• Sonuç bulunamadı

ŞEHADET VE BAĞIMSIZLIK RUHUNUN ZAFERİ: ÇANAKKALE

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2022

Share "ŞEHADET VE BAĞIMSIZLIK RUHUNUN ZAFERİ: ÇANAKKALE"

Copied!
5
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

ŞEHADET VE BAĞIMSIZLIK RUHUNUN ZAFERİ: ÇANAKKALE

Düşman bir olmuştu, Çanakkale’yi kolayca geçebileceğini sandı. Kendini yenilmez sanıyordu. Ama kolay mı ” Çanakkale geçilmez!” diyen askerimizi ezip geçmek? Anadolu topraklarına göz dikmek o kadar basit mi? Anadolu Alparslan’ın, Yavuz’un, Fatih Sultan Mehmet’in, Kanuni’nin diyarıdır. Hacı Bektaşi Veli’nin, Mevlana’nın, Yunus Emre’nin memleketidir. Anadolu bir ruhtur ve o ruh asla

yenilmez. Anadolu bir tohumdur ve o tohum asla ezilmez. İşte Anadolu’nun kilidi de Çanakkale’deydi ve o kilit asla açılamayacak ve o kapının eşiğinden asla geçilemeyecekti. Çünkü tüm yokluklara, tüm imkânsızlıklara rağmen düşmanın modern silahlarına göğsünü siper etmiş kahramanlar yetişir bu diyarda. Tıpkı 15 Temmuz günü halkın elinde hiçbir silah olmamasına karşın etten duvar örerek düşmanı köprüden geçirtmeyen gazilerimiz, şehitlerimiz gibi. “Çanakkale geçilmez!” diyen ruh neyse 15 Temmuz’daki ruh aynı ruhtu. Adlar, mekanlar değişse de ruh aynı ruh, iman aynı imandı. İşte bu ruh karşısında ne sahipleri ne de kuklaları durabildi. Çünkü bedenler yok edilebilirdi ama ruh asla yok edilemezdi.

Hendek Şavaşı’nda müşrikleri hendeklerden geçirtmeyip namusunu, dinini koruyan

sahabelerdeki ruh neyse Çanakkale’de düşmanı geçirmeyen ruh da aynı ruhtu. Bedir’de az sayıda Müslüman’ın müşriklere galip gelmesindeki inanç ve şehadet arzusu neyse Çanakkale’deki inanç ve şehadet arzusu da aynısıydı. Mehmet Akif’in deyimiyle: “ Bedr’in aslanları ancak bu kadar şanlı idi.”.

İşte Çanakkale’de böyle bir iman ve şehadet ruhuyla savaşa girdi yedi düvel. Onların ellerinde son teknoloji gemiler ve silahlar olsa da arkalarında en güçlü devletler saf tutsa da Anadolu evlatlarının arkasında Allah, yüreklerinde iman, dillerinde dua, akıllarında sevdikleri ve önlerinde düşman vardı. Elleri kınalıydı ve dillerinde şu ayet vardı: “ Allah yolunda öldürülenlere ölü demeyiniz.

Onlar diridirler lakin siz bilemezsiniz.” İşte ruhla savaştı yiğitlerimiz. Düşmanın hevesi kursağında kaldı. Bir kere yola çıkmıştı halkımız. Dönmek olmazdı. Ölmek olurdu lakin dönmek olmazdı.

Mehmetçik’e binlerce bomba, mermi yağdıran düşmanın boğazın derin sularına, Gelibolu’nun uçsuz bucaksız siperlerine gömüldüğü Türk askerinin gücünü, imanını iliklerine kadar hissettirdiği, milletin bir bütün olarak dünyaya meydan okuduğu ve dünya var oldukça dillerde destan olarak söylenecek bir zafer çıktı ortaya: Çanakkale.

Çanakkale Zaferi, belki de Anadolu halkının yaşadığı en büyük zaferlerdendi ama aynı zamanda yaşadığı en büyük acılardan biriydi de. On binlerce şehidimizin kanıyla sulandı bu topraklar. Akif’in “ Bastığın yerleri toprak diyerek geçme, tanı.” demesi bundandı.

Mermisi tükenmiş, mevzisini terk edip geri çekilmek yerine süngüsünü takıp taarruza geçmiş, düşmana doğru koşarken ölümü kucaklamış korkusuz on binlerdir. Yok olmuş hayallerin, bu dünyada hiç yaşanamayacak, ahirete bırakılmış kavuşmaların resmidir. Evladını kaybetmiş bir annenin feryadı, babasına bir daha sarılamayacak çocukların özlemi, sevdiğini bir daha göremeyecek olan bir kızın gözyaşıdır Çanakkale. Sadece Mehmetçik’in zaferi değildir Çanakkale. Vatan sevgisini kendinden, sevdiğinden, anasından, babasından üstün tutmuş yediden yetmişe herkesin kısaca Türk halkının zaferidir.

Tarihin seyrinin değiştiği yerdir. Türk’ün esarete karşı baş kaldırışıdır, bağımsızlık için, vurulan prangaları parçalayış hikayesidir. Şairin deyimiyle:

“Dur yolcu! Bilmeden gelip bastığın Bu toprak, bir devrin battığı yerdir

(2)

Eğil de kulak ver, bu sessiz yığın Bir vatan kalbinin attığı yerdir.

Düşün ki, haşrolan kan, kemik, etin Yaptığı bu tümsek, amansız, çetin Bir harbin sonunda bütün milletin Hürriyet zevkini tattığı yerdir.”

10 A Esra Arslan

ÇANAKKALE GEÇİLMEZ!

Kahramanlar, denizden göğe çelik bir ağ ördüler, İngiliz'i, Fransız'ı, Anzak'ı Çanakkale’den sürdüler.

Koca gemiye gökten gülle indirdi Seyit Onbaşı.

Düşmanı bozguna uğrattı, dindirdi gözyaşı.

İşgale duvar oldu Seddülbahir Gelibolu.

Tabyalara koştu genç yaşlı bütün Anadolu.

Düşmana kâbus oldu Arıburnu Kumkale.

İngiliz mağlup oldu, efsaneleşti Çanakkale.

Ecdat iman dolu göğsünü siper yaptı vatana.

Saygıda kusur etme, Gelibolu’da yatan şehit atana.

Kenetlenmişti elleri kınalı on beşlik kahramanlar.

Toprak yarılmış, deniz buz kesilmiş, ağlamıştı bulutlar.

(3)

Şehitler Buraklarına binip cephenin ön saflarına uçtular.

Düşmanı deniz ile kara arasında kuşattılar!

Çanakkale topraklarında düşmana mezar kazıldı.

Şehitlerin kanı ile tarihe bir destan yazıldı.

Vatan, namus, mukaddesat uğruna feda olanlar ölmez.

Birliğimiz daim oldukça vatan bölünmez, Çanakkale geçilmez.

Vildan Sayar 10 A

DUY GENÇLİK, BURASI ÇANAKKALE!

Duy gençlik!

Deniz, bayrağımızın al rengine büründü.

Denizi al renge bürüyen, on beşlik Mehmetçiklerdi.

Bu vatanı bize bıraktılar,

Uğruna can verdikleri toprağın altına yattılar.

Duy gençlik!

Evlatlar, analarının ellerini öptüler.

Kimisi ailesini kimisi dostlarını bırakıp gittiler.

Anaların içinde bir kor ateş yanar,

İçindeki yangına rağmen vatan sağ olsun der analar.

Duy gençlik!

Bedenleri uykuda fakat ruhları uyanık şehitler yatıyor burada, Yeryüzünde insanlar, gökyüzünde melekler ağladı onlara.

İngiliz, Fransız vatanımıza ağ kurdular;

Türklerin iman gücüyle bertaraf oldular.

(4)

Duy gençlik!

“Çanakkale geçilmez!” dediler geçilmedi, Zafer bizimdir, dedi yiğitler elde edildi.

Bu uğurda nice canlar verildi,

Vatanımız biz gençliğe emanet edildi.

Duy gençlik!

Ey Türk genci, artık uyan!

Bu vatanı sana bırakan on beşlik Mehmetçik’tir inan.

Senin de bu vatana birçok sorumluluğun vardır, Bu bayrak, seninle göklerde ilelebet dalgalanmalıdır.

BETÜL TUĞTEKİN 10 A

YAŞATMAK İÇİN ŞEHİT DÜŞENLERE Renkler solar Çanakkale’de.

Ne sarıydı güneş, Ne maviydi deniz,

Kimindi zafer, neydi barış?

Bir vaveyla yayılan sokaklarda, Bir türkü tutulan meydanda, Yaşam ile sonsuzluk arasında, Son bir direniş…

Bu vatanın üzerindeki o mavi ışık;

Toza toprağa bulanmış simalardadır.

Şehidin istiklal hasreti, Sırtındaki mermiden ağırdır.

(5)

On beşinde Mehmetçik ancak.

Leblerindeki kana,

Anaların gözyaşındaki sıcaklığa Ve şana bürünür sancak.

Nasıl bir iman gücüdür, Göğsünde taşıdığın.

Ne büyük derstir, Zalime yaşattığın.

Yalnız Hakk’a boyun eğmiş O büyük insanlar,

18 Mart günü göklere yükselmiş, Yaşasın diye çocuklar.

Sen rahat uyu şehidim, Vatan bize emanet.

Bu bayrak gökyüzünde Salınacak ilelebet!

SARA ŞAHİN 10 A

Referanslar

Benzer Belgeler

Tekerlekli ahşap kundakları olan toplar savaş sırasında gemilerin küçük çaplı toplarıyla vurulsalar da hasar almazlardı.[F.3] Ancak savaş sırasında ahşap

Fakat Troia ile Akha krallıklarından biri olan Sparta ile yapılan bu barış anlaş- ması, bize daha öncesinde taraflar arasında var olan bir savaş ya da en azından çatış-

Uzun zamandõr Büyük Kralõnõn hizmetinde ve Pers ordusundaki paralõ askerlerin komutanõ olan Memnon, Makedonya falankslarõnõn gücünü iyi bildi÷inden, onlarla

Zafer kazanılmış ama savaş kaybedilmişti. Başkent İstanbul’da İngiliz ve Fransız gemileri demirlemiş, Osmanlı topraklarını paylaşıyorlardı. Ama Çanakkale’de ünü

Türkiye'nin en seçkin münazara turnuvalarından biri olan İstanbul Erkek Lisesi Münazara turnuvası bu yıl 24-25 Mart tarihlerinde okulumuzda yapıldı.. Bu yıl al

ve sosyal dengesizliklere neden olduğu için .... Nüfusun geçmiş dönemlerdeki özelliklerine bakarak gelecekteki nüfusla ilgili varsayıma dayanan öngörülere ...

Ülkemizden yapılan bir çalışmada multipartnerle cinsel ilişki kontrol grubuna göre kronik hepatit C hastalarında daha sık görülmesine rağmen risk faktörü olarak

Kraus, Harm ve Fink (2009) girişimci pazarlamanın, yalnızca küçük ölçekli ve girişimciliğe yeni adım atılmış olan pazarlama çalışmaları şeklinde ifade