SOSYAL HAREKETLERİN
SOSYOLOJİSİ
Sosyal hareketler, aynı zamanda ideolojik
nitelikli eylem biçimleridirler. Çünkü, hareket
aynı düşünceye sahip olanların yaklaşımıdır.
SOSYAL HAREKETLERİN YAPISI
Sosyal hareketler topluma yönelmiş reformcu ve devrimci nitelikteki eylem
biçimleridir.Toplum gerçekleri ile fertlerin istekleri arasındaki dengesizliklerin sonucu olarak beliren farklılaşmalar sosyal
hareketlerin sadece bir yönünü oluşturur. Bu da genellikle toplum kurallarına karşı
başkaldırma, protesto ve ajitasyon biçiminde
ortaya çıkar.
Toplum yapısını tehdit eden başkaldırmalar, kitle ayaklanmaları ve protestolar toplumdaki gerçekler ile ferdin istekleri arasındaki bu tür uyumsuzlukların neticesidir.
SOSYAL HAREKETLERİN BELİRLEYİCİ ÖZELLİKLERİ
1. Yapısal durumdan kaynaklanan etkenler:
Mali patlamalar, panikler, moda dalgalanmaları v.b
2. Yapısal gerginlik: İktisadi yoksulluk gibi.
3. Umumileşen bir inancın gelişmesi ve
yayılması: Gerginliğin kaynağını belirleyen-
isteri, düşmanlık, inanç ve istekle doyumlu
olma-umumileştirilmiş inançlar sistemiyle
anlam sağlama.
4. Hızlandırıcı etkenler: Dramatik türde bir olay.
5. Eylem için katılanların seferber kılınması.
6. Sosyal denetleme işlemi.
Bir toplumda mali panikler, bozulan değer ve inançlar mal sahiplerini tehdit ettiğinde
sosyal gerginlikler belirli çizgilerle kalınlaşır.
Yoksullar, düşmanlık eğilimleri ve
saldırganlıklar bu mali paniklerin sosyal yapıda biçimlendiği eylem kalıplarıdır. Bu
düşmanlık ve saldırganlık tavrı içinde reform hareketleri, ihtilalci ayaklanmalar ve yeni
mezhep yönelimlerine rastlanabilir.
SOSYAL HAREKETLERİN ANATOMİSİ
Sosyal hareketler sosyologlara göre aynı düşünceye sahip olanların şekilsiz, fakat
devamlı birleşmesidir. Kural olarak bu akli bir değere dayanıp, ortak bir inanca sahip
olanlar tarafından beslenmekte ve içeriğini ortak bir ideal oluşturmaktadır.
Her sosyal hareket bir şekle bürünür.
Halkın fikir özgürlüğü arttıkça sosyal
hareketler çoğalır ve zenginleşir.
POLİTİK PSİKOLOJİ
Politik psikoloji büyük grupların, kitlelerin ve ulusların birbirleriyle olan ilişkilerini ele alarak bu ilişkilerde rol oynayan psikolojik etmenleri değerlendirmektedir. Politik psikoloji, bunun yanısıra, büyük gruplar ve uluslarla bunların liderlerini ve liderler arasındaki ilişkilerin
psikolojik boyutlarını incelemektedir.
Yöntemi; derinlik (analitik) psikolojinin temeline dayanmaktatır. Bu nedenle, ulusal ve uluslar arası ilişkilerdeki davranışların yüzeysel
değerlendirmesi ve görünür psikolojik
Sorunlardan daha çok, altta yatan, derinlemesine incelemeyle anlaşılan
motivasyonlar politik psikolojinin çalışma alanıdır.
Seçilmiş Travma: Bir olayın seçilmiş travma özelliği kazanması için bu olayı yaşayan
grubun ya da ulusun, bu ulusu oluşturan bireylerin olayla ilgili kayıp duygularını ve bununla bağlantılı olarak ortaya çıkması gereken yas durumunu yaşayamaması gerekmektedir. Kayıpla ilgili acı ve yas
yaşandığında travmanın etkileri sonuçlanır ve
seçilmiş travma oluşmaz.
Ancak bu kayıp ve travma kabul
edilemeyecek kadar ağır ve büyükse yas
tutmak zorlaşır ve komplike hale gelir. Bunun sonucu olarak, özellikle büyük gruplar için
geçerli olan seçilmiş zaferler ve seçilmiş travmalar yaşantısı psikolojik bir birikimle nesilden nesile geçerek günümüze gelir.
Yaşanan bir gerçek hiçbir zaman unutulamaz,
hatta çoğu kez abartılı biçimde mitleştirilerek
sürüp gider.
Gerek bireysel düzeyde gerekse toplumsal düzeyde, bu tür acılar (seçilmiş travmalar) acıyı yaşayan grupların bilincinde ve bilinç
dışında paylaşılarak o grubun özelliğinin ya da kimliğinin içinde yer alır. Travma kimliğin bir parçası haline gelir.
Hayal kırıklığı psikolojik olarak insanda karamsarlık ve umutsuzluk gibi olumsuz
duygular uyandırır. Bu duyguların uzun süre devam etmesi ise güvensizliğe ve depresyona yol açar. Buna bağlı olarak insan kendisini
umutsuzluktan kurtaracak umutlar peşine
gidebilir.
Bireyselleşemeyenler yaşantılarındaki durumlardan otoriteyi veya başkasını sorumlu tutarlar.
Pasif beklenti içinde olanların beklentileri yerine gelmeyince sürekli hayalkırıklıkları
yaşarlar. Hayal kırıklıklarının çokluğu öfke ve düşmanlık duygularını besler. Eyleme
dönüşür.