XXXII nci YIL İ S T A N B U L FİATI : 12,50 T.L
EN İYİ T E C R İ T M A D D E L E R İ İLE S U Y A VE R U T U B E T E KARŞİ T E C R İ T İŞLERİ
T E M E L B O D R U M T A R A Ç A B E Y O Ğ L U İSTİKLÂL Cad. D A M
No. 339 T A N HAN 3. K A T SU DEPOSU (LİON M A Ğ A Z A S I KARŞISI) H A V U Z P. K. B E Y O Ğ L U 21 1 SARNIÇ TELG. BASEKRIM - İSTANBUL B A N Y O .
MÜTEHASSIS ELEMANLARIMIZ TARAFINDAN GARANTİLİ O L A R \ K DERUHTE EDİLİR.
Tel. 49 16 55
U .
"»<""1111111/(7
r r
IM'hhTTÎTTTTT-j - V l J — J A
i 1 I ! 1 I I 1 J
1 1 ] 1 1 ! 1 1 1 I
J
\ i
. 1, , iBAHRİ VE SELÇUK KR!M Kol! Ş*i.
ARK. 145
ARKITEKT
M İ M A R L I K , Ş E H İ R C İ L İ K V E B E L E D İ Y E C İ L İ K D E R G İ S İ
S E R İ : VII C İ L T : 31
1 9 6 2
Nurgök Matbaası İSTANBUL
L ' A R C H I T E C T E T H E A R C H I T C E T
P E R I O D I Q U E D ' A R C H I T E C T U R E P E R İ O D İ C A L P U B L I C A T I O N O N A R C H I T E C T U R E , D ' U R R A N I S M E e t d e D E C O R A T I O N T O W N P L A N N I N G A N D D E C O R A T I O N
Sayı 306 — 1962
İ Ç İ N D E K İ L E R :
• İşsizlik ve İmâr, Y. Mimar Zeki Sayâr, 3. • Aband turistik tesisleri ve oteli, Y.
Mimar B. Serbes, B. Kökten, 4. • Bir garaj ve servis istasyonu, Y. Mimar N. Erer, 10. • XXXI. Milletlerarası Venedik Biennali ve İlhanKoman, Yazan: Prof. H. Barı, 11. • Ereğli Demir Çelik Fabrikaları sitesi proje müsabakaları. 14. Q İnşaat finans- manı ve mesken problemi, Y. Müh. - Mimar E. Evren, 26. • Edward Stone, Ame- rikan mimarlığında yeni bir yön, Y. Mimar A. Kuran, 28. • Güzel Sanatlar refor- me edilerek (ileri) bir öğretime tahsis edilmelidir. Michel Ragon, Çeviren: Prof. F.
Akozan, 34. Q Enez alâka bekliyor. Hasan Başalan, 36. Q Macaristanda Türk Anıt- ları, Müh. A. Radowszky, 39. • Turizmi nasıl baltalıyoruz?, 43. • Haberler, 45.
• Bibliogı-afya, 46. • Piyasa fiat cetveli, 48.
Sayı 306 — 1962 C O N T E N T S :
• Unemployment and Construction, Arch. Z. Sayâr, 3. • The Aband touristic establishments and hotel. Arch. B. Serbes, B. Kökten, 4. P A garage and service station, Arch. N. Erer, 10. • İlhan Koman at the XXXIst İnıernational Venice Bi- ennal, Prof. H. Bara, 11. • Project competition of the Ereğli İron and Steel Facto- ries workers dwellings, 14. • The financing of Building and the housing problem, İng. Ercan Evren, 26. • Edward Stone, a ne w tendency in American Architecture, Arch. A. Kuran, 28. • The reformation of fine Arts, Michel Ragon, Transl. by Arch.
F. Akozan, 34. • Enez is awaiting you (Historic village near Edirne), H. Başalan, 36. • Turkish monuments in Hungary, İng. A. Radowszky, 39. • About Tourism, 43. • News, 54. Q Bibliography, 46. [ j Market Prices, 48.
Sayı 306 — 1962 S O M M A İ R E :
• Reconstruction et chömage, Arch. Z. Sayâr, 3. n Hötel et etablissements tou- ristiqus â (Aband), Arch. B. Serbes, B. Kökten, 4. • Garage et station service, Arch. N. Erer, 10. • La X X X I e Biennale internationale de Venise et le sculpteur İlhan Koman, Prof. Hadi Bara, 11. • Projet de concour pour la çite ouvriere de Fonderie et Acierie d' Ereğli 14. • Le financement de construction et le probleme d'habitation, Arch. E. Evren, 26. • Une conception nou- velle dans l'architecture Americain et l'architecte Edward Stone (süite), Arch. A.
Kuran, 28. • La reforme de l'enseignement l'architecture et le sauvetage de la pro- fession d'architecte en France, Michel Ragon. Traduit par l'Arch. Prof. F. Akozan, 34. • Enez, village historique â Edirne, H. Başalan, 36. • Anciens monuments historiques Turc en Hongrie, İng. A. Radowszky, 39. • Tourisme et l'île de Mar- mara, 43. • Nouvelles, 46. • Liste de prix des materiaux de construction, 48.
Pour tout payement et demande des ren- seignements; ainsi que p o u r tout envoi des documents, tels que photos, articles, annon- ces bibliographie â inserer, s'adresser â la Direction.
A b o n n e m e n t s pour l'etranger I an 5 Dollars Prix de ce numero 1.25 »
Ali subscriptions, letters, photos, articles, advertisements ete. Should be addressed T o : A R K İ T E K T
N o . 33, A n a d o l u han Eminönü, İstanbul T u r k e y Subscription rates :
Aıınual subscription Dollars 5.00 Single c o p y » 1.25
ARKITEKT
M İ M A R L I K , Ş E H İ R C İ L İ K V E
R e v u e t r i m e s t r i e l l e D ' a r c l ı i l e c t u r e -
O ' u r b a u i s m e et d e s a r t s d e c o r a t i f s
•
Q ı ı a r t e r l y p u b l i c a t i o n o n A r c h i t e c - t u r e c i t y p l a u n i n g a n d d e c o ı a t i o nB E L E D İ Y E C İ L İ K D E R G İ S İ
•
D r e i m o n a t s z e i t s c h r i f t t'tir b a u k u n s t . s t a e d t e b a u und d e k o r a t i o nİMTİYAZ SAHİBİ VE BAŞ Y A Z A R I : ZEKİ SAYAR. U. NEŞRİYAT MÜDÜRÜ A B l D l N MORTAŞ ADRES : A R K I T E K T ANADOLU HAN No. 33 EMİNÖNÜ , İSTANBUL T E L E F O N : 2 2 1 3 0 7
KURULUŞU: 1931
Cilt : 31 No. 306
A b o n e ş a r t l a r ı :
Yıllığı 40.— T.L.
Altı aylığı 22.50 T.L.
Bu sayı 12.50 T.L.
Yabancı memleketler için: 50.— T.L.
ARKITEKT'in KOLLEKSIYONLARI:
1931 — 1935 beher cildi 30.— T.L.
1936— 1940 » » 30.— T.L.
1941 — 1945 » » 30— T.L.
1946— 1961 » » 35— T.L.
İlân tarifemiz talep üzerine gönderilir.
Y a z ı ; f o t o ; r e s i m v e a b o n e b e d e l l e r i A R K İ T E K T ' i n adresine posta ile gönderil- melidir. Basılmıyan yazılar iade edilir.
Adreslerini değiştiren abonelerin en g e ç iki ay içinde idarehanemizi haberdar etme- leri lâzımdır. Aksi takdirde kaybolan der- g i l e r d e n M ü d ü r l ü ğ ü m ü z m e s ' u l i y e t k a -
b u l e t m e z .
Muhabirlerimiz :
Fransa : Y. Mimar Halûk TOGAY — İs viçre : Y. Müh. Mimar Güneri DUTİPEK — İtalya : Baran ÇAĞA — İzmir : Y. Mima Harbi HOTAN — ANKARA : Y. Mima Ferzan BAYDAR.
Meslek Politikası
î § s i z 1 i k v e İ m a r !
Zeki SAYAR
Ankara'da inşaat işçilerinin yü- rüyüşü insana gayrî ihtiyarî Fransız- ların, « i n ş a a t v a r s a i ş l e r y o l u n d a d ı r ! » ata sözünü ha- tırlatmaktadır.
Maalesef, yurtta, işler henüz yo- lunda değildir. Ama, inşaat mevsimi- nin gelip çatmasına rağmen, resmî yapı işlerinin bu derecede duraklama- sı da tabiî değildir!
Son aylarda Ankara'yı ziyaret edenler, yarım kalmış Devlet yapıla- rının tam bir atalet içinde durakla- dıklarını üzüntü ile görmektedirler.
Yurdun diğer taraflarında da durum aynıdır. Yarıda kalmış birçok teşeb- büs, karar ve hareket beklemektedir.
Birçoklarının hesapsız ve bilgisizce başlanmış olduğu muhakkaktır. Fa- kat, 27 Mayıs inkılâbından beri bu teşebbüslerin, incelenmesi, ayıklan- ması ve rantabl olanların başarılması gerekirdi.
Diğer taraftan, Resmî teknik bü- rolar da, tam bir rehavet içindedir.
Martta tasdik edilen büdçe ile devlet yapılarına ayrılan tahsisatın inşaat
mevsiminin gelip çatmış olmasına rağmen el'an kullanılmağa başlanma- ması, inşaat sahasındaki işsizliği art- tırmaktadır.
Hükümet programı ve büdçe ile tâyin edilmiş resmî inşaat işlerindeki bu gecikme neden ileri gelmektedir?
Siyasî huzursuzluk Devlet meka- nizmasının gereği gibi çalışmasına en- gel olmamalıdır. Koalisyon bozulabi- lir, kabine değişebilir, fakat her şe- ye rağmen malî yıl içinde büdçe ile tâyin edilmiş ve programlanmış işle- rin aksaksız sürütülmesi gereklidir.
Şimdiye kadar birçok memleket- ler, işsizliğe karşı fevkalâde Nafia programları tatbik etmişlerdir. Bir- çok devletler iktisadî kriz yıllarında işsizliği kısmen de olsa, önlemek ve hafifletmek için olağanüstü büyük Nafia işleri yaratırlar.
Her memleketin İmar'a yaptığı yatırımlar Millî geliri ile orantılıdır.
Ve nisbetleri değişiktir. Bizde, her yıl resmî ve özel sektörün inşaat ya- tırımı aşağı yukarı bellidir. Bunda yüksek bir nisbet beklenemez. Ancak,
(Devamı 13. sahifede)
« A B A N D » TURİSTİK TESİSLERİ ve OTELİ
Proje ve Tatbik :
Y. Mimar BÜLENT SERBES G . S A
» » BEDRİ KÖKTEN G . S A
Denizden 1270 m. irtifada Orman- lık Dağlar arasında İstanbul - Ankara anayoluna 26 km. mesafede bir krater gölünün kenarında, evvelce mevcut bulunan kayak evinin yanma Türkiye Turizm Bankası, Bolu mahallî idaresi, ve mahallî teşekküllerle müştereken kurulmuş olan bir anonim şirket tara- fından 1955 senesinde müştereken mevzii imar plânı hazırlattırılmış ve 50 odalı otel (Birinci kısım olarak).
110 adet dağ ve hafta sonu evi.
1 süp bar
1 Gazino ve yüzme havuzu ve plâj tesisi ile lüzumlu dükkânlar, P.T.
T. Fırın ve diğer servisleri havi bir Turistik tesisin.
1955 de başlanan inşaasmda ote- lin 50 odalı birinci kısmı ile dükkân, santral binası, fırın, ve P.T.T. ile 3 ikiz ev inşa edilmiş diğer binalar pro- je hazırlıkları tamamlandığı halde in- şaata başlanmamıştır.
Otel : Göle tamamen cenup cep- hesi ile nazır. Çam ağaçları arasında 2 katlı bir bina olup Ahşap karkas- tır. 50 çift yataklı odası vardır. A y - rıca uçlarda banyo daireli iki apart- man dairesini havidir.
Her odada Duş - W.C. lavabo ka- lorifer tesisatı vardır. Lokanta, gazi- no ve istirahat salonları tamamen gö- le hâkim olup tek katlıdır. Mutfak servisi lokanta ile ayni katta olup ser- vis kolaylık ve imkânları bakımm-
dan işletmeciliğe örnek teşkil edecek durumdadır. Otelin ön odalarında göl tarafına hâkim geniş balkonlar var- dır.
Otelden Aband'm görünüşü
Otel kış aylarında etrafı 5 ay karla kaplı olması ve 3 ay kadar gö- lün de donmuş olarak bulunması su- retiyle kayak sporları için en uygun
imkânlara sahip olup senenin diğer mevsimlerinde dinlenme, dağ spor- ları ve balıkçılık ile diğer avlar için müsait bulunmaktadır.
Crman
« A B A N D » da yapılan DİNLENME EVLERİNDEN
BİRİ
Mevziî İmar Plânı ve Otelden gayri tesislerin Mimarî plânları 5f.
Mimar Bülent Serbes Bürosu tarafın- dan. Otel Plânı da Y. Mimar Bülent Serbes ve Y. Mimar Bedri Kökten ta- rafından hazırlanmış ve tatbik edil- miştir.
BİR GARAJ VE SERVİS İSTASYONU
Proje ve tatbik : Y. MİMAR NEJAT ERER
Bir bodrum; zemin ve üç kattan ibaret bu umumî garaj ve servis istas- yonu binası, arabaların kolaylıkla
katlara çıkmasını temin için geniş bir pant'la katlara bağlanmıştır. Binanın terası da otoların park yapmasına tah-
sis edilmiştir. Zemin katta benzin, ik- mal istasyonu, tamir, yağlama ve yı- kama tesisleri bulunmaktadır.
Bodrumda, servise ait yağ ve mal- zeme depoları, kompresörler, tamir kanalları bulunmaktadır. Zemin kat-
ta parça satışı kısmı vardır. Parkla- ma ve devamlı garaj olarak kullanı- lacak olan katlara, ayrıca bir servis
merdiveni yapılmış ve helâlar k o n u l - muştur.
X X X I . Milletler arası Venedik B i e n n a l i
ve
İ L H A N K O M A N
Yazan : Prof. Hadi BARAX X X I . Milletlerarası Venedik Bi- ennaline, memleketimiz, bu sene, on iki ressamın* birer tablosu ve bir heykeltraşın altı heykeli ile iştirak etmektedir.
Türk heykeltraşisini, tek başına temsil etmesi için, jüri tarafından se- çilen İlhan Koman hakkında, geçen sene bir yazı neşretmiştik.
San'atkârın bu sene, İsveç'in, Malmö şehrinde ve İsviçre'nin Bern ve Zürich şehirlerinde, davet üzerine açmış olduğu sergiler geniş bir yankı uyandırmış, birçok san'at dergilerin- de ve gazetelerde kendisinden sitayiş- le bahsedilmiştir.
Bu yazımızda, Koman'm şahsı ve eserleri hakkında fikir yürüten, plâs- tik san'at otoritelerinin makalelerin- den bazılarının, özetlerini neşretmek- le iktifa ediyoruz ;
İlhan Koman veya Pathetique Abstre heykeltraşı. (Aujourd'hui)
Pierre Gueguen Gerçek bir artisti keşfetmek, her zaman büyük bir zevktir. İlhan Ko- man'ın san'atı, dram mânasında son
Hippocampe 1961 1,45 m.
derece ifadelidir. Endişeli ve azaplı, bu demirden heykeltraşı, bütün bir is- yan ve mücadele ile dolu bir maziyi ve daha az lanetlenmiş bir âleme doğ-
Heykellerini yaratırken İlhan Koman
ru şiddetli bir arzuyu ifade ediyor.
San'atkârı gördüğünüz, inceliğini, kültürünü hissettiğiniz, sesinin tatlılı- ğını işittiğiniz zaman, eserlerinde mevcut, şiddet ihtizazlarına şaşarsı- nız. Bu şiddet, delik deşik edilmiş, fışkıran bir dinamizmle ifade edilmiş- tir. Detaylar, bilhassa, havayı yaka- layan, yırtan, dıştan olduğu kadar iç- ten de ona işkence eden, kenarlarda- ki detaylar, çok karakteristiktir. Ar- tistin tekniği oksijen şalümosudur. Bu, demiri, tıpkı ıstırap çeken bir vücut- ta olduğu gibi. acısından, belki de.
kendinden kurtarmak için, delen, bi- çen, kesen bir bıçak, bir neşterdir. Sı- kıntıyı, gamı, daha iyi yenebilmek için, onları mücerretleştiren, tesbit eden, maddileştiren, karanlık demir- hanelerden çıkmış, azap içinde yapıl- mış ihtiraslı heykeltraşı işte budur.
Anadolu Muamması, mevzuulu heykel hakkında (Konstrevy)
Kristian Romare.
İlhan Koman heykellerini som demirden yaratır. Onun içine girer ve geometrisini dağıtır. Bu bir tahrip- tir. Bazen, dizginlerini bırakır, bazen dikkatle çalışır. Birinde, inkârın kon- formizmini görür, ötekinde yep yeni bir dünyanın doğuşunu seyreder. Ara- dığı kalite «Multi Sensualite» dir, da- ha doğrusu, mekânda bir nokta, ya hut zamanda bir an.
Demirden Şiirler!.. (Arbetet)
Marianne Nanne - Brâhammar.
Koman, demiri istihale ettiren, bir çağdaş şairdir. Maddeye hücum eder, onu inşa edeceği yerde, yırtav, parçalar. Kunt demiri, kırılmış kanat iskeletleri haline sokar ve bunlardan yeni bir dünya doğar. Maddenin ağır- lığına rağmen, eserlerinin tesiri hafif- tir. Alevle yırtılmış kanatlar hava- lanmaya başlarlar ve tecavüzkâr bir sivrilikle seyirciye hitap ederler. Hey- kelleri, kökleri zamanda olan bir ro- mantizmin ifadesidir. Hayal kuvveti ile, konstruktivizmin kuvvetli made- nini ve makina çağını alt etme dene- mesidir.
Tecavüzkâr Romantik!..
(Kvâllsposten)
Gunnar.
Bu heykellerde ekseriya, kuvvet-
(1961) Enigme anatolienne (Anadolu muamması) demir heykel 42 sm.
li bir «İcare**» rüyasına rastlıyoruz.
Normal olarak sert ve som olan mad- de, dağıtılmış parçalanmış, zarif ve tüy hafifliğinde bir hale gelmiş. Hey- keller, bu gerilmiş tüylerle semaya tırmanmak üzeredirler. Koman'ın san'atı tecavüzkâr olmakla beraber, yine de romantiktir.
Açılan Demir!
Kristian Romare.
İnsanî her fiilin bir muhtevası ol-
duğunu bilmek hakikati, heykeltraş İlhan Koman'a, işaretleri ve sembol- leri keşfedebilmek için, tamamiyle konstrüktif olan formları, cebren aç- mak hevesini verdi. Romantik bir espriyi, hürriyet içinde tekâmül etti- rerek, yırtılmış şekillerin telkin ve ifade edici taraflarını çoğaltmaya, bir kurtuluş ateşi içinde başladı. İbdaı- nın başlangıcı olan bu tahrip fiili, ye- ni heykellerinde daha kat'i, daha de-
rin bir mâna alıyor. Demiri keserken, bir, gizli mücevherat, yahut hayal çekmecesini açar gibi, bir el açar gibi, kesif geometriyi yıkıyor, damir bloku açıyor. Hükmetmesi, nisbeteıı daha kolay olan rölief-heykele meyletme- yip, mekân problemlerinden kaçmı- yor, açılmış demirinin, girift ve zen- gin ritmlerini hâkimiyeti altına al-
mak için inat, İsrarla çalışıyor. Bazen, bize, mekânda inkişaf etmiş, zengin strüktürlsr evsafını almış «arche- typ33:> şekiller gösteriyor.
Biennal'e eserlerile şu ressamlar katılmaktadır : Nuri İYEM, Sabri BERKOL. Ferruh B A Ş A Ğ A , Ce-
mal K A R A B U R Ç A K , Şadan BE- ZEYİŞ, Ercüment K A L M I K , Şemsi AREL, Altan G Ü R M A N , Tulay TURA, Devrim ERBİL, A d - nan ÇÖKER, Dinçer EĞRİMEZ.
** «İcare» Mitologide balmumu ka- nat takıp uçan ve güneşe yaklaş- ı ğ ı n d a kanatları eriyip düşen esatirden biri.
(Baş yazıdan devam)
son iki yıldan beri, siyasî iç huzursuz- luk bu nisbeti, çok düşürmüş, büyük bir duraklama meydana getirmiştir.
Maalesef, hükümet de, meseleye za- manında müdahale edememiştir.
Halbuki, inşaat sahasına yapıla- cak yatırımların endüstri yatırımla- rından daha kolay ve mümkün oldu- ğu muhakkaktır.
Bayındırlık yatırımlarının dış fi- nansmana ve kredilere ihtiyacı diğer- lerinden daha azdır. Yapı endüstri- mizdeki gelişmeler malzeme bakımın- dan bizi dış piyasalara eskisinden az muhtaç edecek durumdadır. Malze- meyi yerli sanayiden temin eden in- şaat yatırımlarındaki ikinci mühim unsur ise, işçilik, yani insan gücü- dür ki, yapılarımıza, makine girme- diği için, insan gücü işsizliğe karşı büyük bir kıymet ifade eder.
Memleketimizde inceleme yapan yabancı uzmanların ziraatte makine yerine daha fazla insan gücü kullanıl- ması tavsiyeleri, bize inşaat sektörün- deki işçiliğin değerini daha iyi anlat- mağa kâfidir.
İnşaat işçilerinin durumu ziraat işçilerinden daha zordur. Ziraatte ça- lışanların hemen hepsi köylü olup, az çok ziraî istihsalleri vardır. İnşaat işçileri ise çoğunlukla şehirlerde oturmakta ve hayatlarını tamamen yapıda çalışmakla kazanmaktadırlar.
Bu itibarla, inşaat sektöründeki işsiz- lik daha şiddetli olarak duyulmakta- dır. 1962 büdçesindeki, Yapı ve Nafia işleri yatırımları 1,5 - 2 milyar lira tutarında bir yekûna varmaktadır.
Buna özel sektörü de ilâve ederseK, programların aksamadan tatbiki sa- yesinde yapı sektöründeki işsizliği ha- fifletmek, hattâ önlemek kabil ola- caktır.
Hükümet programında, mesken ve okul inşaatına, Bayındırlık işlerine geniş yer ayrılmış ve büdçede mühim ödenek konulmuştur. Ancak, gecik- meler işsizliği arttırmaktadır. Bu gibi hallerde, hükümetler normal büdçele- rinin üstünde yeni Bayındırlık pro- gramları tatbikini bile düşünebilir- ler.
İstanbul Nazım Plânı Çalışmaları
İstanbul'un gittikçe artan ve zor- laşan şehircilik meselelerini incele- mek üzere T. Mimarlar Odasının te- şebbüsü ile Belediye bir Şûra topla- mıştı. Bu torjlantıdan alman intibalar ile, şehrin son senelerde anormal bir şekilde genişlemesini bir plân ve prog- rama bağlamak için gereken çalışma- ları yapmak üzere bir komisyon ku- rulması ve şehir meselelerinin iki safhada incelenmesi kararma varıl- mıştı. Bu meyanda, üç yıllık bir ge- çici devre kabul edilmişti.
Bu çalışmalara büyük bir gayret ile katılmış olan Mimarlar Odası de- legeleri Belediye ile müştereken ilk çalışmaları bitirmiş ve raporlarını ha- zırlamış bulunmaktadırlar. Çalışma- ların dayandığı raporlara Belediyenin birtakım plân ve grafiklerle iştirak etmesi gerekmektedir. İhtisas komite- lerinin bir araya gelmesinden teşek- kül eden ve kısaca Ş.O.K. diye ad- l-md-rılan müşterek komitenin mesa- isine Belediye son zamanlarda ayak uyduramamakta ve vereceği dokü- manları zamanında hazırlayamadığm- dan önceden tâyin edilen zaman geç- miştir. Gecikmenin biraz da yeni Be- lediye İdarecilerinin bu meseleye ge- reken inancı göstermediklerinden ile- ri geldiği anlaşılmaktadır. Belediye
İdarecilerinin, Mimarlar Odasının şe- hirin imarı dâvasında büyük bir hüs- nüniyetle yapmak istediği yardımın kıymetini idrak edemedikleri anlaşıl- maktadır. Halbuki Mimarlar Odası delegelerinin şehrimiz için idealist bir zihniyetle yaptıkları mesainin değer- lendirilmesi, bu suretle İstanbulun geleceğini tâyin edecek Nazım plânın esaslarının ortaya konulması gerekli- dir.
İmâr ve İskân Bakanlığı da, K o - mitedeki uzmanlarını «bir tasdik mercii» olmasını ileri sürerek geri çekmiştir.
Tamamen ilmî ve teknik bir ça- lışma yapan Ş.O.K. faaliyetine bu Bakanlığın katılmaktan çekinmesi essf edilecek bir harekettir.
Bir yıl önce İstanbul ve çevresi hakkında Bakanlığın, kendi Plânla- ma Bürosunun yaptığı etüdler, şehri- mizin karşı karşıya bulunduğu ciddî problemleri meydana koymuştu. 1980 de İstanbul nüfusunun 3,5 milyona varacağını hesaplayan uzmanlar şim- diden icap eder. tedbirlerin alınmasını ileri sürmüşlerdi.
Bakanlığın Belediyenin şehrin gelecekteki meseleleri hakkında yap- makta olduğu çalışmalarda mütehas- sıslarını geri çekecek yerde, destekle- mesi icap eder.
Medenî dünyada, şehirlerin gele- cekleri hakkında devamlı olarak mes- lekî çalışmalar yapılırken, bizim de, büyük şehirlerimiz için gereken araş- dırmaları yapmamız elzemdir. Bele- diye Reisimizden İmar ve İskân Ba- kanlığından "İstanbul» için yapılan şehircilik çalışmalarına gereken ehemmiyeti vermelerini bekliyoruz.
E R E Ğ L İ D
S İ T E S İE M İ R Ç E L İ K F A B R İ K A L A R I P R O J E M Ü S A B A K A L A R I
1. MÜKÂFAT :
Mimarları :
Yılmaz SANLI İ.T.Ü.
Yılmaz TUNÇER
Vedad Ö Z S A N » Güner A C A R » Jüri raporu özeti :
Karadenizin güzel kıyılarından biri olan Ereğli'de kurulacak, mem- leketimizin en büyük endüstri mes- kenlerinden birinin hizmetlileri için ele alınmış mesken ve sosyal hizmet- lerle alâkalı bölümünün her safhası- nın arzettiği ehemmiyet aşikârdır.
Bu itibarla gerek idarenin baş- langıçta bir müsabaka açmak sure- tiyle en iyi çözümü aramaktaki tutu- mu, gerekse mimarlık camiasının bu mevzua iştirak suretiyle atfettiği ehemmiyet iftihar vesilesidir.
Hey'etimiz tatbikat safhalarında bu siteye ihtiyaç dolayısı ile yanaş- ması melhuz gecekondu şeklindeki serbest teşebbüsün organize edilme- sinde aynı titizliğin devam ettirilme- sini temenni etmektedir.
Teklif edilmiş bulunan 25 eser- den şartnameye aykırılıkları tesbit
olunan 8, 12, 19 sıra numaralı projo- Isrin müsabaka dışı bırakılmasından sonra, geriye kalan 22 eser, arazinin değerlendirilişi, sitenin iç ve dış sir- külasyon şebekesi, binaların teşkil ettiği dış mahal ahengi umumî tesis mahallerinin seçilişi ve irtibatlandı- rılması, binaların mimarî kaliteleri, plânlamada ve konstrüksiyon bakı- mından verdiği imkânlar dolayısiyle iktisadi çözümleri nazarı itibara alı- narak geriye kalanlara nazaran daha az muvaffak oldukları tesbit olunan 1, 14, 7, 16 sıra numaralı projeler bi- rinci elemeye; 4, 6, 9, 11, 13, 17, 22 sıra numaralı projeler ikinci elemeye;
2, 23, 24 sıra numaralı projeler de üçüncü elemeye tâbi tutulmuşlardır.
Geriye kalan sekiz projeden : 3. sıra numaralı proje.
Site için ayrılan sırtlardan ikisini
kullanan bu proje arazi karakterine uygunluğu ve tabiat içinde açık man- zaralı tesbiti ile dikkati çekmektedir.
Personel lojmanlarının münasip şe- kilde tecridi, umumi tesislerin kolay ulaşılabilir şekilde yerleştirilişi de iyi- dir. Kabul edilen yol şebekesi arazi- nin tabiatına uydurulmuştur. Karayo- lunun değiştirilmesinden elde edilen sahaya yerleştirilen tesisler mahalle- ye uzak düşmektedir. Mahalle - Fab- rika yolunun karayolunun altından geçirilişi mahzurlu görülmüştür.
Bu projenin mesken tipleri umu- mî şehircilik seviyesindeki olgunluğa ulaşamamıştır. Bu projeye 5 inci man- siyon verilmiştir.
10. sıra numaralı proje.
İki sırta yerleşen bu proje mü- balâğalı bir zikzak anayoldan ayrılan ve tesfiye münhanilerine uygun bir
Site merkezi zemin kat plânı
şekilde mahalleciklere ulaşan yol şe- bekesiyle oldukça pahalı bir sistemi teklif etmektedir. Bütün meskenlerin manzaradan istifade etmesine gösteri- len gayret karşısında seçilen gruplan- dırma sistemi arazinin karakterine uymamaktadır. Karayolunun güne- yinde tertiplenen çarşı ve eğlence
merkezi kendi içinde başarılı bir te- sis olmakla beraber, mahalleye uzak- lığı ve karayolunun güneyinde kalışı ile pek iyi değildir. İnkişaf sahası kul- lanıldığı takdirde mahalle içinde ka- lacak teshin merkezinin yeri de iyi değildir.
Bu projeye 4 üncü mansiyon ve-
rilmiştir.
20. sıra numaralı proje.
Bu proje yol şebekesini azaltma gayretini biraz mübalâğalı şekilde taıtbik eden ve bundan dolayı muhte- lif meskenlere uzun yaya yolları ile ulaşma mecburiyeti olan bir teklif- tir.
Merkez sitesi bodrum kat plânı :
Umumî vaziyet plânı :
Zikzak yolları araziye uymaktan çok şematik bir mahiyet taşımakta- dır. Her mahallede alçak ve yüksek bloklar kullanmak suretiyle yekns- saklık önlenmeye çalışılmıştır. Çarşı v e eğlence yerlerinin ve okulların yer- leri mahalleye uzak ve arazî topo- grafyasına uygun değildir. Buna rağ- men yaya yolları ile siteye bağlanış- ları iyidir.
Uzun ve yüksek bloklar arazi ta- biatına uygun bulunmamıştır. Mün- hanilere uydurulma gayretine rağmen manzaraya mâni olan yerleştirmeler mevcuttur. Ev tipleri iyi etüd edilmiş, arazi karakterine uygun bulunmuş- tur.
Bu projeye 3 üncü mansiyon ve- rilmiştir.
5. sıra numaralı proje.
Bu projenin siteye tahsis edilen arazinin her tarafında bir grup mes- ken yapması ve bu ünitelerin trafik yollarından mübalâğalı mesafeleri, et- raflarını çevreledikleri yeşil sahaların büyüklüğü dolayısiyle gayri iktisadi bir teklif olarak kabul edilmiştir. Mes- ken tiplerinin arazi karakterine, manzaraya ve cihetlere ehemmiyet
vermeyen şekilde seçimi ve ünitele- rin lüzumundan fazla tekerrüründen meydana gelen yeknesaklık mahzur- lu görülmüştür . Çarşı ve eğlence üni- telerinden müteşekkil merkezin yeri ve sureti tanzimi başarılıdır. Bu sa- haya ulaşma imkânları da oldukça iyi halledilmiştir. Misafirhane ve bekâr pavyonlarının yeri bu merkeze uzak- tır.
Bu projeye 2 inci mansiyon ve- rilmiştir.
15. sıra numaralı proje.
Karayolunun altında kalan saha- da yerleştirilen personel lojmanları çarşı ve eğlence merkezi müellifin araziyi yerinde tetkik imkânmı bula- madığı kanaatini uyandırmıştır.. Bu- nunla beraber umumî yerleştirmede okul ve çarşı gibi günlük ihtiyaçları karşılayan umumî tesislerin yerleri ve arazi karakterine uygun yol şebekesi ve bilhassa her aileye toprağa bağlı müstakil bir ev vermede gösterdiği ti-
tizlikten ilhamını alan alçak sistem- de bir yerleşme takdire değer bulun- muştur. Ancak, bu tertibi gerek ihti- yaçlara cevap verme nisbeti ve ge- rekse iktisadî olma konusunda kabili münakaşa durumu ve bunlara ilâve- ten teklifin yeknesaklıktan kurtula- mamış olması projenin kusurlarından sayılmıştır.
Bu projeye 1 inci mansiyon ve- rilmiştir.
imui'invU T£5IR ID6.K) OKJCtflR. -İT4. *W1HWW TOFa.cnp'114 mramu aefiz'iuîu tokemmu o'kmm T® ut cri-vi rrın
^«ri&.MİCK CUİMJ1U MU r.25 - ,:*> flftH^ihV.^nC Cîftî fciWWtt»Kİ VÛ2 Üt WTÛU fıHfMfJ i CW!xlsİM| iITrfKTOİK nMIlltK Cm-jflİHini Ûİ1MHİ.
rş rcta ut mtnu rci«ıraK.
. İUUT ranjpiL.HOKun CJÜ-İK. WWZDİK,KİWH)Pİ 2>Tnmo ^ R^KCCJ K«M '«HOJ?-«s ut t>:i»EPK.
.İRİİU w.4nTOHflUJ HİR HtbyiHtf «CİPSE. MB1PİU& ECU.İMMP; 'WWj;ii CAfifOlK IOI2M4 JO-îflU .BÜIUJIUJ ,ill-X OmlIU-D*WlZt imjTiVüXlHTlK, ÎVL'JL M Ut .HOTTfl MZJ MUİPJ7- CCCT İOUPİIÎ s3-OKM Uı («tMİl. îîfeVliRİHU BATIMA COfM-M HflUlRlM tiiVlFiTl HtKTflR BMNR, ?CO Ir-MMCM FfCU C'.Mc.l E-ififl&îK (HİMİL l'- 5fllİM£, FfKULflCI «MBNIA MKIfrlIOlK T«lrâ ÜtKOie
. i|T4Wft) WWIBWL0 İCTİMTI WHOOIKl«
• âiTtfJM roBRİKfl :ıt, M&AİJMJİ -»toKiMr -irîettoicîipİR.- iti Fc.-jıca ,iF/rt:.«j. Mlü MDİK. UZ ftRi tnt«UiTrç«
. Tscaro MOTTI HdltlJ AKADflO UtimvüiVVİ .
. fKiîllIl İiTflUKILA. MfrLlHlKrtıd CUÎrJ MİAT tfiUJ <'.q?tWfiHI M fiKMU
•T»W tMKCKI PlMOTmC.fcHK, il<Ct*. UffM) TİM .LaMI odU W ILİ fmm w . n&x<*.aM 'T ••'•ı r- itina: a-jı^'u-oın sts-L' "BKiii'ftfi iicı hcuu vi h x mikü kim a : c ıtamsu '.^HfJ/^-bl
PLANJICHTIC) ibÇ\b\M-.
. MiıîPi OIOZIMU rnzi.fl TOMİIU 4İCUKPL ifotam MfiFiumv
. ru«jün(ip,n ükjsüclaki . aîmk! <w ut 7 w l w ,
. a "Mİ TWH4KU , /fDKMfJlM PİK. -jflriHfl ıUIUW «iCt-TlfU !i.T,lfcT l'; İIUMlfl AMALARİ , AfrntJTODfl IX.OOOT.1L ufy «Ui
•cn üzrauoi TtrnfUAjmifl
. JCTİUUIIJ fninvwtil)i, HUStJiMtT Ut OOII±CIW-- rûf--Vftttli Cp\ W\TH fCUbnDULflUCVU' Kfl(«fi, . mm «^tn ÎKU '.t ibra id^auinKiurfl xoKumtiKi TOTzaffuu. inûnjırüu mmu musına '«iıtrau «bMaı duw)uuıaaa w flpcnMK) Knonus İ>JİİBT^ . r|^V!RÎA f-İTfTltK u.':TTt . flOTlltMMZ Ur flK(12İ (T.WUlA C16UM fbİK NV . FU1U TiKTİBİMt "OKfiR .-îTİRmHütlC ÜKIlTi KlIflU aiK^Sl) BİHflT 'tt]W^r.lWWJWW .H«itt.mfpt m'fluzflcoifi NOHLcnt
• 4IT4-44HİIt W rlTt-TORİKfl İKTIBOTIUIM KflHIlTUİi . M.infl vı TOaaRiuıu mınifii; ructTif. «HRiunr- •, BU HtftUÜIfl flOflZİDİU ıtDIİI IMULtCTtllJ dZOttlI ^PflLUPfl . L0JC|fl)JL(KW İCüjr'l WK)fLflW3ll2lLm«4l HiCBİC ../JOTfi mftem wuu W «».m, ^hhalap T'.« t.. rnıim. TCfUJJi aOL!Hiç:uıı; :-.WİKİUH«İ ;
.nnwLAwn «ouomiMİıJ MitciWHi!>ı wc ic^h-, Lt
mu ijı»t]iMCH qwHi,ficd'OiD.nıUiatnRi:Jfl ühiuihw c'jıp.
KW Jfle C-.pHül WCKl«WM k'^lMIVfc MHılJM IViHı). •fıT-tert fauflJftv) ı.yi tvı-cırr^ Htr ür^k-T-i trinsıı-'tc
\'ii? Mtitmi rn^fl^
2. MÜKÂFAT :
Mimarları : Rauf BEYRU Tuncer YENER
jıjfİZiiU Tli.-RiT POUtÜ
©assa, ISI» ^ ^ - s l s ^ ® s
Vaziyet plânı izahnamesi
18. sıra numaralı proje.
Devlet yolunda teklif olunan ta- dilâtla sosyal tesislere ayrılmış saha- nın siteye ithal edilişi yaya ve oto yol şebekesinin sureti tertibi iyi bulun- muştur. Bu araziye ve umumi görü- nüşlere uygun olmadığı kanaatına va- rılan düz ve yüksek bloklar halinde- ki usta lojmanları ile ustabaşı, teknis- yen lojmanlarının cihetlendirilişin-
den müellifçe arazinin mahallen tet- kik edilmemiş olduğu kanaatına va- rılmıştır. Çok güzel olan şark-garp görünüşlerinin ihmal edilmesi, ilko- kul yerinin tek oluşu, birçok ünite- lerden uzak bulunması umumi plân- lamada tenkit edilen hususlardır.
Ustabaşı lojmanlarında mutfak- ların ışıklığa bakışı ve oturma ma- hallerinin yarı yarıya dağ tarafına
tevcih edilmiş olması mahzurlu adde- dilmiştir. Ancak, diğer bütün binalar- da mimarî seviye ve ekonomik mü- lâhazalar yapılmış araştırma takdir olunarak bu proje ittifakla üçüncü mükâfata lâyık görülmüştür.
25. sıra numaralı proje.
Arazide mevcut sırtların güney kısımlarına yerleşerek sırtların yu- karı kısımlarını müstakbel inkişafla-
M Ü K A F A T :
! Ü O " <
o — o— c
ECLUIM. itiMJfaİt
-HÜZDfc OlUZDflU fSZlfl HKmui HÖUiKlt. mtl/jllflT CtHU «fif
•flTaaflRJDiy /UieilTfl Tflny<, mmfoKtt, <«AiLMHfl H^tjo-:
. Wlİll(irifıPfiRiW,n^OUI.flEMU UlûmütlU (HCMBi KORUM rrJtK. srttuıu m nura w ^hil bâTûıOüjMiUa itymtm m Rt im HUOaTLflKlUDfl SO-lTOnHTRi ÖJİlOPtKİ BIK Koronu MWDW. «arolUıt KUUAUÎİKİİMİİ
. Tjrneid:T-_ • mm İH îin-tiHiıt MDK. um Hatofi mrotimk myetttzı. v.m\tA İhihip mmilZhL\ kol mhm w
. nemi İOJMOTOİ BU WWJU RHTTİ^MPO eüuıunu « M MîlTOflflUfl mmflU İUK4TISU MtlJllU) T«0IİÜtW.
TiOolittfJ Dt lüTABUjl UPMfSM H!«KülW HiOltiJ DCiUHltJri,
tısa vı wıufm ıy;ı uaitöiMUM u kum ut tanın dömi
VÛttftlil! «TURA M'.eittlİCT^ . NJ SUMltt oaiLMM Hm w «BU. aou» WMC -:ÜT <fflEûtus iMâHiı tüAfıMiLinac WK tUKUBfl KOJDl IfllKfl IHINDI IUÛW MUlMIM DtRltUK iKomtî CüEüMKnJfl MUDİ omuRiM rmunLCijJflBiL^m-
n om) uaıte, «m mhcuİci w kmimia . mntu. w.to 141801 îAH3wei TİTO tMHJ£. fMflt OUÂDİKİ 6fXC PMiHJÜI w nona HA an mmw Din ut a sogmmm mmr MIUlÜU)
.uraı amili Kamiı mı mum
« u ı a m ı mm*
JİR «HftUt İİTt • niBRİUft JflHflil IKTIMTOUJ MftlM w. hamt HflutnuıiMi
.um ı'm UiNDi « m , sırt-rf»ıîİKf) tmm ut m- W TRAflUUlN KttIM ÖR JtUlW WKlU119il VI Ktt'TOMJI. BülıÜÜ I4İ0 svciu-u m>\l\ nu-ütii uu ir İihismauumu tan hipa
ıw İM n iı MKKW'UU) mpiciiîi - muant&tı SİTKİ , mtb- TUVttl lyh(HCW ut CflRM m TEfiflf COftlÇüOl •İUfMlJuafl MİLjMlM ' , _
•SHUİ iummuKuı m rapiı müritti nwıpıWk) u&jjiMsı vı wwııunıw
.m TROpZİ ÜMKİSftlft! (KkHpURU W C-JÜU 1İİ(UKI it*. R0tuiwn%ı , .İMMIgN llfÇlfl. INKİMR M ffflll 0IWl|Uklft CttflP UıR'.ftllf
£lK ÜKIIM FteilBl, fcll iMKUAfTift) ^9UCfl OTOBÜS WL M fli- ti '"İTNflCMİU İIKDIDiU MİiÛUâM4si
ut mum-.
Mi '-ı'.'tA HlO^.tln tutucu lumir KİLİSLİ KİMCLİll flJKUBLİ PiCDLKL LCO fl'lli flll«>t.
l'-kli f « t a uflmıt inııimu. mi t*n um*
2.5 HiKiflıaik ULUS'U ıflLtiLHit DMJ^cnpıe «Mfır ıto m/»m
. 'B. r.wra UL usıfl loliamrehjm m flİLi l/t.ffl
T(itfl6lWI!6û LİlilL 5 HNCTmiK 511 «ftUflüfl "MLİSİİBLm tî;i LWHIW«W M K««W HLKIfl ÎİO K^LO'l R.
. t. LLII
«ILt KlfLL NUII1İ UreiMU t LftCTKUK ftlKWfll«WeDflC ILFiT KiMfîT W LCILrl/HU-fılraft KLIKD İŞÇİ Llîlfl Vi LI'^V LDjmW(«ll)OL "İİ
.'0. LLÜttJV, liit 1'35 H*KTSKULL 1:1. iflu.iM BüLULJJıf
HiKLUfi 110 «HHDİK CJUMLLLıllüLLM -İIL'i mfl BM KILLMDIK KtîflftT lL' ' i. L'
MW.LJfiJL«îilG .'(t-^ff HLVTIT HJLUIlf•IILL m» Î5Î "Ofth l.'VPIMIL 15 LHıfLOKUL' &LCJTOLJ LLV'
MKLİL^K Kİ HLMfiT ÖLMLLCI İK-LLiİLİ Lflm Bllt ÜIİLHJLLİIL MftLİLTOltUfl mtUJ IH HİULBMI LOİlllJlJLJCfcH fS
LL. torUt mmı «imlik Hilaf - bu iv- ttflcnıc HMfLflNM - H5SIL v m L K . i K F T5flîLtCI
W ropLUrtl flflcflıi 1L0II lîllt z4 ^ flûLf lÜlLli ''
Hitfüra w.5.ıt[- oıuo opum w nwızg
W KJ5ICİE
. Mm "H,;.;? pon;l «aUlUILBİ) flCflîl TfllLCIRüJ CFHiL' ™ . tâm Ktoıifti 'L5 ' aİLTLft 1HİM1 ^HLLmClCI 'JûrtlZİLO LL 'KC LJLırlrû ÛMk' JÇ rıiVT^C
ra tahsis eden ve devlet yolunu güne- ye kaydırmak suretiyle dere kenarın- daki düz araziyi sitenin bütünlüğüne dahil eden bir tertibe gitmiştir.
Fabrika sahasından gelen yoluıı devlet yolu ile irtibatlanarak siteyi çeviren bir iç çevre yolu halinde tan- zimi ve bu çevre yolundan ayrılan kolların tesviye eğrilerine uyarak muhtelif noktalardan trafiği sitenin içerlerine sokması ve bunlar arasın- da sadece yaya trafiğine tahsis edi-
len yolların vasıtalar tarafından ke- sişmeden ara irtibatları sağlaması sir- külâsyonun esasını teşkil etmektedir.
Ereğli ile irtibat devlet yolu ile oldu- ğu gibi müstakbel inkişaflar_ sonunda kuzeydeki köy yolu güzergâhından da istifade suretiyle temin edilecek- tir. Siteye giriş noktasında tertip edi- len sosyal merkez fabrikaya gidiş ge- lişte kolaylıkla erişilecek bir uğrak olmak yanında, biraz uzak olmakla beraber mesken topluluklarından ya-
ya yolları ile erişilebilen bir durum göstermektedir
Çevre yolunun ve vasıta trafiğini içeriye sokan kolların etrafında ter- tiplenmiş dört katlı teknisyen ve us- tabaşı lojmanları ile personel lojman- ları ve iki katlık diğer lojmanların meydana getirdiği mesken sıraları ci- het, manzara ve araziye uyma bakı- mından müsait bir yerleşme göster- mektedir. Ancak, mesken topluluk- larının bir kısmının vasıta trafiği im-
İlli LLLL 1.1 II
S 33 n
—
Effi: anan
n i
««.a»
• m riOTin
MM soşöa:
i lM
i tMisafirhane ve Bekâr Personel pavyonu.
kânlarından uzak kalışı ve çok katlı teknisyen ve ustabaşı bloklarının iki katlı lojmanların sıralandığı sırtların alt kısımlarında alçak eteklerde ter- tibi uygun görülmemiştir.
Okulların merkezî durumu iyi bir yerleşmededir. Devlet yolu ile alt geçit arazi icabı mahzurlu görülmüş- tür.
İki katlı meskenlerin toprağa ya-
kınlığı iyi bir husus olmakla beraber tertip tarzlarındaki çözümler ve bil- hassa alt katların arka kısımlarının bodrum hüviyeti taşıması ve her iki cihetten girişin ortaya koyduğu sevi- ye ve kademe müşkülleri ile alt kat mutfak, WC ve yatak odaları pencere- lerinin mahremiyetten uzaklaşmış oluşu mahzurludur. Genel olarak bi- naların mimarî hüviyetleri vaziyet
planındaki seviyeyi göstermemekte- dir. Mevzuu ele alış ve analiz bakı- mından iyi bulunan, sirkülasyon ve yerleştirme bakımından uygun bir çözüm bulan bu proje çoğunlukla ikinci mükâfata lâyık görülmüştür.
21. sıra numaralı proje.
Kuzey - Güney istikametinde birbirine paralel üç sırttan müteşek- kil site sahasının şehre ve fabrikaya.
t d- i 1 1 n
ı=ngb c
U
• • • p
p r t u t e1 1 0
• m u
«Tl
d
r ^ v - a
L0TM4VJi.iC.iW ûı^TXWAl
cıfcıa ctpuzs>>
TEKMISyCKl İOJMA^LAUİ 19ü •
MAZAD1 ITICviRA
•
EP•
•
ajrpnj m g o•
C VAK CİMA V»UIİAVXfc«T« /nıiTioE m'ivüi£ MİSİİ. bO.JO-'.ıiK ,gjwu
•
rrrgc•
• • blOUN ÛI»TXM
tıuua. . »Bj'lCIT (
Aİ-TlCATUfSE . OOl.OIU.OK ( t»M
<j-,T İCATLAR. Tscuetı IU-_,*AT
T T t fcr n ~
Fi T LU
ffl U D İ
JO mx flO r
? -0X1
•ISO _
MCO _
1 p p i r
"I r p r
1
r" r - — i -
31 . y^Tiv taîjivici
1 " jjs.^O
cm
o
um pı r z n •
r n
c
E ° ==l t
• • u m f
ASMOLtEN l£l"aiSi_£EI . . KULIA>Jİİ.DIICJ.A£I
İ D « ^ j T
• aB =B| "
• BE F « | I
cc^B D s r g a Q
EEJrp n
T . PJw
W
aıeı^ıc t E0-* I 70IOOtrf Iao | "30
J<
— —
2. M Ü K Â F A T : Lojmanların yapı sistemleri
en yakın olan batıdaki sırta küçük mahallecikler halinde yerleşen bu proje ulaşma şebekesini arazinin mey- line uygun bir şekilde tanzim etmiş ve teşkil ettiği cephelerle güzel iç me- kân tesirleri elde etmiştir.
Birbirlerinden uygun mesafeler-
de yeşil sahalarla ayrılmış bulunan bu mahalleciklerin umumi yerleşme- deki durumları arazinin tabiatına uy- gun ve küçük bir iki istisna hariç gü- zel manzaraya açıktır.
Bu tertibin pahalı olan yol ve âmme tesisleri inşaatını asgari ölçü-
lere indiren avantajlarından istifade edilmiş ve sitenin etaplar halinde in- şaası takdirinde her türlü şehir âmme tesislerinin yalnız lâzım olanlarının inşaası mümkün olmuştur. Küçük mahalleciklerin lüzumlu olanlarının birbirinden tecridi de kabul edilen
3. MÜKAFAT :
Mimarları Özer A V Ş A R , Akdan O K A Nyol şebekesi sistemi sayesinde pek münasip şekilde temin edilmiştir.
Mesken bloklarının yükseklikleri eko- nomik inşaat hudutları içinde tutul- muş, buna mukabil sosyal imkânları müsait olan personel lojmanlarında ve mahalleciklerin manzarasını ka- patması muhtemel cihetlerindeki bloklarda alçak kitleler yerleştirilme- si monotonluğu önlemiştir.
Çarşıyı, sinema ve lokantayı ihti- va eden alışveriş ve eğlence merkezi- nin inkişafa müsait şekilde ve etap- lar halinde inşaasmı mümkün kılan, site içindeki hem yayaların hem de vasıtaların ulaşma kolaylığı bakımın- dan uygun olarj yeri aynı zamanda si- tenin dominant bir mimarî ve şehir-
cilik unsurunu teşkil etmeye müsait- tir.
Okulların kesif taşıt trafiğini kes- meden ulaşılabilir yerleri teklif edi- len kitlelerinin biraz mübalâğalı de- recede küçük ve trafik yoluna biraz fazla yakın olmasına mukabil uygun- dur.
Bekâr lojmanlarının yeri müna- sip şekilde tecrit edilmiş durumu da iyi bulunmuştur. Mevcut karayolu- nun güzergâhında yapılan ufak bir değişiklikle spor tesisleri için en mü- sait sahanın site külliyesine ithal edi- lişi ve böylece bu tesislerden istifade edeceklerin buralara emniyetle gidiş gelişleri temin edilmiştir.
Sitenin güneydeki karayolu ile
kuzeydeki köy yoluna bağlanışı ve böylece civarı ile (Ereğli - Devrek - Fabrika) irtibatı da münasip şekilde sağlanmıştır.
Site sahasının kullanılmayan kı- sımlarının inkişaf için yeni bir müs- takil mahalle tesisine müsait şekilde bir kül olarak boş bırakılması da ge- leceğin ihtiyaç anlayışının bu mahal- lenin tesiri altında kalmasını önle- mektedir.
Mesken tiplerinde iktisadiliği sağlayacak eleman tipleşmesine önem verilmiş, kabul edilen modüllerle bu husus her tipteki inşaata başarı ile tatbik edilmiştir. Prefabrikasyona imkân sağlayan bu sisteme rağmen mesken blokları mimarîsinin sıkıcılık- tan uzak tutulması başarılmıştır.
VİH."
«İEÎ-Ş CCPUK< . M. ı l/CO»
v* V » «I ış-'iı"; K E s z t i a
r j fte»?
SBW>4 tücr F*t_i.>Ol, A\ı \/l<50
«O>oev ceput-eJ. ı ı/ccosı -10- en
SÎfs>&.WA , UOCAVVıa. . ÇAKI ; F\ T. T. VE IMCritO .
3-U
ı
bîcIkjcî uürr p l a » o i , an. « >/<zoo
t 1 ' î**1 ' -i f ! t l î u
W 1
4fH I I CCTMC . » i l/coo
r •—r
VI, ı . I ı : II n * lı
•W II
I !! M/ü: 1\K
Lljl F"('ı 11./İÜ,İLCİ4J' '| *tjf>>; J -Ü'.- iitı !.' tftJU t .t
-İSİ-
CCPUC, W • l/CO»
EK>DCU\\ liir W ı l/COO
R E n
rpflu
"tr^r1
—n—i:
i±ı_L.
S A
»i •
;1 1 —I
• rt— 1
L'EOT, » l/coc
T l l - Ü f f
' l( I ,-KfT&UfOÎSVEtO CvT vC* t oo W
VSTA BAŞ-) C.V'1
ptjjO . M ı ı/COO
'VI HU:
ı . U..J.K •tt
Se^AE LODMAtOl V6 Mİ6AtncUAv>e
•Js a
E ı
i ;'-j ı n-r
i''"; 0 _L
TCP=«4 PUMI U I ı / v »
1111! B
TrtOfE 3 K ;rSMİM VJET , MI
JCSO»OE\. EVİ
m
pri 7TT I»I II] nn TP'ri
î r
H!;>/
İ
iti itti H'H tt'H 11 ti 11 11 H l! 1 n u n r
T rrfrır iHtULtl JillİLÜh'J m m r o r j r f r ı t j m . t u u u L BlfttytU :ı :ı rl i; kji n a z c h ' J K
İİ!Î!!.J!
ffSJ
f f j
Bil's* ,;••."
1 >1 i ıl ı 1 PEi3=OKjeu evi i
fjffi ı ş f p i M .
J l l i l L L E B
B J L ı I
La Um I ı f f - a —
fi w» lif Thggt* , .»A w tjıao
P IIÎF -lütl- -Mz- n + p 1 1 1 - ı S F l
-I-+I-
ur
İ S
•^ALIFIVE EVİ S
Pf~ Efil ta®—:
P O T u m \
• '
- r g -Ü £
1 3 "
tatrı PU.101, m ı ı/oce>
_ \î\ -
H r d - 1=1 U• - •
• M l a
3l
TÜP
1 SÛ- r
hi T?
İNŞAAT FİNANSMANI VE MESKEN PROBLEMİ
II
Yazan : ERCAN EVREN Y. Mimar - Müh.
Uzun zamandan beri harbe gir- memekle beraber gündengüne artan nüfus ve yabancı işçi adedi İsviçrede de «Mesken problemini» meydana getirmektedir. Yanlız şunu da göz- önünde bulundurmak lâzımdır ki, bu problem bizdekinden çok ayrı mâna- dadır. İsviçrede hattâ merkezî ve ku- zey Avrupada, büyük şehirlerin ya- rattığı «Gecekondulara» yahut Ana- dolunun Taş devrini andıran ikamet- gâhlarına rastlamanın imkânı yoktur.
Gaye; daha sıhhî, konforlu, ucuz, kı- saca mevcutlardan daha medenî yapı- lar meydana getirmektir. Yeni inşaat- daki konfor, inşaat kalitesi ve insanî ihtiyaçların (ısı, güneş meselesi, ay- dınlatma, izolasyon, garaj v.s. gibi) halledilmeye çalışılması ve bunlarsız bir projeyi düşünmeye dahi imkân olmaması bizdeki inşaat tarzı ve anla- yışıyla ne kadar büyük bir tezat teş- kil ediyor.
Gerek Arkitekt, gerekse günlük gazetelerden öğrendiğime göre acıklı bir durumda olan «Mesken dâvamız»
yeniden aktüel mevzuu olmuş. Dünya milletlerinin insanları daha müreffeh ve mes'ut yaşatmak için çalıştıkları bir devirde Türk ailesinin halâ bara- kaları andıran evlerde yaşaması insa- nın yüreğini sızlatıyor.
Bu vesile ile İsviçredeki finans- man ve mesken probleminden kısaca bahsetmek istiyorum. Mesken inşaa- tını üç kısımda etüd edebiliriz.
1. Arsası ve inşaat bedelinin % 20 sine sahip olan kapital sahipleri ban- kalardan rahatça ipotek karşılığı pa- ra alabilmektedirler.
İnşaat bedeli 2.500.000.— Fr. olan bir binanın finansmanını misal ola- rak vereceğim.
Şahsî sermaye Bankadan I nci ipotek
II nci ipotek
Ekseriyetle I nci ipotek hattâ II nci ipotek devamlı surette kalmak- ta, böylelikle hem bankalar paraları- nı işletmekte hem de halkı inşaata teşvik etmektedirler. Mal sahipleri de yatırdıkları sermayenin % 6 nis- betinde faizini almaktadırlar. Senelik kira bedelleri, bundan evvelki «Ran- tabilite»(*) başlıklı yazımda bahset- tiğim gibi, bu faizler üzerinden he- saplanmaktadır.
2. Muayyen müessese inşaat koope- ratiflerinin kendi memur ve işçileri için yaptırdığı meskenler : Prensip aynı olup, yanlız I nci ipoteği devlet düşük faizle yapmaktadır.
Şahsî sermaye kooperatif kiracı- lar tarafından temin edilmektedir.
I nci ipotek karşılığı % 1 faizle ( % 3V2 yerine) devletten,
II nci ipotek karşılığı % 4-4 V2 faizle bankalardan temin edilmekte- dir.
(*) Arkitekt, sayı 305, s. 184
Devlet «fond perdu»dan ilk I nci ipotek mahallî teşekkül II nci ipotek mahallî teşekkül
Faiz
% 20 500.000.— % 6
% 60 1.500.000.— % 3y2
% 20 500.000.— % 4-4 V2
2.500.000,00
Kiracılar meselâ 2.000.— Fr ile şahsî sermayeye iştirak etmektedir- ler. Böylece kiracılarda da istikrar sağlanmış oluyor. Herhangi bir kira- c n m evi terk etmek mecburiyetinde kalması halinde 2.000.— Fr. sahibine iade ediliyor, yerine gelecek olandan bu para tekrar almıyor. 3 V2 odalı nor- mal bir dairenin kirası birinci şekil- de 260 Fr. ise, bu tarz ile 200 Fr. a indirilmiş oluyor.
3. Bu şekilde, şahsî sermayeyi dev- let «Fond perdu» den vermektedir, mahallî teşekküller de düşük faizle ipotek yapmakta, böylece 260 Fr.lık dairenin kirası 150 - 180 Fr. a kadar düşmektedir. Bu evler çocuk adedi ve senelik kazanç miktarına göre kira- lanmaktadır (Meselâ, beş çocuklu ve senelik geliri 7.500.— Fr. dan az olan- lar yahut iki çocuklu senelik geliri 6.500.— Fr. dan az olanlar v.s. gibi).
2.500.000.— Fr. lık inşaatı yine misâl olarak alırsak; finansman şu şekilde olmaktadır.
sermaye 500.000.— Fr.S 1.500.000.— Fr.S 500.000.— Fr.S 2.500.000.00
Faiz
% 21/4
% 3
Bütiin bu misallerden anlaşılaca- ğı üzere gaye, aileleri mal sahibi yap- mak değil, onlara kirası ucuz sıhhi ve konforlu daireler temin etmektir. Fa- iz nisbsti ve prensibi insanlara yük
olmaktan çok uzaktadır. Bizdeki borç vadesi ve faizi yüzünden pek çok ta- nıdıklarımızın dert sahibi olduklarını bilirsiniz. Gerek finansman, gerek fi- kir ve gerekse tatbikat bakımından
çok sakat olan «Mesken dâvamızın»
bir an önce rasyonel ve faydalı bir şekilde halledilmesi için bütün kal- bimle duacıyım.
B İ B L İ O G R A F Y A :
B A L K O N E
Muhtelif Memleketlerden Balkonlar!
Pergola geçitleri ve T e r a s l a r Prof. Fıanz SCHUSTER Neşreden : Julius HOFFMANN
Verlag Stuttgart Bu kitap, münferit portafo bal- konlardan pergola geçitleri ve teras- lara kadar her türlü mevzuları ihti- va etmektedir. Kitabın sistematik ter- tiplenmiş giriş tarzı, ne gibi esas şe killendirme imkânları olduğunu ve plân tertibinde ve detaylarda hangi faktörlerin göz önünde tutulması icap ettiğini göstermektedir :
Balkonların kullanılışında : eb'ad ve cihetlendirme, güneş, rüzgâr ve manzara mühim bir rol oynamakta- dır. Yazar konu ve malzemeyi her ba- kımdan incelemiş ve muhtelif nokta- ları yazı, fotoğraf ve resimle makûl
bir şekilde izah etmiştir. Meselâ muh- telif balkon şekillerine dair umumî bir bakış şeması bunları nasıl üst üste ve yan yana tertip edilebileceğini gösterdiği gibi balkonların nasıl ayrı- labileceğini veya birleştirilebileceğini de göstermektedir. Nümune teşkil ede- cek şekilde iyi halledilmiş detay nok- taları mukayese edilmek üzere karşı- laştırılmış :
Balkon döşeme plâkları nasıl ol- malı, korkuluk duvarı ve parmaklık nasıl teşkil edilmeli bina ile irtibat, suların akıtılması, rutubetten muha- faza ve ısı izolasyonu hakkında dü- şünceler.
Kitabın esasını teşkil eden misal- lerde fotoğraf ve tatbikat resimleri birbirini tamamlamaktadır. Profesör Franz Schuster gibi bir yazar tara- fından bunların büyük bir itina ile seçilip tertip edilmiş olması pek ta- biîdir. Bu kitap balkonların ne kadar iyi detaye edildiğini gösterir. Bina, plân ve kesitleri bina bütününe olan münasebetlerini göstermektedir. Ör- nekler umumiyetle ev inşaatından
alınmıştır. Çünkü balkon münferit ikametgâhlardan blok binalara kadar her türlü inşaatta en mühim rölü oy- namaktadır. Bununla beraber hasta- ne, bakım evleri, otellerde ve hattâ büro binalarında rölü vardır. Münfe- rit balkonlar, sıra balkonları ve per- gola geçitleri yanında locia ve teras- larda yer almaktadır. Muhtelif mem- leketlerden alınarak tertip edilmiş f o - toğrafla balkonların insanlara her yerde nasıl daima hizmet ettiğini, bir evin cephesine verdiği özelliği ve es- ki zamanlarda nasıl reprezantatif maksatlarla kullanıldığını göstermek- tedir.
Profesör Franz Schuster bu ki- tapda yaln.z teknik doğru detayları ve estetik şekilleri vermekle kalmı- 3ror, aynı zamanda balkonun fonksi- yon bakımından kullanma şartlarının esaslarını da tespit etmiş oluyor. Ken- disi bu suretle balkonlara dair bütün sorulara öğretici ve ilham verici ce- vapları ihtiva eden kıymetli mimarî bir kitap vücuda getirmiş oluyor.
Ş. Lugal
E D W A R D S T O N E
AMERİKAN MİMARLIĞINDA YENİ BİR YÖN
I I
A P T U L L A H K U R A N Orta Doğu Teknik Üniversitesi
(Geçen sayıdan devam)
Ü l
İ l i
İ l i
« « s İ i l
»ssîfl te
İ p l i ggSîKî;
•îffiîşâ!
ı ı i i p ®
İ i İ İ i i f
l l i l i gsBSB
I t p i l l g p E |||
H H V
K î p s a a
i i p H İ .
^ I P i ü
IEİEEEÎBî^IİîmS:
İ l S H İ
l l i l İ İ l
».•. >. ,».,» • .•; » W . VV* IKlvua».» . IK X y / >• >•>;.-. • >•... x y JÇ. gg**®***"; < * * * * * * * * S S S K K * ) C X X .
r, y. x«:< a >: x k x x * x >i :< x x>s S 5 /.
< r.,,f.. - ...
îSîaîcftîSî'/îîîîHvî"^ -::. •:: •• - i : ;
-'K/ur.--., • / • T. /> . . .
Resim 18 : South Caroüna Üniversitesi öSrenci yatakhanesi Resim 20 : A y n ı binanın inşadan sonraki hali
Maria ile tanışmasından sonra bir- den içkiden vazgeçti, ve b u halin psikolojik tesiri büyük oldu. Stone bu konuda şöyle d i y o r : « R i p van W i n k l e * * gibi tepeler- de uyuyordum; aşağı indim ve Maria b e n ; hayata iade etti. Son beş yıl içerisindeki çalışmalarım doğrudan doğruya mesut bir izdivacın neticesidir» (3). Hakikaten Sto- ne'un 1954 yılında Yeni Delhi A m e r i k a Büyükelçilik binası ile başlıyan ve bugün hâlâ bütün hızıyla devam eden mimarlık gücü gerek bu mimarın gerekse çağdaş Amerikan mimarlığının gelişmesi b a k ı m m -
* * Rip V a n W i n k l e Amerikalı yazar Washington Irving'in hikâye kahrama- nıdır. Hikâye, H u d s o n nehri üzerinde küçük bir Felemenk köyünde oturan Rip Van Winkle'ın bir gün Catskill dağlarında dolaşırken uykuya dalma- sını ve köyüne döndüğünde yirmi yıl
uyumuş olduğunu öğrenmesini anlatır.
(3) T i m e M e c m u a s ı , 31 Mart 1958
dan kayda ve tetkike değer. Tül gibi hafif ve şeffaf kafes duvarları, yaldızlı narin kolonları, su şakırtıları ve kuş sesleriyle bezenmiş iç bahçesi, simetrik ve eksensel düzeniyle bu bina Stone'un bir psikolojik Odise'den sonra vardığı huzuru ifade ettiği kadar Walter Gropius, Mises van der R o h e , Lcuis Sert, Marcel Breuer gibi Amerikaya yerleşmiş Avrupalı mimarların eserleriyle bilfiil A m e r i k a toprağına aşıladıkları « E n - ternasyonal E k o l » felsefesinden A m e r i - kalı mimarların uzaklaşmaya başlamaları- nın ilk merhalesidir. Bu, aynı zamanda,
«Enternasyonal E k o l » mimarlığına sarılarak Neo-Klâsik stilden sıyrılan Amerikan mi- marlığının tekrardan klâsik çerçeve içe- risinde çalışma yolunu tuttuğuna işaretti.
Stcne'dan başka L o u i s Kahn, Paul Rıı- dolph, Minouri Yamasaki, Philip John- son müteveffa Eero Saarinen bu cereyana katıldılar.
Y e n i Delhi binasının ( 1 9 5 4 - 5 6 ) İkinci D ü n y a Harbi sonrası devrinin en başarılı
mimarlık eserlerinden biri olduğu muhak- kaktır (Res. X I V ) . D a i m î bir huzursuzluk içinde bulunan çağımızda Babiirlü M i m a r - lığının sakin ve ahenkli havasını yarata- bilmek büyük başarıdır (Res. X V ) . Kendi- sininkinden başka kimsenin yaptığı bina- ları beğenmeyen Frank L l o y d Wright dahi Yeni Delhi Büyükelçilik Binası için, «bu bina son yüzyıl içerisinde inşa edilen en mükemmel binalardan birisidir,» demişti (4).
Yeni Delhi Büyükelçilik Binası derhal meş- hur oldu; her tarafta mimarlık dergilerinde neşredildi; ve Stone'un N e w Y o r k ' d a k i bü- rosuna her taraftan iş yağmağa başladı.
1956 ve 1958 yılları arasında Texas'da bir ev, California'da Stanford Üniversitesi için 475 yataklı bir hastahane ve bir kütüphane, yine California'da Stuart ilâç şirketi için bir fabrika, South C a r o ü n a Üniversitesi için bir kütüphane ve öğrenci yatakhaneleri, A r - kansas Üniversitesi için evli öğrenci apart- (4) T i m e M e c m u a s ı , 10 Eylül 1956
Resim 22 : A . B. D. Paviyonu - Brüksîl. 1; röriinüş
Resim 2 3 : M o d e r n Sanat galerisi N e w - Y o r k . Maket 1959 Resim 2 4 : A m b r o z i o M i l a n o 1140 Atriumdan görünüş
K 5 I I P . ® I M P . P . 2 5 _ 3 3 2 3 1 1 1 I I 1 1 1 1 u ] I
etunr»——"-.-VİİMB
İ B i H M I I İ İ İ İ İ E I I I I I I I I I I i a m
Resim 25 : North Carolina Meclis binası. Maket
Resim 26 : Villa Kapra Venedik Andree Palladio
Resim 27 : North Carolina Meclis binası
manları, Nevv Y o r k ' d a M o h a w k Valley T e k n i k Okulu, Brüksel D ü n y a Fuarında Birleşik Devletler Pavyonu ve daha az ö n e m l i sayısız proje hazırladı. Bu binala-
rın hemen hepsinde Stone artık imzası ye- r i n ; geçen beton kafes kullanmıştı. Ev ol- sun, hastahane olsun, fabrika olsun, kü- tüphane olsun, her binaya bu romantik kı- lıfı geçirip ifadî bakımından dış dünya ile ilgisini kesiyo-du (Res. X V I ) . C a m satıh- lara ihtiyaç c'.an yerlerde ise bütün bina- nın etrafını yine beton kafesten yüksek duvarlarla çevirip aynı neticeyi e'.de et- meğe çalışıyordu (Res. X V I I ) . Fakat bir zaman geldi ki bu temiz ve vakur malzeme Stone'un mimarlığını ikinci plâna attı. Ha-
. kat R:sirn 28 :
flf kafesli, altın kolonlu, geniş saçaklı, za- rif detaylı, sakin ve serin avlulu Yeni Delhi binisinin yerini South Carolina Üniversitesi yatakhane binaları gibi bir kafes arkasına tıkılmış hantal, sıkıcı, ölçüsüz binalar al- mağa başladı (Res. X I I I ve X I X ) . Stone bu konuda şöyle d i y o r : «Güneyli eğitimciler günümüzün c a m duvarlı yatakhane mimar- lığından şikâyetle ısı, parıltı ve mahremi- yet meselelerine işaret ettiler. Beton peçe bu güçlükleri önlüyor. Metre kare olarak işçilik dahil maliyeti 10 dolar ki jaluzi fia- tının takriben aynıdır. Klima yükü de üçte t ' r nispetinde azalmaktadır» (5). Stone, (5) Architectııral R e c o r d , Şubat 1958
şehir merkezi O k l a h o m a
cam kutu mimarlığını reddetmekte haklıdır;
ancak muhakkak surette, yüzlerce metre kare sathın bütün yapı ayıplarını örten sıva kabilinden beton kafes ile kaplanması ge- rekmez. Hele kafesin gerisindeki esas bina- nın cepheleri tamamiyle cam o l m a y ı p duvar satıhlarına pencereler açılmış ise. Aslında,
«Enternasyonal E k o l » ü n kuru ve siissüz mimarlığına, Le Ccrbıısier'nin kaba ve ha- şin ifadesine karşı Stone'un ileri sürdüğü hafif ve zarif mimarlığın belkemiği sathî bir yapı elemanı değildir. Makııl miktarda kullanıldığı zaman X X . yüzyılın me'.hod v : estetiğini dile getiren beton kafes ç o k b " " 'ü'c satıh'arı herhangi bir değişime m e y - dan vermeden amansız bir şekilde kapladığı
H O B M B f i ! ! ^
m-
Resim 2 9 : Büro binası. L o s Angeles
Resim 30 : Manastır. South Carolina
Gayet ferah, aydınlık ve zengin bir iç mekâna sahip olan Brüksel P a v y o n u bil- hassa geceleri gerek duvarlarından gerekse çatısından etrafa yayılan ışıkla daha da hafif ve öîçülü bir hüviyet kazanıyordu.
Bu binanın tasarlanmasında «Koliseum'un rol oynadığı bir vakıadır. Bilhassa K o l i - seum'un crtası delik branda bezi portatif çatısı ile Stone'un çelik ve plastik çatısı yapı bakımından eştir. Stone şuurlu bir şekilde tarih ile irtibatını Y e n i Delhi binasında kurmuştu. Brüksel Pavyonunda biraz daha ileri gitmiş tarihsel bir binayı kendisine hem f o r m u hem yapısı bakımından örnek almıştır. Brüksel Pavyonundan sonra da ta- rihsel binaların f o r m u n u günümüzün ihti- yaç, yapı ve malzemesiyle yoğurarak ça- lışma yoluna girdiğini görüyoruz.
1959 yılında projesini hazırladığı N e w Y o r k M o d e r n Sanat Galerisi Stone'un N e o - Klâsik çalışmasının güzel bir misalidir (Res.
X X I I I ) . Orta Ç a ğ İtalyan çan kulelerin- den (Res. X X I V ) mülhem bu bina R o m a n mimarlığının havasını taşırken Stone'un Scııth Carolina Üniversitesi yatakhanele- rinde müşahede ettiğimiz tamamiyle kendi içine kapalı fakat iç hayatı bulunmayan manasız ve ruhsuz mimarlıktan uzaklaş- tığına da işaret etmektedir. Galeri binasın- da kafes, arkası cam olan yerlerde kullanıl- vakit kaba ve cansız bir ifadeye bürün-
meğe mahkûmdur. Stone bu y o l d a taassu- bunu o derece ileri götürdü ki South C a r o - lina yatakhane binasının maketinde görü- len ve kifayetsiz de olsa, bina sathına bir katre hafiflik sağlayan üst kat dikey pence- relerini bitmiş binaya k o y m a m ı ş , kafesin hiçbir şekilde yırtılmasını muvafık b u l m a - mıştı (Res. X X ) .
M a a m a f i h . eserlerinin yeknesak bir hüviyete büründüğü 1958 yılında Stone bir şaheser daha ortaya ç ı k a r d ı : Brüksel D ü n y a Fuarında Amerika Birleşik Devlet- leri Pavyonu. Gayet büyük bir havuz, yu- varlak bir pavyon binası ve yine, fakat çapı daha küçük, yuvarlak bir sinemadan teşek- kül eden k o m p o z i s y o n u n en ilgi çeken ele- manı esas pavyon binasıdır (Res. X X I ) . İçte ve dışta iki sıra yaldızlı, narin kolon arasmda şeffaf plastikle doldurulmuş çelik bir kafes, pavyonun dış duvarını teşkil e l e r . Arka tarafta yüksek araziyle birleşip teras haline gelen bir balkon ise daireyi çevreler. Merkezde bulunan çelik silindir çelik kablolarla kolonlara bağlanmış, ç e - lik tellerin üzerine buzlu plastik plâklar ko- nularak asma çatı örtülmüştür. Silindirin üstü açıktır; yağmur suyu pavyonun orta- sında bulunan büyük havuzda toplanır (Res. X X I I ) .
Resim 3 1 : San Giovanni Değli Eremiti. Palermo 1132