YAKIN DOĞU ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ KLİNİK PSİKOLOJİ ANABİLİM DALI
LİSE ÖĞRENCİLERİNİN PROBLEMLİ İNTERNET
KULLANIMLARI İLE YAŞAM DOYUMLARI
ARASINDAKİ İLİŞKİNİN BELİRLENMESİ
MEHMET ARSEVEN
YÜKSEK LİSANS TEZİ
LEFKOŞA 2019
ii
YAKIN DOĞU ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ KLİNİK PSİKOLOJİ ANABİLİMDALI
LİSE ÖĞRENCİLERİNİN PROBLEMLİ İNTERNET
KULLANIMLARI İLE YAŞAM DOYUMLARI
ARASINDAKİ İLİŞKİNİN BELİRLENMESİ
MEHMET ARSEVEN 20167581
YÜKSEK LİSANS TEZİ
TEZ DANIŞMANI Prof.Dr. MEHMET ÇAKICI
LEFKOŞA 2019
iii
KABUL VE ONAY
Mehmet Arseven tarafından hazırlanan “Lise öğrencilerinin problemli internet kullanımları ile yaşam doyumları arasındaki ilişkinin belirlenmesi”
başlıklı bu çalışma, 25/01/2019 tarihinde yapılan savunma sınavı sonucunda başarılı bulunarak jürimiz tarafından Yüksek Lisans Yeterlik Tezi olarak kabul edilmiştir.
JÜRİ ÜYELERİ
Prof.Dr.Mehmet ÇAKICI (Danışman)
Yakın Doğu Üniversitesi Psikoloji Bölümü
Yrd.Doç.Dr. Deniz ERGÜN (Başkan)
Yakın Doğu Üniversitesi Psikoloji Bölümü
Yrd.Doç.Dr. Ayhan EŞ
Yakın Doğu Üniversitesi
Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık Bölümü
Prof.Dr. Mustafa Sağsan
iv
BİLDİRİM
Hazırladığım tezin, tamamen kendi çalışmam olduğunu ve her alıntıya kaynak gösterdiğimi taahhüt ederim. Tezimin kağıt ve elektronik kopyalarının Yakın Doğu Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü arşivlerinde
aşağıda belirttiğim koşullarda saklanmasına izin verdiğimi onaylarım.
Tezimin tamamı her yerden erişime açılabilir.
Tezim sadece Yakın Doğu Üniversitesinde erişime açılabilir.
Tezimin iki (2) yıl süre ile erişime açılmasını istemiyorum. Bu sürenin sonunda uzatma için başvuruda bulunmadığım taktirde tezimin tamamı erişime açılabilir.
Tarih İmza
v
TEŞEKKÜR
Tez süreci boyunca her konuda bana destek olan başta sevgili eşim Sevde ARSEVEN’e, aileme ve çocuklarıma teşekkür ederim.
vi
ÖZ
LİSE ÖĞRENCİLERİNİN PROBLEMLİ İNTERNET
KULLANIMLARI İLE YAŞAM DOYUMLARI ARASINDAKİ
İLİŞKİNİN BELİRLENMESİ
Bu araştırmada, Antalya ili Muratpaşa ilçesindeki lisede öğrenim gören öğrencilerin problemli internet kullanımı ve yaşam doyumları arasındaki ilişki incelenmiştir. Ankette kişisel bilgi formu, “Problemli İnternet Kullanımı Ölçeği” ve “Yaşam Doyumu Ölçeği” yer almıştır. Anketler 104 öğrenci uygulanmıştır. Verilerin analizi SPSS 23 programı ile yapılmış ve %95 güven düzeyi ile çalışılmıştır. Ankete katılanların %47,1'i kadın, %52,9'u erkektir. Analiz sonucu elde edilen verilere göre, cinsiyet, yaş, anne-babanın medeni durumu, annesinin eğitim durumu, annesi çalışan ile çalışmayanlar ve evinde internet olan ile olmayan gruplar arasında yaşam doyumu ve problemli internet kullanımı açısından anlamlı farklılık görülmemiştir. Babasının eğitim durumu ve ailesinin aylık geliri farklı olan gruplar arasında Yaşam Doyumu açısından anlamlı farklılık bulunmuştur. Kendisine ait bilgisayarı olan ile olmayanlar arasında İnternetin Olumsuz Sonuçları açısından anlamlı farklılık saptanmıştır. İnternete bağlandığı cep telefonu olan ile olmayanlar arasında sosyal fayda/sosyal rahatlık ve problemli internet kullanımı ölçeği açısından anlamlı farklılık olduğu saptanmıştır.
Anahtar Kelimeler:
Problemli İnternet Kullanımı, Yaşam
vii
ABSTRACT
RELATIONSHİP BETWEEN PROBLEMATİC INTERNET USE
AND LIFE SATISFACTION OF HIGH SCHOOL STUDENTS
In this study, the relationship between problematic internet use and life satisfaction of students who are studying in high school in Muratpaşa district of Antalya province is investigated. Personal information form, "Problematic Internet Usage Scale" and "Life Satisfaction Scale" were included in the questionnaire. The questionnaires were applied to 104 students. Analysis of the data was done with SPSS 23 software and it was worked with 95% confidence level. 47.1% of the respondents were female and 52.9% were male. According to the results obtained by analysis, there was no significant difference between life satisfaction and problematic internet use in terms of gender, age, parents' marital status, mother's educational status, mother's working status and internet availability at home. There was a significant difference between the education status of the father and the monthly income of the family in terms of Life Satisfaction. Significant differences were found between those withand those without personel computers in terms of Negative Results of the Internet. It has been determined that there is a significant difference between those who have cell phone with internet connection and those who don't in terms of social benefit/social comfort and problematic internet usage scale.
Keywords:
Problematic İnternet Usage, Life Satisfaction, High
School, Antalya, Students
viii
İÇİNDEKİLER
KABUL ONAY ... iii
BİLDİRİM ... iv
TEŞEKKÜR ... v
ÖZ ... vi
ABSTRACT ... vii
İÇİNDEKİLER ... viii
TABLO LİSTESİ ... x
KISALTMALAR ... xi
BÖLÜM I
GİRİŞ ... Error! Bookmark not defined.
1.1. Problem Durumu ... Error! Bookmark not defined. 1.2. Araştırmanın Amacı ... Error! Bookmark not defined. 1.3. Araştırmanın Önemi ... Error! Bookmark not defined. 1.4 Sınırlılıkllar……..………...
21.5 Tanımlar
………..………...
2BÖLÜM II
KURAMSAL ÇERÇEVE...
Error! Bookmark not defined. 2.1. Problemli İnternet Kullanımı ... Error! Bookmark not defined. 2.1.1. İnternet Kavramı ... Error! Bookmark not defined. 2.1.1.1. İnternetin Tarihsel Gelişimi ... Error! Bookmark not defined. 2.1.1.2. İnternet Bağımlılığı ... Error! Bookmark not defined. 2.1.1.2.1. İnternet Bağımlılığının Belirtileri ... Error! Bookmark not defined. 2.1.1.2.2. İnternet Bağımlılığının Nedenleri ... Error! Bookmark not defined. 2.1.1.2.3. İnternet Bağımlılığının Yaygınlığı ... Error! Bookmark not defined. 2.1.2. Problemli İnternet Kullanımı Kavramı Error! Bookmark not defined.11 2.1.3. Problemli İnternet Kullanımının Etkileri ... 142.1.3.1. Fiziksel ... Error! Bookmark not defined.4 2.1.3.2. Psikolojik ... Error! Bookmark not defined.6 2.1.3.3. Bilişsel ... 17
2.1.3.4. Aile İlişkileri ... Error! Bookmark not defined.7 2.1.4. Problemli İnternet Kullanımını Modelleri ... Error! Bookmark not defined.8 2.1.4.1 . Goldberg Modeli ... Error! Bookmark not defined.8 2.1.4.1. Young Modeli... 19
2.1.4.2. Davis Modeli ... 20
ix
2.1.5. Ergenlik ve Problemli İnternet Kullanımı ... Error! Bookmark not
defined.2
2.1.6. Problemli İnternet Kullanımı İle İlgili Araştırmalar .. Error! Bookmark
not defined.4
2.2. Yaşam Doyumu ... Error! Bookmark not defined.6 2.2.1. Yaşam Doyumu Kavramı ... Error! Bookmark not defined.6 2.2.1.1. Yaşam Doyumunun Önemi ... Error! Bookmark not defined.1 2.2.1.2. Öznel ve Nesnel Yaşam Doyumu ... Error! Bookmark not defined.3 2.2.1.3. Mutluluk Alanı ve İstemli Denetim Alanı ... Error! Bookmark not
defined.4
2.2.2. Yaşam Doyumu Kavramının Tarihi ... Error! Bookmark not defined.5 2.2.3. Yaşam Doyumunu Etkileyen Değişkenler ... Error! Bookmark not
defined.7
2.2.4. Yaşam Doyumunu Etkileyen Unsurlar Error! Bookmark not defined.9 2.2.5. Yaşam Doyumu Kuramları ... Error! Bookmark not defined.1 2.2.5.1. Ereksel Kuramlar... Error! Bookmark not defined.2 2.2.5.2. Aktivite Kuramları ... Error! Bookmark not defined.3 2.2.5.3.Bağ Kuramları... Error! Bookmark not defined.4 2.2.5.4. Gereksinim Kuramı ... Error! Bookmark not defined.5 2.2.5.5. Tavandan Tabana ve Tabandan Tavana Kuramları ... Error!
Bookmark not defined.5
2.2.5.6. Yargı Kuramları ... Error! Bookmark not defined.7 2.2.5.7. Sonuç ve Süreç Kuramları ... Error! Bookmark not defined.8 2.2.6. Öğrencilerin Yaşam Doyumu ... 50 2.2.7. Yaşam Doyumu İle İlgili Araştırmalar .. Error! Bookmark not defined.2
BÖLÜM III
YÖNTEM ...
Error! Bookmark not defined.63.1. Evren ve Örneklem... Error! Bookmark not defined.6 3.2. Ölçekler ... Error! Bookmark not defined.6 3.2.1. DemografikBilgi Formu ... Error! Bookmark not defined.6 3.2.2. Problemli İnternet Kullanımı Ölçeği... Error! Bookmark not defined.6 3.2.3. Yaşam Doyumu Ölçeği ... Error! Bookmark not defined.7 3.3. Verilerin Analizi ... Error! Bookmark not defined.7
BÖLÜM IV
BULGULAR ...
Error! Bookmark not defined.84.1. Fark Testleri ... Error! Bookmark not defined.
BÖLÜM V
TARTIŞMA ... Error! Bookmark not defined.
BÖLÜM VI
SONUÇ VE ÖNERİLER ...
Error! Bookmark not defined.8KAYNAKÇA ...
80EKLER ...
92 Ek 1: Anket Formu ... 93x
İNTİHAL RAPORU………...
96ETİK KURUL RAPORU……….
TABLO LİSTESİ
Tablo 1. Kişisel
Bilgiler……….…..588 Tablo 2. İnternete Bağlanılan
Cihazlar………..………..….…60 Tablo 3. Ydö, Piko ve Alt Boyutlarının Betimsel
İstatistikleri……….………..…60 Tablo 4. Ydö, Piko ve Alt Boyutlarının İlişki Analizi………….………...61 Tablo 5. Ydö, Piko ve Alt Boyutlarının Cinsiyete Göre Farklılaşma
Durumunun İncelenmesi... ……….…62 Tablo 6. Ydö, Piko ve Alt Boyutlarının Yaşa Göre Farklılaşma
Durumunun İncelenmesi... ………63 Tablo 7. Ydö, Piko ve Alt Boyutlarının Anne Babanın Evlilik Durumuna
Göre Farklılaşmasının İncelenmesi………..………..64 Tablo 8. Ydö, Piko ve Alt Boyutlarının Annenin Eğitim Durumuna Göre
Farklılaşmasının İncelenmesi.. ... 65 Tablo 9. Ydö, Piko ve Alt Boyutlarının Babanın Eğitim Durumuna Göre
Farklılaşmasının İncelenmesi.... ... 66 Tablo 10. Ydö, Piko ve Alt Boyutlarının Ailenin Aylık Gelirine Göre
Farklılaşma Durumunun İncelenmesi.... ... 67 Tablo 11. Ydö, Piko ve Alt Boyutlarının Annenin Çalışma Durumuna
Göre Farklılaşmasının İncelenmesi.... ... 69 Tablo 12. Ydö, Piko ve Alt Boyutlarının Evinde İnternet Bulunma
Durumuna Göre Farklılaşmasının İncelenmesi.... ... 70 Tablo 13. Ydö, Piko ve Alt Boyutlarının Kendisine Ait Bilgisayarı Olma
Durumuna Göre Farklılaşmasının İncelenmesi ... 711 Tablo 14. Ydö, Piko ve Alt Boyutlarının İnternete Bağlanılan Cep
xi
KISALTMALAR
YDÖ : Yaşam Doyum Ölçeği
PİKÖ : Problemli İnternet Kıllanım Ölçeği ABD : Amerika Birleşik Devletleri
ARPANET : Gelişmiş Araştırma Projeleri Dairesi Ağı M.Ö. : Milattan Önce
ODTÜ : Orta Doğu Teknik Üniversitesi
SPSS : Sosyal Bilimler için İstatistik Paket Programı TCP/IP : Transmission Control Protocol/Internet Protocol yy : Yüzyıl
1
1.BÖLÜM
GİRİŞ
İnternet lise çağındaki gençlerin yaşamlarına önemli bir biçimde olumlu katkılar getirmekle beraber tüm toplumlarda internet bağımlılığının ve problemli internet kullanımının pek çok genç için önemli bir tehdittir (Türkoğlu, 2013, s.2). Yellowlees ve Marks (2007), problemli internet kullanımının bireylerin e-posta ve özel çevrimiçi etkinlikleri kullanma, çevrimiçi kumar sitelerinde vakit geçirme olarak nitelendirdiği ve bunun internet bağımlılığına sebep olduğunu belirtmiştir. Özellikle interneti problemli kullananların bağımlılık belirtileri ve dürtü bozukluğu olduğunu ifade etmişlerdir. Caplan (2002)’a göre internet kullanımı konusunda kendini kontrol edebilen, ihtiyaçları ölçüsünde interneti kullanan bireylerin olduğunu ancak bu öz-kontrol yetisine sahip olmayan bireylerin iş ve sosyal yaşamlarında internetin aşırı kullanımı nedeniyle (problemli kullanımı) sorunlar yaşadığını ifade etmiştir.
1.1. Problem Durumu
Lise öğrencilerinin problemli internet kullanımları ile yaşam doyumları arasındaki ilişki bu araştırmanın problemini oluşturmaktadır.
1.2. Araştırmanın Amacı
Bu çalışmanın amacı Antalya ili Muratpaşa ilçesindeki lisede öğrenim gören öğrencilerin problemli internet kullanımı ve yaşam doyumları arasındaki ilişkinin belirlenmesidir. Literatürde bu iki değişkeni inceleyen çok fazla çalışma yoktur. Bu nedenle bu araştırma öncü olması nedeniyle ve daha sonra yapılması muhtemel çalışmalara yön gösterecektir.
1.3. Araştırmanın Önemi
Toplumsal alanda internet bağımlılığı bir hastalık olarak karşımıza çıkmaktadır. 10-17 yaş arasındaki 314 öğrenciyle araştırma gerçekleştiren Harris ve Straker (2000), en sık gözlenen rahatsızlıkların boyun, sırt, bilek ve dizlerde ortaya çıktığını bunların yanı sıra sıkça görsel odaklanma mevzu
2 olduğundan için gözlerde acı veya yanma yaşandığını belirtmektedir. Fiziksel olarak hareketsiz kalmanın kilo artışı ile ilişkili olduğu ortaya konmaktadır. Fiziksel gelişimini tamamlayamamış ergenlerde ciddi sorunlar yaratmaktadır (Akt. Batıgün ve Hasta, 2010).
Çocuk ve ergenler internet başında geçirdiği uzun vakitlerden dolayı aşırı sinirli ve saldırgan tavırlar sergileyebilir. Yapmakla görevli olduğu işleri yapmayı unutur ya da erteler. Zamanla Fiziki olarak ta kendini çok yorgun hisseder ve yaşamdan zevk alamaz hale gelebilirler. Vücudundaki rahatsızlıklar kendini gösterebilir. Bu bağlamda yaşam doyumları azalabilir. Sosyal hayattan kopan ergen ve çocuklar yaşamdan zevk almamaya başlamaktadır (Çınar, 2015, s.1). Yaşam doyumu olmayan ergen ve çocuklar mutluluğu başka yerde arayıp bulma çabasına girme isteyebilmektedirler. İleri dönemlerde psikolojik çöküntüler ergen ya da çocuğu intihara kadar sürükleyebilmektedir. Bu bağlamda bu araştırmada, problemli internet kullanımı ile yaşam doyumu arasındaki bağlantı araştırılacağı ve bu konuda çözüm önerileri sunulmasının sağlanması açısından önemli bir çalışmadır.
1.4. Sınırlılıklar
Bu araştırma 2016-2017 yılı Antalya İli, Muratpaşa ilçesindeki özel bir kolejde bulunan ve gelişigüzel örnekleme yöntemiyle seçilen 104 lise öğrencisi ile sınırlıdır. Araştırmadan elde edilen veriler Ydö , Pikö ve Kişisel bilgi formunda yer alan sorular ile sınırlıdır.
1.5 Tanımlamalar
Problemli İnternet Kullanımı: Problemli internet kullanımı kavramı, bireylerin internet kullanımından dolayı yaşamlarının aile ve iş gibi önemli boyutlarında yaşanılan bozulmalar, sürekli olarak kullanımı kontrol etmede yaşanılan başarısızlık ve kompülsif kullanım ile tanımlanmaktadır (Kim & Davis, 2009).
Yaşam Doyumu: Yaşam doyumu, insanın mutluluğu ile ilgili kavramlardan öznel iyi oluşun bilişsel yönünü temsil etmektedir. Öznel iyi oluş, kişinin yaşamını bilişsel ve duygusal olarak değerlendirmesi olarak tanımlanmaktadır. Bu değerlendirme, olaylara verilen duygusal tepkileri ve doyumun bilişsel değerlendirmesini içermektedir (Diener, 1984
3
BÖLÜM II
KURAMSAL ÇERÇEVE
2.1. Problemli İnternet Kullanımı 2.1.1. İnternet Kavramı
Gerek bilişim gerekse iletişim alanında gösterdiği etkilerle, çağımızın hızla büyüyen ve yaygınlaşan medyası olan internetin, insanlık tarihi bakımından yeni bir dönüm noktası olduğu söylenebilir. İnternet kavramı, iletişimde günümüz teknolojisinin ulaştığı son noktayı temsil emektedir. Yükselen etkisi ve dünya çapında anlayışı ile sosyal etkileşim içerisinde yeni bir çığır açmıştır (Esen, 2009, s.133). Dünyadaki tüm insanların birbirleri ile bağlantı kurabilmesine yarayan yeni, sosyoekonomik, kültürel ve siyasal boyutlara sahip “çok yönlü” bir kitle iletişim aracı olan internet, küresel manada ortaya çıktığı günden bu zamana gösterdiği hızlı gelişimle insan yaşamında önemli ve vazgeçilmez bir teknoloji halini almıştır (Köksalan ve Tel, 2009).
Adını İngilizce Interconnected Networks kelimelerinin kısaltmasından alan internet Türkçe “kendi aralarında bağlantılı ağlar”, “ağlar arası ağ” veya “uluslararası ağı” şeklinde ifade edilmektedir. Genel anlamda bilgisayarların telefon hatları, uydular gibi özel teknolojilerle birbirine bağlanması sonucunda meydana gelen genel bir iletişim ağı olmaktadır. Bir başka tanımıyla dünyanın dört biryanında bulunan bilgisayar ağlarının birbiri ile bağlı olduğu, genişliği dünya çapında, sürekli büyüyen bir iletişim ağı ve üretilecek bilginin dolaşım sistemi olan internet, kendi amaçları doğrultusunda ve bilgisayarlar aracılığıyla milyonlarca insanın iletişim kurabildiği ve bilgi alışverişi gerçekleştirebildiği bir sistemdir (Odabaşı ve ark., 2007).
Çok sayıda bilgisayar sistemini birbirine bağlayan internet, dünya çapında yaygın olan ve büyümeyi sürdüren bir iletişim ağıdır. Diğer bir
4 ifadeyle internet, en basiti şekliyle uluslararası, parçaları tüm dünyaya dağılmış, dinamik canlı büyük bir kütüphane şeklinde tanımlanabilir. Bunun ilerisinde milyonlarca insanın dahil olduğu bir iletişim, dayanışma ve paylaşma ortamıdır (Yılmaz, 2006).
Önemi gün geçtikçe artan internet toplumun her kesimi ve her alanında kullanılmaktadır. İnternet dünya çapında günlük yaşama o denli girmiştir ki artık insanların internetsiz bir yaşamı düşünmeleri mümkün değildir. Bunun sebebi hiç şüphesiz; kendine has esnek, görsel etkileşimli yapıya sahip olan bu teknoloji, tarafından sunulan hizmetler ve bu hizmetlere kolaylıkla ulaşılabilir olmasıdır (Kayıkçı, 2007).
Amerika’da yapılmış olan bir çalışmada araştırmaya katılanlardan çoğunun, internet yokluğunda, günlük çalışmalarını, planlarını yerine getiremedikleri, arkadaşlarıyla ve dostlarıyla haberleşemedikleri ve sonucunda internetin, insanların günlük yaşamında doğal ve bütünleyici bir parça halini aldığına ulaşılmıştır (Köksalan ve Tel, 2009).İnternet tarafından sağlanan imkanlarla, insanların normal hayatta karşılaşmakta oldukları her şeyin bir kopyasının sanal ortamda bulunmasının gün geçtikçe daha da kolaylaşmasının, kalıplaşmış toplumsal ilişkilerde değiştirici etkisi olmaktadır. İnsan yaşamı, internetin getirdiği değişimden bütün olarak etkilenmektedir. Bu değişimin etkisiyle sağlık, eğitim, bilim, ticaret, eğlence, kamu yönetimi benzeri çok sayıda alanda çeşitli alışkanlıklar kazanılmakta olup bu yeni ortama adaptasyon sürmektedir. Günümüzde, oldukça önemli ve vazgeçilmez bir bilgi kaynağı olan internet teknolojisi isteyen herkesin denetimsiz bilgi yayınlamasını mümkün kılmaktadır. Tahmin edilenin üzerinde bir hızla internetin yaygınlaşmasının sonucunda patolojik aşırı kullanıma ve yeni bir bağımlılık türü şeklinde nitelenebilecek internet bağımlılığı ortaya çıkmıştır (Arısoy, 2009).
2.1.1.1. İnternetin Tarihsel Gelişimi
İnternet bugün tüm dünyayı sarmakta olup temel dayanağı, ABD ve Sovyet Rusya arasında bulunan rekabettir. 1957 yılında Sovyetler tarafından ilk yapay dünya uydusu olan Sputnik’in fırlatılması üzerine ABD Savunma
5 Bakanlığı, ARPA projesini orduya bilim ve teknolojinin en iyi biçimde uygulanması amacıyla başlatmıştır. 1962’de ABD’ye yapılması muhtemel bir nükleer saldırının ardından bir kısmı hasar görse dahi çalışmayı sürdürebilecek ve tüm ülkeye yayılabilecek bir askeri bilgisayar ağı Amerikan Hava Kuvvetleri tarafından tasarlanmıştır. Proje sonrasında ARPANET ismini almıştır. 1969 yılında California’da ilk bilgisayar ağı kurulmuştur. Bir kontrat ile Güney Amerika’daki dört büyük bilgisayar birleştirilmiştir (TÜBİTAK, 2001).
Sonrasında 1973’te farklı ağların aralarındaki veri iletiminin sağlanabilmesi amacıyla ortak bir dil oluşturularak birleştirilmelerine karar verilmiştir. Bunun için geliştirilmiş olan TCP/IP (TransmissionControl Protocol/Inter net Protocol) internet üzerinde bulunan farklı özelliklere sahip bilgisayarların ve ağların birbirleri ile sağlıklı bir biçimde iletişim kurabilmelerine yarayan ortak bir dil niteliğinde geliştirilip kullanılmaya başlanmıştır (Erturgut, 2008, s.80).
Amerikan Savunma Bakanlığı interneti 1970’te araştırma kuruluşlarının ve üniversitelerin arasındaki bilgi alışverişinin sağlanması için kurmuştur. İnternetin ülkemize gelmesiyse 1990’larındabaşına dayanmaktadır (Bölükbas, 2005).
1991’de internet kaynaklarına erişim konusunda büyük kolaylıklar sağlayan GOPHER Minnesota Üniversitesi tarafından, kullanıma girmiştir. İnternette çeşitli konular için arama yapılmasını sağlayan bir istemci (client) programı olan GOPHER tarafından sağlanan en önemli avantaj, menüler halinde internet kaynaklarını sunması ve menüden kullanıcının istediği kaynak seçilince, bu kaynağın internet adresinin bilinmeksizin o kaynağa erişme imkanı vermesidir.1992’de kaynağı ABD olan CERN şirketi tarafından, World WideWeb (www) geliştirilmiştir. www, hypertext teknolojisiyse internet kaynaklarına erişim imkanı veren diğer bir olanaktı. 1993’te Beyaz Saray (White House), online şekilde internete bağlandı. Web üzerinde işlem yapma olanağı veren Mosaic yazılımı1994’te piyasaya sürülüp kullanımının kolay olmasıyla oldukça yaygınlaştı. Aynı yıl Amazon.com ilk kitabını sattı. E-mail yolu ile pazarlama ve reklam ortaya çıktı. Web üzerinde işlem yapan Netscape yazılımıysa1995’te kullanılmaya başlandı. Yahoo’da ilk arama yapıldı (Çakır, 2007, s.125).
6 1993 yılının nisan ayında Türkiye’de ilk internet bağlantısını ODTÜ gerçekleştirmiştir. 1994’te Ege Üniversitesi’nde internete bağlanılmıştır. Türkiye’yi ifade eden TR ve ağ anlamındaki NET kelimeleri TR-NET kelimesini oluşturmuştur. TR-NET, ülkemizde internet bağlantısının gerçekleştirilmesi ve yayılması amacıyla Tübitak ve ODTÜ’nün oluşturduğu bir proje ve buna bağlı yapılanmanın adıdır(Bölükbas, 2005).
2.1.1.2. İnternet Bağımlılığı
İnternetin kontrol dışı ve zararlı kullanımını tanımlayan bir terim olan internet bağımlılığı açısından henüz diğer bağımlılık tiplerinde olduğu gibi çerçevesi tam belirlenmiş bir tanı ve değerlendirme ölçütü bulunmamaktadır (Öztürk ve arkadaşları, 2007).Kişilerde madde bağımlılığında olduğu kadar internet bağımlılığında yoksunluk belirtileri görülmemektedir. Bireyler madde bağımlılığında bu davranışlarını soysal çevrelerinin ya da ailelerinin ikazları sonucunda söndürebilmektedirler. İnternet bağımlılığındaysa göz ile saptanabilen ve fiziksel ya da somut belirtilerin bulunmaması dolayısıyla diğer bağımlılıklara göre bu davranışın azaltılmasının daha zor olduğu söylenebilir (Ünsal, 2016).
Genellikle teknolojik buluşlar ile meşguliyet, internet bağımlılığına sahip bireylerce sevilmektedir. Bireyler internet bağımlılığının karşısında kendilerini çaresiz hissetmeseler dahi bağlılıklarından haz almaktadırlar (Arısoy, 2009).İnternet bağımlılığa sahip bireylerin temel ihtiyaçlarından yemek yeme, içme, kitap okuma ya da sosyalleşme benzeri beklendik davranışlarından vazgeçerek, çevrimiçi oyun oynama ya da sosyal medyayla sürekli meşguliyet içerisinde oldukları görülür. Birey bu tür durumlarda, internet ile bütün gereksinimlerini giderebileceğini düşünmektedir. Young (2006) tarafından bireyde problem taşımakta olan internet kullanımının, diğer bir deyişle internet bağımlılığının tanımlanabildiği kriteler aşağıdaki sorular ile ifade edilmektedir:
Zihniniz sürekli internetle meşgul mü (internette bir önceya da bir sonraki aktivitenizi düşünüyor musunuz)?
7 Daha mutlu olma amacıyla interneti zaman geçtikçe daha uzun süre
kullanma ihtiyacı hissediyor musunuz?
İnternet kullanımını azaltma, kontrol etme ya da durdurma çabasına sürekli girip başarısız oldunuz mu?
İnternet kullanımını azaltmaya da durdurma çabasındayken huzursuzluk, sinirlilik, depresyon gibi duygular yaşadınız mı?
Genellikle düşündüğünüzden daha uzun süre mi internette kalıyor musunuz?
İnternetten dolayı önemli bir ilişkinizi, işinizi, eğitim ya da kariyer fırsatınızı kaybetme tehlikesiyle karşı karşıya kaldınız mı?
İnternette kalma süreniz ile alakalı aile üyelerinize, terapistinize ya da yakınlarınızdan birine hiç yalan söylediniz mi?
Problemlerinizden ya da bazı rahatsız edici duygularınızdan (mutsuzluk, suçluluk, kaygı, depresyon gibi) kaçma amacıyla interneti bir araç şeklinde görüyor musunuz?
Young (2006) tarafından yukarıda sıralanan kriterlerden beş ya da daha fazlasına “evet” cevabı verenler “İnternet Bağımlısı”; kalanlar ise “Normal İnternet Kullanıcıları” şeklinde nitelendirilmiştir. Batıgün ve Derya (2010) tarafından, internet bağımlılığı kriterleri aşağıdaki gibi sıralanmaktadır;
İnternette sebebi olmaksızın gün, saat bilinci olmadan bağlanıp bundan haz alınması.
E-posta adresi, Skype, Facebook, Twitter benzeri sosyal medya hesapların dağıtılması,
İnternet dışındaki faaliyetlerde ilgi kaybının olması, Sosyal aktivitelerin azaltılması,
Spor aktivitelerinin azaltılması, İş verimliliğinin düşürülmesi,
Sürekli uyunması ve yorgun olunması, Alışverişlerin internetle yapılması,
8 Aile fertlerinin yerine sosyal ortamlarda vakit geçirmekten haz
alınması,
Gerçek yaşamdan zevk alınmaması ve online hayat fikrinin benimsenmesi.
İnternet bağımlılığı kavramını ilk olarak Young (2006) ortaya atmıştır. Young (2006)'ya göre bağımlılık ile ilgili olarak internet bağımlılığının 2000’li yıllara dek, bağımlılık olup olmadığının tartışması yapılırken bugün bu bağımlılığın varlığı kabul edilip tedavisi üzerinde durulmaktadır. Günümüzde gerçek dışı bir hız ile bu iletişim aracının kullanımının arttığı görülür. İnternet kullanımının yaygınlaşmasının bireylere olumlu katkıları olduğu gibi bazı olumsuzlukları da bulunmaktadır. Bu olumsuzlukların; iş performansının azalmasını, uyku bozukluğunu ya da internetin kullanılmadığı bir yaşantının sıkıcı ya da anlamsız olması gibi bilişsel ögeleri içerdiği söylenebilir. Bunlarla birlikte aşırı internet kullanımından dolayı bireyde kas ve iskelet sistemi problemleri ya da epileptik nöbetler meydana gelebilir. İnternet bağımlılığı tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de hızlı bir şekilde yaygınlaşmaktadır.
2.1.1.2.1. İnternet Bağımlılığının Belirtileri
Gönül (2002, s.106) tarafından aktardığı üzere Young (2006), dürtü kontrol bağımlılığıyla alakalı olan patolojik kumar oynama bağımlılığının internet bağımlılığını davranışıyla benzer olduğunu belirtmektedir. Young (2006) tarafından, internet bağımlılığının tespit edilmesi amacıyla sekiz kriter oluşturulmuş ve bu sekiz kriterden beşini gösterenler internet bağımlısı şeklinde kabul edilmiştir (akt. Gönül, 2002):
İnternetle alakalı aşırı zihinsel uğraş,
İnternette daha fazla vakit geçirme gereksinimi duyma, İnternet kullanımını azaltma çabalarındaki başarısızlık,
İnternet kullanımı azaltılması sonucunda ortaya çıkan yoksunluk semptomları,
Zamanı değerlendirmeyle alakalı sorun yaşama,
9 İnterneti kullanabilme amacıyla yalan söyleme davranışında bulunma, İnternette zaman geçirildiği süre zarfında duygu durumunda değişiklik
görülmesi.
Ege Üniversitesi Madde Bağımlılığı Toksikoloji ve İlaç Bilimleri Enstitüsü’nün(2016) yaptığı çalışmada; sosyal ve duygusal semptomlarla birlikte internet bağımlılığının fiziksel semptomlara da sahip olduğuna ulaşılmıştır. Bunlar aşağıdaki gibi sıralanmaktadır (Batıgün ve Derya, 2010):
Özbakımın azalması,
Göz kurumasıyla karşı karşıya kalınması, Sırt ve belde ağrılarının meydana gelmesi, Hareket azlığı dolayısıyla kilo artışın başlaması, El bileği ve parmaklarda rahatsızlıkların oluşması Uyku düzeninin bozulması,
Diyabet ve obezite
Bununla birlikte araştırmada internette uzun süre kalmanın epilepsi nöbetlerine de sebep olabileceğine değinilmiştir.
2.1.1.2.2. İnternet Bağımlılığının Nedenleri
Ekinci (2002) tarafından, internet bağımlılığının temel nedeninin sosyalleşme gereksinimi olduğu ve diğer sebeplerin buna bağlı şekilde geliştiği belirtilmektedir. Ekinci tarafından bu sebepler aşağıdaki gibi sıralanmıştır:
Sosyal ilişkilerin internet aracılığıyla kurulması,
Yabancılar ile kolaylıkla ve risk alınmadan iletişime geçilmesi,
İnsanlara karşı özgür bir şekilde duygu ve düşüncelerin ifade edilebilmesi,
İnsanlara gösterilmek istenen taraflarını abartılı bir şekilde gösterilmesi,
10 İnternet bağımlılığı ile alakalı yapılmış olan çalışmalarda diğer psikolojik hastalıklar ile birlikte bu davranışın görülebileceği belirtilmektedir. İnternet bağımlılığı sergileyen bireylerin yarısı farklı bir psikiyatrik bozukluğa da sahip olabilmektedir. İnternet bağımlılığı ile birlikte en sık görülen psikiyatrik problemleri şu şekilde sıralamak mümkündür (TBM, 2011, s.9);
Anksiyete bozukluğu % 10 Psikotik bozukluk % 14
Depresyon veya distimik bozukluk % 25 Duygudurum bozukluğu % 33
Madde kullanımı % 38
Bunların yanında dikkat eksikliği, hiperaktivite, sosyal fobi, depresyon gibi durumlarda da riskli internet kullanımına rastlanmaktadır.
2.1.1.2.3. İnternet Bağımlılığının Yaygınlığı
Dinç (2010) tarafından kültür ve coğrafya farkı gözetmeksizin internet bağımlılığının hızla yayıldığı belirtilmektedir. Dinç (2010) tarafından ayrıca, ilerleyen zamanlarda internetin sahip olduğu niteliklerden ve kullanıcılara sunulan alternatifi olmayan olanaklardan dolayı diğer bağımlılıklardan daha yaygın olabileceği vurgulanmaktadır. Bu konu üzerine Block (2008) tarafından DSM V’te bulunabilecek kadar internet bağımlılığının yaygın bir bozukluk olduğuna dikkat çekilmektedir.
Alan yazın incelemesinde internet bağımlılığı yaygınlığı ile ilişkili yapılmış olan araştırmalarda önemli sonuçlara ulaşılmıştır. Lin ve Tsai (2002) tarafından 753 Tayvanlı ergen ile yapılmış olan çalışmada, ergenlerin %11,6 kadarının internet bağımlısı olduğuna ulaşılmıştır. Hong Kong’da bulunan üniversite öğrencileri üzerinde internet bağımlılığının yordayıcılarını bulmayı amaçlayan çalışmadaysa 410 öğrenciden %18 kadarının aşırı internet kullanıcısı olduğu saptanmıştır (Sally, 2006, s.102).
Cao ve Su (2006) tarafından yapılan, 12-18 yaş arasında bulunan 2126 öğrencinin katıldığı çalışmada internet kullanım seviyesi %88 ve internet bağımlılık düzeyi %2,4 olarak bulunmuştur. Cao ve arkadaşları
11 (2011) tarafından 15.538 öğrenci üzerinde yapılan çalışmada öğrencilerden %8,1kadarı sorunlu internet kullanıcısı olarak bulunmuştur.
Gökçearslan ve Günbatar (2012) tarafından Bursa’da sekizinci sınıfa giden172 öğrenci üzerinde yapılan çalışmada öğrencilerden %2,33’ünün internet bağımlılığına sahip olduğuna ulaşılmıştır. Katılımcılardan %4,65 kadarının riskli internet bağımlılığının olduğu, %12,80 kadarınınsa sınır grubunda bulunduğu belirtilmiştir. Yüzdelik dilimlere göre öğrencilerin yaklaşık %7’si internet bağımlılık seviyesinde bulunmakta veya bu yolda ilerlemekte, %17,45’i ise sınır ve riskli düzeyde internet bağımlısıdır. 2109 öğrenci üzerinde yapılan ve internet ve bilgisayar bağımlılık düzeylerinin araştırıldığı başka bir çalışmada, öğrencilerin %4,5’i internet bağımlısı olarak bulunmuştur (Tarı ve Ögel, 2009).
2.1.2. Problemli İnternet Kullanımı Kavramı
Patolojik kumar oynamanın, internet bağımlılığının en yakın olduğu hastalık olduğu iddia edilmektedir. Öztürk ve arkadaşları(2007) tarafından hazırlanan makalede, internet ve video oyunlarının aşırı kullanımını ödüllendirici bir davranış şeklinde görmenin mümkün olabileceğinden dolayı öğrenme mekanizmalarıyla bazı negatif emosyonlar (korku, huzursuzluk ve hayal kırıklığı) ile mücadele etme amacıyla yetersiz bir strateji şeklinde kullanıldığı belirtilmektedir.
İnternet bağımlılığı açısından son yıllarda sayısız tanımlamalarda bulunulmuştur. Widyanto ve Griffiths (2006) tarafından, internet bağımlılığı kimyasal olmayan veya insan ve mekanik etkileşim içermekte olan davranışsal bağımlılık şeklinde, teknolojik bağımlılığın bir alt maddesi biçiminde gösterilmiştir.
Kandell (1998) tarafından internet bağımlılığı ise; internet ile alakalı artan kaynak yeniliği, çevrim dışı olunduğu durumda oluşan hoşnutsuzluk, çevrim içi olmanın etkileri karşısında artan hoşgörüden meydana gelen internetteki psikolojik bağımlılık şeklinde tanımlanmıştır. Genel olarak internet bağımlılığın; internetin aşırı kullanılması isteğine engel olunamaması, internete bağlı olmaksızın geçirilen zamanın önemli görülmemesi, yoksun
12 kalındığı zaman aşırı sinirlilik halinin ve saldırganlığın görülmesi ve kişinin iş, sosyal ve ailevi hayatının gittikçe bozulması şeklinde tanımlanması mümkündür (Arısoy, 2009).
Morahan-Martin ve Schumacher (2000) tarafından, internet bağımlılığı, internetin yoğun kullanılmasının kontrol altına alınamaması ve kişinin yaşamında ciddi ölçüde zararlara yol açması şekilde tanımlanırken, Davis (2001) tarafından, uyumsuz düşüncenin ve patolojik davranışların içinde bulunduğu psikiyatrik bir durum şekilde tanımlanmaktadır. Beard ve Wolf (2001) tarafındansa, kişinin ev, iş, okul, sosyal veya psikolojik yaşamı içinde zorluk yaşamasının sebebini oluşturan aşırı kullanım olarak tanımlanmaktadırlar. Bu tanımlar ile birlikte internet bağımlılığı Young (2007) tarafından, kullanıcının çevrimiçi kullanımına, kontrol yeteneğine, ilişkisel, mesleki ve sosyal problemlere sebebiyet verebilecek düzeyde etki edebilen, yeni ve genel olarak tanınmamış klinik bir rahatsızlık şeklinde ifade edilmiştir (Kurtaran, 2008).
Çeşitli kavramların kullanılıyor olması, problemli internet kullanımının açıklandığı farklı yaklaşımlardan her birinin, problemli internet kullanımının duyuşsal, davranışsal ve bilişsel bileşenlerinin birisine odaklanması dolayısıyladır (Ceyhan, 2008).Young (1996) tarafından, internet bağımlılığı başlı başına psikiyatrik bir hastalık şeklinde tanımlanmaya çalışılmış ve internet bağımlılığının teşhis edilmesi amacıyla patolojik kumar oynamanın DSM-IV kriterleri baz alınarak internet bağımlılığı ile ilişkili kriter listesi önerilmiştir(Ceyhan ve ark., 2007).
Young (2007) tarafından internetin kumarda olduğu gibi bağımlılık yarattığı ve internet bağımlılarının çeşitli dürtü kontrol bozukluğu belirtilerini gösterdikleri belirtilmektedir. Bundan dolayı, patolojik internet kullanımı bulunanlarda davranışsal bir dürtü kontrol bozukluğu olmasından ve bu dürtü kontrol bozukluğu da kimyasal bir madde alımı içerdiğinden Young tarafından, bu tanıma en fazla uyum gösteren patolojik kumar oynama tanı ölçütleri patolojik internet kullanımına uyarlanıp “internet bağımlılığı” bakımından ilk ciddi tanı ölçütleri oluşturulup yayınlanmıştır (Arısoy, 2009).
İnternetin, kullanıcılarına modernlik, kendine güven ve destekleyici nitelikteki bir statü sahipliği duygusunu verdiği söylenebilir. Kullanıcının
13 ciddiye alınıp dinlenmesi olanağı sunar. İnsanlar belirli açılardan günlük yüz yüze maskelerinden farklılaşabilen, “iyi gelişmiş” bir maske sergileme olanağı bulurlar. Kişinin gizli kalabilmesi internetin en temel dikkat çeken özelliğidir. Yüz yüze iletişimden ziyade çevrimiçi sosyal etkileşimin fazla oranda gizlilik sağlamasıyla sosyal anlamda risk daha az algılanmaktadır (Caplan, 2007).
Bir internet kullanıcısının çevrimiçi olduğu zaman farklı kişilikler alması mümkündür. Kendi hakkındaki bilgiler ile kullanıcı farklı profiller yaratabilmektedir. Young (2007) tarafından, bazı kullanıcılarca gerçek yaşamdakinin aksi olan, karşılanamayan ihtiyaçların yerini dolduran, baskılanmış olan duygu, özelliklerin temsil edildiği ideal benliğe ait kimliklerin seçildiği belirtilmektedir. Gerçek yaşamın sosyal etkileşimlerinin yerine internet kullanımı geçtiğinde kullanıcıları kötü bir döngü yakalayabilmekte ve internetin aşırı kullanımıyla bireyin yaşadığı psikolojik sıkıntıların birbirini tetiklemesiyle bu döngüyü sürebilmektedir. Bundan dolayı internet kullanımıyla yalnızlık ve depresyon benzeri olumsuz psikolojik durumların arasında bulunan ilişkinin iki yönlü olabileceğine değinilmektedir (Ceyhan, 2008).
Kültürel mekanizmalar tarafından internet bağımlılığının bilgisayar kullanımının ulaşılabilir olduğu her yerde olabileceği ileri sürülmektedir. Fakat bilgisayar ulaşılabilirliğinin ve internet kullanımının sınırlı olduğu fakir ülkelerde internet bağımlılığının oluşması mümkün değildir. Bunun yanında “teknolojik açıdan gelişmiş toplum” olma çabaları benzeri kültürel faktörlerin ya da işyerinde internet kullanma gerekliliğinin, kişiye zarar veren bir boyutta internet kullanımını meydana getirebilmesi olasıdır (Beard, 2005).
Günümüzde anlaşıldığı üzere beş tür internet bağımlılığından bahsedilmektedir (Young,2007; Odabaşı ve ark., 2007);
Siberseks Bağımlılığı: Patolojik internet kullanımı ile alakalı şekilde en sık görülmekte olan bağımlılıktır. Pornografik siteleri aşırı kullanmak biçiminde tanımlanabilmektedir. Sosyal konumu önemli olmaksızın bireyin kolay bir şekilde sorgulanmadan pornografiye ulaşabildiği bir alan olan internet sayesinde, bu nesneye ulaşmak kolaylaşmaktadır. Bireyin filmlere, hikâyelere ve resimlere internetle ulaşabilmesinin yanında çeşitli e-posta, e-posta grupları ya da sohbetlerle de bu
14 materyallere ulaşarak kolaylıkla bu materyallerin değişimini de yapabilmektedir.
Siber ilişki Bağımlılığı: Çevrimiçi(online) sohbetlere, sohbet odalarına çok sık girilmesi şeklinde ifade edilmektedir. Uzmanlar internet ortamında bireylerin takma isimlerle kendilerini farklı ad ve kişilikte tanıtmalarının ve iletişimi böyle devam ettirmelerinin, bireylerde kişilik bozukluğunun oluşması açısından önemli bir risk unsuru olduğunu belirtmektedirler.
Net Bağımlılığı: Çevrimiçi kumar, alışveriş, açık arttırmaya aşırı düşkünlük şeklinde ifade edilmektedir.
Bilgi Bağımlılığı: İnternette sürekli veri tabanlarına girilmesi, bilgi stoklanması şeklinde tanımlanır. Bunun sonucunda birey ulaşmak istediği bilgiden uzaklaşıp, dikkat dağınıklığı ve gereksiz bilgiye ulaşabilmektedir.
Bilgisayar Oyunu Bağımlılığı: Aşırı bilgisayar oyunu düşkünlüğü şeklinde tanımlanır. Birden fazla kişi tarafından internet üzerinden oynanan oyunlar, herkese açık, ücretsiz üye olunarak kolaylıkla ulaşılabilirdir ve internet bağımlılığı açsından nesne oluşturur.
2.1.3. Problemli İnternet Kullanımının Etkileri
İnternetin özellikle ergen ve gençlerde bazı ciddi problemlere neden olması özellikle son yıllarda internet bağımlılığı konusundaki araştırmaların artış göstermesinin en önemli sebebidir. Bilgisayar ve internet teknolojisinin artışının ve yaygınlaşmasının sorgulanması bunların riskli bir şekilde kullanılması ve bu kullanım ile alakalı ağrı ve klinik problemler yaşanmasından dolayı önemlidir. Kontrolsüz ve uzun süre kullanım çocuklar ve gençlerde, bilişsel, fiziksel, sosyal ve davranışsal birtakım etkiler bırakmaktadır (Gillespie, 2002).
2.1.3.1. Fiziksel
Çocuklar üzerinde uzun süreli bilgisayar kullanmanın pek çok fiziksel problem yaratması mümkündür. Bu fiziksel problemlerden bazıları obezite, epileptik nöbetler ve uyku bozukluklarıdır. Çocukların oyun oynama, spor yapma gibi etkinliklere ayırdıkları zamanın azalmasına sebep olan
15 bilgisayarda fazla zaman geçirme böylelikle enerji tüketiminde azalmaya yol açmaktadır. Enerji alımını arttıran faktörlerden biri bilgisayar önünde bir şeyler atıştırma alışkanlığıdır. Bunlar obezite gelişimine sebep olabilen önemli risk faktörleridir. Günde beş saat veya daha çok bilgisayar kullanan çocuklarla obezite arasında bir ilişkinin bulunduğu yapılan araştırmalarda görülmüştür. Obeziteyle beraber hiperinsulinemi, hiperlipidemi ve hipertansiyon benzeri ikincil riskler söz konusu olmaktadır (Muslu ve Bolışık, 2014).
Tipik bir internet bağımlısının zaman kavramını yitirip, haftada 40-80 saat ya da bir seferde aralıksız 20 saat kadar bilgisayar başında kalması mümkündür (Köroğlu ve ark.,2006).Pek çok etkene bağlı şekilde bilgisayar kullanımı esnasında gözler, az veya çok etkilenebilmektedir. Gözlerde bilgisayar kullanımı sebebiyle yanma hissi, yorgunluk, kaşıntı, kızarıklık, sulanma, bulanık veya çift görme benzeri şikâyetler görülebilmektedir. Bunun yanı sıra, bilgisayar kullanımı esnasında göz kırpma sayısında farkında olmadan bir düşüş olabilmektedir ve bunun sonucunda göz kuruluğu şikâyetleri görülebilmektedir(T.C. İçişleri Bakanlığı Araştırma ve Etütler Merkezi, 2016)
Marmara Üniversitesinde, 710 üniversite öğrencisi ile yapılmış olan bir çalışmada katılanların %91 kadarının bilgisayarı en sık internet amacıyla kullandıklarına ve bilgisayarın ergonomik kullanımıyla alakalı yeterli bilgilerinin olmadığına ve bunun önemine dikkat etmediklerine ulaşılmıştır. Uzun süre boyunca sağlıksız bilgisayar kullandıklarını belirten katılımcıların %94'ünün boyun ağrısı ve göz bozukluğu sorunları; %77'sinin ise baş ağrısı şikayetleri vardır (Bugun ve ark., 2006).
Bilgi ve iletişim teknolojileri kullanımı ile beraber meydana gelebilen fizyolojik sorunların önlenmesi konusunda yeterli bilgiye sahip olunmadığı görülmektedir. Sotoyama ve ark. (2002) tarafından bireylerin sağlıklı bilgisayar kullanımı konusundaki bilgi düzeylerinin ölçülmesi konusunda yapılan çalışmada ilköğretim ve lise öğrencilerinin %60’ına ve ortaokul öğrencilerinin ise %30’una bilgisayar ergonomisiyle alakalı herhangi bir bilgi verilmediğine ulaşılmıştır(T.C. İçişleri Bakanlığı Araştırma ve Etütler Merkezi, 2016)
16
2.1.3.2. Psikolojik
Ergenlerin sosyal ve psikolojik iyilik halleriyle internet bağımlılıkları arasında bulunan ilişkinin belirlenmesine yönelik yapılmış olan çalışmaların genel değerlendirmesi yapıldığında; internet bağımlılığının ergenlerde ruh sağlıklarını etkileme potansiyelinin olduğu ve sosyal iyiliği azaltabileceği sonucuna ulaşılmıştır. Bunun yanında internet erişiminin ilk yılı içinde gençlerin yalnızlık ve depresyon düzeylerinde çevrimiçi geçirmiş oldukları zamanla beraber artış olduğu saptanmıştır. Önemli psikiyatrik sorunlara sahip ergenler tarafından internetin, duygusal sorunlarla baş edilme konusunda kullanılabileceği belirtilir(Muslu ve Bolışık, 2014).
Ayrıca hiperaktivite bozukluğu, dikkat eksikliği, sosyal fobi, öfke ve depresyon gibi faktörlerin internet bağımlılığında öngörücü etkenler olduklarına ulaşılmıştır. Ülkemizde yapılmış olan bir araştırma, genç yaş grubu içinde dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu, sosyal fobi, hafif depresyonun var olması durumunda ya da aile içinde bağımlılığa yatkınlığın söz konusu olması durumunda riskli internet kullanımı görülebileceğini belirtmiştir (Gönül, 2002).
Çok sayıda genç açısından televizyonun veya dışarıda gerçekleştirilecek pek çok sosyal etkinliğin yerine internet gelmiştir. İnternetle birlikte çocuklar ve gençler tarafından elektronik posta ve sohbet odaları kullanılarak yeni dostluklar kurulmakta, arkadaşlıklar sürdürülmekte, sosyal yaşantılar paylaşılmakta, günlük olaylarla ilgili sohbet edilme imkânı bulunmakta ve sosyal ilişkiler sürdürülmektedir. Çocuğun tam bir iyilik hali içerisinde gelişimi amacıyla gereken okul, aile ve arkadaş etkileşiminin yerine elektronik arkadaşlık geçmekte, kişilerarası ilişki kurma ve sürdürme becerisi isebu durumdan olumsuz etkilenmekte ve bundan dolayı tam da sosyal yeterlilik kazanmaya başladıkları bir dönem içinde gençler gerçek sosyallikten uzaklaşmaktadırlar (Bugun ve ark., 2006).
8-16 yaş grubunda bulunan çocukların üzerinde yapılmış olan bir araştırmada, % 20 kadarının bilgisayarının yatak odaları içinde ve bunların da % 11 kadarının internet erişimi bulunduğu; bunun da sosyal izolasyon yarattığına ulaşılmıştır. İnternette çok zaman harcayan çocuk ve gençler
17 giderek yalnızlaşmakta ve yüz yüze ilişki kurma konusunda güçlük yaşamaktadırlar (Muslu ve Bolışık, 2014).
2.1.3.3. Bilişsel
Kognitif becerilerin içinde; düşünme, anlama, bilme benzeri beceriler bulunur. Çocuklar ve gençler, bilgisayar ve interneti sık sık ev ödevlerini yapmak ve bilgi edinmek için kullanmaktadırlar. Fakat internet bağımlılığı kimi zaman ders çalışma davranışına engel olup akademik başarıda düşmeye yol açabilir(Chang ve Law, 2014).
Çocuklar tarafından kurmaca ve gerçek arasında bulunan fark yetişkinlerin anladığı kadar kolay algılanamamaktadır. Bundan dolayı gerçek dünyayla bilgisayar oyunu ve internetteki dünya ayırt edilememektedir(Muslu ve Bolışık, 2014).
Parker ve ark (2008) tarafından Kanadalı ergenler üzerinde duygusal zekânın, aşırı internet kullanımı, çevrimiçi oyun bağımlılığı ve çevrimiçi oyun oynama sorunları gibi bağımlılıkla alakalı davranışların güçlü-orta seviyeli bir yordayıcısı olduğu ve okuma, ifade etme ve istenen duyguları gösterme yeteneklerinde eksikliklere sahip gençlerin çevrimiçi bağımlılık davranışı gösterme eğilimleri olabileceği saptanmıştır (Akt. Guan ve Subrahmanyam, 2009).
2.1.3.4. Aile İlişkileri
Ergenin internete veya farklı şiddet içerikli durumlara yönelmesinde farklı nedenler dolayısıyla bozulmuş olan aile ilişkilerinin de rolü vardır. Aile veya çevresinde iletişim ortamı bulamayan ergenlerin, ‘sanal odalarda iletişim kurmaya çalıştıkları görülür. Aile-ergen ve ergen-çevre arasındaki iletişim azlığının giderek derinleşmesi bu durumdan dolayıdır. Ailevi faktörler ile adölesanda internet bağımlılığının alakasının incelendiği bir araştırmada adölesan ebeveyn çatışması, düşük aile işlevi, alkol kullanımı ve madde kullanımı ile ilişkili algılanan pozitif ebeveyn tutumunun belirleyici olduğu gösterilmiştir (Chang ve Law, 2014).
Türkiye’de internet teknolojisine daha hâkim olan gençlerde ve çocuklarda bu bağımlılık problemine daha çok rastlanmaktadır ve artık aileler
18 tarafından çocuklarının internet kullanımı sebebiyle ortaya çıkan sorunlardan dolayı bu bozukluğun tedavisinin yapılabileceği merkezler aranmaya başlanmıştır. Ülkemiz açısından henüz yeni olan bu sorun ile uzun zamandır mücadele eden uzak doğu ülkelerinde ve Amerika Birleşik Devletleri’nde bu bozukluk ile alakalı tedavi merkezleri oluşturulup hızlı bir şekilde bu konuda deneyimli klinisyenler yetiştirilmeye başlanmıştır. “İnternet bağımlılığı” sorununun Türkiye’de de giderek artmaya başlayıp klinisyenlerin bu durum ile sıkça karşılaşmaya başlayacakları düşünülebilmektedir. Özellikle ülkemizde genç nüfusun çok olması ve internet kafelerin kontrolsüz bir şekilde yaygınlaşmasının bir güvenlik sorunu oluşturmasının yanında yeni tanımlanmakta olan problemli internet kullanımının açısından uygun bir zemin hazırlamaktadır(Arısoy, 2009).
İnternet Kurulu’nun (2012) Gençlerin İnternet Kullanımına yönelik yaptığı araştırmada ailelerin kontrolü konusunda görüşülen gençler farklı görüşler sunmuşlardır. Bir grup bu durum genç tarafından olumlu karşılanmış ve aileleri tarafından koyulan yasakların onları daha düzenli bir kullanıcı yapacağı savunulmuş, diğer bir grup tarafındansa, bu tür yasakların ters etki yaptığı ve interneti daha fazla ve gizlice kullanmaya yönelttiği belirtilmiştir. 1000 aileyle İsrail’de yapılan araştırmanın sonuçları, adölesanlar tarafından internet kullanımına ayırılan zamanın artmasıyla ebeveynlerine olan yakınlığın azaldığını ve kuşaklar arası çatışmaların internet ödev dışı amaçlar ile kullanılmasıyla arttığını göstermektedir (Mesch, 2003).
2.1.4. Problemli İnternet Kullanımını Modelleri
Birkaç kuramsal yaklaşım internet kullanımı kaynaklı olumsuzlukların doğasını açıklamaktadır. Bu yaklaşımların içinde bulunan Goldberg Modeli, Young’ın İnternet Bağımlılığı Modeli, Davis’in Bilişsel-Davranışsal Yaklaşıma Dayalı Patolojik İnternet Kullanımı Modeli ve Caplan’ın Modeli bu bölüm kapsamında açıklanmıştır.
2.1.4.1 . Goldberg Modeli
Goldberg (1997) tarafından, on iki aylık bir dönemde herhangi bir zaman aralığında meydana gelen aşağıdakilerin üçü ya da daha fazlası ile kendini
19 gösteren, klinik anlamda belirgin bir bozulma veya sıkıntı oluşturan uygunsuz internet kullanımı, problemli internet kullanımı şeklinde ifade edilmektedir (Goldberg, 1997):
1. Aşağıdakilerin biriyle tanımlanabilen tolerans gelişmesi:
a. İstenen keyfin alınabilmesi amacıyla belirgin şekilde süresi artan internet kullanımı
b. Sürekli şekilde aynı sürelerde internet kullanımıyla alınan keyfin azalması
2. Aşağıdakilerin biriyle tanımlanabilen yoksunluk gelişmesi: a. Psikomotor ajitasyon
b. Bunaltı
c. İnternette neler olduğu konusundaki takıntılı düşünceler d. İnternet konusunda fanteziler ve hayal kurulması
e. İstemli veya istemsiz tuşlara basma hareketi yapılması
f. Bu sıkıntılı durumlardan kurtulma amacıyla internet ya da benzeri servislere bağlanılması.
3. Çoğunlukla internet kullanımı tasarlandığı süreden daha uzun sürmektedir.
4. İnternet kullanımının bırakılması veya denetimde tutulması amacıyla sürekli bir istek veya boşa çıkan çabalar bulunmaktadır.
5. İnternetle alakalı işlere oldukça fazla zaman harcama (kitap almak, yeni web tarayıcıları ve programları denemek, dosyaları düzenlemek vb.)
6. İnternet kullanımından dolayı önem arz eden toplumsal, mesleki etkinlikler ya da boş zamanları değerlendirme etkinliklerinin bırakıldığı ya da azaltıldığı görülür.
7. İnternet kullanımı dolayısıyla oluşmuş veya alevlenmiş olabilen sürekli var olan veya yineleyici bir şekilde görülen fiziki veya psikolojik bir sorun (uykusuzluk, evlilik problemleri, işe ve randevulara geç kalma vb.) olduğunun bilinmesine rağmen aşırı şekilde sürmektedir.
2.1.4.1. Young Modeli
Goldberg tarafından internet bağımlılığının ölçütlerinin tanımlanması amacıyla madde bağımlığı ölçütleri kullanılırken, buna Young (1996)
20 tarafından karşı çıkılmış ve internet bağımlılığı açısından tanı ölçütleri DSM-IV’te bulunan ve internet bağımlılığına en yakın bozukluk olduğu düşünülen patolojik kumar oynama ölçütleri uyarlanmak suretiyle oluşturulmuştur. Young tarafından tanımlanan sekiz ölçütün beş tanesinin yaşanması halinde kişinin internet bağımlısı olduğu söylenebilmektedir.
Young’ın (1996) ortaya koyduğu tanı ölçütleri şu şekildedir;
1. İnternetle alakalı aşırı zihinsel uğraşın (sürekli şekilde internetin düşünülmesi, internette yapılan aktivitelerin hayal edilmesi, internette yapılması planlanan bir sonraki etkinliğin düşünülmesi, vb) olması, 2. Doyuma ulaşma amacıyla gittikçe daha fazla internetin kullanılması
ihtiyacı duyulması,
3. İnternet kullanımının kontrol edilmesi, azaltılması veya bırakılmasına yönelik başarısız girişimlerin bulunması,
4. İnternet kullanımını azaltma veya tamamen kesme halinde, çökkünlük, kızgınlık ya da huzursuzluğun (irritabilite) hissedilmesi,
5. İlk etapta planlanandan süreden daha uzun internette kalınması, 6. Aşırı internet kullanımından dolayı aile, okul, iş ve arkadaş çevresi ile
sorunların yaşanması, eğitim ya da kariyerle alakalı bir fırsatın tehlikeye atılması veya kaybedilmesi,
7. İnternette kalma süresiyle alakalı aile bireylerine, terapiste ya da yakınlardan birine yalan söylenmesi,
8. İnternetin problemlerden kaçma ya da olumsuz duygulardan (örn, çaresizlik, suçluluk, kaygı, depresyon) uzaklaşılması amacıyla kullanılması.
2.1.4.2. Davis Modeli
Davis (2001) tarafından ‘anormal davranışın temel sebebi kişinin bilişleridir’ teorisinden yola çıkılarak oluşturulan modelde patolojik internet kullanımının ortaya çıkışı ve nasıl sürdüğü tanımlanmıştır. Patolojik internet kullanımı belirtileri içinde genel olarak belirgininin duyuşsal veya davranışsal belirtilerin olduğu görülürken Davis tarafından bu durumun aksine patolojik internet kullanımının bilişsel belirtilerinin çoğunlukla duyuşsal ve davranışsal belirtilere ortam oluşturabileceği öngörülmüştür. Bundan dolayı öncesindeki araştırmacıların davranışsal unsurlar ve günlük hayattaki olumsuzluklar
21 odaklı çalışmalarına karşın Davis tarafından problemli internet kullanımıyla ilişkilendirilen işlevsel olmayan bilişler üzerine odaklanılmıştır.
2.1.4.3. Caplan Modeli
Caplan (2002) tarafından Davis’in bilişsel-davranışçı yaklaşıma dayanan patolojik internet kullanımı modeli temel alınarak yeni bir teori oluşturulmuştur. Young ve Davis’ten farklı şekilde Caplan, “problemli internet kullanımı” kavramı tercih edilmiştir.
Caplan (2010) modelinde; sosyal izolasyon, depresyon benzeri problemlere sahip kişilerin sosyal iletişim bakımından işlevsel olmayan bilişleri bulunmaktadır, bu kişiler tarafından yüz yüze iletişimden ziyade daha az tehdit edici olduğu düşünülen sanal iletişim tercih edilmektedir. Sanal ortamda kendilerini daha rahat hissettiklerinden dolayı internetin aşırı kullanımı ve ardından problemli internet kullanımı görülür. Kendini sosyal yaşamda ifade edemediği düşündeşinde olan kişiler kendilerini yüz yüze olmayan bir iletişim içinde daha rahat hissederler. Kişi iletişim kurduğu kişiye bu yol ile olumsuz özelliklerini aktarmaz, kendisinde bulunmayan olumlu özelliklerinin var olduğundan söz edebilir, böylelikle bu kişilerde internet iletişim kurmuş oldukları kişi üzerinde etki bırakabildiği düşüncesi oluşturmaktadır. Sanal iletişim, kişi üzerinde bu tür iletişimin kolay, daha az risk içerikli, daha heyecanlı olduğu inancı oluşturmaktadır.
Caplan, (2002) tarafından bu önermelerin doğruluğunun araştırılması amacıyla, 18–57 yaş arasında toplam 395 kişiden oluşan bir araştırma yapmıştır. Çalışmada sanal iletişim tercihi açısından depresyon ve sosyal izolasyon faktörünün önemli olduğu bilhassa yalnızlığın internet bağımlılığı açısından önemli bir risk oluşturduğuna ulaşılmıştır. Caplan tarafından, sosyal becerileri hususunda yalnız insanların kendilerini yetersiz hissettikleri ve sanal iletişimi tercih ettikleri belirtilmiştir.
22
2.1.5. Ergenlik ve Problemli İnternet Kullanımı
İnternet kullanıcılarının temel popülasyonu git gide ergenlerden oluşmaya başlamıştır. Gençler arasında, internet kullanmanın, popüler bir etkinlik olduğu düşünülmekte ve batılı toplumlarda adölesanların içinde en popüler boş zaman aktivitelerinin arasında bulunmaktadır (Van denEijnden ve ark., 2010).
Problemli/patolojik internet kullanımının en önemli sebebi genel olarak ergenlerin gelişimsel ihtiyaçlarından doğmaktadır. Ergenlik ve erişkinlik dönemi kimlik oluşumu ve ilişki arayışı dönemi olduğu için, bu gelişimsel çatışmaların aşılması konusunda sorunla karşılaşanların interneti bir başa çıkma mekanizması şeklinde kullanma konusunda bilhassa daha eğilimli oldukları belirtilmiştir (Guan ve Subrahmanyam,2009).
Ayrıca internet ortamında ergenler kimliklerini gizleyebilir ve istedikleri bir kimlikte görünebilirler. İdeal veya arzu edilen kimliği gösterme çabalarıyla birlikte genellikle arkadaşlarına şaka yapmak için bu durum oluşabilmektedir. Gelişmekte olan iletişim repertuarlarında internetin bir araç şeklinde kullanılmasının yollarından biri olarak ergenler tarafından bu kimlik oyunları gerçekleştirilmektedir. Fakat daima sahte kimlik örüntülerinin kullanılmasıyla ergenler psikolojik olarak incinebilir duruma gelmektedirler. Öyle ki interneti yoğun olarak kullanmakta ve internet bağımlılığı veya patolojik/sağlıksız internet kullanımı belirtileri göstermekte olan ergenler, bunun yanında internet ortamı içinde sürekli “ideal" kimliklerini sergileyebilmektedirler. Bu durumda gerçekçi olmayan bir şekilde ergenin genel olarak bireysel kimlik değerlendirmelerinin şişmesi mümkündür. Neticede, kimlik kazanma süreci içinde zorlanmakta olan ergenler tarafından, internet gerçek yaşam sorumlulukları ve gerçek kimliklerinden kaçma konusunda yardımcı şeklinde görülmeye başlanabilmektedir (Ceyhan, 2008).
Adölesanların psikososyal gelişim görevlerinin başarması ergenlik döneminde internet bağımlılığının gelişmesiyle engellenebilir. Bunun sebebi bu dönemin; gencin kimliğinin oluştuğu, gelecek amaçlarının belirlendiği, kendisi açısından kimin öneme ve değere sahip olduğu, başkalarıyla ilişkilerinin nasıl olacağı, arkadaşlıkların nasıl sürdürüleceği ve yaşamda hangi yolun izleneceği konusunda temel soruların cevaplanmaya başlandığı
23 karmaşık bir dönemdir. Genç, bu dönem içinde otonomisini kullanma ve aileden ayrı şekilde karar verme isteğinde olmakta, duygularını yönetip sürdürme hususunda güçlüklerle karşılaşmaktadır (Ni ve ark., 2009).
Yaşıtlarıyla yakın ve anlamlı ilişkilerin kurulması ergen ruh sağlığı açısından oldukça önemlidir. Aileyle, ergenlik çağına özgü problemlerden ve kuşak çatışması gibi nedenlerden dolayı paylaşacak pek fazla şey kalmaması, arkadaşlık kurma konusunda güçlük yaşama ve içe kapanıklıktan dolayı kendilerini yalnız hissedip sosyal hayat içinde bu yalnızlıklarını giderme konusunda güçlük yaşayan gençlerin rahat bir biçimde internete bağımlı hale gelmeleri mümkündür. Zira sanal dünya içinde, yalnızlıklarını giderecek veya yalnız olmadıkları hissi verebilecek çok sayıda unsur vardır. Sanal ortamda kurulan ilişkiler aileden ve çevreden edinilecek bilgilerin ve olgunlaşmanın yerine geçmektedir(Ceyhan, 2008).
Araştırmalarda, ergenlerin depresyonunu hafifleten bir rahatlama yeri şeklinde internet dünyasının görülmeye başlandığı görülmektedir. Bazı araştırmalarla, ergenler tarafından düşük benlik saygısıyla ve diğer uyum problemleriyle baş etme stratejisi şeklinde sağlıksız/problemli internet kullanımı davranışı sergilendiği ortaya koyulmaktadır (Ceyhan, 2008).
Ayrıca başka birçok teknolojik araçta bulunmayan bir kontrol duygusunu bilgisayar ve internet yaratmakta olup, kişinin istediği zaman istediği bilgiye ulaşması rahatlığı sunmaktadır. Bilhassa gençler açısından bu kontrol duygusu oldukça cezbedicidir. Özellikle henüz kontrol ve otonomi duygusunu kişilerarası ilişkilerinde yaşayamamış olan gençler, internetle bu isteklerini gerçekleştirme açısından büyük bir fırsata ulaşırlar (Özcan, 2004).
Neredeyse her yaşta görülmesi muhtemel olan problemli internet kullanımı başta 12-18yaş grubu bakımından önemli bir risk unsurudur. Aşırı internet kullanımını özellikle öğrencilerin arasında inceleyen bazı araştırmalarda genel nüfusu temsil etmemesine karşın, internete ulaşmaları ve zamanlarının esnek olması dolayısıyla öğrenciler internet sorunları bakımından yüksek risk grubu şeklinde değerlendirilirler. Yabancılar ile etkileşimde bulunmaya yönelik, bilhassa okulda pek fazla arkadaşı olmayıp, yalnızlık duyguları ve sosyal kaygısı bulunan çocuklarda bir eğilim bulunduğuyla ilişkili bulgulara ulaşılmıştır (Şendağ ve Odabaşı, 2014).
24
2.1.6. Problemli İnternet Kullanımı İle İlgili Araştırmalar
Kurtaran (2008) tarafından yapılan araştırmanın neticesinde, internet bağımlılığının, benlik saygısının negatif yönde, yalnızlığıysa pozitif yönde anlamlı bir biçimde yordadığı, fakat depresyonu, istatistiksel açıdan anlamlı şekilde yordamadığına ulaşılmıştır.
Park ve diğerleri (2008) tarafından yapılmış olan, Güney Koreli lise öğrencilerinde internet bağımlılığı görülme sıklığı ve internet bağımlılığının ailesel faktörlerle ilişkisinin ele alındığı çalışmada, ergenlerin %11 kadarı internet bağımlısı şeklinde sınıflandırılmıştır. Araştırma bulguları, internet bağımlılığının ebeveyn tutumları, aile içi iletişim, aile içi şiddet benzeri değişkenler ile ilişkili olduğunu vurgulamaktadır. Bu bağlamda araştırmacılar tarafından, internet bağımlılığının önlenmesi konusunda ailenin önemli bir rol oynayabileceği ve bu faktörün ile alakalı geliştirilecek programlarda mutlaka göz önünde bulundurulması gerektiği belirtilmiştir.
Huang ve diğerleri (2009) tarafından her on üniversite öğrencisinin birinin problemli internet kullanımı gösterdiği, erkek öğrencilerden %14’ünün, kızlardansa %5’inin problemli internet kullanımın olduğu saptanmıştır. Bunun yanında araştırmada problemli internet kullanımının gelişmesine öğrencilerin akademik başarılarının düşük olması ve aile ilişkilerinin zayıf olmasının sebep oluşturduğu belirtilmiştir. Ayrıca depresyonla problemli internet kullanımının arasında da ilişkinin bulunduğu görülmüştür.
Kayri ve Günüç (2009) tarafından, üniversite öğrencilerinden %13’ünün internet bağımlısı olma yolunda risk içinde oldukları ve %12’sinin internet bağımlısı olduğuna ulaşılmıştır.
Esen (2010) tarafından, 15-17 yaş aralığında bulunan lise öğrencilerinin akran baskısı ve algılanan sosyal destek değişkenlerinin, internet bağımlılığını yordama gücünün incelendiği bir çalışma yapılmıştır. Bu çalışmada akran baskısının, pozitif yönde anlamlı şekilde internet bağımlılığını yordadığı, algılanan aile ve öğretmen desteğininse negatif yönde anlamlı şekilde yordadığı; bu üç değişkenin beraber internet bağımlılığının, % 33’ünü açıkladığı belirtilmiştir.
25 İskender ve Akın (2010) tarafından, sosyal öz-yeterlikle internet bağımlılığının arasında negatif yönlü bir ilişki bulunmuştur. Diğer yandan internet bağımlılığı ile içsel akademik denetim odağı negatif yönlü bir ilişki sergilerken, internet bağımlılığı ile dışsal akademik denetim odağı pozitif yönlü bir ilişkidedir. Araştırmanın sonuçları, bireylerin internet bağımlılıklarının, sosyal öz-yeterlik düzeylerinin artırılmasıyla azalacağını vurgulamıştır.
Saville, Gisbert, Kopp ve Telesco (2010), tarafından 276 öğrenci üzerinde internet bağımlılığı ile ilişkili ölçme aracı uygulanmış ve bu öğrencilerin içinden yaş, cinsiyet ve sınıf bakımından eşlenmiş internet bağımlısı olan ve olmayan 14 kişilik bir grup oluşturulmuştur. Erteleyebilme özellikleri bakımından internet bağımlısı olan ve olmayan grup karşılaştırılıp internet bağımlısı olmayanların erteleme özelliği daha yüksek bulunmuştur. Bu durumda dürtüselliğin internet bağımlılığıyla ilişkili olduğu ve bu bağlamda internet bağımlılığının diğer bağımlılık türleri ile ortak noktaları olduğu görülmüştür.
Ceyhan (2011) tarafından yapılan ve ergenlerin problemli internet kullanım düzeyleriyle cinsiyet, başarı düzeyi, sınıf, devam ettikleri okul türü, aileden ve arkadaşlardan algıladıkları sosyal destek düzeyleri ve haftalık ortalama internet kullanım süresi arasındaki ilişkilerin ortaya koyulmasını hedefleyen çalışma 307 lise öğrencisinin katılımıyla yapılmıştır. Araştırmanın sonucu internet kullanım süresi, sınıf düzeyi ve okul türünün problemli internet kullanımı için önemli yordayıcılar olduğunu göstermiştir. Araştırmanın sonucunda; ergenlerin internet kullanımlarının yüksek olmasının, lisenin ilk yıllarına ve endüstri meslek lisesine devam ediyor olmalarının problemli internet kullanımı geliştirmeleri açısından önemli risk faktörleri olduğuna ulaşılmıştır.
Koç (2011) tarafından günde 6 saatin üzerinde internete bağlı kalan kişilerde psikiyatrik semptomların görüldüğü ve internet bağımlılığı ile depresyon, fobik anksiyete, obsesif kompulsif, somatizasyon, düşmanlık, kişiler arası duyarlılık, paranoid düşünce ve psikotizm psikiyatrik semptomları arasında ilişki olduğu saptanmıştır.