3622 | ALFA | TARİH | 131
CHP VE TAŞRA (1930-1950)
CEMİL KOÇAK
1956’da İzmir’de doğdu. Orta ve lise öğrenimini İzmir’de tamamladıktan sonra, 1978’de SBF Basın Yayın Yüksek Okulu’ndan mezun oldu. SBF’de yüksek-lisans ve doktora eğitimine devâm etti (1978-1980). 1990 yılında Âfet İnan Tarih Araştırmaları Ödülü’nü kazanan Türkiye’de Millî Şef Döne- mi (1938-1945), yazarın doktora tezidir (1985). Kamu Yönetimi ve Siyâset Bilimi doktorasından sonra, 1991 yılında Siyâsal ve Sosyal Bilimler doçen- ti; 2007 yılında da profesör oldu. Arba Yayınlarından Abdülhamid’in Mirası (1990) ve Türk Tarih Kurumu tarafından da 1991 yılında Sedat Simavi Vakfı Sosyal Bilimler Ödülü’nü kazanan Türk-Alman İlişkileri 1923-1939 (1991) adlı araştırmaları yayınlandı. Makâleleri ve kitap tanıtım yazıları, başta Tarih ve Toplum ve Toplumsal Tarih olmak üzere çeşitli dergilerde yayımlandı. Sa- met Ağaoğlu’nun Siyasî Günlük (Demokrat Parti’nin Kuruluşu) adını taşıyan günlüğünü 1992 yılında ve Haldun Derin’in Çankaya Özel Kalemini Anım- sarken (1933-1951) adlı anılarını da 1995 yılında yayına hazırladı. Sabancı Üniversitesi tarafından 1998 yılında yayımlanan Birinci Meclis adlı kitabın da editörlüğünü yaptı. Umûmî Müfettişlikler 1927-1952 (2003); Belgelerle Heyeti Mahsusalar (2005); Belgelerle İktidar ve Serbest Cumhuriyet Fırkası (2006); Tür- kiye’de İki Partili Siyâsî Sistemin Kuruluş Yılları 1945-1950 serisinde beş cildi;
İkinci Parti; İktidar ve Demokratlar; Rejim Krizi; Dönüşüm ve Uzlaşma (2010- 2016) adını taşıyan kitapları İletişim Yayınları tarafından ardı ardına yayın- landı. Çeşitli yazılarını bir araya getirdiği Geçmişiniz İtinayla Temizlenir adını verdiği kitabı ise 2010 yılında yine İletişim Yayınları tarafından basıldı. Çağdaş Türkiye 1908-1980 (Türkiye Tarihi; Cilt 4) kitabın yazarlarındandır. Geçmiş Ayrıntıda Saklıdır ve Târihçinin Eleği adlı kitapları TİMAŞ yayınları tarafından 2012 yılında yayımlandı. Star gazetesinde yayınlanan tarih sayfası yazıları da yine aynı yayınevi tarafından Târihin Buğulu Aynası ismiyle 2013 yılında ba- sıldı. Bunu Resmî Tarihe Meydan Okuyorum (2014) ve Tek Parti: Cumhuriyet ve Şefler (2016) kitapları izledi. Aynı yayınevinden 2016 yılında Darbeler Târihi ve Karabekir’in Kavgası adlı eserleri çıktı. Bunu Demokrat Parti Karşısında CHP (2017) ve Târih Büyük Harflerle Yazılmaz (2018) kitapları izledi. 27 Mayıs Bakanlar Kurulu Tutanakları’nı yayına hazırladı ve eser 2010 yılında YKY ta- rafından basıldı. Hazırladığı Osman Fikret Topallı: Giresun Günlükleri iki cild hâlinde Alfa Yayınları tarafından 2017 yılında yayımlandı. Yazarın CHP Genel Sekreterliği (1930-1945) ve Recep Peker Konuşuyor “Disinlinli Hürriyet” adını taşıyan iki kitabı da yine Alfa Yayınları’ndan 2018 yılında çıktı. 1984-1999 arasında TÜBİTAK’ta çalışan yazar, hâlen Sabancı Üniversitesi Sanat ve Sos- yal Bilimler Fakültesi’nde öğretim üyesi olarak, yakın dönem siyasî tarihimiz- le ilgili araştırmalarını sürdürmektedir.
CHP ve Taşra (1930-1950)
Cild 1: Akdeniz Bölgesi (Adana, Antalya, Burdur, Hatay, Isparta, Maraş, Mersin)
© 2018, ALFA Basım Yayım Dağıtım San. ve Tic. Ltd. Şti.
Kitabın tüm yayın hakları Alfa Basım Yayım Dağıtım Ltd. Şti.’ne aittir. Tanıtım amacıyla, kaynak göstermek şartıyla yapılacak kısa alıntılar dışında, yayıncının yazılı izni olmaksızın hiçbir elektronik veya mekanik araçla çoğaltılamaz. Eser sahiplerinin manevi ve mali hakları saklıdır.
Yayıncı ve Genel Yayın Yönetmeni M. Faruk Bayrak Genel Müdür Vedat Bayrak
Yayın Yönetmeni Mustafa Küpüşoğlu Kapak Tasarımı Adnan Elmasoğlu Sayfa Tasarımı Güneş Kozak
ISBN 978-605-171-949-8 1. Basım: Mayıs 2019
Baskı ve Cilt Melisa Matbaacılık
Çiftehavuzlar Yolu Acar Sanayi Sitesi No: 8 Bayrampaşa-İstanbul Tel: 0(212) 674 97 23 Faks: 0(212) 674 97 29
Sertifika no: 12088
Alfa Basım Yayım Dağıtım San. ve Tic. Ltd. Şti.
Alemdar Mahallesi Ticarethane Sokak No: 15 34410 Cağaloğlu-İstanbul Tel: 0(212) 511 53 03 (pbx) Faks: 0(212) 519 33 00
www.alfakitap.com - [email protected] Sertifika No: 43949
TARİH
Bu seri; 20. yüzyılın başında Adana Feke’de Bi-
rinci Dünyâ Savaşı’nda 1917 yılında köylerinde İs-
panyol gribinden ölen ve hiç tanıyamadığım, ama
ismini aldığım büyükbabam Cemil Bey ile ablamın
ismini aldığı babaannem Ayşe Hanıma; onların yine
aynı zamanda aynı hastalıktan hayâtını kaybeden
evlâdına; yâni benim hiç tanımayamadığım baba-
mın küçük erkek kardeşi Hilmi amcama ve hayatta
kalabilen yegâne evlâtları babam Dr. Sıtkı Koçak’a
ve onların şahsında, o dönemde Anadolu’da çok
güç koşullar altında yaşam savaşı vermiş; sessizce
yaşamış ve sessizce ölmüş insanlara adanmıştır.
İÇİNDEKİLER
SUNUŞ ...9
ADANA I. CHP VE SİYÂSÎ HAYAT (TEŞKİLÂT, ÜYELİK, PROPAGANDA, DEVLET-PARTİ İLİŞKİLERİ) ...21
II. HALKEVLERİ VE HALK ODALARI; KÜLTÜR HAYÂTI ... 96
III. BEDEN EĞİTİMİ TEŞKİLÂTI, SPOR VE GENÇLİK ... 110
IV. PARTİ DIŞI KURULUŞLAR: TÜRK HAVA KURUMU, KIZILAY VE ÇOCUK ESİRGEME KURUMU ... 113
V. EĞİTİM ... 117
VI. SAĞLIK ... 124
VII. ÂSÂYİŞ ... 129
VIII. ADÂLET ... 130
IX. BAYINDIRLIK ... 136
X. İMÂR VE İSKÂN ... 143
XI. ÇALIŞMA HAYÂTI ... 149
XII. EKONOMİ ... 151
ANTALYA I. CHP VE SİYÂSÎ HAYAT (TEŞKİLÂT, ÜYELİK, PROPAGANDA, DEVLET-PARTİ İLİŞKİLERİ) ...167
II. HALKEVLERİ VE HALK ODALARI; KÜLTÜR HAYÂTI ... 244
III. BEDEN EĞİTİMİ TEŞKİLÂTI, SPOR VE GENÇLİK ... 257
IV. PARTİ DIŞI KURULUŞLAR: TÜRK HAVA KURUMU, KIZILAY VE ÇOCUK ESİRGEME KURUMU ... 263
V. EĞİTİM ... 264
VI. SAĞLIK ... 268
VII. ADÂLET ... 271
VIII. BAYINDIRLIK ... 272
IX. İMÂR VE İSKÂN ... 277
X. ÇALIŞMA HAYÂTI ... 280
XI. EKONOMİ ... 281
BURDUR I. CHP VE SİYÂSÎ HAYAT (TEŞKİLÂT, ÜYELİK, PROPAGANDA, DEVLET-PARTİ İLİŞKİLERİ) ...289
II. HALKEVLERİ VE HALK ODALARI; KÜLTÜR HAYÂTI ... 345
III. BEDEN EĞİTİMİ TEŞKİLÂTI, SPOR VE GENÇLİK ... 356
IV. PARTİ DIŞI KURULUŞLAR: TÜRK HAVA KURUMU, KIZILAY VE ÇOCUK ESİRGEME KURUMU ... 360
V. EĞİTİM ... 364
VI. SAĞLIK ... 370
VII. ADÂLET ... 374
VIII. BAYINDIRLIK ... 376
IX. İMÂR VE İSKÂN ... 378
X. EKONOMİ ... 379
HATAY I. CHP VE SİYÂSÎ HAYAT (TEŞKİLÂT, ÜYELİK, PROPAGANDA, DEVLET-PARTİ İLİŞKİLERİ) ...389
ISPARTA I. CHP VE SİYÂSÎ HAYAT (TEŞKİLÂT, ÜYELİK, PROPAGANDA, DEVLET-PARTİ İLİŞKİLERİ) ...399
II. HALKEVLERİ VE HALK ODALARI; KÜLTÜR HAYÂTI ... 418
III. BEDEN EĞİTİMİ TEŞKİLÂTI, SPOR VE GENÇLİK ... 423
IV. PARTİ DIŞI KURULUŞLAR: TÜRK HAVA KURUMU, KIZILAY VE ÇOCUK ESİRGEME KURUMU ... 425
V. EĞİTİM ... 426
VI. SAĞLIK ... 430
VII. ADÂLET ... 432
VIII. BAYINDIRLIK ... 433
IX. İMÂR VE İSKÂN ... 435
X. EKONOMİ ... 436
MARAŞ I. CHP VE SİYÂSÎ HAYAT (TEŞKİLÂT, ÜYELİK, PROPAGANDA, DEVLET-PARTİ İLİŞKİLERİ) ...444
II. HALKEVLERİ VE HALK ODALARI; KÜLTÜR HAYÂTI ... 487
III. BEDEN EĞİTİMİ TEŞKİLÂTI, SPOR VE GENÇLİK ... 491
IV. PARTİ DIŞI KURULUŞLAR: TÜRK HAVA KURUMU, KIZILAY VE ÇOCUK ESİRGEME KURUMU ... 492
V. EĞİTİM ... 493
VI. SAĞLIK ... 495
VII. İMÂR VE İSKÂN ... 496
VIII. ÇALIŞMA HAYÂTI ... 497
IX. EKONOMİ ... 499
MERSİN I. CHP VE SİYÂSÎ HAYAT (TEŞKİLÂT, ÜYELİK, PROPAGANDA, DEVLET-PARTİ İLİŞKİLERİ) ...501
II. HALKEVLERİ VE HALK ODALARI; KÜLTÜR HAYÂTI ... 638
III. BEDEN EĞİTİMİ TEŞKİLÂTI, SPOR VE GENÇLİK ... 645
IV. PARTİ DIŞI KURULUŞLAR: TÜRK HAVA KURUMU, KIZILAY VE ÇOCUK ESİRGEME KURUMU ... 648
V. EĞİTİM ... 651
VI. SAĞLIK ... 656
VII. BAYINDIRLIK ... 660
VIII. İMÂR VE İSKÂN ... 665
IX. ÇALIŞMA HAYÂTI ... 666
X. EKONOMİ ... 667
SONUÇ ...686
EKLER EK 1 VİLÂYET İDÂRE HEYETİ BAŞKANLIĞI’NIN ÜÇ AYLIK FAALİYET RA- PORU İÇİN GENEL SEKRETERLİK TARAFINDAN HAZIRLANMIŞ STAN- DART SORULAR... 710
EK 2 CHP Genel Sekreterliği Ankara; 12 Haziran 1935 TEFTİŞ İŞLERİNİ YÜ- RÜTME PLÂNI ... 731
EK 3 CHP TEFTİŞ TÂLİMATNÂMESİ Umûmî İdâre Heyeti tarafından hazır- lanmış ve 21 Haziran 1939 târihinde Parti Genel Başkanlık Divânı’nca tasdik edilmiştir. ... 738
EK 4 CHP TEFTİŞ TÂLİMATNÂMESİ Umûmî İdâre Heyeti tarafından hazır- lanmış ve 30 Temmuz 1943 târihinde Parti Genel Başkanlık Divânı’nca tasdik edilmiştir. ... 750
EK 5 A CHP TEFTİŞ RAPORU (1931) ... 761
EK 5 B TÂLİMATNÂME (1931) ... 764
EK 6 CHP PARTİ MÜFETTİŞLERİ ... 770
9
SUNUŞ
Erken dönem Cumhuriyet târihi üzerine yapılan araştırmala- rın en zayıf ve eksik yönü, dönemin taşrasına ilişkin bilgilerin ortaya çıkarılmasındaki yetersizliktir denilebilir. Sözün kısası;
dönemin taşra hayâtına ilişkin bilgilerimiz fazlasıyla eksiktir.
Neredeyse yoktur! Oysa, 1950 sonrası siyâsal gelişmelerin ger- çekçi bir analizini yapabilmek için, erken dönem Cumhuriyet tâ- rihini, yâni CHP iktidârında taşrayı yakından bilmek ve tanımak gerekir(di). Bu seride, 1930-1950 yılları arasında taşranın zaman zaman genel, zaman zaman ayrıntılı röntgenini çekmeye çalışa- cağım.
1Başbakanlık Cumhuriyet Arşivi’nde bulunan CHP kataloğu içindeki çok sayıdaki rapor, dönemin taşrasının röntgen çeki- minin temelini oluşturacaktır. Kısaca özetlemek gerekirse; CHP, bu dönemde üç koldan taşraya ilişkin bilgi(ler) edinmeye çalı- şıyordu. Bu üç ayrı kolu şöyle tasvir etmek mümkündür: (a) Ni- zamnâme gereğince, vilâyet idâre heyeti başkanlıklarının parti faaliyetlerine ilişkin olarak her altı ayda bir genel sekreterliğe iletmek zorunda oldukları raporlar vardı. Bu faaliyet raporları için genel sekreterlik tarafından hazırlanmış standart sorular bulunuyordu.
2(b) CHP milletvekillerinin temsil ettikleri vilâyet için genel sekreterliğe ilettikleri raporlar vardı. Bu raporlar;
tek bir milletvekilinin imzâsını taşıyabileceği gibi, birden çok milletvekilinin ortak imzâsını da taşıyabiliyordu. (c) CHP Parti Müfettişleri’nin, yine nizamnâme gereğince, görevlendirildikleri
1 Elbette haksızlık etmek istemem... Elimizde dönemin taşrasını yeterli ölçü- de ortaya çıkarabilecek kaynak ve malzeme bulunduğunu iddiâ edemem...
Kısa süre önce Osman Fikret Topallı’nın Giresun Günlükleri’ni (bkz. Osman Fikret Topallı, Giresun Günlükleri (1921-1961), (Yayına Hazırlayan: Cemil Koçak), (2 Cild), Alfa Yayınları, İstanbul, 2017) yayına hazırlarken, bu alanın ne denli ihmâl edilmiş olduğunun bir kez daha farkına vardım.
2 Bu seride sözünü edeceğim vilâyet idâre heyeti başkanlıklarınca hazırla- narak genel sekreterliğe iletilen bütün raporlar, esas olarak bu standart sorulara göre hazırlandığından, EK 1’de sunduğum bu formatın muhakkak incelenmesi gerekmektedir.
CHP VE TAŞRA (1930-1950)
10
bölgedeki vilâyetler hakkında hazırladıkları raporlar, yine genel sekreterliğin dikkatine sunuluyordu.
3Öncelikle hatırlatmak ihtiyâcındayım ki; genel sekreterliğin Parti Müfettişleri için özel olarak hazırladığı teftiş tâlimatnâmesi, vilâyet idâre heyetleri için hazırlanmış olan bu sorulardan tamâ- men farklıdır ve biribirine karıştırılmamalıdır. Elbette, parti mü- fettişleri için hazırlanmış olan tâlimatnâme, çok daha kapsamlıydı.
Taşranın röntgenini çekebilmek için her üç rapor çeşidinden de yararlanmaya çalıştım.
Bu seride çok sık sözünü edeceğim CHP Parti Müfettişleri hak- kında çok uzun yıllar önce ayrıntılı bilgi veren iki yazı yazmıştım.
Bu bakımdan konuyu yeniden ele alarak, burada tekrâr etmek is- temiyorum. Öncelikle bu yazılarımın okunmasını öneriyorum.
4Parti Müfettişliği, CHP’nin 1923 târihli nizamnâmesi ile kurul- du. Hemen belirtmeliyim ki; Parti Müfettişleri’nin 1923 yılından 1930 yılına kadar geçen sürede hiçbir raporunu göremedim. Zâten nizamnâmede, Parti Müfettişleri’nin teftiş raporu hazırlamaları
3 Bkz. EK 2, EK 3 ve EK 4. Ayrıca, değişik dönemlerde Parti Müfettişleri’nin isimleri ile görev yerlerini, başka çalışmalarımda belirttiğim için, bura- da yinelemiyorum... Ancak, Parti Müfettişleri’nin hayli sık değiştirildiği- ni belirtmeliyim... Bkz. Cemil Koçak, “Tek-Parti Döneminde Cumhuriyet Halk Partisi’nde Parti Müfettişliği”, Târık Zafer Tunaya’ya Armağan, İs- tanbul Barosu Yayını, İstanbul, 1992, s. 459-494; Cemil Koçak, “Tek-Parti Döneminde Cumhuriyet Halk Partisi’nde Parti Müfettişliği”, Geçmişiniz İtinayla Temizlenir, İletişim Yayınları, İstanbul, 2009, s. 142-144 ve Ce- mil Koçak, “Tek-Parti Döneminde CHP’de Parti Müfettişliği’ne İlişkin Yeni Bilgi(ler)”, Mete Tunçay’a Armağan, (Derleyenler: Mehmet Ö. Alkan, Tanıl Bora ve Murat Koraltürk), İletişim Yayınları, İstanbul, 2007, s. 675-676;
Cemil Koçak, Türkiye’de Millî Şef Dönemi (1938-1945), (Cild: 2), İletişim Yayınları, İstanbul, 1996, s. 98-104; Cemil Koçak, Belgelerle İktidar ve Serbest Cumhuriyet Fırkası, İletişim Yayınları, İstanbul, 2006; Cemil Ko- çak, CHP Genel Sekreterliği (1930-1950), Alfa Yayınları, İstanbul, 2018, s. 152-155; Cemil Koçak, İktidar ve Demokratlar, (Türkiye’de İki Partili Siyâsî Sistemin Kuruluş Yılları: 1945-1950), (Cild: 2), İletişim Yayınları, İstanbul, 2012, s. 369-378; Cemil Koçak, Uzlaşma, (Türkiye’de İki Partili Siyâsî Sistemin Kuruluş Yılları: 1945-1950), (Cild: 5), İletişim Yayınları, İs- tanbul, 2012, s. 347-348.
4 Üçüncü dipnota bakılmalıdır. Parti Müfettişleri’nin raporlarını geniş ölçü- de kullandığım bir başka kitabım için ayrıca bkz. Cemil Koçak, Belgelerle İktidar ve Serbest Cumhuriyet Fırkası, İletişim Yayınları, İstanbul, 2006.
SUNUŞ
11
gerektiğinden de hiç söz edilmemişti. Ayrıca, vilâyet idâre heyeti başkanlıklarının da rapor hazırlamaları gerektiği nizamnâmede yer almıyordu.
1927 yılında kabûl edilen nizamnâmede ise, Parti Müfettişle- ri’nin yetkileri bir hayli artırılmıştı; fakat hâlâ genel sekreterli- ğe rapor hazırlamalarına ilişkin bir hüküm bulunmuyordu. Diğer yandan, aynı nizamnâme, vilâyet idâre heyetlerinin her üç ayda bir Parti Müfettişi’ne “fırka hayâtına ve faaliyetlerine dâir” rapor vermesini öngörmüştü.
5Ancak, bu çalışmam sırasında vilâyet idâ- re heyeti başkanlıklarının bu yıllara âid raporlarına rastgelmedim.
1931 yılında kabûl edilen yeni nizamnâme gereğince, bu târih- ten itibârendir ki; vilâyet parti idâre heyeti başkanlıklarının altı ayda bir düzenlemeleri gereken faaliyet raporlarının –muhteme- len Recep Peker’in genel sekreter olmasıyla birlikte– alt kademe teşkilât birimlerinden toplanarak, genel sekreterliğe ulaşmaya başladığını görüyoruz.
6Ancak, bu raporların da, düzenli aralıklarla ve sürekli olarak yazıldığını söyleyemeyiz. Bu nedenle de, genel sekreterliğin sık sık vilâyet idâre heyeti başkanlıklarını uyarma ihtiyâcını duydu- ğu yazışmalardan anlaşılmaktadır. Genel sekreterliğin çok kere bu raporların gecikmesinden dolayı şikâyetçi olması da, bize raporlama sisteminin arzu edilen şekilde işlemediğini açıkça göstermektedir. Belki de arşivde bütün bu raporların bulunma- masının bir nedeni de, nizamnâmenin öngördüğü şekilde, belirli zamanlarda verilmesi gereken raporların bir kısmının hiç iletil- memiş olmasındandır.
Yine 1931 yılında ilk kez Parti Müfettişleri’nin parti teftişi sırasında raporlarında yanıtlamaları gereken sorular da saptan- mıştı.
75 Ayrıntılı bilgi için bkz. Cemil Koçak, “Tek-Parti Döneminde Cumhuriyet Halk Partisi’nde Parti Müfettişliği”, Târık Zafer Tunaya’ya Armağan, İs- tanbul Barosu Yayını, İstanbul, 1992, s. 459-494; Cemil Koçak, “Tek-Parti Döneminde Cumhuriyet Halk Partisi’nde Parti Müfettişliği”, Geçmişiniz İtinayla Temizlenir, İletişim Yayınları, İstanbul, 2009, s. 129-171.
6 Üçüncü dipnota bakılmalıdır ve ayrıca bkz. Cemil Koçak, Belgelerle İkti- dar ve Serbest Cumhuriyet Fırkası, İletişim Yayınları, İstanbul, 2006.
7 Ayrıntılı bilgi için bkz. Cemil Koçak, “Tek-Parti Döneminde Cumhuriyet Halk
CHP VE TAŞRA (1930-1950)
12
Şimdi de söz konusu raporların genel özelliklerinden söz et- meliyim... Öncelikle vurgulanması gereken husus; vilâyet idâre heyeti başkanlıklarınca hazırlanan raporların yeterli ölçüde bilgi sunmaktan çok uzak olduğudur. Bunun bir nedeni, belki de genel sekreterliğin daha önceden hazırlamış olduğu standart soruların yetersizliğidir. Nihâyet bu soruların yeterli ve geniş ölçüde bil- gi iletilmesini sağlayacak kadar nicelikçe ve nitelikçe geliştiril- memiş olması düşündürücüdür. Her ne kadar bu konuda adım atılmak istenmişse de, görünen odur ki, bunda hiçbir başarı ka- zanılamamıştır. Vilâyet idâre heyeti başkanlıklarınca hazırlanan raporlar, âdetâ ‘sâde suya tirit’tir. Raporlar dolgun olmaktan çok, içi boş ve göstermeliktir. Âdetâ ‘lâf olsun, âdet yerini bulsun’ tar- zında hazırlanmıştır. Bu raporların CHP Genel Sekreterliği’ni de tatmin etmediğini düşünmek için yeterli neden bulunmaktadır.
Vilâyet idâre heyeti başkanlıklarının raporlarının ardında;
kişisel izlenimim odur ki; genel sekreterliğin bir talebini karşı- lamak, yanıtlamak ve bunu yaparken de, olabildiğince partinin vilâyetteki çalışmalarını yeterli gösterebilme çabası yatmaktadır.
Elbette, partinin taşra teşkilâtı, parti merkezi karşısında yetersiz görünmek istemezdi; bunun için de kâğıt üzerinde konulmuş olan bütün hedeflere ulaşılmış olduğunu açıklamak zorundaydı. Aksi hâlde, merkezin dikkatini çekmiş ve muhtemelen de bir sonraki kongrede değiştirilme riskiyle karşı karşıya kalmış olurdu. Böy- le bir ihtimâlden çekinilmiş olması akla yatkındır. Bu bakımdan vilâyet idâre heyeti başkanlıklarının raporları, bize ‘gerçeği’ sun- maktan çok; muhtemelen ‘olması gerekeni’ yansıtmaktadır. Bu bakımdan bu raporların taşranın ‘gerçeği’ni sunduğu söyleneme- yeceği gibi; sâdece merkezin beklentilerinin karşılanmaya çalışıl- dığı da açıkça görülmektedir. Tatminkâr olmadığı gibi; –ileride görüleceği üzere– yanlış ve yanıltıcıdır da...
Fakat diğer iki rapor çeşidi için aynı saptamada bulunamayız.
Öncelikle milletvekillerinin temsil ettikleri vilâyet için hazırla-
dıkları raporlar, çok daha geniş kapsamlı ve bilgi yönünden hay-
Partisi’nde Parti Müfettişliği”, Târık Zafer Tunaya’ya Armağan, İstanbul Barosu Yayını, İstanbul, 1992, s. 459-494; Cemil Koçak, “Tek-Parti Dönemin- de Cumhuriyet Halk Partisi’nde Parti Müfettişliği”, Geçmişiniz İtinayla Te- mizlenir, İletişim Yayınları, İstanbul, 2009, s. 129-171. Bkz. EK 5 A ve B.SUNUŞ
13
li dolgundur. Bâzı raporların uzunluğu, dolgunluğu ve ayrıntılı anlatımları dikkat çekicidir. Diğer yandan, Parti Müfettişleri’nin raporlarının ayrıntılı bilgi sunması bakımından önde geldiğini de belirtmeliyim. Parti Müfettişleri’nin kapsamlı ve farklı alanlarda bilgi sunan ve sorunları yansıtmaya çalışan, bu arada çözüm yol- ları konusunda kendi kişisel görüşlerini de aktardıkları raporlar;
bu üç rapor çeşidi arasında, muhakkak ki, önde gelendir.
Yine de raporlar arasında belirgin farklar olduğu göze çarp- maktadır. Bâzı raporlar, daha çok merkezin tatmin edilmesine yönelikken; diğerleri, sorunları çok daha açık yüreklilikle ortaya koymaktan çekinmemektedir ki, bu bakımdan kesinlikle takdire şâyândır. Elbette, milletvekillerinin olsun, Parti Müfettişleri’nin olsun, rapor hazırlamaktaki hassâsiyetleri, raporların niteliğini ve değerini artırmakta ya da azaltmaktadır.
88 Şimdiye kadar saptayabildiklerimin dışında kalan Parti Müfettişleri’nin isimleri için de ayrıca bkz. EK 6.
1947 yılı başında hazırlanan Parti Müfettişleri raporunda ise; hayli geç bir târihte de olsa, bu teşkilâtın misyonunu ne ölçüde yerine getirebildiği tartışılmıştı. Bu konuda görebildiğim tek rapor olması nedeniyle burada özetlemeyi uygun gördüm.
Parti Müfettişliği’nin misyonunun tartışıldığı toplantıya on altı Parti Mü- fettişi katılmış ve bu toplantıda ortaya çıkan görüşler, düşünceler ve öne- riler, 14 Ocak 1947 târihli raporla genel sekreterliğe bildirilmişti. CHP, bu târihten önce “umûmî seferberlik” ilân etmeyi kararlaştırmıştı bile...
İlk saptanan husus; parti nizamnâmesinin Parti Müfettişleri’nin görev ve yetkileri konusunda yeterli açıklıktan yoksun olmasıydı; her ne kadar nizamnâme gereğince kabûl edilen teftiş tâlimatnâmesi varsa da, bu da, kabûl edildiği sıradaki “yürüyüş ve anlayışa göre” hazırlanmıştı ve hâli hazırdaki duruma uygun sayılamazdı. Mevzuat; Parti Müfettişleri’ne teş- kilât içinde çok önemli görevler vermiş olmasına rağmen, bu durum, onla- rın “yapıcı rol” oynamasına uygun değildi.
İlk önemli sorun; Parti Müfettişleri’nin “yalnız gördüklerini tesbit ve mer- keze bildirmekle yetirmeleri”nin kâfi görülmesiydi. Bu, yetersizdi. Onlar,
“yapıcı ve yaratıcı” da olmalıydı. “Lûgat” anlamında müfettişlik tanımına girmese de; bunun böyle olması lâzımdı. Bu, bir “zarûret”ti ve şimdiye ka- darki tecrübeler de, zâten bunu göstermiş olmalıydı. Zâten Parti Müfettiş- leri de; “tüzükte hiç yazılı olmamasına ve tâlimatnâmenin bâzı yerlerinde açık ve bâzı yerinde müphem kayıtlarına rağmen, kendi anlayışlarına ve işin icâbına göre, yetkilerinin içinde ve dışında olduğuna bakmayarak, parti menfaatine en uygun olduğuna kâni oldukları şekil ve sûretlerde
CHP VE TAŞRA (1930-1950)
14
Sonuçta; bu üç rapor çeşidi de, bizlere dönemin taşra hayâtına
tatbik edegelmişler”di. Hâli hazırdaki “fiilî durum, bu karışık şekil ve şartlar içerisinde”ydi.Aslında Parti Müfettişleri, Genel İdâre Kurulu’nun “gözü, kulağı” olduğu kadar, bir “icrâ organı” da olmalıydı. Bunun için de yetkilerinin açıkça sap- tanması ve genişletilmesi gerekiyordu. “Yetkisi dar bir çerçeve içerisin- de” kalan Parti Müfettişliği’nden yararlanma imkânı artık hiç kalmamış gibiydi. Partinin “umûmî seferberlik” karârı çok yerindeydi; hattâ bunun zamânı geçiyordu bile... Nihâyet tek-partili sisteme göre kurulmuş olan parti yönetimi, artık bu şekilde devâm edemezdi. “Teşkilâtta çalışan bâzı partililerin dahi imanlarının sarsıldığı ve kendilerine tamâmiyle güven câiz olmadığı, toplantımızda teessürle söylenmiş”ti.
Parti Müfettişliği, “artık bir murâkabe sistemi olarak zayıf ve cılız bir du- rumdan çıkarılabilmeli”ydi. “Müfettişlerin yapıcı ve yaptırıcı yetkilerle silâhlandırılmış olarak ve (...) vâsıta ve imkânlarla savaş sahasının çeşitli cephelerine ve mümkün olduğu kadar tanıdıkları bölgelere gönderilmele- rinde zarûret var”dı. “Karşı partinin mücâdele şekilleri karşısında duyu- lan ve bir vazife olarak duyurulan bu apaçık hakikat, gitmekte olduğumuz uçurumdan partimizi çekip çıkaracak çârelerden biri”ydi. O kadar ki; “ge- çirilen tecrübeler, bizim diye tanımladığımız bâzı kimselerin şu veyâ bu menfaat mülâhazasıyla veyâ herhangi bir kin ve garez tesiriyle en mühim ve nâzik bir zamanda bizi terk ettiklerini göstermiş”ti.
Parti Müfettişleri’nin görev alanı dar olmalıydı. Geniş bir bölgede verimli olmak imkânı yoktu çünkü... Müfettişlere bir araba tahsisi de gerekiyor- du. Ayrı özel bir tahsisat da lâzımdı. Karşı partilerin faaliyetleri hakkında bilgi almak için de “haberalma vâsıtaları”na sâhip olmalıydı. Parti Müfet- tişleri tarafından kaleme alınan raporlar, “hemen dâimâ geç” okunuyordu.
“İcâbları” ise, “daha [da] geç yerine getiriliyor”du. “Özel ve genel yazılarla sorulan hususlara hattâ bâzen cevap bile alınamadığı” açıktı. Hükûmet ve devlet, partiye daha çok destek vermeliydi. Müfettişler’in saptamalarına göre, partiye destek olmayan ve hattâ parti faaliyetlerini engelleyen kamu görevlileri için gereği de yapılmalıydı. Şimdiye kadarki uygulamada genel- likle bu konuda bakanlık müfettişlerinin raporları kaale alınmış ve Parti Müfettişleri’nin raporları ise, kabûl görmemişti.
Oysa, Parti Müfettişleri’ne parti teşkilâtında görülen anlaşmazlıklarda son ve kesin karar verme yetkisi tanınmalıydı. Parti Müfettişleri, partinin bü- tün kademeleriyle doğrudan yazışma yetkisine sâhip olmalı ve her kademe- ye gereken tâlimâtı verebilmeliydi. Parti teşkilâtının bütçesinden harcama yapabilmeye imkân tanınmalıydı. Parti Müfettişleri’nin halk katından ge- len talepleri, hükûmetçe yerine getirilmeliydi. Sık sık Müfettişler toplantısı düzenlenmeliydi. BCA CHP K, [Katalog Numarası: 490 01/728 494 1].
Bu rapor; Parti Müfettişliği’nin parti içindeki etkisiz konumunu gözler önüne seriyordu. Gerçekten de, Parti Müfettişleri, parti teşkilâtı içinde çok
SUNUŞ
15
ilişkin olarak farklı açılardan farklı hassâsiyetler ölçüsünde bilgi aktarmaktadır.
Raporların içeriğine gelince; vilâyet idâre heyeti başkanlıkla- rının raporlarının tek amacı, parti faaliyetine ilişkin bilgi ver- mekti. Onların raporlarında başkaca bir bilgi bulmak hemen he- men imkânsızdır. Parti Müfettişleri’nin raporları ise, çok daha geniş kapsamlıdır. Tıpkı milletvekillerinin raporları gibi... Bu iki farklı rapor çeşidinde; ilgili vilâyetteki parti faaliyetinin dışında, Halkevleri ile Halk Odaları’na, kültür hayâtına, beden eğitimi ve spor teşkilâtına, partiye bağlı Tayyâre Cemiyeti (Türk Hava Ku- rumu), Kızılay, Çocuk Esirgeme Kurumu gibi teşkilâtlara, eğitim, sağlık, âsâyiş, adâlet ve yargı, bayındırlık, imâr ve iskân, çalışma hayâtı ile en geniş anlamda ekenomiye ve ekonomik hayâta iliş- kin kapsamlı ve ayrıntılı bilgiler sunulmaktadır.
Bu raporların genel sekreterliğe ulaşmasından sonra geçir- dikleri süreci de açıklamalıyım. Bütün raporlar, konularına göre, genel sekreterliğin değişik bürolarında işlem görmekte ve bir anlamda kayda alınarak, fişlenmekteydi. Hangi konunun genel sekreterliğin hangi bürosuna âid olduğu belirlenerek, konuyla ilgili sürecin başlatılması için büronun harekete geçmesi beklen- mekteydi. Gerçekten de soru(n)lar, önce bürolar ve daha sonra da genel sekreterlik aracılığıyla ilgili bakanlıklara iletilmekteydi.
Bakanlıkların yanıtları ise, çok kez aradan geçen uzun zamandan
büyük ölçüde sâdece rapor yazan kimselerdi. Yazdıklarının ne ölçüde te- sirli olduğu da belirsizdi; nitekim, raporda bulunan bu konuki serzeniş, bu tesirin derin olmadığının açık bir kanıtıdır. Oysa, onların geniş yetkiler- le teçhiz edilmesi ve partiyi hareketlendirmesi gerekirdi. Parti Müfettişi, meselâ Sovyetler Birliği Komünist Partisi modelinde olduğu gibi, partinin o yöredeki sorumlusu ve yetkilisi olan Parti Komiseri gibi değildi ve hiç- bir zaman da öyle olmadı. Zâten bu türden bir anlayış CHP’de hiç yoktu;
olmamıştı. Bu açıdan bakıldığında; Parti Müfettişi’nin misyonu muğlaktı.
Belki teşkilât üzerinde mânevî bir ağırlığı vardı; fakat genel sekreterlik ve merkez açısından ne ölçüde ağırlık taşıdığı tartışılmaya açık bir husustu.
Parti Müfettişleri’nin serzenişleri de, bu tartışmanın lehlerine sonuçlan- mayacağıına dâir bir işâret olarak görülmelidir.
Görebildiğim kadarıyla; Parti Müfettişleri, bizlere çok değerli veriler ba- rındıran raporlar hazırlamışlardı. Ama bu raporların arzu ettikleri sonuca varabildiği kanısında değilim; hem de hiç...