• Sonuç bulunamadı

Yıllar önce sineklerde ve ekmek küfü mantarla- rında üç biyolojik saat ge- ni bulundu. Bunların D N A yapılarının çok farklı oluşu, biyolojik sa- atin hızla evrim geçirdi-

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2021

Share "Yıllar önce sineklerde ve ekmek küfü mantarla- rında üç biyolojik saat ge- ni bulundu. Bunların D N A yapılarının çok farklı oluşu, biyolojik sa- atin hızla evrim geçirdi-"

Copied!
1
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

Zaman algılaması zayıf olan hay- vanlar üzerinde yapılan gözlemler sayesinde araştırm a c ı l a r, memeli hayvanlardaki biyolojik saatlerin ilk çarkını keşfedebildiler. Biyolojik saat, canlıların uyuma, beslenme, dinlenme, çoğalma vb. davranışları- nın zamanını belirleyen, yaşamsal ritmleri ayarlayan bir iç saattir. Mü- tasyonlu fareler üzerindeki gözlem- ler, biyolojik saatlerin çok uzun sür- en evrim sırasında pek az değiştiği- ni göstermiş ve onların hastalıklarda oynadığı rol üzerinde ye-

ni görüşlerin oluşmasını sağlamıştır.

Bütün bitkiler ve hay- vanlarda hatta bazı bak- t e r i l e rde, günlük etkin- liklerin ritmini düzenle- yen son derece duyarlı iç saatler vardır. Bu canlılar uzun süre karanlıkta kal- salar bile bu iç saatler şa- şırmadan çalışır. Omurga- lı hayvanlarda bu gizemli biyolojik saat, beyinde

“süprakiyazmatik çekir- dekte” bulunur.

Yıllar önce sineklerde ve ekmek küfü mantarla- rında üç biyolojik saat ge- ni bulundu. Bunların D N A yapılarının çok farklı oluşu, biyolojik sa- atin hızla evrim geçirdi-

ğini gösterm e k t e d i r. Nothwestern Üniversitesi’nden J. Takashashi, bu ilkel canlılarda biyolojik saat genle- rinin bulunması dolayısıyle, daha yüksek canlılarda da benzer genle- rin bulunabileceğini söylemektedir.

Böylece 6 yıl önce Takahashi ve ekibi şöyle bir deney yaptılar: Er- kek farelere sperm DNA’sında mü- tasyonlar yaptıracak kuvvetli bir kimyasal madde verdiler, böylece biyolojik saatlerin ayarını bozmayı u m u y o r l a rdı. Bu erkek fare l e r i n yavruları bilgisayara bağlı bir dön- me dolap içeren kafeslere kondular;

y a v rular uyanıkken dönme dolap içinde koşuyor ve bilgisayar bu saat- leri kaydediyordu.

Deney farelerinin günlük peri- yotları çok belirlidir ve değişmez.

Deneye katılan 304 fare d e n 303’ünün günlük ritmleri 23,5 saatte bir tekrarlıyordu; bu normaldi. Yal- nız 1 farenin periyodu 24,8 saatti. Bu

“yavaş” farenin yavrularındaki kalı- tım incelendiğinde, saat geninin 5.

kromozom üzerinde bulunduğu an- laşıldı; bu gene saat adı verildi. Saat geninin mütasyonu sonucu günlük periyodu 27 saatten fazla bir fare el- de edildi. Yıllar süren bir çalışmadan

sonra Takahashi, 1997 Mayıs’ında, saat geninin yerini tam belirledi. Bu- nun için 5. kromozomda saat genine yakın bölgelerin baz sırası belirlendi.

Sonra saat geni normal bir fareden, saat geni mütasyon yapmış fareye gen nakli yapıldı. Bununla günlük ritmin normale döndüğü görüldü.

Bu deneyde saat geninin süpraki- yazmatik çekirdekte etkinleştiği gösterildi.

Ekmek küfü mantarlarında gün- lük ritmi inceleyen biyolog Jay Dun- lop (New Hampshire’da Dartmouth Koleji) bu çalışmayı “gerçek bir kah- ramanlık” diyerek övmektedir. Me- melilerde biyolojik saat geninin yeri belli olduğu için, artık saatle etkile-

şen proteinleri incelemek mümkün olacaktır. Saatin rolü henüz açıklığa kavuşmadıysa da bazı ipuçları elde e d i l m i ş t i r. Saat proteininde diğer proteinlere bağlanmaya yarayan bir PAS bölgesi ve DNA’ya yapışıp bazı genleri etkinleştiren bölgeler vardır.

Takahashi’ye göre şöyle basit bir model işlemektedir: Günlük periyo- dun başlagıncında saat proteini bazı genlere bağlanarak onları etkinleşti- rir. Bu genlerden birinin yaptırdığı ketleyici bir protein, saat proteininin PA S bölgesine yapışarak onu etkisizleştirir. Devrin sonuna doğru ketleyici protein parçalanır ve saat p roteini bağlandığı gen- lerden ayrılır. Ertesi gün yeni bir devir başlar. Sa- atin PAS bölgesi bir diğer bakımdan da ilginçtir:

Meyve sineklerinde (Dro - s o p h i l a), çok benzer bir saat geni bulunmuş ve bu- na periyod adı verilmiştir;

Dunlop da Mayıs 1997’de S c i e n c e d e rgisinde, ek- mek küfü mantarlarında

“beyaz yaka 2” adını ver- diği bir saat geni keşfetti- ğini yayımladı; bunun da yapısı PAS bölgesine çok benzemektedir.

A r a ş t ı rm a c ı l a r, tavuk- tan balığa ve insana kadar birçok omurgalı hayvanda faredeki- ne benzer saat genleri bulmuşlardır.

Bütün bunlardan anlaşılan şudur ki 24 saatlik yaşamdaki farklı görevleri (uyku, beslenme, cinsellik vb.) be- lirleyen biyolojik (iç) saatler, evrim sürecinde çok erken bir evrede çalış- maya başlamış, en ilkel canlılardan en yüksek canlılara kadar yaşamı programlama işini üstlenmiş ve bu görevi DNA üzerindeki saat genle- rinden gelen özel proteinlerle yürüt- müştür. Takashashi şöyle demekte- dir: “Belki de sinekler, fareler ve in- sanlar sandığımız kadar birbirlerin- den farklı değildir.”

Selçuk Alsan

New Scientist, 24 Mayıs 1997

Şubat 1999

103

Farelerin Biyolojik Saati

Farelerin günlük yaşamlarındaki farklı devirleri saat geni düzenler.

Referanslar

Benzer Belgeler

Buna bağlı olarak; * Zooplankton avlanma baskısında artış * Fitoplanktonda azalma * Su kalitesinde artış * Su içi bitkilerde artış. Toplam fosfor ve klorofil-a

Önce tekli ahırlara alınan 2 yaşlı atlar az yer, çoğu zaman ayakta tetiktedir fakat çift olarak tutulan atlardan daha çok uyur.. Tekli ahırdaki atların yeme ve

Atık su arıtma tesisinde oluşan çamurun dekantörleri çamur giriş yoğunlukları, dekantör devir sayıları, dekantör çamur besleme yükleri, polielektrolit

Yaşayan canlıların çeşitliliğinden, fosillerden ve jeolojiden canlıların çeşitliliğinden, fosillerden ve jeolojiden sağlanan deliller günümüzdeki türlerin

• Sömürgeciliğin gelişimine denk olarak Batı’nın yüzünü başka toplumlara dönmesiyle birlikte, kendisinden farklı olanın ilk görünüşte dikkat çeken

Uzmanların pek çoğu, yaşamın nükleik asit ve protein gibi karmaşık moleküllerden ortaya çıktığına ve bu moleküllerin, kimyasal bağlarla dizili daha basit

kadınların neden onlardan daha kilolu olmaları gerektiği konusunda bir açıklama yok” diyor ve ekliyor: “Aslında, egzersiz sırasında kadınlar erkeklerden daha çok

Bi- yolojik saat döngüsü dünyanın dönü- şünden biraz daha uzun sürdüğü için bilim insanları beynin her gün bu saati yeniden ayarladığına, yani sıfırlayarak