l-emr meselesinin nasıl anlaşıldığının ortaya konulmasıdır. Bunun ger- çekleştirilmesi, Osmanlı düşüncesinin problematik olarak hangi konular üzerinden şekillendiğini anlama noktasında katkı .sağlayacaktır. Çalışma, Tfısi'nin risalesi ve Devvaru'nin şerhi ile sınırlıdır. Bahsi geçen risale ve bu risale üzerine yazılan şerh, mukayeseli olarak incelenecek bu şekilde Dev- vant, merkeze alınarak onun nefsü'l-emr anlayışı ifade ~dilecektir.
Nefsü'l-Emr
Bir şeyin zahnın tarununda o şeyin kendisi olarak tanımlayabileceğimiz
nefsü'l-emr}Sl İslam düşünce geleneğinde külü akıl, faal akıl gibi kavram.:
laı:la irtibatlı olarak ele alınmış ve zihin ile dış dünya arasmdaki ilişki bağ
lamında değerlendirilmiştir. "Olduğu hal üz~re oluş'~ "olduğu şekil üzere oluş" şeklinde Türkçede ifade edilri:ıesi mümkünd_ür.l6l "Bp-şey nefsü'l-em- rde II1evcuttur." den,ildiğinde "O şey, kendi zahnın tarununda mevcuttur."
anlamına gelmektedir. Bu mevcudiyetin anlamı ise o şeyin varlığının, farz edenin farz etmesine ve itibar edenin itibarına bağlı olmaması ve böyle _bir
bağlılığa ihtiyaç duymamasıdır.l7l .
Zihindekiler ve onların hariçte yer alanlarla mutabakah, hakikat prob- lemi ve doğruluk anlayışları üzerinden şekiilendirilen nefsü1-emr, zihin ve hariç kavramları ile yakın ve çift yönlü bir ilişkiısı içerisindedir. Bu ilişki,
yüklemin özne için geçerli olduğu düzlemde kendisini göstermektedir.l9l
Hariç ve zihni teşmil eden nefsü'l-emr, mutlak olarak harkden daha ge- neldir. Zira hariçte mevcut olan her şey, nefsü'l-emr~e mevcut olmaktadır.
Ancak bunun aksi düşünülemez. Nefsü'l-emr'de bulunan her şey, hariçte bulunur yargısını kullanmamız imkansızdır: Nefsü'l-emr, bir bakımdan zi- hinden. de daha geneldir .. Burada beşin çift bir sayı olarak nitelendirilmesi gibi yanlış bir inancın örnekliği_ ile konu anlaşılır hale getirilebilir. Buna göre beşin çift olduğuna inanmak yanlış olmasına rağmen zihinde bir sü- butu olduğu için zihni olarak nitelendirilebilir. Ancak bu, nefsü'l-emr ile mutabakat içerisinde ol.rriadığı için yanlıştır.lıoı He~ hariçte yer alan varlığı [S] Muhammed Ali Tehanevi, KeşşfiJu ıstıltihıiti'l-fiinıln·ve'l-ııliim, thk. ve nşr. Refik el-Acem (Beyrut: l-4ektebetü Lübnan Naşirün, 1996),2: 1720.
[6] Recep Duran, "Gelenibevi'nin Nefsü'l-Emr Karşısındaki Tavn", Felsefe Dünyası Dergisi 1 (1991): 45.
[7] Tehanevi, Keşştijıt ıstıliihıiti'l-fiinfin ve'l.:ıılfim, 1720.
[8] Mehmet Aydın, "~ara Seyyi<i!"'.i Hamidi ve Zi.hnlVarlık Risalesi: Tahkik ve Değerle n·
dirme", Dokuz Eyliil aniversitesi flalıiyat Fakültesi Dergisi 1 (2013): 58:
[9] Murat Kaş, "Mustafa Şevket Efendi'nin Risalesi Işığında Zihin, Hariç ve Nefsü'l-Emr Kavramlanrun Analizi'~ İslam Medeniyeti Araştırmalan Dergisi 1/1 (2014): 69.
[10] Tehanevi, Keşşıifıı ıstılıihıiti'l-Jiinfin ve'l-ulüm, 1720.
Celaleddin Devvamnin Nefsü'l-Emr Anlayışı· 89
hem de zihindeki varlığı teşınil eden bir yapıya sahip olan nefsü'l-emr, bu iki varlık durumu hakkında verilen hükümlerin doğruluğu ve yanlışlığına
karar verilirken kendisine bakılan şeydir. ını
Nefsü'l-eı::nr kavramı ile ilgili net ve anlaşılır bir tanım yapmak zordur.
Nefsü'l-emr kavramındaki nefs ile mahiyetierin durumları ve gereklerinin;
emr ile sabit olan mahiyetierin kastedildiğiniıııı dile getiren Necnti Derin, bu mahiyetierin üç yerde bulunabileceğini ifade etmekt~dir: "Bu mahiyetler, fiilt bilgide (Vacib'in ilmi), bizzat dışta (aynü'l-haric) veya infiall bilgide bulunurlar. Her üçüne de nefsü'l-emr denmesine rağmen nefsü''l-emrin mutabakatı, üçüncü- ye hasredildiği için nefsü'l-emr ile üçüncü kastedilir. Hükmün mutabakatı üçünCü seçenek olan infiall ilim için geçerlidir."l131 •
NasirUddin Tusi'nin Nefsü'l-Emr Anla:fıŞı
İmamiyye içerisinde felsefi kelfunın kurucusu kabul edilen Nasirüddin Tfısl'nin felsefi sistemi, Meşşai geleneğin ve kelanu anlayışın yaklaşımları-. nı içerisinde barındırmaktadır. Müteahhiriin dÖnemi İslam düşüncesine,·
kaleme alçlığı eserleri ile büyük bir etkisi olan Tfıs1, Teftazaru, Seyyid Şerif
el-Cürcaru", Mir Damad, Molla Sadra ve Molla Fenart gibi isimler tarafından
otorite kabul edilmiştir.U41
Nefsü'l-emr kavramının kullanımına Nasiruddin
.
. Tfısl'den önceki me-. tinlerde rastiansa da girişte işaret ettiğimiz üzere meselenin felsefi bir problem olarak ortaya çıkışı ona dayandırılmaktadır.ıısı Kaleme almış ol- duğu risalede nefsü'l-emri külli akıl ile özdeşleştiren Tfısi'ye, öğrencisi İbnü'l-Mutahhar el~Hilli (ö.· 726/1325) itiraz etmiştir. Hilli, on~ varını~ ol-
duğu bu sonucu, nefsü'l-emri faal akılla bir tutmak olarak yorumlamış ve nefsü'l-emrin faal akıl olması kabul edildiği takdirde yanlış suretierin de faal akıla nakşedilmesi gerekeceğini söyleyerek itirazda bulunmuştur.l161
Tusi, ayrık aklı konu edindiği risalesine, zihnin vermiş olduğu kesin hükümlerin ya da kesin olması şarb ile zihnin sonradan öğrendiği hüküm- lerin nefsü'l-emrdeki ile mut~bakat içerisinde olduğunu söyleyerek başla
maktadır. Bizler bu mutabakata dair herhangi bir şüphe duymayız. "Bir,
[ll] Aydın, "Kara Seyyidi'-i Hamidi ve Zihni Varlık Risalesi", 58.
[12] Necmi Derin, Kemalpaşazade ve Taşköprizfide Risaleleri Bağlamında İslam Düşüncesinde Zi/ıni Varlık Problemi (Ankara: İlahiyat Yayınları, 2016), 168.
[13] Derin, Kemalpaşazade ve Taşköprizade Risaleleri Bağlamında İslam Dilşiincesinde Zi/ml Var-
lık Problemi, 168.
[14] Agil Şlıinov, "Nasirüddin Tilsi", Tiirkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi (İstanbul: TDV.
Yayınları, ty.), 41: 438.
[15] Fazlıoğlu, "Hakikat ve itibar: Dış-Dünya'nın Bilgisinin Doğası Üzerine", 20-21.
[16] İbnü'l-Mutahhar el-Hilli, Keşfii'l-mur/id (Beyrut: Müessesetü'l-Alemi, l988), 53-54. ·
90 · OSMANLI DÜŞÜNCESi: Kaynaklan ve Tarbşma Konulan
ikinin yarısıdır.", "Dörtgenin çapı kenarına ortak olmaz." şeklindeki hü- kümler, burada örnek olarak zikredilebi1ir.117J
Nasirüddin Tfisi, nefsü1-emr anlayışıru "mutabakat" kavramı üzerinden
şekillendirmektedir. Buna göre, mutabakatın tarcifları söz konusu olduğun
da verilecek iki hüküm vardır. Bunlardan birincisi, aralarında mutabakat olan iki şeyin, ferdi olarak birbirlerinden farklı olduğu hükmüdür. İkincisi ise bu iki şeyin, taraf olma bakınundan yani mutabakatın konusu olmak ba-
1cım.ından bir oldukları hükmüdür. Tusi'ye göre, bu iki hüküm, zihni sübut
bakımından ortaktır. Ancak nefsü'l~emr meselesi, tarafların ferdiliğini vur- gulayan hüküm ba~lamında anlaşılmalıdır. Filozof, dış dünyada fert olarak bulunana ait hüküm ile zihnimizdeki hüküm arasında mutabakatın varsa-
yıldığı ve z~zin dışında yer alan bir sübutun varlığını gerekli görür.
Tfisi''ye göre, nefsü'l-emrdeJ:c.i şey olarak ifade edilen husus budur.ıısı
. Nefsü'l-e~i yukarıdaki şekilde açıklayan Tusi', zihninrizin dışında yer alan bu sübuta dair farklı ihtimalleri de~erlendirmektedir. Buna göre, dışta
sabit olan bu şey için iki t,ürlü var olma: ihtimali vardır. Ya kendi başına vardır ya da bir başka varlıkta görünür şekilde mevcuttur. Kendi başına var olma durumu .da kendi içerisinde iki ilitimaliyet barındırmaktadır: Kendi
başına var olan şey ya konumludur ya da konumsuzdur.1191
Tusi', bu_ ihtimalleri sırası ile çeşitli yönlerden ele alarak tartışır. İlk konu
edindiği ihtimal, nefsü'l-emrin kendi başına konumlu bir şekilde var olma ihti.malidir. Bu ihtimalin mümkün olmadığını düşünen filozof, bu kanaati- ni açıklamak için üç delil serdetmektedir.ııoı
. Birinci delil, nefsii'l-emrde verilen hükümlerin, alem ile bir ilişkisinin
olmaması üzerine inşa edilmiştir. Bu hükümler, fertlerin belli bir yönü ile veya belli bir zaman ile de ilişkilendirilemezler. Zira zikredilen şeylere dair verilecek herhangi bir hükmün konumlu olması gerekir. Nefsü'l-emrde ve- rilen hükümler, konumlu değildir.1211
Tusi', delili ortaya koymakla yetinmeyip olası itirazları da değerlendir
mektedir. Buna göre bir kişi, nefsü'l-emrdeki hükümler ile ilgili şu şekil
de bir itirazcia bulunabilir: "Söz konusu lıükiimler, konumlu şeylerle konumlu
olmaları bakımmdan değil akledilir olmaları bakımından mutabakat içerisinde- dir. Sonra onlar, bir başka bakımdan konumlara bitişmezler. Bu, tikel zihinlere
[17] Nasirüddin Tüsi, "RisaJ.e fi isbati'l-akli'l-mücerred;', Rislile İsbliti nkli'l-ıııiicerred Nnslrııddiıı Til si ve şıırülı, tsh. ve thk. Arif Ni ya (Tahraiı: Miras Mektup Yayınları, 2014), 2.
[18] Tı1si', "RisaJe fi isbati'l-akli'l-mücerred", 4.
[19] Tüsl, "Risale fi isbati'l-akli'l-mücerred", 4.
[20] Tüsi, "RisaJe fi isbati'l-akli'l-mücerred", 5.
[21] Tüsi, "RisaJe fi isbiiti'l-akli'l-mücerred", 5.
Celaleddin Devvarunin Nefsü'l-Emr Anlayışı· 91
resmolan suretiere bir açıdan tümel, bir başka açıdan ise tikel dtmmesi gibidir. "1221
TO.sl'ye göre bu itiraz, içerisinde banndırmış olduğu çelişki sebebi ile geçersizdir. Eğer nefsü'l-emrdeki hükümleri, dışsal suretler ile mutabakat içerisinde değerlendirirsek, bu hükümler, ·başkası ile kaim olmuş olurlar.
Halbuki üzerinde konuşulan varsayım, onlarm kendi başına kaim oldukla-
rının düşünüldüğü varsayımdır. Bu durum ise bir çelişkidir.l231
Nefsü'l-emrin kendi başına konumlu bir şekilde var olamayacağına dair getirilen ikinci delil, mutabakat eksenli bir delildir. Buna göre bir şeyi mu- tabakatla bilmek ancak mutabakatıniki tarafına dair bir farkındalığın, bir
şuur halinin kişide oluşması ile mümkün olmaktadır.·Biz, nefsü'l-emrdeki
şeyi konumlu olması bakımından bilmesek dahi mutabakatlll gerçekleşti-
ğinden şüphe etmeyiz.l241 · .
Üçüncü delil, aklın idrald ve duyuların hissetmesi arasındaki fark üze- rine bina edilmiştir. Nefsü'l-emrin hükümleri, zihinde bulunmakta ve an- cak akıl ile idrak edilmektedir. Bir konum sahibi olan şey ise ancak duyu bilgisi ile ya da onunla aym seviyede olan başka güçlerle idrak edilebilir ..
Filozofun ulaşmak istediği sonuç, akledilirler ve duyulur olmalan bakı
mından duyulurlar arasında bir mutabakatlll gerçekleşmesinin imkansız olduğudur.1251
Nefsü'l-emrdeki hükümlerin kendi başına konumsuz bir şekilde kaim
. 1
· olmalan ihtimaline yer veren Tusl, bu ihtimalin 'de imkansız olduğunu id-
dia etmektedir. Zira bu görüş, Etlatun'un idelerini savunmakla eşdeğerdir.l261
Geriye değerlendirilmesi gereken bir ihtimal kalrİtaktadır. O da nef- sü'l-emrdeki hükürnlerin bir başkasında temessül ederek yani bir başkası vasıtası ile var o1masıdır. Tus!, burada .da iki alt ihtimal belirler. Bu belirle- mede hareket noktası yine konumluluk-konumsuzluk düşüncesidir. TO.sf bu ayrım için gerekçesini, hükürnlerin temessül edeceği şeyin ya konumlu ya konumsuz olduğunu söyleyerek oluşturur. Eğer, konumlu ise kendisi
vasıtası ile vücut bulan v~ görünürlük kazanan şey de konumlu olmalıdır.
Oysa filozofun daha önceki ihtimalleri değerlendirirken ifade ettiği üzere zihnimizde bulunan bu hükümler, konumlu olamazlar. Dolayısı ile bu ihti- · mal, imkansızdır. Sc;m ihtimal, buraya kadar yapılan istidlallerle konumsuz
olduğuna karar verilen nefsü'l-emrdeki hükürnlerin konumsuz olan bir
başka şeyde temessül etmesidir.127J Tusi'nin benimsediği görüş budur.
[22] Tılsl, "Risale fi isbati'l-akli~l-mücerred", 5.
[23] Tiisi, "Risale fi isbati'l-akli'l-mücerred", 5.
(24] Tiisi, "Risale fi isbati'l-akli'l-mücerred", 5.
[25] Tiisi, "Risale fi isbati'l-akli'l-mücerred", 5.
[26] Tiisi, "Risale fi isbati'l-akli'l-mücerred'~ 6 .. [27] Tılsi, "Risale fi isbati'l-akli'l-mücerred", 6.
92 · OSMANLI DÜŞÜNCESi: Kaynaklan ve Tartışma Konulan
Konumsuz olan hükümlerin konumsuz bir şeyde görünür olmaları gerektiği aşikar olunca TO.sf, hükümleri var kılacak konumsuz şeyin ara-
yışına çıkar. Filozof, "zihin, nefsü'l-emrdeki hükümleri mevcud kılan şey
olabilir mi?" sorus.unu sorar. Bu soruya verilecek cevap, bilfiillik-bilkuv- velik ayrımı ÜZerinden şekillendirilmiştir. Buna göre, nefsü1-emrdeki hü- kümler, bilfiil olan veya bir vakitte bilfiil olabilep. hükümlerdir. Zihindeki- lerin bir kısmı bilkuvve olabilmektedir. TO.s1 açısından bu durum, zihnin, nefsü'l emrin görünür olduğu şey olma ihtimalini ortadan kaldırmaktadır.
Zira bilfiil olan veya belli bir vakitte bilfiil olan ile bilku\rve olan arasında
herhangi bi~ mutabakatın olması mümkün değildir. Bilkuvve olan bir şe
yin, herhangi bir vakitte ortadan kalkması, degişmesi ve fiil haline çıkması
mümkün değildir.l281 Dolayısı ile zihin, hükümleri var kılacak ~onumsuz şey değildir.
Nasirüddin Tüsi', bil.fiillik-bilkuvvelik meselesini tartıştıktan sonra nef- sü'l-emrdeki hükümlerin sübutu ile ilgili tespitlerde bulu.İunaktadır. Bahsi geçen. sübut, bir değişme ve dönüşme ve herhangi bir zaman ve mekan.Ia
kayıtlı olmaksızın ezeli ve ebedl olarak zorunludur. Bu durum, .filozofa, nefsü'l-emr konusunda daha net yargılarda bulunabilmek için yardımcı olmaktadır. TO.si'ye göre, buraya kadar tarhşılan hususlardan sonra, nef- sü'l-emrin hariçte, kendi başına kalın, konumsuz ve bütün akledilirleri bil- fiil kapsayan bir mevcut olduğu sabit olmuştur.l291
Nefsü'l-emrin özelliklerini yukarıdaki şekilde zikreden Ttı.sl, bu mevcu- du daha belirgin kılmak adına onun ne ile karşılanabileceği konusunu ele
alır. Filozofa göre, bu mevcudun Zorunlu Varlık olması mümkün değildir.
Zira nefsü'l-emrin sonsuz çokluğu, bilfiil kapsaması zorunludur. H§lbuki İlklerin İlki olan Zorunlu Varlık'ta çokluğun bulunması söz konusu ola- maz. O'nun çokluğun ilk ilkesi olması ve kendisinde temessül eden çokluk için kabul edici bir mahal olması imkansızdırP01
Risale boyunca dış dünycı.daki ve zihindeki hükümlere dair çeşitli
durumları değerlendiren filozof, risalenin sonunda nefsü'l-emri, külU
akıl ile özdeşleştirmektedir. Zorunlu Varlık'ın dışında .olan ve yukarıda
zikredilen özel~iklere sahip olan nefsü'l-emrin varlığı ·sabit olmuştur.
TO.sl, onun, Kur'an-ı Kerim'de bazen Levh-i Mahja.z bazen de kuru yaş
her şeyin bilgisini~ kendisinde bulunduğu "Apaçık Kitap" olarak ifade
eqildiğini söylemektedirP11
[28} Til.sı"', "Risale fi isbAti'l-akli'l-mücerred", 6-7.
[29] Tusi, "Risale fl isbAti'l-akli'l-mücerred", 7.
[30] Tüsl, "Risale fi isbAti'l-akli'l-mücerred", 7.
[31} Tüsı"', "Risale fi isbati'l-akli'l-mücerred", 8.
Celaledilin Devviini'nin Nefsü'l-Emr Anlayışı· 93
Celaleddin Devvaru'nin Nefsü'l-Emr Anlayışı
Celaleddin Devvaru, kronolojik olarak Teft!zaru, Cürcaru gibi isimlerden sonra gelmiş olmasına rağmen düşünce tarihinde onlar kadar önemli bir isim olarak değerlendirilmektedir. Eş'ari kelarm içerisinde değerlendirile
bilecek bir isim olan Devvaru'nin eserleri, felsefi kelamm özelliklerini taşı
maktadır. Onun bazı eserleri Osmanlı medreselerinde okutulmakla kalma-
.yıp üzerlerine pek çok şerh ve haşiye kaleme alın.mıştır.1321
Tfısi'nin Risale fi-isbati'l-akli'l-miicerred isi~ risalesi için bir şerh kale- me alan Celaleddin Devvaru'nin bu eseri, Şerhu Risılleti isbdti'l-akli'l-mü- cerredi331 ismi ile anılmaktadır. ilisalenin başında, Tfısi'nin eserini okurken muttali olduğu incelikleri konu edinen Devvaru,1341 bu risalede okuyucuya
karmaşık gelebilecek bazı yerler bulunduğunu ve bu karmaşıklığı giderme görevini keı:ıdisinin üstlendiğini dil~ getirmektedir.l351
Şerhi yazarken, Tfısi'nin metnine aslına uygun bir şekilde yer veren Devvaru'nin konuya dair fikirlerini, bu risale üzerinden okumak müm- kündür. Devvaru'nin görüşlerine değinmeden önce yukanda Tfısi'nin' görüşlerine kapsamlı bir şekilde yer verınemizin sebebi budur. Devvaru, sadece Tfısi'nin maksadını açıklamaya yönelik ifadelere yer vermemiş aynı
zamanda problem olarak gördüğü noktalara işaret etmiş ve ifade kapalılık
larından ya da sınırlılıklardan ortaya çıkabilecel< muhtemel şüpheler üze-
rinde durmuştur. · ·
Risaleyi şerh ederken on iki problem tespit eden Devvaru, risalenin ilk ele aldığı öncül olan "yakinilerin nefsü'l-emrdeki ~e mutabık olmasında'~
Tfısi'nin maksadını açıklamaktadır. Buna göre, Tfısi'nin öncüldeki "Hü- küm verildi." ve ''Hüküm veririz." ifadelerini birbirine atfetmesi, bir kişi
nin, nefsü'l-emrdeki mutabakab herhangi bir nefste gerçekleşen mutaba- kattan ibaret sayma vehmine düşmesini engellemek içindir.I36J
Devvaru'nin tespit ettiği birinci problem, ikinci öncülde geçen, mutaba-
katın, ferdi açıdan farklı ancak mutabakatın gerçekleştiği konuda bir olan iki şey arasında gerçekleşmesi ile ilgilidir. Filozofun burada problem ola- rak gördüğü husus, itiban farklıİığın yeterli görülmesi sebebi ile bir kişinin şunu vehmedebilme ihtimalidir: ·
"Mutabakat, hususi olarak şahs'i varlığı gerektirirse, o şeıjn kendisine mutabık
[32] Anay, "Devvaru", Türkiye Diyanet Val;fı İslam Aıısiklopedisi (İstanbul: TDV. Yayınları, ty.) 9:259.
[33] Bu şe.rhe dair farklı isimlendirmeler için bkz. Harun Anay, Celaleddin Devvaru, Hayatı,
Eserleri, Siya~et ve Ahlak Dilşiincesi (Doktora Tezi, İstanbul Üniversitesi, 1994), 151.
[34] Devvaru, "Şerhu rusaleti isbati'l-akli'l-mücerred", 47.
[35] Devvaru, "Şerhu rusaleti isbati'l-akli'l-mücerred", 48.
[36] Devvaru, "Şerhu rusaleti isbati1-akli'l-mücerred", 48.
94 · OSMANLI DÜŞÜNCESi: Kaynaklan ve Tarhşma Konulan
olmaması zorunludur. "1371 Devvarunin bu probleme getirdiği. çözüm, hakikat- Ierin örfi anlamlandırmalar tarafından elde edilerneyeceği hükmü üzerine
kurulmuştur. Hakikatierin farklılığı mutabakat esnasında zati bir birliğe
dönmektedir. Filozof burada ittisallafzıru örnek gösterir. İttisallafzı öyle ol-
madığı halde hükmün fiilen olduğunu vehmettirebilmektedir. Buradaki du- rum da bu analoji dikkate alınarak düşünülürse, anlaşılırlık kazanacaktır.1381 Devvaru'ı;ün zikretmiş olduğu ikinci ve üçüncü problem ayru konu ile ilgilidir. Bu problemler, nefsü'l-emrdeki hükümlerin kendi başına konumlu bir şekilde var olamayacaklarına dair T~si'nin getirdiği birinci delil hak-·
kındadır. Hatırlanacağı üzere Tfisi burada; nefsü'l-emrdeki hükümlerin alemdeki herhangi bir şey ile ilişkisinin olmaması üzerinden bu hükümle- rm konumsuz olduğuna karar vermektedir. Devvaru, bu delilin daha kap-
samlı bir şekilde ifade edilmesi gerektiğini düşünmektedir. Zira filozofa göre, konumluluk ve konumdan soyutlanma sayesinçle g_erçekleşen iki iti-
barın farklılığı, sadece mahal ve mahalsizliğe hasredilemez. Mahal ayrımı
nın yanı sıra bu şeylerin kendisi bakınundan konumlu olduğu bir sübutun
varlığı mümkün olabilir.J391
Devvaru'nin bu delilde gördüğü ikinci proble.m; birinci p~oblem ile ilgi- lidir. Yukarıda açıklanan mümkünlük üzerinden konuşmak istediğimizde,
zihnl hükümler, hariçteki şeyler akılda hasıl olduğunda o manaya muta-
bık olurlar. Filozofa göre, Tfrsi tarafından getirilen bu delilin geçerli olması
için bu ihtimalin çürütülmesi gerekmektedir. Zihnl suretiere benzeme, iki
itibarın farklılığının mutlaklığından kaynaklanmaktadır. Burada iki farklı
hükmün gerçekleştiğine dikkat e.dilmelidir.1401
Devvanf'nin işaret ettiği dördüncü problem, mutabakah merkeze yer- leştiren ikinci delil üzerinedir. Tfısi burada, mutabakahn iki tarafı biiin-
diğinde mutabakatla bilmek denen durumun gerçekleştiğini söylemekte
·. ve akabinde nefsü'l-emrdeki şeyi konumlu olması bakımından bilmesek
bile mutabakatın gerçekleştiğinden emin olduğumuzu ifade etmektedir.
Devvaru, burada mu tabakatın soyutluğu konusunda burhana ihtiyaç varsa
mutabakatın gerçekleştiğinden şüphe edebileceğimizi vurgulamaktadır.1411
Delilin kuvvetlendirilmesi için bu noktaya ~ikkat edilmesi gerekmektedir.
Risalede konu edilen beşinci problem, akledilirler ile duyulur olma-
ları yönünden duyulurların arasında herhangi bir mutabakahn olması
nın imkansız olduğu iddiası üzerine kurulan üçüncü delil hakkındadır.
[37] Öevvaru, "Şerhu Ri saleti isbati1-akli'l-mücerred", 49.
[38] Devvaru, "Şerhu rusaleti isbati'l-akli'l-mücerred", 49.
[39] Devvaru, "Şerhu Risaleti isbati'l-akli'l-mücerred", 51.
(40] Devvaru, "Şerhu Risaleti isbati1-akli'l-mücerred", 51.
[41) Devvaru~ "Şerhu rusaleti isbati'l-akli'l-mücerred", 52.
Cela.Ieddin Devvarırnin Nefsü'l-Emr Anlayışı· 95
Devvani, burada duyulurların duyulur olma yönü dikkate alınmaksızın mutabakatın niçin caiz olmadığı sorusunu sorar.1421 Bu soruyu herhangi bir cevap vermemekle birlikte bu itirazın değerlendirilmesi gerektiği vur- gusu hissedilmektedir.
Altıncı problem, nefsü'l emrdeki hükümlerin kendi başına konumsuz bir şeıdıde var olmalan ihtimali üzerinedir. Habilanacağı üzere bu ihtimali mümkün görmeyen Tusi, bahsedilen düşünceyi, Eflatuncu ideleri savun-
ınakla eşdeğer görmektedir. Devvani, burada nefsü'l-emrdeki hükümlerin sübut bakımından kendileri ile kaim olduklarını ancak başka bir bakımdan
ise sabit şeylere mutabık olduklarını söylemektedir. Burada bir imkansız
lık durumu olduğunu ·dile getiren Devvaru, ister Eflatun'un ideleri olarak isimlendirilsin ister isimlendirilmesin, burada Tılsi'nin görüşünün becllhi ve burharu olmadığını söylemektedir.l431 Devvaru'ye göre, Eflatun'un ideleri- nin imkansızlığına dair bir burhan getirmek istersek bu, ancak soyut mahi- yetin hariçte mevcud olmadığına delalet eder. Böyle bir burhan ise Tusi'nin
amacına delalet etmez. Devv§nf, Tusi'nin Eflatuncu ideler ile neyi kast etti-.
ğinin anlaşılır kılınması gerektiğini düşürunektedir. Kast edilen ideler alemi midir yoksa idelerin kendisi midir? Devvani, bu noktalar netleştirilmeden,
'İ'usi'nin bu konudaki yaklaşımını benimsemeyeceğini ifade etmektedir.l~4l Yedinci problem, nefsü'l-emrdeki hükümlerin sübutu meselesine yö-
,
nelik tespit edilen son problemdir. TCısi, bu hUkümlerin konumsuz bir şeyde temessül ettikleri görüşünü benimsediğini açıklamadan önce son bir ihtimale daha atıfta bulunur. Bu ihtimal, konumsuz olan bu hükümlerin konumlu bir şeyde temessül etmeleridir ki bu, .filozofa göre imkansızdır.
Devvaru"', burada ifadesini problem olarak kurmuşsa da sözleri, itiraz ya da şüpheden ziyade Tusi'nin maksadını açıklamaya yöneliktir. Buna göre, nefsü'l-emrdeki hükümler, konumlu olmaları bakımından biliniderse bun-
ların duyu ile idrak edilmesi gerekmektedir. Devvaru, buna gerekçe olarak
konuların ancak duyu ~e idrak edilebileceğini zikretmektedir. Bu ilitirna- lin geçersizliği konusunda Tusi ile hemfikir olan Devvaru, nefsü'l-emrdeki hükümlerin mahal ile kaim olması gerektiğinirı söylenemeyeceğini ifade etmekte ve bu konuda kendi görüşünün de onların mahalsizlik _ile kaim
olmaları gerektiği yönünde olduğıınu açıklamaktadır.l451
Ele alınan sekizinci problem, zihnin, hükümleri var kılacak konumsuz
şey olamayacağına dair Tus1 tarafından ortaya konulan öncülü üzerin~dir. · Tfrsi, bilfiil olan veya bir vakitte bilfiil olabilen şey ile bilkuvve olan şey
[42] Devvaru, "Şerhu Risaleti isbati'I-akli'l-mücerred", 52.
[43) Devvaru, "Şerhu ilisaleti isbati'l-akli'l-mücerred", 52.
[44] Devvaru, "Şerh u ilisaleti isbati'l-akli'l-mücerred", 53.
[45) Devvaru, "Şerhu ilisaleti isbati'I-ai<li'l-mücerred", 54.
96 · OSMANLI DÜŞÜNCESi: Kaynaklan ve Tartışma Konulan
arasına bir mutabakatı imkansız görmektedir. Devvaruburada nefsü'l-em- rdeki hükümlerin hudusüne bilişik olarak zihinlerde ya da onu önceleye- rek kendi mahallinde meydana gelmesi niçin caiz olamayacağı sorusunu
sormaktadır. Mutabakat esnasında zorunlu olan, mutabakatın taraflarının
daimi olmaksızın hudus anında meydana gelmesidir. Devvaru,.bu ihtimal nefyedilmesi için bir delil getirilmesi gerektiğini söyleme~tedir.1461
Devvaru tarafından zikredilen dokuzuncu, onuncu ve on birinci prob- lem, nefsü'l-emı::in Zorunlu Varlık olmasırun caiz olmaması .öncülüne . dayanmaktadır. Tusl, nefsü'l-emrin sonsuz çokluğu zorunlu olarak bilfi-
il kapsayan ~ir mevcud olduğunu belirterek Zorunlu Varlık'ta çokluğun bulunmasırun imkansız olduğunu söylemektedir.147J Devvaru'nin problem olarak zikrettiği hususlar, içeriğine bakıldığında itirazdan ziyade Tusl'nin maksadını aÇıklama gayesi ön plana çıkmaktadır.
Zorunlu Varlık konusu bağlamında ele alınan ilk problem, metin içeri- sindeki dokuzuncu problemdir. Devvaru, buna, çokluğun Bir olanın mahal- linde tahakkuk etmesinin keyfiyeti olarak atıfta bulunmaktadır. Bu durum, Devvaru açısından da bir çelişki içermektedir. Şayet Bir olan şey mahal sahi- bi olursa, onun oluşumunun hem fail hem de kabil olması gerekmektedir.1481
Onuncu problem, Bir-olandan çoklukların sudur etmesi konusunu ele
almaktadır. Devvaru, Bir olanın yani Zorunlu Varlık'ın çokluklara mahal
olamayacağını ortaya koyduktan sonra bu çokluklar için bir mahal arayışı
na girer. Bu mahal, nedenlilerin ilkidir.
On birinci problem, çokluğa mahal olmayan Zorunlu Varlık'ın çokluk-
ları bilmesinin keyfiyeti üzerinedir. Burada çeşitli yaklaşımları değerlendi
ren Devvaru, Vacib'in ilminin şeylerin bu mahalde var olmasına dayanma-
sırun imkansız olduğunu söylemekte ve Zorunlu Varlık'ın bu çoklukları, zatında meydana gelip gelpı.emesine ihtiyaç duymadan bildiğini ifade et- mektedir.l491
On ikinci ve son problem, Tusl'nin nefsü'l-emri külli akıl olarak kabul etmesi üzerinedir. Devvaru, riefsü'l-emrin akıl olması konusunda Tusı ile hemfikirdir. Ancak onun itiraz ettiği bazı noktalar vardır. Devvaru'ye göre
eğer nefsü'l-emrin bütün yönlerden bilfiil oluşu sabit olursa, Tusi'nin ona
yüklediği anlamlar bütün yönleri ile sabit.olmaz. Nefsü'l-emr, akledilirle- rin temessül etmesi bakımından bilfiil sabit olmakla birlikte, bu akledilirle- rm dışında birtakım sıfatlarırun olması caiz olur.ısoı
[46] Devvaru, "Şerhu Risaleti isb§ti'l-akli1-mücerred", 54.
[47] Tfısi', "Risale fi isbati'l-akli'l-mücerred", 7.
[48] Devv§.ru", "Şerhu Risaleti isbati'l-akli'l-mücerred", 57.
[49] Devvaru, "Şerhu Risaleti isbati1-akli'l-mücerred", 5Z [50] Devvanı", "Şerhu Risaleti isb§ti'l-akli'l-mücerred", 58.
Celaleddin Devvaru"'nin Nef?ü'l-Emr Anlayışı· 97
Sonuç
Nastrüddin Tüsi'nin Risale fı-isbiiti'l-akli'I-mücerred isimli risalesine CeHUeddin Devvaru'nin şerh olarak kaleme aldığı Şerhu Risaleti isbati'l-ak- li'l-mücerred isimli risale bağlamında elde ettiğimiz sonuçları aşağıdaki gibi sıralamak mümkündür. İlk olarak Tusl'nin nefsü'l-em.re dair tespitleri de-
ğerl~dirilecek daha sonra bu tespitler üzerinden Devvani"nin ulaşhğı bul- gulara yer verilecektir.
- Tusi'nin nefsü'l-em.r anlayışını ortaya koyabilmek için "mutabakat"
kavramı eksenp. bir okuma yapılması gerekmektedir. Filozof, dış dünyada fert olarak bulunana ait hüküm ile zihnimizdeki hüküm arasında muta- bakahn varsayıldığı ve zihnimizin dışında yer alari. bir sübutun varlığını
gerekli görür. Tüsl'ye göre, nefsü'l-emrdeki şey olarak ifade edilen husus budur.
- Tusi düşüncesinde nefsü'l-emrdeki hükümler, ·konumsuzdur ve ko- numsuz bir şeyde temessül etmeleri yarıi görünür olmaları gerekmektedir.
-Tusi, bilfiil olan veya belli bir vakitte bilfiil olan ile bilkuvve olan ara-·
sında herhangi bir mutabakahn olmasını imkansız gördüğü için, zihnin, hükümleri var kılacak konumsuz şey olmadığını savunmaktadır.
- Nefsü'l-emrdeki hükümlerin sübutu, değişme ve dönüşme söz konu- su olmaksızın ve herhangi bir zaman ve mekanl~ kayıtlı olmadan ezeli ve eb edi olarak zorunludur.
- Kendi başına kaim, konumsuz ve bütün akledilirleri bilfiil kapsayan bir mevcut olan nefsü'l-emrin Zorunlu Varlık olması imkansızdır.
- Tilsl'ye göre nefsü'l-emr, külli akıldır.
Devvaru'nin nefsü'l-emre dair görüşlerine gelince bunları, Tusl'nin ri- salesi üzerille kaleme aldığı şerhten okumak mümkündür.
~ Şerh~e kullanılan üslfıba ve meseleleri tarhşma biçimine baknğımızda,
· Devvanl'nin Tüsi'nin maksadını açıklamaya yönelik ifadelerinin yanı sıra
muhtemel şüpheler. üzerinde durduğu görülmektedir ..
- Devvaru şerhi yazarken, Tusl'nin metninde on iki tane problem tespit
etmiştir. Bu problemler tek tek değerlendirildiğinde bazılarının, itirazdan ziyade yazarın ifadesini destekleme maksadını içerd.iği görülmektedir.
-Devvaru'nin tespit ettiği ilk üç problem, ikinci öncülde geçen, mutaba- kahn, ferdi açıdan farklı ancak mutabakahn gerçekleştiği konuda bir olan iki şey arasında gerçekleşmesi ile ilgilidir. Bu problemlerde görülen ortak · nokta, lafzın anlaşılırlığının artırılması gerektiğidir. 'İ'usi'nin getirdiği delil. daha kapsamlı ifade edilerek kişilerin yanlış vehimler edirımesinin önüne· geçilmelidir.
-Devvaru'nin işaret ettiği dördüncü problem, mutabakah merkeze yer- leştiren ikinci delil üzerinedir. Burad~ mutabakahn soyutluğu konusunda
98 · OSMANLI DÜŞÜNCESi: Kaynakları ve Tartışma Konuları
bınhana ihtiyaç varsa mutabakahn gerçekleştiğinden şüphe edilebilir. Deli-.
lin kuvvetlendirilmesi için bi.ı noktaya dikkat edilmesi gerekmektedir.
-Beşinci problem, akledilirler ile duyulur olmaları yönünden duyulur-
ların arasında herhangi bir mutabakahn olmasının imkansız olduğu iddiası
üzerine kurulan üçüncü delil hakkındadır. Devvaru, burada duyulurların
duyulur olma yönü dikkate alınmaksızın mutabakahn niçin caiz olmadığı
sorusunu sormaktadır.
-Alhncı problem, Tüs1'nin Efl.atuncu ideleri savunmak olarak değerlen
dirdiği, nefsü'l-emrdeki hükümlerin kendi başına konumsuz bir şekilde
var olmaları ihtimali üzerindedir. Devvaru", burada Tüs1'nin görüşünün
bedihi ve burharu olmadığını söylemektedir.
- Devvaru, yedinci problemde Tüsl'yi destekleyen bir tutum içerisin- dedir. Filozof, Tusi'yi takip ederek nefsü'l-emrdeki hükümlerin mahal ile kaim olması gerektiğinin söylenemeyeceğini ifade etm~kte ve bu konuda kendi görüşünün de onların mahatsizlik ile kaim olmaları gerektiği yönün-
de olduğunu açıklamaktadır. ·
- Sekizinci problem Tüsl'nin bilfiillik-bilkuvvelik üzerinden inşa ettiği,
zihnin, hükümleri var kılacak konumsuz şey . olamayacağına dair öncül
hakkındadır. Devvaru burada, nefsü'l-emrdeki hükümlerin hudus öncesi kendi mahallerinde var olabilme ihtimaline dikkat çeker. Öncülün geçerli olabilmesi için bu ihtimalin nefyedilmesi gerekmektedir.
- llisalede ele alınan dokuzuncu, onuncu ve on birinci problell}; nef- sü'l-emrin Zorunlu Varlık olmasının caiz olmaması öncülü hakkındadır.
Devvaru, çokluğun Bir olanın mahallinde tahakkuk etmesi, Bir olandan
çoklukların sudur etmesi ve çokluğa mahal olmayan Bir'in çoklukları bil- mesi konularında, Tüs1 ile paralel açıklamalar yapmaktadır. Devıiaru'ni.n
problem olarak zikrettiği hususların içeriğille bakıldığında itirazdan ziyade Tüsl'ni.n maksaclım açıklama gayesi ön plana çıkmaktadır.
- On ikinci problem, Tus~ düşüncesinde nefsü'l-emrin külli a'kıl ile öz-
deşleştirilmesi üzerinedir. Devvfull, nefsü'l-emrin a'kıl olması konusunda Tüs1 ile hemfikirdir. Ancak nefsü'l-emrin sübutunun hangi bakımdan ol-
duğu netleştirilmelidir. Bu yapılmadığı takdirde, Tüsl'ni.n ona yüklediği
anlamlar bütün yönleri ile sabit olmaz.
KAYNAKÇA
Anay, Harun. Celfileddüı Devviinl, Hayatı, Eserleri, Siyaset ve Ahlak Düşüncesi.
Dokt~ra Tezi, İstanbul Üniversitesi, 1994.
Anay, Harun. "Devvam'. Türkiye Diyaııet Vakfı İslam Aıısiklopedisi. 9: 257.-262.
İstanbul: TDV Yayınları, 1994.
Aydın, Mehmet. "Kara Seyyidl-i Haınldl ve Zihni Varlık Risalesi: Tahkik ve
Celaleddin Devvaru"'nin Nefsü'l-Ernr Anlayışı · 99 Değerlendirme". Dokuz Eylül Universitesi ilahiyat Fakültesi Dergisi ı (20ı3}:
49-93.
Derin, Necmi. Kemalpaşazade ve Taşköpriztide Risaleleri Bağlamında İslam Düşünce
sinde Zihnl Varlık Problemi. Ankara: İiahiyat Yayınları, 20ı6.
Devvaru, Celaleddin. "Şerhu Risaleti isbati'l-akli'l-mücerred'~. Risale isbati ak- li'l-mücerred Nasirüddin Tusi ve şüriih. Tsh. ve thk. Tayyib Arif Niya. 47-60.
Tahran: Miras Mektup Yayınları, 2014.
"Duran, Recep. "Gelenbevl'riin Nefsü'l-Emr Karşısındaki Tavrı". Felsefe Dünyası ı (1991): 45-47.
Fazlıoğlu, İhsai).. "Hakikat ve İtibar: Dış-dünya'nıİl Bilgisinin Doğası Üzerine -XV. yüzyıl Doğa Felsefesi ve MatematikAçısından Bir İnceleme". Nazariyat:
İslam Felsefe ve Bilim Tarihi Araştırmaları Dergisi 1/ı (2014}: ı-33.
Herevı", Muhammed Hanefi. "Şerhu Risaleti isbati'l-akli'l-mücerred". Risale is- bati akli'l-mücerr~d Nasirüddin Tüsi ve şürüh. Tsh. ve thk. Tayyib Arif Niya.
91-117. Tahran: Miras Mektup Yayınları, 2014. . Hilli, İbnü'l-Mutahhar. Keşfü'l-murad
fi
şerhi Tecridi'l-i'tı7cad. Beyrut: Müessese-tü'!-Alemi, ı988.
Kaş, Murat. "Mustafa Şevket Efendi'nin Risalesi lşığında Zihin, hariç ve Nef- sü'l-Emr Kavramlannın Analizi". İslam Medeniyeti Araştırmaları Dergisi
(İMAD) 1/ı (20ı4}: 58-87.
Kişi:, Şemseddin Muhammed bin Ahmed. "Şerhu Risaleti İsbati'l-Akli'l
Mücerred". RisaJ.e İsbdti Akli'l-Mücerred Nasirüddin Tüsi ve Şüriih. Tsh. ve thk.
Tayyib Arif Niya. 11-44. Tahran: Miras Mektup Yayınları, 20ı4.
Şirinov, Agil. "Nasfrüddin Tilsi'', Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi.
41:437-442. İstanbul: TDV. YaYınları, 2012. ·
Tehanevı", Muhammed Ali. Keşşafu ıstıliihtlti'l-fünun ve'l-·ulum. Thk. ve nşr. Refik el-Acem. 2. Cilt. Beyrut: Mektebetü Lübnan Naşirfın, ı996.
Tusl, Nasfrüddin. "RisaJ.etü fi isbati'l-akli'l-mücerred", Risiiletü isbiiti akli'l-mü- cerred Nasirüddin Tusi ve şüriih. Tsh. ve thk. Tayyib Arif Niya. 2-8. Tahran:
Miras Mektup Yayınları, 20ı4. ·