• Sonuç bulunamadı

Bu yayın Avrupa Birliği nin maddi desteği ile hazırlanmıştır.içerik tamamıyla «TEMA Vakfı» sorumluluğu altındadır ve Avrupa Birliği'nin görüşlerini

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2022

Share "Bu yayın Avrupa Birliği nin maddi desteği ile hazırlanmıştır.içerik tamamıyla «TEMA Vakfı» sorumluluğu altındadır ve Avrupa Birliği'nin görüşlerini"

Copied!
42
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

Teknik

Özet

(2)
(3)

Teknik

Özet

(4)

Teknik Özet

Editörler:

Priyadarshi R. Shukla (Hindistan), Jim Skea (İngiltere), Raphael Slade (İngiltere) Renée van Die- men (Hollanda/İngiltere), Eamon Haughey (İrlanda), Juliette Malley (İngiltere), Minal Pathak (Hindistan), Joana Portugal Pereira (İngiltere)

Tasarlayan Yazarlar:

Fahmuddin Agus (Endonezya), Almut Arneth (Almanya), Paulo Artaxo (Brezilya), Humberto Bar- bosa (Brezilya), Luis G. Barioni (Brezilya), Tim G. Benton (İngiltere), Suruchi Bhadwal (Hindis- tan), Katherine Calvin (Amerika Birleşik Devletleri), Eduardo Calvo (Peru), Donovan Campbell (Jamaika), Francesco Cherubini (İtalya), Sarah Connors (Fransa/ Birleşik Krallık), Annette Cowie (Avustralya), Edouard Davin (Fransa/İsviçre), Kenel Delusca (Haiti), Fatima Denton (Gambi- ya), Aziz Elbehri (Fas), Karlheinz Erb (İtalya), Jason Evans (Avustralya), Dulce Flores-Renteria (Meksika), Felipe Garcia-Oliva (Meksika), Giacomo Grassi (İtalya/Avrupa Birliği), Kathleen Her- mans (Almanya), Mario Herrero (Avustralya/Kosta Rika), Richard Houghton (Amerika Birleşik Devletleri), Joanna House (İngiltere), Mark Howden (Avustralya), Margot Hurlbert (Kanada), İsmail Abdel Galil Hüseyin (Mısır), Muhammed Mohsin İkbal (Pakistan), Gensuo Jia (Çin), Es- teban Jobbagy (Arjantin), Francis X. Johnson (İsveç), Joyce Kimutai (Kenya), Kaoru Kitajima (Japonya), Tony Knowles (Güney Afrika), Vladimir Korotkov (Rusya Federasyonu), Murukesan V. Krishnapillai (Mikronezya/ Hindistan), Jagdish Krishnaswamy (Hindistan), Werner Kurz (Ka- nada), Anh Le Hoang (Viet Nam), Christopher Lennard (Güney Afrika), Diqiang Li (Çin), Emma Liwenga (Tanzanya Birleşik Cumhuriyeti), Shuaib Lwasa (Uganda), Nagmeldin Mahmoud (Su- dan), Valérie Masson-Delmotte (Fransa), Cheikh Mbow (Senegal), Pamela McElwee (Amerika Birleşik Devletleri), Carlos Fernando Mena (Ekvador), Francisco Meza (Şili), Alisher Mirzabaev (Almanya/Özbekistan), John Morton (İngiltere), Wilfran Moufouma-Okia (Fransa), Soojeong My Kore Cumhuriyeti), Dalila Nedjraoui (Cezayir), Johnson Nkem (Kamerun), Ephraim Nkonya (Tanzanya Birleşik Cumhuriyeti), Nathalie De Noblet-Ducoudré (Fransa), Lennart Olsson (İs- veç), Balgis Osman Elasha (Côte d'Ivo) Jan Petzold (Almanya), Ramón Pichs-Madruga (Küba), Elvira Poloczanska (İngiltere), Alexander Popp (Almanya), Hans-Otto Pörtner (Almanya), Prajal Pradhan (Almanya/Nepal), Mohammad Rahimi (İran), Andy Reisinger (Yeni Zelanda), Marta G.

Rivera-Ferre (İspanya), Debra C. Roberts (Güney Afrika), Cynthia Rosenzweig (Amerika Birle- şik Devletleri), Mark Rounsevell (İngiltere), Nobuko Saigusa (Japonya), Tek Sapkota (Kanada/

(5)

Nepal), Elena Shevliakova (Amerika Birleşik Devletleri), Andrey Sirin (Rusya Federasyonu), Pete Smith (İngiltere), Youba Sokona (Mali), Denis Jean Sonwa (Kamerun), Jean-Francois Soussana (Fransa), Adrian Spence (Jamaika), Lindsay Stringer (İngiltere), Raman Sukumar (Hindistan), Miguel Angel Taboada (Arjantin), Fasil Tena (Etiyopya), Francesco N. Tubiello (Amerika Birle- şik Devletleri/İtalya), Murat Türkeş (Türkiye), Riccardo Valentini (İtalya), Ranses José Vázquez Montenegro (Küba), Louis Verchot (Kolombiya/Amerika Birleşik Devletleri), David Viner (Birle- şik Krallık), Koko Warner (Amerika Birleşik Devletleri), Mark Weltz (Amerika Birleşik Devletleri), Nora M. Weyer (Almanya), Anita Wreford (Yeni Zelanda), Jianguo Wu (Çin), Yinlong Xu (Çin), Noureddine Yassaa (Cezayir), Sumaya Zakieldeen (Sudan), Panmao Zhai (Çin), Zinta Zommers (Letonya)

Bölüm Bilimcileri:

Yuping Bai (Çin), Aliyu Salisu Barau (Nijerya), Abdoul Aziz Diouf (Senegal), Baldur Janz (Alman- ya), Frances Manning (İngiltere), Erik Mencos Contreras (Amerika Birleşik Devletleri/ Meksika), Dorothy Nampanzira (Uganda), Chuck Chuan Ng (Malezya), Helen Berga Paulos (Etiyopya), Xiyan Xu (Çin), Thobekile Zikhali (Zimbabve)

IPCC İklim Değişikliği ve Arazi Özel Raporu “Teknik Özeti” Türkçe çevirisinin Konu Danışmanı ve Türkçe Editörü:

Prof. Dr. Murat Türkeş TEMA Vakfı Bilim Kurulu Üyesi ve

IPCC İklim Değişikliği ve Arazi Özel Raporu Çölleşme Bölümü (Chapter 3: Desertification) Başyazarlarından;

IPCC İklim Değişikliği ve Arazi Özel Raporu Teknik Özeti Yazarlarından;

Kuraklık Kutusu (Drought Box) Yazarlarından;

Ek I: Teknik Terimler Sözlüğü (Glossary) Editörlerinden Teknik Özet’in Türkçe çeviri sürümü aşağıdaki şekilde referans gösterilmelidir:

P.R. Shukla, J. Skea, R. Slade, R. van Diemen, E. Haughey, J. Malley, M. Pathak, J. Portugal Pereira (editörler.) Teknik Özet, 2019. İçinde: İklim Değişikliği ve Arazi: Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli (IPCC) İklim Değişikliği, Çölleşme, Arazi Bozulumu, Sürdürülebilir Arazi Yönetimi, Gıda Güvenliği ve Karasal Ekosistemlerdeki Sera Gazı Akıları Özel Raporu. [Editörler: P.R. Shukla, J. Skea, E. Calvo Buendia, V. Masson-Delmotte, H.- O. Pörtner, D. C.

Roberts, P. Zhai, R. Slade, S. Connors, R. van Diemen, M. Ferrat, E. Haughey, S. Luz, S. Neogi, M. Pathak, J. Petzold, J. Portugal Pereira, P. Vyas, E. Huntley, K. Kissick, M. Belkacemi, J. Malley,]. Özet Raporun Türkçe çevirisinin Konu Danışmanı ve Türkçe Editörü: Murat Türkeş. Türkçe çeviriyi yayımlayan TEMA Vakfı, İstanbul.

Teknik Özet’in İngilizce orijinal sürümü aşağıdaki şekilde referans gösterilmelidir:

P.R. Shukla, J. Skea, R. Slade, R. van Diemen, E. Haughey, J. Malley, M. Pathak, J. Portugal Pereira (eds.) Technical Summary, 2019. In: Climate Change and Land: an IPCC special report on climate change, desertification, land degradation, sustainable land management, food security, and greenhouse gas fluxes in terrestrial ecosystems [P.R. Shukla, J. Skea, E. Calvo Buendia, V. Masson-Delmotte, H.-O. Pörtner, D. C. Roberts, P. Zhai, R. Slade, S.

Connors, R. van Diemen, M. Ferrat, E. Haughey, S. Luz, S. Neogi, M. Pathak, J. Petzold, J. Portugal Pereira, P. Vyas, E. Huntley, K. Kissick, M, Belkacemi, J. Malley, (eds.)]. In press

Bir Birleşmiş Milletler organı olan IPCC, raporlarını BM’nin altı resmi dilinde (Arapça, Çince, İngilizce, Fransızca, Rusça, İspanyolca) yayımlamaktadır. Bu dillerde yayımlanan versiyonlar www.ipcc.ch linkinde bulunabilir ve buradan indirilebilir. Daha ayrıntılı bilgi için lütfen IPCC sekretaryası ile iletişime geçiniz (Adres: 7bis Avenue de la Paix, C.P. 2300, 1211 Geneva 2, İsviçre ; e-mail: [email protected])

Raporun Türkçe çevirisi ise IPCC tarafından yapılmış resmi bir çeviri değildir. TEMA Vakfı tarafından Env.net Projesi kapsamında Türkçe'ye çevrilmiş, özgün metindeki dili en doğru şekilde yansıtması amaçlanarak sunulmuştur.

(6)

İçindekiler Tablosu

TÖ.0 Giriş ��������������������������������������������������������������������������������������������������������������� 4 TÖ.1 Çerçeve ve bağlam ����������������������������������������������������������������������������� 4 TÖ.2 Arazi-iklim etkileşimleri ��������������������������������������������������������������� 8 TÖ.3 Çölleşme �������������������������������������������������������������������������������������������������� 14 TÖ.4 Arazi bozulumu ��������������������������������������������������������������������������������� 17

TÖ.5 Gıda güvenliği ����������������������������������������������������������������������������������� 20 TÖ.6 Çölleşme, arazi bozulumu, gıda güvenliği ve sera

gazı akıları arasındaki bağlantılar ����������������������������������� 25 TÖ.7 Sürdürülebilir kalkınmaya yönelik risk yönetimi ve

karar verme ����������������������������������������������������������������������������������������� 31

(7)

TÖ.0 Giriş

IPCC İklim Değişikliği ve Arazi Özel Raporunun (SRCCL)1 Teknik Özeti, bölümlerdeki yönetici özetlerinin rapordan rakamlarla örneklendiril- diği bir derlemeyi içerir. SRCCL'nin yapısını takip eder (Şekil TÖ.1) ve yedi bölüm halinde sunulmaktadır. TÖ.1 (Bölüm 1), temel kavramları ve tanımları anlatarak ve raporun önceki yayınlarda nerede yapılan- dığının altını çizerek Özel Rapor'da ele alınan ana konuların bir öze- tini verir. TÖ.2 (Bölüm 2) arazi iklim sisteminin dinamiklerine odak- lanmaktadır (Şekil TÖ.2). İklim değişikliğinin arazi ve arazinin iklim üzerindeki etkilerini, atmosfer ile kara yüzeyi arasındaki biyokimyasal ve biyofiziksel akıların değişmesinden kaynaklanan etkileri anlama- ya yönelik yakın zamandaki gelişmeleri değerlendirmektedir. TÖ.3 (Bölüm 3), dünyadaki kurak arazi bölgelerinde yaşayan toplumların, çölleşme ve iklim değişikliğine karşı nasıl savunmasız olduklarını in- celemekte olup ayrıca iklim değişkenliğine uyum sağlama ve çölleş- meyi ele alma konusunda önemli bilgilere yer verilmiştir. TÖ.4 (Bölüm 4), tüm arazi ekosistemlerinde arazi bozulumunun ele alınmasının ivediliğini değerlendirmektedir. Artan arazi bozulumu eğilimlerine rağmen, bu eğilimleri tersine çevirmek, iklim değişikliğine karşı daya- nıklılığı arttırması, iklim değişikliği ile mücadelesi ve gelecek nesiller için gıda güvenliğini sağlaması beklenen arazi yenileme etkinlikleri ve iyileştirilmiş arazi yönetimi aracılığıyla mümkündür. TÖ.5 (Bölüm 5), iklim değişikliğinin gıda sistemlerine getirdiği risk ve fırsatların değerlendirilmesi aracılığıyla gıda güvenliğine odaklanmaktadır.

Azaltım ve uyumun hem insan hem de dünya sağlığına nasıl katkıda bulunabileceğini değerlendirmektedir. TÖ.6 (Bölüm 6) çölleşme, arazi bozulumu ve gıda güvenliği zorluklarına karşı gelmek için etmek için seçenekler sunmakta ve sürdürülebilir arazi yönetimi, sürdürülebilir kalkınma hedefleri, iklim uyumu ve azaltımı için seçenekleri değer- lendirmektedir. TÖ.7 (Bölüm 7), iklim-arazi-insan sistemindeki risklere karşı karar verme ve politika yansımalarını daha fazla değerlendir- mektedir.

1 Bu raporun tam başlığı IPCC Karasal Ekosistemlerde İklim değişikliği, Çölleşme, Arazi bozulumu, Sürdürülebilir Arazi Yönetimi, Gıda Güvenliği ve Sera Gazı Akısı Özel Raporudur.

TÖ.1 Çerçeve ve Bağlam

Sahip olduğu su kaynakları dahil olmak üzere arazi, birincil üret- kenlik, gıda, tatlı su ve diğer birçok ekosistem hizmetleri (yük- sek düzeyde güvenirlik) aracılığıyla insan geçim kaynakları ve refahı için temel oluşturur. Ne bireysel ya da toplumsal kimliklerimiz ne de dünya ekonomisi, arazi ekosistemleri ve biyolojik çeşitlilik tarafın- dan sağlanan çoklu kaynaklar, hizmetler ve geçim sistemleri olmadan var olamazdı. Dünyanın toplam karasal ekosistem hizmetlerinin yıllık değerinin 2011 yılında 75 trilyon ABD Doları olduğu öngörülmektedir, bu rakam yaklaşık olarak yıllık küresel Gayri Safi Yurtiçi Hasıla değeri- ne denk gelmektedir (2007 ABD Doları değerine dayalı) (orta düzeyde güvenirlik). Arazi ve sağladığı biyolojik çeşitlilik, aynı zamanda bilişsel ve manevi zenginleştirme, rekreasyonel değerler, aidiyet duygusu ve estetik gibi insanlar için temel, elle tutulamayan faydaları temsil eder.

Ekosistem hizmetlerini parasal yöntemlerle ele alma, toplumları, kül- türleri ve yaşam kalitesini ve biyoçeşitliliğin içsel değerini şekillendiren ve maddi olmayan bu hizmetleri sıklıkla göz ardı eder. Dünya'nın arazi alanı sınırlıdır. Arazi kaynaklarını sürdürülebilir şekilde kullanmak insan refahı açısından esastır (yüksek düzeyde güvenirlik). {1.1.1}

Arazi kullanımının mevcut coğrafi dağılışı, çoklu ekosistem hiz- metlerinin büyük ölçüde benimsenmesi ve biyoçeşitlilik kaybı insanlık tarihinde daha önce görülmemiş bir durumdadır (yük- sek düzeyde güvenirlik). 2015 yılına kadar küresel buzsuz kara yü- zeyinin dörtte üçü insan kullanımının etkisi altında kaldı. İnsanlar net birincil üretim için küresel karasal potansiyelinin üçte biri ile dörtte birini kullanmaktadır (yüksek düzeyde güvenirlik). Tarım arazileri kü- resel buzsuz yüzeyin %12-14'ünü kaplamaktadır. 1961'den bu yana, kişi başı küresel gıda kalorisi arzı üçte bir oranında artmış, bitkisel yağ ve et tüketimi iki kattan fazla artmıştır. Aynı zamanda, inorga- nik azotlu gübre kullanımı yaklaşık dokuz kat artmış ve sulama suyu kullanımı yaklaşık olarak iki katına çıkmıştır (yüksek düzeyde güve- nirlik). Değişen yoğunluklarda insan kullanımı, ormanların yaklaşık

%60-85'ini ve diğer doğal ekosistemlerin (örneğin, savanlar, doğal otlaklar) %70-90'ını etkiler (yüksek düzeyde güvenirlik). Arazi kul- lanımı, küresel biyoçeşitliliğin yaklaşık %11-14 oranında azalmasına neden olmuştur (orta düzeyde güvenirlik). (Şekil TÖ.2). {1.1.2}

Şekil TÖ.1 | IPCC İklim Değişikliği ve Arazi Özel Raporuna (SRCCL) Genel Bakış.

Doğal Sistem Dinamikleri (Bölüm 2)

Çölleşme (Bölüm 3) Doğal

Sistem Dinamikleri

(Bölüm 1) Gıda Güvenliği (Bölüm 4)

Gıda Güvenliği (Bölüm 5) Riskler ve Karar alma

(Bölüm 7) Sinerjiler, ödünler,

bütüncül karşı

seçenekler (Bölüm 6) SIFIRAÇLIK İKLİM EYLEMİ

ARAZİDE HAYAT

SORUMLU TÜKETİM VE ÜRETİM

İYİ SAĞLIK VE İYİ OLMA HALİ TEMİZ SU VE SIHHAT

...

(8)

Şekil TÖ.2 | Arazi kullanımı ve gözlemlenen iklim değişikliği: Bu değerlendirme raporunda ele alınan temel arazi zorluklarının ve arazi-iklim sistemi süreçlerinin gösterimleri.

Arazi Kullanımı ve gözlenen iklim değişikliği

SPM approved draft IPCC SRCCL | Page 4 Subject to copy edit and layout

1 2 3

Aşırı kilo + obez prevalansı 4 Düşük kilo prevalansı

Kişi başına toplam kalori Nüfus

1961’den bu yana SALIMLARDAKİ DEĞİŞİM B. Sera gazı salımları

Antropojen sera gazı salımlarının (2007–2016) yaklaşık %23’ü Tarım, Ormancılık ve Diğer Arazi Kullanımından (AFOLU) kaynaklanmaktadır.

E. Gıda talebi

Üretimdeki artışlar, tüketimdeki değişimlerle bağlantılıdır.

F. Çölleşme ve arazi bozulumu Arazi kullanımındaki değişim, arazi kullanımındaki artış ve iklim değişikliği, çölleşmeye ve arazi bozulumuna katkı sağlayan faktörler 1961 ve 1970’e kıyasla DEĞİŞİM % 1961 ve 1975’e kıyasla DEĞİŞİM %

1 2

3 İç sulak alanlar

Yıllık olarak kuraklık yaşanan kurak alanlar Çölleşme yaşanan alanlarda nüfus 1

2 3

1961’ e kıyasla DEĞİŞİM (%) 1

2

3 Sulama suyu hacmi

4 Geviş getiren hayvan toplam sayısı Tahıl ürünleri

İnorganik azot(N) gübre kullanımı

Entansif meralar %2

%12 (%12 – 14)

%1% (%1 – 1) %37 (%30 – 47 ) %22 (%16 – 23) %28 (%24 – 31)

Kullanaılan savanlar ve makilik alanlar %16

Plantasyon ormanları %2

Kereste ve diğer kullanımlar için yönetilen ormanlar %20 Sulanan tarım arazileri %2

Altyapı %1

Sulanmayan tarım arazileri %10

İnsan kullanımına asgari düzeyde açık ormansız ekosistemler %7

İnsan kullanımına asgari düzeyde açık ormanlar (el sürülmemiş veya bakir)

%9

Diğer araziler (kıraç, kayalık)

%12 Küresel buzsuz kara yüzeyi %100 (130 Mkm )

0

10

20

30 FOLU kaynaklı Net CO salımları (GtCO eşdeğer yıl–1) Tarım kaynaklı N O salımları (GtCO eşdeğer yıl–1) Tarım kaynaklı CH salımları (GtCO eşdeğer yıl–1) A. 1850–1900 dönemine kıyasla gözlenen iklim değişikliği

Sanayi öncesi döneminden (1850–1900) bu yana gözlenen ortalama yeryüzü hava sıcaklığı, küresel ortalama yüzey sıcaklığından (karalar ve okyanuslar) önemli ölçüde daha fazla artış göstermiştir.

C. Yaklaşık olarak 2015 kullanımı Çubuklu kara alanlarının farklı kullanımlarının payları aktarılmaktadır. Gradyan kullanımı yoğunluğu soldan sağa doğru

Extransif meralar 19%

D. Tarımsal üretim

%162 oranında artmıştır. (2013 yılına kadar)

2 1

3

%

%

50 -50 150 250

100 0 200

%

50 -50 150 250

100 0 200 1 2 3 4 4

1

2 3

1850 1880 1900 1920 1940 1960 1980 2000 2018

2 0 4 6

1 2 3 0.5

1.5 1

0 -0.5 2

1850–1900 DÖNEMİNE KIYASLA SICAKLIK DEĞİŞİKLİĞİ (°C)

Kara üzerindeki sıcaklık (°C)

Küresel (kara-okyanus) ortalama yüzey sıcaklığı (GMST) (°C)

GtCO eşdeğer yıl–1

1961 1980 2000 2016

1961 1980 2000 2017

1961 1980 2000 2017

50 -50 150 250 300700

100 0 200

1961 1980 2000 2017

800

(9)

Karalar üzerindeki ısınma, küresel ortalama yüzey (kara ve ok- yanus) sıcaklıklarından daha hızlı bir oranda gerçekleşmiştir ve bunun arazi sistemi üzerinde gözle görülür etkileri olmuştur (yüksek düzeyde güvenirlik). 2006-2015 dönemi için karalar üze- rindeki ortalama sıcaklık, 1850-1900 dönemindekine kıyasla 1.53°C ve eşdeğer küresel ortalama sıcaklık değişiminden 0.66°C daha yük- sektir. Isınma (değişen yağış modelleriyle birlikte) büyüme mevsimle- rinin başlangıcını ve sonunu değiştirmekte, bölgesel ürün veriminin düşmesine, tatlı su varlığının azalmasına, biyolojik çeşitliliğin daha fazla zorlama altına girmesine, ağaç ölümünün (yüksek düzeyde gü- venirlik) artmasına neden olmaktadır. Artan atmosferik CO2 seviyele- ri, bitki büyümesinde gözlenen artışların yanı sıra otlaklar ve savan- larda odunsu bitki örtüsü artışlarına neden olmaktadır (orta düzeyde güvenirlik). {1.1.2}

Arazi kaynaklarının aşırı sömürüsünü durdurmak ve tersine çe- virmek için acil eyleme geçme, iklim değişikliği de dahil olmak üzere çoklu zorlamaların, ekosistemler ve toplum üzerindeki olumsuz etkilerini önleyecektir (yüksek düzeyde güvenirlik).

Teknolojik gelişme, nüfus artışı ve çoklu ekosistem hizmetleri için kişi başına artan talep gibi arazi kullanım değişikliğine bağlı sosyo-ekono- mik itici güçlerinin gelecekte devam etmesi beklenmektedir (yüksek düzeyde güvenirlik). Bunlar ve diğer itici güçler, doğal ekosistemlerin yönetilen araziye dönüştürülmesi, hızlı kentleşme, arazi yönetiminin yoğunlaştırılmasından kaynaklanan kirlilik ve arazi kaynaklarına adil erişim gibi mevcut çevresel ve toplumsal zorlukları arttırabilir (yüksek düzeyde güvenirlik). İklim değişikliği, ekosistemler ve bu ekosistemle- rin sağladıkları hizmetleri doğrudan ve olumsuz etkileyerek söz konu- su zorluklara neden olacaktır (yüksek düzeyde güvenirlik). Bu çoklu etmenlere karşı hemen harekete geçmek, arazinin maddi olmayan ya da düzenleyici faydalarından ödün vermeden, gıda, lif ve su gü- venliğini artıracak, çölleşmeyi azaltacak ve arazi bozulumunu tersine çevirecektir (yüksek düzeyde güvenirlik). {1.1.2, 1.2.1, 1.3.2– 1.3.6, Bölüm 1'deki Kesit Kutusu 1}

Antropojen sera gazı (GHG) emisyonlarında (salımlarında) ısın- mayı 2°C'nin altında bir sıcaklıkla sınırlandıran hızlı düşüşler, iklim değişikliğinin kara ekosistemleri üzerindeki olumsuz etkilerini büyük ölçüde azaltacaktır (yüksek düzeyde güve- nirlik). Hızlı salım azaltımlarının olmadığı durumda, büyük öl- çekli, arazi tabanlı, mücadele yöntemlerine bağlanmak arazi üzerindeki mevcut zorlamaları arttıracaktır. (yüksek düzeyde

güvenirlik).Geniş arazi alanları (örneğin, biyoenerji ve ormanlaştır- ma / yeniden ormanlaştırma için) gerektiren iklim değişikliğini azal- tım çabalarının, mevcut arazi kullanımlarıyla rekabet edecek oranda olacağı öngörülmektedir (yüksek düzeyde güvenirlik). Arazi rekabeti, gıda fiyatlarını artırabilir; su ve hava kirliliği göstergelerinde daha fazla yoğunlaşmaya (örneğin gübre ve su kullanımı) ve daha fazla biyolojik çeşitlilik kaybına (orta düzeyde güvenirlik) yol açabilir. Bu tür sonuçlar toplumların araziye bağlı birçok Sürdürülebilir Kalkınma Hedefine (SKH) ulaşma kapasitesini riske atacaktır (yüksek düzeyde güvenirlik). {1.3.1, Bölüm 1'deki Kesit Kutusu 2}

Bununla birlikte, araziyle ilişkili iklim değişikliği ile mücade- lenin, arazi için rekabeti arttırmayan pek çok seçeneği vardır (yüksek düzeyde güvenirlik). Bu seçeneklerin çoğu, iklim de- ğişikliğine uyum için ortak faydalara sahiptir (orta düzeyde güvenirlik). Arazi kullanımı, özellikle de ormansızlaşmadan kaynak- lanan CO2 salımı, pirinç ve geviş getiren hayvan kaynaklı CH4 salımı ve gübre kullanımından kaynaklanan N2O salımı ile küresel sera gazı salımlarının yaklaşık dörtte birini oluşturur (yüksek düzeyde güve- nirlik). Arazi ekosistemleri de büyük miktarda karbon tüketmektedir (yüksek düzeyde güvenirlik). Hem salımların büyüklüğünü azaltmak hem de karbon alımını artırmak için birçok arazi yönetimi seçeneği vardır. Bu seçenekler ürün verimliliğini, toprak besin durumunu, mik- ro iklimi ya da biyolojik çeşitliliği arttırır ve böylece iklim değişikliğine uyumu destekler (yüksek düzeyde güvenirlik). Buna ek olarak, gıda ve enerjinin aşırı tüketimini azaltmak gibi tüketici davranışlarında- ki değişiklikler, arazi kaynaklı sera gazı salımlarının azaltılmasına yardımcı olacaktır (yüksek düzeyde güvenirlik). Mücadele ve uyum seçeneklerinin uygulanmasındaki engeller beceri eksikliğini, finansal ve kurumsal engelleri, teşviklerin eksikliğini, ilgili teknolojilere erişim, tüketici farkındalığı ve bu uygulamaların ve yöntemlerin başarısı- nın gösterildiği sınırlı mekansal ölçekleri kapsar. {1.2.1, 1.3.2, 1.3.3, 1.3.4, 1.3.5, 1.3.6}

Besin açısından dengeli ve çeşitli beslenme biçimine dayanan sürdürülebilir gıda arzı ve gıda tüketimi, iklim ve sosyo-ekono- mik değişimlere tabii olan gıda güvenliğini artıracaktır (yük- sek düzeyde güvenirlik). Beslenmeyi artırmak için gıdaya erişimin, faydalanmanın, kalitenin ve güvenliğin iyileştirilmesi ve daha düşük salımlarla uyumlu küresel olarak eşit beslenme biçimlerinin teşvik edilmesi, arazi kullanımı ve gıda güvenliği üzerinde gösterilebilir olumlu etkilere sahiptir (yüksek düzeyde güvenirlik). Gıda güvenli- Şekil TÖ.2 (devam): Panel A-F, bu raporda ele alınan temel konuların çoğunu temsil eden iklim değişkenleri ve seçili arazi kullanımındaki durum ve eğilimi göstermekte- dir. B ve D-F'deki yıllık zaman serileri, çoğunlukla 1961'de başlayan FAOSTAT kaynaklı ulusal istatistiklerden elde edilen en kapsamlı ve mevcut verilere dayanmaktadır.

D-F panellerinde y eksenleri zaman serisinin başlangıç yılına göre ifade edilmektedir (yeniden sıfıra temellendirilerek). Veri kaynakları ve notlar: A: Isınma eğrileri dört veri kümesinin ortalamalarıdır {2.1, Şekil 2.2, Tablo 2.1} B:Tarım kaynaklı N2O ve CH4 FAOSTAT'tan; iki hesaplama modelinin ortalaması (1997'den beri turbalık alan- lardaki yangınlardan kaynaklanan salımlar dahil) kullanılarak elde edilen, FOLU kaynaklı net CO2 salımları. CO2-eşdeğer birimleri cinsinde ifade edilen tüm değerler, iklim-karbon geri bildirimi olmayan AR5 100 yıllık Küresel Isınma Potansiyeli değerlerine dayanmaktadır (N2O=265; CH4=28). (Tablo SPM.1) {1.1, 2.3} C: Yaklaşık 2015 yılı için, küresel, buzsuz arazilerin farklı kullanımlarının paylarını, azalan arazi-kullanım yoğunluğunu yükselme ya da düşme şeklinde soldan sağa sıralı olarak betimler.

Her çubuk geniş bir arazi örtüsü kategorisini temsil eder; köşeli parantez içinde belirsizlik aralıklarda verilen üstteki sayılar, kapsanan buzsuz alanın toplam yüzdesidir.

Yoğun mera, hayvan yoğunluğunun 100 hayvan/km²'den fazla olması olarak tanımlanır. 'Kereste ve diğer kullanımlar için yönetilen orman' alanı, toplam orman alanı eksi 'birincil/sağlam' orman alanı olarak hesaplanmıştır. {1.2, Tablo 1.1, Şekil 1.3} D: Gübre kullanımının bölünmüş bir eksen üzerinde gösterildiğine dikkat edin. Gübre kullanımındaki büyük değişim yüzdesi, 1961'deki düşük kullanım oranını yansıtmaktadır ve alan başına artan gübre girişinin yanı sıra gıda üretimini artırmak için gübre- lenmiş tarım arazilerinin ve otlakların genişlemesi ile ilgilidir. {1.1, Şekil 1.3} E: Aşırı kilolu popülasyon vücut kitle indeksi (VKİ)> 25 kg m-2, zayıflık ise VKİ < 18.5 kg m-2 olarak tanımlanır. {5,1, 5,2} F: Kuraklık Endeksi'nin 0,65'in altında olduğu bölgeleri belirlemek için TerraClimate yağış ve potansiyel terleme- buharlaşma (1980-2015) kullanılarak kurak alanlar tahmin edilebildi. Nüfus verileri HYDE3.2 veri tabanındandır. Kuraklık alanlar, Küresel Yağış Klimatoloji Merkezi Kuraklık Endeksinin 12 aylık verilerine dayanmaktadır. İç sulak alan kapsamı (turbalar dahil) 2000'den fazla zaman serisinden elde edilen ve zaman içinde yerel sulak alandaki değişiklikleri rapor eden toplu verilere dayanmaktadır. {3.1, 4.2, 4.6}

(10)

ği aynı zamanda gıda kaybı ve atıklardan (üretilen toplam gıdanın

%25-30'u olarak öngörülmektedir) olumsuz etkilenmektedir (orta düzeyde güvenirlik). Gelişmiş gıda güvenliğinin önündeki engeller arasında ekonomik itici güçler (fiyatlar, arzın mevcudiyeti ve istikrarı) ve gıda tüketimi ile ilgili geleneksel, sosyal ve kültürel normlar bulun- maktadır. İklim değişikliğinin gıda üretimi ve fiyatlardaki değişkenliği küresel olarak arttırması beklenmektedir (yüksek düzeyde güvenirlik), ancak gıda ürünleri ticareti bu etkileri önleyebilir. Ticaret su, toprak ve besin maddelerinin somut hareketlerini sağlayabilir (orta düzeyde gü- venirlik). Gıda ticareti, aşırı tüketimin etkilerini değiştirerek olumsuz çevresel etkileri de sahip olabilir (orta düzeyde güvenirlik). Gelecekte- ki gıda sistemleri ve ticaret modelleri, ekonomi kadar politikalarla da şekillenecektir (orta düzeyde güvenirlik). {1.2.1, 1.3.3}

Cinsiyet kapsamlı bir yaklaşım, arazinin sürdürülebilir yöneti- mini geliştirmek için fırsatlar sunmaktadır (orta düzeyde gü- venirlik). Dünya genelinde tarım ve kırsal ekonomilerde kadınlar önemli bir rol oynamaktadır. Dünyanın pek çok bölgesinde yasalar, kültürel kısıtlamalar, ataerkillik, ayrımcı geleneksel yasalar ve norm- lar gibi sosyal yapılar, kadınların arazi kaynaklarının sürdürülebilir kullanımını destekleme kapasitesini azaltır (orta düzeyde güvenirlik).

Bu nedenle, kadınların arazi haklarının tanınması ve arazi yönetimi bilgilerinin arazi ile ilgili karar alma süreçlerine dahil edilmesi, arazi bozulumunun mücadelesini destekleyecek ve bütünleşmiş uyum ve mücadele önlemlerinin alınmasını kolaylaştıracaktır (orta düzeyde güvenirlik). {1.4.1, 1.4.2}

Bölgesel ve ülkelere özgü bağlamlar, iklim değişikliğine ve etkilerine, mücadele ve uyum (yüksek düzeyde güvenirlik) aracılığıyla yanıt verme kapasitesini etkiler. Arazi kaynaklarının mevcudiyeti ve kullanımında bölgeler, ülkeler ve arazi yönetim sis- temleri arasında büyük değişkenlik vardır. Ayrıca, refah, sanayileşme derecesi, kurumlar ve yönetim gibi sosyo-ekonomik koşullardaki fark- lılıklar, iklim değişikliğine, gıda güvensizliğine, arazi bozulumuna ve çölleşmeye müdahale etme kapasitesini etkiler. Yanıt kapasitesi yerel arazi sahipliğinden de büyük ölçüde etkilenmektedir. Bundan dolayı,

iklim değişikliği, bölgeleri ve toplulukları farklı şekilde etkileyecektir (yüksek düzeyde güvenirlik). {1.3, 1.4}

Ölçekler arası, sektörler arası ve kapsayıcı yönetim, etkili uyumu ve mücadeleyi (yüksek düzeyde güvenirlik) destek- leyen eşgüdümlü bir politika sağlayabilir. İklim değişikliği ve sürdürülebilir arazi yönetimi zorluklarının ele alınmasında yerel, ulu- sal, sınır ötesi ve uluslararası gibi yönetim düzeyleri arasında koordi- nasyon eksikliği vardır. Politika tasarımı ve formülasyonu genellikle güçlü bir şekilde sektöreldir ve bu da uluslararası kararları ilgili (alt) ulusal politikalara entegre ederken daha fazla engel teşkil eder. Yö- netim katılımcılarının çeşitliliğini kapsayan bir politika araçları port- föyü, karmaşık arazi ve iklim sorunlarına (yüksek düzeyde güvenirlik) yanıt imkânı sağlayacaktır. Kadınların ve yerli halkın araziye erişim ve kullanım haklarını göz önünde bulunduran kapsamlı yönetim, arazi kaynaklarının eşit paylaşımını arttırır, gıda güvenliğini teşvik eder ve arazi kullanımı ile ilgili mevcut bilgileri arttırır, bu da müca- dele ve uyum fırsatlarını artırabilir (orta düzeyde güvenirlik). {1.3.5, 1.4.1, 1.4.2, 1.4.3}

Senaryolar ve modeller, belirsiz gelecekte arazi yönetimi ka- rarlarına ilişkin mübadeleleri ve ortak faydaları keşfetmek açı- sından önemli araçlardır (yüksek düzeyde güvenirlik). Katılımcı ve paydaşlarla birlikte yaratım süreçleri, gelecekteki sürdürülebilir kalkınma stratejilerinin tasarlanmasında senaryoların kullanımını ko- laylaştırabilir (orta düzeyde güvenirlik). Nitel yaklaşımlara ek olarak modeller, senaryoların ölçülmesinde kritik öneme sahiptir; ancak mo- dellerdeki belirsizlikler, örneğin, temel veri kümelerindeki, arazi ör- tüsü sınıflarındaki ve modelleme paradigmalarındaki farklılıklardan kaynaklanır (orta düzeyde güvenirlik). Mevcut senaryo yaklaşımları, bugünden arzu edilen gelecek planlarına ya da vizyonlarına ulaşıl- masını sağlayabilecek zaman-bağımlı politika ve yönetim kararlarının ölçülmesinde sınırlıdır. İnsan karar alma süreçlerinin bir parçası olarak tam çevresel maliyetleri ve parasal olmayan değerleri daha iyi açıkla- mak için senaryo analizi ve modellemede ilerlemelere ihtiyaç vardır.

{1.2.2, Bölüm 1'deki Kesit Kutusu 1}

(11)

TÖ.2 Arazi-iklim etkileşimleri

İklim değişikliği, değişkenlik ve aşırı olayların arazi sistem- leri üzerindeki olası sonuçları

Sanayi öncesi dönemden (1850–1900) günümüze (1999-2018) kadar, küresel ortalama kara yüzeyi hava sıcaklığının (LSAT) küresel ortalama yüzey sıcaklığından (yani LSAT ve deniz yü- zeyi sıcaklığı birlikte) daha hızlı yükseldiği kesinleşmiştir. En uzun ve en kapsamlı tek veri kümesine göre, 1850–1900 ile 2006-2015 arasında, kara yüzeyi hava sıcaklığı ortalaması 1.53°C artarken (büyük olasılıkla 1.38°C ila 1.68°C arasında), küresel yüzey sıcaklığı ortalaması ise 0.87°C olasılıkla 0.75°C ila 0.99°C arasındadır) artmıştır. Bağımsız olarak üretilen dört veri kümesinin mevcut olduğu 1880-2018 dönemi için LSAT ar- tışı 1.41°C (1.31–1.51°C) idi; burada aralık, veri kümelerinin medyan tahminlerindeki yayılımı temsil eder. Paleo (eski) kayıt- ları, tarihsel gözlemler, model simülasyonlar ve bunların altında yatan fiziksel prensiplerin tamamı, buharlaşma ve arazi-iklim geribildirimle- rindeki farklılıklar ve aerosol gücün arazideki değişimlerinin bir sonu- cu olarak LSAT’ların, SST’den daha yüksek bir oranda artıyor olduğu konusunda hemfikirdirler (çok fazla güven). 2000-2016 dönemi için karadan okyanusa ısınma oranı (yaklaşık 1.6), farklı gözlem kayıtla- rında ve CMIP5 iklim modeli simülasyonlarında (olasılıkla 1.54–1.81 aralığı) yakın bir uyum içindedir. {2.2.1}

Antropojen ısınma, öncelikle kurak iklimlerde artış ve kutup ik- limlerinde azalma olarak iklim bölgelerinin değişmesine neden olmuştur (yüksek düzeyde güvenirlik). Devam eden ısınmanın, tropikal bölgelerde yeni sıcak iklimlere neden olmasına ve iklim bölgelerinin orta yüksek enlemlerde kutup yönünde ve daha yüksek yükseltili bölgelerde (yüksek düzeyde güvenirlik) yuka- rıya doğru kaymasına yol açması beklenmektedir. Bu bölgeler- deki ekosistemler, şu anda adapte oldukları iklim rejimlerinin ötesin- de sıcaklık ve yağış aşırılıklarına giderek daha fazla maruz kalacaklar (yüksek düzeyde güvenirlik); bu da yapılarını, bileşimlerini ve işlevlerini değiştirebilir. Ek olarak, yüksek enlem ısınmasının, abiyotik (örn. Kurak- lık, ateş) ve biyotik (örn. Zararlılar, hastalık) ajanlar (yüksek düzeyde güvenirlik) yoluyla permafrost çözülmesini hızlandırması ve boreal or- manlardaki bozulmayı arttırması öngörülmektedir. {2.2.1, 2.2.2, 2.5.3}

Küresel olarak, yeşillendirme eğilimleri (bitki örtüsünde artan fotosentetik aktivite eğilimleri) son 20 ila 30 yılda, özellikle Çin, Hindistan, Avrupa'nın pek çok yerinde, orta Kuzey Ameri- ka, güneydoğu Brezilya ve güneydoğu Avustralya’da %22-33 oranında arttı (yüksek düzeyde güvenirlik). Bu, insan etkinlikleri ile bağlantılı doğrudan (örn. arazi kullanımı ve yönetimi, ormanların korunması ve genişlemesi) ve dolaylı (yani, CO2 gübrelemesi, uzun büyüme mevsimi, küresel ısınma, azot birikimi, dağılmış radyasyo- nun artması) etmenlerin bir araya gelmesinden kaynaklanır (yüksek düzeyde güvenirlik). Daha sıcak iklimde kuraklık ve sıcak hava dalga- larında artış olacağı öngörülen pek çok bölgede esmerleşme eğilim- leri (fotosentetik aktiviteyi azaltan) beklenir. Küresel yeşillendirme ve

Şekil TS.3 | Yerel, bölgesel ve küresel iklimi etkileyen yönetilen ve yönetilmeyen ekosistemlerin yapısı ve işleyişi. Albedo ve salım gücü gibi arazi yüzey özellikleri, kara tarafından emilen ve atmosfere yansıtılan ya da salınan güneş ve uzun dalga radyasyon (ışınım) şiddetini miktarını belirler. Yüzey pürüzlülüğü momentum, enerji, su ve biyojeokimyasal izleyicilerin düzensiz değişimini etkiler. Kara ekosistemleri, biyojenik uçucu organik bileşikler (BVOC'ler) ve mineral tozu dahil olmak üzere birçok sera gazı ve SLCF'nin öncüsü salımların uzaklaştırılması ve salımlar aracılığıyla atmosferik bileşimi düzenler. Bu öncülerden oluşan atmosferik aerosoller, kara yüzeylerine ulaşan yağış ve radyasyon miktarlarını bulut fiziğindeki rolleri ile değiştirerek bölgesel iklimi etkiler.

yağış

fertilizer fertilizer fertilizer

gübre mineral

aerosoller

karbonatlı aerosoller CH4,N2O CH4

CO2

CO2 CO2

CO2

BVOCs BVOCs

N birikimi salımı hissedilen ısı

yoğuşma buharlaşma güneş radyasyonu

aklık

CO2 CO2

rüzgar uzun dalga radyasyonu

salımlılık

tarım alanları ormancılık

yönetilmeyen araziler toprak karbonu ve besin öğeleri

toprak karbonu ve besin öğeleri

toprak karbonu ve besin öğeleri pürüzlülük

(12)

esmerleşme eğilimleri ile ilgili projeksiyonları düşük düzeyde güvenir-

liktedir. {2.2.4, Bölüm 2'deki Kesit Kutusu 4}

Bazı aşırı hava ve iklim olaylarının sıklığı ve şiddeti, küresel ısınmanın bir sonucu olarak artmıştır ve orta ve yüksek salım senaryoları çerçevesinde artmaya devam edecektir (yüksek dü- zeyde güvenirlik). Sıcak hava dalgaları gibi son zamanlarda gerçek- leşen yüksek sıcaklık olayları, çoğu kara bölgesindeki antropojen sera gazı salımları nedeniyle daha sık ya da yoğun hale gelmekle birlikte Amazon ormanları, Brezilya’nın kuzeydoğusu, Akdeniz, Patagonya, Çin’in kuzeydoğusu ve Afrika'nın çoğunda kuraklık sıklığı ve yoğun- luğu arttı (orta düzeyde güvenirlik). Sıcak hava dalgalarının dünyanın pek çok yerinde frekans, yoğunluk ve sürede artması beklenmektedir (yüksek düzeyde güvenirlik) ve kuraklık sıklığı ve yoğunluğunun, özel- likle Akdeniz, orta Avrupa, Amazonların güneyi ve Güney Afrika dahil olmak üzere hali hazırda kuraklığa eğilimli bazı bölgelerde artması ön- görülmektedir (orta düzeyde güvenirlik). Bu değişiklikler ekosistemleri, gıda güvenliğini ve sera gazı akışları (yüksek düzeyde güvenirlik) dahil olmak üzere arazi süreçlerini etkileyecektir. {2.2.5}

İklim değişikliği, insan etkinliğinin yanı sıra orman yangını yönetim sisteminin belirlenmesinde (orta düzeyde güvenirlik) artan bir rol oynamaktadır: Gelecekteki iklim değişkenliğinin tropikal yağmur ormanları gibi birçok bölgesel iklim ve bitki örtüsünde orman yangınları riskini ve şiddetini artırması bek- lenmektedir (yüksek düzeyde güvenirlik). Yangın hava mevsim- leri 1979 ve 2013 arasında küresel olarak uzadı (düşük düzeyde güve- nirlik). Yanmış küresel arazi alanı, özellikle otlaklarda ve savanlarda daha az yanma (yüksek düzeyde güvenirlik) nedeniyle son yıllarda azalmıştır. Kuraklık, yangın salımlarının zorlama sebebi olmaya de- vam ederken, bazı tropikal ve ılıman bölgelerde, normale göre daha nemli geçen yıllarda, bitki örtüsünün alevlenmesini arttıran daha yük- sek sıcaklıklar nedeniyle yangın aktivitesinde yakın zamanda bir artış meydana gelmiştir (orta düzeyde güvenirlik). Ayrıca, Boreal alan daha büyük ve daha sık yangınlar deneyimlemektedir ve bu daha sıcak iklim koşullarında artabilir (orta düzeyde güvenirlik). {Bölüm 2'deki Kesit Kutusu 4}

Yönetilmeyen ve yönetilen topraklarda karasal sera gazı akıları Tarım, ormancılık ve diğer arazi kullanımı (AFOLU), sera gazı salımlarının (yüksek düzeyde güvenirlik) net önemli bir kayna- ğıdır ve antropojen karbondioksit (CO2), metan (CH4) ve diazot monoksit (N2O) salımlarının, 2007-2016'daki CO2 eşdeğerle- riyle, yaklaşık %23'üne neden olur (orta düzeyde güvenirlik).

AFOLU, hem atmosfere gelen CO2'den, CH4 ve N2O salımlarına hem de bunların uzaklaştırılmasına sebep olur (yüksek düzeyde güvenirlik).

Bu akışlar doğal ve insan etmenlerinden (sürücüler) eşzamanlı olarak etkilenir ve bu da doğal olan akışları antropojen akışlardan ayırmayı zorlaştırır (çok yüksek düzeyde güvenirlik). (Şekil TÖ.3) {2.3}}

Hem yönetilen hem de yönetilmeyen arazilerdeki toplam net kara atmosferi CO2 akışı, modellere göre 2007'den 2016'ya kü- resel anlamda net uzaklaştırma sağladı (-6.0 ± 3.7GtCO2 yıl-1 olası aralık). Bu net uzaklaştırma iki ana bileşenden oluşur: (i) or- mansızlaşma ve ormanlaştırma / yeniden ormanlaştırma (toplam net antropojen CO2 salımlarının yaklaşık % 13'ü) dahil olmak üzere arazi

örtüsü değişikliğine dayanan AFOLU kaynaklı modellenmiş net ant- ropojen salımlar 5.2 ± 2.6 GtCO2 yıl-1 (olası aralık) 'dır (orta düzeyde güvenirlik) ve (ii) artan CO2, azot birikimi ve iklim değişiklikleri gibi çevresel değişiklikler nedeniyle yönetilen ve yönetilmeyen alanlarda antropojen olmayan süreçlerden kaynaklanan modellenmiş net uzak- laştırmalar 11.2 ± 2.6 GtCO2 yıl-1’dır (olası aralık) (tüm antropojen et- kinliklerden (fosil yakıt, sanayi ve AFOLU) yayılan CO2'nin % 29'unun uzaklaştırılmasını sağlar (orta düzeyde güvenirlik). {2.3.1}

Arazi sektörüne yönelik antropojen CO2 salımlarını ve uzaklaş- tırmaları kestirmek için küresel modeller ve ulusal sera gazı envanterleri farklı yöntemler kullanır. Yöntemlerdeki farklılık- ların dikkate alınması- Paris Anlaşması'nın küresel envanter- leri (orta düzeyde güvenirlik) gibi- arazi sektörü net salımının anlaşılmasını artırabilir. Hem modeller hem de envanterler, orman içeren arazi kullanımı değişikliği (örn. ormansızlaşma, ormanlaştır- ma) ile yakın uyum içinde olan ve yönetilen orman için farklılıklar gösteren kestirimler üretmektedir. Küresel modeller, işlenen arazile- ri yönetilen orman olarak kabul ederken, IPCC yönergeleriyle tutarlı olan ulusal sera gazı envanterleri, yönetilen ormanı daha kapsamlı tanımlamaktadır. Bu geniş kapsamda, envanterler aynı zamanda ara- zinin insan kaynaklı çevresel değişikliklere doğal tepkisini antropo- jen olarak değerlendirebilirken, küresel model yaklaşımı bu tepkiyi antropojen olmayan yutağın bir parçası olarak ele alır. Örnek vermek gerekirse, 2005'ten 2014'e kadar, ulusal GHG envanterlerinin net sa- lım kestirimlerinin toplamı 0.1 ± 1.0 GtCO2 yıl–1 iken, iki küresel ka- yıt tutma modelinin ortalaması 5.1 ± 2.6 GtCO2 yıl–1dir (olası aralık).

{Tablo SPM.1}

AFOLU kaynaklı brüt salımlar (toplam küresel salımların üçte biri), ormansızlaşma ve ormanlaştırma akılarını kapsayan kü- resel net salımlara (toplam küresel salımların %13'ü) kıyasla, azaltılan ormansızlaşmanın mücadele potansiyelinin daha faz- la göstergesidir. AFOLU kaynaklı net CO2 akışı, iki karşıt brüt akış- tan oluşur: (i) ormansızlaşma, toprakların ekimi ve ağaç ürünlerinin oksidasyonu kaynaklı brüt salımlar (20 GtCO2 yıl–1) ve (ii) büyük ölçü- de odun hasadı ve tarımsal terkin ardından orman büyümesi kaynaklı brüt uzaklaştırma (–14 GtCO2 yıl–1), (orta düzeyde güvenirlik). (Şekil TÖ.4) {2.3.1}

Arazi, 2006-2017 dönemi için antropojen CH4 salımlarının

%44'ünü (orta düzeyde güvenirlik) oluşturan net bir CH4 kay- nağıdır. T2000 ve 2006 yılları arasında atmosferik CH4 birikimlerinin yükselmesindeki duraklama ve ardından gelen yenilenen artış, kıs- men arazi kullanımı ve arazi kullanımı değişikliği ile ilişkili görün- mektedir. Atmosferdeki 13C izotopunun yakın zamandaki tükenme eğilimi, mevcut CH4 artışının bir kısmını daha fazla biyojenik kaynak kullanımına bağlamakta ve biyojenik kaynakların, kaynak kümesinin 2000'den önce olduğundan daha büyük bir kısmını oluşturduğunu göstermektedir (yüksek düzeyde güvenirlik). AR5'in bulguları ile uyumlu olarak, tropikal sulak alanlar ve turbalıklar, yıllar arası de- ğişkenliğin ve mevcut CH4 konsantrasyon (birikim) artışlarının (orta kanıt, yüksek anlaşma) önemli itici güçleri olmaya devam etmektedir.

Geviş getirenler ve pirinç yetiştiriciliğinin yaygınlaşması da mevcut eğilimde önemli bir artışa neden olmaktadır (orta kanıt, yüksek anlaş- ma). Atmosferde kayda değer miktarda ve devam eden CH4 birikimi vardır (çok yüksek düzeyde güvenirlik). {2.3.2}}

(13)

AFOLU, özellikle topraklara azot uygulaması nedeniyle N2O'nun temel antropojen kaynağıdır (yüksek düzeyde güvenirlik). Ekili alanlarda, N2O salımlarının temel sebebi, ürün azotu talebi ile toprak azotu temini arasında senkronizasyon eksikliğidir ve tarım arazisine uygulanan azotun yaklaşık %50'sinin ürün tarafından alınmamasıdır.

Tarımsal ürün arazileri her yıl 3 milyon tondan fazla N2O ve N sal- maktadır. N2O salımlarının gübre uygulama oranlarına tepkisi doğru- sal olmadığı için, Sahra altı Afrika ve Doğu Avrupa'nın bazı kısımları gibi düşük azot uygulama oranlarının baskın olduğu bölgelerde, azot gübre kullanımındaki artışlar tarımsal N2O salımlarında nispeten kü- çük artışlara neden olacaktır. Uygulama oranlarının yüksek olduğu ve bazı büyüme sezonlarında ürün talebini aştığı bölgelerde uygulama oranlarında azaltmaya gitmenin salımların azaltılmasında çok büyük etkileri olacaktır. (orta kanıt, yüksek anlaşma). {2.3.3}

Yönetilen meralar (mera ve otlaklar) otlatma alanlarının sade- ce dörtte birini oluşturmasına karşın bu meralara uygulanan azot girdisindeki hızlı artış otlakların yarattığı salımda oran- tısız bir büyümeye neden oldu ve bu meralar 1961 ve 2014 yılları arasında otlak alan kaynaklı N2O salımlarının dörtte üçünden fazlasına neden oldular (orta düzeyde güvenirlik).

Otlatma arazileri (çayır ve meralar) toplam antropojen N2O salım- larının üçte birinden ya da tarımsal salımların yarısından fazlasın- dan sorumludur (yüksek düzeyde güvenirlik). Salımlar büyük ölçüde Kuzey Amerika, Avrupa, Doğu Asya ve Güney Asya'dan gelmektedir, ancak sıcak noktalar Avrupa'dan Güney Asya'ya kaymaktadır (orta düzeyde güvenirlik).

Gelecekte iklim değişikliği nedeniyle bitki örtüsü ve topraklar- dan kaynaklı artan salımların CO2 gübrelemesine bağlı olarak potansiyel yutakları etkisizleştirmesi beklenmektedir (düşük düzeyde güvenirlik). Bitki örtüsü ve toprak organik karbonunun (SOC) artan atmosferik CO2 birikimine ve iklim değişikliğine verdiği yanıtlar gözlemlerle sınırlı değildir (orta düzeyde güvenirlik). Besin maddesi (örn., azot, fosfor) erişilebilirliği, artan CO2 koşullarında ge- lecekteki bitki büyümesini ve karbon depolamasını sınırlandırabilir (yüksek düzeyde güvenirlik). Ancak bununla birlikte, yeni kanıtlar, bitki-mikrop simbiyozları (ortak yaşam) aracılığıyla ekosistem uyu- munun azot sınırlamasını hafifletebileceğini ileri sürmektedir (orta düzeyde kanıt, yüksek oranda uzlaşı). Toprakların ısınması ve ölü örtü girdisi, mikrobiyal solunum (yüksek düzeyde güvenirlik) üzerin- den karbon kayıplarını hızlandıracaktır. Yüksek enlem ve yüksek irtifa (yükselti) permafrostunun çözülmesi, SOC kaybı oranlarını artıracak ve CO2 ve CH4 salımları arasındaki dengeyi değiştirecektir (orta dü- zeyde güvenirlik). Daha sıcak iklimlerde artan solunum ile gelişmiş bitki büyümesinden kaynaklanan karbon alımı arasındaki denge, ge- lecekteki arazi karbon yutağının büyüklüğü için önemli bir belirsizlik- tir (orta düzeyde güvenirlik). {2.3.1, 2.7.2, Kutu 2.3}

Biyofiziksel ve biyojeokimyasal arazi zorlamaları ve iklim sis- temini geri beslemeleri

İnsan kullanımı ya da iklim değişikliği kaynaklı arazi koşulla- rındaki değişiklikler, bölgesel ve küresel iklimi etkiler (yüksek düzeyde güvenirlik). Küresel ölçekte, bu, karadaki CO2, CH4 ve N2O Şekil TÖ.4 | Arazi kaynaklı net ve brüt CO2 akıları (2008-2017 için yıllık ortalamalar). Sol: Toprak ve atmosfer arasındaki toplam net CO2 akısı (gri) iki bileşenli akışıyla birlikte gösterilir: yönetilen ve yönetilmeyen arazilerdeki doğal etkiler ve dolaylı çevresel etkiler nedeniyle gerçekleşen (i) net AFOLU salımları (mavi) ile ve (ii) net arazi yutağı (kahverengi) Orta: Net AFOLU akışına katkıda bulunan brüt salımlar ve uzaklaştırmalar. Sağda: Arazi yutağına katkıda bulunan brüt salımlar ve uzaklaştırmalar.

Toplam Arazi AFOLU Dolaylı arazi

30

10 20

–30 –20 –10 0

Net arazi akısı Brüt AFOLU salımları

Arazi üzerinde brüt dolaylı uzaklaştırmalar Net AFOLU akısı Brüt AFOLU uzaklaştırmaları

Arazi üzerinde net dolaylı akı

Arazi üzerinde brüt dolaylı salımlar

KaynakYutakGt CO2 yıl–1

Yönetilen ve yönetilmeyen araziler üzerinde çevresel değişikliklerden kaynaklanan dolaylı etkiler

?

?

(14)

salımlarındaki ya da uzaklaştırılmalarındaki değişikliklerden (biyoje-

okimyasal etkiler) ve yüzey albedosundaki değişikliklerden kaynak- lanmaktadır (çok yüksek düzeyde güvenirlik). Arazi ve atmosfer ara- sındaki su buharı ve enerjiyi yeniden dağıtan herhangi bir yerel arazi değişikliği, bölgesel iklimi etkiler (biyofiziksel etkiler; yüksek düzeyde güvenirlik). Bununla birlikte, bu biyofiziksel etkilerin küresel iklimi et- kileyip etkilemediğine dair bir güven yoktur. {2.1, 2.3, 2.5.1, 2.5.2}

Arazi koşullarındaki değişiklikler, sıcak hava dalgaları (yüksek düzeyde güvenirlik) ve kuvvetli yağış olayları (orta düzeyde güvenirlik) dahil, birçok aşırı olayın olasılığını, şiddetini ve süresini değiştirir. Kuru toprak koşulları, azaltılmış buharlaşma ve artmış hissedilir ısı yoluyla yaz sıcak hava dalgası koşullarını arttırır ya da güçlendirir. Bunun aksine, örneğin tüm yıl boyunca ürün örtüsü sağlayan sulama ya da ürün yönetimi uygulamalarından kaynaklanan ıslak toprak koşulları, artan buharlaşma-terleme ve azaltılmış hissedi- lir ısı yoluyla aşırı sıcaklık olaylarını azaltabilir. Kuraklıklar kötü arazi yönetimi nedeniyle yoğunlaşabilir. Kentleşme, aşırı yağış olaylarını şe- hirlerin üstünde ya da rüzgâr yönünde arttırır (orta düzeyde güven).

{2.5.1, 2.5.2, 2.5.3}

Antropojen arazi örtüsündeki tarihsel değişiklikler, biyofizik- sel etkilerin (orta düzeyde güvenirlik) zayıflamasıyla azaltı- lan biyojeokimyasal etkiler (çok yüksek düzeyde güvenirlik) nedeniyle yüzey havasında bir küresel yıllık ortalama ısınma ile sonuçlandı. Biyojeokimyasal ısınma model temelli tahminlerle +0.20 ± 0.05°C (küresel iklim modelleri), küresel dinamik bitki örtü- sü modelleriyle (DGVM’ler) +0.24 ± 0.12°C ve gözlemsel tahminlerle +0.25 ± 0.10°C oranında arazi temelli sera gazı salımlarından kay- naklanmaktadır. Artan yüzey albedo ve azalan türbülanslı ısı akıları- na bir yanıt olarak küresel iklim modellerinden –0.10 ± 0.14°C'lik net biyofiziksel soğuma elde edilmiştir. Ancak, bu soğuma arazi temelli salımların ısınma etkisinden daha küçüktür. Bununla birlikte hem jeokimyasal hem de biyofiziksel etkiler, aynı küresel iklim modeli içinde hesaba katıldığında, modeller ortalama yıllık yüzey hava sı- caklığındaki net değişimin göstergesi konusunda uzlaşamazlar. {2.3, 2.5.1, Kutu 2.1}

AR5 için incelenen antropejen arazi örtüsünde gelecekte ön- görülen değişiklikler, büyüklükleri senaryoya bağlı olan biyo- jeokimyasal ısınmaya ve biyofiziksel soğumaya neden olacak- tır (yüksek düzeyde güvenirlik). Biyojeokimyasal ısınma RCP8.5 için hem küresel iklim modelleri (+0.20 ± 0.15°C) hem de DGVM'ler (+0v.28 ± 0.11°C) (yüksek düzeyde güvenirlik) tarafından öngörül- müştür. Küresel iklim modellerine göre 0.10 ± 0.14°C'lik küresel bi- yofiziksel soğuma öngörülmektedir ve bunun arazi temelli ısınmayı (düşük düzeyde güvenirlik) azaltacağı öngörülmektedir. RCP4.5 için, küresel iklim modellerinden (+0.12 ± 0.17°C) öngürülen biyojeokim- yasal ısınma, DGVM'ler (+0.01 ± 0.04°C) tarafından öngürülen ısın- madan daha güçlüdür, ancak biyofiziksel soğumada (- 0.10 ± 0.21°C) olduğu gibi az kanıta dayanır. {2.5.2}

Bölgesel iklim değişikliği, yerel arazi örtüsü ve arazi kulla- nımındaki değişiklikler (yüksek düzeyde güvenirlik) yoluyla azaltılabilir ya da artırılabilir, ancak bu konuma ve mevsime bağlıdır (yüksek düzeyde güvenirlik). Örneğin, öngürülen iklim değişikliğinin ağaç sınırını kuzeye doğru ilerleteceği, büyüme mev-

siminin uzunluğunu arttıracağı ve permafrostu çözeceği boreal böl- gelerde, bölgesel kış ısınması azalan yüzey albedo ve kar nedeniyle artacakken, büyüme mevsimi boyunca daha yüksek düzeyde terle- me ve buharlaşma nedeniyle ısınma etkisi azalacaktır (orta düzeyde güvenirlik). İklim değişikliğinin yağışı arttıracağı tropikal bölgelerde, bitki örtüsü büyümesi ve ilişkili terlemedeki ve buharlaşmadaki artış, bölgesel ısınmada azaltıcı bir etkiye sahip olacaktır. {2.5.2, 2.5.3}

Model temelli çalışmalara göre, yerel arazi örtüsündeki ya da sulamada kullanılabilir durumda olan sudaki değişiklikler, böl- gelerdeki ve birkaç yüz kilometre rüzgâr yönündeki iklimi et- kileyecektir (yüksek düzeyde güvenirlik). Arazideki değişiklikleri takiben suyun ve enerjinin yerel olarak yeniden dağıtılması, sıcaklık, basınç ve nemin yatay ve dikey gradyanlarını etkileyerek bölgesel rüzgarları değiştirir ve sonuç olarak nem ve sıcaklık artışı ve konvek- siyonu ve takibinde de yağışı etkiler. {2.5.2, 2.5.4, Bölüm 2'deki Kesit Kutusu 4}

Hem iklim değişikliğinde hem de kentleşmedeki gelecekte ol- ması beklenen artışlar, özellikle sıcak hava dalgaları boyunca (yüksek düzeyde güvenirlik) şehirlerde ve çevresindeki ısınma- yı artıracaktır (kentsel ısı adası). Kentsel ve şehirlerarası tarım ve daha genel olarak kentsel yeşillendirme, gıda güvenliği ve düşük toprak-su-hava kirliliği için ortak faydalarla birlikte mücadeleye (orta düzeyde güvenirlik) ve uyuma (yüksek düzeyde güvenirlik) katkıda bulunabilir. {Bölüm 2'deki Kesit Kutusu 4}

Bölgesel iklim, doğal arazi aerosollerinden (orta düzeyde güven) (örneğin mineral tozu, siyah, kahverengi ve organik karbon) güçlü bir şekilde etkilenmektedir. Ancak tarihsel eği- limlere, yılllararası ve on yıllık değişkenliklere ve gelecekteki değişimlere düşük düzeyde güvenirlik vardır. Orman örtüsü, bi- yojenik uçucu organik bileşikler (BVOC) ve aerosol salımları (düşük düzeyde güvenirlik) yoluyla iklimi etkiler. Ormanların ekili arazilere tarihsel dönüşümünden kaynaklanan BVOC salımlarındaki azalma, doğrudan ve dolaylı aerosol etkileri yoluyla bir pozitif ışınımsal zor- lama, metanın atmosferik ömrünün azalması yoluyla bir negatif ışı- nımsal zorlamaya ve farklı bölgelerdeki ozon konsantrasyonlarının artmasına neden olmuştur (düşük düzeyde güvenirlik). {2.4, 2.5}

Karbondioksit uzaklaştırması (negatif salımlar) dahil olmak üzere, arazi bazlı mücadele ve uyum seçeneklerinin iklim sis- temindeki sonuçları

Paris Anlaşması uyarınca ülkeler tarafından Ulusal Katkı Be- yanlarında (UKB) yüklenilen 2030 yılına yönelik mücadele kalemlerinin yaklaşık dörtte birinin arazi temelli azaltım se- çeneklerinden gelmesi bekleniyor (orta düzeyde güvenirlik).

Ülkeler tarafından sunulan UKB'lerin çoğu arazi temelli mücadeleyi içermesine rağmen, çoğu ayrıntıdan yoksundur. Bazıları açıkça azal- mış ormansızlaşma ve orman yutaklarına atıfta bulunurken, birkaçı toprak karbon tutulumu, tarımsal yönetim ve biyoenerjiyi içermekte- dir. UKB’lerin tam uygulaması (Şubat 2016’ya kadar gönderilecektir), yükümlülüklerde referans aralığının belirsizlikten ziyade düşükten yükseğe mücadele hedefini temsil ettiği 2010 yılındaki net akışa kı- yasla, 2030 yılında 0.4–1.3 GtCO2 yıl–1 net uzaklaştırma ile sonuçla- nacağı beklenmektedir (orta düzeyde güvenirlik). {2.6.3}

(15)

Şekil TÖ.5 | Roe ve arkadaşlarından uyarlanan, GtCO2-eşdeğer yıl–1 ölçülen 2020-2050 dönemi için karşı seçeneklerinin mücadele potansiyeli. (2017).

TALEP YÖNETİMİ ARAZİ YÖNETİMİ

Atık ve Kayıplar

Gıda ve tarımsal atıkların azaltılması Beslenme Biçimleri

Bitki bazlı beslenme biçimlerine geçiş Odun Ürünler

Çimento/çelik kullanımına geçişte artış Yakıt Odun

Daha temiz ocaklarda artış Ormansızlaşmanın azalması

Orman bozumunun azaltılması Dönüştürme, drenaj ve turbalık alanların yanmasının azalması

Kıyı sulak arazilerin (mangrovlar, deniz çayırları ve bataklıklar) dönüştürülmesinin azaltılması Savanlar ve doğal otlakların dönüştürülmesinin azaltılması

Ormanlaştırma/Yeniden Ağaçlandırma (A/R) Orman Yönetimi

Tarımsal Ormancılık

Turbalık alanlarının restorasyonu Kıyı sulak arazilerin restorasyonu Ekili arazilerde toprak karbon tutulması Otlatma arazilerinde toprak karbon tutulumu Biyolojik kömür uygulaması

BECCS dağıtımı

Tarlalarda besin öğesi yönetimi N2O

Meralarda gübre kaynaklı N2O daha az N2O ve CH4 gübre yönetimi

İyileştirilmiş pirinç tarımı CH4

Daha az mide fermentasyonu CH4

İyileştirilmiş sentetik gübre üretimi

2 4 6 8

0 10

2 4 6 8

0 10

Azaltma potansiyeli (GtCO2 eşdeğeri yıl-1)

Azaltma potansiyeli (GtCO2 eşdeğeri yıl-1) Ormanlardan ve diğer ekosistemlerden daha az salım

Karbondioksit uzaklaştırılması Tarım kaynaklı salımların azalması

1–5

6

5, 7

1–5, 8

2, 5, 51

Referanslar

2, 5, 7, 18, 51–54

29, 55

1, 2, 56 1, 5, 7, 9

5, 10

1, 2, 11, 18

13, 16, 19 1, 2, 20

1, 2, 21, 22

1

1, 31, 32

23, 28–30, 45, 49, 50 1, 2, 5, 33 1, 34 1

1, 2, 40, 3, 5, 7, 35–39 1, 2, 43, 44, 3, 29, 36, 37, 39–42

1, 2, 47, 48, 3, 5, 23, 28, 30, 42, 45, 46 1, 2, 29, 30, 11, 15, 23–28

13.50 15.57

0.76 – 4.5

0.70– 8

0.25–1

0.41–5.80

1–2.18 0.45–1.22

0.11–2.25

0.03–0.12

0.10–0.81 0.44–2.10

0.11–5.68 0.15–0.81

0.20–0.84

0.25–6.78 0.13–2.56

0.03–6.60

0.40–11.30 0.03–0.71

0.01

0.01–0.26

0.08–0.87

0.12–1.18

0.05–0.36

0.50–10.12 SÜRDÜRÜLEBİLİR

EKONOMİK POTANSİYEL TEKNİK POTANSİYEL

İNTERMODAL ARALIK 1.5ºC İNTERMODAL ARALIK 2ºC POTANSİYEL ORTALAMA

Referanslar

Benzer Belgeler

Yine de CHP kendisini hâlâ Avrupa yanlısı bir parti olarak göstermek- tedir; ancak, CHP açısından en önemli sorun, hem Avrupa’da hem de Türki- ye’de CHP’yi

Bu tez çalışmasında, Kosova’nın tarihsel süreci ve devletleşme süreci, uluslararası ilişkiler literatüründe devlet olabilmek için gerekli olan unsurları ve

Avrupa Birliği-27 ülkelerinin 2021 yılı genelinde kişisel koruyucu donanımların da yer aldığı Fasıl 63: Diğer Hazır Eşyalar ve Ev Tekstil ürünleri ithalatı, 2020

Türkiye’nin Fasıl 63 ürünleri AB-27 ülkeleri için birim fiyatları 2020 yılında pandeminin de etkisiyle birlikte 2019 yılına göre %10,9 oranında artış yaşamış ve

Görsel 1’de Türkiye’nin AB’ye üye olması durumunda Birleşik Krallık’a gelecek 76 milyon nüfuslu bir ülke olduğu, Görsel 2’de Türkiye’nin Suriye ve

38 ETO, “Bulgaristan Ülke Bülteni, Bulgaristan’ın Ekonomik Yapısı ve Türkiye ile Ticari İlişkileri”, s.. Avrupa Yönetsel Alanı ile ilgili fikir ayrılıklarını

Bölgeler Komitesi’nin ana görevi AB mevzuatı konusunda yerel ve bölgesel 

Avrupa Birliği-27 ülkelerinin 2019 yılında hazırgiyim ve konfeksiyon ürünleri ithalatı 2018 yılı ithalat verilerine göre %4,3 oranında artışla 89,5 milyar Euro